Ana-çocuk ilişkisi

Bu konu başlığı altında 55 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Anne baba ilgisinin okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılan çocukların anne babalarına anne baba ilgisini geliştirmeye yönelik eğitim programı örneği hazırlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bura İli Nilüfer İlçesinde MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 40 çocuk ve onların anne (40) babaları (40) olmak üzere toplam 120 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Çocuğa Yönelik Anne Baba İlgisi Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ)" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara yönelik bilgi edinmek için "Genel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deney ve kontrol grubu karşılaştırmaları için "İlişkili Ölçümler İçin Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği'nden elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğine "Mann-Whitney U Testi", anne babanın yaşı, öğrenim durumu, evdeki birey sayısı, kaçıncı çocuk, aile gelir düzeyi değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi incelemek için "Kruskall-Wallis H Testi" kullanılmıştır. Anne baba ilgisi de aynı değişkenler açısından incelenmiş ve aynı analizler uygulanmıştır. Bulgular ışığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerinde etkisi olduğu, olumlu anlamda gözlenen bu etkinin ise anne baba ilgisindeki artıştan kaynaklı olduğu görülmüştür. Öz düzenleme becerileri ve anne baba ilgisindeki artışın etkisinin uzun süreli olup olmadığını incelemek için son testten bir ay sonra kalıcılık testi uygulanmış ve analizinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Sonuç olarak; anne baba ilgi puanları ve öz düzenleme becerisi puanları arasındaki Korelasyon Testi Analizleri de dikkate alındığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerilerine olumlu etkisinin olduğunu göstermekle birlikte anne baba ilgisine geliştirmeye yönelik verilmeye çalışılan eğitiminde anne baba ilgisini geliştirmede etkili olduğuna dikkat çektiği söylenebilir.

Ana-babaAna-baba tutumuAna-çocuk etkileşimi+4
Saliha Eren
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün yetenekli çocukların anneleriyle olan ilişkileri ve başarı güdüleri

Bu araştırmanın amacı, üstün yetenekli çocukların ve annelerinin, anne-çocuk ilişkilerinde, kabul-red ve kontrol algıları, çocukların başarı güdüsü ve çocukların anne kabul-red ve kontrol algıları ile başarı güdüleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Adana ve Mersin İli Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden 5. ve 6. sınıf öğrencileri ve anneleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 103'ü kız, 126'sı erkek olmak üzere, toplam 229 öğrenci ve 179 anne oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kontrol-Anne Kısa Form, Çocuk/Ergen Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği/Kontrol-Anne Versiyon Kısa Form, Eğitimde Motivasyon Ölçeği, Anne ve Öğrenci Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler Mann-Witney U testi, Kruskal-Wallis H testi ve Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirilip, anlamlılık derecesi p<.05 olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, annelerin çocuklarına yönelik davranışlarını yüksek düzeyde kabul, düşük düzeyde red ve orta düzeyde kontrol edici olarak algıladıkları bulunmuştur. Annelerin kabul-red ve kontrol algı düzeylerinin, sınıf, cinsiyet, anne yaşı, doğum sırası ve annenin çocuk sayısı, değişkenlerine göre farklılık göstermediği; anne eğitim durumu, çalışma durumu ve ailenin gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Çocukların annelerini yüksek düzeyde kabul, düşük düzeyde red ve orta düzeyde kontrol edici olarak algıladıkları bulunmuştur. Çocukların kabul-red ve kontrol algı düzeylerinin, sınıf, anne yaşı, doğum sırası ve annenin çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği; cinsiyet, anne eğitim durumu, çalışma durumu, ailenin gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Annelerin ve çocukların algıladıkları ebeveyn kabul-red ve kontrol düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Çocukların özdeşleşmiş dışsal motivasyon ve içsel motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu, motivasyonsuzluk ve içe yansıtılmış dışsal motivasyon düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Çocukların motivasyon düzeylerinin, anne eğitim durumu, çalışma durumu ve doğum sırasına göre anlamlı farklılık göstermediği; sınıf, cinsiyet, anne yaşı, ailenin gelir durumu ve annenin çocuk sayısı değişkenlerine göre ise anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Çocukların anne kabul-red algıları ve motivasyonları arasında zayıf, anlamlı düzeyde ilişkilerin olduğu; anne kontrol algıları ve motivasyonları arasında orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Üstün yetenek, anne-çocuk ilişkisi, kabul-red, kontrol, motivasyon

Ana-çocuk iletişimiAna-çocuk ilişkisiBaşarı+5
Kübra Arslan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prematüre yenidoğanlarda kanguru bakımınım bebeğin vital bulgularına ve anne bebek ilişkisine etkisinin incelenmesi

Amaç: Prematüre yenidoğanlarda Kanguru Bakımı (KB)'nın anne-bebek ilişkisine ve bebeğin vital bulgularına etkisini incelemektır. Gereç ve Yöntem: Deneysel tipte olan araştırma, Eylül 2018 – Kasım 2019 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi (MCBÜ HSH) Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, YYBÜ'de yatan 40 prematüre yenidoğan ve ebeveyni oluşturmuştur. Veriler: "Anne ve Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu", "Bebek ve KB İzlem Formu", "Doğum Sonrası Ebeveynlik Davranışı Ölçeği" ve "Maternal Bağlanma Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U, Wilcoxon, Kruskal Wallis ve Ki-Kare testleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada, Çalışma ve Kontrol grubu yenidoğanların sosyodemografik özellikleri açısından, iki grup arasında doğum ağırlığı (p<0,05) dışında, istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Çalışma ve Kontrol grubu annelerin gruplar arası maternal bağlanma ölçeği ön test ve son test ortanca puanları arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Çalışma grubu yenidoğanların KB öncesi ve sonrası solunum sayısı ortanca puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), KB öncesi ortanca puanlarının KB sonrası ortanca puanlarından daha yüksek olduğu belirlendi. Çalışma grubu yenidoğanların kalp atım hızı, SpO2 ve vücut ısısı gibi vital bulguları grup içi ortanca puanları arasında ise anlamlı fark olmadığı saptandı (p>0,05). Çalışma ve kontrol grubu yenidoğanların gruplar arası kalp atım hızı ön test ve son test ortanca puanları arasında anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Çalışma grubundaki yenidoğanların ön test ve son test kalp atım hızı ortanca puanlarının kontrol grubundaki yenidoğanların ortanca puanlarından daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuçlar: Araştırmada, KB'nın prematüre yenidoğan bebeğin vital bulguları üzerine iyileştirici etkilere sebep olduğu ancak maternal bağlanmayı etkilemediği saptanmıştır.

Ana-çocuk ilişkisiAnne-bebek etkileşimiBebek-prematür+5
Fatma Angün
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4-5 yaş çocukların annelerinin duygu sosyalleştirme davranışlarının anne çocuk ilişkisi ve çocukların sosyal becerileri üzerindeki rolünün incelenmesi

Bu çalışmada annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarının, anne çocuk ilişkisi ve çocukların sosyal becerileri üzerindeki rolünü incelemek amaçlanmaktadır. Aynı zamanda annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarının, anne çocuk ilişkisinin ve çocukların sosyal becerilerinin demografik değişkenlere (çocukların cinsiyeti, yaşı, kardeş sayısı, nesneye bağlanma durumu ve anne yaşı, eğitim durumu, çocuk psikolojisi ile ilgili yayın ve eğitimleri takip etme sıklığı) göre farklılaşma durumununun incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden "ilişkisel tarama yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 4-5 yaş çocuğu olan annelerden veri toplanmıştır. Veri toplama sürecinde annelerin ve çocukların demografik bilgilerini tespit etmek için "Kişisel Bilgi Formu", annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarını belirlemek için "Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği", çocukların sosyal becerilerini tespit etmek için "Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi-Derecelendirme Ölçeği Okul Öncesi Versiyonu Aile Formu" ve anne çocuk arasındaki ilişkiyi belirlemek içinse "Çocuk Anne-Baba İlişki Ölçeği Anne Formu", kullanılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek üzere SPSS.26 paket programı kullanılarak bağımsız örneklem t testi, tek yönlü ANOVA analizi, pearson korelasyon katsayısı ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre annelerin bazı duygu sosyalleştirme davranışları çocukların yaşına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, kardeş sayısına, nesneye bağlanma durumuna ve annelerin çocuk psikolojisi ile ilgili kaynakları takip etme sıklığına göre farklılaşmaktadır. Anne çocuk ilişkisi annelerin çocuk psikolojisi ile ilgili kaynakları takip etme sıklığına göre farklılaşmaktadır. Çocukların sosyal beceriler alt boyutları çocukların cinsiyetine, yaşına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna göre farklılık göstermektedir. Yapılan regresyon analizinde annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarının anne çocuk arasındaki ilişkiyi ve çocukların sosyal becerilerini yordadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular literatürdeki çalışmalar dikkate alınarak tartışılmıştır. Bulgulardan yola çıkarak ileride yapılacak çalışmalar için, ebeveynler için ve alanda çalışan uzmanlar için öneriler sunulmuştur.

Ana-çocuk ilişkisiAnnelerDuygu sosyalizasyonu+4
Şeyma Nur Yaslı
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında kadının annelik rolü: Elisabeth Badinter ve eleştirel annelik teorisi

Toplumsal yaşantımızın önemli bir parçası olan annelik, tarih boyunca hem toplumsal cinsiyet bağlamında hem de feminist teori bağlamında tartışmalı bir konu olmuştur. Kadınların biyolojik olarak doğurma özelliğine sahip olması, annelik içgüdüsüne sahip oldukları fikrine ve uzun yıllar boyunca bu fikre sorgulamadan inanılmasına yol açmıştır. Toplumsal cinsiyet bağlamında ise annelikle ilgili sorumluluklar kadınlara atfedildiği için kadınlık ve annelik kavramları uzun yıllar boyunca eş anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bu alanda toplumsal cinsiyet perspektifinden akademik çalışma eksikliği ve Fransız feminist ve filozof Elisabeth Badinter'in Türkiye çapında yeteri kadar tanınmaması, bu çalışmanın doğmasında etkili olmuştur. Bu çalışmada Elisabeth Badinter'in Annelik Sevgisi ve Kadınlık mı, Annelik mi? kitapları çerçevesinde annelik içgüdüsünün olmadığını, annelik inşasının tarihsel ve toplumsal süreçle birlikte gerçekleştiğini ve kadınlık ve annelik kavramlarının eş anlamlı olarak algılanmaması gerektiğini göstermek amaçlanmıştır. Çalışma sırasında elde edilen sonuçlara, Badinter'in yukarıda sözü edilen ve aralarında yaklaşık otuz yıl bulunan iki kitabının daha çok teorik bağlamda karşılaştırmalı okunması yöntemiyle ulaşılmıştır.

Ana-baba çocuk ilişkileriAna-çocuk ilişkisiAnneler+5
Beyza Bahar
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

48-72 aylık çocukların duyguları anlama becerisi ve annelerin duyguları sosyalleştirme davranışları arasındaki ilişki

Bu çalışmada okul öncesi dönemdeki 48-72 aylık çocukların duyguları anlama becerileri ile annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik duyguları sosyalleştirme davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya Ankara ilinden okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 210 çocuk ve anneleri katılmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisi duyguları tanıma, duyguları isimlendirme ve duygusal bakış açısı (stereotipik durumlar ve stereotipik olmayan durumlar) kapsamında Duyguları Anlama Testi (Affect Knowledge Test) ile ölçülmüştür. Duyguları Anlama Testinden önce testin duyguları tanıma bölümüne yönelik olarak çocukların alıcı dil becerilerindeki hazır bulunuşluklarını belirlemek için Türkçe Alıcı ve İfade Edici Dil Testinin (TİFALDİ) Alıcı Dil Alt Testi uygulanmıştır. Annenin mesleği, öğrenim düzeyi ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyi Annenin Demografik Özellikleri Formu, çocuklar hakkında bilgi edinme ise Bilgi Formu ile değerlendirilmiştir. Annelerin çocukların olumsuz duygularını sosyalleştirme davranışları ise anneler tarafından doldurulan Çocukların Olumsuz Duygularıyla Başaçıkma Ölçeği ile (Coping with Negative Emotions Scale) değerlendirilmiştir.Çalışmada çocukların duyguları anlama becerileri ve annelerin destekleyici olan ve destekleyici olmayan tepkileri çocukların içinde bulunduğu aya ve cinsiyeti, annenin öğrenim düzeyi, mesleği ve ailenin gelir düzeyi gibi değişkenler açısından ele alınmıştır. Duyguları Anlama Testinin Türkçe uyarlaması için Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisinin ve annelerin destekleyici tepkileri ile destekleyici olmayan tepkilerinin, çocukların içinde bulunduğu aya ve cinsiyetine göre farklılığını değerlendirmek için iki faktörlü ANOVA, farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için post hoc testlerinden Dunnett C uygulanmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisinin ve annelerin destekleyici tepkilerinin ve destekleyici olmayan tepkilerinin annelerin mesleği, öğrenimi ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyine göre farklılığını incelemek için tek faktörlü ANOVA yapılmış, farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için Scheffe testi yapılmıştır. Çocukların duyguları anlama becerisi ile annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik sosyalleştirme davranışları arasındaki ilişki ise Pearson Korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre çocukların duyguları anlama becerisi çocukların içinde bulunduğu aya göre farklılık gösterirken, cinsiyete bağlı farklılık göstermemiştir. Çocukların duyguları anlama becerisi annelerin mesleği, öğrenim düzeyi ve ailenin gelir düzeyine göre de farklılık göstermemiştir. Annelerin sosyalleştirme davranışları kapsamında, destekleyici olan ve destekleyici olmayan anne tepkileri ise çocukların cinsiyetine ve içinde bulunduğu aya göre anlamlı bir farklılık ortaya koymamış, destekleyici olmayan anne tepkilerinin çocukların içinde bulunduğu ayın temel etkisine göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı, ancak bu etkinin oldukça küçük olduğu görülmüştür. Annelerin sosyalleştirme davranışlarında destekleyici tepkiler annelerin mesleğine, öğrenim düzeyine ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyine göre farklılık göstermemişken, destekleyici olmayan anne tepkileri annelerin mesleğine, öğrenim düzeyine ve ailenin sahip olduğu gelir düzeyine göre farklılık göstermiştir. Çocukların duyguları anlama becerileri ile annelerin çocukların olumsuz duygularına yönelik sosyalleştirme davranışları arasında bir ilişki bulunmamıştır.

Ana-babaların duyguları sosyalleştirme davranışlarıAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisi+8
Şükran Kılıç
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklu kadın ve erkeklerin COVID-19 pandemi sürecinde çocuk bakımı ile ilgili yaşadıkları güçlükler ve sosyal hizmet gereksinimleri

Çocuklu kadın ve erkeklerin COVID-19 pandemi sürecinde çocuk bakımı konusunda yaşadıkları sorunları ve bunlarla başa çıkmak için ihtiyaç duydukları sosyal hizmet gereksinimlerini belirlemeyi amaçlayan bu çalışmaya, 19'u kadın, 11'i erkek olmak üzere toplam 30 ebeveyn katılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kapsamında yürütülen bu çalışmada katılımcılar ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Katılımcılara, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan 9 soru yöneltilmiştir. Çözümlemede ilk aşama olarak betimsel analiz yapılmış ve katılımcıların öne çıkardıkları kavramlar incelenmiştir. İkinci aşamada çalışmanın tematik yapısı ortaya çıkarılmıştır. Verinin çözümlenmesinde görüşme dökümleri gruplanmış, çalışmaya ait on ana tema oluşturulmuştur. "Çalışma durumunun etkisi", "ekonomik zorlukların çocuk bakımı üzerindeki etkileri", "karantinanın/izolasyonun etkisi", "pandemi sürecinin yönetilmesi", "eğitime ara verilmesinin etkileri", "virüse yakalanmanın duygusal ve psikolojik etkisi", "pandemi sonrası döneme hazırlık", "pandeminin aile içi iletişim ve ilişkilere etkisi", "desteğe gereksinim duyulması" ve "ebeveynlerin çocuk bakımına yönelik sosyal politika ihtiyaçları" şeklindedir. Görüşmelerden elde edilen veriler, MAXQDA 2020 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Bulgulara göre görüşme gerçekleştirilen çocuk sahibi bireylerin ifadelerinden yola çıkarak; pandemi döneminde yaşadıkları ekonomik sorunların arttığı, pandemi sürecini yönetmede yetersiz kaldıkları, kendilerinin ve çocuklarının desteklenmesine ihtiyaç duydukları, psikolojik sorunlarının ve aile içerisinde yaşanan problemlerin arttığı bilgileri elde edilmiştir. Türkiye'de kamu kurum ve kuruluşları tarafından pandemi sürecinde ailelere yönelik birçok hizmetler sunulmuştur. Yürütülen uygulama ve faaliyetler olmasına rağmen yaşanan güçlüklere ve farklı ihtiyaçlara yönelik geliştirilmeye ve güçlendirmeye açık durumlar bulunduğu, çocuk sahibi ailelerin bu konularda daha fazla desteğe gereksinim duyduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, çocuk sahibi anne ve babaların pandemi sürecinde yaşadıkları güçlükler belirlenmiş olup bunlara yönelik geliştirilebilecek sosyal hizmet gereksinimlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Ebeveyn, Sosyal hizmet, Aile içi iletişim

Aile içi iletişimAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Aylin Ulusal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Premenstrual ve menstrual dönemdeki kadınların anksiyete düzeylerinin anne-çocuk ilişkisi açısından değerlendirilmesi

Premenstrual dönem yakınmalarının anksiyete bozuklukları ile olan ilişkisi karmaşık bir örüntüye sahiptir. Bu doğrultuda yapılan çalışmanın amacı premenstrual ve menstrual dönemdeki kadınların anksiyete düzeyleri ile anne-çocuk ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma Mersin ilinde faaliyet gösteren ve üyeleri çalışan ve girişimci kadınlardan oluşan bir derneğin üyeleri ile yapılmıştır. Araştırma kolayda örneklem yöntemi ile seçilen, fertil çağı devam eden, çalışan ve çocuk sahibi olan 49 kadın üye ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada verilerin toplanması aşamasında anket formundan yararlanılmştır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Premenstrual Sendrom Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Çocuk-Anababa İlişki Ölçeği uygulanmıştır. Analizler sonucunda premenstrual dönemde anksiyete ve premenstrual sendrom arasında yüksek, pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte premenstrual dönemde premenstrual sendrom ve anne-çocuk ilişkisi arasında zayıf, pozitif yönde ilişki bulunmaktadır. Bunların yanı sıra premenstrual dönem anksiyete düzeyi ile aylık gelir düzeyi grup ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur.

Ana-çocuk ilişkisiAnksiyeteMenstrüal siklus+3
Billur Güneş Oksayoğlu
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şiddete maruz kalan kadınların, annelik deneyimlerinin incelenmesi

Bu araştırmada; şiddete maruz kalan kadınların annelik deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemi desenlerinden biri olan olgu bilim araştırması olarak yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını, Hatay ili Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) 'ne başvuruda bulunan ve şiddete maruz kalan kadınlar oluşturmuştur. Söz konusu bu çalışma katılımcıların can güvenliği için gizlilik esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Başvuruda bulunmuş kadınların Hatay ilinin farklı bölgelerinden olması katılımcı seçiminde önemli bir göstergedir. Mevcut araştırmaya 10 kadın katılımcı dahil edilmiştir. 23.08.2021 tarihinde katılımcılar ile görüşmeler yapılmaya başlanmış ve 24.09.2021 tarihinde süreç tamamlanmıştır. Araştırmacı veri toplama süreci öncesinde, kadınların ŞÖNİM'deki mevcut dosya bilgilerini incelemiş, Aile Bilgi Sistemi ve ŞÖNİM hizmet başvuruları veri tabanından faydalanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecindeki görüşmeler iki bölümde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde kişisel bilgi formu kullanılarak katılımcı profilinin tanınması, katılımcılar hakkında bilgi toplanması amaçlanmıştır. İkinci bölümde yarı yapılandırılmış görüşme formunun içeriğinde; şiddete maruz kalan kadınların geçmişlerinde yaşadıkları veya kendi ailelerindeki şiddet süreci, kendi anneleri ile olan ilişkileri, annelerinin şiddet öyküsü, anneliklerine dair deneyimler, şiddet yaşantısı ile ilgili bilgiler ve çocukları ile olan ilişkilerini soran sorular yer almıştır. Görüşme sonucu elde edilen görüşme formları üzerinde betimsel ve içerik analiz yapılmıştır. Araştırmada, katılımcı annelerin annelik tanımlamalarının, anne olmadan önce, gebelik süreci ve doğum sonrası süreçlere göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Anne olmadan önce anne olmak ile ilgili "hiçbir şey bilmiyordum" ya da "güzel bir duygudur" ifadelerini kullandığı görülen katılımcıların, gebelik sürecinde anneliğe dair karmaşık duygular yaşadıkları ve doğumdan sonra anneliğe dair çocuklarına duyulan derin bir sevgi ile birlikte bakım kaygısı yaşadıkları görülmüştür. Katılımcıların çoğunluğunun kendi isteği dışında gebe kaldığı görülmüştür. Ayrıca çoğunun öncesinde olduğu gibi gebeyken de şiddete maruz kaldığı saptanmıştır. Çalışmaya katılan katılımcı annelerin çoğunluğunun çocuk çağlarında yaşadıkları şiddetin 'anne'leri tarafından gerçekleştirildiği bulgusuna ulaşılmıştır. Şiddet uygulayan annenin yaşattığı olumsuzlukların altında annelerinin haklı sebepleri olduğuna dair inanışlar olduğu görülmüştür. Annelerin okul öncesi çağında olan çocuklarının da şiddete tanıklık ettikleri görülmüştür. Anlık şiddet olaylarına tanıklık eden çocukların genel olarak ağlama davranışı sergiledikleri ve tepkilerinin korku ya da üzüntüden dolayı anneye sarılmak olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca annelerin maruz kaldıkları şiddet türü ne olursa olsun, şiddettin davranışlarına yansıdığı ve öfkelerini kontrol edemedikleri için çocuklarına bağırma davranışı sergiledikleri saptanmıştır. Şiddete maruz kalan annelerin çocuklarının da şiddete maruz kalıp kalmadıkları, kaldılar ise onları nasıl koruduklarına ilişkin bulgular incelendiğinde; annelerin ifadelerinde, çocuklarının da şiddete maruz kaldıkları ve onları korumaya yönelik sadece 'araya girme, uzaklaştırma ve avutma' gibi eylemlerde bulundukları görülmektedir. Bununla birlikte katılımcıların şiddete maruz kaldıkları süreçte; resmi ve resmi olmayan sosyal destek ağları olduğu ya da şiddet sürecinde herhangi bir eylemde bulunmadıkları tespit edilmiştir. Resmi olmayan sosyal destek mekanizmalarının aile ve çocukları olduğu, resmi sosyal destek ağlarının ise çoğunlukla kolluk kuvvetleri ya Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi olduğu görülmüştür. Son olarak araştırma kapsamında görüşme yapılan şiddete maruz kalmış annelerin; sosyal alanda var olma, sosyal destek alma ve haklarını aramaya yönelik düşüncelerini belirttikleri ifadelerinde, özellikle şiddete maruz kalan kadınların haklarını aramak için geç kalmamaları ve cesur olmalarına yönelik önerilere ulaşılmıştır. Annelik, annelik deneyimleri, anne-çocuk ilişkileri, şiddet, ŞÖNİM.

Ana-çocuk ilişkisiAnnelikAnnelik temsilleri+3
Özge Sabahoğlu
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gülten Dayıoğlu'nun eserlerindeki ebeveyn çocuk ilişkisinin iletiler açısından değerlendirilmesi

Ebeveyn çocuk ilişkisi edebiyatçılar tarafından her dönemde işlenen bir konudur. Gülten Dayıoğlu da kaleme aldığı eserlerde ebeveyn çocuk ilişkisine değinen yazarlardandır. Gülten Dayıoğlu'nun çocuk edebiyatı alanındaki eserlerinin edebiyatımıza zenginlik kattığı bir gerçektir. Yazar kimi zaman çocuk edebiyatı ile sınırlı kalmayan çalışmalarında gençlere ve yetişkinlere de seslenmeyi ihmal etmemiştir.Çalışmamızda Gülten Dayıoğlu'nun bu amaçla yazdığı on eseri incelenmiştir. Eserlerde ebeveyn çocuk ilişkisi üzerinde durularak yazarın bu bağlamda vermek istediği iletiler dört ana başlık altında sınıflandırılmıştır. Bunlar anne baba ilişkisi, anne çocuk ilişkisi, baba çocuk ilişkisi ve ebeveyn çocuk ilişkisi ile ilgili iletilerdir.Çalışmada eserler iletiler açısından incelendikten sonra her kitabın kendi içinde değerlendirildiği bir bölüme de yer verilmiştir.Anahtar kelimeler: Gülten Dayıoğlu, İleti, Anne, Baba, Çocuk

Ana-çocuk ilişkisiBaba- çocuk ilişkisiDayıoğlu, Gülten+4
Semiha Ceren Çınar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Experiences of mother-child dyads in children's transition to elementary school

I investigated children's and mothers' experiences during the child's transition to elementary school with three indicators: (i) children's social and academic development (i.e., school readiness and school adaptation), (ii) mother-child relationship (i.e., maternal involvement and emotional tone of the mother-child relationship), and (iii) maternal well-being (i.e., maternal distress and support received by mothers). The longitudinal analyses were conducted using data from the Early Childhood Developmental Ecologies in Turkey (ECDET) study. Children's and mothers' transition experiences were analyzed between two time points of the transition in Study 1 (n = 798): (i) before the child's transition, defined as at least three months before the child begins the first grade, and (ii) after the completion of the first grade. However, their experiences were analyzed for three time points of the transition for the subsample of participants (n = 208), who were also interviewed during the first grade. The findings of the analyses in Study 1 demonstrated a high continuity of the indicators but few cross-lagged effects between the indicators of children's and mothers' experiences during the transition to school across two time points of the transition. However, in Study 2, the effect of children's school readiness on their adaptation to school was mediated by the emotional tone of the mother-child relationship and maternal involvement during the first grade. These results highlight the policies and programs aiming to improve children's school readiness and maternal involvement during the transition.

Mother child relationsMaternal experienceParenting experiences+6
Minel Güler
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alt ve üst sosyoekonomik düzeydeki ailelerin aile işlevlerinin, anne-çocuk ilşkilerinin aile işlevlerinin anne-çocuk ilişkilerine etkisinin incelenmesi

iÖZETBu araştırma ; alt ve üst sosyoekonomik düzeydeki 6 yaş grubunda çocuğa sahipailelerin aile işlevlerini , anne-çocuk ilişkilerini ve aile işlevlerinin anne-çocukilişkilerine etkilerini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi , 2000 yılıDevlet statistik Enstitüsü , Ankara ili Çankaya ve Keçiören merkez ilçeleri nüfus bilgilerive Ankara l Milli Eğitim Müdürlüğü Resmi lköğretim Okulları Ana sınıfları öğrencisayıları dikkate alınarak , evrenden rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen 11 lköğretimokulunun ana sınıfı öğrencileri ve annelerinden oluşmuştur. Alt sosyoekonomik düzeyden169 ve üst sosyoekonomik düzeyden 221 olmak üzere , toplam 390 çocuk ve annesiaraştırma kapsamına alınmıştır.Araştırmada veri toplama araçları olarak , ailelerin demografik bilgilerini eldeetmek amacıyla Kişisel Bilgi Formu ; aile işlevlerini ölçmek amacı ile Aile DeğerlendirmeÖlçeği (ADÖ) ve anne-çocuk ilişkilerini ölçmek amacıyla ise Aile-Çocuk lişkileriÖlçeği-Anne Formu (PARQ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi S.P.S.S.istatistik programı ile yapılmıştır. Ailelerin demografik bilgileri yüzde ve frekansdağılımları ile verilmiş ; aile işlevleri ve anne-çocuk ilişkilerinin belirlenen bağımsızdeğişkenlerle ilişkileri , çift yönlü varyans analizi ile ; aile işlevleri ve anne-çocukilişkileri etkileşimi ise Korelasyon tekniği ile test edilmiştir. Gruplar arasında anlamlıfarklar bulunduğunda , farkı yaratan grubun hangisi olduğu Scheffe Testi ile belirlenmiştir.Aile işlevleri ve anne-çocuk ilişkilerinde , sosyoekonomik düzeyin belirleyici biretken olduğu , sosyoekonomik düzey grupları arasında aile işlevleri ve anne-çocukilişkileri açısından anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur ( p < 0.05 ).Aile işlevlerinin sosyoekonomik düzey grupları arasında anlamlı derecedefarklılıklar gösterdiği ; Aile Değerlendirme Ölçeği iletişim , roller , duygusal tepkiverebilme , davranış kontrolü ve genel fonksiyonlar boyutları açısından üst sosyoekonomikdüzeydeki ailelerin ; problem çözme ve gereken ilgiyi gösterme boyutları açısından isealt sosyoekonomik düzeydeki ailelerin daha sağlıksız işlevler gösterdikleri belirlenmiştir( p < 0.05 ). Aile işlevleri arasında ; annelerin yaşları , hane halkı büyüklüğü , ev tipleri ,çocuk sayıları , çocukların cinsiyetleri , anne - baba evlenme yaşları ve evlilik sürelerinegöre anlamlı farklar bulunmazken ( p > 0.05 ) ; babaların yaşları , anne ve babalarınöğrenim durumları ve evlenme biçimlerine göre anlamlı farkların olduğu saptanmıştır( p < 0.05 ).Anne-çocuk ilişkileri açısından , alt sosyoekonomik düzeydeki annelerin tümboyutlarda üst sosyoekonomik düzeydeki annelere göre anlamlı derecede sağlıksızlıkgösterdikleri ( p < 0.05 ) ; annelerin yaşları , meslek grupları ve çocukların cinsiyetlerininanne-çocuk ilişkilerini etkilemediği ( p > 0.05 ) ; annelerin öğrenim durumları , ailetipleri ( hane halkı büyüklüğü ) ve çocuk sayılarının anne-çocuk ilişkilerini anlamlıderecede etkilediği bulunmuştur ( p < 0.05 ).Aile işlevlerinin anne-çocuk ilişkilerine etkisi incelendiğinde , iletişim vesıcaklık ve sevgi etkileşiminin bulunmaması dışında , her boyutta anlamlı etkileşiminolduğu ve bu etkileşimin bazı boyutlar açısından pozitif , bazıları açısından ise negatifolduğu saptanmıştır ( p < 0.05 ).

AileAile içi ilişkilerAile işlevleri+1
Serap Çakıcı
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin empatik beceri düzeyi ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

ÖZET ANNELERİN EMPATİK BECERİ DÜZEYİ VE ÇOCUK YETİŞTİRME TUTUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ UÇMAZ HALICIOGLU, İlknur Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Bölümü Tez Danışmanı: Doç. Dr. Abide GÜNGÖR Ekim, 2004 Bu araştırmanın amacı, annelerin empatik beceri düzeyi ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada, ayrıca, annelerin empatik beceri düzeyleri ile çocuk yetiştirme tutumlarının bazı demografik değişkenlerle olan jlişkisi de incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Ankara İli Çankaya, Keçiören ve Altındağ ilçelerindeki ilköğretim okullarının anasınıfina devam çocuklardan 532' sinin annesi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Dökmen' in (1988) Empatik Beceri Ölçeği-B Formu, Schaefer ve Bell' in (1958) Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (Parental Attitude Research Instrument, PARI) kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, annelerin PARI' den aldıkları puanlara göre E.B.D. (Empatik Beceri Düzeyi)'i yüksek olan annelerin, E.B.D. 'i düşük ve orta olanlara göre daha koruyucu ve disiplinli tutumda olduğunu göstermektedir. Araştırmada,empatik beceri düzeyi ile demokratik, ev kadınlığı rolünü reddetme ve geçimsizlik faktörleri arasında bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmanın bulguları, anne Empatik Beceri Düzeylerinin annelerin yaşma, ailedeki çocuk sayısına, anasınıfina devam eden çocuğun doğum sırasına, babaların yaşına, göre farklılaşmadığını göstermiştir. Araştırmada anne empatik beceri düzeylerinin annelerin bazı demografik özelliklerine göre farklılaştığı görülmüştür. Profesyonel meslekler grubunda çalışan annelerin, üniversite ve yüksek okul mezunu annelerin, orta ve üst SED' deki annelerin E.B.D.'inin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, annelerin empatik beceri düzeylerinin yükseltilebilmesi amacıyla eğitimcilere ve ailelere çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Empati, Anne-Baba Tutumları, Okulöncesi Eğitim

Ana-baba tutumuAna-çocuk ilişkisiAnneler+2
İlknur Uçmaz Halıcıoğlu
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin aile yapılarının anne-çoçuk ilişkisinin incelenmesi

ÖZET Bu çalışma alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin aile yapılarını ortaya koymak ve anne çocuk ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ömeklemi alt ve üst sosyo-ekonomik düzeyden tabakalı rastgele örnekleme yöntemi uygulanarak seçiîmiştir.Alt sosyo-ekonomik düzeyden 90 öğrenci ve anne babalan, Üst sosyo-ekonomik düzeyden 120 öğrenci ve anne babalan olmak üzere 210 çocuk ve anne-babaJan araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada, çocuğun kendisine ve ailesine ilişkin bilgileri elde edebilmek için " Kişisel Bilgi Formu",aile yapılanın ortaya koymak için "Aile Yapısını Değerlendirme Aracf'(AYDA) ve anne-çocuk ilişkisini değerlendirmek içinde "Aile Çocuk İlişkileri ÖlçeğkAnne Formu"(PARQ) uygulanmıştır. Alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin aile yapılan ve anne-çocuk ilişkisi anlamlı bir farklılık göstermiştir. Üst sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin, alt sosyo-ekonomik düzeydeki ailelere göre, aile yapılannı ve anne-çocuk ilişkisini daha olumlu değerlendirdikleri bulunmuştur. Annenin yaşı, ailelerin aile yapısında ve anne-çocuk ilişkisinde anlamlı bulunmamıştır. Annenin eğitim durumu, ailelerin aile yapısında ve anne-çocuk ilişkisinde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Üniversite mezunu annelerin aile yapışım ve anne- çocuk ilişkisini daha olumlu değerlendirdikleri bulunmuştur.

AileAile içi ilişkilerAile yapısı+7
Emine Genez Muluk
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel eğitime gereksinim duyan çocuklara sahip annelerin çocukları ile olan ilişkileri, depresyon düzeyleri ve kişilik özellikleri

Bu çalışmanın amacını; özel eğitime gereksinim duyan çocuklara sahip annelerin çocukları ile olan ilişkileri, depresyon düzeyleri ve kişilik özelliklerinin araştırılması oluşturmaktadır. Araştırmada Annelerin Çocuklarıyla İlişkileri Ölçeği, Eysenck Kişilik Envanteri, Beck Depresyon Ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Ankete 100 normal çocuk, 100 engelli çocuk sahibi anne katılmıştır. Araştırma bulgularında normal çocuğu olan anneler için, çocuklarla ilişki ölçeği ile ölçeği puanları arasında orta derecede pozitif yönlü bir ilişki, çocuklarla ilişki ölçeği ile Beck depresyon indeksi puanları arasında orta derecede ters yönlü bir ilişki ve kişilik özellikleri ile Beck depresyon indeksi arasında ters yönlü kuvvetli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Engelli çocuğu olan anneler için, çocuklarla ilişki ölçeği ile kişilik özellikleri ölçeği puanları arasında kuvvetli pozitif yönlü bir ilişki, çocuklarla ilişki ölçeği ile Beck depresyon indeksi puanları arasında kuvvetli ters yönlü bir ilişki ve kişilik özellikleri ile Beck depresyon indeksi arasında ters yönlü kuvvetli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Özel eğitime gereksinim duyan çocuklara sahip anneler ile normal çocuğa sahip annelerin depresyon düzeylerinin farklılık göstermektedir. Özel eğitime gereksinim duyan çocuklara sahip anneler ile normal çocuğa sahip annelerin depresyon düzeyleri çocukları etkilemektedir. Araştırmada annelerin çocuklarıyla ilişkileri ölçek puanları, kişilik özellikleri ölçek puanları ve depresyon ölçek puanları, non-parametrik testi, Kolmogorov-Smirnov Testi, Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk ilişkisiAnneler+4
Aslı Nilşah Lofçalı
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı ile annelerdeki depresyon düzeyi arasındaki ilişki

Bu çalışma, DEHB tanısı alan çocukların anneleri ve tanı almayan çocukların annelerinin depresyon düzeylerini incelemesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu 7-11 yaş arası DEHB tanısı almış ve tanı almamış 50 çocuk ve annesinden oluşturulmuştur. Belirlenen örneklemdeki çocukların DEHB tanısı ve annelerin depresyon düzeyi ile ilgili veriler betimsel tablolarla incelenmiş sonucunda uygulanmış olan Beck Depresyon Envanteri sonucunda tanı alan çocukların annelerinin depresyon düzeyi yüksek olarak bulunmuştur. Ayrıca çocukların cinsiyetleri ile annelerin depresyon düzeyi arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuş, çocukların erkek olmasının annenin depresyon düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Hiperaktivite, Dikkat Eksikliği, Depresyon

Ana-çocuk ilişkisiAnnelerBeck Depresyon Ölçeği+4
Nazlı Deniz Özpolat
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile içi şiddet mağduru annelerin ortaokul çağı çocuklarında benlik saygısı ve sosyal uyumunun incelenmesi

Bu çalışma, şiddet mağduru annelerin ortaokul dönemindeki çocuklarının benlik saygısı ve psikolojik uyumunun incelenmesini amaçlamıştır. Araştırma için Ortaokulda öğrenim gören 10-13 yaş aralığındaki öğrenciler ve annelerinden oluşan örneklemin verileri incelenmiştir. 200 anne ve 200 çocuğun örneklemi oluşturduğu çalışmada, annelerden alınan bilgilendirilmiş onam doğrultusunda anket çalışması yapılmıştır. Araştırma modeli, örneklemden alınan verilerin istatistiksel analizi doğrultusunda gerçekleştirilen; bağımlı ve bağımsız değişkenlerin arasındaki ilişkiyi ele alan "İlişkisel tarama" yöntemini kapsamaktadır. Veri toplama sürecinde hem annelere hem de çocuklara anketler uygulanmış olup, annelere "Kişisel Bilgi Formu" ve "Aile içi Kadına Şiddet Formu" ve çocuklara da "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ile "Bell Sosyal Uyum Envanteri" verilmiştir. Araştırmada, demografik, kişisel, aile içi kadına şiddet, öğrencilerin benlik saygısı ve sosyal uyum düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, fiziksel şiddete maruz kaldığını bildiren ve örneklemin yarısını oluşturan annelerin çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin anlamlı düzeyde düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, psikolojik uyum boyutlarından biri olan, aile ile ilgili uyumsuzluğun fiziksel şiddete maruz kaldığını bildiren annelerin çocuklarda anlamlı düzeyde daha fazla olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin benlik saygısı düzeyleri ve aile ile ilgili uyumu arasında anlamlı ilişki olduğu, aile ile ilgili uyumun öğrencilerin benlik saygısını anlamlı düzeyde açıkladığı araştırma kapsamında elde edilen önemli bulgulardır. Bu çalışmanın, öğrencilerin aile içi şiddet olgusuna yönelik iyilik halinin anlaşılması ve işlevselliği etkileyebilecek psikososyal faktörlerin incelenmesi açısından ilerleyen dönemlerde yapılacak araştırmalar ve müdahale programlarına katkı sağlayabilecek bulgular sunduğu düşünülmektedir.

Aile içi şiddetAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Zeynep Bağışlıoğlu
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Zora Neale Hurston's motherless heroines

Mother-daughter bonding and the importance of mothers in the development of the daughter?s personality, femininity, and sexuality have been one of the core themes and issues from ancient myths to modern psychoanalytic, feminist and literary criticism. Many pivotal psychoanalysts and feminists have been preoccupied with how the maternal figure determines, shapes and modifies the daughter?s psyche and personality. In their work not only the importance of this early attachment between mothers and daughters but also the significance of the quality of this relationship have been underscored since the daughter?s well-being, perception of self, sexuality, consciousness, and subjectivity are all consistent with her good and mutual emotional relationship with her mother. In this sense, what mother loss or emotional absence of the mother means to a daughter gains vital importance. Therefore, in many women?s writing, we often see a heroine who tries to recover the psychological wound caused by her mother?s death, abandonment, or inadequate mothering.Zora Neale Hurston, who is one of the prominent writers of Afro-American literature, also illustrates the psychological and emotional conflicts of heroines who are simultaneously struggling for their individual freedom and longing for the reunion with their mothers. Having lost her mother at the age of nine, Hurston felt the agony of her mother?s death. Although mother-daughter bonding is not a recurrent theme in her oeuvre, we can easily detect that in addition to her autobiography Dust Tracks on a Road (1942) there is an implicit manifestation of mother-daughter bonding with its all complexities and ambivalences in her novels Jonah?s Gourd Vine (1934), Their Eyes Were Watching God (1934), and Seraph on the Suwanee (1948). In the light of classic psychoanalysis, object-relations theories and feminist literary criticism, this thesis aims to explore the variations of mother-daughter bonding in these selected novels. The main emphasis goes to the elaboration of motherless heroines? psychological journey to gain an autonomous and individuated identity.Key Words: Mother-daughter bonding, psychoanalytic theory, object-relations theory, feminist literary criticism, Seraph on the Suwanee, Their Eyes Were Watching God.

African-American cultureAmerican literatureMother child relations+3
Yasemin Canpolat
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anne-kız ilişkisinde kimlik sınırları ve özgüvenin Machinal, In the Summer House, Nigh Mother ve If We Are Women adlı eserlerde gösterilmesi

Kişisel bulgular ve bunların diğer kaynaklarla desteklenmesi sonucunda, bu çalışmada ele alınan oyunların 1928-1993 döneminin en belirgin örnekleri olduğu ortaya çıkmıştır. Dört oyun psikanalitik ve feminist yaklaşımlarla incelenip değerlendirilmiştir. Psikanalitik feminism perspektifiyle yazılan ikinci kaynak eserler de ayrıca bu çalışmanın gelişimine ışık tutmuştur. Birinci bölümde annelerin kız çocuklara yönelik farklı türdeki davranışları incelenmiştir. Sonraki bölüm 'night Mother ve Machinal' ı feminist eleştiri merceğiyle ele alır. Üçüncü bölümde, esas konular olan kimlik sınırlan ve özgüven tanımlanıp incelenmiştir. In the Summer House ve If We Are Women psikanalitik yaklaşımla araştırılan oyunlardır. Son bölüm kız evladın annesinden ayrılmayı nasıl çabalayıp başardığını gösterir. Farklı biçimlerde görünse de dört kız evlat aynı süreçten geçerler doğum, simbiyoz, kendini anneye bakarak arama, güç mücadelesi ve ayrılma. Özerklik ve kimlik duygusu için karmaşık duygulu bir mücadeleden sonra, kız evlatlar özgüvenlerini kazanıp kimlik sınırlarını oluşturabilirler. Bu da onların annelerinden ayrılmalarının bir göstergesidir.

Aile içi ilişkilerAmerikan tiyatrosuAna-çocuk ilişkisi+7
Özlem Özen
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kısmet-i Askeriyye Mahkemesi 876 Numaralı Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

İstanbul Müftülüğü Şer'iyye Sicilleri Arşivi'nde bulunan ve Kısmet-i Askeriye Mahkemesi'ne ait olan 876 numaralı sicil, 72 varaktan oluşmakta ve H. 1224-1225 (M. 1809-1811) tarihlerinde tutulmuş 117 muhasebe kaydını içermektedir. Bu tez çalışması iki bölümden oluşmakta ilk bölümünde zikredilen sicilden elde edilen verilerle Tanzimat öncesi dönemde Osmanlı toplumundaki yetimlere yönelik uygulamalar ve kassamlık sistemi incelenmektedir. İkinci kısım ise bahsi geçen sicilin transkripsiyonunu içermektedir. İncelenen sicil, Osmanlı toplumunda askerî veya reaya gruplarına mensup ebeveynlerini kaybetmiş yetimlerin muhasebe kayıtlarından oluşturmaktadır. Bu sebeple çalışmanın odak noktasını da Osmanlılarda yetimlerin himayesine yönelik uygulamalar oluşturmuş ve bu çerçevede değerlendirmeler yapılmıştır. Bu tezde yetimlerin ve mallarının yönetiminin büyük oranda hayatta olan diğer aile üyeleri arasından atanan vasîlere emanet edildiği görülmüştür. Yetim çocukların malları vasîleri tarafından nafaka harcamalarını karşılamak ve mal varlığını korumak amacıyla yönetilmiştir. Uygulamanın hem yetime ait olan nakit paraların borç verilerek işletilmesiyle hem de gayrimenkullerin kiralanması ile gerçekleştirildiği görülmüştür. Elde edilen gelirlerle yetimlerin nafakalarının karşılanması başta olmak üzere, yetimlerin tasarrufunda bulunan vakıf gayrimenkullerin tamir ve masraflarının yapılması, çocukların eğitim harcamalarından bayramlık alımlarına kadar çeşitli giderlerin temin edildiği görülmüştür. Yetimin malı, yaygın olarak borç verilerek nemalandırılmış, elde edilen gelirler ile masrafları karşılanmış, muhasebe dönemi sonunda kalan para vasîler tarafından yeni borç talep edenlere verilmek üzere bezzazistan sandıklarında muhafaza edilmiş, reşit olunca kendilerine teslim edilmiştir. Rüştü mahkeme önünde onaylanan yetime mallarının tamamı teslim edilmekteydi. Reşit oluncaya kadar geçen süreç içinde vasiler marifetiyle yapılan işlem ve uygulamalar, çalışmanın konusu olan sicilde kayıtlı 131 muhasebe defterinden hareketle incelenmiş, yetimlere ait mal varlıklarının muhasebe öncesi ve sonrası durumlarını gösterecek şekilde tablolaştırılmıştır. Muhasebe verilerine dayalı olarak yetimlere bağlanan ortalama nafaka miktarları, mal varlıkları ve muhasebe süreleri tespit edilebilmiştir. Yine sicil verilerinin incelenmesi ve grafikleştirilmesi ile vasî atama türleri, yeni vasî atanma sebepleri gibi hususlara dair veriler elde edilmiş iki örnek vak'anın ayrıntılı anlatımı ile yetimler için tutulan muhasebe kayıtlarının bir tasviri yapılmıştır.

Aile hukukuAna-çocuk ilişkisiEbeveyn-çocuk ilişkisi+6
Sema Dülgar
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Annelerin çocukların olumsuz duygularını sosyalleştirmesinin ve çocukların mizacının okul çağındaki çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma problemleriyle boylamsal ilişkileri

Interest in identifying the precursors of internalizing and externalizing behavior problems has been increasing. Studies have shown that both parental socialization and children's temperamental characteristics trigger the chronicity and permanence of children's internalizing and externalizing problems. However, there is less research investigating the influences of parental socialization on children's internalizing and externalizing problems through children's temperament during middle childhood in non-Western contexts. Thus, this study aimed to examine the longitudinal relations between parental socialization of children's negative emotions, children's temperament and internalizing and externalizing problems, as well as the mediational effect of temperament on the relations between parental socialization and these problem behaviors with Turkish children. Total of 340 mothers and their children were recruited from Bolu, Istanbul, and Ankara. Coping with Negative Emotions scale at age 7, Children's Behavior Questionnaire at age 8, and CBCL/6-18 at age 9 were used in the study. Results showed that maternal punitive and minimization reactions were positively related to children's internalizing and externalizing problems. Attentional focusing and shifting were negatively associated with internalizing problems, and impulsivity was positively correlated with externalizing problems, but inhibitory control was negatively linked to externalizing problems. Moreover, maternal punitive reactions were negatively correlated with attentional focusing and shifting. Furthermore, maternal punitive reactions were directly and indirectly related to externalizing problems, and they indirectly influenced externalizing problems via inhibitory control. These findings suggest that maternal reactions to children's negative emotions and children's temperament contribute to better understanding of children's internalizing and externalizing problems.

Mother child relationsMothersExternalizing+5
Duygu Korkmaz
Özyeğin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluktan anneliğe menstrüasyona ilişkin algının değişimi ve aktarımı

Menstrüasyon, her sağlıklı kadının gebelik dışında ilk periyodik kanaması olan menarş ile başlayarak menopoza kadar süren, 28-30 günde bir gerçekleşen fiziksel ve biyolojik bir süreci ifade etmektedir. Bu süreç aynı zamanda tıbbi, dini, sosyolojik, psikolojik yönleri olan sosyo-kültürel bir olgudur. Menstrüasyona ilişkin sınırlayıcı ve dışlayıcı birçok tabu, söylem ve pratik üretilmiştir. Bu nedenle menarş ve menstrüasyonla ilgili kadınların bilgilenmesi önemli olduğu kadar kuşaktan kuşağa bilginin akışı ve niteliğinin incelenmesi de önemlidir. Bu çerçevede çalışmamızın amacı, menarş deneyimi ve anneden kıza menstrüasyon bilgi aktarımı hakkındaki deneyim ve görüşleri araştırmak ve incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma şu sorulara yanıt aramıştır: Menstrüasyon nedir, nasıl tanımlanmaktadır? Menarş deneyimi nasıl yaşanmıştır? Anne-kız ilişkisinde menstrüasyon hakkında bilgi aktarımı nasıldır? Menstrüasyona ilişkin görüşler, çocukluktan yetişkinliğe nasıl bir değişim göstermektedir? Nitel araştırma yöntemiyle fenomenoloji deseninde gerçekleştirilen bu çalışma için veriler İzmir ilinde ikamet eden ve kızı menarş yaşamış 50 anne ile derinlemesine görüşmelerle toplanmıştır. Felsefi varsayım olarak ontolojiye, yorumlayıcı çatı olarak da feminizme dayanan bu çalışmanın önemi, anne-kız arasında menarş/menstrüasyon bilgi ve deneyim akışını anlamaya çalışmanın yanında, bu bilginin annelik deneyiminde nasıl aktarıldığını incelemektir. v Araştırmanın bulgularına göre her iki anneden biri menarş öncesinde bilgiye sahip olabilmiş, fakat annelerin tamamına yakını kızlarına menarş/menstrüasyon hakkında bilgi ve deneyim aktarmıştır. Annelerin, tabularla çevrelenmiş kendi deneyimleri yerine kızlarına doğru bilgiyi aktarmakta özen gösterdikleri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın çalışmaları, Menarş, Menstrüasyon, Annelik, Tabu, Anne-kız.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnnelik+4
Rabia Akkoç
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmkansız bir yas deneyimi: Çocuğunu öldüren anneleri projektı̇f testlerle değerlendı̇rme

Bu çalışmada çocuğunu öldüren annelerin kendi anneleriyle olan ilişkileri ve öldürdükleri çocukluklarının ardından ayrılık, kayıp ve yas duygulanımını nasıl deneyimledikleri araştırılmıştır. Cezaevinde çocuğunu öldürmek suçundan bulunan 6 kadın ile bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla psikanalitik yönelimli ön görüşme yapıldıktan sonra Rorschach Testi ve Tematik Algı Testi uygulamıştır. Uygulanan testler Fransız Okulu'na özgü içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Bulgular erken dönem anne imgesinin korkutucu, zarar verici olduğu ve yoğun bir persekütif endişe uyandırdığını aynı zamanda çok yoğun simbiyotik arzunun olduğunu göstermektedir. Çocuğu öldürmenin anneyle olan bu ölümcül simbiyotik bağın yok edilmesi anlamına geldiği düşünülmektedir. Suçun açığa çıkması ile birlikte uzun süredir reddedilen ıstırap deneyimlerinin bu kadınları baskıdan kurtardığı görülmektedir. Eylemin çaresiz doğası nedeniyle ayrılık, kayıp ve yas duygularını işlemlenemediği, bu anne için çocuğun ölümünün imkansız bir yasa tekabül ettiği çünkü annenin ancak çocuğunu öldürerek kendini bu ölümcül füzyondan kurtarabildiği ve hayatta kaldığı görülmüştür.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Mukaddes Kamalı Arınç
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğun annenin manevi gelişimine katkısı üzerine bir alan araştırması

Bu çalışmanın temel amacı, çocuğun annenin manevi gelişimine katkısını incelemektir. Araştırmada, biri anket içeren nicel, diğeri mülakat içeren nitel yöntem olmak üzere iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırmada, Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ilçelerindeki Diyanetin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında bulunan öğrencilerin annelerinden 500 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak çocuğun annenin manevi gelişimlerine katkısını belirlemek için 14 soruluk anket formu kullanılmıştır. Nitel çalışmada ise veriler mülakat yöntemine uygun olarak, yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Örneklem Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ilçelerindeki Diyanetin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında bulunan öğrencilerin annelerinden oluşmuş olup 20 anne ile mülakat yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların önceden hayatlarının merkezinde çoğunlukla kendileri varken, anne olduktan sonra şimdi bunun yerini çocukları almış, sorumluluk ve şefkat duyguları artmıştır. Katılımcıların anne olduktan sonra ise çocuklarına örnek olma, ilim öğrenmeye teşvik etme ve manevi duyguları aşılama bakımından dini yaşamlarına daha çok dikkat ettikleri görülmüştür. Sonuç olarak, çocuk sahibi olmanın ve bunun sonucunda ortaya çıkan anne-çocuk etkileşiminin, annenin dini ve manevi yönü üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+4
Ayşegül Ulaş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular