Mentally retardation
188 theses under this subject heading
Zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin öğretim süreçlerinin incelenmesi: Öğretmen ve veli görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin rehabilitasyon merkezlerindeki öğretim süreçlerini, öğretmenlerinin ve velilerin görüşlerine başvurarak incelemektir. Olgubilim deseninin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu Siirt ilinde bulunan rehabilitasyon merkezlerinde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere ders veren 20 öğretmen ve 20 veli oluşturmaktadır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu katılımcı gruba uygulanmıştır. Görüşme formu öğretmen ve veliler için ayrı ayrı hazırlanmıştır. Buradan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin daha çok günlük yaşam becerilerine öncelik verdikleri, gösterip yaptırmaya yönelik etkinlik ve çalışmalar yaptığı, rehabilitasyon merkezlerinin öğrencilere katkı sağladığı, öğrencilerin engel durumundan ve velilerin tutumundan kaynaklı problemler yaşadığı görülmüştür. Öğretmenler yaşadıkları problemleri aileden destek almaya çalışarak çözmeye çalıştıkları ve öğrencilere farklı olarak sosyal toplumsal becerilere yönelik eğitimlerin verilmesini istemişlerdir. Velilerin görüşlerine göre ise rehabilitasyon merkezlerinde daha çok öğrenmeye destek eğitimleri verildiği, bu merkezlerin çocuklarına katkı sağladığı, öğrencilerin engel durumundan kaynaklı problemler yaşadığı ve bu durumun sosyal hayatlarını olumsuz etkilediği görülmüştür. Veliler, yaşadıkları problemlere çocuklarının duygularını anlamaya çalışarak çözmeye ve çocuklarının öğretim sürecine iletişim, etkileşim, psikomotor, algı ve bellek becerilerine yönelik katkılar sağlamaya çalışmışlardır. Ayrıca veliler farklı olarak çocuklarına toplumsal yaşam becerilerine yönelik eğitimlerin verilmesini istedikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
2000'ler Türk sinemasında engelli kadınların alımlanması: Temsil, öznellik, kapsayıcılık
Bu tez, 2000'ler Türk sinemasında engelli kadın temsillerinin engellilik deneyimi olan kadınlar tarafından nasıl alımlandığına, engelli kadınların bu temsilleri yorumlarken ne gibi söylemlerle ilişkilendiklerine ve bu temsillere ne gibi duygusal tepkiler verdiklerine odaklanmıştır. Çalışma, temel olarak "Engelli kadınlar, engelli kadın temsilleri içeren filmleri nasıl alımlamakta ve engelli kadın temsillerine ne gibi düşünsel ve duygusal yanıtlar vermektedir?" sorusunu yanıtlamaya çalışmıştır. Çalışmanın örneklemi Neredesin Firuze (Ezel Akay, 2004), Vizontele Tuuba (Yılmaz Erdoğan, 2004), Beyza'nın Kadınları (Mustafa Altıoklar, 2006), Sadece Sen (Hakan Yonat, 2013), Benim Dünyam (Uğur Yücel, 2018), Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (Onur Ünlü, 2022), Demir Kadın Neslican (Özgür Bakar 2022) filmlerinden oluşmuştur. Çalışmanın teorik yaklaşımı, Feminist Engellilik Çalışmaları ve Kültürel Çalışmalar yazınları içerisindeki kimlik, öznellik, beden, temsil, aktif izleyici üzerine tartışmalar tarafından biçimlendirilmiştir. Araştırma verileri, Ekim 2023 – Mart 2024 tarihleri arasında görme, bedensel ve mental engelli sekiz kadın katılımcı ile uygulanan derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Veriler, Janet Staiger'ın tarihsel materyalist yaklaşımını takip edilerek deneyimsel ve tarihsel bir bağlamda analiz edilmiştir. Tarihsel olarak kurulmuş aktif izleyiciler olarak engelli kadınların görüşlerine ve engellilik çalışmalarının sunduğu eleştirel perspektife dayanılarak engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı uygulamalrı teşvik edecek anlamların neler olabileceği keşfedilmeye çalışılmıştır. Bulgular, kadınların temsilleri büyük ölçüde kendi deneyimleri ile ilişki içerisinde yorumladıklarını göstermiştir. Çoğunluğu engelliliği sosyal bariyerlerle ilişki içerisinde anlayan katılımcılar, filmleri bağımsız yaşam, sosyal katılım, faillik nosyonlarıyla ilişki içerisinde yorumlamıştır. Bu yorumsal çerçevede, incelenen filmlerde engelli kadınların yetersizlik, muhtaçlık ve bağımlılıkla ilişkilendirildiği, engelliliğin araçsallaştırıldığı, abartılı ve yüzeysel olarak resmedildiği, engelli kişilerin temsillerinde deneyimledikleri fiziksel ve sosyal baskıların dışarıda bırakıldığı ve güzelliğin engelli kadını normalleştirme aracı olarak kullanıldığı düşünülmüştür. Engelli kadınların görüşlerini dahil etmek, temsili olumlu/olumsuz ikileminin ötesinde ayrıntılı bir şekilde analiz etmeyi mümkün kılmıştır. Bu çalışma, engellilik ve engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı politika ve pratikleri teşvik edecek temsillerin inşa edilmesi için içerik üretim ve performans süreçlerine engelli insanların görüş ve deneyimlerinin dahil edilmesini önermektedir.
Zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar(İstanbul/Avcılar İlçesi)
Bu araştırmada, zihin engelli çocuklarla çalışan ücretli zihin engelliler sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma öğretmenlerin gönüllü olarak katılımıyla, nitel araştırma tekniklerinden biri olan yarı- yapılandırılmış görüşmeler kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya İstanbul ilinin Avcılar ilçesinde görev yapan 16 ücretli zihin engeliler sınıf öğretmeni katılmıştır. Veriler temel düzey ve içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ücretli olarak çalışan öğretmenlerin her hangi bir üniversitenin, her hangi bir bölümünden ön lisans veya lisan mezunu oldukları, zihin engelli çocukların eğitimine ilişkin seminer veya hizmet içi eğitim almış olma şartının aranmadığı görülmüştür. Öğretmenler zihin engelli çocukların orta veya ağır düzeyde olmalarına göre farklı özelliklere sahip olduklarını sınıflarında zihin engelli çocuklarla birlikte zihin engeli bulunan otistik ve down sendromlu çocukların da bulunduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, öğretmenlerin zihin engelli öğrencilere yönelik sınıf düzenlemelerini ve kullandıkları öğretim yöntemlerini öğrencinin ihtiyacına uygun biçimde yaptıkları fakat akademik beceri, soyut kavramları öğretme ve uygun olmayan davranışları düzeltmede zorlandıkları görülmüştür. Öğretmenler sınıfların yerlerinin uygun biçimde seçilmediğini, eğitim araç-gereç ve materyallerinin teminin de sıkıntılarının olduğunu belirtmişlerdir. Ailelerin çocukların eğitim sürecine katılımının yetersiz olduğu belirlenmiştir
Özel eğitim ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada ortaokul özel eğitim sınıflarına ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihin engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetinin, sınıf düzeylerinin, kardeş sayılarının, doğum sıralarının ve yakın arkadaş sayılarının yalnızlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Eyüp ve Sarıyer İlçelerine bağlı resmi ortaokulların 5.,6.,7. ve 8. Sınıf düzeyindeki normal gelişim gösteren öğrenciler ile bu sınıflardaki okuma-yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış kaynaştırma öğrencileri ve okul bünyesindeki özel eğitim sınıflarındaki okuma yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya normal gelişim gösteren 90 öğrenci, özel eğitim sınıflarına devam eden 93 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci ile kaynaştırma sınıfına devam eden 89 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci olmak üzere toplam 272 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler "Çocuklar için Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" (Kaya, 2005) ile toplanmıştır. Kişisel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve yakın arkadaş sayısı) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeylerinin, özel eğitim sınıfı öğrencilerinden ve normal gelişim gösteren öğrencilerden yüksek olduğu görülmüştür. Özel eğitim sınıfı, kaynaştırma ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve doğum sırasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Özel eğitim sınıfı öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonucunda, hiç kardeşi olmayan ve 5 ve daha fazla kardeşi olan öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin diğer kardeş sayılarına sahip öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Özel eğitim sınıfı öğrencileri ve kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda hiç yakın arkadaşı olmayan (kaynaştırma öğrencilerinde) ve 1 tane yakın arkadaşı (özel eğitim sınıflarında) olanların yalnızlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.
7 - 11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılması
Engelli ailelerinin özellikle annelerin yaşadıkları ruhsal sorunların anlaşılması onlara ve çocuklarına daha iyi hizmet verebilmek için gereklidir. Engelli insanlar hayatlarını tek başlarına idare edemedikleri için aile fertlerinin desteğine özellikle annelerinin destek ve korumalarına ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durum annelerin normal bir çocuğa sahip olmakla üstlenmeleri gereken sorumluluktan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelmektedir. Engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği duygusal, fiziksel, ekonomik, sosyal yük annenin normal şartlarda yaşayabileceği stresi daha da yoğun yaşamasına sebep olmaktadır. Hatta pek çok engelli annesi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmaktadır. Ancak engelli annelerinin stres ya da ruhsal rahatsızlıklar yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında stres ve ruhsal sorunları etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı 7-11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bağcılar'daki özel eğitim merkezlerinde eğitim alan 108 zihinsel engelli çocuk annesi oluşturmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmayı esas alarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama ve korelasyon türü ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Sonuç çıkarıcı istatistiklerden tek yönlü anova, T-testi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ve sosyal fobiye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtilerinin sosyal fobi düzeyinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır (F=13,063; p=0,000<0,05). Elde edilen bulgulara göre zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ile sosyal fobi puanları arasında .33 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.33; p= 0,000<0,05). Buna göre stres puanı arttıkça sosyal fobi puanı da artmakta, sosyal fobi puanı arttıkça stres puanı da artmaktadır. Bu bulgular ışığında gerek eğitim kurumlarında gerekse sağlık kurumlarında zihinsel engelli çocuk anneleri ile ilgili değerlendirmeler yapılırken annelerin stres yaşamalarının dışında başka ruhsal rahatsızlıklar da yaşayabileceği dikkate alınmalıdır. Gerek bu araştırma gerekse literatürdeki pek çok araştırma zihinsel engelli çocuk annelerinin yaşadığı stresin sadece çocuklarının yaşadıkları engelden dolayı değil başka pek çok sebepten dolayı yaşanabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuklar, stres, sosyal fobi, anneler
Türkiye'de okutulan görsel sanatlar ders kazanımlarının zihin engelli öğrencilere uygunluğuna yönelik öğretmen görüşleri
Araştırmada, Türkiye'de okutulan görsel sanatlar dersinin ders kazanımlarının görsel sanatlar ve özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerine göre zihin engelli öğrencilere uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini zihin engelli öğrencilerin okuduğu okullardan 11 ilden 16 okul ve bu okullarda eğitim veren 15 görsel sanatlar ve 27 özel eğitim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; öğretmenlerin algı puanlarının görsel sanatlar ya da özel eğitim alanında olma durumuna ve bay ya da bayan olma durumlarına göre, istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla t-testi kullanılmıştır. Araştırmada; 1. Görsel sanatlar dersinin temelini oluşturan ve tüm görsel sanatlar eğitimin üzerinden şekillendiği, mevcut görsel sanatlar ders kazanımlarını,öğretmen görüşlerine göre, eğitim açısında kabul edilebilir öğrenci sayısı ya da oranı tarafından kazanılamadığı; bu nedenle de zihin engelli öğrencilere uygun olmadığı sonucu çıkmaktadır, 2. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri görsel sanatlar ya da özel eğitim sınıf öğretmeni branşında olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, 3. Görsel sanatlar ders kazanımlarını zihin engelli öğrencilerin kazanma oranlarına yönelik öğretmen görüşleri kadın ya da erkek olmalarına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir, sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca; araştırma sonunda, ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilere yer verilmektedir. Anahtar Sözcükler: Görsel Sanatlar, Zihinsel Engel, Sanat Eğitimi,
Zihinsel veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılması
Araştırmanın amacı İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesinde yaşayan zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin karşılaştırılmaktır. Bu kapsamda İstanbul'un Eyüp Sultan bölgesinde bulunan iki rehabilitasyon merkezinde eğitim almaya devam etmekte olan 1-22 yaş aralığında engelli çocuğu olan 88 zihinsel engelli çocuğun annesi ve 82 bedensel engelli çocuğun annesi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile zihinsel engelli veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel özel eğitim görmekte olan 1 ile 22 yaş zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 97 zihinsel engelli bireyin annesi ve 114 bedensel bireyin annesine tek tek ve yüz yüze şekilde sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp katılımcı anneden kişisel bilgi formu ve stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğini doldurulması istenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi özel eğitim gören 211 zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Verileri değerlendirmek için SPSS (Statistical Package for the Social Science) programının SPSS.15. versiyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, sosyodemografik değişkenler arasında yer alan yaş, çalışma durumu, çocuk sayısı, sosyal güvence, eşle akrabalık durumu, engelli çocuğun yaşı ve anneye sosyal destek değişkenleri bakımından bedensel ve zihinsel çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuçlara göre, ileri yaşta olmak, çalışmamak, düşük gelir düzeyine sahip olmak, 3 ve daha fazla çocuk sahibi olmak, sosyal güvencenin olmaması, eşle akrabalık durumu olmak, engelli çocuğun 13-22 yaş arasında olması, aileye destek olan kişilerin olması düşük düzeyde stresle başa çıkma becerileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, zihinsel ve bedensel engelli çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, annelerin stresle başa çıkma düzeylerini olumsuz düzeyde etkileyebilecek sosyo-demografik ve engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin değişkenlerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmanın tekrarlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Ebeveyn Stresi, Engellilik
Zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin aile yükü ile hayatta amaç, anlam ve yaşam yönelimi arasındaki ilişki
Bu çalışmada; zihinsel engelli çocuğu olan ebeveynlerin aile yükü ile hayatta amaç, anlam ve yaşam yönelimi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmış olup tarama modelinde, kesitsel ve tanımlayıcı tasarımda ilişki arayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini (Kasım 2019 –Haziran 2020 tarihleri arasında) İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan bir Özel Eğitim Merkezi'ndeki ebeveynler (N:144); örneklemi ise çalışmaya gönüllü olan 100 ebeveyn oluşturdu. Çalışmanın verileri ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi formu", "Aile Yükü Ölçeği", "Hayatta Amaç, Anlam ve Yaşam Yönelimi Ölçeği" ile toplandı. Araştırmanın verilerinin değerlendirilmesinde: tanımlayıcı istatiksel analizler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan, minimum ve maksimum), Korelasyon testleri, Cronbach Alfa, bağımsız t testi, OneWay ANOVA testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanıldı. Anne ve babaların çoğunun 40-45 yaş arasında, evli, 2 çocuğu olduğu, çekirdek aile tipinde, babaların çalıştığı, annelerin çalışmadığı ve bakım vermede yardımcı kişinin olduğu, gelirinin giderine eşit, çocukların 7-10 yaş grubunda, hafif düzeyde zihinsel engelli olduğu, özel eğitim dışında bir okula gittiği, annelerin yetersizlik algısının, duygusal yükünün, zaman gereksiniminin babalardan daha fazla olduğu belirlendi. Annelerin hayatta amaç ölçeği ile yetersizlik algısı arasında negatif yönde, çok zayıf derecede, hayatta anlamın varlığı ile yaşam yönelim düzeylerinin orta derecede, hayatta anlamın varlığı düzeyinin ekonomik yük, yetersizlik algısı, sosyal yük, fiziksel yük, duygusal yük ve zaman gereksinimi arasında zayıf/orta derecede, negatif yönde, hayatta anlam arayışı ile yaşam yönelimi düzeylerinin negatif yönde, zayıf derecede, hayatta anlam arayışının sosyal yük, fiziksel yük ve duygusal yük arasında zayıf derecede anlamlı ilişkiler olduğu belirlendi (p<0,05). Babaların hayatta anlamın varlığı ile yaşam yönelimi düzeylerinin zayıf derecede, hayatta anlam arayışı ile yaşam yönelimi düzeyleri arasında zayıf derecede, negatif yönde, hayatta anlamın varlığı düzeyi ile sosyal yük, fiziksel yük ve duygusal yük puanları arasında, zayıf/orta derecede negatif yönde anlamlı (p<0,05) belirlendi. Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuk, aile yükü, hayatta amaç ve anlam, yaşam yönelimi.
Zihinsel engelli çocukların annelerinin beslenme bilgi düzeyleri ve duygu durumlarının çocukların beslenme durumları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma zihinsel engelli çocukların annelerinin beslenme bilgi düzeyleri ve duygu durumlarının çocukların beslenme durumları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla, Mart 2018- Nisan 2018 tarihleri arasında İstanbul ilinin Zeytinburnu ilçesinde bulunan Aile Kadın Destekleme ve Engelliler Merkezi'ne (AKDEM) başvuran rastgele örneklem yöntemi ile seçilen yaşları 2 ile 18 yaş arasında değişen 80 zihinsel engelli çocuğa sahip anne üzerinde gerçekleşmiştir. Annelere içerisinde anneye ve çocuğa yönelik demografik özellikler, annenin beslenme bilgi düzeylerini ölçen test, duygu durum testi, çocuğun günlük besin tüketim sıklığı ve 1 günlük besin tüketim kaydı olmak üzere 80 sorunun yer aldığı bir anket düzenlenmiştir. Ayrıca çocukların boy ve kilo gibi antropometrik ölçümleri de alınarak bilgi formuna kaydedilmiştir. İstatistiksel hesaplamalarda SPSS 23 programı kullanılmış olup bulguların değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodların yüzde, frekans dağılımı, ki kare, t testi, non parametrik hipotez testleri uygulanmıştır. P değerinin 0,05'ten küçük olduğu durumlarda gruplar arasındaki fark anlamlı kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde; annenin beslenme bilgi düzeyi ile çocuğun günlük aldığı enerji arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Annenin beslenme bilgi düzeyi ile çocuğun günlük aldığı protein arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,01). Annenin duygu durumu ile çocuğun günlük aldığı enerji arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Annenin duygu durumu ile çocuğun günlük aldığı protein arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Bu çalışma sonucunda annenin bilgi düzeyi ve duygu durumunun çocuğunun beslenme durumu üzerinde etkisi olduğu belirlenmiştir. Zihinsel engele sahip çocuğu olan annelere beslenme eğitimleri verilerek farkındalığının artmasının ve psikolojik açıdan desteklenmesinin çocuğun büyüme ve gelişmesi açısından yararlı olacağı düşünülmektedir.
Zihinsel engellilerde ehliyet
Tezimizin konusu zihinsel engellilerde ehliyet olduğu için ehliyet kavramını genişçe ele alıp; ehliyetin tanımı, bölümleri, ehliyet açısından insan hayatının dönemleri, ehliyeti daraltan, ortadan kaldıran sebepler ve genel olarak ehliyete etki eden durumları ayrıntıları ile yazdık. Araştırmamızın sonucunda orta ve ağır zihinsel engellilerde temyiz gücünün olmadığını, ancak hafif derece zihinsel engellilerde temyiz gücünün olduğunu gördük. Dolayısıyla vücûb ve eda ehliyeti açısından ayrıca velayet, vasiyet, ceza ehliyeti, nikâh, talak, mali duruma etki eden sebepler ve ibadetler hususunda bu iki grubu farklı değerlendirdik.Orta ve ağır derecedeki zihinsel engellilerin temyiz yani ayırt etme güçleri olmadığı için cünûn kapsamında, ancak hafif derecedeki zihinsel engellileri buluğ çağına erseler bile o akli yetiye sahip olmadıkları için mümeyyiz çocuk kapsamında değerlendirilmesini uygun gördük.
Fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, 14 haftalık fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 7-14 yaş arası (12 kız-10 erkek) toplam 22 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan bireyler deney (5 kız, 6 erkek) ve kontrol gruplarına (7 kız, 4 erkek) ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan bireylere 40 dk. dikkat eğitimi ve 60 dk. fiziksel etkinlik uygulaması yaptırılmıştır (100 dk./2 gün/ 14 hafta). Veri toplama araçları olarak Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik (BOT-2) alt testleri (ince motor beceri hassaslığı (İMBH), ince motor beceri bütünleşmesi (İMBB), el hüneri (EH) ve el-kol koordinasyonu (EKK), Benton Görsel Bellek (F formu) ve d2 dikkat testleri kullanılmıştır. Ölçümler çalışmanın başında, uygulamaların 7. haftasında ve çalışmanın sonunda olmak üzere üç kez yapılmıştır. Grup ve ölçüm (2x3) değerlendirmelerinde Repeated Measures Anova Testi kullanılmıştır. Küresellik varsayımının sağlanmadığı durumlarda (p<0.05) ve epsilon değerinin ε > .75 büyük olması durumunda Huynh-Feldt düzeltmesi, ε < .75 küçük olması durumunda ise Greenhouse-Geisser düzeltmesine bakılarak sonuçlar yorumlanmıştır. İkinci seviye testi olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. İMBH (p < .001), İMBB (p < .001) , EH (p < .001), EKK (p < .001), TN (p< .05), E2 (p< .05), E (p< .001), TN-E (p< .001), CP (p< .001) ve BGBA (p< .001) parametrelerinde grup ve zaman etkileşimi incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, FR ve E1 parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0.05). Çalışmanın sonucunda, 14 haftalık fiziksel etkinlik uygulamaları ile dikkat becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik programının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin kaba ve ince motor becerileri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeyleri üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algı, Dikkat, Görsel Bellek, Motor Beceri, Zihinsel Engelli
Life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, life kinetik egzersizlerinin hafif düzeyde zihin yetersizliği bulunan bireylerin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini hafif düzey zihin yetersizliği bulunan 10-14 yaş arası toplam 18 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubuna 10 hafta (40 dk./3 gün/10 hafta), Lutz (2014)'un life kinetik egzersizleri uygulanırken, kontrol grubuna ise herhangi bir uygulama yaptırılmamıştır. Ölçme araçları olarak, d2 dikkat testi, Benton görsel bellek testi, Frostig görsel algı testi, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi-İkinci Versiyonu (BOT-2) kullanılmıştır. Gruplar arası normal dağılan verilerin karşılaştırılması Independent Samples T-test ile, normal dağılmayan verilerin karşılaştırılması Mann-Whitney U testiyle değerlendirildi. Gruplar içi ön ve son teste göre normal dağılan verilerin karşılaştırılmasında Paired Samples T-testi ve normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında Wilcoxon testi kullanıldı. Gruplara göre Benton Görsel Bellek ve Algı, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu ve Denge son test değerleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0.05), İşlenen Toplam Madde Sayısı (TN), Atlanan Doğru Harf Sayısı (E1), Yanlış İşaretlenen Harf Sayısı (E2), Ham Hata Puanı (E), İşlenen Toplam Madde Sayısı-Ham Hata Puanı (TN-E), Dalgalanma Oranı (FR), Konsantrasyon Performansı (CP), Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Şekil Sabitliğinin Algılaması, Mekanda Konumun, Mekan İlişkilerinin Algılaması ve Frostig Görsel Algı Toplam değerleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Deney grubu ön ve son teste göre Benton Görsel Bellek, TN, E, TN-E, CP, Göz-Motor Koordinasyonu, Şekil Zemin Ayırımı, Frostig Görsel Algı Toplam, Çift Yönlü Koordinasyon, El-Kol Koordinasyonu, Denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilirken (p<0.05), diğer parametrelerde fark gözlenmemiştir (p>0.05). Kontrol grubu ön ve son teste göre tüm parametrelerde anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Hafif düzey zihin yetersizliği bulunan bireylere düzenli olarak yaptırılan life kinetik egzersizlerinin görsel bellek, algı, dikkat, koordinasyon ve denge gelişimlerine pozitif yönde katkı sağladığı söylenebilir.
Zihinsel yetersizliğe eşlik eden genetik sendromlarda menstruasyon sorunları ve menstruasyon ilişkili yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Menstruasyon hijyen, istismar riski, nöbet düzeni ve davranış değişiklikleri ile ilgili endişeler nedeniyle zihinsel yetersizliği (ZY) olan ergenler için daha zorlayıcı olabilir. Bu çalışmada, genetik sendroma eşlik eden ZY'li kadınlarda menstruasyon öyküsü, yaşanan zorluklar, ailenin menstruasyon konusundaki tutumları ve menstruasyonun yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Bu çalışma prospektif kesitsel bir çalışma olarak tasarlanmış ve Ocak 2020-Haziran 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Ergen Sağlığı Bilim Dalı'nda yapılmıştır. Çalışma popülasyonu, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi Çocık Genetik Bilim Dalı'nda Ocak 1997-Aralık 2020 tarihleri arasında ZY ile eşlik eden genetik sendrom tanısı ile klinik olarak takip edilen, yaşları 10-24 arasında olan 49 hasta (vaka grubu) ve yaş uyumlu 50 sağlıklı kontrolden (kontrol grup) oluşmaktadır. Hafif ZY'li vakaların hem ergenler (n=12) hem de bakım verenleri (n= 16) ölçekleri doldururken, orta-ağır derecede ZY'si olanların sadece bakım verenleri (n=33) sorgulandı. Demografik veriler ve yazarlar tarafından oluşturulmuş bir anketle menstrüel öykü sorgulandı. Fiziksel bozukluğu değerlendirmek için "Çocukluk Çağı Sağlık Değerlendirme Anketi" (CHAQ) kullanıldı. "Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği" (ÇİYKÖ) hem genel hem de menstruasyon için sorgulandı. Menstrüel özellikler gruplar arasında istatistiksel olarak farklı değildi. Menstruasyona bağlı okula devamsızlığı, ZY grubunda daha yüksekti (%8'e karşı %40,5, p<0,001). Tüm vakaların %73'ünün menstruasyon bakımında yardıma ihtiyacı olduğunu saptadık. ZY düzeyi, menstrüel hijyen konusunda yardıma ihtiyaç duyma ile anlamlı olarak ilişkiliydi (p<0,001). Vakaların menstruasyon sırasında sosyal, okul, psikososyal işlevsellik ve toplam yaşam kalitesi puanları kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşüktü. ZY düzeyi arttıkça, yaşam kalitesi puanlarının anlamlı olarak azaldığı görüldü (p<0,001). Kontrol grubunda menstruasyon ile fiziksel ve toplam yaşam kalitesi puanı anlamlı olarak düşerken, anneler ZY'li kızlarının fiziksel, duygusal, sosyal, psikososyal işlevselliklerinde ve toplam yaşam kalitesi puanlarında menstrüel dönemlerde önemli bir düşüş bildirdi. Çalışmamızdaki annelerin hiçbiri menarş öncesi danışmanlık hizmeti almamıştı, benzer şekilde annelerin hiçbiri menstrüel baskılama talep etmedi. Sonuç olarak ZY'si olan kızların menstrüel özellikleri sağlıklı ergenlerle benzer olsa da, vakaların menstruasyon sırasındaki yaşam kalitesi kontrollere göre önemli ölçüde düşüktü. Menstruasyon dışı ve menstrüel dönem karşılaştırıldığında, ZY'li hastalarda menstruasyon sırasında yaşam kalitesi önemli ölçüde azaldı. Düşük yaşam kalitesi, yüksek okul devamsızlığı, menstruasyon sırasındaki yüksek yardım ihtiyacına rağmen annelerin hiçbiri menstrüel baskılama istememiştir. Ailelerin menstruasyon ile ilgili bilgi düzeyinin arttırılması ve menstruasyon sırasında ergenin kişisel bakımını sağlamaya yönelik becerilerinin geliştirilmesi konusunda yeterli desteğin sağlanması, ZY'li ergenlerin bağımsızlık ve fonksiyonelliğinde artma ile bu gruptaki aile ve ergen kaygısını azaltarak yüksek okul devamsızlığında azalmaya zemin hazırlayabilir.
Özgül öğrenme güçlüğü veya zihinsel engelli tanısı almış çocukların ebeveynlerinde psikolojik sağlamlık düzeyleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada çocuğu zihinsel yetersizlik veya özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış ebeveynlerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeylerinin çocuğu herhangi bir tanı almamış ebeveynlerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya 180 (60 zihinsel yetersizlik tanısı, 60 özgül öğrenme güçlüğü tanısı ve 60 kontrol grubu) ebeveyn dahil edilmiştir. Ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarını ölçmek için Yetişkin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), yaşam doyumlarını ölçmek için ise Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği (YYDÖ) kullanılmıştır.
Hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilere fen bilimleri dersinde "canlı-cansız" kavramının öğretiminde sabit bekleme süreli öğretim yönteminin etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere canlı-cansız kavramının öğretiminde Sabit Bekleme Süreli Öğretim Yöntemi'nin (SBSÖY) etkililiğini incelemektir. Çalışma, hafif düzey zihinsel yetersizlik tanısı almış olan beş ilkokul 3.sınıf öğrencisi ile eğitim ortamında gerçekleştirilmiştir. Araştırma tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Uygulama öncesinde, öğrenciler için etkili olan pekiştireçlerin belirlenmesi amacıyla ailelere "Pekiştireç Belirleme Listesi" verilmiş ve buradan elde edilen veriler doğrultusunda her bir öğrenci için pekiştireçler hazırlanmıştır. Öğretime başlanmadan önce öğrencilerin araştırma konusuyla ilgili performansları, araştırmacı tarafından hazırlanmış olan başlama düzeyi değerlendirme formları ile değerlendirilmiştir. Öğretim sırasında SBSÖY kullanılarak program sonrasında öğrencinin; "Resimli kartlarda canlı varlıkların resmini göster denildiğinde gösterir." "Canlı-cansız varlıklara doğru örnekler verir." becerilerini kazanması hedeflenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul öğretim programında 3. sınıf Fen Bilimleri dersinde öğrencilerin gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak canlı-cansız kavramları temel düzeyde ele alınmıştır. Canlı kavramı insan, hayvan ve bitkiler; cansız kavramı eşyalar, taş vb. şeklinde örneklendirilmiştir. Öğretim sırasında önceden hazırlanan canlı ve cansız varlıkların resimlerinin olduğu kartlar kullanılmıştır. Öğretim, öğrencinin yetersizliğine uygun şekilde düzenlenmiş bir sınıf ortamında gerçekleştirilerek öğretim sonunda hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı hazırlanan değerlendirme formları ile tespit edilmiştir. Uygulama sonucunda elde edilen bulgular grafik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda SBSÖY'nin ilkokul özel eğitim sınıfında yer alan hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin canlı-cansız kavramının öğretiminde etkili olduğu görülmüştür.
İTO/AGSCÖ bilişsel stratejisine dayalı okuduğunu anlama becerileri öğretiminin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin okuma becerisine etkisinin incelenmesi
Okuma ve anlama becerilerinin, nitelikli bir şekilde geliştirilmesi ve zihinsel süreçlerde etkin olarak kullanılabilmesi için erken yaşlardan itibaren okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirecek stratejilere yönelik uygulamalı eğitimlere ihtiyaç vardır. Özellikle zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin okuduklarını anlamada büyük zorluklar yaşadıkları bildirilmektedir. Bu araştırmada geliştirilen İTO/AGSCÖ (incele-tahmin et-oku (başlığı, soruları ve metni oku)-anahtar kelimelerin altını çiz-göz gezdir-soru sor-cevapla-özetle) bilişsel stratejilere dayalı okuduğunu anlama becerileri öğretiminin hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin anlama becerisine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin stratejileri farklı türdeki metinlere genelleyebilme ve okuduğunu anlama becerisine etkisi, strateji kullanımının öğretimden sonraki 2., 4. ve 6. hafta sürdürülebilmesindeki kalıcılığı ve okuduğunu anlama becerisinin sürdürülmesindeki kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma keşfedici sıralı karma yöntem modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, özel eğitim ortaokulunda öğrenim gören, beşinci ve altıncı sınıf, hafif düzey zihin yetersizliği tanısı bulunan, üç öğrenci ve bu öğrencilerle çalışan altı öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada nitel veriler toplanarak bu verilerden elde edilen sonuçlar, nicel araştırma boyutunda kullanıldığı desenden oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılacak stratejilerin belirlenmesi amacıyla katılımcı olarak seçilen öğrencilerin öğretmenlerinin eğitimlerinde kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri betimsel analiz tekniğiyle belirlenmiştir. Elde edilen nitel veri sonuçları ve literatürde yer alan bilişsel okuma stratejileri dikkate alınarak zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin öğrenme özelliklerine göre uyarlanarak İTO/AGSCÖ stratejileri geliştirme sürecinde oluşturulan taslak form uzman görüşüne sunulmuştur. Özel eğitim alanında doktorasını tamamlamış iki uzmandan maddelerin uygunluğuna ilişkin görüş alınmış ve uzmanlar arası görüş uyumu iç tutarlılığı Cohen Kappa tekniği ile test edilmiştir. Elde edilen Kappa değerinin 0,84 (0,81-1,00 arası mükemmel uyum) olduğu görülmüştür. İTO/AGSCÖ stratejileri öğretiminin etkililiği, tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli ile planlanmış ve etki büyüklüğü hesaplaması gerçekleştirmek için Örtüşmeyen Veri Yüzdesi analizi ve Tau-U analiz tekniği kullanılmıştır. Stratejilerin öğretimi açık anlatım yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve her öğretim sonunda metne ilişkin sorulara verilen doğru cevap sayıları grafiğe işlenmiştir. Genelleme verileri ön test-son test modeliyle toplanmış ve veriler sütun grafiği üzerinde gösterilerek analiz edilmiştir. Araştırmada, katılımcıların metin okuma sürecinde strateji kullanımlarını değerlendirmek amacıyla, öğretim öncesi ve sonrası strateji kullanımlarına ilişkin toplanan veriler ve öğretimin sosyal geçerlik verileri betimsel analiz ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; hafif düzey zihin yetersizliği olan öğrencilerin metin okuma sürecinde İTO/AGSCÖ stratejileri öğretimi, okuduğunu anlama becerisini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin farklı metin türlerini okuma sürecinde İTO/AGSCÖ stratejileri kullanımlarını genelleyebildikleri, farklı metin türlerini anlama becerilerinde etkili olduğu, strateji kullanımını öğretim sona erdikten sonraki izleme oturumlarında sürdürmelerinde ve okuduğunu anlama becerileri üzerinde kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal geçerlik verilerine göre öğrencilerin ve öğretmenlerin uygulamayı etkili ve uygulanabilir buldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın son kısmında bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırmalar ve uygulamalar için öneriler sunulmuştur.
6-12 yaş orta- ağır zihinsel geriliği olan çocuklarda ses, ritim ve hareket uygulamaları
Bu araştırma, 6- 12 yaş orta- ağır zihinsel geriliği olan çocukların eğitiminde ses, ritim ve hareket uygulamalarını esas alarak 25 (yirmi beş) dersten oluşan bir model sunmayı amaçlamıştır. Bu dersler MEB tarafından Özel Eğitim ve Uygulama Okulları için hazırlanmış Müzik dersi müfredatına uygun bir biçimde yapılandırılmıştır. Araştırmanın güvenirliği 'Katılımlı- Katılımsız Gözleme Dayalı Nitel Değerlendirme Formları', 'Yapılandırılmamış Görüşme' ve 'Anket' verileri ile desteklenmiştir. Sonuç olarak, araştırma dâhilinde önerilen uygulamaların orta- ağır zihinsel geriliği olan çocukların bilişsel, duyuşsal ve psikomotor gelişimleri ile kişilik gelişimi ve dil ve konuşma sorunlarına fayda sağlayabileceği kaydedilmiştir.
Sosyal politikalar kapsamında Türkiye'de zihinsel engellilerin istihdam politikalarında korumalı işyerinin işverenler açısından uygulanabilirliği: Trabzon örneği
Türkiye'de ağır engelliler grubuna giren zihinsel engellilerin istihdamının sağlanması için gerekli yasal zeminin oluşturulmasına rağmen, farklı nedenlerle bu bireyler engelli istihdam çalışmaları içerisinde göz ardı edilen engelli grubunu oluşturmaktadırlar ve istihdam hakkından gerekli ölçüde yararlanamamaktadırlar. Engelli haklarına önem veren ve uluslararası sözleşmeleri onaylayan ülkelerden biri olarak Türkiye'de zihinsel engellilerin istihdamı için önerilen korumalı işyeri sayısının hiç denecek kadar az sayıda olması bu konuda tutarlı politikaların üretilemediğinin göstergesidir. Bu bağlamda zihinsel engellilerin istihdamı için ön görülen korumalı işyeri açılması konusunda devletin uyguladığı politika olarak ASPB İŞKUR işbirliği ile sağlamaya çalıştığı korumalı işyeri projesidir. Bu projeyi gerçekleştirmesi beklenen hedef kitleden biri olan işverenlerin, korumalı işyeri açma konusunda yaklaşımlarını öğrenerek, devletin zihinsel engelli istihdam politikasının işverenler açısından uygulanabilirliğini ortaya koymak araştırmanın amacıdır. Bu kapsamda çalışma bir nitel araştırmadır. Araştırma için Trabzon da ki 40 ve üzeri işçi çalıştıran, korumalı işyeri uygulaması hakkında bilgi sahibi olan on altı işletme sahibine yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre işletme sahipleri zihinsel engellilerin çalışma hayatı içerisinde olmaları gerektiğini söylemekle beraber, bu kişilerin çalışacakları yerler olan korumalı işyeri açma konusuna olumsuz bakmaktadırlar. Bunun en büyük sebebi olarak korumalı işyerlerinin işletme mantığı ile işletilemeyeceğini, bu için bir sosyal hizmet olduğunu dolayısıyla devletin korumalı işyerlerini kendi kurumları aracılığıyla açarak işletmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır. Anahtar Sözcükler: Zihinsel Engelliler, Sosyal Model, Korumalı İşyeri
Zihinsel engelli çocuğu olan boşanmış annelerin boşanma sürecine ilişkin yaşantılarının incelenmesi
Araştırmanın amacı zihinsel engelli çocuğu olan boşanmış annelerin boşanma sürecindeki deneyimlerine ilişkin algılarının kendi bakış açılarıyla belirlenmesi; fiziksel, sosyal, bilişsel, duyuşsal, tinsel boyutlarıyla değerlendirilmesi; boşanmadan önce aile yaşamının incelenmesi, boşanma fikrinin oluşmasına ilişkin deneyimlerle birlikte boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında yaşadıkları güçlüklerin ve geliştirdikleri başetme stratejilerinin keşfedilmesidir. Nitel desende fenomenolojik yaklaşımla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu zihinsel engelli çocuğu olan, boşanmış, on sekiz yaşını doldurup on dokuz yaşından gün almış engelli olmayan 30 kadın oluşturmaktadır. Veriler yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerde elde edilmiştir. Araştırmanın verileri MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda annelerin boşanma öncesi yaşantıları, annelerin boşanma sürecinde yaşantıları, annelerin boşanma sonrası yaşantıları olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre, zihinsel engelli çocuğu olan ailelerde duygusal yakınlığın olmaması, bakım yükünün fazla olması, cinsiyetçi iş bölümü, eşin psikolojik baskısı, eşin ilgisiz ve sorumsuz davranışları, şiddet ve maddi sorunlar eşlerin birbirleriyle ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Annenin kendini çocuğuna adaması, babanın çocuğun özel durumunu kabullenmemesi ve "evden kaçması", ilgisiz ve sorumsuz davranması, çocuğun eğitim ve tedavi süreçlerinde yaşanan anlaşmazlıklar, eşler arasındaki ilişkide kaynağını zihinsel engelli çocuktan alan sorunlardır. Çocuğun bakım yükü nedeniyle annenin çalışamaması, çocuğun engeli nedeniyle ortaya çıkan ek masraflar, babanın düzensiz gelir elde etmesi, para yönetimi ve harcamalar konusunda bilinçsiz davranışları ailenin ekonomik sorunlarını derinleştirmektedir. Annelerin yarısı depresyon, kaygı, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar yaşamışlardır. Babanın sorumsuz davranışları, ilgisizlik, aldatma, şiddet, evden ayrı yaşama, terk, alkol kullanımı, akrabaların aile içi ilişkilere karışması, ekonomik sorunlar, kıskançlık, fikir uyuşmazlıkları, suçlama, yabancılaşma, kumar, pornografi boşanmaya yol açan faktörlerdir. Boşanma birden fazla faktörün etkisiyle gerçekleşmektedir. Ailelerin yarısına yakını ergenlik çağında çocukları olan aileler döneminde boşanmıştır. Annenin zihinsel engelli çocuğunun iyilik halini ve gelişimini düşünmesi, yalnız bırakılması, suçlanması, çocuğunun engelli olma durumundan kaynaklanan sosyal ve ekonomik haklardan yararlanmak istemesi, babanın çocuğun zihinsel engelli olma durumunu kabullenememesi, zihinsel engelli çocuğu olduğu için evi terk etmesi, zihinsel engelli çocuğa yönelik şiddet uygulaması, sorumsuzluğu, hayal kırıklığı yaşaması boşanmada kaynağını zihinsel engelli çocuktan alan faktörlerdir. Zihinsel engelli çocuğun varlığı ailede boşanmayı geciktirici bir faktördür. Bakım veren olarak anne kendini ihmal etmekte, baba ise çocuğuna yabancılaşmaktadır. Anneler boşandıktan sonra daha çok olumlu duygular yaşamakta, kendilerini genellikle mutlu, huzurlu, özgür, gururlu, rahat, memnun ve değerli hissetmektedirler.
Zihinsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinde bakım verme yükü ve ilişkili etmenlerin belirlenmesi
Zihinsel yetersizlik; gelişimsel evre boyunca başlayan, zihinsel işlevlerde kısıtlılığa neden olan nörogelişimsel bir bozukluktur. Zihinsel yetersizliği olan çocukların aileleri yakınlarının kronik ve geri dönüşsüz olan bu durumdan etkilenirler. Kronik tıbbi ve psikiyatrik hastalıklarda bakım verme yükünü değerlendiren çok sayıda araştırma olsa da kronik seyirli ve yaşam boyu bakım gereksiniminin olduğu Zihinsel Yetersizlik (ZY) ile ilgili veriler kısıtlıdır. Bu çalışmada ZY tanılı çocuk ve ergenlerin bakım verenlerinde bakım verme yükünü, depresyon düzeylerini ve sosyal uyumlarını değerlendirmek, bu değişkenlere etki eden etmenleri incelemek amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerine başvuran 6-17 yaş arasındaki ZY tanılı çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmaya 90 olgu ve primer bakım veren ebeveyni dahil edilmiş, ebeveynlerden Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Ayrıca, komorbid tanıların belirlenmesi amacıyla Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi– Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli-DSM-5 Kasım 2016- Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-DSM-5-T) uygulanmıştır. Sosyodemografik özellikleri kapsayan bilgi formu ebeveynle yüz yüze görüşme yöntemiyle araştırmacı tarafından doldurulmuştur. Çalışmamızın sonucunda, ZY tanılı çocuklarının çoğunun ağır olmayan ZY tanısına sahip olduğu ve ZY şiddetinin bakım yüküne, depresyon düzeyine ve sosyal uyuma etki etmediği saptanmıştır. Çocuk ve ergenlerin yaşları ile sosyal uyum arasında aynı yönde ilişki saptanmıştır. Komorbid psikiyatrik tanı sayısı ile bakım verme yükü ve depresyon düzeyi arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Komorbid DB ve/veya KOKGB varlığı bakım verme yükünde ve depresif semptomlarda artış ve sosyal uyumda bozulmayla ilişkilidir. İlaç kullanan olguların bakım verenlerinde kullanmayanlara göre bakım vermenin zorlaştığı, depresif semptomların arttığı ve sosyal uyumlarının bozulduğu saptanmıştır. Antipsikotik kullanımı ile bakım verme yükü ve depresyon düzeyi artışı, antiepileptik kullanımı ile sadece bakım verme yükü artışı ilişkili bulunmuştur. Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği ile Beck Depresyon ve Bakım Verme Yükü ölçek puanları arasında ters yönde ilişki olduğu, Beck Depresyon ölçeği ile Bakım Verme Yükü arasında aynı yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, çalışmamız ZY tanılı çocuk ve ergenlerin bakım verenlerinde bakım verme yükü, depresyon düzeyi ve sosyal uyumun değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bakım veren ve hasta sağlığı açısından, ZY tanısı sonrasında bakım verenlerin ihtiyaçlarının belirlenmesi, ruhsal olarak desteklenmesi, komorbid hastalıkların tedavi edilmesi yararlı olabilir. Anahtar Kelimeler: Zihinsel Yetersizlik, bakım verme yükü, sosyal uyum, depresyon
Zihinsel engelli çocukların kaynaştırma eğitiminde karşılaştıkları sorunların ve aile gereksinimlerinin sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi
Bu araştırma, hafif dereceli zihinsel engelli çocukların kaynaştırma eğitimi sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve aile gereksinimlerinin belirlenerek sosyal hizmet perspektifinden değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, Ankara'da en az 10 yıldır hizmet veren ve sosyal hizmet uzmanları tarafından işletilen 11 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden 96 hafif dereceli zihinsel engelli çocuğun anne ve babaları ile 2 Mart – 23 Mayıs 2015 tarihleri arasında görüşerek toplanmıştır. Araştırma kapsamında görüşülen anne babaların çoğunluğu ilk ve orta dereceli okul mezunudur. Annelerin tamamına yakını ev hanımıdır. Babaların büyük çoğunluğu da işçi ve memur olarak çalışmaktadır. Bu nedenle sosyal yardımlardan yararlanan ailelerin sayısı oldukça düşüktür. Araştırmada, anne babaların çoğunluğunun kaynaştırma eğitimi ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları saptanmıştır. Kaynaştırmaya devam eden çocukların sadece %60.4'üne bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) hazırlanırken ailelerin yarıya yakınının bu sürece katılmadıkları belirlenmiştir. Araştırmada, ailelerin yarıdan fazlasının, çocuklarının tedavisi, özel eğitimi ve bakımı için maddi yardıma gereksinim duydukları bulunmuştur. Ebeveynlerin yaş, çocuğun eğitim haklarıyla ilgili bilgilendirilme, okul öncesi dönemde eğitim alma, çocuğa BEP hazırlanma, ailenin BEP sürecine katılımı, çocuğun BEP'den yararlanması ve sınıf öğretmeniyle işbirliği yapılması gibi değişkenler ile anne babaların bilgi gereksinimi alt ölçeği puan ortalamaları arasında da anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Sonuç olarak, özel gereksinimli çocukların ve ailelerinin psikososyal sorunlarının ekip çalışması anlayışıyla daha iyi ele alınabilmesi için özel eğitim kurumlarında ve okullarda sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesinin yararlı olacağı önerilebilir.
Farklı yaşam dönemlerindeki bireylerin zihinsel engelli bireylere ilişkin sosyal kabulleri
Bu araştırma farklı yaşam dönemlerindeki bireylerin zihinsel engelli bireylere yönelik sosyal kabullerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması kullanılarak dizayn edilmiş, kesitsel ve ilişkisel bir araştırmadır. Çalışma grubunu Ankara ilinde yaşayan 11-60 yaş aralığında olan 660 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada 11-18 yaş aralığındaki katılımcı grubuna Ergen Kişisel Bilgi Formu ve Sosyal Kabul Ölçeği; 19-60 yaş aralığındaki katılımcı grubuna Yetişkin Kişisel Bilgi Formu ve Sosyal Mesafe Ölçeği uygulanmıştır. Sosyal Mesafe Ölçeği, Arkar'ın ruhsal rahatsızlığı olan bireylere yönelik geliştirdiği ölçek baz alınarak araştırmacı tarafından zihinsel engelli bireylere uygun olarak geliştirilmiştir. Verilerin analizi için SPSS 22.0 programı, Sosyal Mesafe Ölçeğinin geliştirilmesinde doğrulayıcı faktör analizi için LISREL programı kullanılmıştır. Araştırma bulguları ergenler ve yetişkinler için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Yetişkinlere uygulanan Sosyal Mesafe Ölçeği sonuçlarına göre katılımcıların zihinsel engelli bir yakına veya arkadaşa sahip olmalarının ve zihinsel engellilik hakkında bilgi sahibi olmalarının sosyal kabulü artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ergenlere uygulanan Sosyal Kabul Ölçeği sonuçlarına göre ergenlerin zihinsel engelli yakına sahip olmaları ve zihinsel engellilik hakkında bilgi sahibi olmaları sosyal kabulü artırmaktadır. Ancak halen devam ettiği sınıfta zihinsel engelli arkadaşı olduğunda ergenlerin sosyal kabulünün azaldığı görülmüştür. Ergenlik döneminde olan katılımcılarda erkek katılımcıların sosyal kabulünün daha düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre yetişkinlerin ve ergenlerin zihinsel engelli bireylere yönelik sosyal kabulü yüksek olarak ifade edilebilir. Bu çalışma zihinsel engelli bireylere yönelik sosyal kabulü etkileyen değişkenlerin belirlenmesi açısından önemlidir. Araştırma bulgularının sosyal kabulü artırmak amacıyla yapılacak politika ve programlar geliştirilirken dikkate alınması önerilmektedir.
Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi
Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.
Characterization of CkIIα-i1 -a putative ortholog of intellectual disability candidate gene ZBTB11
Intellectual Disability (ID) is a heterogenic neurodevelopmental disorder seen in different spectrums in affected individuals. Resulting problems in the diagnosis of ID and limitations in its treatment constitutes a great emotional and financial burden to society. Therefore, identification of ID-causative genes and their functional characterization are important for the improvement of the current conditions. Two pathogenic variants of one of the ID-candidate genes ZBTB11 was identified and its early characterization was performed. In addition, knockdown of CkIIα-i1, a Drosophila ortholog of ZBTB11 showed deficiency in learning and memory center of Drosophila. The main aim of this study is the further investigate CkIIα-i1 and ZBTB11 in Drosophila in the pursuit of identifying their orthology. Since both CkIIα-i1 and ZBTB11 were understudied genes, transgenic and KO fly lines were generated and utilized in this study. In parallel, the expression of CkIIα-i1 was characterized in mushroom bodies (MB) and clock cells, which are learning- and circadian rhythm-related brain compartments, respectively. In addition, the role of CkIIα-i1 in MB development was analyzed by performing morphological analyses of the MB in CkIIα-i1 knockdown flies. For loss-of-function analysis, two RNA interference lines for the knockdown of CkIIα-i1 were utilized. Furthermore, two CkIIα-i1 KO lines were generated using CRISPR/Cas and used for morphological analysis. Both knockdown and KO of CkIIα-i1 resulted in shrinkage in the α lobe of the MB, with higher frequencies in KO lines. In contrast, the over-expression of CkIIα-i1 using the Gal4/UAS system did not result in any changes in MB morphology. Results of morphological analyses indicated that CkIIα-i1 could have a role in axonal guidance of α lobe axons. In order to investigate orthology between CkIIα-i1 and ZBTB11, wt and two identified variant ZBTB11 constructs were transgenically expressed in Drosophila and their expression was validated in the fly brain.