Wear
140 theses under this subject heading
Kum döküm ile üretilen DIN X210Cr12 soğuk iş takım çeliklerinde ısıl işlemlerin abraziv aşınma dayanımına etkisi
Bu çalışmada kullanılan numuneler kum döküm yöntemi kullanılarak üretilmiştir. Üretilen numuneler, Mo (Molibden) takviyeli ve Mo takviyesiz olarak üretilmiştir. Üretilen numunelere farklı sıcaklık, bekleme süresi ve soğutma ortamı gibi kıyas parametreleri kullanılarak ısıl işlem uygulanmıştır. Isıl işlem uygulanan numuneler parlatma işlemine tabi tutularak SEM görüntüleri alınmış ve numunelerin içi yapıları incelenmiştir. Numuneler belirli süre ve mesafe parametrelerine bağlı olarak, kum zımpara kullanılarak farklı yükler altında abraziv aşınma deneyine tabi tutulmuştur. Aşınma deneyi sonrası sonuçlar; uygulanan yük, aşınma miktarı, Mo varlığının etkilerine göre mukayese edilmiştir. Numunelerin mikro vickers sertlik ölçümleri yapılarak incelenmiştir. Yapılan deneysel çalışmalar sonrasında, belirli ısıl işlem parametrelerinin ve Mo takviyesinin, soğuk iş takım çeliğinin sertlik ve aşınma direnci üzerinde olumlu sonuçlar ortaya koyduğu belirlenmiştir.
Organik atık ürünlerin kompozit fren balatalarında kullanılabilirliğinin araştırılması
Kompozit sürtünme malzemesi olan balata, fren sisteminin frenleme performansında önemli rol oynayan başlıca bileşenidir. Balataların mekanik ve tribolojik davranışlarını araştırmak, frenleme performansını iyileştirmek için balata kompozisyonu ve üretim parametreleriyle ilgili birçok çalışma yapılmış olup, araştırmalar devam etmektedir. Üretilen balataların ekonomik olması, çevre dostu olması ve insan sağlığını tehlikeye atmaması beklenmektedir. Bu nedenle kompozit içeriğinde kullanılan malzemelere alternatif olarak organik atık ürünlerin kullanımı artmıştır. Bu çalışmada, mısır kabuğu, keten, kenevir, hindistan cevizi ve bambu tozu (kütlece %5, %10 ve %15) olmak üzere beş çeşit malzeme kullanılarak 16 adet farklı içerikli balata numuneleri üretilmiştir. Numuneler sırayla toz karıştırma, ön şekillendirme ve sıcak presleme işlemlerini kapsayan toz metalurjisi yöntemiyle üretilmiştir. Numunelerin özgül aşınma miktarı ve sürtünme katsayısı, gri dökme demir diskin bulunduğu bir test cihazında deneyler uygulanarak elde edilmiştir. Balata numunelerinin sertlik, yoğunluk, yüzey pürüzlülüğü gibi fiziksel özellikleri belirlenmiştir. Sürtünme testinden sonra numunelerin aşınan yüzeylerinin mikroyapısı Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile incelenmiştir. Ayrıca Elektron Enerji Dağılım Spektrometresi (EDS) yardımıyla aşınan yüzeylerin kimyasal analizleri elde edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucu, üretilen organik atık malzeme içerikli numunelerin sürtünme performansı açısından iyi davranış sergilediğini göstermiştir. En iyi sürtünme katsayısı değerleri %10 oranında hindistan cevizi, keten, kenevir ve bambu, %5 oranında keten içerikli numunelerde görülmüştür.
Yaşlandırılmış ve kaplama işlemi uygulanmış Cu-Cr-Zr alaşımının yapısal, mekanik ve tribolojik özelliklerinin incelenmesi
Sürtünmenin olduğu uygulamalarda kullanılan metallerin düşük aşınma direnci, birçok sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. Aşınma direncini artırmak ve malzemenin sahip olduğu diğer özellikleri yitirmemek için yüzey mühendisliği yöntemleri kullanılmaktadır. Cu-Cr-Zr alaşımları; kaynak elektrotları, ısı eşanjörleri ve nükleer reaktör parçaları gibi uygulamalarda kullanılabildiği gibi elektrikli tren veya otobüs hatlarındaki iletim kablosu olarak da kullanılmaktadır. Cu-Cr-Zr alaşımının mekanik özelliklerini iyileştirmek için genellikle yaşlandırma ısıl işlemi uygulanmaktadır. Bu tez çalışmasında, Cu-Cr-Zr alaşımı numuneler önce iki farklı sıcaklık değerinde (400 ve 500 °C) ve iki farklı sürede (2 ve 4 saat) yaşlandırma ısıl işlemine tabi tutulmuştur. Yaşlandırılmış numunelere, PVD yöntemi kullanılarak dört farklı kaplama (Ag, Cu, Ag+Cu ve Cu+Ag) işlemi uygulanmıştır. Numunelere çekme testi, mikrosertlik ölçümü, aşınma deneyi, elektrik iletkenliği ölçümü ve yapısal analizler (XRD ve SEM) uygulanmıştır. Yaşlandırma işlemleri sonrasında Cu-Cr-Zr alaşımında en yüksek sertlik ve mukavemet değerleri 500 °C'de 4 saat boyunca yaşlandırma işlemine tabi tutulmuş numunelerde elde edilmiştir. Kaplanmış numunelerin aşınma direnci ve elektrik iletkenliği incelendiğinde dubleks yüzey işlemi uygulanmış numunelerin daha iyi performans sergilediği tespit edilmiştir.
Küresel grafitli dökme demirin yüzeyinde oluşturulan titanyum karbür kaplamaların aşınma ve korozyon davranışlarının incelenmesi
Küresel grafitli dökme demirlerin çeliğe göre daha ekonomik üretilebilmesi ve düşük yoğunluğa sahip olmalarının yanında dökme demirin iyi bilinen yüksek dökülebilirlik, titreşimi sönüleme, yüklenme kapasitesi özelliklere sahip olması bu alaşım grubunu günden güne birçok sektörde çeliklere alternatif olarak kullanılmasını sağlamıştır. Ancak, küresel garfitli dökme demirlerin düşük yüzey sertlikleri ve düşük korozyon dirençleri dolayısıyla birçok tribokorozitif ortamdaki aşınma ve korozyon dirençleri tatmin edici değildir. Bu amaçla, bu çalışmada, küresel grafitli dökme demir (KGDD-80) numunelerin yüzeyinde Termo reaktif difüzyon tekniği (TRD) ile 800 °C, 850 °C ve 900 °C'de 4 saat süre ile titanyum karbür (TiC) kaplama tabakaları oluşturulmuştur. Elde edilen TiC kaplamalar, taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDS), X-ışını kırınımı (XRD), yüzey profilometrisi, mikrosertlik, VDI adhezyon testi, aşınma testi ve elektrokimyasal korozyon testi ile karakterize edilmiştir. TRD sıcaklığına bağlı olarak yüzeyde 5-11 µm kalınlığında ve 27.96-32.45 GPa sertlikte sürekli, çatlaksız, pürüzsüz ve altlık ile yüksek adhezyona sahip TiC kaplamalar elde edilmiştir. TiC kaplamaların yüksek kimyasal kararlılığı, yüksek sertliği ve iyi yapışma mukavemeti, işlemsiz kürsel grafitli numunelere kıyasla daha düşük sürtünme katsayısı, yüksek aşınma direnci ve üstün korozyon direnci sağlamışlardır. Kaplanmış numunelerde delaminasyon ve oksidasyon destekli abrasif aşınma görülürken TiC kaplı numunlerde ise oksidasyon destekli adhesiv aşınmaya dönüşmüştür. İşlemsiz kürsel grafitli dökme demir numunlerde galvanik etkiye bağlı seçici korozyon mekanizması baskın iken, TiC kaplanmış numunelerde homojen korozyon ve pitting korozyon mekanizmalarının meydana geldiği tespit edilmiştir. TRD yöntemiyle oluşturulan TiC kaplamaların sağladığı aşınma ve korozyon dirençlerindeki iyileşme, TiC kaplamaların tribo-korozif koşullara maruz kalan kürsel grafitli dökme demirlerin kullanım ömürlerinin artırılmasında iyi bir alternatif olacağını göstermiştir.
Serpantinin asfalt betonunda filler olarak kullanılması
Ülkemizde bulunan doğal kaynakların verimli, etkin ve daha uzun süre kullanılabilmesi için alternatif malzemelerin araştırılıp bulunması her geçen gün daha önemli bir hal almaktadır. Her alanda olduğu gibi bitümlü sıcak karışımlarda (BSK) da gün geçtikçe atık malzeme kullanımı artmaktadır. Bu çalışmada atık serpantin toz atıklarının BSK'da filler olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışmada, serpantin'in asfalt beton kaplamalarda filler olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla kireçtaşı agrega ve kırmataş tozu filler kullanılarak %3.5-4.0-4.5-5.0-5.5-6.0 bitüm oranlarında Marshall briketleri hazırlanmıştır. Hazırlanan bu numunelere Marshall stabilite ve akma deney prosedürü uygulanarak stabilite, akma, pratik özgül ağırlık (Dp), boşluk yüzdesi (Vh) asfaltla dolu doşluk yüzdesi (Vfa), agregalar arası boşluk yüzdesi (VMA) değerleri bulunmuştur. Kireçtaşı numune sonuçlarından ilgili grafikler çizilerek optimum bitüm miktarı belirlenmiştir. Belirlenen optimum bitüm miktarı esas alınarak ve aynı gradasyon kullanılarak kireçtaşı filler ile serpantin filler malzemesi %0-25-50-75-100 oranlarında yer değiştirilerek serpantin ikameli asfalt beton numuneler üretilmiştir. Serpantin filler ikameli briketlerin stabilite, akma, Dp, Vh, Vfa, VMA değerleri tespit edilerek deney sonuçları değerlendirilmiştir.
Silisyum karbür takviyeli zirkonya esaslı seramik kompozitlerin sinterlenebilirliği ve mekanik özellikleri
Yitriya ile kararlı hale getirilmiş polikristal zirkonya (YSZ), metallere kıyasla yüksek sıcaklıklarda mükemmel özelliklere sahip olması ve yüksek tokluğun yanı sıra yüksek mukavemete, düşük termal genleşme katsayısına sahip olması nedeniyle birçok yapısal uygulamalar için ilginç bir malzemedir. Bu özelikler, birçok farklı yapı türlerinde kullanım için onu iyi bir aday yapar. Ancak YSZ darbelere karşı çok sağlam bir malzeme değildir ve kullanım alanını genişletmek için mekanik özelliklerinin iyileştirilmesi gereklidir. Bu yüzden, bu çalışmada %8 mol yitriya ile kararlı hale getirilmiş zirkonyanın (8YSZ) yapısal özelliklerine, sertliğine, kırılma tokluğuna ve tribolojik özelliklerine SiC katkısının etkisi taramalı elektron mikroskobu (SEM), X-ışınımı difraksiyonu (XRD), Vickers sertlik cihazı ve pin-on-disk tipi aşınma cihazı kullanılarak araştırılmıştır. 8YSZ ve ağırlıkça %1-15 oranlarında SiC tozları kolloidal işlemle alaşımlanarak numuneler üretildi. Ağırlıkça %1-15 oranlarında SiC katkılı 8YSZ numuneler 1400°C-1500°C sıcaklıklarda 2 saat süre sinterlendi. 1450°C sinterleme sonrası, ağırlıkça %15 SiC katkısı ile 8YSZ'nin relatif yoğunluğu %98'den %63'e düşmüştür. Sinterleme sonrası SiC katkılı 8YSZ numunelerin SEM mikroyapıları 8YSZ matriste %1 oranından sonra SiC'in çözünmediğini ve ikincil faz olarak 8YSZ taneleri etrafında çökeldiğini gösterdi. 8YSZ tane sınırlarında SiC'in ikincil fazlarının bulunması nedeniyle 8YSZ'nin ortalama tane boyutu SiC ilavesiyle 4,34 µm'den 1,95 µm'ye düşmüştür. Ayrıca, Vickers sertlik yöntemiyle ile hem örneklerin sertlikleri hem de kırılma toklukları ölçülmüştür. 8YSZ'ye SiC ilavesi sertlikte bir miktar azalma meydana getirirken kırılma tokluğunda ise 1.65 MPa.m0.5'ten 4.23 MPa.m0.5 değerine artırmıştır. Ayrıca, SiC ilave edilmiş 8YSZ numunelerin aşınma testleri, 8YSZ disk üzerinde WC seramik bilye karşısında kuru kayma sürtünme koşulları altında, oda sıcaklığında, 3N yük 0,1 m/s kayma hızı ve 500 m kayma mesafesinde gerçekleştirildi. Sürtünme ve aşınma testi sonuçları, SiC ilavesi ile 8YSZ'nin sürtünme katsayısında ve aşınma miktarında yüksek miktarda ciddi bir azalma olduğunu gösterdi. Sonuç olarak bu çalışma SiC takviyesiyle 8YSZ seramiklerin mekanik özelliklerinde ve tribolojik özelliklerinde yüksek oranda iyileşmeler olduğunu ortaya koymaktadır.
The relationship between English teachers' emotional intelligence and their burnout level
This study aimed to investigate the relationship between emotional intelligence and burnout. Additionally, English as a foreign language (EFL) teachers' emotional intelligence and their levels of burnout were investigated as separate constructs in terms of specific demographic variables. In the methodology, quantitative research design was adopted and a correlational research was conducted. The participants were 166 English teachers among which are 129 females and 37 males. Participants work in public school in Giresun, Turkey. Ages of the participants ranged from 24 to 30 and their years of experience ranged from 1 year to 30 years. Assessing Emotions scale was utilized to measure English teachers' emotional intelligence, Teacher Burnout Scale was utilized to measure their level of burnout, and the correlation of the two constructs was analyzed. The findings of this study revealed that participants have high level of emotional intelligence and low level of burnout. Managing one's emotions, managing other's emotions, and utilizing emotions correlated negatively with participants' burnout level. Moreover, further investigation indicated that emotional intelligence could predict burnout. The findings of this study can be used to raise English teachers' emotional awareness and to take precautions to minimize teacher burnout.
1 m3 kepçe kapasitesine sahip Beko-Loder kazıcı uçlarının, dinamik yükler altında aşınma etkisi ile yorulma ve çalışma sürelerinin analizi
Bu çalışma kapsamında, 1 m3 kepçe kapasitesine sahip kanal kazıcı tırnakların dinamik yükler altında aşınma etkisi ile yorulma ve çalışma sürelerinin analizi yapılmıştır. Kanal kazıcı tırnaklarda dizayn geometrisi ve kullanılan malzemenin teknik özellikleri en önemli parametrelerdendir. Özellikle inşaat, tarım gibi birçok yerde kullanım alanı bulan bekoloderler de dinamik yükler altında meydana gelen gerilmelerin 1 m3 kapasiteli kovalarda kullanılan üç farklı modele ait tırnaklar üzerindeki aşınmanın, yorulma ve ömür süresinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Tırnaklar üzerinde ayrık elemanlar yönteminin yardımı ile aşınma durumları belirlenecek ve çalışma ortamında oluşan dinamik yükler, sonlu elemanlar yöntemi katkısı ile hesaplanarak tırnakların ömür süreleri belirlenecektir.
Yuvarlak örme makinesi elemanlarının aşınma ve dinamik davranışının modellenmesi
Yuvarlak örme makinelerinde çalışan iğneler, kumaş üretimi esnasında değişken ve tekrarlı yüklere maruz kalmaktadırlar. Etki eden bu kuvvetlerin yarattığı gerilme değerleri malzemenin karakteristik değerleri olan akma ve kopma dayanımından küçüktür. Ancak dinamik yüklemeler altında malzemeler bir süre sonra maruz kaldıkları bu yükleri taşıyamazlar ve kırılırlar. Bu durum, iğnelerin yorulması olarak değerlendirilir ve bu yorulma karşılığında meydana gelen maliyet kayıplarının önüne geçebilmek için iğne yorulma ömrünün tayinini zorunlu kılar. Bu noktadan çıkışla, yapılan doktora çalışmasında; yuvarlak örme makinesi iğnesine etki eden kuvvetler ve bu kuvvetler doğrultusunda iğne ömrünün hesaplanmasına yönelik bir çalışma kurgulanmıştır. Doktora çalışması ana hatları ile iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısmı İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Örme Laboratuvarı'nda laboratuvar tipi yuvarlak örme makinesinde gerçekleştirilmiştir. İğneler, Ne 4/1 % 100 telefli open-end pamuk ipliği ile kumaş örerek ilk iğne kırılıncaya kadar aşındırılmışlardır. Daha sonra iğne üzerine gerinim ölçer (strain gage) bağlanmış; 100 dev/dak makine hızı ve 100 Hz'de birim şekil değişimi değerleri ölçülerek Catman yazılımı ile bilgisayara kaydedilmiştir. Daha sonra elde edilen bu değerler, nCode yorulma programına aktarılarak sanal yorulma analizi yapılmış ve bu programdan elde edilen değerler ile gerçek yorulma sonuçları karşılaştırılmış; aradaki farkın % 9,04 olduğu tespit edilmiştir. Bunun devamında, 3-boyutlu olarak modellenen örme sisteminin sonlu elemanlar modeli oluşturulmuştur. Bu modele, uygun sınır şartları ve kuvvetlerin uygulanması ile sonlu elemanlar analizleri tamamlanmıştır. Analiz sonucu elde edilen gerilme değerleri kullanılarak nCode programında sanal yorulma testleri yaptırılmış ve elde edilen sonuçlar gerçek kırılma zamanı ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sırasında, iğnenin yedi farklı yüzeyinden dört farklı tekrar sayısına ait farklı büyütmelerde SEM çekimleri yapılmış ve iğne profilinin üretim esnasında nasıl değiştiği de irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci kısmı ise RWTH Aachen Üniversitesi ITA Enstitüsü'nde 90 beslemeli E24 30" sanayi tipi yuvarlak örme makinesinde gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada, iğne hareketine makine hızı, iplik tipi, iplik gerginliği ve elastanın etkisi irdelenmiştir. Makine üretim halindeyken OLYMPUS i-SPEED 3 yüksek hızlı kamera yardımıyla alınan görüntüler yoluyla iğnelerin hareket eğrileri irdelenmiştir. Yuvarlak örme iğnelerinde karşılaşılan yorulma hasarlarının tespiti amacıyla gerçekleştirilen sonlu elemanlar analizi üzerinde farklı üretim verileri anlamında değişikliklere gidilerek değişen koşullar için iğne ömürlerinin hızlı bir şekilde belirlenebildiği gösterilmiştir. Diğer bir deyişle, çalışma kapsamında geliştirilen model kullanılarak; düşük maliyetlerde ve çok hızlı sürelerde iğne yorulmasına, dolayısıyla hatalı kumaş üretimine yol açabilecek verilerin belirlenebileceği gösterilmiştir. Buna ilave olarak, iğnelerin değişen örme şartlarına bağlı olarak yüzey topolojilerinin nasıl değiştiği de irdelenmiştir. Son olarak, üretim şartlarına bağlı olarak iğne hareketinin değişimi analiz edilmek suretiyle, kumaş üretimi esnasında iğne sıçrama miktarını en aza indirebilecek ve dolayısıyla iğne ömrünün uzatılmasını sağlayabilecek bir optimizasyona gidilmesinin de mümkün olacağı gösterilmiştir.
Aluminyum matrisli B4C takviyeli kompozit kaplamanın soğuk gaz dinamik püskürtme yöntemiyle üretilmesi ve mekanik özelliklerinin incelenmesi
Alüminyum malzemeler yüksek korozyon dirençleri, termal iletkenlik özellikleri ve yüksek spesifik mukavemetleri ile günümüzde birçok alanda tercih edilmektedir. Özellikle yüksek spesifik mukavemetleri (mukavemet/ağırlık) ile günümüzde otomativ ve havacılık sektöründe demir esaslı malzemelerin yerini almaktadır. Bu üstün özelliklerinin yanında düşük sertlik ve düşük aşınma direnci gibi özelliklerinden dolayı , sürtünme ve aşınmanın yoğun olduğu tribolojik uygulamalarda alüminyum kullanımı istenilen düzeyde olamamaktadır. SGDP yöntemi, 1980'li yıllarda Rus bilim adamı Prof. Anatolii Papyrin ve arkadaşları tarafından keşfedilmiştir. SGDP yöntemi prensip olarak, toz partiküllerinin taşıyıcı bir gaz yardımıyla yüksek hızlarda bir altlık üzerine püskürtülmesi prosesidir. Bu yöntemde tozlar, ultrasonik hızlarda ve düşük sıcaklıkta hedef altlık üzerine püskürtülmek suretiyle biriktirilir. Aşınma ve sürtünmenin yoğun olduğu ortamlarda yüksek sertlik ve aşınma direnci gösteren malzemelerin kullanımı gerekmektedir. Bu tip uygulamalarda en yaygın kullanılan malzemelerden birisi de bor karbür (B4C)'dür. Yüksek sertliği, yüksek korozyon direnci ve yüksek sıcaklıklarda bile kullanılabilir olması ile B4C, hem mekanik hem de tribolojik performans beklenen uygulamalarda beklentileri karşılamaktadır. Bu nedenle genellikle farklı malzemeler ile birlikte destek malzemesi olarak kullanılmaktadır. Özellikle metal matrisli kompozit malzemelerde en sık kullanılan destek malzemelerinden birisidir. Bu çalışmanın amacı, Soğuk Gaz Dinamik Püskürtme (SGDP) yöntemi ile aşınma direnci yüksek alüminyum matrisli B4C takviyeli kompozit kaplamaların üretilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, alüminyum ve bor karbür tozları farklı hacim oranlarında karıştırılarak, 6061 kalite alüminyum altlık üzerine kaplanmıştır. Kaplanan numuneler daha sonra mikroyapı incelemeleri ve faz analizleri ile incelenmiş, sertlik ve aşınma testlerine tabii tutulmuştur. Böylece SGDP yöntemiyle oluşturulan alüminyum matrisli B4C takviyeli kaplamaların farklı aşınma koşullarındaki aşınma davranışları incelenerek, B4C katkısının ve aşınma ortamının bu kaplamaların aşınma özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yapılan çalışmalar ve analizler göstermiştir ki, SGDP yöntemi ile alüminyum ve B4C takviyeli alüminyum kompozit kaplamalar başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Yapılan kaplamalara uygulanan aşınma testleri sonucunda B4C katkısının alüminyum kaplamalarda sürtünme katsayısını düşürdüğü ve aşınma direncini arttırdığı görülmüştür. Kuru ve ıslak ortamda yapılan testler sonucunda kaplamaların, ıslak ortamda daha az aşındığı görülmüştür. Suda yapılan aşınma testleri sonucunda, B4C takviyesinin alüminyum kaplamaların aşınma direncini 26 kata kadar arttırdığı görülmüştür. Ayrıca numunelere 45℃ sıcak suda aşınma testleri yapılarak sıcaklığın ıslak ortam aşınma performansına etkisi incelenmiştir. Kaplamaların sıcak suda normal suya göre daha az aşındıkları tespit edilmiştir.
Üç boyutlu yazıcılarda farklı plastik malzemeler kullanılarak üretilen dişli çarkların aşınma dayanımlarının deneysel incelenmesi
Bir mekanizma elemanı olarak çalışan dişliler hareket iletirlerken belirli bir yüke maruz kalırlar ve aşınırlar. Bu nedenle dişlilerin ömürlerinin tayini için aşınma miktarlarının belirlenmesi büyük önem taşır. Bu çalışmada üç boyutlu yazıcı ile üretilen plastik düz dişli çarkların aşınması, önce teorik olarak incelenmiştir. Bu aşamada dişlilerin aşınma derinlikleri, Archard denklemi temelinde hazırlanan bir Matlab programı kullanılarak belirlenmiştir. Daha sonra düz dişliler EYM (Eriyik Yığma Modelleme) teknolojisi ile ABS, PETG VE PLA olmak üzere üç farklı plastik malzeme seçilerek üretilmiş, daha sonra deneysel çalışmalara hazır hale getirilmiştir. Bu teknoloji, üretim aşamasında iç doluluk oranı ve dış çeper kalınlığında değişim yapılmasına imkân vermektedir. Üretilen dişlilerin aşınma deneyleri çelik bir dişli ile FZG adlı kapalı devre güç dolaşım sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu deney sistemi ile dişli numunelerin çalışma anında maruz kaldığı yük ve dönme hızları kontrol edilebilmektedir. FZG test düzeneği sayesinde düz dişliler üzerindeki yükler çeşitlendirilerek aşınma davranışları incelenmiştir. Test düzeneği belirli periyotlarla durdurulmuş, dış çeper kalınlıkları ve dolgu yoğunlukları farklı plastik dişlilerin aşınma miktarları kütlesel olarak ölçülerek, plastik sınıflarının aşınma davranışı hakkında karşılaştırma yapılmıştır.
Motor yağlarına metal oksit ve hekzagonal bor nitrür nanoparçacık katkısının alüminyum alaşımlarının tribolojik davranışına etkisinin araştırılması
Hareketli mekanik sistemlerde optimum performansın sağlanabilmesi için sistemdeki enerji kayıplarının en aza indirilmesi önemli bir yere sahiptir. Hareketli sistemlerde enerji kaybına neden olan ana faktörlerden biri sürtünmedir. Sürtünme sırasında enerji verimliliğinin iyi düzeyde olabilmesi için yağlama mekanizmasının ideal özellikler sergilemesi gerekmektedir. Yağlayıcılar, hareketli parçalar arasında koruyucu bir sıvı film oluşturarak parçaların sürtünmeden zarar görmesini bir dereceye kadar önler. Yağlayıcıların özelliklerinin iyileştirilmesiyle sürtünmeden kaynaklanan hasarlar minimum seviyelere indirilebilir. Yağlayıcıların özelliklerini iyileştirmenin en etkili ve verimli yöntemlerinden biri yağlara nano malzemeler katmaktır. Bu çalışmada Al 6013 alüminyum alaşımı pin-on-disk aşınma test cihazı kullanılarak farklı aşınma koşullarında (kuru, sadece motor yağı, ağırlıkça %10 TiO2 nano katkılı yağ, ağırlıkça %7.5 TiO2 ve ağırlıkça %2.5 h-BN nano katkılı yağ, ağırlıkça %5 TiO2 ve ağırlıkça %5 h-BN nano katkılı yağ, ağırlıkça %2.5 TiO2 ve ağırlıkça %7.5 h-BN nano katkılı yağ, ağırlıkça %10 h-BN nano katkılı yağ) ve farklı yüklerde (10 N, 30 N ve 50 N) aşındırılmıştır. Yağ olarak 5W-30 motor yağı kullanılmıştır. Aşınma testleri 100 mm/s kayma hızında ve 350 m kayma mesafesinde gerçekleştirildi. Deneyler sonucunda alüminyum parçalarda farklı koşullar ve yükler altında meydana gelen ağırlık kayıpları ölçülmüştür. Deneylerde kullanılan nanopartiküllerin aşınma ve sürtünmeyi iyileştirdiği görüldü. 10 N'luk yük altında ortalama en düşük sürtünme katsayısı ağırlıkça %2.5 TiO2 ve ağırlıkça %7.5 h-BN nano katkılı yağ ile yapılan deneyde elde edildi. 30 N ve 50 N'luk yükler altında ortalama en düşük sürtünme katsayısı sadece motor yağı ile yapılan deneylerde elde edildi. Yük arttıkça aşınma kaybının arttığı belirlendi. Aşınma testleri sonucunda tüm yağlama koşulları kıyaslandığında aşınma kaybı noktasında en üstün değerler ağırlıkça %5 TiO2 ve ağırlıkça %5 h-BN nano katkılı yağ karışımı ile yapılan deneylerde elde edildi.
Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motor aşınmasına olan etkilerinin incelenmesi
Dünyadaki teknolojik gelişmelerin paralelinde hızla artan enerji ihtiyacı nedeniyle, enerjiyi yoğun olarak kullanan sektörler, araştırma geliştirme faaliyetlerini, alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Alternatif enerji kaynağı arayışlarında, otomotiv sektörü önemli bir yer tutmaktadır. Fosil kökenli yakıtların ekonomiler üzerinde oluşturduğu baskı ve olumsuz etkilerde üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Özellikle küresel ısınmanın tehlikeli boyutlara ulaşması, günümüzde kullanılan enerjilerin ?Yenilenebilir ve Sürdürülebilir? olmasını mecbur kılmıştır.İçten yanmalı motorlar, icadından sonra çok hızlı bir gelişme göstererek endüstride çok yaygın olarak kullanılır duruma gelmişlerdir. Enerji kaynağı olarak petrol ürünleri kullanılan bu makinelerde, petrolün sonlu (yenilenemez) bir enerji kaynağı olduğu ve yakın bir gelecekte tükeneceğinin ortaya çıkarılmasıyla yerlerini doldurabilecek başka makineler ve alternatif yakıt arama çalışmaları başlatılmıştır. Dizel motorlarında ise gaz yakıt olarak doğal gaz, bir pilot yakıt ile birlikte kullanılırken, bitkisel yağlar ve bunlardan elde edilen etil ve metil esterler yalnız başına ya da çeşitli oranlarda petrol kaynaklı dizel yakıtı ile karıştırılarak kullanılabilmektedir.Bu çalışmada; biyodizel hakkında kapsamlı bilgi vererek dizel motorlarda kullanılabilirliği belirlenmiş; yapılan deneysel çalışma ile dizel motorlarda biyodizel kullanımının belirli bir çalışma saati sonrasında egzos gazı emisyonları ve yağlama yağı üzerindeki değişimlerini gözlemleyerek motor aşınmasına olan etkileri sonuçlar doğrultusunda yorumlanmıştır.
Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motora etkilerinin dizel yakıtı ile deneysel karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Geleneksel motor yakıtlarına alternatif yakıtların mevcut motor teknolojisi ile üretilen motora etkilerinin incelendiği bu çalışmada biyodizel ve geleneksel dizel yakıtları eş zamanlı ve eşit koşullarda aynı özellikte iki ayrı motorda kullanılmış, yakıtların motorlar üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak gözlenmiştir.Deneysel olarak yapılan bu incelemede farklı test ve analiz cihazlarından faydalanılmış sonuçları değerlendirilmiştir. Belli periyotlarla motor yağından alınan numuneler ICP spektrometresi ile elementel olarak analiz edilmiş, motor aşınmalarına yakıtın etkisi araştırılmıştır. FTIR analizleri ile motor yağında oluşabilecek oksidasyonlar ve yağ özelliklerinin değişimi karşılaştırılmıştır. Motorların izlenmesi açısından önemli bir parametre olan motor yağlarındaki TBN değişimleri yine karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Termal kamera ile motorlar gözlenmiş, ısı farklılıkları fiziksel olarak karşılaştırılmıştır. Titreşim ölçümleri yapılmış, motorda yanmadan kaynaklanan titreşimler etüt edilmiş, değerler karşılaştırılmıştır. Enjektör basınç değerleri izlenmiş, yakıtların enjektörler ve yakıt pompaları üzerine etkileri SEM analizleri ile değerlendirilmiştir.Kısa süreli testler ile yapılan karşılaştırmalar sonucu biyodizel B100 olarak motorda kullanımının motorlar üzerinde ek iyileştirmeler ile mümkün olduğu, her iki yakıtın da avantaj ve dezavantajları bulunduğu değerlendirilmiştir.Bu tez çalışması DPÜ BAP komisyonunun 2008/7 numaralı projesi desteğinde yürütülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aşınma, biyodizel, dizel, EDS, enjektör, FTIR, ICP, motor, SEM, termal analiz, vibrasyon, yağ analizi, yakıt.
Bilgisayar destekli küresel dişli tasarımı ve imalatı
Bu çalışmada iki serbestlik dereceli yeni bir çeşit küresel dişli mekanizmasının tasarımı, imalatı ve aşınma karakteristiği araştırılmıştır. Geliştirilen küresel dişli, tanımlanmış farklı çalışma açılarında hareket ve güç iletebilmektedir, bu sebeple robotik mekanizmaların oynar bilek eklemleri gibi farklı açılarda çalışabilen hareketli dişli mekanizmalarda ve mekanik birleştirmelerde kullanılabilmektedir.Tasarlanan küresel dişli model, klasik dişli hesaplamaları kullanılarak boyutlandırılmıştır. Model 18 adet dişe sahiptir ve 0-50 derece arasında farklı açılarda çalışabilmektedir. Tüm modelleme ve analiz çalışmaları SolidWORKS Bilgisayar Destekli Tasarım (BDT) ve CosmosWORKS Analiz yazılımları ile bilgisayar ortamında yapılmıştır. MasterCAM Bilgisayar Destekli Üretim (BDÜ) yazılımı ile bilgisayar ortamında imal edilen küresel dişli model, ilk olarak plastik malzemeden masaüstü CNC Router makinesinde, daha sonra da AISI 1060 malzemesinden CNC Freze Tezgâhında imal edilmiştir.İmal edilen dişli çiftleri, 1'er saatlik periyotlar halinde toplam 5 saat boyunca 1300 d/dk hızda çalıştırılmıştır. Test işleminden sonra dişlilerdeki kütle kaybı ölçülmüş ve diş yüzeyinde oluşan aşınma deformasyonları incelenmiştir. Bu sonuçlara göre dişlerin yüzeylerinde adhesiv ve yorulma aşınması mekanizmalarının oluştuğu görülmüştür. En büyük aşınma kaybı en büyük çalışma açısında elde edilmiştir.
Toz alev spreyleme yöntemi kullanılarak kaplanan farklı malzemelerin aşınma davranışlarının incelenmesi
Endüstrinin degismez malzemeleri alüminyum ve çelik, basta tasıtlar olmak üzere bir çok endüstri alanında kullanılmaktadır. Ancak alüminyum, düsük mukavemet ve asınma direncine sahip oldugu için tasıt motorları gibi asınmaya maruz kalan kısımlarda kullanılması tercih edilmemektedir. Alüminyum yerine çelik malzemeler tercih edilmektedir. Bu çalısmada, Alüminyum alasımı (Al 5754) ve Ç1030 çelik malzemeleri toz alev püskürtme yöntemiyle degisik tozlar kullanılarak kaplama islemi yapılmıstır. Yapılan kaplamaların yüzey pürüzlülügü, mikrosertligi, mikroyapısı ve asınma davranısı incelenmis ve sonuçları birbiri ile karsılastırılmıstır. Optik mikroskop çalısmaları sonucunda, kaplama tabakasındaki oksit, bosluk ve ergimemis partikül miktarı ve boyutunun altlık malzemenin yüzey özellikleri ile degismedigi tespit edilmistir. Mikroyapı sertligi ölçümlerinde, altlık malzemenin yüzey özellikleri ile degismedigi tespit edilmistir. Asınma deneyi çalısmalarında, sertlikle asınma miktarının orantılı oldugu ve Alüminyum alasımı (Al 5754) ile Ç1030 çeliginin asınma davranıslarının kaplamadan sonra aynı özellikler gösterdigi görülmüstür. Bu teknik ile agır malzemeler yerine, hafif ve asınma dayanımı yüksek, ekonomik kazanç saglayan dayanıklı ürünler elde etmek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Asınma, Kaplama, Mikrosertlik, Mikroyapı, Toz Alev Spreyleme.
Wear behavior of 3D printed parts under different temperature conditions
Thermoplastics are an important material used in 3D printing with fused deposition modeling (FDM). Before using thermoplastics as final products, the tribological properties of these materials should be known and compared. In this study, the wear behavior of 3D-printed parts produced with FDM was investigated under different temperature conditions. In this study, five different thermoplastic materials were selected. Pin-on-disc abrasion tests were performed at 0.5, 0.7, 0.9, and 1.1 times the room temperature and glass transition temperature of the samples to represent the different working environments that the samples might encounter. The results of the study showed that the wear of thermoplastic parts is significantly affected by temperature. It has been observed that at higher temperatures, the wear rates of thermoplastic parts increase with increasing ambient temperature. To observe the changes in the chemical structure of the materials as the ambient temperature changes, the FTIR test was applied to the materials after the tests, and the results were evaluated. It has been observed that the hardness values of the materials play an important role in the wear mechanism, and it has been observed that the hardness values play an important role in the wear mechanism of the materials. In order to better understand the effect of the wear mechanism on thermoplastic materials, SEM images of the thermoplastic materials were taken and interpreted after the wear tests.
Yürek mekanizmalarında aşınma ve elastohidrodinamik yağlama
Dinamik sistemler için ömür tahmini tasarımcılar açısından teknik ve ekonomik sebeplerden dolayı oldukça önemlidir. Eş çalışan yüzeylerin aşınması da ürün ömrünü etkileyen kritik bir faktördür. Aşınmanın kendisi kesinlikle sıradan bir olay olmasına rağmen aşınma teorisi ve mekanizması sistemin malzeme özelliklerini, çalışma şartlarını (yük, hız, v.s.), değme geometrisini, yüzey pürüzlüğünü ve çevresel faktörleri (yağlama, sıcaklık, v.s.) kapsayan çok kompleks bir olgudur. Ancak bu kadar çok bileşeni bir matematik model üzerinde ele almak mümkün değildir. Literatürde, yürek yüzeyinde sadece yay kuvvetinin sebep olduğu aşınmayı modelleme çalışmaları mevcuttur.Bu çalışmada, yürek mekanizmasını etkileyen yay ve izleyicinin ivmelenmesinden doğan atalet kuvvetleri de göz önüne alınarak bir matematik modelleme çalışması yapılmıştır.Archard'ın aşınma denklemi mevcut duruma adapte edilmiş ve kuru şartlarda aşınma derinliğini kuvvet ve zaman değişkenine bağlı olarak verebilen bir matematik model kurulmuştur. Aynı mevcut şartlar için deneysel çalışmalar PTFE malzemeye sahip yürek profili için yapılmış ve aşınan yürek profilinin farklı açılarındaki aşınma derinliği CMM yardımıyla belirlenmiştir. Deneysel olarak belirlenen sonuçlar matematik modelin ortaya koyduğu teorik verilerle karşılaştırılmış ve modelin güvenilir olduğu görülmüştür.Aynı çalışmalar pirinç malzemeden imal edilen yürek profili için de uygulanmış ve güvenilir bir model olduğu burada da görülmüştür. Daha sonra aynı çalışmanın yağlı şartlarda yapılması durumunda ortaya çıkacak olan elastohidrodinamik yağlama durumuna göre kuvvet bileşenin film kalınlığı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Muhtelif elastohidrodinamik rejimler için elde edilmiş olan film kalınlığı bağıntıları incelenmiş, bu bağıntılardaki sabit kuvvet varsayımı yerine bu çalışmadaki değişken kuvvet göz önüne alınarak film kalınlıkları tahmin edilmeye çalışılmıştır.Bu tez çalışmasındaki yaklaşım bir yüreğin kullanım ömrü boyunca ortaya çıkabilecek aşınma derinliğini önceden tahmin etme özelliğine sahiptir.
Mermer kesme makinalarındaki kesicilerin aşınma mekanizmaları
Ülkemizde ticari potansiyeli yüksek endüstriyel bir hammadde olan mermer, hem iç tüketim hem de dış ihracaatta önemli bir rol oynamaktadır. Ülkemizde ve dünyada mermer işletmesinin en büyük problemlerinden birisi, mermer kesimi için kullanılan kesicilerin ömrünü kısa sürede tamamlayarak, mermer üretim maliyetinin büyük ölçüde artmasına neden olmasıdır. Hangi tür kesicinin, hangi tür kaya veya mermerde kullanılmasının belirlenmesi, maliyetin azalması için hayati önem taşımaktadır. Mermer üretim maliyeti, büyük ölçüde kesici verimliliği tarafından kontrol edilmekte olup, bu durum kesici aşınma şartları tarafından çok önemli derecede etkilenmektedir. Kesilebilirliğin tahmini için, kesme işlevinin, aşınma metodunun ve bunların kaya özellikleriyle ilişkisini anlamak gerekmektedir. Kesicilerin aşınma tipi ve derecesi, ömrü ve verimliliği bir çok kompleks faktör tarafından etkilenmektedir. Ancak, bu makalede gerek laboratuvar, gerek arazi şartlarında, aşınma oranını veya miktarını tahmin etmede en önemli faktörler, kesici dizaynı, kesici çalışma parametreleri ve kesilen kaya karakteristikleri olarak düşünülmüştür. Kesici dizayn özellikleri, testere çapı, testere kesme genişliği, kesiciler arası mesafe ve kesici üretiminde kullanılan materyal (elmas, tungsten karbür, kobalt ve diğer ağır elementler) özelliklerinden oluşmaktadır. Motor gücü ve devri, çevresel hız, kesici üzerine gelen yük, kesme derinliği, kesme verimliliği ve spesifik enerji kesici çalışma parametrelerini oluşturmaktadır. Kesicinin aşınmasına neden olan, en önemli mermer karakteristikleri ise dayanım, sertlik, aşındırıcı mineral, oranı, kaya bileşenlerinin tipi, tane boyutu, tane şekli ve bağ yapısı sayılabilir. Diğer yandan, ani yükleme, birikmiş ısı yorulmaları ve şoklar mermer kesicilerin aşınmalarını hızlandırmaktadır. Kesici tasarım ve çalışma parametrelerinin kaya tipine göre optimizasyonu kesme verimliliğini arttırmakta, kesici ömrünü uzatmakta ve mermer üretim maliyetini düşürmektedir.Anahtar Kelimeler :Mermer, Kesme, Aşınma, Kaya özellikleri
Polietereterketon materyalinin teleskobik tutucularda kullanımının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Polietereterketon (PEEK) materyalinin teleskobik tutucularda kullanımının uzun dönem tutuculuk değerlerini ve yüzey aşınmalarını in vitro olarak incelemektir. Çalışmada 2° konus açısı kullanılmış olup, farklı primer kuron ile sekonder kuron materyalleri ile primer ve sekonder kuron arasında oklüzalde aralık oluşturulması değerlendirilmiştir. Beş grup incelenmiştir; 1-Zirkonya primer kuronAltın sekonder kuron (elektroşekillendirme ile üretilmiş), oklüzalde aralık yok (ZA); 2-Zirkonya primer kuron-PEEK sekonder kuron, oklüzalde aralık yok (ZP); 3- Zirkonya primer kuron-PEEK sekonder kuron, 100 µm oklüzal aralık (ZP100); 4-PEEK primer kuron-PEEK sekonder kuron, oklüzalde aralık yok (PP); 5- PEEK primer kuron-PEEK sekonder kuron, 100 µm oklüzal aralık (PP100) gruplarından toplam 50 örnek hazırlanmıştır (n=10). Tutuculuk ölçümleri başlangıç, 100, 500, 1000, 5000, 10,000 takma-çıkarma döngüsü sonrası değerlendirilen gruplara, 50 N ön yük uygulanmıştır. Tüm takma-çıkarma deneyleri ve tutuculuk kuvveti ölçümleri yapay tükürük içerisinde gerçekleştirilmiştir. Deneyler sonunda her gruptan seçilen bir çift primer ve sekonder kuron ile aynı gruba ait ve hiç deneye girmemiş bir çift primer ve sekonder kuron, yüzeyindeki aşınmaları değerlendirmek için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile incelenmiştir. En yüksek tutuculuk değerleri başlangıçta ve 10,000 döngü sonrasında PP100 grubunda (36,04-35,73 N), en düşük değerler ise ZA (9,05-15,06 N) grubunda saptanmıştır. Primer ve sekonder kuron arasında oklüzalde aralık oluşturulması, PEEK primer kuron ve PEEK sekonder kuron materyal çifti için 10.000 döngü sonunda tutuculuk değerlerini arttırmıştır. Deneyler sonrasında PEEK primer kuronlarda, PEEK sekonder kuronlarda ve altın sekonder kuronlarda aşınmalar gözlenirken zirkonya primer kuronlarda aşınma gözlenmemiştir. Çalışmadaki tutuculuk değerleri, klinik olarak kabul edilebilir 5-10 N değerlerinden yüksek olup sadece ZA ve ZP100 gruplarında başlangıçta elde edilen değerler bu aralıktadır. PP100 grubunda, 10 yıllık klinik kullanımı temsil eden süreç boyunca yeterli ve öngörülebilir tutuculuk kuvveti değerleri elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Çift kuron, konus kuron, polietereterketon (PEEK), oklüzal aralık, tutuculuk kuvveti, aşınma
Ebeveynlerin human papilloma virüs (HPV) aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, 10-18 yaş arası kız çocuğuna sahip ebeveynlerin HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarını değerlendirmektir. Yöntem: Kasım 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel tipteki çalışmanın evrenini, Çankırı İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Cumhuriyet ve Aksu Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran, 10-18 yaş arasında kız çocuğuna sahip ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek veri toplama tarihlerinde çalışmaya katılmayı kabul eden 150 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini, aşılama tutumlarını ve HPV aşılama davranışları hakkındaki bilgi ve uygulamalarını belirlemeye yönelik hazırlanan 'Bilgi Formu' ve 'Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları Ölçeği' (KHATİÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %74'ü kadın, %26'sı erkek olup yaş ortalaması 38.27±8.26'dır. Ebeveynlerin, %62'sinin bir, %29.3'ünün iki ve %8.7'sinin üç ve üzeri kız çocuğuna sahip olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %73.3'ünün HPV aşısı hakkındaki bilgileri yeterli değildir. Araştırma grubunun %60.7'si HPV ve HPV aşısı hakkında eğitim almak istemektedir. Ebeveynlerin kız çocuklarına HPV aşısı yaptırma oranı %9.3'tür. KHATİÖ "zararlar, engeller, etkiler ve belirsizlik" alt boyut puan ortalamaları sırasıyla "14.20±3.46, 8.36±2.41, 4.76±1.56, 4.75±1.17"dir. Aşıyla ilişkili potansiyel zararlar algısını gösteren "Zararlar" alt boyut puanının; ilköğretim mezunu olan, HPV aşısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten, kendisine HPV aşısı yaptırmayan ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünmeyen ebeveynlerde, HPV aşısının genital siğillere ve serviks kanserine karşı korumasındaki etkinliğine yönelik algılarını gösteren "Etkiler" alt boyut puanının; lisansüstü eğitime sahip, yaşamını en uzun süre ilde geçiren ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünen ebeveynlerde ve HPV aşısı ve toplum aşılama normlarına yönelik algıyı ölçmeyi hedefleyen "Belirsizlik" alt boyut puanında HPV ve aşısı hakkında eğitim alma isteği olan ebeveynlerde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p≤0.05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan ebeveynlerin, önemli bir kısmının HPV aşısı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve kız çocuklarına HPV aşısı yaptırmadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin, HPV aşısına yönelik zarar, engel ve belirsizlik algılarının yüksek olduğu, HPV aşısının etkinliğine yönelik algılarının ise orta düzeyde olduğu saptamıştır. Ebeveynlerin yarısından fazlasının konuya yönelik eğitim alma isteği vardır. Bu nedenle, konuya yönelik bilgilendirme ve eğitimlerin yapılması önemlidir. Bu doğrultuda, HPV aşısının toplumda yaygınlaştırılması için öncelikle önemli bilgi kaynağı olan hemşire ve ebelerin bu konuda bilgilendirilmelerinin sağlanması önem arz etmektedir. Ebeveynlerin HPV aşısına yönelik zarar, engel, belirsizlik ve aşının etkinliğine yönelik algılarının olumlu yönde değişmesi için sağlık profesyonelleri tarafından verilecek eğitimlerde HPV aşısına yönelik doğru bilgilendirmelerin yapılması ve HPV aşısının güvenlik profilinin vurgulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Ebeveyn, HPV, HPV aşısı, İnanç, Tutum
Havaalanı pistlerinde taş mastik asfalt karışımlarının dayanıma etkisi
Bu çalışmada; havaalanı pistlerinde aşınma tabakası olarak kullanılan taş mastik asfaltın dayanıma etkisi Marshall Yöntemi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan gradasyonlar, Karayolları Teknik Şartnamesinde belirtilen limitler dahilinde belirlenmiştir. Yapılan çalışmada şartname alt limiti, üst limiti, limitlerin ortalamaları, aynı gradasyonda farklı kayaç türleri, farklı kayaç türlerinin karışım gardasyonları hazırlanarak Marshall yöntemi ile stabilite, akma, hava boşluğu, agregalar arası boşluk, bitümle dolu boşluk oranı, briket yoğunlukları hesaplanarak karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca agrega ve bitüm temel deneyleri yapılarak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada ana malzeme olarak bazalt kullanılmış, karışım gradasyonlarında filler malzemesi olarak kalker kullanılmıştır. Yapılan deneylerde, bitümlü sıcak karışım aşınma tabakası için belirlenen stabilite değerlerine bazı karışımlarda ulaşıldığı, bazalt malzemenin kalker malzemesine göre daha iyi sonuç verdiği, dane büyüklüğü dağılımında iri malzemenin ince malzemeye nazaran daha düşük sonuçlar verdiği, Marshall tokmağı ile hazırlanan briketlerde kalker malzemesinin bazalt malzemesine göre daha fazla kırılmaların olduğu bu durumun gradasyonu değiştirdiği görülmüştür. Maksimum dane boyutu ve nominal maksimum dane boyutu aynı olan ve şartname limitleri ortalaması alınarak hazırlanan yoğun dereceli asfalt karışımı, taş mastik asfalta göre stabilite ve akma değerleri olarak daha iyi performans göstermiştir.
Diesel motor yağlama teknolojisinde son beş yıldaki gelişmeler üzerinde araştırma
Günümüzde Diesel motorların gelişimi içersinde yağlama teknolojisindeki gelişmeler büyük bir rol oynamaktadır. Bunun bilincinde olan büyük motor üreticileri kendi test ve araştırma merkezlerinde bu konu hakkında çalışmalar yaptıkları gibi aynı zamanda da önde gelen yağ firmaları, lubrikatör ve segman üreten firmalar ve de üniversitelerle ortak baza ar-ge çalışmalanda yapmaktadırlar. Bu yüzden diesel motor yağlama teknolojisinde son beş yıldaki gelişmeler araştırılırken önde gelen Diesel motor üreticilerinden konu ile ilgili kitap, katalog, resim ve broşür temini yoluna gidilmiştir. Diesel motor yağlama teknolojisindeki yenilikler; sürtünme, aşınma ve yağlama adlı üç ana başlık altında incelenmiştir. Bir Diesel makinada sürtünme kuvvetlerinin azaltılmasında ve dolayısıyla makinanm performansının ve yakıt ekonomisinin iyileştirilmesinde piston-segman takımlarının yağlanması büyük rol oynamaktadır. Bu yüzden özellikle piston-segman takımının sürtünmesi ve diğer eş çalışan makine parçalarının sürtünmesiyle birlikte oluşan toplam makine sürtünmesi son yıllarda geliştirilmiş olan «Ani Sürtünme Momenti Metodu» ile hesap edilebildiği gibi yine aynı metodla piston-segman takımı yağlama rejimleride kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Diesel makinalarda silindir layner ve segman yüzeylerinde görülen aşınmayla savaşta son yıllarda özellikle layner malzemesinin ve layner yüzey kalitesinin iyileştirilmesi ve ayrıca segman şekli ve malzemesinde yapılan yeniliklerle büyük bir gelişme kaydedilmiştir. Ayrıca Diesel makinalarda aşınma ölçme teknolojisinde de yapılan yenilikler sayesinde büyük silindir çaplı, iki zamanlı bir Diesel makinanm en üst piston segmamnın aşınmasını sürekli olarak gözlemleyebilecek bir sistem geliştirilmiştir. En üst piston segmamnın aşınma oranı silindir overholleri arasındaki süreyi tespit ettiğinden, bu sistem sayesinde overholler arasında maksimum bir süreye erişilebilmekte ve de böylelikle bakım-tutum masrafları en aza indirgenebilmektedir. Bunun dışında bir başka yemlikte Diesel makinalarda piston çalışma davranışının sürekli gözlenebifmesi için geliştirilen yeni bir sistemdir. Bu iki sistem sayesinde yağlama yağı tüketimini optimize etmek ve silindir overholünü yalnızca ihtiyaç duyulduğu zaman gerçekleştirmek mümkün olmaktadır. Diesel makinalarda makinanm kalbi olarak adlandırabileceğimiz silindirlerin yağlanmasında kullanılan çok-seviyeli silindir yağlama sistemi sayesinde layner çalışma yüzeyi üzerindeki yağlama yağının dağılımında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bunun dışında en son geliştirilen silindir yağlama sistemlerinde, silindir yağlama pompalan frekans kontrollü bir elektrik motoru tarafından tahrik edilmektedir. Ayrıca bu sistemde yağ, akümülatörlere yağ distribütörleri tarafından dağıtılmakta ve egzost valf şaftlarıda yine distribütörler tarafından yağlanmaktadır. Bir başka yeni silindir yağlama sisteminde ise yağlama pompalarının tahrik edilebilmesi için sıkıştırılmış hava kullanılmaktadır. Bunun dışında ekstra silindir yağlama işlemini makinanın ortalama efektif basıncıyla orantılı olacak şekilde gerçekleştiren yeni bir sistem sayesinde 4e yağlama yağı tüketiminde bir azalma sağlanabilmektedir. vıı
DC01 çeliğinin galvaniz kaplanması ve kaplama yapısının modifiye edilerek yüzey özelliklerine etkisinin incelenmesi
Bu tez çalışması; sıcak daldırma galvaniz (SDG), elektrogalvaniz (EG) ve bu kaplamalar sonrasında farklı parametrelerle uygulanan difüzyon tavlamasının, endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılan DC01 çelik borunun yüzey özelliklerine etkisini içermektedir. Tezin temel amacı, her iki kaplama yönteminin ve sonrasında uygulanan difüzyon tavlaması işleminin yapısal, aşınma ve korozyon özellikleri üzerindeki etkilerini incelemektedir. Tez kapsamında, DC01 çelik numuneler sıcak daldırma galvaniz kaplama ve elektrogalvaniz kaplama işlemine tabi tutulmuş ve ardından farklı difüzyon tavlaması sıcaklıklarına maruz bırakılmıştır. Çalışmada kullanılan DC01 çeliği, sıcak daldırma galvaniz kaplanıp 500°C, 550°C ve 600°C'de difüzyon tavlaması yapılmış ve aynı şekilde DC01 çeliği elektrogalvaniz kaplanıp aynı sıcaklıklarda difüzyon tavlaması işlemine tabi tutulmuştur. Numuneler, kaplama tipine ve difüzyon tavlaması sıcaklıklarına göre SDG-500, SDG-550, SDG-600, EG-500, EG-550 ve EG-600 şeklinde kodlandırılmıştır. Kaplama işleminin ve kaplama sonrası uygulanan difüzyon tavlamasının, numunelerin yüzey morfolojisi, kaplama kalınlıkları ve kesitleri üzerindeki etkileri EDS donanımlı taramalı elektron mikroskopu (SEM) aracılığıyla incelenmiştir. Numunelerin faz analizleri X-ışını difraktometresi (XRD) ile yapılmıştır. Numunelerin aşınma testleri, karşıt hareketli aşınma test cihazıyla yapılmış ve sürtünme katsayısı verileri elde edilmiştir. Numunelerin korozyon performansları ASTM B117 standardına göre tuz sisi testi ile gerçekleştirilmiştir. Kesit incelemeleri, elektrogalvaniz kaplamanın daha homojen ve tekdüze bir yapı sunduğunu, sıcak daldırma galvaniz kaplama numunelerinin kaplama kalınlığının elektrogalvaniz kaplama numunelerinden daha büyük olduğunu ortaya koymuştur. XRD analizi sonuçlarına göre, SDG numunesinde η-Zn(Fe), α-Fe(Zn), δ-FeZn10 ve ζ-FeZn13 fazları görülürken, EG numunesinde η-Zn(Fe), δ-FeZn10 ve α-Fe(Zn) fazları tespit edilmiştir. Difüzyon tavlaması yapılan SDG numunelerinde η-Zn(Fe), α-Fe(Zn), δ-FeZn10, ζ-FeZn13, Г-Fe3Zn10 ve ZnO fazları gözlenirken, difüzyon tavlaması yapılan EG numunelerinde η-Zn(Fe), δ-FeZn10, α-Fe(Zn), ζ-FeZn13 ve ZnO fazları tespit edilmiştir. EG-550 ve EG-600 numunelerinde bu fazlara ek olarak Γ1-Fe5Zn21 fazı da tespit edilmiştir. Aşınma sonuçları irdelendiğinde, EG-550 ve EG-600 numunelerinin diğer tüm kaplamalı numunelere göre aşınma izi genişliklerinin ve ortalama sürtünme katsayılarının daha düşük olduğu görülmüştür. Korozyon testi sonuçları incelendiğinde, korozyon sonrası yüzey görünümleri dikkate alındığında SDG-550 numunesinin en iyi korozyon direncini sunduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar SDG ve EG numunelerinin korozyon sonrası yüzey görünümleri benzerlik gösterse de taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntülerine bakıldığında, EG numunesinde iğneli bir yapı tespit edilmiştir. Ancak, SDG numunesinde bu yapı keskin olmayan bir yapıdadır. Aşınma testleri sonuçlarına göre, EG-550 ve EG-600 numunelerinin diğerlerine kıyasla daha düşük aşınma izi genişliği ve sürtünme katsayısı sunduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar ile EG-550 ve EG-600 numunelerinin aşınma direncinin geliştiği, korozyon testi sonuçlarına göre ise, SDG-550 numunesinin korozyon direncinin geliştiği söylenebilmektedir.