Regression analysis

197 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dolar-TL opsiyonlarında zımni volatilite ve tarihsel volatilite arasındaki ilişki

Bu tez çalışması, küreselleşen finans piyasalarının etkisiyle önemi daha iyi anlaşılan vadeli işlemler piyasalarını, türev ürünleri özellikle ülkemizde yakın zamanda işlem görmesi planlanan opsiyon sözleşmeleri hakkında bilgi vermeyi ve türev ürünler ve vadeli işlemler piyasaları ile yakından ilişkili olan zımni ve tarihsel volatilite kavramları arasındaki ilişkiyi açıklamayı amaçlamaktadır.İlk olarak vadeli işlemler piyasalarının tarihçesine ve türev ürünlere ikinci olarak opsiyon sözleşmelerine ve volatilite kavramına ilişkin literatür bilgisi sunulmuştur. Son olarak zımni volatilite ve tarihsel volatilite arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla, Dolar-TL opsiyonlarının volatilite değerleri üzerinde regresyon analizleri yapılmıştır.Yapılan analizler sonucunda, zımni volatilite ve tarihsel volatilite arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında zımni volatilitenin gecikmeli değerlerinin tarihsel volatilitede oluşan değişikliklere; tarihsel volatilitenin gecikmeli değerlerinin de zımni volatilitede oluşan değişikliklere neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Vadeli işlemler piyasaları, türev ürünler, opsiyonlar, volatilite

DolarFiyat hareketiOpsiyon+4
Bengü Satış
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İhracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerindeki etkisi: Almanya'ya otomotiv ihracatı örneği

Bu çalışmanın amacı uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmelerin uyguladıkları ihracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada, ihracat pazarlama stratejisi olarak uluslararası pazarlama karması elemanlarına uygulanan adaptasyon stratejisine değinilmektedir. İhracat performansı olarak ise işletmenin ihracatındaki değişime odaklanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2018-2019 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösterip Almanya'ya otomotiv endüstrisinde ihracat yapan işletmelerdir. Ticaret Bakanlığı'ndan elde edilen veriler neticesinde çalışmaya 118 işletme katılım sağlamıştır. Anket yöntemiyle toplanan verilerin analizinde SPSS19 programı kullanılmıştır. Uygulanan regresyon analizi sonucunda işletme performansının müşteri deneyimi ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu, dağıtım kanalına uygulanan adaptasyon seviyesiyle ise negatif ve anlamlı ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

OtomotivOtomotiv endüstrisiOtomotiv sektörü+7
Arzu Emeksiz Dündar
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Afrika Boynuzundaki bankaların finansal performanslarının ölçülmesi: Etiyopya ve Kenya bankaları üzerine bir inceleme

Bu tez çalışmasında, 2015-2018 olan dönem için Afrika Boynuzu bölgesindeki bankaların finansal performanslarının Etiyopya ve Kenya bankaları üzerinde karışlaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada, iki aşamalı bir etkinlik analizi yöntemi benimsenmiştir. Analizin birinci aşamasında bankaların etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi kullanılarak analiz edilmiş, ikinci aşamasında ise banka etkinliğini belirleyen faktörleri görmek için Tobit regresyon analizi yöntemi uygulanmıştır. Karşılaştırmalı etkinlik analiz sonuçlara göre, Kenya bankalarının teknik etkinliği, saf teknik etkinliği ve ölçek etkinliği gibi tüm etkinlik türlerinde ortalama olarak Etiyopya bankalarından daha etkin olduğunu ortaya koymuştur. Banka sahipliği türüne göre hesaplanan ortalama etkinlik skoru açısından, yabancı sermayeli bankalar en etkin bankalar olup ve onu kamu bankaları izlemektedir; yerli özel bankalar ise en az etkin olan bankalardır. Yapılan Tobit regresyon analizinden elde edilen bulgulara göre, banka karlılığı ve banka etkinliği arasında anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Bu nedenle Etiyopya ve Kenya bankacılık sektöründe, etkin olan bankalar aynı zamanda karlı bankalardır. Benzer bir şekilde bankanın etkinliği, kişi başına GSYİH ile anlamlı pozitif ilişkiye, enflasyon oranı ile ise anlamlı negatif ilişkiye sahiptir. Öte yandan, varlık kalitesi ile banka etkinliği arasında anlamlı negatif ilişkisi bulunmaktadır. Benzer şekilde Kredi riski ve likidite riski ile saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki bulunulmaktadır. Bu da Kenya ve Etiyopya bankacılık sektöründe, risk düzeyi yüksek olan bankaların daha az etkin olduklarının göstergesidir. Banka büyüklüğü ve saf teknik etkinlik arasında anlamlı negatif ilişki mevcuttur. Bu bağlamda büyük bankaların, etkinliklerini artırmak için ölçek ekonomisinden yararlanamadıklarını, bunun aksine, büyüklüklerinden dolayı olumsuz etkilendikleri gözlemlenmektedir. Kenya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranı, Etiyopya bankalarının piyasa yoğunlaşma oranından daha düşüktür. Bu nedenle Kenya bankacılık sektöründe daha yüksek düzeyde rekabet olduğu görülmektedir. Öte yanından finansal gelişmişlik göstergelerine göre, Afrika Boynuzu (HoA) ülkelerinin finansal sektörü, bölgedeki ülkelerin ekonomik büyümesi ve elektronik bankacılık hizmetlerindeki ilerlemeler nedeniyle son yıllarda iyileşiyor olsa da, genel olarak sözkonusu bölgenin finansal gelişmişlik seviyesi düşük düzeyindedir.

Bankacılık sektörüBankalarEtiyopya+7
Kelifa Srmolo Kemal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsız bileşenler analizi ile çoklu bağlantı sorununa bir yaklaşım

Tez çalışmasında ilk olarak, çok değişkenli istatistiksel bir yöntem olmasına rağmen istatistikte pek fazla bilinmeyen daha çok mühendislik alanında kullanılan Bağımsız Bileşenler Analizi konusu ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve konuyla ilgili kısıtlı Türkçe literatüre katkıda bulunulmuştur. İkinci olarak ise çoklu doğrusal regresyon analizinde sık karşılaşılan sorunlardan biri olan ve varsayım bozulumlarına neden olarak regresyon modeli üzerinde olumsuz etkilere sebebiyet veren çoklu bağlantı sorununa, Bağımsız Bileşenler Analizi ile yeni bir çözüm önerisi getirilmiştir. Böylece analizin mevcut kullanımlarının yanı sıra farklı amaçlar için de bir araç olarak kullanılabileceği gösterilmiştir. Bu bağlamda, çoklu bağlantı sorununun çözümünde kullanılan Temel Bileşenler Regresyonu ve Kısmi En Küçük Kareler Regresyonu gibi yanlı regresyon yöntemlerinin işleyişine benzeyen, Bağımsız Bileşenler Analizi'ne dayalı yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Yöntemde, literatürden farklı olarak çoklu doğrusal regresyon analizine dahil edilecek bağımsız bileşenlerin seçiminde, entropi alanındaki bir kavram olan ortak bilgi miktarının kullanımı önerilmiştir. Geliştirilen yöntemin performansı, yapay ve gerçek veriler üzerinde ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tez kapsamında önerilen Bağımsız Bileşenler Analizi'ne dayalı yöntem ile çoklu bağlantı sorununa çözüm sunulabileceği, regresyon analizindeki açıklanan (bağımlı) değişken için diğer yanlı regresyon yöntemlerine göre daha düşük hata miktarı ile tahmin ve öngörü yapılabileceği ve ayrıca regresyon katsayılarının daha düşük standart hatalar ile tahmin edilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağımsız Bileşenler Analizi, Temel Bileşenler Analizi, Regresyon Analizi, Çoklu Bağlantı Sorunu, Temel Bileşenler Regresyonu, Bağımsız Bileşenler Regresyonu, Shannon Entropisi, Ortak Bilgi Miktarı.

Bağımsız bileşen analiziEntropiRegresyon analizi+4
Nurbanu Bursa
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Time series analysis: A case study on forecasting Turkey's inflation and unemployment

Economic strategies and policies of a country is the most important factor of complete employment and secure economy throughout low inflation. This case study focused on unemployment and inflation for a particular period from 2000 to 2014. Statistical data for the period 2000 to 2014 was collected from a Turkish statistical institute website. The first intention of this research is to forecast inflation and unemployment for 2015 and 2016. Inflation and unemployment has forecasted by autoregressive model as a time series method. The second intention of this research is to determine the relationship between unemployment and inflation in Turkey for the period 2000 to 2014, through Phillips curve, which is conducted in 2014 and the simple linear regression analysis were used. The result shows that unemployment negatively effects inflation in Turkey economy and it was seen that there was a statistically significant relationship between inflation and unemployment. Key words: Unemployment, Inflation, Phillips curve, Autoregressive time series model.

InflationRegression analysisTime series analysis+1
Barkat Alı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sepet opsiyonlarının fiyatlanması ve duyarlılık parametrelerinin incelenmesine yönelik bir araştırma

Vadeli işlemler piyasalarında yapılan işlemler, opsiyon sözleşmelerinin tercih edilmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Bunun başlıca nedenleri hem opsiyonların hem de vadeli işlem sözleşmelerinin yatırımcılara, kaldıraç etkisi ve farklı stratejiler seçerek riski minimize edebilecek mekanizmalar sağlamasıdır. Türev ürünlerin piyasalardaki işlem hacminin artmasına neden olan yatırımcı talepleri sayesinde opsiyon piyasaları da gelişmiş, yatırımcıların istekleri doğrultusunda hizmet vermeye başlamıştır. Standart opsiyonların ve borsa ürünlerinin yetersiz kaldığı yeni türev isteklerinin şekillendiği piyasalarda çeşitli opsiyon türlerinin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Egzotik Opsiyonların bir türü olan Sepet Opsiyonları, bireysel yatırımcılara daha az riskli hizmet verebilmek için özel koşullar eklenmiş standart olmayan ve genellikle tezgahüstü piyasalarda işlem gören opsiyonlardır. Bu çalışmada, opsiyon işlemlerinden bahsedilip sepet opsiyonları incelenerek kurulan modelin duyarlılık parametreleri ölçülmüştür. Uygulama bölümünde ise BIST30ve BIST100 endekslerinden varsayımsal olarak oluşturulan Sepet Opsiyonun altı aylık vadede farklı varsayımlar için Black&Scholes modeline göre fiyatlamaları hesaplanmıştır. Vade sonucunda oluşan değerler daha önceden belirtilen uygulama yöntemiyle sınanarak ulaşılan bu verilerle bir sonuca varılmıştır. Opsiyonun fiyatlaması Black&Scholes Modeli ile yapılmıştır.

Black-Scholes modeliBorsaBorsa İstanbul+4
Furkan Kağıt
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv sektöründe mükemmeliyetçilik algısı ve kariyer planlama tutumları arasındaki ilişki

İnsan, yaşamı boyunca içerisinde bulunduğu yaşam standartlarından daha iyisine sahip olmak için mücadele eder ve bunun için kendisine bazı standartlar belirler. Bu standartlara ulaştıktan sonra kendisini başarılı ve mükemmeliyetçi olarak tanımlar. Mükemmel kavramı uzun yıllar üzerinde araştırmalar yapılan ve tanımlanması güç olan bir kavram olarak bilinmektedir. Bireyde, çocukluk yıllarından ortaya çıkan bu durum genelde aile bireylerinin çocuklarından beklentisinin yüksek olması ve çocukların bu beklentilere cevap vermek adına kendisine yüksek standartlar belirleyerek yaşaması durumunda ilerleyen yıllarda bireyde alınan kararlarda daha seçici olma ve yapılan işlerde tatmin olmama durumunu ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmada otomotiv sektöründe çalışanların mükemmeliyetçilik algısı ile kariyer planlama tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırma grubunu, İstanbul ilinde bulunan farklı otomotiv firmalarında çalışmakta olan 358 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarakta demografik bilgi formu, Kariyer Envanteri (CFI) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ) kullanılmıştır. Anket yöntemi ile toplanan veriler SPSS programı ile frekans analizi, güvenirlilik analizi, faktör analizi ve regresyon analizleri yapılarak aralarındaki ilişkiler incelenmiş ve çıkan sonuçlar yorumlanmıştır.

KariyerKariyer planlamaMükemmeliyetçilik+3
Oktay Kaya
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dolar, Euro ve altın fiyat değişimlerinin Bist 30 trendlerine etkileri üzerine ampirik bir uygulama

Türkiye'deki pay piyasalarından Bist 30 Endeksi içerisinde belirli kriterleri sağlayan ülkenin en büyük otuz şirketinin hisse senetlerinden oluşmaktadır. Bunun yanında farklı yatırım araçlarının kullanımı da oldukça fazladır. Dolar, euro ve altın diğer yatırım araçlarından işlem hacmi yüksek olanlardır. Yatırımı dört ucu olan bir denge tahtası olarak gördüğümüzde, bu dört ucundan ilkine Bist 30 endeksini koyulduğunda diğerlerinde; dolar, euro ve altın yer alır. Araştırmamda bu dört uçlu denge tahtasındaki yatırım araçlarının birbirleri ile olan etkileşimini, ilişkisini ve bu ilişkinin yönünü; çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizleri kullanarak tahmin etmenin ne ölçüde başarılı sonuçlar vereceğini tespit etmektir. Analizlerde, Bist 30 endeksi, dolar, euro ve altının 01.01.2010-31.12.2014 tarihleri arasında gerçekleşen günlük fiyat verileri, çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizlerinde kullanılmıştır. Analizlerinde öncelikle beş yıllık veriler ile yapılan uygulamalarda ilişki düzeyleri ve tahmin etme başarıları düşük seviyelerde tespit edilmiştir. Buna karşı üç analizde de yıl bazlı bölünerek uygulama yapıldığında; ilişki seviyeleri, açıklama düzeyleri ve tahminlerde başarı seviyeleri genel olarak yüksek seviyelerde tespit edilmiştir.

AltınBorsaBorsa endeksi+7
Sercan Yalçın
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin benlik saygısı ve akılcı olmayan inançları ile çocuğunu kabul – reddetme algıları arasındaki ilişki

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin benlik saygısı ve akılcı olmayan inançları ile çocuğunu kabul – reddetme algıları arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yer alan devlet anaokullarında devam etmekte olan çocuklar anneleri teşkil etmektedir. Örneklem ise, evrende yer alan çocukların annelerinden çalışmaya katılmaya gönüllü olan 262 birey teşkil etmektedir. Katılımcı bireylerin kendilerine yöneltilen ölçek maddelerini cevaplayabilecek entellektüel düzeye sahip oldukları, yöneltilen maddelere samimi cevaplar verdikleri, örneklemin evreni temsil ettiği, ölçeklerin araştırmanın amacı doğrultusunda istenen kavramları ölçme 'de yeterli olduğu araştırmanın başlıca varsayımlarıdır. Yapılan regresyon analizinde Backward metodu ile yapılan regresyon analizi sonucunda "anne baba akılcı olmayan inançlar " alt boyutları anne çocuk ilişkisi üzerinde anlamlı bir etkiye sebep olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda beklentiler alt boyutunun çocuk ilişkisi üzerinde pozitif yönlü 0,569 düzeyinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Mükemmeliyetçilik alt boyutunda bir birimlik artış anne çocuk ilişkisi düzeyinde 0,148'luk bir azalışa neden olmaktadır. Anne çocuk ilişkisi düzeylerinde meydana gelen değişimin %25,6'sı anne baba akılcı olmayan inançları alt boyutları tarafından açıklanmaktadır Ayrıca mükemmeliyetçilik alt boyutu ile anne çocuk ilişkisi genel düzeyi sıcak olmayan alt boyutu, saldırganlık alt boyutu , ihmal boyutu ve farklılaşmamış alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemedi. Yapılan analiz sonucunda Rosenberg Benlik Saygısı düzeyi ile Ana baba akılcı olmayan inançları genel düzeyi, beklentiler alt boyutu ve mükemmeliyetçilik alt boyutu negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Rosenber Benlik saygısı düzeyi artarken, Anne baba akılcı olmayan inançları genel düzeyi, beklentiler alt boyutu ve mükemelliyetçilik alt boyutu azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Benlik saygısı, Akıl dışı inançlar, Kabul- red algısı

Aile kabul-red kuramıAkılcı olmayan inançlarAnneler+6
Begüm Nakıboğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modifiye bitümlü karışımların marshall testi akma değerinin bulanık mantık ve regresyon yöntemleri kullanılarak modellenmesi

Ulaştırma yapıları hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bu yapıların tasarımında çeşitli üstyapı türleri kullanılmaktadır. Ülkemizde ise konforlu, gürültü düzeyinin ve maliyetinin düşük olmasından dolayı çoğunlukla tercih edilen üstyapı türü esnek kaplamalardır. Bu tez çalışmasında, zahmetli ve maliyetli bir çalışma süreci gerektiren Marshall stabilite testi deneyleri uygulanarak akma değerleri viskozite, penetrasyon, yumuşama noktası, numunenin havadaki ağırlığı, sudaki ağırlığı, mineral agregalar arasındaki boşluk, boşluk oranı, pratik özgül ağırlığı gibi parametreler kullanılarak tahmin edilmeye çalışılmıştır. Altı farklı regresyon analizi yöntemi ve yapay zeka tekniklerinden biri olan bulanık mantığın iki farklı yöntemi ile akma verileri modellemeleri gerçekleştirilmiştir. Her teknik için 219 modelleme yapılarak toplam on farklı teknik için 2190 tahmin modeli oluşturulmuştur. Ayrıca henüz yeni bir teknik olan SMRGT yöntemi en iyi modellere uygulanmıştır. Elde edilen sonuçların karşılaştırılması yapılarak en iyi modele ulaşılmıştır. Deney verileriyle modellerin sonuçları karşılaştırıldığında bulanık mantık yöntemlerinden elde edilen akma değerlerinin regresyon yöntemlerine göre çok daha iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Sonuç olarak Marshall testi akma değerinin SMRGT yöntemi ile oluşturulan modelinin en başarılı sonuçları verdiği tespit edilmiştir.

BulanıkBulanık mantıkMarshall deney yöntemi+2
Mervan Demir
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tavuk yetiştiriciliği: Mevcut durum ve üretim tahminleri

Hayvansal gıdalar sağlıklı beslenmede protein ihtiyacının karşılanması için büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda hayvancılık sektörü ülkeler açısından stratejik öneme sahiptir. Hayvancılık sektörü; su ürünleri, büyük ve küçükbaş hayvancılık ile kanatlı hayvan yetiştiriciliği olmak üzere 4 alt koldan oluşmaktadır. Kanatlı hayvan tüketimi, ticareti ve sanayileşmesiyle diğer hayvancılık kollarından daha hızlı gelişim göstermektedir. OECD ve FAO'nun yayınladığı 2023-2024 Tarım Raporu'na göre 2023 yılında Dünyada yaklaşık 356 milyon ton hayvan eti üretimi gerçekleşmiş olup 143 milyon ton ile bu üretimin %40'ını kanatlı hayvan yetiştiriciliği oluşturmuştur. Tavuk ürünlerinin (yumurta ve tavuk eti) üretim arzının kısa süre içerisinde gerçekleşmesi ve Dünya genelinde diğer kanatlı hayvan türlerine göre daha çok tercih edilmesi nedeniyle 2023 yılında dünya genelinde 20,1milyar adet canlı tavuk varlığı ile tavuk yetiştiriciliği söz konusu üretimde en büyük paya sahiptir. Tavuk yetiştiriciliği endüstriyel anlamda etlik piliç ve yumurta tavukçuluğu şeklinde iki kolda faaliyet yürütmektedir. Türkiye'de tavuk yetiştiriciliği 1980'li yıllarda entegre üretim tesisleri ile büyümeye başlamış,1990'lı yıllarda modern tesislerin kurulması ile yüksek kalitede üretim gerçekleştiren bir seviyeye ulaşmıştır. Bu süreçte gerek Dünyada gerekse ülkede yaşanan ekonomik krizler ve salgın hastalıklar üretimi olumsuz yönde etkilemiş olsa da söz konusu krizlerin kırmızı et sektörü üzerinde oluşturduğu baskı ile artan kırmızı et fiyatları, tüketiciyi ikame ürün olan kanatlı etine yönlendirmiş bu da tavuk yetiştiriciliğinde genel bir büyümenin yaşanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'de mevcut tavuk sektörü dikkate alınarak 1980-2024 yılları üretim miktarının ne durumda olduğu, geleceğe yönelik tavuk ve tavuk ürünleri üretim tahminleri ile ülke hayvancılığının gerekli düzeye ulaşılmasında etkili olacak politikaların geliştirilmesine yardımcı olmak hedeflenmiştir. Çalışmada ikincil veri kaynaklarından yararlanılmış olup 1980-2024 yılları baz alınarak kullanılan veriler FAO, TÜİK ve UN Comtrade veri tabanından temin edilmiştir. Çalışmanın amacına uygun olarak gerçekleştirilen istatistiksel analizlerde ARIMA(p,d,q) modellemesi ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Tavuk eti ve tavuk yumurtası verileri için yapılan sınamalar neticesinde en uygun yöntemin ARIMA(p,d,q) modellemesi olduğu, toplam hayvan varlığı ve tavuk yumurtası fiyatlarına ait veriler için en uygun yöntemin regresyon analizi olduğu saptanmış olup sırasıyla Quadratik Regresyon modeli ve Cubic Regresyon modeli kullanılmıştır. Gerçekleştirilen istatistiksel analizler sonucunda, Türkiye'de tavuk yetiştiriciliğinde toplam hayvan varlığı, tavuk eti üretimi ve tavuk yumurtası üretiminde yaşanan artışların gelecek beş yılda devam edeceği öngörülmektedir. Ülkede 2021 sonrası üretici fiyatlarında yaşanan yüksek artışların tavuk yumurtası fiyatlarında da etkisini sürdüreceği ve gelecek beş yılda fiyat artışlarının devam edeceği öngörülmektedir. Tarımsal üretim planlamasında zaman serisi analizleriyle bulunan gelecek tahminleri aktif olarak yer almalı ve veri odaklı planların oluşturulması gerektiği önerilmektedir.

ARIMA modelleriRegresyon analiziTavukçuluk
Gülsüm Ödemiş
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ilinde tüketicilerin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde yaşayan hane halkı bireylerinin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarını ve bu alışkanlıkları etkileyen temel faktörleri belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma, tüketicilerin zeytinyağına ilişkin tercih ettikleri türler, satın alma sıklıkları, fiyat ve marka hassasiyetleri, sağlıkla ilgili algıları, duyusal değerlendirmeleri, kültürel eğilimleri, alışkanlık düzeyleri, algılanan kalite ve değer, ürüne ilişkin algılanan engeller ile bilgi kaynaklarını kapsamaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerle zeytinyağı tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkiler incelenerek farklı tüketici grupları arasında anlamlı farklılıkların ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmanın temel veri kaynağı, Şanlıurfa ilinde 18 yaş ve üzeri 536 bireyden anket yoluyla toplanan birincil verilerdir. Verilerin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmış; ölçeklerin yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi ile güvenilirliği ise Cronbach Alfa katsayısı ile değerlendirilmiştir. Zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel bulgularına göre, Şanlıurfa ilinde zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörler arasında yaş, eğitim, kültür, alışkanlık ve algılanan değer değişkenlerinin pozitif yönlü anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle, bireylerin zeytinyağını uzun süredir kullanmaları ve evde genel olarak zeytinyağı tüketilmesi gibi yerleşik alışkanlıkların, tüketim miktarını belirlemede en kritik rolü oynadığı görülmüştür. Kültürel bağlamın da zeytinyağı tüketimini artırıcı bir etkiye sahip olduğu, zeytinyağının aile geleneği veya kültürel bir unsur olarak algılanmasının tüketimi desteklediği belirlenmiştir. Ayrıca, tüketicilerin zeytinyağına ödedikleri paranın karşılığını aldıklarını düşünmeleri, yani algılanan değerin yüksek olması, tüketim yoğunluğunu artıran bir diğer önemli faktördür. Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, zeytinyağının sağlık yararları algısı, duyusal çekicilik ve algılanan kalitenin zeytinyağı tüketim yoğunluğu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermemesidir. Bu durum, zeytinyağı tüketenler arasında bu faktörlere yönelik zaten yüksek ve homojen bir olumlu algının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Zeytinyağı tüketmeyen veya yeterince tüketmediğini düşünenler için fiyatın önemli bir engel olduğu, ayrıca zeytinyağını yemeklerde ağır bulma veya diğer yağlardan farkı olmadığını düşünme gibi algılanan engellerin de tüketimi kısıtladığı ortaya konulmuştur. Ürün nitelikleri açısından yapılan değerlendirmelerde, içsel niteliklerden kokunun tüketiciler için en önemli özellik olduğu, dışsal niteliklerde ise üretici ve satıcının güvenilirliğinin en belirleyici faktör olduğu saptanmıştır.

Regresyon analiziTüketim alışkanlıklarıTüketim davranışları+1
Cansu Tekin
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik belirsizliğin firma kârlılığı üzerine etkisi: Borsa İstanbul taş ve toprağa dayalı sanayi örneği

1980'li yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme ve finansal serbestleşme sonucu tüm dünya genelinde reel ve finansal piyasalar arası bütünleşme artmış, finansal krizlerin sıklığı ve şiddeti geçmişe oranla göreceli olarak yükselmiştir. Ayrıca ülke ekonomileri yurtdışında meydana gelen ekonomik ve sosyal değişimlere karşı daha duyarlı hale gelmiştir. Bu durumun sonucunda, yurtiçi ve küresel makroekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesi güçleşerek, makroekonomik belirsizlik faktörü firmaların karar verme süreçlerinde önemli bir değişken haline gelmiştir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi sektörü örnekleminde 2003-2016 yılları arasında çeyreklik veriler kullanılarak, makroekonomik belirsizliğin firmaların aktif ve faaliyet kârlılıkları üzerindeki etkisi panel regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda döviz kuru, faiz oranı ve büyüme oranındaki belirsizliğin hem aktif kârlılığı hem de faaliyet kârlılığını negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kaldıraç oranının firma kârlılığını negatif, cari oranın ise firma kârlılığını pozitif etkilediği tespit edilmiştir.

BelirsizlikBorsa İstanbulHisse senetleri+7
Işıl Erem Ceylan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

PIAAC 2015 Türkiye performansının yapay sinir ağı ve regresyon analizi yöntemleri ile incelenmesi

Bu çalışmada, OECD tarafından yetişkin becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülen "Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı - (PIAAC)" uygulamasının verileri lojistik regresyon analizi (LR) ve yapay sinir ağı modeli (YSA) ile incelenmiştir. Türkiye örnekleminde PIAAC çalışmasına dahil olan yetişkinlerin beceri puanları her iki analiz yöntemi ile yordanmıştır. PIAAC kapsamında bulunan yetişkin özellikleri anketinden elde edilen demografik, sosyoekonomik ve işgücü durumu gibi özellikler çalışmamızda yordayıcı özellikler (bağımsız değişken) olarak belirlenmiştir. Yetişkinlerin sözel beceri testi, sayısal beceri testi ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme beceri (TYOPÇ) testi performansları ise yordamak istediğimiz beceri puanları (bağımlı değişken) olarak kabul edilmiştir. Regresyon analizi için ikili lojistik regresyon, yapay sinir ağı modeli için ise çok katmanlı algılayıcılar kullanılmıştır. Her iki yöntem için bağımsız değişkenlerin yetişkin beceri performanslarına etki düzeyleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde "IBM SPSS v.23" paket programı ve "The IEA International Database Analyzer (IDB Analyzer)" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde her iki analiz modeli sözel becerileri puanlarını %69,8 oranında doğru tahmin etmiştir. Sayısal beceri puanlarının tahmin oranları LR analizi ile %73,6 bulunurken YSA analizi ile %73,5 olarak bulunmuştur. TYOPÇ beceri puanlarını doğru sınıflandırma oranları LR analizi ile %67,1 olarak bulurken YSA analizi ile %67,3 olarak bulunmuştur. Sözel beceri puanlarını sınıflandırmada her iki analiz yöntemi aynı performansı göstermiştir. Sayısal beceri puanlarını sınıflandırmada LR analizi YSA'ya göre %0,01 daha başarılıdır. TYOPÇ beceri puanlarını sınıflandırmada YSA, LR analizine göre %0,02 daha başarılıdır.

Lojistik regresyon analiziLojistik regresyon yöntemiRegresyon+6
İrfan Ergin
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Statistical evaluation and simplified approach for estimating excavation induced deformations in soft soils

This thesis is about estimating the deformation behavior of supported diaphragm walls and settlements behind the wall due to excavation built on soft ground environments. For this purpose, a finite element model that considers the stiffness of soils at small strain levels was utilized. With this model, numerous generic cases were analyzed. The accuracy of these generic cases and the parameters used were confirmed by a large number of cases, considering the parameters related to soil, wall, and excavation geometry as well as their variations. In this study, based on studies in the literature, the important parameters are selected to be the i) soil strength, stiffness, unit weight, and thickness of the soft soil layer, ii) the depth and width of the excavation, and iii) the stiffness of the support system. Unlike literature studies, the parameters representing the stiffness of the soil at the small strain level were calculated using empirical approaches. In statistical studies, using the multiple regression analyses, a closed-form solution that estimates the ground settlements and wall deflections based on mentioned parameters were proposed as a result of this study. In order to investigate the error level of the model, in addition to the error amount of the obtained regression equation, residuals were determined for the parameters and their ranges, moreover, the importance of each parameter on deformations was investigated. It is seen that the most important parameter affecting the behavior of this supporting system is the depth of the excavation. The results obtained from statistical approaches were compared with the real cases. It is seen that the proposed equations can predict the wall deformations and settlements in an acceptable range.

Deep excavationRegression analysisFinite element method+3
Ahmet Arda Bahadır
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal adalet liderliği ve okul iklimi arasındaki ilişkiye yönelik öğrenci görüşleri

Bu araştırmada, okul müdürlerinin sosyal adalet liderliği davranışları ve okul iklimi arasındaki ilişkiye yönelik öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmada 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara ilinde dokuz metropoliten ilçede Anadolu Liseleri, Anadolu İmam Hatip Liseleri ve Mesleki ve Teknik Liselerde eğitim gören 9. Sınıf öğrencilerinin görüşlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda toplam 396 öğrenciye "Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" ve "Okul İklimi Ölçeği" olmak üzere iki ölçek uygulanmıştır. Ölçekler öğrencilere dağıtılmadan önce cinsiyet, okulun bulunduğu ilçe, okul türü ve ailenin aylık geliri olmak üzere dört kişisel soru eklenmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkeni sosyal adalet liderliği ve bağımlı değişkeni ise okul iklimi olarak belirlenmiştir. Bu değişkenlerle kişisel bilgiler arasındaki ilişkiler t- testi ve tek yönlü ANOVA kullanılarak çözümlenmiştir. Öğrencilerin değişkenlere ilişkin görüşleri ortalama ve standart sapma teknikleriyle çözümlenmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler ise Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayıları ile hesaplanmıştır. Sosyal adalet liderliğinin okul iklimini yordama düzeyi ise Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılarak hesaplanmıştır. Bu tekniklerden elde edilen sonuçlar, öğrencilerin müdürlerin sosyal adalet liderliği ve okul iklimi algılarının orta seviyede olduğunu göstermiştir. Sosyal adalet liderliği ve okul iklimi arasında pozitif, istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki görülmüştür. Ayrıca diğer önemli bir sonuca göre, sosyal adalet liderliği okul ikliminin %56'sını açıklamakta olan anlamlı bir yordayıcısıdır.

LiderlikOkul iklimiRegresyon analizi+3
Zehra Münüsoğlu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Risk and protective factors in the relation between early maladaptive schemas and emerging adulthood psychological well-being

Early Maladaptive Schemas (EMS) relate to psychological well-being, but little is known about which factors may mediate this relation. The purpose of this study was to examine to what extent cognitive flexibility, emotion regulation difficulties and perceived social support may explain why EMS as formed in early childhood may relate to psychological well-being during adolescence and early adulthood. Data were collected from two different samples, a clinical sample (N = 106) and a non-clinical one (N = 286). Regression analyses have shown that impaired autonomy was the most consistent predictor of life satisfaction and depression and that emotion regulation difficulties and perceived social support were the most consistent mediators of the relation of impaired autonomy to depression and life satisfaction in both samples. The findings were discussed in light of the EMS literature, followed by future research suggestions.

Perceived social supportEmotion dysregulationEarly maladaptive schemas+4
Zeynep Yıldızhan
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Krizler ve Türkiye'de toplam yatırımlara etkisi

Krizler, dalgalarının derinliği ve uzunluğu değişmekle beraber, sürekli bir hâl almıştır. Krizlerin tartışılmaz etkilerinin arasında, toplam yatırımlar da gelmektedir. Toplam yatırımlar, bilhassa gelişmekte olan ülkeler açısından yaşamsaldır. Bu çalışmanın amacı, cari açık ve fonlama kaygısı nedeni ile kırılgan bir iktisadi yapıya sahip olan Türkiye'de krizlerin toplam yatırımlara etkisinin sorgulanmasıdır. Bu amaçla, krizlerin önemli göstergelerinden büyüme ve enflasyon verileri ile toplam yatırım verileri alınarak analizlere tâbi tutulmuştur. Veriler, 1980-2019 dönemine ilişkindir. Augmented Dickey-Fuller (ADF) Birim Kök Testi, KPSS Durağanlık Testi ile Lee ve Strazicich Kırılmalı Birim Kök Testi ve değişkenlerin düzeyde durağan bulunması üzerine de Regresyon Analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda büyüme ve enflasyon oranının, toplam yatırım hacmindeki değişiklikleri açıklamada istatistiki olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca büyüme oranında yaşanan artışların, toplam yatırımları artırarak yatırımların hacmini genişlettiği, enflasyon oranının ise toplam yatırımları azalttığı saptanmıştır. Buna göre; büyümenin bir birimlik artış, toplam yatırımlarda yaklaşık olarak 0.01 birimlik bir artışı, enflasyonun %1'lik bir artışı ise toplam yatırımlar üzerinde yaklaşık olarak %0.09'luk bir azalışı beraberinde getirmektedir. Bu etkilerin bilinmesi, krizlerin yatırımlara olan etkisinin en aza indirgenebilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve gerekli politikaların tasarlanması açısından önemlidir. Çalışma, aynı zamanda tipolojiye bir katkı niteliğindedir.

Ekonomik büyümeEkonomik krizEnflasyon+4
Tuğçe Köse
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk imalat sanayinde enerji yoğunluğunu etkileyen faktörler

BBu çalışmada Türkiye'de imalat sanayiinde enerji yoğunluğu 2006-2012 dönemi için incelenmiştir. Aşağıda açıklanan değişken ve bu değişkenlerin farklı kombinasyonlarıyla her biri farklı etkileri içinde barındıran 26 regresyon modeli oluşturulmuştur. Bu regresyon modelleri (i) işletme büyüklüğü ile enerji yoğunluğu ilişkisini, (ii) imalat sanayi alt sektörlerinde enerji yoğunluğunun nasıl farklılaştığını, (iii) işletme yaşı ile enerji yoğunluğu ilişkisini, (iv) coğrafi bölgelere göre enerji yoğunluğunda farklılaşma olup olmadığını, (v) sermaye sahipliğinin enerji yoğunluğu açısından anlamlı bir değişken olup olmadığını, (vi) Ar-Ge harcaması ile enerji yoğunluğu ilişkisini, (vii) ihracat değişkeni ile enerji yoğunluğu ilişkisini, ve (viii) bahsi geçen tüm değişkenlerin yer aldığı model ile enerji yoğunluğunun farklı firma karakteristiklerine göre nasıl değiştiğini incelemektedir. Oluşturulan modeller havuzlanmış en küçük kareler yöntemiyle tahmin edilmiştir. Elde edilen ampirik sonuçlar firma ölçeğinin enerji yoğunluğunu etkileyen en önemli faktör olduğunu göstermektedir. Bu sonuç politika yapıcılara enerji yoğunluğunun azaltılabilmesini teminen ölçek ekonomisinden maksimum oranda faydalanılması gerekliliğini işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Enerji Yoğunluğu, Havuzlanmış En Küçük Kareler, İmalat Sanayi, Enerji Düzenlemeleri, Türkiye

EnerjiEnerji yoğunluğuRegresyon analizi+1
Süleyman Sözeri
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicinin türk dizilerinde yer alan kurgusal markalara yönelik tutumunu etkileyen faktörler

Bu çalışmanın amacı, tüketicinin Türk dizilerinde yer alan kurgusal hizmet markalarına yönelik tutumunu etkileyen faktörleri incelemektir. Dolayısıyla çalışmada tüketicinin televizyon programına yönelik tutumunun, televizyon programında yer alan kurgusal hizmete dair algıladığı kalitenin ve kurgusal bir hizmet markası ile benlik bağı kurmasının kurgusal hizmet markasına olan tutumu üzerine etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda önerilmiş olan model doğrultusunda 400 katılımcıdan veri toplanmış ve elde edilen veriler doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. Uygulanan analiz sonucu elde edilen bulgulara göre tüketicinin televizyon programına yönelik tutumunun, televizyon programında yer alan kurgusal hizmete dair algıladığı kalitenin ve kurgusal bir hizmet markası ile benlik bağı kurmasının kurgusal hizmet markasına olan tutumunu olumlu yönde etkileyeceği ortaya çıkmıştır. Türk dizilerinde örneklerine sıkça rastlanan kurgusal markalara yönelik tüketicinin tutumu ve bu tutumun oluşmasını etkileyen faktörlerin ne olduğuna dair bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu bağlamda, bu çalışmanın literatüre ve sektöre katkı sağlayacağı söylenebilmektedir.

Hizmetkar markaKurguMarka+5
Ezel Bozlak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi oranları ve vergi geliri ilişkisi açısından vergi uyumu: Panel eşik regresyon analizi

Dünya ekonomilerine bakıldığında, devletlerin başlıca mali amaçlarından birinin optimal düzeyde kamu geliri elde edebilmek olduğu görülmektedir. Genel olarak tüm dünyada kamu gelirlerinin büyük çoğunluğunu vergiler oluşturmaktadır. Vergilerin, başarılı ve sistemli bir şekilde toplanmasını sağlamak her zaman kolay değildir. Bundan dolayı vergi kavramı otoriteler için önemli bir kavram olmanın yanı sıra sorun olarak da görülebilmektedir. Dolayısıyla başarılı bir vergi sistemi tasarlamak ve optimal vergi gelirini elde edebilmek devletler için çok önemlidir. Vergilerin muhatabının nihai olarak bireyler olduğu düşünüldüğünde başarılı vergi sistemini oluşturmanın temelinde birey bulunmaktadır. Başarılı bir vergi sistemini oluşturmak ve vergi gelirlerini en optimal düzeyde elde edebilmek için bireyin vergiye karşı tutumunun olumlu olması sağlanmalıdır. Bireyin vergiye karşı olumlu tutumu, literatürde vergi uyumu olarak bilinen kavramla açıklanmaktadır. Vergi uyumu düzeyine bağlı olarak vergi gelirlerini toplamada bir artış gözleneceği düşünülmektedir. Bunun nedeni ise yüksek vergi uyumunun vergiye karşı olumsuz tepkileri azaltacak ve kayıt dışı faaliyetleri düşürecek olmasıdır. Bu çalışmada, vergi uyumu etkileyen birtakım ekonomik ve sosyal faktörlerin vergi gelirleri ile olan ilişkisi, 35 Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi ülkenin 2000-2015 yıllarına ait verileri kullanılarak, panel veri analizi yöntemleriyle incelenmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde vergi uyumuna ilişkin kavramlar açıklanmakta, ikinci bölümünde vergi uyumunu etkileyen faktörler ve vergi uyumunun kayıt dışılıkla ve vergi gelirleri ile olan ilişkisi incelenmektedir. Üçüncü ve son bölümünde ise vergi gelirlerini ve vergi uyumunu etkileyecek bazı ekonomik ve sosyal faktörlerin reel vergi gelirleri ile olan ilişkisi sabit etkiler panel veri analizi ve eşik değer panel veri analizi yöntemleriyle incelenmektedir. Analizler sonucunda; gelir düzeyi ve insani gelişmişliği yüksek, kayıt dışılık düzeyi ve tarıma dayalı istihdamı düşük ülkelerde vergi oranlarını artırmanın tersi durumdaki ülkelere kıyasla reel vergi gelirlerini daha az azalttığı ortaya konulmuştur. Kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla ile reel vergi gelirleri arasında pozitif, enflasyon oranı ve Gastil Endeksi ile reel vergi gelirleri arasında negatif bir ilişki görülmektedir. Bu durum da ekonomik gelişmişlik ve reel vergi gelirleri arasındaki ilişkinin ve yine siyasi özgürlük ile reel vergi gelirleri arasındaki ilişkinin pozitif, ekonomik istikrarsızlık ile reel vergi gelirleri arasındaki ilişkinin ise negatif olduğunu göstermektedir.

Kayıt dışı ekonomiOECD ülkeleriPanel veri modelleri+5
Sevinç Daşdemir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Meteorolojik mekansal verilerin istatistiksel yöntemler ile analizi: Çatalan baraj gölü havzası örneği

Yerbilimlerinin alt bilim dalı olan hidrolojide, noktasal (x,t) zaman serisi verileri olan hidrometeorolojik verilerinin alansal zaman serisi (x,y,z,t) olarak dağılımının belirlenmesi amacıyla mekansal analiz yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hidrometeorolojik noktasal zaman serilerinin birbiriyle olan ilişkisinin belirlenmesi amacıyla Spearman'ın rho korelasyon testi uygulanmaktadır. Ayrıca, çok değişkenli noktasal verilerin kendi arasındaki benzerliğin veya yakınlığının tespit edilmesi ve değişken sayısının aza indirgenmesi için Temel Bileşenler Analizi (TBA) / Faktör Analizi (FA) kullanılmaktadır. Bunun dışında, bu verilerin zaman içindeki trendlerinin belirlenmesinde; Mann-Kendall ile Sen Eğim ve İnovatif Şen Trend Analiz yöntemlerine sıklıkla başvurulmaktadır. Bu noktasal verilerden mekansal alansal verilerin kestirilmesinde kullanılan mekansal analiz yöntemleri ESRI ArcGIS paket yazılımının alt araçlarından Veri İşleme/Raster, Mekansal Analiz ve Jeoistatistiksel Analizi'dir. Bu analizlerin uygulanmasıyla kestirilen mekansal raster verileri ile araştırma amaçlarına uygun bir şekilde jeoistatistiksel analizlerin yapılması için Mekansal İstatistiksel Analizi aracı kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, noktasal veriler olarak 1971-2018 yılları arasında 18 adet meteorolojik gözlem istasyonlarında ölçülmüş meteorolojik verilerden yağış, sıcaklık, rüzgar hızı, nispi nem ve aktüel basınç; bu verilerin kullanılmasıyla hesaplanan kuraklık indisi değerleri incelenmiştir. Bu bağımsız değişkenlerin zaman serilerinde noktasal veriler için TBA/FA uygulandığında, çalışma alanının 3 farklı iklim kuşağında yer aldığı belirlenmiştir. Ayrıca, yağış açısından toplam 48 yıllık gözlem süresinde genel olarak ilk yarısının kurak (azalan trendli) ve ikinci yarısının ise yağışlı (artan trendli) olduğu tespit edilirken; sıcaklık açısından tüm gözlem süresinin ilk yarısının serin/soğuk (azalan trendli) ve ikinci yarısının ise ılıman/sıcak (artan trendli) artan trende sahip olduğu belirlenmiştir. Çok değişkenli noktasal verilere jeoistatistik yöntemlerinin uygulanmasıyla elde edilen mekansal verilerini en az hata ile tahmin eden kestirim yönteminin IDW yöntemi olduğu belirlenmiştir. Bu yöntemle elde edilen raster verilerden çalışma alanına ait yıllık potansiyel buharlaşma-terleme değeri kestirilerek çok değişkenli mekansal regresyon denklemi oluşturulmuştur. Model belirtme katsayısı R2=0.9958 çıkmıştır. Ayrıca, çalışmada tüm bağımsız değişkenlere ve kestirilen verilere ait mekansal haritalar oluşturulmuştur.

Regresyon analiziTrend analizi
Otgonbayar Namkhaı
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örneklem büyüklüğü ve ölçüm sayısının örtük gelişme modelleri üzerindeki etkisi

Boylamsal veriler kesitsel verilerden daha çok bilgi taşımalarından dolayı, nedensellik barındırdığı için ve dinamik olduğu için ayrıca uzun yıllar biriken veri miktarının çok olmasından dolayı son 40-50 yıldır daha çok ön planda durmaktadır. Bu tür verilerle oluşturulabilecek çok sayıda model türü ve bu verilerin test edilebileceği çok sayıda analitik yöntem (Hiyerarşik Lineer modelleme, Özbağlanımlı Modeller gibi) bulunmaktadır. Fakat son 30-40 yılda en fazla ön plana çıkan yöntem yapısal eşitlik modellemesidir. Yapısal eşitlik modellemenin bu derece ilgi görmesinin nedeni regresyon ve doğrulayıcı faktör analizini aynı potada eritebiliyor olması ve bu sayede kullanıcıya çok genişmodelleme alanı sunabiliyor olmasıdır. Yapısal eşitlik modellemenin bir diğer önemli özelliği doğrudan ölçülemeyen fakat göstergeler yoluyla yapısını oraya koyabildiğimiz altta yatan süreçleri modelleyebiliyor olmasıdır. Bu yapılara örtük yapılar denilmektedir. Aynı örtük yapıyı ölçtüğü düşünülen bir özellik farklı zaman dilimlerinde ölçüldüğünde bu örtük yapıdaki zamana bağlı değişim geleneksel yöntemlerle (t testi, ANOVA gibi) ölçülebilmekte ancak açıklanamayan varyans hata olarak kabul edilmektedir. Bu noktada örtük değişkenlerle yapısal eşitlik modellemeleri hem altta yatan yapının ikiden fazla zaman noktasında ölçülmesini sağlarken hem de modele eklenebilen zamana bağlı değişebilen ve değişmeyen yordayıcı değişkenler sayesinde geleneksel yöntemlerin hata olarak kabul ettiği varyansı açıklayabilmektedir. Çok değişkenli çoğu yöntem gibi sınırlılıkları ve varsayımları olan Örtük Gelişme Modellerinin doğru sonuçlar verebilmeleri için örneklem büyüklüğü büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda bu seçtiğimiz örneklem ne kadar sürede bir ölçülmeli ve kaç defa ölçülmeli gibi önemli ayrıntılar halen çalışılmaktadır. Bu çalışmanın amacı da gerçek verilerle yapılacak bir örtük gelişme araştırması için gerekli örneklem büyüklüğü ve ölçüm sayısı konusunda bir fikir oluşturabilmektir.

Regresyon analiziYapısal Eşitlik ModeliÖlçme-değerlendirme+5
Gürkan Cüvitoğlu
Ege University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık veriler ile regresyon analizi için bir yaklaşım

İstatistiksel analiz yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olan regresyon analizi, aralarında sebep sonuç ilişkisi bulunan bir bağımlı nicel değişkenle, bir veya daha fazla bağımsız nicel değişken arasındaki ilişkiyi tanımlama yöntemidir. Bu ilişki biçimini gösteren matematiksel fonksiyon ise regresyon modelidir. Bulanık teori, veri setinin üstü kapalı ve kesin olmaması durumlarında veya elde bulunan problemin parametreleri ile ilgili bilgi eksikliği bulunması durumlarından kaynaklanan belirsizliği modellemek için kullanılan bir araçtır. Bulanık regresyon, durumun belirsizliğine bağlı olarak veri setinin tamamının ya da bir kısmının bulanık olması veya sistem parametreleri arasındaki ilişki kesin olarak tanımlanamadığı ve klasik regresyon yönteminin önerilmediği durumlarda kullanılan alternatif bir yöntem olarak uygulanmaktadır. Bu çalışmada bulanık küme ve regresyon analizi teorik olarak incelenmiş, bulanık regresyon yönteminin parametrelerinin tahminine alternatif bir yaklaşım sunulmuştur. Uygulama kısmında Python 3.4 yazılım programında yazılan kod yardımıyla literatürde bulunan veri setleri kullanılarak bulanık parametre tahmini sayısal örnekler ile desteklenmiştir. Kurulan modelin anlamlılığı WABL durulaştırma yöntemi kullanılarak elde edilen varyans analizi tablosu ile test edilmiştir. Ayrıca ambalaj sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın baskı makinelerinde bulunan kazanların içerisindeki mürekkep, vernik ve solvent miktarlarının tahmini için bulanık regresyon modeli oluşturulmuştur.

Bulanık kümelerBulanık regresyonBulanık sayılar+1
Gökhan Akgün
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00

Related subjects