Bebek bakımı
Bu konu başlığı altında 72 tez
Bebeği yenidoğan yoğun bakımda yatan annelerin bebek bakımı hakkındaki bilgi düzeyleri ve uyguladıkları geleneksel yöntemler
Bu çalışmada bebeği yenidoğan yoğun bakımda yatan annelerin bebek bakımı hakkındaki bilgi düzeyleri ve uyguladıkları geleneksel yöntemlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır Tanımlayıcı türde yapılan araştırma Malatya'da Turgut Özal Tıp Merkezi hastanesinde 25 Ocak- 25 Mayıs 2022 tarihlerinde 384 anne ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama formu olarak; Kişisel Bilgi Formu, Annenin Bebek Bakımı Hakkındaki Bilgi Düzeyi Formu, Doğum Sonrası Dönemde Annenin Bebek Bakımına Yönelik Geleneksel Uygulamaları Belirleme Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 24.0 istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum değerler hesaplanmıştır. Bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında ki kare testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin çoğunlukla 31-40 yaş aralığında olduğu, çekirdek aileye sahip olduğu ve çalışmadığı, %33,1'inin lise mezunu olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin çoğunluğunun %67,2'sinin bebeği kundakladığı, %74,7'sinin bebeğin sarılık olmaması için yüzüne sarı örtü örttüğü, %77,6'sının nazardan korumak için dua okuduğu saptanmıştır. Annelerin yaşı ile bebeği emzirirken memede tutma süresi, bebeği emzirirken tutma şekli ve bebeği uyurken nasıl yatırılması gerektiği durumları arasında anlamlı farklılık olduğu, annelerin eğitim düzeyi ile anne sütünün buzdolabında saklanma süresi, bebeği emzirirken memede tutma süresi, beslendikten sonra bebeğin gazının çıkarılması, yenidoğanın kaç saat uyuduğu, bebeğin altına höllük koyma ve bebeği tuzlama durumları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir(p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda annelerin yaygın olarak geleneksel uygulamaları bildiği ve yapılan uygulamalarda bebeğin sağlığına zarar veren uygulamaların olduğu ve uygulama nedenlerinin de çok çeşitlilik gösterdiği, annelerin bebek bakımında yaygın olarak höllük, tuzlama, kundaklama, güzel olması için alnını sıkıca bağlama gibi zararlı geleneksel uygulamalara başvurdukları belirlenmiştir. Annelere sağlığa zararlı geleneksel uygulamalara yönelik farkındalık oluşturulması, annelerin geleneksel uygulamalara başvurma nedenlerine yönelik girişimlerin planlanması, annelerin en çok bilgiye ulaştıkları ve uygulama nedenlerinde de etkisi olan aile büyüklerinin de verilen eğitime dâhil edilmesi, sağlık hizmetlerine uzak olan ailelere daha sık takip ve eğitim planlanması, ailelerin sağlık hizmetlerine kolay erişiminin sağlanmasına yönelik girişimlerin planlanması önerilmektedir.
Dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algısı ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırma dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algıları ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla metodolojik ve ilişkisel tanımlayıcı olarak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinin plastik cerrahi polikliniklerine başvuran 0-3 ay arası bebeklerin ebeveynleri oluşturmuştur. Birinci aşamada 240 ebeveyn ile Ebeveyn Belirsizlik Algısı Ölçeği-Tanı'nın (EBAÖ-T) Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin çalışmadaki örneklem için geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Cronbach Alpha 0,85). İkinci aşamada ise Ebeveyn ve Bebek Tanıtıcı Bilgiler Formu, EBAÖ-T ve Aile Etki Ölçeği kullanılarak yeni bir örneklem grubu ile (n=200) ebeveynlerin belirsizlik algıları ve hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Verilerin analizlerinde Student-t Testi, ANOVA, Bonferroni Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-kare kullanılmıştır. Belirsizlik algısı için ölçek puan ortalaması 85,59 ±12,46 ile yüksek düzeyde bulunmuştur. Bebeklerinin tanısı doğumdan önce konamayan, yapılan bilgilendirmeden memnun kalmayan ve gelir düzeyi düşük ebeveynlerin belirsizlik algıları daha yüksek bulunmuştur. Ebeveynlerin hastane hizmetlerinden duydukları memnuniyet azaldıkça belirsizlik algı düzeyleri artmıştır. Hastalığın ebeveynler üzerine etkisi 52,22±7,70 puan ortalaması ile orta yüksek düzeyde bulunmuştur. Ebeveynlerin Aile Etki Ölçeği alt boyut puan ortalamalarında en yüksek puan 30,07±3,84 ile kişisel zorlanma boyutunda bulunmuştur. EBAÖ-T ile Aile Etki Ölçeği toplam puanı (r=0,225) ve maddi yük (r=0,197), ailesel ve sosyal etki (r=0,180), kişisel zorlanma (r=0,166) ve başa çıkma (r=0,219) alt boyutları arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Ebeveynlerin hastane yönetimlerinden beklentisi en fazla 'yetkin sağlık personelleri' olmuştur (%27,1). Araştırma sonucunda, belirsizliğin ve hastalıkların aileleri nasıl etkilediklerini gösteren ve bakım çıktılarını ölçen ileri çalışmalar yapılması ve dudak/damak yarıklı bebeklerin bakım yönetiminde hemşirelik bakımının kalitesini artıracak yönetimsel düzenlemeler yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Erken post partum dönem primipar annelere verilen bebek bakımı eğitiminin annelik rolü ve doğum sonu anksiyete üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Çalışma Eylül- Kasım 2022 tarihleri arasında, İstanbul'da özel bir hastanenin Kadın Doğum Servisi'ne yatışı yapılan ve araştırma kriterlerine uyan 60 primipar anne (deney: 31; kontrol:30) ile yürütüldü. Her iki grup postpartum 8. saatte ziyaret edildi. Hasta Bilgi Formu ve Kişisel Bilgi Formu doldurtuldu. Deney grubu annelere bebek bakım eğitimi'nin 1. Modülü verildi. Tüm kadınlar postpartum 24. saat te tekrar ziyaret edildi. Deney grubu annelere eğitimin 2. modülü verildi ve kontrol grubu annelerin genel durumu sorgulandı. Deney ve kontrol grubu annelere Postpartum Anksiyete Ölçeği doldurtuldu. Her iki gruptaki anneler ile postpartum 7. gününde telefon görüşmesi yapıldı. Deney grubu annelerin eğitimi telefon görüşmesi ile tekrarlandı, kontrol grubu annelerin ise genel durumu sorgulandı. Her iki grupta postpartum 6. haftasında online ortamda Barkin Anne Fonksiyon Envanteri ve Postpartum Anksiyete Ölçeği doldurtuldu. Veriler SPPS 21 programı ile verilerin normal dağılıma uyguluğu Shapiro Wilk Testi ile değerlendirildi. Normal dağılan verilerin analizinde Independent Sample T testi ve Paired Sample T testi, normal dağılmayan verilerin analizinde Mann Whitney U testi kullanıldı. Gruplar, obstetrik ve sosyo-demografik özellikler açısından benzerdi. Annelerin eğitim sonrası Barkin Anne Fonksiyon Envanteri tüm alt boyut ve toplam puan ortalaması deney ve kontrol grubunda arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Postpartum Anksiyete Ölçeği 'Yenidoğan Iyiliği Ve Güvenliği Anksiyetesi' hariç tüm alt boyutları anlamlı bulundu. (p<0.001). Bulunan anlamlılık düzeyi, deney ve kontrol grubu annelerin puan ortalaması arasında minimum düzeyde olduğu tespit edildi.Bebek bakım eğitimi, doğum sonrası dönemde primipar annelerde annelik rollerinin kazanılmasında oldukça etkili olduğu saptandı. Ancak anksiyetelerini azaltmadı. Primipar kadınlara, doğum sonu dönemlerinin daha rahat, özyeterlilikleri güçlü ve daha konforlu geçirmelerini sağlamak amacıyla bebek bakım eğitimi ve anksiyetelerini azaltmak için nitelikli bakım verilmelidir.
Emzirme eğitiminin annelerin bebeklerini besleme tutumuna, emzirme motivasyonu ve yeterliliğine etkisi
Bu çalışmanın amacı, annelere doğum sonrası verilen emzirme eğitiminin annenin bebeğini besleme tutumu, emzirme öz yeterliliği ve emzirme motivasyonu üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tek gruplu örneklem olarak öntest ve sontest tasarımında deneysel ve karşılaştırmalı olarak yapıldı. Etik kurul ve kurum izinlerini takiben Ekim 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemini Nişanca Aile Sağlığı Merkezi'nde izlemi yapılan 80 loğusa dönemindeki anneler oluşturdu. Verilerin toplanmasında eğitim öncesi ve sonrasında Kişisel Bilgi Formu, Iowa Bebek Besleme Tutumu Ölçeği, Emzirme Öz-Yeterliliği Ölçeği ve Emzirme Motivasyonu Ölçeği kullanıldı. Çalışmadaki annelere bire bir emzirme eğitimi verildi. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 24 İstatistiksel Analiz Programında; tanımlayıcı istatistiksel analizler, karşılaştırmalarda Manwhitney U, Kruskal Wallis, Wilcoxon t testi kullanıldı. Çalışmaya katılan annelerin çoğunun 25-30 yaş (%33,8) arasında, ortaokul ve lise mezunu (%37,5), ev hanımı (%87,5), 2 yıllık evli (%38,8), eşinin lise mezunu (%55) ve işçi (%42,5) olduğu, gelirinin giderini karşılamadığı (%81,3) saptandı. Annelerin çoğunun gebeliğini istediği (%87,5), normal doğum yaptığı (%65), tamamının hastanede emzirme eğitimi aldığı, aldıkları bu eğitimin emzirmede yararlı olduğu (%62,5), doğumdan sonra ilk yarım saat içinde emzirmeye başladığı (%47,5), iki yıl süreyle emzirmeyi düşündükleri ve ASM'den aldıkları emzirme eğitiminin yararlı olduğunu (%92,5) belirttikleri saptandı. Emzirme eğitimi öncesi ve sonrası veriler arasındaki farklılığa ilişkin analiz sonuçlarına bakıldığında bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz yeterlilik algısı ve emzirme motivasyonu alt boyutlarının eğitim sonrasında, eğitim öncesine göre istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu yönde farklılıkları olduğu (p<0,05), araştırmanın hipotezlerini desteklediği ve bebek beslenmesi tutumunun, emzirme öz yeterlilik algısının ve emzirme motivasyonun arttırılmasında postpartum dönemin birinci haftasında verilen emzirme eğitiminin etkili olduğu saptanmıştır.
COVID-19 pandemisinin pandemi sürecinde doğum yapan kadınların bebek bakımı ile ilgili obsesif kompulsif davranışları üzerindeki etkileri
Dünya Sağlık Örgütü'nün pandemi olarak ilan ettiği Covid-19 enfeksiyonu iki yılı aşkın süredir tüm dünyada etkisini göstermektedir. Hızlı bulaşması, yüksek ölüm oranları, etkili tedavilerin olmaması ve büyük karantina önlemleri insanlarda korku, anksiyete, depresyon gibi psikolojik bozukluklara yol açmıştır. Özellikle doğum sonrası dönemdeki dinamik sürece uyum sağlamak zor iken, pandemiye bağlı yaşam koşullarının değişmesi postpartum süreçteki annelerin psikolojisini de olumsuz etkilemiştir. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) da bu sorunlar arasındadır. Pandemiden bağımsız olarak da perinatal dönem, OKB'nin başlangıcı ve alevlenmesi için risk faktörü olduğundan; Covid-19 pandemisinin pandemi sürecinde doğum yapan annelerin bebek bakımı ile ilgili obsesif kompulsif davranışları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamıza Gülveren Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı, 11 Mart 2020 tarihinden sonra çocuk sahibi olan 103 kadın dahil edilmiştir. Veriler araştırmacının hazırladığı kişisel bilgi formu, postpartum bebek bakımına yönelik obsesif kompulsif davranış ölçeği, koronavirüs anksiyete ölçeği ve postpartum depresyon ölçeği kullanılarak yüz yüze toplanmıştır. Araştırmada annelerin çoğunluğunun el yıkama sıklığını, süresini ve dezenfektan kullanımını artırdığı saptandı. Birden çok çocuğu olan katılımcıların çoğunluğunun pandemide doğan çocuğuna daha titiz veya aynı titizlikte davrandığı saptandı. Katılımcıların sosyodemografik-klinik özelliklerinin ve Covid-19 enfeksiyonu geçirme durumlarının postpartum dönemde bebek bakımına yönelik obsesif kompulsif davranış üzerinde etkili olmadığı saptandı. Sadece çocuğunun kronik hastalığı bulunmayan annelerin obsesif kompulsif ölçek puanları istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Koronavirüs anksiyetesinin ve postpartum depresyonun bebek bakımına yönelik obsesif kompulsif davranışları etkilemediği tespit edildi. Bulgularımız literatür ile desteklenerek tartışılmış olup salgın döneminde OKB yaşama riski yüksek olan annelerin tespiti ve bu belirtilerin bebek bakımı üzerindeki etkisi konusunda klinisyenlere ışık tutmaktadır. Araştırmanın kısıtlılıkları göz önünde bulundurularak daha yüksek katılımcı sayısı ile yapılacak çalışmalara ve pandeminin etkisini kıyaslayabilmek için pandemi dışındaki çalışmalara ihtiyaç vardır.
Prematüre ve term bebeklerde erken dönem öz düzenlemenin (ağlama, uyku ve beslenme) değerlendirilmesi
Öz düzenleme (self regulation), kişinin kendi amaçları doğrultusunda, biliş, duygu, eylem ve çevre özelliklerini hedef alan; çok bileşenli, yinelenen ve öz yönetimle kazanılan işlemlerdir. Çocukluk ve adölesan dönemde öz düzenlemenin geliştirilme derecesi, hayatta başarı ve mutluluğu büyük oranda öngörmektedir. Bu çalışmada amaç prematüre ve term bebeklerde 3., 6. ve 12. aylarda öz düzenleme problemlerinin prevelansını belirlemek; doğum öncesi ve sonrasında öz düzenleme problemlerinin ipucu olabilecek belirleyicileri araştırmak ve yaşamın ilk 6 aydında öz düzenleme problemi olan bebeklerin 1 yaşında öz düzenleme problemlerinin sıklığını belirlemektir. Çalışma, ulusal tek merkezli prospektif, tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma Şubat 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Gelişimsel Pediatri Polikliniğinde çok prematüre (ÇP) 50, orta prematüre (OP) 26, geç prematüre (GP) 50 ve kontrol grubu term 48 olmak üzere toplam 174 bebek ile yapıldı. Erken dönem öz düzenleme problemleri ağlama, uyuma ve beslenme problemleri ve birden fazla problemin aynı anda olması çoklu öz düzenleme problemi olarak tanımlandı. Annede depresyon tarandı, bebeklerin gelişim değerlendirmeleri ve nörolojik muayeneleri yapıldı. Üçüncü ayda bebeklerin %83,3'ünde, 6. ayda %71,8'inde ve 12. ayda ise %67,2'sinde herhangi bir öz düzenleme problemi; 3. ayda bebeklerin %8,6'sında, 6. ayda %4,5'inde ve 12. ayda %5,2'sinde ağlama problemi; 3. ayda bebeklerin %77,6'sında, 6. ayda %69,0'unda ve 12. ayda %64,9'unda uyku problemi; 3. ayda bebeklerin %24,1'inde, 6. ayda %20,1'inde ve 12. ayda %10,6'sında beslenme problemi vardı. Üçüncü, 6. ve 12. aylarda ağlama ve uyku problemlerinde gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Fakat 3. ayda term ve geç prematüre (GP) bebeklerde beslenme problemi daha sık iken, 12. ayda ÇP ve OP bebeklerde beslenme problemi daha sıktı. Annenin stresinin artması, erkek cinsiyet, annenin genç olması, ÇP olmak, nörogelişimin etkilenmesi, bebeğin gelişme geriliği ağlama problemi riskini arttırdı. Annenin stresinin artması, nörogelişimin etkilenmesi, beslenme problemi, bebeğin gelişime geriliği uyku problemi riskini arttırırdı. Annenin stresinin artması, kız cinsiyet, ÇP olmak, nörogelişimin etkilenmesi, uyku problemi, bebeğin gelişime geriliği beslenme problemi riskini arttırırdı. ÇP bebeklerin annesinde depresyon diğer gruplardaki bebeklerin annelerine göre daha sıktı ve beslenme problemi ile ilişkili bulundu. Üçüncü ayda uyku problemi varlığı 12. ayda uyku problemi ile ilişkili bulundu. Üçüncü ve 6. ayda beslenme problemi varlığı 12. ayda beslenme problemi ile ilişkili bulundu. Üçüncü ayda ağlama problemi varlığı ve 6. ayda uyku veya beslenme problemi varlığı bebeklerde 12. ayda çoklu öz düzenleme problemi riski arttı. Sonuç olarak prematüre ve term bebeklerde erken dönem öz düzenleme problemleri sık görülmektedir ve anne bebeğin bu sorunları açısından, stresi skoru ve depresyon açısından mutlaka değerlendirilmeli ve sorgulanmalıdır.
Anne otonom seviyesinin 0-5 yaş grubu bebek ve çocuklarda beslenme ve antropometrik ölçümlere etkisinin incelenmesi
Anne Otonom Seviyesinin 0-5 Yaş Grubu Bebek ve Çocuklarda Beslenme ve Antropometrik Ölçümlere Etkisinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Diyetetik Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu araştırma, aile içi şiddete maruz kalmış annelerin otonom seviyelerini tespit etmek ve otonom seviyelerinin çocuklarını besleme durumlarına, çocuklarının ve kendilerinin antropometrik ölçümlerine etkisini değerlendirmek amacı ile planlanmıştır. Çalışma grubuna, Ankara ilinde kadın konukevlerinde kalan şiddet mağduru 108 kadın ve bu kadınların 0-5 yaş aralığındaki 157 çocuğu dahil edilmiştir. Kontrol grubuna ise fiziksel şiddet görmemiş 96 kadın ve 0-5 yaş arasındaki 125 çocuğu dahil edilmiştir. Araştırmada bireylerin demografik özellikleri, sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve çocuğun yeme davranışını saptama amacıyla anket formu uygulanmış, bireylerden antropometrik ölçümleri (doğum ağırlıkları, şu anki boy ve kiloları) alınmıştır. Katılımcıların sosyotropi-otonomi kişiliklerini saptama amacıyla "Sosyotropi-Otonomi Ölçeği" kullanılmıştır. Annelerin çocuklarına yönelik beslenme yaklaşımları "Çocuk Beslenme Anketi" kullanılarak saptanmıştır. Çalışma grubunda yer alan kadınların 69'u sosyotropik (ortalama yaş; 30,9±6,81 yıl), 39'u otonomik (ortalama yaş; 31,8±7,03 yıl); kontrol grubunda yer alan kadınların ise 20'si sosyotropik (ortalama yaş; 31,2±5,23 yıl), 76'sı otonomik (ortalama yaş; 33,2±6,11 yıl) kişilik özelliğine sahiptir. Sosyotrop kadınların çocuklarının doğum ağırlığı, şu anki boy uzunluğu ve vücut ağırlıkları (2,8±0,31 kg, 92,0±12,09 cm ve 13,80±3,36 kg; sırasıyla) otonomik kadınların çocuklarına (3,07±0,58 kg, 93,9±13,08 cm ve 14,7±3,78 cm; sırasıyla) göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p<0,05). Benzer şekilde şiddet mağduru kadınların çocuklarının antropometrik ölçümleri de şiddet mağduru olmayan kadınların çocuklarına göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p<0,05). Şiddet mağduru annelerin bebeklerinin toplam anne sütü alma süresi (10,0± 8,12 ay) şiddet mağduru olmayan annelerin bebeklerine göre (16,6±7,03 ay) daha kısa bulunmuştur (p<0,001). Çocuk beslenme anketine göre şiddet mağduru annelerin beslenme bilgi düzeyi (13,5±3,99) şiddet mağduru olmayan annelere (15,9±2,42) göre düşük bulunmuştur (p<0,001). Sonuç olarak şiddet mağduru annelerin şiddet mağduru olmayan annelere göre daha sıklıkla sosyotropik kişilik özelliğinde oldukları, çocuklarının antropometrik ölçümlerinin (doğum ağırlıkları, şu anki boy ve kiloları) daha düşük olduğu ve çocuklarının beslenmesi konusunda karar alma yetilerinin ve beslenme bilgi düzeylerinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Şiddet mağduru kadınların ve çocuklarının beslenme durumlarının iyileştirilmesi için beslenme eğitimi müdahalelerine gereksinim vardır
Emzirme sorunları değerlendirme ölçeğinin (ESDÖ) Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması
Amaç: Bu araştırma, Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun güvenirlik ve geçerliğini belirlemek amacıyla yürütülmüş metodolojik bir araştırmadır. Yöntem: Araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde 1 Şubat 2016 – 1 Haziran 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 1 Şubat 2016 – 1 Haziran 2016 tarihleri arasında hastaneye postpartum 2. haftada kontrolüne gelen, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 184 anne oluşturmuştur. Araştırmada, 1990 yılında Wambach tarafından geliştirilmiş 'Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türk kültürüne uyarlanması çalışması yapılmıştır. Anketler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Anketler uygulanmadan önce annelere çalışma hakkında bilgi verilmiştir. Görüşmeler her bir anne ile Birey Tanılama Formu ve Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği için yaklaşık beş-on dakika sürmüştür. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, SPSS 20.00 (Statistical Package for the Social Sciences) ve AMOS paket programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Frekans, Yüzde) ve geçerlilik güvenilirlik analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun geçerliğini belirlemek için önce dil eşdeğerliği sağlanmıştır. İçerik geçerliğinde on uzman görüşüne başvurularak kapsam geçerlik oranı ve kapsam geçerlik indeksi hesaplanmıştır. Ölçeğin tüm madde sayısı (18) üzerinden KGO sağlanmıştır (%80-%100). Yapı geçerliliği analizinde doğrulayıcı faktör kullanılmıştır. Faktör analizi öncesi KMO ve Barlett testleri yapılmış ve örnek büyüklüğünün faktör analizi için yeterli olduğu saptanmıştır (KMO=0.764>0.60; p<0.05). Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda beş faktör belirlenmiş olup maddelerin ölçeğin orijinal yapısına uygun olduğu tespit edilmiştir. Maddelerin faktör yükleri ise 0.552-0.842 arasındadır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ki-kare/Sd, RMSA, SRMR uyum istatistikleri sonucuna göre modelin iyi uyum verdiği saptanmıştır (ki-kare/Sd=1.902; RMSA=0.070; SRMR= 0.027 SRMR=0.02). Ölçeğin test tekrar test güvenirliği, dört hafta sonra ulaşılabilen 54 kadın ile gerçekleştirilmiştir ve test tekrar test yanıtları arasında anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'ni oluşturan 18 maddenin Cronbach's Alpha değeri 0.776 olarak saptanmıştır. Ölçek alt boyutlarının Cronbach Alpha değerleri; Mekanik endişeler: 0.852; Sürece ait endişeler:0.712 0.723; Süt yetersizliğine ait endişeler: 0.766; Memeye ait endişeler: 0.748; Sosyal endişeler: 0.789 olarak bulunmuştur. Madde alt boyut puan korelasyonu analizinde ölçeğin maddeleri arasındaki ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu bulunmuştur (p< 0.05). Sonuç ve Öneriler: Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkiye için yüzeysel ve yapısal geçerlik ve güvenirliği sağlanmıştır. Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin emzirme döneminin farklı zamanlarındaki annelerle yürütülecek araştırmalarda kullanılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Emzirme or n arı, Geçer ik, Gü enir ik
Annelere ani bebek ölüm sendromu ve güvenli uyku konusunda verilen eğitimin etkinliğinin incelenmesi
Annelere Ani Bebek Ölüm Sendromu ve Güvenli Uyku Konusunda Verilen Eğitimin Etkinliğinin İncelenmesi Amaç: Bu araştırma, annelere Ani Bebek Ölüm Sendromu (ABÖS) ve güvenli uyku konusunda verilen eğitimin etkinliğinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu araştırma yarı deneysel, tek gruplu ön test-son test tasarımında bir çalışmadır. Araştırma Ağustos 2018 – Şubat 2019 tarihleri arasında İzmir ili merkez sınırları içinde bulunan T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi yenidoğan polikliniğine bebeğini getiren 0-1 ay arası bebeği olan 207 anne ile yürütülmüştür. Araştırma tarihleri içinde ulaşılabilen tüm anneler (207 anne) eğitime alınmış, eğitim sonrasında 141 anne ile araştırma tamamlanmıştır. Veri toplamada "Anne-Bebek Sosyodemografik Özellikler ve Risk Faktörleri Tanılama Formu" ve "Bebeklerde Ani Bebek Ölüm Sendromu' ndan Korunmaya ve Güvenli Uykuya Yönelik Anne Bilgi Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Araştırma öncesinde annelere "Anne-Bebek Sosyodemografik Özellikler ve Risk Faktörleri Tanılama Formu" ve "Bebeklerde Ani Bebek Ölüm Sendromu'ndan Korunmaya ve Güvenli Uykuya Yönelik Anne Bilgi Değerlendirme Formu" uygulanmıştır. Annelere araştırmacı tarafından konuya ilişkin 10-15 dakikalık powerpoint sunumu ile eğitim yapılmış ve ardından 5 dakika süren ve araştırmacı tarafından eğitimde kullanılmak üzere çekilen eğitim videosu izletilmiştir. Ardından "Bebeklerde Ani Bebek Ölüm Sendromu'ndan Korunmaya ve Güvenli Uykuya Yönelik Anne Bilgi Değerlendirme Formu" uygulanmış ve evde bilgilerini pekiştirmek amaçlı "Ani Bebek Ölüm Sendromu'ndan Korunma ve Güvenli Uyku Önerileri Eğitim Kitapçığı" verilmiştir. Eğitimlerden 1 ay sonrasında eğitim verilen annelerden poliklinik randevularına gelen annelere "Bebeklerde Ani Bebek Ölüm Sendromu'ndan Korunmaya ve Güvenli Uykuya Yönelik Anne Bilgi Değerlendirme Formu" tekrar uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalaması 28.45±5.9'dur. Annelerin % 37.2'sinin ilköğretim mezunu, %87.4'ünün ev hanımı olduğu, % 73.9'unun çekirdek ailede yaşadığı saptanmıştır. Bebeklerin % 59.9'u erkektir. Araştırmada yer alan annelerin % 94.7'sinin bebeğini emzirdiği, %51.2'sinin bebeklerini yan pozisyonda yatırdığı, %67.1'inin bebeğini yumuşak yatakta yatırdığı, %35.7'sinin bebekleriyle aynı yatakta yattığı, %57.5'inin bebeğini uyuturken yastık kullandığı, %28.0'inin uyuturken bebeğinin yüzünü örttüğü, %37.7'sinin emzik kullandığı, %21.7'sinin gebeliğinde sigara içtiği, %48.3'ünün bebeklerin bulunduğu odanın sıcaklığını bilmediği saptanmıştır. Annenin eğitim düzeyi, mesleği, sosyal güvence, aile tipi ve gelir düzeyinin annelerin ABÖS risk faktörleri ve güvenli uyku konusundaki davranışlarını etkilediği saptanmıştır (p<0.05). Annelerin eğitim öncesi toplam puan ortalaması 5.65±1.85, eğitimden hemen sonrasına ait toplam puan ortalaması 9.89±0.33 ve eğitimden 1 ay sonrasına ait puan ortalaması 8.95±1.07 olarak saptanmıştır. Annelerin eğitim öncesi, eğitimden hemen sonrası ve eğitimden 1 ay sonrası toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada annelere ABÖS ve güvenli uyku konusunda verilen eğitimin etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler; Ani bebek ölüm sendromu; güvenli uyku çevresi; anne; yenidoğan; eğitim
34 hafta ve üzeri yenidoğanlarda fincanla beslemenin bebeklerin beslenme çıktı ve konforuna etkisi
Amaç; Anneye çeşitli sebeplerle ulaşamayan preterm ve yenidoğan bebekler için emmeyi unutturmayacak fakat emmeyi güçlendirip, yutmayı destekleyecek alternatif beslenme yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan birisi ise fincanla beslemedir. Araştırmamız; 34 gebelik haftası ve üzerinde bebeklerde fincanla besleme sırasında fizyolojik parametreleri, ağızdan akıtma ve beslenme süresindeki değişiklikleri (beslenme çıktıları) gözlemlemek, beslenme sonrası konforu ve hemşirelerin beslenmeyle ilgili görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir araştırmadır.Gereç ve Yöntem:Araştırma kesitsel, tanımlayıcı ve yarı deneysel bir çalışmadır.Araştırmanın verileri 15.01.2019 ve 15.04.2019 tarihleri arasında, İzmir iliS.B.Ü. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde uygulanmıştır.34 hafta ve üzeri 43 yenidoğan ve 1 yıldan fazla yenidoğan yoğun bakım ünitesinde görev yapmakta olan 43 hemşire, dahil edilme kriterlerine uygun olarak saptanmıştır. Veriler, "Olgu Rapor Formu", "Hemşirelerin Fincanla Beslemeye İlişkin Görüş Formu", "Gözlem Formu", "Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği" ve "Hemşire Fincanla Besleme Beceri Değerlendirme Kontrol Listesi" ile toplanmıştır. Bulgular: Hemşirelerin %81,4'ü (n=35) daha önce bir bebeği fincanla beslemediklerini belirtmişlerdir. Hemşirelerin fincanla beslemeye ait görüşleri, fincanla besleme eğitimi ve fincanla besleme deneyiminden olumlu yönde etkilenmiştir. Birinci fincanla besleme öncesi/ sırası / 1 dakika sonrası, ikinci fincanla besleme öncesi/ sırası / 1 dakika sonrası, üçüncü fincanla besleme öncesi/ sırası /1 dakika sonrası kalp tepe atımları, solunum sayıları ve oksijen saturasyonu beslenme sayısına göre tekrarlı ANOVA testi ile değerlendirilmiştir. Birinci, ikinci, üçüncü besleme kalp tepe atımları, solunum sayıları ve oksijen saturasyonlarıarasında fark olmadığıancak tüm beslemeler öncesi, sırası ve sonrasındaki kalp tepe atımı, solunum sayısı ve oksijen saturasyonu değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Besleme Öncesi-sırasısonrası ilerleyişi) üç beslenmede de benzerdir. Fincanla besleme sonrası puan ortalamaları, fincanla beslemenin bebekler için konforlu bir işlem olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, fincanla beslemenin bebekler için konforlu olduğu, hemşirelerin eğitim ve deneyim sonunda fincanla besleme hakkındaki yargılarının kırıldığı ve bebeğin deneyim artışınınbeslenme çıktılarına etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenler
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Prematüre Bebeklerin Anne Sütü İle Beslenmesini Etkileyen Etmenler Amaç: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Method: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak Kasım 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde yatan 28-36 hafta arası anne sütü ile enteral beslenen 126 prematüre bebek, anneleri ve YYBÜ'de çalışan 60 hemşire ile yüz yüze görüşülerek anket formu uygulanarak yapılmıştır. Prematüre bebeğe ait bilgiler hasta dosyasından elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda tüm prematüre bebeklerin %55,6'sının sadece anne sütü aldığı ve anne sütü ile beslenmeyi bebekler, anneler ve hemşirelere ait bazı özelliklerin etkilediği; kanguru bakımı ve ten tene temas uygulanma durumu ile annenin doğumdan sonra süt gelme zamanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hemşirelerin mesleki deneyim ve eğitim durumu ile anneleri anne sütü, sağma ve emzirme hakkında bilgilendirme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, prematüre bebeğin solunum desteği alma durumu, doğum kilosu ve yatış süresi ile ilk anne sütü ile beslenme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) . Sonuç: Annelerin çoğunluğunun gebelik döneminde ya da öncesinde anne sütü ve emzirme hakkında eğitim almadığı, kanguru bakımının daha erken anne sütü oluşumuna katkı sağladığı, annenin kronik hastalığının anne sütü oluşumunda süreyi uzattığı, sütünün yeteceğine inanan annelerin bebeğinin taburcu olduğunda evde sadece anne sütü ile besleme niyetlerinde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne sütü; emzirme; prematüre; yenidoğan yoğun bakım ünitesi; hemşire.
Emzirme pozisyonlarının emzirme başarısına etkisi
Araştırma, sezaryen doğum sonrası erken postpartum dönemdeki emzirme pozisyonlarının annenin emzirme başarısına, emzirme süresine, memnuniyet derecesine, meme başı ve insizyon ağrısına etkisini incelemek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma, 01/12/2017 -30/03/2018 tarihleri arasında, Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde Erişkin Yoğun Bakım ve Kadın Doğum servisinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, hastanede belirtilen tarihler arasında spinal anestezi ile sezaryen doğum yapmış, araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan ve katılmayı kabul eden 67 primipar anne oluşturmuştur. Çalışmaya katılan annelerin ilk 30 dakika içinde emzirmeleri Erişkin Yoğun Bakımda gerçekleştirilerek meme ucu problemi olup olmadığı değerlendirilmiştir. Anneler Kadın Doğum servisine alındıklarında beşik tutuş ve futbol tutuş pozisyonları hakkında emzirme eğitimi verilmiştir. Kura yöntemi ile ilk emzirme pozisyonları belirlenmiştir. İkinci emzirmelerinde diğer pozisyonu kullanmışlardır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan "Anne ve Yenidoğan Tanıtım Formu", "LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı", "Emzirme Süresi ve Memnuniyet Formu" ve "Meme Başı ve İnsizyon Ağrısı için Sözel Kategori Ölçeği" kullanılarak, yüz yüze görüşme tekniği ve gözlem yapılarak toplanmıştır. Veri değerlendirmesinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri, power analiz, Shapiro-Wilk testi, McNamer-Bowker testi, Paired Sample t test, Wilcoxon İşaretli Sıra Testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalaması 25,68±5,7'dir. Annelerin %97,0'ı isteyerek gebe kalmış ve %34,3'ü gebelik döneminde emzirme eğitimi almıştır. Beşik Tutuş pozisyonu %94 oranında annelerin en fazla bildiği pozisyondur. Beşik tutuş pozisyonunda LATCH emzirme başarı puan ortalaması 8.71±1.05, Futbol tutuş pozisyonunda 8,00±1,11 olarak bulunmuştur. Annelerin emzirme pozisyonlarına göre LATCH emzirme başarı puan ortalamaları arasında anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,05). Beşik tutuş pozisyonundaki LATCH puan ortalaması, Futbol tutuş pozisyonuna göre daha yüksektir. LATCH puan ortalaması her iki pozisyonda da 30 anne için eşit bulunmuştur. Beşik tutuş pozisyonunda emzirme süresi ortalaması 11.5±4,05 dakika, futbol tutuş pozisyonunda 10.5±4.24 dakikadır. Emzirme pozisyonuna göre annelerin emzirme süre ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Annelerin %37,3'ü futbol tutuş pozisyonundan "orta derecede memnun", %35,8'i beşik tutuş pozisyonundan "çok memnun" olduğunu belirtmiştir. Emzirme pozisyonlarına göre memnuniyet dereceleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Annelerin emzirme öncesi ve sonrası meme başı ağrısı yaşamadıkları bulunmuştur. Beşik tutuş pozisyonunun, annelerin insizyon ağrısını artış yönünde etkilediği, futbol tutuş pozisyonunda emzirme öncesi ve sonrası insizyon ağrı şiddetinde değişim olmadığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, annelerin emzirmede beşik tutuş pozisyonunda emzirme başarı puanının daha yüksek olduğu ve LATCH emzirme başarı puanını anlamlı olarak etkilediği, meme başı ağrısı yaşamadıkları ancak beşik tutuş pozisyonunun insizyon ağrısını arttırdığı, emzirme pozisyonları ile emzirme süreleri ve memnuniyet dereceleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında; doğum öncesi verilen emzirme eğitimlerinde emzirme pozisyonlarının tümünün rutin olarak anlatılması, pozisyonların gösterilmesi ve seçimin anneye bırakılması, doğum sonrası süreçte anneye izlemler sırasında ve ihtiyacı olduğunda tekrar danışmanlık yapılması, emzirmede kullanılan diğer pozisyonların etkinliğini belirlemek üzere farklı çalışmalar planlanması, emzirme pozisyonlarına yönelik eğitimi alan ve almayan annelerin karşılaştırıldığı çalışmaların yapılması önerilebilir.
Postpartum dönemde annelere verilen emzirme destek programının sadece anne sütü ile beslenme süresi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Amaç: Araştırma kapsamında yeni doğum yapmış annelerde ilk altı ayda sadece anne sütü ile besleme oranını arttırmayı hedefleyen; doğum sonrası hastanede bir oturumluk eğitimi, taburculuk sonrası ikinci hafta hastanede izlemi ve ikinci, dördüncü, altıncı aylarda telefon izlem ve danışmanlığını kapsayan Emzirme Destek Programı (EDP) geliştirilmiştir. Bu araştırma ile EDP'nın etkinliğinin, müdahale grubunda yer alan annelerin bilgi düzeyi, emzirme özyeterlilikleri ve sadece anne sütü (SAS) ile besleme davranışları açısından kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma eğitim etkinliğinin değerlendirilmesine yönelik kontrollü bir müdahale araştırmasıdır. Araştırma grubu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Sağlığı ve Doğum kliniğinde 04.11.2013-25.04.2014 tarihleri arasında doğum yapan; okuryazar olan, 18 yaş ve üzeri, İzmir şehir merkezinde yaşayan, tekil ve miadında doğum yapan annelerden oluşmuştur. Örnek büyüklüğünün hesaplanması amacıyla daha önce yapılmış çalışmalarda bildirilmiş olan müdahale ve kontrol grupları arasındaki girişime yönelik etki farkı değerlendirilmiş, EDP ile altıncı ayda SAS' ne devam etme yüzdesinin % 55'e ulaşması hedeflenmiştir. NCSS-PASS 2005 programından yararlanarak α=0.05 ve % 80'lik bir güçle hesaplanan örnek büyüklüğü müdahale grubunda 105, kontrol grubunda 105 olmak üzere toplam 210 anne olarak belirlenmiştir. İzlem kayıpları olabileceği dikkate alınarak 230 anne çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma süresince müdahale grubunda dört, kontrol grubunda altı annenin izlemleri tamamlanamamıştır. Müdahale grubunda yer alan annelere hastanede eğitim uygulanmadan önce; sosyodemografik, doğurganlık ve emzirme açısından özellikleri ile emzirme konusunda bilgi düzeyleri, özyeterlik algıları ve emzirme davranışlarına ilişkin verileri toplanmıştır. Veriler toplandıktan sonra müdahale grubundaki anneler EDP' na dahil edilerek, araştırmacı tarafından birebir görüşme ile emzirme eğitimi verilmiştir. Taburculuk sonrası ikinci hafta hastanede izlem, ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda telefon izlemi ile birlikte emzirme danışmanlığı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise hastanedeki görüşme ile birlikte ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda telefon izlemi yapılmış, ikinci hafta hastane izlemi yapılmamıştır. Bu gruba araştırmacı tarafından eğitim uygulanmamış, rutin hizmetlere yönlendirilmişlerdir. Altıncı ay sonunda tüm annelere Bilgi Değerlendirme Formu (son test) uygulanarak emzirme konusunda bilgi düzeyleri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistik analizinde tanımlayıcı özellikler ki-kare analizi ile karşılaştırılmıştır. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası bilgi formu, Özyeterlilik ölçeği ve LATCH tanılama aracından aldıkları puanlar t testi ile değerlendirilmiştir. Anne sütü ile besleme açısından grupların kendi içindeki aylara göre değişimi Cochrane Q testiyle, emzirmenin belirleyicileri ise lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Bulgular: EDP sonrası altıncı ayda uygulanan son testte annelerin bilgi puan ortalaması müdahale grubunda, kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur (t=10.737; p=0.000). Annelerin özyeterlilik düzeyleri ise ikinci ayda her iki grupta da artış göstermiş, müdahale grubundaki artışın kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (t=7.90; p=0.000). Hastanede eğitim öncesi ve sonrası annelerin emzirme davranışlarını değerlendirmede kullanılan LATCH ölçeği puanları da müdahale grubunda, kontrol grubuna göre daha yüksek elde edilmiştir (t=7.250; p=0.000). Müdahale grubunda bebeğini sadece anne sütüyle besleme yüzdesi, hastaneden taburcu edilmeden önceki izlemden son izleme kadar kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Müdahale grubunda SAS düzeyi, hastaneden taburcu olmadan önce % 88.3, ikinci ayda % 83.8, dördüncü ayda % 71.2 ve altıncı ayda % 58.6 iken kontrol grubunda sırasıyla % 70.6, % 46.8, % 31.2 ve % 19.3'tür. Müdahale grubunda olma kontrol grubuna göre sadece anne sütüyle besleme olasılığını; taburculukta 3.02 kat, ikinci ayda 8.94 kat, dördüncü ayda 7.46 kat ve altıncı ayda 7.51 kat artırmaktadır. Sadece anne sütüyle beslemede etkili olan diğer değişkenlerin ise çekirdek ailede yaşama, normal doğum yapma, multipar olma ve biberon kullanmama olduğu belirlenmiştir. Çekirdek ailede yaşayan annelerde SAS ile bebeğini besleme olasılığı, geniş ailede yaşayanlara göre taburculukta 3.18 kat, ikinci ayda 4.84 kat ve altıncı ayda 4.45 kat artmaktadır. Normal doğum yapanlarda ise hastanede SAS ile besleme olasılığı sezaryen doğum yapanlara kıyasla 2.65 kat yüksektir. Multipar anneler, primiparlara göre bebeklerini, ikinci ayda 5.20 kat, dördüncü ayda 2.95 kat ve altıncı ayda 4.08 kat daha fazla anne sütüyle beslemektedir. Biberon kullanmayan kişilerde ise hastanede SAS ile besleme düzeyinin biberon kullananlara göre 3.60 kat arttığı bulunmuştur. Aylık izlemlerin değerlendirilmesi sonucunda annelerin en fazla aile sağlığı merkezlerinden hizmet aldığı, bu süreçte üçte birinin emzirme açısından değerlendirilmediği, ek besine başlamada en yüksek oranda sağlık çalışanının etkili olduğu ve çalışan annelerde işe başladıktan sonra emzirme sorunlarının arttığı saptanan diğer bulgulardır. Sonuç: Bilgi, özyeterlilik ve davranış bileşenleri çerçevesinde oluşturulan EDP' nın annelerin bilgi düzeylerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığı, emzirme özyeterliliklerini güçlendirdiği ve sadece anne sütüyle besleme düzeyini artırarak annenin emzirme davranışını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sadece anne sütü; Emzirme Eğitimi; Özyeterlilik; Emzirme Desteği
Postpartum erken dönem emzirme başarısı ve ilişkili faktörler
Çalışmanın amacı postpartum erken dönem emzirme başarısı ve ilişkili faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili sınırları içinde Özel bir Vakıf Hastanesinde 1 Ocak 2015 ile 31 Aralık 2015 tarihleri arasında sağlıklı doğum yapan anneler oluşturdu. Örneklemi ise; 20 Mart 2015-20 Nisan 2015 tarihleri arasında gebeliğini sağlıklı şekilde sonlandırmış 100 anne oluşturdu. Çalışma verilerinin araştırmacı tarafından literatür taraması ve klinik deneyimler doğrultusunda hazırlanan "Anket Formu", "Latch Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı" ile toplandı. Çalışma öncesinde annelerden bilgilendirilmiş yazılı ve sözel onam alındı. Veriler alınan izinler doğrultusunda, araştırmacı tarafından telefon ile 15 dakika görüşülerek toplandı. Çalışmada postpartum erken dönemde annelerin yardım almadan emziremedikleri belirlendi. Latch skorunda en yüksek ortalamaya ise meme yapısı skoru sahipti. Latch Skorunu annenin eğitim durumu, doğum şekli, emzirme deneyiminin olması etkilememektedir. Annenin yaşı, bebeğin doğum ağırlığı, emzirme ile ilgili bilgi alma durumu ise Latch Skorunu etkilemektedir.
Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin, fizyolojik sarılıklı bebeklerin ve annelerinin bakım gereksinimlerine yönelik bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler
Amaç: Araştırma, yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin fizyolojik sarılıklı bebeklerin ve annelerinin bakım gereksinimlerine yönelik bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Grup Florence Nightingale Hastanelerinde Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde çalışan hemşireler, örneklemi ise araştırmanın yapıldığı tarihlerde araştırmayı kabul eden ve ulaşılabilen 40 hemşire oluşturdu. Kurum izni ve etik kurul onayı alındı. Veriler anket formu ile toplandı. SPSS 16.0 programında değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin demografik özellikleri incelendiğinde; %52,5'i 25 yaş altında, %57,5'i lisans mezunu, %47,5'i 2-5 yıl arasında çalışmakta ve %87,5'inin bekar olduğu belirlendi. Hemşirelerin sarılık bilgi düzeyi toplam tam puanı 25, ortalamaları 16,08±3,23, anne bakımı tam puanı 13, ortalamaları 12,80±0,51 ve toplam bilgi düzeyi tam puanı 38, ortalamalarının 28,87±3,36 olduğu belirlendi. Hemşirelerin toplam bilgi formundan en düşük aldıkları puan fototerapi uygulamaları ve fizyolojik sarılıklı bebeklerdeki günlük öğün sayısıydı. Hemşirelerin demografik özellikleri ile sarılık bilgi düzeyi ve toplam bilgi düzeyi puan ortalamaları karşılaştırıldığında; 25 yaş ve üzeri, evli, 6-10 yıl arası çalışan hemşirelerin puanlarının diğer hemşirelere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Hemşirelerin anne bakımı bilgi düzeyi ve toplam bilgi düzeyi yaş, eğitim, medeni durum ve yatak kapasitesi ile karşılaştırıldığında aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Yoğun bakım alanında 6-10 yıl arası çalışan, 25 yaş ve üzeri olan hemşirelerin hem sarılık hem de anne bakımı bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, evli hemşirelerin sarılık bilgi düzeyinin bekarlara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Hemşirelerin fizyolojik sarılık tanısı alan bebeğe uygulanan hemşirelik girişimlerini, fototerapinin uygulanışı ve tedavide oluşabilecek komplikasyonlar ile bilgi gereksinimleri olduğu belirlendi. Anahtar Sözcükler: Fizyolojik sarılık, bilgi düzeyi, yenidoğan, yoğun bakım, hemşire.
İnsüline bağımlı diyabeti olan ve diyabeti olmayan kadınların emzirmeye ilişkin görüş ve uygulamalarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; insüline bağımlı diyabeti olan ve diyabeti olmayan kadınların emzirmeye ilişkin görüş ve uygulamalarını karşılaştırmaktır. Bu araştırma; karşılaştırılmalı-tanımlayıcı çalışma olarak planlandı. Araştırmanın evrenini, Bursa İli Kamu Hastaneler Birliği'ne bağlı Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin kadın-doğum kliniklerine başvuran, insüline bağımlı diyabeti olan 19 ve diyabeti olmayan 57 kadın oluşturdu. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodlar ve niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Fisher-Freeman-Halton testi, Fisher's Exact test ve Yates' Continuity Correction test (Yates' düzeltmeli Ki-kare) kullanıldı. İnsüline bağımlı diyabeti olan kadınların diyabeti olmayan annelere göre bebeğe ilk yarım saat içinde emzirmeye başlama oranının düşük olduğu (%42.1; %61.4, p= 0.064), ilk verilen besin olarak mama verme(%36.8; %19.3; p=0.398 ) oranının yüksek olduğu, altı aydan az emzirme oranının (%26.3; %5.3; p=0.043) yüksek olduğu, altı aydan az emzirenlerde süt yetersizliği oranının yüksek (%60; %33.3; p= 0.043), emzirmeye ilişkin görüş puanlarının (83.11±10.25; 88.89±9.72; p=0.019) daha düşük olduğu belirlendi. İnsüline bağımlı diyabeti olan kadınların emzirmeye geç başladığı ve altı aydan az emzirme oranının yüksek olduğu tespit edildi. İnsülin kullanan kadınların emzirme yönelik eğitim programlarının içinde yer almalıdır. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Emzirme, İnsülin, Ebelik Bakımı
Term yenidoğanda kanguru bakımının ağrı üzerine etkisi
Bu çalışmada, term yenidoğanlarda aşı uygulaması sırasında kanguru bakımının, bebeğin ağrı düzeyine ve fiziksel parametreleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, pararel gruplu randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırmaya rastgele örnekleme yöntemi ile toplam 128 termde yenidoğan alınmıştır. Örneklem büyüklüğü power analizi ile belirlenmiştir. Araştırma verileri Kütahya Merkez Gaybiefendi ve Fatih ASM'de Mayıs-Eylül 2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında; Sosyodemografik Bilgi Formu, Yenidoğan Tanılama Formu, NIPS Yenidoğan Ağrı Skalası, pulse oksimetre ve kronometre kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 22 ve SAS 9.3 paket programlarında yapılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki kare testi, shapiro–wilk testi, bağımlı gruplar arasında t testi, bağımsız gruplar arasında t testi, tukey testi, tekrarlanan ölçümlü varyans analizi kullanılmıştır. İstatistiksel testlerde p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik değişkenler açısından girişim ve kontrol grubu arasında fark yoktur (p>0.05). Aşı uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında girişim ve kontrol grubundaki yenidoğanların NIPS puanları ve oksijen saturasyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda NIPS puanı için her 3 ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Girişim grubundaki yenidoğanların NIPS puanı kontrol grubundakilere göre anlamlı derecede azalmıştır. Oksijen satürasyonunun girişim grubundaki grup içi karşılaştırmalarında aşılama öncesi ile sırası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yokken (p>0.05) diğer karşılaştırmalarda istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Aşılama sonrası oksijen satürasyonu aşılama öncesine ve sırasına göre anlamlı düzeyde artmıştır. Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında her 3 ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Bu farklılık oksijen satürasyonunda sürekli azalması yönündedir. Gruplar arası yenidoğanların kalp hızları arasında aşılama öncesinde ve sırasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yokken (p>0.05) aşılama sonrasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Girişim grubunda grup içi karşılaştırmada aşılama öncesi ile aşılama sırası ve sonrası arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). Aşılama sırasında ve sonrasında kalp hızı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında her 3 ölçüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Bu farklılık kalp hızının anlamlı olarak sürekli artışı yönündedir. Grupların ağlama süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak; en iyi sağlık bakım sonuçları için kanguru bakımı ile ilgili çalışmaların arttırılması ve kanguru bakımının rutin uygulamalar arasına alınması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Yenidoğan, Ağrı, Kanguru bakımı, NIPS
Antenatal dönemde verilen emzirme eğitiminin ezmirme bilgi düzeyine ve emzirme öz yeterlilik ölçeğine etkisinin değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Her bebek ve çocuk ihtiyacı olan besin maddelerini alma hakkına sahiptir. Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan besin maddelerini içeren tek fizyolojik besindir. Antenatal dönemde verilen emzirme eğitimi annenin emzirme konusunda bilgi düzeyini ve öz yeterliliğini arttırarak sağlıklı nesiller yetiştirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada amacımız, antenatal dönemde verilen emzirme eğitiminin, antenatal ve postnatal dönemdeki kadınların emzirme bilgi ve tutum düzeylerine, emzirme öz yeterlilik ölçeğine etkisinin değerlendirilmesi aynı zamanda anne sütü ve emzirmenin öneminin vurgulanması olmuştur. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tanımlayıcı bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Ankara Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniklerine 1 Ekim 2018-1 Aralık 2018 tarihleri arasında başvuran 18-34 yaş arası 409 kadın hastaya ulaşıldı. Araştırmaya katılan tüm kadınlara anne sütü ve emzirmeyle ilgili bilgi düzeylerini değerlendiren bir anket, gebelere antenantal öz yeterlilik ölçeği, doğum yapmış kadınlara postnatal öz yeterlilik ölçeği uygulandı. Ölçekler 70 puan üzerinden değerlendirildi. Bulgular: Antenatal grupta; emzirme eğitimi alan ve emzirme eğitimi almayan grup emzirme öz yeterlilik ölçeği ortalama puanları açısından karşılaştırıldığında eğitim alan kadınların daha yüksek puanlara sahip olduğu ve bu farkın anlamlı olduğu görüldü (57,81 ±9,97; 47,22 ± 12,40). Emzirme eğitimi alan grupta bilgi düzeyinin de diğer gruptan anlamlı olarak yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı (7,61 ± 1,25; 6,77 ± 1,73). Emzirme eğitimi alan grup kadınların emzirmenin faydaları hakkındaki farkındalıklarının eğitim almayan kadınlardan yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (7,61 ± 1,25 ; 6,77 ± 1,73). Postnatal grupta; emzirme eğitimi alan ve emzirme eğitimi almayan grup emzirme öz yeterlilik ölçeği ortalama puanları karşılaştırıldığında eğitim alan grubun puan ortalamalarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı (58,98 ± 6,74; 49,44 ± 8,83). Emzirme eğitimi alan ve emzirme eğitimi almayan grup kadınların emzirme tutum düzeyleri karşılaştırıldığında iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi (5,74 ± 0,78; 5,51 ± 1,09). Emzirme eğitimi alan ve emzirme eğitimi almayan grup emzirmenin faydaları hakkında farkındalık puan ortalaması açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmedi (4,48 ± 1,59; 4,39 ± 1,86). Sonuç: Antenatal dönemde verilen emzirme eğitiminin antenatal dönemdeki kadınlarda, bilgi düzeyi, öz yeterlilik ölçeği ve farkındalığa anlamlı katkısı olduğu görülmüştür. Fakat aynı eğitimi alan kadınlarda posnatal dönemde bu bilginin tutuma yansımasının anlamlı olmadığı, farkındalık puanlarının ve doğru tutum sergileme oranlarının eğitim almış ve almamış annelerde farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayanılarak, emzirme eğitimine antenatal dönemde başlanmasının önemli olduğu, gerekirse maket veya gönüllü anneler kullanılarak eğitimin niteliğinin artırılması gerektiği, ayrıca doğum sonu dönemde de annenin emzirme sürecine daha fazla destek verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Anahtar kelimeler: Emzirme, antenatal ve postnatal, öz yeterlilik
Annelerin bebek bakımında karşılaştıkları sorunlar ve kültürel uygulamalar
Kültürel uygulamaların yoğun bir şekilde kullanıldığı dönemlerden biri bebeklik çağıdır. Bebeğe yönelik yapılan bu uygulamalardan bazıları son derece tehlikeli olup; bebeğin hastalanmasına, yaralanmalara, enfeksiyon oluşumuna, ilerleyen dönemlerde sekellere ve hatta ölüme neden olabilmektedir. Bu nedenle bu uygulamaların belirlenmesi ve buna yönelik sağlık hizmetlerinin planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; iki farklı kültürden annelerin bebek bakımında karşılaştıkları sorunlar ve kültürel uygulamalarını belirlemektir. Kesitsel tipte tasarlanmış bu araştırmanın evrenini Gaziantep ili 25 Aralık ve Şehitkamil İstasyon Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı olan Türk ve Suriye uyruklu anneler, örneklemini ise herhangi bir nedenle bu merkezlerden birine başvuran ve dahil edilme kriterlerini taşıyan anneler oluşturmaktadır. Bu çalışmada annelerin bebek bakımında çoğunlukla; ishal (%60.5), gaz sancısı (%60.5) ve pişik (%56.2) sorunuyla karşılaştığı belirlenmiştir. Annelerin bebek bakımı sırasında en çok uygulama yaptıkları sorunlar; ishal (%100), ateş (%100), kolay uyutma (%99.5), pişik (%99.0) ve öksürük (%99.0) sorunudur. Ayrıca Türk uyruklu annelerde anlamlı düzeyde daha fazla olmak üzere annelerin çoğunluğunun (%71.4) bebek bakımında herhangi bir kültürel uygulamada bulunduğu saptanmıştır. Bu nedenle yapılan kültürel uygulamaların neler olduğu belirlenmeli ve bebek sağlığı açısından nasıl bir etkiye sahip olduğu konusunda anneye gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır. Primer bakım verici konumunda olan hemşirelere gerek lisans eğitimleri sürecinde gerekse mesleki eğitimler yoluyla kültürel bakımın önemi konusunda bilgi ve beceriler kazandırılmalıdır.
Yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisi
Araştırma, yeni doğum yapan primipar kadınlara verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan yarı deneysel randomize kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemine, sosyal medya kullanımı olan (instagram), 92 müdahale, 91 kontrol grubu olmak üzere 183 primipar kadın alınmıştır. Araştırma 01 Mayıs- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında araştırmanın seçim kriterlerine uyan araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden primipar kadınlarla yürütülmüştür. Veriler, her iki grup için Kişisel Bilgi Formu, Pharis Özgüven Ölçeği (PÖÖ) ve Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Müdahale grubundaki primipar kadınlara doğum sonrasında bebek bakımına ilişkin 1.-7.günler ve 7-14. günler arasında haftada 2 saat olacak şekilde eğitimler verilmiştir ve sonraki aşamada deney grubundaki kadınlarla zoom üzerinden bağlantı sağlayarak görüntülü olarak bebek bakımına ilişkin eğitim sağlanmıştır. Ayrıca müdahale grubundaki kadınlara eğitim içeriği eğitim öncesinde kitapçık olarak gönderilmiştir. Kontrol grubundaki kadınlara, sosyal medya (instagram) üzerinden iletişim sağlanmış ve bu gruba sonrasında herhangi bir eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlanmamıştır. Verilerin analizinde Ki-Kare testi, Independent Sample t Testi, tek ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arası farklılıkları belirlemek için de post hoc testlerinden Least Significant Difference (LSD) testi kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam PÖÖ puan ortalaması 57,41±5,65 iken, kontrol grubundaki kadınların 51,48±10,66 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların meslek, aile gelir durumu, aile yapısı, bebeğin cinsiyeti ve doğum şekli değişkenlerine göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunurken (p<0,05), kontrol grubundaki kadınlarda yaş, doğum şekli, daha önce bebek bakma durumları değişkenlere göre bebek bakımı özgüven düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırmada deney grubundaki kadınların toplam Postpartum Uyku Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 26,50±7,87 iken, kontrol grubundaki kadınların 28,93±7,63 bulunmuştur. Deney grubundaki primipar kadınların tüm değişkenlere göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), kontrol grubundaki kadınlarda, daha önce bebek bakma durumları değişkenine göre postpartum uyku kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, deney grubundaki kadınların bebek bakımı özgüven ve postpartum uyku kalitesi düzeyleri kontrol grubundakilere göre yüksek bulunmuştur. Buna göre yeni doğum yapan kadınlara postpartum erken dönemde verilen bebek bakımına ilişkin eğitimin kadınların bebek bakımı özgüveni ve uyku kalitesi üzerine etkili olduğu bulunmuştur. Postpartum süreçte primipar kadınlara yönelik bebek bakımına ilişkin eğitimler konusunda çalışmaların yaygınlaştırılmasının, kadınların bebek bakımına ilişkin bilgi eksikliklerinin, özgüveninin ve uyku kalitesinin artırılmasında katkı sağlayacağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek Bakımı Eğitimi, Özgüven, Postpartum, Primipar Kadın, Uyku Kalitesi.
Yenidoğan döneminde geçirilen sağlık bakımı ilişkili enfeksiyonların ve antibiyotik kullanımının erken çocukluk döneminde atopik hastalıkların gelişimi üzerine etkisi
Amaç: Çalışmamızın amacı yenidoğan döneminde geçirilen sağlık bakımı ilişkili enfeksiyonların ve antibiyotik kullanımının erken çocukluk döneminde atopik hastalıkların gelişimi üzerine olan etkisini araştırmaktı.Gereç ve Yöntem: Ocak 2001 ve Eylül 2007 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatırılan ve sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren 73 çocuk ve bu çocukların yenidoğan dönemi boyunca hastaneye yatırılmamış ve antibiyotik tedavisi almamış 41 kardeşi çalışmaya alındı. Atopik hastalıkların değerlendirilebilmesi için bir anket doldurularak çocukların ayrıntılı öyküleri alındı, fizik muayeneleri yapıldı ve çocuklardan tam kan sayımı, total IgE, spesifik IgE, hx2 ve fx5 tetkikleri çalışıldı. Çocukların annelerindeki atopik durumu saptamak için annelerden total IgE düzeyi için kan örnekleri alındı.Bulgular: Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren 73 çocuğun 32'si (% 45,2) ventilatör ilişkili pnömoni, 28'i (% 38,4) bakteriyemi ve 12'si (% 16,4) klinik sepsis geçirmişti. Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubundaki çocuklarda atopik hastalık oranı (% 37,0) daha yüksek idi (p<0,001). Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren 24 çocukta (% 32,9) astım, 3 çocukta (% 4,1) allerjik rinit, 5 çocukta (% 6,8) atopik dermatit vardı. Kardeş grubunda ise 2 çocukta (% 4,9) astım, 1 çocukta (% 2,4) allerjik rinit ve toplam 2 çocukta (% 4,9) en az bir atopik hastalık saptandı. Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubu ve kardeş grubu karşılaştırıldığında sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubunda astım oranı çok daha yüksek (p<0,001), allerjik rinit ve atopik dermatit sıklığı ise benzerdi (sırasıyla p=0,999 ve p=0,158). Her iki gruptaki çocukların eozinofil sayısı, spesifik IgE, hx2 ve fx5 sonuçları arasında bir farklılık saptanmazken atopik hastalıkların yüksek oranda saptandığı sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubunda total IgE düzeyleri belirgin olarak daha yüksek saptandı (p=0,003). Sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon grubunda ventilatör ilişkili pnömoni geçiren çocuklar ve bakteriyemisi olan çocuklar karşılaştırıldığında atopik hastalık oranı açısından farklılık yoktu (p=0,309). Çalışmaya alınan tüm çocuklar arasında atopik hastalığı olan 29 çocuk, atopik hastalığı olmayan diğer 85 çocuk ile karşılaştırıldığında yenidoğan döneminde hastaneye yatıp sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçirmenin atopik hastalık olma riskini 11,5 kat arttırdığını gördük.Sonuç: Yenidoğan döneminde sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçiren çocuklarda astım ve toplam atopik hastalık oranı çok daha yüksek saptanmıştır ve yenidoğan döneminde sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon geçirmek ve bu nedenle antibiyotik kullanmak atopik hastalık riskini belirgin arttırıyor gibi görünmektedir.Anahtar Kelimeler: Antibiyotik, atopik hastalık, sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon, yenidoğan dönemi.
Çocuk cerrahisi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde sağlık bakımı ilişkili enfeksiyonlar ve risk faktörleri
Amaç: Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi edilmiş hastalarda sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon (SBİE) sıklığını, enfeksiyon etkenlerini ve risk faktörlerini araştırmaktır.Hastalar ve Yöntem: Hastalar başvuru tarihleri, cinsiyet, doğum şekli, doğum kilosu, gestasyonel yaş, başvuru anındaki yaş, hastanede kalış süresi, başka kurumda yatırılıp yatırılmaması ve süresi, geldikleri iller, ameliyat yapılıp yapılmaması, sepsis gelişimi, TPN (Total parenteral nutrisyon) alımı, toraks tüpü uygulaması, endotrakeal entübasyon, idrar sondası kullanımı, nazal veya oral sonda kullanımı, karın dreni uygulaması, santral kateter uygulaması, oral beslenmeme süresi, laboratuar parametreleri, cerrahi stres dereceleri, yara niteliği yönünden incelendi. Enfeksiyonların ve enfeksiyon etkenlerinin yıllara göre dağılımına, antibiyotik direnç paternlerine bakıldı. Sonuçlar Mann-Whitney-U ve Ki-kare testleri ile istatistiksel olarak kıyaslandı.Bulgular: Toplam 264 hastanın 48'i çalışma dışı bırakıldı. Kalan 216 hastanın 73'ünde SBİE vardı ve 143 hastada SBİE yoktu.Düşük doğum ağırlığı ve başka kurumda yatırılıp sevk edilme, yüksek cerrahi stres derecesi, TPN kullanımı ve süresi, toraks tüpü takılması ve süresi, endotrakeal entübasyon ve süresi, idrar sondası ve süresi, santral kateter, ameliyatlarda karın dreni konulması, nazal-oral sonda süresi ve enteral beslenmesiz geçen sürenin uzaması SBİE için risk faktörü olarak bulundu. SBİE olan hastalarda, CRP, PCT değerleri yüksek hematokrit düşük ve en sık tanı özofagus atrezisiydi. SBİE olanların 40 (% 54,8), enfeksiyonu olmayanlardan 16 (% 11,2) bebek öldü. SBİE olan hastaların 57'sinde sepsis saptandı, bunların 35'i öldü. Hastanede kalış süresi SBİE olan hastalarda 47,2, SBİE olmayan hastalarda 17,5 gündü.Sonuç: İnvaziv işlemler ve süresinin azaltılması, hastanede kalış süresinin kısaltılması, salgın şeklindeki mikroorganizmalara özel önlemler alınması SBİE ve buna bağlı ölüm oranlarını düşürebilir.Anahtar Kelimeler: Cerrahi yenidoğan, sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon, risk faktörleri, enfeksiyon, cerrahi yenidoğanlarda sepsis
Yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki bebeklere uygulanan kanguru bakımının, bebeklerin ağrı düzeyine etkisi
Bu araştırma, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine (YYBÜ) yatırılan zamanından önce doğan bebeklere uygulanan kanguru bakımının (KB), topuktan kan alımı sırasında oluşan ağrıyı azaltma üzerine etkisini incelemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Haziran 2012–Kasım 2012 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (ÇÜTF) Balcalı Araştırma ve Uygulama Hastanesi YYBÜ'nde yatan, zamanından önce doğan yenidoğan ve anneleri, araştırma evrenini, oluşturdu. Bu tarihlerde yatan, vaka seçim kriterlerine uyan toplam 45 zamanından önce doğan bebek ve annesi örneklemi oluşturdu. Bu bebekler deney (sayı: 21) ve kontrol (sayı: 24) gruplarına gelişigüzel biçimde atandı. Verilerin toplanmasında; anket formu, video kamera, monitör ve kan alma işleminde bebeğin davranışsal ve fizyolojik yanıtlarını değerlendirmek amacıyla Prematüre Bebek Ağrı Profili (PIPP) kullanıldı. Veriler Statistical Package for Social Sciences 18.0 (SPSS) paket programı kullanılarak değerlendirildi. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlendi. Verilerin değerlendirilmesinde Ki kare, Mann Whitney U ve T testi kullanıldı. Yenidoğanlar 32-36 hafta arası doğumlu, kontrol grubundaki yenidoğanların %58'i deney grubundaki yenidoğanların %67'si kız bebek olup, kontrol ve deney grubunun tanıtıcı özellikleri karşılaştırıldığında her iki grupta istatistiksel olarak benzer bulundu. Araştırmada invaziv girişim öncesi PIPP skoru her iki grupta benzer (p=0.897), invaziv girişim sırasında PIPP skoru deney grubunda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşük (p<0.001), invaziv girişim sonrasında ise PIPP skorları her iki grupta da istatistiksel olarak benzer bulundu (p=0.195). Sonuç olarak; invaziv girişimlerde zamanından önce doğan bebeklerin ağrısını azaltmada KB'nin etkili bir yöntem olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Ağrı, kanguru bakımı, prematüre, prematüre bebek ağrı profili, topuk kanı alımı.
0-12 aylık kolikli bebeklerde beyaz gürültü ve masaj uygulama yöntemlerinin karşılaştırılması
Çalışma kolik ağrısını azaltmada beyaz gürültü ya da masaj uygulamalarından hangisinin daha etkili bir yöntem olduğunu belirlemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Gaziantep'de Beşyüz Evler Aile Sağlığı Merkezi'ne gelen 0-12 aylık bebek ve aileleri evreni oluşturdu. Kolik tanısı konmuş 0-12 ay arası, günde 3 saatten fazla ağlayan, rutin muayenede işitme testinden geçmiş, herhangi bir fizyolojik problemi olmayan rastgele örnekleme yöntemiyle seçillen 90 bebek ve aileleri örneklemi oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, Hasta Onay Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Ağlama ile İlgili Özellikler Bilgi Formu, Kolikli Bebeğin Günlüğü Formu I/II/III, CD çalar, Beyaz Gürültü CD'si, Bebek masajı eğitimi CD'si, İnfantil Kolik Ölçeği kullanıldı. Deney ve kontrol grubundaki bebeklerin cinsiyet, doğum ağırlığı, doğum sırası gibi değişkenler açısından aralarında anlamlı bir fark olmadığı her üç grubun da homojen olduğu saptandı (p>0.05). Kontrol grubundaki bebeklerin haykırma (194.38 saat), ağlama (252.45 saat), uyanık kalma (828.31 saat) ve masaj grubundakilerin haykırma (115.48 saat), ağlama (226.79 saat), uyanık kalma (759.07 saat) süreleri daha fazla iken, beyaz gürültü grubundakilerin haykırma (65.79 saat), ağlama (117.17 saat), uyanık kalma (489.00 saat) süreleri diğer gruptakilere göre daha az bulundu (p<0.01). Kontrol grubundaki bebeklerin beslenme (178.43 saat), uyuma (559.33 saat) süreleri ve masaj grubundakilerin beslenme (185.43 saat), uyuma (609.57 saat) süreleri daha az iken, beyaz gürültü grubunda beslenme (244.60 saat), uyuma (688.76 saat) süreleri daha fazla bulundu (p<0.01). Sonuç olarak; beyaz gürültü'nün kolikli bebekleri olumlu yönde etkilediği ve bebeklerin sakinleştirilmesinde etkin olduğu saptandı. Anahtar Sözcükler: Ağlayan Bebek, Beyaz Gürültü, Bebek Masajı, Çocuk Hemşireliği, İnfantil Kolik