Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi
60 theses under this subject heading
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bağlamında kamu personel rejiminin dönüşümü ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi
Kamu personel rejimi siyaset, idare ve toplumsal unsurların bir yansıması olarak görülmektedir. Kamu personel rejiminin belirlenmesinde birçok farklı yapısal ve işlevsel unsurdan bahsetmek mümkündür. Kamu personel rejimi de ülkeden ülkeye farklılık göstermekte olup yönetim sistemlerinin etkilerini içinde barındırmaktadır. Oluşturulan kamu personel yapısı ve işleviyle birlikte insan kaynağının doğru ve etkin şekilde kullanılması kamu yönetimi ve hizmetlerinin sunumunu da değiştirmektedir. Kamu personel rejiminin amacı da buradan hareketle kamu personelinin yapısal ve işlevsel olarak sorunlu alanlarına çözümler üretmektir. Bu çalışma, kamu personel rejiminin Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle nasıl bir dönüşüm yaşadığını yapısal ve işlevsel bağlamda ele almaktadır. Öncelikle kamu personel rejimi hakkında tanım, tarihsel ve kuramsal süreç, neoliberal politikaların Türk kamu personel rejimine etkisi ile Türk kamu personel rejiminin temel özellikleri ve sorunlu alanları verilmiş, ardından yeni hükümet sisteminin kamu personel rejiminde yapısal ve işlevsel dönüşümleri açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak CBİKO (Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi) literatür çerçevesinde analiz edilerek kamu personel rejimine etkisi sunulmuştur. Çalışmada kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve bu alanda yeterli çalışmalar olmaması nedeniyle elde edilen verilerin literatüre katkı sunması hedeflenmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ortaya çıkabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi kültürü ve uygulamaları bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılarak ortaya çıkabilecek sorunların incelenmesi ve bu sorunların çözümüne dair önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Hızlı karar almanın yürütmenin güçlü olmasından geçtiği düşüncesiyle birçok ülke ABD'de başkanlık sisteminin uygulanmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek güçlü yürütme ile birlikte istikrarsız hükümetler oluşmasını engellemek istemektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılırken dünya üzerinde uygulanan parlamenter sistem, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleri incelenerek bu sistemlerde ortaya çıkan sorunlar ışığında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki sorun çıkarabilecek alanlara dair önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada, ülkelerin istikrarlı yönetimler ortaya çıkarabilmeleri için siyasi kültürlerine uygun hükümet sistemi yapmaları gerektiği anlatılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye için iyi bir sistemdir. Ancak sistemin düzenlenmesi ve uygulamasında ortaya çıkabilecek sorunlar giderilirse sistemin faydalı yönlerinden daha fazla istifade edilebilir. Bu çalışmada, hükümet sistemlerinin sorunsuz işleyebilmesi ve sorunlar karşısında çözüm üretebilmesi için şartlara göre revize edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Başkanlık Sistemi, Sorunlar, Çözüm Önerileri, Siyasi Kültür
Türkiye ve Güney Kore hükümet sistemlerinin yönetim yapısı bağlamında karşılaştırılması
Dünya üzerinde çeşitli hükümet sistemleri mevcuttur. Günümüzde en yaygın hükümet sistemleri; başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı başkanlık sistemidir. Türkiye parlamenter sistemle yönetilen bir ülke iken kendine özgü ve oldukça yeni bir hükümet sistemi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmiştir. Güney Kore başkanlık sistemiyle yönetilen bir ülke iken parlamenter sisteme geçiş yaşamış ve tekrar kendine özgü başkanlık sistemine geçmiştir. Kore Savaşı'ndan sonra "kardeş ülke" olan iki devlet ekonomik, siyasi, kültürel açıdan birlikte birçok faaliyet yürütmektedir. Bu çalışma ile de yönetsel açıdan mevcut ilişkiye bir yenilik getirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada ilk olarak devlet şekilleri ve hükümet sistemlerinin neler olduğu, ikinci olarak Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, üçüncü olarak Güney Kore Başkanlık Sistemi ve son olarak iki ülkenin karşılaştırılması yer almaktadır. Çalışma literatür taramasına dayalı bir nitel araştırmadır.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile parlamenter sistemde kamu politikası oluşumunun karşılaştırılması
Türkiye'nin siyasi tarihi incelendiğinde farklı hükümet sistemlerinin uygulandığını görülmektedir. Uzun süre uygulanan Parlamenter hükümet sisteminde zaman içinde politik istikrar sağlanamadığı durumlarla karşılaşılmıştır. Hangi hükümet sisteminin ülke şartlarına daha uygun olabileceği sorusu zaman zaman gündeme taşınmıştır. 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen Anayasa değişikliğini öngören referandum ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kabul edilmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından 9 Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanının yemin etmesiyle birlikte fiilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir. Önceki dönemlerde kamu politikalarının belirlenmesi sürecinde ana aktörler olan yasama ve yürütme organlarının yanına cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde politika kurulları ve ofisler de dâhil edilmiştir. Kamu politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve değerlendirilmesinde cumhurbaşkanlığının etkinliği ve rolü artırılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'de Parlamenter hükümet sisteminde ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kamu politikasının oluşumu ve süreci karşılaştırmalı olarak incelenecektir.
Türkiye'nin yeni hükümet sisteminin parti sistemine etkisi
Türkiye, 16 Nisan 2017 tarihinde halkoylaması yoluyla anayasa değişikliğine giderek yeni bir hükümet sistemi kabul etmiştir. Amerikan başkanlık sisteminin temel unsurlarına sahip; fakat bazı özellikleriyle "Türk tipi başkanlık sistemi" olarak adlandırılan bu yeni sistem, Türkiye'nin uzun yıllar tartışılan hükümet sistemi sorununda yeni bir döneme geçiştir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir. Çalışmamız hükümet sistemleri ve parti sistemleri arasındaki bu korelasyonun önemini dikkate alan bir yaklaşımla yeni hükümet sisteminin parti sistemini nasıl etkileyeceği sorunsalını ele almaktadır. Bu amaçla çalışmada belirtilen kavramların temel anlamları ve tarihsel boyutları irdelenmiş, Türkiye'nin siyasal tarihi incelenerek, oluşturulan argümanlar temellendirilmiştir. Bu bilgiler ışığında yeni hükümet sisteminin yapısı incelenmiş ve parti sistemini nasıl etkileyeceği, yeni dönemde partilerin ve siyasal yapının nasıl şekilleneceği bilimsel gerekçelerle ele alınmaya çalışılmıştır.
Türk tipi başkanlık sisteminin siyasal partilere etkisi
Türkiye'nin siyasi gündemini uzun yıllar boyunca meşgul eden hükümet sistemi tartışmaları, 1980 sonrası dönem dönem gündeme gelse de 2000'li yıllar sonrasında artarak devam etmiştir. Yaşanan bu tartışmaları yönlendiren ana unsur siyasi sistemin yapıtaşlarından olan siyasal partiler olmuştur. Bu çerçeve içerisinde çalışmada öncelikle hükümet sistemi kavramı ve hükümet sistemi uygulamaları ele alınmıştır. Dolayısıyla kuvvetler birliğine dayanan hükümet sistemlerinden; meclis hükümeti sistemi ve monarşik düzenler ile kuvvetler ayrılığına dayanan hükümet sistemlerinden; parlamenter sistem, yarı-başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi incelenmiştir. Ardından siyasal partiler tanımlanarak, siyasal parti tipolojileri ve sistemleri incelenmiştir. Ele alınan bu kavramlar kapsamında hükümet sistemleri ile siyasal partilerin ilişkisine dair İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri özelindeki model ülke uygulamaları karşılaştırılmış ve Türkiye'deki siyasal parti olgusunun gelişimiyle birlikte partilerin hükümet sistemlerine bakışları irdelenmiştir. Daha sonra ise 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili genel seçimleri sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yer alan siyasal partiler dikkate alınarak, ilgili partilerin programları, seçim bildirgeleri ve kamuoyundaki parti söylemleri, başkanlık sistemine bakışları açısından incelenmiştir. Ayrıca siyasal partilerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçişin ardından söylem ve eylemleri çerçevesinde sisteme olan uyumları irdelenmiştir. Son tahlilde ise 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan anayasa değişikliğine ilişkin referandum sonucunda kamuoyunda "Türk Tipi Başkanlık" olarak ifade edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet sitemine geçişin ardından siyasal partiler üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkanlık Sistemi, Hükümet Sistemleri, Siyasal Partiler, Türk Tipi Başkanlık
Türkiye'de yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi: Başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistem üzerine karşılaştırmalı bir analiz
Bu çalışmada Türkiye siyasal gündeminde önemli bir konumda bulunan başkanlık sistemine geçiş süreci ele alınmaktadır. Bu nedenle teorik düzeyde hükümet sistemleri ele alınmış ve bu sistemler arası farklılıklara vurgu yapılmıştır. Demokratik hükümet sistemleri açıklanmıştır. Kuvvetler ayrılığına dayanan bu sistemler parlamenter sistem, yarı başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi olarak sınıflandırılmaktadır. Bu sistemlerin her ülkede uygulanış şekli değişebilmektedir. Bu çalışmada parlamenter sistem için İngiltere, yarı başkanlık sistemi için Fransa ve başkanlık sistemi için Amerika Birleşik Devletleri örnek olarak ele alınmıştır. Türkiye'de 16 Nisan 2017 tarihinde anayasa değişikliğini içeren referandum kabul edilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişle birlikte parlamenter sistem uygulamalarının ortaya çıkardığı siyasi krizlerin engellenmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin kuruluşundan günümüze uyguladığı hükümet sistemleri incelenmiş ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş süreci ele alınmıştır. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerine yapılan olumlu ve olumsuz görüşler bulunmaktadır. Çalışmada bu görüşlere yer verilmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sürecinde aksaklıklar ortaya çıkabilecektir. Nitekim Türkiye'de parlamenter sistemin uygulandığı dönemde de önemli sorunlar yaşanmıştır. Türkiye için önemli olan, tartışma ortamının sağlıklı bir şekilde işletilerek sistemin eksikliklerinin giderilmesidir. Çalışmanın sonucunda Türkiye'nin öncelikleri ele alınmış ve uygulanan hükümet sisteminin yanı sıra yargı bağımsızlığı, siyasi partilerin yapıları, seçim sistemi gibi konuların geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Siyasi istikrar ülkeler için önemlidir. Siyasi istikrar beraberinde iktisadi ve sosyal gelişmeyi getirecektir. Bu nedenle Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin aksaklıklarının ve siyasal kültüre yönelik öğelerinin geliştirilmesi gerektiğine değinilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kamu yönetiminin örgütsel yapısı üzerindeki etkiler
Devletler uzun yıllardır belirli bir azınlık tarafından ve çoğunluğun isteklerini ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına yönetilmektedirler. Bu yönetimin etkin bir şekilde sağlanabilmesi, yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkinin iyi kurulabilmesi, başarılı ve istikrarlı bir yönetim sistemi arayışı geçmişten günümüze kadar ulaşan bir tartışma konusudur. Ülkelerin hangi hükümet sistemi ile yönetildiği ise yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiyle anlaşılabilmektedir. Bu üç erk arasındaki ilişki hükümet sistemlerinin belirleyicisidir. Türkiye kısa bir dönem meclis hükümeti sistemi ile ardından ise uzun bir dönem parlamenter sistemi ile idare edilmiştir. 2017 yılında 1982 Anayasasında yapılan köklü değişikliklerin ardından ise 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş yapmıştır. Çalışmanın temel amacı ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde gerçekleşen değişimleri bütüncül bir anlayış ile ele alarak yapılacak sonraki çalışmalara ışık tutmaktır. Bu izlenim çalışmanın asıl konusunun işlenmesinin de en temel sebebidir. Kendine özgü̈ bir biçimde değişen ve tarihsel bir dayanağının bulunmadığı bir hükümet sistemini her yönü ile anlatmak imkansızdır. Keza böyle bir sistemin tam olarak anlatılabilmesi için belirli bir dönemin geçmesi gerekmekle birlikte sisteme yönelik eleştirilerin hukuksal anlamda bir zemine dayandırılması gerekmektedir. Çalışmada, konuyla ilgili literatür taranmış ve ardından ortaya çıkan bilgiler düzenlenmiş; konuyla ilgili daha önceden yapılmış olan çalışmalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin uygulanmasının ardından Türk kamu yönetimi sistemine yansıyan somut değişiklikler analiz edilmiştir.
Kuvvetler ayrılığı bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme erkinin konumu
2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilerek 1982 Anayasası'nın temel yapısı değişmiş ve anayasal sistemimizde önemli bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Hükümet sistemleri sınıflandırmasında başkanlık sistemi içerisinde değerlendirilebilecek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme yetkisi ve görevi doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanına tevdi edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle yasama ve yürütme ilişkileri önemli biçimde dönüşmüştür. TBMM ile Cumhurbaşkanı seçiminin eş zamanlı yapılması öngörülmüş ve TBMM çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının aynı siyasi eğilimde olması amaçlanmıştır. 2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanına yürütmeye ilişkin konularda ilk elden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartma yetkisi verilmiştir. Ancak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer aldığından özellikle bölünmüş iktidar döneminde, TBMM ile Cumhurbaşkanı arasında kurallar savaşının çıkacağı söylenebilir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde sistem içerisinde çıkabilecek siyasi krizleri aşmak amacıyla Cumhurbaşkanına ve TBMM'ye seçimleri karşılıklı yenileyebilme yetkisi verilmiştir. 2017 Anayasa değişikliği ile bütçe ve geçici bütçe kanununun çıkartılamaması halinde, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükmün özellikle bölünmüş iktidar halinde, olası sistem tıkanıklığının aşılabilmesi için getirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu düzenleme, TBMM'nin bütçe yetkisini işlevsizleştirmektedir. 2017 Anayasa değişikliği ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) yeniden yapılandırılmıştır. HSK'nın oluşumunda Cumhurbaşkanının önemli yetkilerinin olduğu ve bu durumun yargı bağımsızlığı açısından sorunlu bir hal aldığı görülmektedir. Son Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi'nin oluşumunda önemli bir değişik gerçekleşmemiştir. Ancak hükümet sisteminde gerçekleşen keskin dönüşüm dolayısıyla AYM ile Cumhurbaşkanı arasındaki ilişki yeni bir hüviyet kazanmıştır. Bu bağlamda AYM'nin oluşumu yargı bağımsızlığı ve yürütmenin denetlenmesi açısından sorunludur.
Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının kamu politikası sürecine etkileri hakkında karşılaştırmalı bir analiz
Türkiye'de uzun süren hükümet sistemi tartışmaları neticesinde 16 Nisan 2017'de yapılan halkoylaması ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kabul edilmiştir. 24 Haziran 2018'de yapılan seçimlerden sonra da yeni sistem fiilen uygulanmaya başlamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, üniter devlet yapılanmasını esas alan, yürütmenin tek başlı olduğu ve yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği bir sistemdir. Bu sistemde Cumhurbaşkanı, kamu politikası sürecinde baş aktör konumundadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle devlet yönetiminin merkez teşkilatında önemli değişiklikler gerçekleşmiştir. Yapılan düzenlemelerle Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı; Cumhurbaşkanlığı Makamı, İdari İşler Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Bakanlıklar, Ofisler, Politika Kurulları ve Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşlar şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mevcut kamu politikası aktörlerinin rollerinde değişiklikler yaparken kamu politikası sürecine yeni aktörleri de dâhil etmiştir. Bu çalışmaya konu olan politika kurulları da Türkiye'deki yeni kamu politikası aktörleri arasındadır. Politika kurullarına kamu politikası sürecinde önemli görevler ve yetkiler verilmiştir. Bu çalışmada Politika Kurullarının kamu politikası sürecindeki etkileri incelenmiş ve ABD'deki Başkanın Yürütme Ofisi'ndeki kurullar ile karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Bu kapsamda Politika Kurullarının kendilerine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde daha etkin hale gelebilmeleri için tavsiye ve önerilerde bulunulmuştur.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yasamanın rolü
Türkiye'de 1924 Anayasası'ndan itibaren yasama organının yürütme organı üzerindeki tahakkümünün azaltılması, yürütme organının güçlendirilmesi yönünde bir eğilim benimsenmiştir. 1961 Anayasası ile benimsenen parlamenter hükümet sisteminin aksayan yönlerinin giderilmesi amacıyla; 1971-73 yılında yapılan anayasal değişikliklerle yürütme organı güçlendirilmeye devam edilmiştir. 1982 Anayasası'yla birlikte yürütme organının güçlendirilmesi eğilimi, Cumhurbaşkanlığı makamı üzerinden devam etmiştir. İlk halinde 1982 Anayasası Cumhurbaşkanlığı makamını tarafsız bir konuma koymakla beraber, yürütme organını dengeleyici çok önemli yetkilerle donatmıştır. Ancak parlamenter hükümet sistemi gereği siyaseten Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu devam ettirilmiştir. 2007 yılına gelindiğinde; 1982 Anayasası'nda yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kararlaştırılmıştır. İlk kez 2014 yılında Cumhurbaşkanı, doğrudan halk tarafından seçilmiştir. Hem Cumhurbaşkanının hem de parlamento ve dolaylı olarak Bakanlar Kurulu üyelerinin halk tarafından seçilmesi, çifte meşruiyet sorunsalını doğurmuştur. 2014 yılından itibaren Türkiye'de, Anayasa'da parlamenter hükümet sistemi benimsenmesine rağmen fiili olarak hükümet sisteminin yarı-başkanlık sistemine yaklaştığı gözlemlenmiştir. Nitekim 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun referandum ile kabul edilmesi neticesinde yasama ve yürütme organları arasındaki çifte meşruiyet hali sonlandırılmıştır. 1982 Anayasa'sında yapılan değişiklikler neticesinde yasama erki ve özellikle de yürütme erki baştan aşağı değişime uğramıştır. Yürütme kanadının aktif tarafını oluşturan Bakanlar Kurulu kaldırılmıştır. Parlamenter hükümet sistemi, yerini Türkiye'ye özgü başkanlık sistemiyle benzer yönlere sahip ve literatürde "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" olarak adlandırılan, Cumhurbaşkanlığı makamının güçlendirildiği bir hükümet sistemine bırakmıştır. Yasama ve yürütme organları arasındaki ilişkiler, yasama organının değişen yapısı ile yasama organının yeni hükümet sistemi içindeki konumu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada 1921 Anayasasından günümüze yasama organının geçirdiği dönüşüme ve yürütme organı ile arasındaki ilişkilerin gelişimine yer verilmiş, mevcut konumu incelenmiştir. Yeni hükümet sisteminin beraberinde getirdiği değişikliklere ve sisteme ilişkin doktrinde yer alan olumlu ve olumsuz görüşlere değinilmiştir.
Azerbaycan ve Türkiye'nin hükümet sistemlerinin karşılaştırmalı bir analizi
Hükümet sistemleri devletlerin siyasal, ekonomik ve toplumsal özelliklerini yansıtmaktadırlar. Her devlet, kendi toplumsal, siyasal ve ekonomik özelliğine uygun hükümet sistemini belirlemek üzere birçok çalışma gerçekleştirmektedir. Devletler tarihleri boyunca farklı hükümet sistemlerini de kullanabilmektedirler. Nitekim insan hayatı sürekli hareket halinde olduğu için devletler de sürekli hareket halindedir. Çalışmamızda bu bağlamda kültürel ve soy anlamında benzer olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümet sistemleri incelenmiştir. İki devletin geçirdiği siyasal aşamalar birbirlerinden farklılıklar arz etmektedir. Ancak hükümet sistemlerinin de birçok benzer noktası bulunmaktadır. Bu anlamda çalışmamızda iki devletin hükümet sistemleri detaylı bir biçimde incelenerek mukayese edilmiştir. Çalışmanın sonucunda ise her iki devletin kullandığı hükümet sistemlerinin birçok benzer noktası olduğu gibi çeşitli farklılıklar taşıdığı da görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, Türkiye, hükümet sistemi, başkanlık, cumhurbaşkanlığı.
Türkiye'de bakanlık birleşmelerinin çalışanlar ve sunulan hizmetler üzerine etkileri: Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı örneği
Türkiye' nin yeni yönetim sistemi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 9 Temmuz 2018'de uygulanmaya başlamış ve devamında yürütmeye ilişkin konulardaki düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda bakanlıkların yapılarında sayılarında değişikliğe gidilmiş ve teşkilat yapıları yeniden düzenlenmiştir. Bazı bakanlıklar lağvedilmiş, bazılarının isimleri değiştirilmiş, bazı bakanlıklarda ise birleşmeye gidilmiştir. Yeni sistemde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları tek bir çatı altında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adı altında birleştirilmiştir. Bu çalışmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi kapsamında birleştirilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının birleştirilmesinin taşra personeline ve sunulan hizmetlere etkilerini ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Antalya, Isparta ve Burdur Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri tarafından sunulan hizmetler ve personel üzerinde yaşanan değişimleri anket yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20. Programı ile analiz edilmiş ve hipotezler sınanmıştır. Tez çalışması sonucunda, bakanlıkların birleştirilmesinin personel tarafından olumsuz karşılandığı, bakanlıkların birleştirilmesinin hizmetler üzerinde herhangi bir etki yaratmadığı, bakanlıkların taşrada fiziki olarak bir birleşme yaşamadığı ve sistemin eski düzende ilerlediği ancak bunun vatandaş tarafından tam olarak anlaşılamadığı ve bakanlıkların birleşmesinin vatandaşta kafa karışıklığına neden olduğu, bu durumun da personeli olumsuz yönde etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Birleşmeden sonra personelin eski sistemden farklı bir durum ile karşılaşmadığı ve beklenen verimin alınamamasından dolayı birleşmenin personel tarafından olumsuz karşılandığı ve sunulan hizmetlerde olumlu bir değişiklik yaşanmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi'nin idari teşkilat yapısı üzerine etkisi
Ülkemizde gelişen tarihsel süreç içerisinde tıpkı diğer devlet yönetimlerinde olduğu gibi birçok hükümet sisteminin varlığı söz konusu olmuştur. Bu hükümet sistemleri Cumhuriyet tarihine kadar olan zaman diliminde monarşi, meşruti monarşi, parlamenter sistem ve başkanlık sistemlerinin uygulandığı bir düzen ile donatılmıştır. Ülkemizde oldukça uzun bir dönem uygulanan parlamenter hükümet sistemi siyasi krizlere yol açan koalisyon dönemlerine ek olarak hükümetlerin güvenoyu alamamaları gibi birçok sebepler öngörülerek ciddi eleştirilere tabi tutulmuştur. Siyaset gündemi içerisinde bu eleştirilere çözüm olarak Başkanlık hükümet sisteminin varlığı sık sık dile getirilmiş ve yapılan 2017 Anayasa değişikliği sonucunda parlamenter hükümet sistemi terk edilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yasama, yürütme ve yargı alanında köklü değişiklikler gerçekleştirilmiş, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri aracılığıyla yapılan yeni düzenlemelerle yönetimde istikrar ve verimliliğin arttırılması amaçlanmıştır. Literatür incelemesi yöntemine dayanılarak yapılan bu çalışmanın temel amacı hükümet sistemi değişikliği neticesinde yapılan değişikliklerin idari teşkilat üzerindeki etkilerini incelemek ve kuvvetler ayrılığı ilkesi bağlamında değerlendirmektir. Çalışmada elde edilen temel bulgu; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde yapılan bazı değişikliklerin kuvvetler ayrılığına aykırılık teşkil etmesi ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin asli nitelikte bir düzenleyici işlem olmasına rağmen sınırlarının net bir şekilde belirlenmemiş olmasıdır. Bu bağlamda Anayasa değişikliği neticesinde yeniden düzenlenen yasama yürütme ve yargı organlarının yapı ve işleyişinde aksaklığa sebep olan sorunların ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Büyük Doğu ideolojisinin yakın dönem Türkiye siyasetine etkisi: İdeolojik ve sistemsel bir inceleme
Çalışmanın amacı, yakın siyasi tarihte birçok siyasiyi fikrî bakımdan etkileyen Necip Fazıl ve onun inşa ettiği Büyük Doğu ideolojisinin, yakın dönem Türkiye siyasetinde baş aktör olan Recep Tayyip Erdoğan'ın düşünce dünyası üzerindeki tesirinin incelenmesi ve bu tesirin sistemsel bir yansıması olup olmadığının tespit edilmesidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi modeline geçişle birlikte, bazı köşe yazarlarınca "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Necip Fazıl'ın Başyücelik Devleti'ne giden bir yol izlemeye çalıştığı" yönünde yorumların yapıldığı görülmüştür. Tezimizde Büyük Doğu ideolojisinin yakın dönem Türkiye siyasetine etkisi ideolojik yönden Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden izlenmeye çalışılmıştır. Büyük Doğu ideolojisinin sistemsel yönden tesiri ise yeni hükümet modeli üzerinden değerlendirilmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın medya kaynaklarına yansıyan söylemlerinden yola çıkılarak, düşünsel alanındaki Büyük Doğu tesiri incelenmeye çalışılmıştır. Erdoğan'ın konuşmalarına ulaşmak amacıyla gazete, dergi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) konuşma metinleri ve Cumhurbaşkanlığı resmi web sitesinde yer alan haber ve verilerden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda konu hakkında medyada olumlu ve olumsuz yönde yer verilen haber verileri ile Cumhurbaşkanlığı web sitesi üzerinden konuya ilişkin veriler analiz edilerek konumuz bağlamında incelenmiştir. Analiz sonucu edinilen kanaat Erdoğan üzerinde "Necip Fazıl" ve "Büyük Doğu ideolojisi" tesirinin yoğun olarak görülmekte olduğudur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişikliğiyle Erdoğan üzerindeki bu etkinin devlet yönetimi alanına yansımasının olup olmadığı ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Başyücelik Devleti yasama, yürütme, yargı ile temel kavram ve görüşler bakımından karşılaştırmaya tabi tutularak gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırma neticesinde Erdoğan'ın retoriğinde Büyük Doğu'ya dair birçok iz gözlenmiştir. Erdoğan üzerinde yoğun biçimde hissedilen Büyük Doğu etkisine dayanarak yeni hükümet modelinin Başyücelik Devleti ile şeklen karşılaştırılması sonucunda iki sistemin birbirini kapsamadığı ve halihazırda bu hususta yapılan yorumların düşünsel eksende kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun temel nedeninin Başyücelik Devleti'nin belirttiği yönetim tarzının içerisinde rûhî faktörler barındırması fakat yeni hükümet modelinin devlet ve toplumun ruh değerlerinde bir değişim gerçekleştirmemesi olduğu anlaşılmıştır. Ancak çalışma sonucunda Erdoğan'ın söylemleri ve bu ideolojiyle kurduğu sıkı bağdan yola çıkarak ileri vadede "Başyücelik Devleti'nin" alternatif bir teklif olarak gündeme gelmesinin mümkün göründüğü söylenebilecektir.
Hükümet sistemleri ve Türkiye: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi
2007 Anayasa Değişikliği sonrası ülkedeki siyasal gündem bakımından önem arz eden bir konu olan ve sık sık tartışmaya açılan başkanlık sistemi modeli ya da yeni ismiyle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, yapılan halk oylamasıyla kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanının 09.07.2018 tarihinde göreve başlaması ile fiilen yeni hükümet sistemi uygulanmaya başlamıştır. Bu bağlamda, çalışmada cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tüm yönleriyle ele alınması hedeflenmiştir. Öncelikle 'kuvvetler ayrılığı' kuramı ile ilişkili olan hükümet sistemleri konusu detaylı olarak incelenmiş ve Türk siyasi tarihinde yer alan anayasalar çerçevesinde hükümet sistemleri ele alınmıştır. 2007 sonrası yapılan anayasa değişiklikleri kapsamında yeni hükümet sistemi olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 66771 sayılı Anayasa değişikliği kapsamında değerlendirilmektedir.
Cumhurbaşkanının siyasi partisiyle ilişkisi çerçevesinde Türkiye'deki yeni anayasal sistem
Yürürlüğe girdiği andan itibaren tartışmaların odağında yer alan 1982 Anayasasının her dönemde değiştirilmeye çalışılan otoriter yönü, 2017 Anayasa değişikliğiyle daha da derinleştirilmiştir. Türkiye'de uzun yıllar gündemden düşmeyen başkanlık rejimine geçiş tartışmalarıysa, köklü bir yönetim biçimi değişikliğini öngören 2017 Anayasa değişikliğiyle farklı bir boyuta evirilmiştir. Akademisyenler ve siyasetçilerin yönetim biçimi değişikliği konusundaki tartışmalarına bakıldığında genel hatlarıyla sorunun; federal-üniter devlet yapısı, erklerin anayasal düzlemdeki dizaynı çerçevesinde parlamenter ve başkanlık rejimlerinin avantajları ve dezavantajları yönünden araştırıldığı görülmektedir. Ancak ülkelerin kendilerine özgü siyasi parti yapısı ve parti sistemi, siyasal rejimin işleyişinde önemli bir rol oynadığı için konunun bu yönüyle de ele alınması gerekmektedir. Çalışmanın odak noktası ise, anayasal düzlemde geniş yetkiler verilen cumhurbaşkanının partisi ile ilişiğinin kesilmemesi nedeniyle anayasal pratikte bu yetkisini daha da arttırabilme ihtimalidir. Yeni anayasal sistemin 09.07.2018 tarihinde tamamıyla yürürlüğe girmesiyle de bu konu hakkında somut ipuçları elde edilebilmemiz mümkün olmuştur. Bu bağlamda hukuki ve siyasi boyutta inceleyeceğimiz, cumhurbaşkanının siyasi partisiyle ilişiği çerçevesinde yeni anayasal sistem, mukayeseli hukuktan da faydalanılarak nitelendirilmeye çalışılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
Çalışma konusunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi oluşturmaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, önce kararname ve çeşitleri ele alınacaktır. Daha sonra hükümet sistemleri siyasi ve hukuksal açından ele alınacaktır. Bunun yanında hükümet sistemleri içindeki kararname uygulamaları, Türkiye'deki Osmanlı'dan günümüze kadar gelen hükümet sistemleri ele alınacaktır. 1921 Anayasası meclis hükümet sistemi, 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları ise parlamenter sistemi benimsemiştir. 1980'lerin ikinci yarısında başkanlık sistemi tartışmaları başlamıştır. 21 Ekim 2007 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği de bu sistemin hayata geçirilmesinin önünü açmıştır. İkinci bölümde ise yeni hükümet sisteminin yürütme kanadı olan Cumhurbaşkanlığı teşkilatının idari yapısı, yürütmenin başı olan cumhurbaşkanın görev ve yetkileri ile işlemlerinden bahsedilmiştir. Özellikle Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin konusu, kapsamı, normlar hiyerarşisindeki yeri ve hukuki denetiminden bahsedilmiştir.
Türkiye'de hükümet sistemlerinin bürokrasi-siyaset ilişkisine etkileri
Bu çalışma, Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulanan hükümet sistemlerinin anayasal çerçevede ve uygulamada bürokrasi-siyaset ilişkisine etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma dört bölüm olarak kurgulanmıştır. Birinci bölümde bürokrasi, siyaset, bürokrasi-siyaset ilişkisi, ikinci bölümde hükümet sistemleri, hükümet sistemleri açısından bürokrasi-siyaset ilişkisi konuları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde tezin tartışma konularından birisi olan anayasa değişikleri çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulanan hükümet sistemlerinin bürokrasi-siyaset ilişkisini nasıl etkilediği; dördüncü bölümde ise tezin diğer tartışma konusu olan Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulanan hükümet sistemlerinin uygulanması aşamasında bürokrasi-siyaset ilişkisinin nasıl etkilendiği detaylı bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. 1921-1924 Meclis Hükümeti Sisteminin uygulandığı dönemde ve 1924-1961 yılları arasında Karma Hükümet Sisteminin uygulandığı dönemde, tek parti iktidarının da etkisiyle 1950 yılına kadar bürokrasi siyaset karşısında güçlenmiş ve bürokrasi-siyaset arasında bir çatışma yaşanmamıştır. Bürokrasiyi siyasetin denetimi altına almak ve siyasetin belirlediği politikaları uygulayan bir konuma çekmek isteyen 1950-1960 Demokrat Parti (DP) iktidarı döneminde, bürokrasinin gücü zayıflamış; bu dönemden sonra bürokrasi, sahip olduğu güce tekrar kavuşabilmek için siyasetle mücadele etmeye başlamıştır. Parlamenter Hükümet Sisteminin uygulandığı 1961-1980 dönemi, bürokrasi ve siyaset ilişkisinin güç kazanma mücadelesi şeklinde devam ettiği; kısa süreli birçok koalisyon hükümetinin kurulduğu; siyasi istikrarsızlığın, ekonomik bunalımların, sosyal sorunların yaşandığı; yaşanan bu sorunların uygulanan hükümet sisteminden kaynakladığı ile ilgili eleştiriler yapılmış olsa da, sorunlara ilişkin çözümün anayasa değişikliğinde arandığı bir dönem olmuştur. Rasyonel Parlamenter Hükümet Sistemi'nin uygulandığı 1982-2007 yılları arasında bürokratik reformlar yapılmış fakat koalisyon hükümetlerinin iktidara geldiği bu dönemde bürokrasi, siyaset karşısında etkin bir konumda olmuştur. 2002 yılında başlayan AK Parti iktidarı döneminde 2007 yılına kadar yönetimsel reformlar ve yasal düzenlemelerle bürokrasi siyasetin denetimi altına alınmaya çalışılmıştır. 2007-2017 Yarı-Başkanlı Hükümet Sistemi'nin uygulandığı dönemde güçlenen siyaset kurumu, bürokratik reformları daha hızlı bir şekilde yapmaya başlamıştır. 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmiş, yürütme ve kararname çıkarma yetisi sadece Cumhurbaşkanına verilmiştir. Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi kapsamında yürütme organının teşkilat yapısı, bakanlıklar, üst düzey bürokratlarla vd. ilgili düzenleme yapabilmesi, Cumhurbaşkanını hem kararları alan ve politikaları belirleyen, hem de bu karar ve politikaların uygulanmasını sağlayan ve bundan sorumlu olan kişi konumuna getirmiştir. Bu çalışmada hükümet sistemlerinin bürokrasi ve siyaset ilişkisinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bürokrasi, Siyaset, Hükümet Sistemleri, Türkiye'de Hükümet Sistemleri, Türkiye'de Bürokrasi Siyaset İlişkisi
Türkiye'de neoliberal otoriter devletin inşası sürecinde yürütme organına kısmi yasama yetkisi verilmesi: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Türkiye'de 2017 Anayasa değişikliği ile parlamenter sistem terk edilmiştir. Yeni hükümet sisteminde yürütme organını oluşturan Cumhurbaşkanı merkezi bir konuma sahiptir. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri çıkarabilmek, Cumhurbaşkanını verilmiş önemli yetkilerden biridir. Bu çalışma, kuvvetler ayrılığı ilkesiyle, devletin otoriterleşmesi ve yürütmenin güçlenmesi eğilimi bağlamında Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini konu edinmektedir. Bu kapsamda öncelikle kuvvetler ayrılığı ilkesi, hükümet sistemleri ve Türkiye'de hükümet sistemlerinin evrimi incelenmiştir. Ardından devletin otoriterleşmesi ve yürütmenin düzenleyici işlem yetkisi ele alınmıştır. Son olarak, olağan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile olağanüstü hâl ilanından sonra çıkarılan kanun hükmündeki Cumhurbaşkanlığı kararnameleri iki başlık altında ayrıntılı olarak yorumlanmıştır.
Devlet Denetleme Kurulunun idari teşkilat üzerindeki etkinliği
"6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümet sisteminde değişikliğe gidilmiştir. Parlamenter hükümet sisteminden, Türkiye'ye özgü başkanlık hükümet sistemine geçilmiştir. Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini belirten Anayasa'nın 104. maddesine göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve yürütme yetkisi tek başına Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı artık tarafsız değildir; herhangi bir siyasi partiye üye olabilir. Cumhurbaşkanının yürütme organının başı olması sebebiyle Cumhurbaşkanıyla ilgili veya ilişkili kuruluşlardan olan Devlet Denetleme Kurulunun da yapısında önemli değişikliklere gidilmiştir. İdarenin yargı dışı yollardan denetiminde rol alan Kurul, Anayasa'nın 108. maddesinde yeniden düzenlenmiştir. Kurula, 6771 sayılı Kanun değişikliği öncesindeki konumundan farklı olarak, Anayasa'nın 108. maddesinde sayılan ilgili mercilerde idari soruşturma yapma yetkisi verilmiştir. Ayrıca Kurulun, 6771 sayılı Kanun öncesi görev alanı dışındaki Silahlı Kuvvetler, görev alanına dâhil edilmiştir. Kurulun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve özlük işleri, değişiklikten önce olduğu gibi kanunla değil, "5 sayılı Devlet Denetleme Kurulu Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" ile düzenlenmiştir. Bir üst denetleme kurulu olan Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanına doğrudan bağlıdır ve ondan aldığı talimatla harekete geçer. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ya da Kamu Denetçiliği Kurumu gibi idarenin bağımsız kuruluşlarca denetlenmesinden farklı olarak Devlet Denetleme Kurulu bağımsız değildir. Her ne kadar yeni düzenlemelerle Kurulun icrai karar alabileceği haller olsa da, kararları ancak Cumhurbaşkanının onayıyla icrailik kazanır. Cumhurbaşkanlığı teşkilatı içinde özel bir yere sahip olan Kurul, kuruluş ve işleyişinin Anayasa'da özellikle belirtildiği üzere Cumhurbaşkanı kararnamesiyle düzenlenebilmesi bakımından da özgün bir yapıdır. Kurul, Türkiye Büyük Millet Meclisinin düzenleme alanının dışında, yürütmenin tek elde toplandığı yeni hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanın rolü ve konumunun göstergelerinden en önemlilerindendir. Kurulun görev alanı, Anayasal hükümleri zorlayacak şekilde genişletilmiştir. Kurul vasıtasıyla, partili Cumhurbaşkanına, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra, sivil alanı da denetleyebilmektedir. Yeni hükümet sisteminin siyasi ve idari özelliklerini gösteren tek boyut olmasa da, bu çalışmada Kurulun üzerinden yeni sistemin idari ve siyasi bir tahlili yapılarak, Türk kamu hukuku alanına katkı sağlanmaya çalışılmıştır.
Hükümet sistemlerinin analizi: Yeni bir Başkanlık modeli olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi
Siyasal yapının temelini oluşturan hükümet sistemleri, siyasal alanda en çok tartışılan konulardan birisi haline gelmiştir. Türkiye'nin de dahil olduğu dünyanın birçok ülkesinde istikrarı sağlamadığı düşünülen hükümet sistemleri, ülkeleri değişiklik yapmaya itmiştir. Ülkemizin uluslararası standartlarda demokratik bir hukuk devleti olması amacıyla, istikrarlı hükümetleri hedefleyerek yaşanan değişim ve yenilikleri her aşamada geliştirilerek Türkiye sistemine dahil etme çalışmaları ve çabaları aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı Türkiye'de uygulanan hükümet sistemlerini dönemsel olarak incelemek ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile analizi tamamlamaktır. Türkiye'de tecrübe edilen hükümet sistemlerinin temellendirildikleri dayanakları, uygulama yöntemleri, avantajlı ve dezavantajlı yönleri uygulama sırasında karşılaşılan sıkıntılar ve bu sıkıntılara karşı geliştirilen çözümler detaylı olarak ele alınmıştır. Teorik olarak kuvvetler ayrılığı ele alınarak hükümet sistemleri ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Farklı hükümet sistemlerinin sınıflandırması yapılmış ve temel ayırt edici özellikleri belirtilmiştir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi ve parlamenter sistem güçlü ve zayıf yönleriyle kaleme alınmıştır. Türkiye'de yaşanan hükümet sistemleri tarihsel akışa göre detaylandırılıp dönemsel koşullar göz önüne alınarak açıklanmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine giden arayış irdelenmiş ve sistem açıklanmaya çalışılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin özellikleri, yapılan değişiklikler, kontrol ve denge mekanizmalarına dikkat çekilmeye çalışılmıştır.
Karşılaştırmalı hukukta Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Türkiye'de anayasal organlar arasındaki ilişkiler ve dengeler ile hükümet sistemi konuları sürekli tartışma konusu olan konulardan olmuştur. Bu tartışmalarda 2017 Anayasa değişiklikleri ile yeni bir boyuta geçilmiştir. 2017 Anayasa değişiklikleri ile sadece hükümet sistemine ilişkin değişiklikler yer almamakta, aynı zamanda yürütme organının düzenleyici işlem yapma yetkisine ilişkin düzenlemelere de yer verilmektedir. Bu düzenlemelerden biri de, içeriği itibariyle anayasa hukukumuz açısından yeni bir kavram olan Cumhurbaşkanlığı kararnamesidir. Bu çalışmada amaçlanan, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin, dünyadaki farklı hükümet sistemlerinde yürütme organının sahip olduğu benzer nitelikteki düzenleme yetkisi ile karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla ilk olarak hükümet sistemleri ile kuvvetler ayrılığı kavramlarına değinilecektir. Ardından ABD ve Arjantin başkanlık hükümeti sistemleri ile Fransa yarı başkanlık sisteminde yürütme organlarının benzer düzenleme yetkilerinin olup olmadığı, varsa bunların sınırları ve anayasal organlar arası ilişkilere etkisi irdelenecek ve buna ilişkin değerlendirme yapılacaktır.
Yeni kamu yönetimi anlayışı perspektifinde hükümet modellerinin değerlendirilmesi
Kamu yönetimi, toplumun taleplerine ve ihtiyaçlarına yanıt veren, sorunların çözümüne yönelik politikalar geliştiren ve bunları kamusal mal ve hizmetler ile hayata geçiren bir sistemdir. Halk, örgüt, kamu politikası, norm düzen, mali kaynak ve kamu görevlileri gibi elemanlara sahip olan kamu yönetimi, yönetim sistemi içerisinde yer alan unsurları tanımlamayı, sınırlarını açıklamayı ve toplumun ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamayı amaçlamaktadır. Kamu yönetimi düşüncesinin gelişimine dair yapılan çalışmalar, genel olarak kamu yönetiminin ayrı bir disiplin olarak değerlendirilmesini vurgulamaktadır. Geleneksel kamu yönetimi anlayışı, katı örgüt yapısı, katı hiyerarşi, bürokrasi yönelimli işlerlik ile merkeziyetçi bir yapı üzerine inşa edilmiştir 1980'li yıllarda, özellikle Anglo-Sakson coğrafyada ortaya çıkan yeni kamu yönetimi anlayışı ise esnek örgüt yapısı, esnek hiyerarşi, piyasa yönelimli işlerlik ile âdem-i merkeziyetçi bir yapıdadır. Kamu sektörü yönetim tekniklerine, özel sektör yönetim tekniklerinin entegre edilmesini vurgulamaktadır. Yeni Sağ akımının ortaya çıkması, yeni anlayışın benimsenmesinde yer alan temel aktörlerdendir. Bu nedenle geleneksel kamu yönetimi anlayışının karşısında yer alan bir konumdadır. Kamu yönetiminde yaşanan bu değişim ve dönüşüm, hükümet modellerini de etkilemiştir. Yeni kamu yönetimi anlayışı, yürütme organının güçlü olduğu başkanlık sisteminde, yürütme organının kontrol altında tutulduğu parlamenter sistemde ve yürütme organında güç dengesi gözeten yarı başkanlık sisteminde, farklı uygulama alanları bulmuştur. Türkiye, 2007 anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini, 2017 anayasa değişikliği ile de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesini öngören düzenlemeleri kabul etmiş ve 2018'de yapılan seçimler sonucunda yeni sisteme geçilmiştir. Klasik başkanlık sisteminden esinlenerek oluşturulan bu sistem, "Türk Tipi" olması nedeniyle kendine has özellikler taşımaktadır. Her sistemde olduğu gibi çeşitli avantaj ve dezavantajlara sahip olan bu yeni sistem, özellikle cumhurbaşkanlığı teşkilatlanmasında oluşturulan yeni yapılar ile yeni kamu yönetimi anlayışının uygulanabilmesi için olumlu izlenimler vermektedir. Bu izlenimlerin seyrini daha net görebilmek için sistemin uygulanışına zaman tanımak gerekmektedir.