Proof

73 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İşyerinde psikolojik taciz

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde çalışma yaşamında öne çıkan psikososyal risklerden birisi işyerinde psikolojik tacizdir. İşyerinde psikolojik taciz işyerindeki işveren ya da diğer çalışanlar tarafında mağdura karşı mağduru yıldırmak amacıyla yapılan süreklilik arz eden sistematik psikolojik saldırılardır. Psikolojik saldırıdan anlaşılması gereken mağduru rahatsız etmeye yönelik hakaretlerden küçük düşürücü sözlere kadar mağdura karşı yapılan her türlü olumsuz söz, tutum ve davranıştır. İşyerinde psikolojik taciz, işyerinde ayrımcılık ve cinsel taciz gibi çeşitli kavramlarla benzerlik gösterse de bazı unsurları açısından bu kavramlardan farklıdır. Türk Hukukunda işyerinde psikolojik taciz kavramı öncelikle yargı kararlarına konu olmuş daha sonra çeşitli yasal düzenlemelerde doğrudan yer almıştır. İşyerinde psikolojik taciz ile işçinin iş sözleşmesi çeşitli yönlerden ihlal edilmektedir. İşyerinde psikolojik taciz işverenin gözetme borcuna veya eşit davranma borcuna aykırı davranışları sonucunda meydana gelebilecektir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güveliği Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre işveren işyerinde psikolojik tacize karşı her türlü önlemi almalıdır. İşverenin bu yasal yükümlüklerini ihlal etmesinin çeşitli hukuki sonuçları olacaktır. İşyerinde psikolojik taciz nedeniyle mağdur işçi, işverenden çeşitli tazminat ve alacak taleplerinde bulunabilecektir. Yine işyerinde psikolojik taciz oluşturan fiiller suç oluşturuyorlarsa failler ceza alabileceklerdir. İşyerinde psikolojik tacizin ispatı konusunda yasal düzenlemelere ve yargıtay içtihatlarına göre mağdur işçiye çeşitli ispat kolaylıkları tanınacaktır.

Gözetme borcuHukukMobbing+4
Veysel Özge
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf matematik ders kitabı sorularının matematiksel süreç becerilerine göre incelenmesi

Bu araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılından itibaren 5 (beş) yıl süre ile ders kitabı olarak okutulacak olan 8. sınıf matematik ders kitabında yer alan açık uçlu, çoktan seçmeli ve etkinlik maddelerinin matematiksel süreç becerilerini temsil etme dağılımları incelenmiştir. Söz konusu matematiksel süreç becerileri, NCTM (2000) tarafından belirlenen ve MEB (2013)'in Matematik Dersi Öğretim Programı'nda önemi vurgulanan ve öğrencilere kazandırılması hedeflenen muhakeme ve ispat, iletişim, ilişkilendirme ve temsillerdir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın dokümanı olan ders kitabındaki tüm ünitelerde yer alan "etkinlik", "öğrendiklerimizi uygulayalım" ve "ünite değerlendirme" testlerindeki maddeler Hunsader ve ark. (2014) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından revize edilmiş olan Matematiksel Süreçleri Değerlendirme ve Kodlama Çerçevesi (MSDKÇ) formuna göre analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ders kitabında yer alan maddelerin matematiksel süreç becerilerini temsil etme dağılımlarının çeşitlilik gösterdiği görülmüştür. Matematiksel iletişim becerisinin diğer becerilere oranla daha fazla temsil edildiği söylenebilir. İletişim becerisinin temsil düzeyi etkinliklerde %96, açık uçlu sorularda %68, çoktan seçmeli sorularda ise %62 olarak tespit edilmiştir. Özellikle açık uçlu ve çoktan seçmeli sorularda muhakeme ve ispat becerisinin temsil düzeyinin çok düşük olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularına dayalı olarak, matematik ders kitaplarının hazırlanmasında matematiksel süreç becerilerinin de bir kriter olarak ele alınması gerektiği düşünülmelidir.

Ders kitaplarıMatematik dersiMatematik eğitimi+6
Suat Gün
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik hakları bağlamında boşanma davalarında ispat

Kişilik hakları kişiliği meydana getiren bütün değerler üzerinde sahip olunan, şahsa sıkı sıkıya bağlı ve mutlak haklardandır. Kişinin özel yaşamı üzerinde sahip olduğu hakkı, kişilik haklarının bir parçasını oluşturur. Günümüz teknolojisinin büyük bir hızla gelişmesi, kişinin özel ve gizlilik alanlarına yönelik müdahalelerin sayısını ve kapsamını oldukça artırmış; farklı sızma yöntemlerinin doğması ile kişinin özel yaşamı müdahalelere açık bir hale gelmiştir. Boşanma davaları eşlerin kişilik hakkının bir parçasını oluşturan özel ve gizli hayat alanını yakından ilgilendiren davalardır. Bu durum kimi zaman ispat faaliyetinde bulunan eşin, diğerinin kişilik haklarına müdahale etmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Kişilik haklarının ihlali kural olarak hukuka aykırılık teşkil edeceğinden bu suretle elde edilen delillerin de hukuka aykırı yollarla elde edildiği kabul edilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/II ile hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bir tarafta adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının bir unsuru olan ispat hakkı; diğer tarafta ise kişilik hakları yer almaktadır. Çatışan değerler arasında hangisine üstünlük tanınması gerektiği konusunda yeknesak bir yaklaşım bulunmamaktadır. İspat hakkının kişilik haklarından daha üstün olduğunun kabul edilmesi halinde, ispat hakkının kullanılması bir hukuka uygunluk sebebi olarak değerlendirilecektir. Buna karşılık kişilik haklarına üstünlük tanınması halinde, ispat faaliyetinde bulunan eşin, diğerinin kişilik hakkına yönelik müdahalesi hukuka aykırı kabul edilecek ve bu durum beraberinde delillerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesini gündeme getirecektir. Anahtar Sözcükler Kişilik Hakları, Özel Hayat, Boşanma Davaları, İspat, İspat Hakkı, Hukuka Aykırı Deliller.

BoşanmaDavalarDelil+3
Bilgenur Canıtez Gözübüyük
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hukukunda kullanım ispatı

Tescil edilmiş bir marka, sahibinin tekelindedir ve tescilden doğan hakların devam etmesi için markanın kullanımı gerekmektedir. Hukuki nitelik bakımından külfet olarak nitelendirilebilecek marka kullanımı başta TRIPS ve Paris Konvansiyonu olmak üzere pek çok uluslararası düzenlemeye konu olmuştur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu da AB Marka Tüzük ve Direktiflerine bağlı olarak markanın kullanılmasını düzenlemiş ve kullanılmamasına çeşitli sonuçlar bağlamıştır. Buna göre, markanın ciddi olarak, Türkiye'de, tescil edildiği mallar ve/veya hizmetlerde ve tescil edildikten sonra beş yıl içinde kullanılması gerekmektedir. Markanın kullanımı olarak kabul edilen hükümler ve kullanılmama için haklı sebebin bulunması istisnaî niteliktedir. Markanın öngörülen şekilde kullanılmaması üç aşamada ileri sürülebilmektedir. Bunların birincisi, başvurunun yayımlanmasından sonraki itiraz sürecinde, ikincisi markanın hükümsüzlüğü davasında ve sonuncusu marka hakkına tecavüz davasındadır. Her üç aşamada da kullanmama savunmasının ileri sürülebilmesi için; en az beş yıldır tescilli bir markanın bulunması, bir talebin varlığı ve bu talebinin SMK 6'ncı maddenin 1'inci fıkrası uyarınca karıştırılma ihtimaline dayanması gerekmektedir.

Marka hukukuMarkanın kullanılmamasıMarkanın kullanılması+1
Elanur Tamer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk iş hukukunda normali aşan çalışmalar

Araştırmamızın konusunu Türk İş Hukukunda Normali Aşan Çalışmalar oluşturmaktadır. Normali aşan çalışma kavramından bahsedebilmek için öncelikle çalışma süresinin incelenmesi gerekecektir. Çalışma süresinin sınırlandırılmaması halinde normali aşan çalışmadan bahsedilemeyecektir. Sınırlandırmanın dayanağını ise işçinin tüm gün çalışmasının sağlığı açısından elverişli olmaması ve bu şekilde verimliliğin artırılması oluşturacaktır. Bu nedenle çalışmamızda kısaca çalışma süresi kavramına yer verildikten sonra normali aşan çalışmalar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ülkemizde çoğu işveren, çeşitli sebeplere dayanarak işçilerine normali aşan çalışma yaptırmaktadır. Fazla çalışma ise başta ekonomi olmak üzere üretimin arttırılması, ücret, çalışma süresi, ekonomik ve toplumsal sorunlara doğrudan etki etmektedir. Fazla çalışma işçiye yarar sağlamasının yanında sağlık ve sosyal yaşamında olumsuz etki yaratabilmektedir. Genellikle yapılan fazla çalışma kanundaki şartlara uygun olmaması sebebiyle işçi ve işveren arasında uyuşmazlık çıkmaktadır. Buna bağlı olarak iş mahkemelerinde açılan davaların çoğunluğunu normali aşan çalışmaya yönelik ücret alacakları oluşturmaktadır. Normali aşan çalışmaya yönelik sorunlara çözümlerin kanun ve anayasaya uygun olması gerekecektir. Bu konuda taraflar arasındaki uyuşmazlık sayısı fazla, konu kapsamlı ve geniştir. Ayrıca teknolojik gelişmeler doğrultusunda mevzuat ve Yargıtay içtihatları da zamanla değişmektedir. Bu nedenle normali aşan çalışmalar ayrı bir öneme sahip olması sebebiyle çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda normali aşan çalışmalar tüm yönleriyle incelenmiş olup, çalışma süresi kavramı, denkleştirme uygulaması, normali aşan çalışmanın ispatı, normali aşan çalışmanın karşılığı olarak ücret veya serbest zaman kullandırılması, normali aşan çalışmanın karşılığının verilmemesinin sonuçları, yasak, sınır ve bunlara uymamanın sonuçları gibi konu başlıkları ele alınmıştır. Ayrıca İşK dışında DİK, BİK ve TBK'daki düzenlemelere yer verilmiştir. Yine çalışmamızın genelinde yerleşik Yargı kararları ve öğretideki tartışmalar doğrultusunda inceleme yapılmıştır.

Fazla çalışmaSerbest zamanTürk iş hukuku+5
Selen Çavuş
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessAR

جريمة الاغتصاب بين الفقه الإسلامي والقانون السوري

Islamic law is characterized by its comprehensiveness and flexibility for all times and places, and contains controls and rules that make it one of the most important pillars of security that maintains the stability of society. From this point of view, due to what is happening in Syria and the unprecedented proliferation of the crime of rape and the fact that adultery is no longer considered a crime, we had to investigate the source of the crime, the judgment of the perpetrator and the rights of the victim in both Islamic law and Syrian state law. In this research, we discussed the crime of rape, which is considered a crime in both Islamic law and Syrian law, which was amended in 2011 by Decree Law No. 1. We aimed to explain the differences between the Islamic jurisprudence's view of the crime and the Syrian law's view of the crime. The research introduced the concept of the crime of rape in Islamic law and compared it with the crime of adultery, and clarified the elements of the crime of rape, its conditions and evidence, and the punishment to be given to the rapist, and clarified the punishment of the rapist, after the differences in jurisprudential opinion, especially the nature of the crime and the extent to which it is linked to the penalization of adultery or muharabah, Because the old jurists discussed the elements of the crime within the provisions of the crime of adultery, because in this crime the rapist is considered to have committed adultery, and explained the issues of knowing the provision on attempted crime, the reasons for reducing. The punishment of the perpetrator and clarifying the rights of the victim. The research also clarified the concept of the crime of rape in Syrian law and differentiated it from the crime of intentional injury, addressed the elements of the crime, the conditions of the perpetrator and the victim, the conditions of sexual intercourse, and looked at the evidence that proves the crime in the law. And it was determined that Syrian law does not provide for specific methods of proof, but instead accepts any method that the judge can be convinced by. The punishment of the rapist and knowing the rule of the incomplete punishment or what is known in legal terms as the "punishment for attempting to commit the crime of rape" and finally the reasons for reducing the punishment of the perpetrator in Syria. At the end of each topic, we concluded by mentioning the differences between Islamic law and Syrian law with regard to the crime of rape. The seriousness of this crime and its bad and negative effects on the victim in the society, and the society's secrecy and lack of public discussion of such issues, as well as the lack of law libraries on such issues, are among the reasons that led us to conduct this research. We ask Allah to make us successful and guide us to the right path with His permission.

Şeyma Elias
Mardin Artuklu University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel taciz suçu

Bir kimsenin vücut dokunulmazlığı ihlal edilmeksizin cinsel amaçlı olarak taciz edilmesi anlamına gelen cinsel taciz suçu, diğer cinsel özgürlüğe karşı işlenen suçlarda olduğu gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple çalışmamızın birinci bölümünde; toplumsal cinsiyet, cinsel özgürlük, cinsel şiddet, aile içi ve kadına yönelik şiddet, şiddetle mücadelede uluslararası ve ulusal düzenlemeler ile ulusal eylem planları, İstanbul Sözleşmesi ve Türkiye'nin sözleşmedeki tutumu, cinsel taciz olayları ile ilgili istatistikler, cinsel taciz suçu ile benzerlik ve farklıları olan ancak bazı ülkelerde cinsel taciz kavramı kapsamına alan ısrarlı takip suçu anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise; Türk Ceza Kanunu'nda cinsel taciz suçunun tarihçesi, mukayeseli hukukta suçun ne şekilde düzenlendiği, Türk Ceza Kanunu'nda suçtan korunan hukuki değer, suçun unsurları, özel görünüş şekilleri, suçun muhakemesi ve yaptırımı ile cinsel taciz suçu bakımından önemli bir sorun teşkil eden ispat konusuna yer verilmiş, öğretideki tartışmalar ve Yargıtay kararları ışığında konu başlıkları açıklanmaya çalışılmıştır.

Aile içi şiddetAilenin Korunmasına Dair KanunCinsel suçlar+7
Öznur İshakbeyoğlu
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

4857 sayılı Kanuna göre fazla çalışma ve ispatı

Günümüzde fazla çalışma kavramı oldukça fazla karşımıza çıkmaktadır. Fazla çalışma kavramı, işçinin mevzuatlarda belirlenen günlük, haftalık süreler haricinde ya da zorunlu, olağanüstü ya da işçinin etkisi dışında gelişen durumlar sonucunda normal çalışma saatleri dışında çalışabilmesi durumudur. Bu kavram birçok ana başlık ve alt başlıklar şeklinde, olabilecek her durum için mevzuatımız ve taraflar açısından incelenmiştir. Fazla çalışmanın neden olduğu durumların yanı sıra ücretlendirilmelerindeki farklar araştırmamız kapsamında bulunmaktadır. Ücretlendirme ve bu ücretlendirmenin ödenmemesi durumunda söz konusu olabilecek hukuki yaptırımlar tez içerisinde yer almaktadır. Fazla çalışma kavramına yönelik olarak fazla çalışma yapılan alanlarda kendi aralarında değişiklikler göstermektedir. Bu durumlar karşısında kanunda düzenlemeler ve duruma uygun yönetmelikler düzenlenmiştir. Olağan durumlara bağlı olarak hangi kanunda ve hangi maddede düzenlemelere yer verildiğine dair içeriklere çalışma içerisinde yer verilmiştir. Fazla çalışma kavramına ilişkin kanunda çalışma süreleri sayılan ve sayılmayan haller bulunmaktadır. Bu hususlar özel durumlara, çalışma saati dilimlerine ve vardiya durumuna bağlı belirlenmiştir. Bazı durumlara da fazla çalışma açısından yasaklar getirilmiştir. Kanun insan sağlığını ve güvenliğini ön planda tutmaktadır. Tez içerisinde belirtilen durumlardaki işçilere fazla çalışma yaptırılamamaktadır. Yaş, sağlık durumu, kısmi zamanlı çalışmalar gibi sebepler bu yasakların içerisinde yer almaktadır. Özellik arz eden hususlar kapsamında fazla çalışma yapılmasının da duruma göre uyarlanması mümkündür. Esnekleştirme ve denkleştirme kapsamında çalışma süreleri değişebilmektedir. İşçi ya da işveren açısından gerekli sebepler olması halinde çalışılamayan durumlar için telafi çalışmaları da söz konusu olmaktadır. Fazla çalışma karşılığında ücret veya serbest zaman talep edilmesi mümkündür. Bu duruma bağlı olarak fazla çalışmanın yapıldığı ya da yapılmadığı hukuken ispatlanmalıdır. Bu ispat hallerine ilişkin olarak birçok görüş ileri sürülmüştür. Tam anlamıyla hayatımızın her alanında farklı durumlarla karşımıza çıkabilecek olan fazla çalışma kavramı hakkında insanı ön planda tutarak hukuki koruma ve hak sağlanabilmesi açısından çalışmalar yapılmıştır.

Fazla çalışmaKanunlar 4857 sayılıÜcret+4
Songül İshakbeyoğlu
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi Osmanlı hukukunda ispat vasıtaları

İslam hukukunda başlıca şahitlik, ikrar, yemin ve yeminden kaçınma olmak üzere dört başlık altında ele alınabilecek olan ispat vasıtaları, klasik dönem Osmanlı hukukunda da aynı şekilde benimsenmiş ve esaslı bir değişikliğe uğramadan uygulanagelmiştir. Tanzimat dönemine gelindiğinde ise bu alanda köklü değişikliklere gidilmiştir. Bir yandan özellikle şer'iyye mahkemelerindeki davaların yargılama usullerine ilişkin Mecelle'nin ilgili kitapları kabul edilmiş, ardından da 1917 tarihinde yine bu alana dair hususi bir kararname yayınlanmıştır. Diğer yandan da nizamiye mahkemeleri açısıdan, ilk olarak ticari yargılamalara ilişkin ticari yargılama usulü kanunu çıkarılmış, ardından da hem hukuk hem ceza davalarında uygulanacak usulleri içeren iki ayrı yargılama usulü kanunu aynı yıl içinde kabul edilmiştir. Özellikle anılan son üç düzenlemenin Batı kökenli olması, ispat vasıtaları konusunda kayda değer yeniliklerin Osmanlı hukuk sistemine girmesine sebep olmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde yaklaşık beş yüz yıl boyunca geçerli kalmış olan klasik dönem Osmanlı hukukunda ispat vasıtaları konusu incelenmiş, ardından gelen bölümlerde de sayılan kanuni düzenlemeler kapsamında ispat vasıtalarının hangi hükümlere tabi kılındığı tek tek ele alınmıştır. Bu sırada klasik döneme kıyasla ne gibi değişikliklere gidildiği de karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Böylece Tanzimat dönemi Osmanlı yargılamalarında ispat vasıtalarının aldığı görünüm hakkında kapsamlı bir çalışma ortaya konmaya çalışılmıştır.

KanıtOsmanlı hukukuTanzimat+6
Yasemin Kurtoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'de tanım teorisi ve tanım teorisinin burhân teorisiyle ilişkisi

Fârâbî; mantığın sistemleştiricisi "Birinci Öğretmen" Aristoteles'in ardından mantığa hak ettiği değeri yeniden kazandırması ve burhânı yeniden felsefenin temeli haline getirmesi sebebiyle "İkinci Öğretmen" olarak anılan bir meşşâî filozoftur. Fârâbî, İslam Felsefesine yön vermiş ve kendisinden sonrakiler için bir kıstas noktası haline gelmiştir. Felsefenin temeline burhânı yerleştiren Fârâbî, Kitâbu'l-Burhân adlı eserinde tanım teorisine genişçe yer vermiş ve burhan ile tanım teorisi arasındaki ilişkinin altını çizmiştir. İbn Sînâ'ya kadar burhânla birlikte ele alınan tanım teorisi İbn Sînâ'dan sonra burhandan ayrılmış ve mantığın tasavvurat bahsinde incelenmiştir. Söz konusu bu değişiklik basit bir konum değişikliğinin ötesinde ciddi dönüşümlere sebep olmuştur. Tarif, "şeyin tasavvurunun ve onun temyiz edilmesinin sebebi olan şey" olarak tarif edilmektedir. Tarif, kendi içinde özsel (tanım) ve ilintisel (betim) olarak ikiye ayrılmaktadır. Özsel tanım, "bir şeyin mahiyetine delalet eden söz" olarak tanımlanmaktadır. Özsel tanımda, bir şeyin kurucu unsurları bir araya getirilerek, yüklem olmada o şeye eşit bir tamlama elde edilmektedir. Zihinde, ilgili şeyin temsilcisi haline gelen bu tamlamanın nasıl meydana getirildiği, yüklemlerin nasıl elde edildiği ve tanımla tanımlanan arasındaki uygunluğun-eşitliğin nasıl sağlandığı konuları tanım teorisi kapsamında incelenmektedir. Burhân, yakînî (kesin) öncüllerden oluşturulmuş bir kıyastır. Burhânda ulaşılmak istenen amaç, elde edilmiş yakînî öncülleri kullanmak suretiyle yakînî sonuçlara ulaşmaktır. Burhân sayesinde ulaşılan sonuçlar da yakînî olacağı için bu sonuçlar, sonraki burhânlar için birer öncül olacak ve bu süreç, sürekli devam ederek bilgi alanının genişletilmesini sağlayacaktır. Her kıyas; büyük, küçük ve orta olmak üzere üç terimden oluşmakta ve kıyas, bu üç parçanın birbirleriyle irtibatlandırılması yoluyla işlev göstermektedir. Bu üç terimin tanımlarının en başta (burhan kurulmadan önce) nasıl bilindiği konusu da tanım teorisini yakından ilgilendirmektedir. Bilginin çoğaltılması için bilinenlerden bilinmeyenlere doğru bir hareket izlenmektedir. Bu nedenle; burhânda kullanılan terimlerin anlamlarının ve tanımlarının daha önceden biliniyor olması gerekmektedir. Bilinenlerden hareketle ortaya çıkarılmış bilinmeyen (burhanın sonucu, yeni bilinen) de yine başka bir şeyin anlamı ya da tanımı olabilir. Haliyle tanım ve burhân arasında karşılıklı etkileşime dayanan bir ilişki bulunmaktadır. "Nedir?" ve "neden?" soruları arasındaki yakınlıkta da kendisini gösteren bu ilişki ancak tanım teorisi ve burhan teorisi birlikte ele alındığında açıkça anlaşılabilmektedir. Tanımlar da burhanlar da ancak kullanılan içeriğin kesinliği ölçüsünde bir kesinlikle sonuç vermektedir. Tanım teorisinin ve burhan teorisinin içerikten bağımsız ve evrensel kesinliğe sahip bir işleyiş şeması bulunmaktadır. İlgili şemalar tespit edilip değişmez sabitler olarak ortaya koyulduğunda mantık; kıstas/ölçüt olma görevini şüphesiz lâyıkıyla yerine getirecektir.

BurhanFarabiKitabu'l-Burhan+4
Mustafa Ülkü
Eskişehir Osmangazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden muayenesi ve vücuttan örnek alma suretiyle elde edilen delillerin ispat değeri

Beden muayenesi ve vücuttan örnek alma suretiyle delil elde edilmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Türk hukukunda kanuni düzenlemeye kavuşmuştur. Günümüzde teknolojideki gelişmelerin de etkisiyle vücuttan delil elde etme yöntemleri gelişmiş ve ceza muhakemesi hukukunda beden muayenesi ve vücuttan örnek alma suretiyle elde edilen delillerin ispat açısından değerinin ne şekilde belirleneceği konusunda pek çok farklı teori ortaya çıkmıştır. Tezimizin amacı beden muayenesi ve vücuttan örnek alma suretiyle delil elde edilmesinin şartlarını, ispata ilişkin genel kurallar çerçevesinde bu tür delillerin ispat değerini ve konunun bilirkişilik kurumu ile insan haklarıyla ilişkisini ortaya koymaktır. Bunun için öncelikle ispata ilişkin genel kurallar göz önünde bulundurularak konu ispat açısından ele alınacak, sonra da vücuttan delil elde etme yöntemleri açıklanarak, konunun bilirkişilik ve insan haklarıyla ilişkisi ortaya konulacaktır.

Ceza muhakemesi hukukuDelilFizik muayene+2
Fulya Eroğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Önalım davasında bedelde muvazaa iddiasının tanıkla ispatının şartları ve hukuki sonuçları

Önalım davalarında bedelde muvazaa, genellikle, hak sahibinin önalım hakkını kullanılmasını engellemek amacıyla, önalım konusu gayrimenkulün satış bedelinin gerçekte taraflar arasındaki anlaşma ve reel ödeme rakamından yüksek gösterilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla önalım davalarında ileri sürülmekte olan bu yöndeki muvazaa iddiasının, yasanın öngördüğü ve izin verdiği diğer tüm delillerle ispatı mümkün olduğu gibi, belli şartların varlığı halinde tanık dahil her türlü delille ispatı mümkündür. Çalışmamızda önalım hakkı, önalım davası ve önalım davasında bedelde muvazaa iddialarının tanıkla ispatı, önalım davalarında bedelde muvazaa iddiasının tanıkla ispatındaki güçlükler ve hukuki sonuçları Yargıtay kararları eşliğinde ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir.

Bedelde muvazaaDavalarGayrimenkuller+3
Ali Kuş
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İspat kavramı ve bir ispat aracı olarak ticari defterler

İspat kelime anlamı olarak, delil sunarak bir gerçeği ortaya çıkarmak, doğrulamak ve belirli duruma getirmektir. Delil ise taraflar arasındaki çekişmeli hususların ispatında ortaya konulan araçlardır. Geçmişten günümüze ticari hayatın idamesi için ticari işlemlerin kayıt altına alınması gerekliliği doğmuştur. Bu da beraberinde ticari defter tutma ihtiyacı getirmiştir. Ticari işlemlerin kaydedildiği bu defterlerin neler olduğu ve nasıl tutulması gerektiği zaman içinde farklılıklar göstererek gelişmiştir. Ülkemizde ticari defterlere ilişkin hükümler 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu başta olmak üzere çeşitli kanunlarda yer almaktadır. Ancak ticari hayatta yaşanan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ispat aracı olarak kullanılması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu kapsamda ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi için şartlar belirlenmiş olup, sahibi lehine ve aleyhine delil olma durumları yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmiştir.

DefterlerKanunlar 6100 sayılıTicari defterler+3
Ezel Altunay
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukukunda ispat ve delil uygulamaları

Türk vergi sistemi beyan esasına dayan bir vergi sistemidir. Mükelleflerin beyanlarına dayanan vergilerin doğru ve eksiksiz bir şekilde beyan edilmiş olduğunun araştırılması gerekmektedir. Vergilerin doğru ve tam olarak beyan edilmesinin araştırılması işlemi vergi idaresi tarafından yapılmakta olup yapılan işlem vergi incelemesi olarak adlandırılır. Vergi incelemesi sonrasında mükelleflerin beyan etmiş oldukları vergiyi eksik ve/veya hatalı beyan ettiğinin iddia edilmesi ise mükellefleri bir takım cezai yaptırımlar ile karşı karşıya bırakmaktadır. Cezai işlemin hatalı iddia olunması durumunda ise konu yargıya taşınabilir. Yargıya taşınan konunun normal bir durumun aksini iddia eden tarafça ispat edilmesi yani yargıcı inandırma faaliyetini yerine getirmesi esastır. Yargılama safhasında ispatın sağlanabilmesinde yardımı olabilecek araçlar ise delil olarak adlandırılmaktadır. Çalışmamızın üç bölümden oluşmakta olup ilk bölümümüzde genel olarak ispat ve delil kavramları açıklanacak, ikinci bölümde hukukun farklı alanlarında ispat ve delile ilişkin ilkeler ayrıntılarıyla kaleme alınacak, son bölümde ise Türk vergi sisteminde ispat ve delil uygulamaları incelenerek, yargı kararları ile yargının bakış açısı hakkında değinilecektir. Sonuç bölümünde ise mükelleflerin kimi zaman sunmuş olduğu delillerin yeteri kadar dikkate alınmadığı, kimi mükelleflerin ispat ve delil konusunda yeterli derecede bilgiye sahip olmadığı ve gereken özeni göstermediği ayrıca yargıya intikal eden uyuşmazlık konusu içeren bir davanın mahkeme tarafından re'sen araştırma yapılması durumunda elde edilen belgenin davacı tarafa iletilmemesi hakkında var olan sorunlar yazılacak ve çözüm önerileri getirilecektir.

DelilMali hukukTürk vergi hukuku+3
Ali Deniz İnan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma davalarında delillerin toplanması ve incelenmesi

Boşanma Davalarında Delillerin Toplanması ve İncelenmesi başlıklı bu tez çalışmasında, boşanma davalarında delillerin ne şekilde toplanarak mahkeme huzuruna getirileceği ve mahkemece ne şekilde inceleneceği değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken özellikle yargılamaya hakim olan ilkeler çerçevesinde hareket edilmiş, ispat, deliller ve hukuka aykırı deliller ayrıca ele alınmıştır. Aile, bir toplumun temel yapı taşlarından biridir. Eşler arasında usulüne uygun şekilde yapılan evlenme akti ile evlilik ilişkisi kurulur. Evliliği sona erdiren en yaygın sebeplerden biri ise boşanmadır. Boşanma davaları davanın tarafları ve toplum açısından oldukça önemlidir. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için davacının Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen boşanma sebeplerinden birine ya da bir kaçına dayanarak dava açması gerekmektedir. Açılan bu davada taraflar iddia ve savunmalarını ispatlamak durumundadır. Taraflarca yerine getirilmesi gereken bu ispat işlemi usulüne uygun bir şekilde ve hukuka uygun deliller vasıtasıyla gerçekleştirilmelidir. Dava sonucunda mahkemece verilecek inşai nitelikteki boşanma kararının kesinleşmesi ile boşanma gerçekleşecektir. Boşanma davaları, sahip oldukları önem nedeniyle diğer davalardan farklı düzenlemelere tabi tutulmuştur. Özellikle usul hukuku açısından ortaya çıkan bu farklılıklar, temelde evlilik birliğinin mümkün olduğunca ayakta tutulması, tarafların, çocukların ve kamunun menfaatinin korunması amacına hizmet etmektedir. Özellikle delillerin toplanarak mahkeme huzuruna getirilmesi ve hakim tarafından serbestçe değerlendirilerek, vicdani kanaat sistemine göre hükme esas alınması hususları oldukça önemlidir. Dolayısıyla boşanma davaları, ispat ve delillere ilişkin hususlar yönüyle diğer davalardan ayrılmaktadır.

BoşanmaDavalarDelil+2
Aslıhan Aksakal
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni usul hukukunda delil tespiti

Tarafların arasındaki hukuki uyuşmazlıklar yargı organları tarafından çözümlenir ve karara bağlanır. Taraflar uyuşmazlık ile ilgili haklılığını ispat etmekle mükelleftir. İspat ise deliller vasıtasıyla gerçekleştirilecektir. Yargılama sonucunda maddi gerçeğe ulaşmak için deliller önem arz etmektedir. Delil tespitinin amacı acele hallerde delillerin kaybolmasını önlemek için mahkeme aracılığıyla delillerin incelenmesidir. Delil tespiti niteliği itibariyle geçici hukuki korumadır. Delil tespitinin konusunu maddi vakıalar oluşturur. Delil tespitinin yapılabilmesi için mutlaka bir talep olmalıdır. Mahkemeler kendiliğinden delil tespiti yapılmasına karar veremez. Delil tespiti nihai bir karar olmadığından kanun yoluna götürülemez ancak delil tespitine itiraz mümkündür.

DelilDelil tespitiTespit davası+1
Kübra Vançelik
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslam muhakeme hukukunda yeni ispat vasıtaları

İslam muhakeme hukukunda hakkı ortaya çıkarmaya yarayan en önemli şey ispat vasıtalarıdır. Bir davada haklı ile haksız, masum ile suçlu ancak gerçeği ispat ederek ortaya konulabilmektedir. İslam muhakeme hukukunda ispat vasıtalarının tamamı nas tarafından belirlenmemiştir. Birçok farklı çeşit olarak karşımıza çıkan ispat vasıtaları günün şartlarına göre şekillenmiş, yeni ispat vasıtaları ortaya çıkmıştır. Günümüzde bilim ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak yeni ispat vasıtaları ortaya çıkmış, bunlar sayesinde suçluların yakalanması ve haksızlıkların önlenmesi kolaylaşmıştır. Bilimin ve teknolojinin ilerlemesiyle yenilenen birçok şey gibi ispat vasıtalarında da yenilikler ortaya çıkmıştır. Adli tıp ilminin ortaya çıkmasıyla, gözle görülemeyen izler ortaya konulmaya başlanmıştır. Bilimin ilerlemesiyle DNA, parmak izi, otopsi incelemeleri, kimyasal analizler sayesinde eskiden bilinemeyen pek çok gerçek bugün kesinlik derecesinde ortaya konulabilir olmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle mesafeler kısalmış, ulaşım, iletişim, bilgi ağı çok farklı bir boyuta taşınmıştır. Günümüzde teknoloji sayesinde alışveriş, ticaret, maddi kazanç yöntemleri değişmiş, artık tek bir tuşla uzaktan birçok iş halledilebilir hale gelmiştir. Teknolojinin getirdiği bu yenilikler muhakeme alanında insanların sorumluluk ve yükümlülüklerini de arttırmıştır. Ortaya çıkarılmak istenilen maddi gerçek bilim ve teknoloji sayesinde gözler önüne serilebilir olmuştur. Çalışmamızda modern dünyadaki bilim ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan ispat vasıtalarının neler olduğuna değinmeye çalıştık. Bu ispat vasıtalarını İslam muhakeme hukuku açısından kabul edilebilirliğini naslar çerçevesinde ele almaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: İslam, Hukuk, Muhakeme, İspat, Adli Tıp

Adli tıpİslam hukukuİslam muhakeme hukuku+1
Buşra Dinçer
Düzce University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf öğrencilerinin geometrik ispat süreci ve eğilimleri

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin geometrik ispat ve akıl yürütme sürecini ve ispat temsil şekillerine olan eğilimlerini tümevarım ve tümdengelimsel muhakeme doğrultusunda incelemektir. Bu araştırmanın, ülkemizin matematik öğrenme alanında ispat yapmaya ilişkin ihtiyaçlarının belirlenmesine ve bu anlamda öğrencilerde ispat yeteneğinin gelişimi için izlenecek stratejinin belirlenmesine, öğretmenin bu aşamadaki yeri ve rolüne, öğretmenin belirlenen stratejiye uygun tasarlayacağı sınıf içi yaşantılara katkı sağlayacağı düşünülmüştür.Araştırmanın örneklemini; Bursa iline bağlı iki ilköğretim okulundan 8. sınıftan toplam 154 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmacı tarafından 6. ve 7. sınıf geometri öğrenme alanı ve kazanımlarına uygun, geometri temelli, üçgen ve açıların daha ön planda tutulduğu toplam 8 açık uçlu soru hazırlanmıştır.Geometride ispat Öklid' ten başlayarak günümüze kadar başka bilim dallarında da uygulanmaktadır. Bu anlamda, (Bell 1976), (Stylianides 2007) kaynakları da bizim çalışmalarımıza ışık tutan önemli kaynaklar olmuştur.Verilerin analizi aşamasında yüzde ve frekans tablolarından yararlanılmıştır. Bu araştırmayı yaparken, verilen cevaplar Bell' in (1976) belirlediği ispatın matematiksel anlamının taşıdığı üç boyut (doğrulama, açıklama ve sistematikleştirme) dikkate alınmıştır. Ayrıca alt problemler belirlenirken, Stylianides' in, 2007 de, sınıf içinde yapılan ispatlama etkinliklerine ilişkin ispat için ortaya koyduğu iki özellik (ispatlama yolları ve ispat temsil şekilleri) göz önünde bulundurulmuştur.Sonuçlar, genel olarak, bilinen doğrulardan yeni bir doğru çıkarma durumunun az da olsa gerçekleştiğini gösterirken, doğruya dolaylı yollardan (olmayana ergi yöntemi, çelişki bulma yöntemi) ulaşma durumunun neredeyse hiç gerçekleşmediğini, öğrencilerin geçerli bir ifadenin doğrulamasını yapabilmelerine rağmen, geçersiz ifadeyi çürütme yollarını (ters örnek bulma, çelişki bulma yöntemi) bilmediklerini, en çok tercih edilen ispat türü sayısal örnekleme ve görsel ispat, en az tercih edilen ispat türünün cebirsel ispat olduğunu göstermiştir.

İspat
Şerife Zaimoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin ispat yapabilme becerilerinin gelişimine 5E modelinin etkisi

Bu çalışmada, yapılandırmacı yaklaşıma dayalı 5E öğrenme modelinin 7.sınıf öğrencilerinin geometride ispat becerilerinin gelişimine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Konu olarak çember ve daire seçilmiştir. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir ilimizin bir ilçesinde bulunan bir ortaokulun 7. Sınıfında öğrenim görmekte olan farklı iki şubedeki 34 öğrenci ile yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubu rastgele seçilmiştir. Çalışmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte yer aldığı karma yöntem kullanılmıştır. Deney grubunda dersler 5E öğrenme modeline uygun geliştirilen materyallerle işlenirken, kontrol grubunda dersler matematik öğretim programına dayalı olarak geliştirilen ders kitaplarının önerdiği yöntem ve modellere göre yürütülmüştür. Çalışma öncesinde ön-test olarak her iki gruptaki öğrencilere ispat becerileri değerlendirme testi uygulanmıştır. Aynı test son-test olarak çalışma sonunda yeniden uygulanmıştır. Ek olarak çalışma sonunda deney grubu öğrencilerine yapılandırılmış soru formu uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi kullanılarak elde edilen bulgular 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Yapılan istatistiksel çalışmalar sonucunda çember ve daire konusunda 5E öğrenme modeline göre hazırlanan ders etkinliklerinin öğrencilerin geometride ispat yapabilme becerilerinin gelişimine anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Ancak deney grubu öğrencilerinin test cevapları incelendiğinde daha nitelikli cevaplar verdikleri gözlemlenmiştir.

5E ModeliGeometriMatematik eğitimi+6
Cansu Küçükbulut
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK M. 156)

Bedelsiz senedi kötüye kullanma suçu, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ilk şeklinde düzenlenmemiş; 1936 yılında 3038 sayılı Kanun ile 509. maddeye eklenmişti. Bu suç, 765 sayılı TCK'nın mehazı niteliğinde olan İtalyan Ceza Kanunu'nda da düzenlenmemişti. Bedelsiz senedi kullanma suçu, mal aleyhine cürümler başlığı altında emniyeti suiistimal başlıklı dördüncü fasılda, müstakil olarak düzenlenmemiş, emniyeti suiistimal suçunun seçimlik hareketlerinden birisi olarak düzenlenmişti. 5237 sayılı TCK döneminde ise bedelsiz senedi kullanma suçu, müstakil olarak malvarlığına karşı işlenen bir suç niteliğinde, 156. maddede, orijinal bir suç tipi olarak varlık kazanmıştır. Bu çalışmada 765 sayılı TCK döneminde bu suçun orijinal bir suç tipi olarak ihdas edilmesinin gereksizliğine yönelik doktrindeki eleştiriler tahlil edilmiştir. Bu suçun bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmesinin ihtiyaç dahlinde olduğu ve bu hususun ultima ratio ilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu suçla korunan hukukî değer araştırmasında, doktrinde bu suçun koruduğu hukukî değerin tek boyutlu olduğu görüşler eleştirilmiş ve bu suçta korunan hukukî değerin çift boyutlu olduğu sonucuna varılmıştır. Muhakeme başlığında ise bu suçun ispatı ve senedin bedelsizliği ile ilgili hukuk mahkemesi kararının ceza mahkemesine olan etkisi özellik arz etmektedir. Yargıtay'ın İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu suç özelinde senetle ispat kuralının geçerli olacağı yönündeki kararının hukuk tekniği bakımından hatalı olduğu ortaya konmuş; ancak fayda ilkesi gereği senetle ilgili bir ceza yargılamasında senetle ispat kuralının amaca hizmet edeceği sonucuna varılmıştır. Bu anlamda ceza muhakemesinin temel ispat kuralına aykırı bir uygulamanın İçtihadı Birleştirme Kararı ile değil kanunla öngörülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bölümün son kısmında ise senet konusunda hukuk mahkemelerinin sahip olduğu uzmanlık göz önünde bulundurulduğunda ceza mahkemelerinin bu husustaki hukuk mahkemesi kararlarıyla bağlı olması gerektiği sonucuna varılmıştır.

BedelsizlikMala karşı suçlarSenetler+4
Burak Taş
Ankara Social Science University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suç karineleri ve ilgili yenilikler İslam hukuku ve beşeri hukuk açısından karşılaştırmalı inceleme

Hakikat; adaletin inceleme ve delillendirme suretiyle ulaştığımız yitik yanıdır. İslam hukuku; üzerinde anlaşmazlık bulunan olaylara dair çeşitli emare ve delillerden hareketle çıkarımda bulunulmuş bazı araçları, hükümleri yoluyla irdelemiştir. Bu araçlar, karineler ismiyle bilinmekte olup karineler bir şeye, o şeyde kullanılmaksızın delalet eder. Bir diğer ifadeyle karineler, bilinenden hareketle bilinmeyen hakkında çıkarımda bulunulmasını sağlayan delillerdir. İslam hukukçuları nezdinde karine; ortaya çıkarılması istenen duruma eşlik eden, o durumla beraber bulunan emarelerden hareketle çıkarımda bulunmak suretiyle kişiyi bilinmeyene ulaştıran emare anlamına gelmektedir. Bu emarenin var olmaması durumunda sözü edilen bilinmeyene ulaşılması da mümkün değildir. Hz. Yusuf (as) kıssası ile ilgili "Eğer (adamın) gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, adam yalancıdır." ayet-i kerimesinde yer alan karine buna örnek olarak verilebilir. Bir diğer örnek de Hz. Peygamber'in (sa) şu sözünde görülmektedir: "Çocuk yatak sahibinindir. Zina edene ise mahrumiyet vardır." Çeşitli hadiselerde var olup sahabilerin İslam hukukuna dair hükümlerin çıkarımında istinat ettikleri daha başka karinelerin de örnek olarak sunulması mümkündür. Buradan hareketle suç mahallinden alınan kan ve saç teli gibi örnekler üzerinde yapılan DNA profillemesi (kimliklendirmesi) veya laboratuvar analizleri, ses veya görüntü kayıtlarının kullanılması gibi çağdaş araçlara istinat edilmesinin mümkün olduğu söylenebilir. Ayrıca çeşitli suçların ortaya çıkarılmasında polis köpeklerinin kullanılması da imkân dâhilindedir. Zira bu yöntem de suça işaret eden veya suç hadisesine eşlik eden karinelerden sayılmaktadır. Eski ve yeni tüm karineler, kanıtlamanın hakikate ulaştıran, adaleti sağlayan asli araçlarından gaye ve anlam bakımından farklı değildir. Herhangi bir çelişki içermeyen karinelerin görmezden gelinmesi, hukukun zayi edilmesi ve ortadan kalkması anlamına gelmektedir. İslam Hukuk Konseyi tarafından alınan kararlar bu yöndedir.

DelilKarineKarşılaştırmalı hukuk+4
Gaılan Adnan Tawfeeq Alsabbagh
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hakaret suçunda isnadın ispatı

Hakaret suçunda faile tanınan ispat hakkı hukuk sistemlerinin yıllar içinde gelişimiyle birlikte demokratik ülkeler bakımından bir insan hakları ve ifade hürriyeti ölçütü olarak görülebilir. Ülkelerin rejimlerinin ve siyasal sistemlerinin değişimleriyle ispat hakkına tanınan imkân arasındaki ilişki bunun önemli göstergelerindendir. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde ispat hakkının dünyadaki gelişimi, bu konuda mevcut olan sistemler ve kavramın Türk hukukundaki tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde isnadın ispatı kavramı, günümüzde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Anayasa'daki düzenlemeler dikkate alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Kanun hükmündeki düzenlemenin Anayasal hükme aykırılığına ilişkin tartışmalara değinilmiştir. Hakaret ve sövme suçlarına ilişkin eski mevzuattaki ayrımın kaldırılması, kavramın hukuki niteliğine ilişkin tartışmalar ve isnadın ispatlanmasının sonuçları üzerinde durulmuştur.

HakaretHakaret suçuSuç+3
Mehmet Türker Erenalp
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gösterişçi tüketimin kültürel bağlamda deneyimsel satın almaya etkisi: Sosyal medyada statü ve kimlik ispatı

Günümüz toplumlarında bireylerin tüketim alışkanlıklarının değişmesi, onları maddesel tüketim ile sınırlı kalmayarak deneyimler üzerinden de tüketim davranışına yöneltmiştir. Bu durum, literatürde deneyimsel satın alma kavramı ile karşılaşılmasını sağlamaktadır. Bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarının etkisi ile süren deneyim davranışı, bireylerin statü ve kimliklerini de sergileyebilecekleri deneyimlere yönelmelerine neden olmaktadır. Bu deneyimlerden biri de kültürel etkinliklerdir. Bireylerin kültürel etkinliklere katılımları ile statü ve kimlik ispatında bulunmaları, bunu daha geniş kitlelere ulaştırmaları da sosyal medya aracılığıyla gerçekleşmektedir. Gösterişçi tüketim kavramının da yerini aldığı bu noktada, bireylerin sosyal medya paylaşımlarında gösterişçi tüketim sergilemeleri ile statü ve kimlik ispatının sağlandığı kültürel etkinlikler belirlenerek, literatüre, devlet kurumlarına, işletmelere fikir sağlamak ve katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Kültürel etkinliklere katılan, 18 yaş üzerindeki 416 sosyal medya kullanıcısına, sosyal medya platformları ve haberleşme uygulamaları üzerinden ulaşılarak anket formları gönderilmiştir. Anketlerden elde edilen verilerin analizinde, "korelasyon", "frekans" analizleri, içsel tutarlılığı değerlendirmek için "Cronbach Alfa" katsayılarına dayalı analiz tekniği, normallik analizi için "Kolmogorov-Smirnov" ve "Shapiro-Wilk" testleri, bağımsız örneklemler için ise "Mann Whitney- U" ve "Kruskal Wallis-H" testleri uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, gösterişçi tüketim deneyimsel satın almaya etki ederek kültürel etkinlikler kapsamında statü ve kimlik ispatında rol oynamaktadır. Eğitim düzeyi düşük olan bireylerin kültürel etkinliklere katılımı statü ispatı aracı olarak gördükleri, genç ve eğitim düzeyi yüksek olan bireylerin ise sosyal medyada deneyimsel bağlamda gösteriş tüketimine eğilimli olduklarına ulaşılmıştır.

Gösterişçi tüketimKimlikKimlik arayışı+7
Süreyya Pınar Özbek
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Matematik öğretmeni adaylarının ispatlama becerilerini geliştirmeye yönelik tasarlanan öğrenme ortamının değerlendirilmesi

İspat kavramı birçok matematikçi ve matematik eğitimcisi tarafından matematiğin kalbi olarak nitelendirilmektedir. Geleneksel olarak matematiksel bir ifadenin doğrulanması şeklinde algılanan ispatın açıklama, ilişkilendirme, keşfetme gibi farklı işlevleri de vardır. İspat, matematiksel düşünmenin gelişimi için de önemli bir aşamadır. İspat yoluyla birey keşfetme, varsayımda bulunma, genelleme, ilişkilendirme gibi üst düzey zihinsel etkinlikler sergilemektedir. İçinde barındırdığı bu zihinsel etkinlikler bir bakıma matematiksel bir bilginin oluşumunda meydana gelen eylemleri yansıtmaktadır. Ancak matematiği öğrenme açısından bu kadar önemli rollere sahip olan ispat, öğrenciler ve öğretmen adaylarının çoğu tarafından zor bir aktivite olarak nitelendirilmektedir. Yapılan araştırmalar da üniversite öğrencilerinin çoğunun matematiksel ispatlara yönelik kavramları zihinlerinde tam olarak anlamlandıramadığını, ispat yazma ve bu ispatların geçerliliğini kontrol etme becerileri bakımından yetersiz olduklarını göstermektedir. Bu bağlamda ispatın doğasında yer alan eylemleri öğrencilerin yaşamasına olanak sağlayacak bir öğrenme ortamının tasarlanması önemlidir. Bu çalışma ile tasarlanan öğrenme ortamının matematik öğretmeni adaylarının ispat yapma ve varsayımda bulunmaları üzerinde etkili olup olmadığını ve ispatın rollerine yönelik bakış açılarını nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda grup çalışması ve sınıf tartışmaları yapma, dinamik geometri yazılımlarını kullanma gibi temellere dayanan ve ispatın doğasında yer alan eylemleri içeren bir öğretim modeli tasarlanmış ve bu modele Matematiksel İspat (İSMAT) adı verilmiştir. Yarı deneysel araştırma yöntemi izlenen bu çalışma, ilköğretim matematik öğretmeni adaylarından oluşan deney ve kontrol grubu olmak üzere iki grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında deney grubunda İSMAT Modeline göre hazırlanan çalışma yapraklarının takip edildiği bir öğrenme ortamının tasarımı söz konusu iken kontrol grubunda mevcut uygulamalara müdahale edilmeden yapılan bir öğretim söz konusudur. Araştırmanın verileri; ispat yapma başarı ön test ve son testi, varsayımda bulunma testi, klinik ve yarı yapılandırılmış mülakatlar, alan notları, ispat sürecinde alınan video kayıtları aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma kapsamında uygulanan testler geliştirilen kategorik puanlama cetvellerine bağlı olarak değerlendirilmiş ve elde edilen veriler ile istatistiksel analizler (Mann-Whitney U testi, Kovaryans analizi, Ki-Kare testi) yapılmıştır. İspat sürecinde alınan video kayıtları ise İSMAT Modelinin aşamalarında yapılması beklenen davranışlara yönelik göstergeler belirlenerek geliştirilen bir form aracılığıyla analiz edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının ispatın rollerine yönelik bakış açılarındaki değişimi belirlemek amacıyla içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda İSMAT Modeline göre tasarlanan öğrenme ortamının öğretmen adaylarının ispat sürecinde muhakemede bulunmaları ve matematik dilini kullanmalarında olumlu bir etki oluşturduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının varsayım üretme ve varsayımlarını ifade ederken matematik dilini kullanmalarında ise gruplar arasında bir farklılaşma olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğretmen adaylarının ispatın rollerine yönelik bakış açılarında çeşitliliğin arttığı ve ispatı daha geniş bir yelpazede değerlendirdikleri görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda ise İSMAT Modelini kullanarak derslerini yürütmek isteyen öğretmen ve öğretim elemanlarının nelere dikkat etmeleri gerektiği yönünde önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerMatematik dersiMatematik eğitimi+5
Tuğba Öztürk
Karadeniz Technical University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00

Related subjects