Bilungualism

74 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kürtçe-Türkçe konuşan iki dilli yetişkin bireylerin sözel akıcılık becerilerinin incelenmesi

İki dillilik günümüz dünyasında kaçınılmaz bir olgudur. Türkiye'de Türkçe dışında ana dil olarak konuşulan 31 farklı dil bulunmaktadır. Buna bağlı olarak hastanelerde ve kliniklerde iki dilli bireylere rastlamak oldukça mümkündür. Bu nedenle, iki dillilik üzerine yapılan çalışmalar tanı ve uygun sağaltımın sağlanması açısından önemlidir. Kürtçe, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaygın olarak konuşulan, Türkiye'deki 31 dilden birisidir. Sözel akıcılık ölçümleri günümüzde nöro-psikolojik test bataryaları arasında sıklıkla kullanılan bir değerlendirme yöntemidir. Bireyin sınırlı bir sürede, belirli bir koşula uygun olarak ürettiği dil çıktısını ifade etmektedir. Semantik akıcılık ölçümünde, bireyden belirli bir kategoriye ait sözcükleri; fonemik akıcılık ölçümünde belirli bir fonemle başlayan sözcükleri üretmesi beklenir. Araştırmaya Van ve Hakkâri'de yaşayan, Kürtçe ve Türkçe konuşan 85 iki dilli birey katılmıştır. Katılımcılar; 18-29; 30-49; 50 ve üzeri olacak şekilde üç ayrı yaş grubu ve eğitim düzeylerine göre ilköğretim, lise ve üniversite ve üzeri olmak üzere üç eğitim grubuna ayrılmıştır. İki dilli bireylerde sözel akıcılık becerilerini inceleyen bu çalışmada; hayvanlar, sebzeler-meyveler, eylemler kategorileri ve Kürtçe için /b,n,e/; Türkçe için /k,f,r/ fonemleri seçilmiştir. Her bir dil için değerlendirmeler en az bir gün arayla iki oturumda tamamlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, katılımcılar sözel akıcılık değerlendirmesinde Kürtçeye kıyasla, Türkçede daha yüksek performans göstermişlerdir. Katılımcıların hem semantik hem de fonemik akıcılık için Türkçede ürettikleri sözcük sayısı Kürtçede ürettikleri sözcük sayısından fazladır. Katılımcıların semantik akıcılık performansları her iki dilde de fonemik akıcılık performanslarından daha yüksektir Araştırmadan elde edilen bir diğer bulgu ise sözel akıcılık performansının eğitim düzeyinden anlamlı bir şekilde etkilendiğidir. Diğer bir deyişle eğitim seviyesi arttıkça hem semantik hem de fonemik akıcılıkta üretilen sözcük sayısı artmaktadır. Katılımcıların yaş grupları ile semantik-fonemik sözel akıcılık becerileri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Çalışmada, katılımcıların her bir dil ve her bir kategori-fonem için en sık ve ilk beş sırada ürettikleri sözcükler belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kürtçe, Türkçe, iki dillilik, semantik akıcılık, fonemik akıcılık, eylem akıcılığı

Anlam bilimKürtçeSözel akıcılık+3
Nevin Yılmaz
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tek dilli Türkçe ve iki dilli Türkçe-Kürtçe konuşan dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin incelenmesi

Çocukların bir kısmı farklı nedenlerle dil dediğimiz sözel, yazılı veya başka bir sembol sistemini öğrenmekte, kullanmakta veya anlamada sıkıntılar yaşarlar. Bu sıkıntılar dilin bir veya daha fazla bileşeninde birlikte ve farklı derecelerde görülebilmektedir. Genel olarak herhangi belirli bir etiyolojisi olmadan sözel dilde yaşıtlarından önemli derecede görülen bir gerilik Özgül Dil Bozukluğu (ÖDB) olarak adlandırılmaktadır. Bu bozukluk dilin anlama ve ifade etme boyutunda dilin birçok bileşenini etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda sözdizimi ve biçimbilgisi bileşeninin ağırlıklı olarak birçok dilde etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır ve yapılan bu sistematik çalışmalar da göstermiştir ki ÖDB diller arası önemli oranda farklılıklara sahiptir. Diğer yandan tüm dünyada 100 milyondan fazla kişi tarafından ana dili olarak konuşulan Türkçe için bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ek olarak, alanyazında Kürtçe'nin tek dilli ve iki dilli edinimi ve bozukluğu ya da gelişiminde görülen aksaklıklarla ilgili çalışma neredeyse yoktur. Türkçe'de, tek dilli ve Almanca-Türkçe, İngilizce-Türkçe ve Hollandaca-Türkçe gibi iki dilli özgül dil bozukluğu olan çocuklarla yapılan sınırlı sayıda araştırma göstermiştir ki, bu çocuklar alan yazında diğer dillerde yapılan çalışmalara paralel olarak, hem biçimbilgisi hem de sözdiziminde yapı olarak farklılıklara sahip olmakla birlikte önemli problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin profilini çıkarmak, bu özelliklerin anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli normal dil gelişimine sahip çocuklar ve anadili Türkçe olan tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinden hangi açılardan farklılaştığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda ise bahsedilen hedeflere ulaşmak için bazı basamaklar izlenmiştir. İlk olarak bu üç grubun morfolojik ve sentaktik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla TODİL tüm alt testleriyle tüm katılımcılara uygulanmış ve aynı bağlamda tüm katılımcılardan doğal dil örneği alınıp sözcüklerde ve biçimbirimlerde ortalama sözce uzunlukları hesaplanmış ve 3 grubun sağladığı tüm sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocuklardan dilbilgisel bağlamda farklı özellikler sergilemediği saptanmıştır. Bu durum alanyazında yapılmış olan ilgili çalışmaların sonuçlarıyla örtüşmektedir. Anahtar Kelimeler: İki dillilik, Özgül Dil Bozukluğu, Türkçe, Kürtçe

KonuşmaKonuşma bozukluklarıKürtçe+4
Seda Esersin
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The attitudes and opinions of pre-service English teachers towards Kurdish-Turkish bilingual education in Turkey

This study investigated attitudes and opinions of pre-service English teachers towards Kurdish-Turkish bilingual education in Turkey. The participants of this mixed-methods study were 153 students from the Foreign Language Education Department of a high-ranked state university in the Marmara Region of Turkey. The instrument, "Bilingual Education Attitudes and Opinions Survey" included demographic information followed by 20 items for the quantitative, and 3 open-ended questions for the qualitative part of the study. The instrument was refined based on the feedback of 6 experts following the pilot study. Then it wasreshaped and reformatted before it was used in the study. The quantitative data was transferred to Statistical Program for Social Sciences (SPSS), version 20 for statistical analyses. The reliability of scores (Cronbach's α) was .84, a high level of reliability. The qualitative data was transferred to Microsoft Office Word Program, 2013 version for content analysis and thematic analysis. The statistical analyses revealed that a high percentage of the participants (44 %) had high positive attitudes towards Kurdish-Turkish bilingual education in Turkey. The regression analyses showed that men had positively higher attitudes than women whereas ethnicity was not a significant predictor of the attitudes. The content and thematic analysis indicated that some participants were of the opinion that bilingual education in Turkey could have some advantages in terms of school and academic success, human rights, psychological benefits, and cultural diversity. On the other hand, some participants were of the opinion that bilingual education in Turkey could provoke conflicts, cause separation, affect other minorities negatively and be abused by some people. Some participants also thought that some necessary steps including educating the staff and raising public awareness should be taken to initiate bilingual education, prevailing the peace within the country. Keywords: Bilingual Education, Mother Tongue, Kurdish-Turkish, Attitudes, Opinions.

Candidate teachersLanguage educationKurdish+7
Mehmet Ali Ayaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The Role of participant and content of discourse in bilingualism

This study is about people who interact with two or more languages in their everyday life. It deals with how they use their two languages in specific situations and the factors which determine their choice of languages. The samples of the study are six Australian-born bilingual students at the English Language Teaching Department of the Faculty of Education at Çukurova University in Adana, Turkey. They are the children of Turkish-born Australian immigrants who have made a permanent return from Australia to their homeland during the past few years. The aim of the study is to present an introduction to bilingualism - the state of passing by with two or more languages - and to deepen the understanding of areas such as language choice and code-switching in bilingualism. Chapter I provides information on the background of the issue and Chapter II gives a review of the relevant literature. Chapter m contains the nature of the research, the subjects and how the data are collected and analyzed. In Chapter IV, the data is analyzed and categorized and examples are given. In the Fifth Chapter, conclusions are drawn, and limitations and suggestions for further research are stated. Key words: Bilingualism, language choice, code-switching, participant and content of discourse

Language choiceSpeakerBilungualism
Seyhan Güneşer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

İki dilli çocukların okuma yazma öğrenirken karşılaştıkları güçlükler

Bu araştırma, iki dilli çocukların çözümleme yöntemiyle okuma - yazma öğrenirken karşılaştıkları güçlükleri belirlemek amacıyla yapılmış, niteliksel bir çalışmadır. Araştırmada, çocukların karşılaştıkları güçlükler, çözümleme yönteminin hazırlık, cümle, kelime, hece, ses ve serbest okuma - yazma devreleri için ayn ayn ele almmış ve hangi devrede hangi güçlüklerle karşılaştıklan belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, 1999-2000 Eğitim - öğretim yılmda, Adana il sınırlan içinde yer alan alt sosyo-ekonomik düzeydeki ilköğretim okullarında görev yapan birinci sınıf öğretmenleri ile görüşmeler yapılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, iki alt gruptan oluşmaktadır. Bunların ilki, ana görüşmelerin yapıldığı, iki dilli çocukların devam ettiği alt sosyo-ekonomik düzeydeki bir ilköğretim okulunda görev yapan dört sınıf öğretmeni ile aynı sosyo - ekonomik düzeyden belirlenen ve ana dili Türkçe olan çocukların devam ettiği diğer bir ilköğretim okulunda görev yapan üç sınıf öğretmeni olmak üzere toplam yedi ilköğretim birinci sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Diğeri ise, destek görüşmelerinin yapıldığı ve her iki okul türü için 25'er sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 50 ilköğretim birinci sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmaya toplam 57 öğretmen katılmıştır. Yedi öğretmenle her devre için yapılan ana görüşmeler tamamlandıktan sonra, her iki okul türü için, araştırmanın amacına uygun özellikleri taşıyan okullarda görev yapann 25'er öğretmen belirlenmiş ve bu öğretmenlerle de okuma - yazma öğretiminin bütün devrelerini kapsayacak şekilde genel bir görüşme yapılmıştır. Destek görüşmelerinin amacı, bu görüşmelerle elde edilecek bulguların, ana görüşmelerle elde edilen bulguları destekleyip destelemeyeceğinin, destekleyecek ise ne derecede destekleyeceğinin ölçülmesidir. Bu araştırmada veriler, araştırmacı tarafından ilgili literatürden yararlanılarak ve uzman görüşlerine başvurularak hazırlanan öğretmen Görüşme Formu ve öğrenci Tanıma Formu kullanılarak toplanmıştır. Ana görüşmelerde kullamîan öğretmen Görüşme Formları çözümleme yönteminin her devresi için ayrı ayrı, destek görüşmelerinde kullanılan öğretmen Görüşme Formu ise "Bütün Devreler İçin Öğretmen Görüşme Formu (BDİÖGF)" adı altında ve çözümleme yönteminin bütün devrelerini kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, görüşmelerden elde edilen nicel veriler için sayı ve yüzde hesaplan ile X2 analizi yapılmış, nitel veriler için de betimsel analiz yapılmıştır. İki dilli çocukların devam ettiği okullarda çalışan öğretmenler öğrencilerinin okuma - yazma öğrenirken karşılaştıkları güçlükleri, dikkat yetersizliği, telaffuz bozuklukları, derse karşı ilgisizlik, araç-gereç eksikliği, okuduğunu veya dinlediğini anlamama, sorulan sorulara cevap verememe, kendini ifade edememe olarak sıralamışlardır. Âna dili Türkçe olan çocukların devam ettiği okuldaki öğretmenler, bu sorunlarla karşılaştıklarını ancak, öğrencilerinin bu sorunları kısa sürede aştıklarını belirtirlerken, iki dilli çocukların devam ettiği okuldaki öğretmenler bu problemleri aşmak için fazla zaman ve emek harcadıklarını buna rağmen bir çok öğrencilerinin bu sorunların üstesinden gelemediğini, bu nedenle de çözümleme yöntemi devrelerinin normalden yaklaşık 15 - 20 gün fazla sürdüğünü dile getirmişlerdir. Öğretmenler, öğrencflerinin karşılaştıkları bu sorunların nedenleri olarak araç- gereç eksikliklerini, Türkçenin onlar için ikinci dil konumunda olmasını, ailelerin çocuklarının eğitimine gereken önemi vermiyor oluşunu, sınıfların kalabalık oluşunu ve öğrencilerinin okulöncesi eğitim almamış olmalarım göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : llkokuma - yazma öğretimi, Ana düi, İki dilli, Çözümleme Yöntemi, Görüşme

Okuma-yazma öğretimiÇocuklarİki dilli+1
Mediha Sarı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Fransızcanın ikinci yabancı dil olarak öğrenilmesinde birinci yabancı dil İngilizcenin ve karşılaştırmalı dilbilgisinin rolü

Bu çalışmada, birinci yabancı dil İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğrenen Türk öğrencilerin bu dili öğrenme süreçlerini olumlu yönde etkileyebilecek karşılaştırmalı dilbilgisi çalışmalarının ve bu iki dil arasındaki benzerliklerden faydalanarak yapılacak uygulamaların öğrenmedeki rolünü ortaya koymak amaçlandı.Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde yabancı dil öğretiminin dilbilimsel temelleri, karşılaştırmalı dilbilgisi ve yabancı dil öğreniminde anadilin ve daha önce öğrenilmiş dillerin etkisi üzerine bugüne dek yapılan dilbilimsel çalışmalar incelendi.İkinci bölümde Fransızca ve İngilizce arasındaki dilbilgisel ve sözcüksel bazı benzerlikler saptanmaya çalışıldı.Üçüncü bölümde günümüzde Türkiye'deki üniversitelerde Fransızca eğitimi veren programların ve bu programlarda öğrenim görenlerin mevcut durumu ve dil öğretim sürecinde karşılaşılan sorunlar genel hatlarıyla ortaya konmaya çalışıldı.Sonuç olarak bu Yüksek Lisans Tezi üniversitelerimizin Fransızca programlarında karşılaştığımız, dilsel altyapı, dil öğrenim sürecine dair sorunlar ve gereksinimler yönünden öncekilerden farklı olarak ortaya çıkan yeni öğrenci profilinin içinde bulunduğu durumun saptanmasına ve bu süreci kolaylaştıracak çözümlerin arayışına bir katkı olarak değerlendirilmelidir.Anahtar sözcükler : Birinci yabancı dil, ikinci yabancı dil, çokdillilik, karşılaştırmalı dilbilgisi, dilsel aktarım.

Dil bilgisiDil transfer yöntemleriDil öğrenimi+7
Esmeray Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

The acquisition of Turkish by a bilingual child: A case study

In this study, a sequential bilingual child?s language development was observed in the second language (Turkish) which she started acquiring at a point after the ?first? language (English) had already started to be established. In this study, we investigated the acquisition of subject pronouns, questions, negation and case markers in Turkish.The participant of the study was born in England and stayed there for three years and spent summer holidays in Turkey for two months in the first and second years. In the third year, the family moved to Turkey. 3 months after their arrival, the spontaneous speech data between the participant and the researcher was collected for 7 months in Turkish.Our aim of this study was to shed light on the issue of bilingualism (English-Turkish) in the frame of the morphosyntactic development of two typologically different languages. The investigation of distribution of morphosyntactic forms to evaluate the extent to which domains at the interface between syntax and pragmatics were vulnerable to cross-linguistic influence in bilingual acquisition and the developmental path of the acquisition of some structures were inquired.As a conclusion of this study, we asserted that the bilingual children mainly followed the developmental paths of monolingual children; however, cross-linguistic structures were found in the use of subjects and negated elements. Turkish is a pro-drop language while English is non-pro-drop language. In Turkish, there are three ways for negating constructions one of which is by adding a negative marker between the stem and the other markers like tense and person. As this requires more analysis of the structure compared to the other lexical elements, the bilingual child uses the English structure at the beginning of her acquisition with a universal vocalized negation element which is observed only for a month; after that, she uses the target-like structures in her production. In questions and case markers, the bilingual child gradually developed the cognitive patterns required for competence in linguistic domains.Keywords: The Competition Model, Cross-Linguistic Influence, Sequential Bilingualism, Morphosyntax, Developmental Path.

MorphologyLanguage developmentStudy of languages+7
Özden Akyol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İki dilli olan ve olmayan öğrencilerde okul yaşam kalitesi algısı ve okula aidiyet duygusu ilişkisi

Bu çalışma, Adıyaman ilinde ilköğretim ikinci kademeye devam eden; iki dilli olan ve olmayan öğrencilerin, okul yaşam kalitesi algılarının ve okula aidiyet duygularının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın evreni 2009 ? 2010 Öğretim Yılında Adıyaman ilindeki ilköğretim okullarına devam eden; ana dili Türkçe olan ve olmayan altıncı, yedinci ve sekizinci. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Örneklem ise, Gerger, Besni ve Tut ilçelerindeki 12 ilköğretim okuluna devam eden ve anadili Türkçe olan 563, iki dilli olan 477 olmak üzere toplam 1040 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği (OYKÖ), Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği (OADÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır.Ulaşılan bulgulara göre, ana dili Türkçe olmayan iki dilli öğrencilerde, OYKÖ alt ölçeklerine ait ortalamalar 3.01 ile 3.82 arasında iken, OYKÖ toplam puanlarına ait ortalama ise 3.46'dır. Ana dili Türkçe olan öğrenciler için hesaplanan aritmetik ortalamalar ise alt ölçekler bazında 2.83 ile 3.89 araında; OYKÖ toplam puanları için de 3.45'tir. Anadil değişkeni bakımından öğrencilerin OYKÖ alt ölçeklerinden Öğrenci-öğrenci iletişimi ve Okul yönetimi alt boyutlarında iki dilli öğrenciler lehine; Okula yönelik duygular ve Statü alt boyutlarında ise ana dili Türkçe olan öğrenciler lehine anlamlı farklar olduğu belirlenmiştir. OYKÖ puanlarında cinsiyet açısından kız öğrencilerin puanları lehine; anne-baba eğitim düzeyi açısından ise anne-babası ilkokul mezunu olan öğrencilerin puanları lehine anlamlı farklar olduğu görülmüştür.Araştırmada incelenen diğer değişken öğrencilerin okula aidiyet duygusudur. Bulgulara göre, her iki grubun aidiyet duygusu puanları ortalamanın üzerindedir. Araştırmada yapılan karşılaştırmalar sonucunda, OADÖ puanlarının, ana dili Türkçe olan öğrenciler lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı; cinsiyet bakımından ise kız öğrenciler lehine anlamlı farklar olduğu belirlenmiştir.Ayrıca anne-babası okula hiç gitmemiş olan öğrencilerin en düşük OADÖ puanlarına sahip olduğu ve OADÖ puanlarının diğer gruplar lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Bunun yanısıra, öğrencilerin ailesinin gelir düzeyine göre OADÖ puanlarında anlamlı farklar bulunduğu belirlenmiştir.Araştırmada ulaşılan diğer bir sonuç da okula aidiyet duygusu yüksek olan öğrencilerin OYKÖ'nün tüm boyutlarında daha yüksek ortalamalara sahip oldukları ve iki grubun ortalamaları arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu şeklindedir. Ayrıca yapılan korelasyon analizinde, OYKÖ ve OADÖ puanları arasındaki ilişkilerin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra, OADÖ puanlarının, OYKÖ puanlarındaki varyansın yüzde 33'ünü anlamlı bir şekilde açıkladığı ortaya çıkmıştır. Yordayıcı değişkenlerin okul yaşam kalitesi algıları üzerindeki göreli önem sırası Reddedilmişlik duygusu (.439) ve Okula aidiyet duygusu (.239) şeklindedir.Anahtar Kelimeler: Okul Yaşam Kalitesi (OYK), Okula Aidiyet Duygusu (OAD), İki Dilli Öğrenciler, Regresyon

Ait oluş sorunuBağlılıkKalite+7
Fatma Alaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

The correlation of metalinguistic awareness of bilingual students with learning English as a foreign language

It has been aimed to investigate the correlation of metalinguistic awareness of heritage bilingual students who have different linguistic backgrounds with learning English as a foreign language. There have been several numbers of studies which have emphasized the role of metalinguistic awareness in some research areas such as comprehension, creative thinking, and some linguistic skills; stating that metalinguistic awareness and skills have been found as developing in early childhood ages. Especially, first language acquisition and learning more than two languages have been lately investigated in certain studies (Bialystok, 2001; Cenoz &Valencia 1994; Lasagabaster, 1998). As one of the distinctive studies, Cenoz (2003) have claimed that metalinguistic awareness has been noted as having the role of mediating factor while learning additional languages. Furthermore, Cummins (1976) has explained the Threshold Level Hypothesis as having linguistic awareness and skills can be accepted as a threshold which is needed to be gained while learning additional languages. In this present study, the difference between heritage bilingual students and monolingual students in terms of metalinguistic awareness in both Turkish and English and learning English as a foreign language have been evaluated. It has been found that there has been a statistically significant difference between the results of both groups and a high correlation of metalinguistic awareness with learning a foreign language. Finally, the opinions of heritage bilingual students on the extreme have been discussed in terms of linguistic knowledge and awareness with semi-structured interviews. According to analyses higher metalinguistic awareness has been found related to higher results and scores in tests.

Study of languagesAwarenessForeign language+5
Eda Akgün Özpolat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessDE

Bilinguale kindergarten als eine alternative für das fremdsprachliche erziehungsproblem in der Türkei

Die Schüler in der Türkei bekommen lange Jahre auf verschiedenen Erziehungs- und Bildungseinrichtungen Fremdsprachenunterricht erteilt, dennoch erreichen sie weder den erfolgreichen internationalen Sprachniveau noch haben sie den Mut frei zu kommunizieren. In dieser Arbeit werden Motivationsprobleme von Lehrern und Schülern im Fremdsprachenunterricht, an staatlichen Schulen in der Türkei bearbeitet. Das späte Eintreten in den Fremdsprachenbereich, das nicht Anwenden von adäquaten und effektiven Methoden im Fremdsprachenunterricht sowie lehrerbedingte Probleme mit überfüllten Klassen sind einige Punkte, die unbedingt beachtet werden müssen. Außerdem wurde auf dem klassischen Fremdsprachenunterricht in den staatlichen Schulen der Türkei und auf das moderne Pädagogik der Montessori mit Immersion im Kindergarten mit 3-6 jährigen Kindern in Deutschland eingegangen. Um das fremdsprachliche Erziehungs- und Bildungsproblem der Türkei in Betracht zu ziehen, wurde das Thema recherchiert und in verschiedenen Kindergärten in Deutschland und in der Türkei Beobachtungen und Hospitationen durchgeführt. Durch das Beobachten der Bilingualen-Kindergärten, die nach dem Montessori Ansatz mit Immersion ausgestattet sind, wurde die neue moderne Pädagogik vorgestellt. Mit all diesen Forschungen und Beobachtungen in türkischen Kindergärten und durch Hospitationen in deutschen Kindergärten wurden Bilinguale-Kindergärten nach dem Montessori Ansatz mit Immersion als ein alternativer Lösungsvorschlag für die fremdsprachlichen Probleme in der Türkei vorgetragen. Diese Magisterarbeit wurde in sechs Teile gegliedert: Im ersten Teil werden die Wichtigkeit und die Bedeutung dieses Masterstudiums bearbeitet und die Probleme dargestellt sowie auf die Ziele und Hypothesen, mit einem kurzen Überblick auf die Geschichte der Fremdsprachenpolitik eingegangen. Im zweiten Teil werden die wichtigen Begriffe angesichts des Sprach- und Fremdsprachenerwerbs bzw. Zweitsprachenerwerbs dargelegt. Im dritten Teil der Arbeit werden die Probleme in der fremdsprachlichen Erziehung in der Türkei durch Recherchen in verschieden Aspekten bearbeitet. Im vierten Teil der Arbeit wird die neue moderne Pädagogik nach Montessori Ansatz in Kindergärten in Europa und in Deutschland näher gebracht. Im fünften Teil der Arbeit wurde in Deutschland im Rahmen der Hospitationen ein Bilingualer Kindergarten (Kiga) mit Immersionsmodell nach Montessori Ansatz mit 3-6 jährigen Kindern und ein „Montessori Kinderhaus" in Heilbronn mit 3-6 jährigen Kindern sowie zwei verschiedene Kindergärten in der Türkei vergleichend beobachtet und Lösungsvorschläge für die Türkei ausgearbeitet. Im letzten Teil meiner Magisterarbeit gehe ich auf die Auswertungen meiner Hypothesen ein. Als Schlussfolgerung für das fremdsprachliche Bildungsproblem in der Türkei wird die bilinguale Vorschulerziehung im Kindergarten nach dem Montessori-Ansatz vorgeschlagen.

Rukiye Öz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İki dilli Otizm Spektrum Bozukluğu olan ve iki dilli tipik gelişen çocukların ebeveynlerinin dil edinimiyle ilgili görüşlerin incelenmesi

Bu çalışma OSB tanılı ve tipik gelişen çocuğu olan iki dilli ebeveynlerinin dil yeterliliğini ve çocuklarıyla dil kullanım özelliklerini, çocukların dil kullanımını ve Türkçeyle karşılaşma sıklıklarını, ebeveynlerin çocuklarının iki yetişmesiyle ilgili görüşlerini ve tercihlerini inceleme amacıyla yapılan bir çalışmadır. Çalışmada 2-7 yaş arası OSB tanılı çocuğu olan iki dilli 20 ebeveyn ve Tipik Gelişen çocuğu olan iki dilli 20 ebeveyn olmak üzere toplam 40 katılımcıya 36 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, her iki grubun da çocuklarını iki dilli olarak yetiştirmeye ve özellikle çocuklarının aile dilini edinmelerine yönelik olumlu düşünce ve görüşlere sahip oldukları görülmüştür. Ancak özellikle OSB tanılı çocuğu olan ebeveynler; çocuklarının eğitimindeki hizmet ve desteklerden daha fazla fayda sağlamak ve çocuklarının herhangi bir dil edinimini aile dilini kullanmalarından ya da iki dilli olmasından daha fazla önemsedikleri için çocuklarıyla çoğunlukla Türkçe konuşmayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Her iki grupta iki dillilik konusunda benzer endişeler taşımalarına rağmen TGG çocuğu olan ebeveynlerin, OSB tanılı çocuğu olan ebeveynlere kıyasla daha fazla aile dilini kullandıkları görülmüştür.

Dil edinimiDil eğitimiDil kullanımı+7
Sedat Irmak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital hikâye anlatımının, iki dilli olan 48-60 ay çocukların ifade edici dil becerilerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı dijital hikâye anlatımının 48- 60 aylık iki dilli çocukların ifade edici dil becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerindenön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmagrubunu Kilis il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir anaokulu ve bir ana sınıfında bulunan 48-60 aylık, normal gelişim gösteren 16 kız 14 erkek olmak üzere toplam 30 (Deney grubu 15, Kontrol grubu 15 ) iki dilli çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın uygulama sürecinde 36 farklı hikâyeden yararlanılmıştır. Uygulama süreci 12 haftada tamamlanmıştır. Hikâyeler 2 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Deney grubuna dijital hikâye anlatımı yapılırken, kontrol grubuna geleneksel hikâye kitabı ile anlatım yapılmıştır. Çocukların ifade edici dil gelişimleri; kullanılan sözcük türlerine, toplam cümle sayısına, bir cümlede kullandıkları toplamsözcük sayısına ve bir cümledekullandıkları ortalama sözcük sayısına göre incelenmiştir. Hem ön test hem de son test verilerinin toplanmasında sessiz/sözsüz hikâye kitabı kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı ilenon-parametrik testlerden, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testive Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımının 48-60 ay grubundaki iki dilli çocuklarının ifade edici dil becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Dijital hikâye anlatımının deney grubundaki çocukların fiil, zamir, zarf, bağlaç türü sözcük kullanımlarında anlamlı bir artış sağladığı ve çocukların kullandıkları toplam cümle sayısı,iki ve üç kelimeli cümle sayısı,cümledeki toplam sözcük sayısı ve bir cümlede yer alan ortalama sözcük sayısında daartışa katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İki Dillilik, Dijital Hikâye Anlatımı, İfade Edici Dil, Okul Öncesi Eğitim

Dil becerileriHikaye anlatmaOkul öncesi dönem+5
Seda Can Canlı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde iki dilli çocukların ana dillerinde dil beceri düzeylerinin incelenmesi: Dijital etkinlikler örneği

Bu çalışmada, okul öncesi̇ dönemde bulunan i̇ki̇ di̇lli̇ çocukların ana di̇lleri̇ndeki di̇l gelişim düzeyleri̇ dijital etkinlikler örneği üzerinden i̇ncelenmiştir. Bu araştırma, deneysel desende yer almakta olup deneme modellerinden olan deneme öncesi modellerden tek gruplu öntest-sontest modelindedir. Araştırmanın örneklemi Belçika ülkesi Flaman Bölgesi Ghent şehrinde yaşayan 42-72 aylık, okul öncesi dönemde bulunan ana dili Türkçe ikinci dili Felemenkçe olan 18 iki dilli çocuktan oluşmaktadır. Çocukların ana dillerinde dil gelişimleri Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) ile ölçülmüştür. Çocuğun demografik bilgilerine ilişkin verilere Kişisel Bilgi Formu üzerinden ulaşılmıştır. Araştırmada çocukların dil gelişimlerini desteklemek amacı ile Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim programında yer alan dil gelişimi alanı ile ilgili kazanım ve göstergelerden yola çıkarak dokuz adet dijital etkinlik hazırlanmıştır. Araştırma grubunun demografik bilgilerine ait veriler ve dijital etkinlikler öncesi ve sonrası mevcut dil becerileri yüzde (%) ve frekans (f) değerleri şeklinde tablolarda verilmiştir. Cinsiyet ve anne-baba eğitim durumu faktörlerine göre dil becerilerinin incelenmesinde Fisher'ın Kesin Olasılık Testi kullanılmıştır. Dijital etkinlikler öncesi ve dijital etkinlikler sonrası dil gelişim düzeylerinin karşılaştırılması için parametrik olmayan istatistiklerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi yapılmıştır. Analizlerden elde edilen veriler bulgular bölümünde tablolarda verilmiştir. Sonuçlara göre; anne ve babanın eğitim durumu yönü ile çocukların sahip oldukları dil gelişimleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmaz iken çocukların cinsiyetleri ile sahip oldukları dil gelişim düzeyleri arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. İki dilli çocukların dil gelişimlerini desteklemek amacı ile oluşturulan dijital etkinlikler öncesi ve sonrası çocukların sahip oldukları dil becerileri arasında önemli ölçüde farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İki Dillilik, Okul Öncesi Dönem, Dil Gelişimi, Dil Edinimi

AnadilDijital eğitimDil becerileri+7
Merve İslamoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İki dillilik olgusunun öğrencilerin öyküleyici metin yazma becerilerine biçim özellikleri bakımından yansımaları

Latince iki anlamına gelen "bi" ve dil bilim anlamında kullanılan "lingualism" kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşan çok yönlü bir kavram olan iki dillilik, bireyin iki ya da daha fazla dili iletişim aracı olarak kullanabilmesi ve gereken durumlarda bir dilden diğerine sorunsuz bir şekilde geçiş yapabilmesidir. Bu çalışmada, iki dillilik olgusunun ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin öyküleyici metin yazma becerilerine biçim özellikleri bakımından yansımalarını belirlemek amaçlanmıştır. Nitel yöntem desenlerinden eylem araştırmasıyla gerçekleştirilen çalışma, Diyarbakır ilinin Ergani ilçesinde yer alan Bereketli İmam Hatip Ortaokulu 7. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Kişisel bilgi formu, yazılı anlatım değerlendirme formu ve görüşme tekniğiyle 6 hafta boyunca toplanan veriler, içerik ve betimsel analiz yöntemleriyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin "kendi" dönüşlülük zamirini ve "ayakla" kelimesini gereksiz kullandıkları, kelime sonundaki "ı" ünlüsünü "i" şeklinde yazdıkları, "o-ö" geniş ünlülerini "u-ü" şeklinde kullandıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat etmedikleri, çift ünsüzleri ve orta hece ünlüsünü yazmadıkları, "ve" bağlacını çok sık kullandıkları da belirlenmiştir.

Hikaye edici metinOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+3
Özge Aydın
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Belçika'da yaşayan Türk çocuklarının Türkçeye yönelik tutumları ve yazma becerileri

Bu tezin amacı; Belçika'da yaşayan Türk çocuklarının Türkçe yönelik tutumlarını ortaya koymak ve ana dilde oluşturdukları yazılı anlatımlarını değerlendirmektir.Bu araştırma, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının Türkçeye yönelik tutumlarını tespit etmeye ve yazılı anlatımlarını değerlendirmeye yönelik tarama modelinde bir araştırmadır.Araştırmanın evrenini, Belçika'da yaşayan Türk çocukları oluşturmaktadır. Evrene giren bütün Türk çocuklarından veri toplamak mümkün olmadığından örneklem alma yoluna gidilmiştir. Çalışma, 2010-2011 eğitim öğretim yılında Belçika'nın Anvers, Gent, Genk, Brüksel bölgelerinde 35 dernekte Türkçe ve Türk Kültürü Dersi alan rastgele/seçkisiz örnekleme yoluyla seçilen 11-15 yaş arası 198 Türk çocuğu üzerinde yapılmıştır.Araştırmada kullanılacak verilere ulaşmak için tarafımızca geliştirilen ?Yurt Dışında Yaşayan Türk Çocuklarının Ana Dillerine Yönelik Tutum Ölçeği? (YDYTÇADYTÖ), ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmış, öğrencilerin yazılı anlatımlarına yönelik veriler için de öğrencilerin yazdıkları kompozisyonlardan yararlanılmıştır. Belçika'da yaşayan Türk çocuklarının Türkçeye yönelik tutumlarına ilişkin verilerin analizinde betimleyici istatistik (frekans, yüzde, ortalama), Independent Sample t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene testi, Scheffe çoklu karşılaştırma testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi tekniği, regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada analizler için elde sonuçlar 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Çalışmada yer alan analizler için SPSS 19.0 paket programı kullanılmıştır. Nitel boyutta elde edilen veriler için ise betimsel içerik analizi kullanılmıştır.Yapılan incelemeler sonucunda araştırmaya katılan Belçika'daki Türk çocuklarının ana dillerine yönelik tutumlarının (hiç, az, orta, çok ve tam değer aralıklarından) çok düzeyinde olduğu görülmüştür. Belçika'da yaşayan Türk çocuklarının Türkçeye yönelik tutumlarının olumlu ve çok düzeyinde olmasına karşılık yazılı anlatımlarında başarı gösterememişlerdir. Hemen hiçbiri kompozisyon dış yapı özelliklerine uymamıştır. Diller arası (Flamanca-Türkeç ve Fransızca-Türkçe) kelime ve kavram aktarımı, noktalama işaretlerinin yanlış ve eksik kullanımı, yazım yanlışları, ses ve ses uyumları ile ilgili yanlışlar, ifade yanlışları, konuşma dilinin ve ağız özelliğinin yazılı anlatımlara aktarılması yanlışları çok sıklıkla karşılaşılan yanlışlardandır.Anahtar Kelimeler: Türkçe Eğitimi ve Öğretimi, Yurt Dışında Yaşan Türk Çocukları, Ana Dili Tutumu, Yazma Becerisi, Belçika.

BelçikaTutum ölçekleriTutumlar+9
Ülker Şen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

Bilingualism and attitudes towards foreign language learning

The aim of this study is to find out the significant differences between the attitudes of the monolingual and bilingual students who are learning English as a Foreign Language. For this reason, the Language Attitude Questionnaire which was developed by Cook and composed of six clusters of social, psychological and personal monolingualism and social, psychological and personal bilingualism was applied to them.The participants of the study were selected from the Preparatory School of Çağ University students who are studying English. Only eighty students were selected for the study and forty of those eighty students are bilinguals and the other forty of them are monolinguals.In Chapter One, the statement of the problem, background to the study, research questions, hypotheses, operational definitions and limitations are presented. The related literature on monolingualism, bilingualism, multilingualism and attitudes towards foreign language learning is reviewed in Chapter Two. In Chapter Three, the research design, participants, data collection and data analysis are provided. The data analysis and further comments on the collected and analysed data are included in Chapter Four. Conclusion takes place in Chapter Five.

Study of languagesMonolingualAttitudes+5
Süleyman Sercan Yüksek
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessEN

Error analysis in writings of English language teaching prep students: A study on bilinguals of Kurdish and Turkish majoring in English

This study aims to find answers on what type of errors do bilingual students (speaking Kurdish and Turkish, and learning English as a target language) make in their writings, what are the sources of these errors, and how these errors can be classified and what potential reasons lie behind these errors. 16 Turkish-Kurdish speaking learners of English selected from preparatory class, English Department, Hakkari University in the academic year 2013-2014. They come from different parts of Turkey where they acquired Kurdish as mother tongue and Turkish in academic life as second language. Besides the written task, a questionnaire will be given to assess the level of source language one and source language two. It also questions the skills' levels in detail and assess the attitude to source languages in learning process. Data collection procedure of this study took approximately 5 months. The first drafts of paragraphs and essays were chosen to analyze. Corder's algorithm was used here to identify errors. SPSS was used to analyze the questionnaire. Thus this study has highlighted the situation in bilinguals. It has shown that even though Kurdish is the mother tongue of all students, Turkish, which is their second language, has more effect on their errors, and learning process. It has been foreseen before the study that SL1 would possibly have more effect on errors and learning process. However, at the end of the study it is understood that SL2 has a higher effect on errors and learning process.

Candidate teachersError analysisPreparatory classes+7
Gökhan Çepni
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Effect of bilingualism on foreign language skills: A comparison of bilinguals and monolinguals

Bilingualism, having control of two languages or using two languages in daily life of a person, might be a result of globalization and immigration of people It has become very common phenomenon among the scholars. The question arises in this study whether being bilingual has an overall advantage on a person's life or vice versa. Bialystok (2001) expresses that bilingualism enhances the development of a general cognitive function concerned with attention and inhibition, and that facilitating effects of bilingualism are found on tasks and processes in which this function is most required. Moreover, Baker & Jones (1998) emphasize some social aspects of being bilingual as follows; a bilingual child may speak in one language with his/her parents and in another language with his/her friends and this may enable the child to establish a more intimate and strong way of relationship with parents, Another social advantage may be that the child may have strong family ties with relatives who live in different cities and speak in a different language if the child is bilingual. However if not, the relationship with relatives may be to some extent lost gradually. The authors further add that the same broader relationship occurs in the community as well in that the child may be able communicate in a school having multinational students. Bilingual children may have more language sensitivity for which they always think very carefully to choose the best words or utterances in a social situation. Finally as for cultural richness, bilinguals may have richer cultural knowledge and understanding towards cultures as they learn the culture of the language they use as well. The objective of this study is to compare reading and writing skills of Enlish as a foreign language for two bilingual groups, Turkish-Kurdish and Turkish-Arabic and one Turkish monolingual group. The groups were determined according to a specific exam result, SBS ( high school entrance exam for secondary school children). Each of the groups had a four month training to practice basic English tenses-Present Simple, Present Continuous, Past Simple, Past Continuous, Future Simple and Be going to- withing reading context and supplementary exercises. To pretests and posttests were used to evaluate the students' improvement between two exam periods. The bilingual groups use both languages Turkish-Kurdish or Turkish-Arabic actively in their daily lives. Two writing tasks covering the usage of related tense structures were given to students in the pretests and posttests and both reading and writing scores were assessed by means of SPSS program. The bilingual groups were born and brought up in Siirt, a southeastern town in the Republic of Turkey which has a three language speaking population. Monolinguals of Turkish are mainly from Western regions where the dominant language is Turkish. They have come to Siirt mostly because of their parents' occupational duties. All of the students were provided initially a background questionnaire to determine which group they belonged to in the study and how many grades they got from SBS exam. ( 17 English questions in the exam.) 135 students were chosen among 272 students according to their mean scores from the SBS exam and 45 were chosen for each group. The students were given KET (Key English Test) by Cambridge University for pretest and posttest implementation. After four months of training, the same exams were applied and the difference between pretests and posttests was calculated and evaluated according to some statistical tests. According to posttest results, Turkish-Kurdish bilinguals outnumbered their counterparts in terms of reading skill in English. Moreover, TAB group also outnumbered TM group in reading. The writing scores in the pretests seemed to be very low initially but in the posttest writing scores were higher than those of pretests. It was concluded that all of the groups showed some improvement in their writing abilities. However, when the groups' performances in writing were compared, they appeared to get almost the same grades from the writing tasks. To sum up, a meaningful difference in terms of reading scores was seen among the groups but there was not such a meaningful difference among the groups in writing tasks. As writing seems to be a more productive and difficult skill by the students, this results may not be such surprising but the main focus was on reading during the whole training period and the results revealed that there was a significant advantage of bilinguals as for their reading skills in English over their monolingual counterparts.

Language skillsReading skillsMonolingual+5
Deniz Elçin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Bicultural identity and its relation with EFL learner beliefs of Turkish-German bilinguals

This quantitative study was carried out with 150 Turkish-German bicultural bilingual learners to investigate the relationship between their Bicultural Identity and their EFL learning beliefs. The data of the study, which was conducted in the "Free State of Bavaria" in Germany, was gathered by quantitative research methods. Serving the aim of the study, three different instruments were used in order to measure bicultural bilinguals' Bicultural Identity Orientations and EFL learner beliefs. Descriptive, correlational, and multiple regression analyses were operated to analyses the data. The findings of the study mainly revealed that Turkish-German bicultural bilingual learners were Monoculture, Hybridity, Compatibility, and Flexibility oriented. Also, while their age, grade, English experience, and nationality were found to be related, their gender had no relationship with their Bicultural Identity Orientation. The results of the study also revealed that no significant relationship existed between EFL learning beliefs and demographic characteristics such as age, gender, nationality, English experience, and grade. Moreover, the results indicate that bicultural bilinguals have mainly positive English language learning beliefs. More specifically, the study findings illustrate that Monocultural Orientation and Hybridity are the predictors of Turkish-German bicultural bilinguals' EFL learner beliefs.

GermanyIdentityAcculturation+7
Emine Adıyaman
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kavramsal anahtar modeliyle iki dilli çocuklara metafor ve deyim öğretimi

Metafor, metonimi, benzetme gibi söz figürlerini ve deyim, atasözü gibi kalıplaşmış ifadeleri içine alan figüratif dil; yalnızca edebî dilin değil, günlük dilin de önemli bir unsurudur. Bu doğrultuda son yıllarda figüratif dil öğretimine ilişkin araştırmalar önemli bir artış göstermiş ve bu araştırmalardan verimli sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada da Kavramsal Metafor Teorisi'ne dayalı olarak hazırlanan Kavramsal Anahtar Modeli aracılığıyla figüratif dil becerilerinin geliştirilmesi konusu ele alınmaktadır. Çalışmanın amacı Kavramsal Anahtar Modeli'nin metafor ve deyim öğretimi konusundaki etkinliğini araştırmaktır. Uygulama, duygu metaforları ve deyimleri ile sınırlandırılmıştır.Araştırma 2008-2009 öğretim yılı bahar yarıyılında Belçika'nın Limburg Bölgesi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Örneklemi oluşturan 32 iki dilli öğrencinin yaşları 10-12 arasında değişmektedir. Bu öğrencilerden yansız atama yoluyla belirlenen 16 kişi deney, 16 kişi de kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna 8 hafta süreyle Kavramsal Anahtar Modeli'ne uygun metafor ve deyim öğretimi yapılırken kontrol grubunda eğitim klasik yöntemle sürdürülmüştür. Uygulama sonuçlarını değerlendirmek üzere araştırmacı tarafından Duygu Metaforlarını Hatırlama Testi, Duygu Deyimlerini Hatırlama Testi, Duygu Deyimlerini Yorumlama Testi, Mini Metin Bağlamında Duygu Deyimlerini Hatırlama Testi, Deyim Yorumlama Testi olmak üzere beş farklı ölçme aracı geliştirilmiştir. Bu ölçme araçlarından elde edilen verilerin analizinde SPSS 16 programı kullanılmıştır. Buna göre;1. Uygulamada yer alan duygu metaforlarını hatırlama bakımından deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.2. Uygulamada yer alan duygu deyimlerini hatırlama bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.3. Uygulamada yer almayan duygu deyimlerini yorumlama bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.4. Mini metin bağlamında verilen duygularla ilgili deyimleri hatırlama bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.5. Duygu alanı dışındaki deyimlerin yorumlanmasında deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.6. Figüratif dil becerilerinin gelişimi bakımından genel olarak deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.

DeyimlerDil öğretimiFigüratif dil+3
Nihal Çalışkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Bilinguals' logical inference-making and language tagging

Inference-making is a critical process in understanding and processing information daily. People synthesize inputs into a whole and retain the whole (gist) instead of specific parts (verbatim). False recognition of inferred information offers evidence for it. We conducted two studies to examine whether memory errors occur similarly when bilinguals are tested concurrently on two languages, and whether bilinguals remember the language in which the information is received (language tag). In two experiments, we tested Turkish-English bilingual students with Turkish, English, and dual-language sentence groups, which induced spatial inferences about objects. In Experiment 1, we found inferences were falsely recognized in Turkish and English conditions, but not in dual-language. We found no effect of individual cognitive differences. In Experiment 2, we found that false recognition of inferred sentences was predicted more by lower EF and higher L2. In both experiments, tag identification was overall accurate and partially predicted by higher cognitive functions. We conclude that inferring in L2 induces memory errors, and inferences are tagged with the language of encoding.

TurkishInferenceBilungualism+1
Aslı Yurtsever
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of foreign language and psychological distance on moral judgment in Turkish–English bilinguals

People's judgements differ systematically while reading moral dilemmas in their native or their foreign language. This so-called Foreign Language Effect (FLE) has been found in many language pairs when tested with artificial, sacrificial moral dilemmas (i.e., Trolley and Footbridge). The first aim of this study was to investigate whether the FLE can be replicated in Turkish (native) – English (foreign) bilinguals using the same sacrificial dilemmas (Exp. 1, N=203). These dilemmas have been criticized for being unrealistic and decontextualized in terms of protagonist's identity, providing low external validity. The second aim of this study was (1) to address these problems by testing Turkish–English bilinguals with realistic dilemmas which included the protagonist's age as a source of identity (child vs. adult vs. neutral), and (2) to investigate whether the FLE is present in these dilemmas (Exp. 2, N=467). Our results revealed three main findings. First, the FLE was not present in Turkish–English bilinguals, tested either on artificial or realistic dilemmas. Secondly, moral judgments were affected by both the psychological distance of the dilemmas and the perceived age similarity with the protagonist, consistent with the Construal Level Theory (CLT). Thirdly, the age information of the protagonists altered moral judgments in the opposite direction of the CLT.

Moral judgmentLanguage educationLanguage learning beliefs+6
Melisa Yavuz
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Understanding gesture-speech interaction through the lens of gestures' self-oriented functions: Gesture production and speech disfluency

People spontaneously gesture while speaking. The gesture-for-conceptualization hypothesis argues that gestures have self-oriented functions. Using representational gestures (e.g., leaving a small space between two hands to mean small) decreases cognitive load and helps individuals think and speak. Healthy individuals occasionally become disfluent when they speak. Do gestures facilitate cognitive processes and pave the way for more fluent speech, particularly when speaking is difficult? In this dissertation, I investigated multimodal language production in diverse groups, with a particular focus on gesture and speech disfluency. In three studies, I examined gesture-speech interaction as a function of age and bilingualism status as well as across bilinguals' first (L1) and second (L2) languages. In these groups, I investigated (1) speech disfluency and gesture production, (2) to which extent the two phenomena are related and temporally co-occur in spontaneous language, and (3) whether using gestures makes speech more fluent, complying with gestures' self-oriented functions. Chapter 2 examined whether younger and older adults revealed different types and rates of disfluencies and gestures in describing paintings and how age could affect the co-occurrence between gesture and speech disfluency, which has been rarely studied in the literature. Results indicated that younger adults produced higher proportions of filled pauses while older adults produced higher proportions of repetitions. Similarly, younger adults were more likely to produce representational gestures. Moreover, the proportion of speech disfluencies that occur with a gesture was significantly higher for younger than older adults. However, the two age groups were comparable in terms of the proportion of gestures that were accompanied by a speech disfluency. These findings suggest that gestures do not necessarily compensate for weak language skills. Instead, younger adults' language production system might be better at benefiting gesture modality to resolve temporary problems in speech. Chapter 3 investigated whether disfluency and gesture rates differed across 5- and 7-year-old Turkish monolinguals and Turkish-English bilinguals. I also examined whether children's gesture use was associated with their speech fluency in narrative production in both languages. Results showed that bilinguals were more disfluent than monolinguals, particularly for silent and filled pauses. Monolinguals produced more iconic gestures than bilinguals. Representational gesture frequency alone was not significantly associated with the disfluency rate in Turkish narratives. Instead, children's overall gesture frequency predicted disfluency rates only in Turkish, controlling for language proficiency and linguistic complexity. These findings together indicate that representational gestures' self-oriented functions might not be fully reflected in an emerging language system. Chapter 4 focused on bilingualism and multimodal language production in adults. I investigated disfluency and representational gesture rates of bilinguals in their two languages and whether and when representational gestures co-occurred with disfluencies across the two languages. Results demonstrated that bilingual adults were more disfluent in L2-English even after L2 language proficiency was controlled, suggesting that disfluencies might also stem from communicative intentions. Although bilinguals produced more representational gestures in their L2, this difference disappeared after L2 proficiency was controlled. The more participants were proficient in English, the more they used representational gestures in that language. Similarly, disfluency-gesture co-occurrences were more common in English. L2 proficiency was positively correlated with the likelihood of a disfluency being accompanied by a gesture. These findings suggest that individuals might use more representational gestures when they are disfluent if they have enough competency to detect their mistakes, which suggests a metacognitive background for gesture production. Overall, results from the three studies provide insight into typical multimodal language production through an investigation of disfluency and gesture patterns within and across populations. Despite their self-oriented functions, representational gestures do not compensate for weak language skills, but rather, they are closely linked to language proficiency. As a result, representational gestures' self-oriented functions might not be clearly reflected in children and older adults, which represent emerging and decaying language systems, respectively. In such populations, different gesture types might be orchestrated in the multimodal system, contributing to fluency. This dissertation theoretically informs the gesture-for-conceptualization hypothesis, suggesting a research avenue for representational gestures' self-oriented functions across age groups, bilingualism status, and one's L1 versus L2.

GestureSpeechSpeech fluency+2
Burcu Arslan
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe Almanca iki dilli ve Türkçe tek dilli Türkçe öğretmeni adaylarının yazılı metinlerinde üstsöylem belirleyicileri

Bu tezde, Türkçe Almanca iki dilli ve Türkçe tek dilli Türkçe öğretmeni adaylarının yazılı metinlerinde kullandıkları üstsöylem belirleyicilerini belirlemek ve karşılaştırmak amaçlanmıştır. Bu araştırmada, tarama ve ilişkisel araştırma deseni kullanılmıştır. Tezin çalışma grubunu, Duisburg Essen Üniversitesi Türkistik bölümünde öğrenim gören 96 iki dilli Türkçe öğretmeni adayı ile Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 104 tek dilli Türkçe öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, "Katılımcı Tanıma Formu" ve "Yazılı Anlatım Formu" kullanılmıştır. Üretilen metinler, Hyland'ın üstsöylem belirleyicileri sınıflandırmasına göre iki uzman tarafından incelenmiştir. Grupların kullandıkları metinsel, kişilerarası ve toplam üstsöylem belirleyicileri sıklık ve dağılım verileri, SPSS paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Sıklık çözümlemesinden yararlanılarak yüzde frekans bulguları elde edilmiştir. Bu bulgulara göre grupların üstsöylem belirleyicileri kullanımında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Üstsöylem belirleyicilerini tek dilli Türkçe öğretmeni adaylarının, iki dilli Türkçe öğretmeni adaylarına göre anlamlı derecede daha fazla kullandığı belirlenmiştir. Dört grubun tamamında metinsel üstsöylem belirleyicilerinin, kişilerarası üstsöylem belirleyicilerinden daha fazla kullanıldığı görülmüştür.

Aday öğretmenlerAlmancaDil bilim+7
Yasemin Karapınar
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects