Biology

154 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Linum L. (Linaceae) cinsi Linum seksiyonunun bazı türleri üzerinde morfolojik ve palinolojik araştırmalar

Bu tezde, Linum L. cinsinin Linum seksiyonunda yer alan ve klavat – filiform stigmaya sahip olan L. bienne Mill., L. usitatissimum L., L. tmoleum Boiss., L. aroanium Boiss. & Orph., L. nervosum Waldst & Kit. ve L. decumbens Desf. türleriyle ilgili ayrıntılı morfolojik ve palinolojik veriler sunulmuştur. Türlerin morfolojik değerlendirilmesinde nitel ve nicel özellikler kullanılmıştır. İncelen örneklerin deskripsiyonları yapılmış, sinonimleri, tip örnekleri, çiçek açma zamanları, yetiştikleri ortamlar, fitocoğrafik bölgeleri, etimolojileri ile birlikte Dünya ve Türkiye'deki yayılışları belirlenmiştir. Yetiştikleri doğal ortamlarına ait bitki fotoğraflarına, ayrıca el çizimlerine yer verilmiştir. Türkiye florası için yeni kayıt olan L. decumbens, bu gruptaki türlerle değerlendirilerek yeni teşhis anahtarı hazırlanmıştır. Palinolojik çalışmalarda, beş türün polen morfolojisi Wodehouse metodu ve Erdtman'ın asetoliz metodu uygulanarak incelenmiştir. Polen taneleri trizonokolpat, hekzakolpat veya polipantokolpat, şekilleri oblat – sferoidal ya da suboblat olup, orta ile büyük arasında bir polen büyüklüğüne sahiptir. Kısa stiluslu çiçeklerde eksin monomorfiktir ve sadece gemmalardan oluşmaktadır; uzun stiluslularda ise dimorfik, klava ve bakulalardan meydana gelmektedir. Bu türlerin polenlerine ait sekiz karakter kullanılarak Kanonikıl Ayırma Fonksiyonu (KAF) ve Temel Bileşenler Analizi (PCA) testleri uygulanmıştır. Türler, hatta aynı tür içindeki uzun ve kısa stiluslu bitkiler arasındaki ilişki palinolojik açıdan karşılaştırılmıştır. Ayrıntılı yüzey mikromorfolojisi incelemesinde taramalı elektron mikroskobu kullanılmış olup, mikrografları sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Linaceae, Linum, morfoloji, palinoloji, SEM, PCA

Bitki morfolojisiBitki sistematiğiBitki taksonomisi+4
Gülce Bayhun
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Laboratuvar koşullarında Stephanitis pyri (Fabricius) (Hemiptera: Tingidae) ve Orius laevigatus (fieber) (Hemiptera: Anthocoridae) arasındaki bazı biyolojik ilişkiler üzerine araştırmalar

Stephanitis pyri, Tingidae familyası içerisinde tarımsal açıdan ekonomik öneme sahip en önemli türlerden biridir. Bu zararlının literatürde birçok doğal düşmanı bildirilmiştir. Ancak bu doğal düşmanların etkinliği konusunda hemen hiç araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile S. pyri ile Orius laevigatus arasındaki bazı biyolojik ilişkiler araştırılmıştır. Çalışma 26±1 º C sıcaklık, % 60-70 orantılı nem ve 16:8 saatlik aydınlatma koşullarına sahip laboratuvar ve böcek yetiştirme odalarında gerçekleştirilmiştir. Denemeler tercihli ve tercihsiz olarak kurulmuştur. Çalışmada Armut kaplanı ile beslenen O. laevigatus'un ergin dişi ve erkek bireylerinin ömrü ile av tüketimleri belirlenmiştir. Tercihsiz denemelerde dişi O. laevigatus en uzun ortalama ömre 13,30±1,14 gün ile Armut kaplanının II.nimf dönemi ile beslenmesi sonucunda ulaşmıştır. Erkek bireyde en uzun ömür ortalama 12,40±1,58 gün ile III.nimf dönemi ile beslenmede saptanmıştır. Tercihli denemelerde ise ortalama ergin ömrü dişide 15,55±1,69 gün, erkekte 9,63±1,03 gün olarak belirlenmiştir. Tercihsiz denemelerde O. laevigatus'un ömrü boyunca av tüketimi açısından en fazla Armut kaplanının I.nimf döneminde (dişi:242, erkek:198,9 adet), en az ise ergin döneminde (dişi:5, erkek:2,3 adet) beslenme performansı gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Tercihli denemelerde ise avcı dişinin ömrü boyunca ortalama 307,7 adet, erkeğin ise 158,7 adet av tükettiği saptanmıştır. Çalışma sonucunda O. laevigatus'un ergin dönemlerinin Armut kaplanı üzerinde predatör olarak etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca Tingidae türlerinin predatörleri üzerine yapılan çalışmalara göre av tüketiminin daha iyi olduğu söylenebilir.

Av tüketimiBiyolojiLaboratuvar çalışmaları+2
Zehra Emlek
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Galerida cristata'nın (Tepeli Toygar) ekolojik önemi

Tepeli Toygar Isparta'da yerli olan kuş türüdür. Türün biyolojik özelliklerini tespit etmek için klasik ornitolojik gözlem teknikleri kullanılmıştır. Sahada veri toplamak amaçlı dört gözlem istasyonu seçilmiş ve özelliklerinin birbirinden farklı habitat özelliklerine sahip olmasına dikkat edilmiştir. Isparta merkez odaklı gerçekleştirilen çalışmada türün davranışsal açıdan uyumlu, beslenme yönüyle örifag, tarımsal alanlara zararı olmayan aksine yazın bazı böcek türleriyle beslendiğinden çiftçi dostu, beslenme zincirinin önemli bir halkası ve ornitofauna açısından önemli olduğu görülmüştür. Türün korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından türün biyolojik özelliklerinin ele alandığı bu çalışma sonucunda tarımsal alanlardaki kimyasal madde kullanımının, habitat bölünmesi, parçalanması ve yok edilmesinin türün yaşam alanlarını ortadan kaldırdığı görülmüştür.

BiyolojiEkolojiKuşlar+3
Yiğit Anteplioğlu
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise ve üniversite öğrencilerinin çevresel risk algıları ile sürdürülebilir çevreye yönelik davranışlarının incelenmesi

Bu araştırma lise ve üniversite öğrencilerinin çevresel risk algıları ile sürdürülebilir çevreye yönelik davranışları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde Siirt Üniversitesinde öğrenim gören üniversite öğrencileri ile Siirt merkezde yer alan ve Siirt il Milli Eğitim müdürlüğüne bağlı liselerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu evrenden "Uygun Örnekleme" yöntemiyle seçilen 379 lise öğrencisi ile 456 üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 835 öğrenciden oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak çalışmaya katılan öğrencilerin çevresel risk algılarını belirlemek için Slimak ve Dietz (2006) tarafından geliştirilen ve Altunoğlu ve Atav (2009) tarafında Türkçeye uyarlaması yapılan "Çevresel Risk Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumlarını belirlemek için ise Afacan ve Demirci Güler (2011) tarafından geliştirilen "Sürdürülebilir Çevreye İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (aritmetik ortalama ve standart sapma), bağımsız örnekleme t-testi ve tek yönlü varyans analizi testleri (ANOVA) yapılmıştır. Ayrıca çevresel risk algıları ile sürdürülebilir çevreye yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı testi uygulanmıştır. Tüm verilerin çözümlenmesinde SPSS 17.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde hem lise öğrencileri hem de üniversite öğrencilerinin çevresel risk algıları ile sürdürülebilir çevreye yönelik davranışlarının ortalamanın üstünde olduğu bununla birlikte lise ve üniversite öğrencilerinin çevresel risk algıları ile sürdürülebilir çevreye yönelik davranışları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir.

Biyoloji
Ramazan Özçelik
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalığı ile fen ve teknoloji okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalıkları ile fen ve teknoloji okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bununla birlikte araştırmada öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalıkları ile fen ve teknoloji okuryazarlıkları çeşitli demografik özellikler (cinsiyet, sınıf, anne baba eğitim durumu, çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumu gibi) bakımından incelenmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 113 fen bilgisi ve 154 sınıf öğretmeni adayları olmak üzere toplam 267 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, Çevre Etiği Farkındalık Ölçeği ve Temel Fen ve Teknoloji Okuryazarlık Ölçeğinin kullanıldığı bir anket ile toplanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın sonucunda öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalığı ile fen ve teknoloji okuryazarlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının çevre etiği farkındalığı bazı demografik özelliklere göre incelendiğinde; cinsiyetin, sınıf düzeyi değişkeninin(fen eğitimi öğretmen adayları hariç), anne/baba eğitim durumu(sınıf eğitimi öğretmen adaylarının anne eğitim düzeyi hariç) ve çevre eğitimi dersi alma durumunun anlamlı bir farklılık oluşturmadığı ancak program değişkeninin anlamlı bir farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının fen ve teknoloji okuryazarlığı bazı demografik özelliklere göre incelendiğinde cinsiyetin, sınıf düzeyi değişkeninin(fen eğitimi öğretmen adayları hariç), anne/baba eğitim durumu ve çevre ile ilgili ders alma durumunun anlamlı bir farklılık oluşturmadığı ancak programın anlamlı bir farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etik, Çevre Etiği, Fen ve Teknoloji Okuryazarlığı, Öğretmen Adayları

Biyoloji
Saniye Deniz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bakteriyel konsorsiyumla biyosürfektan üretiminin araştırılması

Bu çalışmada, atık kullanılarak modifiye edilen besiyerinde Bacillus konsorsiyumu kullanılarak düşük maliyetli ve verimli biyosürfektan üretimi, üretim sürecini etkileyen koşulların araştırılması ve üretilen biyosürfektanın özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Bu doğrultuda, biyosürfektan üretimine uygun konsorsiyumun Bacillus subtilis ATCC 6633 ve Bacillus halotolerans NR_115063.1 suşlarından oluştuğu, daralma-yayılma, yağ yayılma ve E24 yöntemlerinden elde edilen sonuçların karşılaştırılmasıyla belirlendi. Melas, şilempe ve peynir altı suyu atıkları arasından biyosürfektan üretimine uygun olan atığın 0,141 g/50 mL biyosürfektan üretim verimliliğiyle şilempe olduğu saptandı. Bu noktada, şilempenin %10 (v/v) konsantrasyonda besiyeri içeriğinde kullanılmasının ortama ilave edilmesi gereken ilave azot kaynağı ihtiyacını ortadan kaldırdığı ortaya kondu. Böylece, glukoz ve maya özütü gibi maliyeti yükselten ilavelerin besiyeri içeriğinden çıkartılmasıyla oluşturulan şilempe-modifiye BH besiyerindeki biyosürfektan üretim miktarı 0,188 g/50 mL'ye çıkartıldı. Biyosürfektan üretim verimliliğinin arttırılması hedefi doğrultusunda ‰1 (v/v) iz element içeren şilempe-modifiye BH besiyerinde 0,75 mL B. subtilis ATCC 6633 ve 1,25 mL B. halotolerans NR_115063.1 suşlarının %4 (v/v) ekimi yapıldığında, üretilen biyosürfektan miktarının 0,203 g/50 mL'ye çıktığı saptandı. Bunlara ek olarak, biyosürfektan üretimi açısından uygun fizyolojik koşulların pH 7, 30 °C, 150 rpm ve 10 günlük inkübasyon süresi olduğu saptandı. Böylece, çalışma başında 0,098 g/50 mL biyosürfektan ürettiği belirlenen konsorsiyumun, çalışma kapsamında yapılan çalışmalarla 0,290 g/50 mL biyosürfektan ürettiği belirlendi. Bununla birlikte, çalışılan çeşitli fizyolojik koşullarda biyosürfektan üretimindeki düşüşün az olduğu, üç günlük inkübasyon da bile biyosürfetkan üretiminin yaklaşık olarak 0,2 g/50 mL olduğu belirlendi. Çalışmamızda üretilen biyosürfektanın, ince-tabaka kromatografi (TLC) yöntemi ile lipopeptit yapıda olduğu belirlendi. Ek olarak nükleer manyetik rezonans spektroskopisi (NMR) ve fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR) analizlerinde üretilen biyosürfektanın lipopeptit yapıda olduğu görüldü. Düşük maliyetli şilempe-modifiye besiyerinde yüksek verimde üretilen biyosürfektanın 4-12 pH aralığında, %5-25 arasında değişen NaCl konsantrasyonlarında, 4-80 °C arasındaki farklı sıcaklıklarda ve 10-50 dakika aralığında değişen UV'ye maruz sürelerinde büyük oranda kararlılığını koruduğu saptandı. Bu durum, üretilen biyosürfektanın kozmetik, sağlık ve deterjan gibi endüstrilerde kullanılabilirliği açısından önemli bir avantajdır. Çalışma sonunda, önerilen konsorsiyum ile şilempe-modifiye besiyerinde biyosürfektan üretiminin düşük maliyet ve yüksek verim ile sağlanabileceği gösterildi.

BiyolojiBiyolojik üretimBiyoteknoloji+1
Kaan Soyuer
Hacettepe University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Alpinik Phyllolepidum cyclocarpum (Boiss.) L. Cecchi subsp. cyclocarpum'un (Brassicaceae) biyocoğrafyası, popülasyon genomiği ve numerik taksonomisi

Bu çalışmada, Toros ve Anadolu Diyagonali Dağları'nın (Toros Yolu) alpinik kayalıklarında yaşayan ve Türkiye'ye endemik olan Phyllolepidum cyclocarpum subsp. cyclocarpum (Kayaincisi) taksonunun popülasyon dinamiklerinin genom düzeyinde örnekleme yöntemini kullanan RADSeq verileri yardımıyla doğu ile batı popülasyon grupları arasındaki ilişkileri belirleyip türün demografik yapısını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, ilgili bitkinin literatürde taranan lokalite bilgileri ve bulunabileceği habitatlar dikkate alınarak, Toros Yolu üzerindeki dağlık bölgelerde arazi çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Morfolojik analizler için, toprak üstü özelliklerden sadece sayısal ölçülebilecek karakterler dikkate alınmış ve elde dilen veri seti Temel Bileşenler Analizi (TBA-PCA) ile değerlendirilmiştir. Bunun yanında, RADSeq dizileme yöntemi kullanılarak 15 popülasyona ait 140 birey dizilenmiştir. Genomik veri hem Tek Nükleotid Polimorfizmi (SNP) hem de snakeRAD kullanılarak elde edilen lokuslarla değerlendirilmiştir. Lokus tabanlı filogenetik analizler için hem parsimoni bilgi verici 50 lokus hem de rasgele örneklenmiş 3 tane 50 lokusluk veri seti kullanılmıştır. Hem lokus verisi ile gerçekleştirilen koalesent tabanlı ve zamanla kalibre edilmiş filogenomik analizler, hem de SNP verisi ile gerçekleştirilen PCA ve karışım analizleri doğu ve batı popülasyon grupları arasında belirgin bir farklılaşmayı ortaya koymuştur. Genomik veriden elde edilen bulgular morfolojik verilerle de desteklenmiştir. Ayrıca, popülasyonlar arası ve içi farklılaşma sonuçları da doğu popülasyonları içerisinde genetik farklılaşmanın yüksek, batı popülasyonları içerisinde ise genetik çeşitliliğin oldukça düşük olduğunu göstermiştir. Her iki popülasyon grubu arasında ise oldukça yüksek bir genetik farklılaşma tespit edilmiştir. Son olarak, doğu, batı ve tüm popülasyonlar için gerçekleştirilen demografik analizlerde doğu ve batı popülasyonlarında sırasıyla Son Buzul Maksimumu ve erken Dryas Dönemi buzullaşmalarından sonra belirgin bir şekilde popülasyon daralması tespit edilmiştir.

BiyolojiFilogeniMoleküler genetik+1
Emrullah Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Teknik lise öğrencilerinin biyoloji dersine karşı tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, ortaöğretimdeki birçok lise türünden biri olan Teknik liselerde öğrenim gören öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarının cinsiyet ve alan değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Teknik lise öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek için, Koçakoğlu ve Türkmen (2010) tarafından geliştirilen "Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve 3 maddeden oluşan "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Tutum ölçeğinin Cronbach-Alfa güvenirlik katsayısı 0,94'tür. Ölçek, İstanbul ilinin Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı tüm Teknik Liselerine 2013-2014 eğitim öğretim yılının II. Döneminde öğrenim gören 945 öğrenciye uygulanmıştır. Uygulama sonuçları SSPS programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Teknik lise öğrencilerinin tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kız ve erkek öğrencilerin tutumları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin okuduğu alanlara göre tutumlarına bakıldığında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. RTV alanında okuyan öğrencilerin hem Bilgisayar alanı öğrencileri hem de Diğer (Harita, Mobilya, Kimya Elektrik-Elektronik ve Makine Teknolojisi) alanları öğrencilerinin puanları arasında RTV lehine, Elektronik ve Diğer kategorisindeki alanlarda okuyan öğrencilerin puanları arasında ise Elektronik lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bunların dışındaki alanlarda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Biyoloji dersine karşı tutum, Teknik Lise, cinsiyet, alan

BiyolojiBiyoloji dersiBiyoloji eğitimi+4
Necla Doğan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili okaliptüs ağaçlarında yaprak zararlısı böcekler, biyolojileri ve popülasyon değişimleri

Bu çalışma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı'nda "Yüksek Lisans Tezi" olarak 2017-2018 yıllarında, Antalya'da bulunan okaliptüslerde yaprak zararlısı türler ile bu türlerin yayılışları, biyolojileri, popülasyon değişimleri ve doğal düşmanlarının tespiti amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, okaliptüslerin yayılış yaptığı alanlar belirlenmiş ve bu alanlardaki ağaçların yaprak kısımlarında görülen zararlı böcek türleri, zarar durumu, alana ait bilgiler ve zararlıların parazitoit türleri kaydedilmiştir. Çalışmada Antalya ili okaliptüs ağaçlarında beş tür yaprak zararlısı ve altı tür parazitoit saptanmıştır. Zararlı türler; Leptocybe invasa (Fisher & La Salle, 2004), Ophelimus maskelli (Ashmead, 1900) (Hymenoptera: Eulophidae), Glycaspis brimblecombei (Moore, 1964), Platyobria biemani (Taylor, 1987) (Hemiptera: Psyllidae) ve Aphis gossypii Glover, 1877 (Hemiptera: Aphididae)'dir. Platyobria biemani Türkiye okaliptüs zararlı faunası için, Glycaspis brimblecombei ise Antalya bölgesi için yeni kayıttır. Leptocybe invasa gallerindeki parazitoit türler Selitrichodes kryceri Kim & La Salle, 2008 (Hymenoptera: Eulophidae: Tetrastichinae), Quadrastichus mendeli Kim & La Salle, 2008 (Hymenoptera: Eulophidae: Tetrastichinae) ve Megastigmus sp. (Hymenoptera: Torymidae)'dir. Ophelimus maskelli'nin larva ve pupa parazitoiti olan Closterocerus chamaeleon (Girault, 1922) (Hymenoptera: Eulophidae) ve larva parazitoiti olan Stethynium ophelimi Huber, 2006 (Hymenoptera: Mymaridae), Glycaspis brimblecombei'nin larva parazitoiti olarak Psyllaephagus bliteus Riek, 1962 (Hymenoptera: Encyrtidae) tespit edilmiştir. Bu türlerden S. kryceri, Q. mendeli ve S. ophelimi Türkiye faunası için yeni kayıttır. Anahtar Kelimeler: Okaliptüs, yaprak zararlısı, biyoloji, doğal düşman, Antalya.

AntalyaAğaçlarBiyoloji+6
Gülşen Çıkaran
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Klinik biyokimyada varyasyon: Biyolojik varyasyon

Total test sürecinde son teknoloji ile analitik hata ve varyasyon kaynakları giderek azalmakta pre-analitik hata ve varyasyon kaynakları da sistemli kalite yönetimi ve eğitimi ile azaltılabilmektedir. Bireysel test sonucu değerlendirilmesinde analiz öncesi süreçten kaynaklanan olası varyasyon kaynakları minimize edilmeye çalışıldığından ve pratikte ihmal edildiğinden, sonuç değerlendirilmesinde doğal rastgele varyasyon-birey içi biyolojik varyasyon ve analitik varyasyon verileri kullanılmaktadır. Bu nedenle laboratuvar analitlerinin biyolojik varyasyon çalışmaları artan bir ilgi görmektedir. Bu yönelimin sebebi, bu bilginin tüm laboratuvar süreçlerindeki potansiyel pratik uygulamaları ile ilişkili olmasıdır. Biyolojik varyasyon verileri, test yorumları için popülasyona dayalı referans aralıklarının kullanımının değerlendirilmesi için bireysellik indeksi, referans aralığı içinde yer alan test sonuçlarının tekrarlarında meydana gelen önemli değişikliğin tahmini gibi laboratuvar testlerinin yorumlanması ve kullanılması için önemli verilerin türetilmesine izin verir. Bu çalışmamızda sonuçları popülasyona dayalı referans aralıkları ile karşılaştırma kullanılarak değerlendirilen demir, transferrin ferritin folat vitamin B12 ve 25-OH vitamin D testlerinin birey içi ve bireyler arası BV verilerini elde etmeyi ve bu değerleri kullanarak bireysellik indeksi ve referans değişim değeri verilerini türeterek ilgili testler için popülasyona dayalı referans aralıklarının kullanımını değerlendirmeyi amaçladık. Materyal-Metod: Çalışmamızda Demir, Transferrin, Ferritin, Vitamin B12, Folat ve 25-OH vitamin D testleri için birey içi biyolojik varyasyon bileşenlerinin ve referans değişim değerlerinin belirlenmesi amacıyla 22-50 yaş aralığındaki 21 (11 kadın, 10 erkek) sağlıklı gönüllüden bir ay içerisinde 0.1.7.14.ve 28. günlerde toplam 5 adet venöz kan örneği alındı. Tüm testler otoanalizörde çalışılmış olup her iki cinsiyet ve tüm grup için CVI, CVG, II, RCV değerleri hesaplandı. Bulgular: Tüm parametreler ve tüm gruplar için BV verileri sırasıyla; CVA (%) / CVI (%) / CVG (%) Demir, 0.67/27.3/32.3 Transferrin, 0.62/3.60/10.24 Ferritin, 2.27/6.21/105.6 Folat, 4.71/10.3/28.56 Vitamin B12, 6.16/5.77/34.6 ve 25-OH Vitamin D, 3.44/8.21/54.9 RCV için 2 yönlü olasılık 95% - 99% sırasıyla 74,9/98,7 10,1/13,3 18,3/24,1 31,4/41,3 23,4/30,8 24,7/32,5 ve bireysellik indeksleri sırasıyla 0.8 0,4 0,1 0,4 0.17 0,1 olarak bulundu. Sonuç: Demir, Transferrin, Folat, Vitamin B12, 25-OH Vitamin D için CVI ve CVG değerleri literatür ile uyumlu olup Ferritin için çalışmamızda bulduğumuz CVI ve CVG değerleri veri tabanında yer alan değerlerden farklı hesaplandı. Bu farklılığın çalışma için seçilen bireylerin özelliklerinden kaynaklandığını düşünmekteyiz. II için bulunan değerler ile yapılan RA kullanımının uygunluk ve faydasını değerlendirmede; Demir için II < 0.6 ve II > 1.4 olarak alındığında RA kullanımı uygun olup, Transferrin, Folat, Vitamin B12, 25-OH Vitamin D için ise RA yerine RCV kullanımının daha uygun olduğu değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Pre analitik varyasyon, Analitik varyasyon, Birey içi ve bireyler arası biyolojik varyasyon, Referans değişim değeri, Bireysellik indeksi.

BiyokimyaBiyolojiDemir+7
Halil İbrahim Akbay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Di(2-etilhekzil) fitalat'ın gökkuşağı alabalığı (Oncorhyncus mykiss) primer hepatositleri üzerindeki sitotoksik etkilerinin araştırılması

Di(2-etilhekzil) fitalat (DEHP), yaygın olarak kullanılan bir plastikleştiricidir. Bu çalışmada, primer kültürü yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhyncus mykiss) hepatositleri, DEHP (0, 25, 50, 100 ve 200 µM)'ye 24 saat süre ile maruz bırakıldı ve sitotoksik etkiler, laktat dehidrogenaz salınımı ve antioksidan savunma sistemi biyomarkırları kullanılarak, araştırıldı. Elde edilen sonuçlara göre, DEHP 50, 100 and 200 µM konsantrasyonlarda önemli LDH salınımına sebep oldu. Süperoksit dizmutaz (SOD) aktivitesi, DEHP'nin 25 µM konsantrasyonunda anlamlı bir şekilde artarken, DEHP'nin 100 µM konsantrasyonunda anlamlı bir şekilde azaldı. Katalaz (KAT) aktivitesi, DEHP'nin bütün konsantrasyonlarında artış gösterirken, KAT aktivitesinin DEHP'nin 100 µM konsantrasyonunda, SOD ile eşzamanlı olarak, düştüğü gözlendi. Glutatyon peroksidaz aktivitesinin, DEHP'nin bütün konsantrasyonlarında arttığı belirlendi. İndirgenmiş glutatyon seviyesi, DEHP'nin 50 ve 200 µM konsantrasyonlarında artış gösterdi. Glutatyon-S-transferaz aktivitesi, 25, 50 ve 100 µM konsatrasyonlarda değişmedi ancak 200 µM konsantrasyona maruz bırakılan hepatositlerin GST aktivitesinde anlamlı bir artış gözlendi. Bu sonuçlar, DEHP sitotoksisitesinin, hepatositlerdeki antioksidan yanıtlar ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Çalışma, DEHP ile uyarılan sitotoksisitenin mekanizmasına ışık tutacaktır.

Antioksidan enzimlerBiyolojiBiyoloji eğitimi+4
Gurbet Ceylan Kaptaner
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin Üniversitesi Herbaryumu'nda teşhis edilmeyen asteraceae, fabaceae ve lamıaceae familyalarına ait taksonların teşhisi üzerine bir çalışma

Bu çalışmanın amacı; uzun uğraşlar sonucu toplanan kurutulan zengin bitki koleksiyonları barındıran herbaryumların önemine dikkat çekmektir. Flora çalışmaları veya bilimsel araştırmalara kaynak niteliği taşıyan herbaryumların; oluşturulması, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekliliği vurgulanmıştır. Türkiye'de endemik sıralamasında, Mersin (462 takson), Antalya'dan sonra (862 takson) gelir. Mersin İli Türkiye Grid (kareleme) sistemin de C4-C5 karelerin de yeralır. Bu çalışma Mersin ilinin çoğunlukla Anamur ilçesinde farklı yıllarda toplanan Asteraceae, Fabaceae, Lamiaceae familyalarına ait taksonların teşhisine yer verilmiştir. Çalışma yeri, Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü Herbaryumu'nda (MERARŞHERB; MERA) yürütülmüştür. MERA'da Asteraceae, Fabaceae ve Lamiaceae familyalarına ait teşhis edilmemiş bitki örneklerinin floristik tanımlamaları yapılmıştır. Birçok alan için kaynak niteliği taşıyan herbaryumların önemine değinilmiştir. Önemli uluslararası bazı herbaryumların içerdiği takson sayısı ve herbaryum linkleri verilmiştir. Çeşitli yıllarda toplanan ve gazete kâğıdında yer alan bitkilerin örneklerinin teşhisi yapılmıştır. Bitki örnekleri herbaryum tekniklerine uygun yapıştırılıp, etiket bilgisi yazılarak herbaryum dolaplarına konmuştur. Daha sonra bitki örneklerinin teşhisi yapılımıştır. Teşhisli bitkilerin bilimsel adı, toplandığı yer ve toplayıcı adı, varsa herbaryum numarası, bulunduğu habitat ve yükseklik bilgileri verilmiştir. Familya ve takson listeleme işlemi alfabetik sıraya göre yazılmıştır. Toplamda 465 tane bitki örneğinin teşhis edilmiştir. Herbaryumda bulunan; Asteraceae familyasına ait 178, Fabaceae familyasına ait 98, Lamiaceae familyasına ait 189 bitki örneğinin teşhisi yapılmıştır. Bitki teşhisinde; P.H.Davis editörlüğünde yazılmış on ciltlik eseri, ayrıca yerli basım olan onbirinci cilt olan "Flora of Turkey and The Aegean Islands" adlı temel eser ve ek ciltlerden yararlanılmıştır. Teşhis edilen taksonlar, uluslararası sanal herbaryumlarda bulunan aynı bitki örnekleri ile karşılaştırılarak her taksona, uluslararası sanal herbaryumlardaki görüntüsüne ait internet linki verilmiştir. Çalışma sonucunda Asteraceae familyasından 42 cinse ait 82 takson (10 takson endemik), Fabaceae familyasından ait 19 cinse ait 47 takson (1 takson endemik), Lamiaceae familyasından ise, 23 cinse ait 85 takson (14 takson endemik) olmak üzere, toplamda 3 familyadan 83 cinse ait 214 takson teşhis edilmiştir. Teşhis edilen taksonların endemizm oranı %11.57 (25 takson)'dir.

AsteraceaeBiyolojiBiyoloji eğitimi+6
Ayşe Üzgör
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

. classroom biology course current environmental problems and the effect of teaching human unit with trip-observation method on academic success

The aim of this study is to compare the effect of Presentation (traditional) and Trip -Observation on learning in teaching unit "Contemporary Environmental Problems and Human" which is taught in high school ninth grade Biology course. The research was carried out in accordance with the pretest - posttest and control group design with quasi-experimental model. The study was conducted according to the four – week program in the 2013 – 2014 acamedic year. The study was conducted with ninth grade students of Ahmed –i Hani Anatolian High School in Van. There were 26 students in the experimental group and 32 students in the control group. While the lessons with the students in the experimental group were conducted with the observation-observation method in nature, the lessons with the students in the control group were taught with the presentation (traditional) method in the classroom environment. As a data acquisition tool; Biology Academic Achievement Test was used. Quantitative data were analyzed by t-test and ANOVA in SPSS package program. At the end of the study a statistically significant difference has been seen between the two groups (p<0,05). It was concluded that the observation-observation method was more effective than the presentation (traditional) method in teaching the unit called 'Current Environmental Problems and Human' in the ninth grade biology course .

Academic achievementBiologyBiology lesson+5
Nevzat Kazak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Streptozotosin ile diyabet oluşturulan ratlarda hanzabel (Achillea arabica) bitki ekstraktının antidiyabetik ve antioksidan etkilerinin araştırılması

Achillea arabica, halk hekimliğinde yaygın olarak kullanılan çok yıllık aromatik bir bitkidir. Bu çalışmada, streptozotosin (STZ) 50 mg/kg ile diyabet oluşturulan sıçanlarda A. arabica çiçek etanolik liyofilize ekstresinin antidiyabetik, antihiperlipidemik ve antioksidan etkileri değerlendirildi. Toksisite testinden sonra otuz beş dişi rat beş gruba ayrıldı. Kontrol, Diabetes mellitus (DM), A. arabica (400 mg/kg ekstre), DM+A. arabica (400 mg/kg ekstre) ve DM+Glibenklamid (2 mg/kg). 21 günlük tedavinin sonunda, hem A. arabica ekstresi hemde glibenklamid diyabetik gruplarda glukoz ve glikolize hemoglobin (HbA1c) seviyelerinde DM grubuna göre önemli düşüş gösterdi. A. arabica ekstresi ile tedavi edilen diyabetik grupta, malondialdehit içeriği, serum aspartat aminotransferaz, alanin aminotransferaz, laktat dehidrojenaz, alkalan fosfataz, kreatinin, üre, trigliserit, kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeylerindeki azalma ve redükte glutatyon (GSH) artışı anlamlı bulundu. Ayrıca, karaciğer ve böbrek dokularının antioksidan enzim aktiviteleri genellikle değişmezken, böbrek dokusunun glutatyon S-transferaz aktivitesi DM grubu ile karşılaştırıldığında tedavi gruplarında anlamlı bir düşüş gösterdi. Bu bulgular A. arabica ekstresinin karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu ve diyabetin neden olduğu oksidatif stres üzerinde, muhtemelen antioksidan ve antidiyabetik etkilerinden dolayı terapötik bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. A. arabica çiçek ekstresi, diyabet ve hiperlipidemi ilaçları geliştirmek amacıyla doğal bir kaynak olarak kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Achillea arabica, Antioksidan, Diabetes mellitus, Lipit peroksidasyonu, Liyofilize ekstre, Rat.

Antioksidan enzimlerBiyokimyaBiyoloji+5
Hanife Ceren Hanalp
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yayılış gösteren Muscari mill. (Asparagaceae) cinsi taksonlarına ait morfoloji, palinoloji ve tohum yüzeyi araştırmaları

Bu tez çalışmasında, Türkiye'de doğal yayılışı olan Muscari Mill. (Asparagaceae) cinsine ait taksonların morfolojisi, palinolojisi ve tohum yüzeyi özellikleri araştırılmıştır. Taksonların betimlemeleri yapılmış, teşhis anahtarı hazırlanmış, habitat özellikleri ve arazi gözlemlerine dayalı tehlike kategorileri IUCN kriterlerine göre yeniden düzenlenmiştir. Taksonların palinolojik özellikleri ışık mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu ile belirlenmiştir. Muscari cinsine ait taksonların polenleri monad, monosulkat, şekilleri subprolat-prolat ve ornamentasyonları retikulat olarak tespit edilmiştir. Taksonlara ait tohum yüzeyi özellikleri taramalı elektron mikroskobu ile belirlenmiştir. Tez çalışmasında M. botryoides türü ülkemizden yeni kayıt olarak verilmiştir. M. artvinense ile M. tauricum türleri M. botryoides türünün, M. tuzgoluensis türü M. neglectum türünün sinonimi olduğu yapılan detaylı incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Ayrıca Türkiye'den tanımlanan ve daha sonra sinonim yapılan M. haradjianii türü geçerli isim yapılmış, M. sabihapinari türü de bilim dünyasına yeni bir tür olarak kazandırılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında Muscari cinsinin ülkemizdeki tür sayısının 39 olduğu tespit edilmiştir.

BiyolojiMorfolojiMuscari+1
Hüseyin Eroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı öğretim stratejisinin biyoloji programı öğrenme çıktıları üzerine etkisi

Bu çalışmada günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı biyoloji öğretiminin ortaöğretim biyoloji programı öğrenme çıktılarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma Ankara ilinde özel bir lisede 11. sınıfa devam eden 73 öğrenci ile 2020-2021 öğretim yılı ikinci döneminde yürütülmüştür. Bu çalışma nicel boyutu "4X4 bağımsız gruplar için çok faktörlü deneysel desen", nitel boyutu ise "durum çalışması" şeklinde karma desene sahiptir. Bağışıklık, solunum ve sindirim sistemleri konularının öğretimleri 10 haftada tamamlanmıştır. Veriler "başarı testi", "fen becerilerim ölçeği", "güdülenme ve öğrenme stratejileri ölçeği", "günlükler" ve "ders uygulamaları görüş formu" aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin, grup içi karşılaştırmaları "Wilcoxon işaretli sıralar testi", gruplar arası "Kruskal Wallis H testi" ve fark var ise "Mann Whitney U testi"; nitel veriler ise içerik ve betimsel analiz ile incelenmiştir. Sonuçlar şu şekildedir: (1) Tüm gruplarda başarı anlamlı düzeyde artmıştır. Bu bulgu günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı öğretimin öğrencilerin başarıları üzerine anlamlı bir etkisi olmadığı sonucunu göstermektedir. Araştırmaya dayalı öğretim öğrencilerin fen becerilerini geliştirmektedir. Günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı öğretim öğrencilerin güdülenme stratejileri alt bileşeni olan beklenti stratejilerini geliştirmiş ancak grup içi bu artış diğer gruplar ile karşılaştırınca anlamlı değildir. Günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı öğretim öğrencilerin öğrenme stratejileri alt bileşeni olan kaynak yönetimi stratejilerini geliştirmektedir ancak bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildir. (2) Öğrenci günlüklerinden elde edilen verilere göre, günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı öğretim öğrencilerin eğlenerek öğrenmelerini sağlamakta ayrıca; bilgilerinin kalıcılığını, başarılarını ve öz-değerlendirmelerini olumlu etkilemektedir. (3) Ders uygulama görüş formundan elde edilen verilere göre, günlüklerle desteklenmiş araştırmaya dayalı öğretim öğrencilerin motivasyonlarını, ders başarılarını, derse olan ilgilerini, takım çalışması yapabilme ve öz-değerlendirme becerilerini arttırmaktadır.

Araştırma-inceleme yoluyla öğretimBiyolojiBiyoloji eğitimi+6
Sinem Ödün Başkıran
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoloji eğitiminde hikayeleştirme

Bu çalışmada, biyoloji öğretmenlerinin hikayeleştirme örneği ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Öğretmenlerin, bir hikaye içinde metafor ve analoji gibi eğitsel araçları kullanmaları, kendi başına edindikleri deneyimler olarak düşünülmüş ve bu deneyimlerle ilgili görüşler, hikayeleştirme yönteminin biyoloji eğitimine uygunluğunu ve kullanılabilirliğini ortaya çıkarmada kullanılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımı ile yürütülen bu araştırmada, olgu bilim desen (fenomenoloji, görüngü bilim) çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmacının seçtiği çeşitli lise türlerinde görevli 15 biyoloji öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada, biyoloji öğretmenleri hikayeleştirme örneğini incelemiş ve bu örnekle ilgili kendilerine yöneltilen sorularla ilgili sözlü ve yazılı olarak görüşlerini bildirmiştir. Görüşmeler sırasında görüşleri teyit etmek amaçlı derinleştirme soruları sorulmuştur. Öğretmenlerle yapılan bu görüşmelerde, araştırma verileri ses kaydına alınarak ve yazılı olarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan verilere içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular kodlar, kategoriler ve tema oluşturularak anlatılmış ve değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; biyoloji öğretmenlerinin hikayeleştirme yöntemini Bloom Taksonomisi Bilişsel Alan Sınıflandırılması (Bilişsel Süreçler Boyutu) açısından ve biyoloji dersine katkısı açısından değerlendirdiği ortaya çıkmıştır. Biyoloji öğretmenlerinin, öğrenme ortamlarında öğretim yöntem ve teknikleri seçerken öncelikli olarak dikkat ettiği unsurlara ulaşılmıştır. Bu unsurlar; seçilen yöntem ve tekniklerin öğrenci kazanımlarını karşılayabilir olması, bilim eğitimine katkıda bulunabilir olması, öğretim ilkelerini yansıtabilir olması ve öğrencilerin duygusal özelliklerine hitap edebilir olması şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca hikayeleştirme yöntemi ile ilgili verilecek bir eğitimden biyoloji öğretmenlerinin beklentileri saptanmıştır.

Bilişsel araçBiyolojiBiyoloji dersi+7
Ebru Yalçınsoy
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Stil sınıflandırma araştırmalarının biyoloji öğretimi çerçevesinde incelenmesi

Bu çalışma, biyoloji öğretimi çerçevesinde yapılan stil sınıflandırma araştırmalarının belirlenen ölçütlere göre dağılımını incelemektedir. Türkiye'de 1990-2021 yılları arasında yapılmış olan, biyoloji konularının öğretimini içeren stil temelli yüksek lisans ve doktora tezleri ile makalelerin genel analizi yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak, betimsel nitelikte bir araştırma yürütülmüştür. Çalışmada tezler YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından, makaleler ise TÜBİTAK ULAKBİLİM TR Dizin elektronik kaynağından araştırmacı tarafından belirlenen anahtar kelimeler kullanılarak elde edilmiştir. Doküman analizi sonunda 107 yüksek lisans tezi ve 26 doktora tezi olmak üzere toplam 133 tez çalışması ile 95 makale araştırmaya dahil edilmiştir. Yalnızca tam metin olarak erişime açık olan tez ve makalelerin taraması yapılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan "Makale Tarama Formu" ve "Tez Tarama Formu" aracılığı ile verilerin içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular belirlenen tema, kategori, alt kategori ve kodlar özelinde betimleyici istatistikler (frekans – yüzde değerleri) ile sunulmuştur. Çalışmada stil sınıflandırmalarının çeşitliliği, bu sınıflandırmaların kendi içlerinde farklı tür ve boyutlara ayrılmaları dolayısıyla boyut fazlalığından oluşan karmaşıklık ve başlı başına stil kavramının tanımlama ve kullanım şekillerinden doğan kavram karmaşası olmak üzere üç temel sonuç tespit edilmiştir. Tespit edilen bu sonuçlar biyoloji disiplini ve stil temelli öğretim ile ilişkilendirilmiştir.

Bilişsel stilBiyolojiBiyoloji eğitimi+3
Eda Doğan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ağaç türlerinin öğretiminde üç boyutlu çok kullanıcılı sanal ortamların kullanılması

Bu araştırmanın temel amacı, yeryüzünde yaşam için büyük bir öneme sahip ağaçların özelliklerinin öğretiminde üç boyutlu (3B) çok kullanıcılı sanal ortamların kullanılabilirliğinin sorgulanmasıdır.Bu temel odak noktasına göre araştırmanın amacı ise, 3B çok kullanıcılı sanal ortamların biyoloji eğitimin aktörleri olan biyoloji öğretmenlerinin yakın çevrelerindeki ağaçları tanımasına yönelik etkililiğinin incelenmesidir. Karma araştırma yöntemi kullanılan araştırmada nicel araştırma yöntemi olarak öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel model, nitel araştırma modeli olarak tematik deseni kullanılmıştır. Tasarım temelli öğrenme modellerinden ADDIE modeli kullanılarak geliştirilen 3B sanal ortam Unity3D platformunda geliştirilmiştir. Araştırma pilot uygulama uygulama olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmada uzman görüşlerine göre gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra 24 üniversite öğrencisi ile pilot uygulama ve 70 biyoloji öğretmeni (kontrol grubu: sunuş yoluyla öğretim, deney grubu: üç boyutlu sanal öğrenme ortamı uygulaması) ile uygulama yapılmıştır. Araştırmanın nicel veri toplama araçları; Uzman Görüş Formu, 3B Sanal Öğrenme Ortamları Değerlendirme Ölçeği ve Modifiye Edilmiş Verilen Ağacı Tanı Testi olup nitel veri toplama araçları ise Kullanıcı Görüşme Formu'dur. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde eşleştirilmiş örneklemler t-testi ve ANCOVA analiz tekniği, nitel verilerin analizinde ise tematik analiz kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; kullanılan araştırma modellerinin katılımcıların ağaçları tanıma düzeylerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Ancak 3B sanal öğrenme ortamının katılımcıların ağaçları tanımalarında sunuş yoluyla öğretim modeline göre daha fazla etkili olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre ADDIE öğretim tasarımı modeli kullanılarak ağaç türlerinin öğretimine yönelik geliştirilen 3B sanal öğrenme ortamı ağaç eğitimine yönelik etkili bir ortam olarak kullanılabileceği söylenebilir.

AğaçlarBiyolojiBiyoloji eğitimi+7
Gamze Mercan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanserinde ETV5 geninin östrojen reseptör (ER) ile ilişkisi

Meme kanseri, dünya çapında kadın sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmakta ve en sık rastlanan kanser türlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Her sekiz kadından birinin hayatının belli bir döneminde bu hastalıkla karşılaşma riski vardır. Meme kanseri, akciğer kanserinden sonra kadınlarda ikinci en yüksek ölüm oranına sahip kanser türüdür. Ancak, erken teşhis ve müdahale, tedavi başarısını önemli ölçüde artırabilir. Bu çalışma, meme kanserinin moleküler patogenezinde kritik bir rol oynayan E26 transformation-specific (ETS) transkripsiyon faktörleri ailesi üzerine odaklanmaktadır. Bu faktörler, hücre büyümesi, farklılaşma ve gelişim gibi temel biyolojik süreçlerde etkili olup, kanser gelişimi ve ilerlemesi üzerinde önemli etkilere sahiptir. ETS faktörleri arasında yer alan ETV5 geni, hücre büyümesi ve farklılaşmasında önemli roller üstlenmektedir. Meme kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinde ETV5 gen ifade düzeylerindeki değişiklikler, hastalığın seyri ve prognozu açısından değerli bilgiler sunabilir. Bu çalışma, ETV5 gen ifadesinin östrojen reseptörü (ER) pozitif (ER+) ve üçlü negatif meme kanseri (TNBC) dokularında farklılık gösterip göstermediğini araştırmaktadır. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıbbi Patoloji Anabilim Dalında saklanan invaziv duktal meme karsinomu dokuları kullanılarak ETV5 gen ifade düzeyleri, gerçek zamanlı polimeraz zincir tepkimesi (GZ-PZT) yöntemiyle ölçülmüştür. Sonuçlar ETV5 ifadesinin meme kanseri dokularında normal meme dokularına kıyasla önemli ölçüde azaldığını ortaya koymuştur. Ayrıca, ETV5 ifadesi, ER (+) meme kanseri dokularında TNBC dokularına kıyasla daha düşük bulunmuştur. Bu bulgular, ETV5 geninin ER (+) meme kanserinde bir onkogen olarak değil, aksine bir tümör baskılayıcı gen olarak işlev görebileceğini düşündürmektedir, ancak bu etki TNBC kanserlerde görülmemektedir. Yani, ER varlığı, ETV5 ifadesini azaltıyor olabilir. Bu da bir transkripsiyon faktörü olan ETV5'in reseptörü kodlayan genlerle ilişkili olabileceğini düşündürebilir. ETV5 ifadesindeki azalma; transkripsiyonel düzenleme, tümör mikroçevresinin etkileri, kanser hücrelerinin moleküler özellikleri ve post-transkripsiyonel süreçler gibi çeşitli faktörlere bağlı olabilir. Anahtar kelimeler: ER pozitif, üçlü negatif, meme kanseri, duktal karsinom

BiyolojiMeme kanseriMoleküler genetik+1
Naciye Tülay Çalıdağlı
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoloji öğretmen adaylarının protein sentezi konusundaki teknolojik pedagojik alan bilgisi

Günümüzdeki teknolojik gelişmeler, öğretmenlerin pedagojik ve alan bilgilerinin yanı sıra teknoloji bilgilerini de öğretim sürecine entegre ederek etkili ve verimli bir öğrenme gerçekleştirmelerini gerektirmektedir. Çalışmada, biyoloji öğretmen adaylarının protein sentezi konusundaki Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) incelenmiştir. Çalışma, 8 biyoloji öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, açık uçlu alan bilgisi testi, ders planı ve ders planı değerlendirme formu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler, TPAB bileşenleri çerçevesinde eş zamanlı olarak analiz edilip birlikte değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde bir nitel veri analizi programı olan MAXqda kullanılmıştır. Veriler, nitel içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, biyoloji öğretmen adaylarının protein sentezi konusunun anlatımında teknolojiden faydalanmanın yararlı olacağına inandıkları ve kullanmak istedikleri görülmüştür. Öğretmen adaylarının pedagojik bilgi, teknolojik bilgi, teknolojik pedagojik bilgi açısından kısmen yeterli oldukları belirlenmiştir. Protein sentezine ilişkin konu alan bilgilerinin ise yeterli düzeyde olmadığı, önemli bilgi eksiklikleri ve kavram yanılgıları olduğu tespit edilmiştir. Protein sentezine ilişkin alan bilgileri yeterli olmadığından sahip oldukları pedagojik bilgiyi konunun öğretimi bağlamında nasıl kullanacaklarını açıklayamamışlardır. Bir başka deyişle pedagojik alan bilgisi bileşenine ilişkin açıklamaları yetersiz olmuştur. Aynı şekilde alan bilgilerindeki eksiklik, teknolojik alan bilgilerine de yansımıştır. Bununla birlikte teknoloji bilgileri, pedagojik bilgileri tek başlarına iyi olmasına rağmen teknoloji bilgilerini konu alanının öğretimine entegre etmekte zorlanmışlardır. Anahtar sözcükler: protein sentezi, biyoloji öğretimi, teknoloji bilgisi, teknolojik pedagojik alan bilgisi, içerik analizi.

BiyolojiBiyoloji eğitimiBiyoloji öğretimi+3
Elif Deveci
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin biyoloji süreç diyagramlarında öğrenme stilleri, öğrenme faaliyetleri ve öğrenme çıktıları

Bu çalışmada, öğrencilerin süreç diyagramlarında öğrenmeyi gerçekleştirirken kullandıkları öğrenme aktivitelerini ve öğrenme stillerini belirleyerek, öğrenme aktivitelerinin ve öğrenme stillerinin öğrenme başarısı üzerindeki etkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmaya, Türkiye'nin başkentinde yer alan Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda öğrenim gören 23 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın verileri 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında toplanmıştır. Verilerin toplanması için ilk olarak katılımcılara Santa Barbara Öğrenme Stili Ölçeği uygulanmıştır. Daha sonra süreç diyagramları göz izleme tekniği ile gösterilmiştir. Aynı zamanda öğrenme faaliyetlerini yorumlamak için katılımcılara yüksek sesle düşünme protokolü uygulanmıştır. Bu işlemlerin sonucunda katılımcıların öğrenme çıktılarını değerlendirmek için açık uçlu soru, doğru-yanlış ve süreç diyagramlarında eksik olan çizimlerin katılımcılar tarafından tamamlanmasının beklendiği bir form kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde Mann-Whitney U testi, Kolmogorov-Smirnov testi, içerik analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Veri analizi sonucunda başarılı öğrenme gerçekleştiren öğrencilerin öğrenme aktivitelerinden okları anlamlandırma ve kendine soru sorma aktivitelerini daha sık kullandıkları bulunmuştur. Ayrıca ana alana odaklanmak için daha fazla zaman harcayan öğrencilerin öğrenmeyi başarılı bir şekilde gerçekleştirdikleri de bulunmuştur.

BiyolojiBiyoloji eğitimiDiyagramlar+5
Çise Cesur
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretimde virüs konusunun program, öğretmen ve öğrenci açısından incelenmesi

Gelişen teknoloji ve bilime paralel olarak bireylerin ihtiyaçlarının karşılanması ve toplumsal hedeflere ulaşılmasını amaçlayan eğitimin bunu gerçekleştirebilmesi nitelikli eğitim programlarıyla mümkün olabilecektir. Eğitimin etkili olabilmesi ve amaçlarının yüksek düzeyde gerçekleştirebilmesinin öğretmenler, öğrenciler ve mevcut öğretim programları arasındaki uyumla olabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmada ortaöğretimde virüs konusunun öğretim programlarındaki yeri ve biyoloji öğretmenleri ile ortaöğretim öğrencileri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda virüs konusunun yer aldığı ortaöğretim biyoloji ve sağlık bilgisi dersi öğretim programlarında yer alan virüs konusu sınıf düzeyi, içerik ve kazanımlar açısından değerlendirilmiştir. Programların uygulayıcıları olan biyoloji öğretmenlerinin ve farklı sınıf düzeylerinde biyoloji ve sağlık bilgisi öğretim programları ile öğrenim gören öğrencilerin virüsler konusundaki görüşleri ele alınarak virüs konusunun değerlendirilmesine ilişkin bilgi edinilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntem araştırmaları, sosyal bilimlerden özellikle eğitim bilimlerinde disiplinler arası araştırmaların gerçekleşmesi ile araştırılan olayın çeşitli yönlerini açığa kavuşturmaya yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın evrenini nicel yöntem için Ankara İlindeki merkez ilçelerdeki resmi Anadolu Liseleri'nin 9., 10., 11. ve 12. sınıf düzeylerinde öğrenime devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Nitel veriler için ise çalışma grubu oluşturulmuştur. Araştırma örneklemi, evrenden basit seçkisiz örnekleme (random) yöntemi ile seçilen okullardan elde edilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini Ankara ilinin merkez ilçelerindeki resmi Anadolu Liseleri'nin 9., 10., 11. ve 12. sınıf düzeylerinde öğrenime devam eden ve evreni temsil eden 670 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel veriler için çalışma grubunu ise amaçlı örnekleme ile maksimum çeşitlilik yöntemine göre oluşturulan nicel veri toplamak amacıyla gidilen ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan 26 biyoloji öğretmeni ve nicel veri uygulanan öğrencilerden 51 tanesi oluşturmaktadır. Araştırmada doküman olarak, virüs konusunun ortaöğretim programındaki yerinin incelendiği veri kaynakları olan Biyoloji ve Sağlık Bilgisi Öğretim Programları kullanılmaktadır. Nicel veri toplama aracı, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olan ''Virüslerle İlgili Görüşler Anketi''dir. Nitel veri toplama aracı olarak ise ''Virüsler Konusuna İlişkin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre ortaöğretim biyoloji ve sağlık bilgisi dersi öğretim programlarında virüslere ilişkin kazanım sayısının ve ayrılan sürenin yetersiz olduğu, genelde virüsler konusunun dönem sonuna tekabül etmesinin konunun öğrenilmesinde dezavantajlı durumlar yarattığı ortaya çıkmaktadır. Öğrencilerin ve öğretmenlerin virüslerin öğrenilmesine ilişkin verdikleri önem ''günlük hayat ile konunun ilişkilendirilmesi'' bağlamında paralellik göstermektedir. Bunun yanı sıra öğrenciler daha çok öğretmenin alan yeterliliği sayesinde virüslerin etkili bir şekilde öğrenileceğini ileri sürse de, öğretmenler konuya ilişkin görsel materyaller ile konunun daha etkili öğrenilebileceğini düşünmektedirler.

BiyolojiBiyoloji eğitimiDers programları+6
Sema Takmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Bilişim Ağı'nda bulunan biyoloji dersi elektronik içeriklerinin değerlendirilmesi

Millî Eğitim Bakanlığı'nın eğitim yaşantılarını ve öğrenme ortamlarını teknolojiyle desteklemek adına başlattığı FATİH Projesinin en önemli bileşenlerinden biri de e-içeriklerin yayımlandığı EBA platformudur. Bu platformda EBA Ders başlığı altında güncellenen eğitim programlarına uygun, ders akışları şeklinde e-içerikler yer almaktadır. Bu çalışmada EBA Ders platformunda Biyoloji dersinde bulunan e-içerikler öğretmen görüşleri ile değerlendirilmiştir. Bu çalışma özü itibariyle tarama modelindedir. Örneklem, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 'EBA Ders Biyoloji e-içerikleri Kullanım Anketi' adında elektronik anket kullanılmıştır. EBA Ders platformu Biyoloji dersi e-içeriklerinin; farklı sınıf düzeylerinde ve farklı içerik türlerinde kullanımı ile kullanımını etkileyen etmenler öğretmenlere uygulanan anket ile değerlendirilmiştir. Veriler yüzde, frekans ve temel istatistikler yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada üç alt probleme yönelik olarak anket soruları gruplanmıştır. EBA Ders biyoloji içeriklerinin kullanım durumu, ihtiyaç durumu, eğitsel açıdan fayda durumu, öğrenciler için ilgi çekici/ motivasyon arttırıcı olma durumu ile konuyu açıklamadaki yeterlik durumu 9. ve 10. sınıflarda yüzde olarak yüksek değerlerdeyken, 11. ve 12. sınıflarda yüzde olarak oldukça düşük çıkmıştır. Video ve soru çözümü içeriklerinde kullanma sıklığı ve ihtiyaç durumu oldukça yüksek iken, ilgi çekici /motivasyon arttırıcı olma durumunda soru çözümü son sırada yer almıştır. EBA Ders kullanımına etki eden etmenlerin başında internet alt yapı sorunları, ders süresinin yetersizliği, internet hızı yer almaktadır. Bu veriler ışığında 11. ve 12. sınıf biyoloji dersi e-içeriklerinde farklı içerik türlerinde üretim yapılması, ayrıca etkileşimli uygulamalar, sanal deneyler, 3D görseller ile desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Donanımsal problemlerin tüm illerde giderilerek internet alt yapı ve hız sorunlarının giderilmesi önerilmektedir.

BiyolojiBiyoloji dersiEğitim+7
Pelin Kılıç Koçak
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00

Related subjects