Vücut kitle indeksi

Bu konu başlığı altında 329 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öz şefkatin yeme tutumu, besin seçimi ve beden kitle indeksi ile ilişkisinin araştırılması

Öz şefkat ve beden kitle indeksi ilişkisini (BKİ), yeme tutumu ve besin seçimi gibi beden ağırlığını etkileyen faktörler doğrultusunda inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Mevcut kesitsel çalışmada, yetişkin katılımcılarda (n=177) öz şefkat, yeme tutumu, yüksek enerji yoğunluklu besin seçimi ve BKİ ilişkisi incelenmiştir. Çalışmamızda, öz şefkat ve BKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır. Toplam öz şefkat skoru ve paylaşımların bilincinde olma ile kontrolsüz yeme arasında negatif korelasyon görülürken, bilişsel kısıtlayıcı yeme öz yargılama ile pozitif yönde; paylaşımların bilincinde olma ile ters yönde ilişkili bulunmuştur. Artan öz şefkat skoru azalan yüksek enerji yoğunluklu içecek tüketim sıklığı ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca, artan öz şefkat skoru doymuş yağ ve şeker içeriği yüksek bazı besinler ve hazır paketli gıdaların tüketim sıklığında azalma ile paralellik göstermiş ancak bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Kontrolsüz yeme, duygusal yeme ve bilişsel kısıtlayıcı yeme ile BKİ arasında saptanan negatif ilişkinin ise egzersiz durumu doğrultusunda değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Bilişsel kısıtlayıcı yeme ile enerji yoğunluğu yüksek bazı besinlerin tüketim sıklığı arasında ters yönlü ilişki gösterilirken, duygusal yeme ve kontrolsüz yeme skorları yüksek enerji yoğunluklu belirli besinlerin tüketim sıklığında artış ile paralellik göstermiştir. BKİ ve çalışmamızda sorgulanan yüksek enerji yoğunluklu besinlerin tüketim sıklığı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Çalışmamızda, öz şefkat, yeme tutumu ve besin seçimi arasında ilişkiler belirlenmiş olup bu bulgular kilo yönetiminde psikolojik risk faktörlerinin iyi tanımlandığı davranış değiştirme müdahalelerinin geliştirilmesinde bu alanın profesyonellerine ışık tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Öz Şefkat, Yeme Tutumu, Besin Seçimi, BKİ, Kilo Yönetimi

Besin tercihleriBeslenmeKilo değişimi+4
Şehnaz Ayar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde hedonik açlık durumunun sosyal medya bağımlılığı ve obezite ile ilişkisinin araştırılması

Hedonik açlık fizyolojik olarak enerji ihtiyacı olmadan, tüketilen yiyecekten haz almayı amaçlayan iştah ve dürtü olarak tanımlanmaktadır. Hedonik açlık oluşumunda görsel uyaranlar önemli yer tutmaktadır. Görsel uyaranlarla en sık karşılaşılan yerlerden biri sosyal medyadır. Sosyal medyanın kişinin günlük aktivitelerini, aile ve arkadaş ilişkilerini etkileyecek düzeyde kullanımı sosyal medya bağımlılığını oluşturmaktadır. Bu çalışmada yetişkinlerde (n=327) hedonik açlık durumunun sosyal medya bağımlılığı ve obezite ile ilişkisi araştırılmıştır. Katılımcıların hedonik açlık durumları "Besin Gücü Ölçeği", sosyal medya bağımlılıkları "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu" kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların lezzetli besinlere karşı duyduğu isteği değerlendirmek amacıyla "Görsel Analog Skalası" kullanılmıştır. Katılımcılar BKİ değerlerine göre sınıflandırıldığında %8,6'sının (n=28) düşük kilolu, %62,4'ünün (n=204) normal aralıkta, %19,3'ünün (n=63) aşırı kilolu ve %9,7'sinin (n=32) obez grubunda olduğu belirlenmiştir. Obez bireylerdeki hedonik açlığın normal ve düşük kilolu bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Besin gücü ve sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Besin gücü ile kremalı pasta ve pastane ürünleri arasında anlamlı pozitif orta düzeyde; çikolata ve çikolatalı ürünler, cips, fastfood yiyecekler, patates kızartması, ekmek çeşitleri, makarna ve hamur işleri arasında anlamlı pozitif zayıf düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hedonik Açlık, Sosyal Medya Bağımlılığı, Obezite, BKİ

AçlıkBağımlılıkHedonizm+5
Aylin Bülbül
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencilerinin antropometrik ölçümleri ile akdeniz diyeti ve beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırma Ocak 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan gönüllü 174 öğrenci üzerinde yapılmıştır. 18-24 yaş arasında olan dördüncü sınıflarda öğrenim gören 54, üçüncü sınıflarda öğrenim gören 65 ve ikinci sınıflarda öğrenim gören 59 öğrenci ile yapılan çalışmada öğrencilerin Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ve sağlıklı yaşam biçimleriyle ilgili akademik bilgilerini kendi yaşamlarına uygulayabilme yetenekleri ve sağlıklı beslenme takıntısının saptanarak Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ile antropometrik ölçümler arasındaki olası ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere yüz yüze görüşme yöntemiyle anket formu uygulanmıştır. Ayrıca anket formu uygulanan öğrencilerin antropometrik ölçümleri ve vücut kompozisyonu saptanmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi ortalamasının; 5,3±2,95; ORTO-11 ölçeği puan ortalamalarının ise 24,75±6,48 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin ortalama vücut ağırlığı 59,7±11,1 kg ve beden kitle indeksi (BKİ) ortalamaları ise 21,72±3,1 olarak saptanmıştır. Bu araştırmada öğrenim görülen sınıf düzeyi arttıkça Akdeniz diyetine uyumun arttığı aynı zamanda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi puanları arttıkça beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin ve ORTO-11 ölçeği puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Akdeniz diyetine uyumun bireylerin vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ile vücut bileşimini olumlu olarak etkilediği ve Akdeniz diyetine uyumun artması ile ortorektik davranışların arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı beslenme, Akdeniz diyeti, BKİ, Vücut kompozisyonu, Ortoreksiya Nervoza

Akdeniz diyetiAntropometriBeslenme+7
Hilal Torpil
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

COVID-19 eve kapanma sürecinde adolesanlarda beden kitle indeksi ve yaşam tarzı değişiklikleri izlemi

Adolesanlar arasında obezite prevalasnsı son 30 yılda gittikçe artmaktadır. Adolesan çağda görülen obezite yetişkinliğe geçildiğinde de devam etmesiyle mortalitesi ve morbiditesi yüksek pek çok hastalığa neden olmaktadır. Covid-19 pandemesi nedeniyle hayatımıza giren sosyal izolasyon nedeniyle pek çok bireyin fiziksel aktivite miktarı kısıtlanmıştır ve obezite riski artmıştır. Bu çalışmada adolesanların Covid-19 eve kapanma sürecinde beden kitle indeksi ve yaşam tarzı değişikliklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne Haziran 2020'de başvuran adolesanlar dahil edilmiştir. Katılımcılara sosyodemografik, antropometrik bilgilerini ve beslenme – egzersiz davranışlarını inceleyen ölçek ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri, yaşam tarzı ve beden kitle indeksi değişiklikleri değerlendirilmiştir. Katılımcılar %64,9'u kız (n: 50), %35,1'i (n:27) erkek olmak üzere 77 kişiden oluşmaktadır ve yaş ortalaması 16,64 ± 0,16 idi. Katılımcıların sokağa çıkma kısıtlamasının başındaki ve sonundaki beden kitle indeksi persantil ortalaması arasında istatiksel açıdan anlamlı fark mevcuttur (p:0,014) ancak serbest zamanın başındaki ve sonundaki beden kitle ortalamasında istatiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır (p:0,372). Katılımcıların %57,1'i pandemiden sonra egzersiz davranışlarının azaldığını belirtmiştir. Sokağa çıkma kısıtlaması dönemindeki ekran başında geçirilen süre kısıtlamalar kalktıktan sonra azalmıştır (p:0,043). Araştırmamızda sokağa çıkma kısıtlamasında daha fazla kilo aldığı gösterilmiştir. Adolesanlar arasında her geçen gün artmakta olan obezite prevalansı, sokağa çıkma kısıtlamalarıyla daha da artma riski altındadır. Covid-19 pandemisiyle adolesanlarda obeziteyle mücadele farklı bir boyut kazanmış olup, özellikle risk altındaki gruplara daha fazla odaklanılmalıdır.

COVID 19ErgenlerObezite+4
Onur Büyükkıyıcı
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Karpal tünel sendromu olan hastalarda klinik, elektronöromyografik ve ultrasonografik bulguların vücut kitle indeksi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Karpal Tünel Sendromu Olan Hastalarda Klinik, Elektronöromyografik ve Ultrasonografik Bulguların Vücut Kitle İndeksi ile İlişkisinin Değerlendirilmesi Giriş: Karpal tünel sendromu; median sinirin el bilek hizasında karpal tünelin içinde tuzaklanması olup, en sık görülen mononöropati ve tuzak nöropatidir. Etiyolojisi büyük oranda idiopatik olmakla birlikte obezitenin KTS insidansını arttırdığı bilinmektedir. Günümüzde KTS tanısı koymak ve evrelemek için kullanılan yöntem elektrofizyolojik çalışmalardır. Çalışmanın amacı; vücut kitle indeksi ile KTS semptomları ve hastaların fonksiyonelliği arasındaki ilişkiyi ve de KTS tanı ve evrelemesinde ultrasonografinin yerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı polikliniğine başvuran, AAPMR (American Academy of Physical Medicine and Rehabilitation) kriterlerine göre elektrofizyolojik yöntemlerle KTS tanısı alan 98 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, dominant eli, semptomatik eli, semptom süresi ve çalışmaya dahil edilen eli kaydedildi. Ayrıntılı boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Ağrının şiddeti VAS (Vizüel Analog Skala), semptom şiddeti ve fonksiyonel durum BKTSA (Boston Karpal Tünel Sendromu Anketi) ölçekleri ile değerlendirildi. Ultrasonografik olarak median sinir transvers kesit alanı (TKA) ölçüldü. Bulgular: 98 hasta vücut kitle indeksleri hesaplanarak Dünya Sağlık Örgütü'nün obezite sınıflandırmasına göre normal, pre-obez ve obez olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Çalışmamızda hastaların VAS, BKTSA semptom şiddeti skoru ve ultrasonografik median sinir TKA ölçümleri arasında anlamlı fark gözlenmezken BKTSA fonksiyonel durum skoru vücut kitle indeksi artışı ile orantılı bulundu. Çalışmaya dahil edilen 98 hasta EMG bulguları değerlendirilerek hafif, orta ve ağır şiddette olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Bu 3 grup birbiriyle karşılaştırıldığında hastalık evresi ile VAS, BKTSA semptom şiddeti ve fonksiyonel durum skoru ve ultrasonografik median sinir TKA ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlendi. Sonuç: Vücut kitle indeksi ile KTS hastalık evresi ve hastaların klinik durumu arasında anlamlı fark görülmemekle birlikte hastalık evresi ve ultrasonografik değerlendirme açısından bakıldığında anlamlı fark gözlenmiş olup KTS tanı ve evrelemesinde ultrasonografinin yeri olabileceği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Karpal tünel sendromu, obezite, ultrasonografi

ElektronöromiyografiKarpal tünel sendromuObezite+2
Mustafa Nail Çalıcıoğlu
Hacettepe University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İtfaiye personelinin vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada Gaziantep Büyükşehir Belediyesine bağlı çalışan 227 itfaiye personelinin vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin; yaş, medeni durum, meslek yılı değişkenleri ile birlikte incelenmesi hedeflenmiştir. Anket çalışmasında mevcut durumu ölçmek ve sorgulamak için araştırma yöntemi olarak tarama yöntemi kullanılmıştır. Personelin vücut kitle indeksini belirlemek için, uluslararası kabul edilen Beden Ağırlığı (kg) / Boy Uzunluğu (m)² formülü kullanılmıştır. Fiziksel aktivite düzeyi, IPAQ (uluslararası fiziksel aktivite ölçme anketi) uzun form ile yaşam kalitesi ise SF-36 ( short form-36) anket formu kullanılarak ölçülmüştür. Veri analizleri yapılırken, SPSS 20.0 (Statistical Package for the Social Sciences 20.0) programı kullanılmış ve analizler esnasında anlamlılık düzeyi ( p<.05) esas alınmıştır. Yapılan analiz sonucunda; vücut kitle indeksinin artmasıyla beraber fiziksel fonksiyonun, enerji ve canlılık düzeyinin, ruhsal sağlık skoru, genel sağlık algısı ve sosyal işlevselliğin azaldığı görülmüştür. Vücut kitle indeksinin yüksek olduğu katılımcılarda, fiziksel aktivite düzeyinin yetersiz olduğu görülmüştür. Meslek yılının artmasıyla ruhsal sağlık, ağrı, genel sağlık algısı skorlarının azaldığı tespit edilmiştir. Meslek yılı arttıkça dinlenme, spor ve boş zaman ile ilgili fiziksel aktivite düzeyinin azaldığı görülmüştür. Eğitim düzeyi arttıkça, ev işlerini içeren fiziksel aktivite düzeyi ve dinlenme, spor ve boş zaman aktivite düzeyinin ve sosyal işlevselliğin arttığı görülmektedir. Katılımcı personelin yaşının artmasıyla beraber, işle ilgili fiziksel aktivitenin azaldığı görülmektedir. Ayrıca yaşa bağlı olarak enerji, ruhsal sağlık, genel sağlık algısı azalırken oturularak geçirilen zamanın ve ağrının arttığı görülmüştür.

Fiziksel aktiviteVücut kitle indeksiYaşam kalitesi+1
Enver Bal
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'da bir sağlıklı hayat merkezinde diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı ruhsal travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarının bireysel, toplumsal ve kişilerarası birçok etkileri olabilmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve psikopatolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin doğasını anlamak için etiyolojik, epidemiyolojik, tedavi ve klinik görünüme yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalarda çocukluk çağı travmalarının bireylerin yeme tutumunu etkilediği, yeme bozukluklarının oluşmasında bir risk etkeni olabileceği görülmüş ve bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmanın amacı, diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisini belirlemektir. Ayrıca yeme tutumu, çocukluk çağı travması, psikolojik iyi oluş ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmaya aktif olarak diyetisyen desteği alan 211 kadın katılmıştır. Katılımcıları değerlendirmek üzere "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-Kısa Formu (CTQ-28)", "Yeme Tutumu Testi-Kısa Formu (YTT-26)", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği-Kısa Formu (PİO-42)", "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; çocukluk çağı travması alt boyutu olan duygusal istismarın, psikolojik iyi oluşu yordadığı ve bu değişkendeki değişimin %14'ünü açıkladığı bulunmuştur. Beden kitle indeksine (BKI) göre ise "obez" bireylerin "normal" ve "zayıf" kilodaki bireylere göre fiziksel ihmal ve duygusal istismar alt boyutlarından daha yüksek puan aldıkları bulunmuştur. Psikolojik iyi oluşun aracılık etkisi Regresyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli istatistik yöntemleri ile sınanmıştır. Psikolojik iyi oluşun çocukluk çağı travması ile yeme tutumu arasındaki ilişkide aracı rolünün olduğu hipotezi desteklenmemiştir. Sonuç olarak; çocukluk çağı travmasının psikolojik iyi oluş düzeyine, yeme tutumuna ve Beden Kitle İndeksine (BKI) olan etkisinin anlaşılması için daha geniş örneklemde ve klinik görüşmelerle yapılacak olan çalışmalara ihtiyaç vardır.

DiyetisyenlerKadınlarPsikolojik iyi oluş+5
Gülseren Gül Anık
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zayıf, normal ve kilolu bireylerde duygusal yeme davranışı, aleksitimi ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmaya katılan bireylerin kiloları Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından geliştirilen beden kitle indeksi (BKİ) hesaplaması doğrultusunda "zayıf, normal ve kilolu" olmak üzere gruplara ayrılmıştır. Beden kitle indeksi "18,5 ile 29,9" arası olan kişiler araştırmaya katılmıştır. Duygusal yeme davranışı, aleksitimi ve duygu düzenleme güçlüğü arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Kilo grupları açısından bakıldığında ise zayıf, normal ve kilolu bireylerin duygusal yeme davranışı ve aleksitimi düzeyleri arasında herhangi bir fark bulunmamıştır. Kilo gruplarında elde edilen tek farklılık zayıf bireylerin kilolu bireylere göre duygusal yanıtlarının yeterince açık olmamasıdır.

AleksitimiDuygu düzenleme güçlüğüDuygusal yeme+4
Rabia Gülçin Sanlı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin hemiplejik bireylerde beden-kitle indeksinin yürüme, denge, fiziksel performans ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Amaç: Çalışmamızın amacı inme sonrası hemipleji tanısı konan bireylerde beden kitle indeksinin (BKİ) yürüyüş, denge, fiziksel performans ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya, Özel Rom-Fiz Kanalboyu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezine başvuran, ayaktan tedavi gören, 6 aydan uzun süreli hemipleji tanısı almış, 18 yaş ve üzeri, gönüllü 26 hemiplejik birey katıldı. Bireylerin demografik özellikleri ve inme öncesi son bir ay içerisindeki kiloları sorgulandı. Mevcut kilo ve boy ölçümleri yapıldı. İnme öncesi BKİ ve mevcut BKİ hesaplaması için mevcut boy uzunlukları baz alındı. İnme öncesi ve mevcut kilosu bilinen hastaların inme geçirdikten sonra değerlendirme tarihine kadar ki süreçte ne kadar kilo verdikleri hesaplandı. Hazırlanan değerlendirme formuna ek olarak yürüyüş için On Metre Yürüme ve Merdiven Tırmanma Yeteneği Değerlendirmesi, denge için Postural Simetri İndeksi ve Berg Denge Ölçeği (BDÖ), fiziksel performans için Modifiye Barthel İndeksi (MBİ) ve PASS-T(İnmeli Hastalar İçin Postüral Değerlendirme Ölçeği-Türkçe), yaşam kalitesi için İnme Etki Ölçeği (İEÖ 3,0), motor iyileşme düzeyi için Brunnstrom Motor İyileşme Skalası kullanıldı. Bulgular: 26 hemipleji hastasının brunnstrom alt ekstremite motor iyileşme evresi 3 ve üzeri değerlere sahipti ve bireylerin tamamı bağımsız ambule olabiliyordu. Hastaların inme öncesi %52,5'i obez sınıfında iken inme sonrası %23'ü obez sınıfında yer alıyordu. Ayrıca çalışmaya katılan bireylerin tamamı inme geçirdikten sonra kilo vermiştir. İnme öncesi ve mevcut vücut ağırlıkları karşılaştırıldığında veri grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu (p<0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile yürüyüşü değerlendiren On Metre Yürüme ve Merdiven Tırmanma Yeteneği Değerlendirmeleri karşılaştırıldığında her iki veri grubu ile arasında negatif yönde kuvvetli korelasyon ilişkisi gözlendi (p<0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile denge durumunu değerlendiren Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Postural Simetri İndeksi karşılaştırıldığında BDÖ ile pozitif yönde çok kuvvetli korelasyon olduğu(p<0.05) gözlenirken Postural Simetri İndeksi ile arasında herhangi bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile fiziksel performans durumunu değerlendiren Modifiye Barthel İndeksi (MBİ) ve PASS-T ölçekleriyle ilişkisi incelendiğinde MBİ ile pozitif yönde çok kuvvetli korelasyon(p<0.05) ve PASS-T ölçeği ile pozitif yönde kuvvetli korelasyon olduğu gözlendi (p<0.05). Hastaların inme sonrası kilo kaybı oranı ile yaşam kalitesini değerlendiren inme etki ölçeği sonuçları karşılaştırıldığında aralarında pozitif yönde çok kuvvetli korelasyon olduğu gözlendi (p<0.05). Sonuç: İnme sonrasında kilo kaybı yaşayan hemiplejik bireyleri incelediğimizde yürüyüş, denge, fiziksel performans ve yaşam kalitesi düzeyleri kilo verme oranındaki artışa bağlı olarak artmaktadır. Tedavi programlarının hazırlanması ve uygulanması aşamalarında BKİ faktörünün özellikle yüksek kilolu ve obez bireylerde dikkate alınmasının fonksiyonel durum ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Beden Kitle İndeksi, Kilo Kaybı Oranı, Yaşam Kalitesi, Fiziksel Performans, Denge, Yürüyüş

DengeFiziksel performansHemipleji+5
Cumali Altundağ
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde dürtüsellik ve duygusal yeme arasındaki ilişkide ebeveyn tutumunun aracı rolünün incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı dürtüsellik ve duygusal yeme arasındaki ilişki üzerinde ebeveyn tutumunun olası aracı etkisini araştırmaktır. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi 400 katılımcı olmak üzere; 177 kız ve 223 erkek katılımcının bulunduğu 14-17 yaş arası ergen kişilerden oluşmaktadır. Bu çalışmaya İstanbul Beşiktaş ilçesinde bulunan 3 lisede öğrenim gören öğrenciler katılmıştır. Çalışmada Barratt Dürtüsellik Ölçeği-11, Duygusal Yeme Ölçeği, Anne -Baba Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Form uygulanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Ebeveyn tutumu ölçeğinin alt ölçekleri olan belirlenen kabul/ilgi, kontrol/denetleme ve psikolojik özerlik ile duygusal yeme arasında korelatif ilişki anlamlı çıkmadığından, medyatör etki analizi gerçekleştirilememiştir. Bu araştırmada Tukey testi, One-Way Anova testi ve T test kullanılmıştır. Sonuç: Barratt Dürtüsellik Ölçeği'ne dayanarak araştırmanın demografik değişkenlerinden okul türü, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, ebeveyn tutumu ve gelir düzeyi ile arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Duygusal Yeme Ölçeği ile araştırmanın demografik değişkenlerinden kardeş sayısı, kaçıncı çocuk oldukları, anne ve baba eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Tüm bu bulgular değerlendirildiğinde ise bu alandaki literatür çalışmaları kısıtlı olduğundan, gelecek çalışmaların bu alana odaklanması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, dürtüsellik, duygusal yeme, ebeveyn tutumu, beden kitle indeksi

Ana-baba tutumuDuygusal yemeDürtüsellik+5
Ezgi Gözegir
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkinlik döneminde yeme tutumları, algılanan ebeveyn reddi, duygu düzenleme güçlüğü ve beden kitle indeksinin depresyon belirtileri üzerindeki yordayıcı rolü

Bu araştırmada, Koronavirüs (Covid-19) pandemisi sürecinde beliren yetişkinlikte beden kitle indeksi, algılanan ebeveyn reddi, duygu düzenleme güçlüğü, riskli yeme tutumları ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 18-25 yaş arası (M= 20.93, SS= 2.10) 371 katılımcıdan (144 erkek, 227 kadın) oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Kısa Formu (EKRÖ/K), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Yeme Tutum Testi Kısa Formu (YTT-26) ve Beck Depresyon Envanteri (BDE)'dir. Depresif belirtilerin ve riskli yeme tutumlarının yordayıcılarını incelemek için iki bağımsız hiyerarşik çoklu regresyon modeli test edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, algılanan anne reddi ve genel duygu düzenlemede güçlüğün depresif belirtilerin anlamlı yordayıcıları olduğu, beden kitle indeksi, cinsiyet ve duygu düzenleme güçlüğünün riskli yeme tutumunun anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Bu araştırmada ayrıca basit bir aracılık modeli test edilmiş ve riskli yeme tutumları ile depresif belirtiler arasındaki ilişkiye duygu düzenlemedeki güçlüğün aracılık ettiği görülmüştür. Çalışmanın bulguları literatür doğrultusunda tartışılmış ve klinik çıkarımları değerlendirilmiştir.

COVID 19DepresyonDuygu düzenleme güçlüğü+5
Pınar Cevizci
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin öz-şefkatleri ve bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide öz-eleştirel ruminasyonun aracı rolü

Bu çalışmada beliren yetişkinlik dönemindeki üniversite öğrencilerinin öz-şefkatleri, öz-eleştirel ruminasyonları ve bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkiler incelenmiş olup öz-eleştirel ruminasyonun öz-şefkat ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki aracı rolü de değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 18-25 yaş arası 46 farklı şehirde yaşayan, 95 farklı bölümde aktif öğrenim hayatı devam eden 498 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara sırayla Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Öz-Eleştirel Ruminasyon Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği uygulanmıştır. Kadınların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kilolarından memnun olmayan katılımcıların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının, kilolarından memnun olan katılımcılara göre daha yüksek, öz-şefkat puanlarının ise anlamlı derecede daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kronik rahatsızlığı olan katılımcıların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının, rahatsızlığı olmayanlara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kilo alma/verme amacı güzel/fit görünmek olan bireylerin yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının kilo alma/verme amacı sağlıklı yaşamak olan gruptaki bireylerden istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu, öz-şefkat puanlarının ise düşük olduğu görülmüştür. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre, beden kitle indeksi (BKİ) gruplarına (zayıf, normal kilolu, fazla kilolu, obez) göre yeme bozukluğu puanları anlamlı şekilde farklılık göstermiştir. Zayıf bireylerin yeme bozukluğu puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde diğer gruplara kıyasla düşük olduğu, obez bireylerin ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde diğer gruplara kıyasla yeme bozukluğu puanlarının yüksek olduğu bulgulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öz-şefkatin bozulmuş yeme davranışları ve öz-eleştirel ruminasyonu anlamlı şekilde negatif yönde, öz-eleştirel ruminasyonun ise bozulmuş yeme davranışlarını pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, öz-eleştirel ruminasyonun, kontrol değişkenleri (kilo memnuniyeti, yeme bozukluğu dışında psikiyatrik tanı, kronik rahatsızlık, cinsiyet) ve öz-şefkat değişkeninin ötesinde, yeme davranışında bozulma üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, basit bir aracılık modeli incelenmiş ve öz-şefkat ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide öz-eleştirel ruminasyonun aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular literatürle karşılaştırılarak tartışılmış ve çalışmanın alana sağladığı katkılar ile sınırlılıkları ele alınmıştır.

Ruminatif düşünmeVücut kitle indeksiYeme davranışı+3
Duygu Zomp
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Obstrüktif uyku apne sendromunun kardiyak fonksiyonlar üzerine etkisi

Giriş-Amaç: OSAS başta kardiyovasküler sistem olmak üzere tüm organ ve sistemlerde ve metabolik olaylar üzerinde olumsuz etkileri olan, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen önemli bir klinik durumdur. Son yıllarda OSAS görülme sıklığında artış olduğu görülmüştür ve OSAS'lı hastalarda kardiyovasküler hastalıkların (KVH) yüksek mortalite ile ilişkisi üzerinde ağırlıklı olarak durulmaktadır. Bu çalışmada OSAS' ın kardiyak fonksiyonlar üzerine etkilerinin araştırılması ve ilişkili faktörlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal-Metod: Bu çalışma retrospektif, kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte planlanmıştır. Son on yılda Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Uyku Kliniği'nde OSAS tanısı ile takip edilen ve elektrokardiyogram, ekokardiyografi ve polisomnografi raporları kayıtlı olan toplam 64 olgu çalışmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada hastalara ait kayıtlı sosyodemografik özellikler ve antropometrik ölçümler (vücut yağ oranı, beden kitle indexi (BMI), bel- boyun kalınlığı), kardiyak parametreler (sol ventrikül (LV) EF%, aortik velosite, pulmoner velosite, triküspit anüler düzlem sistolik hareketi (TAPSE)), uyku ile ilişkili parametreler (uyku latansı, REM - NREM süresi), solunumsal olaylar, yatış pozisyonu ve apne hipone indexi ile oksijen desaturasyon indeks değerleri gözden geçirilmiştir. Elde edilen sonuçların analizinde Statistical Package for Social Science (SPSS) 25.0 programı kullanılmış, normal dağılıma uygunluk Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile değerlendirilmiştir. Niceliksel veriler ortalama, standart sapma ve kategorik değişkenler olgu sayısı (n) ve yüzde (%) olarak gösterilmiştir. Veriler arasındaki farklılıklarının istatistiksel önemliliği independet t testi, pearson korelasyon analizi, paired simples t testi kullanılarak araştırılmıştır. Hipotezler çift yönlü olarak tasarlanmış olup p değeri 0,05'den küçük olan değerler anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmada 35 (%54,7) erkek ve 29 (%45,3) kadın olmak üzere toplam 64 hasta yer almıştır. Hastaların yaşları 25-69 yıl aralığında olup yaş ortalaması 47,59±11,63 yıldır. Hastaların yağ oranı değerleri ile cinsiyetleri arasında istatistiksel boyutta ters yönlü anlamlı farklılık gözlemlenmiştir. BMI değerleri ile cinsiyet arasında istatistiksel açıdan ters yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bel ölçüleri ile cinsiyet arasında istatistiksel yönden anlamlı fark yoktur. Çalışmamızdaki hastaların orta derecede apne hipopne indeksine sahip oldukları görülmüştür. Çalışma kapsamında değerlendirilmiş olan hastaların Rem AHİ ve Non Rem AHİ değerlerinin birbirine yakın ortalamalara sahip olduğu dikkat çekmiştir. Hastaların kardiyak parametreleri ile cinsiyetleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Sonuç: Bulgularımız OSAS'ın kardiyak disfonksiyonla ilişkisini ve OSAS'lı hastalarda vücut yağ oranının, BMI ve bel çevresi kalınlığının anlamlı şekilde artmış olduğunu ortaya koymuştur. OSAS nedeniyle gelişen kardiyak disfonksiyonun artmış mortalite ile ilişkisi aşikârdır. Bu bakımdan birinci basamakta sağlık hizmet sunumundan sorumlu aile hekimlerinin OSAS'ın önemli risk faktörlerinden olan obezitenin önlenmesi noktasında kritik bir konumda olduğu görülmektedir. Hastalara aile hekimleri tarafından etkin danışmanlık verilmesi ve OSAS hastalarının göğüs hastalıkları uzmanları ve kardiyologlar ile koordineli şekilde takiplerinin, sağlığın korunması ve iyileştirilmesi noktasında akılcı bir yaklaşım olduğu söylenebilir. Çalışmamızda OSAS hastalarında boyun çevresi kalınlığının da anlamlı şekilde artmış olduğu bulunmuştur. Boyun çevresi ölçümü, kardiyovasküler hastalık riskinin tahmin edilmesinde fayda sağlayabilecek non-invaziv, basit bir yöntem olup, birinci basamak sağlık hizmetlerinde boyun çevresi ölçümü OSAS gelişme potansiyelini ve dolayısıyla kardiyovasküler hastalık riskini öngördürmeye yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Obstrüktif uyku apne sendromu, Uyku hipopnesi, Beden Kitle İndeksi, Uyku, REM

HipopneKalpKalp fonksiyon testleri+4
Muharrem Akyel
Harran University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinde sürdürülebilir beslenme ile yeme farkındalığı ve beden kütle indeksi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Spor bilimi eğitimi alan sağlık profesyonellerinin günümüz ve gelecek nesiller için besin ve beslenme güvenliğine ve sağlıklı yaşama katkıda bulunan çevresel etkileri düşük diyetler olarak tanımlanan sürdürülebilir diyetler ile ilgili farkındalığının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Denizli'de bulunan Pamukkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim alan öğrencilerin sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve yaklaşımları ile yeme farkındalığı ve beden kütle indeksleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 213 lisans öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ) ile Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışı Ölçeği (SSBD) ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların boy ve kilo bilgileri alınarak beden kütle indeksleri hesaplanmıştır (BKI=19,8 kg/m²). Veri toplama sürecinde, ilgili Bölüm Başkanlığı'nın izni dahilinde gönüllülük esası ile anketler tamamlanmıştır. Derslerin online yapıldığı dönemde Google Forms ile veriler toplanmıştır. Sürdürülebilir beslenme kavramını öğrencilerin %26,8'inin duyduğu, %73,2'sinin ise duymadığı saptanmıştır. Cinsiyet yönünden bakıldığında YFÖ alt gruplarından Düşünmeden Yeme, kadınların ortalama puanı ile erkeklerin ortalama puanı arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır. (p=0,008) Beslenmeye ayrılan aylık bütçe ile SSBD alt boyutlarından Hayvan Sağlığı arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,042). Katılımcıların yaşadıkları yere göre SSBD ölçeği Yerel Gıda alt boyutu istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,037). SSBD toplam skor ile YFÖ farkındalık alt grubu arasında pozitif yönde korelasyon tespit edilmiştir (r=0,104). Spor uzmanlarının gelecek için, sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve farkındalıklarını daha da geliştirmesi, lisans eğitimi müfredatında sürdürülebilir beslenme bileşenlerinin daha fazla yer alması, bu konuda geliştirilecek stratejiler için önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Beden Kütle İndeksi, Sağlıklı Beslenme, Sürdürülebilir Beslenme, Spor Bilimleri Öğrencileri, Yeme Farkındalığı

BeslenmeBeslenme incelemeleriSpor+5
Elif Şeyma Başak
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise çağı adölesan bireylerin beslenme okuryazarlık düzeyleri ile beden kütle indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada lise çağı adölesan bireylerin beslenme okuryazarlık durumlarının saptanıp beden kütle indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlamaktadır. Çalışma İstanbul Tuzla İlçesinde ikamet eden lise çağı öğrencilerine Google Anket yöntemi ile online olarak ulaşılmıştır. Çalışma 15-18 yaş aralığındaki 225'i kız, 175'i erkek olmak üzere 400 lise çağı adölesan ile 26 Aralık 2022 - 30 Mart 2023 Tarihleri arasında yürütülmüştür. Anket formunda demografik bilgi formu, antropemetrik ölçümler, beslenme alışkanlıkları, besin tüketim kaydı ve Adölesan beslenme okuryazarlık ölçeği (ABOÖ) kullanılmıştır. Sosyal medya üzerinden duyuru yapılmış olup veli/vasi onayı almış gönüllü katılımcılara anket uygulanmıştır. Katılımcılara uygulanan anketler SPSS 25 programı ile istatistik olarak değerlendirilmiştir. Testlerde istatistik anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Araştırmamızda kız adölesanların vücut ağırlığı ortalaması 56,7 ±10,4 kg, BKİ ortalaması 21,1±3,6 kg/ m²; erkek adölesanların vücut ağırlığı ortalaması 71,4 ±14,3 kg, BKİ ortalaması 22,8±4,5 kg/ m² olarak bulunmuştur. BKİ persentil sınıflandırmasına göre katılımcı adölesanların %4,3'ü yetersiz beslenme (PEM), %12'si zayıf, %60,3'ü normal, %14,8'i kilolu, %8,8'i obez kategorisindedir. Adölesanların ABOY puanı 67,90±13,84 (orta düzey) olarak bulunmuştur. Kızların beslenme okuryazarlık puanı (69,37±12,60) erkeklere (66,00±15,13) kıyasla daha yüksek bulunmuştur (p=0,009; p<0,01). En düşük puanı obez kategorisindeki adölesanlar almıştır fakat adölesanların beden kütle indeksleri ile beslenme okuryazarlık puanları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (p=0,172). Adölesanların ve ebeveynlerine diyetisyenler tarafından beslenme dersleri verilmesiyle beslenme okuryazarlık düzeylerinde artış sağlanabilir. Bu alanda edilenen sonuçların ilerde yapılacak yeni araştırmalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelime: Adölesan, Beslenme Okuryazarlığı. Beden Kütle İndeksi

BeslenmeBeslenme okuryazarlığıErgenler+2
Beyza Gül Çetin
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden kütle indeksi (BKİ) 18,5 'in altında olan üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile sağlık ve beslenme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma Beden Kütle İndeksi 18,5'in altında olan üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile sağlık ve beslenme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Haliç Üniversite'sinde eğitim alan Beden Kütle İndeksi 18,5'in altında olan 19-26 yaş arası 70 katılımcı (59 kız, 11 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara kişisel özellikleri, sağlık durumlarını ve beslenme alışkanlıklarını belirten sorular, yeme tutum testi, besin tüketim sıklığı, bir günlük besin tüketim kaydını içeren anket uygulanmıştır. Yapılan çalışmada öğrencilerin boy ölçümleri 1,6 ile 1,9 m arasında ve ortalama 1,67±0,08 m; kilo ölçümleri ise 40 ile 65 kg arasında ortalama 48,80±5,02 kg; beden kütle indeksi hesaplanan değerleri ise 15 ile 18,6 kg/m2 arasında olup ortalama 17,48±0,84 kg/m2'dir. Yeme tutum puanları ortalama 15,84±6,62 saptanmıştır. Puanlara göre öğrencilerin %95,7'sinde yeme bozukluğu saptanmazken, %4,3'ünde yeme bozukluğu saptanmıştır. Öğrencilerin %15,7'sinin her zaman öğün atladığı görülmüş olup günlük aldıkları ortalama enerji miktarı 1264,49±444,91 kkcal bulunmuştur. Günlük enerjinin ortalama %47,34'ü karbonhidratlardan, %15,10'u proteinden, %36,75'i yağlardan geldiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin %21,4'ü sigara, %5,7'si alkol kullanmaktadır. Öğrencilerin lif, vitamin ve mineral ölçümleri değerlendirildiğinde; vitamin C'nin alımının normal değerlerde olduğu, lif, vitamin A, vitamin D, vitamin B12, folat, kalsiyum, çinko ve demirin günlük alımının önerilen değer aralığının altında olduğu gözlemlenmiştir. Bu da bize öğrencilerin günlük alınması gereken besin öğelerini yeteri kadar almadıklarını, yeterli ve dengeli beslenemediklerini göstermektedir. Veriler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 ve BEBİS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, zayıflık, beden kütle indeksi, yeme tutum testi, beslenme bilgi düzeyi

Beslenme davranışıBeslenme durumuBilgi+5
Gülce Uyanık
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dislipidemili hastalarda içecek tüketiminin değerlendirilmesi

Dislipidemi başta ateroskleroz olmak üzere diyabet, yüksek kan basıncı, abdominal obezite ve metabolik sendrom gibi birçok hastalıkla ilişkilidir. Dislipidemi, lipoproteinlerin fazla üretimi veya eksikliğinden kaynaklanan bir lipoprotein metabolizma bozukluğudur. Bu çalışma 1 Kasım–31 Aralık 2018 tarihleri arasında İstanbul'da Özel Diyabet Hastanesi'nde yatmakta olan ve poliklinik hizmeti gören 19-50 yaş grubunda 60 dislipidemi tanısı konmuş (27'si erkek ve 33'ü kadın) hastanın içecek alışkanlıklarını ve dislipidemi üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmada, katılımcıların sosyo-demografik bilgileri, beslenme durumları ve sağlık öykülerini saptamaya yönelik bir anket formu ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim formu uygulanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri alınmış ve biyokimyasal parametreleri değerlendirilmiştir. Çalışma grubunun yaş ortalaması 47.7±19.0 yıl olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda, BKİ'si yüksek dislipidemi tanılı hastaların, karbonhidrat tüketimleri ile BKİ'si normal dislipidemili hastaların karbonhidrat tüketimleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Dislipidemi ile içecek tüketim arasında anlanmlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Dislipidemiden korunma yöntemlerinin başında, hastalığa neden olan sağlıksız yaşam tarzını ve çevresel faktörleri değiştirmek gelmektedir. Sağlıksız yaşam tarzı faktörlerinden biri de aşırı alkol tüketimidir. Benzer ve daha ileri çalışmalarla içecek ve dislipidemi arasındaki ilişkiyi tanımlamak önemlidir. Dislipidemiden korunmada, tıbbi beslenme tedavisinde yer alması ve almaması gereken içeceklerin rolü anlaşılmalıdır.

Beslenme alışkanlıklarıDislipidemiSağlıklı yaşam+2
Fatma Tuğba Güler
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin kadınlarda uyku kalitesi ve gece yeme davranışıyla beden kitle indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma özel bir beslenme ve diyet danışmanlık merkezine başvuran yaşları 20-60 arasında değişen 70 yetişkin kadın bireyin uyku kalitesi ve gece yeme durumunu belirleyerek beden kütle indeksiyle ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bireylerin demografik özellikleri, antropometrik ölçümleri, beslenme ve sağlık durumuyla ilgili bilgiler anket formuyla sorgulanmıştır. Uyku kalitesinin değerlendirilmesinde Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), GYS varlığı için Gece Yeme Anketi (GYA) yapılmış ve günlük enerji, besin alımını belirlemek için bir günlük besin tüketim kaydı alınmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS 20 programı kullanılmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodlar (frekans, oran, ortalama, standart sapma) ve Mann-Whitney U Test, Bağımsız Gruplarda T Testi, Pearson Ki-Kare Analizleri kullanılmıştır. Katılımcıların BKİ ortalaması 28,07 ± 5,08 kg/m²'dir. Katılımcıların %54,3'ü kötü uyku kalitesine ve %10'u Gece Yeme Sendromuna (GYS) sahip olarak bulunmuştur. GYS ve uyku kalitesiyle BKİ ortalaması arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Kötü uyku kalitesi grubunda gece yeme puanı istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). İyi ve kötü uyku kalitesi gruplarında besin öğeleri alımı karşılaştırılmış; enerji, karbonhidrat, doymuş yağ asidi ve folat ortalamaları kötü uyku kalitesi grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). GYS olan grupta enerji, karbonhidrat protein, tiamin, biotin, triptofan, çinko, demir ve fosfor ortalamaları GYS olmayan gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak uyku kalitesi ve gece yeme sendromunun birbiriyle ilişkili olduğu ve beslenme durumunu etkilediği görülmüştür. Konuyla ilgili kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Beslenme bozukluklarıBeslenme davranışıKadınlar+4
Hazal Kaya
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hiperlipidemi tanısı almış kişilerde fruktoz tüketiminin değerlendirilmesi

Hiperlipidemi; plazmada bulunan kolesterol ve trigliserit düzeylerinin normal değerlerden yüksek olması anlamına gelmektedir. Hiperlipidemi tanısı almış kişilerin fruktoz tüketim durumunu saptamak amacıyla yapılan bu çalışma, İstanbul ilinde Çevre Hastanesi Beslenme ve Diyet Polikliniği'ne başvuran, yaş ortalaması kadın bireylerde 40, erkek bireylerde ise 44 olan ; 53 kadın, 27 erkek olmak üzere toplam 80 kişi üzerinden yürütülmüştür. Çalışmaya katılan bireylere , yüz yüze görüşme yöntemi ile kişisel ve beslenme durumunun saptanacağı anket formu uygulanmıştır. Çalışmaya katılan tüm bireylerin 3 günlük besin tüketim kaydı ile yüksek fruktoz içeren besinlerin tüketim sıklığı alınıp, değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin beden kütle endeksi ortalamasının 30,6 ± 5,17 ve günlük enerji alımının 2037,15 ± 446,8 kalori olduğu belirlenmiştir. Fruktoz tüketimine bakıldığında, hiperlipidemi tanısı almış kadın bireylerin günlük ortalama 28,51 ± 8,74 gr fruktoz tükettiği, erkeklerin ise 35,67 ± 8,81 gr fruktoz tükettiği saptanmıştır, p değeri = 0,001'dir. BKİ ile günlük fruktoz tüketimi arasındaki ilişki anlamlıdır. (p = 0,037). Kadınların % 47,2 ' si , erkeklerin ise % 74.1' i 30 gr ve üzeri fruktoz tüketmektedir. Glukoz ve sukroz hesaplaması yapılarak toplam eklenti şeker miktarlarının hesaplanmasının yapıldığı birçok çalışmaya ihtiyaç vardır

FruktozHiperlipidemilerHipertrigliseridemi+1
Elif İzçınar
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

BKI düzeylerine göre normal ve obez olan bireylerin yeme tutum testi ile beslenme davranışlarının incelenmesi

Bu çalışma, Aralık 2018 - Mayıs 2019 tarihleri arasında İzmir'de bulunan Merve Şafak Beslenme ve Diyet Danışmanlığı Merkez´ine başvuran 18-65 yaş aralığındaki danışanların yeme tutum testi ile yeme bozukluğunu yatkınlığını saptamak amacıyla planlanmıştır. 40'ı erkek ve 68'i kadın olmak üzere toplam 108 yetişkin birey ile yürütülmüştür. Katılımcılara sosyo-demografik özellikleri, sağlık durumları ve fiziksel aktivite bilgileri, beslenme alışkanlıkları, yeme tutum testi içeren anket uygulanmış ve antropometrik ölçümleri alınmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics Versiyon 24.0 programı ile değerlendirilmiştir. Bağımsız Örneklem İki Yönlü Varyans Analizi, Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. P değeri 0,05'ten küçük olduğu durumlarda gruplar arası fark anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin Beden Kütle İndeksi (BKİ) erkeklerde ortalama 31,67 ± 6,65 kg/m², kadınlarda ise 28,96 ± 8,99 kg/m² olarak hesaplanmıştır. Yeme tutum testi likert tipli 40 sorudan oluşan yeme bozukluğuna yatkınlığı ölçmek kullanılır ve ≥30 puan alan kişiler yeme davranış bozukluğuna yatkın olarak değerlendirilir. Yeme tutum puanı 30'un altında 92 kişi, 30 puan üstünde ise 16 kişi olduğu belirlenmiştir. Kadınlardaki yeme tutumu puanı ortalaması 21,40 ± 9,78; erkeklerde ise 14,70 ± 7,73 dür. Katılımcıların yeme tutum puanları ile vücut ağırlığı, boy uzunluğu arasında ters yönde ve çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir(p˂0,05). Sağlıklı beslendiğini düşünme, ev dışında yemek yeme sıklığına göre yeme tutum puanları arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu bulunmuştur (p˃0,05). Ayrıca BKİ düzeylerine göre normal ve obez olan farklı yaş guruplarındaki erkek ve kadınların yeme tutum puanları arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: BKİ, Obezite, Yeme Tutum Testi, Beslenme Davranışı

BeslenmeBeslenme davranışıObezite+2
Mine Terlik
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin ekmek tüketimi ile BKİ ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin ekmek çeşitlerine göre tüketimi ile BKİ ilişkisinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı, karşılaştırmalı araştırma şeklinde planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 4-18 Mart 2020 tarihlerinde Artvin ili Merkez ilçesi Artvin Çoruh Üniversitesi'nde okuyan Beslenme ve Diyetetik ile Hemşirelik bölümü öğrencileri olmak üzere toplam 254 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılarak yüzyüze görüşme metodu ile doldurulmuştur. Katılımcıların vücut ağırlıkları ve boy ölçümleri Artvin Çoruh Üniversitesi antropometri laboratuarında yapılmıştır. Bulguların tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, oran, frekans, T Testi, Ki Kare değerleri kullanılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde katılımcıların çoğunluğu beyaz ekmek tüketmekte (%86.6), onu sırasıyla tam tahıllı ekmek (%28.3), kepekli ekmek (%16.5), çavdar ekmeği (%11.4), mısır ekmeği (%7.1) ve glutensiz ekmek (%0.8) takip etmektedir. Katılımcıların büyük bir kısmı ekmek tüketimi ile kilo kontrolü arasında bir ilişki olmadığını düşünmektedir. Günlük olarak ekmek tüketim miktarı ile BKİ arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmamıştır ancak tüketilen ekmek çeşidi ile BKİ arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p=0.03). Beyaz ekmek tüketenler tüketmeyenlere göre daha yüksek BKİ'ye sahiptirler. Erkeklerin beyaz ekmek tüketim tercihleri ve BKİ'leri kadınlara göre daha fazladır. Ekmek tercihinde dikkat edilen unsurlar sırasıyla lezzetli olması, sağlıklı olması, fiyat ve bulunabilirlik şeklinde sıralanmaktadır. Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ekmeğin kilo üzerine etkileri ile ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı ve toplumsal bilgilendirmeler yapılmalıdır.

ArtvinEkmekEkmek tüketimi+2
Derya Çağlar Tiken
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin hedonik açlık durumlarının, uyku kalitesi ve beden kütle indeksi (BKI) düzeyleri ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Hedonik açlık, vücudun ihtiyacı olmamasına rağmen, besinlerdeki duyusal özelliklerinden etkilenen ve iştahta ortaya çıkan artış ile alınan hazı ifade etmektedir. Bu çalışma, yetişkin bireylerin hedonik açlık durumlarının, uyku kalitesi ve beden kütle indeksi (BKI) düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla yapıldı. Çalışma, 9 Mayıs- 31 Temmuz 2022 tarihlerinde Okan Üniversitesi Hastanesi'nin Beslenme ve Diyetetik bölümüne başvuran, 18 yaşından büyük, gebe olmayan ve emzirmeyen, 155 kadın ve 52 erkek olmak üzere 207 gönüllü ile yapıldı. Katılımcıların demografik özellikleri, antropometrik ölçümleri ve beslenme alışkanlıklarını belirlemek amacıyla anket formu; hedonik açlık düzeylerini ölçmek için Aşırı Besin İsteği Ölçeği (ABİÖ), Duygusal İştah Anketi (DİA), uyku kalitesini ölçmek için Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) uygulandı. Kadınların beden kütle indeksi (BKİ) ortalaması 28,96±5,94 kg/m² ve erkeklerin ise 30,78±4,21 kg/m² olarak belirlendi. Bireylerin %21,7'si normal kilolu, %31,9'u hafif şişman, %30'u 1.derece obez ve %16,4'ünün 2. derece obez olduğu bulundu. Verilerin istatistiksel analizlerine göre, bireylerin uyku süresi ortalamaları 7,01±1,26 saat/gün olarak saptandı. Kadınların %54,8'inin uyku kalitesinin iyi ve %45,2'sinin kötü, erkeklerin %30,8'inin uyku kalitesinin iyi ve %69,2'sinin kötü olduğu saptandı. ABİÖ puanlarının bireylerin BKİ değerleri arasında anlamlı ilişki saptandı (p<0,001). ABİÖ puanında normal kilolu olan bireylerde 2. derece obez ve 1. derece obez olan bireylere göre yüksek bulundu. PUKİ toplam puanlarının bireylerin BKİ değerleri arasında anlamlı ilişki saptandı (p<0,001). PUKİ puanında 2. derece obez olan bireylerin, normal kilolu olan bireylere göre daha yüksek olduğu belirlendi. DİA alt faktör puanlarının bireylerin BKİ grupları arasında anlamlı ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Ölçekler arasındaki korelasyonları incelenmesi ile bireylerin BKİ değerleri arttıkça, ABİÖ toplam puanında %50'lik azalma, DİA negatif alt faktör puanında %14,5'lik artma ve PUKİ toplam puanında %40,7'lik artış saptandı. Çalışmanın sonucunda, beslenme planlanmasında hedonik açlık ve uyku kalitesinin BKİ'yi etkilemesinin bilinmesi önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler : Beden Kütle İndeksi, Beslenme, Hedonik Açlık, ,Uyku Kalitesi

AçlıkBeslenmeHedonizm+3
Hatice Gök
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

20-55 yaş aralığındaki ofis çalışanlarında kronotipe göre beslenme ve BKI durumlarının değerlendirilmesi

Sirkadiyen ritim, yaklaşık 24 saatlik bir döngüyü izleyen, metabolizmayı, fizyolojiyi ve davranışı düzenleyen bir sistemdir. Çeşitli sirkadiyen faz belirteçleri vardır ve bunlardan biri kronotiptir ve bir bireyin uyku ve uyanıklık zamanlaması da dahil olmak üzere çeşitli biyolojik ve psikolojik özellikleri gerçekleştirmedeki günlük tercihlerini ifade etmektedir. Gıda alımı ve yeme kalıpları da benzer şekilde günlük ritimler göstererek krono-beslenme olarak adlandırılan diyet alımının zamanlaması, bir bireyin kronotipinden etkilenebilmektedir. Kronotipler, diyet alışkanlıkları ile ilişkili olarak kilo alımı, obezite mekanizması ve kronik hastalık riskini etkileyebilir. Bu bağlamda bireylerin kronotiplerine göre beslenme alışkanlıklarının saptanmasının, yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve sağlıklı beslenme ile öğün alışkanlıklarının kazandırılması açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, çalışmaya katılan kişilerin kronotiplerinin belirlenerek, kronotiplerine göre besin tüketimlerinin, beslenme durumlarının ve yeme tutumlarının değerlendirilmesidir. Çalışma INDEX A.Ş. ve NURSAN A.Ş. şirketlerinde, 120 (38 kadın, 82 erkek) ofis çalışanı ile yürütüldü. Çalışma, birinci elden veri toplama yöntemi olan yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulandı. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından bireylerde ''Kişisel Bilgi Anket Formu, Beslenme ve Uyku Alışkanlıkları, Besin Tüketim Kaydı, Sabahçıl-Akşamcıl Anketi, Yeme Tutum Testi ve Gece Yeme Anketi'' kullanıldı. Toplanan veriler ''IBM SPSS Statistics 22'' ile değerlendirildi. Ortalama M/E skoru 52,378,729 puan olarak bulundu. Katılımcıların yüzdelerine göre %22,5 sabahçıl, %65 ara ve %12,5 akşamcıl tipe sahip oldukları belirlendi. Kronotipler ile BKI kategorileri arasında anlamlı bir farklılık görülmedi (p>0,05). Kronotipler ile hafta içi ve hafta sonu kahvaltıyı atlama durumları arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Kronotiplere göre enerji, makro ve mikro besin öğesi alımları incelendiğinde tüketimleri arasında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Kronotiplere göre yeme tutumları ve gece yeme sendromu durumları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görüldü (p>0,05). Sonuç olarak, yapılan bu çalışmada ofis çalışanlarında kronotipler ile beslenmeleri arasında bir ilişki bulunmadı. Bu konuda daha geniş ve demografik özellikleri farklı gruplarda çalışma yapılmalıdır.

BeslenmeKronotipSağlıklı beslenme+3
Neşe Uğur
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden kütle indeksi 30-35 arası olan kadınlarda beslenme alışkanlıkları, besin tüketimi ve kalsiyum tüketimi ile antropometrik ölçümler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma İstanbul'da bulunan bir Beslenme ve danışmanlık merkezine başvuran 20-45 yaş arası BKI'si 30-35 olan kadınlarda yürütüldü.Çalışmada kalsiyum tüketiminin ve beslenme alışkanlıklarının antropometrik ölçümler,dolaylasıyla obezite üzerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı.Çalışmaya alınan kadınlara demografik bilgiler, sağlık durumları, beslenme alışkanlıklarını içeren bir anket uygulandı. Ayrıca katılımcıların 3 günlük besin tüketim kayıtları retrospektif olarak alınıp besin tüketim sıklıkları ve antropometrik ölçümleri değerlendirildi. Bulgulara göre çalışmaya alınan kadınların, 21- 42 yaş aralığında olup, çoğunluğunun ise %25 ile 31-35 yaş arası olduğu ve %38'inin ev kadını olduğu belirlendi. Besin tüketim kayıtları incelendiğinde; kalsiyum ve potasyum alımları yüksek olan kadınlarda doktor tarafından tanısı konulan hastalık oranının daha fazla olduğu bulundu. Kadınların alkol kullanımı ile antropometrik ölçümler arasında anlamlı bir ilişki bulundu (P=0.014). ) Alkol kullanımı ile kadınların antropometrik ölçümleri arasındaki ilişki incelendiğinde; alkol tüketen katılımcılarda kalça çevresinin daha geniş olduğu saptandı (P=0.014). Sigara kullanımı ile fosfor tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlılık görüldü (P=0.023) Katılımcıların günlük öğün sayıları ile antropometrik ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunup, öğün sayısı arttıkça yağ oranının arttığı (P=0.05) ve kas oranı (P=0.02), bel çevresinin (P=0.028) ise azaldığı belirlendi. Kadınların kalça çevresi ile enerji (P=0.006), karbonhidrat (P=0.008) ve yağ (P=0.018) tüketimi arasında anlamlı bir ilişki saptandı. Kalsiyum ve diğer mikro besin öğelerinin antropometrik ölçümler ile ilişkisinde; kalsiyum ile antropometrik ölçümler arasında bir ilişki bulunamazken (P>0.05), A vitamini ile ağırlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki görüldü.(P=0.047). Katılımcıların günlük kalsiyum tüketim ortalamaları 774.59 mg bulunarak, günlük gereksinmenin altında olduğu saptandı. Yoğurt (P=0.023), pirinç-makarna (P=0.041), çay (P=0.001) ve kahve (P=0.014) tüketimi ile BKİ değeri arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Araştırmada kullanılmış olan besin tüketim kayıtlarına ait veriler, BEBİS programı üzerinden kayda alınıp, enerji ve besinöğeleri değerleri hesaplandı. Yapılan değerlendirilmeler ve kayıtlar, istatiksel analizler ise Windows 18.0 ortamında SPSS ile yapılmış ve T-testi, Ki- kare testi, Mann-Whitney U testi uygulanarak gerçekleştirildi. Çalışmanın sonucu olarak, obez kadınlarda kalsiyum tüketiminin, son literatürlerin tersine antropometri üzerine dolayısıyla obezite üzerine etkisi saptanamadığından, daha geniş ve farklı sosyo kültürel yapıdaki popülasyonda ve ileri teknikler kullanılarak çalışma yapılmasına gereksinim vardır.

AntropometriBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+5
Nevzat Onur Mezgil
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00

İlgili konular