Borçlanma
Bu konu başlığı altında 90 tez
Dış borçlanmanın gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümeleri üzerindeki etkisi-Türkiye örneği (1990-2016)
Gelişmekte olan ülkeler ekonomik büyüme hedeflerini daha hızlı gerçekleştirebilmek için çeşitli kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu kaynak ihtiyacını karşıladıkları bir yol da dış borçlardır. Dış borçlar verimli yatırımları ve sermayeyi arttırmak amacı ile kullanıldıklarında büyüme üzerinde pozitif bir etki yaratacaktır. Bir ülkenin büyümesi o ülkede artan refah seviyesi ile birlikte o ülkenin istenilen kalkınma seviyesine ulaşmasını sağlayacaktır. Bu yaklaşımdan yola çıkarak yapılan çalışmada Türkiye ekonomisi üzerinde dış borçların, ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. 1990Q1-2016Q4 dönemi içinde yer alan istatistiki veriler ışığında zaman serilerine dayanan bir ekonometrik inceleme yapılmıştır. Çalışma da serilerin durağanlığı ADF testi ile ölçülmüştür. Değişkenlerin etkileşim ve nedensellikleri VAR analizi ve Granger nedensellik testi ile açıklanmıştır. Son olarak Engle-Granger eşbütünleşme testi ile değişkenlerin uzun dönem ilişkileri ve Hata Düzeltme Modeli ile kısa dönem ilişkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular göre iki değişken arasında pozitif yönlü bir ilişki ve çift yönlü bir nedensellik ilişkisi vardır. İki değişken arasında uzun dönemde eşbütünleşme ilişkisi ile birlikte kısa dönemde de bir ilişki vardır. Bu bulgulardan hareketle dış borçlanmanın ekonomik büyümeyi pozitif yönlü etkilediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Borç, Büyüme, VAR Analizi, Granger Nedensellik Testi
Tasarruf ve borç davranışlarına dijital bankacılık etkileri: Türkiye örneği
Bir birey kişisel bir tasarruf gerçekleştirdiğinde finansal güvence elde etmesinin yanında ülke ekonomilerinde büyümenin dinamiklerini oluşturan yatırımlara da katkı sağlar. Öte yandan bireylerin borçlanma olanakları ise ülke ekonomileri için gerekli olan yatırım fırsat ve çeşitliliği üzerinde önemli bir etkendir. Bu açıdan bireylerin tasarruf ve borç davranışları, tasarruf eğilimleri ve tüketim kalıplarının belirlenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Ayrıca tasarruf ve borç davranışları hanehalklarının sosyoekonomik, demografik ve kültürel yapıları gibi çeşitli faktörlerden etkilenebilir. Fon arz ve talep edenlerin temel buluşması noktası olan finansal sistem içerisinde en önemli yapı taşlarından birini oluşturan bankalar ise bireylere çeşitli finansal ürün ve hizmetler sunmaktadır. Teknolojik yeniliklerle beraber son birkaç on yıl içerisinde bankacılık sisteminin değişmez parçalarından birisi haline dönüşen dijital bankacılığında bahsi geçen diğer faktörlerle beraber bireylerin tasarruf ve borç davranışları üzerinde çeşitli etkileri olabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda tasarruf ve borç davranışlarına dijital bankacılığın etkilerini araştırmak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye örneklemi için 2017 Global Findex veri seti ve logit model kullanılarak analiz yapılmıştır. Çalışmanın önemli bulgularına bakıldığında dijital bankacılığın neredeyse tüm tasarruf/borç ve tasarruf/borç alt seçenekleri üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır. Böylece hanehalkı tasarruf ve borç davranışları üzerinde diğer ilgili faktörlerin yanında dijital bankacılık özelinde olmak üzere yeni ve çeşitli finansal yöntemlerin de etkili olduğu söylenebilir.
Ülke CDS primi ve iç borçlanmanın vade yapısı arasındaki ilişkinin analizi: Türkiye örneği
Kamu borçlanması gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ekonomik büyüme ve gelişme, ekonomik aktivitenin arttırılması noktasında önemli rol oynamaktadır. CDS primi ise, ülkenin mevcut görünümü ve ekonomisini yansıtan bir gösterge olarak kabul edildiğinden ülkeler için oldukça önemli bir kavram olarak öne çıkmaya başlamıştır. Borçlanma piyasalarıyla yakından ilişkili olan CDS primi, kamu borçlanması ve borçlanma maliyetleri üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, kamu borç yönetiminde önemli bir gösterge olarak değerlendirilen iç borçlanmanın ortalama vadesi ile Türkiye'nin beş yıllık CDS priminin nasıl bir ilişkisi olduğunu ortaya koymaktır. Bu ilişki ortaya konulurken literatürde CDS primi üzerinde etkisi bulgulanan çeşitli kamu borç göstergeleri de analizlerde değerlendirmeye alınmaktadır. İlişkinin tespit edilmesi aşamasında ekonometrik yöntem olarak ARDL Sınır Testi (Autoregressive Distributed Lag Bound Test) yaklaşımı kullanılmaktadır.
Türkiye siyasetinde devlet ve borçla yönetmek, 2002-2020
Bu tez bağlantılı iki soruya cevap aramaktadır. Birinci soru şu şekildedir: küresel siyasette ve Türkiye'de 2000'li yılların yaklaşık ilk iki onyılında devlet ve borçla yönetme dispositifleri ekseninde iktidarın üretimi ve yeniden üretimi nasıl gerçekleşti? Bu soruyu cevaplandırmak amacıyla devlet ve borçla yönetme dispositiflerinin gelişim sürecine ve AKP hükümetlerinin politik ekonomiyi ve iktidar ilişkilerini nasıl dönüştürdüğüne ışık tutulmaktadır. Borçla yönetme dispositifinin iktidar üretiminde nasıl işlevli hale geldiğini anlamak amacıyla finansallaşma süreçleri ve borçlandırmayla ilgili veriler analiz edilmektedir. Burada finansallaşan ekonominin borçlu insanın imalinde önemli bir zemin oluşturduğu ve borçlu insanın imalinin egemenle olan tahakküm ve tabiiyet ilişkilerini derinleştirdiği iddia edilmektedir. Bu çalışmanın cevabını aradığı ikinci soru ise küresel siyasetteki bu durumun Türkiye siyasetine aktarımı ve aldığı özgül biçimlere dairdir. Bu çerçevede, 2002-2020 yılları arasında devlet dispositifinin güvenlik devleti olarak yeniden yapılandırılması süreci yasal ve kurumsal düzenlemeler üzerinden ele alınmaktadır. 2000'li yıllardan itibaren egemen toplum-birey ilişkisinde iktidar üretiminde devlet ve borcun daha faal hale geldiği ve bu iki dispositifin bazı durumlarda birbirlerinin yeniden üretimine katkı sağladığı vurgulanmaktadır. 2016 yılı itibariyle Türkiye politik ekonomisinde köklü değişimlerin gerçekleşmeye başladığı gözleminden hareketle ve küresel gelişmelerin de etkisiyle borçla yönetmenin sınırlarına ulaşarak borçla yaşama evresine geçildiği iddiası bir dizi veri temelinde öne sürülmektedir. Bu tez, bahsi geçen dönemi güvenlik devletinden post-güvenlik devletine geçiş olarak karakterize etmektedir. Bu tezin mevcut literatüre özgün katkısı çağdaş Türkiye siyasetinin dispositif kavramı ve küresel siyasetle ilişkili bir şekilde incelemesinde yatmaktadır.
Borçlanma maliyetleri
Globalleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. Farklı ülkelerde oluşturulan finansal raporların benzer şekilde yorumlanabilmesi ve uluslararası ölçekte geçerli olacak ortak muhasebe uygulamalarının geliştrilmesi adına birçok önemli çalışma yapılmıştır.Uluslararası muhasebe standartlarıyla tam uyum içinde olan Türkiye Muhasebe Standartlarının etkin ve geniş bir kesimde kullanılmaya başlaması, Avrupa Birliği uyum çalışmaları açısından da büyük önem arz etmektedir. Uluslarası Muhasebe Standartları ve Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunuyla birlikte, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları olarak kabul edilmesi sonucunda değerleme (ölçümleme) sadece vergi ile düzenlenen hükümler olmaktan çıkarılmıştır.Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe girmiş ve Ocak 2013 itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktırBu çalışmada, 2000'li yıllarda uygulama başlanmış Türkiye (Uluslararası) Muhasebe Standartlarından biri olan 23 nolu borçlanma maliyetleri standardı, Türk Vergi Mevzuatındaki ve Sermaye Piyasası Kurulu içindeki yeri ve muhasebeleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Borçlanma maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan iki yöntem (gider olarak yazılması ve aktifleştirilmesi) örnek uygulamalar ile açıklanmıştır. Ayrıca Borçlanma Maliyetlerinin ilgili olduğu TMS 2-Stoklar, TMS 16- Maddi Duran Varlıklar, TMS 17-Kiralama İşlemleri, TMS 21-Kur Değişimleri Standartlarına da yer verilmiştir.
Risk of company on foreign currency exchange borrowings in Turkey
Turkey is a fast developing country, large manufacturing firms are started their big projects and some of them use foreign currency borrowing to finance their projects, these firms are exposed to a high risk from fluctuations of the currency when pay the borrowing. Foreign exchange risks strategies and techniques in managing the risks has become very important to international companies, while the risk of borrowing becoming low when the fluctuation of exchange rate is positively linked to income in the company. Due to the globalization, the exchange rate movements, deepening entered the financial markets. And also, have been more important for both the financial institutions and the real sector, also for non-profit organization concerning the exchange rat risk for both assets and liability. Management of exchange rate risk exposure affecting the competitiveness of the companies. The research focusing on the effect of exchange rate volatility on the company profits and evidence from Turkey. The effect of exchange rate fluctuations on firm performance are negatively rely on the total sales. When the companies have a high share of exports, are more vulnerable to exchange rate fluctuations, a low exporting firms are more control the liability dollarization after the crises. The recently positive correlation of liability dollarization with the export ratio and the firm size may be limiting the risk. The finding of this study suggest that, however of the improvement of the leverage ratios and interest rate risk, after 2001 financial crises in Turkey, liability dollarization and short maturity structure of debt are still appear to be the main sources of fragility in Turkish corporate sector against external upcoming financial shocks. After the 2001 a financial crises, the private companies in Turkey are like to borrow from abroad capital markets more than in comparison to local markets in order to achieve low interest rate on borrowing. Since 2010, the argument about the importance of choosing effective exchange rate regimes in Turkey cannot be ignored as of the size of risk that the country endure it and the affect in the political stability, also influence the developing the finance method, and the construction sectors. The goal of this research is to measure the effect of exchange rate volatility and the affection on the profitability, also to give the ways how to measure the ratios that used by the companies to control the risk of volatility, also this research discussed the types of derivative instrument used by the companies in order to minimize the risk of exchange rate volatility. The goal of this research is to highlight the riskiness of borrowing abroad and how it can affect the company profitability. This paper is give a solution in order to avoid this risk by using a derivative market while borrowing through foreign currency. The research provide the methods and ways firms can apply in order to be in safe against the volatility of exchange rate. The data gathered and collected from the financial statement of one of the biggest construction company in Turkey called ENKA Company, which analyzed to measure the ratios and test the changes of effective interest rate and measure the DuPont system to test the company ability to pay the borrowing and avoid the risk. This research is prepared in two main parts; the first part, takes and reviewed the relevant literature of the foreign currency systems, hedging policies of the companies, the derivative instruments, hedging currency risk with a financial derivative, reviewed the Turkish economic, followed by analyzing the financial statement one of the biggest companies in Turkey. Finally, it is concluded that according to analyzed financial statement of ENKA corporation for the period 2011-2017 found 2017 the company obtain the highest borrowing, and this affecting the leverage ratios and the company capability to pay the loan, it is suggest for the company to use derivative instrument in order to avoid the exchange rate fluctuations. Keywords: Exchange Rate Risk, Foreign Currency Loans, Borrowing Risk, Hedging, Future Markets, Industry Protection, Turkish's Economy, current account deficit, international investment position.
Hanefî mezhebine göre satım akdinde mülkiyetin intikaline ilişkin hükümlerin borçlanma ve tasarruf işlemlerinin birliği ve ayrılığı ilkeleri açısından değerlendirilmesi
Hukuk sistemleri satım akdinde mülkiyetin intikaline ilişkin farklı yaklaşımlar benimsemiştir. Kara Avrupası hukuk çevresinde bu konu, borçlanma ve tasarruf işlemlerinin birliği ve ayrılığı ilkeleri çerçevesinde ele alınmıştır. Fıkıh literatüründe ise belli sınırlılıkları olmakla birlikte yaygın kanaate göre mülkiyetin intikali için satım akdinin kurulması yeterli görülmüş, akde ilave olarak akid konusunun teslim ve tesellümü şart koşulmamıştır. Ancak dikkatli bir şekilde incelendiğinde salt akid ile intikal eden mülkiyetin mahiyeti teslim ve kabz sorasındaki mülkiyetin mahiyeti ile aynı derecede kabul edilmediği görülmektedir. Bu çalışmada, "satım akdinin hükmü" olarak ifade edilen mülkiyetin intikali ve akid sonrasında kabza bağlı olarak mülkiyetin kazandığı mahiyet Hanefî mezhebi özelinde inceleme konusu yapılmıştır. Kabzın mülkiyetin intikaline etkisi, mülkiyetin intikalini engelleyen ve mülkiyeti ortadan kaldıran durumlar yine satım akdinin hükmü bağlamında ele alınmıştır. Klasik fürû-i fıkıh eserleri başta olmak üzere çağdaş İslam hukuku eserlerinden ve modern hukukta konuyla ilgili benzer kavram ve tasniflerden faydalanarak satım akdinin hukukî sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma neticesinde satım akdinde birlik veya ayrılık ilkelerinden birisinin benimsenmesinin mülkiyetin intikali için öne sürülen şartların esnek ya da katı olmasına doğrudan etki ettiğine ulaşılmıştır. Buradan hareketle modern hukuk sistemlerinde ortaya çıkan ilkelere göre Hanefî hukukçuların bu konudaki görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Barış ve savunma harcamalarının dış borçlanma üzerindeki etkisi: Seçilmiş ülkeler üzerine ampirik bir uygulama
Barış ve savunma harcamaları tüketiminde rekabetin ve dışlamanın olmaması nedeniyle küresel kamusal mal olarak kabul edilmektedir. Bu malların fayda veya zararları ulusları hatta gelecek nesilleri etkilediğinden tüm dünya ülkeleri açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla barış ve savunma harcamalarının finansman kaynaklarının belirlenmesi oldukça önemli bir konudur. Nitekim barış ve savunma harcamalarının finansman kaynaklarından biri de dış borçlanmadır. Bu nedenle barış ve savunma harcamaları ile dış borçlanma arasında ilişkinin olup olmadığının belirlenmesi karar vericiler açısından önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında 2007-2017 döneminde 4 Ortadoğu (Mısır, İran, Ürdün, Lübnan) ve Türkiye'de savunma harcamaları, barış düzeyi, ekonomik büyüme ve dış borçlanma arasındaki nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmada ilk olarak değişkenlerin durağanlıklarını tespit etmek amacıyla panel birim kök testleri (Maddala ve Wu (1999) panel birim kök testi ve Im, Pesaran ve Shin (2003) birim kök testi) ve daha sonra panel nedensellik testleri (Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel nedensellik testi ile Kónya (2006) Panel Bootstrap nedensellik testi) yapılmıştır. Çalışma sonucunda Ürdün ve Lübnan'da savunma harcamaları ve dış borçlanma arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer ülkelerde ise herhangi anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Diğer yandan, barış düzeyi ile dış borçlanma arasında Mısır ve Türkiye'de anlamlı ve negatif bir nedensellik ilişki belirlenmiştir. Diğer ülkelerde ise herhangi anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.
Kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği
Finans sektörü ekonomik büyüme ve kalkınma, vergi gelirleri, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, kayıt dışı ekonomi, gelir dağılımı ve yoksulluk başta olmak üzere çok sayıda ekonomik değişkenin önemli bir belirleyicisidir. Finans sektörünün söz konusu ekonomik etkileri dikkate alındığında finans sektörünün gelişiminin belirleyicilerinin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada ikinci nesil eşbütünleşme ve nedensellik analizleri kullanılarak 1996-2017 döneminde kurumsal ve ekonomik bir dönüşüm geçiren Avrupa Birliği geçiş ekonomilerinde kamu iç borçlanması ile birlikte doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve işçi dövizlerinin finansal gelişme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ekonometrik analiz kapsamında nedensellik analizi, kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer yandan, eşbütünleşme analizi ile uzun dönemde güvenli varlık (safe asset) ve tembel banka (lazy bank) görüşlerini destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca, doğrudan yabancı sermaye yatırım girişleri ile işçi dövizlerinin uzun dönemde finans sektörünün gelişimi üzerinde zayıf pozitif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Türkiye'de iç borçlanma: Borç yükü ile vade yapısı ilişkisinin ekonometrik bir analizi
Tarih boyunca devletlerin faaliyet alanlarının devamlı olarak çoğalması ve özellikle klasik devlet anlayışından sosyal devlet anlayışına geçiş kamu harcamalarının gün geçtikçe artmasına sebep olmuştur. Artan kamu harcamalarının olağan gelirlerle karşılanamaması ise borçlanma gibi diğer kamu finansman kaynaklarının ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle iç borçlanma devletlerin sıkça kullandığı bir kaynak halini almıştır. Günümüzde iç borçlanma etkin bir borç yönetimi olmaması durumunda ülkelerin en büyük sorunlarından biri haline gelebilmektedir. Ülkemizde iç borçlar Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri kullanılagelmiş ve günümüzde ülke ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmiş, zaman zaman iç borçlanmanın sürdürülebilirliği tartışmaya açılmıştır. 2018 yılı sonunda toplam iç borç stokunun harcama yöntemiyle hesaplanan GSYH'ye oranı %16 olarak gerçekleşmiştir. Çalışmamızda iç borçlanmanın ülkemizdeki tarihsel gelişimi ve yapısı ile iç borç yönetiminin önemli unsurlarından olan iç borç yükü ile iç borç stokunun vadeye kalan süresi arasındaki ilişki incelenmiştir. Optimal borç yönetimi teorileri çerçevesinde vade yapısına ilişkin yaklaşımlar değerlendirilmiş ve Türkiye'de özellikle 2002 yılından sonra literatürle uyumlu politikaların uygulandığı görülmüştür. Bu çalışmadaki ekonometrik uygulama kapsamında, 2004-2018 yılları arasında Türkiye'de iç borç yükü ile iç borç stokunun vadeye kalan süresi arasında ters yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.
Financialization and morality: Indebtedness under a new regime of "need" in Turkey
This thesis studies the overgrowth of household indebtedness, which has gained enormous speed and intensity through the rapid introduction of consumer credits in 2000s in Turkey, and the moral discourses that promote and accompany this encounter. Through the promotion of credit mechanism as a way of economic self-sustenance by the state, Turkey has been hauled into the problem of household indebtedness for the first time under the AKP government. In line with a redefinition of the engagement with modern finance, the moral norms against finance and especially the use of credit have been reformulated by the strategic utilization of the notion of need in the financialization process. In this thesis, I am concerned with both the collaboration between the state and financial markets in relation to the promotion and practical application of the credit mechanism as well as the discursive investments buried in the concept of need. Therefore, first, I focus on the shifts in the social policy regime and in the attitude towards financial development by studying AKP's economic development project publicized in 2002. Second, I discuss the reformulation of the credit mechanism and the Islamic ban on interest by the Directorate of Religious Affairs in light of the current concerns of economic well-being and needs of subjects. Lastly, I systematically analyze the personal narrations about the credit mechanism from specific web forums that I had public access in order to explain how the concept of 'need' is articulated in a subjective manner. I argue that with the strategic utilization of the notion of need in the financialization process of the Turkish economy, there has emerged a new moral discourse that mainly refers to the urgency of economic needs and family structure, and paves the way for a harmonious encounter with modern financial instruments, which even bypasses the religious anxieties around the use of credits.
BISTECH teknolojisine geçilmesinin pay ve borçlanma araçları piyasası teminatlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, BISTECH Teknolojisi'ne geçilmesinin Pay ve Borçlanma Araçları Piyasası Teminatlarına etkisini, tüm yönleriyle ortaya çıkarmak ve tartışmaktır. Bu amaçla takas sistemlerinin işleyişi açıklanmış, kurulan teminat mekanizmaları incelenmiş, bu mekanizmaların nasıl kullanıldığı ve önemli bir risk yönetimi aracı olan teminatların yeterliliği ve ilave bir teminat mekanizmasına ihtiyaç olup olmadığı gibi konular araştırılmıştır.
Gelişmekte olan ülkelerde dış borçlanmanın iktisadi kalkınmaya etkisi
Gelişmekte olan ülkelerin iktisadi kalkınmalarını sağlayacak yatırımları gerçekleştirebilmeleri için yeterli tasarrufa ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ülkelerde iç tasarrufların yetersiz olması sebebiyle kalkınmanın finansmanı için dış borçlanma yoluna başvurulmaktadır. Bu çalışmada, dış borçlanmanın iktisadi kalkınmaya etkisi, 29 gelişmekte olan ülkeyi kapsayarak, 1995-2017 dönemi için incelenmiştir. Analiz için insani gelişme endeksi ile logaritmik toplam dış borç stoku ve insani gelişme endeksi ile dış borç stokları (mal, hizmet ve ana gelir ihracatının yüzdesi) verileri Panel Birim Kök Testi, Eşbütünleşme Testi ve Granger Nedensellik Testi yöntemleri kullanılarak test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelişmekte Olan Ülkeler, Dış Borçlanma, İktisadi Kalkınma, Granger Nedensellik Testi.
The informal borrowing ratio in Turkey
This study aims to analyze empirically the behavior of individuals with respect to the choice between formal and informal borrowing. Informal borrowing stands for the borrowing practiced through informal institutions such as friends, relatives, moneylenders, other informal financial institutions whereas formal borrowing is defined as borrowing from banks and other formal credit institutions. The examination of the reasons behind the preference of informal versus formal type of borrowing is expected to contribute to the understanding of the structure of credit markets with a demand side analysis. Data from the Credit Card Consumer Survey conducted in 2009 in Turkey is used, in which 1014 participants have positive debt. The zero/one inflated beta regression model is utilized to estimate the proportion of informal borrowing in total debt, allowing the possibility that the boundary values of zero and one are generated through different decision processes. The results indicate that while informal borrowing cannot be completely eliminated since it is an option especially for people who borrow in higher amounts or people who are credit constrained, it can be reduced by policy makers and pioneers of the financial sector through enhancing integration to formal financial services and finding solutions to credit constraints.
Private indebtedness in Turkey after the 2001 financial crisis: An inquiry on class and inequality
The meaning of debt augmentation is clarified in the formation of the distinction between different classes or of different socio-economic levels and these different dispositions proliferate a vague world of meaning for the universal meaning and definition of the debt. The difference in meaning here will be handled over the private debts in this study. The proliferation and domination of the new form of capitalism, the financialization as a world sphere phenomenon has brought unprecedented economic inequalities and a very serious indebtedness trend. The aim of this study can be defined as a modest introduction to relationality between class relations, inequality and debt in particular case and context in Turkey. First, this study aims to investigate four types of level of income's new patterns about the debt phenomena via the consequences of the becoming debtor. In this inquiry, I want to briefly ex-plain and argue the problematic issues that what the indebtedness in the this specific comparison by the toolkits of new economic sociology and economic anthropology. Additionally, in particular I want to argue that the function of debt stimulates and strengthens the debt relations for the lower class or low-income groups, on the other hand debt supplies expansion and accumulation for the at the middle and upper class groups end of this process. Briefly stated, debt has a dissimilar function for different income groups or classes. Finally, in this context, I will conduct a discussion on the morality of debt.
Uluslararası piyasalardan fon sağlamada sendikasyon kredilerinin önemi ve Türkiye`de faaliyet gösteren bankalara ilişkin bir araştırma
ÖZET Sendikasyon kredisi, bir grup finansal kurumun ortak vade ve koşullarda özelliği olan bir borçluya fon sunmaları şeklinde tanımlanmaktadır. Uluslararası bankacılığın önemli bir özelliğini yansıtan sendikasyon kredileri genellikle ödemeler bilançosu açıklarının finansmanında, borç geri ödemelerinde ve proje finansmanında kullanılmaktadır. Özellikle 1960'lı yılların sonlarında gelişmeye başlayan sendikasyon kredilerinde vade 12 yıl ve üzerine çıkmakla birlikte, ortalama olarak 5 ile 8 yıl arasında değişmektedir. Borçluların taleplerine göre düzenlenebilen bu krediler, esnek yapılarından dolayı uluslararası piyasalarda sürekli olarak gündemde kalmaktadır. Son derece dinamik bir yapıya sahip olan sendikasyon kredi piyasasında resmi verilerin olmaması ve çok çeşitli bilgi kaynaklarının kullanılması gereği, bu piyasada gerçekleşen işlem hacmi kesin olarak belirlenememektedir. Bununla birlikte, gerçekleşmiş işlemler, piyasanın trendinin yönü hakkında önemli bir göstergedir. Sendikasyon tekniğinin başarıyla sonuçlanması iyi yapılmış bir teklife, gelişmiş finansal aracılara ve teklifte belirtilen taahhütlerin anlaşılabilir olmasına bağlıdır. Ayrıca sendikasyon tekniğinin zor ve karmaşık bir süreç içermesi bir ekip çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Sendikasyon kredilerinde fiyatlama genellikle LIBOR üzerine eklenen bir marj yardımıyla belirlenmektedir. Bu marj krediyi almak isteyenin risk yapışma ve piyasadaki pozisyonuna bağlıdır. Sendikasyon kredilerinde maliyeti etkileyen birçok faktör söz konusu olmaktadır. Bu faktörlerden en önemlisi ülke riskidir. Bilindiği gibi ülke riski, herhangi bir ülkenin çeşitli nedenlerden dolayı dış borçlarını ödeyememesi ya da ödemek istememesi nedeniyle ortaya çıkan ve diğer tümborçlanma ve dış yatırımlarda karşılaşılan genel risklerin dışında kalan bir risk olarak tanımlanmaktadır. Bankacılık alanında yerel kredi değerlemesine ek olarak uluslararası kredilerin artması sonucu, belirli bir borçlunun risk değerlemesinin yanı sıra, o borçlunun bulunduğu ülkenin riskininde değerlendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı tüm dünyada geri ödenmeme riskini ortadan kaldırmak ya da azaltmak amacıyla, kredilerin düzenlenmesinde sendikasyon tekniği kullanılmaktadır. Uluslararası piyasalardan fon sağlamada önemli bir araç olan bu krediler, ülkemiz kamu kurum ve kuruluşları ile Türkiye'de faaliyet gösteren bankalar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.
Türkiye'de bütçe açıklarının makro ekonomik dengeler üzerindeki etkileri
YÜKSEK LİSANS TEZ OZü TÜRKİYE'DE BÜTÇE AÇIKLARININ MAKROEKONOMİK DENGELER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Yaşar Tamer ERGÜL İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Haziran 1999 Danışman: Doç. Dr. İlyas ŞIKLAR Günümüzde birçok ekonomide kamu kesiminin finansman açığı verdiği gözlemlenmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu açıkların GSMH içindeki paylan önemli derecede yüksektir. Bu yüzden bütçe açıklan, çeşitli ülkelerdeki ekonomik istikrarsızlık sorununun kaynağı ya da en önemli sebeplerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu yanıyla bütçe açıklannm ekonomik etkilerinin bilinmesi önemlidir. Gerek iktisat politikalannı oluşturmak için, gerekse iktisat teorisindeki tartışmalara ışık tutmak için, bütçe açıklannın etkileri birçok kantitatif çalışmaya konu olmuştur. Bu çalışmanın birinci bölümünde iktisat teorisinde bütçe açıklan hakkındaki tartışmalar incelenmiştir. İktisat teorisinde bütçe açıklan sorunu iktisadi ekoller açısından ele alınmıştır. Bu amaçla Keynesyen, Neoklasik ve Yeniklasik iktisadın kamu açıklan hakkında ortaya koydukları kuramsal modeller tartışılmıştır. Kamu açıklannın sebepleri ve etkileri ülkelerin ekonomik yapılarıyla da ilgili olduğu için, ikinci bölümde Türkiye'de kamu kesiminin gelir ve harcama yapılan incelenmiştir. Son bölümde Türkiye'de kamu açıklannın etkileri ekonometrik model ve teknikler yardımıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Türkiye'de bütçe açıklannın enflasyon, faiz oranı, ödemeler dengesi gibi belli başlı ekonomik göstergelerle ilişkili olduğu görülmüştür.
1980 sonrası iç borçlanmanın Türkiye ekonomisine etkileri
11 YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ 1980 SONRASI İÇ BORÇLANMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ Gökhan SÜMER İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2002 Danışman: Doç. Dr. Rana EŞKİNAT Toplum ihtiyaçları her geçen gün daha da artmaktadır. Bu da devlet harcamalarını artmasına sebep olmaktadır. Bunun yanında, harcamaların finasmanında ise güçlükler doğmaktadır. Devlet hartcamalarının temel finans kaynağını vergiler oluşturmaktadır, fakat devlet harcamalarını karşılmakta vergi gelirleri yetersiz kalmaktadır ve bütçe açığı meydana gelmektedir. Bu problemi çözmek için devlet birçok çıkış yolu aramaktadır. Bu çözüm yollarıdan birisi de iç borçlanmadır. Günümüzde iç borçlanma birçok devlet tarafından sıkça kullanılmaktadır. Türkiye' de bütçe açıklarının finansmanında iç borçlanma yoluna 1980 sonrasında sıkça başvurulmuştur. Türkiye' de iç borçların yapısının kısa vadeli ve yüksek faiz oranlı olduğu görülmektedir. Bu kompozisyonun sonucu olarak iç borçlanmanın ekonomik ve sosyal olarak zararlı sonuçları görülmektedir. Özellikle iç borçlanmanın, üretim, tüketim, enflasyon oranı, faiz oranı ve gelir dağılımı üzerine yıkıcı etkileri oluşmuştur. Bu çalışmada iç borçların etkilerini ve Türkiye' deki iç borçların yapısını incelenmiştir. Ayrıca Türkiye' nin ve diğer ülkelerin iç borçlarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. 1980 sonrası Türkiye' nin iç borçlarının ekonomik ve sosyal etkileri analiz edilmiştir.
Borçlanma araçları piyasasında borçlanma aracının özelliklerinin yatırımcı tercihlerine etkisinin belirlenmesi: Türkiye örneği
Ülkemizde borçlanma araçları piyasası uzun süre gelişim gösterememiş ve bu piyasalarda kamu kesimi ağırlığını devamlı korumuştur. Dışlama etkisiyle piyasalarda özel sektör fon bulamamış ve uzun süre ya borçlanma aracı ihraç edememiş ya da çok düşük miktarlarda ihraç edebilmiştir. Fakat 2006 yılından itibaren ihraçlar tekrar özel sektör tahvili ile başlamış, diğer borçlanma araçlarının ihracı da özel sektör tarafından takip eden yıllarda devam etmiştir. Çalışmada borçlanma araçları piyasasında işlem gören araçların seçiminde hangi bağımsız değişkenin etkili olduğu araştırılmıştır. Veri seti olarak borçlanma piyasasında işlem gören ve itfa tarihi henüz dolmamış olan 303 borçlanma aracı kullanılmıştır. Multinomial logit ve multinomial probit modellerle elde edilen sonuçlar ortaya konulmuştur. Göreceli risk oranı hesaplaması yapılırken devlet tahvili temel seçim senaryosu olarak belirlenmiştir. Yatırımcıların bunun yerine hazine bonosunu seçmesinde temiz fiyat kriterinin etkili olduğu belirlenmiştir. Özel sektör tahvilinde kapanış, hacim, basit ağırlıklı ortalama kriterleri etkili olmuştur. Finansman bonosunda temiz fiyat, hacim ve birikimli hacim etkili olmuştur. Kapanış fiyatları açısından değerler incelendiğinde finansman bonosu ve hazine bonosunun tercih edilmesinde risk çok fazladır. Marjinal etkilere bakıldığında, temiz fiyata göre devlet ve özel sektör tahvillerini tercih ettiği görülmüştür. Kapanış fiyatına göre ise hazine ve finansman bonosu tercih edildiği ve finansman bonosunun daha fazla tercih edildiği bulunmuştur. Hacim olarak devlet tahvili ve hazine bonosu öne çıkmaktadır. Birikimli hacimde finansman bonosu dışındaki tüm araçlar tercih edilmektedir. Nominal değerde yalnızca finansman bonosu tercih edilmektedir. Basit ağırlıklı ortalamada devlet tahvili ve finansman bonosu tercih edilmektedir. Böylece iki model üzerinden yatırımcıların hangi aracı hangi kritere göre tercih ettiği ortaya konulmuştur.
Borsa İstanbul'a (BİST) kote reel sektör firmalarında borçlanma dinamiklerinin belirlenmesi
Borçlanma, işletmenin ihtiyacı olan fonları işletme içinden karşılayamadığında, belirli bir süre sonra belirli bir faiz oranı ile geri ödemek şartıyla, sermaye piyasalarından veya finansal aracılardan temin ettiği ödünç kaynaklardır. Bu çalışmada, BİST Sınai Endeksindeki (XUSIN) işletmelerin borçlanma dinamiklerine etki eden işletmeye özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde bu faktör gruplarından bir ya da birkaçının kullanılmasına karşılık, bu çalışmada üç grup da araştırmaya dâhil edilmiştir. Analiz dönemi olarak 2010Ç1-2019Ç4 dönemi belirlenmiş olup, çalışmada panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; kısa vadeli finansal borç oranı ile borç dışı vergi kalkanı, likidite oranı, bankacılık sektörü ve ekonomik güven endeksi; uzun vadeli finansal borç oranı ile büyüklük; toplam finansal borç oranı ile büyüklük, likidite oranı, enflasyon ve sermaye piyasası değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç kaldıraç ile kârlılık, varlık yapısı ve sektör ortalamaları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: BİST Sınai Endeksi (XUSIN), Borçlanma Dinamikleri, Sermaye Yapısına Etki Eden Faktörler, Finansal Liberalizasyon, Panel Veri Analizi
Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak iç borçlanma
Devletler kamusal finansman ihtiyacını bütçe gelirlerinden karşılayamadığı zaman alternatif olarak borçlanma yöntemine başvurmaktadırlar. Borçlanma ise genel anlamda iç ve dış borçlanma diye ikiye ayrılmaktadır. Bütçe açıkları ya da stratejik yatırımlar gibi kamusal finansman ihtiyaçları için finansman kaynağının dış borçlanmadan karşılanamadığı ya da dış borçlanma tercihinin ülkeye sağlayacağı katkı açısından stratejik bulunmadığı zamanlarda iç borçlanma tercih edilmektedir. Bu yüzden Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanma devlet açısından çok büyük önem arz etmektedir. Özellikle son yıllarda artan kur artışları nedeni ile Türkiye'de iç borçlanma tercihi borçlanma maliyeti açısından daha çok tercih edilmiştir. İç borçlanma bütçe açığını kapatmak için maliye politikası çerçevesinde ya da para politikası çerçevesinde de tercih edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın nedenleri ile kamusal borçlanmanın kavramı ve kapsamı, kamusal borçlanmanın sınıflandırılması, kamusal borçlanmanın kaynakları, kamusal borçlanma politikalarına ilişkin teorik yaklaşımlar ve kamusal finansman yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın 1980 yılından günümüze kadar dönemler itibari ile gelişimi incelenerek kamusal iç borçlanmanın yönetimi ve hedefleri, Türkiye'de iç borçlanma yöntemleri ve iç borçlanma araçları ile ampirik çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın ekonomik etkileri üzerine bir inceleme yapılmıştır.
Olağan ve olağanüstü gelirler olarak Türkiye'de vergi gelirleri ve borçlanma
Kamu gelirleri, ülkelerin kalkınmaları için önemli bir araçtır. Devlet kalkınmayı sağlamak için kamu harcamaları ve kamu gelirleri arasındaki ekonomik dengeyi sağlamalıdır. Kamu gelirleri içerisinde en fazla vergiler gelir sağlar. Ekonomik dengenin sağlanamadığı durumlarda borçlanma tercih edilir. Borçlanma kamu gelirleri içerisinde olağanüstü bir gelir olarak bilinir fakat günümüzde olağan hale gelmiştir. Vergilerin ve borçların arasındaki en bilinen fark, vergilerin mecburi, borçlanmanın ise gönüllü olarak alınmasıdır. Günümüz itibariyle borçlanma, vergilere benzemeye başlamış ve sadece olağanüstü durumlarda değil ekonomik dengenin sağlanması amacıyla da alınmaktadır. Bu çalışmada vergi gelirleri ve borçlanma ele alınarak 2000-2021 yılları arası verileri ile o dönemde yaşanan sıkıntılar doğrultusunda azalma ve artış eğilimleri incelenmiş ve çalışmanın son kısmında vergi gelirleri ve borçlanma gelirleri arasında eşbütünleşme testi yapılarak karşılaştırılmıştır. Yapılan eşbütünleşme testi sonucunda vergi gelirleri ile borçlanma arasında doğru orantılı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Daha sonra vergi gelirleri ve dış borçlanma, vergi gelirleri ve iç borçlanma analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak vergi gelirleri ile iç borçlanma arasında bir eşbütünleşme bulunamamış fakat bağımlı değişken olan dış borçlanma ile vergi gelirleri arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Borçlanma, Dolaylı Vergiler, Dolaysız Vergiler, Eşbütünleşme, İç Borçlanma, Kamu Borçlanması, Türk Vergi Sistemi
Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz
Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi
Türkiye' de belediyelerin finansman kaynağı olarak borçlanma ve Tekirdağ Belediyesi (1996-2006)
Kamu yönetimi, küreselleşme ile birlikte yaşanan değişimlerden etkilenmekte, yeniden yapılanmakta ve kamu yönetiminde yerel yönetimlere verilen önem artmaktadır. Yerel yönetimlerin hizmet sunum alanları, hızlı kentleşme nedeniyle genişlemektedir. Yerel yönetimler içinde en büyük ağırlığa sahip olan belediyelerin ise yerel hizmetlerini sürekli, etkin ve verimli olarak sunmaları için en önemli ve temel unsur, yeterli finansman kaynaklarına sahip olmasıdır.Türkiye' de belediyelerin temel sorunu, mevcut finansman kaynakları ile harcamaları arasındaki farktır. Belediyelerin en önemli finansman kaynağı olan genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar, istikrar programları nedeniyle azalmaktadır. Özgelirleri ise görev ve sorumluluklarının gerektirdiği harcamaları karşılamada yetersiz kalmaktadır.Türkiye' de belediyeler gelir kaynaklarının yetersizliği, hızlı kentleşme ve daha iyi hizmet sunum ihtiyacı nedeniyle, borçlanma yoluyla finansman sağlamaya başlamıştır. Altyapı yatırımlarını ve yerel nitelikli hizmetleri karşılayabilecek düzeyde gelire sahip olmayan belediyeler için iç ve dış borçlanma yoluyla sağlanan gelirler, giderek sürekli ve önemli finansman kaynağı haline gelmiştir.Tekirdağ Belediyesi bütçesinin yaklaşık yarısını, merkezi hükümetten sağlanan gelirler oluşturmaktadır. Belediyenin özgelirleri ise harcamalarını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Mali açıdan güçlüklerle karşılaşan Tekirdağ Belediyesi, bütçe açığını kapatabilmek ve yatırımlarını finanse edebilmek amacıyla ek gelir kaynağı olarak borçlanma yoluna başvurmaktadır. Borçlanma ile elde ettiği finansman kaynakları yıllar itibarıyla artış eğilimi göstermekte ve Tekirdağ Belediyesi'nin borç yükü artmaktadır.