Organizations

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kurumsalcı perspektiften kurumlar, siyasal rejim tipleri ve ekonomik kalkınma ilişkisi

Bu çalışmada kurumlar, siyasal rejim tipleri ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişki incelenmektedir. Söz konusu ilişkinin varlığı, belirlenim yönü, nedensellik derecesi ve ampirik boyutları literatürde kapsamlı bir şekilde tartışılmaktadır. Bu tez uluslararası güç yapısının yükselen ülkeler lehine değiştiği, illiberal rejimlerin sayısının arttığı ve 2008 Krizi-sonrası dönemde demokrasi-merkezli kalkınma modellerinin cazibesini yitirdiği bir bağlamın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Tezin temel amacı ise küresel güç geçişleri döneminde önem kazanan siyasal rejim-ekonomik kalkınma ilişkisini tekrar ele almak ve nedensellik mekanizmalarının aydınlatılmasına katkı sağlamaktır. Bu tezde Modernleşme kuramının ekonomik kalkınmanın nihai olarak demokrasiye neden olacağı yönündeki varsayımını test etmek amacıyla Çin örneği 'en-olası vaka' analizi olarak ele alınmakta ve bu teorinin günümüzde geçerli olmadığı ortaya konmaktadır. Bu tezde ayrıca siyasal rejim tiplerinin açıklayıcı değişken olarak ekonomik kalkınmayı belirlediği savunulmaktadır. Spesifik olarak ise, ekonomik kalkınma performansı ve sürdürülebilirlik açısından liberal demokratik rejimlerin diğer kurumsal yapılara kıyasla daha elverişli bir çerçeve sunduğu hipotezi ileri sürülmektedir. Tezin bu bölümünde nedensellik mekanizmalarını aydınlatmak amacıyla karşılaştırmalı perspektiften kurumsalcı bir analiz geliştirilmektedir. Liberal demokratik rejimler demokratik, anayasal ve ekonomik kurumlar ve koruduğu sivil hak ve özgürlükler vasıtasıyla ekonomik üretkenliği artırmakta ve dolaylı olarak beşeri sermaye, sosyal sermaye, teknolojik gelişmeyi ve kalkınma-yanlısı ekonomik reformları teşvik etmesi ve toplumsal ve siyasal istikrarı sağlayan çatışma yönetimi kurumları vasıtasıyla kalkınma için gerekli olan piyasa-dışı koşulları sağlamaktadır.

DemokrasiEkonomik kalkınmaKalkınma+4
Ömer Faruk Şen
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarında örgütsel iletişim çalışmalarının karşılaştırılması

Bu çalışmada, örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi konusunda geliştirilen kuram, model ve yaklaşımlar detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu amaçla, örgüt ve örgüt kuramları, iletişim ve iletişim kuramları, örgütsel iletişim ve örgütsel iletişim kuramları, ayrıca sağlık ile ilgili temel kavramlar, sağlık iletişimi ve sağlık iletişimi kuramları ile ilgili kuramsal bilgilere ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bireylerin yaşamları boyunca önemsedikleri sağlık problemlerinin çözüme kavuşturulması amacıyla başta tanı ve tedavi olmak üzere tüm sağlık hizmetlerinin verildiği kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarında örgüt içi hedef kitle olarak da ifade edilen sağlık çalışanları açısından örgütsel iletişim algısı ve örgüt dışı hedef kitle olarak ifade edilen hasta ve hasta yakınları açısından sağlık iletişimi algısı ile gerek örgüt çalışanlarının gerek hasta gerekse hasta yakınlarının demografik özellikleri ile bu algılamalar arasındaki ilişkiler, elde edilen veriler ile bilimsel yöntem ve tekniklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın araştırma bölümü, Erzincan il merkezinde sağlık hizmeti vermekte olan T. C. Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırması ile Erzincan Özel Neon Hastanesinde 300 örgütsel iletişim ve 300 sağlık iletişimi olmak üzere toplam 600 katılımcı ile yüz yüze gerçekleştirilmiş, anket çalışmaları 6 ay içerisinde tamamlanmıştır. Gerçek araştırma uygulamasına geçilmeden önce ise, araştırmanın sağlıklı ve verimli yürütülmesi amacıyla, 100 hastane çalışanı ve 100 hasta ve hasta yakını olmak üzere toplam 200 katılımcı ile örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi ölçme araçları ile ön test çalışması yapılmıştır. Araştırmada yukarıda ifade edilen ilişkileri ortaya koymak amacı ile 29 maddelik beşli Likert-tipi örgütsel iletişim ölçeği ve 21 maddelik beşli Likert-tipi sağlık iletişim ölçme araçlarından yararlanılmıştır. Ampirik bir çalışma için verilerin analizi, SPSS 21.00 ve LISREL 9. 1 paket programları ile yapılarak araştırma ile ilgili istatiksel sonuçlar ortaya konulmuştur. Elde edilen verilerin geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel ve karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın temel problemi ve alt problemleri, çalışma öncesi ortaya konulan kuramsal ve araştırma hipotezleri ile belirlenmiş, hipotezler test edilerek ilgili sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada örgütsel ve sağlık iletişimi ile ilgili şu kuramsal sonuçlara varılmıştır: Çalışma konusunun temel hareket noktası olan, gerek ulusal gerekse uluslararası önemi günden güne arttığı, kamu ve özel sektör sağlık kuruluşlarının, oldukça önemli bir hedef kitlesi konumundaki hasta ve hasta yakınlarının almış oldukları sağlık hizmetlerindeki memnuniyetleri açısından, işleyişi, etkililiği ve verimliliği için örgütsel iletişim ve sağlık iletişimi, çalışanlar ve hasta ve hasta yakınları tarafından yeterince bilinmemektedir. Örgütsel iletişim sadece örgütler arasında gerçekleşen iletişim, sağlık iletişimi ise sadece hekim-hasta arasında gerçekleşen iletişim olarak algılanmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gerçekleştirilen sayısızca sağlık reformu programlarında sağlık hizmetlerindeki kaliteyi artırmak için sağlık kuruluşlarındaki iletişim ve işleyişin sağlıklı yürütülmesinde, öneminin günden güne arttığına inanılan örgütsel iletişim ve sağlık iletişiminin önemi vurgulanmıştır. Ancak, bu konuda akademik ve sektörel anlamda hem kamu hem de özel sektör tarafında şu ana kadar yapılanların oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Kamu hastanesindeki halkla ilişkiler birimi, özel hastanedeki halkla ilişkiler birimine göre faaliyetlerini biraz daha pasif olarak sürdürmektedir. Hasta ve hasta yakınları, bu konuda özel hastanedeki halkla ilişkiler birimindeki hizmetlerden memnun olduklarını sözlü olarak ifade etmişlerdir. Özel hastane, geniş hedef kitlelere ulaşmak için tanıtım ve reklam faaliyetlerini önemseyip yer verirken, kamu hastanesinde bunun oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Çalışmanın araştırma boyutunda örgütsel iletişim ile ilgili veriler "stratejik iletişim", "genel iletişim" ve "iletişime yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri" alt boyutları hastane türüne göre elde edilmiş, şu sonuçlara varılmıştır: T.C Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Erzincan Özel Neon Hastanesi, sağlık çalışanlarının örgütsel iletişim puan ortalamalarının iletişime yönelik halkla ilişkiler faaliyetleri alt boyutunda (t298= 2,37, p<.01) hastane türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterdiği görülmektedir. Ortalamalar arasındaki farkın kaynağını belirlemek için ortalamalar incelendiğinde Özel Neon Hastanesindeki sağlık çalışanlarının puan ortalamalarının (X= 8,36) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=7,50) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki sağlık çalışanlarının örgütsel iletişim puan ortalamalarının, Mengücek Gazi Hastanesindeki sağlık çalışanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Buna karşılık, stratejik iletişim süreçleri alt boyutunda (t298= 1,43, p>.01) ve genel iletişim süreçleri alt boyutunda (t298= 1,50, p>.01) hastane türüne göre anlamlı farklılaşma olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın araştırma boyutunda sağlık iletişimi ile ilgili veriler ise, "hekim-hasta iletişimi", "iş yoğunluğunun iletişime etkisi", "iletişimde etik unsurlar" ve "iletişime açıklık" alt boyutları ile hastane türüne (kamu-özel) göre ele alınmış şu sonuçlara varılmıştır: T.C Sağlık Bakanlığı-Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Erzincan Özel Neon Hastanelerinden sağlık hizmeti almakta olan hasta ve hasta yakınlarının sağlık iletişim puan ortalamalarının hekim-hasta iletişimi alt boyutunda (t298= 8,56, p<.01), iş yoğunluğunun iletişime etkisi alt boyutunda (t298= 3,78, p<.01), iletişimde etik unsurlar alt boyutunda (t298= 4,31, p<.01) ve iletişime açıklık alt boyutunda (t298= 6,63, p<.01) hastane türüne göre anlamlı farklılaşma olduğu görülmektedir. Ortalamalar arasındaki farklar incelendiğinde hekim-hasta iletişimi alt boyutunda, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 17,33) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=14,16) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının hekim-hasta iletişiminin daha güçlü olduğu ve puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu şeklinde değerlendirilebilir. İş yoğunluğunun iletişime etkisi alt boyutunda Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 20, 47) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=23,57) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Mengücek Gazi Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve kamu hastanesinde iş yoğunluğunun iletişim üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu şeklinde değerlendirilebilir. İletişimde etik unsurlar alt boyutunda Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 14,36) ve Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının (X=16,21) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Mengücek Gazi Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve kamu hastanesinde hasta ve hasta yakınlarına yönelik iletişimde etik unsurların daha çok yaşandığı şeklinde değerlendirilebilir. İletişime açıklık alt boyutunda ise Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının (X= 14,74); Mengücek Gazi Hastanesindekilerin puan ortalamalarının ise (X=10,06) olduğu görülmektedir. Elde edilen bu bulgular, Neon Hastanesindeki hasta ve hasta yakınlarının puan ortalamalarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ve özel hastanelerde iletişime açıklık algısının daha fazla olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Kamu, özel sektör, örgütsel iletişim, sağlık iletişimi, sağlık kuruluşu.

Hastane hasta ilişkileriSağlık BakanlığıSağlık hizmetleri araştırmaları+6
İrfan Ertekin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

An institutional analysis of political corrupion in Kenya

The term corruption is a term frequently used by everyone around the globe since it's an international problem or most preferable, an international disease. Corruption has been a main problem in our societies whereby individuals take advantage of it in order to ease their way through strict rules or closed doors. This term is known as bribery or greasing the wheels. Corruption has been a major problem in our societies whereby it's very hard to eliminate it since it has merged and stretched its roots to the very bottom level of our society. Corruption brings comfort to the corrupt individuals but a downfall towards the economy and the security of the country and its honest citizens. Many international organizations such as the United Nations have tried to find and create solutions on how to eliminate the existence of corruption but they have bared no fruits due to the secretive nature of how corruption is conducted. Corruption takes place or rather is conducted under very secretive rules and environment, mostly between two individuals. It's rather very hard to see it in action unless one is very keen and sometimes by the help of a tip off. Corruption in Kenya has been very rampant in the recent years, whereby almost every individual encounters it in their day to day activities. It has turned into a daily necessity for the people of Kenya and it's a tool recommended when visiting government offices and government institutions in Kenya in search of help or public services, such as recording a statement at a police station. It's believed that corruption grows well in developing countries such as the African countries or 3rd world countries mostly due to weak government policies and government structures. The nature of corruption that takes place in Kenya is mostly institutional corruption. The most affected institution is the Kenya Police institution which takes the first place on the list with a percentage of 48.1 % according to National Survey on Corruption and Ethics, (2012), followed by other government institutions such as the judiciary and the health sectors. Therefore this thesis provides statistically detailed information of the most corrupt institutions in Kenya, followed by policy recommendations and conclusion that will help change Kenya into a corruption free state. This thesis has been written through secondary information research and personal experience. Keywords: Kenya police, Institutional corruption, Corruption.

KenyaOrganizationsCorruption
Osman Isa
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal mekanda görsel okunaklılık

Sanayi devrimiyle başlayan köylerden kentlere göçle birlikte kentler hızla değişip büyümeye başlamıştır. Bu hızlı değişimle mekanların ihtiyaçları artmış; bu ihtiyaçları karşılamak için de; mekan ve zaman hissini güçlendirmek, ilişkileri iyileştirmek ve hayatı basitleştirmek gereksinimi doğmuş, bunun için de mekan grafiklerinden yardım alınması zorunlu hale gelmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde geçmişten günümüze kurumsal mekanların gelişimi ve kurumsal mekanın oluşturulmasında dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınırken; ikinci bölümde görsel okunaklılığın gerekliliği ve çevre işaretlerinin önemine vurgu yapılmıştır. Ayrıca son yıllarda önemi git gide artan yaşlılar ve fiziksel engelliler için işaret sistemlerinden bahsedilmiştir. Son bölümde, tez çalışmasındaki bilgiler ışığında oluşturulmuş 5 mekanın incelemesi bulunmaktadır. Randall Çocuk Hastanesi, Boston Çocuk Hastanesi, Osmanlı Bankası Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Dubai Uluslararası Havalimanı'nda yapılmış mekan grafikleri, yönlendirme, bilgilendirme ve sergileme tasarımları da sunulmuştur

Bilgilendirme tasarımıGrafik sanatlarGörsel okuma+7
Berna Yan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan örgütsel kronizmin çalışan sessizliği üzerindeki etkisinde kişiliğin düzenleyici rolü

Örgütlerin değişen çevre şartlarına uyarak rekabet üstünlüğü sağlamaları günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu şartlarda çalışanların örgütle ilgili duygu, düşünce ve yaratıcı fikirlerini paylaşmaları vazgeçilemez bir kaynak olarak görülmektedir. Çalışanların sessiz kalmasına neden olacak her türlü etkinin araştırılarak ortadan kaldırılmaya çalışılması örgütler açısından bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu bağlamda geliştirilen çalışmada, çalışanların algıladıkları örgütsel kronizmin çalışan sessizliği üzerindeki etkisi ve kişiliğin bu ilişkideki düzenleyici rolü incelenmiştir. Kamu sektörü ve özel sektörde çalışan 700 kişi ile gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda elde edilen veriler kurulan hipotezler doğrultusunda test edilmiştir. Modelde yer alan değişkenler arasındaki doğrudan etkilerin test edilebilmesi için doğrusal regresyon, düzenleyici etkilerin test edilebilmesi için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, algılanan örgütsel kronizmin alt boyutlarının çalışan sessizliği alt boyutları üzerinde pozitif ve negatif yönlü etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. A ve B tipi kişilik özelliklerinin algılanan örgütsel kronizmin çalışan sessizliği davranışı üzerindeki etkisinde kısmen düzenleyici bir rol üstlendiği görülmüştür. Özel sektör çalışanlarının algıladıkları örgütsel kronizm ve çalışan sessizliği düzeylerinin kamu sektörü çalışanlarından daha yüksek çıkması ise araştırmanın bir diğer sonucu olmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Kronizm, Çalışan Sessizliği, Kişilik, Kamu Sektörü, Özel Sektör

Algılanan örgütsel destekKişilik özellikleriKronizm+4
Alper Gürer
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel düzeyde bilgi paylaşımının çalışan performansına etkisinde etik dışı davranışların aracı rolüne ilişkin bir araştırma

21. yy'ın teknolojik gelişmeleri bilgiye erişim ve bilginin değerlendirilmesi sürecini daha önemli hale getirmektedir. Bilginin paylaşımı bireysel düzeyde önemli olduğu kadar örgütsel düzeyde de önem kazanmaktadır. Örgüt üyeleri arasında bilgi paylaşımının etkin olması örgütün planladığı hedeflerin gerçekleştirilmesi hususunda pozitif katkı sağlamaktadır. Bilgi paylaşımı örgütte faaliyetlerin gerçekleştirilmesini sağlayan çalışanların performanslarını pozitif yönde etkilemektedir. Bununla birlikte araştırma bilginin paylaşılması sürecinde iletişim halinde olan bireyler arasında görülen davranışlar da etik ve etik dışı olarak sınıflandırılmaktadır. Etik dışı davranışların artıyor olması bilgi paylaşımının çalışan performansı üzerindeki etkisini azaltmaktadır. Etik dışı davranışlar, örgütün hissedarlarına, müşterilerine, tedarikçilerine, çalışanlarına ve toplumsal düzeye olan davranışlar olarak sınıflandırılmıştır. Çalışma örgütsel düzeyde etik dışı davranışların bilgi paylaşımının çalışan performansına etkisindeki rolünü incelemektedir.

BilgiBilgi paylaşımıEtik dışı davranış+4
Yasin Aksoy
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okulların örgütsel narsizm düzeyi ile öğretmenlerin öz yeterlilik algıları arasındaki ilişki

Bu araştırma öğretmen görüşlerine göre okulların örgütsel narsizm düzeyi ile öğretmenlerin özyeterlilik algıları arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçlamaktadır. Araştırma toplamda beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmada birinci bölümde, problem durumu, problem cümlesi, alt problemler, Araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlar yer almaktadır. İkinci bölüm ise kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalardan oluşmaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın modeli, evren ve örneklem, ölçme aracı, verilerin toplanması ve analiz edilmesinden söz edilmiştir. Dördüncü bölümde elde edilen verilerin tablolara aktarılması sonucu oluşturulan bulgular ve yorumlar bulunmaktadır. Son kısım olan beşinci bölümde ise tartışma, sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında Uşak ilinde çalışan 3660 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 344 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir öenekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada veriler "Örgütsel Narsizm Ölçeği" ve "Genel Özyeterlilik Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada ölçek boyutlarının örnekleme uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretmenler okullarının örgütsel narsizm düzeyini orta düzey olarak algılamaktadırlar. Öğretmenlerin okullarının örgütsel narsizm düzeyine yönelik görüşleri cinsiyetlerine ve aynı okulda çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermez iken, mesleki kıdemlerine ve çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına göre bazı boyutlarda farklılaşmamaktır. Bunun yanında öğretmenlerin özyeterlilik algısı yüksek düzeydedir. Öğretmen özyeterlilik algıları cinsiyetlerine göre özyeterliliğin başlama boyutunda farklılaşırken, mesleki kıdem, çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma sürelerine göre farklılaşmamaktadır. Okulların örgütsel narsizm düzeyine yönelik öğretmen görüşleri ile öğretmenlerin özyeterlilik algıları arasında ise anlamlı pozitif ve negatif ilişkiler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Narsizm, Örgütsel Narsizm, Özyeterlilik

Eğitim kurumlarıNarsisizmOkullar+7
Ahmet Yurdakul
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okulların örgütsel öğrenme düzeyleri ile öğretmenlerin akademik iyimserlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırma öğretmen görüşlerine göre okulların örgütsel öğrenme düzeyleri ile öğretmenlerin akademik iyimserlikleri arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçlamaktadır. Araştırma toplamda beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde, problem durumu, problem cümlesi, alt problemler, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlar yer almaktadır. İkinci bölüm ise kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalardan oluşmaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın modeli, evren ve örneklem, ölçme aracı, verilerin toplanması ve analiz edilmesinden söz edilmiştir. Dördüncü bölümde elde edilen verilerin tablolara aktarılması sonucu oluşturulan bulgular ve yorumlar bulunmaktadır. Son kısım olan beşinci bölümde ise tartışma, sonuç ve önerilere yer verilmiştir. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2016 – 2017 öğretim yılında Uşak ilinde çalışan 4200 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 400 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada seçkisiz örnekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada veriler "Örgütsel Öğrenme Mekanizmaları Ölçeği" ve "Akademik İyimserlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada ölçek boyutlarının örnekleme uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretmenlerin örgütsel öğrenme algıları yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin örgütsel öğrenmeye ilişkin görüşleri aynı okulda çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğretmenlerin akademik iyimserlik düzeyleri yüksek düzeyde bulunmuştur. Öğretmenlerin akademik iyimserlikleri mesleki kıdemlerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Yine araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin örgütsel öğrenme düzeyleri ile akademik iyimserlikleri arasında orta düzeyli pozitif ilişki bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçlarına göre ise "örgütsel öğrenme, akademik iyimserliğin anlamlı bir yordayıcısıdır" denilebilir.

Akademik iyimserlikAkademik iyimserlikEğitim kurumları+5
Ayşen Ay Işık
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Şırnak'ta aşiretlerin sosyo-politik davranışları: Kurumsalcı bir perspektif

Bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları grup veya toplulukları inceleyen sosyal bilimler, birey-toplum ilişkisini anlamaya çalışmaktadır. Sosyal bilimlerde genellikle bir fikir birliğinden bahsetmek zordur. Çünkü toplumsal yaşamda bireyler, doğaları gereği öncelikle öznel (subjektif) yargılara sahiptir. Diğer yandan sosyal bilimlerde değer yargılarının olduğu da bilinen bir gerçektir. Böyle bir ortamda yapılan bir araştırmada, araştırmanın her yönüyle anlaşılması ve faydalı sonuçlara ulaşılması için araştırmacının olabildiğince tarafsızlığını koruyarak toplum-birey ilişkisini incelemesi gerekmektedir. Yine bu araştırmalarda toplumsal olanın daha iyi açıklanması için bazı toplulukların sahip olduğu "birey davranışlarını mobilize etme" kabiliyeti her yönüyle irdelenmelidir. Türkiye'de nüfusun belli bir kısmını oluşturan aşiretler hem sahip oldukları yapısal özellikleri hem de bireyleri mobilize etme kapasiteleri sebebiyle günümüzde önemlerini korumaya devam etmektedirler. Bu özelliklere sahip olan aşiret, aynı zamanda enformel kurallarla örülü bir sosyal kurumdur. Bu bağlamda bir sosyal kurum olarak aşiret, literatürde daha fazla çalışılmalıdır. Bu çalışmanın amacı kuramsal çerçeve ve aşiretlerin tarihsel gelişimlerinden yola çıkarak Şırnak'taki aşiretleri ve sosyal bir kurum olarak bu aşiretlerin sosyo-politik davranışlarını öğrenmektir. Çalışmanın amacı doğrultusunda bölgedeki aşiretleri kapsayan bir alan araştırması ile aşiret enformel kurallarının, birey davranışını nasıl kanalize ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda hem katılımcılardan elde edilen bulgular hem de literatürdeki bilgiler eşliğinde çıkarım, öngörü ve beklentilere yer verilmiştir. Ayrıca sahip oldukları kurumsal fonksiyonlarla aşiretlerin gelecekteki statülerinin ne olacağı hakkında öngörülere ve analizlere yer verilmiştir.

AşiretlerBireyKurumlar+3
Hamza Yaman
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Spor örgütlerinde sosyal sermaye ile örgütsel değişim bağlılığı arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı spor örgütleri çalışanlarının sosyal sermaye algıları ile örgütsel değişim bağlılığı arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Deneklerin sosyal sermaye algılarını ölçmek için Bullet ve Onxy (2000) tarafından geliştirilen Ardahan (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Sosyal Sermaye Ölçeği" ile örgütsel değişim bağlılıklarını ölçmek için ise Dunham, Grube, Gardner, Cummings ve Pierce (1989) tarafından geliştirilen Bingül (2006) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Değişim Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin nasıl dağıldığını görmek için Kolmogorow-Smirnow testi uygulanmış ve basıklık-çarpıklık değerleri kontrol edilmiştir. Örgütsel değişim ölçeği ve sosyal sermaye ölçeğine ait güvenilirlik analiz yapılarak her iki ölçek için Cronbach's Alpha katsayıları elde edilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak gönüllülük esasına dayanan çevrimiçi anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde kâr amacı güden ve gütmeyen aktif spor tüketimine haiz hizmet sunucularının teknik, idari, üyelik hizmetleri, eğitim ve temizlik hizmeti çalışanlarından oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise 533 kişi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler doğrultusunda çalışmaya katılan katılımcıların sosyal sermaye algıları arttıkça değişim bağlılıkları da artmaktadır. Sonuç olarak spor örgütü çalışanlarının çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelebilecekleri değişimi destekleyen, sosyalleşme faaliyetlerinin, eğlenceli grup çalışmalarının, yardımlaşma ve empati kurma gibi becerileri geliştirmek adına daha üst eğitimler almalarının desteklenmesi olumlu katkılar sağlamaktadır.

Sosyal sermayeSporSpor işletmeleri+3
Melek Batur
İstanbul Gelişim University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde mizah, örgüt iklimi ve bilgi saklama davranışı arasındaki ilişkiler üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı örgütlerdeki mizah anlayışının örgüt iklimi aracılığıyla bilgi saklama davranışı üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya hem kamu hem özel sektör çalışanlarından çoğunluğu Ankara olmak üzere 229 çalışan katılmıştır. Katılımcılar mizah anlayışı, örgüt iklimi ve bilgi saklama davranışı ile ilgili ölçeklere cevap vermiştir. Çalışma kapsamında mizahın etkisi incelenirken mizahın türlerinden ikisi olan saldırgan ve katılımcı mizah üzerinden durulmuştur. Saldırgan mizahın örgüt ikliminin olumsuz etkileşim ve iletişim boyutunu göz önünde bulundurarak, bilgi saklama davranışının kaçınmacı ve bilmezden gelme boyutlarını aracılık rolü ile etkilediği bulunmuştur. Katılımcı mizahın çalışma kapsamında önemli bir etkisi bulunamamıştır. Çalışmanın sonunda bulgular, araştırmadaki kısıtlar ve gelecek araştırmalara dair öneriler tartışılmıştır.

Bilgi saklamaMizahÖlçekler+3
Alper Güney
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Why institutions fail - the case of Ghana's cocoa sector

The world can literally be divided into two groups- the haves and the have nots. While some countries are associated with wealth and deemed a paradise; due to high living standards, others are noted for hunger, disease and low incomes. There has been significant research to explain the reason for this gap; one of the most recent ones being the institutions hypothesis. This work examines the problem of inequality in development. This is done by dwelling on existing research on development; and mainly on the hypothesis that inclusive institutions are the key to development. The main aim here is to establish the link between institutions and development and to investigate this relationship, using the cocoa sector in Ghana. Within this framework, first, an insight into the characteristics of under development in Ghana and in its cocoa growing areas, is given. Second, besides the institution hypothesis, existing researches that have sought to explain the cause of under development, are also reviewed. Then, using economic indicators such as GDP per capita and life expectancy as the measurement units for living standards, a relationship between the development of Ghana on the basis of cocoa sector and development theories, especially the institutions hypothesis is established. This study explains what makes institutions good and why the same results are not duplicated everywhere, especially in Ghana and other developing countries. Key Words Development, Institutions, Inequality, Living Standards, Ghana's Cocoa Production.

InequalityGhanaDeveloping countries+4
Mawulom Afi Nyavowoyı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumlarda kişisel gelişim eğitimlerinin etkinliğine yönelik bir araştırma

Batıda ekonomik, Türkiye'de ise siyasi kriz ile kişisel gelişim literatürünün doğduğu görülmektedir. 1990'lı yıllardan itibaren artan kapitalist sistem ve değişen iş yaşam dengesi ile kurumlarda kişisel gelişim eğitimleri yaygınlaşmaya başlamaktadır. Bununla birlikte kavramın geçmişten getirdiği otantik anlamını günden güne kaybedip başarı ideolojisine dayandırıldığı görülmektedir. Kurumlarda meslek bilgisi içeren mesleki eğitim sayısı giderek azalmakla birlikte yerini iletişim, ikna, zaman yönetimi, duygusal zeka, liderlik, yaratıcı düşünce teknikleri gibi alanlarda kişisel gelişim eğitimlerinin ağırlık kazandığı gözlemlenmektedir. Geçmişte zeka bilişsel yeterlilikler seti olarak ele alınırken günümüzde bu kavram bilgiler arasında eşleşme yapabilme diğer bir deyişle yaşam ile bilgiyi eşleştirebilme becerisi olarak değerlendirilebilmektedir. Dolayısıyla ezbere yönelik olan eski öğrenme sistemi artık geçerliliğini yitirmektedir. Hız, değişim, belirsizlik ve yeniliğin hakim olduğu günümüz çalışma koşullarında çalışandan beklenen yetkinlikler geçmişe göre farklılık göstermektedir. Bununla birlikte beyin üzerine yapılan araştırmalar göstermektedir ki insan beyninin çağrışımlı bellek yasasına göre çalıştığı ve yoğun empatik insanlar hariç olmakla birlikte deneyimin gerçekleştiği zaman hissedildiği görülmektedir. Bu da kişisel gelişim eğitimlerinde uygulamaların, eğitim sonrasında ise kurumun tamamına yayılan destekleyici sürecin önemini ortaya koymaktadır. Çalışmada, araştırma kapsamında ele alınan kurumda, kişisel gelişim eğitimleri gözlem ve derinlemesine görüşmeler ile eğitimlerin çalışanlar üzerindeki etkisi sorgulanmış ardından nitel veri nicel bulgular ile desteklenmiştir. Bunun için eğitim ön-son ve takip testleri gerçekleştirilmiş ve incelenen kurum kapsamında çalışanların yaşam tarzı, 2016-2017 döneminde katıldıkları kişisel gelişim eğitimleri ve 2016-2017 performans skorları arasındaki ilişkilere bakılmıştır. Çalışmada eğitim sırasında konu ile doğrudan ilgili drama, oyun, vaka çalışmaları gibi geliştirilmiş teknikler ile deneyimin yaşatılmaya çalışılması önemli görülmektedir. Eğitim öncesi hazırlık aşamasında katılımcının aktif rol almasının etkisinin üzerinde durulmuş, eğitimden sonraki dönemin desteklenmesi için stratejik önerilerde bulunulmuştur. Yapılan sorgulama sonrasında mevcut durumda eğitimin çalışan üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ancak kurumda tespit edilen ve yeterli takip sistemi ile desteklenmeyen, katılımcının sürece dahil olmakta zorlandığı yetersiz yapı sebebiyle zaman ile bu etkinin azaldığı görülmektedir. Sonuç olarak birçok yaklaşımın iç içe geçtiği uzun soluklu yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Çalışma ile kurumlarda kişisel gelişim eğitim süreçlerine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.

EtkinlikEğitimEğitim etkinliği+5
Özcenaz Özer
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye ve örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişki: Mersin Üniversitesi çalışanları üzerine bir araştırma

Örgütlerin verimliliğinin artması ve örgütlerin gelişme gösterebilmesi söz konusu olduğunda örgütü oluşturan çalışanların örgütsel sosyal sermayeleri ve özdeşleşmeleri yüksek önem taşır. Örgüt çalışanlarının bölüm içerisinde, diğer bölümlerdeki iş arkadaşlarıyla ve yöneticileriyle kuracakları iletişim ağları bütün örgütü etkileyeceğinden çok önemlidirler. Örgüt çalışanları yapılan faaliyetlerinin merkezinde yer alırlar. Bu araştırma, Üniversite çalışanlarının sosyal sermayeleri ve örgütsel özdeşleşmeleriyle ilgili mevcut durumun tespit edilmesini sağlayacağından, Üniversite yönetimlerine de katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmayla birlikte örgüt içerisinde bilgi paylaşımının, güvenin ve paylaşılan değer ve hedeflerin iş görenin çalışmış olduğu örgütle özdeşleştirmesine yaptığı etkinin tespit edilmesi sağlanabilecektir. Bu araştırma ile Mersin Üniversitesi'nde çalışmakta olan akademik ve idari personelin örgütsel sosyal sermayeleri ve örgütsel özdeşleşmeleri arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır.

Mersin ÜniversitesiSosyal sermayeÖrgütler+1
Yeliz Hoşman
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlerde stres kaynaklarının çalışan kadınlar üzerindeki etkileri ve Eskişehir bölgesinde bir uygulama çalışması

ÖZET Endüstrileşme ve hızlı kentleşme sonucu kadınların çalışma yaşamında gittikçe çoğalarak ve yaygınlaşarak yer alması bizi stresin kadınlarüzerindeki etkilerini incelemeye itmiştir. Kadınların çalışma yaşamına girmesiyle birlikte sorunlarında da artış gözlenmiştir. Bu nedenle incelememizde amacımız zor çalışma koşulları altında çalışan kadınlarda stresin yaratabileceği bireysel ve örgütsel sonuçların neler olabileceğini ortaya konmuştur. Araştırmamızda bağımsız değişken olarak yapılan işin niteliğinden kaynaklanan stres(çok fazla iş, zaman baskısı, vardiyalı çalışma düzeni, işde tehlike unsurunun varlığı, rol belirsizliği ve rol çatışmasının yarattığı stres), bağımlı değişken olarak da bireysel ve örgütsel sonuçlar ele alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde stres kavramına değinilmiştir. İkinci bölümde çalışan kadın ve stres konusunu bağdaştırmak için, kadın ve çalışma konusu incelenmiştir. Üçüncü bölümde çalışanlarda stres yaratan faktörler, dördüncü bölümde ise örgütsel stresin bireysel ve örgütsel sonuçları ele alınmıştır. Beşinci ve son bölümde diğer tüm bölümlerde verilen teorik bilgilerden yararlanılarak yapılan bir araştırma yer almaktadır.

StresÇalışan kadınlarÖrgütler+1
Çiğdem Kırel
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1991
00
Master'sOpen AccessTR

Çıkar amaçlı suç örgütü ve bu örgüte ilişkin suç olarak düzenlenen fiillerin Türk Ceza Hukuku açısından değerlendirilmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ VE BU ÖRGÜTE İLİŞKİN SUÇ OLARAK DÜZENLENEN FİİLLERİN TÜRK CEZA HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Tamer PAMUK Kamu Hukuku Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nisan-2003 Danışman: Prof. Dr. Özcan UÇKAN 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 1. maddesinin 1. fıkrasında çıkar amaçlı suç örgütü tarif edilmektedir. Aynı maddede örgüte ilişkin olarak, örgütü kurma, yönetme, örgüt adına faaliyette bulunma, bilerek hizmet yüklenme, örgüte yardım etme, örgütün propagandasını yapan yayın yapma ve her ne surette olursa olsun propagandasını yapma filleri suç olarak düzenlenmektedir. Ayrıca m. 15'te de örgüte yardım etme fiili suç olarak düzenlenmiştir. Örgüt kanundaki maksatlara ulaşmak üzere, kanundaki yöntemleri kullanarak, sayı ve niteliği belli olmayan suçlan işlemek gayesi ile üç kişiden az olmamak üzere hakimce yeterli görülen sayıda failin katılımından sonra örgüt sosyal bünyesinin oluşması ve basit de olsa örgütlenmiş olması ile meydana gelir. Örgütün silahlı olması, birinci maddenin birinci fıkrasında yazılı fiillerin faillerine yönelik bir ağırlatıcı neden olarak düzenlenmektedir. Memurluk ve kamu hizmeti ile görevli olma ise bu faile ilişkin bir ağırlatıcı neden olarak düzenlenmiştir. Örgütün kanunun birinci maddesinin birinci fıkrasındaki amaçlarına ulaşması için araç suçları işleyen üyelerinin ve üye olmadıkları halde bu amaçlarla araç suçlan işleyenlerin cezalan ve örgüt lehine işlenen TCK m. 296'daki cürmün cezalan arttırılır. Kanun TCK m. 36'dan daha geniş olarak, müsaderesi gereken malların yerine geçen değerlerin ve gelirlerinin veya suçtan doğan her türlü menfaatin devlete intikalini düzenlemiştir. Bu kanunun bilinci maddesindeki suçlardan birini işlediğine dair kuvvetli belirtiler bulunan kişinin, kanun kapsamındaki suçlardan elde ettiği hususunda kuvvetli belirtiler bulunan menkul ve gayrimenkullerine, tüm hak ve alacaklarına tedbir konulması da düzenlenmektedir. Tedbir hükmü suçun işlenmesine ayrılan ve suçta kullanılan değer veya ürünleri kapsamamaktadır. Bunlara genel hükümlere göre el konulmalıdır. Hakimin devlete intikal karârı bu kanuna göre el konulanlar için açıklayıcı, diğerleri için kumcu bir karardır. Pişmanlık hükümleri yargılama aşamalarına ve failin durumuna göre cezasızlık ve ceza indirimi öngörecek şekilde düzenlenmiştir. Tezimizin amacı çıkar amaçlı suç örgütünü ortaya koyarak buna ilişkin suç olarak düzenlenen fiilleri Türk ceza hukuku açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir.

Ceza hukukuOrganize suç örgütleriSuç+5
Tamer Pamuk
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlerde kalıp yargıların engelli çalışanlara yönelik kapsayıcı davranışlara etkisi: Hava taşımacılığı sektöründe bir araştırma

Yazın taraması da göstermektedir ki bugüne kadar çalışma yaşamında engelli bireylere yönelik gerçekleştirilen araştırmaların çok azında örgütteki engelli çalışanlara yönelik yargılara, tutumlara ve kapsayıcılık esaslı meslektaş (yönetici ve çalışma arkadaşları) davranışlarına odaklanılmaktadır. Oysaki tüm bunların engelli çalışanların çalışma ekiplerine entegrasyonu veya örgüt içerisindeki varlığı-devamlılığı üzerinde büyük ölçüde etkili olduğu savunulmaktadır. Engelli çalışanların gerçek potansiyellerini ortaya koyabilmesi de uygun koşulların yaratılması durumuyla doğrudan ilişkilidir. Bu araştırmada, hava taşımacılığı sektöründeki hizmet sağlayıcı örgütlerde engelli bireylerin çalışma ekiplerine daha fazla ölçüde entegrasyonların sağlamak ve örgütlerde bunu gerçekleştirmeye yardımcı kapsayıcı davranışları geliştirmeye çalışmak amaçlanmaktadır. Dahası, örgütlerde kapsayıcı davranışların sergilenmesi-geliştirilmesi üzerinde etkili ya da belirleyici olan faktörler tespit edilerek engelli çalışanların daha fazla ölçüde çalışma ekiplerine dahil olmalarının sağlanması hedeflenmektedir. Bu kapsamda, araştırma İstanbul bölgesinde hava taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren örgütlerde çalışan n=316 katılımcının desteğiyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ise, AMOS yapısal eşitlik modelleme ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Bununla birlikte, araştırma bulguları kalıp yargıların kapsayıcı davranışlar üzerinde etkili olduğunu ve bu etkide tutumun aracı bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, araştırma sonucu elde edilen bulgular engelli çalışanlara yönelik olumlu bilişsel ve davranışsal tutumlara sahip meslektaşların kapsayıcı davranışlar sergileme eğiliminin, olumlu duygusal tutumlara sahip olanlara nazaran daha yüksek düzeyde olduğunu ve temelde meslektaşların yargılarının aynı zamanda onların tutumlarını da şekillendirdiğini göstermektedir.

Engelli kişilerHava yolu taşımacılığıKalıp yargılar+2
Selvi Vural
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde sosyal medya kullanımı: Sosyal medya algıları, amaçları ve kullanım alışkanlıkları

Bu çalışma örgütlerin sosyal medya algılarının, kullanım amaçlarının ve kullanım alışkanlıklarının belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Eskişehir'de faaliyet gösteren 138 işletmeden elektronik anket yoluyla elde edilen veriler araştırma amaçları doğrultusunda değerlendirilmiştir.

EskişehirMedyaMedya ilişkileri+4
Ayhan Şengöz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Karar verme sürecinin analizi

" Karar Verme Sürecinin Analizi" başlığını taşıyan bu araştırmada 'karar verme süreci hangi davranışları içermektedir' problemine alt problemleri bazında yanıtlar verilmiştir. Araştırmada aşağıdaki alt problemlere yanıt aranmıştır: 1. Karar verme süreci ve bu süreci etkileyen etkenler nelerdir? 2. Karar basamakları ve tipleri nelerdir? 3. Karar verme süreci hangi aşamalardan oluşmaktadır? 4. Karar verme teknikleri ve modelleri nelerdir? 5. Yönetici ve astlar karar verme sürecinde nasıl rol oynarlar? 6. Karara katılmanın örgüt ve birey açısından önemi nedir? 7. Karar verme sürecinin diğer yönetim süreçleriyle ilişkisi nedir? Bu araştırmanın yapılmasında betimsel yönteme dayalı olarak ilgili kaynaklar taranmış; elde edilen bilgiler, bulgu olarak, yorumu ile birlikte sunulmuştur. Bu bulgular ve yorumlan aşağıda özetlenmektedir. Topluluk halinde yaşamak durumunda olan insanlar,ortak amaçlarını gerçekleştirmek için örgütler kurarlar. Bu örgütlerin bir yönetim yapısı olmak zorunda olup, bu yönetim yapısında bazı yönetim süreçleri yer alır. Yönetim süreçlerinin değişik biçimlerde sınırlandırıldığını görmekteyiz. Ancak "karar verme süreci", bu süreçlerin içinde, her sınıflandırmada, "yönetimin özü ve temeli" olarak mutlaka yer almaktadır. Karar verme süreci, istenen sonuca ulaşmak için uygun görülen seçeneklerden bir tanesinin seçilmesini gerektiren etkinlikler dizisi olup; bu süreç içinde, problemin anlaşılması ve tanımlanması ilk aşamadır. Bunu izleyen aşamada soruna ilişkin bilgiler toplanıp olası çözüm yollan değerlendirilir. En sonunda, sorunun çözümüne yarayacağı düşünülen en uygun seçenek seçilir ve uygulamaya geçilir.Bu aşamalar gerçekleştirilirken; karar vericiler, örgütün içinde bulunduğu koşullar, zaman, ve karan uygulayacak olan kişiler, süreci etkileyen etkenler olarak karşımıza çıkarlar, öte yandan, karar verme sürecinde örgütte gücü elinde bulunduranların otoritesi, onlara daha nitelikli ve kapsamlı kararlar alabilme olanağı da sağlar. Ancak, üyeleri arasında statü ayrımının çok belirgin olduğu örgütlere nazaran bu ayrımın katı olmadığı örgütler daha başarılı olmaktadır. Üst kademelerde daha çok örgütün ana ilkeleri ve amaçlarına ilişkin makro politika düzeyinde kararlar alınırken, orta kademelerde bu politikaların uygulanmasında izlenecek teknik ve ekonomik nitelikli kararlar alınır. Daha alt kademelerde ise işin yürütülmesine ilişkin rutin ve görevsel kararların alındığı gözlenmektedir. Tüm karar tiplerinde yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya bilgi akışının olması gerekli olup; bu bilgilendirmenin yetersiz oluşu, kararların eksik verilerle alınması sakıncasını yaratır. Yönetici konumundakilerin, hangi düzeyde yönetici olurlarsa olsunlar karar verme tekniklerini iyi bilmeleri ve uygulamaları örgütsel amaçlara ulaşmak için bir zorunluluktur. Günümüzün modern yönetim yöntemleri içinde yer alan "amaçlara göre yönetim", "yöneylem araştırması", "sibernetik" ve "sistem analizi" gibi teknikler, yönetim bilimine yeni uruklar açmıştır. İşgörenlerin karara katılmaları konusu, hangi tür kararlara, ne ölçüde katılımın yararlı olacağı sorusunu gündeme getirmektedir. Görülen odur ki., işgörenlerin her tür karara katılması ne derece yanlışsa, kararlara katılmamaları da o derece sakıncalıdır. Karara katılma olanağının sağlandığı demokratik bir ortamı buları işgörenlerin, böylece örgütle daha iyi özdeşleştikleri ve iş verimlerinin arttığı görülmektedir. Yönetimsel süreçlerin her biri, bir bütünün birbirinden ayrılması olanaklı olmayan parçalan olup, karar verme süreci de bu süreçlerin içinde "olmazsa olmaz" etkiye sahip bir parçadır.

AnalizEğitim yönetimiKarar verme süreci+3
Gülten Batçıoğlu Genç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
20
Master'sOpen AccessTR

Materyalizm, işyerinde sosyal cesaret ve psikolojik rahatlık üzerine bir araştırma

Bu çalışmada temel olarak, çalışanların psikolojik rahatlık algılarının iş yerinde sergiledikleri sosyal cesaret davranışları üzerindeki etkisi ve bu iki değişken arasındaki ilişkide materyalizmin düzenleyici rolü incelenmektedir. Cesaret kavramı literatürde her ne kadar sıklıkla çalışılmış olsa da iş yerinde sosyal cesaret kavramının henüz yeterince araştırılmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmada ilk olarak psikolojik rahatlık ile iş yerinde sosyal cesaret arasındaki ilişki incelenmiş olup, çalışanların psikolojik rahatlık seviyeleri arttıkça iş yerinde sosyal cesaret davranışlarının da artacağı öngörülmüştür. Bununla birlikte, çalışanların cesur davranışlar sergilemelerinde sadece iş ortamının değil, kişilik özelliklerinin de önemli olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak, psikolojik rahatlık ile işyerinde sosyal cesaret davranışı arasındaki ilişkide materyalizmin düzenleyici rolü de bu çalışmada araştırılmıştır. Türkiye'de satış sektöründe görev yapan 302 mağaza çalışanından veri toplanarak çalışma hipotezleri test edilmiş olup, elde edilen sonuçlara göre, psikolojik rahatlığın iş yerinde sosyal cesareti olumlu yönde etkilediği, ancak materyalizmin bu ilişkide düzenleyici rolünün bulunmadığı görülmüştür.

CesaretÇalışanlarÖrgütler
Ünzile Şeyma Demir
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde hizmet içi eğitim

Bu tezde hizmet içi eğitimin örgütler açısından önemi, çalışan personelin mesleki bilgi ve becerilerine nasıl katkıda bulunduğu, mal ve hizmet üreten işletmelerin verimliliklerini nasıl artırdığı ortaya koyulmaktadır. Hizmet içi eğitimin genel amacı, üretilen mal ve hizmette emek faktörüne düşen payın verimliliğini artırmak üzere insanlara gerekli bilgi,beceri ve tutumlar kazandırmaktır. Hizmet içi eğitim kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlar için günümüzde belli bir seviyede uygulanmaktadır. Hizmet içi eğitim ihtiyacını belirleyecek bir takım yöntemler vardır ve bunlar örgütün ve örgüt içerisindeki işgörenler ve yöneticilerin ihtiyacına göre değişiklik arzetmektedir. Eğitim bütçesi ayrıca hizmet içi eğitimin uygulanmasında belirleyici faktörlerden biridir. Bununla beraber hizmet içi eğitimin planlanmasında bütün safhalar kamu ve özel sektör için aynıdır. Hizmet içi eğitim kar amacı güden özel sektör için önemli olduğu kadar kamu sektörü içerisinde de önemli bir yere sahiptir. İşgörene hizmet içi eğitim veren Formul Kalıp Plastik Sanayi A.Ş.'de görev yapan yönetici ve çalışanların fabrikalarındaki mevcut hizmet içi eğitim uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya koyan araştırmamız; fabrikada görev yapan yönetici ve işgörenlerin hizmet içi eğitimi gerekli gördüklerini, hizmet içi eğitimin sürekli gelişime katkısı olduğunu ve her iki grubunda hizmet içi eğitim alma isteğinde olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmet İçi Eğitim, Amaç, Yöntem, Kamu ve Özel Sektör, Safhalar, Araştırma.

EğitimHizmet içi eğitimKamu kuruluşları+1
Deniz Şahin Balcı
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessEN

The influence of technology transfer collaborations on organizational innovation: A study on YTU Technopark

This study aims to explore the relationship between diffent types of collaborations and organizational innovation in technoparks. Data was collected through survey from Yıldız Technical University Technopark employers and employees. Implications of this study may contribute to better understanding of collaborations that improve innovative activities in technoparks. The results of the study shows that collaboration of firms with university has significant effect on behavioural innovation and strategic innovation; collaboration of firms with each other has significant effect on product-marketing innovation, and their collaboration with Technopark Administrative Office has significant effect on strategic innovation. It is also found that firms collaborate mostly with university and technopark administrative office, and that the most frequently observed type of innovation in technopark is behavioural innovation. According to findings, technopark companies do not very often make collaborations with university or other parties. However, they are found to have a good level understanding and application of innovation. It is worth examining the other sources of innovation in technoparks rather than collaborations.

TechnologyTechnology transferTechnoparks+5
Fatma Esra Atalay
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt kavramı ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK Md.220)

Dünya nüfusunun artması ve ekonomik, siyasi krizlerin çoğalması, Dünya ekonomik birikimlerinin adil bir şekilde dağıtılmayışı, emperyalizmin giderek artması, toplumların teknolojik ve global gelişmelere kapalı olması sonucunda dünyada suç sayısı ve tipininin artışı ile karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde artan suç tiplerinin özellikle; örgütler tarafından işlendiği görülmektedir. Örgüt; bu suç tiplerinin işlenmesine yardım, teşvik, kolaylık sağlamaktadır.Suç tiplerinin örgütsel faaliyet içinde işlenmesi durumunda cezalandırılabilme alanı genişletilmiştir. Bunun birlikte suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ise başlı başına bir suç tipini oluşturmaktadır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220'nci maddesinde düzenlenmiştir. Bir suçun örgüt içinde işlenmesi ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu farklılık göstermektedir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu günümüzde terör suçları içinde de kendine yer edinmektedir. Geçmişten günümüze birçok suç tipi örgüt kapsamı içinde etkin, sürekli ve tehlike arz ederek işlenmiştir. İşte bu kapsamda suç işlemek amacıyla örgüt kurma günümüzde gittikçe artan terörizmin amaçlarını gerçekleştirmek için faaliyet gösterdiğini belirtebiliriz. Bu kavramlar iç içe geçmiştir. Dünyada artan ayrılıkçı talepler, yükselen milliyetçilik akımları, eşitsizlik, otorite boşlukları, artan silahlanma, din ve mezhep çatışmaları terör suçlarının örgüt kapsamında oluşmasına neden olmuştur.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurmaTerör örgütleriTerörizm+2
İbrahim Sapan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Corporate contemporary art collections in Western Europe and Turkey

Nowadays, institutions form corporate collections by carrying out their investment in culture and art area within the scope of social responsibility and at this point some institutions prefer to differ and head towards innovative, pioneer and creative contemporary art. In this context, this thesis aims at dealing with the foundation process of corporate collections in Western Europe and Turkey in terms of historical development and motivations and dealing with examples of institutions creating corporate collections of contemporary art in Western Europe and Turkey in terms of their collection, their collection policies and revealing common and different aspects in motivations to create their collection.Until the 18th century in Europe, only kings, dukes and aristocrats descending from noble families could organise art and cultural events; however, together with Industrial Revolution of the 18th and the 19th century, capital accumulated and a new rich class was born without having any social status in the aristocracy and they tried to equate themselves with aristocracy by forming art collections. In this process, by supporting, employing and protecting artists and providing facilities for their production, the bourgeoisie played a very important role as an art patronage in the development of the personal collections which constituted the bases of the corporate art by converting them into museums to convey their names to the future. On the other hand, in Turkey, since there was no economic and cultural accumulation in the first years of the Turkish Republic, Turkish art developed under the cover of the state. By forming collections itself, opening museums, supporting art and artists the state took the role of patronage. With the strengthening of the Republican regime in 1930s and the modernisation attemps in cultural, political and economic modernisation, the state banks and then private banks started to buy works from exhibitons and to form corporate collections in order to support the cultural artistic life of the society which contributed widely to the development of the Turkish art and led the start of the first corporate collections in banking sector in Turkey. Therefore, in Europe the corporate collections developed through personal art patronage, in Turkey, developed through institutions especially banks. Today, both in Western Europe and Turkey art patronage is made by corporations which got economically more powerful under the corporate social responsibility.The motivations of the companies to form corporate collections include creating a powerful and big firm image having a highly sophisticated, innovative, progressionist, advanced, prestigious towards their employees and customers, presenting a positive, energetic, intellectual, dynamic, creative atmosphere, enhancing the creativity and motivation of the employees, gaining prestige in the society, showing that the company owner is intellectual, the passion and love for arts of the company owner, using art as a corporate communication and advertisement tool, thinking art as an investment, sharing art and artist, namely the culture, by means of supporting art and artist.

EuropeanWestern EuropeanContemporary art+6
Leman Bedia Güven
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00

Related subjects