Bulgaristan

84 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyonunun kuşaklararası karşılaştırması: İzmir örneği

İnsanlık tarihinin en eski olgularından biri olan göç ve göçmenlerin entegrasyonu sosyal bilimlerin uzun süredir çeşitli yönleriyle ele aldığı bir konudur. Entegrasyon sürecinin sadece bir kuşakla sınırlı olmadığı ve entegrasyonun birkaç kuşağı etkileyen dinamik bir süreç olduğu anlayışını temel alan kuşaklararası çalışmalar göç literatüründe geniş ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma, bu anlayış doğrultusunda 1989 Bulgaristan göçmenlerinin entegrasyon sürecinin kuşaklararası dönüşüm ve aktarımını incelemektedir. 1989 Bulgaristan göçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı illerden biri olan İzmir ilinde göçmenlerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın hane üzerinden kuşaklararası bir karşılaştırmaya dayanması nedeniyle 15'er hane olarak toplamda 30 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular anlatı analizi ile incelenmiştir. Göçmenlerin kendi yaşam öykülerini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışma ile göçmenlerin Türkiye'deki entegrasyonlarına ilişkin anlatılarının kuşaklararası aktarımı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma bulguları kapsamında birinci kuşak göçmenlerin bir göçmen kimliği inşa ettiği ve bu kimliğe ilişkin bazı niteliklerin ikinci kuşağa aktarıldığı görülmüştür. Göçmenlerin Bulgaristan'daki yaşamlarından Türkiye'ye taşıdıkları kültürel değerlerle Türkiye'deki entegrasyonlarını sağlamaya yönelik anlatıların birleşerek bir entegre olma stratejisi ortaya çıkardıkları görülmüştür.

BulgaristanBulgaristan TürkleriBütünleşme+5
Duygu Duman
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Balkanlardan Anadolu'ya yönelik göçlerin mekânsal etkileri (Bursa'daki Bulgaristan göçmenleri örneği)

Göç hareketleri, mekân üzerinde çeşitli etkilere neden oldukları için coğrafya biliminin de çalışma alanına girmektedir. Bu biliminin temel ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, Bursa-Osmangazi sınırları içerisinde Bulgaristan kaynaklı göçlerin mekânsal etkilerini ortaya koymaktır. Yüzyıllardan beri yaşadıkları topraklardan, politik nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalan Bulgaristan Türklerinin anavatan olarak gördükleri Türkiye'de iskân edildikleri illerin başında Bursa gelmiştir. Böylece burada çeşitli mekânsal etkilere neden olmuşlardır. Bu tez çalışması, hem nitel hem de nicel veriler kullanılarak hazırlandığı için karma desenli bir çalışmadır. Ayrıca nitel araştırma yönteminin etnografik deseni ve saha çalışmalarında ise yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma da Bursa ili Osmangazi ilçesinde Bulgaristan kaynaklı göçlerin nüfus, yerleşme örüntüsü, ekonomi, sosyal ve kültürel etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda konuyla ilgili literatür incelenmiş, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında bulunan veriler taranmış, farklı zamanlarda saha çalışmaları yapılarak belirlenen katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin ise içerik analizleri yapılmış, tablo, grafik ve haritalarla görselleştirilmişlerdir. Zorunlu olarak meydana gelmiş kitlesel bir göç niteliğinde olan Bulgaristan kaynaklı göçler, Osmangazi İlçesindeki nüfusun miktarında ve yapısında değişikliklere neden olmuştur. Bunların yanı sıra göç hareketleri sonucunda yeni yerleşmeler kurulmuştur. Göçlerin yerleşme üzerine bir diğer etkisi de Bulgaristan kökenli isimlerin yer adı olarak kullanıldığı görülmüştür. Ekonomik anlamda ise başta tarım ve sanayi olmak üzere birçok sektörün gelişmesinde, atıl durumdaki arazilerin kullanılmaya başlanması ve vasıflı iş gücü kazanımı gibi etkilere neden olmuştur. Sosyal ve kültürel açıdan bakıldığı zaman ise çalışma sahası içerisinde Bulgaristan göçmenleri tarafından kurulan yöresel dernek olmadığı belirlenmiş, kültürel açıdan ise Bursa ile uyumlu oldukları tespit edilmiştir.

Balkan TürkleriBalkanlarBulgaristan+5
İbrahim Eşim
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmenlerinin dini inanç ve uygulamaları üzerine sosyolojik bir alan araştırması: Hatay-Erzin'de yaşayan göçmenler örneği

Bu çalışmanın amacı göçmenlerin dini tutumlarında belirleyici olan etnik kalıtsallığın halk dindarlığı üzerindeki tezahürlerini dini inanç ve tutumlar üzerinden ele almaktır. Çalışmada örneklem olarak daha önce üzerine yapılmış sosyolojik bir çalışma bulunmayan, Hatay'ın Erzin ilçesindeki iki muhacir köy seçilmiştir. Birinci bölümde Erzin ilçesinin tarihi, coğrafi konumu ve demografik yapısıyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte muhacir köylerindeki dini yapı ve örgütlenme, köylerdeki dini hayatın görünürlüğü, dinî inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma nitel bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Veriler katılımcı gözlem yapılarak toplanmıştır. İkinci bölümde bir toplumun dini ve kültürel bağlarını en açık şekilde görebileceğimiz, bireylerin ait olduğu muhacir alt kültürünü benimseyen topluluk ile bütünleşmesini sağlayan geçiş dönemi ritüelleri üzerinde durulmuştur. Ardından geçiş dönemi ritüellerinde görülen halk inanç ve uygulamalarına geniş bir biçimde yer verilmiş ve bu uygulamaların yeni nesil üzerinde etkilerinin niçin devam ettiği veya etmediği konusu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine göre daha dindar tutumlar sergiledikleri görülmüştür. Bu durumun en temel nedeni milli ve dini kimliklerine yapılan baskı sonucunda göç etmiş olmalarıdır. Yapılan baskılara karşı muhacirlerin verdiği tepki göçmenlerin Muhacir- Müslüman- Türk sentezinde bir kimlik benimsemelerinde etkili olmuştur. İkinci bölümde yer alan geçiş dönemi ritüelleriyle ilgili bulgular bazı ritüellerin yeni nesilde uygulamadan kalktığını göstermektedir. Geçiş dönemi ritüellerindeki bazı halk inanç ve uygulamaları ortadan kalkmıştır. Bu durumda yeni neslin kitabi din konusunda daha çok bilinçlenmesiyle birlikte toplumda yaşanan sosyal değişimlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.

BulgaristanDin sosyolojisiDini davranışlar+6
İclal Algül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinde 1989 krizi: Kriz yönetimi açısından bir inceleme

Bu tez çalışmasında, Türkiye ve Bulgaristan arasında 1984 ve 1989 yılları arasında yaşanan ?göç krizi? incelenecektir. İkili ilişkiler 1984?ün sonlarına kadar iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde yürütülmektedir. Ancak Bulgaristan içindeki Türk azınlığı kendisine tehdit olarak algılamaktadır.1984?ün sonlarında bu tehdit algısına son vermek için de Bulgar yönetimi azınlığın asimilasyonuna yönelik eylemler gerçekleştirmiştir. Türkiye, soydaşları olarak kabul ettiği bu azınlığa karşı Bulgaristan'ın kendi lehine yaratmış olduğu fiili durum ihlaline son vermesini talep etmiştir. Bulgaristan yönetiminin istenen yönde bir tutum değişikliğine gitmemesi karar alıcıların tehdit algısının seviyesini yükselterek bir dış politika krizine yol açmıştır. Bir dış politika krizinde karar alıcılar hedef devletin eylemlerine göre karar almaya zorlanmaktadırlar. Bu kararların alınmasında karar alıcılar birtakım önceliklere sahip olmaktadırlar. Bu öncelikler onların hedef devletin yaratmış olduğu fiili durum ihlalini tehdit olarak algılamasından söz konusu krizin yönetilmesinde tercih edilecek araçların şekline kadar belirleyici olmaktadır. Bu önceliklerin belirlenmesinde karar alıcılar aktif bir rol oynamakla beraber ulusal/uluslararası kamuoyu, üçüncü aktörlerin davranışları, uluslararası sistem de kararların alınmasında karar alıcıları sınırlandıran ya da rahat hareket etme olanağı tanıyan faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu faktörleri göz önünde bulundurarak yapılacak olan bu çalışmada Bulgaristan ile yaşanan azınlık sorununun nasıl bir krize dönüştüğünü net bir şekilde görmek mümkün olacaktır.Diğer yandan krizler de çatışmalardan farklı ama yine de bir anlaşmazlık durumunu içerdikleri için uluslararası ilişkiler teorilerinin çatışmaya bakış açılarına yer verilecektir. Fakat öncelikle bu çalışma diğer uluslararası ilişkiler teorilerinden farklı olarak karar alıcıların algılamalarına, göreceli güç kavramına, ulusal faktörlere atıfta bulunan Neoklasik Realizm temeli üzerinden kurgulanacaktır. Bu teorinin kullanımı ister istemez bir dış politika analizinin de yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu noktada karar alıcıların eylemlerinin hedef ülke ve üçüncü aktör üzerindeki etki ve tepkileri de bu çalışmada önemli bir yere sahiptir.Krizler bir süreç içerisinde işlemekte olup karşılaşılan olayın niteliğine, tarafına, krizlerin ortaya çıktığı coğrafyaya göre farklı şekillerde ortaya çıkmakta ve farklı sonuçlar doğurmaktadırlar. Bu nedenle de bu çalışmada bir kriz tasnifi yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır.Liderler kriz sürecinde, ulusal çıkarlarını asgari seviyede koruyarak ihtiyaçlarının karşılanmasını içeren kriz yönetiminin zorluklarıyla mücadele etmek durumundadırlar. Bu mücadele sürecinde seçilecek olan strateji kaynakların ne derecede kullanılacağını da belirlemektedirler. Bu nedenle hedefi fiili durum ihlalinden caydıracak stratejinin benimsenmesi önemli olmaktadır. Benimsenen strateji krizleri yönetmede tek başına etkili olmayıp kriz yönetiminin başarısını etkileyen faktörler de bu çalışmada krizin ne kadar etkin bir şekilde yürütüldüğünü anlamak açısından dikkate değer olmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerin `kara leke? olarak adlandırıldığı kriz sürecini karar alıcıların uygulamaları dahilinde ele almak neden bir krizin ortaya çıktığını ve binlerce göçmenin mağduriyetine yol açtığını göstermesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler: Kriz Yönetimi, Dış Politika Krizleri, Uyuşmazlık Çözümü, 1989 Bulgaristan Göçü.

BulgaristanKriz yönetimiTürk dış politikası+4
Zehra Gürsoy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1984-89 Bulgaristan'daki asimilasyon sürecinde kadının deneyimi

Uluslararası konjonktürde "Yeniden Doğuş" olarak da kavramlaştırılan 1984-1989 aralığı, hâkim bir grup olan Bulgaristan yönetiminin bir devlet politikası olarak, ülke vatandaşı Bulgaristan Türklerini farklı bir kategoride değerlendirilmeye aldığı, asimilasyon olarak tanımlanan farklı uygulamalarla baskılamaya, dönüştürmeye ve mümkün mertebe ülkeden göndermeye (göç, sürgün gibi) yöneldiği sürece denk gelir. Bu dönemde ülke yönetimi, bölgesel ve tarihsel (1984 ila 1989 tarihlerini kapsar şekilde) anlamda şiddet, tehdit, cezalandırma gibi türlü yöntemlerle (tıpkı Pomak ve Çingene gibi diğer etnik gruplara uyguladığı şekilde), tabi bir gruba dönüştürdüğü bölge Türklerini denetlemeye ve baskılamaya çalışmıştır. Alan yazın yaşanan süreci, bölge Türkleri bağlamında ele almış, irdelemiş ve aktarmıştır. Ancak burada ve bu çalışmanın ortaya çıkmasında başlıca motivasyon kaynağı olan kadınların bu süreçteki yeri, yeterince irdelenmemiştir. Yapılan literatür taramalarında mevcut çalışmaların, asimilasyonun kendisini, etkilediği grupları, göçle ilişkisini ve sonuçlarını detaylarıyla ortaya koyduğu, kadınlardan bağımsız bir yapıda şekillendiği anlaşılmıştır. Çalışma, Bulgaristan'daki asimilasyonda Türk kadınlarının, asimilasyon sürecini nasıl deneyimlediklerini, süreci nasıl algılayıp yönettiklerini, nasıl anımsayıp andıkları sorusuyla birlikte ele almaya; diğer bir yönüyle de ilgili kadın grubunun hem görünmezliğini ortaya koymaya hem de görünmez kadınları görünür hale getirmeye çabalamaktadır. Bunun için tarihte kenarda kalanların görünür hale getirilmesinde giderek daha yaygın şekilde kullanılmaya başlanan sözlü tarih yöntemine başvurulmuştur. İlgili yöntem, kısmen kartopu ve amaçlı örneklem teknikleri üzerinden ulaşılan bir grup Bulgaristan göçmenine uygulanmıştır. Katılımcıların (burada anlatıcı denilecektir) seçiminde, Bulgaristan'dayken asimilasyon sürecini doğrudan deneyimlemiş ve sonrasında, Türkiye'ye göç etmiş, kendini iyi ifade edebilen ve yaş almış (50+) kadınlardan olmaları hususlarına dikkat edilmiştir. Üç ön görüşme, biri iki seans şeklinde görüşme olmak üzere kadın anlatıcılarla toplamda 14 görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, söylem düzeyinde analize tabi tutulmuş; bunun sonucunda asimilasyon gibi günlük yaşamı kesintiye uğratan ve en çaresiz oldukları durumlarda dahi kadınların taktik, direniş, direnme gibi mikro pratikler geliştirebildikleri, bu sayede üzerlerinde mevcut olan tahakküme direnebildikleri görülmüştür.

AsimilasyonAsimilasyon politikalarıBalkan Türkleri+7
İrem Koçancı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık öncesi ve sonrası Balkan ekonomilerinin karşılaştırılması, 1800-1914

Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemine girdiği 18. yüzyılın başlarından itibaren en büyük çabası, Avrupa'da etkinliğini sürdürmek amacıyla Balkan topraklarındaki hâkimiyetini yeniden tesis etmek olmuştur. Ancak bu dönemde Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası nedeniyle sürekli Osmanlı ile karşı karşıya gelmesinin, hâkimiyetin sağlanmasındaki en büyük engel olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum özellikle 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması'nın imzalanmasının ardından neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu dönem süresince, Balkan halklarının bir taraftan Avrupa'da hızlı bir şekilde yayılan milliyetçilik akımlarından etkileniyorken, diğer taraftan Rusya'nın desteğiyle isyanlarını hızlandırdığı dikkati çekmektedir. En nihayetinde 19. yüzyıl, Osmanlı için Balkan topraklarındaki halkların kontrolünü sağlamaya yönelik bir takım yenilik hareketlerinin gerçekleştirildiği dönem olarak kabul edilebilir.Bu doğrultuda mevcut çalışmada Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyıl boyunca büyük oranda Balkan halkları için gerçekleştirdiği Tanzimat, Islahat ve I. Meşrutiyet gibi yenilik hareketlerinin iktisadi etkileri üzerinde durulmakta ve dönemin siyasi olaylarından uzaklaşarak, bağımsızlıklarının son dönemlerinde Balkan eyaletlerinde yaşanan refah artışlarının dinamikleri ortaya konulmaktadır. Ayrıca 1878 yılında elde edilen bağımsızlık döneminden Birinci Dünya Savaşı'na kadar geçen sürede, bağımsız Balkan ülkelerinin iktisadi performansları karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Temel olarak bağımsızlık öncesinde yaşanan refah artışının, bağımsızlık sonrasında Sırbistan ve Bulgaristan için ortadan kalktığı, Romanya için ise görece iktisadi gelişmeyi destekleyen yatırımlar sayesinde devam ettiği görülmektedir.

BalkanlarBağımsızlıkBulgaristan+7
Faruk Mike
Çukurova University
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Milliyetlerine göre turist motivasyonlarının satın alma niyeti ile ilişkisi: Rusya, Almanya ve Bulgaristan üzerine bir araştırma

Günümüzde turizm sektöründe faaliyet gösteren, benzer içeriklere sahip mal ve hizmetleri birbiri ile aynı pazarlara satış amacı güden işletmeler arasında yoğun bir rekabet ortamı vardır. Bu rekabet ortamı içerisinde, kendilerine pazardan pay almak isteyen ve pazardaki payını büyütmeyi amaçlayan işletmelerin, tüketicilerin satın alma niyetlerini etkileyen faktörleri tam anlamıyla öğrenme çabası içerisinde olması önemli bir gerekliliktir. Tüketicilerin satın alma niyetlerini etkileyen en önemli unsurlardan birinin sahip oldukları motivasyon faktörü olduğu açıktır. Bu durum göstermektedir ki, turizm arz paydaşlarının satın alma süreci içerisindeki tüketiciyi kendilerine çekebilmek adına motivasyon faktörlerinin neler olduğunu anlama gerekliliği vardır. Bu araştırmanın temel amacı, Almanya, Rusya ve Bulgaristan'da yaşayan bireylerin turizme katılma motivasyonlarının satın alma niyeti ile ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırma 2020 yılında Moskova, Berlin ve Sofya'da yaşayan bireylere uygulanan anket ve açık uçlu soru formu sonuçlarına dayanmaktadır. Araştırma kapsamında toplanan nicel veriler paket program kullanılarak değerlendirilmiş olup normallik, geçerlik, güvenirlik analizleri uygulandıktan sonra regresyon, ANOVA ve T-test ile araştırma için oluşturulan hipotezler test edilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan nitel veriler ise içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel sonuçlara göre, iki kavram arasında yapılan regresyon analizinde, Almanya ve Rusya'da turizme katılma motivasyonu ile satın alma niyeti arasında iyi derecede anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bulgaristan'da ise bu iki kavram arasında düşük seviyede ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Almanya, Rusya ve Bulgaristan'da turizme katılma motivasyonunu arttıran ve azaltan faktörlerin belirlenmeye çalışıldığı nitel bulgulardan, motivasyonu arttıran faktörler iki boyut altında yer alan dokuz farklı tema altında gruplandırılmıştır. Motivasyonu azaltan faktörler ise iki boyut altında yer alan beş farklı tema altında gruplandırılmıştır. Motivasyonu arttıran faktörler arasında bireylerin yeni yerler görme isteği faktörü, azaltan faktörler arasında ise koronavirüs faktörü en yüksek oranda frekans sıklığına sahip önemli unsurlar olarak tespit edilmiştir.

AlmanyaBulgaristanMotivasyon+4
Cihan Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Türklerinin soğuk savaş dönemi sonrası vatandaşlık hakları sorunu

Bu çalışmada, Bulgaristan Türklerinin Soğuk Savaş dönemi sonrası Türkiye, Bulgaristan ve AB üzerinden vatandaşlık hakları sorununun ne durumda olduğu araştırılmıştır. Nitel boyutun çalışma grubu 25 kişiden oluşmaktadır. Bu araştırmada Nitel araştırma yöntemlerinden yorumlama bilimi (hermeneutics) deseni kullanılmıştır. Çalışmada, araştırmaya katılanların vatandaşlık hakları sorunlarının incelenebilmesi için, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Mülakatlar, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmiş her bir katılımcıya 10 soru hazırlanarak, yüz yüze, süre kısıtlaması olmadan önceden izin alınarak, mülakat sırasında sesleri kaydedilerek yapılmıştır. Nitel bulgulardan elde edilen sonuca göre araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun, bazı yönlerden eksikliklerle karşılaşmalarına rağmen, vatandaşlık hakları göz önünde bulundurulduğunda, sorunlarının çözüldüğü tespit edilmiştir.

BulgaristanBulgaristan TürkleriDış Türkler+4
Deniz Ak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Büyüme sürecindeki engel: Orta gelir tuzağında yer alan Türkiye ve bu engeli aşan Güney Kore ile aşamayan Bulgaristan karşılaştırması

Bu tez "orta gelir tuzağı" kavramının tanımını ve sebeplerini ortaya koymaktadır. Yaşanan gelişmelerle ülkeler arasında meydana gelen gelir farklılıklarının giderek artması ve gelişen ekonomilerin uzun yıllar aynı gelir grubunda takılıp kalması orta gelir tuzağı kavramının zeminini oluşturmaktadır. Ülkelerin uzun süre orta gelirde kalıp yüksek gelir kategorisine geçememeleri durumu, ekonomi gündemine yeni giren ''orta gelir tuzağı'' (OGT) kavramı ile tanımlanmaktadır. Bu çalışma ile birlikte Türkiye, Güney Kore ve Bulgaristan ülkelerinin ekonomik faaliyetlerinden kısmen bahsederek hem matematiksel uygulama hem de ekonometrik analiz yaparak orta gelir tuzağında bulunup bulunmadıklarını ifade etmek temel amaçtır. Orta gelir tuzağı, içsel ve dışsal büyüme modelleri ve kalkınma modelleriyle ilişkilendirilmiştir. Türkiye, Güney Kore ve Bulgaristan ülkelerinin ekonomileri daha derinlemesine incelenerek sektörel veriler ve makro ekonomik konular üzerinde durulmuştur ve orta gelir tuzağında bulunan ülkeler için çıkış stratejilerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın son bölümünde, 1981 ile 2015 yılları için orta gelir tuzağıyla ilgili değişkenlere ait verilerin toplanması ile çeşitli testler uygulanmış ve bu testler yardımıyla orta gelir tuzağının belirleyenleri analiz edilmiştir. Analizin sonuçlarına göre, her üç ülke için de söz konusu değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Ardından, kişi başına düşen gelir için Granger nedensellik testi ile etki tepki analizi araştırılmıştır. Bütün sonuçlar sonuç bölümünde yorumlanmıştır.

BulgaristanBüyümeBüyüme politikaları+6
Tuba Esra Baskak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye - Bulgaristan ilişkileri (1923-1933)

ÖZET 19. yüzyıl başlarında Avrupa'ya saçılan "Milliyetçilik isyan ve hareketleri" Osmanlı ülkesine yayılmakta gecikmemiştir. Ortodoskların korumalığını üstlenen Rusya'nın teşvik ve yardımlarıyla bu isyan ve hareketler, "ihtilalci bir karakter" kazanmıştır. Rusya'nın politikasından cesaret alan Bulgaristan; Makedonya, Trakya, Dobruca'yı ele geçirerek "Büyük Bulgaristan Krallığı"nı hedeflemiştir. Bu amaç için en uygun fırsatı 1908'de bağımsızlığını kazanarak elde etmiştir. Bulgaristan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra iki devlet ilişkilerinde yaşanan diplomatik krizler gergin bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu süreci hızlandıran Balkan Savaşları olmuştur. Ancak; bu dönem kısa süreli olmuştur. İki devlet, 1. Dünya Savaşı'na "müttefik" olarak katılmışlardır. Fakat savaş iki devlet beklentilerini tersine çevirmiş, iki devlet toprakları anlaşma devletleri tarafından işgal edilmiştir. Bundan sonra Türkiye'de Emperyalist devletlere karşı giriştiği "Milli Mücadele Hareketi" Bulgaristan tarafından dikkatle izleniyor ve destek görüyordu. İlerleyen dönemde Avrupa ve Balkanlarda konjoktürün Bulgaristan'ın aleyhine gelişmeye ve genişlemeye başlayınca Bulgaristan; yakın komşusu ve müttefiki Türkiye'ye el uzatmıştır. Lozan Antlaşmasıyla dünya literatüründe "uluslararası bir devlet" olarak yer alan Türkiye bu teklifi olumlu karşılamış, Bulgaristan ve Türkiye arasındaki resmi ilişkiler kurulmuştur. "Roma Imparatorluğu'nun ihyası" peşinde olan italya, Avrupa'da dengeleri bozacak politikasıyla Balkan coğrafyasında yer almaya başladığı bir dönemde, Mussolini'nin nutuklarında hayat bulan Bulgaristan; dış politikasındaki "barış" yerine "revizyon"a yer vermeye başlamıştır. Bulgaristan ve İtalya'nın yakınlaşmasını fark eden Türkiye, "ihtiyatlı" politikasını elden bırakmamıştır. Bu bağlamda; ilk önce İtalya ile sonrasında Bulgaristan ile Saldırmazlık Anlaşmaları imzalamıştır.1930'lu yıllara gelindiğinde Türkiye, uluslararası güç dengesi ve sistemi kuralları çerçevesinde ülkelerin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygılı bir politika takip etmiştir. Bu politikayı "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesiyle kurmaya çalışmıştır. Bulgaristan, ülke menfaatleri doğrultusunda kimi zaman bu politikanın yürütücüsü olmuş, kimi zaman da "barış" a karşılık tavrını açıkça belli etmiştir. Ancak; Türkiye, Bulgaristan'ın çelişkili politikasına rağmen "dostluk" adına "barış"ı bozmamıştır.

BulgaristanTürk-Bulgar ilişkileriTürkiye+1
Melisa Urgandokur
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Osman Erendoruk'un hayatı ve eserleri üzerine bir araştırma

Ömer Osman Erendoruk (1934-2006), edebiyat dünyasına 50'li yıllarda girmeye başlar. Yazı hayatına öğretmen lisesinde yazdığı şiir denemeleriyle başlamıştır. Farklı yazar ve şairlerden esinlenerek, farklı edebiyat anlayışlarını inceleyerek, Bulgaristan Türklerinin içerisinde bulunduğu durumu gerçekçi ve milliyetçi bir çerçeve içerisinde yansıtmıştır.Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Ömer Osman Erendoruk'un hayatı, sanatı ve eserleri üzerine bir incelemeyi kapsamaktadır. Yazarın hayatından yola çıkarak eserlerini incelediğimiz bu çalışmada Erendoruk'un şiirlerinden başlayarak yayımladığı her eserinin üzerinde etraflıca durduk. Edebi dünyasında ağır basan şiirlerini tematik olarak ayırarak şiir kitaplarını belirli çerçevelerde işlemeye çalıştık. Ardından hikâyelerini, romanlarını, masallarını, anılarını, mektuplarını sırayla inceledik. Her bölüm sonunda genel bir değerlendirmeyle sonuca varmaya çalıştık. Balkan Türkleri Edebiyatında, özellikle de Bulgaristan Türkleri Edebiyatında yayımladığı farklı türlerdeki eserleriyle önemli bir yere sahip olan Ömer Osman Erendoruk'un daha önce incelenmemiş, üzerinde durulmamış yönünü öne çıkarmaya ve ona gereken değeri vermeye çalıştık.

BulgaristanEdebiyatErendoruk, Ömer Osman+6
Oğuzhan Yiğit
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

XVIII. yüzyılın ilk yarısında Sofya

Asya ve Avrupa arasındaki bağlantıyı sağlayan Balkan Yarımadası'nda, ana yol güzergâhı üzerinde yer alan Sofya, stratejik konumu ile tarihi öneme sahiptir. Osmanlılar tarafından 1385 yılında fethedildikten sonra Rumeli Eyaleti'ne bağlanmış ve bir müddet sonra bu eyaletin merkez şehri haline getirilmiştir. Sofya, XVI. yüzyıl boyunca büyük gelişme göstermiş ve gerek müesseseleri gerekse demografik yapısı ile klasik bir Türk-İslâm şehri hüviyeti kazanmıştır. Ancak XVII ve XVIII. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nde yaşanan olumsuz gelişmeler Sofya'yı da etkilemiş ve şehrin gerilemesine yol açmıştır. Bu çalışmada Sofya'nın XVIII. yüzyılın ilk yarısındaki fiziki, idari, demografik, sosyal ve iktisadi durumu ele alınmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın mahiyeti, kaynakları ve Sofya'nın tarihi gelişiminden bahsedilmiştir. Birinci bölümde şehrin fiziki yapısı ele alınmıştır. İkinci bölümde eyalet, sancak ve kaza ilişkileri bağlamında Sofya'nın idari yapısı incelenmiş, şehrin örfî ve şer'î idarecileri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde şehirdeki sosyal hayat ve demografik yapı, dördüncü bölümde iktisadi ve ticari hayat konuları ele alınmıştır.

18. yüzyılBalkanlarBulgaristan+6
Yunus Mercimek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimler reformu bağlamında Türkiye ve Bulgaristan yerel yönetimlerinin karşılaştırmalı analizi

Yerel yönetimler, ülkelerin hem yönetim yapısı içinde önemli bir role sahip olup hem de demokratikleşmenin ve halkın yönetime katılımının en iyi şekilde temsil edilebileceği birimlerdir.Günümüzde yerel yönetimler, ülkelerin çoğunda, anayasa ile düzenlenmiş, demokratik ve özerk kuruluşlar olma özelliği ile ülkelerin yönetim sistemleri içerisinde her geçen gün ağırlıklarını arttırmaktadırlar.Çalışmamızın amacı Türkiye ve Bulgaristan yerel yönetim sistemlerini karşılaştırmaktır. Bu bağlamda her iki ülkenin yerel yönetim sistemlerinin tarihi süreci, yerel yönetimlerin yasal mevzuatı ve yapısı, yerel yönetim alanında yapılan reform çalışmaları incelenmiştir. Çalışmamızın en son kısmı ise, bu iki ülkenin yerel yönetim sistemlerinin karşılaştırılıp değerlendirilmesini içermektedir.Çalışma sonucunda iki ülkenin yerel yönetim yapıları arasında bazı benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Bununla birlikte her iki ülkede de yapılan yerel yönetim reformları sonucunda elde edilen olumlu sonuçlara rağmen, hem Türkiye'de hem Bulgaristan'da merkeziyetçi yapının hala devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Yerel Yönetim2. Yerel Demokrasi3. Türkiye'de Yerel Yönetimler4. Bulgaristan'da Yerel Yönetimler5. Yerel Yönetimler Reformu

BelediyelerBulgaristanTürkiye+2
Ayshe Mehmedova Dryanova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde bir idârî reform denemesi: Tuna Vilâyeti (1864-1867)

19. yüzyılda eyalet idaresindeki aksaklıkları ortadan kaldırmak üzere birçok düzenleme yapılmış, fakat istenen netice elde edilememişti. 1864?de bu konuda kapsamlı bir düzenleme yapıldı. Bu maksatla Vidin, Niş ve Silistre eyaletleri birleştirilerek Tuna Vilâyeti teşkil edildi. Vilâyet usulü çerçevesinde sancak ve kazalarda da değişiklikler yapılarak sayıları azaltıldı. Bun göre, üç eyaletteki toplam sancak sayısı on bir iken yediye, kaza sayısı da altmış sekiz iken kırk beş olarak belirlendi. Vilâyet usulü Tuna?da tecrübe edildikten sonra tedricen devletin diğer eyaletlerinde de uygulamaya konuldu. Tuna Vilâyeti, ilk uygulama olması ve bundan sonra kurulan vilâyetlere örnek olması sebebiyle önem arz etmektedir. Bu çalışmada numune olarak uygulanan vilâyet usulü çerçevesinde Tuna Vilâyeti?nin idarî, mâlî ve hukukî yapısı ile nasıl bir işleyişe sahip olduğu ve ülke yönetimine nasıl bir katkı getirdiği ortaya konmaya çalışılmıştır.

BulgaristanOsmanlı DevletiOsmanlı yönetimi+5
Kadir Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya'daki azınlıkların hukuki durumu

Dünyada kurulan her devlette azınlıklar ve azınlık hakları sorunu her zaman güncelliğini korumuştur ve korumaya da devam edeceğe benzemektedir. Özellikle 1990 sonrası dünya gelişmeleri sonucu hem coğrafi açıdan genişleyen hem de nitelik bakımından çok derinleşen ve güçlenen azınlık hakları, bugün devletlerin görmezlikten gelip, reddedemeyecekleri bir boyuta erişmiştir. Bu tezde de içinde birçok farklı etnik gurubun yaşadığı Balkan coğrafyasında azınlık sorunun en derinden yaşandığı Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya incelenmiştir.Her devlet azınlık haklarını taraf olduğu anlaşmalarla tanımlar ve hukuki yükümlülükler de bu metinlere dayanılarak belirlenir. Ayrıca, her devlet içinde bulunduğu sosyal, coğrafi, tarihi ve siyasi koşulları dikkate alarak farklı ?azınlık? tanımlamaları yapmaktadır. Ülkeler incelenirken ilk olarak genel bir coğrafi ve tarihsel bilgiler verilmiştir. Ardından da ülkelerin azınlıklara yönelik politik, sosyal ve hukuki uygulamaları ile bu uygulamaların uluslararası boyutu incelenmiştir. Bunun yanında her ülke içindeki farklı azınlık guruplarının sorunları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.Günümüzde bu ülkelerde mevcut azınlık sorunlarında özellikle 1990 öncesi döneme göre bir takım olumlu gelişmeler yaşandığı, ancak bu gelişmelerin sınırlı bir seviyede olduğu görülmektedir.Anahtar Sözcükler:1. Azınlık Hakları2. Azınlıkların Sorunları3. Balkanlar4. Azınlıkların Korunması5. Etnik Çatışmalar

Azınlık haklarıAzınlıklarBalkanlar+5
Ebrar Ibraimi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

I. Meşrutiyet Dönemi Makedonya'da Bulgar çete faaliyetleri

Tarih boyunca, bir çok milletin bir biriyle mücadele sebebi ve alanı olan Makedonya, bu mücadeleler sonucu muhtelif devletlerin yönetimine geçmiş bir coğrafya olması hasebiyle büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple, sayısız göçlere ve savaşlara sahne olması; ayrıca çeşitli etnik unsurların bu bölge üzerinde hak iddia etmesi, ortaya değişik Makedonya tanımlarının çıkmasına sebep olmuştur. Siyasi sınırlarının yanında, etnik ve dini yapısı da karışık olan bu coğrafya, gerek siyasi gerekse etnik olarak yamalı bohçayı andırır tarzdadır. Makedonya'daki bu siyasi ve etnik durum, milliyetçilik akımının etkisi ile daha da karmaşık bir hal almıştır. Makedonya'daki etnik unsurların her biri, 18. Yüzyılda başlayan ?milliyetçilik? akımının etkisine kapılarak, mezkur bölgeyi kendi topraklarına katmak için büyük bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu mücadele, tarihte ?Makedonya Sorunu? olarak addedilmiştir. Makedonya'da hak iddiasında bulunan ulusların her biri, Makedonya'da komiteler kurarak Osmanlı Devleti egemenliğine karşı olduklarını ortaya koymakla kalmamış fiili mücadeleye geçmişlerdir. Komitelerin bu fiiliyatı çeşitli silahlarla ve acımasızca yapmaya başlaması, Makedonya bölgesindeki karışıklığı daha da arttırmıştır. Özellikle de bu çalışmanın özünü teşkil eden ?Bulgar komite ve çetelerinin faaliyetleri?, diğerlerine nazaran Osmanlı Devleti'ni, daha zor duruma düşürmüştür. Çalışmanın kapsamı, I. Meşrutiyet döneminde Bulgar komite ve çete faaliyetleri olarak belirlenmiştir. Berlin Antlaşması'yla başlayan bu süreçte Bulgaristan, Büyük Bulgaristan hayalini gerçekleştirmek için önce Şarkî Rumeli Vilayeti'ni ilhak etmiş, sonra da Makedonya'yı topraklarına dâhil etmek için faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Bu durum, çete faaliyetleri sebebiyle, yapılması öngörülen ıslahatların da uygulanmasını zorlaştırmıştır. Zaten Bulgarların amacı, ıslahın gerçekleşmesi değil asayişin daha da bozulmasını temin ederek ?Bölgede can güvenliği yok; Osmanlı Devleti gerekenleri yapmıyor? telkini ile Avrupa'nın bölgeye müdahalesini sağlamaktı. Osmanlı Devleti, Makedonya'daki çete faaliyetlerine karşı sıkı önlemler almıştır. Ancak bölgede Bulgar çetelerinin terör eylemleri ve Avrupa'nın bitmek bilmeyen müdahaleleri ile Osmanlı Devleti'nin maddi anlamdaki yetersizlikleri, alınan tüm tedbirlerin sonuçsuz kalmasına neden olmuştur.Anahtar Kelimeler:1.Makedonya Meselesi,2.Bulgar komiteleri,3.Bulgar çeteleri,4.Bulgar eşkiyaları,5.Osmanlı Devleti.

Bulgar ayaklanmalarıBulgaristanBulgarlar+6
Fatma Gül Özküçük
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası işletmelerde kurumsal sosyal sorumluluk: Bulgaristan örneği

Günümüzde işletmelerin yalnızca belli bir ülke ya da pazarda faaliyet göstermemektedirler. Yerel pazarlarda artan rekabet, hükümet kısıtlamaları, vergisel yükümlülükler, çalışanların maliyetleri gibi nedenler işletmeler için uluslararası pazarları daha avantajlı hale getirmiştir. Bu nedenle işletmeler, kuruldukları ülke sınırları dışında da faaliyetlerine devam ederek kârlılıklarını artırmayı hedeflemektedir. Uluslararası işletmeler olarak adlandırdığımız bu işletmeler, yalnızca yerel pazardaki paydaşlarının değil aynı zamanda uluslararası pazardaki paydaşlarının da beklentilerini karşılamak zorunda kalmaktadırlar. Bu nedenle, işletmelerin her iki pazardaki paydaşlarına karşı sorumlulukları ve yükümlülükleri vardır. İşletmelerin faaliyet gösterdiği ülke ya da ülkelerce belirlenen yasal sorumluluklar işletmenin faaliyet gösterdiği çevrenin coğrafik, kültürel, dini, politik ve etnik yapısına bağlı olarak ve toplumsal beklentiler dâhilinde `sosyal sorumlukları' farklı olarak ortaya çıkarmaktadır.Yapılan bu araştırmada Bulgaristan'da faaliyet gösteren Türk menşeli uluslararası işletmelerin faaliyet gösterdikleri ülkede sorumluluklarını nasıl algıladıkları, kurumsal sosyal sorumluluk politikaları ve stratejileri incelenmiştir. Araştırma konusu için seçilen işletmelerin KSS kavramına ilişkin stratejileri belirlendiğinde, işletmelerin henüz ekonomik sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı görülmüştür.

BulgaristanKurumsal sosyal sorumlulukSosyal sorumluluk+1
Sevgi Küçük
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye-Bulgaristan siyasi ilişkileri (1919-1950)

Bulgaristan, tarihsel süreç içerisinde Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı Balkan Yarımadası'nda yer alması sebebiyle Osmanlı Devleti açısından ne kadar önem arz ediyorsa Türkiye Cumhuriyeti içinde o derece önem arz etmektedir. Türkiye'nin Bulgaristan'a bu derece önem atfetmesinin sebeplerinin başında, Anadolu'nun Batı medeniyetine açılan kapısı mahiyetinde sınır komşusu olması gelmektedir. Bunun yanı sıra Bulgaristan'ın nüfusu içerisinde barındırdığı önemli miktarda Türk azınlığın olması da ayrı bir öneme sahiptir. Topraklarının bir kısmı Avrupa kıtasında olan Türkiye'nin batı ile bağlantısını sağlayan bir köprü niteliğinde olan Bulgaristan, Türkiye Cumhuriyeti için komşuları içerisinde önem sırasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmada, Türkiye için bu derece önem arz eden Bulgaristan'ın, Türkiye'nin kuruluş sürecinden (Milli Mücadele) başlanarak "Tek Parti İktidarı" olarak adlandırdığımız 1950'li yıllara kadar olan dönemde Türkiye Cumhuriyeti ile kurmuş olduğu siyasi ilişkiler ele alınmıştır. Devletler dış politikada takip edecekleri siyaseti belirlerken küresel dünya sisteminden ayrı bir şekilde hareket etmezler. Devletlerarası kurulacak siyasi ilişkilerde belirleyici faktör her zaman iki ülke arasındaki dostane tutum olmuştur. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti ve Bulgaristan'da bu sisteme dâhil olabilmek adına aralarında bir dostluk ilişkisi tesis etmek için çaba harcamışlardır. Bu ilişkinin temellerinin atıldığı Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'nı yaptığı dönemde Bulgaristan'ın bu savaşa verdiği maddi ve manevi destek Türk-Bulgar ilişkileri açısından ilk adım olmuştur. Özellikle iki ülke halklarının Trakya bölgesinde Yunan işgal kuvvetlerine karşı yaptıkları ortak savunma Türk Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması noktasında büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Bulgaristan, Türkiye'nin bağımsızlığını kazandıktan sonra Mustafa Kemal Paşa'nın liderliği döneminde imzalanan Türk-Bulgar Dostluk Antlaşması ve bölgesel barış adına yapılan Balkan Paktı gibi ittifaklar sonucunda dostluğun tesis edildiği ilk devletlerden olmuştur. İlerleyen yıllarda uluslararası siyasette ortaya çıkan, İkinci Dünya Savaşı gibi bir takım gelişmeler sonucunda bütün Dünya devletlerinin dâhil olduğu bloklaşma sistemine Türkiye ve Bulgaristan'da dâhil olmuştur. Türkiye'nin Batı Bloğu, Bulgaristan'ın ise Doğu Bloğu içerisinde yer alması sebebi ile kurulan dostluk ilişkileri zayıflamıştır. Ancak bu gergin dönemde iki devlette birbirlerine karşı yapılacak bir savaşa fiili olarak dâhil olmamak için Türk-Bulgar Saldırmazlık Paktı gibi mukavelelere imza atmışlardır. Birinci elden tarih kaynakları olan arşiv belgelerinin bel kemiğini oluşturduğu bu çalışmamızda, tarih yazımının usul ve kaidelerine bağlı olarak yapılan incelemeler sonucunda; Bulgaristan'ın, Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı sonunda İtilaf Devletleri tarafından uğramış olduğu işgalden kurtulma mücadelesinde maddi ve manevi yardım gördüğü devletler içerisinde ilk sıralarda yer aldığı tespit edilmiştir. Bu münasebetle devam eden yıllarda iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin düzenli olarak gelişim gösterdiği fakat İkinci Dünya Savaşı'nın getirmiş olduğu kutuplaşma sürecinde farklı kutuplarda yer almaları sebebiyle Türkiye-Bulgaristan ilişkilerde zayıflama yaşandığı gözlemlenmiştir.

BalkanlarBulgaristanSiyasi ilişkiler+4
Mehmet Özalper
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Avrupa ülkelerinde iktisadi dönüşüm süreçleri: Bulgaristan ve Romanya örnekleri

196 ÖZET "İktisadi dönüşüm" kavramı, eskiden merkezi planlı ekonomi sistemine sahip olup, günümüzde piyasa ekonomilerini oluşturmaya çalışan ülkeler için kullanılmaktadır. Birçok iktisatçı iktisadi dönüşümün kolayca tamamlanacağına inanmış, ancak uygulamadan çıkan sonuçlar bu sürecin oldukça sancılı olduğunu ortaya koymuştur. Günümüzde bazı eski merkezi planlı ülkeler iktisadi dönüşüm konusunda önemli aşamalar katetmiş iken, diğerleri oldukça geride kalmaktadır. Güneydoğu Avrupa ülkelerinden özellikle Batı Balkanlar yapılması gereken reformları önemli ölçüde geciktirmişlerdir. Bu ülkeler 1990'h yıllarda savaş serüvenleri ve iç çatışmalar ile meşgul olurken, Bulgaristan ve Romanya kendini önemli ölçüde reform etmeyi başarmıştır. Uzun süre değişik imparatorlukların bir parçası olarak yaşamış olan Güneydoğu Avrupa, günümüzde de barış ve güvenliğini etkileyen gelişmelere gebedir. Bu durum, özellikle Batı Balkan ülkelerindeki iktisadi dönüşüm sürecine olumsuz etki yapmaktadır. Aslına bakılırsa, Bulgaristan ve Romanya'daki reform süreci de 1996 yılına kadar önemli ölçüde geciktirilmiştir. Bu yüzden her iki ülke de reform konusunda Orta Avrupa ve Baltık ülkelerinin gerisinde kalmıştır. Reformların geciktirilmiş olması aynı zamanda bu ülkelerdeki makroekonomik istikrarsızlıkların da temelini oluşturmuştur. İktisadi dönüşüm sürecinin başında Bulgaristan şok terapiyi, Romanya ise aşamalı stratejiyi benimsemiştir. Ne var iki her iki ülke de benimsediği istikrar programlarına pek fazla uymamış ve genel olarak birbiriyle çelişen politikalar izlemiştir. Örneğin, hiperenflasyonla mücadele çerçevesinde bir taraftan sıkı para politikaları izlenmiş, diğer taraftan kayıpla çalışan şirketlerin ayakta tutulması maksadıyla genişletici maliye politikalarına yer verilmiştir. Özellikle eski197 komünist partilerin bir uzantısı olan siyasi partilerin iktidar dönemlerinde, bu tarz tutarsız politikalara daha çok yer verilmiştir. 1997 yılından itibaren hem Bulgaristan, hem de Romanya reformlara daha çok yer vermeye başlamıştır. Bulgaristan'ın bu konuda daha başarılı olduğu ortadadır. İşsizlik oranı yüksek kalmaya devam ediyor olması hariç, son birkaç yıldan beri makroekonomik istikrarını korumaya başarmış olan Bulgaristan, 2002 yılının sonlarında "işlevsel piyasa ekonomisi" statüsünü kazanmıştır. Diğer taraftan Romanya böyle bir statüye sahip olamadığı gibi, makroekonomik istikrara da henüz tam anlamıyla kavuşmuş değildir. Her iki ülke de özelleştirme sürecinin sonlarına yaklaşmış iken, bazı yasal reformlar konusunda hala sıkıntı yaşanmaktadır. Ayrıca her iki ülkenin finansal sistemleri de yeterince gelişememiştir. Ekonominin daha çok büyümesi için diğerleri arasında finansal sistem de geliştirilmelidir. Bölgesel işbirliği ve AB ile entegrasyon da bu ülkelerin daha çok büyümesine zemin oluşturacaktır. 2007 veya 2008'de Bulgaristan ve Romanya'nın AB üyeliğine kabul edilmesiyle, bu ülkelerin iktisadi dönüşümünün sembolik olarak da tamamlanmış olacağı söylenebilir. Ancak söz konusu ülkelerdeki refah seviyesinin yükselmesi için, ekonomi alanında daha çok çabanın sarfedilmesi gerekecektir.

BulgaristanEkonomiEkonomik değişme+3
Erhan Turbedarı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde Bulgaristan'daki Türk azınlığının hakları

159 ÖZET Avrupa Birliği'nin genişleme stratejisi çerçevesinde, Birliğe aday ülkelerle yürütülen ilişkilerde gözetilen siyasi kriterler içerisinde "azınlıklara saygı" önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda azınlık haklarının korunması, çoğunluğu eski Doğu Bloku üyesi olan diğer aday ülkelerde olduğu gibi Bulgaristan'da da Avrupa Birliği'ne entegrasyon süreciyle birlikte önem kazanmıştır. Soğuk Savaş döneminde Türklere uyguladığı asimilasyon politikası ve buna bağlı insan hakları ihlallerinin izlerinden kurtulmak isteyen Bulgaristan, Türklerin haklarını tanıma yoluna gitmiştir. Ancak Bulgaristan'daki Türk azınlığının haklarının tanınmaya başlaması 1995 yılında ülkenin adaylık statüsünü kazanmasından önce başladığı için, AB'ye entegrasyon sürecinin ülkedeki azınlık haklarının tanınması yönündeki etkileri daha erken yıllarda başlamıştır. Bu çalışmada Bulgaristan'ın Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde yaşadığı dönüşümün Türk azınlığa yansımaları ele alınmıştır. AB'ne adaylık döneminin başlamasıyla birlikte Bulgaristan'ın ülkesindeki azınlıklar konusundaki yükümlülükleri artmış bulunmaktadır. Bu çerçevede konuya AB hukukunun azınlıklara ilişkin mevzuatı çerçevesinde yaklaşılmış ve ardından AB'nin dış ilişkilerinde başvurduğu azınlık haklarının korunması mekanizmaları ele alınmıştır. Bu bağlamda azınlık haklarına ilişkin sözkonusu AB mevzuatının, Birliğe üyelik sürecinde Bulgaristan hukukuna yansıma biçimleri incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, Türk azınlık hakları açısından günümüzde devam eden sorunlara dikkat çekilmekle birlikte, ülkede ilk demokratik yönetimin kurulmasından bugüne doğru, güderek Türkler lehine bir değişim gerçekleştiği saptamasına ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+4
Ayşe Özkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Mekansal imge-mekansal pratik ilişki/ ilişkisizliğinin Bursa'da 1950-1951 ve 1989 Bulgaristan göçmenleri üzerinde incelenmesi

MEKANSAL İMGE-MEKANSAL PRATİK İLİŞKİ/İLİŞKİSİZLİĞİNİN BURSA'DA 1950-1951 VE 1989 BULGARİSTAN GÖÇMENLERİ ÜZERİNDE İNCELENMESİ (Doktora Tezi) Berrin AKGÜN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Aralık 2001 ÖZET Bulgaristan'dan Türkiye'ye 1950-1951 ve 1989 yıllarında göç eden ve Bursa'da yaşamakta olan iki ayrı göçmen grubunun, bugünkü mekansal pratikleri incelenmiştir. Bu mekanların toplumda mekana ve göçmenlere dair hakim olan bilgi ve kodlamalara göre nasıl üretildiği ve fîzikselleştiği üzerinde durulmuştur. Ardından göçmenlerin bu mekanları pratikleri sürecinde nasıl dönüştürdükleri bugün yaşadıkları fiziksel mekanın gözlemlenmesi ve göçmenlerin bu mekanları nasıl pratik ettiklerine dair sözlü ifadelerinden yararlanılması yoluyla ortaya konmuştur. Göçmenlerin yaşadıkları fiziksel mekanı Bulgaristan'da yaşadıkları mekanın imgesine ve Bulgaristan'da iken Türkiye'ye dair mekansal imgelerine göre, nasıl dönüştürdükleri saptanmıştır. Bu sırada, göçmenlerin Türkiye'de bulundukları dönemde mekana dair imgelerinde ne gibi değişiklikler olduğu ortaya konmuştur. Bilim Kodu :1191 Anahtar Kelimeler : mekan, mekansal pratik, mekansal imge, Bursa, Bulgaristan, güç, göçmen, öteki, farklılık, sınır. Sayfa Adedi : 328 Tez Yöneticisi :Doç. Dr. Sercan YILDIRIM

BulgaristanBursaGöçmenler+1
Berrin Akgün
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

İkili ve çok taraflı siyasi antlaşmalar ışığında Bulgaristan Türklerinin statüsü ve 1984/1985 olayları

AntlaşmalarBulgaristanTürkler
İbrahim Kamil
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1986
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrasi döneminde Bulgaristan Türkleri (1989-2011)

Balkanlarda asırlarca kalan Türkler, kalıcı eserler vermiştir. Yüz yıllarca âdil bir yönetim sergileyen Türkler, bölge halkında olumlu etkiler bırakmış, Türk ve İslam kültürünü benimsemelerine vesile olmuştur. Balkanların her köşesine yerleşen Türkler, bölgede en yoğun olarak Bulgaristan'da görülmektedir. Osmanlıların toprak kayıpları ile başlayan süreçte bağımsızlık kazanan Balkan ülkelerinden Türkiye'ye göçler yaşanmıştır. Bulgaristan'dan da Türklerin göç süreci bu ülkenin ?Berlin Antlaşması? ile prenslik elde etmesiyle başladı. Bulgaristan ile yapılan antlaşmalar, azınlık olan Türklere haklar verdi ise de yapılan baskılar göçleri engelleyemedi. Her yeni yönetimde umutlanan Türkler, hep hayâl kırıklığı yaşamış, acı dolu yıllar geçirmiştir. Bulgaristan'da komünizm ile birlikte baskı ve asimilasyon daha da artmış ve 1980'li yıllarda Türk isimleri de değiştirilmiştir. Bir asırı aşkın yaşanan göç kervanına, 1989 yılında yaşanan zorunlu ?Büyük Göç? de katıldı. Yüz binlerce Türk, Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı. Aynı yıl içinde Doğu Bloku'nun dağılması ve 10 Kasım 1989 tarihinde Bulgaristan'da demokrasiye geçilmesi ile başlayan süreçte Türkler, demokratik haklarını elde etmeye başladılar. Safını değiştiren, çok partili hayatla tanışan Bulgaristan, bugün AB ve NATO üyesidir.Demokrasi döneminde Türklerin hâlâ baskı yaşadığı ve yanlış algılandığı görülmektedir. Türkler, 1989 yılından itibaren kültürel hayatlarını demokratik bir ortamda yaşamaya çalışmaktadır. Dinî yaşantılarında bazı engellemeler olsa da Bulgaristan başmüftülüğünün çalışmalarıyla olumlu neticeler alınmaktadır. Türkçe basınla kendi kültürlerini yansıtmaya çalışan Bulgaristan Türkleri, bu dönemde birçok gazete ve dergi çıkardılar. Geçmiş yılların etkisini doğal olarak üzerlerinden atamayan Bulgaristan Türkleri, 1989 yılı sonlarından itibaren demokrasi ile tanışan Bulgaristan'da, çeşitli partilerde mücadele vermektedirler. Bunlardan biri olan ve çoğunlukla Türklerin desteklediği HÖH girdiği seçimlerde üçüncü büyük parti konumuna gelmiştir.Anahtar Kelimeler: Bulgaristan Türkleri, göç, başmüftülük, Türkçe basın.

BulgaristanBulgaristan TürkleriDemokrasi+2
Süleyman Köksal
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya sorununu oluşturan unsurlar üzerine tarihsel bir değerlendirme: 1877-1995

Bu çalışmadaki temel amaç, Batı Trakya Türklerinin çoğunlukken nasıl azınlık haline geldikleri ve Batı Trakya'da Türk azınlığı olarak yaşama savaşı bütün gerçekliği ile gözler önüne sermektir, 1877-1995 yılları arasında. İlk bölümde 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile başlayan zorlu süreç, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı ve sonrasında Yunanistan'ın egemenliği altına girişi anlatılmıştır. İkinci bölümde ise, Yunan Devleti altında Batı Trakya Türk azınlığının karşılaşmış olduğu sorunların neler oldu ele alınmıştır. Yöntem olarak literatür taraması yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucu göstermiştir ki, Batı Trakya Türk azınlığının eğitim, ekonomik, sosyal, siyasi ve Türk kimliğinin tanınması gibi acil çözüm bekleyen birçok sorunu bulunmaktadır. Bu sorunların çözüme kavuşması, Batı Trakya Türklerinin yaşama kalitesini olması gerektiği düzeye getireceği gibi Yunanistan ve Türkiye'nin ikili ilişkilerine de pozitif yansıması olacaktır.

Azınlık haklarıBalkan TürkleriBatı Trakya+7
Ahmet Can Hacıoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects