Cari açık
84 theses under this subject heading
Cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye örneği
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli sorunlarından olan cari açık özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki etkileri konusunda kesin sonuca varılamadığı için uzun yıllardır tartışma konusu olmuştur. Türkiye'nin değişen büyüme verileriyle birlikte cari açık verilerinde de değişimler gözlenmektedir. Buradaki sorun cari açık mı büyümeyi etkilemekte yoksa büyümede meydana gelen değişimler mi cari açığı tetiklemektedir. Bu çalışmada, bu soruya cevap bulabilmek amacıyla cari işlemler dengesi/GSYİH ve GSYİH'daki yüzde değişim için 1998Q1-2014Q1 dönem verileri kullanılarak Türkiye üzerine bir nedensellik testi ve VAR analizi yapılmıştır. Bulgular büyümeden cari açığa doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisine işaret etmektedir.
Türkiye'de cari açık sorunu ve politika uygulamaları
Cari işlemler hesabı açıkları, son yıllarda hızlı küreselleşmenin ve finansallaşmanın etkisi ile özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri için önemli bir tehdit unsuru halini almaktadır. Aynı durum Türkiye ekonomisi için de geçerli olup son yıllarda cari açık ile mücadele amaçlı politika önerileri ve tedbirler öngören birçok çalışma yapılmıştır. Cari açığa yönelik olarak sürdürülebilirlik ve finansman sorunlarından önce, cari açığın dinamiklerinin bilinmesinin büyük önem arz ettiği düşünülmektedir. Bu çalışmada, cari açığa etki eden belirleyiciler ve bu kapsamda uygulanan politikalar ele alınarak, cari açığın kapatılmasına yönelik politika önerileri sunulması amaçlanmaktadır. Çalışmada, 2003-2015 yılları arasında, aralarında eş-bütünleşme ilişkisi bulunan, ihracatın ithalatı karşılama oranı, petrol fiyatları, reel efektif döviz kuru, reel faiz oranı ve Bist100 değişkenleri, VECM ile analiz edilmektedir. Analiz sonucunda Türkiye ekonomisi için ihracatın ithalata bağımlılığının cari işlemler hesabındaki dengesizliklerin en önemli nedeni olduğu saptanmıştır. Ayrıca Türkiye ekonomisinin, üzerinde tartışılan yapısal reformları bir an önce hayata geçirmesinin cari açık ile mücadelede hızlı bir biçimde yol kat edebilmek adına etkili bir faktör olacağı da çalışmanın elde ettiği diğer bir önemli sonuçtur. Anahtar Kelimeler: Ödemeler bilançosu, Cari açık, Ekonomi politikaları, VECM analizi, Türkiye.
Türkiye ekonomisinde cari açığın bir nedeni olarak enerjide dışa bağımlılık ve Türkiye'nin enerji politikası üzerine bir analiz
Ülkelerin ekonomik büyümesinde enerjinin önemli bir girdi olduğu düşünüldüğünde, enerji literatürünün başlangıçta ağırlıklı olarak ekonomik büyüme ekseni etrafında geliştiği ve klasik modeller çerçevesinde yapılan araştırmaların daha çok bu alanda yoğunlaştığı görülmektedir. Öte yandan 1970'li yıllarda yaşanan petrol şokunun sadece ülkelerin ekonomik büyüme oranlarında değil, enflasyon ve işsizlik gibi temel makroekonomik değişkenlerde de istikrarsızlığa neden olduğu görülmektedir. Türkiye'nin ödemeler bilançosu, Türkiye'nin 2004 yılından bugüne sürekli (2019 yılı hariç) cari açık verdiğini göstermektedir. Cari açık, kriz yıllarında azalan, diğer zamanlarda genellikle artan bir seyir izlemiştir. Aynı yıllarda Türkiye'nin enerji dengesinin dış ticaret dengesiyle paralel hareket ettiği, enerji açığının düştüğü dönemlerde dış ticaret açığının düştüğü, enerji açığının arttığı dönemlerde dış ticaret açığının arttığı görülmüştür. Bu kapsamda çalışmada; Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı çerçevesinde cari açığın temel nedenleri, cari açığı azaltmak için sürdürdüğü enerji politikaları ve hedefleri incelenerek enerji stratejileri analiz edilmiştir. Çalışmanın ampirik bölümünde petrol fiyatlarının Türkiye'nin cari işlemler dengesini nasıl etkilediği incelenmiştir. Çalışmada petrol fiyatlarının, Türkiye GSYİH'sının, 27 Avrupa ülkesinin toplam GSYİH'sının ve reel efektif döviz kurunun cari işlemler dengesi üzerinde zamana göre değişen yapıda etkisi olup olmadığını görmek için hem en küçük kareler hem de maksimum entropi önyükleme tahmin yöntemine dayalı kayan pencere analizi (Rolling-Window Analysis) uygulanmıştır. Analiz sonucunda incelenen dönemde petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açıkta olumlu etki yaptığı görülmüştür.
Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi ve yakın komşuları ile olan enerji politikalarının değerlendirilmesi
İnsanlık tarihi boyunca birçok sebeple enerjiye duyulan ihtiyaç, sadece hane tüketimi ile kalmamış, sanayileşen toplumlarda üretim faktörlerinden biri haline gelmiştir. Sanayi Devrimi'nin başlattığı makineleşme, ardından teknolojik ilerlemeler ve nüfusun artması makineleşme çağını oluşturmuş, özellikle sanayileşmiş ülkelerde daha çok enerjiye gereksinim duyulmuştur. Enerji kaynakları bakımından zengin ülke özelliğine sahip olmak, ekonomik güç haline gelmiştir. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler ise, özellikle 1970 Petrol Krizi'nden sonra enerji güvenliğine yönelik politikalar izlemeye yönelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi incelenmiştir. 2000 ile 2020 yılları arasında zaman serisi uygulanmıştır. Çalışmanın modelinde, cari açık bağımlı değişken olurken, enerji ithalatı ve ekonomik büyüme bağımsız değişkenlerdir. İlk olarak Genişletilmiş Dickey Fuller(ADF) birim kök testi uygulanmış, büyüme değişkeninin bütünleşik olduğu bulunmuş, bütünleşme derecesine karar verebilmek için ise Zivot- Andrews birim kök testi tercih edilmiştir. Daha sonraki aşamada, değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki, Johansen Eşbütünleşme yöntemi ile test edilmiştir. Son olarak, eş bütünleşme vektörünün tahmini için Tam Değiştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi(FMOLS), ardından Granger Nedensellik Testi ile enerji ithalatı ve ekonomik büyümeden cari açığa tek yönlü nedensellik bulunmuştur.
Finansal serbestleşme, sıcak para girişlerinin ekonomik büyüme ve cari açık ile ilişkisi: Türkiye örneği
İzmir İktisat Kongresiyle liberal politikalar belirleyen ve yabancı sermayeye olumsuz bir tavır takınmadığını gösteren Türkiye yeni bir cumhuriyet olması ve 1929 yılında yaşanan büyük buhran nedeniyle istediği liberalleşmeyi yakalayamamıştır. 1950'li yıllarda liberalleşmeyi tekrar denemiş ancak 1950'lerin ortasında oluşan döviz krizi ile korumacı politikalara geri dönmüştür. 1960 yılından başlamak üzere devletçilik ön planda olmuş, beşer yıllık kalkınma planları ile ekonominin büyütülmesi uygulamasına gidilmiştir. Ancak sanayileşmenin finansmanında enflasyon oluşturan modellerin seçilmesi, sanayinin ihracata yönelememesi gibi nedenlerle Türkiye 1970'li yılların sonunda tekrar döviz krizi yaşamıştır. Bu krizle beraber 24 Ocak 1980 Kararları devreye sokulmuş ve tekrardan liberalleşmenin adımları atılmıştır. 24 Ocak Kararlarını da Ağustos 1989 tarihinde alınan 32 Saylı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar izlemiştir. Çıkartılan bu karar ile yabancıların Türkiye'de doğrudan ve dolaylı yatırım yapmaları serbest hale gelmiştir. Fon fazlası olanlar ile fon açığı olanların karşılaştığı piyasalara finansal piyasalar denilmektedir. Finansal sistem de finansal piyasalar, finansal araçlar, yasal-kurumsal düzenlemeler ile finansal aracıların tamamından oluşmaktadır. Bu çalışmada finansal sitemin genel yapısı, finansal serbestleşme, finansal gelişmişlik anlatılmaya çalışılmış ve finansal serbestleşme neticesinde serbest hale gelen sermaye hareketleri ile birlikte Türkiye'ye giriş yapan sıcak paranın ekonomik büyüme ve cari açık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sabit fiyatlarla harcama yöntemine göre hesaplanmış GSYH, USD olarak cari açık ve USD olarak oluşturulmuş sıcak para girişleri veri olarak kullanılmıştır. Seriler 1998Q1:2019Q2 dönemini kapsayan üçer aylık serilerdir. Serilere önce durağanlık testi uygulanmış ve birim kök sorunu olan seriler durağan hale getirilmiştir. Sonrasında VAR model kurulmuş, gecikme uzunluğu belirlenmiştir. Gecikme uzunluğu da belirlendikten sonra seriler arasında bir nedensellik olup olmadığı, nedensellik var ise bu nedenselliğin yönünün ne olduğunun belirlenmesi için Granger Nedensellik Testi uygulanmıştır. Sonuç olarak sıcak para girişlerinden GSYH'ya ve cari açığa doğru tek yönlü nedensellik olduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası borç krizi ve Türkiye borçlarının sürdürülebilirliği
Dış borçlanma özellikle ekonomik performansları düşük ve kaynak yetersizliğine sahip gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu bir finansman yöntemidir. Gerek gelişmekte olan ülkelerin gerekse gelişmiş ülkelerin dış borçlanmaya giderek ülke ekonomilerine bir ivme kazandırma çabalarına yıllar boyunca rastlanmıştır. Ancak kimi ülkeler dış borçlanmayı etkin bir şekilde kullanırken, kimileri ise aynı etkinliği sağlayamamıştır.Bu çalışmada, dış borçlanma, Türkiye'nin dış borçlarındaki gelişmeler, dış borcun sürdürülebilirliği ve etkileri incelenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) 1970 sonrası dış borçlarındaki gelişmeler, borç krizinin nedenleri ve Türkiye'de 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkan borç krizi, 1980 sonrası gelişmeler ve dış borç göstergelerindeki gelişmeler üzerinde durulmuştur.1989 yılında 32 sayılı karar ile Türk parası konvertibl (yabancı paralar karşısında sınırsız değiştirilebilir) duruma getirilmiştir. Bu kararla birlikte firma ve kuruluşların dövizle borçlanmalarına olanak sağlayan bir uluslar arası finansal serbestleşme dönemine girilmiştir. Yüksek reel faizler ve değerli TL, kısa vadeli sermayeye uluslar arası piyasalardan daha yüksek getiri olanağı sağlamış ve ülke yatırımlara dönüşmeyen, yüksek karlar elde edip kısa sürede yurt dışına kaçan spekülatüf sermaye akımına uğramıştır. Buna bağlı olarak 1989 sonrası özel sektörün dış borçlanması hızla artmıştır.Dış borçların sürdürülebilirliği kavramı, özellikle 1980'lerde çığ gibi büyüyen dış borç kullanım oranlarının, birkaç sanayileşmiş ülkenin sürekli olarak yaşadığı cari işlemler dengesi açıklarının ve GOÜ' lerin yaşadıkları dış borç krizlerinin etkisi ile önem kazanmıştır.Anahtar Kelimeler: Dünya Borç Krizi, Dış Borç Sürdürülebilirliği, Zamanlararası Geri Ödeme Yeteneği, Eş Bütünleşme, Birim Kök, Türkiye
Üçüz açık hipotezinin geçerliliği
Dünyada 1980'li yıllarda ortaya çıkan İkiz Açık sorununun tespitinde tasarruf ve yatırımların önemi göz ardı edilmiştir. Ekonomik büyümenin temel belirleyicilerinden olan tasarruf ve yatırım göstergeleri küreselleşmenin hız kazanması ile önem kazanmıştır. Ekonominin iç denge unsuru olan bütçe açığı, tasarruf ve yatırım açığı, ile dış denge göstergesi olan cari işlemler açığının aynı anda varlığıÜçüz Açık olarak adlandırılmaktadır. Birbirlerini etkileyen bu dengelerin herhangi birinde görülen olumsuzlukların ülkelerin ekonomik istikrarının bozulmasına neden olacağı üzerinde durmaktadır. Üçüz Açık Hipotezi temelinde ele alınan bu çalışmanın birinci bölümde ekonomik istikrar olgusuna teorik ve iktisadi düşünceler tarihindeki gelişimi açısından yer verilmekte ve ekonomik istikrarsızlık durumunda bütçe politikalarına dayalı çözüm önerileri detaylı bir şekilde incelenmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ödemeler bilançosu ve ana kalemleri ortaya konulduktan sonra cari işlemler hesabına ve cari işlemler dengesini açıklamaya yönelik yaklaşımlara yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise İkiz Açık ve Üçüz Açık Hipotezlerinin kavramsal çerçevesine ve bunlara yönelik yaklaşımlara yer verilerek, 1980'den itibaren Türkiye ve OECD ülkelerinin ekonomik gelişmeleri üzerinde durulmaktadır. Yöntem ve modelin sunulduğu dördüncü bölümde, çalışmada kullanılan verilerin analizi için yararlanılantestlerden bahsedilmektedir. Son olarak, beşinci bölümde analizden elde edilen sonuçlara yer verilmektedir. Çalışmada 1980-2014 yılları arası yıllık veriler kullanılarak hazırlanan birinci ve üçüncü modellerde Türkiye'de ve OECD ülkelerinde Üçüz Açık Hipotezinin geçerliliği test edilirken ikinci modelde Türkiye'de Üçüz Açık Hipotezi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki irdelenmektedir. Analiz sonuçlarında Türkiye'de Üçüz Açık Hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. OECD ülkelerinde kısa dönemde Üçüz Açık Hipotezi geçersiz iken uzun dönemde geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye için yapılan analiz sonuçları, cari işlemler açığından özel tasarruf- yatırım açığına doğru nedensellik ve cari açıktan bütçe açığına doğru tek yönlü nedensellik olduğunu göstermektedir. OECD ülkelerinde ise cari işlemler açığı ile tasarruf–yatırım açığı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu görülmektedir.
Türkiye'de cari açığın belirleyicileri: 1992-2017 dönemi için ampirik çalışma
Türkiye ekonomisinin kırılganlık göstergelerinden başlıcası olarak gösterilen cari açık sorunu uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye'nin istihdam yaratabilmek için güçlü büyüme rakamlarına ihtiyacı vardır. 1980'lerde Türkiye ihracata dayalı büyüme modelini benimsemiştir. Ancak ihraç edilen malların üretim safhasında ithal ürünlere ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısı ile ülkemiz büyüyebilmek için ihracatı artırırken ithalat artışına engel olamamakta dolayısı ile dış ticaret açığında ve cari açıkta iyileşme sağlayamamaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde kırılgan nokta olarak kabul edilen ve literatürdeki birçok çalışmada kriz sinyali olarak gösterilen cari açığın belirleyicilerinin tespit edilmesidir. Türkiye ekonomisinin temel öncelikli sorunlarından cari açığın belirleyicilerinin bilinmesinin önümüzdeki dönemlerde cari açık sorunu ile baş edebilmek için oluşturulacak politikalara yön vermesi açısından ekonomi yönetimine yol gösterici olacaktır. Diğer bir ifade ile sürdürülebilir yüksek büyüme oranları hedefleri için ekonomi politikaları oluşturulurken cari açığın belirleyicilerinden faydalanılarak cari açık sorununu kabul edilebilir makul seviyelerde gerçekleşmesini sağlamak mümkün olabilir.
Enerji ekonomisi perspektifinden Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği üzerine ekonometrik bir analiz
Cari dengenin sağlanabilmesi kapsamında Türkiye ekonomisi; ithalat bağımlılığı, dış borç yükü, tasarrufların yetersizliği, para ve maliye politikaları ve döviz kurları gibi birçok farklı sorunla yüzleşmektedir. Ülke ekonomisinin cari dengesinin açık vermesi büyüme ve kalkınma önünde bir set niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda bakıldığında Türkiye'de cari açığın çok yüksek olmasının en temel sebeplerinden biri olan ve %70'ten fazla bir payla enerji ithalat bağımlılığı sorunu göze çarpmaktadır. Türkiye'de özellikle fosil yakıtlarının enerji üretiminde etkin olarak kullanılması ithalat bağımlılığını daha çok artırmaktadır. Bu noktada yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine dayalı bir yol haritası çizilmesi ve daha kapsayıcı politikalar geliştirilerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin gerçekleşmesi hem bugün hem de gelecek nesiller için hayati önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları açısında oldukça zengin bir ülke olmasına karşın, kaynakların yeterli olarak kullanılamaması nedeniyle enerji bağımlılığı artmaktadır. Bu tezin yazılış amacı, başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan ülkelere enerji potansiyelini göstermek ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını yaygınlaştırma gereksiniminden hareketle özendirmek ve uygun politikaların geliştirilmesi gerekliliğini vurgulamaktır. Bu çalışmada, Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği noktasında önemli değişkenlerin başında gelen enerji ithalatı, reel efektif döviz kuru ve büyüme verileri kullanılarak, 1998Q1-2018Q4 dönemini kapsayan Augmented Dickey Fuller (ADF) eş bütünleşme analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre değişkenler arasındaki ilişkinin düşük düzeyde anlamlı olduğu anlaşılmıştır olup; uzun dönemde enerji ithalatı artışının cari açığı düşüreceği yönündeki sonuç teorik beklentiyi karşılamamaktadır. Sonrasında ise Toda-Yamamoto Nedensellik analizi ile çalışma desteklenmiş ve cari açığın, hem ekonomik büyümenin hem de enerji ithalatının nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Doğrudan yabancı yatırımların cari açık üzerindeki etkisi (2000-2018): Türkiye örneği
Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların cari açık üzerindeki etkisi 2000-2018 yılları baz alınarak araştırılmıştır. Türkiye'nin 2000:Q1- 2018:Q4 dönemi verileri kullanılarak doğrudan yabancı yatırım ile cari açık arasındaki ilişki, Granger Nedensellik analizi ile uzun ve kısa dönem analizleri yardımıyla test edilmiştir. 2000 sonrası uygulanan Güçlü Ekonomiye Geçiş programının da etkisiyle ülke ekonomisindeki cari açık seyri günümüze yakın yılların verileri kullanılarak analiz edilmiş ve literatüre güncel bir çalışmanın eklenmesi amaçlanmıştır. Yapılan analiz bulgularına göre, cari açıktan doğrudan yabancı yatırımlara tek yönlü bir nedensellik bağı tespit edilmiştir. Ayrıca cari açığı etkileyen ve dış ticaret kalemlerinden olan ihracat ve ithalat değişkenleri de analize dahil edilmiş olup her ikisinin de cari açığı etkilediği ve bu değişkenlerden cari açığa bir nedensellik bağının olduğu ampirik olarak desteklenmiştir. Bu analizinde sonuçlarına paralel olarak; cari açık, doğrudan yabancı yatırımlar, ithalat ve ihracat verileri arasında iki eşbütünleşme ilişkisi bulunmuş olup, cari açık ile doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat arasında pozitif, ithalat arasında negatif ilişkiye ulaşılmıştır. Uzun ve kısa dönem analizleri sonucu literatürü destekler nitelikte bulunmuş ve sapmaların 2,5 ( ortalama 6 ay) dönemde ortadan kalkarak uzun dönem dengesine ulaşacağı tespit edilmiştir.
1990 yılından günümüze Türkiye'nin cari açık sorunu
Son yıllarda cari açık sorunu Türkiye'nin en önemli yapısal sorunlarından biri haline gelmiştir. Bununla birlikte cari açığın artmasına sebep olan birçok faktör vardır. Özellikle 1990'lı yıllardan itibaren Türkiye ekonomisinde, cari açığın ortaya çıkmasında ithalat, ihracat, dış kaynak girişi ve toplam dış borç stoku gibi yapısal sorunlar daha büyük etkiye sahip olmuştur. Bundan dolayı bu çalışmada 1984-2017 yılları arasında Türkiye ekonomisinde cari açığa sebep olan unsurlar ele alınmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de 1984-2017 yılları arasındaki cari açık verilerinin ithalat, dış kaynak girişi, toplam dış borç stoku ve ihracat ile olan nedensellik ilişkisi ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Çalışmada öncellikle, serileri durağanlaştırmak için ADF ve PP birim kök testleri uygulanmış ve değişkenlerin düzeyde durağan olmadıkları, birinci farkları alındığında ise durağanlaştıkları görülmüştür. Yani, her üç seri de I(1) seviyesinde durağandır. Granger nedensellik testi sonucunda dış kaynak girişinden cari açığa doğru tek yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Yine, dış kaynak girişi ve ithalattan toplam dış borç stoğuna doğru tek yönlü bir nedensellik ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, dış kaynak girişinden ithalata doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Dış kaynak girişinden ihracata doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Johansen Eşbütünleşme analizinde ise bütün değişkenlerde koentegre vektör bulunmaktadır. Böylelikle, cari açık, ithalat, dış kaynak girişi, toplam dış borç stoku ve ihracat arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmada sonuç olarak ulaşılan ekonometrik analizler literatür taramasındaki çalışmalarla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Ödemeler Bilançosu, Cari Açık, İhracat-İthalat, Johansen Eşbütünleşme
Üçüz açık hipotezinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada Türkiye'de 1980'den 2017 tarihine kadar takip eden yıllarda üçüz açık hipotezinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın amacı; üçüz açık hipotezini oluşturan bileşenlerin birbirlerini nasıl etkilediğini bilmek ekonomi içinde oluşan bu açıklar ile mücadele etmek ve bu üçüz açığın ülkenin ekonomik büyümesini de etkilemesi açısından önem taşımasıdır. Çalışmanın ampirik uygulamayı kapsayan son bölümünde yıllık veriler kullanılarak 1980-2017 dönemi üçüz açığı oluşturan bileşenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi Vektör Otoregresyon (VAR) model yöntemiyle test edilmiştir. Analiz sonucunda üçüz açık bileşenlerinin ekonomik büyüme üzerinde etkin rolleri olduğu ve en fazla açıklayan değişkenler olduğu görülmüştür. VAR Granger Nedensellik testine göre yapılan analiz sonuçlarına göre ise ithalattan kamu bütçe gideri ve özel tasarruflara doğru tek yönlü bir nedensellik, kamu bütçe gideri ve ihracat arasında çift yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Aynı zamanda kamu bütçe giderinden gayri safi yurtiçi hâsıla yani ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik, kamu bütçe gelirinden de ihracat ve kamu bütçe giderine doğru tek yönlü bir nedensellik bulunmaktadır.
Cari açığın Türkiye ekonomisine etkileri
Türkiye ekonomisinde büyüyen cari açığın, ekonomiyi kırılgan hale getirdiği açıktır. Değer kazanan yerli para, ithalatın ihracattan daha fazla artması ve ticaret açığının büyümesi sonucunu doğurmaktadır. Uluslararası piyasalardaki sorunlar nedeniyle yurtdışından fon sağlama imkânlarının büyük ölçüde daralması ve sermaye çıkışlarının ivme kazanması önümüzdeki dönemde cari açığın finansmanına ilişkin güçlük oluşturabilecek unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, iç ve dış talepteki olası gerilemenin ve bunlara bağlı olarak büyümedeki görece yavaşlamanın cari açığın doğal bir daralma sürecine girmesine ve dolayısıyla dış finansman ihtiyacının azalmasına yol açacağı öngörülebilir. Türkiye'de 2002-2005 yılları arasında sıcak para girişlerinin artış göstermesi finansman kalitesinin düşüklüğünü göstermektedir. Buna karşın, cari işlemler açığının finansman yapısında özellikle 2006-2008 döneminde doğrudan yatırımlar ve uzun vadeli kredi kullanımları artış göstermiştir. Ancak doğrudan yabancı yatırımların bir türü olarak değerlendirilen özelleştirmelerin yabancı yatırımlardaki payı, açığın finansmanını sorgulanır hale getirmiştir. Nitekim özelleştirmenin sürekli bir finansman kaynağı olarak algılanması ekonomiye zarar verebilir. Yatırımların mevcut üretim birimlerinin mülkiyet değiştirmesi şeklinde değil, yenilerinin oluşturulması şeklinde gerçekleşmesi daha fazla önem taşımaktadır. Bu kapsamda, özel sektör tasarruflarındaki azalma ve enerji fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği cari açığın uzun vadede çözümü için rekabet gücünün artırılması, enerji alanında reform ve tasarrufun teşvik edilmesi gibi yapısal politikalar önümüzdeki dönemde büyük önem arz edecektir. Özellikle Türkiye gibi yüksek cari açık veren ülkelerde uluslararası mali krizin olumsuz yansımalarını en aza indirebilmek için mali disiplinin kararlıkla sürdürülmesi ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisinde özellikle son yıllarda artış gösteren cari açığı ödemeler dengesi kalemleri yardımıyla irdeleyerek yıllar itibariyle gösterdiği gelişimi ve Türkiye deneyimi ışığında cari açığın yapısal nedenlerini araştırmak; cari açık ve cari açık sorununun nedenleri, dünyada cari açık sorunu, cari açığın yapısal nedenleri ile ekonomik etkileri, cari açık ile krizleri ve cari açığın finansmanı sorununu finansmanı noktasındaki politikaları analiz etmektir.
Enerji tüketimi-cari açık-döviz kuru ilişkisi: OECD ülkeleri üzerine bir analiz
Ülkenin ürettiğinden daha fazla harcaması olarak ifade edilebilen cari açık, finanse edilemediği sürece birçok makroekonomik değişkeni olumsuz yönde etkilemektedir. Öncelikle tasarruf yetersizliğinden kaynaklı oluşan bu açığın dengelenmesinde temelde ithalat harcamalarının kısılması gerekirken, döviz kurları ve üretim maliyetleri gibi kalemlerde etkin rol almaktadır. Gelişmekte olan ülkeler incelendiğinde ödemeler dengesinin büyük kısmı dış ticaretten oluşmaktadır. Bu nedenle dış ticaret fazlası veren ülkeler genellikle cari açık sorunu yaşamamaktadırlar. Cari açığı oluşturan etmenlerin başında enerji kaynakları bakımından yetersiz olan ülkelerin ürettiğinden daha fazlasını kullanarak dışa bağımlı olması gelmektedir. Çalışmada 1985-2015 dönemlerini kapsayan yıllık verilerle kurulan modeller üzerinden enerji tüketimi- cari açık- döviz kuru arasındaki ilişki OECD ülkeleri arasında panel veri analizleri ile test edilmektedir. Analizlerden önce serilerin birim kök içerip içermediğinin tespiti için Levin, Lin ve Chu - LLC (2002), Breitung (2000), Im, Pesaran ve Shin (2003), ADF-Fisher Chi-square ve PP-Fisher Chi-square durağanlık testleri uygulanmıştır. Panel veri analizlerinde kullanılan PedroniEşbütünleşme Testi ile KaoEşbütünleşme testleri sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Panel Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre ise cari açıktan enerji tüketimine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisine rastlanmıştır.
Cari açık-bütçe açığı- ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye ekonomisi örneği
İstikrarlı büyüme ve kalkınma için üretimin artırılması ne kadar zorunlu ise teknoloji ve yapısal değişimlerinde gerçekleştirilmesi bir o kadar önemlidir. Yapısal değişimler uzun vadede sonuç vereceğinden Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kısa vadede kamu ve özel sektörün yapmış olduğu harcamalarının miktarı ve bu harcamaların bileşenleri de önemlidir. İktisadi dengenin sağlanmasında iç ve dış dengeyi temsil eden iki önemli kavram vardır. Bütçe açığı ve cari işlemler açığı olarak ifade edilen bu kavramlar ekonomik büyüme ile yakın ilişki içeresindedir. Türkiye ekonomisinin 2006-2017 çeyrek dönemlik verileri kullanılarak bütçe ve cari işlemler bilançosu açıkları ile iktisadi büyüme arasındaki ilişkiler ekonometrik yöntemlerle analiz edilmiştir. Bu çalışmada büyüme ve bütçe açığındaki değişmelerin cari açığa etkisi araştırılmıştır. Türkiye Ekonomisinin ilişkin 2006-2017 dönemine ilişkin değişkenler arasındaki eşbütünleşme ve nedensellik ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde, gayri safi yurt içi hasıladaki artış cari işlemler açığını artırmakta, bütçe açığındaki artış da cari işlemler açığında artışa neden olmaktadır.
Cari dengeyi etkileyen faktörleri açıklayan teorik yaklaşımlar: Farklı gelir grubu ülkeler üzerine bir uygulama
Cari işlemler hesabı, mal, hizmet ve para piyasası aracılığıyla portföy ve stok uyumlama süreçleri sonucunda ekonominin çeşitli faktörlerine bağlı hareket eden önemli bir makroekonomik göstergedir. İç dengeyi sağlayan toplam gelir ve harcamalar dengesi, tasarruf ve yatırım harcamaları dengesi, para arz ve talep dengesi ile dış dengeyi sağlayan ithalat ve ihracat dengesi bu faktörlere bağlı genel dengenin oluşumunda aktif bir rol oynamaktadır. Cari İşlemler Hesabında gerçekleşen bir dengesizliğin hangi ekonomik faktörden kaynaklandığını açıklayan ve temel iktisadi görüşlere dayalı bazı teorik yaklaşımlar literatürde geleneksel ve modern yaklaşım olarak iki başlık altında toplanmaktadır. Geleneksel yaklaşım, esneklikler yaklaşımı, gelir-harcama yaklaşımı ve parasalcı yaklaşımdan; modern yaklaşım ise dönemlerarası yaklaşımdan oluşmaktadır. Geleneksel yaklaşımlardan esneklikler yaklaşımı, cari işlemler hesabının, dış ticaret dengesinde gerçekleşen değişimlerden etkilediğini, gelir-harcama yaklaşımı, cari işlemler hesabının toplam gelir ve toplam harcamalar dengesindeki bozulmalardan etkilendiğini; parasalcı yaklaşım ise para arz ve para talebine bağlı finansal dengeyi bozan unsurların cari işlemler hesabını faiz ve milli gelir aracılığıyla etkilediğini ifade etmektedir. Geleneksel modellerin ötesinde dinamik bir yaklaşım sergileyen dönemlerarası yaklaşım ise cari işlemler hesabı dengesindeki bozulmaların yatırım ve tasarruf dengesindeki değişimlerden kaynaklı olduğunu ileri sürmektedir. Bu dört farklı yaklaşım doğrultusunda oluşan literatürde cari hesap hareketlerini hangi yaklaşıma ait faktörlerin veya teorilerin daha doğru açıkladığını analiz eden çalışmalar yer almaktadır. Bu tez çalışmasında cari işlemler hesabını açıklayan teorik yaklaşımların karşılaştırmalı bir analizi sunulmaktadır. Bu analiz gelişmiş ve gelişmekte olan iki ülke grubunun 1986-2017 dönemi ait veri seti ile panel veri analiz yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Çalışmada her ülke grubu için ayrı ayrı kurulan statik ve dinamik iki model, üç farklı tahminci ile test edilmektedir. Statik modeller, "Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) Tahmincisi" ve "Ortak İlişkili Etkiler (CCE) Tahmincisi" ile dinamik modeller "Sabit Etkiler Genelleştirilmiş Momentler (FEGMM) Tahmincisi" ile tahmin edilmektedir. Gelişmiş Ülkelere ait statik panel veri regresyon modeli için yapılan "Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) Tahmincisi" sonuçları cari işlemler hesabını sadece gelir-harcama yaklaşımının; "Ortak İlişkili Etkiler (CCE) Tahmincisi" sonuçları ise tüm geleneksel yöntemlerin cari işlemler hesabını açıkladığını göstermektedir. "Sabit Etkiler Genelleştirilmiş Momentler (FEGMM) Tahmincisi" sonuçları ise cari işlemler hesabını dönemlerarası yaklaşımın açıkladığını ifade etmektedir. Gelişmekte olan ülkelere ait statik panel veri regresyon modeli sonuçlarına bakıldığında ise "Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) Tahmincisi" ve "Ortak İlişkili Etkiler (CCE) Tahmincisi" sonuçlarının birbirini desteklediği görülmektedir. Bu sonuçlara göre gelişmekte olan ülkelerde cari işlemler hesabını gelir-harcama yaklaşımı ve esneklikler yaklaşımı açıklamaktadır. "Sabit Etkiler Genelleştirilmiş Momentler (FEGMM) Tahmincisi" sonuçları ise dönemlerarası yaklaşımın cari işlemler hesabındaki değişimleri açıkladığını ifade etmektedir. Bu ampirik bulgular cari işlemler hesabını açıklama konusunda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde tek bir teorik yaklaşım yerine farklı yaklaşımların başarılı olabildiğini göstermektedir. Bu nedenle sadece tek bir yaklaşımın cari işlemler hesabının bütünüyle anlaşılması için yeterli olmadığı ve farklı yaklaşımları temsil eden değişkenlerin ülkeye özgü ekonomik, politik, kurumsal ve doğal niteliklere bağlı olarak analizlerde yer alması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca farklı varsayımlara dayalı tahmincilerin farklı sonuçlar vermesi, analizde kullanılan yöntemlerin seçiminin de önemli olduğuna dikkat çekmektedir.
Yükselen piyasa ekonomilerinde cari açık, ekonomik büyüme ve petrol fiyatları arasındaki ilişki
Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu ekonomik büyümelerini gerçekleştirirken cari açık sorunu ile karşılaşmaktadır. Bu ülkelerin ödemeler bilançosu incelendiğinde cari açık sorununun en temel nedenlerinden biri olarak göze çarpan unsur enerji ithalatıdır. Bu çalışmanın amacı cari açık, ekonomik büyüme ve petrol fiyatları arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırmada, yükselen piyasa ekonomileri tanımında yer alan 23 ülkeden yalnızca G-20 üyesi olan ve cari açık sorunu ile karşı karşıya kalan 6 ülke (Arjantin, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan, Meksika ve Türkiye) incelemeye konu edilmiştir. 1982-2019 dönemi için cari açık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki, petrol fiyatları değişkeni de eklenerek panel veri yöntemi ile incelenmiştir. Modelde ekonomik büyümenin belirleyicisi olan gayri safi yurtiçi hâsıla, cari işlemler hesabı bakiyesi ve Brent petrol fiyatları değişkenleri kullanılmıştır. Dumitrescu ve Hurlin Panel Nedensellik Testi sonuçlarına göre, ekonomik büyümeden cari açığa ve petrol fiyatlarına doğru, petrol fiyatlarından da cari açığa doğru tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir. Panel regresyon analizi sonucunda petrol fiyatlarının ve ekonomik büyümenin, cari açığı pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Seçili ülkeler açısından, cari açık ile ekonomik büyüme arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemezken cari açık ile petrol fiyatları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Cari açık ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye ve Brezilya örneği (1980-2015)
Birbiriyle ilişkili olan, cari açık ve ekonomik büyüme kavramları, bir ülkenin ekonomik yapısı hakkında bilgi veren en önemli makroekonomik göstergeler arasında sayılır. Küreselleşme süreci ile beraber özellikle son yıllarda oluşan yüksek büyüme oranları, üretimde ara mallarına olan ihtiyacı arttırarak, bunların ithalat yolu karşılanmasına böylece, cari işlemler hesabında açık oluşmasına neden olmaktadır. Artan cari açıklar ise, ülke riskini çoğaltarak büyüme sürecini negatif etkilemekte, krizlerin çıkabileceğini işaret etmekte, ayrıca yerli ve yabancı yatırımcıların, gelecekle ilgili kısa ve uzun vadeli planlarını etkilemektedir. Çalışmanın amacı, cari açık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ve Brezilya için araştırmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; ödemeler bilançosu, cari açık ve ekonomik büyüme kavramları ile ilgili teorik bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde; Türkiye ve Brezilya ekonomisinde cari açık ve ekonomik büyümenin 1980-2015 dönemindeki gelişimi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise; Türkiye ve Brezilya ekonomisinde cari açık ve ekonomik büyümenin ekonometrik analizi yapılmıştır. Uygulamada, 1980-2015 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak, hem Türkiye hem de Brezilya ekonomisi için; ekonomik büyüme, cari açık, döviz kuru ve enerji ithalatı değişkenleri arasındaki ilişkiler incelenmiş ve iki ülkenin sonuçları karşılaştırılmıştır. Bu değişkenlere uygulanan Johansen Eştümleşme Testi sonucunda, değişkenlerin eştümleşik oldukları bulunmuştur. Değişkenler arasında nedensellik ilişkisini belirleyebilmek için, Granger Nedensellik Testi uygulanmış ve çalışmanın sonucunda, değişkenler birbiriyle ilişkili çıkmış ayrıca, ekonomik büyüme ile cari açık arasında, hem Türkiye hem de Brezilya için çift yönlü ilişki bulunmuştur. Yapılan VAR Analizi de çıkan bu sonucu desteklemiştir. Çalışmanın literatüre katkısı; cari açık, ekonomik büyüme, döviz kuru ve enerji ithalatı değişkenlerinin birbiriyle olan ilişkilerini hem Türkiye hem de Brezilya için, ayrı ayrı analiz etmesi ve ülkeleri karşılaştırması açısından, ilk çalışma olmasıdır.
Türkiye'de enerji tüketimi, büyüme ve cari açık ilişkisi
Enerji tarih boyunca insanoğlunun en önemli gereksinimi olmuştur. Bu gereksinim, endüstri devrimi ve makineleşmeyle birlikte hız kazanmıştır. Enerji günümüzde dünyanın en önemli stratejik kaynağı konumundadır.OPEC ülkelerinin dünyada monopol olması, petrol zengini olmayan ülkeleri dışa bağımlı hale getirmiştir. Bu durum petrol zengini olmayan ülkeler için dışa bağımlılığı artıran bir unsur olmuştur.Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de, enerji kaynaklarına uygulanan politikalara değinilmiş. Ayrıca Türkiye ekonomisinde büyüme, enerji tüketimi ve cari açık ilişkisi analiz edilmiştir. Yapılan ekonometrik analizin sonucu olarak, enerji tüketiminde meydana gelen artışların, ekonomik büyümeyi de arttırdığı, bu durumun ise, cari açığı arttırıcı etki yaptığı görülmüştür.
Türkiye'de 2001 sonrası dönemde uygulanan para politikası üzerindeki, maliye politikasının risk etkisi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyon ve finansal istikrar raporları ile sunumlarında, temel olarak enflasyonist baskıların küresel gelişmelerden kaynaklandığını, kamu maliyesine ilişkin gelişmelerin para politikası uygulamaları üzerinde önemli bir risk teşkil etmediğine yönelik vurgu yapmaktadır. Bu makalenin yazılış amacı bu vurguyu mercek altına alarak, para politikasıyla uyumlu ve onu destekleyici daha etkin bir maliye politikası uygulanması gereğine yönelik ciddi gelişmelerin varlığına dikkat çekmektir. Bu tartışmalar aynı zamanda TCMB?nin politik bağımsızlığının da sorgulanması potansiyeli taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: 1. Fiyat İstikrarı 2. Finansal İstikrar 3. Mali Disiplin 4. Mali Baskınlık 5. Cari Açık 6. Kayıt Dışı Ekonomi
Coronavirus pandemic's impact on tourism and current account deficit in Turkey
Tourism plays a major role in financing Turkey's current account deficits, the study sought to determine whether Turkey can meet its 2023 tourism goals of 75 million visitors by 2023 and when tourism levels will return to pre-pandemic levels. The study analysed monthly visitor arrival data from January 2007 through May 2021. The first forecast covered the period from January 2007 to February 2020, but did not include the epidemic period. A second forecast covering the pandemic period was conducted from January 2007 to May 2021. The seasonal ARIMA autoregressive integrated moving average (SARIMA) model was used to make forecasts. Turkey would have reached its goal of 75 million tourists by 2022, a year sooner than expected, but due to the coronavirus pandemic, it would miss its 2023 tourism plan by 4 to 5 years, and tourism levels will not recover pre-pandemic levels until 2035, a 15-year gap. The strength of the findings in this study is dependent on the continuation of the coronavirus pandemic; nevertheless, with the introduction of vaccinations, tourism may return to normal levels; nonetheless, with the emergence of new coronavirus variants, the future of travel appears uncertain.
Cari açık ve tasarruf ilişkisi:Türkiye örneği
Cari işlemler dengesi, ekonomi literatüründe sıklıkla araştırılan önemli konulardan birisidir. Cari işlem açıklarının temel bir makro istikrar göstergesi olması ve diğer istikrar göstergeleri üzerindeki etkileri konuyu güncel bir boyuta taşımaktadır. Bu anlamda, Türkiye'de temel bir sorun haline gelen cari açık probleminin içeriğinin, boyutlarının ve belirleyici değişkenlerinin ortaya çıkarılması gereklidir. Bu doğrultuda kurgulanan çalışma, elde edilen bulgular ışığında öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kavramsal açıklamalara, teorik yaklaşımlara, cari açığın belirleyicileri ile ilgili temel bilgilere ve cari işlemler açığının tarihsel sürecine değinilmiştir. İkinci bölümde Türkiye tarihinde cari işlemler dengesinin seyri ve tarihsel süreç içinde yaşanan gelişmeler özetlenmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmada kullanılacak olan yöntemlerin teorik açıklamalarına yer verilmiş ve ardından uygulama aşamasına geçilmiştir. Bu aşamada Türkiye ekonomisinin 1980-2015 dönemine ait yıllık verileriyle, cari açık üzerinde etkili olan yurtiçi tasarruf ekonomik büyüme ve dışa açıklık oranı değişkenleri ARDL Sınır Testi ile analiz edilmiştir. Ayrıca kullanılan Toda-Yamamoto nedensellik testi, EKK analizi ve korelasyon analizi ile çalışmaya derinlik kazandırılmıştır. Analiz sonucunda, diğer değişkenler için beklenen yönde ilişkiler saptanırken, sadece cari işlem açıkları ile tasarruflar arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Caldéron argümanı ile paralellik arzeden bu ilişkinin beklentilerin aksine olması nedeniyle yatırımlar ve tasarrufların büyüme korelasyonları karşılaştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, Türkiye'de büyüme-yatırım korelasyonunun, büyüme-tasarruf korelasyonundan fazla olduğu belirlenmiştir. Bu sonuç, tasarruf artışına rağmen cari açıkların artmasını içeren temel çalışma bulgusunu destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Cari Açık, Tasarruf, Dışa Açıklık, ARDL
Cari işlemler açıkları ve makro ekonomik faktörler: Türkiye üzerine ampirik bir analiz
Türkiye Ekonomisi'nde özellikle son yıllarda sıkça gündeme gelen ve en çok tartışılan konuların başında cari açık sorunu gelmektedir. Bunun başlıca nedeni, cari dengenin ekonominin en önemli ve hassas bileşenlerinden biri olduğu yönündeki genel kabuldür. Diğer bir ifade ile, ödemeler dengesi ülke ekonomisinin aynası durumundadır. Cari dengeyi belirleyen dinamiklerin analizi, özünde bir ülkenin cari açık ve dış borç sürdürülebilirliği ile sermaye hareketleri özellikle sıcak para olarak da sıkça vurgulanan kısa vadeli sermaye hareketlerine ilişkin tartışmalarla doğrudan ilgilidir. Ayrıca cari açığın, bir kısım sihirli eşik değerleriyle ifade edilen sürdürülebilirliğine dair farklı görüşler bir yana bırakılırsa, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomilerinde son yıllarda yaşanan döviz ve/veya finansal kaynaklı krizlerin en önemli tetikleyicileri arasında kabul edilmesi, konunun güncelliği ile önemini artırmaktadır. Buna ek olarak, iç ve dış ekonomik göstergelerin ve/veya şokların cari dengeye etkilerinin yönü ve boyutunun modellenmesi, ekonometrik olarak incelenmesi, politika karar alıcılarının mekanizmanın nedensellik boyutlarını net tespit edebilmelerine yardımcı olur. Ayrıca, cari dengeyi doğrudan ve/veya dolaylı etkileyecek para ve maliye politikalarının, sürdürülebilir hedeflere ulaşmak için doğru zamanda ve kombinasyon içinde uygulanabilmesi adına önemli ipuçları verir. Bu çalışmanın başlıca amacı, Türkiye'de cari açığın belirleyicilerini hem geleneksel yaklaşımlar hem de dönemlerarası yaklaşım çerçevesinde incelemektir. Geleneksel yaklaşımlar, ekonomi teorisine dayalı yapısal modeller, dönemlerarası yaklaşım ise verilere uygun modelleme yöntemi olan Vektör Otoregresyon Modeli ile değişkenler arasındaki dinamik ilişkileri inceleyen etkitepki fonksiyonları yardımıyla incelenecektir.Anahtar Kelimeler: Cari Denge, Cari Açığın Belirleyicileri, Dönemlerarası Yaklaşım, Türkiye Ekonomisi,
Cari açığın finansmanında Türkiye uygulamasının değerlendirilmesi
Cari açık kavramı son yıllarda tüm ülke ekonomilerinin üzerinde en çok tartıstıkları konuların basında gelmektedir. Özellikle gelismekte olan ülkelerde cari açık kavramının öneminin daha çok olduğunu görmekteyiz. Cari açık kavramı ödemeler bilançosunda sadece cari islemler hesabının bir sonucuolmasına rağmen ödemeler bilançosundan daha fazla dikkat çekmektedir. Dolayısıyla bu çalısmada sadece cari islemler hesabına değinilmemis ve ödemeler bilançosu tam olarak incelenmistir. Çalısma üç bölümdenolusmaktadır.İlk bölümde ödemeler bilançosu ve alt kalemleri analiz edilmistir. İkinci bölümde cari islemler dengesi ile beraber cari açık incelenmis ve cari açığın ne sekilde finanse edileceği konusunda bazı önermeler sunulmustur. Üçüncü ve son bölüm ise Türkiye'nin cari açık sorunu üzerine kurulmustur. Sonuç olarak ise Türkiye'nin cari açık sorununa iliskin çözüm önerileri getirilmistir. Bu çözüm önerileri sırasıyla; diğerülkelerden elde edilen sermayenin kısa vadeli değil de uzun vadeli hale getirilebilmesi, elde edilen yatırımların istihdamı arttırıcı etkisinin olusturulması, yatırımcılara karsı güven ortamının sağlanması, iç talebin daraltılmasıdır. Bu çalısmanın amacı, ülkemizde ki mevcut cari açığı olusturan faktörlerin tespiti ve cari açığın giderilmesine iliskin çözüm önerileri getirebilmektir.Anahtar Sözcükler1.Ödemeler Bilançosu2.Cari İslemler Hesabı3.Cari İslemler Dengesi4.Cari Açık5.Sermaye ve Finans Hesabı