Land use

99 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnternet tabanlı coğrafi bilgi sistemi (CBS) yazılımları ile tarımsal veritabanı yönetimi: Sakarya ili örneği

Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) kullanım alanları giderek artmakta ve farklı meslek disiplinleri, kullanıcı grupları (kişisel, kurumsal, vb.) tarafından da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Toplanan verilerin dahili bir sistem içerisindeki bilgisayarlarda kalması yerine, internet erişiminin CBS ile birleştirilerek, istenen verinin internet aracılığıyla kullanıcılara aktarılması ve paylaşımı sağlanabilmektedir. Bu çalışma; coğrafi bilgi sistemi yazılımında üretilecek verilerin, internet tabanlı CBS yazılımı ile tek bir sistem altında toplayarak, kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda internet üzerinden sunulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma için tarım ve tarımsal faaliyetlerin temelini oluşturan arazi ve su kaynakları verilerinin oluşturulması ve sunulması hedeflenmiştir. Verilerin üretiminde "Netcad GIS", internet üzerindeki sunumları için "CommunityWalk" yazılımları kullanılmıştır. Arazi verilerini oluşturmak amacıyla, Netcad GIS yazılımında sayısallaştırması yapılan 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar ile Ikonos uydu görüntüleri altlık olarak kullanılarak, Sakarya il sınırları içerisinde bulunan tarım arazileri (mutlak, marjinal, dikili ve özel ürün), yerleşim alanları, orman, mera, göl, kumluk ve bataklık gibi genel coğrafi alanların sayısal alan verileri ile haritaları, il, ilçe ve mahalle düzeyinde üretilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda, ilin toplam yüzölçümü 479.2 km2 olarak bulunmuştur. İl yüzölçümünün, %36,58'si orman, %10,27'si yerleşim ,%1,12'si göl, %1,35'si kumluk, %0,04'ü bataklık alan, %1,21'i meradır. Toplam tarım alanı 2368578686,50 m2 olup, il yüzölçümün %49,43'ünü oluşturmaktadır. Bu alanların %30,54'ü mutlak tarım alanı, %44,51'i dikili tarım alanı ,%24,27'si marjinal tarım alanı ve %0,67'si özel ürün arazisidir. Üretilen bu verilerin CORINE arazi örtüsü ile karşılaştırması yapılarak, her iki çalışma verilerinin birbirine yakın olduğu görülmüştür. Ikonos uydu görüntüleri ile yapılan çalışma verilerinin hassasiyet ve doğruluk payının yüksek olduğu ve arazi kullanım alanlarının tespitine yönelik yapılacak olan çalışmalarda yersel ayrım gücü oldukça yüksek olan Ikonos gibi uyduların kullanımın önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma için örnek olarak seçilen Selahiye Mahallesindeki parsellerin nitelik, alan, eğim, yükseklik, arazi sınıfı, arazi kullanımı, büyük toprak grubu bilgilerini içeren parsel bazlı veri tabanı oluşturulmuştur. Su kaynakları ve su yapılarına ait veriler DSİ Genel Müdürlüğü'nün çalışmalarından temin edilmiştir. Yapılan tüm çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, internet tabanlı bir CBS yazılımı olan CommunityWalk üzerindeki haritalarda gösterilmiştir. Haritalarda bulunan açıklayıcı bilgilerin yanı sıra arazi fotoğraflarının da eklenmesiyle, sistem görsel olarak desteklenmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen verilerin tek bir sistem üzerinde toplanarak erişime açık hale getirilmesiyle etkin bir veri tabanı yönetimi sağlanmıştır. Kullanıcılar talep ettikleri verilere sistemde oluşturulmuş internet (Web) linkleri üzerinden, herhangi bir CBS yazılımına ihtiyaç duymadan, sadece internet bağlantısı ile hızlı ve kolay ulaşabilmektedirler. Sistemdeki verilerin güncellenmesi mümkün olup, tüm bu işlemler için herhangi bir ücret ödenmesi gerekmemektedir.

Arazi kullanımıCoğrafi bilgi sistemleriSakarya
Birsen Altıntaş Aliosmanoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa-Demirci yöresinde farklı arazi kullanım şekilleri altındaki toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özelliklerinin araştırılması

Bu çalışmada Manisa İli Demirci İlçesine bağlı Kargınışıklar ve Hoşçalar Köylerinde farklı arazi kullanım şekilleri (orman, mera ve tarım) altında yeralan toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri araştırılmıştır. Tez çalışmasında; öncelikli olarak çeşitli projeler kapsamında üretilmiş arazi kullanım haritaları ve 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar dikkate alınarak arazi çalışması için uygun alanlar tespit edilmiştir. Her arazi kullanım grubuna (orman, mera ve tarım arazisi) ait alanlardan 0-30 cm ile 30-60 cm derinlik kademelerinden olmak üzere, tesadüfî örnekleme yöntemine göre 40'ar adet (toplam 120 adet) toprak örneği alınmıştır. Alınan toprak örneklerinde fiziksel (toprak tekstürü, hacim ağırlığı, dispersiyon oranı) ve kimyasal (organik madde, kireç içeriği, pH, EC, azot, fosfor, potasyum, magnezyum) toprak özellikleri incelenmiştir. Toprakların fiziksel ve kimyasal özellikleri arazi kullanım şekillerine göre çok belirgin bir fark göstermemekle birlikte, derinlik kademelerine bağlı olarak değişim göstermektedir. Her üç arazi kullanım şekli üzerindeki toprakların da tekstür sınıfı kumlu balçık olarak belirlenmiştir. Toprakların kimyasal özellikleri incelendiğinde, pH açısından topraklar her derinlik için nötr özellik göstermektedir. EC değerlerine bakıldığında her 3 grupta da topraklar tuzsuz sınıfına girmektedir. Kireç oranı bakımından topraklar az kireçlidir. Toprakların organik maddeleri derinlik arttıkça azalmaktadır. Ayrıca organik madde arttıkça hacim ağırlığında azalış meydana geldiği tespit edilmiştir. Her üç grupta da toprakların dispersiyon oranları 15'ten büyük olduğu için erozyona duyarlı oldukları belirlenmiştir. Sonuç olarak doğal kaynakların korunabilmesi için toprakların özellikleri belirlendikten sonra havza yönetimi prensiplerine ve yeteneğine uygun bir şekilde kullanılmalıdır.

Arazi kullanımıFiziksel özelliklerKimyasal özellikler+3
Rahime Özdemir
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Burdur gölü havzasında meydana gelen toprak erozyonunun coğrafi bilgi sistemleri ve wepp erozyon tahmin modeli kullanılarak belirlenmesi

Erozyon, dünyanın var oluşundan bu yana yaşanan doğal bir durumdur. Günümüzde, toprak erozyonu en ciddi çevresel problemlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Bir bölgede; arazilerin bozulma dereceleri dikkate alınarak yapılan toprak ve su koruma çalışmalarında toprak erozyonunun dağılımının bilinmesi önemlidir. Erozyon ölçümlerinin hem maliyetli hem de zaman alıcı olması birçok erozyon tahmin modellerinin gelişmesine neden olmuştur. Bu erozyon tahmin modellerinden biri olan ve çalışmamızın temelini oluşturan WEPP modeli, en güncel ve en önemli erozyon tahmin yöntemlerinden biridir. Bu araştırmada, Burdur Gölü Havzasında farklı arazi kullanım şekilleri altında (tarım, orman, mera) geotekstillerle kurulan deneme parsellerinde WEPP modeli uygulanmıştır. Tahmini toprak kayıpları, sedimentin belirlenmesi ve elde edilen sonuçların gözlenen sediment değerleriyle karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, anakaya, arazi kullanımı, eğim ve bakı faktörleri dikkate alınarak 52 alt havzadan 4 model havza seçilmiştir. 120 adet 0-20 cm ve 120 adet 20-40 cm derinlik kademesinden olmak üzere toplamda 240 adet doğal yapısı bozulmuş ve 240 adet doğal yapısı bozulmamış (silindir) toprak örneği alınmıştır. Geotekstil parsellerin kurulduğu model havzalardan 1 numaralı model havzadaki toplam erozyon ilk yıl 3.17 ton/ha/yıl, ikinci yıl 2.56 ton/ha/yıl, 5 numaralı model havzada ilk yıl 8.81 ton/ha/yıl, ikinci yıl 8.67 ton/ha/yıl, 20 numaralı model havzada ilk yıl 13.55 ton/ha/yıl, ikinci yıl 13.18 ton/ha/yıl ve 30 numaralı model havzadaki erozyon ilk yıl 7.27 ton/ha/yıl, ikinci yıl 10.45 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. Burdur Gölü Havzasında taşınan toprak miktarı 2019-2020 yılında 186 221.0 ton/ha/yıl ve 2020-2021 yıllarında ise 197 994.0 ton/ha/yıl olarak hesaplanmıştır. GeoWEPP modeli ile yıllık ortalama toprak kaybı model havzalarda (1-5-20-30) kurulan deneme parsellerinde sırasıyla 2189.7 ton/yıl, 2758.80 ton/yıl, 11 865.0 ton/yıl, 2991.0 ton/ha/yıl olduğu tahmin edilmiştir. Burdur Gölü Havzasında toplam meydana gelen sediment veriminin 135 780.64 ton/ha/yıl olduğu, yıllık ortalama sediment veriminin ise toplam 0.426 ton/ha/yıl olduğu belirlenmiştir.

Arazi kullanımıBurdur GölüErozyon+2
İbrahim Dursun
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi kullanımı/arazi örtüsü sınıflarını etkileyen faktörlerin makine öğrenimiyle değerlendirilmesi, Lombok Adası-Endonezya örneği

Arazi kullanımı/arazi örtüsünün (AK/AÖ) haritalanması, doğal çevre ve orman ekosistemlerindeki değişimlerin belirlenmesi ve izlenmesi için gereklidir. Konumsal verilerin modellenmesi ve haritalanması için makine öğrenimi algoritmalarının kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, AK/AÖ sınıflarını etkileyen etmenlerin makine öğrenimi algoritmalarıyla değerlendirilmesi, kullanılan algoritmaların doğruluklarının karşılaştırılması ve en iyi AK/AÖ sınıflandırması yapabilen makine öğrenimi modelinin belirlenmesidir. Ayıca çalışma alanındaki arazi kullanımı/arazi örtüsü değişimlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma alanı Batı Nusa Tenggara, Endonezya'da bulunan Lombok Adasıdır. Çalışmada Landsat uydu görüntülerinin bantları, bu bantlardan elde edilen spektral indeksler, topoğrafik, biyofiziksel, sosyo-ekonomik ve iklimle ilgili değişkenler Rasgele Orman, Gradient Boosting, Karar Ağacı ve Naïve Bayes makine öğrenimi algoritmaları yardımıyla incelenmiştir. Makine öğrenimiyle üretilen modellerin doğrulukları değerlediğinde, Rastgele Orman algoritması en yüksek doğruluğa (%82) ulaşırken, onu sırasıyla Gradient Boosting (%80), Karar Ağacı (%73) ve Naïve Bayes (%61) algoritmaları takip etmiştir. Makine öğrenimi algoritmaları kullanılarak üretilen AK/AÖ sınıflarının yer doğrulama noktaları yardımıyla yapılan doğruluk değerlendirmelerinde, Rastgele Orman algoritmasıyla üretilen model, %88 genel doğrulukla en başarılı makine öğrenimi modeli olmuştur. Lombok Adasındaki arazi kullanımı/arazi örtüsü tahmininde en etkili değişkenlerin yerleşim yerlerine uzaklık, sıcaklık ve yollara uzaklık olduğu belirlenmiştir. 2013'ten 2022'ye kadar kentleşme, nüfus artışı ve altyapı geliştirme çalışmaları nedeniyle önemli ölçüde orman kayıplarının (28 095 ha, toplam orman alanının %24'ü) yaşandığı tespit edilmiştir. Lombok'taki AK/AÖ sınıflarının dağılımı, kuru arazi tarımı (%27.56) ve çeltik tarlalarının (%24.22) en geniş alanları kapladığını, bunları birincil ormanların (%13) ve ikincil ormanların (%7.68) izlediğini göstermiştir. Elde edilen bulgular, arazi kullanımı planlamasında sosyo-ekonomik faktörlerin önemli olduğunu, Lombok'taki ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin korunması için sürdürülebilir koruma politikalarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.

Arazi kullanımıMekansal değişimZamansal değişimler
Mıftahul Irsyadı Purnama
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

CBS tabanlı AHP yöntemi ile rüzgâr ve güneş enerji sistemleri için elverişli alanların belirlenmesi: Şanlıurfa ili örneği

İnsanlık, varoluşundan bu yana doğanın sunduğu kaynaklarla yaşamını sürdürmüş; ancak modern çağda bu kaynakların sınırları zorlanarak kritik bir eşiğe ulaşılmıştır. Enerji, yalnızca teknik bir ihtiyaç değil; toplumların ekonomik gücü, çevresel sorumluluğu ve siyasi bağımsızlığıyla doğrudan ilişkili stratejik bir unsurdur. Günümüzde enerji politikaları, yalnızca üretim hedefleriyle sınırlı kalmayıp; yaşam kalitesi, sürdürülebilir kalkınma ve gelecek kuşaklara bırakılacak mirasın da tanımına dönüşmüştür. Fosil yakıtların tükenme riski ve çevresel etkileri, daha temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi zorunlu kılmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları çevreyle daha uyumlu olmakla birlikte, sınırsız kullanılabilir değildir. Arazi kullanımı, çevresel etkiler, teknik yeterlilik ve yasal sınırlar gibi birçok unsur, santral yer seçiminde belirleyici rol oynamaktadır. Bu dönüşüm sürecinde, yenilenebilir enerji yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda doğayla kurulan ilişkinin yeniden tanımlandığı, insanlık için etik bir sorumluluk alanıdır. Bu çalışmada, rüzgâr ve güneş enerjisi kaynakları için enerji üretim santrallerine en uygun alanların belirlenmesi amaçlanmıştır. Spesifik koşullara bağlı olarak, bazı durumlarda Güneş Enerjisi Santralleri (GES), bazı durumlarda ise Rüzgâr Enerjisi Santralleri (RES) daha avantajlı bir seçenek oluşturabilmektedir. Tarım arazileriyle daha uyumlu bir yerleşim yapısı sunması nedeniyle RES sistemleri öne çıkarken, yüksek güneş radyasyonu potansiyeline sahip bölgelerde ise GES sistemleri verimlilik açısından avantaj sağlayabilmektedir. Bu çerçevede, hem yaygın tarımsal faaliyetlerin varlığı hem de yüksek güneş radyasyonu nedeniyle Şanlıurfa ili, bu çalışma için test bölgesi olarak seçilmiştir. Uygunluk analizi, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. RES ve GES için ayrı ayrı 14'er kriter belirlenmiştir. Bu kriterler arasında arazi kullanımı, bakı, eğim, yükselti, fay hatlarına, yerleşim alanlarına, korunan alanlara, kuş göç yollarına, havaalanlarına, enerji nakil hatlarına, trafolara, kara yollarına ve su kaynaklarına uzaklık gibi 13 ortak unsurun yanı sıra, güneş radyasyonu ve rüzgâr hızı gibi enerjiye özgü kriterler de yer almıştır. Belirlenen kriterler, uzman görüşlerine dayalı AHP yöntemiyle ağırlıklandırılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, GES için en uygun alanların Şanlıurfa geneline yayılmış olduğu, bunun bölgedeki yüksek güneş potansiyelinden kaynaklandığı görülmüştür. RES için en uygun alanlar ise ağırlıklı olarak ilin kuzeydoğusunda bulunan Karacadağ bölgesinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca, her iki enerji türü için uygunluk gösteren örtüşen alanlar da tespit edilmiştir. Bu çalışma, enerji üretiminde çevre dostu alternatiflerin mekânsal planlamasına katkı sunarak, Türkiye'nin sürdürülebilir enerji politikalarının gelişimine destek sağlamaktadır.

Analitik hiyerarşi süreciArazi kullanımıHibrit+3
Tacettin Ataş
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Karasu'da (Sakarya Nehri-Karasu Deresi arası) arazi kullanımı

Sakarya'nın Karasu ilçesinde 2003–2012 yılları arasında dalga aşındırmasından kaynaklanan kıyı gerilemesi meydana gelmiştir. Özellikle Karasu Limanı'nın inşasından sonra limanın doğusunda kalan kıyıda dalga aşındırması çok etkili olmuştur. Karasu sahilinde oluşan kıyı gerilemesinin önlenmesi için yapılabilecek çalışmalar, alınabilecek önlemler hususunda çözüm önerileri ortaya konulması gerekmektedir. Kıyıda meydana gelen gerilemenin kıyı şeridindeki yapılar üzerine olumsuz etkilerini ortaya çıkarmak için resmi kurum ve kuruluşlar tarafından çalışma sahasında alınan önlemler ve yapılan müdahaleler yerinde incelenerek sonuçlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Kıyı şeridindeki dalga erozyonun arazi kullanımı üzerine olan etkileri; coğrafi yöntemler kullanılarak ortaya çıkarılmaya ve coğrafi metodolojiye göre bunun bir tez halinde sunumu amaçlanmıştır.

Arazi kullanımıCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+1
Fatih Yurdusever
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kızıltepe (Mardin) ilçesi ve yakın çevresinde arazi kullanımı

Kızıltepe İlçesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde Mardin İli sınırları içinde bulunmaktadır. Mardin ilinin güneyinde yer alan çalışma alanı doğal ortam özellikleri bakımından engebesiz bir görünüme sahiptir. Genel olarak ova özelliği gösteren sahada en önemli morfolojik birim, ilçenin Kuzey-Kuzeybatısında yer alan Güneydoğu Toros Dağlarıdır. Kızıltepe İlçesi'nin arazi kullanım durumu ve zamansal değişimlerinin tespit edilebilmesi için hazırlanan bu çalışmada 1985 ile 2017 tarihli LandSAT uydu görüntüleri CBS ve UA teknikleri ile incelenip karşılaştırılmış ve arazi kullanım haritaları oluşturulmuştur. Yapılan bu çalışmalar sonucunda çalışma sahası sınırları içerisinde 1985 yılından bu yana mera alanlarında azalma görülürken, tarım alanlarında da bir artış dikkat çekmektedir. 2017 yılına ait uydu görüntülerinden oluşturulan arazi kullanım haritalarında, araştırma sahasında sulu tarım arazileri ve meyve bahçelerinin artmış olduğu, kuru tarım arazilerinde azalma olduğu görülmektedir. Bu durum ilçede sulama imkanlarının arttığının göstergesidir. Sulu tarım alanlarında artış görülmesine rağmen, yine de araştırma sahasında sulama imkanlarının yetersizliği, bölge halkının bilinçsiz sulama yapması önemli bir sorun oluşturmaktadır. GAP projesinin tamamlanması ve sulama imkanlarının artmasıyla tarımsal faaliyetlerin artacağı ve yapılan faaliyetlerde yöreyi sınırlayan doğal sorunların ortadan kalkacağı öngörülmektedir. Bunun yanında halkın sulama konusunda bilinçlendirilmesi özellikle gerekmektedir

Arazi kullanımıCoğrafyaMardin-Kızıltepe
Müstecab Karadeniz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Demirci ilçesi optimal arazi kullanımının coğrafi bilgi sistemleri ve analitik hiyerarşi süreci kullanılarak belirlenmesi

Nüfus artışı ve buna bağlı olarak artan insan ihtiyaçları nedeniyle doğal kaynaklara yapılan baskı giderek artmaktadır. Bu baskıdan etkilenen kaynaklanan bir tanesi de üzerinde yaşadığımız arazidir. Araziler üzerinde artan bu baskı zamanla arazilerin gereğinden fazla ve yanlış kullanılmasına neden olmaktadır. 19. yüzyılın sonlarına doğru yanlış kullanılan arazileri geri kazanmak için sürdürülebilirlik terimi ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilirlik terimi doğrultusunda yanlış arazi kullanımının önüne geçmek ve arazinin en uygun kullanım şeklinin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu doğrultuda yapılan tez çalışmasında, daha önce çalışılmamış olan Demirci ilçesinin uygun arazi kullanım şekli belirlenmiştir. Çalışmada çok kriterli karar verme yöntemlerinden bir tanesi olan analitik hiyerarşi süreci ve ağırlıklı çakıştırma (Weighted Overlay) yöntemleri kullanılmıştır. Öncelikle arazi kullanımı üzeride etkili olan 11 faktörler belirlenmiştir. Belirlenen faktörler analitik hiyerarşi süreci ile ikili matrisler oluşturularak her bir arazi kullanım şekli için önem puanları belirlenmiştir. Daha sonra 11 faktör için Arcgis programında sayısallaştırma işlemi yapılmış ve haritalar hazırlanmıştır. Daha sonra hazırlanan haritalar analitik hiyerarşi sürecinde belirlenen ağırlık puanları kullanılarak ağırlıklı çakıştırmaya işlemine sokulmuş ve uygun arazi kullanım şekilleri belirlenmiştir. Çalışmanın son kısmında ise ilçenin sosyal ve ekonomik özellikleri dikkate arazi kullanım şekilleri yine analitik hiyerarşi yöntemi ile ağırlıklandırılmış ve sonuçta ilçenin uygun (optimal) arazi kullanım haritası oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda elde edilen uygun arazi kullanımı haritası ile mevcut arazi kullanım haritası karşılaştırıldığında analiz sonucunda tarım için uygun sahaların mevcut kullanımda da tarım arazisi olarak kullanıldığı görülmektedir. Hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı meralar ilçede oldukça sınırlıdır. Analiz sonucunda mera için uygun sahalara bakıldığında bu alanların hali hazırda tarım alanı ve orman alanı olarak kullanıldığı görülmektedir. Analiz sonucunda uygun orman alanlarına baktığımızda Simav-Demirci Dağlarının güney yamaçları ve Asi Tepe ve çevresi uygun alanlar olarak belirlenmiştir. İlçenin en önemli ekonomik faaliyetinin tarım ve hayvancılık oldu düşünüldüğünde tarım alanlarının azlığı bu alanların daha verimli kullanılması gerçeğini doğurmuştur. Yine hayvancılık faaliyetleri için önemli olan mera sahalarının orman olarak kullanılması bir başka olumsuzluk olarak göze çarpmaktadır. İlçede yaşanan bir diğer problem ise orman ve mera için uygun olan sahaların tarıma açılmasıdır. Tarıma açılan bu sahalar zamanla verimsizleşmektedir. İlçede orman ve mera alanlarını tarıma açma faaliyetleri durdurulmalı bunun yerine tarıma uygun alanlarda entansif tarım yöntemleri belirlenerek üretim arttırılmalıdır.

Analitik hiyerarşi süreciArazi kullanımıCoğrafi bilgi sistemleri+2
Mustafa Topuz
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ordu kent merkezi ve yakın çevresinde kentsel ısı adası etkisinin zamansal ve mekânsal karakterinin belirlenmesi

Bu çalışma; Kentsel Isı Adası (KIA) etkisinin zamansal ve mekânsal karakterini, Ordu kent merkezi ve yakın çevresi örneğinde incelemeyi amaçlamaktadır. KIA etkisi, kentsel alanlardaki yüzey ve hava sıcaklıklarının çevrelerindeki kırsal alanlara göre daha yüksek olması ile karakterize edilen bir olgudur. Kentleşme ve yapılaşma süreçlerine bağlı olarak gerçekleşen arazi örtüsü değişimi, KIA etkisindeki alanların genişlemesine neden olmaktadır. Üstelik endüstri devriminden bugüne ivmelenen küresel iklim değişikliği, KIA etkisinin kentlerde daha belirgin şekilde hissedilmesine yol açmaktadır. Araştırma, Ordu kent merkezi ve yakın çevresindeki kırsal alanları kapsamaktadır. Araştırmada temel olarak uzaktan algılama verileri ve coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanılmıştır. KIA etkisinin zamansal değişiminin ortaya konulabilmesi amacıyla; 2000 yılı için Landsat 7 ETM+, 2013 ve 2023 yılları için Landsat 8 OLI/TIRS uydularından elde edilen termal kızılötesi veriler, Arazi Yüzey Sıcaklığı (AYS) haritalarına dönüştürülmüştür. Ardından, AYS tabanlı olarak KIA etkisindeki alanların mekânsal dağılımı ortaya konulmuştur. KIA etkisinin farklı Yerel İklim Bölgeleri arasındaki değişimi irdelenmiştir. Bitki örtüsü ve yapılı çevre indeksleri ile AYS arasındaki korelasyona dayanarak yüzey karakteristiğinin KIA etkisine katkıları değerlendirilmiştir. KIA etkisinin kentsel-kırsal alan gradyanındaki değişimi çoklu dairesel tampon bölge analizi ile değerlendirilmiştir. KIA etkisinin gece ve gündüz zaman dilimleri arasındaki farklılaşma durumu, düşük mekânsal çözünürlükteki MODIS verilerinin Random Forest Regresyon yöntemi kullanılarak yüksek çözünürlüğe getirilmesi ile ortaya konulmuştur. Son olarak; KIA etkisi ile mücadelede önemi yapılan araştırmalarla ispatlanmış olan kentsel park alanlarının serinletici etkileri çeşitli metrikler kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular, yapılaşmış alanlar 2000 ile 2023 yılları arasındaki dönemde yaklaşık %65 oranında genişlediğini ve yeni yapılaşma alanlarında AYS bakımından önemli artışlar meydana geldiğini göstermiştir. AYS ortalaması yıllar içinde sürekli olarak artmıştır. 23 yıllık dönemde AYS ortalaması 24.9℃'den 26.9℃'ye çıkarak 2℃ yükselmiştir. 2000 yılında araştırma alanının %13.9'una karşılık gelen KIA etkisindeki alanlar, geçen zaman içinde genişleyerek %19.2'lik değere yükselmiştir. KIA etkisinde olan ve olmayan bölgeler arasındaki AYS farkı da yıllar içinde giderek açılmıştır. 2000 yılında iki bölge arasındaki AYS farkı 3.6°C iken 2013 yılında 4.3°C'ye, 2023 yılında ise 4.6°C'ye yükselmiştir. Araştırma alanında, Kentsel Sıcak Nokta (KSN) oluşumunun görüldüğü başlıca yerler; endüstriyel alanlar, metal çatılar, yapay malzeme kullanılarak oluşturulan halı sahalar, bitki örtüsü oranının düşük olduğu alanlar ve konut bölgeleridir. En yüksek AYS ortalaması 2 numaralı Yerel İklim Bölgesi (YİB-2, 32°C) ve YİB-3'te (31.2°C) görülürken, en düşük AYS ortalaması 23.7°C ile su yüzeylerini temsil eden YİB-17 sınıfında kaydedilmiştir. Araştırma alanındaki AYS değerleri ile bitki örtüsü indeksleri arasında yüksek negatif korelasyon; yapılı çevreye odaklanan spektral indeksler ile AYS arasında ise yüksek pozitif ilişki bulunmaktadır. Kent merkezinden kırsal alana doğru ortalama AYS değerleri azalma eğiliminde iken bitki örtüsü oranı kademeli olarak artmaktadır. Kentsel ve kırsal alanlar arasındaki ortalama AYS farkı da zaman içinde artmıştır. Ortalama AYS değerleri arasındaki maksimum sıcaklık farkı, 2000 yılında 2.7°C iken 2013'te 5.9°C ve 2023'te 7.2°C olmuştur. Araştırma alanında; gündüz ve gece yüzey sıcaklıkları arasındaki fark yıllar içinde azalmıştır. 2000 yılında gece-gündüz AYS farkı 11.5°C iken 2013 yılında gündüz-gece sıcaklık farkı 10.6°C'ye, 2023 yılında ise 8.5°C'ye gerilemiştir. Gece ve gündüz AYS değerleri kentsel alanlarda belirgin şekilde artma eğilimindeyken kırsal alanlarda nispeten daha düşük AYS seviyeleri görülmüştür. Sonuç olarak Ordu, kentleşme dinamiklerine bağlı olarak KIA etkisinin giderek daha hissedilir duruma geldiği bir kenttir. Çalışmanın sonuçları, Ordu kent merkezi ve yakın çevresi özelinde; yerel yönetimler, bölgede çalışan peyzaj mimarları, şehir plancıları ve politika yapıcılar için önemli bilgiler sunmaktadır. Gerçekleştirilen bu doktora tez çalışması ile Ordu kent merkezi ve yakın çevresini kapsayan bölge için KIA etkisinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyumlanma stratejilerinin geliştirilmesi noktasında mekânsal ve zamansal bir referans çerçevesi çizilmiştir.

Arazi kullanımıIsı adasıKentleşme+1
Mesut Güzel
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mera ve yayla alanlarında kaçak yapılaşmanın tespiti ve değerlendirilmesi: Bolu örneği

Bu tez çalışmanın temel hedefi, Türkiye'nin Bolu ili, Atyaylası bölgesinde bulunan yazlık meralardaki inşaat faaliyetlerinin zamansal gelişimini, gelişmiş yüksek çözünürlüklü uzaktan algılama verileri ve coğrafi bilgi sistemlerini kullanarak tespit etmektir. Çalışma aynı zamanda, mera yönetimi ile ilgili arazi politikaları hakkında kapsamlı bir tartışma sunmayı amaçlamaktadır. Mevcut arazi kullanımının titizlikle incelenmesi sonucunda, mera varlıkları üzerinde, özellikle konut ve turistik tesis olarak kullanılan önemli sayıda yapılaşma gözlemlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 45. maddesi, devletin mera alanlarının kötüye kullanılmasını ve tahribini önleme sorumluluğunu vurgulamakta olup, Mera Kanunu ise Türkiye genelinde bu kritik varlıklar üzerinde her türlü yapılaşmayı kesin bir şekilde yasaklamaktadır. Ancak bu katı yasal düzenlemelere rağmen, Atyaylası bölgesinin 2014, 2018 ve 2021 yıllarına ait uydu görüntüleri incelendiğinde, meralarda inşaat ve yol geliştirme faaliyetlerinin bu süre zarfında önceki yıllardaki seviyenin iki katını aştığı tespit edilmiş ve bu faaliyetler Atyaylası'ndaki tüm köyler için hesaplanıp haritalandırılmıştır. Hesaplamalara göre, Atyaylası'nda bulunan yapı sayısı 2014 yılında 322 iken, 2021 yılında 672'ye çıkmıştır. Bu da %108.7'lik bir artışa karşılık gelmektedir. Atyaylası yöresinde yapılaşmanın en çok arttığı yerleşim birimi ise %168,8'lik artışla Kürkçüler olmuştur. En çok yapı sayısı barındıran yerleşim birimi ise Paşaköy'dür. Özellikle 2018 yılında yürürlüğe giren İmar Affı Yasası'nın, bu inşaat faaliyetlerini daha da tetiklediği anlaşılmıştır. Mera nitelikli araziler, yasalarla korunan ortak kamu mallarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu nedenle kamu yararına hizmet etmek ve ekolojik sürdürülebilirliği desteklemek amacıyla kullanılmalıdır. Ancak bu çalışmanın bulguları, Türkiye'de yaygın olan eğilimin bu önemli gerekliliğe uygun olmadığını göstermektedir.

Arazi kullanımıArazi mülkiyetiCoğrafi bilgi sistemleri+4
Muhammed Eren Kılıç
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Entegre kentsel su yönetimi ve arazi kullanım planlaması ilişkisi: Edremit körfezi örneği

Su döngüsü, suyun atmosferdeki hareketini ifade eden farklı süreçleri içeren bir sistemdir. Bu süreçler, suyun buharlaşarak su buharına dönüşmesi, yoğunlaşarak bulutları oluşturması, yağışlarla tekrar yeryüzüne dönmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Döngü boyunca su, yüzeysel akışlar ile toprağa sızarak yeraltı sularını beslemektedir. Yeraltı suları yağış değişkenliğine karşı tampon rolü üstlenirken, sulak alanları ve biyolojik çeşitliliği desteklemekte, nehirlere su temini ve taban akışı sağlamakta, rekreasyonel hizmetler sunmakta ve taşkınların kontrolüne yardımcı olmaktadır. Sabit yağış miktarı, toprak, biyoçeşitlilik ve yeraltı sularına fayda sağlamakatdır. Ancak kısa süre içinde oluşan ani ve aşırı yağışlar yerel su baskınlarına ve yoğun yüzey akışlarına neden olmaktadır. Bu tür akışlar, özellikle yüksek geçirimsiz alanlara sahip kentlerde toprak emilimin düşük olması nedeniyle kuraklığı artırmaktadır. 1950'lerden itibaren aşırı sıcaklar daha sık ve daha yoğun hale gelirken, aşırı soğuklar daha az sıklıkta ve daha az şiddetli hale gelmiştir. Bu durumun ana sebebi, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İnsan faaliyetleri kaynaklı iklim değişikliği, sıcak hava dalgaları, yoğun yağışlar, kuraklıklar gibi birçok aşırı hava ve iklim olaylarına sebep olmaktadır. Bu faaliyetlerden en önemlisi arazi kullanım kararlarıdır. Günümüzde, toprak yapısı ve arazi kullanım arasındaki ilişki neredeyse tamamen yok olmuştur. Geçirimsiz yüzeylerdeki artış nedeniyle toprağın infiltrasyon oranının düşmesi kentsel su döngüsünü olumsuz şekilde etkilemekle birlikte, enerji ihtiyaç ve kullanım alışkanlıklarını değiştirmekte, aynı zamanda çevredeki geçirimli alanlarda da baskı oluşturarak biyoçeşitliliği de etkilemektedir. Su ve toprak yapısından bağımsız arazi kullanım kararlarının getirilmesi, kentsel havzalarda suyun korunması ve yeniden kullanılması yerine yalnızca su arzını artırmaya yönelik alınan başka havzalardan veya kaynaklardan boru hatlarıyla su taşınması gibi kısa vadeli önlemler geleneksel su yönetimi yaklaşımlarının sonucudur. Dünyayı çevreleyen en önemli bölümler arasında yer alan kıyı alanları, yerel çapta ekonomik, sosyal, politik, iklim ve çevre faktörlerinin birbiriyle etkileşimlerinden kaynaklı sebeplerle değişime uğramaktadır. Bu durum, kıyının hassasiyetini artırmaktadır. Deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu, tuzlu su baskınları ve deniz suyunun içme suyu kaynaklarına karışması gibi sorunlar, kıyı bölgelerinde yaşayan insanlar için ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Kıyı hassasiyetinin yanı sıra, küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle yaşanan hava olayları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi faktörler, kıyı hattı boyunca sedimentlerin oluşmasına neden olan, akarsuların akışını etkileyen birçok birbirine bağlı değişkene sebep olmaktadır. Entegre Kentsel Su Yönetimi (EKSY), havza temelli planlama yaklaşımları üretmek öncelikli hedefi ile, özellikle kıyılar gibi kentsel alanlarda bu tür olumsuz etkileri azaltmak amacıyla arazi kullanım kararları ile kentsel su sistemini entegre ederek, yeraltı ve yer üstü sularının ilişkisinin ve yağış rejiminin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca, EKSY, su ve sanitasyon altyapısı ve hizmetlerine erişimi sağlamak, yağmur suyu, atık su, yağmur suyu drenajı ve yüzeysel akış kirliliğini yönetmek, su kaynaklı hastalıkları ve salgınları kontrol etmek ve taşkın, kuraklık ve toprak kayması gibi suyla ilgili tehlikelerin riskini azaltmaktadır. x EKSY araçlarından biri olan ve kontrolsüz kentsel yayılma eğilimi ile ortaya çıkan yeşil altyapı kavramı, "yerli türleri destekleyen, doğal ekolojik süreçleri sürdüren, hava ve su kaynaklarını koruyan, sağlık ve yaşam kalitesine katkıda bulunan" her türlü yeşil alanın birbirine bağlı ağlarını ifade etmektedir. Yeşil altyapının amacı, temiz su sağlamak, yüzeysel akışlara müdahale etmek, su kalitesini iyileştirmek ve erozyonu kontrol etmektir. Yeşil altyapı stratejilerinden biri olan Düşük Etkili Gelişim (DEG) ise, su kalitesini ve su habitatını korumak için doğanın taklidini esas alan sistem ve uygulamaları ifade etmektedir. Hidroloji ve su kalitesi üzerindeki kentleşme etkilerini telafi etmek için kirlilik önleme ve azaltma tedbirleri içeren hidrolojik ve alternatif bir arazi kullanım yaklaşımı ve tasarımıdır. Bu çalışmada, öncelikle Edremit Havzası'nda yer alan ilçelerin demografik özellikleri, doğal yapısı, teknik altyapısı, çevresel sorunları ve riskli alanları incelenmiştir. Bölgenin mevcut durumu belirlendikten sonra, arazi kullanım değişimleri ve eğilimi geçmişten günümüze incelenmiştir. Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılarak Corine arazi kullanım sınıflandırmasına göre yapılaşmış alanlar, tarımsal alanlar ve orman alanları için EKSY'ye yönelik seçilen parametrelere göre uygun alanlar belirlenmiştir. Bu yönteme göre belirlenen arazi kullanım ile kentsel su döngüsünü doğal su döngüsüne yakınsayan bir arazi kullanım modeli oluşturulması hedeflenmiştir. Bu çalışma, iklim değişikliğinin kentsel su döngüsü üzerindeki etkilerini azaltmaya ve arazi kullanım planlaması ile su yönetimi planlarının entegre edilmesine yönelik yapılacak çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Arazi kullanımıSu
Elif Nagihan Ayhan
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Platosunun agroekolojik kuşakları

Çalışma sahası olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Fırat Bölümünde yer alan Gaziantep Platosu seçilmiştir. Geniş arazi varlığının yanında Fırat Nehri gibi bol su kaynağına sınır olması ve plato sahasındaki nüfusun büyük çoğunluğunun tarımla uğraşıyor olmasına karşın, özellikle kırsal fakirliğin yaşanması, halkın tarımsal verimden ve geçimden memnun olmaması plato arazilerinin potansiyeline uygun kullanılıp kullanılmadığı sorusunu zihinde uyandırmıştır. Bu sebeple Gaziantep Platosu topraklarının tarımsal uygunluk derecelerinin belirlenmesi doğrultusunda agroekolojik kuşaklarının oluşturulmasının hedeflendiği bu çalışmada Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden (ÇKKV) biri olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ile Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın hedefi doğrultusunda birinci bölümde agroekoloji ve organik tarım konusunda bilgiler verilmiş, ikinci bölümünde ise sahanın genel coğrafi özellikleri ortaya konulmuştur. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise platonun agroekolojik kuşaklarının belirlenebilmesi için literatürel bilgiler ve sahanın doğal koşulları dikkate alınarak ana kriterler ve bunlara ait alt kriter aralıkları ortaya konulmuştur. Her bir ana kriter ikili karşılaştırmalarla mukayese edilmiş, puanları ve ağırlık değerleri elde edilmiştir. Ulaşılan ağırlık değerleri ve alt kriter puanları kullanılarak katmanlar arası çakıştırma yapılmış ve agroekolojik kuşaklara ait sonuç tablosu ve haritası oluşturulmuştur. Buna göre plato arazisinin %1'i tarımsal açıdan çok uygun, %30,3'ü uygun, %42,7'si orta derecede uygun, %24,8'i az uygun ve %1,2'si ise tarımsal faaliyete uygun değil'dir. Plato sahasında uygun tarım alanlarını sınırlandıran sebepler arasında doğal faktörler olduğu gibi kullanıcı kaynaklı hatalarında olduğu düşünülmektedir.

AgroekolojiArazi kullanımıCoğrafi bilgi sistemleri+4
Tuba Şerifoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mülksüzleştirerek birikimi neoliberal süreçte arazi edinimleri üzerinden yeniden düşünmek: Bozbük ve Kazıklı Mahallesi örnekleri

Bu çalışma, neoliberal politikalar doğrultusunda gerçekleştirilen arazi edinimi ve geliştirme süreçlerinin sosyo-ekolojik etkilerini, Türkiye'nin Bozbük ve Kazıklı mahalleleri özelinde incelemektedir. Araştırma, yerel topluluklar, devlet aktörleri, özel sektör ve kurumlar arasındaki etkileşimi analiz ederek bu süreçlerin geleneksel arazi kullanım pratiklerini nasıl dönüştürdüğünü ve mülksüzleştirerek birikim süreçlerini nasıl şekillendirdiğini ele almaktadır. Çalışmanın temel sorusu, yerel toplulukların, arazi haklarını geri kazanma çabalarında neoliberal aktörler ve kurumlarla nasıl bir etkileşim kurduğu ve bu süreçlere nasıl yanıt verdiği üzerine yoğunlaşmaktadır. Araştırma bulguları, arazi edinim süreçlerinin genellikle geleneksel arazi kullanım pratiklerini verimsiz, okunaksız veya ekolojik olarak yıkıcı olarak gösteren neoliberal söylemlerle meşrulaştırıldığını ortaya koymaktadır. Araştırma, yerel toplulukların bu dinamikler karşısında nasıl bir direnç ve uyum gösterdiğini vurgulamaktadır. Yerel aktörler, arazi haklarını geri kazanma çabalarında neoliberal çerçevelerle etkileşimde bulunmak zorunda kalmakta, stratejilerini bu sistemler içinde pazarlık yapacak şekilde uyarlamaktadır. Bu durum, toplulukların kendi haklarını savunmak için mücadele ederken, aynı zamanda mülksüzleşmelerine neden olan sistemlerin içinde hareket etmek zorunda oldukları bir paradoksu ortaya koymaktadır. Çalışma, bu yerel süreçleri küresel bir bağlama yerleştirerek, uluslararası ekonomik baskılar ve çevresel politikaların yönlendirdiği arazi metalaştırma ve kaynak kapatması trendleriyle bağlantılandırmaktadır. Araştırma, politik ekoloji ve eleştirel kurumsalcılık gibi teorik çerçevelerden yararlanarak arazi yönetişim mekanizmalarının daha geniş neoliberal anlatılarla nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Araştırma, niteliksel bir etnografik yöntem benimseyerek, arazi edinimi dinamiklerini derinlemesine anlamak amacıyla 29 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler, yerel aktörlerin deneyimlerine, arazi kullanımındaki değişimlere yönelik algılarına ve bu değişimlerin sosyo-ekonomik ve çevresel sonuçlarına odaklanmaktadır.

Arazi kullanımıArazi çatışmasıBaltalık orman+2
Koray Albulut
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
40
Master'sOpen AccessTR

Hankendi Ovasında (Elazığ) tarımsal faaliyetler, sorunlar ve çözüm

Ülkemizdeki ovalar, insanların barınma ve beslenme ihtiyaçlarını karşıladığı önemli yerleşim alanlarıdır. Ayrıca bu ovalar, verimli tarım topraklarına sahip doğal kaynaklar olarak da hizmet verir ve tarımsal faaliyetlerin sürdürüldüğü alanlardır. Hankendi Ovası, Murat Nehri havzasında yer alır. Hankendi Ovası, tarımsal üretim için önemli bir bölgedir ve çeşitli bitkisel ürünlerin yetiştirildiği bir arazi olarak kullanılmaktadır. Ova, tarım faaliyetleri için uygun iklim koşullarına sahip olması ve yer altı su kaynaklarına varlığı nedeniyle tarımsal üretim için ideal bir konumdadır. Bu bölgede tahıl üretimi (buğday, arpa, mısır), sebze ve meyve yetiştiriciliği, bağcılık gibi çeşitli tarım faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Araştırma sahası, bitkisel üretim sürecinin devam ettiği tarımsal üretim alanıdır ve doğal ortam potansiyeli açısından tarıma elverişlidir. Ancak, bu süreçte doğal ve beşeri kaynaklardan kaynaklanan bazı sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Elazığ Hankendi Ovasındaki tarımsal faaliyetler, sorunlar ve çözüm önerilerini ele almaktadır. Araştırma, tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde etkili olan doğal, beşeri ve ekonomik faktörleri bütünsel olarak değerlendirmektedir. Doğal ortamın koşullarıyla tarımsal faaliyetler arasındaki ilişki analiz edilmekte ve insan faktörü, tarımsal faaliyetlerin nüfus ve yerleşme üzerindeki etkileri doğrultusunda ele alınmaktadır. Hankendi Ovasının genel arazi kullanım durumu ve tarımsal faaliyetlerin yeri ve önemi detaylı bir şekilde ortaya konulmaktadır. Tarımsal faaliyetler ve bu faaliyetlere dair sorunlar ve çözüm önerileri ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin sahanın neredeyse tamamında sürdürüldüğü gözlenmektedir. Hankendi Ovasının tarımsal faaliyetlerde yaşanan sorunlar arasında su kaynaklarının verimli kullanılmaması, sulama sistemlerinin modernize olmaması, nüfusun şehir merkezine göç etmesi, çevre kirliliği, tarım arazilerinin parçalaması, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, sermaye yetersizliği, bilinçsiz zirai ilaç ve gübre kullanımı, çiftçiye yeterli devlet desteğin sağlanamaması, pazarlama ve fiyatların istikrarsızlığı, tarım kooperatiflerinin yetersizliği ve işlevsizliği, yanlış ürün kullanımı, tarımsal kesimde makineleşme ve teknoloji kullanımı gibi konular yer almaktadır. Bununla birlikte, Hankendi Ovasının tarımsal potansiyelinin korunması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yapılabilmesi için çeşitli önlemler alınmalıdır. Su kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilmesi, sulama tekniklerinin iyileştirilmesi, organik tarımın teşvik edilmesi ve tarımsal üretimde modern teknolojilerin kullanımı gibi adımlar, ovanın tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Hankendi Ovasının tarımsal potansiyelini korumak, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak ve tarımsal üretimde verimliliği artırmak için yerel yönetimler, çiftçiler ve ilgili paydaşlar arasında işbirliği ve bilinçlendirme faaliyetleri önemlidir. Hankendi Ovasında verimli tarım arazileri imara açılmıştır. Verimli tarım arazilerinin bulunduğu alanlara imar verilmemelidir. Hankendi Ovasında sulama imkânlarının yetersiz olduğu alanlarda kuru tarım yapılmalıdır. Su kaynaklarının geçtiği alanlarda ise sulamalı tarım yapılmalıdır. Bu şekilde Hankendi Ovası, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol oynayabilir ve bölge ekonomisine katkı sağlayabilir. Bu açıdan bu çalışmada, bu sorunlar ele alınmakta ve çözüm önerileri sunulmaktadır.

Arazi kullanımıElazığ-HankendiJeomorfoloji+2
Cemre Nisa Kayaoğlu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği CORINE arazi kullanımı sınıflandırma sistemi ve çanakkale ili uygulaması

Avrupa Komisyonu, 1985 yılında topluluğa üye 12 ülkenin arazi kullanım türlerini tespit etmeyi hedefleyen bir çalışmayı başlatma kararı almıştı. Kısa adı CORINE (Coordination of Information on the Environment /Avrupa Birliği Çevre Bilgileri Koordinasyonu) olan programın amacı, aynı zamanda Avrupa Topluluğu (AT)'na üye ülkeler arasında coğrafî verilerin standartlarının sağlanması ve topluluk çevresel politikalarının belirlenmesi için veri sağlamaktır. Türkiye AB'ye üyelik sürecinde AB'de geçerli olan standartları yakalama ve çalışmalara katılmak durumundadır. Bu çalışmada, LANDSAT(2007) ve ASTER (2008) uydu verileri kullanılarak Çanakkale iline ait arazi örtüsü sınıfları, CORINE sınıflandırma sistemi ilke ve detayları dikkate alınarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, 2007 yılına ait Çanakkale Tarım İl Müdürlüğü (ÇTİM) verileri ile karşılaştırılmış ve CORINE sınıflandırması ile mevcut veriler arasında ilişkiler ortaya konmuştur.Sınıflandırma çalışmalarında bütün seviyelerinde hata çizelgesi hazırlandı ve analiz edildi. Ortalama sınıflandırma hatası seviyeye bağlı olarak artmaktadır. Örneğin ortalama doğruluk birinci düzeyde %92,20, ikinci düzeyde %90,20 ve üçüncü düzeyde %84,14'ür.CORINE programının ikinci evresi olan 5 veya 10 yılda bir yapılacak AÖ/AK sınıflandırmasında göze çarpan değişim bilgileri için 2010'da yapılacak bir CORINE sınıflandırması çalışması planlanmalıdır. Böylece, bu kategoride AB standartlarını yakalamada son eksiğin de tamamlanması gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu aynı zamanda küresel ısınma baskıları nedeniyle, AB ülkelerinin de 2010'dan önce, 2006'da bir CORINE AÖ/AK sınıflaması kararı alması ile, 10 yıl yerine daha sık aralıklarla eğilim belirleme çalışmasına girmeleri ile paralellik gösterecektir.

Arazi kullanımıArazi örtüsüSayısal+2
Mülayim Güre
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne ili arazi kullanım türlerinin uzaktan algılama ve CBS ile belirlenmesi

Bu çalışmada Edirne ilinin arazi kullanım türlerinin uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda 2008 yılına ait 3 adet ASTER uydu görüntüsü satın alınmış ve bu görüntüler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. ERDAS Imagine ve ARC GIS programları kullanılarak görüntüler birleştirilmiş, işlenmiş, sınıflandırılmalar yapılarak majör arazi kullanım türleri belirlenmiştir. Elde edilen sınıflar ve bu sınıfların oransal ve alansal dağılımları Edirne İl Tarım Müdürlüğü'nün ve İl Toprak Envanter Raporu verileri ile karşılaştırılmıştır. Oluşturulan arazi kullanım türleri il ve ilçe bazında haritalandırılmıştır.Çalışmanın sonucunda ise Edirne ilinde kuru tarım, orman, mera, çeltik, sulu tarım, su yüzeyleri ve yerleşim olmak üzere 7 adet majör arazi kullanım türü belirlenmiştir. Bu arazi kulanım türlerinin oransal dağılımlar ise kuru tarım % 56,07, orman % 14,98, mera % 15,43, çeltik alanları % 9,07, yerleşim % 2,59, sulu tarım %1,24 ve su yüzeyleri % 0,62 olarak hesaplanmıştır.

Arazi kullanımıCoğrafi bilgi sistemleriEdirne+1
Timuçin Everest
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortak arazilerin yönetiminde Osmanlı tarzı (1839-1914)

Bu çalışma Osmanlı ortak arazilerinin yönetimini ve kullanımını konu edinmektedir ve ilgili alandaki çalışmaların nedretinden doğmuştur. Araştırmacı farklı coğrafyalardaki ortak arazilerin tarihsel kökenleri, yönetimi ve kullanım şekilleri üzerine kaleme alınan teorik araştırmaların ve vaka çalışmalarının cazibesine kapılarak yola çıkmış olup Osmanlı ortak arazileri alanındaki boşluğu doldurmaya katkıda bulunmak niyetindedir. Çalışma ortak arazilerin mera, yaylak-kışlak, orman, harman yerleri ve umumî yollar gibi kırsal veya kırsala ilişkin versiyonlarına odaklanmış olup meseleyi üç ana başlıkta ele almıştır. Çalışma öncelikle ortak arazilerle ilgili olarak geliştirilen teorik ve kavramsal çerçeveyle ilgilenmiştir. İkinci olarak on dokuzuncu yüzyıl öncesindeki idare ve kullanım pratikleri ele alınmıştır. Son olarak ortak arazilerle ilgili hukukî ve kurumsal dönüşümlere sahne olan on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonraki döneme odaklanılmıştır. Ele alınan birinci dönem çoğunlukla toprak hukuku mevzuatının satır aralarından yola çıkılarak aydınlatılmaya çalışılmıştır. İkinci döneme ilişkin idare pratikleri ise yine ağırlıklı olarak dönemin hukukî mevzuatından istihraç edilmekle birlikte söz konusu mevzuatın seçili bir bölgede nasıl uygulandığı üzerinden de takip edilmeye çalışılmıştır.

Arazi kullanımıArazi yönetimiOrtak paylaşım+3
Zeynep Akan Yetişir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bursa/Nilüfer Çayı'nın Başköy-Kestel bölümü ve alt havzalarının kirlilik ve risk analizi

Ülkemizde nüfusun aşırı biçimde artması ve bununla birlikte arazi kullanımı ile ilgili kararların doğal ekolojik dengeyi bozucu nitelik göstermesi ve buna bağlı olarak çevre sorunlarının tüm canlı yaşamı tehdit eden boyutlara ulaştığı izlenmektedir. Yenilenemeyen doğal kaynakların tükenmesine neden olan şehirleşme olgusunun planlama yöntem ve teknikleriyle olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması önem taşımaktadır. Bu nedenle Tez'e konu olan Bursa Nilüfer Çayı Başköy ? Kestel Bölümü ve alt havzalarının güncel arazi kullanımı incelendiğinde hükümetlerin aldıkları kararlar neticesinde sanayileşme sürecine bağlı olarak mekân organizasyonu radikal olarak değişmiş, birinci sınıf tarım toprakları üzerinde ve jeolojik açıdan yüksek geçirgenliğe sahip kayaçların oluşturduğu alanlarda yer alan yerleşim ve sanayi alanları gibi kentleşme olgularının havzayı oluşturan doğal kaynaklar üzerinde kirlilikler veya kirlilik riskleri ortaya koyduğu görülmüştür.Araştırmada Nilüfer Çayı'ndan alınan su örnekleri üzerinde yapılan çözümlemelere bağlı olarak; kimyasal kirliliklerin su kalitesine etkisinin değerlendirilmesi, kirliliklerin yayılması ile bu kirliliklerin fiziki coğrafya özellikleriyle ilişkilendirilmesi, elde edilen kirliliklerin uluslararası standartlarla karşılaştırılarak Coğrafi Bilgi Sistemleri'nin (CBS) bir araç olarak kullanılması ve tüm bu analitik çalışmaların bir bütün halinde değerlendirilmesi ana ilke olarak kabul edilmiştir.Araştırmayı yönlendiren teorik bilgilerin ortaya konulması, havza kavramına bağlı olarak havzanın, doğal kaynakların ve ekosistemin bütüncül bir sistem olması ve bu bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekliliği ortaya konulmuştur. Ekolojik risk değerlendirmesi metodolojik olarak irdelenmiş, bazı entegre edilebilecek modeller anlatılmıştır. Ardından hava, su ve toprak evrensel kirlilik parametreleri, alt ? üst limit değerleri ve bu parametreler ile diğer doğal-yapay faktörler arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Araştırma alanının doğal yapısı ve arazi yapısı ile doğal kaynakların kendi iç süreçlerinden meydana gelen doğal çevre sorunları ortaya konulmuştur. Tarihsel süreçte Bursa kentinin mekânsal oluşumu, sosyo - ekonomik yapısı değerlendirilmiş, mevcut ve geçmiş arazi kullanımları ekolojik açıdan irdelenmiş, imar planlarına bağlı olarak arazi kullanımından kaynaklanan kirlenmeler ve riskler ortaya konulmuştur. Ardından havza içinde kirlilik yaratan bütün elemanların ilişkisel bir kurguya sahip olmasından yola çıkarak insan faaliyetleri ve arazi kullanımlarına bağlı olarak ortaya çıkan kirliliklerin (yerleşim, tarımsal faaliyetler, sanayi boşaltımları ve ulaşım gibi) belirlenebilmesi için araştırma alanında yapılmış olan kirlilik analizleri değerlendirilmiştir. Araştırma alanında toprak, hava ve su kirliliği sonucu oluşan ekolojik sorunlar, baskılar, baskı kaynakları ve özellikleri, olumsuz etkilerin ölçülmesi, uluslararası standartlar ile karşılaştırma adımları gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanının sahip olduğu fiziki ve beşeri özelliklerine bağlı olarak toprak ve yeraltı suyu kirliliği riskleri CBS metodolojisi ile ortaya konulmuştur. Son olarak tez kapsamında yapılmış tüm analizler değerlendirilmiş, araştırma alanının korunmasına yönelik tedbirler ortaya konulmuştur.Yapılan çözümleme çalışmalarından elde edilen bulgulara göre fonksiyon alanlarının neden olduğu baskılar; tarım alanlarında kullanılan gübre ve pestisitler, sanayi alanlarından kaynaklanan işlem atıklarının Nilüfer Çayı'na, toprağa ve kuyular aracılığı ile yeraltı suyuna boşaltılması, konut alanlarından kaynaklanan evsel atık suların Nilüfer Çayı'na veya kuyulara boşaltılması, bazı bölgelerde var olan kanalizasyon şebekelerindeki kaçaklar nedeni ile yeraltı sularının kirlenmesi ve özellikle ısınmadan ve ulaşım araçlarından kaynaklanan hava kirliliği nedeniyle yaşanan inversiyon olgularına bağlı kirliliklerdir.Sonuç olarak Türkiye'de havza planı ve yerel alan planları yapılırken öncelikle doğal kaynakların mevcut durumunun saptanması, fiziksel ? biyolojik ve ekolojik özelliklerinin olması gerektiği gibi irdelenerek arazi kullanımı kararlarının yönlendirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.

Akarsu havzalarıArazi kullanımıCoğrafi bilgi sistemleri+1
Ufuk Fatih Küçükali
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Erzin ilçesi Sarımazı-Burnaz halk plajları ve Gaziantep tatil siteleri arasındaki kıyı şeridinde kıyı alan kullanım planlaması

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ERZİN İLÇESİ SARIMAZI-BURNAZ HALK PLAJLARI ve GAZİANTEP TATİL SİTELERİ ARASINDAKİ KIYI ŞERİDİNDE KIYI ALAN KULLANIM PLANLAMASI AYSEL GÜZELMANSUR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ PEYZAJ MİMARLIĞI ANA BİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Türker ALT AN Yıl: 2000, Sayfa: 158 Jüri: Prof. Dr. Türker Altan Prof. Dr. Erdoğan Gültekin Prof. Dr. Kamuran Güçlü Bu araştırma, Erzin ilçesi Sanmazı-Burnaz Halk Plajlan ve Gaziantep Tatil Siteleri kıyı şeridindeki alan kullanımlarının çevreye etkileri ve alternatif alan kullanımları önerilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, alanın morfolojik ve biyolojik özelliklerinin belirlenmesinin yanısıra mevcut alan kullanımları ve olası kullanım talepleri saptanmıştır. Bu amaçla, kıyı alam çevresinde yaşayan yerel halk ve yaz döneminde plajlan yoğun olarak kullanan kitleyi örnekleyecek bir anket çalışması yapılmıştır. Daha sonra alan kullanımlarının doğal ve sosyo-ekonomik çevreye etkileri saptanmış ve en uygun alan kullanım modelinin oluşturulması için alandaki biyotop tipleri ve duyarlılıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma alanındaki kıyı kullanımının çok yoğun ve doğal potansiyel İle çelişen bir yapıda olduğu saptanmıştır. Alan genelinde koruma- kullanma kapsamında Öncelikle yöre halkına ekonomik yararlanma alternatifleri sunarak doğal ekosistem üzerindeki yoğun baskının azaltılması ve plajların günübirlik olarak kullanım için uygun alanlarda yeniden düzenlenmesi için öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Biyotop Har., Bitki Ört, Duyarlılık, Kumul Alanlar

Alan kullanımıGaziantepHatay-Erzin+3
Aysel Güzelmansur
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Afşin-Elbistan Termik Elektrik Santrali açık linyit işletme alanının madencilik sonrası alan kullanım alternatiflerinin değerlendirilmesi

Alan kullanımıAçık ocak madenciliğiMadencilik
Mustafa Atmaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Osmancık ilçesinde tarımsal arazi kullanımı

Nüfusun hızla artması, küresel iklim değişikliği ve son yıllarda gıda üretimindeki ciddi sıkıntılar, mevcut arazi potansiyelimizin kullanımı ve sürdürülebilirliği konusunda planlama gerektirmektedir. Doğal ortama uyumlu şekilde olmayan arazi örtüsü üzerindeki değişimler, önlem alınmazsa, gelecekte ciddi bir sorun teşkil edecektir. Bu çalışmada Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alan, idari bakımdan Çorum iline bağlı olan, Osmancık ilçesinin tarımsal arazi kullanımı ele alınmıştır. Çalışmada büyük ölçüde CORİNE Projesinden ve Landsat 8 uydu verilerinden yararlanılmıştır. HGM'den ve MTA'dan alınan veriler, coğrafi bilgi sistemleri aracılığıyla işlenerek güncel arazi kullanım haritası oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı; su kaynaklarının yeterli olduğu, verimli tarım arazilerinin bulunduğu ilçede, arazinin kullanımı, değişimi ve sürdürülebilirlik açısından planlamasını ortaya koymaktır. Çalışma alanı, Batı Anadolu'yu Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu'ya bağlayan kavşak noktasında yer almaktadır. Osmancık'ı; ilçenin batısı ve kuzeyindeki dağlık kütleler, güneyde yer alan hafif eğimli sahalar ve Kızılırmak vadisinin olduğu yerleşim ve tarım alanlarının kapladığı sahalar olmak üzere üç ayrı üniteye ayırmak mümkündür. Osmancık'ta jeolojik olarak metamorfik ve volkanik kütleler hakimdir. Tortul sahalara da rastlanmaktadır. İlçenin en önemli akarsuyu Kızılırmak Nehri'dir. Ilıman ikliminin yanı sıra Kızılırmak Vadisi boyunca ilçenin verimli arazilere sahip olması, ilçenin konumunu ve değerini pekiştirmiştir. 1996-2002 yılları arasında yapılan Obruk Barajı sayesinde sulanabilir alanlar 1641 hektara ulaşmıştır. Ancak son 20 yılda I. sınıf araziler yerleşime açılmış, ilçedeki çeltik üretim alanları ile yerleşim alanları iç içe geçmiştir.

Arazi kullanımı
Havva Arslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğirdir Gölü Barla-Eğirdir-Şaraphane kıyı şeridinin alan kullanım yönünden değerlendirilmesi

IK ÖZ 488 Km2 q^sh ile Van, Tuz ve Beyşehir Gölü'nden sonra Türkiye' rıirı 4. büyük gölü olan Eğirdir Gölü, diğer doğal kaynaklar gibi çeşitli çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Arastirmmn aracı; Eğirdir Gölü' nün "Barla- Eğırdir- Şaraphane" kıyı şeridinde, mevcut, alan kullanımlarının saptanarak değerlendirilmesi sonucu, farklı karakterli alan kullanım önerilerinin ortaya konulmasıdır. I. aşaıeda araştırma alanının fiziksel yapı özellikleri incelenmiş, II. aşamada ise önce alanın ekolojik P9.rselleri ve twnlara bağlı doğal peyzaj bölümleri saptanmış, dal©. sonrada bu alanlar için farklı karakterli alan kullanım önerileri getirilmiştir.

Alan kullanımıEğirdir GölüKıyı şeridi
Esin Arı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi değerlendirmesi ve arazi kullanım planlaması amacıyla yeni bir paket proğram geliştirilmesi

32 ÖZET Bu çalışmada arazi değerlendirme çalışmalarında bilgisayardan yararlanma olanakları araştırılmış, mevcut çalışmalar incelenmiş ve paket program yazılmıştır. Sayısal arazi değerlendirme çalışmalarında hesaplamaların fazlalığı zaman almakta ve hataların artmasına neden olmaktadır. Gelişen bilgisayar teknolojisi her alanda olduğu gibi günümüzde modelleme ve similasyon çalışmalarıyla tarımsal araştırma ve geliştirme çalışmalarında etkin olarak kullanılmaktadır. Belirli metod ve özel çalışmaların bilgisayarla takibi için bilgisayar donanımı yanında amaca hizmet eden yazılımın olması gerekmektedir. Bundan hareketle Şenol Arazi Derecelendirme Yönteminin İşlem adımlarına uygun olarak bu paket yazılmıştır. Paket programın IBM uyumlu kişisel bilgisayarda kullanıcıyla etkileşimli ve kullanıcının deneyimli olmadığı varsayılaraktan yazılmış olması yaygın kullanımı artıracaktır. Bu pakette başka bir çalışmada belirlenen Arazi Kullanım Türleri, Haritalama Birimlerinin (HB), Arazi Karakteristikleri (AK) kodları, AKT'lerin toprak isteklerine ve buna bağlı olarak AK'nin farklı düzeyleri için Oransal Beklenilen Ürün (OBÜ) değerleri, AKT'lerin Karlılık Endeksleri (KE) ve ekolojik uyum faktörleri girdi verileri olarak kullanılmıştır. Pakette bu girdi verileri kullanılarak her bir haritalama biriminin AKT'lerin uygunluğunu yansıtan Fiziksel Haritalama Birimi Endeksleri (FHBE), Potansiyel kullanım grupları ve Oransal Haritalama Birimi Endeksi (OHBE) ile Tarımsal Kullanıma Uygunluk Sınıfları (TKUS) otomatik olarak belirlenmiştir.

Arazi kullanımıPaket programlarToprak
Yaşar Tekeş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Landsat sayısal uydu verileri kullanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt bölgesi arazi kullanım haritasının oluşturulması üzerine bir araştırma

IV öz Bu araştırmada, 8 / Ağustos / 1986 tarihli Landsat 5 TM Uydu verilerinin 3., 4. ve 5. band kombinasyonlarından yararlanılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Bölgesinin arazi kullanım haritası çıkarılmıştır. Bu amaçla çalışma alanının 3 band kombinasyonundan zenginleştirilmiş ve unsupervised görüntüleri elde edilmiştir. Çeşitli arazi örtü tiplerini görebilmek ve unsupervised görüntüyü arazide kontrol etmek için test alanları seçilmiş ve unsupervised sımflandırılmış görüntü, küçük alanlar dışında arazi gerçeğiyle büyük benzerlik göstermiştir. Çalışma alanında deniz, kumsal, tahıl-mera, narenciye, orman, orman- çeşitli ağaç, maki-çalılık, dere yatağı, taşlı arazi, sarp çıplak arazi olmak üzere 10 çeşit arazi kullanımı tesbit edilip çalışma alanının supervised sınıflandırmasıyla beraber arazi kullanım haritası hazırlanmış ve sonuç olarak zenginleştirilmiş görüntü, unsupervised görüntü ve arazi kontrolleri bir arada kullanılarak orta ölçekte şimdiki arazi kullanım haritalarının başarıyla hazırlanabileceği ortaya konmuştur.

Arazi kullanımıKıbrıs-GüzelyurtToprak+1
Mahmut Dilaver Aykurt
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1995
00

Related subjects