Borrowing

82 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Borçlanma araçları piyasasında borçlanma aracının özelliklerinin yatırımcı tercihlerine etkisinin belirlenmesi: Türkiye örneği

Ülkemizde borçlanma araçları piyasası uzun süre gelişim gösterememiş ve bu piyasalarda kamu kesimi ağırlığını devamlı korumuştur. Dışlama etkisiyle piyasalarda özel sektör fon bulamamış ve uzun süre ya borçlanma aracı ihraç edememiş ya da çok düşük miktarlarda ihraç edebilmiştir. Fakat 2006 yılından itibaren ihraçlar tekrar özel sektör tahvili ile başlamış, diğer borçlanma araçlarının ihracı da özel sektör tarafından takip eden yıllarda devam etmiştir. Çalışmada borçlanma araçları piyasasında işlem gören araçların seçiminde hangi bağımsız değişkenin etkili olduğu araştırılmıştır. Veri seti olarak borçlanma piyasasında işlem gören ve itfa tarihi henüz dolmamış olan 303 borçlanma aracı kullanılmıştır. Multinomial logit ve multinomial probit modellerle elde edilen sonuçlar ortaya konulmuştur. Göreceli risk oranı hesaplaması yapılırken devlet tahvili temel seçim senaryosu olarak belirlenmiştir. Yatırımcıların bunun yerine hazine bonosunu seçmesinde temiz fiyat kriterinin etkili olduğu belirlenmiştir. Özel sektör tahvilinde kapanış, hacim, basit ağırlıklı ortalama kriterleri etkili olmuştur. Finansman bonosunda temiz fiyat, hacim ve birikimli hacim etkili olmuştur. Kapanış fiyatları açısından değerler incelendiğinde finansman bonosu ve hazine bonosunun tercih edilmesinde risk çok fazladır. Marjinal etkilere bakıldığında, temiz fiyata göre devlet ve özel sektör tahvillerini tercih ettiği görülmüştür. Kapanış fiyatına göre ise hazine ve finansman bonosu tercih edildiği ve finansman bonosunun daha fazla tercih edildiği bulunmuştur. Hacim olarak devlet tahvili ve hazine bonosu öne çıkmaktadır. Birikimli hacimde finansman bonosu dışındaki tüm araçlar tercih edilmektedir. Nominal değerde yalnızca finansman bonosu tercih edilmektedir. Basit ağırlıklı ortalamada devlet tahvili ve finansman bonosu tercih edilmektedir. Böylece iki model üzerinden yatırımcıların hangi aracı hangi kritere göre tercih ettiği ortaya konulmuştur.

BorçlanmaBorçlanma yöntemiDevlet tahvilleri+7
Görkem Nergiz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'a (BİST) kote reel sektör firmalarında borçlanma dinamiklerinin belirlenmesi

Borçlanma, işletmenin ihtiyacı olan fonları işletme içinden karşılayamadığında, belirli bir süre sonra belirli bir faiz oranı ile geri ödemek şartıyla, sermaye piyasalarından veya finansal aracılardan temin ettiği ödünç kaynaklardır. Bu çalışmada, BİST Sınai Endeksindeki (XUSIN) işletmelerin borçlanma dinamiklerine etki eden işletmeye özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde bu faktör gruplarından bir ya da birkaçının kullanılmasına karşılık, bu çalışmada üç grup da araştırmaya dâhil edilmiştir. Analiz dönemi olarak 2010Ç1-2019Ç4 dönemi belirlenmiş olup, çalışmada panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; kısa vadeli finansal borç oranı ile borç dışı vergi kalkanı, likidite oranı, bankacılık sektörü ve ekonomik güven endeksi; uzun vadeli finansal borç oranı ile büyüklük; toplam finansal borç oranı ile büyüklük, likidite oranı, enflasyon ve sermaye piyasası değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç kaldıraç ile kârlılık, varlık yapısı ve sektör ortalamaları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: BİST Sınai Endeksi (XUSIN), Borçlanma Dinamikleri, Sermaye Yapısına Etki Eden Faktörler, Finansal Liberalizasyon, Panel Veri Analizi

Borsa İstanbulBorçlanmaEndüstri endeksi+4
Sercan Kırık
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak iç borçlanma

Devletler kamusal finansman ihtiyacını bütçe gelirlerinden karşılayamadığı zaman alternatif olarak borçlanma yöntemine başvurmaktadırlar. Borçlanma ise genel anlamda iç ve dış borçlanma diye ikiye ayrılmaktadır. Bütçe açıkları ya da stratejik yatırımlar gibi kamusal finansman ihtiyaçları için finansman kaynağının dış borçlanmadan karşılanamadığı ya da dış borçlanma tercihinin ülkeye sağlayacağı katkı açısından stratejik bulunmadığı zamanlarda iç borçlanma tercih edilmektedir. Bu yüzden Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanma devlet açısından çok büyük önem arz etmektedir. Özellikle son yıllarda artan kur artışları nedeni ile Türkiye'de iç borçlanma tercihi borçlanma maliyeti açısından daha çok tercih edilmiştir. İç borçlanma bütçe açığını kapatmak için maliye politikası çerçevesinde ya da para politikası çerçevesinde de tercih edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın nedenleri ile kamusal borçlanmanın kavramı ve kapsamı, kamusal borçlanmanın sınıflandırılması, kamusal borçlanmanın kaynakları, kamusal borçlanma politikalarına ilişkin teorik yaklaşımlar ve kamusal finansman yöntemlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın 1980 yılından günümüze kadar dönemler itibari ile gelişimi incelenerek kamusal iç borçlanmanın yönetimi ve hedefleri, Türkiye'de iç borçlanma yöntemleri ve iç borçlanma araçları ile ampirik çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de kamusal finansman aracı olarak kullanılan iç borçlanmanın ekonomik etkileri üzerine bir inceleme yapılmıştır.

BorçlanmaKamusal finansmanKamusal finansman aracı+1
Ramazan Yener
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de mahalli düzeyde borçlanmayı açıklayıcı faktörler: Büyükşehir belediyeleri üzerine bir panel veri analizi

Türkiye'de mahalli düzeyde borçlanma, geride kalan yaklaşık kırk yıllık dönemde önemli ölçüde artmıştır. Söz konusu artışın özellikle nüfusun yaklaşık dörtte üçünü barındıran ve elde ettikleri kaynaklar ile yaptıkları harcamalar açısından başlıca mahalli idare türü olarak kabul edilen büyükşehir belediyelerinde yaşandığı belirtilebilir. Sözü edilen nitelikleri de göz önünde bulundurularak büyükşehir belediyelerinin borçlanmalarının farklı yönleri ile incelenmesi önemlidir. Söz konusu belediyelerin borçlanmalarında yöneticilerinin aldıkları kararlar kadar merkezi idare tarafından yapılan düzenlemeler ile uygulanan politikaların belirleyici oldukları belirtilebilir. Nitekim araştırma kapsamında Türkiye'de büyükşehir belediyelerinin borçlanmaları üzerinde etki doğuran faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda büyükşehir belediyelerinin ve merkezi idarenin belirleyici oldukları mali, politik, kurumsal, demografik, sosyoekonomik, iktisadi ve coğrafi faktörler analize katılmıştır. Analiz kapsamında dinamik panel veri modellerinden Sistem Genelleştirilmiş Momentler Tahmincisi kullanılmıştır. Her iki idarenin belirleyici oldukları değişkenlerin ayrı ayrı analize katılması ve borçlanma üzerinde yarattıkları etkilerin birlikte test edilmesine olanak sağlayan yöntemin kullanılması araştırmanın özgün yönlerini oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonucunda açıklanan değişken olarak kullanılan borç stoku üzerinde, büyükşehir belediyelerinin belirleyici oldukları yatırım harcamaları, operasyonel denge, faiz harcamaları, ideoloji ve politik bütçe teorisi değişkenleri ile merkezi idarenin belirleyici olduğu genel bütçe vergi gelirlerinden alınan paylar, nüfus, gayri safi yurt içi hasıla ve turistik kent olma değişkenlerinin etki doğurdukları tespit edilmiştir.

BelediyelerBorçlanmaBüyükşehir belediyeleri+3
Halil Serbes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçlanmanın ekonomik büyüme üzerinde etkisi (Türkiye örneği)(2000-2020)

Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin istedikleri büyüme hızına ulaşılabilmesi için tasarruflarını destekleyecek finansman kaynakları yeteri kadar bulunmamaktadır. Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ihraç oranlarının az olması döviz azlığına sebep olmaktadır. Söz edilen bu nedenlerden dolayı dış borçlanma Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça kullanılan mali bir kaynağa dönüşmüştür. Literatürde dış borçlanmanın ekonomik büyümeye etkisi, tartışılsa da araştırmaların çoğunda çok fazla dış borcun ekonomik büyümeye olumsuz etkisi olduğu neticesine ulaşılmıştır. Bu çalışmamızda Türkiye'de dış borçların ekonomik büyümeye etkisi 2000-2020 yıllarında senelik verilerden yararlanarak yapılan VAR analizi ve Granger Nedensellik Testiyle incelenmeye alınmıştır. Uygulanan analizlerin neticesinde dış borçlanma ve büyüme arasında bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Borçlanma, Dış Borçlanma, Ekonomik Büyüme, Türkiye Ekonomisi, VAR Analizi, Granger Nedensellik Testi.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomik büyüme+3
İbrahim Halil Terlemez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kesimi açıklarının ekonomik etkileri

ÖZET KAMU KESİMİ AÇIKLARININ EKONOMİK ETKİLERİ Oya Eylem KANDEMİR Yüksek Lisans Tezi, Maliye Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Z. Refıa YILDIRIM Eylül 2004, 135 Sayfa Kamu kesimi açıklan özellikle 1970'li yılların ikinci yansından itibaren ekonomilerin karşı karşıya kaldığı büyük bir sorun olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle kamu kesimi açıklarının tanımlanması, finansmanı ve ekonomik etkileri mali politikaların değerlendirilmesinde ve belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak kamu kesimi açıklarının ekonomik etkileriyle ilgili olarak iktisatçılar arasında bir görüş birliğinden söz etmek mümkün değildir. Keynezyenlere göre kamu kesimi açıklan ekonomi üzerinde genişletici etkilere yol açmaktadır. Açıkların borçlanma ile finansmanı, faiz oranlarının yükselmesine ve özel kesim yatırımlarının düşmesine neden olmaktadır. Ancak Keynezyen iktisatçıların bir kısmı kamu kesimi açıklan sonucunda yükselen faiz oranlarının özel yatırımlar üzerinde dışlama etkisine yol açmayacağım ileri sürmektedirler. Neoklasiklere göre ise, kamu kesimi açıklan reel faiz oranlarım yükseltmekte ve özel yatıırım harcamalarının dışlanmasına neden olmaktadır. 1970'lerde David Ricardo'nun kamu kesimi açıklarının ekonomi üzerinde reel etkilerinin olmayacağına ilişkin görüşlerinin yeniden gündeme gelmesi bu konuda yapılan tartışmaları farklı bir boyuta taşımıştır. Ricardo Eşdeğerlik Teoremine göre, kamu kesimi açıklarının toplam talep ve faiz oranlan üzerinde herhangi bir etkisinden söz etmek mümkün değildir. Bu çalışmada Türkiye'de kamu kesimi açıklan ile faiz oranlan arasındaki ilişki, 1987:1- 2003:12 dönemini kapsayan aylık veriler kullanılarak analiz edilmiştir. Analizden çıkan sonuçlar, kamu kesimi açıklarının faiz oranlarını yükselttiğine işaret etmektedir. Bu durum Ricardo Eşdeğerlik Teoreminin reddedildiği sonucunu doğurmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ricardo Eşdeğerlik Teoremi, İç Borçlanma, Kamu Kesimi Açıklan, Faiz Oram, Toplam Talep

BorçlanmaEkonomik etkiFaiz+5
Oya Eylem Kandemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretimin finansmanı; Türkiye'deki yükseköğretimde eğitim harcamalarının etkinliğini arttırmaya yönelik bir model önerisi

Bu çalışmada, yükseköğretimin arz yönü olan üniversiteler ile talep yönü olan yükseköğretim öğrencilerinin finansman kaynakları incelenmiş ve dünya genelinde kullanılan özel kaynaklarla finansman yöntemlerinden, "Gelire Dayalı Borçlanma" yöntemi ve uygulamaları hakkında bilgiler verilmiştir. Türkiye'de, yükseköğretimin finansman sorunlarının çözümlenebilmesi için öğrencilerin öğrenim ve yaşam maliyetlerini kendilerinin karşılaması bakımından bir borçlanma programı önerisi sunulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, yükseköğretim hizmetinin genel işleyişi ve yapısı, yükseköğretim kurumları, yükseköğretimin küresel anlamda değişme ve gelişmesine katkı sağlayan kurum ve organizasyonlar, yükseköğretimin niteliği bakımından kamu ekonomisi içerisindeki yeri ve önemi hakkında temel ve teorik bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, yükseköğretim sistemlerinde kullanılan finansman yöntemleri ile Türkiye'deki yükseköğretim sistemi ve finansmanı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, özel finansman kaynakları içerisinde kullanılan borçlanma yöntemleri ve bu yöntemleri kullanan çeşitli ülkelerdeki uygulama örnekleri hakkında güncel bilgiler verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, Türk yükseköğretimin finansmanında etkin kaynak kullanımının sağlanabilmesi açısından, devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerin, öğrenim ve yaşam maliyetlerini karşılamaları için gelire dayalı borçlanma yöntemi esas alınarak oluşturulan bir borçlanma programı önerisi sunulmuştur.

BorçlanmaBorçlanma yöntemiEğitim+5
Reşit Çetinkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası borç krizi ve Türkiye borçlarının sürdürülebilirliği

Dış borçlanma özellikle ekonomik performansları düşük ve kaynak yetersizliğine sahip gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu bir finansman yöntemidir. Gerek gelişmekte olan ülkelerin gerekse gelişmiş ülkelerin dış borçlanmaya giderek ülke ekonomilerine bir ivme kazandırma çabalarına yıllar boyunca rastlanmıştır. Ancak kimi ülkeler dış borçlanmayı etkin bir şekilde kullanırken, kimileri ise aynı etkinliği sağlayamamıştır.Bu çalışmada, dış borçlanma, Türkiye'nin dış borçlarındaki gelişmeler, dış borcun sürdürülebilirliği ve etkileri incelenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) 1970 sonrası dış borçlarındaki gelişmeler, borç krizinin nedenleri ve Türkiye'de 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkan borç krizi, 1980 sonrası gelişmeler ve dış borç göstergelerindeki gelişmeler üzerinde durulmuştur.1989 yılında 32 sayılı karar ile Türk parası konvertibl (yabancı paralar karşısında sınırsız değiştirilebilir) duruma getirilmiştir. Bu kararla birlikte firma ve kuruluşların dövizle borçlanmalarına olanak sağlayan bir uluslar arası finansal serbestleşme dönemine girilmiştir. Yüksek reel faizler ve değerli TL, kısa vadeli sermayeye uluslar arası piyasalardan daha yüksek getiri olanağı sağlamış ve ülke yatırımlara dönüşmeyen, yüksek karlar elde edip kısa sürede yurt dışına kaçan spekülatüf sermaye akımına uğramıştır. Buna bağlı olarak 1989 sonrası özel sektörün dış borçlanması hızla artmıştır.Dış borçların sürdürülebilirliği kavramı, özellikle 1980'lerde çığ gibi büyüyen dış borç kullanım oranlarının, birkaç sanayileşmiş ülkenin sürekli olarak yaşadığı cari işlemler dengesi açıklarının ve GOÜ' lerin yaşadıkları dış borç krizlerinin etkisi ile önem kazanmıştır.Anahtar Kelimeler: Dünya Borç Krizi, Dış Borç Sürdürülebilirliği, Zamanlararası Geri Ödeme Yeteneği, Eş Bütünleşme, Birim Kök, Türkiye

Borç kriziBorçlanmaBorçlanma yönetimi+9
Ahmet Turgut Akkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçların sürdürülebilirliği: Türkiye örneği (1980-2010)

Çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında kamu açıkları gelmektedir. Ekonomi literatürü kamu açıklarını açıklamaya yönelik iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bu konulardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim, diğeri ise bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Birçok gelişmekte olan ülke ekonomilerinde ekonomik büyüme ve kalkınmanın finansmanı için gerekli olan ülke kaynaklarının yetersiz olması bu ülkeleri dış kaynak bulmaya zorlamaktadır. Bu durum sonucunda ise dış borç bu ülkeler için önemli bir finansal kaynak olmaktadır.Gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan birçok ülke ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de dış borç oldukça önemli bir kaynaktır. Bu kapsamda ülkemizde dış borç genellikle tasarruf ve döviz açıklarını gidermek ve yüksek büyüme hızına ulaşabilmek için alınmaktadır. Ülke kaynaklarının yetersiz kalması sonucunda ilk zamanlar ek bir kaynak olarak alınan dış borçlar etkin bir şekilde kullanıldıklarında yatırımları, ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmaktadır. Ancak, alınan dış borcun etkin ve verimli olarak kullanılmaması ve dış borç anapara ve faiz ödemelerinin ulusal gelir artışından daha fazla artış göstermesi, borçları ödeyebilmek için tekrar borç alınmasını gerektirmektedir. Bunun sonucunda ise dış borç yükü artarak ülkenin refahında bir azalmaya yol açmaktadır.Bir ülke ekonomisinde dış borçlanma gerek yapısı ve gerekse alınma amaçları bakımından ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu nedenle siyasi karar alma sürecinde dış borçlanma ile ekonomiye aktarılan dış kaynakların etkin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için belli ölçütler dikkate alınmalı ve bu doğrultuda analizler yapılarak, elde edilen sonuçlara göre borçlanılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; 1980'den günümüze dış borç stokunun ve dış borç servisinin ülke ekonomisine etkisini değerlendirmek ve Türkiye'de 1980-2010 yılları arası dış borçların sürdürülebilirliğini zaman serilerine dayalı eşbütünleşme analizi yardımıyla açıklamaktır.Anahtar kelimeler: Kamu Açıkları, Kamu Borçları, Dış Borçlar, Eşbütünleşme, Dış Borçların Sürdürülebilirliği

BorçlanmaBorçlarDış borçlanma+4
Sinan Çukurçayır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borçları ve orijinal günah göstergelerinin gelişimi: Türkiye örneği

Dünyada 1970li yıllardan bu yana yaşanan liberalleşme ve küreselleşme ile birlikte kamu harcamalarının finansmanında iç ve dış borçlanma süreklilik gösteren hatta normal karşılanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan gelişmeler finansal liberizasyonu da tetiklemiş ve bu süreçte finansal krizlerin sebebi itici unsurlar olarak para ve vade uyumsuzluklarının yanında borçların yapısı önem kazanmıştır. Borç yapısının temelinde ise ülkelerin yurtiçi veya uluslararasından ulusal paraları cinsinden borçlanamama durumları yatmaktadır. Bu durumu açıklamak üzere Orijinal Günah, 1990'lı yıllarda yoğun bir şekilde yaşanan krizler neticesinde Eichengreen ve Hausmann (1999) tarafından ortaya atılmış ve akabinde yapılan pek çok çalışma ile anlamlılığı onaylanmış bir kavramdır. Çalışmalarında ulusal ve uluslarararası olarak ikiye ayırdıkları Orijinal Günahı, ülkelerin yerel paraları ile dış borçlanma yapamaması ya da yurtiçi piyasasında uzun vadeli borçlanamaması durumu olarak tanımlamışlardır. Yabancı para birimi cinsinden borçlanma, özellikle gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemli bir finansman kaynağı oluşturmaktadır. Çalışmamızda ülkelerin ulusal para cinsinden uzun vadeli ve sabit faizli borçlanamamasının nedenini menkul kıymet piyasalarının gelişmişlik düzeyi, enflasyonist bekleyişler, para politikası ve kredibilite eksikliği ile uygulanan kur rejimleri şeklinde üç başlık altında ele alınmıştır. Ülkenin ekonomik ve finansal gelişmişlik düzeyinin problemin çözümünde önemli olduğu bulunmuştur. Güçlü politika ve kurumların, kredibilitesi yüksek bir para politikasının ve dalgalı kur rejiminin varlığı sorunun açıklanmasında önem arz eden diğer faktörler olarak belirlenmiştir. Etkin çalışmayan kredi piyasasının varlığı ülkeleri söz konusu probleme karşı açık hale getirdiği tespit edilmiştir. Türkiye için yurtiçi ve uluslararası Orijinal Günahı rasyo analiz olarak incelediğimiz tezimizde uluslararası orijinal günah katsayısı 2004 yılına kadar 1 olarak hesaplanmıştır. 2000 Krizinin ardından yükselen endeks değerleri 2003 yılı düzenlemelerinin ardından iç borçlanma piyasasının göreli olarak derinleşmeye başlamasıyla, döviz kuru rejimindeki değişimin düşen enflasyon oranı ile birlikte piyasa riskini azaltmasıyla 2013 yılına kadar düşük düzeyde gerçekleşmiş olmasına karşın bu yıldan itibaren yüksek değerler almaya başlamıştır. Ayrıca Türkiye ekonomisinin uluslararası orijinal günah göstergeleri de düşük performans göstermektedir. TL nin hala konvertibil bir para birimi olmaması ve tercih edilmemesi sebebi ile uluslararası orijinal günah endeksi göreli azalmalarına rağmen 0,90 lar gibi hala çok yüksek değerlerde seyretmektedir. Uluslararası orijinal günah katsayısının bu denli yüksek oluşu yapılan çalışmaları ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Çünkü değişim çok küçük miktarlarda gerçekleştiğinden analizlerde değişken olarak pek etkin olamamaktadır. Bu çerçevede ülkemizin atacağı politika adımlarında uluslararsı piyasalarda yerli para birimimize olan güveni arttırıcı iş birliklerine ve güven sağlayıcı yeniliklere ihtiyacı vardır. Konvertibilitesinin artmasını sağlayıcı tedbirler ile uluslarararası orijinal günah değeri dünya ekonomisine yön veren beş büyük ülke parası gibi sıfırlanmasa da en azından Avrupa ülkeleri seviyesinde gerçekleşebilecektir. Nitekim Yurtiçi orijinal günah değerleri; 2000 Krizinin ardından yükselse de 2003 yılı düzenlemelerinin ardından iç borçlanma piyasasının göreli olarak derinleşmeye başlamıştır. Döviz kuru rejimindeki değişimin düşen enflasyon oranı ile birlikte piyasa riskini azaltmasıyla küresel finansal krize kadar düşük düzeyde gerçekleşmiş olmasına karşın krizin etkisi ile en yüksek değerlere çıkmış akabinde 2012 yılında döviz cinsi ve dövize endeksli senetlerin kaldıırlması ile ciddi oranda azmaya başlamış, özellikle DSIN1 değeri sıfırlanmıştır. Buradan hareketle uluslararasından ulusal para cinsinden borçlanma imkânı bulamayan ülkelerin yurtiçinde uzun vadeli borç bulma imkânının arttırılması için çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiğinde yurtiçi orijinal günah değerlerinde ciddi bir azalma gerçekleştirebileceği sonucuna ulaşılabilmektedir.

BorçlanmaDış borçlanmaKamu açıkları+3
Meltem Özbay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Firma borçlanma kararlarında finansman hiyerarşisi ve dengeleme kuramlarının geçerliliği: BIST firmaları üzerine ampirik bir analiz

Bu araştırmada, Türkiye'de halka açık firmaların 1994 – 2015 yılları arasındaki verilerine dayanarak, sermaye yapısı kararlarında Finansman Hiyerarşisi Kuramının geçerliliği araştırılmış; bulgular Dengeleme Kuramının önermeleriyle karşılaştırılmıştır. Finansman Hiyerarşisine göre, firmalar, finansman ihtiyaçlarında, finansal kaynakların bilgi asimetrisinden etkilenme düzeyine göre bir tercih sırası izlerler; dolayısyla önce içsel kaynaklara, sonra borçlanmaya, son olarak da öz sermaye çıkarımına başvururlar. Analizler üç adımda yapılmıştır ve analiz yöntemi olarak dinamik panel veri analizi yöntemlerinden biri olan Genelleştirilmiş Momentler Yönteminin (Generalized Method of Moments, GMM) sistem versiyonu kullanılmıştır. Bu analiz yöntemiyle, dışarıda bırakılan değişkenlerin etkisini yok saymayacak şekilde, ters nedeselliği kontrol ederek (sistem analizi) ve dolaysız yoldan testler yapılabilmektedir. İlk olarak, firmaların yatırım harcamaları ve kar payı taahütleri ile içsel fonları arasındaki fark (finansal açık) ile borçlanma oranının ilişkisi test edilmiştir. Finansal açığın katsayısı pozitif, 0,4 ve 1% düzeyinde anlamlı bulunmuştur. İkinci adımda, kuramın önermesine uygun olarak, firmaların finansal açıkları varken borçlanmaya, fazlaları varken de aynı düzeyde borç geri ödemesine yönelip yönelmedikleri araştırılmıştır. Ayrıştırma yapıldığında, bir önceki teste göre, finansal açığın kaldıraç oranıyla ilişkisini gösteren katsayı yükselmiştir (0,7). Türkiye'de firmaların fon fazlası varken, borç geri ödemesine yönelmedikleri tespit edilmiştir. Son olarak, firma karakteristik özelliklerinin sermaye yapısı kararlarına etkisi incelenmiştir. Finansman Hiyerarşisi Kuramının tahminleriyle örtüşen şekilde, faaliyet karlılığının ve firma büyüklüğünün kaldıraç oranına negatif bir etkisi olduğu, büyüme olanaklarının ise kaldıracı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sermaye yapısı, Finansman Hiyerarşisi, Dengeleme Kuramı

BorçlanmaDengeleme teorisiFinansal hiyerarşi teorisi+5
Elif Acar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Savunma harcamalarının dış borçlanma ile ilişkisi: Türkiye analizi

Devletin ülke içi güvenliği sağlamak ve dış ülkelerden gelebilecek saldırıları bertaraf etmek gibi önemli görevleri vardır. Devlet, bu görevleri yerine getirebilmek amacıyla savunma harcamaları yapmaktadır. Savunma harcamalarının düzeyi, çeşitli faktörlere bağlı olarak ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum itibariyle, bölgesel risklerin fazla olması, terörle mücadele ihtiyacı, diğer ülkelerden gelebilecek saldırı tehdidi ve benzeri sebepler sonucunda Türkiye'nin savunma harcamalarının artışı hususunda etkili olmuştur. Bu harcamaların finansmanı amacıyla, vergi gelirleri dışında dış borçlanmaya başvurmuştur. Dış borçlanma kamu harcamalarının finansmanında özellikle gelişmekte olan ülkeler için önem taşımaktadır. Savunma harcamaları Türkiye için en önemli stratejik kamu harcama türlerinden biridir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de savunma harcamalarıyla dış borçlanma arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada kullanılan veriler 1970-2018 dönemi için Dünya Bankası'ndan alınarak, Toda-Yamamato nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Analizin sonucunda % 10 anlamlılık düzeyinde savunma harcamalarından dış borca doğru, tek yönlü bir nedensellik tespit edilmiştir. Bu bulgu literatürle benzerlik göstermektedir. Ayrıca, çalışmada bu ilişkiye yönelik olarak, literatürde ilk defa Perron (1989) yapısal kırılmalı birim kök testi ve Narayan ve Popp (2010) birim kök testi uygulanarak literatüre katkı sağlanmıştır.

BorçlanmaDış borçlanmaNedensellik testleri+2
Yücel Ergün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Devletin Merkez Bankası'ndan borçlanmasının ekonomik etkileri

ÖZET Devletin, belirli bir karşılık veya imkan sağlamak amacıyla, belirlenmiş bir vade sonunda geri ödenmek üzere ve prensip olarak borcu verenlere hiçbir baskı yapmaksızın, iç ve dış piyasalardan çeşitli değerleri elde etmesine "kamu borçlanması" adı verilmektedir. Kamu borçlarının finanse edildiği kaynakların farklılığına göre çeşitli makro ekonomik etkiler görülmesine karşın; çalışmamızda yer alan etkiler sadece Merkez Bankası'ndan borçlanılması varsayımına dayandnılmaktadır. Çalışmamızın uygulama kısmında; "Türkiye'de, 1993-2003 döneminde Merkez Bankası'ndan borçlanılmasının yol açtığı makro ekonomik etkiler" incelenmiştir. n

BorçlanmaBorçlanma yöntemiEkonomik etki+3
Deniz Züngün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan maliye politikalarının sürdürülebilirlik analizi

Son yıllarda Türkiye' de makroekonomik parametreler açısından değişim gözlenmektedir. Özellikle, 1980 ve sonrası mali serbestleşme süreci ve yaşanan 1994, 2000 ve 2001 krizleri mali disiplini etkileyici olmuştur.Çalışmada, Türkiye' de uygulanan maliye politikalarında sürdürülebilirlik test edilmektedir. Söz konusu analiz için iki farklı yöntem kullanılmaktadır: Bohn yaklaşımı ve VAR analizi.Gelişmekte olan ülkeler açısından sağlıklı sonuçlar verebilirliği nedeniyle Bohn yaklaşımı seçilmiştir. VAR testinin yapılmasının nedeni ise, son yıllarda çoğunlukla kullanılan bir teknik olması ve çalışmanın özgünlüğü açısından önemli görülmesidir.Türkiye ve dünyada maliye politikalarının sürdürülebilirliği alanında pek çok çalışma yapılmış ve yapılmaktadır. 1980-2007 dönemindeki politikalar sözü edilen yöntemlerle analiz edilmiştir.Maliye politikasının sürdürülebilirliği için birincil fazla ve Borç/GSMH ana değişkenleri kapsamında bir araştırma yapılmış sonuç olarak sürdürülebilirlik saptanmıştır. Ancak dönemsel olarak yapılan analizlerde, krizler ve sonrası verilerde sürdürülebilirliğin güçlü olarak yorumlanamayacağı söylenebilir.Güçlü ekonomiye geçiş süreci ile faiz dışı fazla hedefli maliye politikalarının yürütüldüğü düşünüldüğünde ulaşılan sonucun varsayılan sonuçla eşleştiği ifade edilebilecektir.

BorçlanmaMali disiplinMaliye politikaları+1
Gül Kayalıdere
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Borçlanmanın karlılık performansı üzerine etkisi: Libya bankaları üzerine bir uygulama

Bu araştırmanın amacı, borçlanmanın Libya'daki ticari bankaların karlılık performansının üzerinde herhangi bir etkisi olup olmadığını belirlemektir. Çalışma, 2008'den 2016'ya kadar dokuz yıl boyunca Libya'da faaliyet gösteren 4 ticari banka üzerinde dengeli panel verileri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu ticari bankaların çeşitli oranları, döneme ilişkin finansal bilançoların ortaya koyduğu verilerden elde edilen çeşitli veri çıkarımlarından hesaplanmıştır. Daha sonra veriler, bu ticari bankaların borçlanmaları ve karlılık performansları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için doğrusal regresyon modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre borçlanma oranı ile aktif karlılık oranı arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki, özsermaye karlılık oranı ile borçlanma arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenirken net kar marjı ile arasında bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır.

BankalarBorçlanmaBorçlanma yönetimi+5
Azeddın Tahır Tabanı Arab
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukukunda mal türlerinin hukuki işlemlere etkisi

İslam borçlar ve eşya hukukunun temel terimlerinden biri olan mal kavramının mahiyeti, bu kavramla ilişkili olan menfaat ve deyn kavramlarının mal kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, İslam hukuk mezhepleri arasında temel tartışma konularından olmuştur. Kaynaklarda mal kavramının mahiyeti, mal-menfaat ve mal-deyn ilişkisi; mal türleri ve bu ayrımlara bağlanan hukuki işlemlere ait yeterli malumat mevcut olmakla birlikte bunların toplu olarak Türk hukukçularına sunulması gerekmektedir. Zira İslam hukukunun kendine özgü sistematiğinden kaynaklı olarak mal kavramını ve mal türlerini, tek bir başlık altında bulmak mümkün değildir. Mevzubahis sorunlar hakkında günümüz İslam hukukçuları tarafından yapılan çalışmalar incelendiğinde Arapça kaynaklarda görülen zenginliği, Türkçe kaleme alınan çalışmalarda müşahede etmek mümkün değildir. Çalışma boyunca genel olarak –hususen birinci bölümde- Hanefi mezhebine ait fıkıh ve usul kaynakları incelenmiştir. Bu kaynakların yanında hem Arapça hem de -gerek Osmanlı döneminde gerekse sonraki dönemlerde- Türkçe yazılmış makale, tez ve kitaplar araştırılmıştır. Özellikle Mecelle ve Mürşidü'l-hayrân'ın ilgili düzenlemeleri mukayese edilmiştir. Yer yer bazı meselelerin pratikteki karşılığı için fetva ve mahkeme kararı örnekleri zikredilmiştir. Neticede mal kavramının maddi/cismani ve ekonomik unsurdan oluştuğuna ve buna bağlı olarak menfaat ve deynin mal olarak değerlendirilemeyeceğine kanaat getirilmiştir. Mal kavramının ekonomik değere sahip ayn, yani maddi/cismani varlığa sahip bir şey olduğu tespit edildikten sonra mal türleri, üç temel başlıkta toplanmış ve bu başlıklar hukuki değer taşımak, piyasada değer farkı olmaksızın mevcudiyet ve nakledilebilirlik olmak üzere genelden özele doğru sıralanmıştır.

BorçlanmaBorçlarEşya hukuku+4
Mehmet Barutçu
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel kredi kullanımında hanehalkı davranışları ve sosyo-iktisadi etkileri

Türkiye'de son yirmi yılda yaygınlaşan bireysel kredi kullanımı, hanehalkının finansal kesime olan borcundaki artışını da beraberinde getirmiştir. Artan hanehalkı borçlanması, sosyal ve ekonomik açıdan çeşitli riskler içermektedir. İyi yönetilemeyen hanehalkı borçlanması bir taraftan talep ve finansal kuruluşların bilançosu kanalıyla ekonomiyi etkilerken, diğer taraftan bireylerin sosyal çevresinde güven ve itibar kaybına uğramasına neden olmaktadır. Bu açıdan artan hanehalkı borçlanmasında, olası risklerin tahmini ve yönetimi için bireysel kredi talebini etkileyen faktörlerin tespiti önem kazanmaktadır.Türkiye'de bireysel kredi kullanımını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amacıyla hazırlanan bu çalışmada; öncelikle tüketim teorileri ve Türkiye'de hanehalkı sosyal ve iktisadi özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise BDDK verilerine göre Türkiye'de bireysel kredi kullanımının en yoğun olduğu üç il; İstanbul, Ankara ve İzmir`de anket çalışması uygulanmıştır. Anket verilerinin analizi için Eviews programı aracılığıyla lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, varlık birikimi, yerleşim yeri gibi faktörler bireysel kredi kullanımını etkilemezken, bireylerin başka bir kaynaktan borçlanabilmesi, faizlerin yüksek bulunması, dini kaygılarla kredi kullanımının tercih edilmemesi, kredi kullanarak peşin mal ve hizmet alımından yararlanma isteği, hanehalkı içinde karar alma sürecinde etkin olan bireylerin eğitim durumu ve hanehalkının gelecek gelir beklentisinin bireysel kredi kullanım davranışını etkilediği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Bireysel Kredi, Tüketici Kredisi, Kredi Kartı, Hanehalkı Borçlanması, Lojistik Regresyon

BorçlanmaBorçlarHanehalkı+5
Neslihan Kılınç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Borçlanma maliyetlerinin muhasebe standartları ve KOBİ'ler için UFRS-TFRS, vergi mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi

İşletmeler faaliyetlerini devam ettirebilmek için fona ihtiyaç duyarlar. Bu fonların temininde özsermayelerini ve yabancı kaynaklarını kullanırlar. Yabancı kaynaklar; kredi kurum ve kuruluşlarından, para ve sermaye piyasalarından sağlanmaktadır. Bu kaynakların işletmeye; faiz, kur farkı ve vade farkı gibi ek maliyetleri olmaktadır. Buna borçlanma maliyetleri denir. Bu maliyetlerin, doğru, güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırabilir bir şekilde mali tablolarda sunulması amacıyla muhasebe standartları yayınlanmıştır.Kamuya hesap verme zorunluluğu olan işletmeler TMSK'nın (Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ? ) yayınlamış olduğu TMS 23 (23. Türkiye Muhasebe Standardı) kapsamında borçlanma maliyetlerini raporlamaktadır. Kamuya hesap verme zorunluluğu olmayan işletmeler ise KOBİ TFRS (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Türkiye Finansal Raporlama Standartları) borçlanma maliyetlerine veya TMS 23'e göre mali tablolarını raporlarlar. Her iki standarda göre; borçlanma maliyetleri gider olarak mali tablolarda yer almalıdır. Ancak; TMS 23 Borçlanma Maliyetleri Standardı borçlanma maliyetine konu olan varlığın özellikli varlık olması durumunda aktifleştirilebileceğinden söz eder. KOBİ TFRS ise; borçlanma maliyetlerinin gider hesaplarında izlenmesi gerektiğini vurgular.Tez çalışması kapsamında; TMSK'nın yayınlamış olduğu KOBİ TFRS Borçlanma Maliyetleri ile TMS 23 Borçlanma Maliyetleri'nin hükümleri örnek bir işletme üzerinde karşılaştırma yapılarak değerlendirilmiştir. Buna göre; KOBİ TFRS Borçlanma Maliyetleri; işletmelere vergi açısından avantaj sağlayan, uygulanması kolay olan bir standarttır. Söz konusu standart; karşılaştırılabilir mali tabloların oluşturulması ve standartlaşmanın ülke geneline yayılması açısından önemlidir.

BorçlanmaBorçlanma yönetimiKOBİ+7
Ceren Canbazoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de belediye borçlarının genel bütçeye etkileri: 1980-2009 dönemi analizi

Türkiye'de belediyeler 1990 sonrası dönemde oluşan finansman ihtiyaçlarını karşılamak için sıklıkla borçlanma yoluna başvurmuşlardır. Özellikle bu dönemde Hazine garantili dış borçlanma belediyeler için çok cazip bir kaynak haline gelmiştir. Çünkü Hazine garantisi ile verilen krediler geri ödenmediğinde Hazine borçlu duruma gelerek belediyelerin bu borçlarını üstlenmektedir.Belediyelerin borcunu ödememesi sonucu Hazine tarafından öngörülemeyen bu tutarlar nedeniyle oluşan nakit problemleri, hem kamu harcamalarının finansmanı için toplanan vergi ve vergi dışı gelirlerin Hazinenin nakit açıklarında kullanılmasına, hem de beklenenden daha fazla gerçekleştirilen borçlanma nedeniyle faiz giderlerinin artmasına neden olmuştur. Sonuçta bu giderler bütçe açığını artırıcı bir etki meydana getirmiştir.2000'li yıllarda yürürlüğe giren yasal düzenlemelerle Hazine üzerinde ciddi yük oluşturan garantili kredilere sınırlandırmalar getirilmesi ile belediyelerin Hazine garantili dış borç stokunda ve üstlenilen garantili kredilerde azalışlar yaşanmıştır. Bu azalışlar nedeniyle Hazine garantilerinden kaynaklanan bütçe açıkları da azalmıştır. Ancak önceki dönemlerin birikimi sonucu vadesi geçmiş Hazine alacakları ile beraber belediyelerin diğer kamu kurumlarına olan iç borçları yıllar itibariyle artış göstermiş ve uzlaşma müessesesi adı altında yapılan yasal düzenlemelerle bu borçlara ait alacakların bir kısmı silinmiştir. Silinen bu alacaklar yine bütçe açıklarını artırıcı bir etki meydana gelmiştir.Sonuçta 1990'lı yıllarda oluşan bütçe açıklarının bir nedeni belediyelerin garantili dış borçlarının Hazine tarafından üstlenilmesi iken, 2000'li yıllarda bu nedenlerden biri ?uzlaşma müessesesi? ile alacakların silinmesi olmuştur.Anahtar Sözcükler:1.Bütçe açıkları2.Belediyeler3.Borçlanma4.Hazine garantili borçlanma5.Uzlaşma

BelediyelerBorçlanmaBorçlar+4
Ahmet Kazan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin kaynak gereksinimi çerçevesinde reel sektörün dış borçlanması

Bu çalışmada, TCMB Sektör Bilançoları kullanılarak, finansal krizlere ?bilanço? yaklaşımı çerçevesinde, 1998-2009 dönemi için Türkiye'deki finansal olmayan firmalar kesimine ilişkin ?olumsuz bilanço etkisi?nin varlığı ile yükümlülük dolarizasyonunun belirleyenleri araştırılarak; Türk Lirası'ndaki reel değer kayıplarının söz konusu kesimin yatırımlarını ne yönde etkilediği incelenmiştir. Ayrıca, küresel likidite koşulları ve risk algılamalarındaki olumsuz bir değişiklik karşısında, aynı kesimin bilanço kaynaklı çeşitli kırılganlıkları irdelenmiş ve ekonomik büyüme için gerekli olan dış kaynak gereksinimi çerçevesinde, Türkiye'de finansal olmayan firmalar kesimince sağlanan dış kaynağın ne ölçüde üretken kapasite ve dış borç geri ödeme kabiliyetini arttırıcı faaliyetlerde kullanıldığı tartışılmıştır.Çalışma sonucunda ulaşılan temel bulgular aşağıdaki şekilde özetlenebilir: İlk olarak, yurt içi tasarrufların ekonomik büyümenin finansmanında yetersiz kalması nedeniyle Türkiye ekonomisi sürekli bir dış kaynak gereksinimi içerisindedir. İkinci olarak, döviz cinsinden yükümlülüklerini döviz cinsinden gelirleri ile eşleştirmeyen ve dolayısıyla kur riskine açık olan Türkiye'deki finansal olmayan firmalar kesimi için ?olumsuz bilanço etkisi? önermesi geçerlidir; Türk Lirası'ndaki reel değer kaybı, daha yüksek yükümlülük dolarizasyonuna sahip sektörler için daha düşük bir yatırım seviyesine işaret etmektedir. Üçüncü olarak da, Türkiye'nin dış kaynak kullanımı, bir taraftan, tasarruf kısıtını hafifletirken, diğer taraftan da, sürdürülebilir büyümeye tehdit oluşturan bazı kırılganlıkları arttırmaktadır.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomi+5
Osman Çağatay Mutlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kamu kesimi iç borçlanmasının özel sektör yatırım ve tasarrufları üzerindeki etkisi

Borçlanma; günümüzde, hemen hemen her ülkede kullanılan önemli bir finansman aracıdır. Vergi gelirlerinin yetersiz kalması sonucu devletler artan ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmakta ve bu şekilde harcamalarını finanse etmektedir.Türkiye'de 1980 öncesinde kamu, finansman açıklarında Merkez Bankası kaynaklarına yönelirken, 1980 sonrasında ağırlıklı olarak iç borçlanmaya yönelmiştir. Kamunun artan oranda borçlanması sonucu borçlanma faizleri yükselmiş, böylece özel kesimin yüksek faizle fon sağlama olanakları azalmıştır. Özellikle 1990'lı yıllar boyunca konsolide bütçe gelirleri içinde yatırım harcamalarının payı azalırken, faiz ödemelerinin payı artmıştır. Böylece iç borçlanma süreci bir yandan ülkenin üretim kapasitesinin ve verimliliğinin artırılmasına engel oluşturarak üretimin azalmasına yol açmış; bir yandan da gelir dağılımı eşitsizliğini artırmıştır.Kamu açıklarının finansmanında en fazla kullanılan yöntemlerden biri olan iç borçlanma miktarı, faiz oranları, borçlanmanın kaynağı ve borcun vadesi ekonominin makro dengelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Türkiye'de devletin aşırı derecede borçlanması, Türkiye ekonomisinde yaşanan krizlerin de en önemli nedeni olmuştur.Bu kapsamda çalışmada 1980-2006 yılları arasında iç borçların gelişimi neticesinde iç borçların etkileri ele alınarak incelenmektedir. Çalışmanın amacı; 1980 sonrası artan kamu kesimi iç borçlanmasının özel sektör yatırım ve tasarrufları üzerindeki etkisini tespit etmektir. Özellikle iç borçlanmaya bağlı olarak artan iç borç faiz oranlarının özel yatırımlar üzerinde azaltıcı etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışmada 1989-2006 yılları arasındaki iç borçların ekonomik etkileri özellikle yatırımlarda meydana gelen değişmeler ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç olarak, devletin iç piyasalardan borçlanması; borçlanmanın maliyeti olan faizlerin artmasına ve dolayısıyla özel sektörce reel ekonomide yapılması planlanan yatırımların dışlanarak, tasarrufların kamu borçlanma kağıtlarına yönelmesine sebep olurken, ulusal tasarrufların kamu açıklarının finansmanında kullanılması, kamu kesiminin borçlanma gereksinimini daha da maliyetli hale getirip özel sektör yatırımları üzerinde bir dışlama etkisi meydana getirmiştir.

1980 sonrasıBorçlanmaEkonomik etki+5
Müge Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

External public debt management: Use of derivative instruments

Public debt is a financing tool that is frequently applied for increasing public spending in the face of increasing public costs or for financing large countrywide public investments.There have been many different schools of though and theory put forth on public debt from ancient times to the present day. The impossibility of achieving an equilibrium between market conditions and the understanding the state?s role of the social state in the economy is a reality accepted by virtually every country today. Taken in this context, for those countries that lack the internal dynamics for public debt financing to go the route of external borrowing to cover public debt is an unusual phenomenon.Budget deficits in developing countries have reached serious levels due to many global crisis?s that have developed in International markets, and cyclical changes that occur as a result of inflationary pressures. These countries which do not have a robust economy and financial structure had to resort to foreign borrowing to finance public deficits.This process of borrowing that gained substantial acceleration especially during 1980s, effecting the debt rates and services of developing countries? economies and thus jeopardizing the status of countries that has been the lender. This situation revealed that developing countries needed to focus on public domestic and external debt management. From this period forward, the debt management issues such as debt stock limit, risk ratio, internal and external debt sustainability gained importance for developing countries. During the same period, the derivative products emerged as a result of the studies performed in order to reduce the risks brought by borrowing in international markets. These products began to be used effectively by many developed countries to avoid risks such as exchange rate, interest rate, inflation. These products that were used in these markets grew as time went on and with the promotion of certain economic and financial institutions began to attract the attention of developing countries.The situation in Turkey was not different than in other developing countries. Especially after 1980, the external public debt levels increased sharply by means of economic and financial reforms that had been performed during this period. The derivative instruments which ensure the risk management and which emerged in the '80s as an alternative in the public internal and external debt management only began to attract attention at the end of the 90s in Turkey and the trading volume could be increased with the opening of the Derivatives Market in 2002. But this interest remained confined only to the private sector.It is not possible to ignore the benefits that may be obtained by use of derivative instruments when the past experiences of Turkey are observed.In this study it is explained the importance of a sound external public debt management and the advantages of use of derivative instruments within this frame. It is signified that evaluation and development of the derivative market will be advantageous, both in order for the economic development plans to be executed in a more clear way and in terms of assistance to the monetary policies to become successful.

BorrowingDebt managementDebt method+5
Şara Çepni
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

BRICS, kırılgan beşli ve AB beşinci dönem genişleme ülkelerinde finansal kırılganlığın belirleyicileri

1980'li yıllarda finansal liberalizasyonla başlayan ülkelerin hızlı büyüme isteği finansal para akımının arttığı küreselleşme sürecinde hızlanmıştır. Düşük faiz oranları, krediye kolay ulaşım ve kredi genişlemesi 1990'lı yıllarda Japonya'da devasa varlık balonunun patlamasıyla önce Japonya'da ardından Asya'da kriz meydana gelmiştir. Ülkeler ve kurumlar büyümek için sürekli borçlanma yoluna başvurmuşlar bu da ülkelerin kamu ve özel sektör borçlanmasını artırmıştır. 2008 küresel krizi bir borç krizi olmakla birlikte krizin etkisinin kısmen sona ermesine rağmen, küresel finans krizinin etkilerini azaltmaya yönelik devletlerin uyguladığı genişletici politikalar ülkelerin ve özel sektörün borçlarının daha da artmasına sebep olmuştur. Özellikle kurtarma paketleriyle kamu harcamalarının artması bütçede açıklıklar oluşturmuş ve bu durumda borçların artmasıyla neticelenmiştir. Yüksek borçluluk oranları ülkelerin kriz sonrası kırılganlıklar yaşamasına sebep olmuş, özellikle Euro bölgesi büyük borç krizine sürüklenmiştir. Minsky, kapitalist gelişmeyi iş döngüleriyle açıklamış ve finansal kırılganlığın aslında ekonominin refah dönemlerinde oluşan aşırı borçlanmadan kaynaklandığını ifade ederek ve yaşanan finansal krizlerin kapitalizmin doğasından kaynaklandığını belirtmiştir. Finansal kırılganlık, finansal sistemlerin dışından değil içinden gelen istikrarsızlıklardır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler üzerinde büyük etki yaratan finansal krizleri önleyebilmek veya yıkıcı maliyetlerini düşürmek önemli olmaktadır. Bu çalışma, ekonometrik bir model kullanarak finansal kırılganlığın belirleyicilerini ortaya koymak üzere kanıt elde edebilmek motivasyonuyla çalışılmıştır. Çalışma, BRICS, Kırılgan Beşli ve AB Beşinci Dönem Genişleme Ülkeleri'nde finansal kırılganlığın belirleyicilerini araştırmıştır. Yapılan çalışma sonucunda finansal kırılganlığın belirleyicilerine ilişkin bulgular elde edilmiştir. Tezde, dış ticaret açığı, özel sektör borcu, enflasyon, Ülkelerin kırılganlık endeksi, faiz harcamaları, konut kredileri, tüketici kredileri finansal kırılganlığı anlamlı ve aynı yönde etkilediği, bütçe açığı, GSYİH ve toplam tasarruflar finansal kırılganlığı anlamlı ve ters yönlü etkileyen göstergeler olduğu gözlenmiştir. Karar vericilerin ve politika yapıcıların finansal kırılganlığı düşürmeye yönelik stratejilerinde bu göstergelere daha fazla dikkat edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Avrupa BirliğiBRICSBorçlanma+7
Abdülkadir Sağlam
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects