Chitosan

115 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessEN

Formulation and in vitro-in vivo evaluation of rosuvastatin calcium incorporated cyclodextrin, solid lipid and chitosan based drug delivery systems

Cardiovascular diseases are the main reasons of death worldwide. Considering that many of the active pharmaceutical ingredients (APIs) used for the treatment of the such severe diseases have poor aqueous solubility which leads to insufficient treatment with poor bioavailability data. Therefore, there is a need for formulation of novel drug delivery systems for the enhancement of the efficacy with lowering the side effects of the APIs. In this study Rosuvastatin Calcium (RCa) which is one of the most effective cholesterol-lowering statin group agents was selected as a model drug aiming to prevent the coronary heart diseases with the reduction of the abnormal levels of lipids in the blood. For the enhancement of the efficacy of the API with lowered side effects, cyclodextrin (CDs) complexes, solid lipid nanoparticles (SLNs), polymeric nanoparticles with chitosan (Cs), were formulated. Characteristic properties of CDs complexes as well as the nanoparticles were revealed in detail. And also, stability of the formulations prepared were evaluated during the storage period of 3 months. Cytotoxic evaluations were also conducted with the MTT tests on Caco-2 cell lines. Ex vivo permeation performances on Caco-2 cell lines as well as in vivo pharmacokinetic studies were also evaluated on selected formulations. The comprehensiveness of the study and uniqueness of selected drug delivery systems are the major original values of our project. And since there is no study has done for the in vitro-in vivo efficiency of the CD-polymer based drug delivery systems for the RCa improves the originality of the study.

Anticholesteremic agentsPharmacokineticsHydride+7
Fawaz Nasser Shekh Al-heıbshy
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Polivinil alkol (PVA) esaslı kitosan katkılı nanoliflere, inula viscosa bitki özütünün yara iyileştirici etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada elektrospinleme yo ntemiyle kitosan (CS) katkılı polivinil alkol (PVA) ile inula viscosa (IV) o zu tu kullanılarak yara iyileştirici nanolifler u retmek amaçlanmıştır. Çalışmada medikal amaçlı nanolif üretmek üzere polivinil alkol (PVA) ve kitosan birlikte kullanılmıştır. Ayrıca bu karışıma inula viscosa (IV) özütleri katılarak elektrospinleme yöntemi ile nanolifler elde edilmiştir. İnula viscosa bitkisinin özütünü elde etmek için ekstraksiyon işlemi dört farklı ortamda yapılmıştır. Farklı ortamlarda elde edilen inula viscosa bitki özütlerindeki etken maddeler Gaz Kromatografi Kütle Spektrometri (GC-MS) ile tespit edilmiştir. Yüksek vizkoziteye sahip olan kitosan ile PVA farklı ağırlık oranlarında uzun süre karıştırılarak jel halinde çözeltiler elde edilmiştir. Hazırlanan çözeltilerden elektrospinleme ile elde edilen nanoliflerin taramalı elektron mikroskobu ile analizleri yapılarak, yüzey görünümleri değerlendirilmiştir. Daha sonra PVA/CS (%2 asetik asit) jel çözeltisine inula viscosa bitki özütünden farklı oranlarda ilave edilerek elektrospinleme işlemi yapılmıştır. Her bir nanolif üretimi planlanırken gerekli parametreler optimize edilmiştir. Elde edilen farklı oranlara sahip bütün nanoliflerin taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile yüzey karakterizasyonu, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrumu (FT-IR) ile yapısal karakterizasyonu, Termogravimetrik ve Diferansiyel Termal Analiz (TGA/DTA) ile termal karakterizasyonu yapılmıştır. PVA/CS nanolif ile farklı oranlarda inula viscosa özütü içeren PVA/CS/IV nanoliflerinin antibakteriyel aktiviteleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

KitosanNanolifNanoteknoloji+2
Ünsal Berk
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fındık kabuğu atıklarının kitosan bazlı gıda ambalaj filmlerinde kullanımı

Bu tez çalışmasının ilk kısmında, fındık kabuklarının değerlendirilmesi amacıyla alkali ekstraksiyon yöntemiyle lignoselülozik bileşenler elde edilmiştir. Yanıt yüzey yöntemi ile Box-Behnken tasarımı kullanılarak oluşturulan deney tasarımı ile bağımsız değişken olarak seçilen alkali (NaOH) konsantrasyonu (%1, 6,5 ve 12 w/v), ekstraksiyon sıcaklığı (30, 65 ve 100°C) ve ekstraksiyon süresinin (30, 75 ve 120 dk), lif verimi, hemiselüloz, selüloz, lignin, selüloz/hemiselüloz, lignin/hemiselüloz içeriği ve su tutma kapasitesine etkisi incelenmiştir. Elde edilen regresyon analizi sonuçlarına göre lif verimi ve selüloz içeriğinin maksimize edilmesine karar verilmiştir. Bu amaçla gerçekleştirilen optimizasyonda; %1 NaOH, 100°C ekstraksiyon sıcaklığında 30 dakikalık ekstraksiyon işleminin optimum nokta olduğu belirlenmiştir. Optimum noktayı doğrulamak amacıyla gerçekleştirilen deneysel analiz sonucunda lif verimi ve % selüloz değerinin model tarafından tahmin edilen sonuçlarla aynı grupta olduğu bulunmuştur (p>0,05). Tezin ikinci kısmında belirlenen bu optimum noktada ekstrakte edilen fındık kabuğu tozu (EL) ve ham fındık kabuğu tozunun (HL) kitosan ambalaj filmi yapısında dolgu maddesi olarak kullanılmasına karar verilmiştir. %1, 5, 10 ve 20 (Ağırlıkça, kitosan temelinde) oranında HL veya EL ilave edilerek üretilen filmlerin su buharı geçirgenliği, optik, mekanik ve termal özellikleri, Fourier dönüşümü kızılötesi spektrumları, antimikrobiyal özellikleri ve filmlerin yüzey morfolojisi gibi özellikleri incelenmiştir. Film yapısına eklenen HL veya EL ile film kalınlığı ve parlaklığı artmıştır. En düşük su buharı geçirgenliği ve en yüksek termal kararlılığa sahip olan filmin %1 EL olduğu tespit edilmiştir.

BiyobozunurlukFındık kabuğuGıda ambalajı+3
Merve Şahin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Radyoterapi sonrası farklı kavite dezenfektanı ve adeziv uygulamalarının dentin bağlanma dayanımına etkisi

Çalışmada radyoterapi uygulanmış dişlerin farklı kavite dezenfektanı (CHX, kitosan içerikli ajan ) uygulaması sonrası iki farklı adeziv sistem kullanarak bağlanma dayanımı değerlerinin karşılaştırılması amaçlandı. Çalışmada yeni çekilmiş, çürüksüz 24 adet insan molar dişi kullanıldı. Radyasyon bir lineer hızlandırıcı kullanılarak toplam 70,2 Gy doz, 39 günlük 1,8 Gy uygulamaya bölündü. Bağlanma dayanımını değerlendirmek için dişlerin okluzal yüzeyindeki mine dokusu, düşük hızda dönen su soğutmalı kesme cihazı (Isomet 1000, Buehler) ile kaldırılarak dentin dokusu açığa çıkarıldı. Dişler, radyoterapi uygulanan ve uygulanmayan olarak rastgele 2 ana gruba (n=12) ayrılırken, dezenfektan ajan uygulaması (CHX, kitosan, kontrol) için ise 3 alt gruba (n=4) ayrıldı. Çalışma her alt gruba iki aşamalı self-etch adeziv sistem (Clearfil SE Bond) veya universal adeziv sistem (Clearfil Universal Bond Quick) uygulaması ile birlikte 12 alt grup (n=2) olarak yürütüldü. Dişler adeziv uygulamasını takiben kompozit rezin ile restore edildi. Akrilik bloklara gömülen dişlerden kesme cihazı ile1x1 mm² kesit alanına sahip 144 adet çubuk şekilli örnek elde edildi. Kompozit-dentin çubuklarına üniversal test cihazında (Micro Tensile Tester, BISCO) bağlanma dayanımı testi uygulandı. Veriler istatistiksel olarak ANOVA ile p <0.05 anlamlılık düzeyinde analiz edildi Bütün gruplar arasında, radyoterapi uygulanmamış dişlere kitosan içerikli ajan uygulaması sonrası Clerafil SE Bond kullanılan grup en yüksek bağlanma dayanımı (49,12 ± 9,54) gösterirken radyoterapi uygulanmış, dezenfektan uygulanmayan Clearfil Universal Bond Quick kullanılan grup en düşük bağlanma dayanımı değerini (28,28 ± 5,03) gösterdi. Tüm gruplarda kitosan içerikli ajan uygulaması sonrası en yüksek bağlanma dayanımı değerleri elde edildi. Çalışmanın sınırları dahilinde radyoterapi uygulamasının bağlanma dayanımı üzerine negatif, dezenfektan etkili ajan kullanımının bağlanma dayanımı üzerine pozitif etki yaptığı tespit edildi. Bu sonuçlar baş boyun bölgesine radyoterapi alan hastalar ile yapılacak klinik araştırmalar ile desteklenmelidir.

Dental bondingDental stres analiziDental çimentolar+4
Zeynep Çifçi
Gaziantep University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yeni geliştirilen ev tipi beyazlatma jelinin diş rengi ve mineral değişimi üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı yeni geliştirilen %16 oranında KP ve %6 oranında HP içeren iki deneysel beyazlatma jeli ile FGM Whiteness Perfect (%16 KP) ve BioWhiten ProHome (%6 HP) evde beyazlatma sistemlerini karşılaştırarak, dişte meydana getirdikleri mineral ve renk değişimi üzerine etkilerini değerlendirmektir. Çalışmaya periodontal sebeplerle çekilmiş 96 adet defekt, çatlak ya da çürük içermeyen maxiller santral diş dâhil edildi. Tüm örnekler, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) cihazı yardımıyla mine-dentin kalınlıkları açısından standardize edilerek renk tespiti (n=48) ve mineral değişimi (n=48) değerlendirmesinde kullanılmak amacıyla 2'ye ayrıldı. Sonrasında bu 2 grup uygulanacak beyazlatma ajanına göre 4 alt gruba ayrıldı (n=12). Mineral ölçümleri, dişlere uygulanacak bleaching tedavileri öncesinde, uygulamaların bitiminde ve uygulamalar tamamlandıktan 2 hafta sonra SEM-EDS (SEM, Zeiss Gemini SEM 300) cihazı ile yapıldı. Renk ölçümü ise 14 gün devam edilen beyazlatma uygulamasının başlangıcında, uygulamanın 7. gününde, uygulama bittikten 24 saat ve 14 gün sonra spektrofotometre cihazı (VITA EasyShade, Zahnfabrik) ile yapıldı. Renk değişim değerleri CIEDE 2000 formülü kullanılarak hesaplandı. İstatistiksel analiz için Pair t test-Wilcoxon ve ANOVA-Kruskal Wallis kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Çalışmada tüm gruplarda etkin bir beyazlatma sağlanırken, tüm gruplar arasında renk değişimi açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Mineral değişimi açısından ise tüm gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p<0.05). Sonuçlar renk ve mineral değişimi açısından çok yönlü şekilde değerlendirildiğinde en ideal beyazlatma ajanı Deneysel KP (Grup 1) olarak tespit edildi.

Diş renk değişikliğiHidrojen peroksitJeller+5
Görkem Kervancıoğlu
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yeni geliştirilen ev tipi beyazlatma jelinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine etkisi

Bu çalışmada kitosan ve teobramin içeren, yeni geliştirilen deneysel beyazlatma jelleri ile %6 oranında HP içeren BioWhiten ProHome ve %16 oranında KP içeren FGM Whiteness Perfect ev tipi beyazlatma jellerinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü ölçümü için 96 adet üst santral keser diş kullanıldı, dişlerin kuron kısımları kök kısımlarından ayrılarak labial yüzeyleri dışarıda kalacak şekilde her biri ayrı ayrı otopolimerizan akrilik rezin içerisine gömüldü. Akrilik bloklar numaralandırılıp, işaretlenerek 2 farklı gruba ayrıldı (n=48). Renk analizi için ise 48 adet üst santral keser diş gruplar halinde kron kısımları açıkta bırakılarak silikon ölçü maddesine gömüldü. Daha sonra her bir grup beyazlatma jelleri uygulanmak üzere gruplara ayrıldı (n=12). Beyazlatma uygulaması öncesi profilometre ile yüzey pürüzlülüğü, Vicker' s test cihazı ile mikrosertlik ölçümü ve spektrofotometre ile renk ölçümü yapıldı. DKP (Grup 1)'ye %16 oranında KP içeren deneysel jel, DHP (Grup 2)' ye %6 oranında HP içeren deneysel jel, BİO (Grup 3)'ya %6 oranında HP içeren BioWhiten ProHome ve FGM (Grup 4)' ye %16 oranında KP içeren FGM Whiteness Perfect ev tipi beyazlatma jelleri uygulandı. Mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü testleri beyazlatma öncesi, sonrası ve beyazlatma uygulaması bittikten 14 gün sonra aynı şartlar altında yapıldı. Renk analizleri ise 14 gün süren beyazlatma tedavisi öncesinde, uygulama sırasında (7. gün), uygulama bittikten 24 saat sonra ve sonrasında takip eden 7. ve 14. günlerde yapıldı. Sayısal değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk testi ile test edildi, normal dağılıma sahip değişkenler için ANOVA ve Post-Hoc Bonferroni testleri kullanılırken, grup içi karşılaştırmada Paired t testi kullanıldı. Renk analizinde normal dağılmayan değişkenler için Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testleri ve Wilcoxon testi kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Beyazlatma sonrası mikrosertlik değerlerinde tüm gruplarda istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir artış görülmekle birlikte, beyazlatma uygulamasından 14 gün sonra mikrosertlik değerlerinde tüm gruplarda istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir azalma tespit edildi (p > 0.05). Yüzey pürüzlülüğü değerleri arasında gruplar arası karşılaştırmada beyazlatma öncesi ile sonrası ve beyazlatma uygulaması bittikten sonra 14 günlük takip sonrası istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardı (p < 0.05). Tüm gruplarda etkin beyazlatma tespit edildi, en yüksek etkinlik FGM (Grup 4)' de görüldü (p < 0.05). Sonuç olarak teobramin ve kitosan içeren deneysel jellerin etkin beyazlatma sağladığı, diş yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertliği üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye neden olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Hidrojen peroksit, teobramin, kitosan, karbamid peroksit, mikrosertlik, yüzey pürüzlülüğü, vital beyazlatma

Diş beyazlatmaDiş renk değişikliğiDişler+7
Safiya Temizyürek
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kitosan ve kitosan nanopartikülünün dental pulpa kök hücrelerinin osteo/odontojenik farklılaşmasına etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, kitosanın ve nanopartikül formunun daimi diş pulpa kök hücreleri üzerindeki osteojenik/odontojenik farklılaşma kapasitelerinin karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesidir. Çalışmamızda 20 yaş dişlerinden pulpa kök hücresi izole edilmiş ve akış sitometri analizi yapılmıştır. Kitosan nanopartikülü iyonotropik jelleşme yöntemi ile üretilmiştir. Kitosanın ve nanopartikül formunun 0.1, 0.2 ve 0.5 mg/ml oranlarında dental pulpa kök hücreleri üzerindeki sitotoksisitesi CCK-8 kiti kullanılarak incelenmiştir. Osteojenik farklılaşma kapasitesinin incelenmesi için 14 gün boyunca osteojenik farklılaşma besi yeri uygulanmıştır. Farklılaşma kapasiteleri Alizarin Red boyaması ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler, IBM SPSS V23 programı ile Shapiro-Wilk ve Kolmogorov- Smirnov Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Testi, Dunn Testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçların değerlendirilmesi p<0,05 anlamlılık düzeyinde yapılmıştır. CCK-8 sonuçlarına göre grupların sitotoksisite verileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,842). Osteojenik farklılaşma besiyeri uygulanan kitosan ve kitosan nanopartikülü gruplarının kontrol grubuna kıyasla osteojenik farklılaşma değerleri yüksek olarak bulunmasına rağmen istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır (p=0,553). Osteojenik farklılaşma unsurları içermeyen besiyeri uygulanan kitosan ve kitosan nanopartikülü gruplarında negatif kontrol ve DMEM gruplarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı osteojenik farklılaşma gözlemlenmiştir (p<0,001). Kitosan ve Kitosan Nanopartikülü biyouyumlu özellik sergilemiş ve osteojenik farklılaşmayı teşvik etmiştir. Bu sonuçlar uzun takipli ve değişken parametreli çalışmalarla desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Kitosan, kitosan nanopartikülü, sitotoksisite, osteojenik farklılaşma, dental pulpa kök hücresi

Dental pulpaKitosanKök hücreler+2
İlay Sena Altınova Gönen
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yara iyileşmesinde kitosan/ZnO/Ag nanokompozitinin antimikrobiyal etkisi

Bu çalışmada, Kitosan (CS)/Çinko Oksit (ZnO)/Gümüş (Ag) hidrojel nanokompozitinin Ag ve ZnO nanoparçacıklarının (NP'ler) yeşil sentez yöntemi kullanılarak hazırlanması incelenmekte ve araştırılmaktadır. Ag ve ZnO NP'ler Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve Ultraviolet-Visible spektroskopisi (UV-Vis) kullanılarak karakterize edilmiştir. Ortalama partikül büyüklüğü çapı (18-20)nm olan Ag NP'ler elde edmiştir. Ag ve ZnO NP'lerin farklı ağırlık yüzdeleri (wt%) kullanılarak CS/ZnO/Ag nanokompozitlerinin antibakteriyel aktivitesi incelenmiştir. Bir yara örtüsü olarak CS/ZnO/Ag hidrojeӏ nanokompozitleri, ZnO ve Ag nanoparçacıklarının varlığı ile antibakteriyel, antimikrobiyal ve anti-enflamatuar ajanlar olarak kullanılmak üzere yapılabilir. Cs/ZnO/Ag nanokompozitleri, K. pneumoniae, S. aureus ve E. coli bakterileri gibi gram-pozitif ve gram-negatif mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal etkiyi yükseltmek için hazırlanmıştır. Sırasıyla (1:1, 2:1 ve 3:1) karıştırma oranı içinde daha yüksek ZnO NP konsantrasyonlarında farklı (ZnO/Ag) NP oranlarına sahip CS/ZnO/Ag nanokompozitler kullanılarak daha yüksek antibakteriyel aktiviteler gözlemlenir. Staphyӏococcus aureus, ZnO NP oranı arttıkça sırasıyla (9, 9 ve 10) inhibisyon zonu büyümesi gösterir. Aynı şekilde, Kӏebsieӏӏa pneumoniae sırasıyla (9, 10 ve 11) inhibisyon zonu büyümesi gösterirken, E. coӏi için de sırasıyla (8,10 ve 10) inhibisyon zonu büyümesi elde edilir. Geleneksel pamuklu gazlı bez, erkek Wistar sıçanlarının yaralı dokusunu onarma sürecinde modern yara pansuman özelliklerini elde etmek için CS/ZnO/Ag nanokompozit ile işleme tabi tutuldu. Pamuklu gazlı bez örnekleri daldırma, kurutma ve kürleme yöntemi ile CS/ ZnO/ Ag nanokompozit ile emprenye edildi. CS/ZnO/Ag nanokompozit ile tedavi edilen yaralarda, diğer gruplara kıyasla, yaralamadan sonraki 18. günde daha iyi bir yara iyileşme paterni gözlemlenmiştir. Bulgularımız, CS/ZnO/Ag nanokompozitinin yara iyileşmesini hızlandırdığını ve yara kapama oranını yükselttiğini gösterdi.

Antimikrobiyal ajanlarGümüşKitosan+2
Husseın Alı Sahıb Al-musawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Usage of indicator loaded chitosan films for monitoring soft cheese quality during storage

Cheese production has been steadily increasing globally, with over 3,000 different types of cheese being produced. To ensure the safety, quality, and freshness of cheese, advanced packaging methods are necessary. Food spoilage is a natural process that can render food unsuitable for consumption due to changes in sensory characteristics. Microbiological spoilage caused by the proliferation of microorganisms and the release of enzymes or harmful substances, can lead to undesirable changes in food quality and safety. This study aimed to examine the properties of chitosan films loaded with an indicator for packaging soft cheese, evaluate their effectiveness in monitoring cheese quality during storage, compare their findings with physical, chemical, and microbiological parameters, determine suitable storage conditions, and explore potential commercial applications. In this study, samples of fresh cow's milk were collected in an appropriate amount from local farms for the purpose of producing the cheese used in the study, and about 80 pieces of processed cheese were used for the purpose of conducting tests on them. The physical and mechanical properties of the chitosan membrane were investigated in order to characterize the films. Chitosan films were cast by using different volumes of chitosan solution (20mL, 25mL, 30mL and 35mL). The average thickness of the chitosan membrane was determined as 0.08 mm. This value was the average of six readings that were measured by the device, which were 0.076, 0.075, 0.091, 0.081, 0.082, and the 0.078 mm. The value of permeability was determined as 36% and the mechanical properties of the chitosan membrane assay were important in the evaluation because they indicate the strength and durability of this membrane. According to the Tensile strength property and the Elongation ratio of the chitosan membrane. It appeared at 34.1 MPa and 0.192 (εb), respectively. The results showed that the pH values of uncoated cheese (T1) and coated cheese (T2) during the first day of storage were at 6.40 and 6.70, respectively, and ten days of storage appeared at 4.20 and 6.20, respectively. The pH value at 20 and 30 days was not measured for uncoated cheese because the cheese samples were spoiled. In contrast, the pH for the corresponding days (20 and 30 days) for coated cheese was measured as 5.92 and 4.50, respectively. Peroxide value results for the samples were the uncoated cheese T1 and coated cheese T2, on the first day of storage, the POV results were not significantly different and were found to be 0.63 mEq/kg for each of the cheeses. On the other hand, after ten days of storage, a huge increase in the POV of the uncoated cheese was observed. The POV of uncoated cheese was found to be 13.48 mEq/kg, and this value indicated that the product was inappropriate for human consumption. As for the coated cheese samples, acceptable POV levels were maintained even after 30 days of storage. For ten days of storage, the POV was 0.85 mEq/kg, and it was 0.91 mEq/kg in 20 days and 1.27 mEq/kg in 30 days. Storing the sample caused an increase in the TBA within 10 days, and it was found to be 3.28 µM/g for uncoated cheese. This value for uncoated cheese indicates spoilage and unfitness for human consumption. As for the coated cheese samples, normal levels of TBA were maintained even after 30 days of storage, where they were 0.35 µM/g in 10 days, 1.25 µM/g in 20 days, and 1.70 µM/g in 30 days. The cheese samples storage periods at zero and 10 days for treatment T1 were increased significantly (p<0.05) in the total bacterial counts and appeared at 2.4 and 9.1 log cfu/g, respectively, while the total counts of the treatment T2 at storage time zero, 10, 20 and 30 become at 2.4, 3.2, 5.2 and 5.4 log cfu/g respectively. The total counts of lactic acid bacteria were significantly decreased in the treatment of cheese samples, and they appeared in T1 at time zero and 10 days at 5.3 and 4.1 log cfu/g, respectively. In addition, the total LAB counts appeared in a time 0, 10, 20, and 30 days at 5.1, 3.4, 2.5, and 0.0 log cfu/g, respectively. The Staphylococcus aureus and the E. coli isolates of contaminated bacteria for cheese samples and other isolates from gram-positive and gram-negative isolates were diagnosed by following the diagnostic system in the VITEK-2 Compact device, which includes 64 biochemical tests. The test kit was incubated at 37 °C for 4 to 6 hours, and after comparison with the device reader, bacterial species were identified as gram-positive as Staphylococcus saprophyticus, Staphylococcus warneri, while from gram-negative isolates such as E. coli, Klebsiella oxytoca, Acetobacter spp., and P. aeruginosa. In conclusion, the use of chitosan film in food packaging has shown promising results in terms of physical and mechanical properties, as well as its ability to preserve the quality of cheese for an extended period. It exhibits transparency, flexibility, tensile strength, and high activity against microorganisms that cause food poisoning. Further research should explore its use in different types of foods and the development of indicators to detect spoilage and contamination in other food products.

QualityChitosan
Noor Ayoob Mahmood Al Bazı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kitinaz üreten bacillus izolasyonu, enzimin kısmi saflaştırılması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada kitinaz üreticisi Bacillus thuringiensis subsp. kurstaki HBK-51 suşu kitin içeren doğal ortamdan izole edilmiş, biyokimyasal ve morfolojik özelliklerin yanısıra yağ asiti ve 16S RNA dizi analizlerine göre tanılanmıştır.B. thuringiensis HBK-51 suşunun kültür süpernatantından elde edilen kitinaz, geniş pH (3.0-11.0) ve sıcaklık (30-120 ºC) aralığında aktivite göstermiştir. Optimum aktivite pH 9.0 ve 110 ºC'de gözlenmiştir. Enzim, 3 saatlik ön inkübasyondan sonra; pH 9.0-12.0 aralığında (%98 kalan aktivite) ve 110 ºC'de (%96 kalan aktivite) yüksek düzeyde aktivite göstermiştir. Bu özellikleri dikkate alındığında; hipertermofil-termostabil ve alkali olarak tanımlanmıştır. %12'lik SDS-PAGE analizi ile 50 ve 125 kDa boyutlarında enzimin 2 izoformu saptanmıştır. NiCl2 (%32), KCl (%44) ve CuCl2 (%56) gibi metal iyonları aktivite artışına, EDTA (%7), SDS (%7), HgCl2 (%11) ve Etil-Asetimidat (%20) aktivite azalmasına neden olmuştur.Sonuç olarak B. thuringiensis subsp. kurstaki HBK-51 suşu kitinaz üreticisi olarak biyoteknolojik uygulamalarda kullanılabilecek önemli bir suştur. Üretilen enzim, biyoinsektisit/fungisit olarak, kitin içeren atıkların biyodegradasyonunda ve kitobioz üretimini içeren prosseslerde kullanılabilecek özelliktedir.

BacillusBiyolojik parçalanmaKitin+2
Seçil Berna Kuzu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Katı desteğe tutturulmuş oksim bileşiklerinin ve metal komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, anti-kloroglioksimin 3-aminopropiltrietoksisilan (APTES) ve [3-2-aminoetil)aminopropil]trimetoksisilan (AEPTMS) ile modifiye edilmiş silika jel bileşikleri ve kitosan ile heterojen ortamda muamele edilmesi sonucu 3 yeni vic-dioksim türevi bileşik sentezlenmiştir. Sentezlenen ligand karakterli bileşiklerin; Si-N-(Si-propil)aminoglioksim (H2L1), Si-N-(Si-N?-etilpropilamine)aminoglioksim (H2L2) ve vic-dioksim-kitosan (H2L3) yapıları elementel analiz (C, H, N), FT-IR, XRD ve 13C CP-MAS NMR spektroskopisi yöntemleri ile belirlenmiştir. Ligandlar ile Ni (II), Cu (II) and Co (II) iyonların tuzları muamele edilerek metal kompleksleri izole edilip, yapıları FT-IR, magnetik moment ve atomik absobsiyon spektroskopisi (AAS) yöntemleri ile aydınlatılmıştır. Kitosan, H2L3, [Ni(HL3)2] ve [Cu(HL3)2]'ün yüzeylerinin morfolojik çalışmaları taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile yapılmıştır. Ayrıca sentezlenen bileşiklerin termal özellikleri TG-DTA ile analiz edilmiştir. İzole edilen metal komplekslerin tamamı genel çözücülerde çözünmemiştir. Çözünmeyen bu metal komplekslerin katalitik aktiviteleri hidrojen peroksitin bozunması tepkimesinde incelenmiştir. Katalizör çalışmalarının sonucunda Cu(II) ve Co(II) komplekslerinin etkin olduğu görülmüştür.

KitosanMetal kompleksleriSilika jel+1
Cahit Demetgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Zn(II) iyonunun sulu çözeltilerden jellan gam-kitosan kompleks biyoadsorbanı ile uzaklaştırılması

Çinko, kuru pil, elektrokaplama endüstrisi, böcek öldürücüler, dökümhane, metalurji, pigmentler ve patlayıcı imalat gibi birçok önemli endüstriyel uygulamada yaygın olarak kullanılmaktadır. Çinko genellikle maden drenajı, galvanizleme tesisleri, ilaç üretimi ve pigment üretimi dahil olmak üzere birçok kaynaktan gelen atık sularda yüksek konsantrasyonlarda bulunur. Atık sulardan Zn(II) uzaklaştırmak için kullanılan geleneksel teknolojiler arasında kimyasal çöktürme, membran ayırma, elektroliz, iyon değişimi ve adsorpsiyon yer almaktadır. Bu teknolojiler arasında adsorpsiyon yöntemi ucuz, etkili ve uygulamasının kolay olması nedeniyle tercih edilmektedir. Sunulan çalışmada, çapraz bağlı jellan gam tanecikleri (GG), kitosan (CS) çözeltisinde bekletilerek polielektrolit kompleks oluşumu gerçekleştikten sonra tanecikler çözeltiden uzaklaştırılıp saflaştırılmıştır. Hazırlanan bu taneciklerin atık sulardan Zn(II) iyonu uzaklaştırılmasındaki potansiyeli incelenmiştir. Elde edilen polielektrolit kompleksin karakterizasyonu için FT-IR, BET ve SEM/EDX analizleri gerçekleştirilmiştir. Polielektrolit kompleks ile yapılan adsorpsiyon çalışmalarında, en uygun pH değeri 6 olarak belirlenmiştir. Deney koşulları sıcaklık: 25°C, pH: 6, çözeltinin başlangıç konsantrasyonu 200 ppm ve adsorpsiyon süresi 10 saat olarak uygulandığında adsorpsiyon kapasitesi yaklaşık olarak 42,05 mg/g bulunmuştur. Kinetik çalışmalar deneysel sonuçların yalancı ikinci dereceden kinetik model ile uyumlu olduğunu göstermiştir. Langmuir izoterm modeli de denge adsorpsiyon sonuçları ile uyumlu bulunmuştur. Kompleks adsorbanın adsorpsiyon kapasitesinde ciddi bir azalma olmadan en az beş kere kullanılabileceği de tespit edilmiştir.

KitosanPolielektrolitSulu çözeltiler+1
Nazife Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Özofagus yanığına bağlı darlığın önlenmesinde kitozanın etkinliğinin epidermal büyüme faktörü (EGF) ile karşılaştırılması

Amaç: Bu deneysel çalışmanın amacı özofagus yanığı sıçan modelinde, kitozanın yara iyileşmesi ve darlık oluşumuna etkilerinin EGF ile karşılaştırmalı olarak araştırılmasıdır.Gereç ve Yöntem: Toplam 68 adet Wistar Albino türü sıçan ile kontrol ve sham gruplarının yanında beş tedavi grubundan oluşan toplam 7 çalışma grubu oluşturuldu. Sham grubu dışında tüm gruplarda yanık oluşturulduktan sonra Kontrol grubunda tedavi uygulanmadı, K-14 grubuna 14 gün, K-28 grubuna da 28 gün boyunca kitozan jel, K+E-14 grubu ve K+E-28 grubuna kitozana ek olarak subkutan EGF, E-28 grubunda da sadece EGF verildi. Çalışmanın sonunda çıkarılan distal özofagus parçalarında makroskopik olarak darlık oluşumu, histopatolojik olarak stenoz indeksi (Sİ) ve histopatolojik skor, biyokimyasal olarak da hidroksipirolin (HP) düzeyleri araştırıldı.Bulgular: Çalışma sonunda, tedavi uygulanan gruplarda ortalama vücut ağırlığı kaybının kontrol grubundan daha az olduğu saptandı. Kontrol grubunda % 100 olan darlık oranı K-14'de % 20, K-28'de % 50, E+K-14'de % 20 idi. Sham, E-28 ve K+E-28 gruplarında hiç darlık gözlenmedi. Grupların stenoz indeksi değerleri de darlık oranları ile uyumlu bulunmuştu. Kitozan kullanılan grupların ortalama histopatolojik skorları ve HP düzeyleri kontrol grubundan belirgin olarak düşüktü (p<0,05). E-28 grubunun HP düzeyi hariç diğer parametreleri ise sham grubundan farklı değildi (p>0,05).Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları kitozan ve EGF'nin, alkali özofagus yanığı sonrası ortaya çıkan özofagus darlığı gelişimini engelleyebildiklerini, EGF'nin etkinliğinin kitozandan görece daha fazla olduğunu göstermiştir. Doğal, nontoksik, insanda kullanılabilirliği kanıtlanmış düşük maliyetli bir ajan olan kitozanın bu özellikleri nedeni ile klinik pratiğinde kullanıma geçirilmesi kolay olduğundan değişik form, doz ve uygulama süreleri ile bu konudaki etkinliğinin araştırmaya değer olduğu düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kitozan, EGF, Özofagus yanığı, Fibrozis, Darlık.

Epidermal büyüme faktörüFibrozKitosan+6
Emre Hoşver
Çukurova University
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Dentin hassasiyeti tedavisinde taşıyıcı esaslı sistemlerin geliştirilmesi

Çalışmamızda, Sodyum Florür (NaF), Clinpro white varnish ve farklı taşıyıcı sistemlerle (Kitosan, Karbomer ve HPMC) kombine edilen NaF' ün tek başlarına ve Nd:YAG (1.5 W,10 Hz, 60 sn) lazerle kombinasyonlarının açık dentin tübüllerine olan etkisi ve penetrasyon derinlikleri in vitro olarak değerlendirildi. Bu amaçla ağız ortamına açılmamış ve yeni çekilmiş gömülü insan 3. molar dişleri kullanıldı. Dişlerin kök yüzeylerinden elde edilen dentin kesitleri 22 gruba ayrılarak (n=15) uygulanan hassasiyet giderici ajanların etkileri elektron taramalı mikroskop (SEM) ve konfokal taramalı floresans mikroskobu (CLSM) kullanılarak değerlendirildi. Çalışmamızda elde edilen SEM görüntülerinin değerlendirilmesinde Kruskall Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testi, jellerin penetrasyon derinlikleri tek yönlü ANOVA ve LDS testleri kullanılarak değerlendirildi. Sonuç olarak kullanılan tüm deneysel ürünlerin kontrol grubuna kıyasla önemli ölçüde dentin yüzeyinde tıkayıcı bir katman oluşturduğu ve dentin tübüllerinin çaplarını daralttığı gözlendi (P<0.05). NaF'ün Kitosan ile kombinasyonu dentin tübül tıkanması açısından en iyi sonucu göstermiştir. Ayrıca kontrol grubu ile kıyaslandığında açık dentin tübül sayısı da azalmıştır. Lazer uygulaması penetrasyon derinliğini istatistiksel olarak etkilemezken, Clinpro white varnish'in tübül tıkamasını arttırmıştır. Penetrasyon derinliği en fazla Clinpro white varnish uygulanan grupta tespit edildi (P<0.05). Kullanılan taşıyıcı sistemler, NaF'ün dentin yüzeyinde kalma süresini uzatması ve dentinin geçirgenliği azaltması nedeniyle dentin hassasiyeti tedavisi açısından umut verici sonuçlar vermiştir.

DentinDentin duyarlığıDişler+4
Samet Tosun
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı taşıyıcı sistemlerle geliştirilen beyazlatma ajanlarının etkinliklerinin ve uygulandıkları yüzeyler üzerinde meydana getirdikleri etkilerin değerlendirilmesi

Karbopol taşıyıcılı ticari beyazlatma ürünleriyle, kitosan taşıyıcılı beyazlatma ajanlarını kullanarak etkili bir beyazlatma elde edilmesi ve beyazlatma sonucunda oluşan mine yüzeyi mineral içeriği değişimlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Rengi A2 veya daha koyu olan 44 çekilmiş çürüksüz maksillar santral diş rastgele 4 gruba ayrıldı (n=11). Grup 1'e % 6'lık hidrojen peroksit (Opalescence Go ev tipi beyazlatma kiti, Ultradent Products) içerikli beyazlatma ajanı, Grup 2'ye deneysel olarak hazırladığımız kitosan+% 6'lık hidrojen peroksit jel, Grup 3'e % 16'lık karbamid peroksit (Opalescence ev tipi beyazlatma kiti, Ultradent Products) içeren beyazlatma ajanı, , Grup 4'e deneysel olarak hazırladığımız kitosan+ % 16'lık karbamid peroksit jel dişlere 14 gün boyunca her biri belli saat aralıklarında uygulandı. Beyazlatma öncesi, beyazlatma tedavisinin 7. günü ve beyazlatma tedavisinin 14. günü (tedavi bitimi) dişlerin spektrofotometre cihazı (VITA Easy Shade Advance Digital Dental Instrument, Germany) yardımıyla renk ölçümü yapıldı. Dişlerin beyazlatma öncesi ve beyazlatma sonrası SEM-EDX cihazıyla mineral içeriği değişimi değerlendirildi. Çalışma sonunda tüm gruplarda aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olmaksızın belirgin bir renk değişimi görüldü. Tüm gruplarda başlangıç değerleriyle bitim değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir renk değişimi elde edildi ve tüm dişlerin beyazladığı tespit edildi (p<0.05). Yapılan mineral içeriği analizinde tüm gruplarda istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte demineralizasyon görüldü. En az demineralizasyon ve en etkili beyazlama kitosan+karbamid peroksit içeren grupta görüldü.

Dental mineDiş beyazlatmaDiş demineralizasyonu+5
Burcu Altındiş
Gaziantep University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kitosan modifiye cam iyonomer siman üzerine gastrik asit etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; antibakteriyel özelliğe sahip olan kitosanın, cam iyonomer siman likiti içerisine farklı oranlarda ilave edilmesi ile birlikte elde edilen kitosan modifiye cam iyonomer siman ve kitosan ilave edilmeyen cam iyonomer siman örneklerinin yapay tükürük ve gastrik asit eroziv siklus ortamlarına maruz bırakılması ile yüzey mikrosertlik ve pürüzlülük özelliklerinin araştırılmasıdır. Düşük moleküler ağırlığa sahip kitosan % 1 lik asetik asit içerisinde çözündükten sonra konvansiyonel cam iyonomer olan (GC Fuji IX GP EXTRA, GC Corporation, Tokyo, Japonya) siman likiti içerisine hacimce % 5 ve % 10 oranında ilave edildi. Böylece kontrol ve deney grupları oluşturuldu. Oluşturulan bu grupların yarısı günde 6 defa 60 saniye boyunca gastrik asit eroziv siklus işlemine maruz bırakıldı. Örnekler her bir siklus arasında 30 dakika boyunca önceden hazırlanan yapay tükürük içerisinde bekletildi. Grupların diğer yarısı ise 10 gün boyunca sadece yapay tükürük içerisinde bekletildi. Tüm gruplara ait örneklerin mikrosertlik ölçümleri (Buehler MMT-3 digital microhardness tester Lake Bluff, IL,USA) cihazı ile Vickers testi ve yüzey pürüzlülüğü ölçümleri optik profilometre cihazı (Phaze View/Zee Scope, France), atomik mikroskop değerlendirmesi Veeco Multimode 8 (Santa Barbara, CA, USA) cihazı ile yapıldı. Kalitatif yüzey topografik değerlendirmeler ise Taramalı elektron mikroskop cihazı Quanta FEG 650 (FEI Company, Hillsboro, Oregon, USA) yardımıyla yapıldı. Sonuçların istatistiksel analizleri Kruscall Wallis ve Wilcoxon Signed Ranks Testleri ile gerçekleştirildi. Kitosan ilave edilmesi sonucunda cam iyonomer simanın mikrosertlik ve yüzey pürüzlülük özellikleri olumlu yönde etkilenmiştir. Yapay tükürük, çalışmamızdaki kontrol ve deney gruplarının mikrosertlik değerlerini artırmıştır. Fakat yüzey pürüzlülük açısından kitosan modifiye CİS grupları olumsuz yönde etkilenmiştir. Gastrik asit eroziv siklus uygulaması, örnek gruplarında mikrosertlik ve yüzey pürüzlülük özelliklerini olumsuz yönde etkilemiştir. İn vitro çalışmamızda, kitosan modifiye cam iyonomer siman örnekleri klinik açıdan kabul edilebilir yüzey pürüzlülük değerlerine sahiptir. Kitosan ilavesi mikrosertlik değerlerini olumlu yönde etkilemiştir. Kitosan modifiye cam iyonomer siman için in vitro ve in vivo çalışmalara gereksinim duyulmaktadır.

Cam iyonomer çimentolarıDental materyallerGastrik asit+3
Arzu Soygun
Çukurova University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

PVA/kitosan ve PEO/kitosan kompozit nanoliflerin elektroeğirme yöntemi ile üretimi ve karakterizasyonu

Bu tez çalışmasında, elektrospinning teknolojisi ile kitosan nanolifleri üretilmiştir. Kitosan nanoliflerini elde etmek için, polivinil alkol ve polietilen oksit şeklinde iki yardımcı malzeme kullanılmıştır.İki yardımcı polimer ile üretilen kitosan nanoliflerinin kapsamlı bir analizi gerçekleştirilmiştir.Kitosan/polivinil alkol ve kitosan/polietilen oksit farklı polimerik karışımları için viskozite, elektriksel iletkenlik ve yüzey gerilimi testleri uygulanmıştır.Elde edilen nanolifler FESEM, FTIR, XRD testleri ile değerlendirilmiş ve en uygun nanolifin belirlenmesi için istatistiksel ANOVA testler yapılmıştır.Nanolif numunelerinin Gram pozitif organizma olarak Staphylococcus aureus ve Gram negatif organizma olarak Klebsiella pneumoniae mikroorganizmalarına karşı antibakteriyel aktivitesi disk difüzyon yöntemi kullanılarak araştırılmıştır.

Ağ üretmeKitosanKompozit malzemeler+3
Hanan Yunus
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yumurta içi (ın ovo) kitosan enjeksiyonun kuluçka parametreleri ile civcivlerin antioksidatif kapasitesine etkisi

Mevcut çalışmada döllü etlik piliç yumurtalarına yumurta içi (in ovo) kitosan enjeksiyonunun kuluçka parametreleri ile civcivlerin büyüme performansı ve antioksidatif kapasitesine etkisi incelenmiştir. Araştırmada, 34 haftalık Ross 308 ebeveyn hatlardan elde edilen 270 döllü etlik piliç yumurtası (61.96±62.30g) kullanılmıştır. Döllü yumurtalar 4 ayrı gruba ayrılmıştır. İnkübasyonun 17.gününde herhangi bir muamele yapılmayan negatif kontrol, pozitif kontrol (sadece delme) grupları, in ovo besleme solüsyonları enjekte edilen gruplar ise pozitif kontrol (0.5 ml; %0.85'lik tuzlu su çözeltisi/yumurta) ve kitosan (0.5 ml; %0.85'lik tuzlu suda 10 mg kitosan çözeltisi/yumurta) gruplarıdır. İnkübasyon sonunda kitosan beslemesi yapılan grupta kuluçka parametreleri olumsuz etkilenirken, performans parametreleri etkilenmemiş, bursa fabricus ağırlığı düşmüştür. Serum arilesteraz ve kolesterol konsantrasyonları ise azalmıştır. In ovo kitosan enjeksiyonu kuluçka özellikleri ile etlik piliçlerin antioksidatif kapasitesini olumsuz yönde etkilerken, kolesterol düzeyini düşürmüştür.

Besleme yöntemleriBüyüme performansıCivcivler+3
Gözdenur Karakan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırmızı yapraklı fesleğen bitkisinin su kültürü yetiştiriciliğinde renk ve besin bileşenlerinin arttırılması

Bu tez çalışmasında serada su kültüründe fesleğen yetiştiriciliğinde kimyasal gübreye ek olarak farklı biyostimulant gübreler eklenmiştir. Yapılan bu çalışmada bakteri, kitosan, fulvik asit ve vermikompost biyostimulantlarının iki farklı dozları kullanılmıştır. Fesleğen bitkilerine uygulanan gübrelerin fenol ve flavonoid içeriklerini arttırdığı belirlenmiştir. Uygulanan bazı biyostimulantlar, fesleğen yapraklarda ki antioksidan ve antosiyanin miktarını arttırmıştır. Su kültüründe yetiştirilen Rosie fesleğen çeşidi yapraklarında SÇKM içeriğine ortama eklenen biyostimulant gübrelerin arttıcı bir etkisinin olduğu fakat istatistiksel olarak ise bir fark bulunmamıştur. Üstelik gübreler, fesleğen yapraklarında parlaklık ve kırmızılık oranlarının artmasında etkili olmuştur. Fesleğen yapraklarında N, P, K, Ca, Mg makro besin elementleri ile Fe, Mn, Zn, Cu mikro besin elementleri konsantrasyonları üzerine biyostimulantların arttıcı bir etkisi olduğu görülmüştür. Su kültüründe yetiştirilen Rosie çeşidi fesleğen bitkilerinin toplam yaprak veriminde uygulanan biyostimulant gübrelerle birlikte yetişen bitkiler, kontrol bitkilerinden daha fazla verim oluşturmuştur. En az verim oluşturan uygulama 5459,75 g/m^2 ile kontrol bitkilerinden olmuştur. Uygulanan farklı biyostimulant gübrelerinin toplam verime etkisinin en fazla olduğu uygulama 9714,56 g/m^2 ile Bakteri 500µl/L oluşmuştur. Denemede kullanılan farklı biyostimulant gübrelerin fesleğen bitkilerinde yan dal oluşumunu hem arttırıcı hem de azaltıcı etkileri olmuştur. Bu etkilerden Kitosan 300µl/L (24 birim/bitki) uygulaması bitkinin yan dal sayısını en fazla arttıran uygulama olmuştur. 1 Haziran tarihindeki hasatta, uygulanan biyostimulant gübrelerin gövde çapını bütün uygulamalarda kalınlaştırdığı belirlenmiştir. Bitkilere uygulanan farklı biyostimulant gübrelerin kök uzunluğu, kök taze ve kuru ağırlığı üzerine geliştirici bir etkisi olmuştur. Su kültürü fesleğen yetiştiriciliğinde kimyasal gübreye ek olarak kullanılan biyostimulantların verimi, bitki ve kök gelişimini arttırıcı etkiler yapmıştır.

BakterilerFulvik asitKitosan+4
Volkan Karacaoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çilek meyvesinde derim sonrası aloe vera jeli ve kitosan uygulamalarının muhafaza süresi ve meyve kalite kriterlerine etkisi

Bu yüksek lisans çalışması 2021 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Derim Sonrası Fizyoloji Laboratuvarı ve soğuk hava depolarında yapılmıştır. Çalışmada materyal olarak, Adana'da özel üretim bahçesinden derim olgunluk aşamasında hasat edilen 'Calinda' çilek çeşidi kullanılmıştır. 'Calinda' çilek meyvelerinde muhafaza süresinde kalite parametrelerini yüksek kalite seviyesine ulaştırmak için son dönemlerde sık sık gündemde olan çilek meyvesinde kaplama yöntemi uygulanmıştır. Bu kapsamda yenilebilir antimikrobiyel kaplama materyali olarak %1 kitosan ve %33 Aloe vera jel çilek meyvelerine daldırma şeklinde uygulanmıştır. Derilen meyveler kontrol, %1 lik kitosan çözeltisine ve %33 lük Aloe vera jel çözeltisine daldırılan şeklinde 3 ayrı grup halinde Derim Sonrası Fizyoloji Laboratuarında ayrılmıştır.2. ve 3. grup meyveler uygulama yapıldıktan sonra 6-12 saat oda sıcaklığında kurumaya bırakılmıştır. Kuruma işleminden sonra meyveler 3 günde bir periyodik analizler için depoya konulmuştur. Çilekler 4°C'de %85 oransal nemde 21 gün muhafaza edilmiştir. Meyvelerde muhafaza süresince ağırlık kaybı (%), çürüme, meyve renk değişimi (ho), görünüm, meyve eti sertliği (N), suda çözünebilir toplam kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı(TEA), pH, istatistik analizler, L-askorbik asit(C vitamini),fenolik madde, antioksidan madde aktivitesi (%) gibi fiziksel, kimyasal ve biyokimyasal analizleri yapılmıştır. Yüksek lisans tez çalışmasında yapılan fiziksel ve kimyasal analizler sonucunda;1.grup meyveler (kontrol kuru) ve 2. grup meyveler(%33 Aloe vera jel) elde edilen veriler ışığında birbirine paralel kıstaslar göstermiştir. Yapılan çalışmada 3.grup(%1 kitosan) yenilebilir antimikrobiyal kaplama uygulanan çilek meyveleri diğerleri arasında en ümit var olan kabul edilmiştir.

Aloe veraKitosanMeyve kalitesi+3
Selin Mülayim
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozda kitosan kaplamasının ve modifiye atmosfer paketlemenin muz (Grand Nain) muhafazası ve kalite kriterleri üzerine etkisi

Bu çalışma Ç.Ü.Z.F. Bahçe Bitkileri Bölümünde Derim Sonrası Fizyoloji Laboratuvarında yapılmıştır. Yüksek lisans tez çalışmasında Grand Nain muz çeşidinin modifiye atmosfer paketleme ve farklı dozlarda kitosan+MAP kombine uygulamasının muhafaza ve kalite üzerine etkileri üzerine çalışılmıştır. Muz meyveleri derildikten sonra kontrol grubu, MAP grubu, MAP+%1 kitosan ve MAP+%1.5 kitosan uygulaması olmak üzere 4 farklı uygulama yapılmıştır. Daha sonra 13±1 ℃ sıcaklıkta ve ortalama %95 oransal nem koşullarında soğuk hava deposunda 40 gün süreyle muhafaza edilmiştir. Her analiz sonrası 20 ℃ sıcaklıkta 3 gün raf ömrü koşullarında bekletilmiştir. Muzlarda muhafaza ve raf ömrü süresince ağırlık kaybı (%), çürük meyve (%), kabuk rengi (hue açısı), solunum hızı (ml CO2 kg-1 h-1) , meyve kabuk ve eti sertliği (N), suda çözünebilir kuru madde miktarı (%), titre edilebilir asit miktarı (%), pH, antioksidan kapasitesi (%), L-askorbik asit(C vitamini) (mg/100 ml) , toplam fenolik madde miktarı (mg gallik asit/L), meyve şeker (%) ve organik asit içeriği (mg/L), görünüm (1-5 skala) ve MAP içi hava gibi fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Çalışmada yapılan fiziksel ve kimyasal analizler sonucunda; farklı dozlarda kitosan(%1 ve %1.5) uygulanmış muz meyvelerinin karşılaştırılması sonucunda MAP+%1.5 kitosan uygulamasının meyve kalite parametreleri üzerinde pozitif etkileri olduğu tespit edilmiştir. Hem depolama süresince hem de raf ömrü koşullarında 40 gün depolanan Grand Nain muz meyveleri meyve kalite kriterlerine olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır.

KitosanMAPModifiye atmosfer ambalajlama+2
Yakup Çoban
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sera domates yetiştiriciliğinde biyostimulantların verim, bitki besleme ve ürün kalitesi üzerine etkileri

Bu tez çalışmasın da topraksız tarım sera domates üretiminde ilkbahar yetiştiriciliğinde kimyasal gübrelere ek olarak farklı biyostimulant gübreler periyodik olarak yapraktan ve kökten uygulanmıştır. Kullanılan biyostimulantlar amino asit, bakteri fülvik asit, kitosan ve vermikomposttur. Topraksız yetiştiricilik olarak cocopeat ortamında yapılan çalışmada Samyeli F1 domates çeşidi kullanılmıştır. Denemede biyostimulant uygulanan bitkiler kontrol bitkisinden daha başarılı olmuştur. En az domates verimi 7.66 kg/m2 ile kontrol uygulamasından alınmıştır. Uygulanan biyostimulantlardan toplam verim üzerine etkisi en fazla olan uygulama kontrole göre %43 verim artışı oluşturan, 10.39 kg/m2 toplam verim ile vermikompost uygulaması olmuştur. Denemede kullanılan biyostimulantlar domates bitkilerinde bitki boyu, gövde çapı, yaprakta kuru madde oranı, ortalama meyve ağırlığı, C vitamini, toplam fenol, toplam flavonoid, SÇKM, asitlik ve EC gibi parametrelerde arttırıcı etki yapmıştır. Domates bitkisi yapraklarında yapılan makro ve mikro besin elementi analizlerine göre biyostimülantların N, P, K, Ca, Mg, Fe, Mn, Zn ve Cu alımını arttırıcı etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak sera topraksız domates yetiştiriciliğinde biyostimülant kullanımının bitki büyümesi, verim ve meyve de kaliteyi artırdığı belirlenmiştir.

Amino asitlerBakterilerKitosan+3
Kahraman Samed Aksu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir kekiği (origanum onites L.)'nde yaprağa uygulanan farklı elisitörlerin verim ve kalite özellikleri üzerine etkileri

Bu araştırma, İzmir Kekiği (Origanum onites L.)'nde yaprağa uygulanan farklı elisitörlerin verim ve kalite özellikleri üzerine etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma ile ilgili tarla denemeleri Adana koşullarında 2021-2023 yılları arasında iki yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırmada İzmir kekiği bitkisi (Origanum onites L.) yapraklarına uygulanan fenilalenin, pektin, kitosan, salisilik asit ve bunların farklı dozlarının (kontrol, 50, 100, 200, 400 mg/l) bitkinin verim ve kalite özelliklerine etkisi incelenmiştir. Araştırmada, farklı elisitörler ve bunların dozlarına bağlı olarak bitki boyunun 40.6-80.4 cm, yaş herba veriminin 406.3-2231 kg/da, kuru herba veriminin 146.7-1006kg/da, drog yaprak oranının %49.73-63.04, drog yaprak veriminin 86.67-540.3kg/da, uçucu yağ oranının %4.13-5.13, uçucu yağ veriminin 3.46-27.73 kg/da, uçucu yağ ana bileşenleri karvakrol oranının %47.96-69.06, p-simen oranının %15.5-76.27, γ- terpinen oranının %6.64-9.08, uçucu yağ antioksidan oranının %82.34-98.17, hidrosol antioksidan oranının %82.34-98.17, uçucu yağ toplam fenol konsantarsyonunun 48.51-97.53GAE/mL ve hidrosol toplam fenol konsantarsyonunun 25.15-90.93-GAE/mL arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırma sonuçları, elisitör uygulamalarının Origanum onites 'in morfolojik gelişimi ve uçucu yağ üretiminde önemli rol oynadığını göstermiştir. Özellikle 200 mg/l salisilik asit hem uçucu yağ verimi, antioksidan kapasitesi, fenol miktarı hem de genel bitki veriminde istikrarlı şekilde en iyi sonuçları verirken, 400 mg/l kitosan da vegetatif büyümede ve uçucu yağ oranında güçlü bir etki göstermiştir. Araştırma bulgularına dayanılarak, farklı elisitörlerin bitkide farklı fizyolojik ve biyokimyasal yolları aktive edebileceği, dolayısıyla kullanım amacına göre elisitör seçiminin optimize edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KitosanOriganum onitesSalisilik asit
Elif Ferahoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kitosan türevlerinde immobilize edilen lakkazın aktiviteleri, stabiliteleri ve reaksiyon kinetiklerinin incelenmesi

Spektroskopik olarak farklı olan 3 tip bakır iyonuna sahip olmaları nedeniyle lakkaz enzimleri (EC 1.10.3.2; p-difenol:dioksijen oksidoredüktazlar), çoklu-bakır içeren mavi proteinler sınıfına dâhil edilmektedirler. Lakkaz enzimleri, çeşitli substitiye fenolik bileşikleri, aromatik aminleri ve hatta bazı inorganik bileşikleri dahi elektron akseptörü olarak moleküler oksijeni kullanarak oksitleyebilmektedirler. Lakkaz enzimlerinin oldukça geniş bir çeşitlilikteki substratlar üzerinde aktivite gösterebilme yeteneği, son zamanlarda bu enzimlerin tekstil boyalarının renk giderimleri, kâğıt hamurunun biyolojik olarak ağartılması ve biyoremidasyon gibi farklı biyoteknolojik uygulamalarda biyokatalizör olarak kullanılmalarına yol açmıştır.Bu çalışmada kitosan glutaraldehit (GA), dopamin (DA), kil, Fe3O4, Epikolorohidrin (ECH) ve histidin ile modifiye edilerek kitosan-GA-DA, kitosan-kil-GA-DA, kitosan-Fe3O4-GA-DA, kitosan-Fe3O4-kil-GA-DA ve kitosan-ECH-histidin kitosan boncukları elde edildi. Daha sonra modifiye kitosan boncuklar taşıyıcı olarak lakkaz (benezenediol:oxygen oxidoreductase EC 1.10.3.2) immobilizasyonunda kullanıldı. % immobilizasyon verimleri ve gram taşıyıcı başına elde edilen enzim aktiviteleri, taşıyıcı olarak kitosan-GA-DA kullanıldığında sırasıyla % 82 ve 2,63 U/g, kitosan-kil-GA-DA kullanıldığında sırasıyla % 72 ve 2.89 U/g, kitosan-Fe3O4-GA-DA kullanıldığında sırasıyla % 86 ve 2.73 U/g, kitosan-Fe3O4-kil-GA-DA kullanıldığında sırasıyla % 75 ve 3.01 U/g, kitosan-ECH-histidin kullanıldığında ise %59 ve 2.84 U/g olarak hesaplandı.Serbest enzim ve modifiye kitosan boncuklar üzerine immobilize edilen lakkazın karakterizasyon ve optimizasyon çalışmaları sonucunda, serbest lakkaz için optimum pH 4.0, tüm taşıyıcılarda immobilize edilen lakkaz için optimum pH 5.0 ve optimum sıcaklık ise 40 oC olarak saptandı. Sıcaklık stabilitesi çalışmalarında ise immobilize enzimin serbest enzime oranla sıcaklık değişimlerine karşı dayanıklılığının daha iyi olduğu gözlemlendi.ABTS substrat olarak kullanıldığında serbest lakkazın KM ve Vmax değerleri sırasıyla 0,297mM ve 26,96 U/mg olarak bulundu. Aynı substrat ile İmmobilize enzimin KM ve Vmax değerleri taşıyıcı olarak Kitosan-GA-DA kullanıldığında 0,397 mM ve 11,24 U/mg, kitosan-kil-GA-DA kullanıldığında 0,410 mM ve 12,03 U/mg protein, kitosan-Fe3O4-GA-DA kullanıldığında 0,365 mM ve 11,76 U/mg, kitosan-kil-Fe3O4-GA-DA kullanıldığında 0,426 mM ve 12,26 U/mg, kitosan-ECH-histidin kullanıldığında 0,382 mM ve 10,89 U/mg olarak hesaplandı.Depolama çalışmalarında ise serbest lakkaz ve immobilize edilen lakkaz enzimleri 16 hafta boyunca 4 ve 25 oC'de depolanarak belirli aralıklarla aktiviteleri ölçüldü. Depolama çalışmaları sonucunda immobilize lakkazın serbest lakkaza göre 4 ve 25 oC'de daha kararlı olduğu saptandı. Farklı taşıyıcılar üzerine immobilize edilen lakkazın tekrar kullanılabilirliğini belirlemek için aynı boncuklarda 100 defa tekrarlanan aktivite ölçümleri sonucunda başlangıç aktivitelerinin % korunduğu görülmüştür.

KitosanLakkaz
Semra Güler
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00

Related subjects