Cognitive emotion regulation

65 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve öz-şefkat düzeylerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynlerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve öz-şefkat düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi Ankara ili Yenimahalle ilçesinde yaşayan 3-18 yaş arasındaki 76 (49 kadın, 27 erkek) OSB tanılı çocuğun ebeveynleri ve 75 (59 kadın, 16 erkek) normal gelişim gösteren çocuğun ebeveynlerinden oluşmaktadır. Ebeveynlere Demografik Bilgi Formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Öz-şefkat Ölçeği uygulanmıştır. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin bilişsel duygu düzenleme ve öz-şefkat düzeylerinin demografik özelliklerine göre karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü ANOVA analizi kullanılmıştır. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve öz-şefkat düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon analizi yapılmıştır. OSB tanılı çocukların ebeveynleri ile normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin cinsiyetine göre öz-şefkat düzeyleri farklılaşmıştır. Babaların öz-şefkat düzeyi annelere göre daha yüksek bulunmuştur. Ebeveynin yaşı, eğitim durumu, gelir düzeyi, çocuğun yaşı ve çocuğun cinsiyetine göre anlamlı farklılaşma tespit edilmemiştir. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinde pozitif tekrar odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme ve kabul etme stratejileri ile öz-şefkat arasında pozitif yönlü ilişki; kendini suçlama, yıkım ve başkalarını suçlama ile öz-şefkat arasında negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. OSB tanılı çocukların ebeveynleri ile normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin bilişsel duygu düzenleme ve öz-şefkat düzeyleri karşılaştırıldığında; OSB tanılı çocukların ebeveynlerinde bilişsel duygu düzenlemenin kabul etme ve pozitif tekrar odaklanma düzeyi, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerine göre daha yüksektir. Normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinde kendini suçlama ve başkalarını suçlama düzeyi, OSB tanılı çocukların ebeveynlerine göre daha yüksektir. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin öz-şefkat düzeyi, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerine göre daha yüksek bulunmuştur.

Bilişsel duygu düzenlemeOtizm spektrum bozukluğuÖz anlayış
Rabia Gül Özdamar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erken ergenlikte bilişsel duygusal düzenleme, algılanan anne baba tutumu ve algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma erken ergenlik döneminde bilişsel duygu düzenleme, algılanan anne baba tutumu, algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlık arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Ankara'nın Emek semtinde bulunan 10 ile 15 yaş arası 250 kız ve erkek öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan bilgi toplamak için; demografik bilgi toplama formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Güçler ve Güçlükler Anketi, Algılanan Anne Baba Tutumu Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan bilgiler, korelasyon, çoklu varyans (MANOVA) ve Regresyon analizleri ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden felaketleştime kullanımı arttıkça ergenlerin yaşadıkları psikolojik belirti, davranışsal ve duygusal problemler oranınında artış meydana geldiği gözlemlenmiştir. Benzer olarak kendini suçlama stratejisinin yüksek oranda kullanan ergenlerde daha fazla psikolojik belirti düzeyi olduğu görülmüştür. Ayrıca annelerinin tutumlarını daha fazla reddedici ve babalarının tutumlarını daha fazla aşırı koruyucu olarak algılayan ergenlerin daha fazla psikolojik belirti puanına sahip oldukları ve daha fazla davranış ve duygusal problemleri yaşadıkları bulunmuştur. Algılanan aile desteğinin artmasının da düşük düzeyde psikolojik belirtilere ve davranış ve duygusal problemlerine sahip olmakla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Duygu düzenleme, Psikolojik Sağlık, Erken ergenlik, Algılanan Anne Baba Tutumu, Algılanan Sosyal Destek

Algılanan ebeveynlik biçimleriAlgılanan sosyal destekAna-baba tutumu+5
Sümeyra Akdeniz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının bilişsel esneklikleri ile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Bu çalışmada bilişsel esneklik ve yılmazlık arasındaki ilişki ve bu ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda "bilişsel esneklik ile yılmazlık arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü var mıdır?" şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 336 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Envanteri, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada incelenen temel istatistiksel kavramlar "frekans analizi, ortalama, standart sapma, çarpıklık-basıklık, korelasyon ve güvenirlik" SPSS 21 paket programı ile, yapısal eşitlik modeli ise AMOS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre bilişsel esneklik ile yılmazlık düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Yılmazlık düzeyi ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmişken; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile anlamlı olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile negatif yönlü ve anlamlı ilişki vardır. Bununla birlikte olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri bilişsel esneklik ve yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; alternatif üretebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; kontrol edebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolüne sahiptir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar için araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerBilişsel duygu düzenlemeBilişsel esneklik+3
Sümeyye Hatun Taşdemir
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Duygu düzenleme becerilerini artırmaya yönelik bilişsel davranışçı psikoeğitim programının çeşitli psikolojik değişkenler üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin belirsizliğe tahammülsüzlük, gelecek kaygısı düzeyleri, mükemmeliyetçilik ve psikolojik dayanıklılıkları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu çalışmada öntest-sontest ve izleme testi kontrol gruplu deneysel bir desen kullanılmıştır. Çalışma grubu, kamu kurumlarına kayıtlı 24 Türk üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Gönüllüler 12 kişilik bir deney grubuna ve 12 kişilik bir kontrol grubuna rastgele atanmıştır. Deney grubuna sekiz oturumluk, BDT temelli bir psikoeğitim programı çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Program, duygu tanıma, duygu düzenleme, bilişsel çarpıtmalar, ABC modeli, mükemmeliyetçilikle başa çıkma yöntemleri, belirsizliğe tolerans ve psikolojik dayanıklılık konularına odaklanan içeriği kapsamaktadır. Kontrol grubundaki katılımcılar bu süreçte herhangi bir uygulamaya tabi tutulmamıştır. Veriler "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği", "Duygu Düzenleme Ölçeği", "Üniversite Öğrencilerinde Gelecek Kaygısı Ölçeği", "Büyük üçlü Mükemmeliyetçilik Ölçeği" ve "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği "nden elde edilmiştir. Programın sonunda, deney grubu üyelerinin programa ilişkin bakış açılarını değerlendirmek amacıyla yapılandırılmamış değerlendirme soruları çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, tekrarlanan ölçümler ANOVA ile analiz edilmiştir. Kontrol grubu istatiksel olarak anlamlı bir değişim göstermezken, çalışma sonuçları deney grubunun sontest ve izleme testi sonuçlarında kayda değer bir iyileşme olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, BDT temelli psikoeğitim programının üniversite öğrencileri arasında psikolojik dayanıklılığı artırırken uyumsuz mükemmeliyetçiliği, gelecek kaygısını ve belirsizliğe tahammülsüzlüğü etkili bir şekilde azalttığını göstermiştir. Yürütülen çalışmanın hipotezlerinin hepsi analizler sonucu doğrulanmıştır. Programın sonunda yapılan değerlendirmelerde katılımcılar, programın kendilerine yeni içgörüler ve bakış açıları sağladığını, kaygı ve mükemmeliyetçiliği yönetme becerilerini geliştirdiğini ve psikolojik dayanıklılık anlayışını teşvik ettiğini bildirmişlerdir. Araştırma bulguları, BDT temelli yapılandırılmış müdahale programlarının üniversite öğrencilerine bilişsel işlevsellik ve duygu düzenleme konularında etkili bir şekilde yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Bilişsel duygu düzenlemeGelecek kaygısıUyumsuz mükemmeliyetçilik
Leyla Abdullayeva
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Suçluluk ve utanç ile ilişkili otobiyografik bellekte görsel perspektifin duygu düzenleme üzerindeki işlevi

Bu araştırma, bireylerin suçluluk ve utanç gibi öz-bilinçli duygularla ilişkili otobiyografik anılarını hatırlarken kullandıkları görsel perspektifin (birinci şahıs ve üçüncü şahıs) duygu düzenleme üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada suçluluk (haklı ve uyumsuz suçluluk) ile utanç (içsel ve dışsal utanç) duygularının alt boyutları temel alınarak, bu duyguların görsel perspektif tercihi ve duygusal yoğunlukla nasıl bir ilişki kurduğu deneysel bir desenle araştırılmıştır. Bu kapsamda, dışsal utanç yaşayan bireylerin, içsel utanç ve nötr anılarla ilişkili bireylere kıyasla daha fazla üçüncü şahıs perspektifi kullanacakları; benzer şekilde, haklı suçluluk deneyimleyen bireylerin de uyumsuz suçluluk ve nötr anı yaşayan bireylerden daha yüksek düzeyde üçüncü şahıs perspektifi tercih edecekleri öne sürülmüştür. Ayrıca, dışsal utanç ve haklı suçluluk grubundaki katılımcıların, üçüncü şahıs perspektifiyle hatırladıkları anılarda, aynı duyguları birinci şahıs perspektifiyle hatırlayanlara kıyasla daha yoğun duygulanım yaşayacakları varsayılmıştır. Öte yandan, içsel utanç ve uyumsuz suçluluk gibi benliğe yönelik duygulara sahip katılımcıların, nötr anılar ve diğer duygu gruplarına kıyasla daha fazla birinci şahıs perspektifi kullanacakları; ayrıca bu bireylerin birinci şahıs perspektifinden hatırladıkları olumsuz anıların, üçüncü şahıs perspektifiyle hatırlananlara göre daha yüksek duygulanım yoğunluğu oluşturacağı ileri sürülmüştür. Araştırmanın örneklemi, yaşları 18 ile 55 arasında değişen 124 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma sürecinde katılımcılardan, belirli duygu kategorilerine (içsel utanç, dışsal utanç, haklı suçluluk, uyumsuz suçluluk, nötr) ilişkin istedikleri bir otobiyografik anı yazmaları ve bu anıyı atandıkları perspektif grubuna göre belirli bir perspektiften (birinci şahıs ya da üçüncü şahıs) yeniden canlandırmaları istenmiştir. Deney öncesi ve sonrası duygusal tepkiler ölçülmüş, anıların fenomenolojik özellikleri ve kullanılan perspektif türleri analiz edilmiştir. Bu süreçte, katılımcıların ruhsal durumlarını değerlendirmek amacıyla Beck Depresyon Envanteri-II ve Beck Anksiyete Envanteri uygulanmış; bu ölçeklerden sınırda puan alan bireyler analiz dışı bırakılmıştır. Anıların niteliksel yapısını değerlendirmek için Otobiyografik Bellek Özellikleri Ölçeği kullanılmış, ayrıca deney süreci boyunca katılımcıların duygusal durumları, 11 temel duyguyu içeren 5'li Likert tipi bir derecelendirme ölçeği aracılığıyla ölçülmüştür. Hipotezler, bağımsız örneklem t-testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, hipotezlerin hiçbirinin istatistiksel olarak desteklenmediğini ortaya koymuştur. Ancak içsel utanç grubunda birinci şahıs perspektifinin, üçüncü şahıs perspektifine kıyasla daha yoğun duygulanım oluşturabileceğine işaret eden orta düzeyde bir etki büyüklüğü saptanmıştır. Bu sonuçlar, görsel perspektifin duygusal deneyim üzerinde tek yönlü ve otomatik bir etki oluşturmadığını; aksine bireysel farklılıklar, olayın kişisel anlamı ve zihinsel temsiller gibi çok boyutlu faktörlerle şekillendiğini göstermektedir. Görsel perspektifin, yalnızca duygusal mesafe oluşturmakla kalmayıp, duygudan kaçınma, özdeşleşme ya da yeniden yapılandırma gibi farklı psikolojik süreçlerde de rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda, araştırma, öz-bilinçli duyguların otobiyografik bellekteki temsil biçimlerinin ve bu temsilin duygu düzenleme stratejileriyle olan ilişkilerinin daha derinlemesine anlaşılmasına katkı sunmakta; gelecekteki çalışmalar için bağlamsal değişkenlerin ve bireyler arasındaki farkların daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bilişsel duygu düzenlemeMoral duygularOtobiyografik bellek+1
Nida Nur Önver
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin çocukluk dönemi istismar yaşantıları ile davranış problemleri ve psikolojik sağlamlıkları arasında ilişkinin incelenmesinde otomatik düşünceler ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile davranış problemleri ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşüncelerin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep'te ortaöğretim kurumlarına devam eden yaşları 14 ile 19 arasında değişen (x = 16.15; Ss= 1.42) 338'i (% 51.1) kadın, 322'si (% 48.9) erkek olmak üzere toplam 671 ergenden oluşmaktadır. Çalışmada ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantılarını belirlemek için Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği-Kısa Form (ÇÖYÖ-KF), davranış problemlerini belirlemek için 11- 18 Yaş Grubu Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR-11/18), psikolojik sağlamlık düzeyini belirlemek için Yılmazlık Ölçeği (YÖ), otomatik düşüncelerini belirlemek için Çocuklar için Otomatik Düşünceler Ölçeği (CATS), bilişsel duygu düzenleme stratejilerini belirlemek için Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve demografik özellikleri belirlemek için ise Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma bulguları; ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkide uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşüncelerin tam aracı rolünün olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile davranış problemleri arasındaki ilişkide uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşüncelerin kısmi aracılık etkisi olduğu belirlemiştir. Diğer taraftan çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ve istismar/ihmal yaşantıları ile davranış problemleri arasındaki ilişkide ise uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Bulgular kapsamında son olarak, davranış problemlerinin varyansının açıklanmasında etkili değişkenlerin sırasıyla otomatik düşünceler, çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri olduğu; psikolojik sağlamlığın varyansını açıklayan en önemli değişkenlerin ise sırasıyla uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşünceler olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, araştırmacı ve uygulayıcılara bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çocukluk dönemi istismar/ihmal, davranış problemleri, psikolojik sağlamlık, otomatik düşünceler, bilişsel duygu düzenleme stratejileri

Bilişsel duygu düzenlemeDavranış bozukluklarıDavranışsal tutum+4
İdris Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde bilişsel esneklik ve duygusal özerklik: Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı ergenlerde bilişsel esneklik, duygusal özerklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkileri ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Şanlıurfa ilinin Ceylanpınar ilçesinde yer alan sekiz lisede 9., 10., 11. ve 12. sınıf düzeyinde öğrenimine devam eden 528 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu"; ergenlerde bilişsel esnekliğe dair veriler "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009); ergenlerin duygusal özerkliğine dair veriler "Duygusal Özerklik Ölçeği" (Steinberg ve Silverberg, 1986); ergenlerin günlük yaşamında karşılaştığı durumlar ile bilişsel anlamda başa çıkmada kullandığı duygu düzenleme stratejilerine dair veriler ise "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" (Garnefski, Kraaij ve Spinhoven, 2001) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, değişkenlerin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak adına Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu'na ait bulgular incelenmiştir. Bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin duygusal özerkliği yordayıp yordamadığını ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı etkiye sahip olup olmadığını test etmek için bir dizi regresyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış. Aracı etkiyi ortaya koyan regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı ise bootstrapping metodu kullanılarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, duygusal özerklik, bilişsel duygu düzenleme, bilişsel duygu düzenleme stratejileri. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir.

Bilişsel duygu düzenlemeBilişsel esneklikBilişsel esneklik+4
Seha Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anne, baba ve çocuk tarafından algılanan ebeveyn kabul-red ve kontrolünün çocuğun duygu düzenleme becerisi ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı Ebeveyn Kabul-Red Teorisi'ne göre çocuğun anne ve babasından algıladığı ebeveyn kabul-red ve kontrolü ile anne ve babanın çocuğuna gösterdiği kabul-red/kontrolün çocuğun duygu düzenleme becerisi ile ilişkisini araştırmaktır. Bu araştırma ile anne babaların beyan ettikleri ebeveyn tutumlarının çocuklar tarafından ne şekilde algılandığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Öte yandan çocuğun cinsiyeti, anne-babanın eğitim düzeyi ve ailenin gelir düzeyi gibi demografik değişkenlerin çocuğun duygu düzenleme becerisi ve algılanan ebeveyn kabul-red/kontrol puanları ile olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, ilköğretim 4. ve 5. sınıfa devam eden 93 çocuk (41 kız, 52 erkek) ve anne-babaları ile yürütülmüştür. Veriler; Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red/Kontrol Ölçeği (EKRÖ/K), Çocuk EKRÖ/K: Anne, Çocuk EKRÖ/K: Baba ve Duygu Ayarlama Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda çocuğun anne ve babasından algıladığı kabul-red ve kontrol ile çocuğun duygu düzenleme becerisi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anne ve babanın kabul-red ve kontrolü ile çocuğun duygu düzenleme becerisi arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki saptanmıştır. Anne, baba ve çocuk tarafından algılanan ebeveyn kabul-red ve kontrol puanları arasındaki uyum incelendiğinde anne-çocuk, baba-çocuk ve anne-baba puanları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki saptanırken çocuğun anne ve babasından algıladığı ebeveyn kabul-red/kontrol puanları arasında pozitif yönlü ve kuvvetli bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış; araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiş ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Algılanan ebeveyn tutumları, ebeveyn kabul-reddi, ebeveyn kontrolü, duygu düzenleme becerisi

Aile kabul-red kuramıAlgılanan ebeveynlik biçimleriAlgılanan kontrol+4
Fatma Zehra Gelgör
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Asperger sendromu tanısı almış ergenlerin depresyon düzeyleri ile duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, Asperger Sendromu tanısı almış ergenlerin duygu düzenleme becerileri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Asperger Sendromu tanısı almış, yaşları 12-17 arasında değişen 30 ergenle çalışılmıştır. Çalışmada ergenlere Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği, Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği ve Duygu Düzenleme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerden toplanan verilerle yapılan istatistiksel analizler sonucunda Asperger Sendromu tanısı almış ergenlerde depresyon ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme arasında negatif yönde korelasyon bulunmuştur. Asperger Sendromu tanısı almış ergenlerin cinsiyetlerine göre depresyon ve duygu düzenleme becerilerinin farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Eğitim düzeyi açısından bakıldığında Asperger Sendromu tanısı almış ortaokul mezunu ergenlerin duygu baskılama düzeyleri lise mezunu ergenerinkinden anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmıştır ve sonucunda Asperger Sendromu tanısı almış ergenlerin dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme becerilerinde ortaya çıkabilecek değişikliklerin, duygu durumları hakkında da bilgi verebileceği düşünülmüştür.

Asperger sendromuBilişsel duygu düzenlemeDepresyon+3
Nur Koç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde travma sonrası büyümenin yordanmasında bağlanma ve bilişsel duygu düzenlemenin rolü

Bu araştırmanın temel amacı travma yaşamış üniversite öğrencilerinin bağlanma düzeyleri ile bilişsel duygu düzenleme düzeylerinin travma sonrası büyüme düzeyleri üzerinde yordayıcı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın deseni ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırma 563 (350 kadın - 213 erkek) üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Travma Sonrası Büyüme Envanteri", "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Travma Yaşantılarını Tarama Formu" ve "Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri – Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin travma sonrası büyüme, olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme, anneye, babaya ve arkadaşa bağlanma düzeylerinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacı ile Bağımsız Gruplar T - Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre travma sonrası büyüme, anneye ve babaya bağlanma ve olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme düzeyleri arasında cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur. Arkadaşa bağlanma düzeyi ise kadın öğrencilerde erkek öğrencilere göre daha yüksektir ve aradaki bu farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Araştırma amacına uygun olarak çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme ve anne, baba ve arkadaşa bağlanma düzeyleri travma sonrası büyümeyi anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Olumlu ve olumsuz bilişsel duygu düzenleme ve anne, baba ve arkadaşa bağlanma toplam varyansın %32'sini açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Travma, Travma Sonrası Büyüme, Bilişsel Duygu Düzenleme, Bağlanma

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel duygu düzenleme+4
Merve Yıldız
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon arasındaki ilişki: Bilişsel esnekliğin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde 1.,2.,3. ve 4. Sınıfta eğitim görmekte olan 440 öğrenci ile yapılmıştır.Araştırmada veriler, öğrencilerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu","Bilişsel Esneklik Envanteri","Beck Depresyon Envanteri" ve"Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, değişkenlerin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak için korelasyon analizi yapılmıştır. Bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon arasında bilişsel esnekliğin aracı rolü olup olmadığını test etmek için regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri alt boyutları, bilişsel esneklik alt boyutları ve depresyon puanlarına ilişkin veriler detaylı olarak incelendiğinde bilişsel duygu düzenlemenin boyutları olan kendini suçlama, ruminasyon, diğerlerini suçlama ve kontrol boyutlarında meydana gelecek artışın depresyon düzeyini artıracağı ancak olumlu yeniden odaklanma ve plan yapmaya yeniden odaklanma alt boyutlarındaki artışın da depresyon düzeyini azaltacağı bulgulanmıştır. Depresyonun yordayıcı değişken olan uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu stratejileri tarafından tek başına istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordandığı; aracı değişken olan bilişsel esnekliğin depresyonu tek başına anlamlı düzeyde yordadığı bulgulanmıştır. Yordayıcı değişken olarak ele alınan toplam uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinde istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde düştüğü görülmüştür. Elde edilen değerlerde anlamlı bir düşüş olmasından yola çıkarak kısmi aracılık durumunun gerçekleştiği bulgulanmıştır. Bootstrapping metoduyla hem uyumlu hem de uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve depresyon arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin kısmi aracılık ilişkilerinin anlamlı olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, bilişsel duygu düzenleme, bilişsel duygu düzenleme stratejileri, depresyon.

Bilişsel duygu düzenlemeBilişsel esneklikDepresyon+2
İrem Duygu Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının riskli alkol ve madde kullanımı ve cinsel kompulsiyonlarla ilişkisinde duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Çalışmada çocukluk çağı travmalarının riskli alkol ve madde kullanım düzeyi ve cinsel kompulsiyonlar arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü araştırılmıştır. Araştırmanın amaçları, çocukluk çağı travmaları, riskli alkol ve madde kullanımı, cinsel kompulsiyon ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Ankara'daki üniversitelerde öğrenim gören 303 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda veri toplamak için Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Cinsel Kompulsiyon Ölçeği, Bağımlılık Profil İndeksi Risk Tarama Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Çocukluk çağı travmaları, riskli alkol ve madde kullanımı, cinsel kompulsiyon ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri değişkenleri arasındaki ilişkiler, korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizleri kullanılarak incelenmiştir. Aracı rol analizi için Model 4 kullanılmıştır. Çocukluk çağı travmalarının riskli alkol ve madde kullanımını, cinsel kompulsiyonları ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerini ve adaptif olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ise cinsel kompulsiyon yordadığı bulunmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre, çocukluk çağı travmalarının ile cinsel kompulsiyonlar arasındaki ilişkiyi adaptif olmayan bilişsel duygu düzenleme stratejileri aracılığıyla yordadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, çocukluk çağı travmalarının ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin, bağımlılık riski oluşturma süreçlerinde dikkate alınması gereken önemli faktörler olabileceğini vurgulamaktadır. Çalışmanın sonuçları, ilgili alanlardaki araştırmacılar ve uygulayıcılar için önemli bir katkı sağlayabilir. Anahtar Sözcükler: Cinsel Kompulsiyon, Çocukluk Çağı Travmaları, Duygu Düzenleme, Riskli Alkol Kullanımı, Riskli Madde Kullanımı

Alkol içmeAlkolizmBilişsel duygu düzenleme+7
Şevval Kınay
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde bilişsel duygu düzenleme, öz şefkat ve flört şiddeti arasındaki ilişki

Giriş ve Amaç:Gelişim süreci içerisinde olan üniversite öğrencileri için hızla değişen günümüz dünyasına sosyal, duygusal ve bilişsel olarak uyum sağlamak oldukça zordur. Bu süreci kolay hale getirmek ve gelecekte psikolojik iyilik halinin olabilmesi için duyguları tanıma ve yön verme süreci oldukça önemlidir. Bu bağlamda araştırma, üniversite öğrencilerinde bilişsel duygu düzenleme, öz şefkat ve flört şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: İlişki arayıcı tipteki bu araştırmanın evrenini, Düzce Üniversitesi'nde 2016-2017 eğitim öğretim döneminde öğrenim görmekte olanbütün Fakülte ve Yüksekokulundaki toplamda 13933 öğrenci oluşturmaktadır. Örnekleme için toplam 623 öğrenci seçilmiştir. Veriler Kişisel Bilgi Formu, "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Öz-Şefkat ölçeği" ve "Flört Şiddeti Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS Statistics 22 paket programında, betimleyici istatistikler, Pearsonkorelasyon analizi, basit doğrusal regresyon, t-test ve tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya alınan öğrencilerin %51,4'ü erkektir ve öğrenim gördükleri okullara göre %17,3'i işletme fakültesinde, %15,4'ü mühendislik fakültesinde, %13,2'si sağlık bilimleri fakültesinde ve %12,2'si teknoloji fakültesinde okumaktadır. Araştırma kapsamındaki öğrencilerin %37,2'sinin halen süren flört ilişkisi bulunduğunu ve %7,8'i bu ilişkisinde şiddete uğradığını %5,7'si ise flört ilişkisinde şiddet uyguladığını belirtmiştir. Bilişsel duygu düzenleme ve kadın olmak flört şiddetini artırırken, öz şefkat ve şiddete başvurma flört şiddetini azaltmaktadır.Özellikle şiddet davranışları yüksek olan üniversite öğrencilerine halk sağlığı hemşireleri tarafından danışmanlık verilerek, eğitim ve farkındalık çalışmaları ile bu davranışların azalmasına ve geleceğin sağlıklı bireylerinden sağlıklı bir toplumun oluşmasına katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Duygu Düzenleme, Flört Şiddeti, Öz-Şefkat, Üniversite öğrencileri

Bilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenlemeFlört+3
Tuba Birlik
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygu düzenleme becerileri ile algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı bilişsel duygu düzenleme ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin aracı rolünü ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, bilişsel duygu düzenlemenin psikolojik sağlamlığa etkisinde demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, ilişki durumu ve aile gelir düzeyi) düzenleyici rolünün belirlenmesini hedeflemiştir. Bu amaç doğrultusunda Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeğinden oluşan bir öz bildirim anketi kullanılarak 434 üniversite öğrencisini (%51,2 kadın, yaş ortalaması 21,73±2,83) kapsayan kesitsel bir çalışma yürütülmüştür. Önerilen ilişkileri test etmek için aracılık ve düzenleyicilik analizleri yapılmıştır. Sonuçlar, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin algılanan sosyal desteği ve psikolojik dayanıklılığı önemli ölçüde etkilediğini doğrulamıştır. Daha spesifik olarak, olumlu yeniden değerlendirme ve planlamaya yeniden odaklanma gibi uyarlanabilir stratejilerin algılanan sosyal desteği ve psikolojik dayanıklılığı artırdığı, uyumsuz stratejilerin (örneğin, kendini suçlama, kabullenme ve felaketleştirme) ise ters etki gösterdiği bulunmuştur. Daha da önemlisi, algılanan sosyal destek, bilişsel duygu düzenleme ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkiye aracılık etmiştir. Ancak, cinsiyet, yaş, ilişki durumu ve aile geliri gibi demografik değişkenler bu ilişki üzerinde düzenleyici bir etki göstermemiştir. Bulgular, üniversite öğrencileri arasında psikolojik dayanıklılığın teşvik edilmesinde hem bilişsel duygu düzenlemenin hem de algılanan sosyal desteğin öneminin altını çizmekte ve algılanan sosyal desteğin önemli bir aracı rolü oynadığını göstermektedir. Bu araştırma, üniversite bağlamında uyarlanabilir bilişsel duygu düzenleme stratejilerini teşvik etmeyi ve sosyal destek sistemlerini geliştirmeyi amaçlayan müdahalelerin potansiyel faydasını vurgulamaktadır.

Algılanan sosyal destekBilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme+4
Nur Sena Yiğit
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukların ve annelerin bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin; çocukluk çağı travmaları, stres, depresyon, anksiyete arasındaki aracı rollerin ve diyadik (İkili) ilişkilerin incelenmesi

Annelerin çocukluk çağında yaşadıkları travmatik yaşantıların ileri yaşlarda stres, anksiyete, depresyon gibi psikopatolojik sonuçları görülmektedir. Çocukların yaşadıkları stresin onlarda depresyon ve anksiyete bozukluklarıyla sonuçlandığı görülmektedir. Bireylerin yaşadığı sıkıntı ve problemlerle bilişsel duygu düzenleme stratejilerini kullanma biçimlerinin psikopatolojiyle yakından ilişkisi bulunmaktadır. Annelerin çocukluk çağı travmaları, stresi ile anksiyete, depresyon arasında ve çocukların stres ile depresyon, anksiyete bozuklukları arasında bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü olup olmadığı incelendi. Ayrıca anne ile çocuklar arasındaki diyadik ilişkiler incelendi. Çalışmada "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuklarda Algılanan Stres Ölçeği", "Çocuklar İçin Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği (CERQ)", "Çocuklarda Anksiyete ve Depresyon Ölçeği-Yenilenmiş (ÇADÖ-Y)", "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33)", "Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejileri (CERQ) (BDDÖ)", "Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği-21 (DASS-21)" ölçekleri kullanıldı. Çalışmamızda annelerin çocukluk çağı travmaları ile bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden kendini suçlama, kabul etme, felaketleştirme, başkalarını suçlama arasında pozitif yönde; pozitif tekrar odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden değerlendirme, bakış açısına yerleştirme arasın da ise negatif yönde; ayrıca kendini suçlama, kabul etme, ruminasyon, felaketleştirme, başkalarını suçlama bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon, anksiyete ve stres arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu bulundu. Ayrıca bulgularımızda annelerin depresyon, stres ile bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden pozitif tekrar odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden değerlendirme arasında negatif yönde anlamlı ilişki ve stres ile bakış açısına yerleştirme arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu. Çalışmamızda annelerin çocukluk çağı travmalarının stres üzerindeki etkisinde kendini suçlama, kabul etme, pozitif tekrar odaklanma, bakış açısına yerleştirme, başkalarını suçlama ve felaketleştime stratejisinin aracı rolü olduğu; çocukluk çağı travmalarının depresyon üzerindeki etkisinde kendini suçlama, kabul etme, felaketleştirme ve başkalarını suçlama stratejisinin aracı rolü olduğu bulundu. Ayrıca hem annelerde hem çocuklarda stresin depresyon üzerindeki etkisinde kendini suçlama, kabul etme, felaketleştirme stratejisinin aracı rolü olduğu, annelerde plana tekrar odaklanma, çocuklarda da pozitif tekrar odaklanma stratejisinin aracı rolü olduğu görülmektedir. Annelerin çocukluk çağı travmalarının anksiyete üzerindeki etkisinde kendini suçlama, kabul etme, felaketleştirme stratejisinin aracı rolü olduğu bulundu. Ayrıca annelerde stresin anksiyete üzerindeki etkisinde kendini suçlama, kabul etme, ruminasyon ve felaketleştirme stratejisinin aracı rolü olduğu bulundu.

AnksiyeteAnnelerBilişsel duygu düzenleme+6
Fatih Mehmet Aslan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlik döneminde yılmazlık düzeyi ile algılanan ebeveyn ilişkisi, bilişsel duygu düzenleme ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı, beliren yetişkinlik döneminde yılmazlık düzeyi ile algılanan ebeveyn ilişkisi, bilişsel duygu düzenleme ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın örneklemi Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde okuyan ve yaş aralığı 18-25 olan, lisans öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma 317 (%52) kadın, 292 (%48) erkek öğrenci olmak üzere 609 kişi ile yürütülmüştür. Katılımcılara, Yılmazlık Ölçeği (YÖ), Barrett- Lennard İlişki Envanteri (BLİE), Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ), Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ) ve Demografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırmada öncelikle, cinsiyet, öğrencilerin sınıf düzeyi, üniversiteye giriş yılı, gelir düzeyi, ebeveyn kaybı gibi demografik değişkenler arasında yılmazlık açısından anlamlı düzeyde bir fark olup olmadığı tek yönlü ANOVA analizi ile araştırılmıştır. İkinci olarak yılmazlık, algılanan ebeveyn ilişkisi, bilişsel duygu düzenleme ve yılmazlık arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemek amacıyla Pearson korelayon katsayısı analizi yapılmıştır. Daha sonra, çalışmanın değişkenleri arasındaki yordayıcılık ilişkilerini belirleyebilmek amacıyla hiyerarş̧ik regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, öngörüldüğü gibi, algılanan ebeveyn ilişkisi, bilişsel duygu düzenleme ve kişilik özelliklerinin yılmazlık ile anlamlı olarak ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çalışmanın sonuçları alanyazın bağlamında tartışılmış, sonuçlar ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler Beliren Yetişkinlik Dönemi, Yılmazlık Düzeyi, Algılanan Ebeveyn İlişkisi, Bilişsel Duygu Düzenleme, Kişilik Özellikleri

Beş faktör kişilik modeliBilişsel duygu düzenlemeEbeveyn-çocuk ilişkisi+6
Lerzan Yılmaz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk olguların duygu düzenleme ve duygu tanıma becerilerinin tedaviyle olan ilişkisi

Amaç: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı olan kişilerin duygu tanıma ve duygu düzenleme becerilerinde değişen derecelerde yetersizlik yaşadıkları bilinmektedir. DEHB tanısında duygu tanıma ve duygu düzenleme güçlükleri ile ilgili çalışmalar olmakla birlikte, bu beceriler üzerindeki tedavinin etkisini inceleyen çalışmalar kısıtlıdır, ilaç tatilinin etkisini inceleyen çalışma ise bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı DEHB tanılı çocuklarda duygu tanıma ve duygu düzenleme becerilerinde yaşanan güçlüklerin saptanması ve yaşanan güçlüklerin tedavi ve ilaç tatili ile değişiminin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma uzunlamasına bir takip çalışmasıdır. Çalışma Bolu İzzet Baysal Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerinde Ocak 2022- Kasım 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmaya belirtilen tarih aralığında polikliniğine başvuran, 8-12 yaş arasında olan, DEHB tanısı almış ve dahil edilme kriterlerini karşılamış olan 56 olgu katılmıştır. Katılımcılara ilk olarak Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu, tedavi öncesi, tedavi sonrası ve ilaç tatili verdikten sonra Gözlerden Zihin Okuma, Yüzler testi ve Klinik Global İzlenim Ölçeği (CGI) uygulanmıştır. Tedavi öncesinde hastalık şiddetini belirlemek amacıyla ebeveyn ve öğretmenlere Çocuk ve Ergenlerde Davranım Bozuklukları İçin DSM -IV'e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği verilmiştir. İzlem boyunca üç görüşmede ebeveynlere Duygusal Reaktivite İndeksi-Ebeveyn formu (DRİ-E), Weiss İşlevsellikte Bozulma Ölçeği- Ebeveyn Formu (WİBÖ-E), DSM -5 Düzey 2 İrritabilite Ölçeği Ebeveyn Formu (D2İÖ-E), DSM-5 Düzey 2 Öfke Ölçeği Ebeveyn Formu (D2ÖÖ-E); çocuklara ise Duygusal Reaktivite İndeksi-Çocuk formu (DRİ-Ç), Çocuklar İçin Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği (ÇİBDDSÖ) verilmiştir. Ayrıca sosyodemografik özellikleri değerlendirmek amacıyla Sosyodemografik Veri formu kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya DEHB tanılı 56 çocuk dahil edilmiştir. Çalışmaya dâhil edilen çocuk ve ergenlerin 42 tanesi erkek (% 75,0) ve 14 tanesi kızdır (% 25,0). Olguların yaş ortalaması 118,6 ± 19,7 ay olarak tespit edilmiştir. Genel olarak sosyodemografik bulgular yazın ile uyumlu bulunmuştur. Olguların CGI ile değerlendirilen ortalama bozukluk şiddeti çalışma başlangıcında 4,8 (SD= 0,8) olarak saptanmış ve olgular "belirgin düzeyde hasta" olarak değerlendirilmiştir. Aile ve çocukların çalışma başlangıcında doldurdukları DRİ ortalama puanları sırasıyla 3.9 (SD= 3.4) ve 4.2 (SD= 3.1) olarak bulunmuştur. Tedavinin özellikle çocukların bildirdiği duygusal tepkiselliği etkileme eğiliminde olduğu ancak ebeveynlerin bildirdiği duygusal tepkisellik düzeylerinin tedaviden anlamlı olarak etkilenmediği saptanmıştır. ÇİBDDSÖ puanlarına göre, katılımcıların ilk değerlendirmelerinde çoğunlukla pozitif tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme ve plana tekrar odaklanma stratejilerini kullandıkları, tedavi ile kendini suçlama ve plana tekrar odaklanma stratejilerinin kullanımında artış olduğu görülmüştür. WİBÖ-E ortalama puanlarına göre DEHB tanılı olguların özellikle okul- öğrenme alanında işlevselliklerinin bozuk olduğu (ortalama > 1,5) görülmektedir. Tedavi ile okul-öğrenme ve aile alanında işlevsellikte anlamlı düzelme olduğu saptanmıştır. Çalışma başlangıcında D2İÖ-E ortalama puanı 3.8 (SD= 3.3), D2ÖÖ-E puanı ise 9.9 (SD= 4.7) olarak saptanmıştır. Tedavi ile her iki ölçek puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. İlk değerlendirmede gözlerden zihin okuma ortalama toplam puanı 14.6 (SD= 5.6), yüzler testi ortalama puanı ise 14.3 (SD= 2.7) olarak bulunmuştur. Tedavi ile gözlerden zihin okuma testinde pozitif ve nötr duyguları tanımada istatistiksek olarak anlamlı bir artış saptanmıştır. Yüzler testi sonuçlarında ise anlamlı bir fark saptanmamıştır. Tedavi ile görülen etkilerin, ilaç tatili sonrasında da azalmakla birlikte devam etme eğilimde olduğu görülmüştür. Sonuç: Çalışma bulgularına göre, DEHB tanılı çocukların duygusal tepkisellik, duygularını düzenlemede güçlük, yüzden ve gözlerden duygu tanımada yetersizlik yaşadıkları ve özellikle okulda işlevselliklerinin düştüğünü, tedavi ile tepkisellikte, gözlerden duygu tanımada iyileşmenin görüldüğü, okul ve aile alanlarında işlevselliklerinin düzeldiği, ayrıca uyumsal bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kullanımında artış ve uyumsuz stratejilerin kullanımında ise azalma olduğu saptanmıştır. İlaç tatili ile görülen etkinin kısmen azalmakla birlikte devam etme eğiliminde olduğu görülmüştür. Etki kısmen devam etme eğiliminde olsa da ilaç tatili kararı sadece gerekli durumlarda, klinisyen tarafından verilmelidir. Daha geniş örneklemli ve daha geniş yaş aralığıyla yapılan daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, duygu düzenleme, duygu tanıma, ilaç tatili, Metilfenidat, stimulan

Bilişsel duygu düzenlemeDikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğuDuygu düzenleme+3
Merve Taşkan
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş bireylerde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin uyku kalitesini yordamadaki rolü

Uykunun insan sağlığı için önemi oldukça büyük ve birçok psikopatoloji ile ilişkisi aşikârdır. Çalışmanın diğer bir değişkeni olan duygu düzenleme de benzer şekilde günlük yaşam için önemli bir faktör olarak ifade edilmektedir. Duyguların düşünce veya bilişsel süreçlerle düzenlenmesi, insan hayatıyla ayrılmaz bir şekilde ilişkilidir ve insanların stresli olayların deneyiminden sonra duygularını yönetmelerine yardımcı olmaktadır. Literatürde uyku bozuklukları ile duygu düzenleme ilişkisinin araştırıldığı fakat uyku kalitesine yeterince yer verilmediği dikkat çekmektedir. Bu çalışma, bilişsel duygu düzenleme stratejileri yani bireyin baş etme mekanizmalarının uyku kalitesi ile ilişkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Veri toplama amacıyla Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Yetiştiriliş, aile tipi ve yaşanan yer gibi nitelikler dahilinde uyku ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiye etki eden faktörlerin belirlenmesi önem taşımaktadır. Böylelikle etki eden faktörlere dair farkındalık kazandırılmış olacak ve ilgili psikopatolojilerin önlenmesine yönelik çalışmalar arttırılabilecektir.

Bilişsel duygu düzenlemeDuyguDuygu düzenleme+3
Melike Arpınar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş arası bireylerde harp sanatları beden eğitiminin aiki terapi yöntemiyle bilişsel duygu düzenleme stratejilerine etkisinin uygulamalı araştırılması

Bu çalışmada, Harp Sanatları beden eğitiminin bir stili olan Aikido'nun bir bilişsel duygu düzenleme terapi yöntemi olarak kullanılabileceği hipotezinden yola çıkarak psikoterapi yöntemi olarak test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel olarak tasarlanmıştır. Araştırmada harp sanatlarından Aikido sanatı terapi olarak katılımcılara uygulanarak bilişsel duygu düzenleme stratejilerinde değişiklik olup olmadığı araştırılmıştır. Veri toplama aracı duygu düzenleme ölçeği ve kişisel bilgi formundan oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılan Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) Garnefski, Kraaij ve Spinhoven (2002) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek stres veren yaşam olayları sonrasında kişilerin kullandığı bilişsel duygu düzenleme stratejilerini ölçmeyi amaçlamıştır. Araştırmada farklı yaş gruplarında 50 katılımcı çalışma grubu olarak alınmıştır. Bu çalışma grubuna Aikido çalışmalarına başlamadan önce Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği anket olarak uygulanmıştır. Anket çalışmasından sonra Aikido çalıştırılmış ve sonrasında aynı anket tekrar edilerek, çalışma grubunun ilk testte verdiği cevapların puanları ile son testte vermiş oldukları cevapların puanları istatistiki olarak analiz edilmiş ve kişlerin kullanıldığı bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden olumlu ve olumsuz stratejilerin tamamında belirgin bir iyileşme olduğu gözlemlenmiş ve Aikido 'nun terapi yöntemi olarak kullanılabileceği düşünülmüştür.

AikidoBilişsel davranış terapileriBilişsel duygu düzenleme+4
Kerem Urcan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iç göçün bireylerde somatizasyon, bilişsel duygu düzenleme ve başa çıkma tutumları üzerine etkisinin incelenmesi

Türkiye'de iç göçün bireylerde somatizasyon, bilişsel duygu duygu düzenleme ve başa çıkma tutumları üzerine etkisini incelemek amacıyla bu araştırmaya, 95 göç etmiş ve 99 göç etmemiş olmak üzere 194 kişi alınmıştır. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Başa Çıkma Tutumları Ölçeği ve Somatizasyon Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre bireylerin somatizasyon düzeyleri, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve başa çıkma tutumları göç durumuna göre bir farklılık göstermemektedir. Diğer sebeplerle göç etmiş bireylerde kabul ve kendini suçlama düzeyleri, ekonomik sebeplerle göç edenlere göre daha yüksektir. Göç etmiş kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla zihinsel boş verme, inkâr ve madde kullanımı göstermektedir. Göç etmiş kişilerde orta okul ve altı eğitim düzeyinde olanların yararlı sosyal destek kullanımı, geri durma, madde kullanımı, kabullenme tutumları lise ve üzeri eğitim durumuna sahip olanlara göre daha yüksektir. Göç etmiş evli bireylerde zihinsel boş verme, geri durma, madde kullanımı, kabullenme, plan yapma ve olumlu yeniden değerlendirme bekâr bireylere kıyasla daha yüksektir. Elli ve üzeri yaş grubuna dâhil göç etmiş bireyler inkâr, davranışsal olarak boş verme, kabullenme, plan yapma tutumlarını daha genç bireylere göre daha fazla kullanmaktadır.Bilişsel duygu düzenlemenin alt boyutlarından diğerlerini suçlama, olumlu yeniden değerlendirme ve olayın değerini azaltma ile başa çıkma tutumlarının alt boyutu olan soruna odaklanma ve duyguları açığa vurmanın somatizasyonu yordadığı saptanmıştır.

Başa çıkmaBedenselleştirmeBilişsel duygu düzenleme+3
Raife Doğan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Early maladaptive schemas and mental health: The sequential mediator role of neuropsychological personality traits and cognitive emotion regulation

The aim of the study was to examine the role of neuropsychological personality traits and cognitive emotion regulation (also called cognitive coping strategies) in the relationship between early maladaptive schemas (EMSs) and mental health. For this purpose, 497 participants with ages 18 to 65 years in Turkey voluntarily participated in the research. The data was gathered through Young Schema Questionnaire–Short Form 3, Cognitive Emotion Regulation Questionnaire, Behavioral Inhibition System/Behavioral Activation System Scales, Brief Symptom Inventory, and Satisfaction with Life Scale. In order to investigate their mediator role, Hayes's procedure for serial mediation analysis was conducted. The results revealed that neuropsychological personality traits and cognitive emotion regulation sequentially mediated the relationship between EMSs and mental health. In general, stronger schemas predicted higher levels of activation in the Behavioral Inhibition System (BIS), which in turn predicted the increased use of the Less Adaptive Cognitive Coping Strategies (LACCS) or decreased used of the More Adaptive Cognitive Coping Strategies (MACCS) which in turn predicted more psychopathological symptoms. However, although Acceptance was categorized under MACCS, it was found to have a negative impact on this relationship; meaning that stronger schemas predicted higher levels of activation in BIS, which in turn predicted the increased use of Acceptance, which in turn was associated with more psychopathological symptoms. Regarding the relationship between EMSs and life satisfaction, stronger EMSs predicted increased levels of activation in BIS, which in turn predicted the decreased use of MACCS, which in turn decreased levels of life satisfaction. Furthermore, stronger EMSs in Disconnection/Rejection schema domain (DR) and the Impaired Autonomy/Other Directedness schema domain (IAOD) predicted decreased levels of activation in the Behavioral Activation System (BAS), which in turn predicted the decreased use of MACCS, which in turn decreased levels of life satisfaction. However, stronger schemas in the Impaired Limits/Exaggerated Standards schema domain (ILES) predicted the increased activation in BAS, which in turn the increased use in MACCS, which in turn increased levels of life satisfaction. Furthermore, only Self-Blame and Catastrophizing among LACCS serially mediated the relationship between EMSs and life satisfaction with BIS for only ILES and IAOD, but not for DR. Also, Self-Blame was found to serially mediate with BAS in this relationship for only IAOD. Lastly, Acceptance was found not to be associated with this relationship. Finally, implications of these findings were discussed in line with the relevant literature. Limitations and suggestions for future studies were also presented.

Cognitive emotion regulationEarly maladaptive schemasPersonality traits+4
Vasfiye Derya Şen
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Pediatri hemşireliği dersini alan öğrencilerin bilişötesi farkındalık ile bilişsel duygu düzenleme durumunun pediatrik klinik stres ve akademik başarı düzeylerine etkisi

Amaç: Bu çalışma pediatri hemşireliği dersini alan öğrencilerin bilişötesi farkındalık ile bilişsel duygu düzenleme durumunun pediatrik klinik stres ve akademik başarı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Çalışmanın örneklemini Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3. sınıf pediatri hemşireliği dersini alan 270 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Sosyo-Demografik Veri Toplama Formu, Bilişötesi Farkındalık Envanteri, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Pagana Klinik Stres Anketi kullanılarak elde edilmiştir. Veriler 12 Nisan - 12 Mayıs 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik hesaplamalar ve ortalama, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21.66±1.11 olup, genel not ortalamaları 76.16±7.77'dir. Öğrencilerin %77.8 (n=210) kadın ve %22.2'si (n=60) erkektir. Pagana klinik stres puanı ile bilişötesi farkındalık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=-,32, p<0.01). Akademik başarı düzeyi ile bilişötesi farkındalık durumu arasında orta büyüklükte, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=,59, p<0.01). Çalışmadaki bilişötesi farkındalık değişkeni klinik stres durumundaki değişimin %10.4'ünü (R2=0.104) açıklarken, bilişsel duygu düzenleme değişkenleri klinik stres durumundaki değişimin %18.1'ini (R2=0.181) açıklamaktadır. Bilişsel duygu düzenleme ve bilişötesi farkındalık değişkenleri birlikte klinik stres durumundaki değişimin %24.5'ini (R2=0.245) açıklamaktadır. Bilişötesi farkındalık değişkeni akademik başarı durumundaki değişimin %35.9'unu (R2=0.359) açıklarken, bilişsel duygu düzenleme değişkenleri akademik başarı durumundaki değişimin %30.6'ini (R2=0.306) açıklamaktadır. Bilişsel duygu düzenleme ve bilişötesi farkındalık değişkenleri birlikte akademik başarı durumundaki değişimin %44.3'ünü (R2=0.443) açıklamaktadır. Sonuç: Öğrencilerin bilişötesi farkındalık ile bilişsel duygu düzenleme durumları akademik başarılarını ve klinik stres düzeylerini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişötesi Farkındalık, Bilişsel Duygu Düzenleme, Pediatri Hemşireliği Öğrencisi, Klinik Stres, Akademik Başarı.

Akademik başarıBilişBilişsel duygu düzenleme+7
Kübra Sonat
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin çocuklarına yönelik kapsayıcı işlev özelliklerinin okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerine olan etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerileri ile annelerin kapsayıcı işlev özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemi, Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki özel ve devlet anaokullarında okul öncesi eğitimine devam eden 3-6 yaş aralığındaki 340 çocuğun annesinden oluşmaktadır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Zabcı, Erol ve Şimşek tarafından (2018) geliştirilen "Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlev Ölçeği", Shields ve Cicchetti tarafından (1997) geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlama çalışması Batum ve Yağmurlu (2007) tarafından yürütülen "Duygu Düzenleme Ölçeği" ve "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerinin yaşa, cinsiyete, annenin eğitim durumuna, annenin çalışma durumuna, kardeş sayısına, ebeveynlerin birlikte/boşanmış olma durumuna, okul öncesi eğitim alma süresine, doğum sırasına göre farklılaşmadığı ortaya konmuştur. Okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerileri ile annelerin kapsayıcı işlev özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Welch ANOVA sonuçlarına göre sosyoekonomik duruma açısından Değişkenlik/Olumsuzluk alt boyutunda sınıra yakın düzeyde gruplar arası anlamlı fark bulunmuştur. Okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerileri ile annelerin kapsayıcı işlev özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Duygu düzenlemenin genel boyutu ile annelerin kapsayıcı işlevi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Duygu düzenleme ölçeğinin genel boyutu ile kapsayıcı işlev ölçeğinin "kapsanamayan ilişki" alt boyutu arasında anlamlı bir fark vardır. Duygu düzenleme ölçeğinin değişkenlik/olumsuzluk alt boyutu ile kapsayıcı işlev ölçeğinin "eş ile ilişkiler" alt boyutu arasında düşük düzeyde ilişki vardır. Anahtar Kelimler: Duygu düzenleme, Duygu düzenleme becerileri, Kapsayıcı işlev, Okul öncesi dönem

Bilişsel duygu düzenlemeÇocuk-okul öncesi
Rana Durgut
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri, bilinçli farkındalık düzeyleri ve yaşamın anlamı

Bu araştırma üniversite öğrencilerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri, bilinçli farkındalık düzeyleri ve yaşamın anlamı arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Ayrıca çalışmada üniversite öğrencilerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri, bilinçli farkındalık düzeyleri ve yaşamın anlamı cinsiyet ve travma değişkenleri açısından incelenmiştir.Veri analizlerinin sonuçlarına göre öğrencilerin bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden plana tekrar odaklanma, pozitif tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme ve bakış açısına yerleştirme ile bilinçli farkındalık puanları arasında pozitif yönde; kabul etme, kendini suçlama, diğerlerini suçlama ve yıkım ile bilinçli farkındalık puanları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden plana tekrar odaklanma, pozitif tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme ve bakış açısına yerleştirme ile yaşamda anlamın alt boyutlarından yaşamda anlamın varlığı puanları arasında pozitif yönde; kabul etme, kendini suçlama ve yıkım ile yaşamda anlamın alt boyutlarından yaşamda anlamın varlığı puanları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden kabul etme, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme, bakış açısına yerleştirme, kendini suçlama, yıkım ve düşünceye odaklanma ile yaşamda anlamın alt boyutlarından yaşamda anlam arayışı puanları arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin bilinçli farkındalık ile yaşamda anlamın alt boyutlarından yaşamda anlamın varlığı puanları arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Bilinçli farkındalıkBilişsel duygu düzenlemeYaşamın anlamı+2
Beyza Nur Tufan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2021
00

Related subjects