Socio-economic factors

82 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Polatlı ilçesindeki ailelerin sosyoekonomik düzeyleri ve aile içi ilişkiler temelinde 13-18 yaş gençlerde madde bağımlılığı

Ailelerin Sosyoekonomik Düzeyleri Ve Aile İçi İlişkiler Temelinde 13-18 Yaş Gençlerde Madde Bağımlılığı Madde kullanımı ve bağımlılığı, ekonomik, kültürel sınıf ayırt etmeksizin geçmişten günümüze toplumları etkileyen ve çözüm bekleyen sosyolojik bir temel sağlık sorunudur. Madde bağımlılığı; kişide fizyolojik problemler oluşturmakla kalmamakta, ayrıca hem ailevi hem de toplumsal boyutta psikolojik, adli ve ekonomik etkileri olmaktadır. Dünyada ve ülkemizde madde kullanım sıklığındaki artışa paralel olarak madde kullanma başlangıç yaşı da giderek düşmekte ve 13-18 yaş grubu madde kullanım bozukluğu açısından önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır. Bu dönemde (13-18 yaş); içinde bulunulan ortam, çevresel etkenler, aile ve arkadaş özellikleri ile gencin vakit geçirdiği sosyal mekânlar madde kullanımını belirleyebilecek etkenler arasında yer almaktadır. Çalışma; globalleşen dünyada etkileşimin ve iletişimin çok yoğun ve kolay olduğu bir dönemde, tarihte uygarlığın merkezi ve geçiş noktasında bulunan ve Anadolu'nun özelliklerini yansıtan Polatlı ilçesinde yapılmıştır. 527 öğrenciden toplamda 114 tanesinde bağımlılık tespit edildi. 70 tanesinde tütün, 41'inde alkol, 25 tanesinde uçucu madde ve diğerleri, 33 kişinin hangi maddeyi kullandıklarını belirtmedikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın literatür taraması tamamlandıktan sonra tez konusuna uygun sorular hazırlanarak saha çalışmasına dayalı tanımlayıcı nitelikte bir anket hazırlanmıştır. Anket istatistik paket programı (IBM SPSS) kullanılarak sonuçlar analiz edilmiştir. Analiz sonuçları bulgular bölümünde açıklanmıştır. Analiz sonuçlarının literatür araştırması ışığı altında yapılan değerlendirilmesi ise sonuç kısmında yapılmıştır. Ülkemizde TUBİM tarafından yapılan 2014 yılına ait araştırmada uyuşturucuya başlama yaşının 10'lu yaşlara indiği görülse de esas ağırlık 14-15 yaş grubunda yoğunlaşmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda; gelir seviyesi düşük, sorunlara çözüm aramayan, ilgisiz ailelerde yetişen bireylerin madde kullanmaya başlama eğilim oranının diğer gençlerden daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Madde, madde kullanımı, başlama yaşı, aile içi ilişkiler , Polatlı

AileAile içi ilişkilerAnkara-Polatlı+6
Hüseyin Arslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında 4. sınıf ingilizce dersi programının uygulanabilirliğini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Türk Eğitim Sistemi'nde İngilizce Öğretim Programı oldukça önemli ve zorunlu bir programdır. İngilizce öğrenmenin önemi gün geçtikçe artmaktadır bu nedenle İngilizce Öğretim Programı üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İngilizce Öğretim Programını yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kademe olarak İngilizce öğretimi 2. sınıf düzeyinde başlatılmış, yöntem değşikliğine gidilerek İletişimsel Öğretim Yöntemi kullanılmaya başlanmış, dinleme ve konuşma becerileri daha çok vurgulanmış ve teknolojiye daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında nasıl uygulandığını incelemek, uygulanabilirliğini belirlemek ve uygulanma başarısına etki eden faktörleri ortaya koymaktır. Bu nedenle, sosyoekonomik durumları farklılık gösteren 3 okuldan ilkokul 4. sınıf düzeyinde 24 öğrenci ve 6 ilkokul İngilizce öğretmeni katılımcı olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Çoklu durum çalışması ile birden fazla durum yani sosyoekonomik düzeyi farklı okullar incelenerek bu durumlara ait veriler ortaya çıkarılmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda sosyoekonomik düzeyleri yeterli ve kısmen yeterli olan okullarda yani araştırma yapılan okulların çoğunda yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanabildiği ve sınıf içi faktörlerin bu duruma olumlu katkıda bulunduğu ortaya çıkmıştır. Sosyoekonomik düzeyi diğer 2 okula göre yetersiz olarak nitelendirilen okulda ise sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanamadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak İngilizce Öğretim Programı'nın araştırmaya katılan okulların çoğunda etkili bir şekilde uygulanabildiği bununla birlikte sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile programın uygulanmasında bütünsel başarıyı sağlayamadığı ortaya çıkmıştır.

Ders programlarıDevlet okullarıDil öğretimi+6
Duygu Öztekin Kaşko
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve sosyoekonomik faktörler kapsamında kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal analizi

Bir ülkenin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde kadınların istihdam, eğitim, toplumsal ve siyaset gibi alanlardaki rolü önem teşkil etmektedir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet kapsamında bu alanlarda kadının etkinliğinin çok fazla olmadığı söylenebilir. Özellikle siyaset alanında kadınların temsil oranı oldukça düşük düzeydedir. Kadınların siyasal katılımı çoğunlukla oy kullanma düzeyinde kalmaktadır. Kadınlar siyasal katılım temelinde siyasi partilerde üst düzey pozisyonlarda çok fazla görev almamaktadır. Bu nedenlerle çalışmada kadın milletvekilleri temsilinin mekânsal bağımlılığı, sosyoekonomik faktörler kapsamında araştırılmıştır. Kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu bölgeler arasında yayılım gösterip göstermediği mekânsal panel veri analiziyle test edilmiştir. Mekânsal regresyon modellerine göre (Mekânsal Otoregresif Model, Mekânsal Hata Modeli ve Mekânsal Durbin Modeli) olabilirlik oran testiyle çalışma için uygun model araştırılmıştır. Mekânsal Hata Modeli mekânsal katsayı, bağımsız değişkenlerin anlamlılığı ve işareti açısından en uygun model olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadın milletvekilleri temsilini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Analizde Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ikinci düzey (Türkiye'nin 26 alt bölgesi) İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması (İBBS) verileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verileri kullanılmıştır. Analizde kadın milletvekili temsil sayısı bağımlı değişken olarak kullanılırken, kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla, kaba doğurganlık hızı, kadın istihdam oranı, yükseköğretim mezunu sayısı, boşanmış kadın sayısı ve evli kadın sayı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analizde Hausman testine göre Mekânsal Hata Modelinde sabit etkiler yöntemi geçerli bulunmuştur. Mekânsal Hata Modeli sonuçlarına göre ise, kadın milletvekilleri temsilinin sınır komşusu olan bölgeler arasında mekânsal bağımlılığı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle kadın milletvekillerinin sınır komşusu olan bölgeler arasında yayılma etkisi göstermektedir. Kadın milletvekili temsilini kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, yükseköğretim mezunlarının sayısı ve kadınların evlenme sayısı pozitif yönde etkilerken, kadın istihdam oranı, kaba doğurganlık hızı ve kadınların boşanma sayısı negatif yönde etkilemektedir. Çalışma, kadın milletvekilleri temsilini mekansal panel veri analizi yöntemiyle araştıran çalışmalara rastlanılmaması nedeniyle özgünlük oluşturmaktadır.

Hata analiziKadın milletvekilleriKadın politikacılar+7
Yıldız Calp Boduroğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma

Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Davranışsal finansHisse senetleriLojistik regresyon analizi+7
Resul Şen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algısı üzerindeki etkileri: OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için panel veri analizi

Bu çalışmada, literatür ışığında yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olarak, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergiler (dolaylı vergiler) gibi çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkilerini OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için sabit etkiler modelinin kullanıldığı bir panel veri analizi ile araştırılmaktadır. Bu çalışmanın ampirik bulguları, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve dolaylı vergilerin istatistiksel olarak yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz ile, kişi başı GSYH, insani gelişme endeksi ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergilerin (dolaylı vergiler) yolsuzluk algı endeksi üzerinde pozitif etkileri olduğu (yani yolsuzluğu azalttığı) ve gelir eşitsizliği ve kamu harcamalarının yolsuzluk algı endeksi üzerinde negatif etkilerinin olduğu (yani yolsuzluğu arttırdığı) tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, kullanılan veri seti ve kapsadığı ülkeler açısından yolsuzluk konusunda yapılan çalışmalara yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır.

Avrupa ülkeleriGelir dağılımıMakroekonomik değişkenler+7
Fatih Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kalkınmayı etkileyen sosyo-ekonomik faktörlerin mekânsal analizi: Avrasya örneği

Sosyo-ekonomik faktörler ülkelerin milli gelir, eğitim, sağlık, kişisel özgürlük, girişimcilik, güvenlik, sosyal sermaye, işsizlik gibi birçok unsurunu kapsamaktadır. Toplumsal yapının en önemli unsurları olan bu değişkenler, insanların ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabildiklerini ortaya koymaktadır. Kalkınma çabasındaki ülkelerin performanslarının değerlendirilmesinde bu sosyo-ekonomik faktörlerin iyi okunarak analiz edilmesi gerekmektedir. Ekonomik kalkınma incelenirken, toplumu etkileyen tüm faktörler birlikte dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla ülkelerin sahip olduğu sosyo-ekonomik faktörlerin ekonomik kalkınma düzeylerine etkisi bütüncül yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Söz konusu yaklaşım, faktörler arasındaki ilişkileri tek taraflı incelemeyi reddederek çok yönlü etkileşimlerini esas alır. Sosyo-ekonomik faktörler mekânsal etkiyle değişime uğramakta ve coğrafi yakınlıkları olan bölgeleri etkilemektedir. Etkinin derecesi mekânsal bağımlılığa göre farklılaşırken ülkelerin ekonomik kalkınma düzeyleri bundan etkilenmektedir. Bu çalışma, geniş bir coğrafyada yer alan Avrasya ülkelerine yönelik olarak yapılmıştır. Elde edilen sonuca göre kullanılan sosyo-ekonomik faktörlerin pozitif ve negatif kümelenmeleri, kalkınma göstergesi olarak belirlenen kişi başına düşen milli gelir ile örtüşmektedir. Bu örtüşme, kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi için sosyo-ekonomik faktörlerin iyileştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kalkınma, Sosyo-Ekonomik Faktörler, Bütüncül Yaklaşım, ESDA, LISA, Mekânsal Otokorelasyon.

Ekonomik kalkınmaMekansal analizSosyoekonomik faktörler
Yasin Karaman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi

İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerKentler+7
Gönül Baş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sporun öğretilebilir zihinsel engelli çocukların sosyalleşmeleri üzerine etkisinin araştırılması

Gerek zihinsel engelliler, gerek diğer engelli vatandaşlarımız toplumun duyarlılığını ve birbirleri ile olan iletişim, dayanışma gibi sosyal olgularının kuvvetini gösteren ve sadece ebeveynlerin değil, aynı zamanda tüm toplumun sorumluluğunda olan bireylerdir. Günümüzde bir ülkenin çağdaşlığı, sahip olduğu ekonomik değerlerle değil, engelli vatandaşlarına verdiği değerle ölçülmektedir. Bir ülkenin geleceği olan çocuklarda engelliliğin varlığı ise durumun önemini bir kat daha arttırmaktadır. Sporun bireylerin sosyalleşmesi üzerindeki etkileri günümüzde pek çok akademik araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde özellikle rehabilitasyon ve psikolojik bir tedavi olarak ta kullanımı üzerinde araştırmalar yapılan sporun, öğretilebilir zihinsel engelli çocukların sosyalleşmesi üzerindeki etkileri bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Araştırmada Kütahya ilinde bulunan, antrenmanlara katılmayan ve spor yapmayan 17 öğretilebilir zihinsel engelli çocuk ile antrenmanlara katılan ve spor yapan 15 çocuğun velisi ile anket uygulaması yapılmış, sporun etkilerinin araştırılması için ayrıca spor yapan çocuklarımızın aileleri ile antrenmanlar öncesi ve sonrasında da bir anket uygulaması yapılarak çocukların sosyalleşmesinde, antrenmanlara katılmanın rolü ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre sporun çocukların sosyalleşmeleri üzerinde etkili olduğu ve spor ile sosyalleşme arasında manidar bir ilişkinin olduğu gözlemlenmiştir. Çocukların sosyalleşmesine yönelik velilerin verdikleri yanıtlar arasında çocuğun kendini tanıtabilmesi; özür dileme ve teşekkür becerilerine sahip olması ve liderlik becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Ailelerin spora bakış açıları konusunda sporun ifade yeteneğini arttırması ve sporun kaynaştırıcı özelliği konusunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sporun olumlu etkileri konusunda ise sporun gerekliliği; mutluluk duygusu vermesi; güven duygusu vermesi; kurallı yaşam becerisi vermesi ve arkadaş grubu başlıklarına göre velilerin verdikleri yanıtlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05).Anahtar Kelimeler: Zihinsel Engelli, Spor, Sosyalleşme, Sporun Katkıları, Sosyo-Ekonomi

SosyalleşmeSosyoekonomik faktörlerSpor+3
Mustafa Demirdağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel bir takımın şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısına etkisinin araştırılması (Tavşanlı örneği)

Ülkemizde oldukça yaygın olarak oynanan futbol, sporun en çok rağbet gören bir dalı olarak pek çok bilimsel ve akademik araştırmaya konu olmuştur. Bunun yanında kitlelerin futbola verdikleri önem futbolu bir spor dalı olarak değil, aynı zamanda bir işletme aracı olarak ta gören pek çok araştırmanın yapılmasına da olanak vermiştir. Bu çalışmalara ilave olarak sporun toplum üzerindeki etkileri ve birey üzerindeki etkileri ile ilgili de pek çok araştırma yapılmaktadır. Öte yandan sporun bir şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı üzerindeki etkileri ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu araştırmada profesyonel bir spor takımına, futbol takımına sahip olmanın şehrin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısına olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada örnek seçilen Kütahya T.K.İ. Linyit Spor Kulübü'nün faaliyet gösterdiği ilçe olan Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde bulunan yerel halk ile spor müsabakalarının getirileri hakkında bir anket uygulaması yapılarak, yerel halkın spor müsabakalarının getirisi hakkındaki görüşleri alınmış ve toplanan veriler SPSS 15.0 for Windows paket programında analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre halk şehrin sahip olduğu futbol takımını benimsemekte, takımın maçlarında dışarıdan gelen taraftarların şehrin sosyo-kültürel yapısına olumlu katkılar sağladığını, müsabakalar için gelen taraftarın şehrin sosyo-ekonomik yapısına katkıda bulunduğunu ve halkın çoğunluğunun müsabakalar için gelen taraftardan memnun olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Profesyonel futbol, Sosyo-ekonomik yapı, Sosyokültürel yapı, Spor kulübü, Spor.

FutbolFutbolcularKütahya-Tavşanlı+6
Alpaslan Ekiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kültür ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 yaş çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada farklı kültür ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 yaş çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.Bu araştırmaya, Uşak il merkezindeki özel okul ve devlet okulunda eğitim gören yaşları 11-12 arasında değişen 171 öğrenci denek olarak katılmıştır. Kültür ve ekonomik yapının belirlenmesinde sosyo-ekonomik yapı göstergeleri olan ailenin gelir düzeyi, kardeş sayısı, annenin eğitim durumu ve babanın eğitim durumundan yararlanılmıştır. Fiziksel farklılıkların belirlenmesi için ise; boy, vücut ağırlığı, uzunluk, çevre ve genişlik ölçümleri, motor testler ve vücut yağ ölçümleri olmak üzere toplam 41 ölçüm kullanılmıştır. Verilerin düzenlenmesinde ve grafiklerin çizilmesinde MS Excel tablolama paket programı, istatistiklarin analizi ve tabloların düzenlenmesinde SPSS istatistik paket programı kullanıldı. İstatiksel yöntem olarak ? =0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t- testi uygulandı.Test sonuçları; taşrada bulunan ilköğretim okulu ile özel ilköğretim okullarına giden çocukların aile gelir düzeyleri, fiziksel özellikleri (boy, vücut ağırlığı), uzunluk ölçümleri (üst gövde büst uzunluğu, toplam alt ekstrimite uzunluğu, kulaç uzunluğu), çevre ölçümleri (baş çevresi, omuz çevresi, pazu kası çevresi fleksiyon, pazu kası çevresi ekstansiyon, bel çevresi, kalça çevresi, uyluk çevresi), motor testler ölçümleri (20 m. sürat testi, dikey sıçrama testi, uzan eriş testi, 20 m. mekik testi, sağ el kavrama testi) ve vücut yağ ölçümleri arasında (P<0.05) önemli farklar olduğunu ancak genişlik ölçümleri arasında (P>0.05) istatistik açıdan anlamlı bir fark olmadığını gösterdi.Sonuç olarak; farklı kültürel ve ekonomik çevrede eğitim gören 11-12 çocukların bazı fiziksel ve fizyolojik özellikleri arasında önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, kültürel ve ekonomik çevrenin çocukların fiziksel ve fizyolojik gelişmelerini önemli düzeyde etkilediği kanaatine varılmıştır.Anahtar kelimeler: Çocuk , Spor, Fiziksel Ölçümler, Sosyo Ekonomik Etki

Ekonomik durumFiziksel özelliklerFizyolojik özellikler+4
Hülya Nur Dursun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kırdan kente göçte etkili olan sosyoekonomik faktörlerin etkisi 'Siirt ili örneği'

Bu çalışma; Siirt ilinde 1990-2007 yılları arasında kırdan kente yapılan göçlerde sosyoekonomik faktörlerin etkisinin araştırılması ve yapılan göçlerin temel sebeplerinin neler olduğunun saptanması amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında söz konusu tarihlerde yoğun göç aldığı tespit edilen Siirt ilinde bulunan 9 adet mahallede, 35 yaş ve üzeri bireyler ile 199 adet anket ve 30 adet mülakat görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan anket ve mülakat çalışması kapsamında Siirt iline 1990-2007 yılları arasında kırdan yapılan göçlerin temel sebebinin terör eylemlerinden kaynaklı güvenlik problemi olduğu, güvenlik gerekçesi ile zorunlu olarak insanların göç etme durumunda kaldığı tespit edilmiş olup, göç sürecinde yaşanılan zorluklar ve geride bırakılanlar ile ilgili önemli veriler elde edilmiştir. Dolayısı ile söz konusu bu göç hareketinin diğer coğrafi bölgelerde yapılan göçlerin nedenleri bakımından farklılıklar gösterdiği, bu farklılıklar ifade edilmiş olup, yapılan göç hareketinin olumsuz etkileri ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur.

GöçlerKentleşmeKentlileşme+3
Mahsum Sal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de genç işsizliğinin sosyo-ekonomik belirleyicileri üzerine bir analiz

İşsizlik, dünya genelinde birçok ülkede toplumun sosyo-ekonomik düzeyini yansıtan önemli göstergelerden biridir. Genç nüfusun iş bulamama durumunu ifade eden genç işsizlik, Türkiye gibi gelişmekte olan ve yüksek genç nüfus potansiyeline sahip ülkelerde sosyo-ekonomik boyutta birçok soruna yol açmaktadır. Bu tezin temel motivasyonu, Türkiye'de genç işsizliği sorununun çözülebilmesi için genç işsizliğin sosyo-ekonomik profilinin ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, Türkiye'de 15-29 yaş aralığındaki gençlerin işsiz kalmalarını etkileyen sosyo-ekonomik belirleyicilerin neler olduğu ve bu faktörlerin gençlerin işsiz kalma olasılığını hangi yönde ve ne kadar etkilediğinin belirlenmesi bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının 2013 ve 2017 yıllarına ait mikro-kesit verileri kullanılarak, genç bireylerin işsizliği üzerinde belirleyici olan faktörler logit model ile analiz edilmiştir. Elde edilen analiz bulgularına göre, genç bireylerin eğitim düzeyleri yükseldikçe işsiz olma olasılıklarının arttığı, yaş gruplarına göre gençlerin yaşları arttıkça işsiz olma olasılıklarının azaldığı, sağlık durumları kötüleştikçe ve hanenin geçinebilme durumu zorlaştıkça genç bireylerin işsiz olma olasılıklarının arttığı, genç bireylerin sosyalleşmeleri ve kültürel faaliyetlere katılmalarının işsiz olma olasılıklarını azalttığı, yaşanılan çevrede suç, şiddet ve çevresel sorunların olmasının ve gencin yaşadığı hanenin kalabalık olmasının gencin işsiz olma olasılığını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

GençlerLogit modeliSosyoekonomi+5
Özlem Serap Öztürk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezinde 1999'dan 2009'a Hepatit A seroprevalansında epidemiyolojik shift (Kayma)

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Adana il merkezinde farklı sosyoekonomik düzey ve farklı yaş grubundaki çocuklarda Hepatit A Virüs (HAV) seroprevalansını belirlemek ve son 10 yılda oluşabilecek epidemiyolojik shift'i (kayma) saptamaktır.Gereç ve Yöntemler: 1999 yılında Yapıcıoğlu ve ark. Adana il merkezinde farklı sosyoekonomik seviyedeki, 2-16 yaş arasındaki 711 çocukta HAV seroprevalans çalışması yapmışlardı. 10 yıl sonra biz, aynı çalışmayı, aynı bölgede, aynı yöntem ile benzer popülasyonda tekrar yaptık. 2-16 yaş arası toplam 711 çocuktan kan alındı. Ailelerin sosyoekonomik düzeyleri (SED), Dünya Sağlık Teşkilatı'nın belirlediği kriterlere ve Türkiye'deki genel sosyoekonomik yapı dikkate alınarak belirlendi. Veriler toplandıktan sonra, puanlama yapılarak grup oluşturuldu. 3-9 puan alanlar SED Grup 1 (Düşük), 10-14 puan alanlar SED Grup 2 (Orta), 15-20 puan alanlar ise SED Grup 3 (Yüksek) olarak belirlendi. Total anti-HAV Architect cihazı ve CMIA (Chemiluminescent Immunoassay) yöntemi ile çalışıldı.Bulgular: 1999'dan 2009'a anti-HAV seroprevalansının 48-71 ay, 72-95 ay, 96-119 ay, 120-143 ay, 144-167 ay ve 168-198 ay yaş grubunda sırasıyla % 33,9'dan % 22,2'e, % 29,5'den % 25,3'e (p>0,05), % 52,2'den % 30,8'e, % 69,7'den % 35,2'e, % 66,9'dan % 37,7'e ve % 71,4'den % 47,3'e (p<0,0001) düştüğü görüldü. Anti-HAV seroprevalansı SED Grup 1'deki çocuklarda, (% 47) SED Grup 3'deki çocuklara (% 25,9) göre ve SED Grup 2'deki çocuklara (% 29,3) göre daha yüksek bulundu (p<0,0001, p<0,05). 1999 ve 2009 yıllarında okul öncesi dönemdeki çocuklarda (24-84 ay) anti?HAV seroprevelansı SED Grup 1, SED Grup 2 ve SED Grup 3'de sırasıyla (% 20 vs % 32,4), (% 25,6 vs % 16,8) ve (% 7,8 vs % 18,9) idi (p>0,05). 1999 yılı ile karşılaştırıldığında okul dönemindeki çocuklarda (85-198 ay) ise anti-HAV seropozitifliğinin 2009 yılında SED Grup 1, SED Grup 2 ve SED Grup 3'de sırasıyla % 85,7'den % 53,8'e, % 64,4'den % 36'a ve % 43,7'den % 29,3'e düştüğü görüldü (p<0,0001, p<0,0001, p<0,05).Sonuç: Sonuç olarak çalışmamız okul dönemindeki çocuklarda anti-HAV seropozitifliğinin sosyoekonomik düzey farkı gözetmeksizin 10 yıl boyunca istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığını göstermiştir. Sonuçlarımız sosyoekonomik düzey ne olursa olsun, anti-HAV seropozitifliğinin ileri yaşlara kaydığını göstermiştir. Bu nedenle adolesan ve genç erişkinler semptomatik HAV enfeksiyonu için risk altında olacağından dolayı bölgemizde çocuklara rutin Hepatit A aşı uygulamasına başlanmasının doğru olacağı kanaatindeyiz.Anahtar Kelimeler: Hepatit A, seroprevalans, sosyoekonomik düzey, epidemiyolojik shift

AdanaEpidemiyolojiHepatit A+3
Banu İnce
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kırk yaş altı meme kanseri tanılı hastalarda sosyoekonomik faktörlerin prognoza etkisi

Amaç: Sosyoekonomik faktörler meme kanseri insidansını, klinik seyrini ve prognozunu etkilemektedir. Bölgemizde yaşayan kırk yaş altı meme kanseri tanılı kadın hastalarda sosyoekonomik özelliklerin meme kanseri prognozuna etkisi araştırıldı. Yöntem ve Gereç: Ocak 2006-Kasım 2015 arasında Gaziantep Onkoloji Hastanesine meme kanseri tanısı ile başvuran kadın hastalar çalışmamıza dâhil edildi. Hastaların sosyoekonomik özelliklerinin klinikopatolojik özelliklere etkisi araştırıldı. Bulgular: Toplam 873 kadın hastanın medyan tanı yaşı 47 bulundu. Hastaların %30.4'ü (265) kırk yaş altında idi. Östrojen reseptörü (ER) ve Progesteron reseptörü (PR) pozitifliği sırasıyla kırk yaş altında %57 (151) ; % 63 (167), kırk yaş üzerinde %72.2 (439); %70.7 (430) olarak bulundu (p<0.001). Okuryazar olmayan, gelir düzeyi düşük ve kırsal bölgede oturan düşük sosyoekonomik duruma (SED) sahip kırk yaş altındaki hastalarda tanı anında ileri evre hastalık, tümör çapı, ER negatifliği daha fazla oranda bulundu (p<0.001). Bu faktörlere bağlı olarak bu yaş grubunda 5 yıllık ve 10 yıllık sağkalım sırasıyla %86 ve %74 iken kırk yaş üstü kadınlarda sırasıyla %90 ve %85 bulundu. Sonuç: Bütün yaş gruplarında sosyoekonomik faktörlerin meme kanseri biyolojisine ve kliniğine etkisinin olabileceği bulunmuştur. Sosyoekonomik faktörlerin etkisiyle kırk yaş altı hastalarda meme kanserine bağlı prognoz olumsuz seyretmektedir. Anahtar kelime: Sosyoekonomik faktörler, Meme kanseri, Genç kadın, Prognostik faktörler

KadınlarKanser hastalarıMeme neoplazmları+3
Derya Çağlayan
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda kronik otitis media için sosyodemografik, sosyoekonomik ve klinik risk faktörleri

Kronik otitis media (KOM) orta kulağın kulak zarında kalıcı değişikliklere yol açan uzun süreli enflamasyonudur. KOM çocuklarda sık görülen bir hastalıktır ve tam olarak tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara ve sekellere yol açabilir. Bu hastalıkla ilişkili risk faktörleri ortaya konulursa potansiyel komplikasyonlar önlenebilir ve önleyici stratejiler geliştirilir. Bu çalışmanın amacı çocuklarda KOM ile ilişkili klinik, sosyodemografik ve sosyoekonomik risk faktörlerini belirlemektir. Bu çalışmaya 2005-2015 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı'nda KOM tanı ve tedavisi almış 103 çocuk hasta ve 116 sağlıklı çocuk dahil edildi. Risk faktörlerini içeren anketler hasta ve kontrol grubundaki çocukların anne ve/veya babası ile birebir görüşülerek dolduruldu. Hastaların 53'ü erkek (%51,5) ve 50'si kızdı (%48,5). Kontrol grubunda 48 erkek (%41,4) ve 68 kız (%58,6) çocuk bulunmaktaydı. Hastaların yaş ortalaması 13,1 (yaş aralığı, 2-16) ve kontrol grubunun yaş ortalaması 12,05 (yaş aralığı, 6-16) idi. Belirlenen risk faktörleri ile KOM arasındaki ilişkiyi belirlemek için çok değişkenli regresyon modeli ve tek değişkenli analiz kullanıldı. Annenin gebelikte sigara kullanması (p=0,014), ilk yaşta otitis media geçirme (p=0,001), sık otitis media geçirme (p=0,001), ilk yaşta sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme (p=0,001), önceki kulak zarına ventilasyon tüpü tatbiki (p=0.001), önceki tonsillektomi ve/veya adenoidektomi (p=0,001), babada (p=0.008) ve kardeşte otitis media hikayesi (p=0,008) ve aile reisinin sigortasının olmaması (p=0.001) KOM ile anlamlı olarak ilişkili bulundu. Çok-değişkenli analizde ilk yaşta otitis media geçirme (OR=8,00, %95 GA=[3,34-19,17], p=0.000), babada otitis media hikayesi (OR=8,438, %95 GA=[1,47-48,42], p=0.017) ve aile reisinin sağlık güvencesinin olmaması (OR=3,091 %95 GA=[1,35-7,110], p=0.008) KOM ile ilişkili risk faktörleri olarak bulundu. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre ilk yaşta otitis media geçirme, babada otitis media hikayesi aile reisinin sağlık güvencesinin olmaması KOM için risk faktörleridir. Anahtar Kelimeler: Aktif kronik otitis media, İnaktif kronik otitis media, Risk faktörleri.

Otitis mediaRisk faktörleriSosyodemografik özellikler+3
Ercan Kurt
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi'nde okuyan kadın fakülte öğrencilerinde yeme bozukluğu prevalansı ve etki eden faktörlerin araştırılması

Giriş ve Amaç: Yeme bozukluklarının toplumda görülme sıklığı gün geçtikçe artmakta ve giderek daha ciddi bir sorun haline gelmektedir. Yeme bozuklukları özellikle genç kadınlar arasında olmak üzere, önemi giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmanın amacı; Çukurova Üniversitesi'nde okuyan kız öğrencilerde yeme bozukluğu boyutu ve sıklığının belirlenmesi; yeme bozukluğu tanısı almış olanlarla yeme bozukluğu tanısı almamış olanlar, yeme bozukluğu gelişimini etkileyebilecek faktörler (aile ortamı özellikleri, sosyo-ekonomik durumları, depresyon ve sosyal fobi) açısından karşılaştırmaktır. Bunun sonucunda yeme bozukluğu tanısı alan kişilere, çözüm önerileri getirecek danışmanlık hizmeti vermektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampüsü içerisinde okuyan kız öğrencilerde yeme bozukluğu sıklığı ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla planlanmış kesitsel bir araştırmadır. 2012-2013 eğitim-öğretim yılı içerisinde tüm fakültelerde kayıtlı kız öğrenci sayısı 9.108 idi. Türkiye'de yeme bozukluğu sıklığı ile ilgili yapılan araştırmalar dikkate alınarak % 95 güvenilirlik ve % 3 hata payı ile örnekleme 514 kız öğrencinin alınacağı hesaplandı. Tüm üniversitede okuyan kız öğrencilerin özelliklerinin fakültelere göre farklılık göstermedikleri göz önüne alınarak, 12 fakülte içerisinden rasgele sayılar tablosu (random digit table) yardımıyla 4 fakülte seçildi. Basit tesadüfi örneklem yardımıyla da çalışmaya dahil edilecek bölümler seçildi. Verilerin analizleri için SPSS 19.0 ve Epi-Info programları kullanıldı. Ki-kare, t-testi, korelasyon testi ve lojistik regresyon analizi yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 21,63±1,8 yıl idi. Katılımcıların % 6,3'ünde yeme bozukluğu tespit edildi. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; araştırmaya katılanların, anne eğitim düzeyi ve çalışma durumu, baba eğitim düzeyi ve çalışma durumu, aile gelir durumu, konutta yaşayan kişi sayısı, yaşanılan yer, sigara, alkol, ilaç kullanımı, geçirilen ameliyat, daha önceden geçirilen hastalığa göre dağılımları karşılaştırıldığında, yeme bozukluğu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı. Yeme bozukluğu bulunanlarda mevcut hastalık varlığı, yeme bozukluğu olmayanlara göre anlamlı şekilde daha fazla bulundu, (p=0,02). Yeme bozukluğu bulunanlarda Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) puanları, yeme bozukluğu bulunmayanların BDÖ puanlarından anlamlı derecede yüksekti, (p<0,01). Yeme bozukluğu bulunanlarda Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ) puanları, yeme bozukluğu bulunmayanların LSKÖ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı, (p>0,05). Vücut Kitle İndeksi (BKİ), yeme bozukluğu bulunanlarda anlamlı derecede yüksekti, (p<0,01). Yeme tutum ve davranışı ile depresyon arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon vardı. Yeme tutum ve davranışı ile sosyal fobi değişkeni arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon vardı. Depresyon ile sosyal fobi değişkeni arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon vardı. Sonuç: Araştırmamıza katılanların % 6,3'ünde yeme bozukluğu tespit edildi. Yeme tutum ve davranışı ile depresyon ve sosoyal fobi değişkenleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon vardı. Yeme bozukluğu bulunanların BKİ'si bulunmayanlara göre daha yüksekti ve mevcut kilolarından memnun değillerdi. Bu tez çalışmasından da görüldüğü gibi yeme bozukluğu, önemi giderek artan bir halk sağlığı sorunu olup, konu ile ilgili eğitim ve önleyici tedbirlerin alınması, riskli gruplarda taramaların yapılması, şayet hastalık oluşmuşsa tedavilerinin sağlanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın, yeme bozukluğu, üniversite öğrencisi

BeslenmeBeslenme bozukluklarıDepresyon+6
Sema Çelik
Çukurova University
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türlerine göre incelemektir. Bu araştırmanın modeli, gelişimsel-kesitsel modelde nedensel-karşılaştırma araştırması olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerine (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) bağlı köylerde yaşayan köy çocukları, beş ilde (Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kurumda kalan çocuklar ile Adana ili etrafındaki tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları oluşmuştur. Dört merkez ilçeye bağlı 38 köy arasından seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak 10 köy belirlenmiştir. Köylerdeki çocukların belirlenmesinde ise seçkili örnekleme yöntemlerinden olan amaçlı oransız tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 70 (39 kız; 31 erkek) çocuk araştırmaya dâhil edilmiştir. Kurumda kalan çocukların belirlenmesinde de seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi kullanılmıştır. Beş ilden toplam 63 (28 kız; 35 erkek) çocuk örnekleme alınmıştır. Adana'da tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi ile belirlenmiş 12 farklı çadır alanında yaşayan toplam 71 (37 kız; 34 erkek) çocukla çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, yanlış kanı testleri ve bağlanma stilleri öykü tamamlama testi kullanılmıştır. Her çocuğa (1) yer değiştirme, (2) görüntü-gerçeklik, (3) beklenmedik durum ve (4) yanıltıcı resim olmak üzere dört farklı yanlış kanı testi uygulanmıştır. Çocukların anne babalarına olan bağlanma türlerini ortaya çıkarmak için doğum günü, 1) kazara dökülen meyve suyu, 2) yatak odasındaki canavar, 3) diz incinmesi, 4) ayrılma ve 5) tekrar bir araya gelme öykülerinden oluşan bağlanma öykü tamamlama testleri de uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar (demografik bilgiler), iki yönlü MANOVA ile İkili (Binary) Lojistik Regresyon teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yaş değişkenine göre, bu köy çocukları ile kurumda kalan çocukların kendisi ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarının yaşa göre gelişimsel bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarında hem kendisi hem de başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarında yaşa göre bir gelişim göstermediği, özellikle altı yaşta bir gerileme olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada anne ve baba bağlanma türleri ve yaşadıkları sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanı ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, çocukların yaşadığı sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanları açısından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığı ise köy çocukları lehine olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çocukların yaşadığı farklı sosyoekonomik kültürel bağlamın anne ve baba bağlanmalarını yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kültürel tarihsel etkinlik kuramının temel kavramlarına göre tartışılmıştır.

BağlanmaOkul öncesi çocuklarSosyoekonomik durum+5
Şule Erden
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erken okul çocukluk döneminde büyüme ve büyümeyi etkileyen epidemiyolojik faktörler

GiriĢ: Erken çocukluk döneminde büyümeyi etkileyen faktörler çok çeşitli olmakla birlikte geniş bir literatür vaka serisi içermektedir. Vaka serileri bildirildikleri ülkelerin sosyokültürel, sosyoekonomik, etnik, ırk, beslenme alışkanlıkları göz önüne alınarak oluşturulmuş, aynı ve ayrı zamanlarda farklı ve/ veya birbirine yakın sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmamızda amaçlanan erken çocukluk döneminde boy uzunluğu, kilo, BMİ, bel/kalça oranı, hedef boy uzunluğu gibi büyüme verilerine etki eden faktörleri değerlendirmektir. Yöntem: Manisa Celal Bayar Üniversitesi Etik Kurulundan onam alındı. Çalışma Manisa ili sınırları içerisindeki ilköğretim okullarında yürüteleceğinden, İl Milli Eğitim Müdürlüğünden 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında 2010-2011 doğumlu yaklaşık 1000 civarında çocuğun antropometrik verilerinin ölçülmesi ve anket yapılması için izin alındı. Belirlenen tarihlerde yapılan okul ziyaretlerinde, anket formu örneği sınıf anneleri aracılığıyla velilere iletildi. Velilerin yazılı onamı ardından, çalışmaya katılan ebeveyn (boy uzunluğu, kilo) ve çocukların antropometrik verileri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, bel/kalça çevresi, oturma boyu, kulaç boyu) ölçüldü. Çalışmaya katılanların tam doğum tarihi, anneye ait doğum sayısı, doğum sırası, kaç kardeşi olduğu, anne sütü-inek sütü alma zamanı, ebeveyn meslek-eğitimi, yemeklerde kullanılan yağ-ekmek türü, ana öğün-meyve-sebze-fastfood tüketim sıklığı verilerine kolay anlaşılır anket soruları yardımıyla, ebeveynlerle yüzyüze cevaplandırılarak ulaşıldı. Ölçülen antropometrik veriler „Harran Üniversitesi PEDONDO 2009‟ programına girilerek çocukların yaş ve cinsiyetine uygun persentil, sds ve hedef boy uzunluğu değerleri hesaplandı. Taranan 1134 çocuğun 164‟i dışlanma kriterlerini içerdiğinden çalışmaya dâhil edilmemiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan çocukların 498‟i kız, 472‟si erkekti. Çalışmaya katılan kız ve erkek çocukların ortalama boy uzunluğu, vücut ağırlığı, BMİ, BMİ sds değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Buna karşılık kız çocuklarının ortalama doğum boyu, doğum ağırlığı, hedef boy uzunluğu değerleri erkeklerden daha düşük iken, kızların bel/kalça oranları, hedef boy persentil, hedef boy sds değerleri erkeklerden daha yüksekti. Prematür ve term doğanların erken çocukluk döneminde ortalama boy uzunluğu ve vücut ağırlıkları arasında istatistiksel anlamlı fark bulunmazken, prematür doğanların ortalama bel/kalça oranları, BMİ, BMİ sds, kilo sds, oturma boyu, kulaç boyu değerleri okul çocukluğu döneminde term doğanlara göre daha düşüktü. Anneye ait doğum sırası-canlı doğum sayısı gibi faktörlerin çocukların emzirilme süresine herhangi bir etkisi bulunmadı. Benzer şekilde çocukların hiçbir antropometrik verisine anne sütü alma süresinin istatistiksel anlamlı etkisi bulunmadı. İnek sütüne erken başlayanların ortalama boy uzunluğu zamanında başlayan çocuklara göre daha kısaydı ancak vücut ağırlıkları, BMİ‟leri arasında istatistiksel anlamlı fark bulunamadı. Çocukların doğum boyu ve ağırlığıyla ortalama hedef boy uzunlukları arasında istatistiksel olarak anlamlı doğru orantılı ilişki saptanırken, boy uzunluklarıyla hedef boy uzunlukları arasında istatistiksel olarak anlamlı zayıf pozitif ilişki saptandı. Ebeveynlerin modifiye Hollingshead indeksine göre sosyoekonomik sınıflaması yapıldı. SES ile çocukların obesitesi (BMİ >95 persentil) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı. Düşük SES‟li ailelerin (anne mesleğine göre SES hariç) çocuklarında boy kısalığı görülme oranı orta ve/ veya yüksek SES‟lilere göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksekti. Yüksek SES‟e sahip olanların ortalama boy uzunluğu, hedef boy uzunluğu düşük ve orta SES‟lilere göre daha uzundu ve istatistiksel olarak anlamlıydı. Sosyoekonomik sınıf farklılıklarının çocukların ortalama BMİ, BMi persentil, BMİ sds, vücut ağırlıkları üzerine istatistiksel anlamlı etkisi saptanmadı. Sonuç: Toplumun sosyoekonomik ve kültürel yapısı başta olmak üzere, ebeveynlere ait genetik alt yapının çocukların büyümesinde altın anahtar olduğunu kanıtlamış olduk. Çalışmamız Manisa ilinde birbirine benzer sosyoekonomik karakterdeki okullarda yürütüldüğünden (sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik, bilgi edinebilme, ekonomik koşulların yakınlığı) çıkan sonuçlar kimi literatür verileriyle (SES ve BMİ arasında ilişki olmaması gibi) tam olarak örtüşmemiştir. Unutulmaması gereken her çocuğa eşit şekillerde büyüme imkânı verildiğinde final boylarında ve VKİ iyileşme sağlanacağı, bu sebepten sağlık politikalarının daha dikkatli göz önüne alınarak düzenlenmesi gerektiğidir. Anahtar sözcükler: Büyüme, okul çocukluğu dönemi, sosyoekonomik faktörler

BüyümeEpidemiyolojiOkul çağı dönemi+2
Buse Soysal
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıt dışı ekonominin işçi perspektifinde nedenleri, boyutları ve sonuçları üzerine bir inceleme

Kayıt dışı ekonomi, en basit ifadesiyle gelir yaratan ve kamu otoritesinden gizlenen faaliyetler bütünü olarak tanımlanmakta olup, bir ülkede ekonomik göstergelerin gerçekleri doğru yansıtmamasına ve dolayısıyla hatalı ekonomik politikaların uygulanmasına neden olan faktörlerin başında gelmektedir. Kayıt dışı ekonomi, günümüzde sadece gelişmekte olan ülkeler açısından değil aynı zamanda gelişmiş ülkeler açısından da karşı karşıya kalınan en önemli sorunlardan birisidir. Nitekim Türkiye'de ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmının kayıt dışı olarak gerçekleştirildiği genel olarak kabul edilmektedir. Ülke ekonomileri açısından yarattığı olumsuz etki, kayıt dışı ekonomi olgusu ile mücadeleyi ve tedbirler alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de Kayıt dışı Ekonominin İşçi Perspektifinde Nedenleri, Boyutları ve Sonuçları ile ilgili bilgilere yer verilerek Türkiye'de kayıt dışı ekonomiyi azaltmaya yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Kayıt dışı ekonomi, ekonomik canlılığı beraberinde getirmektedir. Kayıt dışılığın ekonomi ve toplum üzerinde olumlu ve olumsuz olmak üzere birçok etkisi bulunmaktadır. İşsizlik, istihdam, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almada en önemli araçlar arasında vergi politikaları ilk sıralarda yer almaktadır.Uygulamada kullanılan on sorudan oluşan görüşme formu oluşturularak Türkiye'de kayıt dışı ekonominin olumlu ve olumsuz etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kayıt dışı ekonomi, nedenleri, boyutları ve sonuçları.

Kayıt dışı ekonomiKayıt dışı istihdamNeden-sonuç ilişkisi+3
Mahsum Savcı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma ve bölgesel kalkınmayı etkileyen iktisadi ve sosyal faktörlerin belirlenmesi

Kalkınma kavramı ekonomik büyüme ve gelir seviyesindeki artışın yanı sıra insanların refah düzeylerinin iyileştirilmesini, adil bir gelir dağılımını, kaynakların etkin kullanımını, sosyal ve kültürel gelişim unsurlarını bünyesinde barındıran çok boyutlu bir kavramdır. Ülke kalkınmasında rol oynayan çeşitli sosyoekonomik kaynakların mekânsal dağılımlarının farklılıklar göstermesi sonucu, kalkınmanın ülkenin tüm noktalarında aynı anda gerçekleşmesi mümkün olmamaktadır. Bu doğrultuda ülkedeki bölgelerarasında, bölgesel kalkınma farklılıkları meydana gelmektedir. Her ülke kendi beklentileri doğrultusunda, bölgesel kalkınma politikaları uygulayarak bölgesel kalkınma farklılıklarını en az seviyeye indirgemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'de bölgelerin kalkınmasında etkili olduğu düşünülen çeşitli sosyoekonomik göstergeler kullanılarak, çok değişkenli istatiksel analiz yöntemlerinden biri olan faktör analizi aracılığı ile bölgesel kalkınmayı etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. 2008 ve 2018 yılları için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasında düzey 3 bölgesi olarak tanımlanan 81 il için Faktör Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda bölgesel kalkınmayı etkileyen 5 faktör ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu faktörler aracılığı ile illerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamaları yapılmış ve analizde kullanılan değişkenler doğrultusunda illerin gelişim düzeyleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bölgesel kalkınma, faktör analizi, illerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaFaktör analizi+5
Ezel Kekeva
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyo-ekonomik faktörlerin konut fiyatları üzerine etkisinin mekansal analizi

Gayrimenkul sektörü gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümenin önemli faktörlerinden biridir. Dolayısıyla bu sektörde yaşanan bir gelişme tüm ekonomiyi etkilemektedir. Gayrimenkul sektörünün Türkiye ekonomisinde de büyük bir paya sahip olması nedeni ile bu alana dair yapılan çalışmalar giderek önem kazanmaktadır. Gayrimenkul sektörünün önemli göstergelerinden biri konut fiyatlarıdır. Bu çalışmada, konut fiyatlarının belirlenmesinde büyük rol oynayan ve konut talep fonksiyonun belirleyicilerinden biri olan birim metrekare konut fiyatları ele alınmış ve bu fiyatları etkileyen sosyo-ekonomik faktörler mekansal ekonometrik analiz çerçevesinde belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 81 ili kapsayan 2018 yılına ait yatay kesit verileri kullanılmıştır. Çalışmayı diğer çalışmalardan ayıran yönü; sosyo-ekonomik faktörleri göz önünde bulunduran, iller düzeyinde yapılan ve tüm Türkiye'yi kapsayan bir çalışma olmasıdır. Analiz sonuçları sosyo-ekonomik faktörlerden bin kişi başına düşen hekim sayısı, bitkisel ürün üretim miktarı, kanalizasyon şebeke oranı, nüfus yoğunluğu, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, konutların ortalama metrekaresi ve toplam yaş bağımlılık oranının konut fiyatlamasında önemli faktörler olmalarının yanı sıra fiyatlar üzerinde doğrudan ve dolaylı mekansal etkilere de sahip olduklarını göstermektedir. Analiz sonuçları ayrıca, bir ildeki konut fiyatlarının oluşumunda komşu illerdeki konut fiyatlarının da etkili olduğunu göstermektedir.

FiyatlandırmaGayrimenkul değerlemeGayrimenkul sektörü+7
İsmail Serbes
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Economic and commercial feasibility study of agricultural insurance in Togoapplication and success

This study's goal is to highlight the demand for agricultural insurance in Togo while examining the elements that influence its uptake decision. To do so, a national survey of food crop, cash crop, and poultry farmers was conducted in all 5 economic regions. The 456 data acquired via a questionnaire in 2021 were processed and analysed using comparison and regression tests, yielding significant results. According to the statistics, 67.76% of participants want agriculture insurance. The average amount of the premium of those wanting to subscribe is 6454.693 CFA (0.37% of the mean annual income, and 1.63% of the mean of the annual income of the first 52.19% incomes). With a P-value of 0.000, there is a strong relationship (Phi = 0.624) between the possession of a saving account and the desire to uptake agricultural insurance. Price volatility, marketing, drought, and crop or animal diseases and pests are the most common obstacles they face in their agricultural activity. 63% of the farmers in Togo have little or no knowledge of insurance. Risk aversion, access to credit, income from non-agricultural activities, etc. are variables that are correlated with the willingness to take out agricultural insurance. The study also revealed that farm revenue is affected by age and type of farming, as well as insurance uptake with a P-value less than 0.05. This research highlighted farmers' insurance expectations, reasons for adherence or non-adherence, and factors explaining their insurance attitudes.

Logistic regression modelsRisk managementProtection from risk+3
Elpıdıo Antonıo Kougnıgan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hematolojik maligniteli olgularda sosyodemografik özelliklerin incelenmesi

Ülkemizde, hematolojik malignitelerin demografik verilerinin yanı sıra, etiyolojide rol oynayabilecek sosyoekonomik durum, sigara ve alkol kullanımı, ayrıca kimyasal madde maruziyeti hakkında yeterli ve düzenli istatistiksel bilgi bulunmamaktadırÇalışmamızda, Manisa ili ve çevre yerleşim merkezlerinden hastanemiz erişkin hematoloji bölümüne başvurup hematolojik malignite tanısı almış olguların, demografik ve sosyoekonomik özellikleri, sigara ve alkol kullanımları, kimyasal madde maruziyetleri incelendiÇalışmaya alınan hematolojik maligniteli toplam 135 olgunun, 76' sı (%56.3) erkek, 59' u (%43.7) kadındı. AML' de erkek ve kadın olgu sayısı eşit, ALL' de ise E/K oranı 6/5 olarak saptandı. Kronik myeloproliferatif hastalıklardan KML, ET, PV ve AMM'nin E/K oranları ise sırasıyla; 7/6, 2/2, 2/3, 0/2 olarak saptandı. Kronik lenfoproliferatif hastalıklardan KLL, HCL, HL, NHL ve MM' li hastaların tümünde erkek hakimiyetinin olduğu görüldü. Çalışmamızdaki MDS' li olgular, en yaşlı hasta grubunu oluşturdu (median yaş 67) ve bu gruptaki hastalarda bayan hakimiyeti izlendi (E/K: 2/5Çalışmamızdaki olguların kent ve kırsal alanda yaşam oranları sırasıyla; %63.7 ve %36.3 bulundu. Manisa bölge nüfusunun oranları ile karşılaştırıldığında, aralarında istatistiksel bir fark saptanmadı (p>0,05Çalışmamızdaki olguların eğitim seviyeleri incelendiğinde; ortaokul ve daha alt seviye ile lise ve üzeri seviyede eğitim almış hasta oranı sırasıyla; % 87.4, % 12.6 olarak bulunmuş olup, Türkiye genelinin eğitim seviyesine (Ortaokul ve daha alt seviye % 83, lise ve üzeri seviye % 17) göre düşük saptandı. Hematolojik maligniteler tek tek değerlendirildiğinde ise, ALL' li hastaların eğitim seviyesinin, diğer 11 hastalık grubuna göre, istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde yüksek olduğu görüldü (p=0,01Olgularımızın meslek gruplarına bakıldığında; kadın hastaların %89.8' i ev hanımı, erkek hastaların büyük bölümü ise işçi (%52.7) ve çiftçi (%25) meslek grubundandıÇalışmaya alınan olguların genel yoksulluk oranı %31.9, kentte yaşayanlarda %23.2, kırsal kesimde yaşayanlarda ise %46.9' du. Yoksulluk oranının, eğitim seviyesi arttıkça ve kırsal alandan kentsel alana gidildikçe azaldığı izlendi. Olgularımızın yoksulluk oranının (%31.9), Türkiye geneli yoksulluk oranından (%18.56) yüksek saptanması, yoksulluk oranının artması ile hematolojik malignite görülme sıklığının artış gösterebileceğini düşündürdüÇalışmamızda, KLPH grubundaki hastaların sigara içme oranı (%53.2), diğer gruplardaki hastaların oranlarına (Akut lösemilerde %48.6, KMPH %29.2, MDS %28.6) göre istatistiksel anlam oluşturacak şekilde yüksek saptandı (p=0,032). Ayrıca KLPH grubundaki hastaların, tüm Türkiye ortalamasından (%43.6) daha fazla oranda sigara içtiği saptandı. Bu durum, KLPH oluşumunda sigaranın etkili olabileceğini akla getirdiÇalışmamızdaki olguların yaşamları boyunca kimyasal madde maruziyeti (Tarım ilaçları, benzen, böcek öldürücüler, organik çözücüler, petrol ürünleri vs?) incelendiğinde; 4 farklı gruptan kimyasal maddeye maruz kalan KLPH grubundaki hasta oranının (%33.9), diğer gruplardaki oranlara (Akut lösemilerde %8.6, KMPH'da %12.5, MDS' de %21.4) göre daha yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p=0,019Sonuç olarak; hematolojik maligniteler konusunda demografik bilgiler düzenli bir şekilde tutularak, epidemiyolojik verilere katkı sağlanması gerektiği düşünülmüştür. Çalışmamızda hematolojik malignitelerin, düşük ekonomik ve sosyokültürel seviye ile paralellik gösterdiği saptanmış olup, bu durumu düzeltmek için, daha iyi eğitim düzeyi ve yaşam koşullarının oluşturulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Alkol içmeDemografiLösemi+5
Sedat Değirmenci
Manisa Celal Bayar University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Suriye Devrimi'nin sosyo-ekonomik nedenleri

Ortadoğu'da 21.yüzyılın en sancılı geçen dönemi, Tunus'ta bir seyyar satıcı gencin zabıtanın müdahalesine kendisini yakararak tepki göstermesi ile başlayan Arap Baharı'dır. Tunus'ta başlayan olaylar daha sonra Mısır, Libya, Bahreyn, Yemen ve Suriye'ye sıçrayarak Tunus ve Mısır'da devlet başkanlarının istifasına sebep olurken, Libya'da dış müdahale ile Kaddafi'nin öldürülmesi ile başlayan iç savaşa dönüşmüştür. Suriye'ye gelindiğinde ise durum oldukça uzun ve zorlu bir sürecin kapısını aralamıştır. Bu tez de Suriye iç savaşının nereye ve nasıl evrileceği tartışmalarının yoğunlaştığı bir gündemde dikkatleri geride kalmış bir konuya çekerek Suriye halkının, ayaklanmaların fitilinin ateşlendiği ilk yılda sokağa çıkmasında sosyoekonomik etkenlerin ne kadar belirleyici olduğunu araştırdı. Başka bir ifadeyle, 'Suriye Devriminde' sosyoekonomik etkenlerin önemi var mıdır?' sorusunu sordu. Tezin temel argümanı ise Suriye'de başlayan gösterilerin ve ardından evrilen rejim karşıtı hareketin ardında halkın Esad rejiminin baskıcı politikalarına karşı siyasi talepleri olduğu kadar yoksulluk ve işsizlik gibi faktörlerin yarattığı ekonomik ve sosyal koşulların da belirleyici olduğudur. Niteliksel araştırma yöntemi kullanılan tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; kısaca giriş yapılmış. İkinci bölümde; Fransız Mandaterliği, Darbeler ve Birleşik Arap Cumhuriyeti ve Hafız Esad dönemlerini kapsayan süreçlerde ekonomik politikaları ve dönüşümleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Devrim öncesi Beşar Esad dönemi 2000 – 2010 arası yapılan reform süreci, liberalleşme uyum süreci, işsizlik, yoksulluk, mali veriler ve ekonomik sektörleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise sivil gösterilerin başlaması ve bölgeler bazında gösterilerin yayılışı incelenerek halkın desteğinin ardında yatan sosyo-ekonomik nedenler gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Suriye, Arap Baharı, Devrim, Sosyoekonomik, Beşar Esad Dönemi, Yoksulluk.

Arap BaharıDevrimlerEsad, Beşar+6
Ismaıl Obeıd Adam
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects