Comparative literature

177 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey eserlerinde kimlik bunalımı ve anlam arayışı

Yirmi birinci yüzyıla ait Türk ve Japon edebiyatından seçilmiş iki eserde görülen toplumsal sorunlara duyarlılık, yaşanan kimlik bunalımı, dayatılan toplumsal kuralların yüksek sesle dile getirilişi ve insanın nasıl bir bunalıma sürüklendiği edebiyatta yansımalarını bulmuştur. Kapitalist toplum yapısı Doğu-Batı fark etmeksizin tüm toplumlarda insanı kaosa ve bu kaosun yarattığı hoşnutsuzluk, belirsizlik ve bu belirsizliğin getirdiği kimliksizleşmeye sürüklemektedir. Bu nedenle, bu çalışmada farklı kültürlerden Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerde eleştirilen postmodern toplum düzeninin söz konusu eserlere nasıl yansıtıldığı ve anlatı sonunda roman karakterlerinin bireysel mücadelelerinde ne ölçüde başarılı oldukları üzerine karşılaştırmalı bir çalışma yapmak hedeflenmiştir. Çalışma, Haruki Murakami'nin Sahilde Kafka ve Mine Söğüt'ün Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey adlı eserlerindeki kimlik sorununun incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın esas amacı, inceleme konusu eserlerde yazarların ortak konuyu nasıl işlediklerinin izlerini sürmektir. Bu bağlamda farklı disiplinlerden de yararlanılması nedeniyle yöntem olarak çoğulcu inceleme yöntemi kullanılmış, söz konusu eserler sosyolojik ve psikanalitik eleştiri kuramları merkeze konularak incelenmeye çalışılmıştır. Felsefi ve sosyolojik bakış açısıyla postmodern toplumda yabancılaşma nedir, nasıl gerçekleşir ve bireylerin bunalıma sürüklenmelerinin nedenleri nelerdir sorularına yanıt aranmıştır. Sonuç bölümünde ise söz konusu eserler arasında çalışma konusu bağlamında saptanmış ortak, benzer ve farklı noktalara vurgu yapılarak eserlerin karşılaştırılmasına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Haruki Murakami, Mine Söğüt, Postmodern, Yabancılaşma, Kimlik Bunalımı

Karşılaştırmalı edebiyatKimlikKimlik inşası+7
Seda İşcan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı adlı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma adlı romanına feminist bir yaklaşım

Cinsiyet, biyolojik özellikler temel alınarak belirlenen bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından belirlenen ve bir cinsiyetten beklenen rolleri ve davranışları içeren bir kavramdır. Bu konuda önemli olan, toplumsal cinsiyet rollerinin her kadına ya da erkeğe uymadığı ve her bireyin farklı yeteneklere ve ilgi alanlarına sahip olabileceğidir. Toplumsal cinsiyet rolleri bireylerin özgür iradelerini kısıtlayabileceği gibi cinsiyet eşitsizliğine de sebep olmaktadır. Toplumsal normların sebep olduğu cinsiyetçi tutum iş, eğitim, siyaset ve diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi edebiyatın konusu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Erkek egemen bir tür olan polisiye romanlara, zamanla kadın karakterler dahil edilse de kadın dedektifler, türün yapısı gereği toplumsal cinsiyet rollerini aşamayan karakterler olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmada, Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma romanı, Jane Marple ve Sherlock Holmes karakterleri kapsamında, feminist eleştiri yönteminden faydalanarak incelenecektir. Sherlock Holmes ve Jane Marple'ın, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında olaylara bakış açıları, yöntemleri ve mesleki başarıları karşılaştırılacaktır. Bu çalışma ile polisiye roman türünün başarılı yazarlarından olan Agatha Christie'nin kurgusal kadın dedektifi Miss Jane Marple ve Sir Arthur Conan Doyle'un kaleme aldığı Sherlock Holmes isimli erkek dedektif karakter arasındaki benzer ve farklı yönleri ortaya çıkarmak, kadın ve erkek dedektif karakterlerin polisiye roman türüne nasıl uyum sağladıklarını saptamaya çalışmak amaçlanmaktadır.

Christie, AgathaCinsiyet rolleriCinsiyetçilik+7
Burcu Altın
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Masaldan romana kahramanın serüveni: Yere Düşen Dualar ve Yerkuşağı'na eko feminist bir yaklaşım

Masallar insanlar var olduğundan beri çeşitli coğrafyalara köklerini salarak yayılan bir sarmaşık gibidir. Aynı tohumdan üreyen masalların kökleri farklı kültürlerden beslenerek büyümeye ve o kültürün yapı taşlarına göre şekil almaya devam etmektedir. Fakat bu masal toprağı o kadar bereketlidir ki sadece farklı kültürlerin bünyesinde nesilden nesile aktarılmakla kalmaz aynı zamanda da farklı disiplinlerin dallanıp budaklanmasınakatkı sağlamaktadır. Edebiyat da bu disiplinlerden biridir. Masalların sembol yüklü dili ve eğretilmeli anlatımı günümüz çağdaş edebiyatında da çeşitli amaçlarla kullanılmaya devam etmektedir. İnsanlığın gezegenimize etkisinin ciddi seviyelere ulaşmasıyla karşılaşılan ekolojik krizin ardından edebiyat da birçok bilim gibi çalışmalarında bu konuya dikkat çekmektedir. Ataerkil düşünce sisteminin bir sonucu olan kadının ve doğanın tahakküme maruz bırakılması günümüzde tartışılan en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Ataerkil sistemin, kadını ve doğayı görme şekli ve insan ve insan olmayan arasındaki ilişkilenme biçimleri üzerine eleştiriler getirilmektedir. Bizde bu çalışma ile disiplinlerarasılık ilkesine dayanarak Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar ve Deniz Gezgin'in Yerkuşağı romalarını masal unsurları bağlamında ekofeminist yöntem ile karşılaştıracağız. Yapılacak olan tez çalışması ile amaçlanan, folklor ve metinlerarasılık ilişkisini masal ve roman bağlamında incelemek ve söz konusu ilişkiyi eko-feminist yöntem ile ele alarak güncel toplumsal bir mesele haline gelen kadın ve doğanın ataerkil yapı tarafından kontrol altına alınmasının edebiyata yansımalarını tartışmaktır. İnsanın hem karşı cins ile hem de doğa ile olan ilişkilenme biçimlerini çağdaş edebiyat metinleri üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: masal, postmodern edebiyat, ekofeminizm, disiplinlerarasılık, karşılaştırmalı edebiyat.

DisiplinlerarasıEkofeminizmKahramanın yolculuğu+5
Minel Demirel
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Salgın edebiyatına karşılaştırmalı bir yaklaşım: Orhan Pamuk ve Gabriel García Márquez'de salgın hastalık

Bu çalışmada Orhan Pamuk'un Veba Geceleri ve Gabriel García Márquez'in Kolera Günlerinde Aşk adlı eserlerinde salgın hastalık teması karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Çalışmada sosyolojik eleştiri yönteminden faydalanılacaktır. Çalışmanın amacı, edebi eserlerde salgın hastalık temasının nasıl ele alındığını göstermektir. İki farklı ülkenin salgın temalı edebi eserlerinde dönemin tarihi, sosyolojisi, siyasi ve dini görüşleri yer alacaktır. Salgın hastalıkların toplumlarda bıraktıkları etki ve sonuçlar ele alınacaktır. Veba Geceleri'nde veba, Kolera Günlerinde Aşk eserinde ise kolera çalışma konusu olacaktır. Öncelikle veba ve kolera hastalıklarının tarihsel kökeni hakkında bilgi verilecektir. Sonrasında ise Türk ve Dünya edebiyatında salgın hastalıklara yer veren edebi eserler hakkında kısa açıklamalar yapılacaktır. Veba Geceleri ve Kolera Günlerinde Aşk eserlerinde yer alan metaforik anlatımlar hakkında bilgilendirme yapılacaktır. Çalışmanın ilerleyen kısımlarında ise, edebi eserlerde salgın hastalıklara karşı alınan tedbirler açıklanacaktır. Burada karantina, tecrit ve diğer tedbir yöntemlerine değinilecektir. Sonrasında ise, salgın hastalıklarla birlikte her iki eserde gözlemlenen sosyal, dini ve siyasi etkileşimler ve sonuçları açıklanacaktır.

Bulaşıcı hastalıklarEpdemiKarantina+6
Canan Akbaba
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî divanlarının dinî tasavvufî terimler açısından mukayesesi

Karşılaştırmalı edebiyat biliminin Klasik Türk edebiyatı sahasında tatbiki, karşılaştırmalı edebiyatın gelişmesi ve yaygınlaşmasına paralel olarak 20. yüzyılın ortalarında başlamıştır. Diğer alanlara nispetle Klasik Türk edebiyatı sahasında karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarının azlığı bizi bu alana sevk etmiştir. Bu çalışmada Türk İslam edebiyatında önemli bir yere sahip olan, yaydıkları dinî tasavvufî düşünce ile çağları aşan mutasavvıf şairlerden Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî'nin Divanları, sistematik ve mukayeseli bir yöntemle dinî ve tasavvufî muhteva açısından incelenmiştir. Çalışmamızda iki mutasavvıf şairin divanlarına din ve tasavvufun nasıl aksettiği, bakış açılarının birleşen ve ayrılan noktaları, aralarındaki etkileşim, tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız; Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî'nin hayatları, edebî şahsiyetleri ve tasavvufî muhitlerini hâvi birinci bölüm, iki sûfî şairin divanlarında tespit edilen dinî mefhum, ıstılah ve mazmunları hâvi ikinci bölüm; iki sûfî şairin divanlarında tespit edilen tasavvufî mefhum, ıstılah ve mazmunları hâvi üçüncü bölüm olmak üzere bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş kısmında ise genel hatlarıyla Klasik Türk edebiyatında karşılaştırmalı edebiyat bilimi hakkında bilgi verilmiştir. Genel değerlendirme ve sonuç kısmında ise iki mutasavvıf şair arasındaki benzerlik ve farklılıklardan hareketle aralarındaki etkileşimin varlığına işaret edilmiştir. Çalışmanın sonuna ise muhtelif çalışmalara kolaylık sağlaması düşüncesiyle, iki şairin divanlarında tespit ettiğimiz dinî ve tasavvufî kavramların verildiği dizin eklenmiştir.

DinDivanlarKarşılaştırmalı edebiyat+4
Ümmü Gülsüm Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The tragic hero in fiction: A comparative analysis of Crime and Punishment and A Portrait of the Artist as A Young Man

This thesis is a comparative study of tragic heroes in Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky?s Crime and Punishment and James Joyce?s A Portrait of the Artist as a Young Man. As representatives of modern literature, the protagonists of these two novels bear some qualities which are contrary to the classical norms on tragic heroes set by Aristotle. The aim of this thesis is to establish a modern perception of tragic heroes by evaluating the protagonists of these two novels. For this reason, it is necessary to understand the foundations and the development of tragic theories and the perceptions of tragic heroes throughout time. The approach of this thesis has been from general to particular. First, the concept of tragedy as a literary genre has been comprehensively studied by considering its place in literature, historical development and its different aspects. Then, a number of tragic theories and the concept of tragic hero have been presented for a better evaluation of the protagonists in question. In the second chapter, the protagonists of Dostoyevsky's Crime and Punishment, Raskolnikov and Sonia, have been studied. Inspection of the social milieu and the biographical background of the author have been useful in understanding the traits that shaped the tragic heroes. In the third chapter, the same procedures have been used in order to investigate the protagonist of A Portrait of the Artist as a Young Man. In the comparative section, the protagonists of these novels have been studied from several perspectives in order to better reveal their tragic status. This comparison reveals that although they represent different literary tendencies, modern tragic heroes do not carry the classical tragic traits any more.

Dostoyevski, Fiodor MihayloviçJoyce, JamesHeroes+6
Oğuzhan Kalkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Realist romanda kadın karakterler: Jane Eyre ve Çalıkuşu'nun karşılaştırmalı analizi

The 19th century is a complex period in which some of the contradictions come to surface like west and east, man and woman, tradition and innovator, individual and society and also presents these contradictions with romanticism and realism.This thesis investigates the status of women in that period as reflected in Reşat Nuri Gültekin?s Çalıkuşu and Charlotte Bronte?s Jane Eyre involving both romantic and realistic elements.The first chapter points to the socio-cultural background of 19th century English and 20th century Turkish realistic fiction. Moreover the status of women and female characters are presented in details in their periods.In the second chapter the personal life stories and women perceptions of Reşat Nuri Güntekin and Charlotte Bronte are studied. The two novels are explained as bildungsroman and gothic elements with their comparative analysis.At the end of the thesis, it is concluded that being virtuous and determined minded have important roles on female identities even they can change their fate by remaning virtuous. The novels Jane Eyre by Charlotte Bronte and Çalıkuşu by Reşat Nuri Güntekin focus on the existential struggles in patriarchal societies.

Bronte, CharlotteGüntekin, Reşat NuriJane Eyre+7
Utku Albayrak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Astrid lindgren ve Cahit Uçuk'un çocuk romanlarında çocuk ve değerler eğitimi

Bu araştırmanın amacı, çocuk edebiyatı alanında önemli iki kadın yazar olarak kabul edilen ve farklı ülkeleri temsil eden Astrid Lindgren ve Cahit Uçuk'un çocuk romanlarının çocuk ve değerler eğitimi bakımından karşılaştırılarak bu iki yazarın çocuk romanlarında çocuk ve değerler eğitimi başlıkları altında bulunan benzerliklerin ve farklılıkların tespit edilmesidir. Araştırma, Astrid Lindgren ve Cahit Uçuk'un çocuk romanları ile sınırlı tutulmuştur. Araştırmada Astrid Lindgren ve Cahit Uçuk'un çocuk romanlarını çocuk ve değerler eğitimi açısından karşılaştırmalı olarak incelenmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında araştırma konusuna uygun veriler toplanarak kodlar oluşturulmuştur. Oluşturulan bu kodlar ile birlikte başlıca temalar belirlendikten sonra, belirlenen temalar ile uygun olan kodlar eşleştirilmiştir. Son aşamada ise, elde edilen bulgular yorumlanıp sonuç kısmında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Araştırmada, verileri vurgulamak amacıyla doğrudan alıntılara sıklıkla yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Uçuk'un romanlarında çocuk gerçekliğinden uzak çocuk kahramanlara yer verilmekle birlikte çocuk kahramanlar aracılığıyla çocukları olumlu yönlendirebilecek özelliklere ve değerlere de yer verildiği görülmüştür. Lindgren'in çocuk romanları incelendiğinde ise romanlardaki çocuk kahramanların çocukları olumlu yönlendirecek şekilde ele alındığı görülmüştür. Astrid Lindgren'in, değerler eğitimine Cahit Uçuk'a oranla daha az yerdiği görülmüştür. Ancak, Lindgren'in çocukları olumsuz etkileyecek değerlere yer vermediği ve çocuk romanlarında yer verdiği değerlerin Türk kültüründeki değerler ile çakışmadığı görülmüştür. Aksine, Lindgren'in "misafirperverlik", "büyüklere saygı", "birlik ve beraberlik" gibi Türk kültüründe önemli kabul edilen değerlere yer verdiği görülmüştür. Ancak, Cahit Uçuk'un paylaşmak, yardımlaşmak, doğayı ve hayvanları sevip korumak, iş bölümü yapmak, tasarruflu olmak, sorumluluk sahibi olmak, çalışkan olmak değerleri ile millî ve dinî değerlere Astrid Lindgren'e oranla daha fazla yer verdiği ve Lindgren'in çocuk romanlarının değerler eğitimi açısından kısıtlı örnekler içerdiği tespit edilmiştir.

DeğerlerDeğerler eğitimiKarşılaştırmalı edebiyat+5
Elif Burcu Ulun
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

شعرية التصوف بين محي الدين بن عربي وجلال الدين الرومي دراسة مقارنة

his thesis is concerned with the Poetics of Sufi.sın. Poetics as a term existing in written criticism means the act of unveiling the constituents of the literary discourse, or in another sense questioning the literary identity. in search of the roots of Poetics, scholars went back to Aristotle's, but they placed the term within the frame of literary theories. Other scholars in modern literature like Todorova drew attention to the fact that this term should be treated in a wider range. As such, Poetics in modern literary criticism became more engaged with the discourse in general be it literary or non literary. Within this concept, my thesis intends to reveal the constituents of the Sufi discourse especially that of Muhiyddin bin Arabi and Jalal din Rumi, ocusing on their literary outcome to be taken as the paradigm and matter for mywork. Being both, Ibn Arabi and Rumi, associated with two neighboring languages, I followed the methodology of comparative literature as a pathway in conducting the constituents of the discourse in addition to relying on historical consequents and their inıpact on vısıonary transformatio ns. This paper, precisely focusing on both Ibn Arabi and Rumi, finally concludes that their Sufi discourse is based on two main constituents: existence and language, knowledge and remnants. Key words: Poetics, Sufiism, Muhyidin bin Arabi, Jalal Din Ruıni

Osamah Ghalı Mohammed Alsalıhı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

مقارنة القصة العربية وتأثيرها في القصة العربية (النقاد أنموذجا) دراسة مقارنة

Arabic literature influenced the literature of many nations, and that influence still exists in the words and behaviors that those literatures inspired by it. And this led to the linking of literature to Arabic literature. It was connected to that nation by the Arabs' means of war and commerce. From time to time, the Arabs established their dominance over them and spread their religion. Thus, the supremacy of the Arabs led to the spread of the Arabic language, which was taught over the years in those countries, and some of which were still taught; The spread of Islam was another long-term factor; The supremacy and influence of Arabic literature remained for a long time because Arabic literature developed and other literatures fell behind. The story is a narrative literary art and is considered one of the arts of Arabic literature. And we always see it on a certain context, prosir or poem expressed by the person in two ways: narrative or fairy tale. And unreal events or facts, and some of them are real, honest, and their purpose is to entertain or advise and guide. Comparative literature examines the phenomenon of interaction and influence between Arabic literature and other literatures such as French literature, Persian literature, German literature and other Western literatures. It also demonstrates the importance of this influence in developing national literature, developing social convergence between people and nations, and keeping it free from the singularity and racism that was common at that time. From the Umayyad period to the modern era, translation played a major role in the development of story art and played an important role in the development of this art and its transfer to the West and other nations. Due to the mixing of Arab culture with foreign cultures such as Persian, Assyrian, Greek and Indian, the perceptions of writers expanded during the Umayyad and Abbasian periods; this is seen as a result of the mixing of races. Thus, the author has a specific goal, as well as the method of processing the spirit of pleasure and enjoyment within the recipient, which is similar to those found in the modern age. Topics covered by both stories: It was diverse, in Arabic and Western, and one of them was the so-called (myth) story told from the language of the animal, a story of moral and educational quality, told in a unique literary language. Keywords: Arabic story, Western story, influence and interaction, comparative literature.

Musaab Abdulrahman M Al-mashhadanı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Michel Houellebecq ve Metin Kaçan'da çağdaşçılık sonrası yaklaşımların karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Kuşatılmış Yaşamlar ve Ağır Roman

Çoğulcu bir inceleme yöntemi kullanarak gerçekleştirdiğimiz bu çalışmada, Michel Houellebecq'in Kuşatılmış Yaşamlar (Extension du domaine de la lutte) ve Metin Kaçan'ın Ağır Roman adlı eserlerini çağdaş sonrası anlatının özellikleri açısından karşılaştırmalı olarak inceleyerek bu eserler arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarmayı amaçladık.Söz konusu bu tezin konusu ve kapsamını şu şekilde özetleyebiliriz:?Çağdaşlık? ve ?çağdaşlık sonrası? kavramlarını tarihsel gelişimleri içinde inceleyerek bu kavramların ortaya çıkış nedenlerini, düşünsel, toplumsal ve kültürel yaşama etkilerini ve eleştirilen yanlarını farklı yazarların görüşlerine yer vererek ele aldık.Batı yazınının tarihsel gelişim sürecini inceleyerek ?gerçeklik? ve ?estetik? gibi yazınsal değerlerin uğradığı değişimleri ortaya koyduk. Geleneksel romandan çağdaş sonrası romana uzanan roman gelişim çizgisinde görülen biçimsel/yapısal kırılmalara değindik. Çağdaş sonrası roman estetiği ve kurgusunu inceleyerek çağdaş roman ile çağdaş sonrası roman arasındaki benzerlik ve farklılıkları sergiledik.Çağdaş sonrası roman inceleme unsurlarını ana özelliklerin incelenmesi ve anlatı yerlemlerinin incelenmesi biçimindeki iki farklı yaklaşımdan hareketle belirledik. Bu bağlamda dil düzeneği, çoğulculuk, üstkurmaca, metinlerarasılık, oyunsuluk, alay ve karnavallaşma gibi temel özelliklere; olay örgüsü, roman kişileri, zaman, uzam, anlatıcı ve izleksel kurgu gibi roman ögelerine değindik.Karşılaştırmalı yazınbilim ve karşılaştırma yöntemleri konusuna değindikten sonra çağdaş sonrası romanları karşılaştırmalı olarak incelemek için kullanacağımız yöntemi belirledik. Çok boyutlu bir okuma örneği sunmayı amaçladığımız bu çalışmada Kuşatılmış Yaşamlar ve Ağır Roman adlı eserleri çağdaş sonrası romanın hem ana özellikleri hem de anlatı yerlemleri açısından incelemeye karar verdik.Kuşatılmış Yaşamlar ve Ağır Roman adlı eserleri inceledikten sonra elde ettiğimiz bulguları karşılaştırdık. Böylece romanların hem çağdaş sonrası roman anlayışıyla bağdaşan ve bağdaşmayan yanlarını hem de biçim, kurgu ve içerik açısından romanlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyduk.Sonuç olarak, bu doktora tezinin Kuşatılmış Yaşamlar ve Ağır Roman adlı eserler arasındaki yazınsal ve yazın dışı bağıntıların ortaya çıkarılmasına, her iki romanın çağdaş sonrası anlatı geleneği içindeki yerinin belirlenmesine ve Michel Houellebecq ve Metin Kaçan romanları üzerine bilgi ve yorumlarımızın zenginleşmesine katkıda bulunacağı kanısındayız.Anahtar Kelimeler: çağdaş sonrası roman, çoğulculuk, üstkurmaca, metinlerarasılık, anlatı yerlemleri.

Ağır RomanEdebiyatFransız edebiyatı+7
Sultan Birgül Arslan
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Necla Kelek'in ?Die Fremde Braut? ve Nuran Joerissen'in ?Süsser Tee? isimli eserlerinde `öz' ve `yabancı' kavramlarının irdelenmesi

Türklerin en çok göç ettiği dış ülke Almanya'dır. Eserleri `Göçmen Yazını' adı altında toplanan Almanya'daki Türk kökenli bazı yazarlarda, köken kültürlerine ve Türk insanına yönelik bir takım önyargılı söylemler göze çarpmaktadır. Bu söylemler, hem Türk insanı hakkındaki mevcut önyargıları ve kalıpyargıları güçlendirecek hem de henüz bu önyargılara sahip olmayan birçok genç Alman okurun da, Türk insanını bu önyargılar doğrultusunda algılamasına ve tanımasına neden olacak boyuttadır. Eserlerini bu yönde ele alan yazarlarda `öz' ve `yabancı' kavramlarının birbirleri ile yer değiştirdiği de gözlemlenmektedir.Çalışmada, kendi ve ailesinin yaşam hikayesinden yola çıkarak bütün Türk Toplumunu önyargılı söylemleri ile genelleyen Necla Kelek'in `Die Fremde Braut' (Yabancı Gelin) adlı eseri ile benzer bir konuyu kaleme alan ama bunu yaparken salt yaşam hikayesine sadık kalan ve bütün topluma yönelik genellemelerden kaçınan Nuran Joerissen'in `Süsser Tee' (Şekerli Çay) adlı eserlerinde `öz' ve `yabancı' imgeler irdelenecektir.Çalışma, Karşılaştırmalı Yazınbilim altında imge çalışmasıdır. Ele alınan imgeler, kadın yazarların kendi hayat hikayelerinden yola çıkarak kaleme aldıkları eserlerinde tespit edilen ortak, benzer ya da farklı imgelerdir. Çalışma, hem bazı yazarlarda köken kültürlerine karşı oluşan önyargılarla çevrili ve düşmanca tutumların nedenlerinin tespit edilmesi hem de yazın alanında imge araştırmalarının, kültürlerarası boyutta ne denli önemli olduğunun altının çizilmesi bakımından önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: imge, önyargı, stereotip, Göçmen Yazını

Alman edebiyatıGöçmen edebiyatıJoerissen, Nuran+6
Mustafa Hakan Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Karşılaştırmalı yazınbilim çerçevesinde Herta Müller, Elke Schmitter, Saliha Scheinhardt ve Feridun Zaimoğlu'nun birer eserinde kadın imgesine eleştirel yaklaşım

Bu çalışmada kadın imgesi temel olarak ele alınacaktır. Almanya'da yaşayan ve Alman yazını'nın bir parçası olan Türk, Romen ve Alman yazarların eserlerinde kadın imgesi incelenecektir. Ele alınan dört eserden iki tanesi ( Scheinhardt'ın Frauen die sterben ohne dass sie gelebt hätten ve Zaimoğlu'nun Leyla adlı eserleri), aynı zamanda şimdiki Alman Yazını'nın bir parçası olan Göçmen işçi yazınındandır. Bu yazarlar Türk kültürünü Almanlara tanıtmaktadırlar. Bunlar Saliha Scheinhardt ve Feridun Zaimoğlu' dur. Ele alacağımız bir diğer eser Nobel Yazın Ödülü alan Romen yazar Herta Müller'e aittir. Elke Schmitter çalışmamızda Alman kültüründen olan tek yazardır. Çalışmamızın amacı, bu yazarların ele aldığımız eserlerinde kadını nasıl yansıttıklarını incelemektir. Bu bağlamda kadının kimliğine etki eden ve yaşam şeklini belirleyen milli, kültürel veya dini etkenleri ön plana çıkarmaya çalışacağız. Bu etkenlerin kadın sorunlarınlarındaki rolünü vurgulayarak eserlerde bize aktarılan farklı kültürlerin sözü geçen etkenlere etkisini irdeleyeceğiz. Kadının yabancı ve öz kültüründeki değişimi ve bu değişimin öz çevresine ve yaşadığı topluma nasıl yansıdığı gözler önüne serilmeye çalışılacaktır. Bu nedenle seçtiğimiz farklı köken kültürlerden gelen yazarlarının, eserlerinde kadının nasıl imgeselleştirildiği ve bu imgeselleştirmedeki sorunsallığı irdelemeyi amaçladık. Dünyamızın başlangıcından beri ?yabancı?nın ve ?öz?ün yeri, farklı toplumların ?yabancı?ya bakış açısı sürekli değişik tanımlanmıştır. Bazıları için ?yabancı? heyecan vericidir ve öz kültüre üretkenlik etkisi yapar. Diğerleri için öyle korku verici ve tehlikelidir ki ondan korunulması gerekmektedir. Bu ?öz? ün koruma istemi çoğu zaman ?öz? ün yitip gitmesine de zemin hazırlamaktadır. Bu zemin üzerinde kadının hayattaki ortak ve farklı sorunlarını mercek altına almaya çalıştık. Kadının bir toplumda yabancı veya öz olması bazen yaşadığı sorunların türünü de belirlemektedir. Eserlerde kadınla ilgili olarak bu tür konulara da yer verildiğinden yer yer öz ve yabancı konusunada değindik. Evrensel kadın sorunları ve hayattaki belli roller kadın imgesinin belirlenmesinde her zaman etken olmuştur. Bizler Saliha Scheinhardt'ın Frauen, Die Sterben, Ohne Dass Sie Gelebt Hätten, Feridun Zaimoğlu'nun Leyla , Elke Schmitter'in Frau Sartoris , Herta Müller'in Herztier adlı eserlerinde yansıtılan kadın imgesine (özellikle, kültürel, dini, ulusal ve ailevi zeminlerde) eleştirel yaklaşım sunmaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Göçmen yazını, önyargı, karşılaştırmalı yazınbilim, kadın imgesi

Alman edebiyatıGöçmen edebiyatıGöçmenler+6
Mune Savaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessDE

Bertolt Brecht'in "Kafkas Tebeşir Dairesi" adlı eseri ile Atıf Yılmaz'ın "Selvi Boylum Al Yazmalım" adlı filminin karşılaştırmalı yazınbilim çerçevesinde medyalararasılık/sanatlararasılık bağlamında uygulayıcı bir çalışma

Intermedialität und Intertextualität sind die Unterbegriffe der Komparatistik. In unserer Arbeit, laut unseren Forschungen stellten wir fest, dass es sehr wenige Arbeiten und Analysen gibt, die im Rahmen der Intermedialität geschrieben wurden. In diesem Zusammenhang haben wir in unserer Arbeit das Theaterstück `Der kaukasische Kreidekreis? von Bertolt Brecht und den Film `Selvi Boylum Al Yazmalım? von Atıf Yılmaz, der von dem kirgisischen Schriftsteller Cengiz Aytmatov als Buch geschrieben wurde, im Rahmen der Komparatistik und deren Arbeitsbereiche Intertextualität und Intermedialität untersucht, indem wir in beiden Werken die Begriffe `Mühe?und `Gerechtigkeit? detailliert zur Hand genommen haben.Wie schon bewußt, `Mühe? und `Gerechtigkeit? sind die Begriffe, die sowohl in literarischen Werken, als auch in wissenschaftlichen Arbeiten, als Themen behandelt wurden. Der Grund, warum sie häufig als Themen behandelt wurden, ist es, dass sie auch im Leben einen wichtigen Platz haben. Was bedeutet Liebe? Warum verdient jemand die Liebe oder geliebt werden, wenn man jemandem Mühe gibt? Und überschlägt die Liebe zu einem anderen? Wo die Mühe nicht belohnt wird, gibt es keine Gerechtigkeit und, wo es keine Gerechtigkeit gibt, gibt es keine Ordnung mehr. Wir haben in unserer Arbeit diese Begriffe im Buch `Selvi Boylum Al Yazmalım? von Cengiz Aytmatov, das von Atıf Yılmaz im türkischen Kino als Film präsentiert wurde und im Theaterstück `Der kaukasische Kreidekreis? von Bertolt Brecht, das auf einer chinesischen Geschichte basiert, detailliert untersucht, weil mit dem Ziel einen großen Beitrag zu den Arbeiten im Rahmen der Intermedialität zu leisten und zu fördern.Da wir denken, dass die Lebenserfahrungen bei der Interkultureliät ähnlich sein könnten, hoffen wir, dass die Arbeiten sowohl theoretisch als auch didaktisch, im Rahmen der Intermedialität erweitert werden sollten. Da unsere Arbeit eine interkulturelle Forschung umfasst und seine eigene und fremde Kulturen umrahmt, hoffen wir darauf, dass unsere Arbeit die folgenden Arbeiten, die im Rahmen der Komparatistik geschrieben sind, zugleich auch fördern kann.

Bahar Kahya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgatlı Hüznî ve Fuzûlî gazellerinin karşılaştırılması

Klasik Türk edebiyatı, şiirin ön planda olduğu, anlam ve söyleyişin bir araya gelmesiyle mükemmelin arandığı bir anlayışa sahiptir. Bu anlayış çerçevesinde yetişen ve XVI. yy'a damga vuran Fuzûlî ve artık divan edebiyatının son dönemi sayılabilecek XX. yy'ın son şâirlerinden olan Yozgatlı Hüznî'nin şiirleri, iki dönemin de şiir anlayışını tespit etmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; iki dönemin de şiir anlayışının tespit edilmesine yardımcı olmak, ayrıca bu iki şâirin şiirlerinin karşılaştırılmaları ile de şâirlerin kendilerine has edebi kişiliklerini ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra aradan geçen üç asıra rağmen iki şâirin ortak yanlarını tespit etmektir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde şâirlerin hayatları ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde iki şâirin Türkçe divanlarının mukayesesi yapılmıştır. Bu bölümde; nazım şekillerinin kıyası, vezin ve kafiye kıyası, özellikle de gazellerin kıyası yapılmıştır. Bunun yanı sıra iki şâirin de kullandığı ortak redifler tespit edilmiş ve benzerlikler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise şâirlerin divanlarında bulunan gazellerin muhtevaları detaylıca incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, Yozgatlı Hüznî, Mukayese, Muhteva.

16. yüzyıl20. yüzyılEdebiyat+7
Muhammed Burak Metin
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdülmecid Sivasî Şerh-i Cezîre-i mesnevî(İnceleme- karşılaştırmalı metin)

Abdülmecid Sivasî, on yedinci yüzyılın önemli portrelerinden biridir. Şeyhî mahlasıyla şiirler yazan bir şair, Halvetiliğin Şemsiyye kolunu İstanbul'a taşıyan bir şeyh, dönemin padişahlarına fikirlerini sunan bir danışman, dinî ve tasavvufî bir çok konuda yazan bir yazar ve özellikle tasavvufî eserlere şerhler yazan bir şarihtir. Yaşadığı dönemde bir selefi hareketi olan Kadızadelilere karşı Sivasîler hareketine liderlik etmiştir. Tekke ile medrese arasında yaşanan bu çatışmayı yaşamı boyunca ilmî düzeyde tutarak halk içinde oluşabilecek şiddet olaylarını engellemiştir. Bu çalışmada, Yusuf-ı Sîneçâk'ın Cezîre-i Mesnevî adlı eseri üzerine Abdülmecid Sivasî'nin yapmış olduğu şerhi karşılaştırmalı metin olarak hazırlanarak eserin içeriği incelenmiştir. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Abdülmecid Sivasî'nin Şerh-i Cezîre-i Mesnevî adlı eserinin yedi nüshasına ulaşılmıştır. Nüsha karşılaştırılması yapılarak asıl esere en yakın metin meydana getirilmesi hedeflenmiştir. Metin incelemesi ile dönemin edebî ve kültürel ortamına dair bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Yusuf-ı Sîneçâk'ın eseri üzerine bir şerh olmasına rağmen eser bu eserde olmayan beyitleri de kapsamaktadır. Abdülmecid Sivasî farklı Mesnevî ciltlerinden beyitler ekleyerek şerh etmiştir. Bu çalışmamızın bilim dünyasına hem eser üzerine karşılaştırmalı bir metin kurulması hem de içeriğinin dönemin özelliklerini yansıtması açısından katkı sağlamasını umuyoruz. Anahtar Kelimeler: Şerh, Cezîre-i Mesnevî, Abdülmecid Sivasî, karşılaştırmalı metin.

Abdulmecid-i SivasiCezire-i MesneviEski Türk edebiyatı+4
Fatıma Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi hikâye ve romanlarının gotik edebiyat çerçevesinde Batılı örneklerle karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Gotik edebiyat, ilk ortaya çıktığıİngiliz edebiyatından bu yana dünyanın pek çok yerine yayılıp gelişimini sürdüren bir edebiyat türü olmuştur. Bu anlayışla yazılan eserlerde korku ve dehşet uyandırma ön plandaykendiğer yandan okurun bundan edebî zevk alması da amaçlanır. Gotik edebiyatın yüzyıllar boyunca dünyanın birçok yerinde sevilip rağbet görmesi ve ayrıca Türk edebiyatını da etkilemesi bilinen bir gerçektir. Korkuyu ortaya çıkaran ve gotik eserlerin yazılıp rağbet görmesinin altında yatan birtakım teorik fikirler ve psikolojik etmenler de önemlidir. Türk edebiyatına Batı edebiyatı aracılığıyla dâhil olan roman ve hikâye, gotik edebiyat konusunda Batı edebiyatındaki pek çok önemli eserden etkilenir. Özellikle modernizmin ve çağdaşlaşmanın hızlı bir seyir izlediği cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında yazılmış gotik roman ve hikâyelerde Batı'nın gotik anlayışı kendisini kuvvetli bir biçimde hissettirir. Dönem içerisinde zaman zaman bazı duraklamalar olsa da Türk yazarlar, Batı'nın gotik anlayışını pek çok zaman benimser. Özellikle cumhuriyetin ilk yılları ile 1980 sonrasında gelen dönem, Türk edebiyatında gotik eserlerin çokça yer edindiği dönemlerdir. Bu açıdan bakıldığında Türk edebiyatına ait gotik eserler üzerindeki Batı edebiyatı etkisini ortaya çıkarmak önemli bir olaydır. Ele aldığım bu tez çalışmamda gotik edebiyatın tarihsel süreci ve teorik altyapısı ele alındıktan sonra Türk edebiyatının ve Batı edebiyatının önemli gotik eserleri incelenmiş, ardından da tek tek karşılaştırma yoluna gidilmiştir.

GotikKarşılaştırmalı edebiyatTürk edebiyatı
Muhammet Taha Uğurlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gürcü-Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi

'Gürcü-Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi' adlı yüksek lisans tez çalışmasında, masalların ortaya çıkış dönemi ve masal hakkında genel bilgiler göz önünde bulundurularak karşılaştırmalar yapılmıştır. Çeviri masallarını belirlerken Gürcistan'da herkes tarafından bilinen masallar olmasına dikkat edilmiştir. Gürcü halk masallarının Türk diline çevrilmesiyle iki kültürde de tanıtılması amaçlanmıştır. Böylelikle Gürcü dili alanında yapılan çalışmanın kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Söz konusu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın yöntemini belirleyen tez yazım aşamalarından bahsedilmiştir. Çalışmanın esasını teşkil eden ikinci bölümde ise Gürcü Türk masallarının karşılaştırmalı incelenmesi ve Gürcü halk masallarının Türkçe çevirisi ile ilgili ayrıntılı incelemeler bulunmaktadır. Gürcüceden Türkçeye masal çevirisi daha öncede yapılmıştır. Ama bu çalışmada ilk defa yapılan toplu masal çevirisine yer verilmiştir. Bu durum bu çalışmayı diğer yapılan çeviri çalışmalarından ayırt etmektedir. Çünkü ilk defa aynı çalışmada birden fazla masal çevirisine yer verilmiştir. Bu incelemeler sırasında çeşitli kaynaklardan yararlanılmış ve birden fazla sözlük kullanılmıştır.

Gürcü edebiyatıGürcülerHalk hikayeleri+4
Gizem Tanrıverdi
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cuha el-Arabi ve fıkraları üzerine bir inceleme

Cuha karakterinin Arap ülkelerinde mühim ve Arap halk edebiyatında etkili olması dolayısıyla yaşamış olduğu siyasi, sosyal ve tarihi çevrede fıkralarıyla dönemin siyasi gerçeğini nasıl yansıttığını ve fıkraları halkın siyasi taleplerini eleştirel ve alayıcı bir üslupla ifade etmek için kullanmasına nazaran fıkralarının tesir etmiş olduğu sosyal ve siyasi yönleri değerlendilmiştir. Fıkralarında toplumsal reform amacıyla o zamanda yaygın olan olumsuz toplumsal özellikleri dile getirmesi Cuha fıkralarının en önemli yönlerinden biridir. Araştırma, doküman incelemesine dayalı nitel bir yaklaşma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çok sayıda Cuha EL Arabi fıkrası incelenmiştir.

Arap edebiyatıAraplarCuha el-Arabi+6
Obada Jubraeıl
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çerkes ve Karaçay-Malkar dil ve edebiyatları arasındaki etkileşimler

Çerkesçe ve Karaçay-Malkarca komşu iki halkın dilleridir. Her iki dil üzerinde birçok araştırma yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir. Ancak iki dilin ve edebiyatın birbirleri ile olan ilişkileri ile ilgili yapılan araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmada atasözleri, deyimler, sözcük hazineleri ve sözlü edebiyat ürünleri gibi farklı alanlardan örneklerle iki dil arasındaki dil ve edebiyat etkileşimlerini inceledik. Bu çalışma için her iki dilin de sözlükleri, atasözü ve deyimleri, sözlü edebiyat antolojileri, birçok sesli ve görsel kaynak taranmıştır. Bunun yanı sıra Kafkasya ve Anadolu'da birçok Çerkes ve Karaçay köyüne araştırma gezileri düzenlenerek dil ve edebiyat etkileşimlerinin günümüzdeki durumu incelenmiştir. Bu araştırma gezileri ile Çerkes ve Karaçay-Malkarlılar arasındaki etkileşime zemin hazırlayan coğrafi ve sosyal gerçeklikler ile ilgili veriler toplanmıştır. İki halkın dil ve edebiyatları arasındaki etkileşimleri incelerken ulaştığımız sonuçlar ve araştırma gezimizde gözlemlediğimiz coğrafi ve sosyal gerçeklikler bir arada incelendiğinde Çerkes ve Karaçay-Malkar ulusal ve sosyal kimliklerinin son iki yüzyılda geçirdikleri değişimi açıklayacak çeşitli yeni bağlamlar da ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çerkesçe, Karaçay-Malkarca, Kültürel Etkileşim, Karşılaştırmalı Edebiyat, Karşılaştırmalı Dilbilim

BalkarcaDil etkileşimiKabardeyler+7
Ahmet Mavi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Alexander Dumas Fills'in Kamelyalı Kadın romanı ile Namık Kemal'in İntibah romanının tematik açıdan karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Aydınlanma Çağını da sayarsak iki asırdan fazla bir süredir varlığını sürdüren klasisizme tepki olarak ortaya çıkan romantik akımın ve romantizmin Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatına etkilerinin bariz bir örneği olarak A. Dumas Fils'in romantik anlayışa göre yazdığı Kamelyalı Kadın adlı eserinin Namık Kemal'in İntibah adlı eseri üzerine etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda romantizmin sosyal, siyasal ve toplumsal yaşama etkilerinin belirgin olduğu ve romantik anlayışa göre yazılan her iki eser arasındaki benzerlikler, farklılıklar ve varsa esin, izlenim ve taklit öğeleri incelenmiştir. Daha kısaca demek gerekirse, etkileri bize göre oldukça belirgin olan KamelyalıKadın'ın İntibah'ta ki izleri ele alınmıştır. Çalışmada, A. Dumas Fils ile Kamelyalı Kadın adlı eserin romantizmdeki yeri ve Namık Kemal ile İntibah'ınTanzimat edebiyatındaki yeri, kahraman karakter birliği, olay örgüsü, eserler ve dönem bağlamında incelenmiştir. A. Dumas Fils ve Namık Kemal'in romanlarında yaratılan kadın karakterler üzerinden toplumdaki "Tutunamayanlar"a bakış açısı ele alınmıştır. Dönemin İstanbul ve Paris'inde yaşanılan aşk ilişkisi, aile, toplum, sadakat, intikam gibi kavramların eser bağlamında romantizmin kurallarıyla ne kadar örtüştüğü incelenmiştir. Yaratılan kadın ve erkek karakterlerin yaşadıkları tutkulu aşk karşısındaki yıkımları, özellikle Marguerite ve Mehpeyker gibi iki fahişenin toplum ahlakını ve aile saadetini bozar nitelikli yaşam şekilleri, toplum ve ailenin yaşanılan ilişkilerdeki tutumları ele alınmıştır. Eserlerin verdikleri temel mesaj olarak fahişe kimliği etrafında her iki yazarın takındığı farklı tutum ve bunun nedenlerine inilmeye çalışılarak belki de eserler arasında en ciddi fark ve Kemal'in özgün kaldığı biricik nokta gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda A. Dumas Fils ve N. Kemal'in toplumsal olaylara yaklaşımları ve konunun insan psikolojisi açısından açıklığa kavuşması amacıyla çok kısıtlı olarak psikanalitik açıdan ele alınarak değerlendirilmiştir. Tanzimat Dönemi Edebiyatında sıkça karşılaşılan cariyelik kavramı ve sorunsalı tanımlanmaya çalışılarak eserde bu konu bağlam içinde kalınarak irdelenmeye çalışılmıştır. Özetle, her iki eser romantik edebiyat açısından ele alınarak eserler ve yazarlar arasındaki alışverişlerin nitelikleri, aralarında görülen benzerlik ve farklılıklar ile Namık Kemal'in romantik edebiyat okulunu ne denli anladığı, bunu eserine ne kadar giydirdiği bağlamında hem analitik, hem de eleştirel bir yaklaşımı karşılaştırmalı edebiyat yöntemi açısından ele almaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Romantizm, Tanzimat Edebiyatı, A. Dumas Fils, Kamelyalı Kadın, Namık Kemal, İntibah, Aşk, İntikam, Fahişelik,

Fills, Alexander DumasFransız edebiyatıKarşılaştırmalı edebiyat+4
Songül Geldi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Katherine Mansfield'ın Bahçede Eğlence adlı öykü kitabı ile Tomris Uyar'ın İpek ve Bakır adlı öykü kitabının psikanalitik açıdan karşılaştırılması

19. yüzyılın sonlarında Sigmund Freud'la sistematik bir hâle gelen ve daha sonra diğer araştırmacılar tarafından geliştirilen psikanaliz, temelde insan davranışlarının çözümlenmesi ve bu davranışların neden-sonuç ilişkisi dâhilinde açıklanmasını amaçlamaktadır. Edebiyatın da temel konusu insan olduğu için edebiyat ve psikoloji birbirini besleyen iki daldır. Bunun en bilinen örneği, Freud'un incelediği Sophokles'in Kral Oedipus adlı eseridir. Freud, bu inceleme ile kendi psikanaliz kuramının temellerinden biri olan 'Oedipus Kompleksi'ni (karmaşası) bulmuştur. Bunun dışında Freud, Dostoyevski'nin eserlerini de edebiyat-psikoloji bağlamında incelemiştir. Türk Edebiyatından örnek verecek olunursa Prof. Dr. Mehmet Kaplan'ın Tevfik Fikret adlı çalışması, Tevfik Fikret'in eserlerinin psikolojik açıdan incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu çalışmada da 1900'lü yıllarda eserler veren, İngiliz Edebiyatının önemli öykücülerinden Katherine Mansfield'in Bahçede Eğlence adlı öykü kitabı ile Türk Edebiyatının 1950 kuşağı etkisindeki öykücülerinden Tomris Uyar'ın İpek ve Bakır adlı öykü kitabı psikanalitik açıdan karşılaştırılacaktır. İki kadın öykü yazarı, farklı coğrafya ve dönemlerde yaşasalar da eserlerinde ortak olarak sıradan insanların yaşamlarını, bu yaşanmışlıklar karşısındaki ruh hâllerini, iç dünyalarını, bastırılmışlıklarını ve var olma çabalarını konu edindikleri için bu çalışma, psikanalitik bağlamda karşılaştırılma açısından uygun görülmektedir.

Karşılaştırmalı edebiyatMansfield, KatherinaPsikanalitik Eleştiri Kuramı+4
Hatice Bengü Erbektaş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

William Faulkner'ın Döşeğimde Ölürken romanı ile Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak romanının psikanalitik kuram açısından incelenmesi

Sigmund Freud'un çalışmalarıyla temelleri atılan psikanalitik eleştiri, yazarın psikolojisini, yazarı yazmaya iten bastırılmış arzularını, bilinçdışı dünyasını ortaya çıkarmak, aynı zamanda eserlerini incelemek ve eserlerindeki kişilerin de davranışları altında yatan nedenleri açıklamak amacıyla uygulanmaktadır. Türk Edebiyatından Adalet Ağaoğlu'nun Ölmeye Yatmak adlı eseri ve Amerikan Edebiyatından William Faulkner'ın Döşeğimde Ölürken isimli eserini psikanalitik duyarlıklı bir bakışla inceleyerek iki eser arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları tespit etmeye çalışmak tezimizin amacını oluşturmaktadır. Yaptığımız tez çalışmasında psikanaliz kavramı, psikanalitik eleştirinin ortaya çıkışı ve yaratmanın bilinçdışı kaynakları çeşitli aydınların görüşlerinden yola çıkılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada eserlerin daha iyi anlaşılması ve incelenmesi amacıyla iki yazarın kısa hayatı ve edebi kişiliklerine de değinilmiştir. Bu tezin odak noktası, her iki eseri Freud'un bilinçdışı, id, ego, süperego, rüya analizi, savunma mekanizmaları, oidipus kompleksi gibi temel kavramlarıyla incelemek olsa da çeşitli kuramcıların görüşlerine de yer verilmiştir. Çalışmada her iki eserin kişilerinin davranış ve tutumlarından yola çıkılarak, bunların ardında yatan nedenler araştırmacılara ve okura sunulmuştur.

Amerikan edebiyatıAğaoğlu, AdaletFaulkner, William+4
Funda Kurt
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler ile Murathan Mungan'ın Şairin Romanı eserlerinin varoluşçuluk temelinde karşılaştırılması

Dünya edebiyatında klasik olarak kabul edilen Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler ile edebiyatımızda kendine has bir dil yaratan Murathan Mungan'ın Şairin Romanı eserlerini varoluşçuluk temelinde karşılaştırmak, tezimizin amacını oluşturmaktadır. Dostoyevski ve Murathan Mungan üzerine bugüne dek birçok çalışma yapılmış ama bu iki yazar karşılaştırılmamıştır. Karamazov Kardeşler ve Şairin Romanı ortak varoluşçu temalar; özgürlük, umut, umutsuzluk, ölüm ölümsüzlük, intihar, yabancılaşma, yalnızlık, din, inanç, hiçlik, boşluk, anlamsızlık bağlamında incelenmiştir. Bu ortak varoluşçu temalar öncelikle varoluşçuluğun önemli temsilcilerinden yola çıkılarak açıklanmış ve eserlerdeki ortak temaların karakterler üzerindeki yansımaları ele alınmıştır. Karakterlerin varoluşçu yönleri ortak başlıklar altında toplanarak, benzerlikleri ve farklılıkları ile incelenmiştir. Sonuç olarak, iki eserde de tespit edilen varoluşçu unsurlar ışığında bir değerlendirme yapılmıştır.

Dostoyevski, Fiodor MihayloviçKarşılaştırmalı edebiyatMungan, Murathan+2
Ercan Yiğit
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects