Lung diseases-obstructive

208 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda akut atak ve stabil dönemde pentraksin-3 değerinin inflamasyon göstergesi olarak CRP ile korelasyonu

Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı (KOAH), hava yolu obstrüksiyonu ve parankim harabiyetinin neden olduğu, sık alevlenme ve kronik inflamasyon ile karakterize bir hastalıktır. Hastalığın doğal seyrinde ortaya çıkabilen alevlenmeler; akciğer fonksiyonlarındaki azalmayı hızlandırıp, yaşam kalitesini ve prognozu olumsuz etkiler. Alevlenme sırasında dolaşımda akut faz reaktan proteinleri ve inflamatuvar hücrelerin sayısında artış olmaktadır. C-reaktif protein (CRP) gibi bazı inflamatuar belirteçler KOAH ile ilişkili olup, KOAH'ta yüksek CRP düzeylerinin olumsuz sonuçları ve ateroskleroz gibi kardiyovasküler komplikasyonların gelişimini düşündürmektedir. Ayrıca, KOAH'ın prognozunu ve akut alevlenmelerin tanısını öngördüğü gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, KOAH'ın atak ve stabil dönemlerinde hastaneye başvuru anında bakılan PTX-3 düzeylerinin, CRP (C-reaktif protein), WBC (lökosit sayısı), NLO (nötrofil/ lenfosit oranı) ve TLO (trombosit/ lenfosit oranı) düzeyi ile korelasyonu ve bu düzeylerin KOAH alevlenmelerinde erken tedavi planlaması, komplikasyon gelişimi, yoğun bakım ihtiyacı ve mortalite gibi kötü sonuçların azaltılması için prognostik bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğini araştırmaktır. Ayrıca plazma PTX-3 ile hastalık semptomları, şiddeti, pnömoni varlığı, dispne ve semptom skalaları ve hava yolu obstrüksiyonu parametreleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve KOAH'lı hastalarda bakteri ile ilişkili alevlenme için potansiyel bir biyobelirteç olabileceği amaçlanmıştır. Çalışmaya Nisan 2022 ve Ekim 2022 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne başvuran ve KOAH alevlenmesi ile yatırılan 35 hasta, stabil dönem KOAH hastalarındaki düzeylerini belirlemek için ise 35 hasta ve sağlıklı bireylerden oluşan 19 kişi kontrol grubu olarak dahil edildi. CRP ve WBC testlerinin sonuçları kaydedildi. NLO ve TLO hesaplandı. Nefes darlığında artış, öksürük, balgam miktarı veya balgam pürülansında artış semptomları olan olgular KOAH alevlenme grubuna alındı. KOAH hastalarının semptomları, dispne skalaları, solunum fonksiyon testi parametreleri, GOLD evreleri, uzun süreli oksijen kullanma durumları kaydedildi. PTX-3 periferik kandan ELISA yöntemi ile çalışıldı. Gruplar arasında PTX-3 değerleri sırasıyla KOAH atak grubunda 2,7 [1,7-11,5], KOAH stabil grubunda 2,6 [0,2-6,5], sağlıklı kontrollerde 2,4 [1,7-3,2] değerlerinde bulunup anlamlı saptanmamıştır. KOAH ve kontrol gruplarında PTX-3 değerleri açısından anlamlı fark olup, PTX-3 değerleri KOAH grubunda daha yüksek bulunmuştur. PTX-3 medyan değeri KOAH grubunda 2,6 [0,2-11,5], kontrol grubunda 2,4 [1,7-3,2] olarak bulunmuştur. Korelasyon analizlerinde KOAH atak grubunda 20 kişinin öksürük şikayeti olup PTX-3 seviyesi ile pozitif yönde korele bulunmuştur [3,5 (1,9-8,8), p=0,040]. İnflamasyon belirteçleri CRP, WBC, NLO ve TLO değerleriyle PTX-3 arasında anlamlı korelasyon bulunmazken, CAT ve mMRC skorları ile PTX-3 arasında pozitif yönde korelasyon bulunmuştur (p=0,002, p=0,007). Ayrıca CAT skoru 20 ve üzeri olan hastaların PTX-3 değerleri, CAT skoru 20'nin altında olanlara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. KOAH atak durumu baz alınarak yapılan incelemelerde uzun süreli oksijen kullanım durumunun, öksürük semptomunun ve CAT skorlarının KOAH atak riskini arttıran önemli parametreler olduğu saptanmıştır (sırasıyla 24,488, 6,513 ve 2,500 kat KOAH atak riskini arttırdıkları görülmüştür, p<0,05). Serumda bakılan PTX-3 değerlerinin KOAH akut alevlenme ve stabil hastalar arasında fark olmadığını gösteren çalışmadır. Ancak KOAH'lı hastaların sağlıklı kontrol grubuna göre daha yüksek PTX-3 seviyelerine sahip olduğu görülmüştür. Bu da KOAH'ın stabil dönemdeki hastalarda da düşük dereceli sistemik inflamasyonla karakterize olduğunu düşündürmektedir ve KOAH hastalarında PTX-3'ün inflamasyonu gösteren önemli bir belirteç olabileceğini göstermektedir. KOAH'lı hastalarda meydana gelen anormal inflamasyonun sadece akciğerlerle sınırlı kalmayıp sistemik ve kronik inflamasyona neden olduğunu ve her dönemde bu durumun hastalarda gözlenebileceğini düşündürmektedir. Sistemik inflamasyona neden olan mekanizmaları açıklayacak ve bunları belirleyebilecek biyobelirteçler için daha fazla sayıda araştırma yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Pentraksin-3, PTX-3, KOAH, CRP, alevlenme

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifC reaktif protein+4
Derya Yücesoy
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda öz-yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan hastalarda öz yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi, amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Mardin Devlet Hastanesi ve Kızıltepe Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisinde Mart 2018-Ağustos 2018 tarihleri arasında KOAH tanısı ile tedavi olan hastalar, örneklemini ise kabul edilme kriterlerine uygun 127 hasta oluşturmuştur. Veriler hasta tanıtım formu, Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ), Genel öz yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ) ile araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %62, 2 si erkek ve yaş ortalamasının 66. 04±13. 44olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşam doyumu ile öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde bir ilişki olduğu istatistiksel açıdan önemli olduğu saptandı (p<0.05). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile genel öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.27). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile yaşam doyumu puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.18). Sigara kullanmayanların Genel öz yeterlilik puanları daha yüksek bulundu (p<0, 05). Ancak hastaların sigara içme durumu ile yaşam doyumu arasında önemli bir ilişki saptanmamıştır. (p>0,05). KOAH'lı hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarının saptanarak, uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanması, hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarını düşüren sebeplerin belirlenerek bu sebeplere yönelik hemşirelik girişimlerinin uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: KOAH; Öz yeterlilik; Yaşam doyumu.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifKronik hastalık+2
Ömer Tanrıverdi
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalarında (KOAH) pandemi sürecinde depresyon, anksiyete, fiziksel aktivite düzeyi ve yorgunluk düzeyinin etkileri

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan bireylerde devam eden Covid-19 pandemisi sürecinde depresyon, anksiyete, fiziksel aktivite ve yorgunluk düzeyini belirlemek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Araştırmanın evrenini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde KOAH tanısı ile izlenen hastalar oluşturdu. Çalışmaya KOAH tanılı 20 hasta ve 21 sağlıklı birey dahil edildi. Depresyon, Beck Depresyon Ölçeği; anksiyete, Beck Anksiyete Ölçeği; yorgunluk semptomu, Yorgunluk Şiddet Ölçeği; fiziksel aktivite düzeyi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi UFAA kısa form (International Physical Activity Questionnaire IPAQ) testi ile değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre; KOAH tanılı hastaların Beck Depresyon Ölçek (BDÖ) puanlarının kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görüldü (p<0,05). Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) puanları yönünden KOAH tanılı hastalar ile sağlıklı kontrol grubu benzerdi (p>0,05). Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) skorlarının KOAH grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlendi (p<0,05). Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formunun (UFAA-KF) oturma süresi dışındaki tüm alt parametre MET değerleri benzerdi. Ancak KOAH tanılı hastaların oturma süresi, kontrol grubunda anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak KOAH tanılı hastalarda pandemi sürecinde yorgunluk, anksiyete ve depresyon semptomlarının daha yoğun yaşandığı saptandı.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAnksiyete+5
Mustafa Yıldızlı
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığında (KOAH) uyku kalitesi ile fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanılı hastaların uyku kalitelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasiteleri arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışmaya Eylül 2020 - Ekim 2021 tarihleri arasında göğüs hastalıkları polikliniğinde KOAH tanısı ile izlenen, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden yaş ortalamaları 62 yıl olan, 45 hasta dahil edildi. Tüm hastaların solunum fonksiyon testi, KOAH Değerlendirme Testi (CAT), Modified Medical Research Council (mMRC) Dispne Skalası, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ), 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), 30 Saniye Kalk-Otur Testi ve El Kavrama Kuvveti ölçümleri yapıldı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. İstatiksel analizler sonucunda; hastalarımızın %68,9'u kötü uyku kalitesine sahipti. Hastalarımızın %84,4'ü düşük seviye aktivite grubundaydı. PUKİ alt parametrelerinin tamamının, KOAH risk gruplarına göre anlamlı fark göstermediği bulundu (p>0,05). Yaş ile ve 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,001). mMRC dereceleri ile 30 Saniye Kalk-Otur Testi Sayısı arasında anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0,05). Düşük risk KOAH'lılarda PUKİ skoru ile 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p>0,05). Yüksek risk KOAH'lılarda PUKİ skoru ile IPAQ toplam MET değerleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,031). Sonuç olarak KOAH'lı hastaların büyük çoğunluğunun kötü uyku kalitesine sahip olduğu saptandı. Kötü uyku kalitesinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasiteyi olumsuz etkileyebileceği sonucuna ulaşıldı. Rehabilitasyon hedefleri arasında kötü uyku kalitesinin iyileştirilmesi ve KOAH'lı bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerini artırmak rehabilitasyonun başarı oranını artıracaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifFiziksel aktivite+3
Yusuf Cerit
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı(KOAH) tanılı bireylere verilen inhaler ilaç kullanımı eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, KOAH'lı bireylere inhaler ilaç kullanımına yönelik verilen eğitimin bireylerin inhaler ilaç kullanma becerilerine, dispne ve hastalık şiddeti üzerine etkisini değerlendirmektir. Araştırma randomize kontrollü deneysel türdedir. Veriler Aralık 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin göğüs hastalıkları polikliniğinde toplandı. Araştırmaya alınma kriterlerine karşılayan 45 müdahale ve 45 kontrol gurubu olmak üzere toplam 90 hasta dahil edildi. İnhaler ilaç kullanımı eğitimi öncesi ve sonrasında inhaler ilaç kullanma becerisi, dispne durumu (Medical Research Council Dispne Skalası) ve hastalık şiddeti değerlendirildi. Verilerin analizinde bağımsız t test, Varyans Analizi, Tukey testi ve Pearson korelasyonu ve ki-kare testleri kullanıldı. Müdahale ve kontrol grupları arasında cinsiyet, gelir düzeyi, sigara kullanımı, tanı yılı, cihaz kullanımı, mevcut sağlık durumlarını değerlendirmeleri ve inhaler eğitim almaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı belirlendi (p>0,05). Müdahale ve kontrol grubuna arasında; inhaler ilaç kullanım beceri puanı (F=62,416; p<0,001) ve dispne skalası puan ortalaması (F=38,029; p<0,001) açısından ön test ve son test arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edildi. KOAH değerlendirme testi puanı açısından da pozitif yönlü ve çok yüksek düzeyde bir ilişki olduğu belirlendi (r=0,905; p<0,001). Sonuç olarak KOAH'lı bireylere verilen inhaler ilaç eğitimi, ilaç kullanım becerisinde meydana gelen düzelme KOAH'lı bireylerde dispne ve hastalık şiddetinde de iyileşme sağlamıştır. Sağlık çalışanlarının özellikle de hasta eğitiminde önemli rolü olan hemşirelerin bakım ve tedavinin yanı sıra inhaler ilaç eğitimi vermesi son derece önemlidir ve planlı bir şekilde yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH, inhaler ilaç kullanımı, hasta eğitimi,

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta eğitimi+2
Dilek Muslu
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin kistik fibrozisli hastalarda ve sağlıklı bireylerde egzersiz kapasitesi, arteryel sertlik ve bilişsel fonksiyonların karşılaştırılması

Erişkin kistik fibrozisde (KF) egzersiz kapasitesi, kas kuvveti, bilişsel fonksiyon ve arteryel sertlik etkilenebilir. Bu çalışmada, erişkin KF hastaları ve sağlıklı bireylerde solunum fonksiyonu, solunum ve periferal kas kuvveti, egzersiz kapasitesi, egzersiz kas oksijenasyonu, arteryel sertlik, anksiyete, depresyon, bilişsel fonksiyon, uyku ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması ve parametreler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlandı. Çalışmaya 24 erişkin KF'li birey ve 22 sağlıklı birey katıldı. Solunum fonksiyonu, solunum ve periferal kas kuvveti, egzersiz kapasitesi (6 dakika yürüme testi [6DYT]), kas oksijenasyonu (SmO2, total hemoglobin), arteryel sertlik, anksiyete ve depresyon (Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği [HADS]), bilişsel fonksiyon (Mini Mental Durum Testi [MMDT] ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi [MoCA], fiziksel aktivite, uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi), yaşam kalitesi (Yeniden Düzenlenmiş Kistik Fibrozis Anketi ve Nottingham Sağlık Profili [NSP]) ile değerlendirildi. Erişkin KF'li bireylerde solunum fonksiyonları, quadriseps kas kuvveti, 6DYT mesafesi ve SmO2 değerleri, MoCA ve MMDT puanı sağlıklı bireylerin değerlerinden anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). Erişkin KF'li bireylerin agumentasyon indeksi değeri, NSP fiziksel mobilite puanı, sağlıklı bireylere göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Erişkin KF'de AIx@75 ile toparlanma SmO2 ve yaşam kalitesi ilişkiliydi; PWV ile solunum fonksiyonları ve yaşam kalitesi arasında korelasyon vardı (p<0,05). Erişkin KF'de arteryel sertlik, bilişsel fonksiyon, egzersiz kapasitesi ve kas oksijenasyonu etkilenmektedir. Toparlanmada düşük kas oksijenasyonunda arteryel sertliğin belirleyici bir faktör olabilir. Pulmoner rehabilitasyon programı belirlenirken, kas oksijenasyonu, bilişsel fonksiyon ve arteryel sertlik göz önünde bulundurulmalıdır.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifBilişsel işlevlerEgzersiz testi+3
Zeynep Soyoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığında yürüyüş sırasında yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri ve kol salınımlarının incelenmesi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) pulmoner sistemde başlayan ve lokomotor sistemi de etkileyen multisistemik bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı, KOAH'lı bireylerde kol salınımını ve yürüyüşün zaman mesafe karakteristiklerini incelemekti. Çalışmaya 40- 65 yaş aralığında 20 KOAH'lı hasta ve 20 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin demogrofik bilgileri kaydedildi. KOAH'lı bireylere semptom ve hastalık şiddetinin belirlenmesi için KOAH Değerlendirme Testi (CAT), Modified Medical Research Council Dispne Skalası (mMRC), Bileşik KOAH Değerlendirmesi ve solunum fonksiyon testleri uygulandı. Fonksiyonel egzersiz kapasitesi 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ve üst ekstremite fonksiyonel egzersiz kapasitesi 6 Dakika Delikli Pano ve Halka Testi (6PBRT) ile değerlendirildi. Denge ve düşme riski Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ile değerlendirildi. Postür ve postürle ilişki durumlar Corbin Postür Skalası, Skapular Diskinezi Testi ve Lateral Skapular Kayma Testi ile değerlendirildi. Yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri ve kol salınımları 6 dakikalık yürüme sırasında sekiz adet kızılötesi tabanlı aydınlatma kullanan optik kamera sistemi ile yarı karartılmış laboratuvar ortamında yürüyüş analizi ile değerlendirildi. Yürüyüş sırasındaki kol salınımları mesafe açısından gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Kol salınımının toplam açısı gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Sağlıklı bireylerde kol salınımının toplam açısı fleksiyonekstansiyon ekseninde sağ kolda daha fazlayken, abduksiyon-adduksiyon ekseninde sol kolda daha fazlaydı (p<0,05). Kadans KOAH'lı hasta grubunda daha fazlayken yürüyüş döngüsü sağlıklı grupta daha fazla olarak bulundu (p<0,05). Postür puanı KOAH'lı bireylerde daha yüksekti ve postür KOAH'lı hastalarda daha kötüydü (p<0,05). Üst ekstremite fonksiyonel egzersiz kapasitesi, fonksiyonel egzersiz kapasitesi denge ve düşme riskinde hastalık şiddetine göre anlamlı fark yoktu (p>0,05). Bu sonuçlara göre KOAH'lı hastaların kol salınımları sağlıklı bireylere göre azalmaktadır. KOAH'lı hastalarda sağlıklı bireylere göre kol salınımı daha fazla abduksiyon ve simetrik bir paternde ortaya çıkmaktadır. Bu alanda çalışan sağlık profesyonellerine postürün ve gözlemsel olarak kol hareketlerinin incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Pulmoner hastalık, kronik obstrüktif; Yürüyüş; Postür; Üst Ekstremite

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifDuruş+3
Hidaye Yamıkan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalarında egzersize olan oksidatif stres, inflamatuar belirteçler ve metabolomiklerin yanıtları

Kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) sahip bireylerde egzersize olan oksidatif, inflamatuar ve metabolomik yanıtlar ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Bu çalışmada, KOAH'lı bireylerde artan, sabit ve aralıklı iş yükünde egzersize olan oksidatif, inflamatuar ve metabolomik yanıtların belirlenmesi ve egzersiz öncesi ve sonrası yanıtların karşılaştırılması amaçlandı. On altı KOAH'lı erkek (ortalama yaş=50,94±6,42 yıl; birinci saniyedeki zorlu ekspirasyon volümü [FEV1]=% 63,37±19,90) hasta bisiklet ergometresinde artan iş yükünde semptomla limitli egzersiz testi yaptı. Egzersiz testinin sonuçlarına göre hastalara sabit ve aralıklı iş yükünde egzersiz uygulandı. Artan, sabit ve aralıklı iş yükünde egzersizlere olan oksidatif (katalaz [CAT], indirgenmiş glutatyon [GSH], glutatyon peroksidaz [GPx], süperoksit dismutaz [SOD], toplam antioksidan durumu [TAS]), inflamatuar (tümör nekroz faktörü [TNF]-α, çözünür TNF reseptörü-1 [Alınan kan örneklerinden sTNFr1], çözünür TNF reseptörü SuperFamily 1B [sTNFRSF1B], interlökin [IL]-1, IL-6 ve C reaktif protein [CRP]) ve metabolomik yanıtlar analiz edildi. KOAH'lı bireylerde sabit ve aralıklı iş yükünde egzersize ait CAT, GSH ve TAS fark ve kat değişim değerleri birbirine benzerdi (p>0,05). Sabit iş yükünde egzersiz için GPx değişimi, aralıklı iş yükünde egzersiz ile elde edilenden daha yüksekti (p=0,004). Aralıklı iş yükünde egzersiz için SOD değişimi, sabit iş yükünde egzersiz ile elde edilenden daha yüksekti (p<0,017). Artan, sabit ve aralıklı iş yükünde egzersiz arasında TNF-α, sTNFr1, sTNFRSF1B, IL-1, IL-6 ve CRP'de egzersiz sonrası ve öncesi farklılıklar ve kat değişim değerlerinde anlamlı değişiklik saptanmadı (p>0,05). Sabit ve aralıklı iş yükünde egzersiz ile, izolösin, L-karnitin ve açilkarnitin anlamlı olarak azalırken keton cisimlerinde anlamlı artış saptandı (p<0,05). Akut sabit ve aralıklı iş yükünde egzersiz, KOAH'lı bireylerde dolaşımdaki GPx düzeylerini değiştirir. Akut sabit ve aralıklı iş yükünde egzersizler, KOAH'ta sistemik inflamasyonu olumsuz etkilemiyor gibi görünmektedir. Sabit ve aralıklı iş yükünde egzersiz ile, izolösin, L-karnitin ve açilkarnitinleri azalırken keton cisimlerinin artışı, enerji metabolizmasında karbonhidratlardan amino asit ve lipid metabolizmasına geçişi göstermektedir. Aralıklı iş yükünde egzersiz, karbonhidratlar, lipidler, amino asitler, nükleotidler ve vitaminler açısından sabit iş yükünde egzersizden daha fazla metabolomikte anlamlı değişiklikler ortaya çıkarmaktadır. Pulmoner rehabilitasyon programları planlanırken, farklı egzersiz protokollerine olan oksidatif ve metabolomik yanıtlardaki değişikliklerin dikkate alınması bireye özel egzersiz yaklaşımlarının uygulanmasında yön gösterici olacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifBiyobelirteçler+4
Aslıhan Çakmak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstruktif akciğer hastalığında hastalık şiddetinin ve torakal etkilenimin metabolik ve fonksiyonel belirteçleri

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) multisistemik bir hastalık olmakla birlikte torakal bölge ilişkili kas ve iskelet yapısında, metabolik değerlerde ve fonksiyonel kapasitede değişimler görülebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, KOAH tanılı hastalarda hastalık şiddetine göre hastaların metabolik faktörleri, fonksiyonel kapasiteleri, torakal bölge etkilenimi ile ilgili kas iskelet sistemi, ağrı şiddeti ve KOAH ilişkili yaşam kalitesi ve depresyon durumlarını incelemekti. Çalışmaya KOAH tanısı almış, onkolojik veya osteoporotik tedavi almayan, omurga cerrahisi geçirmemiş yaşları 58,1±7,3 yıl olan 16 kadın ve 46 erkek olmak üzere 62 birey dahil edildi. KOAH semptomları KOAH Değerlendirme Testi ile (CAT), Modifiye Medical Research Council (mMRC) dispne skalası ile yapıldı ve hastaların alevlenme hikayeleri sorgulandı. Solunum fonksiyon testi spirometre ile, fonksiyonel kapasite 6 dakika yürüme testi (6 DYT) ve zamanlı kalk yürü testi ile, ağrı şiddeti Görsel Analog Skalası ile, nöropatik ağrı seviyesi Leeds Nöropatik Ağrı Skalası ile, yaşam kalitesi ve psikolojik durum değerlendirmesi sırasıyla St. George Solunum Anketi ve Beck depresyon ölçeği ile gerçekleştirildi. Torakal bölge etkilenimini incelemek için göğüs duvarı mobilitesi, kas kısalık testleri, solunum hareketinin manuel değerlendirmesi, Corbin Postür Analizi uygulandı. Metabolik belirteçleri incelemek için son altı aya ait yapılmış hematolojik parametreler kaydedildi. Hastalar Birleşik KOAH Evrelemesine göre A, B ve E; Global iniative for chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) hava akımı sınıflamasına göre ise, hafif ve orta şiddet olarak gruplandı. Hastalık şiddetinin artması ile hematolojik parametrelerden yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL), alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), C-reaktif protein (CRP) düzeylerinin arttığı, torakal etkilenim olarak aksiller ve torakal sirtometri farkının azaldığı, istirahette ve aktivite sırasındaki torakal ağrının arttığı, yaşam kalitesinin düştüğü ve depresyon durumunun arttığı bulundu (p<0,05). Lojistik Regresyon analizi ile GOLD hava akımı sınıflamasına göre hafif şiddet grubundan orta şiddet grubuna geçişi, CAT evrelemesindeki bir birim artışın yaklaşık 9 kat artırdığı, yaştaki bir birim artışının ise geçişi 1,2 kat artırdığı saptandı. Serum trigliserid seviyesindeki artış ve 6 DYT mesafesindeki azalmayla bu geçişin arttığı saptandı (R 2= 0,42). Hastalık şiddeti ile olumsuz etkilendiğini bulduğumuz torakal bölge ilişkili durumların, fonksiyonel egzersiz kapasitesindeki azalmaların ve metabolik durum değişikliklerinin değerlendirme aşamasında dikkat edilmesi gereken parametreler olduğunu vurguluyoruz. Anahtar Kelimeler: Akciğer Hastalığı, Kronik Obstüktif; Kardiyometabolik Risk faktörleri; Egzersiz kapasitesi; Toraks

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifGöğüs hastalıkları+4
Mustafa Çelik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hava yolu hastalıklarında spirometrik ölçütlerin değerlendirilmesi

Spirometri, akciğer hastalıklarının tanısında ve izleminde en yaygın kullanılan tekrarlanabilir solunum fonksiyon testidir. Birinci saniye zorlu ekspiratuvar volüm (FEV1), zorlu vital kapasite (FVC) ve FEV1 / FVC oranı spirometri ile ölçülebilen ve hava yolu hastalıkları hakkında bilgi veren parametrelerdir. Uluslararası rehberlerde spirometrik parametreleri değerlendirmek için standardizasyon kriterleri yayınlanmıştır. Ancak uygulanan test hastanın eforuna bağımlıdır ve test uygulanırken hastanın uyumunu gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı spirometri ölçümlerini kullanılarak hava yolu hastalıkları ile ilgili fizyolojik parametreler geliştirmek ve bu parametreleri mevcut spirometrik parametrelerle karşılaştırmaktır. Çalışmamızda, 12.326 spirometri testinin verileri matematiksel modellemeler kullanılarak analiz edilmiştir ve yeni tanımlanan parametreler ROC eğrileri ile incelenmiştir. Modelde, eğri altındaki alan (AUC) t2 için 0,988 (%95 güven aralığı (GA) 0,986-0,990), (duyarlılık (Se) %95 ve özgüllük (Sp) %95); t3 için 0,986 (%95 GA 0,984-0,988) (Se %97, Sp %92); t4 için 0,929 (%95 GA 0,922-0,935) (Se %88, Sp %84); t1 geometrik ortalaması (gmean) için 0,881 (%95 GA 0,872-0,890) (Se %78, Sp %82); tp gmean için 0,849 (%95 GA 0,839-0,859) (Se %75, Sp %79); tq gmean için 0,912 (%95 GA 0,905-0,919) (Se %85, Sp %82) olarak bulunmuştur (Tüm ölçümler için p<0,001). Hesaplanan t2 ve t3 parametreleri, hava yolu obstrüksiyonunu saptamada maksimal ekspirasyon ortası akım hızı (MMEF%25-75) değerinden daha özgül ve duyarlı olarak bulunmuştur. Araştırmamız bu parametrelerin hava yolu obstrüksiyonu ile güçlü bir ilişkisi olduğunu göstermiştir.

SpirometriSolunum fonksiyon testleriSolunum sistemi+3
Maide Gözde İnam
Hacettepe University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığında yaşam kalitesi ve ilaç uyumunu değerlendirilmesi

Amaç: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) solunum sistemi hastalıklarının başlıcalarındandır. KOAH morbidite, mortalitesi olan ve tedavisi uzun süre devam eden yaşam kalitesini önemli derecede olumsuz etkileyen akciğer hastalığıdır. Çalışmamız, KOAH'da yaşam kalitesi ve ilaç uyumu arasındaki ilişkiyi inceleyerek hastalık yönetimine katkı sağlamayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Mart 2023-Temmuz 2023 tarihleri arasında Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi polikliniklerine başvuran 18 yaş üzeri KOAH tanılı hastalardan çalışmaya katılmayı kabul edenler dahil edildi. Gönüllülere yüz yüze sosyodemografik ve hastalık bilgilerini içeren form, EQ 5D 5L yaşam kalitesi ölçeği ve İlaç Uyum Bildirim Ölçeği (İUBÖ) uygulandı. Bulgular: Araştırmaya toplam 120 kişi katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 59 olup, %86,7'si erkek, %91,7'si evli, %25'i emekliydi. Eğitim durumu sorgulandığında %73,3'ü ilkokul mezunu ya da okuryazar seviyesinde idi. Beden Kitle Endeksi ortalaması 28,5, sigara kullanımı %59,2 ve toplam sigara paket yıl ortalama 35,15 olarak görülmüştür. İUBÖ puan ortalaması 19,68±3,92 idi. Sosyodemografik veriler ile İUBÖ puanları arasında anlamlı bir fark saptanmadı. İlaç uyumuna ilaç türü sayısı ortalaması, ilaç türünün 4 ve üzeri olması, günlük ilaç kullanım sıklığı ve nebül kullanımı olumlu etkilediği görülmüştür. EQ 5D 5L yaşam kalitesi indeks puanı 0,48±0,28, EQ VAS(visual analog scala) puanı 57,1±18,5 idi. Yaşam kalitesini erkek cinsiyet, çalışıyor olmak, lise ve üzeri eğitim seviyesi, obez olmamak, çekirdek ailede yaşamak, bki düşüklüğü, alevlenme nedeni ile hastane yatışının olmaması, ek hastalık olmaması, günlük bir kez ilaç kullanımı olması olumlu yönde etkilemekteydi. Yaşam kalitesi ile KOAH tanı yılı ve kullanılan ilaç türü sayısı arasında negatif yönde düşük kuvvette ilişki görülmüştür. Sonuçlar: Hastaların yaşı ve hastalık süreci arttıkça tedaviye uyum ve göreceli sağlık durumunun azaldığı, eğitim durumunun da yaşam kalitesini olumlu etkilediği görülmüştür. İlaç uyumu ile yaşam kalitesi arasında bir ilişki bulunamamıştır. Erken tanı için hastalık farkındalığı oluşturarak erken teşhisin yaşam kalitesindeki ve morbidite üzerindeki öneminin ön plana çıkarılması önerilir. Anahtar kelimeler: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, KOAH, yaşam kalitesi, ilaç uyumu

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifTedaviye bağlılık ve uyum+1
Ahmet Serdar Atçı
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda öz-etkililiğin, bakım verenlerin yükü ile ilişkisi

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan bireylerde öz-etkililiğin, bakım verenlerin yükü ile ilişkisini incelemek amacı ile kesitsel tanımlayıcı bir çalışma olarak yapıldı. Çalışmanın örneklemini KOAH tanısı olan 182 birey ve bu bireylere bakım veren 182 birey oluşturdu. Veri toplama aracı olarak KOAH'lı bireyler için "Bilgi Formu", "KOAH Değerlendirme Testi [COPD Assessment Test (CAT)]" ve "KOAH Öz-etkililik Ölçeği" kullanıldı. Bakım veren bireylere ise; "Bilgi Formu" ve "Bakım Verenlerin Yükü Ölçeği" uygulandı. Her iki gruba veri toplama araçları aynı anda uygulanarak, yüz yüze görüşme tekniği ile elde edildi. Verilerin değerlendirilmesinde Kolmogrov Smirnov Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskall Walls-H Testi, Bonferroni düzetmesi, Sperman Korelasyon Analizi kullanıldı ve anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Yaş ortalaması 63,55±11,75 olan KOAH'lı bireylerin KOAH Öz-Etkililik Ölçeği puan ortalaması 2,32±0,43 ve CAT puanı 26,97±5,25'dır. Bireylerin %96,2'sinin KOAH Öz-Etkililik puanı 3'ün altında ve KOAH nedeni ile günlük yaşamları ve sağlıkları yüksek düzeyde etkilenmektedir. Yaş ortalaması 48,77±14,09 olan bakım verenlerin Bakım Verme Yükü Ölçek puanı 30,51±10,62'dir. Bakım verenlerin %64.8'inin bakım verme yükü hafif düzeydedir. KOAH'lı bireylerin öz-etkililiğinin artması ile bakım verenlerin yükünün azaldığı (r=-0,33; p<0,015), KOAH'ın günlük yaşama ve yaşam kalitesine etkisi artarken bakım verenlerin yükünün arttığı (r=0,51; p<0,001) görülmüştür. Sonuç olarak KOAH'lı bireylerin öz-etkililiği ve yaşam kalitesi bakım verenlerin yükünü etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: KOAH, CAT, Öz-Etkililik, Bakım Veren

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifBakım verenler+4
Semiha Kar
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hiperoksi–reoksijenizasyon ile akciğer hasarı oluşturulan ratlarda proflaktik vitamin A ve izotretinoin'in histopatolojik ve biyokimyasal etkileri

Bronkopulmoner displazi (BPD) prematüre bebeklerde önemli morbidite ve mortalite nedeni olan kronik akciğer hastalığıdır. BPD patogenezinde inflamasyon ve oksidatif hasar önemli rol oynamaktadır. Günümüzde etkinliği kanıtlanmış bir tedavi modeli bulunmamaktadır. Çalışmamızda hiperoksi –reoksijenizasyon ile akciğer hasarı oluşturulan ratlarda proflaktik Vitamin A ve İzotretinoin'in histopatolojik ve biyokimyasal etkileri araştırıldı. Postnatal üçüncü günde başlayıp 13. güne kadar devam eden deneyde yenidoğan rat yavruları randomize olarak 4 gruba ayrıldı: Grup 1 (Oda havası+Kontrol, n=12), Grup 2 (Serum Fizyolojik+ Hiperoksi, n=12), Grup 3 (Vitamin A+ Hiperoksi, n=12) ve Grup 4 (İzotretinoin +Hiperoksi, n=12). Grup 1 ve 2'ye intraperitoneal serum fizyolojik, Grup 3'e haftada 3 gün intraperitoneal olarak insulin enjektörü ile Vitamin A 5000 IU/gün verildi, Grup 4'e hergün gastrik lavajla soya yağı içine konmuş İzotretinoin 1 mcg/gr verildi. Vitamin A ve İzotretinoin akciğer dokusu üzerine olan histopatolojik etkileri; alveol yüzey alanı, fibrozis ve düz kas aktin (SMA) skoru olarak, karaciğer dokusu üzerine olan histopatolojik etkileri; karaciğerde yağlanma, karaciğerde hidropik dejenerasyon. karaciğerde apopitotik hücre, karaciğerde fibrozis olarak, biyokimyasal parametreler üzerine olan etkisi olarak IL-1β, IL-6, IL-10, IL-8, TNF-α düzeyleri değerlendirildi. Çalışma sonunda, Vitamin A+Hiperoksi grubu ile İzotretinoin +Hiperoksi grubu arasında akciğerde fibrozis açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı (p>0.05). Kontrol grubunda alveol yüzey alanın belirgin olarak normal saptandı (p<0,001). SF+ Hiperoksi grubunda alveol yüzey alanında diğer gruplara kıyasla daha belirgin azalma saptandı (p<0,001). İzotretinoin +Hiperoksi grubunda akciğer yüzey alanın Vitamin A+Hiperoksi grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı oranda artmış olduğu tespit edildi (p<0,001). Vitamin A+Hiperoksi grubu ile İzotretinoin + Hiperoksi grubu arasında akciğer fibrozisi açısından istatistik açıdan anlamlı farklılık saptanmadı (p>0.05). Vitamin A+Hiperoksi ve İzotretinoin + Hiperoksi gruplarında SF+ Hiperoksi grubuna göre akciğerde SMA ile boyanan hücre sayısı bakımından istatistiksel olarak anlamlı oranda azalmış saptandı (p<0.01). Vitamin A ile İzotretinoin proinflamatuar sitokinlere etkisi bulunmazken; bir anti-inlamatuvar olan IL-10 düzeyi Vitamin A+Hiperoksi grubu ile İzotretinoin +Hiperoksi grubunda SF+ Hiperoksi grubuna göre istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (p<0,001). Vitamin A ve İzotretinoin'in karaciğer dokusuna histopatolojik açıdan herhangi bir yan etkiye yol açmadığı görüldü. Sonuç olarak, Vitamin A ve İzotretinoin tedavisinin ratlarda gerçekleştirdiğimiz hiperoksik akciğer hasarı modelinde plasebo tedaviye göre üstün olduğu, Vitamin A ve RA kullanımı sonrası karaciğer dokularında herhangi bir patolojik bulgu gözlenmediği, İzotretinoin bir anti-inflematuvar olan IL-10 düzeyini artırdığı, bu verilerle Isotretionin kullanımının güvenli olabileceği gözlendi. Anahtar Kelimeler: Bronkopulmoner displazi, İzotretinoin, Vitamin A

AkciğerAkciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktif+6
Naile Kaya Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanılı hastalarda tiroid nodül sıklığı

Amaç: Çalışmamızda, toplumda oldukça sık görülen tiroid nodüllerinin Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanılı hastalardaki sıklığını tespit etmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız 01.11.2019 - 31.12.2019 tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi'nde gerçekleştirildi. Çalışmaya 40-80 yaş arası toplam 105 KOAH tanılı hasta dahil edildi. GOLD 2020 raporuna göre KOAH'ın tanısı konuldu ve sınıflandırılması yapıldı. Katılımcıların tıbbi özgeçmişi, tütün ve/veya biyomas yakıt dumanına maruz kalma öyküleri yüz yüze görüşülerek sorgulandı. Hastaların boy, kilo, bel çevresi ve oksijen saturasyonları ölçüldü. Vücut kitle indeksleri (VKİ) hesaplandı. Hastane elektronik kayıt sisteminden retrospektif olarak katılımcıların hemoglobin, hematokrit, Tiroid stimülan hormon ve kan gazı değerleri incelendi. Hastalara solunum fonksiyon testi ve tiroid ultrasonografisi yapıldı. Tiroid nodüllerinin olup olmadığı, varsa boyutu, sayısı, yeri, isthmus kalınlıkları ve tiroid volümleri kaydedildi. Bulgular: Çalışmamıza katılan hastaların 34'ü kadın 71'i erkekti. Ortalama yaşları 63.7 ± 9.4, ortalama tiroid volümleri 16.1 ± 9 mL idi. 105 hastanın 69'unda (%65.7) tiroid nodülü saptandı. Gold A, B, C, D gruplarına göre nodülü olanların yüzdesi sırasıyla; %18.8, %27.5, %20.3 ve %33.3 idi. Tiroid nodülü olanların bel çevreleri nodül olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (sırasıyla; 109.6 ± 16.5 cm, 102.3 ±18.7 cm; p:0.044). GOLD grup A'dan D'ye doğru ilerledikçe hastaların VKİ'lerinin arttığı gözlendi. Bel çevresinin nodül varlığı ile pozitif korelasyonu olduğu görüldü. Bel çevresinin; VKİ, tiroid volümü ve isthmus kalınlığı ile de pozitif korelasyonu mevcuttu. Sonuç: Bildiğimiz kadarıyla çalışmamız KOAH hastalarında tiroid nodül sıklığını araştıran ilk çalışmadır. Çalışmamızda KOAH tanılı hastaların %65.7'sinde tiroid nodülü saptadık. Bel çevresi artışının nodül varlığı için bir risk faktörü olduğunu tespit ettik.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifBel çevresi+4
Gülçin Miyase Sönmez
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

ADAM19, FAM13A, IREB2 genleri yaygın varyantlarının KOAH yatkınlığı ve şiddeti ile ilişkisi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalıcı hava akımı kısıtlaması ile karakterize, çevresel etkenler ile genetik yatkınlık neticesinde gelişen, heterojen bir hastalıktır. Bu çalışmada KOAH ile güçlü seviyede ilişkilendirilmiş genler olan; IREB2, FAM13A, ADAM19 yaygın polimorfizmleri ile KOAH yatkınlığı ve şiddeti ile ilişkisini incelemeyi amaçladık. İlk olarak GOLD'un KOAH tanımlamasına uygun olarak persistan hava akımı kısıtlaması olan toplam 110 hastanın klinik verileri elde edildi. Periferik kandan elde edilen DNA ve spesifik primerler ile PCR yapıldı ve sonrasında ABI Prism 3500 cihazında Sanger dizileme yöntemi ile ADAM19, FAM13A, IREB2 genleri dizi analizleri tamamlandı. IREB2 rs2568494 GA genotipi ile KOAH hastalık yatkınlığı arasında anlamlı ilişki saptandı. FAM13A rs2869967 TC genotipi olanlarda solunum yetmezliği görülmesi riski 3.758 kat, mMRC  2 olma riski 2.359, daha fazla olduğu görüldü. FAM13A TC olan hastalarda GOLD B+D oranı (%74,4), FAM13A TC olmayanlara göre (%55,2) anlamlı derecede yüksekti. ADAM19 AG varyantı olanlarda istatistiksel anlamlı olarak FEV1 değerinin daha düşük seyrettiği, veriler değerlendirildiğinde IREB2 heterozigot varyantın KOAH hastalığı ile ilişkisi olabileceği görüldü. FAM13A TC varyanta sahip bireylerde KOAH gelişmesi halinde daha semptomatik seyredebileceği görüldü. Benzer şekilde ADAM19 rs1422795 AG genotipi ile hastalığa yatkınlık arasında ilişkisi saptanmadı ancak FEV1 değerlerinin hastalarda daha düşük olduğu tespit edildi. Bu çalışma sonucunda ADAM19, FAM13A, IREB2 genlerinin KOAH patofizyolojisinde yer alabileceği gösterildi. Çalışmamızda gösterilen farklı yolaklardaki ilişkiler, KOAH heterojenitesini yansıtan yeni yolakları belirlemek için çok önemlidir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifGenetik varyasyon+2
Merve Yumrukuz Şenel
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri'nde COVID-19 pandemisi öncesi ve sürecinde kardiyovasküler hastalık, diyabet, kanser ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı yükünün değerlendirilmesi (Ocak 2018-Haziran 2021)

Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri'ne 1 Ocak 2018 ile 15 Haziran 2021 tarihleri arasında en az bir kez kardiyovasküler hastalık (iskemik kalp hastalığı ve hipertansiyon) diyabet, kanser ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı ICD-10 tanı kodlarıyla başvuran kişilerin COVID-19 pandemisi ve öncesindeki başvuru ve ölüm durumları, bu hastalıklar için yapılan harcamalar ve değişimleri incelenmiştir. Önceki döneme kıyasla pandemi sürecinde bu 5 hastalık için yapılan başvuru sayısı belirgin azalmıştır. Mevsimselliğin ve kişisel faktörlerin kontrol edildiği, bağımlı gruplar özelinde yapılan analizlerde de tüm hastalıklar için toplam, ayakta ve yatarak başvuruların tümü belirgin azalmış olarak saptanmıştır (p<0,001). Acil servis ve enfeksiyon hastalıkları birimlerine başvurular dışında, neredeyse tüm hastalıklar için, genel dahiliye, geriatri, aile hekimliği ve birçok bölüme yapılan başvurulardaki azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Zaman serisi analizleri ile bu hastalıklar için pandemi öncesinde yapılan başvurular özelinde pandemi dönemine ait yapılan tahmin değerleri incelendiğinde, pandemi sürecinde gerçekleşen tüm başvuru sayıları tahmini değerlerin altında kalmıştır. Mayıs 2021 tüketici fiyat endeksi değerine göre düzenlenen harcama verilerinde de COVID-19 sürecinde azalma görülmektedir. Hastalığa özel başvuru verileri ve ilgili harcamalar ile kurulan Markov Zincir Modelleri'nde pandemi öncesi ile süreci karşılaştırıldığında da belirgin farklılıklar ortaya konmuştur. Bulgular bulaşıcı olmayan hastalık hizmetlerinde/hizmete erişiminde pandemi sürecinde aksama yaşandığını ve karşılanamayan bu gereksinim nedeni ile ilerleyen dönemde hastalık sayı, şiddet ve fatalitesinde olumsuzluklar yaşanabileceğini düşündürmektedir. Çalışma bulguları hastane yöneticileri, bulaşıcı olmayan hastalıklarla ilgili politika yapıcılar ve bu konuda çalışan halk sağlığı uzmanları için ileriye dönük müdahalelerin planlanması açısından yol gösterici bir kaynak olacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifCOVID 19+5
Şeyma Aliye Kara
Hacettepe University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anestezi yoğun bakım ünitesinde kronik obstrüktif akciğer hastalığı alevlenme tanısı ile izlenen hastalarda non-invaziv mekanik ventilasyon tedavisine yüksek akımlı oksijenasyon tedavisinin eklenmesinin etkileri.

Yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) akut alevlenme ile izlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalarının tedavisinde noninvaziv mekanik ventilasyon (NIMV) ile birlikte yüksek akımlı oksijenasyon (HFO) tedavisinin yeri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Bu çalışmada, KOAH alevlenme tanısı ile NIMV ile izlenen hastalarda HFO'nun ilave olarak kullanılmasının; oksijenasyona, karbondioksit temizlenmesine, entübasyon oranına, invaziv mekanik ventilasyon süresine, beslenme başlanabilme süresine, yoğun bakım ve hastane yatış süresine ve mortalite oranlarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Etik kurul karar onayı alındıktan sonra, 1 Ocak 2015-31 Aralık 2019 tarihleri arasında Hacettepe Hastanesi Anestezi YBÜ'nde akut KOAH alevlenme ile izlenen, NIMV uygulanmış hastalarda yapılan bir retrospektif kohort çalışmasıdır. NIMV ile birlikte standart oksijen tedavisinin (SOT) kullanıldığı hastalar (NIMV/ SOT grubu), NIMV ve HFO ile solunum desteği alan hastalar (NIMV/HFO grubu) olarak gruplanmıştır. Hastaların demografik verileri, ek hastalıkları, arter kan gazı değerleri, uygulanan tedaviler, entübasyon oranı ve zamanı, invaziv mekanik ventilasyon süresi, beslenmenin başlanabildiği gün, YBÜ ve hastane yatış süreleri, 28. ve 90. gün mortalite oranları orijinal dosyaları ve elektronik kayıtlar kullanılarak toparlanmıştır. İstatistiksel analizlerde Mann-Whitney U testi, ki-kare, tekrarlayan ölçümler varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Beş yıllık süreçte YBÜ'de izlenmiş olan 148 KOAH alevlenmeli hastadan 28 tanesinin NIMV/HFO, 32 tanesinin ise NIMV/ SOT aldıkları tespit edilmiştir. Bu iki grubun demografik özellikleri, eşlik eden hastalıkları, uygulanan farmakolojik tedaviler benzer bulunmuştur. Her iki grupta da benzer şekilde 2. ve 12. saatte alınan kan gazlarında YBÜ kabulüne göre hastaların oksijenasyonlarının iyileştiği, CO2 retansiyonlarının gerilediği, pH değerlerinin normalleştiği tespit edilmiştir. NIMV/HFO grubunda 48. saatte, oksijenasyonun NIMV/SOT grubuna göre daha iyi (sırasıyla ortanca [çeyrekler arası açıklık], PaO2 89 [88-100] mmHg ve 79 [71 -83] mmHg, p=0,019) fakat PaCO2 değerlerinin de daha yüksek (sırasıyla PaCO2 değerleri 68 [54-71] mmHg ve 53 [49-64] mmHg, p=0,043) olduğu saptanmıştır. NIMV/HFO grubundaki hastalar NIMV/SOT grubuna göre daha erken beslenebilmiştir (sırasıyla 3 [3-4] gün ve 5 [4-8] gün, p<0,001). NIMV ile HFO'nun birlikte kullanılması NIMV/SOT grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde entübasyon oranını, IMV süresini, YBÜ ve hastane mortalitesini, YBÜ ve hastane yatış süresini etkilememiştir. Sonuç olarak, KOAH alevlenme hastalarının YBÜ takibinde NIMV tedavisine ek olarak standart oksijen tedavisi yerine HFO kullanılması; ikinci gündeki oksijenasyonu iyileştirmektedir ve hastaların daha erken beslenebilmesi sağlanabilmektedir. NIMV tedavisine ek olarak HFO kullanımı; entübasyon oranlarını, invaziv mekanik ventilasyon süresini, yatış sürelerini ve mortalite oranlarını değiştirmemektedir. Anahtar Kelimeler: KOAH alevlenmesi, yoğun bakım, mekanik ventilasyon, HFNO

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAnestezi+5
Recep Çelik
Hacettepe University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir sanayi kentinde 2016-2020 yılları hava kirliliği düzeylerinin solunum yolları hastalıkları nedenli hastane başvurularına etkisinin çapraz vaka kontrol çalışma dizaynı ile incelenmesi

Bu çalışmada bir sanayi kentinde solunum sistemi hastalıkları nedenli 2016-2020 yılları arasında hastane başvuruları, hava kirliliği ve meteorolojik verilerinin bazı özellikleri ile hastane başvurularına hava kirletici (PM₁₀) düzeylerinin etkisi incelenmiştir. Araştırma gözlemsel ekolojik bir çalışmadır ve çalışmada case crossover tasarımı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler ilgili birimlerden izin alınarak alınmıştır. İlde ölçüm yapan 3 istasyona ait PM₁₀ ve SO₂ düzeylerinin yıllık ortalamaları büyük çoğunlukta limit değerlerin üzerinde bulunmuştur. İle ait meteorolojik ve hava kirliliği parametreleri arasında yapılan korelasyon analizinde parametreler arasında çeşitli düzeylerde istatistiksel anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırmanın ilk bölümünde 8224 hastane başvurusu, ikinci bölüm case crossover yöntem analizinde koşullu lojistik regresyon modeline 7065 başvuru dahil edilmiştir. 5 yıllık toplam 8224 başvurunun %73,8'i Astım, %26,2'si KOAH nedenlidir. Astım nedeniyle toplam başvuranların %68,8'i kadın, KOAH nedeniyle başvuranların %74,8'i erkektir. Hastalıklara göre başvurular ile yaş ve cinsiyet arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Koşullu lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre; 2 günlük lag periyodunda PM₁₀'da 10 µg/m³ artışa maruz kalma ile 5 yıllık toplam Astım ve KOAH başvuruları arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sıcak sezonda 2 günlük lag periyodunda PM₁₀ seviyelerinde 10µg/m³'lük artış KOAH nedenli başvuruları 0,66 kat azalttığı bulunmuştur. 2020 pandemi yılı modelden çıkarıldığında, tüm yıllarda başvuru ve kontrol günleri öncesi 2 günlük dönemde PM₁₀ düzeyinde 10 µg/m³'lük artış ile KOAH tanılı başvurular arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmıştır. PM₁₀ düzeyinde 10 µg/m³'lük artışa maruz kalmanın KOAH başvurularını 1,22 kat arttırdığı bulunmuştur. 4 yıllık analizde Astım başvuruları ile 2 günlük dönemde PM₁₀ düzeyinde 10 µg/m³'lük artışa maruz kalım arasında ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Hava kirliliği, Astım, KOAH, Case-crossover, Hastane başvuruları

Acil servis-hastaneAkciğer hastalıkları-obstrüktifAstım+7
Tuğba Demir
Hacettepe University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalarında sanal gerçeklik gözlüğü ile desteklenmiş hasta eğitim programının hasta sonuçlarına etkisi

Giriş: Dijital dünyanın yeni teknolojilerinden sanal gerçeklik gözlüğü, hastalıkların yönetimi açısından alternatif yeni bir yaklaşım olarak önerilmektedir. Amaç: Bu çalışmayla KOAH hastalarına sanal gerçeklik gözlüğü destekli inhaler kullanma, solunum ve havayolunu temizleme egzersizleri uygulanarak hasta sonuçlarına etkisi değerlendirilmiştir. Yöntem: Ön ve son test randomize kontrollü tasarlanmıştır. Mayıs 2024-Nisan 2025 tarihleri arasında İstanbul da bulunan Şehir Hastanesi ve Eğitim Araştırma Hastanesinin Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde KOAH hastalarında yürütülmüştür. Dahil edilme kriterlerine uyan 69 hasta (VR=23, Video=23, Broşür=23) çalışmaya alınmıştır. VR grubuna 6 hafta boyunca haftada 3 kez sanal gerçeklik gözlüğü ile egzersizler uygulatılmıştır. Girişim öncesi hastalara KOAH Hasta Tanıtım Formu, Solunum Fonksiyon Testi, Borg Dispne ve Modifiye Medical Research Council (mMRC) Dispne Skalası, St. George Solunum Anketi (SGRQ), KOAH Öz-Etkililik Ölçeği, KOAH ve Astım Uyku Ölçeği (CASIS), İnhaler Kullanma Beceri Çizelgesi uygulanmıştır. Girişim sonrası aynı testler ve Sanal Gerçeklik Deneyimi Değerlendirme Formu kullanılarak hastalar tekrar değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 65,52±7,07, KOAH tanı yılı ortalaması 8,52±6,01'dır. Son testte VR grubunun FVC (p=0,013), FEV1 (p=0,016), CASIS (p=0,009) ve İnhaler Kullanma Becerisi'nde (p=0,035) istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Girişim öncesine göre VR grubu hastaların mMRC, Borg değerinde anlamlı iyileşmeler olduğu (p<0,05), öz-etkililik değerinde ise anlamlı bir iyileşme olmadığı (p>0,05) bulunmuştur. Video ve broşür grubu hastalarının SGRQ değerinde girişim öncesine göre anlamlı iyileşmeler olmasına rağmen en yüksek değişim farkının VR grubunda olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Sanal gerçeklik gözlüğü ile uygulanan egzersizlerin solunum parametreleri ve CASIS değerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşürdüğü, yaşam kalitesi ve İnhaler Kullanma Becerisini anlamlı şekilde arttırdığı tespit edilmiştir.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifHasta eğitimiHemşirelik bakımı+2
Beliz Yekeler Kahraman
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Anormal glukoz toleransı olan ve olmayan kistik fibrozisli hastalarda solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, kas kuvveti, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktivitelerinin karşılaştırılması

Kistik fibrozis (KF)'li çocuklarda anormal glukoz toleransı (AGT), solunum fonksiyonları ve egzersiz kapasitesini olumsuz yönde etkiler. Literatürde KF'de AGT ile kas kuvveti, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktiviteleri (GYA)'nin nasıl etkilendiğine dair bilgi bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı, AGT olan ve olmayan (NGT) KF'de solunum fonksiyonları, solunum ve periferal kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve GYA düzeyini karşılaştırmaktı. Solunum fonksiyonları kaydedildi. Solunum kas kuvveti taşınabilir ağız basınç ölçüm cihazı ile ölçüldü. Quadriceps femoris kas kuvveti ve el kavrama kuvveti değerlendirildi. Altı dakika yürüme testi (6DYT) ve artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT) yapıldı. Bouchard Fiziksel Aktivite Anketi ve Münih fiziksel uygunluk testi uygulandı. GYA, Glittre GYA testi ile belirlendi. AGT ve NGT olan grupların solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fiziksel aktivite ve fiziksel uygunluk düzeyi, Glittre GYA testi süresi ve AHMYT mesafesi birbirinebenzerdi (p>0,05). AGT olan grupta quadriceps kas kuvveti, el kavrama kuvveti, 6DYT mesafesi ve aerobic güç anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). İstirahat ve egzersiz kalp hızı, dispne ve yorgunluk algısı AGT grupta, NGT gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). AGT olan KF'de egzersiz kapasitesi, periferal kas kuvveti ve anaerobik güç olumsuz yönde etkilenmektedir. AGT olan KF'de egzersiz eğitiminin etkileri ileri çalışmalarda araştırılmalıdır.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifAkciğer volüm ölçmeleriEgzersiz testi+6
Elif Kocaağa
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan geriatrik bireylerde dispne, bakım bağımlılığı ve kırılganlık arasındaki ilişki

Bu tanımlayıcı ve kesitsel araştırmanın amacı, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanılı geriatrik bireylerde dispne, bakım bağımlılığı ve kırılganlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 1 Ekim 2019-1 Nisan 2020 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Gazi Hastanesi Göğüs Hastalıkları, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Erişkin Hastanesi Dahiliye, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları kliniği ve polikliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 65 yaş üzeri, toplam 105 KOAH hastası dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu, Dispne-12 (D-12) Ölçeği, Bakım Bağımlılığı Ölçeği (BBÖ) ve Edmonton Kırılganlık Ölçeği (EKÖ) kullanılmıştır. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, Sperman Korelasyon Testi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testlerinden yararlanılmıştır. Hastaların yaş ortalamasının 73,71±6,17 yıl ve %45,7'sinin evre 2 KOAH tanılı olduğu belirlenmiştir. Hastaların D-12 Ölçek ortanca puanı 24 (orta-yüksek), BBÖ puan ortancası 61 (düşük) olarak bulunmuştur. EKÖ puan ortancasının ise 10 (orta) ve hastaların %45,7'sinin şiddetli kırılgan olduğu saptanmıştır. D-12 Ölçeği ile BBÖ toplam puanları arasında negatif yönde, kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon olduğu (r=-,754, p<0,05) ortaya çıkmıştır. D-12 ve EKÖ toplam puanları arasında ise pozitif yönde, kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon bulunmuştur (r=0,76, p<0,01). Ayrıca, BBÖ ile EKÖ toplam puanları arasında negatif yönde, kuvvetli ve anlamlı bir korelasyon olduğu görülmüştür (r=-,838), p<0,05). Bu araştırmada, KOAH'ta dispne şiddetinin artmasıyla hem bakım bağımlılığı hem de kırılganlık düzeyinin arttığı ortaya çıkmıştır. Hemşirelerin KOAH'lı geriatrik bireylere bakım verirken holistik bakım yaklaşımı ile, dispne, bakım bağımlılığı ve kırılganlığı eş zamanlı olarak değerlendirmesi önerilmektedir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifDispnea+4
Merve Çakıcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hacettepe Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana bilim dalına preoperatif değerlendirme için konsulte edilen hastaların postoperatif pulmoner komplikasyonlarının öngörülmesi için risk skorlaması

Cerrahi hastaların preoperatif değerlendirilmesi her zaman önemli bir problemdir. Cerrahinin tipine ve hastanın özelliklerine göre potansiyel riskleri öngörüp karar vermek gerekir. Postoperatif dönemde en fazla mortalite ve morbiditeye neden olan durumlardan biri de pulmoner komplikasyonlardır. Postoperatif pulmoner komplikasyonları öngörmek için bir çok ulusal ve uluslararası çalışma yapılmış olup Canet skorlaması valide edilmiştir. Fakat Türkiye'de Canet risk skorlamasının validasyonu yapılmamıştır. Ayrıca, Canet skorlama sistemi genel hasta popülasyonu üzerinde yapılmıştır. Ancak göğüs hastalıkları bölümüne konsulte edilen hastalarda preoperatif riskleri öngörecek bir skorlama sistemi yoktur. Çalışmanın amacı, göğüs hastalıkları kliniğine preoperatif değerlendirme amacıyla cerrahi branşlardan konsülte edilen hastalarda postoperatif pulmoner komplikasyonları öngörecek bir skorlama sistemi geliştirmektir. Çalışma prospektif, tek merkezli olarak yürütülmüştür. Hacettepe Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana bilim dalına preoperatif değerlendirme için cerrahi bölümlerden konsulte edilen hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların preoperatif demografik verileri ve pulmoner değerlendirme sonuçları kaydedilip postoperatif taburcu olana kadar hastalar takip edilmiş ve birinci ay sonunda telefonla pulmoner semptom kontrolleri yapılmıştır. Primer sonlanım noktası; solunum yetmezliği, öksürük, balgam, ateş, bronkospazm, solunum yolu enfeksiyonu, atelektazi, plevral efüzyon gibi solunumsal semptom ve komplikasyonların gelişimini değerlendirmektir. Çalışmaya 203 hasta dahil edilmiştir. Bu hastaların % 55.7'si (n¬=113) kadın, % 44.3'ü (n¬=90) erkektir. Yaş ortalamaları 60.59 ± 14.93'tür ( 18-91). Postoperatif ilk bir ay içerisinde hastaların % 36.4'ünde (n=74) en az bir pulmoner komplikasyon gelişmiş fakat birinci ay sonunda pulmoner komplikasyonu devam eden ya da yeni gelişen pulmoner komplikasyonu olan hastaların oranı % 22.7 (n=46) olmuştur. Postoperatif dönemde hastaların bir ay içerisinde % 23.2'sinde (n=47) bronkospazm, % 17.2'sinde (n=35) atelektazi, %12.8'inde (n=26) ateş, % 12.3'ünde (n=25) balgam, % 12.3'ünde (n=25) oksijen ihtiyacı, % 7.9'unda (n=16) pnömoni ve % 7.4'ünde (n=15) plevral effüzyon gelişmiştir. Çalışmada 60 yaş üstü olmak (p=0.022), preoperatif öksürük (p=0.031), balgam (p=0.054) ve dispne (p=0.017) olması, muayenede ronküs olması (p=0.001), VKİ ≤ 24,9 kg/m2 olması (p=0.010), akciğer grafisinde havalanma artışı bulguları olması (p=0.004), exsmoker olmak (p=0.005), primer akciğer dışı malignite (akciğer metastazı ile birlikte ya da değil) (p=0.022), üst abdomen veya toraks cerrahisi geçirmek (p=0.001), cerrahi süresinin 3 saatten uzun olması ((p=0,011) sonbaharda opere olmak (p=0.001) ve preoperatif Hb düşüklüğü (p=0,044) postoperatif pulmoner komplikasyonların gelişimi açısından anlamlı saptanmıştır. Regresyon modellemesinde anlamlı bulunan risk faktörleri; üst abdomen cerrahisi ya da torasik cerrahi, öksürük, dispne ve mevsimdir (p<0,05). Sonuç olarak; çalışmada preoperatif pulmoner değerlendirme amacıyla göğüs hastalıkları kliniğine konsulte edilen hastalarda postoperatif pulmoner komplikasyonları öngörecek bir modelleme oluşturulmuştur. Cerrahi tipi, operasyon öncesi dispne, öksürük olması ve ameliyatın yapıldığı mevsimin modellemede yer alan en önemli değişkenler olduğu gösterilmiştir. Anahtar sözcükler: Preoperatif pulmoner değerlendirme, postoperatif pulmoner komplikasyon.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifPostoperatif dönemPostoperatif komplikasyonlar+3
Ceren Cekeli
Hacettepe University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Stabil durumdaki KOAH hastalarında solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, anksiyete ile birlikte ağrı, kas kuvveti ve kemik mineral yoğunluğunun incelenmesi

Şahman Çakır F, Stabil durumdaki KOAH hastalarında solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, anksiyete ile birlikte ağrı, kas kuvveti ve kemik mineral yoğunluğunun incelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Protez Ortez ve Biyomekanik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), akciğer kapasitesinde azalma ve hava yolu direncinde artma ile karakterize önemli mortalite ve morbiditeye sebep olan bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı; GOLD evre I ve II olan stabil durumdaki KOAH'lı hastalarda solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, anksiyete ile birlikte ağrı, kas kuvveti ve kemik mineral yoğunluğunun incelenmesidir. Çalışmaya 40-70 yıl yaş aralığında değişen klinik olarak stabil 40 KOAH'lı birey ve aynı yaş grubunda 35 KOAH olmayan birey alınmıştır. KOAH'lı hastaların ve kontrol grubunun değerlendirilmesinde solunum fonksiyonları ve diffüzyon kapasiteleri spirometre ile, ağrı değerlendirmeleri vizüel analog skalası (VAS) ile, her iki grubun egzersiz kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ile, depresyon düzeyleri, Beck Depresyon Anketi ile, anksiyete düzeyleri Beck Anksiyete Ölçeği ile, yaşam kalitesi Sağlık Değerlendirme Anketi (HAQ) ve Kısa form SF36 anketleri ile, kemik mineral yoğunlukları ise kemik mineral dansitometrisi (BMD) ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda KOAH'lı hastaların solunum fonksiyon test değerleri tüm parametrelerinde (FVC%, FEV1%, FEV1/FVC%, FEF25-75%), kontrol grubuna göre azalmıştır.(p<0,05) 6DYT sonuçları KOAH grubunda kontrol grubuna göre azalmıştır (p<0,001). Beck Anksiyete ve Beck Depresyon ölçeği KOAH grubunda kontrol grubuna göre daha yüksektir (p<0,001). 6DYT sonrası ağrı (VAS) ve istirahatte ağrı değerleri KOAH grubunda daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). KOAH ve kontrol gruplarının Gastroknemius ve Abdominal kas kuvveti KOAH grubunda kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Hamstring, Kuadriseps ve Sırt Ekstansörler iki grup karşılaştırıldığında benzer bulunmuştur (p>0,05). Kemik mineral yoğunluğu da iki grupta benzer bulunmuştur (p>0,05). Sonuçlarımıza göre, stabil KOAH hastalarında pulmoner fonksiyonlar, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi ve kas kuvveti azalırken, ağrı seviyesi, anksiyete ve depresyon düzeyleri artmıştır, postür ve kemik mineral yoğunluğunda ise KOAH grubunda azalması beklenirken, aksine fark görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: KOAH, ağrı, egzersiz kapasitesi, kemik mineral yoğunluğu, yaşam kalitesi

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAnksiyete+6
Fatma Fulden Çakır
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil serviste kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanılı hastaların yönetiminde prokalsitoninin kullanımı

KOAH alevlenme hastalarının ilk başvuru yeri olan acil servislerde bu hastalara sıklıkla antibiyotik başlanmaktadır. Ancak bu enfeksiyonların üçte biri ila üçte ikisi virüslerden kaynaklanmakta olup, antibiyoterapi gerektirmemektedir. Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Erişkin Acil Servisine 01.11.2015-01.11.2018 tarihleri arasında KOAH alevlenmesi nedeniyle başvuran hastaların yönetiminde, antibiyotik tedavi başlama, değiştirme ve sonlandırma kararında prokalsitonin kullanımının yararlılığı ve prokalsitonin düzeyinin hasta yatış süresi ve mortaliteyi öngörmedeki etkisinin araştırılması planlandı. Çalışmaya alınan 284 hastanın %89,8'ine (n=255) hastanede kalış sürecinde en az bir antibiyotik başlandığı saptandı. Bu hastaların %57'sine (n=145) antibiyoterapinin prokalsitonin sonucundan önce başlandığı görüldü. Prokalsitonin değerinin klinisyenin antibiyoterapi kararını etkileme durumunu incelemek için hastalar prokalsitonin düzeyine göre 3 grubu ayrıldı. Prokalsitonin düzeyi 0,1ng/ml'nin altında olanlar birinci grubu, 0,1-0,5ng/ml arasında olanlar ikinci grubu, 0,5ng/ml'nin üzerinde olanlar ise üçüncü grubu oluşturdu. Birinci grupta (n=65) sadece bir hastanın antibiyotik tedavisinin kesildiği görüldü. Bu grupta prokalsitonin sonrası antibiyoterapisi değiştirilen hasta oranı %53,8'di (n=35). İkinci gruptaki 128 kişinin %50,8'inin (n=65) antibiyoterapisinin değiştirildiği görüldü. Üçüncü gruptaki 62 kişinin %46,8'inin (n=29) antibiyoterapisinin değiştirildiği saptandı. Antibiyoterapinin kesilmesi, devamı ya da değiştirilmesi hususunda verilen kararlarda, gruplar arası istatistiki olarak anlamlı bir fark görülmedi (p=0,710). Prokalsitonin düzeyi ile hastanede toplam kalış süresi arasında zayıf bir korelasyon saptandı. (r=0,152; p=0,010) Prokalsitoninin hastane içi mortalite için prognostik değeri incelendiğinde ROC eğrisi altında kalan alanın 0,648 olduğu ve 0,54ng/ml eşik değerinde mortaliteyi %52 sensitivite ve %80 spesifite ile öngörebildiği belirlendi. Sonuç olarak, prokalsitoninin acil serviste antibiyoterapi kararında klinisyenler tarafından kullanılmadığı, klinisyenlerin hastanın kliniğini daha önemli bir parametre olarak gördüğü ve prokalsitoninin hastane içi mortalite ile yatış süresini öngörmede zayıf bir parametre olduğu saptanmıştır.

Acil servis-hastaneAcil tıpAkciğer hastalıkları-obstrüktif+2
Yunus Emre Dündar
Hacettepe University
2019
00

Related subjects