Consumer attitudes
155 theses under this subject heading
Sosyal amaca yönelik pazarlama reklamlarının markaya yönelik tutum ve satınalma niyetine etkisi: Anadolu Üniversitesi öğretim elemanlarına yönelik bir uygulama
Son dönemlerde, toplumsal ihtiyaçların giderek artması ve devletin bu ihtiyaçları tam olarak karsılamasının mümkün olmaması nedeniyle, kurumların sosyal sorunlara duyarlı davranarak sosyal sorumluluk sahibi olmalarının önemi artmaktadır. Ayrıca tüketicilerin ürünleri seçerken sosyal sorunlara duyarlı kurumları tercih etmeleri, pazarlama çabalarında da sosyal sorumluluk faaliyetlerinin bir zorunluluk haline gelmesine neden olmaktadır. Bu trend nedeniyle, kurumlar, ürünlerle sosyal bir sorunu iliskilendirerek hedef kitlelerine sosyal sorumluluk mesajları vermektedirler. Sosyal Amaca Yönelik Pazarlama (SAYP) bir kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetidir. SAYP kampanyalarında; tüketici kampanyalı bir ürünü satın aldığı zaman ödediği ücretin bir kısmı sosyal bir sorunun çözümüne bağıslanmaktadır. Bu arastırmayla, SAYP kampanyalarına dikkat çekilmesi ve farkındalık yaratılması önem tasımaktadır. SAYP reklamlarının tüketici üzerindeki etkisinin ortaya konularak is dünyasının SAYP kampanyalarına olan ilgisinin artacağı öngörülmektedir. Ayrıca, arastırma kurumsal sosyal sorumluluk çabalarına dikkat çekmek açısından da önemlidir. ?SAYP reklamı?, ?sosyal amaç çekiciliği?, ?sosyal amaç markalama? kavramları Türkçe literatürde ilk defa bu çalısmada kullanılmıstır. Arastırmada, ?Bireylerin Sosyal Amaca Yönelik Pazarlama Reklamlarına yönelik tutumlarını, Detaylandırma Olasılığı Modeli (ELM) bağlamında markaya yönelik tutum ve satınalma niyetine yönelik etkisinin, sosyal sorun ilginliğine bağlı olarak nasıl değisim gösterdiği? değerlendirilmistir ve Anadolu Üniversitesi öğretim elemanlarına yönelik uygulama yapılmıstır. Önce öğretim elemanlarının sosyal sorun ilginliği ölçülmüstür ve sosyal sorun ilginliği yüksek olanlar ve düsük olanlar olmak üzere iki gruba ayrılmıstır. Öğretim elemanlarına marka sorun uyumu düsük ve yüksek iki reklam gösterilmistir. Katılımcıların reklama yönelik tutumları, markaya yönelik tutumları ve satınalma niyetleri; SAYP reklamlarına yönelik tutumlarının arasındaki iliski ölçülmüstür. Sonuç olarak SAYP reklamlarının, katılımcıların markaya yönelik tutumlarını ve satınalma niyetlerini olumlu etkilediği ortaya konmustur.
Mobil bilgi servisleri adına yapılan SMS reklam/tanıtımlarının tüketici tutumuna etkisini belirleyen bir araştırma
Akıllı telefonların gelişmesiyle MMS, Wap, Mobil Uygulamalar, IVR vb. mobil pazarlama mecralarının kullanımında artış meydana gelmiştir. Türkiye'de akıllı telefon kullanım oranı her geçen sene artmaktadır. Buna rağmen işletmeler yaygın bir tüketici kitlesine ulaşmak için halen en çok kullanılan mobil pazarlama mecralarından birisi olan SMS reklam/tanıtımlarını kullanmaya devam etmektedir. Mobil bilgi servisleri ise, kullanıcılar için fayda sağlayan bilgilerin; cep telefonu aracılığıyla kullanıcılara SMS ile gönderilmesidir. Araştırmada bir web sitesine yüklenen anket ölçeği ile kullanıcıların mobil bilgi servisleri ve SMS reklam/tanıtımlarına yönelik tüketici tutumlarının bilgisayar ortamında belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda; kullanıcıların SMS reklam/tanıtımları ile ilgili yasal düzenlemelere ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca; SMS reklam/tanıtımlarının işletmelere yarattığı maliyetin % 20'si atıldır. Mobil pazarlama ekosisteminin yeni mobil bilgi servisleri geliştirmeye devam etmesi gerekmektedir. Mobil bilgi servisleri konusunda yurt dışındaki çalışmaların takip edilmesi önem arz etmektedir ve yurt dışında başarılı olmuş birçok mobil bilgi servisi ülkemize de uyarlanabilir. Anahtar Kelimeler: Mobil Pazarlama, Mobil Bilgi Servisleri, Mobil Reklam,SMS
Yabancı pazarlarda Türk hizmet markalarına yönelik kalite algısında ülke imajı etkisi: Londra Kahve Dünyası örneği
Bu çalışma, ülke imajının ülke dışında faaliyet gösteren hizmet işletmelerinin algılanan kalitesindeki etkisini değerlendirmeye yöneliktir. Tutum teorisinin iki bileşenli görüşünün temel alındığı bu araştırmada ayrıca tüketicilerin ülkeye aşinalığının ülke imajı bileşenlerine, tüketici etnosentrizminin hizmet kalitesi algısına ve sonuç olarak algılanan hizmet kalitesinin tüketicilerin firmaya yönelik tutumsal bağlılığına etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Modelin sınanması için Turquality Marka Programına kayıtlı firmalardan biri olan Kahve Dünyası'nın Londra şubesi seçilmiş ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen müşterilerden anket aracılığıyla veriler toplanmış ve modelde yer alan yapılar arasındaki ilişkiler Yapısal Eşitlik Modeli ile incelenmiştir. İlişkilerin yorumlanmasında veri analizi sonrasında yapılan görüşmelerden de faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ülke imajının bilişsel bileşeninin algılanan hizmet kalitesine anlamlı etkisi olurken duygusal bileşenin anlamlı etkisinin olmayışı, tüketicilerin değerlendirmelerinde ülke imajı bileşenlerinin farklı etkilerinin olabileceğini ve ülke imajının bir bütün olarak ele alınmak yerine bileşen bazında incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırma sonuçları ayrıca tüketici aşinalığının ülke imajı bileşenlerini olumlu yönde etkilediğini, ülke imajının bilişsel bileşeni ile duygusal bileşeni arasında da anlamlı ve olumlu ilişki olduğunu, tüketici etnosentrizminin algılanan hizmet kalitesini olumsuz yönde etkilediğini ve son olarak algılanan hizmet kalitesinin tutumsal bağlılığı arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Ülke imajı, Hizmet kalitesi, Tüketici aşinalığı, Tüketici etnosentrizmi, Tutumsal bağlılık.
Markaların iletişim dili olarak reklamda kışkırtıcılık kullanımı ve tüketici tepkileri
Günümüz pazarında yaşanan yoğun rekabet ve iletişim kalabalığı arasında görünür olmak ve tüketicilerin dikkatini çekmek isteyen markalar çoğunlukla reklamda kışkırtıcılığa başvurmaktadır. Kışkırtıcılık, reklamlarda yaygın bir biçimde kullanılıyor olsa da, reklamda kışkırtıcılığın etkilerine yönelik araştırmalar oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasında, kışkırtıcılığın reklamda sosyal bir sorun ve ürün tanıtımında kullanımı ile cinsiyet ve kişilik özellikleri değişkenlerinin reklama yönelik tutum üzerindeki etkileri ve tüketici tepkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında niceliksel araştırma yöntemlerinden karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 200 üniversite öğrencisi katılmıştır ve katılımcılar kişilik özelliklerine göre birbirine denk iki gruba rastlantısal olarak atanmışlardır. Araştırma sonuçları, katılımcıların kışkırtıcı reklama kıyasla kışkırtıcı sosyal reklama yönelik olarak daha olumlu tutumlar gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Katılımcılar kışkırtıcı reklamları "dikkat çekici, cesur, çarpıcı" olarak değerlendirmişlerdir. Deneyime açık ve deneyime kapalı katılımcılar kışkırtıcı reklamlara yönelik farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Ancak, reklama yönelik tutum üzerinde kişilik özelliklerinin etkisi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Deneyime kapalı katılımcılar, toplumsal ve ahlaki değerler açısından kışkırtıcı reklama yönelik değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Deneyime açık katılımcıların reklamda kışkırtıcılığın kullanımını daha kabul edilebilir olarak değerlendirdikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kışkırtıcılık, Reklamcılık, Tüketici Tepkileri, Kişilik Özelliği.
Covid-19 pandemi öncesi ve sürecinde tüketici yaşam tarzlarının değerlendirilmesi
Toplumlar tüm dünyayı sarsan olaylarla mücadele etmek zorunda kalabilirler. Covid-19'da insanlara son zamanların en zor günlerini yaşatmaktadır. Bu gibi olayların toplumlar üzerinde etkiler bıraktığı bilinmektedir. Pandemi ile değişen yeni düzene ayak uydurmak zorunda kalan tüketicilerin, alışıldık davranışlarında farklılıklar başlamıştır. Pandemi öncesi ve süreci bu farklılıkların tespiti amacıyla tüketicilerin yaşam tarzlarının incelenmesi, tüketicinin anlaşılması ve çözüm yollarının bulunması yönüyle de önemlidir. Çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisinde tüketici davranışlarını ve tüketici davranışlarını etkileyen bir faktör olan yaşam tarzlarının pandemi öncesi ve süreci olarak değerlendirilmesidir. Çalışma literatür taramasının yanında ankette uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, Covid-19'un tüketicilerin yaşamlarını etkilediği ve bu etkilerin tüketicilerin yaşam tarzlarında pandemi öncesi ve sürecinde farklılıklar oluşturduğu tesbit edilmiştir. Pandemi öncesi yaşam tarzlarının pandemi sürecinde de varlıklarını ufak değişikliklerle de olsa korudukları gözlemlenirken, sadece ''lider ruhlu deneyimciler'' yaşam tarzının pandemi sürecinde iki farklı yaşam tarzına ayrıldığı görülmüştür. Genel olarak bakıldığında, tüketicilerin artık ihtiyaçları için sık alışverişe gitmeyi tercih etmedikleri gibi, pandemi ile duran sanat sektörünün de tüketicilerin sanattan uzak kalmaları ile sonuçlandığı görülmüştür. Pandemi ile sağlıklarına daha çok dikkat eden bir tüketici kitlesi gözlemlenirken, yeni şeyler denemeye sıcak bakmadıkları da fark edilmiştir. Ayrıca tüketicilerin yaşam biçimlerinden memnun olmalarında belirgin bir düşüş göze çarpmaktadır. Pandemi ile değişen şeyler olduğu gibi tüketicilerin ailelerine verdikleri önemin değişmediği ve her iki süreçte de ailelerine önem verdikleri de göze çarpan sonuçlardandır.
Mağaza atmosferinin hedonik tüketim ile ilişkisi: Sera Kütahya Alışveriş Merkezi'nde bir uygulama
Günümüzde ekonomik ve teknolojik alanlarda yaşanan rekabet ortamları, bireylerin dünyasını da etkileyerek baş döndürücü bir tüketim ortamı yaratmaya başlamıştır. İhtiyaçların karşılanması olarak bilinen tüketim kavramı tanımından uzaklaşarak, bireylerin sahip olduğu imaj olarak anılmaya başlanmıştır. Alışveriş yapılan mağazalar, kullanılan otomobiller, seçilen kıyafetler ve hatta tercih edilen kafeler bireyin kişiliğini yansıtmaya başlamıştır. Özellikle aile ekonomisinin diğer bir ortağı haline gelen kadınların da ekonomide yer almaya başlaması ile tüketim çılgınlığı daha da artmıştır. Elbette böylesine yoğun bir tüketimin yaşandığı ortamlarda firmalar etkin pazarlama stratejileri geliştirebilmek için bireylerin hedonik tüketim davranışları hakkında ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Bu çalışmanın amacı, hem mağaza atmosferinin hedonik tüketim davranışlarını nasıl etkilediğini, hem de yaş, eğitim düzeyi ve gelir durumu gibi temel demografik unsurların bireyin tüketim davranışları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın birinci bölümünde, tüketim ve tüketici satın alma davranışlarının genel yapısı ve hedonik tüketim kavramı, ikinci bölümde ise mağaza atmosferi ve tüketici davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise araştırmanın kapsam ve amacı doğrultusunda bir anket formu oluşturulmuş ve bu anket 600 kişilik bir örnek üzerinde uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketici Davranışları, Hedonik Tüketim, Mağaza Atmosferi.
Markaların sosyal medya kullanımının tüketici davranışı üzerindeki etkileri
Gelişen teknoloji ile internet kullanımının günlük hayatta alışkanlık haline gelmesi ve kullanıcıların sosyal ağlar aracılığıyla iletişim kurması, sosyal medyayı vazgeçilmez hale getirmiştir. Sosyal medya; kullanıcıların interaktif iletişim kurarak diğer kullanıcılar ile irtibata geçmelerini sağlamaktadır. Kullanıcıların sosyal medya araçlarıyla paylaştıkları içerikler tüketicilerin davranışlarında ve yaratılan marka imajına karşı tutumlarda etkili olmaktadır. Markalar ise sosyal medya pazarlamasını kullanıp tüketicilerin isteklerini dikkate alarak marka imajlarını ve tüketicilerin kendilerine yönelik tutumlarını şekillendirmektedir. Tüketiciler bu aşamada kullanıcıların ve markaların oluşturdukları içeriklerden ve marka imajına karşı tutumdan etkilenerek satın almayı gerçekleştirebilmektedir. Bu araştırmada; markaların sosyal medya kullanımının tüketicilerde yarattığı tutum ve davranışlar araştırılmıştır. Araştırmanın teori bölümünde; sosyal medya, sosyal medya pazarlama, marka imajı, marka tutumu, tüketici davranışları üzerine literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise; markaların sosyal medya araçlarının kullanımlarının tüketiciler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla hazırlanmış anket, 465 sosyal medya kullanıcısı tarafından cevaplandırılmıştır. Verilen cevaplar sonucunda veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilmiştir. Sonuç olarak, markaların sosyal medya kullanımlarının tüketicilerin davranışlarını etkilediği tespit edilmiştir.
Guerrilla advertising effect on consumers' purchase intention
Guerrilla marketing is a non-traditional marketing strategy that aims to promote a product or service in a creative and unconventional way. This marketing approach relies on low-cost and high-impact tactics, often utilizing surprise and humor to cap ture consumers' attention. The point of the paper is to investigate the consequence guerrilla marketing has on consumers' purchase intention. Depending on the literature, it is suggested that guerrilla marketing can positively influence consumers' attitudes and purchase intentions towards an offspring. Additionally, the paper highlights that the effectiveness of guerrilla marketing depends on various factors, including the iden tity of the product or service, the target audience, and the level of creativity and orig inality in the execution of the campaign. Quantitative approach is used as a research method, and SPSS analytic de software for data analysis. The outcome of this study have insinuation for marketers looking to implement guerrilla marketing strategies to reach and engage with consumers in a memorable and impactful way. Key word: guerrilla marketing, advertising, purchase intention, consumers.
Kooperatifçilik ve pazarlama anlayışı: Tarım satış kooperatiflerinin pazarlama faaaliyetlerine yönelik tüketici görüşlerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
Tarım Satış Kooperatifleri bir ülke ekonomisi için önemli işletmelerdir. Tarım satış kooperatifleri, yerel çiftçilerin ürettikleri tarımsal ürünlerin ticareti, işlenmesi ve pazarlanması faaliyetlerini yürüten kuruluşlardır. Çiftçiler, genellikle ölçek ekonomisinin faydalarını gözeterek kooperatifleşme yoluna giderler. Ortak bir tarımsal üretim alanında faaliyet gösteren birçok çiftçi, pazarda daha güçlü duruma gelebilmek için kooperatif kurar. Ayrıca, tarım satış kooperatifleri aracılığıyla ürünlerinin katma değerini de artırırlar. Tarım satış kooperatifleri, yerel çiftçilerin ürettiği pamuk, ayçiçeği, soya, buğday vb işlenmemiş ürünleri alır, işler ve yine ortaklarına satar veya dağıtır. Türkiye'de tarımsal ürünlerinin üretimi yüksek düzeyde artışlar gösterdiğinden, bu tür ürünlerin kooperatifler eliyle pazarlanması da çeşitli zorlukları olan bir konu haline gelmiştir. Bazı tarım satış kooperatiflerinin tarımsal ürünlerin pazarlanmasında başarılı olamadıkları gözlenmiştir. Bu kooperatiflerden biri de Çukurova ve GAP Bölgesine yayılan faaliyetleri ve 65.000 üretici ortağıyla (çiftçi) dev bir kuruluş olan Çukobirlik'tir. Çukobirlik'in hinterlandında Adana, Mersin, Osmaniye, Antakya, Şanlıurfa, Gaziantep, Adıyaman, Kahramanmaraş, Diyarbakır ve Batman illeri bulunmaktadır. iv Tarım Satış Kooperatifleri, organik üretim yapma ve uygun pazarlama stratejileri kullanımı yollarıyla tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyecek şekilde organize olabilirler. Bu çalışmanın temel amacı, ortak üreticilerin Çukobirlik'in uygulamakta olduğu pazarlama faaliyetleri hakkındaki görüşlerinin tespit edilmesidir. Bu çalışma aynı zamanda, elde edilen tüketici görüşlerinin, bu tüketicilerin gelir ve eğitim durumlarına göre nasıl farklılaştığını da incelemektedir. Araştırma sonuçlarına göre, Çukobirlik'te modern bir pazarlama yaklaşımı uygulanmamaktadır. Kooperatiflerin, daha büyük miktarlarda ve daha farklı tüketici isteklerini karşılamaya yönelik dağıtım kanalları geliştirme isteklerinin olmadığı ve bu ürünler için reklam yapmak istemedikleri gözlemlenmiştir. Kısaca, Çukobirlik'in üretebildiğini satabilmeye yönelik, müşteri odaklı olmaktan uzak bir pazarlama yaklaşımı sergilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Tarım Satış Kooperatifleri, Pazarlama Sorunları, Çukobirlik
İnternet reklamlarına yönelik tüketici tutum ve inançlarının belirlenmesi: Diyarbakır ili örneği
Bilgi çağının etkin bir kanalı olan internet, firmaları tüketicilere yakınlaştıran önemli bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Firmalar potansiyel ve mevcut müşterilerine bilinen kanalların dışında, sosyal medya ve internet reklamları aracılığıyla da erişir olmuştur. Bu tezin amacı; internet reklamlarının tüketiciler tarafından algılanış biçimini ortaya koymak ve tüketicilerin internet reklamlarına yönelik tutum ve inançlarını tespit etmektir. Araştırmada ölçüt soru; tüketicinin interneti aktif olarak kullanıp kullanmadığı olmuştur. Bunun nedeni; aktif internet kullanan bireylerin daha çok internet reklamlarına maruz kaldığı düşüncesidir. Bu çerçevede, yalnızca aktif olarak internet kullanan tüketicilerle anket yapılmıştır. Öte yandan; internet reklamlarına yönelik tüketici tutumunun bazı demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. İnternet reklamlarının tüketiciler tarafından algılanış biçimini ortaya koymak ve tüketicilerin internet reklamlarına yönelik tutum ve inançlarını tespit etmek amacıyla Diyarbakır ilinde yaşayan 352 tüketiciden anket yoluyla veri toplanmıştır.Araştırma bulgularına göre, tüketicilerin internet reklamlarına ilişkin inançlarının alt boyutları olan; Zevk Alma, Bilgilendirme, Makro Ekonomik Fayda ve Materyalizmin tüketici tutumunu etkilediği ve tüketici tutumunun da internet reklamlarına yönelik inanç ile bu reklamlara yönelik verilen tepkiler arasında aracı rol üstlendiği bulgusuna ulaşılmıştır.
Özgecil değerlerin çevresel inançlar, çevresel kaygı ve çevresel sorumluluk davranışı üzerine etkisi
Turizm temelli aktiviteler bir destinasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Turistlerin çevresel sorumluluk davranışını anlamak ve arttırmak bu etkileri azaltmada ve turizm destinasyonlarının sürdürülebilirliğini sağlamada hayati önemdedir. Bu çalışmanın amacı, yerli turistlerin çevresel tutumlarının çevresel sorumluluk davranışı üzerine etkisini ortaya koymaktır. Kesitsel tarama modelinden yararlanarak geliştirilen araştırma deseni kapsamında örneklemin belirlenmesinde, kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Antalya'da tatillerini geçiren yerli turistler ile yürütülen anket çalışmasından 555 geçerli anket elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, literatüre dayalı olarak geliştirilen modeldeki değişkenler arasındaki pozitif ilişkiler ağı ortaya konmuştur. Çevresel özgecil değerlerin, çevresel inançlar, çevresel kaygı ve çevresel sorumluluk davranışı üzerinde direkt ve dolaylı etkisi saptanmıştır. Elde edilen bulgular, önceki literatür ile de desteklenmektedir.
Tüketicilerin satın alma kararında online ürün yorumlarından etkilenme düzeyinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Tüketicilerin satın alma kararını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Ağızdan ağıza pazarlamanın uzantısı olan online yorumlar da bu faktörlerden biridir. Online yorumlar; ağızdan ağıza pazarlamanın elektronik ortamda gerçekleştirilmesidir. Online yorumlara başvuran tüketiciler ürün bilgisi, deneyim ve memnuniyet gibi kriterleri karşılaştırma hakkı kazanırlar. Bu araştırma ürüne yönelik online tüketici yorumlarının satın almaya etkisini araştırmak üzere hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda online yorumlara ve satın alma davranışına dair teorik çerçeveye yer verilmiş ve veri toplama amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde e ticaret ve e tüketim kavramı üzerinde durulmuştur. Gerekli kavramsal tanımlamalar ve açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde elektronik ağızdan ağıza pazarlama ve online yorum kavramları incelenmiştir. Üçüncü bölümde gerekli ön testler yapılmış, oluşturulan modelle ilgili sayısal veriler açıklanmıştır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini kolayda örneklem yöntemine göre belirlenen 505 katılımcı oluşturmaktadır. Anket çalışmasıyla toplanan verilerin değerlendirilmesi için SPSS STATISTIC 21 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda online ürün yorumlarının tüketici satın alma kararını etkilediği ve tüketicilerin online alışveriş sıklıkları arttıkça web sitesinin özellikleri ve yorumun özelliklerinin satın alma kararları üzerinde daha etkili olduğu bulunmuştur.
Tüketicilerin tüketici hakem heyetleri hakkındaki değerlendirmeleri
Günümüzde dünyadaki gelişmelere paralel bir hızla değişen tüketici davranışları yalnız mal ve hizmet alanında değil, pek çok alanda çeşitliliğin artmasına yol açmıştır. Tüketicilerin taraf oldukları işlemlerin ve çeşitliliğinin artması uyuşmazlıkların da artmasına yol açmıştır. Bu durum, güçsüz konumda olan tüketicilerin korunmasına ilişkin tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu tedbirlerden birisi tüketicinin mağduriyetine yol açmasının önlenmesini sağlayan önleyici tedbirler, diğeri ise tüketicinin mağdur olmasından sonra mağduriyetinin telafisi amacıyla koruyucu tedbirlerdir. Çalışmanın konusu olan tüketici hakem heyeti de tüketicinin korunmasında koruyucu tedbirlerden birisidir. Türkiye'de yaşayan tüketicilerin yapılan analizler sonucunda tüketici hakem heyetleri hakkındaki değerlendirme seviyeleri 5 farklı ölçek üzerinden incelenmiştir. Bu ölçekler sırasıyla (1)"Tüketicilerin, Tüketici Hakları ve Tüketicinin Korunması Konusundaki Bilgi Düzeyleri (THTKBD)", (2)"Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Bilgi Düzeyleri (THHHBD)", (3)"Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Algı Düzeyleri (THHHAD)", (4)"Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Ağızdan Ağıza İletişim Düzeyleri (AAI)" ve (5)"Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Yapmış Olan Tüketicilerin, Tüketici Hakem Heyetleri Hakkındaki Değerlendirmeleri (THHHD)" şeklindedir. Verilerin analiz edilmesi sonucu tüketicilerin, tüketicinin korunması ve tüketici hakem heyetlerine ilişkin bilgi düzeylerinin yüksek olduğu, hakem heyetlerine yapılan başvuruların çoğunluğunun tüketici lehine sonuçlandığı, buna karşılık tüketici hakem heyetlerine ilişkin algı düzeylerinin diğer ölçeklere göre nispeten düşük olduğu tespit edilmiştir. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi ve Kruskal-Wallis Testi sonuçlarına göre tüketicilerin ölçeklerdeki ifadelere katılma düzeylerinin yaş, cinsiyet, eğitim, toplam gelir, şahsi gelir, medeni durum, ev halkı tipi ve meslek durumlarından bazılarına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışı, Tüketicinin Korunması, Tüketici Hakem Heyetleri, Tek Yönlü MANOVA Analizi, Kruskal-Wallis Testi
Tüketimin sürdürülebilirliği: Ürün ömrüne yönelik tüketici tutum ve davranışları üzerine bir araştırma
Üretim teknolojilerindeki gelişmeler ve lojistik imkanlarında gerçekleşen iyileşmeler, üretim maliyetlerini azaltarak dünya pazarlarında ürün çeşitliliğini arttırmış ve böylece ürünler daha ulaşılabilir bir yapıya kavuşmuştur. Üretim ve tüketim miktarlarında yaşanan artış ise, hammadde kullanımını ve ıskartaya çıkan ürün miktarını arttırarak dünyada çevresel bozulmayı hızlandırmıştır.Ürün yenileme süresinin kısalması; üretim hacmini, kaynak kullanımını ve ıskartaya çıkacak ürün miktarını doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda, ürün ömrünün, hem sürdürülebilir üretim hem de sürdürülebilir tüketim sürecinde etkili değişkenlerden birisi olduğu söylenebilir. Sürdürülebilir üretim ve tüketim daha çok, kaynak kullanımı ve atık konularında araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Özellikle, planlı ürün eskitme kavramının tartışılmaya başlanması ile birlikte, üzerinde daha fazla çalışılır hale gelen ürün ömrü bu çalışmanın da temel araştırma alanıdır.Bu çalışma ile, tüketicilerin dayanıklı tüketim mallarında, ürün ömrüne ilişkin tercihleri ile, sürdürülebilir tüketime ilişkin kişisel değerleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Ürün ömrüne ilişkin tüketici tercihleri, sürdürülebilir tüketime yönelik kişisel değerler ve demografik özellikler dikkate alınarak bir model oluşturulmuştur. Pilot uygulamalar sonrasında geliştirilen anket internet aracılığıyla uygulanmıştır. Türkiye genelinde, 20 yaş ve üstü, en az ilköğretim mezunu, internet kullanan bireyler olarak belirlenen evrenden sağlanan, analize uygun 1815 elektronik anket değerlendirmeye alınmıştır. Gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre, ürün yenileme sebeplerinin çevresel değerlere göre farklılık gösterdiğine ilişkin hipotez dışında kalan onbir hipotez desteklenmiştir. Araştırma bulguları, beklenen ürün ömrü ile sürdürülebilir tüketimin tüm boyutları arasında pozitif yönlü bir ilişkiye işaret etmektedir. Ayrıca, yeni ürün tercihinde etkili olan nitelik ve ürün yenileme sebeplerinin, sürdürülebilir tüketimin boyutları ile ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Kadınların erkeklere göre; daha fazla çevre bilinçli tüketim düzeyine sahip olduğu, çevreye müdahale anlamında kendilerini kişisel olarak daha etkili gördükleri ve çevresel sorunları daha fazla önemsedikleri tespit edilmiştir. Orta yaş grubu, genç yaş grubuna; kadınlar ise erkeklere göre, beklenen ürün ömrünü daha uzun olarak değerlendirmektedir. Genel olarak, gelir seviyesi ile sürdürülebilir tüketim boyutları arasında da pozitif yönlü bir ilişki vardır. Buna göre, gelir seviyesi arttıkça çevre bilinçli tüketim düzeyi, çevresel değer ile çevresel yetkinlik artmakta ve çevresel sorunlar daha fazla ciddiye alınmaktadır. Çalışma sonucuna göre; Türk tüketicisinin, ürün ömrüne yönelik algı ve tutumlarında ciddi değişiklikler yapmadan sürdürülebilir tüketim hedeflerine ulaşılabilmesi mümkün görünmemektedir. Özellikle sivil inisiyatifler ile siyasi otoritenin, yürüteceği faaliyetlerinde, tüketicinin zihninde ürün ömrüne ilişkin bir konumlandırma yapması gerektiği düşünülmektedir.
Ürün yerleştirme uygulamalarının tüketici satın alma niyeti ile olan ilişkisinin ortaya çıkartılmasına yönelik pilot bir araştırma
İşletmeler pazarlamaya çalıştıkları ürünleri ve özelliklerini reklamlar aracılığıyla tüketicilere ulaştırmaktadırlar. Reklamlar tüketiciye ulaşmada en etkili yollardan birisidir. Fakat günümüzde artan rekabetle beraber işletmeler tüketicilere ulaşmak için daha etkili iletişim yollarını aramaktadırlar. Bu yeni yollardan birisi ise ürün yerleştirmedir. Bu çalışma ürün yerleştirme uygulamalarının tüketici satın alma niyeti ile olan ilişkisinin içsel ve dışsal faktörler altında incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma kapsamına Çukurova Üniversitesi merkez kampüste eğitim gören 420 üniversite öğrencisi dâhil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre üniversite öğrencilerinin ürün yerleştirme uygulamalarına yönelik tutumlarının olumsuz olmasına rağmen kıyafet, ayakkabı ve moda ürünleri uygulamada kabul edilebilir bulunmuştur. Araştırmada ürün yerleştirmeye yönelik tutumlar ile dış görünüşü iyileştirme ve marka bilinci arasında pozitif bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat ürün yerleştirmeye yönelik tutumlar ile kendini denetleme davranışı, gelecekteki satın alma niyeti ve tv izleme süresi arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca ürün yerleştirmeye yönelik tutumun cinsiyet ve gelire göre bir farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır.
Tüketicilerin fiyat promosyonlarına yönelik tutumlarına etki eden faktörler
Bu çalışmanın amacı tüketici fiyat algılamaları (fiyat bilinci, değer bilinci, indirim duyarlılığı, fiyat uzmanlığı, fiyat-kalite ilişkisi, prestij duyarlılığı) ve alışveriş motivasyonlarının (hazcılık, faydacılık) hızlı tüketim ürünlerindeki fiyat promosyonlarına yönelik tüketici tutumları üzerinde etkisini incelemektir. Bu amaçla, Adana ili kent merkezinde ikamet eden 420 tüketiciden yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; çoklu regresyon ve kanonik korelasyodan yararlanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular fiyat promosyonlarına yönelik tüketici tutumları üzerinde fiyat bilinci, indirim duyarlılığı, fiyat uzmanlığı ile faydacı alışveriş motivasyonunun istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü etkilerinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca fiyat-kalite ilişkisi ve prestij duyarlılığı ile hazcılık arasında, değer bilinci ve fiyat uzmanlığı ile faydacılık arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı görülmüştür. Bu kapsamda, sonuçlar hem literatür hem de uygulama açısından tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fiyatlandırma, fiyat algısı, alışveriş motivasyonları.
Tüketici satın alma kararlarında etiksel değerlendirmelerin etkileri
Günümüz itibari ile iletişim imkânlarının gelişmesi ve bilgiye ulaşmanın kolaylaşması sonucunda artan sosyal farkındalık tüketicileri giderek daha bilinçli hale getirmektedir. Bu konu üzerinde yapılan birçok araştırmaya göre gittikçe daha fazla sayıda tüketici satın alma kararı verirken etik ve sosyal meselelerle ilgili durumlara dikkat etmektedir. Bu gelişmelerle birlikte etik tüketim olarak adlandırılan yeni bir tüketim davranışı ortaya çıkmıştır. Bu tüketim davranışı temelde insanlara, doğaya ve hayvanlara zarar vermekten kaçınmak amacıyla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışma tüketicilerin satın alma kararlarında rol oynayan etik değerler ile diğer faktörler arasındaki ilişkilerin tanımlanması, etik\etik dışı tüketici davranışlarının hangi içsel ve dışsal tüketici davranış unsurlarından etkilendiğinin ortaya çıkartılması ve etik algının tüketim üzerindeki etkisinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Araştırma kapsamına Adana ilinde yaşayan tüketiciler dâhil edilmiştir. Bu çalışma neticesinde etik tüketim niyetini etkileyen en önemli faktörün etik tüketime yönelik tutum olduğu saptanmıştır. Araştırmaya göre sosyal bilinci güçlü, çevreye duyarlı ve kollektivizm seviyesi yüksek bireylerin etik tüketime daha yatkın oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak etik tüketime yönelik tutum ve niyet ile dini inanç arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca etik tüketim davranışının parasal maliyeti ile bu tüketim şekline yönelik tutum arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkiden söz edilebilmektedir. Benzer şekilde bu tüketim şekline yönelik tutum ile etik tüketim davranışı sergileme niyeti arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunduğu gözlenmektedir.
Tüketicilerin hazır giyim firmalarının ilişkisel pazarlama faaliyetlerine yönelik tutumları: İstanbul ilinde bir uygulama
Günümüzdeki pazarlama anlayışı sürekli olarak yeni müşteriler elde etmekten ziyade, mevcut müşterilerle kurulan ilişkilerin devamını sağlamak ve bu ilişkiyi geliştirmek için çeşitli faaliyetlerin uygulandığı yeni bir paradigma olarak karşımıza çıkmaktadır. İlişkisel pazarlama süreci aşamalı bir deneyimdir. Bu deneyim süreci müşteri ilişkilerinin kurulması ile başlamaktadır. Ardından kurulan müşteri ilişkilerin devamının sağlanması ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin hazır giyim işletmeleri tarafından gerçekleştirilen ilişkisel pazarlama faaliyetlerine tüketicilerin ne gibi tepkiler verdiklerini belirlemek ve bu tür uygulamaların tüketiciler üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Hazırlanan tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölüm literatür taramasından, son bölüm alan araştırmasından meydana gelmektedir. Literatür bölümünde, ilişkisel pazarlama kavramına dair genel anlamda bir değerlendirme yapılmış, hazır giyim işletmelerinde uygulanan çeşitli ilişkisel pazarlama faaliyetlerinden söz edilmiş ve hazır giyim işletmeleri müşterilerinin bu tarz faaliyetlere karşı tutumları değerlendirilmiştir. Uygulama bölümünde tüketicilerin hazır giyim işletmelerine yönelik tutumları değerlendirilmiştir. İlk olarak ilişki kurma isteği ile özel ilgi beklentisi arasındaki ilişki değerlendirilmiş, ardından kurulan ilişkilerin katkısının risk alma ile olan bağlantısı açıklanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda hazır giyim işletmelerinin yapmış olduğu ilişkisel pazarlama faaliyetlerinin hazır giyim müşterilerinin nezdinde önemi ortaya çıkarılmıştır.
Markanın tüketicinin karar sürecine etkisi: İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin ailelerine yönelik çocuk giyimi sektörü üzerine bir uygulama
Marka, tüketiciler açısından çok önemli bir yere sahiptir. Tüketiciler; kendilerine güven veren, imajı olan ürünleri ve markaları tercih etmektedirler. Bu çalışmada, küresel pazarlardaki rekabetin artmasının etkisiyle ve tüketici ihtiyaç ve tatmininin değişmesiyle önemi artan "marka kavramı" ve bu kavramın tüketici davranışlarına etkisi incelenmiştir. Tüketicilerin herhangi bir satın alma kararı aşamasında bir markayı nasıl algıladığı ve değerlendirdiği incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, marka kavramının tüketici karar sürecine etkisini incelemek ve bir örnek üzerinde analiz etmektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, marka ve marka kavramları, markanın önemi ve işletme, tüketici ve pazarlama açısından faydaları ve fonksiyonları açıklanmıştır. İkinci bölümde, çalışmanın temel konusunu oluşturan "tüketici davranışı" ve "markanın tüketici karar sürecine etkisi" kavramları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kavramların ne olduğu, nasıl değiştiği ve hangi faktörlerin etkisi altında kaldığı yapılan araştırma ile desteklenerek açıklanmıştır. Üçüncü ve son bölümünde ise, Gaziantep il merkezinde yapılan anket uygulamalarının sonuçları analiz edilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, çocukların ürün satın alımında aile kararları üzerindeki etkilerini farklı değişkenler açısından ayrı ayrı ortaya koyması açısından önemlidir. Anahtar Sözcükler: Marka, Tüketici Davranışı, Karar Süreci, Satın Alma Davranışı
Etik olmayan sosyal medya paylaşımlarının tüketicilerin satın alma niyeti üzerindeki etkisi
Teknolojinin gelişmesi sonucunda hayatın her alanına kaynaklık eden sosyal medya karşılıklı bilgi paylaşımının olduğu, eş zamanlı bir iletişim aracıdır. Gelişen internet teknolojileri, kullanıcıların teknik bilgiye gerek duymadan içerik oluşturmalarına ve oluşturdukları içerikleri paylaşmalarına olanak sağlamıştır. Erişim kolaylığı, etkileşim düzeyinin yüksek olması, yaratıcılıkta sınır tanımaması ve hukuki yapısının henüz oluşturulmamış olması nedenleriyle sosyal medya; reklam ve pazarlamacılar tarafından cazip hale gelmektedir. Sosyal medya; zaman ve fiziki mekân kavramını ortadan kaldıran, kullanıcısının kendi ürettiği içeriği yayınladığı ve paylaştığı çevrimiçi bir ağ olması nedeniyle etik sorunları da beraberinde getirmektedir. Özel yaşamın gizliliği, kişisel verilerin güvenliğinin sağlanamaması, telif/patent hakları, yoğun reklam içeriği, yanıltıcı etiketleme ve gizli reklam uygulamaları gibi birçok problem sosyal medyanın etik sorunları olarak tartışılmaktadır. Araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının söz konusu etik ihlallerin ne derece farkında olduğu ve etik değerlere yatkınlığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bununla birlikte hızlı bir şekilde büyüyen ve bir sektör haline gelen sosyal medya paylaşımlarındaki reklamların etik olup olmaması ve bu paylaşımların tüketicilerin satın alma niyetlerini ne derecede etkilediği tartışılmaktadır. Hazırlanan tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölüm literatür taramasını, son bölüm alan araştırmasını kapsamaktadır. Tezin araştırma bölümünde nitel ve nicel teknikler beraber kullanılmıştır. Üçüncü bölümün ilk aşamasında, nicel araştırmaya öncü olması amacıyla otuz bir kişi üzerinde yapılan derinlemesine görüşmeler ve bunların sonuçları açıklanmıştır. Tezin temelini oluşturun nicel araştırma için araştırma yöntemi olarak anket tekniği, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anketler internet yolu ile dağıtılmış olup 653 adet anket değerlendirmeye alınmıştır. Veriler SPSS istatistik programına kaydedilerek analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonrasında etik değerlere yatkınlık ile reklama yönelik değerlendirmeler ve tüketici satın alma niyeti arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Buna karşılık reklama yönelik değerlendirmeler ile tüketici satın alma niyeti arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularının, çevrimiçi reklamcılık ve sosyal medyada etik problemler üzerine çalışan diğer araştırmacılara faydalı bilgiler sunacağı ve sektördeki bilgi birikimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya Paylaşımları, Çevrimiçi Reklam, Etik Değerler, Reklama Yönelik Tutum, Tüketici Satın Alma Niyeti
Sosyal medya reklamları algısının ve ünlü desteğinin tüketici tutumu ve satın alma niyetine etkisi (Gaziantep y kuşağı örneği)
Günümüzde gelişen teknoloji ve artan internet kullanımıyla birlikte hayatımızda bir takım değişiklikler meydana gelmiş olup kişisel bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar neredeyse herkes tarafından kullanılır bir hal almıştır. İletişim teknolojilerindeki bu gelişmelere paralel olarak internet kullanımı artmış ve sosyal medya ağları da oldukça fazla kullanılır duruma gelmiştir. Sosyal medya ağları firmalar için yeni bir rekabet ve tanıtım mecrasına dönüşmüş olup, sosyal medya reklamları günümüzde oldukça fazla tercih edilen bir tutundurma faaliyeti olmuştur. Firmalar pazarlama faaliyetlerini planlarken çeşitli stratejiler geliştirmek durumundadır ve bunlardan biri de çalışmamıza konu olan sosyal medya reklamlarındaki ünlü desteğidir. Firmalar da çekici, uzman ve güvenilir ünlülerle işbirliği yaparak markalarının tanıtımını yaparak tüketicilere ulaşmaktadır. Bu doğrultuda çalışmamızda giderek artan sosyal medya reklamlarındaki ünlü desteği ile Y kuşağı tüketicilerin davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere bir model geliştirilmiştir. Araştırma modeline uygun anket formu geliştirilerek Gaziantep'te yaşayan 405 Y kuşağı bireye yüz yüze ve online olarak anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) aracılığıyla test edilmiş olup bulunan sonuçlar, literatürde daha önce yapılan çalışmalarla benzer sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya Reklamları, Ünlü Desteği, Tüketici Davranışları
Yayın kuruluşlarında çalışan tüketicilerin, reklam ve tutundurma faaliyetlerinden etkilenme durumları ve bir uygulama
Tüm Sektörlerde, Yaşanan değişimler, politik-ekonomik gelişmeler, bu gelişmeler sonucunda yapılan hukuki düzenlemeler, uluslar arası ilişkilerin değişmesi, artan rekabet her alanda modern pazarlama anlayışına yönelmeyi gerektirmiştir. Tüm bu gelişmeler sonucunda basit reklamcılık fonksiyonları yerini daha komplike faaliyetlere bırakmıştır. Tüketiciye sınırlı ürünlerin sunulması, yerini tüketici odaklı, onların beklentilerinin takip edildiği, ürünlerin çeşitlendirildiği, farklı mal ve hizmetleri bırakmıştır.Bu bağlamda, pazarlama, karar değişkenleri, önem kazanmış ve fiyatlama kararlarında, dağıtım ve tutunma faaliyetlerinde, uygulanması kararlaştırılma, programlar, özellikle reklamcılık sektörü için, önemli stratejiler haline gelmiştir.Bu araştırmada amaçlanan yeni pazarlama anlayışının ürettiği ve günümüz işletmeleri için önemli ve vazgeçilmez bir unsur haline gelen reklamların iki farklı tüketici gurubu arasında nasıl bir tercih ve ürün seçimi ortaya koyduğunu tespit etmektir.Bu çalışmada bir yayın kuruluşunda iki farklı departmanda çalışan tüketicilerin eğitim, cinsiyet ve gelir durumuna göre, reklamlardan etkilenme düzeyleri ve reklamların satın alma kararlarındaki rolü anket yoluyla tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucu, göstermiştir ki, Dış yayınlarda çalışanların reklam departmanında çalışanlara oranla, reklamlardan etkilenme düzeyleri daha yüksektir.Oluşturulan reklam puanlarının yayıncı kuruluşta çalışılan birimlere göre farklılık gösterip göstermediği, Ürünler Hakkında Bilgi Sahibi Olma, Reklamların Ürün Aldırmaya Etkisi ve Toplam reklam puanlarının Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığı'nda çalışan personelde Reklam Tasarım ve Tanıtım Dairesi Başkanlığı'nda çalışan personele göre anlamlı derecede yüksek olduğu, bireyleri alış verişe yöneltme ortamlarının personele göre tercih farklılığı yaratmadığı saptanmıştır. Ayrıca Oluşturulan reklam puanları bakımından personelin Reklamlardan Etkilenme, Ürünler Hakkında Bilgi Sahibi Olma, Reklamların Ürün Aldırmaya Etkisi ve Toplam reklam puanlarının cinsiyete ve medeni duruma göre farklılık göstermediği saptanmıştır.Bu çalışmada elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programı ile değerlendirilmiş, verilerin normallik testi sonucunda normal dağılmayan değişkenlerde, guruplar arası farklık incelenirken, ikili gurupların karşılaştırmasında Mann Whitney U Testi uygulanmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Kavram,2.Pazarlama,3.Reklam,4.Tüketici,5.Ürün.
Tüketicilerin banka tercihini etkileyen faktörlerin tüketici sadakatine etkisinin incelenmesi: Azerbaycan örneği
Bu çalışmada tüketicilerin banka tercihine etki eden faktörlerin müşteri sadakati üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Azerbaycan'daki bir banka müşterilerinden anket ile toplanan 384 veri analiz edilmiştir. Araştırmada öncelikle ölçeklerin yapı geçerliği ve güvenilirliği test edilmiştir. Daha sonra kurulan yapısal eşitlik modeli analiz edilmiştir. Analiz neticesinde banka tercihini etkileyen faktörlerin müşteri sadakatini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca ürün ve hizmet çeşitliliği faktörünün müşteri sadakatini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan farklılık analizleri sonucunda ise bankanın fiziki ve teknik yapısının cinsiyete göre; ürün ve hizmet çeşitliliğinin, işlem kolaylığı ve maliyetinin yaşa göre; işlem kolaylığı ve maliyetinin, bankanın fiziki ve teknik yapısının ve müşteri sadakatinin eğitim durumuna göre ve aylık gelire göre; müşteri sadakatinin ise banka ile çalışma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Banka tercihini etkileyen faktörler, müşteri sadakati
Pakistan'daki tüketicilerin helal gıda algılarının belirlenmesi
Son zamanda teknolojinin gelişmesi, seri üretimi tetiklemiştir. Aynı zamanda ürün çeşitliliğini ve kapasitesini de artırmış, ürünlerin güvenilirliği ve kontrol edilebilirliğini ihtiyaç haline gelmiştir. Ürünlerin niteliğindeki değişim, helal ve sağlıklı ürünlerin kullanılmasının gerekliliğini ve önemini ortaya çıkarmıştır. Böylece helal sertifikasyonu kavramı ortaya çıkmıştır. Bu alandaki ilk araştırma, Malezya'da daha sonra ise Avrupa'da yapılmıştır. Bugünlerde Pakistan'da daha önemli bir hale gelmiştir. Pakistan'daki tüketicilerin helal gıda algılarının belirlenmesi için anket yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında 453 katılımcıdan anket ile veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS Programı ile analiz edilmiştir. Veriler, güvenilirlik analizi, doğrulayıcı faktör analizi, t ve ANOVA testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, Pakistan'da ki tüketicilerin Helal gıda hususunda hassas olduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Helal gıda, Pakistan, tüketici davranış