Lifelong learning
155 theses under this subject heading
Öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Öğretmenlerin öğretim programı ve onunla ilgili terimlere ilişkin bilgi ve farkındalıkları; ilgili programı öğretim faaliyetlerinde kullanabilmeleri, eğitim ortamı oluşturabilmeleri, eğitim-öğretim faaliyetlerinde başarılı olabilmeleri için çok önemli rol oynamaktadır. Öğretim programlarının doğru anlaşılması etkili bir uygulamanın ön koşuludur. Bu nedenle öğretim programı okuryazarlığı becerisine sahip öğretmenler eğitimin kalitesinin artırılmasında önemli bir faktördür. Bu çıkış noktasından hareketle bu çalışmada, öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık düzeylerinin yaşam boyu öğrenme eğilimi, teknolojik-pedagojik alan bilgisi yeterliği ve öz-yeterlik algı düzeyleri ile olan ilişkisinin ve bu faktörlerden ne düzeyde etkilendiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, araştırmanın genel amacı doğrultusundaki alt problemleri göz önünde bulundurularak nicel yaklaşıma dayalı olan betimsel, nedensel karşılaştırma ve ilişkisel modeller kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Van ilinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmuştur. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği", "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği", "Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi Ölçeği" ve "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık, TPAB yeterlik ve öz yeterlik algı düzeylerinin yüksek; yaşam boyu öğrenme eğilimi düzeylerinin ise çok yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık düzeyleri ile yaşam boyu öğrenme eğilimi, TPAB yeterliği ve öz yeterlik algı düzeylerinin ilişkili olduğu; ifade edilen faktörlerin program okuryazarlığını anlamlı bir şekilde yordadığı; bütün olarak bağımsız değişkenlerin öğretmenlerin program programı okuryazarlığının %44'ünü açıkladığı belirlenmiştir.
Öğretim elemanlarına göre yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörler: Anadolu Üniversitesi örneği
Günümüzde bilginin hızla üretimi, hayatın her alanında gözlenen değişim ivmesini yükseltmekte ve bu durum insanlarda öğrenme ihtiyacının artmasına yol açmaktadır. Bu durum, öğrenmenin okul hayatının ötesinde yaşamboyu devam etmesi gerektiğini gündeme getirmiştir. Yaşamboyu öğrenme anlayışı, her yaştan birey için önemli olmasının yanında, bilimsel ve kültürel ilerlemelere öncü olan üniversitelerde görevli öğretim elemanlarının, sürekli gelişen ve değişen çağa ayak uydurmaları, alanlarındaki gelişmeleri takip edip, kendilerini mesleki anlamda güncel tutabilmeleri için bir zorunluluktur. Bununla birlikte, toplumları eğiten ve geleceklerini şekillendiren öğretmenlerin yetiştirildiği eğitim fakülteleri, yaşamboyu öğrenme anlayışının topluma aşılanmasında ayrı bir yere sahiptir. Söz konusu misyonun gerçekleştirilmesinde, eğitim fakültelerinde faaliyet gösteren öğretim elemanlarının daha etkili desteklenmeleri ve süreçte daha aktif kılınmaları için yaşamboyu öğrenme konusunda mevcut düzeylerinin araştırılması gereklidir. Bu araştırmada, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme hakkındaki düşüncelerini ve yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörleri belirleyerek, söz konusu faktörler bağlamında eğitim fakültesinde faaliyet gösteren öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme düzeylerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen çalışma, keşfedici sıralı karma desen ile modellenmiştir. Söz konusu desen kapsamında araştırmanın nitel boyutu olgubilim, nicel boyutu ise tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırmanın nitel aşamasının katılımcılarını, 2014-2015 eğitim-öğretim yılı güz döneminde, Anadolu Üniversitesi'nin 17 fakültesinde faaliyet göstermekte olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanlarına sahip, toplam 65 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Söz konusu katılımcıların belirlenmesinde gönüllülük esası temelinde hareket edilmiş ve öğretim üyelerinin evren içindeki oransal dağılımına göre amaçlı örneklem alınmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında araştırma evreninin tamamına ulaşılmış ve 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde faaliyet göstermekte olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanlarına sahip toplam 235 öğretim elemanı katılımcı olarak yer almıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ulaşılan veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yazılı görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ulaşılan tema ve kodlara dayalı olarak, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında ise ilk aşamada elde edilen nitel bulgular doğrultusunda, araştırmacı tarafından, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme özelliklerini etkileyen faktörlere ilişkin sorular içeren bir anket formu geliştirilmiştir. Söz konusu veri toplama aracı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde faaliyet gösteren öğretim elemanlarına uygulanmış ve katılımcıların yaşamboyu öğrenme düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasının sonucunda, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme kapsamında mesleki etkinliklere, sosyal etkinliklere ve kişisel gelişim etkinliklerine katıldıkları belirlenmiştir. Katılımcılar, söz konusu sürece aktif katılımlarından bazı sorunlarla karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Bu sorunların kişisel, mesleki, kurumsal, toplumsal boyutları olduğu ayrıca, akademik sistemin yapısından, teknolojiden, bürokrasiden ve yetersiz olanaklardan kaynaklandığı bulgularına ulaşılmıştır. Öğretim elemanları, yaşamboyu öğrenmenin kişisel, mesleki ve sosyal-toplumsal açılardan, kendileri için önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte katılımcılar, yaşamboyu öğrenmeyi farklı boyutlarıyla tanımlamışlardır. Araştırmanın katılımcıları, öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme özelliklerinin bireysel ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ifade etmişlerdir. Söz konusu bireysel faktörler arasında, bireylerin kişisel, ekonomik, mesleki ve kültürel özelliklerinin yer aldığı belirlenmiştir. Çevresel etkenler kapsamında akademik sistemin yapısı, çalışılan kurum, faaliyet gösterilen bilim dalı, aile, çevre, toplum, maddi olanaklar, devlet yönetimi, bilgi iletişim teknolojileri ve medya faktörlerine ulaşılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasının sonucunda, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ndeki öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme anketinden aldıkları puanların, katılımcıların faaliyet gösterdikleri bölümlerine, anabilim dallarına, yaş aralıklarına, mesleki kıdem yılları, cinsiyete, akademik unvanlara göre farklılık gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca, Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının yaşamboyu öğrenme kapsamında katıldıkları etkinliklerin, ağırlıklı olarak bilimsel ve eğitmenlik etkinlikleri olduğu; söz konusu etkinlikleri sırasıyla spor etkinlikleri, sosyal etkinlikler, idari etkinlikler ve kişisel gelişim etkinliklerinin takip ettiği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulamaya, kurumlara ve araştırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşamboyu Öğrenme, Öğretim Elemanları, Akademisyenler, Yaşamboyu Öğrenmede Etkili Faktörler
Yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk üzerindeki etkileri
Sanayi devrimiyle başlayan teknolojik gelişmeler 20.yüzyılın sonlarında iyice hızlanmıştır. Sanayi ve teknolojideki bu gelişmeler sadece üretim süreçleri ve çalışma hayatında değil sosyal ve kültürel hayatımızda da köklü değişikliklere neden olmuştur. Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmek için çeşitli eğitimlere, meslek kurslarına, hizmet içi eğitimlere katılmak gerekli hale gelmiştir. Bu durum da yaşam boyu öğrenme kavramını ortaya çıkarmıştır. Kimi insanlar yaşam boyu öğrenme ve değişimlere ayak uydurmada daha başarılıyken kimi insanlar bu konuda daha yetersiz kalmıştır. Bu bağlamda yaşam boyu öğrenme kavramının nelere bağlı olduğu ve insanların bu konudaki yeterliliklerinin belirlenmesi konusunda çeşitli bilimsel çalışmalar literatürde yerini almıştır. Öte yandan öğretmen ve öğrencinin çeşitli nedenlerle bir araya gelememesi nedeniyle ortaya çıkan uzaktan eğitim kavramı da uzun yıllardır çeşitli şekillerde hayatımızda yer almaktadır. Özellikle 2000'li yıllardan sonra bilgisayar ve internet teknolojilerindeki hızlı gelişimle internet tabanlı uzaktan eğitim yaygınlaşmaya başlamıştır. Kullanımı yavaş yavaş artan çevrimiçi eğitim 2020 yılında tüm dünyayı etkileyen Covid 19 salgını sonrası hızla yayılmıştır. Çevrimiçi öğrenmenin verimini etkileyen unsurları belirlemeye ve çevrimiçi öğrenmenin verimini arttırmaya yönelik çeşitli çalışmalar da yıllar içerisinde literatürde yerini almıştır. Çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk da çevrimiçi öğrenmenin verimini etkileyen önemli unsurlardan biri olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda bu tez çalışmasında günümüzde eğitimin iki önemli kavramı olan yaşam boyu öğrenme ve çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla bu kavramlarla ilgili yapılan araştırmalar ve ölçek çalışmaları incelenmiştir. Literatürde oldukça geniş kabul gören Yaşam Boyu Öğrenme ve Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk ölçekleri aynı anda üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Elde edilen verilerle yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk alt boyutları üzerinde belirleyici etkileri olup olmadığını, varsa hangi boyutlarda etkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk alt boyutları olan bilgisayar/internet öz yeterliliği, öz güdümlü öğrenme, öğrenici kontrolü, öğrenme için motivasyon, çevrimiçi iletişim öz yeterliliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermiştir.
Mesleki ve teknik eğitimde öğrenci uygulama becerilerinin arttırılması: AB Hayat Boyu Öğrenme Programı uygulamaları
Teknolojinin hızla geliştiği dünyada mesleki ve teknik eğitime büyük bir önem verilmeye başlanmıştır. Ülkemizde özellikle Cumhuriyetin ilanından sonra mesleki ve teknik eğitimde büyük atılımlar yapılmıştır.Avrupa Birliği ile ilişkilerin artmasıyla Avrupa'daki eğitim projelerine ülkemiz de katılmış, özellikle Leonardo da Vinci projelerinde Avrupa'daki çoğu ülkenin de önüne geçilmiştir. Uygulanan projelerde öğrenci, öğretmen, uzman ve yeni mezunlar mesleki olarak eğitilmekte ve projeler başarı ile sonuçlandırılmaktadır.Bu çalışma ile resmi olarak başarıyla uygulandığı görülen projelerin, pratikteki uygulamaları araştırılmıştır. Özellikle staj çalışması yapan öğrencilerin Türkiye ve Avrupa da yaptıkları uygulamaların verimliliği üzerinde durularak sanayinin ihtiyacı olan kalifiye elemanların nasıl yetiştirilmesi gerektiği ve ne çeşit uygulama becerilerle donatılması gerektiği üzerinde durulmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde mesleki ve teknik eğitim geçmişten günümüze durumu ve aynı zamanda mesleki ve teknik eğitim için hazırlanmış büyük projeler incelenmiş, ikinci bölümde Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik programları incelenmiş ve üçüncü bölümde "Öğrenci uygulama Becerilerinin Arttırılmasında Leonardo da Vinci Projelerinin Değerlendirilmesine Yönelik bir Uygulama" yapılmıştır.Çalışma nitel araştırmanın veri toplama yöntemlerinden odak grup görüşmesi ile yapılmıştır. Odak grup görüşmesi yapılan öğrenciler hem yurt içinde hem de yurt dışında staj çalışması yapmış öğrencilerden seçilmiştir. Ulusal Ajans tarafından olumlu sonuç verilen bu projelerin pratikteki verimi, katılımcıların bakış açısından incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Projeleri, Leonardo da Vinci Projeleri, Mesleki ve Teknik Eğitim, Odak Grup, Staj, Ulusal Ajans
Öğrencilerin bilgi okuryazarlığı becerilerini geliştirmede kullanıcı eğitiminin rolü: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi örneği
Eğitimli ve sağlıklı her bireyin sahip olması gereken okumak, yazmak ve bilmek gibi temel bilgi ve beceriler günümüzün rekabetçi dünyasında başarılı olmak için yeterli değildir. Bilgi toplumu, bilgi çağı, teknoloji çağı gibi özelliklerle nitelenen günümüz dünyasında kişilerin başarılı olabilmesi için bilgi temelli gelişim ve değişim becerilerine, diğer bir ifadeyle bilgi okuryazarlığı becerilerine sahip olması zorunlu hale gelmiştir. Bilgi ihtiyacının farkında olma, arama, erişme, değerlendirme, kullanma ve paylaşma becerilerini kapsayan bilgi okuryazarlığının bireylere kazandırılmasında üniversite eğitiminin hedeflerine bilgi hizmetleri aracılığıyla katkı sağlayarak, eğitim-öğretim ve araştırmaları destekleyen üniversite kütüphanelerinin rolü yadsınamaz. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin bilgi toplumuna hazır olmaları için üniversite kütüphaneleri tarafından verilecek olan planlı, programlı ve sistematik bir bilgi okuryazarlığı programının önemine dikkat çekmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla bir bilgi okuryazarlığı programı oluşturulmuş ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinden seçilen örneklem gruba uygulanmıştır. Uygulanan bilgi okuryazarlığı programının sonunda öğrencilerin başarı değişim düzeyi ölçülmüş ve elde edilen veriler doğrultusunda üniversite kütüphanelerinde verilen kullanıcı eğitiminin amacı ve içeriğine yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Öğrencilerin bilgi erişim ve kullanma becerilerinin değerlendirilmesi: Çankırı Karatekin Üniversitesi örneği
Bu çalışmada Çankırı Karatekin Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gören 1.sınıf öğrencilerinin bilgi okuryazarlığı becerilerini ve farkındalıklarını ölçmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda yürütülen çalışmanın örnekleminin, Çankırı Karatekin Üniversitesi, TDE 1.sınıf birinci öğretim ve 1.sınıf ikinci öğretim öğrencilerinden oluşan toplam 79 kişi oluşturmaktadır. Bu kişilerden kontrol ve deney grupları oluşturulmuştur. Grupların bilgi okuryazarlığı becerilerini ve farkındalıklarını ölçmek için ön test ve son test yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca kontrol grubuna klasik yöntemle ders anlatımı yapılırken deney grubuna ise bilgi okuryazarlığı ile bütünleştirilmiş ders anlatımı yapılmıştır. Ders anlatımlarının ardından her iki gruba da araştırma performans görevi verilmiş ve bu görevden sonra son test uygulanmıştır. Elde edilen veriler ile grupların kendi içinde uygulanan ön test ve son testleri arasındaki farklılıklar ele alınmış ve kontrol ile deney grubunun test sonuçları karşılaştırılmıştır. Bunun yanı sıra araştırma performans görevleri rubrik esas alınarak puanlanmış ve bilgi okuryazarlığı becerilerine dair değerlendirme yapılmıştır. Bu yöntemler ile araştırma sorularına cevap aranarak bu konuda öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilgi okuryazarlığı, yaşam boyu öğrenme, öğrenmeyi öğrenme, bilgi erişim, bilgi toplumu
Getting inside the mental lives of students: Learned helplessness, problem solving skills and lifelong learning tendency in EFL context
Human learning is multi-dimensional and progressive in nature, and it lasts a lifetime, getting influenced through a variety of elements. Students' own mental lives, one of those elements, nurture and complete this process since students' standpoints pertinent to learning can give a certain shape to their own learning and provide insight into their stance as language learners. Therefore, it is of great importance to deal with student thinking in learning process, which embodies both problems and solutions within itself. Since it is difficult to separate this process from learned helplessness, problem solving skills and lifelong learning tendency, this study dwells upon the interaction among these variables. The participants of the study were university students from different departments and they were selected via "Purposive Sampling". 35 students from first, second, third and fourth years at university participated in the study. The data were gathered through 14 different instruments, including a series of both open-ended and close-ended questionnaires, scales, autobiographies, grid tables, critical incidents, situation-based scenarios and interviews. The collected data were analysed in two terms. That is, the scales administered to the students were analysed through SPSS and the other data gained in an open-ended fashion were subjected to content analysis. In this respect, this study bore both quantitative and qualitative features. The study elicited two groups of students with and without learned helplessness. Both groups were identified to attribute success and failure in learning English to different factors. However, students with higher tendency to learned helplessness attributed success to review and good educational background, and failure to lack of self-evaluation and not viewing English as necessary, which were found to be statistically significant. Moreover, both groups were detected to consult to coping strategies in case of an academic failure; however, students with more tendencies toward learned helplessness were found to have higher coping scores even though it was not statistically significant. In contrast, students without learned helplessness were ascertained to have a higher inclination to lifelong learning, which was seen to be statistically significant. As for the relation between these notions, learned helplessness was established to have a positive but weak correlation with problem solving skills. However, learned helplessness was detected to bear a negative and medium level correlation with lifelong learning propensity, which was found to be statistically significant. Accordingly, it was identified that a decrease in learned helplessness predicted lifelong learning tendency in a statistically significant manner. Furthermore, interview results shed light into the students' own perceptions on the reasons of belief in inability to learn English, the interaction among learned helplessness, problem solving skills and lifelong learning disposition, and indicated that university education had a positive influence on their problem solving and lifelong learning inclination for some students. Keywords: Learned helplessness, problem solving skills, lifelong learning tendency
Polislerin hayat boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, polis memurlarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini incelemek ve bazı demografik değişkenlerle ilişkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini 2018 yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil İlçesi Emniyet Müdürlüklerinde görevli polis memurları oluşturmaktadır. Çalışmamın örneklemini ise farklı birimlerde görev yapan rasgele seçilen 304 polis memuru oluşturmaktadır. Nicel yaklaşım çerçevesinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve Yaman ve Yazar (2015) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği tespit edilmiş ve Cronbach Alpha katsayısı 0,97 olarak bulunmuştur. Araştırmada istatistiksel analizlerde bağımsız örneklemler t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, çalışmaya katılan polis memurlarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, polislerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin; cinsiyete, öğrenim düzeyine, mezun olunan okul türüne ve görev yapılan birime göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, buna karşın yaş, mesleki kıdem ve yabancı dil bilgisi bakımından ise anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerine ilişkin görüşlerinin çoklu değişkenler açısından incelenmesi
Yenilenen ilköğretim programları ile birlikte mezun olacak öğrencilerin özellikle onları hayatta başarılı kılacak becerilerle donanmış olarak mezun olmaları hedeflenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programlarında özellikle bu beceriler 21. yy becerileri bağlamında bilimsel süreç, yaşam becerileri ve mühendislik ve tasarım becerileri olarak sınıflandırılmıştır. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerini betimlemek ve bu beceriler üzerinde etkili olabileceği düşünülen bazı değişkenlere (cinsiyet, kıdem, akademik başarı, görev yaptığı yer) göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. Özellikle sınıflarında öğrencileri için bir model olan öğretmenlerin bu becerilerinin belirlenmesi onların öğrencilerine sunacağı fırsatların şekillenmesi açısından önemlidir. Çünkü yaşam becerileri, insanların günlük yaşamın sorumlulukları ile başa çakabilmelerine yardımcı olacak, öğrenmeye dayalı bir davranış biçimidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama tekniği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemi Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan TRC11Gaziantep, TRC21Şanlıurfa, TRC31 Mardin, TRC33 Şırnak illerine görev yapan 456 sınıf öğretmeninin rastgele seçilen ve araştırma sürecine gönüllü olarak katılan sınıf öğretmenleriyle oluşturulmuştur. Araştırma verileri, Cronbach Alpha güvenirlilik katsayısı. 90 olarak hesaplanan Yaşam Becerileri Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile birlikte parametrik olmayan analiz teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; genel olarak sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerini yüksek düzeyde kullandıkları belirlenmiştir. Diğer bir sonuç ise; sınıf öğretmenlerin yaşam beceri seviyeleri yaşadıkları şehirlere bağlıdır. Bunun yanında erkek sınıf öğretmenlerinin yaşam becerini kullanma düzeyi daha yüksek düzeydedir. Özellikle duygularla ve stresle başa çıkma becerisinde kadın öğretmenlerin ortalamaları daha düşük düzeyde kalmıştır. Genel olarak, Güney Doğu illerinden doğu illerine doğru gidildikçe yaşam becerilerini kullanma durumlarının arttığı saptanmıştır. Bununla birlikte, akademik başarı ve kıdem gibi bazı bağımsız değişkenler sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerinin daha yüksek düzeyde oluşmasını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenleri, yaşam becerileri, yaşam boyu öğrenme becerileri
Üniversite öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri (Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi örneği)
Bu araştırmada Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri incelenmiş, bu eğilimlerin cinsiyete, fakülteye, akademik ortalamaya, yaşa, sınıf düzeyine, anne ve baba eğitim durumuna, ikamet edilen yerleşim yerine, ikamet şekline, lisansüstü eğitim yapma isteğine, devlet kurumlarında çalışma isteğine, üniversite yaşam kalitesi algısına, bölüm/fakülte/üniversite/şehir memnuniyetine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi bünyesinde öğrenim gören son sınıf öğrencileri; örneklemini ise rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 400 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Diker-Coşkun ve Demirel (2012) tarafından geliştirilen, dört faktörden oluşan ve .89 güvenirliğe sahip olan 27 maddelik 6'lı Likert tipli "Üniversite öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri" ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise araştırma problemlerinin özelliklerine göre betimsel istatistiklerden (aritmetik ortalama, standart sapma), t testinden ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin alt boyutları için çeşitli değişkenler açısından farklılaşmanın olduğu görülse de, ölçeğin toplam puanı üzerinden, öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyete, akademik ortalamaya, anne/baba eğitim durumuna, ikamet edilen yerleşim yerine, ikamet şekline, lisansüstü eğitim yapma isteğine, devlet kurumlarında çalışma isteğine, üniversite yaşam kalitesi algısına, bölüm/fakülte/üniversite/şehir memnuniyetine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Diğer taraftan ise öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin yaşa, fakülteye ve sınıf düzeyine göre istatistiksel açıdan farklılaştığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğrenmeyi Düzenleme, Üniversite öğrencileri, Yaşam Boyu Öğrenme
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının kişilik tipleri ile yaşam boyu öğrenme yeterlik algılarının incelenmesi (Manisa Celal Bayar Üniversitesi örneği)
Bireyin kendine özgü özelliklerinin bir bileşimi olan kişilik, yaşamdaki en kritik seçimlerinde belirleyicisidir. Meslek seçiminde büyük bir öneme sahip olan kişilik, bireyin ilgi alanı ve yeteneğiyle örtüşürse başarı da artar. Kişilik özelliklerinin etkili olduğu en önemli mesleklerden birisi de öğretmenliktir. Nasıl öğretileceğini bilen, alanlarını tanıyan, güncel gelişmeleri takip eden, kendisini geliştiren bir öğretmen, öğrencilerine yaşam boyu öğrenme için en önemli rol model olacaktır. Bu nedenle öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenen ve öğreten olma yolunda yetiştirilmeleri gerekmektedir. Bu araştırma ile öğretmen adaylarının kişilik tipleri (A ve B tipi) ve yaşam boyu öğrenme yeterlik algılarının belirlenmesi ve çeşitli değişkenlere (cinsiyet, mezun olunan lise türü, ikamet edilen yer, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile geliri )göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma genel tarama türünde bir araştırma olup, çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 1, 2, 3 ve 4. sınıf sosyal bilgiler öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma grubunun tamamına ulaşılmış, bu sebepten örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik değişkenlerin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde 20 maddeden oluşan "A ve B Tipi Kişilik Yapısı Ölçeği", üçüncü bölümde ise 51 madde ve 6 alt boyuttan oluşan "Yaşam boyu Öğrenme Yeterlikler Ölçeği (YBÖYÖ)" yer almaktadır. Toplanan verilerin istatiksel paket programında; normallik testi ile analizi yapıldıktan sonra çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amacıyla bağımsız gruplar için t testi ve tek-yönlü ANOVA testi ve Ki Kare testi uygulanmıştır. Ayrıca kişilik tipleri ile yaşam boyu öğrenme yeterlik algıları arasında anlamlı ilişki bulunup bulunmadığına yönelik korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda yaşam boyu öğrenme yeterlik algıları ile ikamet edilen yer, sınıf düzeyi, aile gelir düzeyi, baba eğitim durumu ve kişilik tipi değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilirken; cinsiyet, mezun olunan lise türü, anne eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının kişilik tiplerinin ise sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet, mezun olunan lise türü, ikamet edilen yer, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile geliri değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Yaşam Boyu Öğrenme, Kişilik Tipleri, Sosyal Bilgiler, Eğitim Bilimleri.
Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi (Manisa- Demirci ilçesi örneği)
Bilgideki hızlı birikim, değişim ve paylaşım kanallarındaki çeşitlilik, öğretimin artık eğitim kurumlarıyla sınırlı olmadığını, yaşam boyu öğrenmenin zorunlu olduğunu ortaya çıkartmaktadır. Uzaktan eğitim, e-öğrenme, mobil öğrenme gibi farklı kavramların ortaya çıkması ile birlikte bireyler farklı coğrafyalardan bile bilgi kaynaklarına kolayca ulaşabilmekte ve yaşam boyu öğrenme yolunda ilerleyebilmektedirler. Bu bağlamda bireylerin iyi birer yaşam boyu öğrenen olmaları için yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin ortaya çıkarılması oldukça önem arz etmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, çalışma grubu hakkında genel bir yargıya varma imkânı sağlayan modellerden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Manisa İli Demirci ilçesinde devlet okullarına bağlı ilköğretim kurumlarında görev yapan toplam 130 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, iki bölümden oluşan veri toplama aracı kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama aracının ilk bölümünde demografik değişkenler, ikinci bölümde ise "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" yer almaktadır. Toplanan verilerin analizi için istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerine ilişkin puanları bulmak amacıyla betimsel istatistikler; bu puanların demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için, gruplar normal dağılım göstermediğinden, bağımsız iki kategorilerde non-parametrik analizlerden Mann Whitney U ve bağımsız üç veya daha fazla kategorilerde non-parametrik analizlerden Kruskal Wallis H testti kullanılmıştır. Karşılaştırmalar incelendiğinde anlamlı bir farklılık çıkması durumunda Bonferroni düzeltilmesi yapılarak Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin iyi düzeyde olduğu şeklinde ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyet, yaş, meslekte çalışma süresi, mezun olunan üniversite, hizmet içi eğitim durumu, kişisel ve mesleki gelişim ile ilgili faaliyetlere katılma ve sosyal paylaşım ağlarını kullanma değişkenlerine göre anlamlı farklılık olmadığı ancak meslekte çalışma süresi değişkeni için sebat ve motivasyon alt boyutlarında anlamlı farklılık belirlendiği yönünde olarak tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermayeleri ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerini ve kültürel sermaye yeterliklerini belirlemektir. Araştırmada öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermaye yeterlikleri cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumu, mesleğe ilişkin görüş, kitap okuma sıklığı, anne-baba eğitim durumu ve aylık toplam gelir değişkenleri açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modelinde olan araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde (Çukurova, Seyhan, Yüreğir, Sarıçam) görev yapan 419 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Bu araştırmada veriler "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği" "Kültürel Sermaye Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgiler formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile birlikte Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin "kısmen uyuyor" aralığında yani yaşam boyu öğrenme eğilimine sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri cinsiyet, yaş, mesleğe ilişkin görüş, kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu, kardeş sayısı, aylık toplam gelir değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılık gösterirken; kıdem, eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlikleri yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerin kütürel sermaye yeterliklerinin kıdem, kitap okuma sıklığı, anne-baba eğitim durumu değişkenlerinden istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde etkilediği ancak cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleğe ilişkin görüş, kardeş sayısı ve aylık toplam gelirlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermaye yeterlikleri arasında orta düzeyde (r=.383) anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak elde edilen bulgular ışığında yaşam boyu öğrenme ve kültürel sermayenin birbiriyle etkileşim içerisinde olan iki nitelik olduğu; yaşam boyu öğrenme eğilimi arttıkça kültürel sermayeninde artacağı görülmüştür. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kültürel sermayelerinin yüksek çıkması "aktarım" yoluyla yetiştirdikleri öğrencilerinde de bu niteliklerin yüksek olmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Kültürel sermaye yeterliliği, sınıf öğremeni, yaşam boyu öğrenme eğilimi
Hemşirelik öğrencilerinde yaşam boyu öğrenme eğiliminin stresle baş etme davranışlarına ve mesleki yetkinliklerine etkisi
Amaç: Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikteki bu çalışmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, stresle baş etme davranışlarına ve mesleki yetkinliklerine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Şubat-Mart 2022 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde 2., 3. ve 4. sınıfa kayıtlı 496 öğrenci ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri, "Öğrenci Tanıtım Formu", "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimi Ölçeği", "Hemşirelik Öğrencilerinin Yetkinlik Ölçeği" ve "Hemşirelik Öğrencileri İçin Stresle Baş Etme Davranışları Ölçeği" kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde sosyodemografik özellikleri tanımlamak için sayı, yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır. Kolmogorov-Smirnov normallik testi sonucu veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" puan ortalaması 66,67±10,64, "Hemşirelik Öğrencileri Yetkinlik Ölçeği" puan ortalaması 243,56±41,94, "Hemşirelik Öğrencileri için Stresle Baş Etme Davranışları Ölçeği" puan ortalaması 41,01±14,33 olarak saptanmıştır. Hemşirelik öğrencilerinin "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" ve "Hemşirelik Öğrencileri Yetkinlik Ölçeği" arasında zayıf, pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" ve "Hemşirelik Öğrencileri için Stresle Baş Etme Davranışları Ölçeği" arasında alt boyutlarda zayıf ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0,05). Sonuçlar: Çalışma bulguları, öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile mesleki yetkinlikleri ve stresle baş etme davranışları arasındaki ilişkinin olumlu olduğunu göstermektedir.
NLP perspektifinde hayatboyu öğrenmede karşılaşılan sorunların incelenmesi
Yaşam devam ettiği sürece ayakta kalmak için değişmek, öğrenmek, uyum sağlamak gerekir. Daha önceki yıllarda kursların azlığı, ulaşım, sosyalleşmesinin az olmasından dolayı yetişkinlerin zorunlu eğitim dışında eğitime ya da eğitim içerikli kurslara katılması oldukça zordu. Günümüze yaklaştıkça imkânların artması, sosyalleşmenin yaygınlığı nedeniyle bilgiye daha kolay ulaşabilmektedir. Kurs alınacak yerlerin artması da büyük bir etkendir. Yetişkin eğitimlerine ulaşmak daha kolay olurken bu defa kişiye göre özel engeller devreye girmektedir.Bu sebepler incelendiğinde zaman kısıtlaması,çevrenin etkisi,düşük özgüven,finansal kısıtlamalar ve özellikle ailevi sorumluluklar etkili olmaktadır. Bu sorunları sınıflandırmak ve çözüm sunmak için NLP teknikleri faydalı olacaktır.NLP kişilerin algılarını değiştirebilmeleri için birçok teknik ve bakış açısı sunmaktadır. Bu tekniklerden birisi de Gregory Bateson tarafında ileri sürülen değişim mantıksal düzeyleridir (Dilts, 1999). Değişimin mantıksal düzeyi altı basamaktan oluşmaktadır. Bunlar çevre, davranış, yetenek, inanç ve değerler, kimlik ve amaç basamaklarıdır. Her bir basamak için farklı sorular oluşturularak ölçek haline getirildi.Demografik özelliklere göre değişimin mantıksal düzeyi tek tek analiz edildi.T-test ve anova uygulandı.Sonuçta katılımcıların %92 'si eğitim almaya isteklidir.Çalışmamızda katılımcıların %11,1'i kendisini hiçbir basamakta engellenmiş görmez iken %89 'u kendisini en az bir basamakta engellenmiş hissetmektedir.Katılımcıların sorun yaşadığı en yüksek basamak;yetenek-inanç ve değerler basamağında olmaktadır.NLP teknikleri kullanılarak çözüm üretilmesi sağlanacaktır.
Sınıf öğretmeni adaylarının acil uzaktan eğitim sürecindeki yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve öz-yönetimli öğrenme becerilerinin incelenmesi
Aralık 2019'da COVID-19 pandemisi nedeniyle neredeyse tüm dünyada eğitim kurumlarına geçici süre ile ara verilmiş ve bununla birlikte okullar öğrencilerin eğitimlerine devam edebilmeleri için uzaktan eğitim sürecine geçmiştir. Bu hızlı geçiş, uzaktan eğitim deneyimi olan veya olmayan her eğitimci ve öğrenci için uzaktan eğitim yöntemiyle ders vermek veya almak zorunluluğuna dönüşmüştür. Bu süreçte öğrenciler kendi öğrenmelerinden sorumludur ve öğrenme süreçlerini planlar, izler ve değerlendirir. Uzaktan eğitim ile birlikte öğrencilerin öğrenmelerinin sorumluluğunu tecrübe etmelerine izin vermek, öz-yönetimli öğrenme becerileri kazanmalarına ve özgür öğrenenler olarak yaşam boyu öğrenmelerine yardımcı olur. Bu doğrultuda araştırmada acil uzaktan eğitim sürecindeki sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve öz-yönetimli öğrenme becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma araştırma desenlerinden açıklayıcı sıralı desen olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna yönelik veriler, katılımcılara eğitim yılı başında ve sonunda ölçekler uygulanarak toplanmıştır. Nitel boyuta ilişkin veriler ise uygulama sonunda yarı yapılandırılmış görüşmeler yolu ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2020-2021 eğitim yılı güz ve bahar döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim görmekte olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf olmak üzere toplam 224 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmada veriler "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği", "Öz-Yönetimli Öğrenme Becerileri Ölçeği" ve acil uzaktan eğitim sürecinde sınıf öğretmeni adaylarının görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu olmak üzere farklı veri toplama araçları ile toplanmıştır. Araştırma bulgularının genel değerlendirmesi yapıldığında uzaktan eğitim sürecinde sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve öz-yönetimli öğrenme becerileri son test ortalama puanlarının ön test ortalama puanlarına göre daha yüksek olduğu ancak istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öz-yönetimli öğrenme becerileri ölçeği alt boyutu olan öz-izleme boyutunda ise anlamlı bir farklılık bulunmuş, uzaktan eğitim sürecinin sınıf öğretmeni adaylarının öz-izleme becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırma katılımcıları olan sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşleri incelendiğinde bu süreçte yaşam boyu öğrenmeleri ve kendi kendine öğrenmelerine dair olumsuz görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçların yanı sıra sınıf öğretmeni adayları uzaktan eğitim sürecinin kendilerine ayıracak zaman bulabilmeleri, kişisel ve mesleki gelişim programlarına kolayca erişim sağlamaları ve kendi öğrenme ihtiyaçlarını belirlemeleri gibi yararları olduğunu belirtmiş ve bununla birlikte öğrenme ortamlarında etkileşimin az olması, kendi öğrenme süreçlerini planlayamama ve öz kontrollerini sağlayamama gibi zorluklarının olduğunu belirtmişlerdir.
Belediye çalışanlarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile teknoloji kabul ve kullanım düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan personellerin Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri ile Teknolojik Kabul ve Kullanım Düzeyleri Arasındaki İlişkinin incelenmesi ve bazı demografik değişkenlerle ilişkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini 2019 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin en yoğun birimleri olan ve vatandaşın en çok hizmet talebinde bulunduğu GASKİ, İtfaiye ve Zabıta teşkilatlarında görev yapan belediye personelleri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise bu farklı birimlerde görev yapan rasgele seçilen 246 belediye çalışanı oluşturmaktadır. Nicel yaklaşım çerçevesinde sorulara cevap aranan bir araştırmadır. Çalışmada hedeflenen değişkenleri belirlemek maksadıyla aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve Yaman ve Yazar (2015) tarafından geliştirilen 'Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği' ile 'Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli Ölçeği' uygulanılmıştır. Ölçeklerin sonuçlarının hatadan uzaklığı onaylanmış ve Cronbach Alpha katsayısı (0,97)'yi göstermiştir. Çalışmada istatistiksel analizlerde ilişkisiz evren bütününü yansıtacak örneği belirlemek için t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçların değerlendirilmesi neticesinde, çalışmaya katılan belediye çalışanlarının Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimlerinin ile Teknolojik Kabul Düzeyleri orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, belediye çalışanlarının Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri ile Teknolojik Kabul ve Kullanım Düzeylerinin; 'Cinsiyete, öğrenim düzeyine, hizmet süresine, alınan kurs sayısına' göre istatistiksel değerlendirme neticesinde anlamlı bir farklılık olmadığı, buna karşın Hedonik Motivasyon ile Kursa Gidip Gitmeme bakımından ise anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Projelerine ilişkin öğretmen ve yönetici görüşleri(Kahramanmaraş ili örneği)
Bu araştırma Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Projelerine ilişkin öğretmen ve yönetici görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Kahramanmaraş ilinde görev yapan, 2005-2009 yılları arasında Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Projelerine katılmış öğretmen ve yöneticiler oluşturmaktadır. Bu araştırmada çalışma evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Bu araştırma kapsamında kullanılan başlıca veri toplama aracı; Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programlarına ilişkin öğretmen ve yönetici görüşlerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş olan ankettir. Araştırmada verilerin analizinde; yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi incelendiğinde; Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programlarının yararlanıcıların mesleki ve kişisel gelişimlerini artırdığı, kültürler arası ilişkileri geliştirdiği ve eğitim sisteminin gelişimine katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yararlanıcılar Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programlarının yabancı dil öğrenimini kolaylaştırdığı ve teşvik ettiği yönünde görüş bildirmişler; programların evrensel bir niteliğe sahip olduğunu, ayrımcılıkla mücadele ettiğini ve milli kültürümüz için bir tehdit olarak görmediklerini ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları, Hayat Boyu Öğrenme Programı, Comenius, Grundtvig, Leonardo da Vinci, Youth.
Ortaöğretim yetkinliklerini karşılama düzeyi açısından sosyoloji ders programının değerlendirilmesi
Yetkinlikler kişilerin bireysel gelişimini, topluma etkin ve sorumlu olarak katılımlarını, istihdam edilebilmelerini destekleyen temel becerilerdir. Sosyoloji eğitimi içinde yaşanılan toplumu analiz ederek bireylerin günlük hayata aktif katılımını sağlamayı hedeflemektedir. Bu araştırma ile sosyoloji ders programının ortaöğretim yetkinliklerini karşılama düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Düzce ilinde bulunan 91 felsefe grubu öğretmeni- öğretmen adayı ve sosyoloji dersi seçen 330 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmadaki nicel veriler "Sosyoloji Ders Programının Ortaöğretim Yetkinliklerini Karşılama Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır ve verilerin analizinde betimsel istatistikler, parametrik testler (t-Testi, ANOVA), parametrik olmayan testler (Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H) ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenerek yorumlanmıştır. Öğretmenlere göre sosyoloji ders programı ortaöğretim yetkinliklerini doğrudan veya dolaylı olarak yeterli düzeyde karşılamaktadır. Buna göre, sosyoloji ders programının doğrudan karşıladığı "anadilde iletişim" yetkinliğinin oldukça ve "sosyal ve vatandaşlık" yetkinliğinin ise kısmen karşılandığı ifade edilmiştir. Dolaylı olarak karşılandığı ifade edilen yabancı dillerde iletişim, matematik ve bilim/teknolojide yetkinlik, dijital kullanım, öğrenmeyi öğrenme, inisiyatif alma ve girişimcilik, kültürel farkındalık ve ifade yetkinliklerinin ise yeterli düzeyde karşılanmadığı belirtilmiştir. Ayrıca öğretmen görüşleri kişisel özelliklere göre anlamlı farklılık sergilememektedir. Öğrencilere göre sosyoloji ders programı ortaöğretim yetkinliklerini doğrudan ve dolaylı olarak yeterli düzeyde karşılamamaktadır. Kitap okuma sıklığı değişkeni dışında kişisel özellikler anlamlı farklılık oluşturmamaktadır. Öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında ise ilişki bulunamamıştır. Bu çalışmada yetkinliklerin karşılanabilmesi için sosyal sorumluluk projelerine ve okul içi kulüp çalışmalarına katılımın sosyoloji dersi kapsamında ele alınması önerilmektedir. Böylece bu dersin hayatla okul arasında köprü işlevi görmesi sağlanabilir.
İşletmeler ve eğitim kurumlarının entegrasyonu: İş-eğitim koçluğu modeli
Bu araştırmanın amacı, işletmelerle eğitim kurumları arasında iş birliğinin sağlanması ve iş birliği modellerinin geliştirilmesi için eğitim kurumları ile işletmeler arasında entegrasyon sorunu olup olmadığını ortaya koymak ve sorunun çözümüne katkı sağlayabilecek bir iş birliği modeli önermektir. Çalışmada nitel araştırma geleneği içerisinde yer alan yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi tercih edilmiştir. Yapılan çalışmada işletmelerle eğitim kurumları arasında bir entegrasyon sorunu olduğu, iş-eğitim koçluğu modelinin sorunun çözümüne katkı sağlayabileceği, modelin işletmelerle eğitim kurumları arasında iş birliği ve entegrasyonun yanında işletmelerin bağlı olduğu odalar ve işletmelere destek sağlayan kurumlarla da iş birliğini artırabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları alanda entegrasyon sorunu üzerine ulusal ölçekte çalışma olmaması, entegrasyon sorununun nedenleri ile ilgili derinlemesine araştırmaların bulunmaması ve paydaş kurumlar arası iş birliği modelinin daha önce uygulanmamış olmasıdır. Alanda daha önce uygulanmamış bu modelin pilot çalışması yapıldığı takdirde modelin uygulanabilirliği ortaya çıkmış olacaktır. Yapılan bu çalışmanın alana farklı bir bakış açısı getireceği, entegrasyon sorununun çözümüne katkı sağlayabileceği, alanda iş birliği modelleri ile ilgili farklı çalışmaların yapılacağı düşünülmektedir.
Hayat boyu öğrenmeye ilişkin araştırmaların sosyal ağ analizi ile incelenmesi
Bir konu hakkında yapılan çalışmaların incelenmesi o konu hakkındaki bilgi ağ yapısının oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Yapılan ilgili çalışmalar konu hakkındaki bilgi ağ yapısının oluşturulmasında önemli bir yer tutmaktadır. Hayat boyu öğrenme, kalkınma ve gelişmeyi sağlamanın en önemli aracı hâline gelirken bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu tez kapsamında hayat boyu öğrenmeye ilişkin araştırmalar sosyal ağ analizi ile incelenerek hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısı ortaya çıkarılmış ve yıllar içerisindeki değişimi incelenmiştir. Araştırmanın verilerini Yükseköğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında bulunan 47 adet yüksek lisans ve doktora tezi oluşturmuştur. Hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısının yıllar içerisindeki değişimini incelemek için çalışmanın verilerini oluşturan 2007-2017 yıllarını kapsayan tezler dört döneme ayrılarak incelenmiştir. Bu çalışmada hayat boyu öğrenme ile ilgili şimdiye kadar yapılmış olan çalışmalardan farklı olarak sosyal ağ analizi yöntemi kullanmıştır. Sosyal ağ analizi yöntemi birçok alanda yaygın olarak kullanılmakta ve yapılan ölçüm sonuçlarını görsellerle zenginleştirmektedir. Bu tez çalışmasında oldukça işlevsel yardım menüsüne sahip UCINET 6 sosyal ağ analizi programı kullanılmıştır. UCINET 6 sosyal ağ analizi programı ile merkezileşme, boylamsal ağ analizi ve ağ yoğunluğu ölçümleri yapılmış ve içerisinde bulunan Netdraw programı ile ilgili görseller oluşturulmuştur. Literatür incelemesi sonucunda hayat boyu öğrenme ile ilgili yapılmış olan tez ve makalelerin çoğunlukla yazılma amacını oluşturan 6 adet amaç kodlanarak matrisler oluşturulmuş ve sosyal ağ analizi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda düşünce, algı, tutum incelemesi amacıyla yazılan tezlerin, hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısını oluşturmada önemli bir yere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Hayat boyu öğrenme bilgi ağının yıllar içerisindeki değişimini incelemek için ayrılan dört dönemde, hayat boyu öğrenme bilgi ağını oluşturan tez yazılış amaçlarının farklı olduğu bulunmuştur. Ayrıca bir dönem içerisinde tez sayısı arttıkça tez yazılma amacının çeşitleneceği düşünülürken tam tersi sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayat Boyu Öğrenme, Bilgi Ağı, Sosyal Ağ Analizi
Influence du Programme LLP/Comenius sur l'éducation, l'enseignement et sa contribution à la présentation culturelle d'un pays.
The main purpose of this study is to determine the impact of Comenius programme on teaching, education and cultural presentation of a country.In this research, the European Union Education and Youth Programmes and especially the current applications of Comenius Programme have been examined.During this qualitative research, the interviews have been realized with the teachers and students from four Turkish schools who have participated in the Comenius project partnerships. Foreign coordinators have been contacted via e-mail. We also examine the experiences of five Turkish Comenius assistants.At the end, we interpret the data collected to determine the effect of Comenius programme on teaching, education and cultural presentation and offer some recommendations to the future project partners and assistants.
Hayatboyu öğrenme programının, insan kaynaklarının mesleki sosyal gelişimine, yabancı dil gelişimine, istihdamına ve yeterliliklerin tanınmasına sağladığı katkı açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ?Hayatboyu Öğrenme Programının, insan kaynaklarının mesleki sosyal gelişimine, yabancı dil gelişimine, istihdamına ve yeterliliklerin tanınmasına sağladığı katkı nedir?? sorusuna cevap aramaktır. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada, programın, katılımcıların mesleki sosyal gelişimine, yabancı dil gelişimine, istihdamına katkısı ile yeterliliklerin tanınmasına ve kurumların çevresiyle olan işbirliklerine katkı düzeyleri, bulgulara dayalı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Avrupa Birliği Hayatboyu Öğrenme Programı 2008 Yılı Leonardo da Vinci Hareketlilik Projelerine katılan, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görevli, yönetici, öğretmen ve öğrencilerden oluşan 1515 kişilik evrenden, basit tesadüfî örneklem metoduna uygun olarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak web tabanlı bir anket kullanılmıştır. Anket, Ulusal Ajansın izniyle, örneklem olarak alınan katılımcıların e-posta adreslerine gönderilerek uygulanmış, 421 anket değerlendirmeye alınmıştır. Toplanan veriler çözümlenirken bağımsız ölçümler için Kruskal Wallis H-Testi ve Mann-Whitney U Testi uygulanmış, frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Hayatboyu Öğrenme Programının, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenlerin mesleki gelişimine, yabancı dil gelişimine ve kurumların çevresiyle olan işbirliklerine katkısı iyi düzeyde bulunmuştur. Projelerin, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin mesleki-sosyal gelişimine katkısı iyi, yabancı dil gelişimine katkısı orta düzeyde fakat istihdamına katkısı düşük düzeyde bulunmuştur. Program vasıtasıyla elde edilen bilgi beceri ve yeterliliklerin sertifikalandırılıp tanınması hususunda uygulamada sıkıntıların var olduğu, programa bedensel engellilerin ve kadınların katılımının tam olarak sağlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Öğretmen yetiştirme programlarının yaşam boyu öğrenme yetkinliğini kazandırmadaki etkililiğinin değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, öğretmen yetiştirme programlarının yaşam boyu öğrenme yetkinliğini kazandırmadaki etkililiğini öğretmen adayı ve öğretim elemanı görüşlerine göre değerlendirmektir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemi benimsenerek tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma evreni, Türkiye'nin her coğrafi bölgesinden bir devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinin birinci ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören öğretmen adayları ve bu fakültelerde görev yapan öğretim elemanlarıdır. Çok aşamalı örnekleme yöntemine göre belirlenen araştırmanın örneklemi, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Afyon Kocatepe, Yıldız Teknik, Kastamonu, Fırat, Ankara, Dicle ve Çukurova Üniversitelerinin eğitim fakültelerinde öğrenim gören 2159 öğretmen adayı ve bu fakültelerde görev yapan 371 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak üzere; geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış Kişisel-Mesleki Yetkinlikler Algı Ölçeği (KMYAÖ) ve Etkili Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği (EYBÖÖ) öğretmen adayları için, Öğretmen Yetiştirme Programlarının Kişisel-Mesleki Yetkinlikleri Kazandırmadaki Etkililiğine İlişkin Görüşler Ölçeği ise öğretim elemanları için kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, MWU, KWH testleri ve Path analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları, öğretmen adaylarının etkili yaşam boyu öğrenme düzeylerinde etkili olan yetkinlik algılarına ilişkin oluştu¬rulan modelin doğrulandığını göstermiştir. Buna göre; bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme yetkinlik algısının, alana özgü yetkinlik algısının, öğrenme yetkinlik algısının, iletişim-sosyal yetkinlik algısının yaşam boyu öğrenmeyi etkileyen yetkinlik algıları olduğu belirlenmiştir. Araştırmada yaşam boyu öğrenmeyi en belirgin "öğrenme" yetkinlik algısının açıkladığı ve bunu sırasıyla "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme", "iletişim-sosyal" ve "alana özgü" yetkinlik algılarının izlediği ortaya çıkmıştır. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen yetkinlik algılarına yönelik oluşturulan model, birinci ve dördüncü sınıftakilere göre karşılaştırıldığında, birinci sınıftaki öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenmelerini "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme", "öğrenme" ve "iletişim-sosyal" yetkinlik algılarının etkilediği belirlenmiştir. Birinci sınıftaki öğretmen adaylarının "alana özgü" yetkinlik algılarının ise, yaşam boyu öğrenmeleri üzerinde etkili olmadığı ortaya çıkmıştır. Dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının ise bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme, alana özgü, öğrenme ve iletişim-sosyal yetkinlik algıları olmak üzere modeldeki tüm yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenmeleri üzerinde etkili oldukları saptanmıştır. Bununla birlikte araştırma sonuçları, birinci ve dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının kişisel-mesleki yetkinlik algılarının (bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme, alana özgü, öğrenme, iletişim-sosyal) yaşam boyu öğrenmeleri üzerine etkisinin farklı olduğunu göstermektedir. Dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme" ve "iletişim-sosyal" yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenme düzeyleri üzerindeki etkisi küçük ama, birinci sınıftakilerden daha yüksektir. Bir diğer sonuç ise, birinci sınıftaki öğretmen adaylarının "alana özgü" yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenme düzeyleri üzerindeki etkisinin anlamsız iken dördüncü sınıf örneklemi için bu etkinin daha yüksek ve anlamlı oluşudur. Dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının "öğrenme" yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenme düzeyleri üzerindeki etkisinin birinci sınıftaki öğretmen adaylarınkinden düşük oluşu ise dikkat çekici bir sonuçtur. Bununla birlikte birinci ve dördüncü sınıftaki öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme, alana özgü, öğrenme ve iletişim-sosyal yetkinlik algılarının yaşam boyu öğrenmelerini açıklama düzeylerinin birbirine çok yakın olması, öğretmen yetiştirme programlarının, yaşam boyu öğrenmeye etki eden kişisel-mesleki yetkinlik algılarının etkisini artırmada, dolayısıyla yaşam boyu öğrenme yetkinliği kazandırmada sadece küçük bir rolünün olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları, öğretim elemanlarının görüşlerinin, öğretmen yetiştirme programlarının öğretmen adaylarına "bağımsız çalışabilme-sorumluluk alabilme yetkinliği" ve "öğrenme yetkinliği" kazandırmada orta derecede etkili; "alana özgü" ve "iletişim-sosyal" yetkinlikleri kazandırmada ise az etkili olduğu yönünde olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte öğretim elemanlarının görüşlerine göre öğretmen yetiştirme programlarının öğretmen adaylarına genel olarak yaşam boyu öğrenmeye etki eden kişisel-mesleki yetkinlikleri kazandırmada az etkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırma, öğretmen yetiştirme programlarının öğretmen adaylarına yaşam boyu öğrenmeye yönelik yetkinlikleri kazandırmada yetersiz kaldığını ortaya çıkarmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; Eğitim Fakülteleri'ndeki Bologna Süreci'ne yönelik düzenlemelerin, uygulamaya dönük etkinliklere ağırlık verilerek gerçekleştirilmeye çalışılması, öğretmen yetiştirme programlarının tüm öğelerinin kalite standartlarının sürekli kontrol edilmesi ve geliştirilmesi, öğrenme-öğretme sürecinin yetkinlik temelli öğrenmeyi sağlayıcı etkinliklerle daha donanık hale getirilmesi gerektiği gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öğretmen yetiştirme programları, Yaşam boyu öğrenme, Yükseköğretim yeterlilikler çerçevesi, Kişisel-mesleki yetkinlikler.