Contemporary art
74 theses under this subject heading
Kavramsal sanat uygulamalarıyla öğrencilerin sanatsal ifade biçimlerinin geliştirilmesine ilişkin eylem araştırması
1960'lı yıllardan itibaren sanat alanında yaşanan hızlı dönüşüm, teknolojik alandaki gelişmeler günümüz sanatının ifade formlarını, düşünüş biçimlerini değiştirmiş, dönüştürmüştür. Sanattaki bu değişimle birlikte, sanat eğitimi alanında da yeni bir yapılanmaya, planlamaya ihtiyaç duyulmuştur. Sanat eğitiminin biçimci, teknik öğretilerin, tek boyutlu öğretim sisteminin dışında artık düşünceyi temeline yerleştiren, yaratıcı düşünceyi geliştiren, farklı disiplinlerle iç içe etkileşim içinde olan, çoğulcu bir yapıya dönüşmesi gerekliliği oluşmuştur. Toplumsal ve bireysel kültürel olgulardan beslenen sanattın yeni ifade diline uygun, bireyin sınırlarını zorlayacak, bakış açısını geliştirecek, araştırma ve sorgulamaya yöneltecek, sonuç değil süreç odaklı bir sanat eğitimi programı uygulanmalıdır. Günümüz eğitim kurumların öğretim programlarına baktığımızda, sanattaki bu dönüşümün sanat eğitimi alanına entegre edilemediğini söyleyebiliriz. Bu anlamda öğrencilere, kavramsal sanatın düşünceyi temel alan, araştırmacı, sorgulayıcı tavrıyla düşünceyi sanat ürününe dönüştürme süreci ve deneyimi yaşatılmak istenmiştir. Öğrenciler, kavramsal sanatın kuramsal ve ifade biçimlerini kullanarak düşüncelerini nasıl bir süreç yaşayarak sanat ürününe dönüştürebilir sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaç çerçevesinde araştırma, ortaya çıkan sorunları ortaya koyabilme ve çözüm önerisi sunabilme açısından eylem araştırması modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, 2012-2013 güz döneminde Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Grafik Tasarım ana sanat atölye dersinde, lisans 3. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 Ekim-20 Aralık 2012 tarihleri arasında uygulanmış ve araştırma süresince 2 etkinlik yapılmıştır. Her iki etkinliğin uygulanması, önce konuya ilişkin sınıf tartışmalarının yapılması, etkinliğin gerçekleştirilmesi ve ardından sanat ürününün oluşturulması aşamalarından oluşmuştur. Bu anlamda etkinlikler hem teorik bilgi hem de uygulamanın bir arada olduğu bir yapıda kurgulanmıştır. Toplam 10 haftalık bir süre içinde araştırmanın uygulaması tamamlanmış, uygulama süresince tüm dersler atölyede kamera ile kayıt altına alınmıştır. Uygulama yapılan sınıfta, kavramsal sanat ile ilgili projeler tüm öğrencilerle gerçekleştirilmiş ve veriler toplanmıştır. Araştırmada uygulama 12 öğrenci ile gerçekleştirilmiş olup, iç örneklem yoluyla 6 odak öğrenci belirlenmiştir. Uygulama sonunda belirlenen 6 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşme yapılmış ve ses kayıt cihazıyla görüşmeler kaydedilmiştir. Araştırma sırasında veriler, ders video kayıtları, yarı-yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, öğrenci ürünleri ve sosyal medya yazışmalarından elde edilmiştir. Uygulama sırasında karşılaşılan problemlere ve öğrencilerin ihtiyaçlarına göre yeni eylem planları programa dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri tematik analiz yöntemi ile çözümlenmiş ve elde edilen bulgular araştırma sorularına göre yorumlanmıştır. Araştırmada ulaşılan önemli görülen sonuçlardan bazıları şunlardır: •Kavramsal sanat uygulamaları ile öğrencilerin, araştırma ve sorgulama sürecini yaşayarak çevrelerine karşı farkındalık geliştirdiği görülmüş, bu bağlamda kendi bireysel deneyimlerinin bilincine vardıkları anlaşılmıştır. •Bu araştırma ile öğrencilerin artık gördükleri nesneleri farklı bir gözle değerlendirdikleri, bunları sanatsal açıdan incelemeye başladıkları dolayısıyla sanatsal bakış açılarında değişim yaşadıkları görülmüştür. •Temel düzeyde araştırma yapma becerisi kazanan öğrenciler, okuma yapmaya yönelik davranışlarını olumlu yönde değiştirmişlerdir. •Öğrenciler kavramsal sanata ve günümüz sanatına olan uzak tavırlarını, bu konudaki ön yargılarını değiştirmişler ve anlamlandırma çabalarına girmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sanat eğitimi, kavramsal sanat, güncel sanat eğitimi.
Renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatında anlatım biçimlerine yansıması
Bu çalışma; Camın plastik ifade olanaklarına ilişkin renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatındaki kullanımları ve 1950 sonrası Çağdaş Cam Sanatı Tarihi konusunda Türkçe dilindeki kaynak yetersizliğinin giderilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Beş bölümden oluşan araştırmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmış, ikinci bölümünde renk, ışık ve doku ayrı ayrı ele alınmış ve her birinin görsel iletişim aracı olarak tanımları ve biçime yükledikleri anlamsal çözümlemeler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde cam malzemenin sanatsal bağlamda çağdaşlaşma süreci Avrupa ve Uzak kıtalar olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde renk, ışık ve dokunun cam malzeme ile olan ilişkileri, teknik açıdan camda renk, doku üretme olanakları ve anlatım ilişkilerine yansımaları araştırılmıştır. Son bölümde ise araştırmacının tez konusu bağlamında gerçekleştirdiği kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatındaki kullanımlarının ele alındığı bu araştırmada, her bir ögenin biçime yüklediği anlamların cam malzemesiyle olan ilişkisi göz önüne alındığı örnekler ve kişisel uygulamalarıyla bu kapsamda yapılan diğer araştırma ve uygulamalar önemli katkılar sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Cam, renk, ışık, doku, çağdaş sanat, cam sanatı
Türkiye'de güncel sanatın yeri ve önemi üzerine sanatçı uzman-izleyici ve alıcı görüşleri
Araştırmada 1890 ve 2008 yılları arasında Türk sanatının gelişimi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Birinci bölümde Türkiye'de batılı anlamda sanatın ortaya çıkışı ve çağdaşlaşma süreci incelenmiştir. İkinci bölümde ise dünya sanatıyla paralel bir gelişim gösteren güncel sanatın, Türkiye'deki yeri ve önemi, bu sanatla ilgilenen sanatçı, galerici ve güncel sanat izleyicilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de güncel sanat uygulamaları ile güncel sanatın sanat ortamlarındaki kullanım ve algılanma boyutunun gerekliliğini, Türk kültürel ve ekonomik yapısı ile bağdaştırarak tespit edebilmektir. Güncel sanatın ne olduğu, Türkiye'deki güncel sanat uygulamaları, sanat-eser-alıcı düzeyinde güncel sanatın sorunları üzerinde durulmuştur.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır.Araştırmada, Türkiye'de güncel sanatta yaptıkları başarılı çalışmalarla Vahit TUNA, Gülçin AKSOY, sanat alıcısı olarak Daryo BESKİNAZİ, Azra TÜZÜNOĞLU, Uzman İzleyici olarak, Sevil DOLMACI ve Vasıf KORTUN'un görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca güncel sanatta söz sahibi olan sanatçı, küratör ve sanat eleştirmenlerinin de konuşmalarından ve makalelerinden alıntılar yapılarak çalışmanın içeriği araştırmanın amacına göre desteklenmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılarken içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntı yapılmamıştır.Sonuç olarak; Güncel sanat'ın daha çok postmodern, günümüz toplumundan beslenen yapısı dolayısıyla geleneksel sanatta olduğu gibi biricikliği, belli bir malzemeye bağlı kalmaması, teknolojiden faydalanması, biçimsel kaygılar gütmemesi, geleneksel sanatla arasında başat ayrılıkların oluşmasına sebep olmuştur. 1990'lı yıllardan itibaren güncel sanat kavramı iyice yaygınlaşmış ve küreselleşmenin getirdiği yaşam biçimi ve sanat algısı ile Türk sanatçıların dünya çapında isimlerini duyurmasına olanak sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Güncel, Sanat, Postmodernizm, Galeri, Küratör.
1950 sonrası sanat oluşumlar ve Türkiye'deki alternatif sanat mekânlarına dair sanatçı, eleştirmen ve galerici görüşleri
Bu araştırma ?1950 Sonrası Sanat Oluşumları ve Türkiye'deki Alternatif Sanat Mekânlarına Dair Sanatçı, Eleştirmen ve Galerici Görüşleri? konusunu içermektedir. Araştırmada sanatçıların, eleştirmenlerin ve galeri yöneticilerinin; 1950 sonrası Türkiye'de ortaya çıkan sanat etkinlikleri ve bu oluşumların yansımaları, katılımcıların güncel sanat oluşumları ve Türkiye'deki Alternatif Sanat Mekânlarına yaklaşımlarıyla ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu araştırmada 1950 sonrası sanat oluşumları, özellikle güncel sanat yaklaşımları ve Türkiye'deki alternatif sanat mekânlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'de alternatif sanat mekânlarının yeterli olmadığı, İstanbul için bu talep karşılanmış olmasına rağmen Türkiye'deki diğer illerde hala yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Türkiye'de son yıllarda yeni sanatçıların yetişmesi, galerilerin çoğalması ve bienallerle hızlanan sanat aktivitelerinin gelişmesine karşın sanat yaklaşımlarının sergilendiği etkinliklere yeterli önem verilmediği belirlenmiştir. Katılımcılar güncel sanat sergilerinde mekân kullanımı konusuna bir kısıtlama getirilemeyeceğini, her yerde, her koşulda sergilerin açılabileceğini, Türkiye'de ki güncel sanat etkinliklerinin gelişmesi ve yeni sanatçıların yetişmesiyle ilginin arttığı, alternatif mekânların yeterli olup olmamasından ziyade bu mekânlarda sergilenen işlerin niteliğinin önemli olduğu ve gelecekte; sanatta, sanatçı-alıcı buluşmasındaki rolü galeriler, fuarlar ve bienallerin üstleneceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Güncel Sanat, Alternatif Mekânlar, 1950 Sonrası Sanat Oluşumları.
Analyzing abstract paintings in contemporary Iraqi art
Abstract art is considered one of the most important movements in contemporary art. This thesis primarily investigates the recent developments in Iraqi abstract painting, and comprises four chapters. Chapter one mentions the research problem, research aim and method. Chapter two provides a theoretical background to the topic, by addressing the definitions of abstraction, and also the philosophical and historical perspectives, most important features as well as the most famous artists of the abstract movement. Iraqi abstract art in terms of history and its pioneers is introduced in this chapter as well. The last section is dedicated to the review of previous studies. Chapter three is the core of the thesis, and deals with a detailed description and analysis of 20 Iraqi abstract paintings as a selected sample for the research, using a systematic analytical tool. At the end of it, the results of the analysis are discussed. Chapter four presents the conclusion based on the analysis. The main conclusions could be summarized as follows: the Iraqi artists became acquainted with the style of the abstract art movement through the influence of Western artists; despite the international style, the Iraqi artists were able to establish an Iraqi identity in most of the paintings; expressions of wars, tragedies and sadness were represented in most of the works of Iraqi artists; these Iraqi paintings are characterized by deconstruction, dispersal and reconstruction using a clear abstraction.
Güncel sanatta iğrenme kavramının varoluşçu felsefe bağlamında incelenmesi
Araştırmanın amacı, varoluşçu felsefe çerçevesinde güncel sanatta iğrenme içerikli çalışmalara yönelmenin nedenlerini sorgulamaktır. Bu amaç doğrultusunda iğrenme kavramının ne olduğu, neden sanata dâhil edildiği, estetik bir değer olarak anlamı, ilişkide olduğu diğer kavramların neler olduğu ve sanatta ne şekillerde görünür kılındığı gibi konulara açıklık getirilmeye çalışılır. Son yıllarda yaygınlaşan iğrenme içerikli sanat çalışmalarında bedenin ve bedensel atıkların malzeme olarak kullanımının büyük rol oynadığı gözlenir. Varoluşçu felsefenin de insan odaklı olması nedeniyle iğrenme kavramı çok geniş bir yelpazede inceleme imkânı sunar. Bu sebeple araştırma, beden kavramı etrafında şekillendirilir. Ancak bu sanat tarihsel bir şekillendirmeden ziyade iğrenme kavramının sanatsal algıda yarattığı değişimin incelenmesidir. Araştırma yöntemi psikoloji temelli bir kavramın aynı zamanda felsefi ve sanat tarihsel sorgulanmasını içerir. Betimsel bir çalışma olarak planlanıp disiplinlerarası araştırma modeli kullanılarak kavramın farklı disiplinlerce nasıl ele alındığı incelenir.
Savaş ve göç olgusunun sanatta yansımaları
İkinci Dünya Savaşından sonra Ortadoğu'da yaşanan savaşlar büyük toplumsal göçlere neden oldu. Bu savaşların beraberinde yaşanan göçlerin sanat alanına yansımaları bu tezin konusu olarak belirlenmiş ve incelenmiştir. Ancak bu konuya açıklık getirebilmek için öncelikle "savaş-sanat-göç" bağlamında savaşın insanlık tarihindeki yerine bakılmıştır. İncelenen dönemde savaş sebebiyle oluşan göçü sanat eserlerinde işleyen sanatçıların kullandıkları kavramlar ve imgeler, önem arz etmektedir. Bu kavramlar ve imgeler: göç eden insanlar, yuva, yaşam yerini terk etme, yeni yaşam alanı, taşınma, yürüme, göç yolu, sınırlar, sınır kapıları, mülteci olma hali, hatırlama, ayrılma, terk edilmiş insanlar, yıkılan evler olarak belirlendi. Belirlenen bu çerçevede göçün, sanatta kendine bulduğu yer ile sanatçıların yapıtlarında göç olgusunu nasıl işledikleri incelenmiştir. İncelenen sanatçı ve sanat eserleri tez konusuna göre seçilmiştir. Sanat tarihine yaklaşım da yine bu bağlamda gerçekleşmiştir. Bu temelde tezde araştırma yöntemi olarak literatür taraması ve niteliksel araştırma metotları benimsenmiştir. Literatür taraması konusunda sosyal bilimler ve siyasal bilimlerle ilişkili okumalar yapılmıştır. Sonuç olarak, bu tezde ele alınan konu küreselleşen dünyada sanatçılar için önemli bir konu olarak sunulmuştur. Göçü yaşayan sanatçıların bu konudaki sanatsal aktarımlarının kendi öznel yaşamlarından hareketle eserlerinde evrensel bir dil oluşturdukları ortaya çıkmaktadır. Farklı yerlerde ve farklı tarihlerde göçlerle ilgili ortaya çıkan sanat eserleri, göçün olgusal benzerlikleri nedeniyle günümüz sanatçıları tarafından yeniden yorumlanarak üretildikleri saptanmıştır. Bu konuda üretilen eserlerde renkli boya tekniklerinin yanında her türlü "güncel sanat teknikleri" kullanılmıştır. Alanla ilgili yaptığım araştırmalar neticesinde eserler üreterek sanat alanına katkıda bulundum. Yaptığım çalışmalarda incelediğim sanatçıların etkileri de görülmüştür. Bilinen insanlık tarihine bakıldığında tekrar eden göç olgusunun güncel sanat çalışmalarıyla sanat alanında günden güne daha fazla yer aldığı ve evrensel anlamda bir farkındalık yarattığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Etki, Savaş, Göç, Güncel Sanat
Yaratıcı unsur olarak çağdaş sanatta kurmaca kavramı
Kurmaca kavramı, uzun yıllar edebiyat alanına ait bir kavram olarak anılmıştır. 1960 sonrası çağdaş sanat pratiklerinde görüldüğü üzere, kurmaca zamanla çağdaş sanatın da bir parçası haline gelmiştir. İki farklı sanat dalı arasında disiplinler arası bir etkileşim olduğu gibi, kurmaca kavramının edebiyattan plastik sanatlara doğrudan geçtiği düşünülmemektedir. Bu nedenle kurmacanın çağdaş sanatta nasıl oluşmuş ve gelişim göstermiş olduğunun araştırılması gerekli görülmüştür. Böylelikle kurmaca kavramının edebiyat alanında ve çağdaş sanattaki yansımaları tarihsel olarak araştırılmış ve kurmacanın plastik sanatlarda iki şekilde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kavram, edebiyat alanında incelenirken çağdaş sanata hizmet edecek yönlerine öncelik verilmiş ve edebiyata dair bir araştırma halini alması engellenmiştir. Kurmaca kavramının plastik sanatlardaki varlığının yegâne göstergesi olarak dört adet sanatçının hayali evrenler oluşturduğu çalışmaları incelenmiştir. Kişisel uygulamalar bölümünde ise kurmaca karakterlerin mekânla buluşması ve bu buluşmanın hikâye ile desteklenmesi sayesinde kurmaca kavramının plastik sanatlarda nasıl tezahür ettiği aktarılmıştır.
Güncel sanat üretiminde oyun olgusu
Dünyaya gözlerini açmasından itibaren oyun dürtüsü ile dolan insanoğlu, doğada bu dürtü ile var olmasının yanı sıra yaşamını, kendisini ve çevresini anlamlandırabilmesini de oyun güdüsü ile sağlamıştır. Oyun olgusu akıllara, genellikle kısıtlanmış haliyle çocukluk dönemini ve çocuk oyunlarını getirmektedir. Halbuki oyunun insan yaşamı içerisindeki yeri bu kadarla sınırlı değildir. İnsanın bütün faaliyetlerinin temelinde oyun bulunmaktadır. "Güncel Sanat Üretiminde Oyun Olgusu" isimli tez çalışmasında oyun olgusunun netliğe kavuşması amacıyla, ilk olarak oyun kavramı ele alınmıştır. Tarihsel, toplumsal, kültürel, mitolojik, felsefi yönden oyunun araştırılması ardından belirli düşünürlerin ve kuramcıların oyun yorumları değerlendirilmiştir. Ardından oyunun, sanatta bir iletişim yöntemi dahilinde nasıl kullanıldığı üzerinde durulmuştur. Oyunun unsurlarının sanat ile olan benzerliği incelenmiştir. Bununla birlikte oyun etkisi barındıran akımlar, sanatçılar ve yapıtları örneklendirilmiştir. Sanatsal bağlamda oyun olgusunun irdelenmesi üzerine oyun-sanat ve oynayan-sanatçı ilişkisi kurulmuştur. Oyun ile Güncel Sanat'ın buluşmuş olduğu ortak paydalar ve oyunun güncel sanat üretimlerindeki etkisi açıklanmakla birlikte, oyun olgusundan esinlenerek yapıtlarında oyunsu unsur barındıran, özellikle 1990 sonrası güncel sanatçılar çalışmaya dahil edilmiştir. Tez yazarının konu ile ilişkili üretmiş olduğu çalışmalarından örnekler aktarılarak tez tamamlanmıştır. Güncel sanat kapsamında teorik açıdan kavranan oyun olgusuna, uygulanabilirlik yönünden de tespitlerde bulunulmuştur. Dünya bir oyun alanı, insanlar ise birer irade sahibi kuklalar/oyuncak bebekler şeklinde benimsenen görüşün geliştirilerek, oyuncu insanın bu oyun alanını sanatla oluşturması kişisel uygulamalar yoluyla sağlanmıştır. Böylelikle günümüz sanatına aktarımı ardından katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması aracılığı ile yapıt üretme ereğinin, barındırdığı oyun güdüsü olduğu, üretim sürecinin kendisinin dahi oyun haline büründüğü ve üretim sürecinde sanatçıya, sergilenişinden itibaren ise izleyiciye bir oyun alanı sağladığı tespit edilmiştir. Oyun güdüsünün benliğimizin özünü oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Resme Doğu'dan bakmak: Şehrengiz ve Arabesk serileri
Güncel sanatta Doğu imgesi kullanımı, bu çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bir imge kaynağı olarak Doğu, hem sanatsal kökleri hem de zengin kültürel belleği bakımından neredeyse her sanat döneminde sanatçılara ilham olmuştur. Medeniyetin, bilimin, sanatın çıkış noktası olarak bilinen ve güçlü devletlerin varlıkları sayesinde hayranlık duyulan Doğu'nun, Batı'nın bir kurgusu olan Oryantalizmle birlikte egzotik ve ütopik bir dünya haline gelmesi, önemli eser örnekleriyle birlikte incelenmiştir. Batı'nın fantezi ürünü Doğu kurgusuna karşın, özellikle Doğu kültürlerindeki sanat pratikleri –yazı, minyatür, mimari ve kitap süslemeleri gibi- soyut-soyutlamacı tavra olan yakınlığı ile Modern dönemde Batı'nın soyut-soyutlamacı sanat akımlarını kurmasında yeniden ilham olduğu görülür. İlk dönemlerinde Batı sanatının takibiyle gelişmeye çalışan Türk sanatı da özgünlük ve ulusallık arayışları bağlamında kendi kültürel ve sanatsal kökenindeki imgelere yönelmiş ve birçok sanatçı bu bağlamda çalışmalar yürütmüştür. Özgün ve bireysel anlatımın ön plana çıktığı günümüz sanatında da Batı sanatı eğitiminden veya geleneksel sanatlar eğitiminden gelen birçok güncel sanatçının, kendi kültürlerine ait imgeleri bireysel sanat pratikleriyle birleştirdiği gözlemlenmektedir. Literatür taraması yöntemi kullanılarak yazılan bu tezin amacı da hem sanat tarihsel süreç içerisinde Doğu imgesinin sanat eserlerinde kullanımına yönelik bir bakış sunmak, hem de tezin temel konusu olarak bireysel sanat üretimlerim olan "Arabesk" ve "Şehrengiz" serisinin altyapı ve sanat tarihsel dayanaklarını ortaya koymaktır. Bu bağlamda Türkiye'de ve özellikle "Doğu" olarak adlandırılan bölgelerdeki birçok güncel sanatçı, aldıkları sanat eğitiminin altyapısı ne olursa olsun özgün ve bireysel eserler ortaya koymak adına kişisel belleklerine ve o belleği oluşturan kültürel imgelerine yönelmekte ve bu bağlamda eserlerini üretmektedir. Tezin ana konusunu oluşturan "Şehrengiz" ve "Arabesk" serileri de kişisel belleğime ve o belleği oluşturan kültürel imgelere yönelen eserler içermektedir. Batı Sanatı eğitiminden gelen "portre" geleneği ile kişisel belleğimdeki queer imgeler, semboller ve bir dil göstergesi olarak Arapça ve Farsça imgeler bu serilerde birleşmektedir. Ayrıca Doğu imgesi olarak Arapça yazı içeren "Şifa Dileği" eseri ve "İkram-ı Ebedi" serimden "hurma çekirdekleri" ve "yazı" imgesi içeren bazı eserler tezin akışı içerisinde uygun yerlere dâhil edilerek incelenmiş, bu nedenle sanatsal üretimlerim açısından retrospektif bir bakış açısı sunmayı sağlamıştır.
Güncel sanatta kavram ve kurgu olarak süsleme
Bu çalışma, modern dönem sanatında tartışmalı bir alana dönüşen süs ve süs unsurlarının, modern sonrası güncel sanat uygulamalarında yoğun şekilde kullanılmasını kavram ve kurgu ekseninde irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda süs ve süs ögeleri, modern sonrası ortaya çıkan popüler kültür, eklektizm, çoğulculuk, cinsiyet, kimlik, beden gibi farklı kavramlar ekseninde ele alınmış ve sanatçıların uygulama yöntemlerinde, kültürel değer olarak ele aldıkları süs ve süs unsurlarını nasıl kavram ve kurguya dönüştürdükleri irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada irdelenen veriler, görüşme, literatür taraması yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen kaynak ve görsellerin kavram ve kurgu açısından anlamlandırma sürecine katkı sağlaması amacıyla günümüzün önemli sanatçıları ve eserleri doküman analiz yöntemi ile incelenmiştir. İnceleme felsefi, sosyolojik, estetik ve teknik açıdan ele alınarak anlamlandırılmaya ve kavramsal açıdan çözümlemeye çalışmıştır. Sonuç olarak, modern dönem sonrası güncel sanat uygulamalarında daha sık şekilde kullanılmaya başlayan yeni süsleme anlayışının, güncel sanat uygulamaları içerisinde farklı sanatçılar tarafından farklı şekilde sanatsal ürünlere dönüştüğü görülmektedir. Bu dönüşümün nesne ve mekân ile oluşturduğu birlikteliğin gereği izleyiciyi kavram ve dolayısıyla anlam üretmeye davet etmektedir.
Güncel sanatta atık nesne ve kavramsal çözümlemeler
20.yy. da Kübizm'in parçalayıcı, çok zamanlı anlayışından doğan, kolaj ve asamblaj sanata yeni bir anlayış kazandırmıştır. İkinci Dünya Savaşının ardından yaşanan seri üretim, nesnelerin sanatsal uygulama içerisinde değişimler göstermesine ve de sanata alternatif uygulamaların oluşumuna zemin hazırlamıştır. Nesnelerin kavramlar üreten yapıya dönüşmesini sağlayan Duchamp'ın 'çeşme' çalışmasını, 1960'lı yıllar ile de seri üretime odaklanan Andy Warhol'un çalışmaları takip etmektedir. İronik olarak da Modernizm'i eleştiren felsefi bir süreci başlatan 1960 sonrası sanat, Yüksek kültüre hizmet eden sanatın gerçek hayat ile kopan bağlarını güçlendirmek için sıradan günlük nesnelerin ifade olanaklarından yararlanmıştır. Önce sanatı katı estetikten kurtaran kavramsal sanat, malzemeyi yalnızca araç olarak kullanımını sağlar. Pastiş, ironi ve eklektizm gibi multi-kültürel anlayışa sahip olan postmodernizm, Postprodüksiyon ile de, işlevsel ihtiyaçlar doğrultusunda üretilen nesnelerin sanatçı müdahalesi sonucunda yeni bir üretime dönüşmesi sağlanır. İlişkisel estetiğin belirleyici olduğu Postmodern sanata, Sosyo- kültüel sorunsalların ele alındığı çalışmalarında, kavram üreten malzeme olarak atık nesnenin ifade zenginliği sanatın diyaloğunu genişletmektedir. Atık nesnelerin bu kadar yoğun kullanıldığı Günümüz sanatında nesnenin bugün ki yerini sorgulamak ve açığa çıkarmak gereklidir. Bu araştırmada; 1960 sonrası tüketim toplumunun yarattığı etkiler içerisinde uygulama ve kavram olarak dönüşüm sürecine giren sanatın incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Batılı ve Türk sanatçıların hazır nesne ve atık esne kullanarak ürettikleri çalışmalar ele alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Güncel Sanat, Kavramsal Sanat, Atık Nesne, Hazır Nesne
Güncel sanat uygulamalarında kendilik stratejileri
Bu tez, sanatçıların otoetnografik bir yaklaşımla ele aldıkları kendilik kavramının sanatsal bir strateji olarak çağdaş sanat pratiğine nasıl dönüştüklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan araştırmada, kendilik kavramı ile ilgili olarak çok sayıda sanatçı ve üretiminin olması nedeniyle farklı disiplinden birer sanatçı seçilmiş ve kendiliği bir strateji olarak ele alan en önemli eserleri üzerinden irdelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, kendilik stratejisi olarak seçilen kimlik, cinsiyet, otobiyografi, otoetnografi, beden ve nesne kavramları bağlamında ele alınmış ve performans, enstalasyon, video, fotoğraf, famaj, gibi çağdaş sanat pratikleri çerçevesinde kavramsal bir yaklaşımla analiz edilmeye çalışılmıştır. Ele alınan sanatçı ve eserleri literatür taraması ve doküman incelemesi yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen verilerde sanatçıların Modern dönemde kendilerini temsil etme yaklaşımındaki biçimsel ve estetik ifade biçimi yerine çağdaş sanat pratikleri içerisinde yeni bir temsil biçimi olarak "sunum" nesnesine çevirdikleri tespit edilmiştir. Kendilik stratejisi doğrultusunda kendisini keşfetmek için bir otobiyografi yaklaşımı benimseyen bu araştırma, yeni bir kimlik geliştirme süreci olarak geçişken bir otobiyografik hikâye anlatımı hakkında yeni bilgilerin geliştirilmesi ve kurgulanması için bir deneme alanı olarak görülmesi gereğini önermektedir.
Güncel sanat pratiğinde famaj
20. yüzyılın ikinci yarısından sonra postmodern düşünce ekseninde ortaya çıkan yeni paradigmalar, birçok alanda olduğu gibi sanatta da kırılmalara neden olmuştur. Sanatın yaratıcısı, nesnesi ve alıcısı; geleneksel olan yaklaşımla beraber yeni durum ve temsil biçimlerine yönelmeye başlamıştır. Çok sesliliğin ve çok kültürlülüğün alabildiğince kendini hissettirdiği bu dönemde, öncesinde görünmez olan değişik kültürler, inançlar, azınlıklar ve ötekileştirilenler görünür hale gelmiştir. Böylesi bir ortamda katı eril tahakkümün sınırlarının kısmen de olsa aşıldığı, feminist savunular temelinde sanat ortamında yeni biçimler ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. "Güncel Sanat Pratiğinde Famaj" adlı bu tez, postmodern dönemde kadın ürünlerinin ve emeğinin sanatsal üretimdeki temsilini ele almayı ve irdelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, tarih boyunca yaratıcı bağlamda kadın kimliğini, ev içi özel alanlardaki elişlerini, süsleme teknikleri vb. üretimlerini bir strateji olarak ele almayı da hedeflemektedir. Özellikle çağdaş sanattaki kolaj tekniği ile yapılan kadınlara ait bu üretimleri feminist bir yaklaşımla ele alarak famaj olarak sınıflandırır ve bu bağlamda üretilmiş eser ve sanatçıları örneklerle somutlaştırmaya çalışır. Bu kapsamda, üretim bileşenlerini, kimlik, cinsiyet, mahrem ve biyografik bir yaklaşımla ele alıp sanatsal bir temsile dönüştürürken yeni bir kavramsal okuma önerir.
Çağdaş sanatta bir metafor olarak el imgesi
Bu çalışma; başlangıcından günümüze kadar sanatta ele alınan ve çok sayıda sanatçının eserine konu olan 'el' imgesinin Modern dönem sonrası sanatında ortaya çıkan yeni yaklaşımlarla nasıl temsil edildiğini konu edinmektedir. Konu kapsamında; 1960 sonrası çağdaş sanatta ortaya çıkan temsiliyet bağlamında 'el'in bir metafor olarak ele alınması ve farklı disiplinlinler içinde sunulmasının tespiti önem taşımaktadır. Bu kapsamda el, bir temsil aracı olarak kavramsal bir yaklaşımla geleneksel temsil biçimlerinin dışında farklı malzeme ve teknilerle bir metafor olarak çağdaş sanat pratiği içinde nasıl sunulduğunun tespit edilmesi ve araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan eserler, yazılı ve basılı kaynaklardan nitel tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Tarama sonunda çok sayıda sanatçının konu kapsamında 'el'e çok farkı anlam ve kavram yüklediği ve bir metafor olarak betimlediği tespit edilmiştir. Tespit edilen eserler ele aldığı metaforlara göre sınıflandırılarak dönemlere göre incelenmiş ve değerlendirmesi yapılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda 'el' imgesinin kavramsal düzeyde yeni bir temsil anlayışı ile sunulduğu görülmüştür.
Tüketim kültürü ve tüketim kültürünün güncel sanat pratiklerine yansıması
1950 sonrası süreçte; yaşam biçimlerinde, ekonomik, kültürel, sanatsal gibi birçok alanda değişimler gözlenmektedir. Bu değişimlerin yaşanmasında endüstri devrimi ve endüstri devrimiyle birlikte görülen teknolojik gelişmeler büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla kapitalist sistemin mevcut karekteristik özelliği olan üretim ve tüketim ilişkileri birçok olay, ilişki, kurgu ve söylemlerin oluşmasında önemli belirleyicidir. Kısaca; tüketim olgusunun belirginlik kazanması 1950 sonrası farklı dengelerin hâkim olduğu, farklı eğilimlerin yaşandığı bir süreci kapsamaktadır. Günümüz toplumu tüketim kültürünün hâkim olduğu, her şeyin çabuk değiştiği, tüm kültür ve değerlerin çabuk eridiği bir toplumdur. Gündelik yaşam pratiklerin daha çok bu eğilimler üzerinden okunduğu günümüzde, sanatsal düşünce ve pratikler de bu doğrultuda biçimlenmektedir.1950 sonrasında sanat, sanat eseri ve sanatçıya dair birçok düşünce ve eğilimlerin eleştirilmesine, sorgulanmasına yönelik bir alan oluşmuştur. Günümüzde kitle iletişim araçlarının gelişimiyle reklam ve tasarımın birçok sanatsal kodlardan yararlanarak sanat niteliği kazandığı bir mecraya dönüşmüştür. Ayrıca her şeyin tüketim üzerinden şekillendiği, her şeyin metalaştığı günümüzde, sanat eseri de alınıp satılabilen bir ürüne dönüşmüştür. Dolayısıyla sanat eseri kar sağlayan bir yatırım aracı olarak görülürken aynı zamanda sanatçı ve izleyici için de prestij ve statü göstergesi olarak görülmüştür. Bu durum sanat piyasasını oluşturan ve genişleten birçok alanların ve organizasyonların oluşumuna neden olmuştur.
Güncel sanatta bir tema olarak korku
Bu çalışmada insanın geçmişten bugüne korku kavramı ile olan ilişkisi, toplumsal, siyasal, kültürel ve hatta bilimsel gelişmelerle paralel olarak ele alınmıştır. Korku bazı durumlarda iktidar ilişkileri temelinde değerlendirilirken bazı durumlarda salt bir psikolojik durum olarak ele alınmıştır. Korkunun oluşum nedenleri ve dönemsel olarak değişiklik gösteren bu nedenlerin sanat tarihindeki yansımaları, sanatın dilindeki değişim de göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.Temelde teknoloji bağlamından yola çıkılarak, gözetim toplumu, savaş, çevresel tahribat gibi olgulara dair korkuların altı çizilmiş, felsefe, sosyoloji ve psikoloji alanında yapılmış çalışmalar aracılığıyla, sanat tarihinde bu konulara duyarlılık göstermiş sanatçıların yapıtları okunmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada güncel sanat yaklaşımları ve anlayışı temel alınmakla beraber korku temasının sanat tarihindeki yerini saptamak adına, geçmiş dönem sanatçılarının pek çoğunun eserlerinden referanslar alınmıştır. Korku temasının sanat tarihindeki yansımaları ele alınırken, yer yer edebiyat eserlerinden de yararlanılmış ve bu eserlerin günümüz toplumu üzerine yaptığı analizlerden faydalanılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünü korku ve onunla bağlantılı alt kavramlar oluşturmuştur. İkinci bölümde ise adı geçen alt kavramların yanı sıra gözetim toplumu, teknoloji, savaş, çevresel tahribatlar gibi konuların sanat tarihinden eserler üzerinden analizleri yapılarak sanatçı, kavram ve bağlam ilişkileri kurulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde yapılan uygulama çalışmalarında, sanat tarihinde örneklerine rastladığımız bu temalar, daha güncel bir dille işlenerek yorumlanmıştır.Çalışmanın sonunda problem olarak ele alınan korku kavramının diğer pek çok heyecan gibi sanatçının hayal gücünü son derece zorlayan veyaratıcılığı artıran yönü gözlemlenmiştir. Bununla birlikte özellikle günümüz sanatın kavramlar üzerinden ilerlediği görüşünden yola çıkıldığında uygulama çalışmaları korku bağlamına oturtulmuş ve adı geçen kavrama dair ortaya konan çalışmalar çok yönlü olarak analiz edilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Korku2.Sanat3.Gözetim4.Savaş5.Çevresel Tahribat
Çağdaş seramik sanatında enstalasyon kavramının yeri
Tek bir anlam karşılığı olmayan ve birçok kez tanımlandırılan enstalasyon kavramı, 20. yy. da çağdaş sanat sürecinde, yeni bir ifade aracı olarak yerini almaya başlar. Enstalasyon, sözcük anlamı olarak yerleştirme ve düzenleme anlamlarına gelmesinin yanı sıra, deneyimlenen mekanı ve eser ile alıcı arasındaki birebir ilişkiyi yansıtması durumunu da içinde barındırır. Enstalasyonun, 1970'lı yıllarda bir kavram ve anlam olgusunda, sanatsal ifade biçimi olarak değerlendirilmesi, Kavramsal Sanat'ın yaygınlaşmasıyla başlar. Böylece, hem dünyadaki hem de ülkemizdeki Kavramsal sanatçılar tarafından benimsenerek, farklı ve yeni bir üslubun doğmasına neden olur. Mekan, zaman ve alıcı ile bunların birlikteliğini, kavram açısından incelemek, enstalasyonun en önemli özelliklerindendir. Diğer bir yandan, üretilen eserlere göre, bir mekan da belirlenebilmektedir. Bunu da enstalasyonun oluşumu dahilinde gözlemlemek mümkündür. Alıcı, zaman olgusunun içinde yaşarken, düzenlenen mekanın öğeleriyle etkileşime geçer. Böylece mekan, alıcının yeni deneyimler yaşamasına olanak tanır. Yine aynı yıllarda, gelenekselliğinden kopmaya başlayan ve düşünsel anlamlara ihtiyaç duyan Çağdaş Seramik Sanatı'nda mekan kaygısı var olmaya başlar. Bu durum, enstalasyonun çağdaş seramik sanatçıları tarafından benimsenmesine yol açar. Çağdaş sanat sürecinde devamlılığı olan seramik sanatı kapsamında, hem uluslararası hem de ulusal sanatçıların, seramik enstalasyon çalışmalarını görmek mümkündür. Bu örnekler doğrultusunda hazırlanan bu tezde; çağdaş seramik sanatında enstalasyon kavramı, oluşumu, gelişimi ve nedenleriyle birlikte, Kavramsal Sanat bütününde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Enstalasyon, Kavramsal Sanat, Çağdaş Sanat, Çağdaş Seramik Sanatı.
Güncel sanat yapıtlarını okuma girişimi olarak güzel ve güzel yerine geçen kavramlar
Araştırmamızın konusu; geleneksel felsefenin sanat anlayışı açısından `güzel değeri? ve `sanat yapıtı? kavramlarının güncel sanat pratikleriyle ilişkisini incelemektir. İkinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan Dadaist yorumların; sanatın hayattaki yerini kutsallaştıran modern sanat geleneğine meydan okuyan karşı sanat tavrı, geleneksel estetiğin değerlerini ve estetik derin düşünmeyi dışlamakta bu yolla sanatın bağımsızlaşacağını savunmaktadır. Peki özgürleştirilen üretim olanaklarının bugün geldiği noktada sanatın durumu nedir? Sanata yöneltilen bu muhalif tavır günümüzde artık her türden malzeme ve faaliyeti sanata dönüştüren bir çoğalmaya dönüşmüştür. Ancak özgürleşme söylemiyle vücut bulan bu çoğalış nitelik sorununu da gündeme getirmektedir. Jean Baudrillard?ın ifade ettiği biçimiyle; artık hiçbir şey sona ererek ya da ölümle yok olmamakta; herşey hızla çoğalarak, sirayet ederek yok olmaktadır. Şurası açık ki, sanat uygulamaları ve üzerine yürütülen tartışmalar her geçen gün hızla artmaktadır. Ancak sanatın ruhunun, estetik yaşantının gizli gücünün ve anlamın iptal edildiği; biçimin sonsuz şekilde yeniden sunulduğu güncel sanat pratikleri giderek birbirinin tekrarına dönüşmektedir. Sanatın özgürleşmesi adına çıkılan bu yolda, değişim değeri üzerine kurulu, popülerlik ömrü kısaldıkça ilginçlik şiddeti artan spekülatif sanat pratikleri yaşadığı bu değişimle `gerçek sanat? ve `sanatta değer? tartışmalarını gündeme getirmektedir. Sanatın kültürel değerini bugün artık estetik değeri değil ancak ticari, ekonomik değeri şekillendirmektedir.Estetik değer olarak güzel?den ne anladığımız ilk bölümde açıklanmaktadır. İkinci bölümde geleneksel ve modern felsefeden seçilen düşünürlerin sanat?ın özü ve güzel?in doğası hakkındaki sorgulamalarına yer verilmektedir. Modern dünyada sanatın neye dönüştüğünü ve mevcut durumunu; felsefe, sosyoloji, politika ve ekonomi ilişkileriyle irdeleyen düşünürlerin güncel kuramsal çalışmaları üçüncü bölümde açıklanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Estetik, Güze
Güncel sanatta oyun kuramı ve oyun kavramı
"Güncel Sanatta Oyun Kuramı ve Oyun Olgusu" başlıklı tez çalışmasında oyun olgusunu anlaşılır hale getirmek amacıyla, öncelikle oyun kavramı üzerine çalışmış düşünürlere yer verilmiştir. Oyun kavramı tarihsel, toplumsal, mitolojik, felsefi, sanatsal ve bireysel olmak üzere çeşitli açılardan kısaca ele alınmıştır. Güncel sanatın, günümüzde kavramsal anlamda sürekli değişime uğrayan zemininde tanımlanmasının önem arz ettiği düşünülmüş; güncel sanata ve oluşum sürecine değinilmiştir. Sanatsal bağlamda oyun kavramı ve günümüz sanatında oyunsal unsur incelenmiştir. Oyun ve Güncel Sanat'ın ortak noktaları ve benzerlikleri açıklanarak, bu bilgiler ışığında "Güncel Sanatta Oyun Kuramı ve Oyun Olgusu" başlıklı tez çalışması, oyun kavramından esinlenen ve oyun olgusunu kullanmaya eğilimli, 1960 sonrası güncel sanatçılarla desteklenmiştir. Son olarak, tez yazarının konu ile bağlantılı olan çalışmalarından örnekler verilerek tez tamamlanmıştır. Bu tez çalışması aracılığıyla günümüz sanatının olmazsa olmazı durumuna gelen ve yapıtta samimiyeti, varoluşu, yapıtın sanat yapıtı olmasını sağlayan unsurlardan en önemlisinin oyun olduğu sonucuna varılmıştır. Oyunun teoride kavranması yanında uygulanabilirlik düzeyinde tespitlerde bulunulmuştur. Böylece tez çalışmasının başlıca hedeflerinden biri olan, genç sanatçıları sanat alanındaki oyun kavramı ile tanıştırıp, kendi sanatsal oyunlarını kurmalarında vizyon kazandırma hedefine ulaşıldığı düşünülmektedir.
Seramiğin plastik olarak içerdiği kavramların güncel sanat ile ilişkilendirilmesi
Sanat 18. yy.dan itibaren başlayan süreçte kendini tanımlamaya ve bu yapının bileşenlerini ayrıştırmaya başlamıştır. Sadece kendisine değil hayata dair her şeye ilişkin bir sorgulamanın yaşandığı bir diyalog süreci söz konusudur. Sanat ve yaşam arasındaki ayırıcı çizginin yaşam lehine ortadan kalkmasıyla biricik ve tikel sanat nesnesinin çözüldüğü geniş çaplı ve kapsamlı bir sorgulamadır bu.Picasso'nun Modernist Dönem'i başlattığı süreçte sanat, doğanın taklidi olmaktan kendi gerçekliğine kavuşur. Bu gerçekliği irdeleyen birçok akım içinde Dadaist Duchamp icadı hazır-nesne hayatın içinden anti-estetik bir saldırı ile yeni bir bakış açısı getirir. Avangardlar'ın formalizmi farklı bir biçimde Minimalizm'in içinde malzeme ve nesnenin hayatın suskun gerçekliği ile buluşsa da sonunda Kavramsal Sanat'ın söylem ağırlık içeriğine teslim olur. Minimalizm öncesi Pop Sanat bir gerçeği tüketim toplumunun hazır-imgesini pazarlamıştır. Ekonomik anlamda gelişmiş toplumların sorunlarına karşı söylemler geliştiren sanat sonunda küresel sermayenin bir sözcüsü olmaktan kurtulamaz. Yine de sanat hiçbir zaman o eski ortak üretim bilincini yakalayamasa da bireysel çabalarla ve disiplinlerarası sanat anlayışını yeni anlatım olanaklarını kullanarak Post-Modern yapının izleyiciyi medya aracılığı ile nasıl tüketim toplumuna dönüştürdüğünü göstermeye çalışmıştır. Ondan önce ise kendi pazarını yıkmaya çalışır. Bazen karşı olduğu medyanın kendi argümanları ile etkin bir saldırıda bulunur ya da kavramlar dünyasının kodlarını ifşa eder. Günümüz sanatının dönemsel olarak ikinci meselesi kimlik sorunlarıdır. Ötekileştirilmiş karşıtlar ile kurulan diyalog/monolog daha çok ayrışmacı bir farkındalık yaratır.İlk bakışta seramik bütün bu yapının oldukça uzağında görünse de yaşam ile sanatın sınırındadır. Tarihsel olarak 1960'lara kadar hep yaşamın içinden bir nesneyken sanatın alanına geçmiştir. Oysa günümüz sanatı tersi bir dönüşün içindedir. Seramik bu bakımdan başlangıcından beri hep hayatın argümanlarına sahiptir. Belki bu tarihsel süreci günümüzün disiplinler arası değerleri ile tekrardan okumak gerekir. İçinde günümüz sanatına hitap edecek pek çok kavram tespit edilecektir.
Türkiye'de toplumsal cinsiyet bağlamında kadın sanatçılar ve kadın kimliklerinin güncel sanatta yansımaları
Bu çalışmada, toplumsal cinsiyet kavramı ataerkil kavramı ile birlikte incelenmiştir. Birinci bölümde çalışma konusunun temelini oluşturan toplumsal cinsiyet kavramının genel bir tanımı yapılmakta ve ardından Cumhuriyet sonrası Türkiye ataerkil düzeni, bu düzeni oluşturan "akrabalık", "din", "cinsellik" alt başlıklarıyla ele alınmaktadır. Ayrıca bu çalışmada, çalışma konusunun 1960 sonrası sanat alanını içermesi nedeniyle de 1950'den itibaren Türkiye'deki toplumsal değişimlerin Cumhuriyet sonrası Türkiye ataerkil düzenine etkileri incelenmektedir. İkinci bölümde Türk kadınının toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın sanatçıların söz konusu rollerden nasıl etkilendikleri irdelenmektedir. Üçüncü bölümde, çalışma konusu sosyolojik yönden ile bağlantılı bölümleri anlatıldıktan sonra, ayrıca güncel sanat ortamını oluşturan akımlar ve toplumsal değişimlere yer verilmiştir. Bu bağlamda, 1960 tarihini başlangıç alarak oluşturulan bu bölümde günümüze yakın zamana kadarki süreç ele alınmıştır. Konu bağlamında çalışmalar yapan kadın sanatçılarla ilgili kısa bir bilgi ve kısa birere eser analizi içeren dördüncü bölüm, iktidar ve kimlik alt başlıklarında oluşturulmuştur. Konu ile ilgili özet niteliğinde bir sanatçı katalogu gibi olan bölümde yer verilen sanatçılar, konu bağlamındaki alt başlıklarla ilgili işler üreten kişilerden seçilmiştir. Tezin son bölümü, tez çalışması kapsamında yapılan uygulamaları içermektedir. Türk toplumundaki kadının geçirdiği ruhsal ve zihinsel süreçleri, toplumsal yaşamda karşılaştığı sorumları ele alan 7 grup çalışmanın yer aldığı bu bölümde, uygulamalar alt metinleriyle birlikte açıklanmaya çalışılmıştır. Kadın sanatçıların ortak bir plastik dilinin varlığını sorunsallaştıran bu çalışma sonucunda, kadın sanatçıların çalışmaları arasındaki benzerlikler kavramsal ve biçimsel olarak ele alınmaktadır. Geleneksel sanat tarihindeki, biçimsel öğeler üzerine kurulu ortak plastik dil birlikteliklerinin yerine, kadın sanatçıların çalışmalarındaki ortak dilin, kavramlar çevresinde oluştuğu sonucuna varılmakta ve örneklerle ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ataerkil, Toplumsal Cinsiyet, Güncel Sanat, Kadın, Kadın Sanatçı.
İnsan-doğa ilişkisi bağlamında güncel sanat
İlkel toplumlardan modern toplumlara kadar olan süreç içerisinde insanın doğa ile ilişkilerine bakıldığında; modern toplumlarda özellikle de sanayi devrimi ile birlikte bu ilişkinin değiştiği görülmektedir. İnsanın doğa ile olan ilişkisi açısından köklü değişimin meydana geldiği toplumsal kırılma noktalarının, sanatsal alanda yansımalarını görebilmek adına, ilkel toplumlardan modern toplumlara kadar gelinen süreç de sanatın, insan-doğa ilişkisindeki yerinin incelenmesi gerekir. "Modern ve modern sonrası toplumların" değerlendirilerek, insan-doğa ilişkisinin güncel sanat içerisindeki yeri bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır.
Dinamik bir arşiv olarak beden: Çağdaş sanatta hareketin politikası ve bilgi-iktidar izleri
Arşiv, toplumsal hafızayı düzenleyen ve koruyan bir yapı olarak geçmişin kayıtlarını içerir; ancak 20. yüzyılın önde gelen filozoflarından olan Jacques Derrida ve Michel Foucault'nun tartıştığı üzere arşiv, aynı zamanda mevcut iktidar ilişkileri, normlar ve kültürel yapılar tarafından belirlenir ve bunları yeniden üretir. Güncel sanat pratiğinde ise, toplumsal konulara dikkat çekmek, bastırılmış olanı görünür kılmak ve hafızaya karşı yeni hafıza biçimleri yaratmak amacıyla etkin bir yöntem olarak kullanılmaktadır. 1990'lardan itibaren sanat alanında arşiv, geçmişi yalnızca belgeleyen değil; şimdiyi ve geleceği de dönüştüren bir bilgi üretim modeli haline gelmiştir. Bu tez, bedeni dinamik bir arşiv, hareketi ise bedensel bilgi üretiminin bir biçimi olarak ele alır. Bu doğrultuda beden, Foucault'nun iktidar-özne ilişkileri bağlamındaki tarihsel izleri taşıyan bir alan olarak değerlendirilirken; hareket, Maurice Jean Jacques Merleau-Ponty'nin yaşayan beden anlayışı ve Francisco J. Varela–Evan Thompson– Eleanor Rosch'un nörofenomenolojik yaklaşımıyla bilişsel bir süreç ve duyumsal hafıza üretimi olarak incelenmektedir. Böylece beden, hem tarihsel-politik etkilerle biçimlenen, hem de duyusal-bilişsel süreçlerde sürekli yeniden inşa edilen aktif bir arşiv konumuna yerleştirilir. Tezin tarihsel referansları bağlamında, 19. yüzyılda beden hareketlerinin analizi ve hareketin ideolojik temelleri incelenirken; çağdaş sanat pratiklerinde ise hareketin bir temsil biçimi olmaktan çıkarak, kişinin kendi arşiv-bedenine mesafe aldığı eleştirel karşılaşma alanları olarak nasıl kurulduğu tartışılmıştır. "Bedensel Bir Günce Olarak Anormal Hareketler" başlığı altındaki sanat pratikleri, gündelik yaşamda fark edilmeyen mikro-jestlerin ve norm dışı hareketlerin kaydedildiği bedensel bir günce şeklinde geliştirilmiştir. Bu işler, beden hareketinin taşıdığı duygu ve bilgiyi görünür kılarak; toplumsal normlarla kurulan gerilimli ilişkileri araştırır ve hareketin hem kişisel hem kolektif hafızaya dair yeni anlam ihtimallerini açığa çıkaran eleştirel bir bilgi alanı sunduğunu ortaya koyar. Bu açıdan tez, bedenin hareket yoluyla ürettiği bilginin statik olmayan, dönüşebilir ve toplumsal yapılarla ilişkilenebilir bir arşiv niteliği taşıdığını ortaya koymakta; bedeni iktidarın izlerini taşıyan fakat aynı zamanda bu izleri dönüştürebilen aktif bir özne olarak konumlandırmaktadır.