Magazines
566 theses under this subject heading
Işid ve düşmanları: Dabık Dergisini Carl Schmitt perspektifinden okumak
Bu çalışma Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)'in düşmanlarının kim olduğu ve örgütün bu düşmanları nasıl kurduğu sorularına yanıt aramaktadır. IŞİD'in en önemli yayın organlarından biri olan Dabık dergisinin 2014-2016 yılları arasında toplamda 15 sayısı çalışmanın temel ampirik veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Kuramsal anlamda çalışmanın merkezinde Carl Schmitt'in egemenlik kavramı bulunmaktadır. Kendisini devlet olarak ortaya koyan IŞİD, diğer silahlı örgütlerden daha sofistike bir yapıya sahip olsa da modern devletin niteliklerinden yoksundur. Bu durumun tek istisnası örgütün sahip olduğu egemenlik vasfıdır. Çalışmada IŞİD'in düşmanları bu perspektiften ele alınmakta ve sınıflandırılmaktadır. Bu amaçla iki temel eksen oluşturulmuştur. Bunlardan ilki ideal-pragmatik düşman; ikincisi ise devlet-devletdışı düşman eksenidir. Dabık dergisi özelinde IŞİD'in işaret ettiği düşmanlar saptanarak söz konusu eksenlere yerleştirilmiştir. Bu çalışma IŞİD gibi bir küresel güvenlik tehdidini hakim güvenlik çalışmaları literatürünün dışında ele alarak Uluslararası İlişkiler literatürüne katkı sunmayı amaçlamaktadır.
İstanbul Halkevi Kültür Dergisi (1943 – 1946) inceleme dizin metin
1940'lı yılların Türkiye'sinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendine bağlı kuruluşlar vasıtası ile çeşitli dergiler yayınladığı görülmektedir. Bunların en dikkate değer olanı Halkevleri Genel Merkezi tarafından yayınlanan Ülkü dergisidir. Çeşitli illerde yayınlanan bu tür dergiler arasında, Ülkü kadar önemli bir başka dergi daha bulunmaktadır. O da İstanbul Eminönü Halkevi tarafından çıkarılan İstanbul Kültür'dür. Kültür ve sanat hayatının canlı olduğu bir ilde ve İkinci Dünya Savaşı gibi engebeli bir konjonktürde yayınlanan İstanbul Kültür dergisi, dönem ruhunun kavranması bakımından önemli bazı imkânlar sunmaktadır. İlgili derginin bir başka özelliği de, sanat ve edebiyat bölümlerinin Mehmet Kaplan tarafından yürütülüyor olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçişi kadar, edebiyat ve sanat hayatındaki türlü evrilmeleri rahatlıkla izleyebildiğimiz İstanbul Kültür dergisinin, yüksek lisans tezi seviyesinde ele alınıp incelenebileceğini düşündük. Dergi üzerinde gerçekleştirdiğimiz detaylı inceleme dışında, orada yer alan her türlü yazılarla şiir ve hikâye gibi edebi metinlerin de indeksini hazırladık. Kronoloji, yazar adı ve edebi türe dayalı bu indekslerin ardından da, dergide yayınlanan Yeni Türk Edebiyatı ile ilgili metinler arasından seçtiğimiz örnekleri ayrı bir cilt haline getirmeyi uygun bulduk. Anahtar Kelimeler: Halkevi Dergileri, İstanbul, deneme, eleştiri, tahlil.
İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi (1953-1957) inceleme-dizin
Bilindiği gibi 1950'lerin başında Türkiye'deki siyasi ortam köklü şekilde değişir. Bu değişim toplumun pek çok alanı gibi kültür, sanat ve edebiyat ortamlarını da etkilemiştir. Örneğin çok partili dönemin başlaması ile sanat ve edebiyatta çok sesliliğin geliştiği ifade edilebilir. Özellikle genç kesimin çıkardığı çok sayıda dergi bu ortamı zenginleştirir. Ancak çıkan dergilerden pek çoğu da kısa sürede kapanır. Böyle bir ortamda İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi Mehmet Kaplan öncülüğündeki geniş kadrosu ile edebiyat ve fikir dünyasında dikkat çeker. Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Sait Faik Abasıyanık, Âsaf Hâlet Çelebi, Tarık Buğra gibi sanat ve bilim alanının önemli isimleri derginin kaliteli içeriğinde pay sahibidir. Buna rağmen derginin akademik ortamda günümüze dek gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Sanat ve Edebiyat, Kasım 1953'ten Şubat 1957'ye dek otuz dokuz sayı devam eder. Bu dönemde, ülkenin hemen her alanda tesiri altında kaldığı koşulsuz Batılılaşma fikrine alternatif getirmeye çalışır. Türk-İslam-Batı sentezi şeklinde ifade edilebilecek düşüncesini yalnız teklif etmekle kalmaz. Düşünce ve sanat alanındaki yazılı ve görsel metinleri ile bu yaklaşımı tatbik eder. Bu sayede İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi, Türkiye'nin modernleşme sürecinde izleri görülen söz konusu sentez teorisine Cumhuriyet sonrası dönemde canlı, yenilenmiş ve incelemeye değer bir örnek sunar. Anahtar Kelimeler: İstanbul Sanat ve Edebiyat, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, 1950'lerde edebiyat ortamı, Turgut Atasoy.
Cumhuriyet Dönemi edebiyat dergilerinde edebiyat eleştirisi (1928-1940)
Edebiyat eleştirisi, Tanzimat Dönemi'yle birlikte Türk edebiyatına giren bir tür olarak edebî faaliyetlerin değişim ve gelişimini besleyen bir alan olmuştur. 19 ve 20. yüzyılda çıkan edebiyat dergileri, edebiyat dünyasının canlılığını yansıtan panoramik bir görüntü sunmaktadır. Dolayısıyla edebî yönelişlerin en uygun şekilde takip edebileceği ortam edebiyat dergileridir ve edebiyat dünyasının gelişiminde eleştirinin etkisi çok önemlidir. 1928-1940 yılları arasında çıkarılan edebiyat dergileri üzerinden inceleme yapılmasının sebebi ise 1928 yılında Harf İnkılabı'nın gerçekleştirilmesi ve 1940 yılına kadar çok hareketli toplumsal ve edebî hayatın varlığının eleştiri türüne de yansımış olmasıdır. 1940 yılıyla incelemenin sonlandırılmasının sebebi ise İkinci Dünya Savaşı'nın toplumsal, ekonomik etkisinin yanında edebiyatta büyük kırılmaların başlangıcı oluşudur. Bu çalışma kapsamında 1928-1940 yılları arasında çıkarılan başlıca edebiyat dergileri üzerinden roman, şiir, tercüme ve eleştiri türleri üzerine yapılan tenkit içerikli yazılar incelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada münekkitlerin üzerinde tartışmaya değer gördükleri bazı yazar ve şairler hakkındaki düşünceleri değerlendirildikten sonra münekkitlerin ve dönemin tenkit üslubu üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmayla Cumhuriyet Dönemi'nin edebiyat sahasındaki yansımaları ve edebiyat eleştirisinin gelişimi ile özellikleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmaktadır.
Ülkü dergisi (1941-1946) inceleme-indeks
Dergiler, yayımlandıkları dönemin sosyal, siyasi, ekonomik koşullarının anlaşılmasını sağlayan önemli kaynaklar olduğu gibi sanat ve edebiyat alanlarında yönlendirici konumdadır. Basın yayın faaliyetlerinin kısıtlandığı 1940'lar Türkiye'sinde siyasi otoritenin yayın organı görevini üstlenen Halkevleri dergileri bu noktada öne çıkar. Bu bağlamda Halkevi yayınlarına öncülük eden Ankara Halkevi dergisi Ülkü, 1940'lar edebiyat ortamlarının anlaşılması için başvurulması gereken birincil kaynaklar arasında yer alır. Akademik yayınlara bakıldığında Ülkü'nün sıkça farklı disiplinlerde çalışıldığı fark edilmiş olup ikinci serisinin bibliyografyasının hazırlanmadığı görülmektedir. Bu çalışmada derginin üç farklı döneminden Ahmet Kutsi Tecer yönetiminde 1941-1946 yılları arasında yayımlanan 126 sayı "Düşünce Dünyası"; sanat, edebiyat, resim ve müzik odağında "Deneme ve Eleştiri"; hikâye, roman, piyes, şiiri kapsayan türler açısından incelenmiştir. İlgili dönemin çalışılmasında siyasi ve toplumsal olaylar edebiyattan bağımsız tutulamayacağı için süreli yayın farklı yönleriyle ele alınmıştır. Bütüncül kavrayışı kolaylaştıracağı düşüncesiyle "Kronolojik İndeks", "Yazar İndeksi" ve "Tür İndeksi" çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırma ile Ülkü'nün kendi dönemine çeşitli açılardan etkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ülkü, Halkevleri, Dergi, Ahmet Kutsi Tecer, 1940
Süleyman Fâik mecmuası (Transkripsiyonlu metin inceleme, 1b-55a)
Arapça "toplama, bir araya getirme" anlamında kullanılan ve "cem" kökünden türemiş "mecmua" kelimesi, "toplanmış, bir araya getirilmiş" anlamlarına gelmektedir. Terim anlamı olarak ise farklı şairlere ait çeşitli şiirlerin bir araya getirilmesiyle oluşan eserlerin genel adıdır. Mecmualar Eski Türk Edebiyatı'mıza önemli katkılar sağlamaktadır. Bu çalışma, Süleyman Fâik tarafından kaleme alınan İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde NECTY09577 demirbaş numarasıyla kayıtlı olan Mecmua-i Süleyman Fâik adlı eserin [1b-55a] numaralı varakları üzerine yapılmıştır. Manzum ve mensur bölümlerden oluşan eser, karışık mecmualar grubunda değerlendirilmektedir. Mecmuada edebiyat, tarih, musiki, tasavvuf ve dönemin sosyal hayatı ile ilgili çeşitli bilgiler yer almaktadır. Çalışmamızda, mecmua tanıtıldıktan sonra eserin manzum ve mensur bölümleri incelenmiştir. Ardından mecmuanın çeviri yazılı metni verilmiştir.
Akbaba Gazetesi 400-500 sayılar arasında yer alan manzum parçaların kelime grubu tahlili
"Akbaba Gazetesi 400-500 Sayılar Arasında Yer Alan Manzum Parçaların Kelime Grubu Tahlili" adlı bu çalışmamızda amacımız, tespit edilen manzum parçaların muhtevasını, kelime gruplarının dil açısından önemini, gazete üzerinden fark ettirmektir. Çalışmamızı üç başlık altında toparladık. İlk bölümde Akbaba gazetesinin önemini yazıya dökerek gazetenin öne çıkmış yazar ve şairlerini tanıttık. Gazetede incelediğimiz (400-500) sayılar arasında manzum parçaların kalem sahiplerini tek tek belirttik. İkinci bölümde tespit ettiğimiz manzumları, başlıkları, sayfa ve numaralarıyla birlikte Latin harflerine aktardık. Üçüncü bölümde kelime gruplarını Türk dil bilimcilerinin ve araştırmacıların görüşleri doğrultusunda tanıtıp, tespit ettiğimiz kelime gruplarını gösterdik. Ekler kısmına incelediğimiz gazeteden örnekler sunduk. Anahtar Kelimeler: Akbaba Gazetesi, Yusuf Ziya Ortaç, Manzum, Kelime Grupları
Eğitim ya da Eğitim dergisinde yer alan metinlerin söz varlığı ve değerler eğitimi açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı Eğitim ya da Eğitim dergisinde yer alan söz varlığı unsurlarını ve değerler eğitimini tespit etmektir. Derginin 2019 Kasım ayından itibaren iki ayda bir yayımlanan sayıları incelenmiştir. 1 yıllık yazılı basım süreci takip edilmiştir. Araştırma, dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde problem durumuna, alt problem cümlelerine, amaca, öneme değinilmiş ardından sayıltılar, sınırlılıklar ve tanımlar üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde ise kavramsal çerçeve üst başlığıyla sözcük kavramına, söz varlığı ve unsurlarına, değerler eğitimine değinilmiştir. İkinci bölüm olan yöntem kısmında betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini YA DA dergisinin ilk altı sayısı oluşturmaktadır. Üçüncü bölümdeyse bulgular ve yorum başlığıyla tespiti yapılan söz varlığı unsurlarına, değerler eğitimine dair çıkarımlara yer verilmiştir. Daha sonra dergideki söz varlığı unsurlarının içerisinde yer alan değerlere değinilmiştir. Değerlerin daha çok deyimler içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. YA DA dergisinin başta deyim olmak üzere ikilemeler konusunda zengin bir içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Atasözleri, ilişki sözleri ve kalıplaşmış sözlerin kullanımı sınırlı kalmıştır. Tespiti yapılan söz varlığı unsurları ve değerler eğitimi tablo halinde sunulmuştur. Değerler eğitiminin kök değerleri her sayıda yer almıştır; fakat bazı alt değerlerin yer almadığı tespit edilmiştir. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise tartışma, sonuç, öneriler, kullanılan kaynaklar ve ekler sunulmuştur. Türkçe Öğretim Programı (2019), Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programı'na (2017) göre tespiti yapılan değerlerden yararlanılabilmesi için önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma, sonrasında yapılacak araştırmalara farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Yapılacak çalışma Eğitim ya da Eğitim dergisini inceleme ile sınırlıdır.
ÇETO: Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi Dergisinin biçim ve içerik açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ÇETO (Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi) isimli derginin biçim ve içerik açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde çocuk edebiyatıyla ilgili kavramsal çerçeve bulunmaktadır. Araştırmanın ikinci bölümünde çalışmanın yöntemi, verilerin toplanması ve analizi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümünde ise ÇETO dergisi hakkında bilgi verildikten sonra biçim özellikleri ve derginin içeriği ele alınmıştır. ÇETO dergisinin biçim olarak çocuk edebiyatı dergisi özelliklerine uygun olmadığı gözlemlenmiştir. Görsel yönden zengin olan derginin kapak görsellerinin çocukların seviyesine uygun olmadığı tespit edilmiştir. İçerik yönünden bakıldığında dergide şiir, masal, deneme, makale gibi çeşitli metin türlerine yer verildiği görülmüştür. Çocuk edebiyatı adını taşıyan dergideki eserler, biçim ve içerik olarak gençlere ve yetişkinlere yönelik ürünlerden oluşmaktadır. Bu yönüyle dergi çocuk dergisi olmaktan çok çocuk edebiyatı alanı ürünlerini içeren bir dergi olmuştur. Dergide yayımlanan çeviri türündeki eserler incelenerek bunların çocuk edebiyatına katkıları araştırılmıştır. Çevirilerde kullanılan dillerde İngilizce, Korece ve Fransızca gibi dillerin ağırlık kazandığı tespit edilmiştir. ÇETO dergisinin çeşitli konularda yazılmış metinleri; görsellerle tamamlayan, birçok edebî türü içinde barındıran bir dergi olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda ÇETO dergisinin çocuk edebiyatı alanıyla ilgilenen yetişkinlere, eğitimcilere ve araştırmacılara yol gösterecek içerik bakımından zengin bir kaynak olduğu görülmüştür.
Popüler kültür örneği olarak Socrates Dergi ve Türkiye'deki spor kültürü
Spor, 20. ve 21. Yüzyılda rekabete dayalı bir performans eyleminden sıyrılarak toplumsal alanda önemli konuma yerleşen bir kavram haline geldi. Son yüzyılda sporun kitleleri bir araya getirmesiyle ekonomik, kültürel, politik ve toplumsal birçok sorunu içermeye başladı. Kitlelerin toplumsallaşma sürecinde sporla olan ilişkisinin artması, sporun etki alanını genişletti. Bu anlamda, sporun toplumsal süreçlerle ve kitlelerle olan ilişkisi spor kültürü kavramını ortaya çıkardı. Bahsi geçen spor kültürü kavramı bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Sporun kitleler arasında yayılması, medya aracılığıyla popülerleşmesi sporun popüler kültür örneği olarak gösterilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda spor kültürü ve spor medyası popüler kültürün bir parçası olarak kabul edilmiş ve gündelik hayatta azımsanamayacak düzeyde kendisine yer edinmiştir Spor kültürünü ve spor medyasını popüler kültür bağlamında incelemekse bu alandaki toplumsal ilişkilerin, kültürel üretimlerin oluşturduğu sorunlar açısından önemli veriler ortaya çıkarmaktadır. Buradan hareketle, spor medyasının yarattığı spor kültürünün nasıl olduğunu, hangi bağlamlarda ele alındığını; değişimleri ve dönüşümleri popüler kültür üzerinden analiz etmek mümkündür. Bu tez çalışmasında, spor kültürü ve spor medyası açısından verimli bir alan olan Socrates Dergi incelenmiştir. Türkiye'deki spor medyası içinde alternatif medya örneği olarak kabul edilen Socrates Dergi'nin farklı bir spor kültürü üretme varsayımından hareketle; spor kültürüyle olan ilişkisi analiz edilmiş ve yarattığı spor kültürünün bileşenleri ortaya koyulmuştur. Çalışma, niteliksel araştırma metodolojisi benimseyen betimsel analiz yöntemine dayanmaktadır. Örneklem olarak Socrates Dergi'nin 2015-2023 yılları arasında yayınladığı basılı içeriklere bütüncül bir yaklaşım getirilerek seçilmiş metinler ve ülkedeki baskın spor kültürü arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada Socrates Dergi'nin baskın spor kültürü içerisinde alternatif bir yerde konumlandığı ve derginin alternatif bir spor kültürü üretebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Kültür, Popüler Kültür, Spor Kültürü, Spor Medyası, Socrates Dergi
1945-1960 döneminde Türkiye'de İslami canlanış: Dergiler ve söylemler
Cumhuriyet Dönemi Türk düşünce tarihine katkı sağlaması umulan bu doktora tezinin amacı, 1945-1960 yılları arasındaki İslami canlanma atmosferinde kendilerini millî ve dinî değerler üzerinden tanımlayan ve kendileri için zaman zaman dindar-milliyetçi ya da mukaddesatçı isimlendirmelerini kullanmış bir grup dergi ve aktörün ürettikleri milliyetçi ve maneviyatçı içeriği analiz etmek ve bu içeriği besleyen unsurlar üzerinde argümanlar oluşturmaktır. İslam düşüncesinin 1960 sonrasında tercüme hareketleri ile kazandığı evrensel çizgisinden farklı olarak 1945-1960 arasında milliyetçilik ile ne şekilde iç içe geçtiği bu tezin cevabını aradığı sorulardan biridir. Diğer yandan "maneviyatçılık" gibi genel bir başlığın altında hangi alt başlıkların yer aldığı sorusu da cevabı aranacak diğer bir problematiği oluşturmaktadır. Bu çerçevede ele alınan on beş periyodik yayın hakkında ansiklopedik bilgiler, yazar kadrosu ve milliyetçi-maneviyatçı yönelimlerinin analizi tezin güzergâhını belirlemiştir. Çalışmada geniş bir dergi arşiv taramasının yanı sıra Cumhuriyet Arşivi, Meclis tutanakları, kanun maddeleri ve anılardan da faydalanılmıştır. Çalışmada doküman analizi metodu ve yer yer niceliksel bir çizgi takip edilmiştir. Öncelikle konu kapsamına alınabilecek yazılar tespit edilmiştir. Bir yandan dergilerde görülen milliyetçilik türü analiz edilirken diğer yandan bu görüşleri serdeden başlıca yayınlar ve aktörlerin genel profilleri çıkarılmıştır. Bu resim ortaya çıkarılırken tasvirî olmakla yetinilmeyip dergilerin milliyetçi ve maneviyatçı tonunu belirleyen nedenler sorgulanmıştır. Milliyetçiliği besleyen muhtemel nedenler arasında dönemin aydınlarının dinî içerikli bir milliyetçiliği doğal bir biçimde kimliklerinin bir parçası olarak görmeleri ve dönemin komünizm karşıtlığı gibi hususlar gözlenmektedir. Maneviyatçı söylemlerinin arkasında ise dönemin bir önceki dönem İslamcılık düşüncesinden farklı olarak "devleti kurtarmak" değil "bireyi kurtarmak" dönemi oluşu ve dergiyi çıkaran kişilerin felsefi ve tasavvufi yönelimleri rol oynamış görünmektedir. Mukaddesatçı olarak nitelenen bu grup şüphesiz kendi içinde farklılıklar barındırmaktadır. Bu çalışmada önemli görüş farklılıkları göz ardı edilmeden, ortak tema ve yaklaşımları olarak milliyetçilik ve maneviyatçılık başlıkları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: İslami canlanma, Çok Partili Dönem, mukaddesatçılık, İslamcılık, Türk milliyetçiliği, maneviyatçılık, komünizm karşıtlığı.
Çaylak gazetesi: Yazıçevrimi, dizin, inceleme
"Çaylak Gazetesi: Yazıçevrimi, Dizin, İnceleme" adını taşıyan bu tez 1876-1877 yılları arasında toplam 162 sayı olarak yayınlanmış bir mizah gazetesi olan Çaylak'ı Latin harflerine çevirmeyi ve dönemin mizah anlayışı çerçevesinde işlenen konuları belirlemeyi amaçlamaktadır. Önsözde tezin amacı, sınırları ve yöntemi açıklanmıştır. Giriş bölümünde Osmanlı Devleti'ne matbaanın gelişi, gazeteciliğin gelişimi, mizah gazeteciliği ve basın sansürü anlatılmıştır. Tezin birinci bölümünde Mehmet Tevfik'in yaşamı ve gazeteciliği hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise Çaylak gazetesinin yapısal özelliklerinden ve Mehmet Tevfik'in yayın politikasından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde "Çaylak'ta Siyasal ve Sosyal Hayat" başlığı altında dönemin siyasi hayatı, Avrupa ve alafranga yaşam, Ramazan'ın topluma etkisi, İstanbul'un sorunları ve gazetede geçen meseller hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde Çaylak'ın yayımlandığı yıllardaki ekonomik hayat aktarılmıştır. Çaylak gazetesinde yayınlanmış yazıların Latin harflerine çevrilmiş hali beşinci bölümü oluşturmaktadır ve tezde en geniş yeri tutmaktadır. Buradaki yazıların içeriği tezin önceki bölümlerinde değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının en önemli yanı ve alana en büyük katkısı, Çaylak gazetesinin tam dökümünü içermesidir. Tezin ek bölümünde Çaylak gazetesinin Excel dosyası halinde kronolojik olarak yazar, yayın tarihi, tür, yazı başlığı, sayı ve sayfa aralığı başlıkları altında sistematik dökümü yer almaktadır. Bu bölümün dönemin diğer gazetelerini çalışacak araştırmacılara kaynak niteliği taşıması amaçlanmıştır. Sonuç bölümünde ise gazetenin 19. yüzyıl içindeki yeri ve önemi tespit edilerek kapsamlı bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Osmanlı kadın dergilerinde gündelik yaşamın politiği: Hanımlara mahsus gazete mektuplarının incelenmesi
19. yüzyıl Osmanlı kadının değişim yüzyılı olmuştur. Kadınlar bu süreçte dergiler etrafında toplanmaya ve haklarını, taleplerini, sorunlarını dergiler üzerinden kamusal zeminde tartışmaya başlamışlardır. Dergiler kadınların seslerini yükselttikleri ve seslerini kamusal alanda yükselttikleri mekanlar olmuştur. Bu dergilerden birisi de Hanımlara Mahsus Gazete'dir. Hanımlara Mahsus Gazete, yayın ekibinin kadınlardan oluştuğu ve kadınların hak ve taleplerinin dile getirildiği ilk dergilerden birisi olarak 1895 yılında yayın hayatına başlamış ve 13 yıl süreyle yayın hayatını devam ettirmiştir. Söz konusu dergi kadınların yaşamlarına etki eden ve yaşamlarından etkilenen, gündelik yaşamları ile iç içe geçmiş bir yapıya bürünmüştür. Derginin gündeliğin sınırlarında gezmesi kadınların sıradan hayatlarının aslında nasıl politik bir alan olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu durumun temel göstergelerinden biri dergiye gelen mektuplardır. Mektuplar, kadınların kendi kalemleriyle kendilerini ifade ettiklerini ve içinde bulundukları durumu tartıştıkları yazılar olarak yerini almıştır. Böylece kadınlar deneyimlerini, hak ve taleplerini kamusal alana taşımışlardır. Mektuplarında dile getirdikleri konular genel olarak değişen toplumsal yapı içerisinde kendilerine aradıkları ideal kimlik tartışması, eğitim ve çalışma hakkı ve aile yaşamlarına dair konulardır. Bahsi geçen konuların kadınların gündelik yaşamlarının merkezlerinde şekillenmektedir. Bu bağlamda mektuplar gündelik yaşamın sıradanlığını politik bir unsura çevirerek kadınların hak ve taleplerinin kamusal alana intikal etmesinin aracı olmuşlardır. Tez çalışmasında bahsi geçen mektuplar üzerinden kadınların gündelik yaşamının politiğini anlamlandırmak ve kadın deneyimlerini bilimsel çalışmaların bir parçası haline getirmek hedeflenmiştir.
Bir ada, bir dergi ve bir ressam: İmroz, ιμβρος ve Nikos Paleopoulos
Türkiye'nin en büyük adası olan İmroz, ada olmanın getirdiği birçok olumsuz etkiye rağmen, kendisine yetebilen bir adaydı. Tarım ve hayvancılığa uygun olan bu adanın en büyük şansı tatlı suya sahip olmasıydı. Anakaraya ulaşımın çoğu ada gibi zor olduğu yıllarda, ada halkı kendisine yetmeye mecburdu. Bu sebeple yiyecek, içecek, giysi ve eşya gibi ihtiyaçlarını kendisi üretiyordu. Anakaradan izole olan ada yalnızca maddi kaynakları değil kültürel tüm aktiviteleri de kendisi yaratmak zorundaydı. Ada halkı sinema ile ilk olarak 1948 yılında tanışmıştı. Adanın merkezine ise elektrik 1950 yılında verilmeye başlanmıştı. Pilli radyolar gündelik hayattaki en önemli iletişim ve eğlence aracıydı. Müzikler, danslar, dini ritüeller, düğünler ve birçok kutlama adayı eğlenceli kılsa da bir grup entelektüel İmroz'a yeni bir hareket getirmek istiyordu. Ancak nasıl başlayacaklarını bilemediler. İkinci Dünya Savaşı'nın adaya getirdiği ekonomik ve ruhsal çöküş, aynı zamanda yeni bir başlangıca vesile oldu. Zorunlu askerlik görevlerinde birbirleri ile yakınlaşan İmrozlu ve İstanbullu Rumlar birbirlerini daha iyi tanıma fırsatı buldular. İstanbullu iki entelektüel Vasileios Anagnostopoulos ve Nikos Paleopoulos savaşın bitmesiyle birlikte İmroz'a ilk seyahatlerini yaptılar. Bu seyahat onları İmroz'a bağlayacaktı. Adadaki günlük hayattan, doğadan, İmrozlulardan oldukça etkilenen ressam Nikos Paleopoulos, burada bir dergi çıkarma fikrini ortaya atan isim oldu. Adadaki entelektüellerin de bir araya gelmesiyle adanın ilk dergisi İmroz doğdu. 1955 yılına kadar yayınlanan bu dergi adanın adeta bir kayıt defteriydi. Bu çalışma adanın görece "güzel" yıllarındaki gündelik hayatına bakmayı ve İmroz Dergisi'ni okuyucuya tanıtmayı amaçlamaktadır.
Dergi yönetim sistemlerinde sunulan hizmetlerin sistem kullanıcıları açısından değerlendirilmesi: DergiPark analizi
Günümüzde bilgi sistemlerinin çevrimiçi ortama yönelik olarak tasarlanmasıyla birçok iş süreci zamandan ve mekândan bağımsız bir şekilde yönetilebilir hale gelmiştir. Bilgi sistemlerinin sağladığı bu avantajlar sayesinde kullanıcı kitleleri de artış göstermiş; birçok sektörde iş süreçleri bilgi sistemleri üzerinden izlenmeye ve yönetilmeye başlanmıştır. Bununla beraber bilgi sistemlerinin etkili bir şekilde kullanımı için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu kapsamda kullanılabilirlik çalışmaları da çeşitli yöntemlerle bilgi sistemlerinde uygulanmıştır. Söz konusu çalışmalarda çoğunlukla pragmatik boyutlarla sistemlerin kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Günümüzde ise sistemlerin tasarımında kullanıcı deneyimi kavramı ortaya çıkmış ve pragmatik özelliklerin yanında hedonik olarak tanımlanan hazsal özellikler de değerlendirilmektedir. Literatürde farklı sektörlerde kullanılan bilgi sistemlerine yönelik olarak kullanıcı deneyimi ölçümlerinin yapıldığı görülmektedir. Bu çerçevede çalışmada akademik yayıncılıkta yoğun olarak kullanılan dergi yönetim sistemlerine Türkiye'de çok sayıda kullanılan bir platform üzerinden odaklanılmaktadır. TÜBİTAK ULAKBİM tarafından geliştirilen bir dergi yönetim platformu olan DergiPark, akademik dergilerde dergi yönetim süreçlerinin yönetilmesi ve dergilerin çevrimiçi ortamda barındırılması gibi hizmetleri sunan web tabanlı bir bilgi sistemidir. Bir dergi yönetim sistemi olarak bu platformun kullanımı ile ilgili sorunlar bulunmaktadır. Söz konusu sorunları ortaya koymak ve olası çözüm önerilerini geliştirmek amacıyla DergiPark'ın kullanıcıların deneyimleri açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmada DergiPark nitel ve nicel veri toplama teknikleri kullanılarak değerlendirilmektedir. Betimleme yönteminin kullanıldığı çalışmada DergiPark'ın dergi yönetim sistemi özellikleri sistemi deneyimleyen dergi yetkilileri ve sistem geliştirmelerinin gerçekleştirilmesinde görev alan DergiPark yetkililerinin görüşleri doğrultusunda analiz edilmiştir. Bu kapsamda literatürdeki kullanıcı deneyimi ile ilgili çalışmalardan hareketle geliştirilen anket ile 390 farklı dergiyi temsil eden yetkililerin DergiPark'ın kullanımına ilişkin değerlendirmeleri incelenmiştir. Ayrıca deneyimli dergi yetkilileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler de Anket tekniği ile toplanan verileri desteklemek amacıyla ayrıca sunulmuştur. Diğer yandan DergiPark yetkilileriyle yapılan görüşmelerle de dergilere sunulan hizmetlere yönelik olarak deneyimlenen süreçler incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, DergiPark'ın sistem güncellemelerinde, arayüzünde problemler olduğu, yayın değerlendirme süreçlerinde ihtiyaç duyulan bilgilere sunum ve erişim noktalarında eksikliklerin bulunduğu ortaya çıkmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde ise DergiPark'ın anlaşılır ve çekici bir sistem olmaya yönelik özellikleri taşımada eksikliklerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Anket ve görüşmelerden toplanan verilerle birbirini destekleyen bulgular DergiPark'ın kullanım kolaylığının olmaması, menülerin düzenleme şeklinin karışık olması konuları DergiPark'ın eksi yönleri olarak, sorunların hızlı çözülmesi ve platformun dergilere itibar sağlaması konuları ise DergiPark'ın artı yönleri olarak ortaya çıkmıştır. Süreçlerin yönetiminde beklentilerin karşılanması ve sistemde verilerinin kaybolacağına yönelik bir kaygı taşımadıkları konuları ise anket ile görüşmelerde ayrışmıştır. Görüşmelerde bu konularda problemler olduğu saptanmıştır. Öneriler doğrultusunda DergiPark platformu üzerinde ekranlarda ihtiyaç duyulan bilgilerin düzenlenmesine ve arayüze yönelik bölümlerde iyileştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun yanında, yazar ve hakemlere yönelik kullanıcı deneyimi çalışmalarının yapılması da DergiPark'ın geliştirilmesine yarar sağlayabilir.
Bir akademik dergi yönetim sistemi olarak DergiPark'ın kullanılabilirlik değerlendirmesi
DergiPark, farklı profillerdeki birçok kullanıcı tarafından araştırma yapmak ve dergilerdeki yayın süreçlerini gerçekleştirmek için yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu tür sistemlerde yer alan her bir modülün kullanılabilir olması kullanıcı etkileşimi ve dergi yönetim süreçlerinin sürdürülebilirliği için önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı; DergiPark platformunda yer alan yazar, editör ve hakem modüllerinin etkililik, verimlilik ve memnuniyet açısından kullanılabilirliğini test etmektir. Etkililik, katılımcıların test sırasında verilen görevleri tamamlama başarısı ve doğruluğu ile; verimlilik, katılımcıların kendilerine verilen görevleri tamamlamaları sırasında harcadıkları zaman ve yaptıkları tıklama sayısı ile; kullanıcı memnuniyeti ise Sistem Kullanılabilirlik Ölçeği (SKÖ) ile ölçülmüştür. Çalışmada DergiPark platformu yazar, editör ve hakem modüllerinin kullanılabilirliği hem gerçek kullanıcılar ile hem de uzmanlar tarafından değerlendirilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, 15 gönüllü katılımcıyla kullanılabilirlik testleri (gözlem, sesli düşünme tekniği ve anket) gerçekleştirilmiştir. Kullanılabilirlik testi sonucunda yazar, editör ve hakem modüllerini kullanan katılımcıların kendilerine verilen görevleri başarıyla tamamlayabildikleri (etkililik) ancak beklenen sürenin üzerinde performans (verimlilik) gösterdikleri belirlenmiştir. SKÖ ile yapılan memnuniyet anketi sonuçlarına göre katılımcıların sistemin kullanılabilirliğine yönelik genel memnuniyet değeri 54,3 ve memnuniyet derecesi ise D olarak ölçülmüştür. Buna göre katılımcıların sistemden memnun olmadıkları görülmüştür. İkinci aşamada ise, bilişsel iş adımları yöntemi kullanılmış ve kullanılabilirlik değerlendirmesi dört uzman ile gerçekleştirilmiştir. Uzmanların belirlediği kullanılabilirlik sorunları yardım ve dokümantasyonun yetersiz olması, menülerde ve alt başlıklarda tutarsızlıkların olması, hataların önlenmemesi, erişim ve kullanılan dil ile ilgilidir. Katılımcıların karşılaştıkları kullanılabilirlik sorunları ile uzmanlar tarafından belirlenen kullanılabilirlik sorunları birbirinden farklı değildir. Sistemin tüm kullanıcılar tarafından sorunsuz kullanılabilmesi için daha sade ve yalın bir dil kullanılmalı, kullanıcılar o anda sistemde neler olduğu hakkında haberdar edilmeli, ilerleme çubuğu göstergeleri kullanılarak kullanıcının o anda hangi aşamada olduğu gösterilmeli, kullanıcının yapacağı işlemler göz önüne alınarak yardım ve dokümantasyon hazırlanmalı, modüllerin kullanım videoları ve sunumları güncellenerek web sayfasında görünürlüğü artırılmalıdır.
Lüks markaların dergi reklamları: Louis Vuitton ve Vakko reklamları üzerine bir inceleme
İnsanlar var olduğu günden itibaren etrafındaki imge ve iletilerle birlikte yaşamaktadır. Reklam kavramının ortaya çıkışıyla birlikte her birey birer tüketici ve marka müşterisi haline gelmiştir. Bunun farkındalığı ile markalar tüketicilere karşı bir arzu nesnesi olarak gözükmek istemekte ve bir ihtiyaç gibi algılanmak için sürekli bir rekabet halinde tüketicilerin zihinlerine yerleşmeye çalışmaktadırlar. Bu amacı gerçekleştirmek için de, mal ve hizmetlerini hedef kitlelerine tanıtımın en önemli unsuru olan reklamdan yararlanmaktadırlar. Reklamda mesaj yaratılırken asıl olgu tüketicinin ilgisini çekmesi, akılda kalması ve tüketim davranışına dönüşmesidir. Günümüzde reklamlar incelendiğinde, tüketici zihnine gönderilen iletiler bireyin tüketim davranışına yönelmesinde büyük rol oynamaktadır. Bu reklamlarda kullanılan renkler, yazı karakterleri, mankenler ve mankenlerin karakter analizleri, fotoğraf açıları, kıyafetler, aksesuarlar, arka fon ve manzara gibi ögelerin nasıl ve hangi duyguları çağrıştırma amaçlı kullanıldıklarını tüketici zihninde yaratılmak istenen mesajı etkilemektedir. Böylece tüketicilerin yaşam biçimleri etkilenmekte ve yapılanmaktadır. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de araştırmalar sonucu kabul edilmiş iki lüks marka olan Louis Vuitton ve Vakko markalarının ortak olarak reklam verdikleri, tirajı yüksek olan, aynı hedef kitleye hitap eden ve yurtdışında da satışı olan Vogue ve Elle dergilerinde yayınlanan reklamlarının göstergebilimsel analizi yapılmıştır. Uluslararası ve Ulusal aynı kategoride iki farklı markanın reklam konumlandırması ve reklam iletenlerinin incelenmesi odak noktadır. İki markanın da sezon ve ürün çıkışına yönelik Ocak-Şubat ve Temmuz-Ağustos aylarında reklam vermemesi nedeniyle araştırma kapsamı 2015 Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık; 2016 Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını kapsamaktadır. 1 yıllık sezonda verdikleri tüm reklamlar göstergebilimsel analiz ile yorumlanmıştır. Yapılan çözümlemeler göstergebilim kuramcısı olan Roland Barthes'ın 'Anlamlandırma Kuramı'na dayandırılarak gösteren, gösterilen, düz anlam ve yan anlam başlıkları üzerine dayandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göstergebilim, Gösteren, Gösterilen, Düz Anlam, Yan Anlam,Reklam Çözümleme, Reklam İletisi, Lüks Marka Reklamı, Dergi Reklamı, Louis Vuitton, Vakko.
Kadın dergilerindeki reklam iletilerinde haz kavramı ve görsel kod eşleşmesi
Halkla ilişkiler çalışmalarında, işletme ve hedef kitlesi arasında iletişimi gerçekleştiren en etkili araçlardan biri olan reklam kavramı, günümüzde bilgi merkezli yaklaşımdan, anlam merkezli anlayış yönünde değişmektedir. Çalışmamızın genel amacı, kadına yönelik dergilerdeki reklam iletilerinde haz kavramının görsel kodlarla eşleşmesinin incelemek ve reklamı okuyanların bu kodları algılayıp algılamadığını ortaya koymaktır. Günümüz reklam anlayışında toplumsal değişime paralel olarak, "reklam iletilerinde haz olgusuna yönelik kodlar çoğunluktadır"; varsayımından yola çıktığımız araştırmamızda, örneklem olarak kadın dergilerindeki haz olgusu içerdiğini varsaydığımız, altı reklam seçtik. Seçtiğimiz reklamları, iletişim amaçlı bütün göstergelerin birbiriyle olan ilişkisini araştıran bir bilim olan göstergebilim kuramlarına göre, Roland Barthes'ın göstergebilimsel çözümleme yöntemi çerçevesinde incelemeye çalıştık. Bu doğrultuda reklam kavramının edimsel düzlemde genel bir betimlemesini yaptığımız araştırmamızda, hedef kitleyle buluşan reklamların kişilerin algı-tutum ve davranışlarında oluşturduğu farklılıklar da incelemeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Halkla ilişkiler, reklam, haz, göstergebilim.
Türkiye'de tüketim kültürü çerçevesinde evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi
Tüketim, ilk çağlardan itibaren var olan bir olgudur ancak fordist dönemle birlikte kapitalizmin getirdiği yeni tüketim anlayışı temel ihtiyaçların karşılanmasından öte iletişimsel bir araç olarak kullanılarak, hedonik, gösterişçi ve sembolik anlamlar yüklenmektedir. Bireyleri metalar ile kuşatarak, çeşitli sebeplerle yeni nesneler kümesine yönlendirmekte ve bu arayışı hiç sonlandırmamaktadır. Türkiye' de ve Dünya' da özellikle 1980 sonrasındaki değişim ve yeni oluşumlar Tüketim Kültürünün az gelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerini arttırmıştır. Kapitalizmin önemli unsurlarından olan tüketim kültürü, kitle iletişim araçları ve küreselleşmeyle birlikte yaşamın her evresinde olduğu gibi evlilik ritüellerinin organize edilmesinde de uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışma ile; kitle iletişim araçları aracılığıyla uluslararası kültür öğelerinin Türkiye' deki evlilik ritüellerini değiştirmesi, yeni ritüellerin toplum tarafından benimsenerek yaygınlaşması irdelenmiştir. Araştırma kapsamında 2016 yılında Türkiye' de yayınlanan evlilik dergileri taranarak, söz konusu dergilerde en çok yer alan organizasyon şirketleriyle mülakatlar yapılmıştır. Türkiye' de evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi ve yeni türevlerinin ortaya çıkması ile Tüketim Kültürü arasında bir etkileşim olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'de sanat ve tasarım dergilerinin kapaklarında görsel algı ilkeleri
Bir dergi kapağı hazırlanırken, görsel algı ilkeleri derginin yapılan her sayfa tasarımı aşamasında olmazsa olmaz yapı taşlarıdır. Başlık, amblem vb. unsurlar kullanılarak görsel algı bilinçli olarak yaratılır. Sadece tipografi tekniği kullanılarak oluşturulan bir dergi kapağında da bu ilkeler karşımıza çıkmaktadır.Görsel algı ilkelerinin iç içe kullanılmasıyla dergi kendini öne çıkaran ürün haline gelmiş, karakteristik bir yapı kazanmıştır. Günümüzde hedef kitlesine bu yöntemler ile ulaşan birçok dergi bulunmaktadır. Okuyucular, derginin ismi ile birlikte, kapağı oluşturan karakteristik tasarımına da bakarak takip ettiği derginin özelliklerini bilinç altında tutar.Bu bağlamda, dergilerin tasarımında kullanılan, görsel algı ilkelerini oluşturan öğeler olan tipografi, çizim, fotoğraf vb. görsel malzemeler ile birlikte, reklam,yerleştirmeleri de bir bütünü oluşturmaktadır. Tüm bunlar göz ardı edemeyeceğimiz Gestalt Kuramı'nın sağlıklı uygulaması ile derginin-dergilerin verdiği mesajın-mesajların algılanmasını sağlamaktadır. Çoğu zaman kapakta kullanılan tasarım iç ve arka sayfalarda da kullanılmış olup aynı görsel algı ilkeleri ile devam ettirilmekte, devamlılık sağlanmaya çalışılmaktadır. Kapakta kullanılan öğeler ile iç sayfalardaki diğer öğeler ile uyum sağlayarak okuyucunun görsel algısına ve onun tercih etmesi için en uygun biçimde tasarlanır. Günümüzde, tasarım öğelerinin yer aldığı dergi kapaklarında tipografinin kullanımı, birden fazla mesajın aynı anda verilmesi için daha hassas çalışma yapmayı gerektirir.Toplam dört bölümden oluşan çalışmada, ilk bölümde "Problemin Tespiti ve Çalışmanın Amacı" gibi başlıklar açıklanmıştır. İkinci bölümde; "Dergi" başlığı altında "Algı" konusuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; "Dergi Yayıncılığı" konularına değinilmiştir. Dördüncü bölümde; "Türkiye'de Sanat ve Tasarım Dergi Kapaklarının Görsel Algı İlkelerine Göre Değerlendirmesi" yapılmıştır. Tez çalışması için seçilen örnek dergiler görsel algı ilkelerinin özellikle Gestalt Kuramı kurallarına göre değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de dergi yayıncılığının dijitalleşmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de dergi yayıncılığının dijitalleşmesinin İstanbul ilinde 450 kişi örnekleminde ele alınmasıdır. Bu amaç çerçevesinde çalışma dört bölümde tamamlanmıştır. Birinci bölümde Türkiye'de dijitalleşme kavramı ele alınmıştır. Burada öncelikle iletişimin, halkla ilişkilerin ve kitle iletişim araçları ile dijitalleşmenin tanımına yer verilmiştir. Ardından dijitalleşmenin özellikleri açıklanmış; geleneksel yayıncılıktan elektronik yayıncılığa geçiş süreci ele alınmıştır. İkinci bölümde, Türkiye'de dijital yayıncılığa ilişkin bilgiler verilmiştir. Burada öncelikle dijital yayıncılığın tanımı, gelişimi ve temelini oluşturan yayın sistemleri açıklanmıştır. Ardından dijital yayın ve basılı yayın arasındaki farklar, dijital yayıncılığın avantajları ve dezavantajları, dijital dergilerin tanımı, gelişimi, geleneksel dergilerden farkları ve avantajları ile dezavantajları ele alınmıştır. Üçüncü bölüm, araştırma metodolojisini oluşturmaktadır. Burada araştırmanın amacı, evren ve örneklemi, veri toplama araçları ve verilerin analizine ilişkin bilgi verilmiştir. Araştırma bulgularının sunulduğu dördüncü bölüm ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dergi Yayıncılığı, Dijital Dergi, Dijital Yayınlar, Dijitalleşme
Haftalık mizah dergileri ve Türk karikatürünün grafik tasarım yönünden incelenmesi
Karikatür sanatı, insanların günlük yoğun uğraşları sırasında göremedikleri, geniş bir karmaşa boyutunun içinde saklı olan bazı ipuçlarını insanların gözlerine yansıtan bir büyüteç gibidir. Karikatür, "karikatür olarak, bin yıllardır vardı, ama resim sanatının içinde tıpkı ana rahmindeki bebek gibi doğumunu bekliyordu. Aynı şe¬kilde grafik sanatı da öyle. Hatta denilebilir ki resim sanatı ile grafik sanatı birlikte vardı ve iç içeydiler. İlk çağların insanları için yaptıkları sanata ad koymak; resim mi, grafik mi, illüstrasyon yada karikatür mü diye ayırmak önemli değildi. Karikatürün, toplumsal çalkantıların tavan yaptığı 18. yüzyılın son yarısında grafik tasarımın yine içinde kalmakla birlikte mizah dergileri aracılığıyla kendi alanını yaratması, kaçınılmaz bir gereklilik olmuştur.
Hayalden çizgiye Karagöz'ün penceresinden Çanakkale savaşı
Yüzyıllar boyu Türk insanının duygu ve düşüncelerine aracılık etmiş, kimi zaman siyasi bir taşlamaya dönüşen, kimi zaman ise izleyicilerinin yüzünde buruk bir gülümseme bırakan Karagöz oyununun başkahramanları Karagöz ve Hacivat, Türk toplumu üzerinde derin etki yaratmışlardır. Bu etkinin farkında olan mizah dergilerimiz de Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun en önemli dalı olan Karagöz'ü perdeden çizgilerine taşımışlardır. 1908 yılında Karagöz adıyla çıkardığı mizah dergisinde karikatürlerini yayınlayan Ali Fuat ilk Türk karikatüristi olarak bilinmektedir. Ali Fuat'ın karikatürlerinde karikatür bir sahne, Karagöz ve Hacivat da oyunculardır. Karikatürler, Karagöz dergisinin başyazısında ele alınan güncel olayı dile getirmeye çalışmıştır. Tezde 3 Ağustos 1914 ile 10 Ağustos 1915 yılları arasında Çanakkale Savaşı'nın ortamı, Karagöz dergisinde yayınlanan ve o dönemde geniş halk kitlelerine seslenen karikatürler üzerinden incelenmiştir. 1915 yılında sadece Karagöz dergisi yayımlanmaktadır. Bir bakıma büyük savaşın tek gözü Karagöz olmuştur. Çanakkale Savaşları sadece karada, havada ve denizde kalmamış, yazılı basının satırları arasında da gerçekleşmişti. Bu savaşta etkili olan silah değil, kılıçtan keskin kalem ve yerinde kullanıldığında bombadan daha güçlü yazıya dökülmüş sözdür. Yazılı basının bunlardan daha etkili, belki kamuoyunda bomba etkisi yapan silahı ise yazı ve görselin birleştiği betimlemelerdir. Bu betimlemelerden biri de karikatürlerdir. Alt yazıya bağlı olarak kurulan Karagöz karikatürlerinde halka ümit ve moral verilmiştir. Bütün bunlar verilirken de Karagöz ve Hacivat'ın söz söyleme gücünden yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Tiyatrosu, mizah, karikatür, Çanakkale Savaşları, Karagöz.
1990'ların ikinci yarısında feminist kadın dergileri arasındaki görüş farklılıkları
Türkiye'de kadının toplumsal yaşamdaki konumu her dönem için ayrı anlam ifade eder. Farklı zamanlarda kadınlar üzerinden yürütülen tartışmalar sonucunda "kadın"ın nasıl olması gerektiği dönemin erkeklerince belirlenir. Her dönem için yeniden üretilen toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde kadınlar farklı şekillerde konumlandırılırlar. Bu toplumsal cinsiyet rolleri gereğince de kadının "kadın" olmaktan kaynaklı sınırları ve uyması gereken kuralları vardır. Özellikle kadın bedeni ve cinselliği üzerinde geçerli olan bu sınırlar ve kurallar birçok toplumsal kurum tarafından da uygulanabilir hale getirilir. Kürt kadınları ise birçok etkene bağlı olarak kadın bedenine ilişkin bekâret, cinsellik, namus, cinsel şiddet ve evlilik gibi konuları diğer kadınlardan farklı şekilde yaşamaktadır. Kürt feministleri yaşadıkları cinsiyetçilik noktasında asıl mücadelelerini Kürt erkeklerine karşı verirler. Türk kadın hareketinden ise yanlarında olmalarını beklerler. Kürt feministlerin bir diğer mücadelesi de ırkçılığa karşıdır. Bu noktada da Türk kadın hareketiyle olan problemler kendini gösterir. Türk kadın hareketi Kürt kadınların "Kürt" feminizmini kabul etmezler. Kürt kadınları da "Kürt" kimlikleri ile Türk kadın hareketi içerisinde yer bulamaz ve ayrı örgütlenme noktasına giderler. Bu çalışmada farklı feminizmlerin kendini gösterdiği 1990'lı yıllarda ortaya çıkan Kürt feminizmi üzerinde durularak hem Kürt kadınlarının feminizme bakışı, "beden" konusu üzerinden incelenecek hem de Kürt kadınlarının neden ayrı örgütlenmeye gittiği ve Türk kadın hareketiyle problemin ne olduğu konusu tartışılacaktır. Bu çerçevede 1990'ların ikinci yarısında yayımlanmaya başlayan feminist Kürt kadın dergileri Roza ve Jujin, yine aynı dönem yayımlanmaya başlayan ve feminist popüler bir yayın olan Pazartesi dergisi üzerinden inceleme yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Beden, Cinsellik, Irkçılık, Cinsiyetçilik, Kürt Feministler, Kürt Erkekler, Türk Kadın Hareketi