Understanding of religion

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Voltaire ve Diderot'nun din anlayışları

Kant'ın "aklını kullanma cesareti göster" mottosu ile özdeşleşen aydınlanma, Avrupa tarihi açısından belli bir dönemin adı olduğu kadar; bir düşünüş tarzı, birey, toplum ve siyaset tasarımı anlamına da gelmektedir. 18. yüzyıla damgasını vuran aydınlanma dönemi için söylenebilecek ilk şey tek bir aydınlanmanın değil, farklı ülke gelenekleri ile şekillenmiş aydınlanma düşünüşlerinin olduğudur. Aydınlanma dönemi olarak bahsedilen 18 yy'da farklı değerlerin ve ilkelerin daha fazla öne çıkarıldığı Fransız, Alman, İskoç, Amerikan tarzı aydınlanmalardan bahsedilebilir. Her bir aydınlanma geleneği kendi toplumuna damgasını vurmuş, kendi toplumunun kültürel, siyasal ve birey anlayışını yansıtmış, önemli felsefecilerin çalışmaları ile şekillenmiş, kendine özgü ilkeleri öne çıkartmıştır. Farklı aydınlanmaların ortaya çıkışında toplumların tarihi, kültürel yapısı, siyasal yapısı, sınıfsal yapısı hatta ekonomik yapısındaki değişim dönüşüm belirleyici olmuştur. Farklı noktalarla birlikte her bir aydınlanma akılcılığı öne çıkartarak, bireyci düşünceyi, geleneksel politik ve toplumsal yapıları dönüştürmeyi ve metafizikten kurtulmayı murat etmiştir. Her bir aydınlanma belirlediği temel ilkeler çerçevesinde toplumun, bireyin ve politik yaşamın farklı yöntemlerle yeniden şekillendirilebileceğini düşündürtmek istemiştir. Tezin konusu, salt akıl, mantık, bilimsel yöntem, dinin sorgulanması temalarını öne çıkartan Fransız aydınlanması ve onun iki önemli temsilcisi Voltaire ve Diderot'nun düşüncelerinde din, birey, toplum, akıl, hoşgörü, özgürlük kavramlarının nasıl ele alındığının incelenmesidir. Her iki düşünür aklı öne çıkartarak politik ve toplumsal yapıyı dönüştürmek istemiştir. Voltaire din konusunda daha deist çizgide yer alırken; Diderot din konusundaki farklı görüşlere saygı duymakla birlikte fikren ateizme daha yakın bir yerde durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fransız Aydınlanması, Voltaire, Diderot, Din, Özgürlük

AydınlanmaAydınlanma felsefesiDiderot, Denis+5
Seray Altun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Devlet bürokrasisinde dine bakış [28 Şubat süreci örneği (1997-2002)]

Tanzimat'tan günümüze devlet bürokrasisinin ve zaman zaman onun güdümüne giren siyaset kurumunun din ile ilişkisi hep var olmuştur. Kurumsal anlamda din, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde de yerini almıştır. Bürokratik aktörler toplumu kendi din algılarına göre yönlendirme çabasında olmuşlardır. Geleneksel din algısının dışına çıkan dini grup ve cemaatler çağın dinamiklerine göre takibe alınmış, kontrol edilmeye çalışılmış, işten, görevden veya okuldan uzaklaştırılmışlardır. 28 Şubat sürecinde, askeri vesayetin öncülük ettiği devlet bürokrasisi, siyaset kurumunu da baskı altında tutarak, laikliğin ve rejimin tehlikede olduğu gerekçesiyle kamusal alanda irtica ile mücadele adına başörtüsü ve dini eğitim kurumları gibi dinsel görünümleri ortadan kaldırma, kısıtlama, ötekileştirme, mahrum bırakma icraatlarıyla toplumda büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu süreçte seçilmişler, bürokratik vesayetin anti-demokratik baskı ve uygulamalarına direnç gösterememiş, toplumun önemli bir kesimi bazı temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakılmıştır. 28 Şubat postmodern darbesi eğitim, çalışma hayatı, ekonomi, siyaset kurumu gibi alanlarda toplumun her kesimini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışma 28 Şubat sürecinde bürokrasinin din anlayışını, dine bakışını ve topluma etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

28 Şubat 1997 kararlarıAskeri müdahaleBürokrasi+7
Zeki Türkmen
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'nin Kur'an kavramlarına yüklediği anlamlar bağlamında ve din tasavvuru,

İslam'ın altın çağında; 9. yüzyılda yaşayan Ebu Nasr Muhammed bin Tarhan bin Uzluğ bin Turhan Al-Farabî et Turkî el Muallimus's-Sani (258/870-339/950) İslam Felsefesinde en sistemli ve kapsamlı felsefî çalışmaları gerçekleştiren kurucu filozof olarak kabul edilmektedir. Fârâbî'nin varoluşa dair düşüncelerinde Aristoteles'in; topluma dair düşüncelerinde Eflatun'un yaklaşımı ağır bassa da o, her iki düşünürün aynı hakikati farklı yöntemlerle ele aldıklarından hareketle Kur'an kavramları ve İslam düşüncesi ile felsefesini şekillendirmiştir. Çalışmamızda Fârâbî'nin düşünce dünyasını anlama üzere öncelikle Fârâbî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde felsefe ve din kavramlarının anlam dairesi ortaya konularak, İslam felsefe geleneğinde meselenin nasıl ele alındığına dair tartışmaları müzakere ettik. Felsefe geleneğinde ve Kur'an'da kullanılan bazı kavramların her iki sahadaki anlamlandırmalarını ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'nin sisteminde Felsefe ve Din ilişkisinin mahiyetini analiz ettik. Bu bağlamda Tanrı tasavvurunu, Âlem Tasavvurunu ve Din Tasavvurunu Fârâbî'nin eserlerinde meselenin ele alış şekline göre inceleyerek Felsefe ve Din kurgusunu nasıl netleştirdiğini analiz etmeye çalıştık. Sayfa altı dipnotlarda eserin tercüme edilmiş Türkçe ismiyle birlikte Arapça isimlerini de koymayı uygun bulduk. Biz bu çalışmamızda ağırlıklı olarak Fârâbî'nin el-Medinetü'l Fadıla, es-Siyasetü'l-Medeniyye, Kitâbu'l-Huruf, İhsâu'l-Ulûm ve Tahsilu's-Saade adlı eserlerini merkeze almakla birlikte ulaşabildiğimiz tüm eserlerini incelemeye çalıştık. Felsefesi ile İslam düşünce tarihine yön veren ve İslam felsefesinin çerçeve planını çizen Fârâbî'nin, dînî kavramlara yüklediği anlamlarla teşekkül ettirdiği felsefesini anlamaya çalışacağız.

Din anlayışıDini değerlerFarabi+3
Mustafa Saka
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Abay Kunanbayoğlu'nun dini ve ahlaki görüşleri

Abay Kunanbayoğlu Sovyetler dönemi Kazak toplumunun dini ve kültürel hayatında etkin bir role sahiptir. Bölgedeki İslam'ın reel durumu, Türk ve Rus kültürünün kesiştiği bir noktada durmaktadır. Bu nedenle Kazak toplumunun günümüz ilmi ve kültürel durumunu tespit edebilmek ve anlayabilmek için Abay'ın üstlendiği rolü bilmek gerekir. Çünkü Abay bir düşünür olarak Rus kültürüne de vakıf olan Müslüman bir kişiliktir. Onun eserlerinde bu geniş bakış açısının izleri açıkça görülmektedir. Abay Kunanbayoğlu'nun eserleri bağımsızlık öncesi dönemde ve bağımsızlıktan bu yana yirmi yıldan fazla bir süredir farklı yönleriyle incelenmiştir. Ancak araştırmamız bazı açılardan özgün ve bu nedenle de önemlidir. Bağımsızlıktan sonraki 10-15 yıl içinde, Arapça ve Farsça bilen İslam'ın Şeriat kanununu öğrenmiş uzmanların doğu dünya görüşüyle bağlantılı olarak Abay'ın eserlerini araştırmalarına olan talep yoğun bir şekilde arttı. O dönemde Abay'ın eserlerindeki dil konusu, Doğu dilleri edebiyatı ve büyük şahsiyetlerle olan bağlantısının ideolojik yönlerini belirlemek için yeni konular üzerine araştırma konusu olmaya başladı. Bununla birlikte Abay'ın eserlerindeki Kur'an ve Hadis metinleri, kısmen dini ve İslamî anlam taşıyan Arapça kelimeler ve ifadeler, Müslüman dünya görüşü bağlamında özel olarak analiz edilmemiştir. Bu bir ölçüde normaldi. Çünkü bu dönem ateizm propagandası yapan bir toplumdan, özgür düşünen ve dinsel kökenlerini keşfetme sürecine giren bir toplumsal yapılanmaya geçiliyordu. Başka bir deyişle, o sıralarda Abay eserlerinin doğru anlaşılmasına giden yol döşeniyor ve bilgi sahibi şahsiyetlerle sıradan vatandaşa kadar Abay'ın Müslüman dünyav görüşünün benimsenmesi için hazırlıklar yapılıyordu. Kazak toplumda son yıllarda din olgusu, toplumdaki en güncel konulardan biri haline geldi. Abay'ın eserleri farklı dinler ve mezhepler arasında farklı açılardan yorumlanmaya başladı. Deyim yerindeyse Abay, paylaşılamayan bir değer haline geldi. Kazak toplumunda boy gösteren farklı yaklaşımlar, Abay'ı kendileri için bir destek olarak yorumlama çabası içine girdiler. Abay'ın dünya görüşü ve dini görüşleri üzerine yapılan araştırmalar bile, milli değerlerimizi dini dünya tanımımıza yabancı dinlerle ilişkilendirerek yanlış temsil etme girişimine yol açtı. Tüm bu nedenlerle Abay'ın düşüncesinin ve dinsel inancının özgün ve doğru olarak ortaya konulması, kültürümüze yabancı inançlar doğrultusunda çarpıtılması girişimlerine dikkat çekilmesi büyük nem taşımaktadır. Bu sorun henüz tam olarak çözüm bulmuş değildir. Abay'ın dini anlayışını ve akidesini tüm gerçekliği ile açıklamak çok önemlidir. Bu konu araştırmamızın ana amaç ve hedeflerinden biridir. Tezimizin önemi Abay'ın düşünce ve inanç dünyasının doğru bir şekilde ortaya konulmasında yatmaktadır.

AhlakBiyografiDin+7
Tımur Nussıpkhanov
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ziya Gökalp, Hilmi Ziya Ülken ve Erol Güngör örneğinde dine yaklaşımları ile Türk aydını

Bu çalışmada Türk aydınlarının, toplumsal alandaki gücüne vurgu yapılarak din karşısında hangi tutum ve düşünce içerisinde yer aldıkları örneklemler çerçevesinde açıklanacaktır. Çünkü içinde yaşadığımız dönemin din anlayışını anlayabilmek, tarihsel değişim ve dönüşümde etkin olan aydınların dini tutumlarını incelemeye bağlıdır. Bu çerçevede; Ziya Gökalp, Hilmi Ziya Ülken ve Erol Güngör'ün din anlayışları incelenmiştir.Araştırmamızın neticesinde, sosyal bir kurum olan din ile aydınlar arasında bir ilişki olduğunu dönemin etkin aydınlarının din görüşlerini inceleyerek gördük. Bu ilişki kimi zaman dinin aydınları yönlendirmesi, kimi zamanda aydınların dini yönlendirmesi ile şekillenmiştir. Diğer taraftan Türk aydını ile din arasındaki ilişkiyi, Türk aydınının tarihsel nasıl bir süreç geçirdiğini inceleyerek temellendirdik.Anahtar Kelimeler: Aydın, Din, Erol Güngör, Hilmi Ziya Ülken, Türk Aydını, Ziya Gökalp.

AydınlarDinDin anlayışı+3
Öznur Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türklerde Tanrı algısı

Tanrı algısı insanlığın varoluşundan bu yana tartışılan ve tartışılmaya devam edileceği düşünülen bir olgudur. İnsanoğlu yaratılışı merak ederken bir taraftan da kendini nasıl ve kimin yarattığını sorgulamıştır. Türk toplumları tarihin çok eski dönemlerinden bu yana bu olguyu sormuş ve kendi kültürü içerisinde bu olguya cevap aramıştır. Tarihi dönem içerisinde pek çok inanç sistemi ile karşılaşmış ve bu inançları kültürel yapılarında barındırmışlardır. İnancın temel ögesi olarak Tanrı olgusu görülmüş ve Tanrıya ulaşma yolları onu algılayış biçimleri oluşmaya başlamıştır. Tarihin belirli dönemlerinde yazılı kaynaklar vasıtası ile ulaşabildiğimiz eski Türklere ait inanç sistemleri bizlere Türklerin kültür yapısı inançları ve dünya görüşleri hakkında hakkında önemli bilgiler vermektedir. İnanç ile örf adetlerinin de bir arada yaşadığı bu ananelerin bir inanç gibi kutsal sayıldığı görülmüştür. Eski Türklerin dini inançları hakkında bilgi verdiğimiz çalışmamızda inanç sistemleri ve bu inanç sistemlerini algılayış şekilleri incelenmiştir. Yazılı kaynak ile kanıtlanamayan fakat inanç doğrultusunda kutsal sayılan kültler üzerinde durulmuştur. İnsanoğlunun gelişim düzeyi düşünüldüğünde somut bir tanrıdan soyut bir tanrıya geçiş süreci değerlendirilmiş bu doğrultuda eski Türk inanç sistemi içerisinde somut Tanrı ve soyut Tanrı algısı verilmeye çalışılmıştır. Eski Türklerin çok tanrılı mı ya da tek tanrılı mı olduğu konusu değerlendirilmiştir. Şamanist Türk Toplulukları ve inançları incelenerek onların eski Türklerin inanç sistemleri içerisindeki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Şamanizm olgusu ve bu olgunun eski Türk inanç sistemindeki yeri verilmiştir. Günümüz Türk toplumlarında Şamanizm'e bakış ortaya konulmaya çalışılmıştır.

DinDin algısıDin anlayışı+6
Fatma Süral
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlık ve kişilik arasındaki ilişki, Allport ve Fromm'un karşılaştırmalı analizi

Dindarlık ve kişilik kavramları hem Türkiye'de hem de Batı dünyasında çeşitli bakış açılarıyla analiz edilmiş ve bu konuda çok sayıda kuramsal ve uygulamalı araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaları yürüten bilim adamları kişisel ya da meslekî bakış açılarına göre farklı kişilik ve dindarlık tanımları ile dindarlık ve kişilik tipolojileri ortaya koymuşlardır. Bu nedenle iki kavram arasındaki ilişkinin ele alınmasında tek bir yaklaşım söz konusu değildir. Kişilik ve dindarlık kavramlarının analizi ve bu iki olgunun birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya konmasında, hem hareket noktaları hem de ulaştıkları sonuçları itibariyle farklı anlayışlara sahip olan Allport ve Fromm'un yaklaşımlarının açıklanması yararlı olacaktır. Nitekim ülkemizde, Allport ve Fromm'un görüşlerini dikkate alan karşılaştırmalı bir çalışma bulunmamaktadır. Allport, kişiliğin dindarlık üzerinde etkili olduğunu savunurken; Fromm, dindarlığın kişilik üzerinde etkili olduğunu vurgulamaktadır. Bu tez çalışmasında ise, dindarlık ve kişilik ilişkisi Allport ve Fromm'un bu düşünceleri esas alınarak irdelenmiştir. Hem kişiliğin dindarlık üzerinde hem de dindarlığın kişilik üzerinde etkili olduğu, ancak iki kavram arasındaki ilişkide dinin daha büyük bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

DinDin anlayışıDin psikolojisi+5
Semra Karakaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed İkbal ve Seyyid Hüseyin Nasr'da din bilim ilişkisi

Din ve bilim insanlığın hayatı boyunca evreni anlamak için incelenen ve araştırılan alanlardan birisi olmuştur. Doğayı anlamak ve anlamlandırabilmek için bilime, dini ise kaidelerine uygun anlamak ve anlamlandırmak için vahiy kitapları temel alınarak açıklamalar yapılır. İnsanlığa gönderilen vahiyler evreni anlamlandırmak için belirli yargılar ortaya koyar. Ancak bu yargılar Ortaçağ döneminde dini amacının dışında araç olarak kullanan gruplar tarafından deforme edilmiştir. Dinin etkisinin azalmasıyla oluşan boşluk bilimle doldurulmuştur. Böylelikle aydınlanma dönemi başlamış ve akla verilen önem artmıştır. Aklın işlevsel süreci dinin vermiş olduğu ilahi mesajlar üzerine düşünmeler başlatsa da akıl genel olarak dini alandan kendisini soyutlamıştır. Bu çalışmada iki yakın coğrafyada yetişmiş olan düşünürlerin ele alınmasındaki amaç düşünürlerin yakın coğrafyalarda yaşıyor olmaları ve hayatlarından belirli evrelerin geçiyor olmasına rağmen ele almış oldukları konuları farklı açılardan çalışmış olmalıdır. Bu sebeple ortaya çıkmış olan görüşlerde farklılıklar olmuştur. Çünkü her düşünürün kendisine ait bir fikri yönelimi bulunmaktadır. İki düşünür de hem dinin vahiy kökenli oluşuna değinerek hem de bilimin akla önem vermesini daha ılımlı bir yaklaşımla izah etmişlerdir. Aynı zamanda düşünürlere göre bilimin akla önemi, aklın da vahiy kökenli oluşuna bağlanılmıştır. Doğa akıl ile bilinebilir fakat bu akıl ilahi bir akıl olmalıdır. Doğanın bilim konusunda akla verdiği yetki deneyle açıklama gerektirir. İki düşünür de modern bilim alanına eleştirel yaklaşımlarda bulundukları da dile getirilebilir. Böylelikle modern bilime hâkim olan iki düşünür de bilim konusunda İslam bilimini savunduklarını eserlerinde dile getirmişlerdir.

AkılBilimBilim felsefesi+7
Büşra Akman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessAR

حاشية عرب زاده الغريق على تفسير البيضاوي من سورة العنكبوت إلى سورة فاطر للمؤلف محمد بن محمد الأنطاكي دراسة وتحقيق

This study tagged (Footnote of Arab Zadaho Al-Ghariq), in which the researcher dealt with the important aspects of the life of Nasir al-Din al-Baydawi and Arab Zadaho al-Ghariq, then touched on the description of the copies of the manuscript, then compared them and investigated the text of the manuscript. The footnote of Arab zadaho Al-Ghariq is considered one of the important sources In the interpretation of what It contains of an accurate matter in the depths of interpretation through its use of the arts of the Arabic language. The research is summarized by investigating Surah Al-Ankabut, Al-Rum, Luqman, Al-Sajdah, Al-Ahzab, and Saba. The research included the author's approach to interpretation and the books on which he relied, as well as the researcher's approach to investigation. It dealt with the verification of the text, the graduation of the noble prophetic verses and hadiths, the translation of scientists and places, the graduation of poetic verses, and the occasion for citing them, In order to produce an integrated text. From all sides.

Mohammed Hamzah Hamad Hamad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Necip Fazıl Kısakürek'te dinî yaşayış

Bu çalışma şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek'in yaşamında ve şiirlerinde dinî yaşayışını konu edinmiştir. Kısakürek'in otobiyografilerine ve şiirlerine dayanılarak dinî hayatının psikolojik olarak tahlil edilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak din ve dindarlık kavramları hakkında bilgi verilmiş, buna bağlı olarak şairin din ve dindarlık anlayışı araştırılmıştır. Şairin yaşamındaki dinsel değişim tecrübesi ve şiirlerine yansıyan dinî tasavvurlar din psikolojik açıdan analiz edilmiştir.

DinDin anlayışıDin psikolojisi+4
Nesibe Esen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Avukat, doktor ve öğretmen meslek gruplarının din anlayışı (Adana örneği)

Bu çalışma Adana'da yaşayan avukat, doktor ve öğretmen meslek gruplarının din anlayışlarını araştırmayı amaçlamıştır. Meslekler ve işbölümü sosyolojik bir temelde ele alındıktan sonra din ile ilişkileri, sosyal tabakalaşma, sosyal sınıf ve statüye göre din sosyolojik olarak incelendi. Dinin modern toplumda etkileri, işlevleri, anlaşılma biçimleri, oluşturduğu dindarlık tipolojileri kuramsal olarak ortaya konulmaya çalışıldı. Türkiye'de sosyal tabakalaşma ve sınıf yapısı modernleşme bağlamında incelendi. Daha sonra Adana'da avukat, doktor ve öğretmenlerin din anlayışları için oluşturduğumuz hipotezler test edildi. Bulgular İstatiksel olarak analiz edildi. Bu bulgular, oluşturulan kuramsal çerçeve ile yorumlanarak Adana'daki bu mesleklerin din anlayışları bulgulara göre açıklanmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Meslek, statü, sosyal sınıf, sosyal tabakalaşma, sekülerleşme.

AdanaAvukatlarDin+7
Murat Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu'da Nusayri ideolojisi (Suriye örneği)

Ortadoğu'nun kültürel, dini ve etnik çeşitliliği çok olan yapısında Nusayriler azımsanmayacak bir öneme sahiptirler. Suriye Devlet yönetimindeki Esad ailesi ve Suriye'de gerçekleşen iç savaş nedeniyle gerek medyada gerekse akademik makalelerde Nusayri ismi sık sık zikredilmektedir. Peki, kimdir Nusayriler? Suriye devlet yapılanmasında ilerlemelerinin inançlarıyla bağlantısı var mıdır? Nusayrilik inancı tarihsel süreç içerisinde bir ideolojiye dönüşmüş müdür ya da çıkışı itibariyle zaten ideolojik bir yapıda mıdır? Şüphesiz ki bu sorulara cevap verebilmek için gerek dinsel, gerekse kültürel olarak Nusayrilerin tarihi ve antropolojik gelişimini incelememiz gerekmektedir Bu çalışmada sırasıyla önce Nusayrilerin ilk oluşumlarını, yerleşim yerlerinin dağılımını, inanç sistemlerini ve tarih içinde nasıl değişim gösterdiklerini. Kapalı bir grup olan Nusayrilerin siyasi anlamda ilerlemelerinin dini inançlarıyla olan bağlantısını, inançlarının siyasal bir ideolojiye dönüşüp dönüşmediğini ve ideolojik karakterde olan bir inancın kendisini nasıl yansıttığı konularını anlamaya çalışacağız. Nusayriliği Ortadoğu'da Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden günümüze kadar olan zaman diliminde inceleyeceğiz.

Din anlayışıNusayrilerNusayrilik+4
Zühal Taşpınar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu siyasi tarihi ve devlet dini

Yerli ve yabancı birçok bilim adamı Urartu Krallığı'nın idare şeklini teokratik ve merkeziyetçi bir düzen olarak tanımlarlar. Teokrasi siyasi otoritenin, tanrının temsilcileri olduklarına inanılan yöneticilerin elinde bulunduğu siyasi düzen ve din erki olarak tanımlanır. Bu terim daha sade bir anlatımla, dine dayalı yönetim biçimi demektir. Eskiçağ devletlerinin çoğunda teokratik yönetimin izlerine rastlanır. Bu devletlerden biri Urartulardır. Urartu Krallığı'nın tarihi hakkında bilgi sahibi olduğumuz verilerin çok önemli bir kısmı dini kaynaklardan ibarettir. Urartu yazıtları tanrıların anıldığı ifadelerle başlar ve yine bu ifadelerle son bulur. Urartu kralları, gerek siyasal gerekse askeri faaliyetlerini tanrılarının hoşnutluğunu ve memnuniyetini kazanmak için gerçekleştirmişlerdir. Bu durum Urartu Krallığı'nın siyasal yapısında dine ne kadar önem verdiğini gösterir. Böylece krallığın yönetim sisteminde din ön plana çıkmış ve yönetim şeklini büyük ölçüde etkilemiştir. Urartuların merkezi otoritesi başlangıçta olmasa bile, krallık güçlendikçe gücünü dinden almıştır. Urartu kralları da diğer Anadolu kralları gibi yaptıkları işleri tanrıları adına icra ediyorlar, onlara kurbanlar sunuyorlar ve tapınaklar inşa ediyorlardı. Hatta Urartu krallarının askeri seferleri zaferle sonuçlanmışsa, bunun tanrıların sayesinde elde edildiğine inanılıyordu. Bu çalışma ile Urartu devlet teşkilatı ve Urartu dini arasındaki bağlantı ortaya konularak, devlet yapısında dinin ne derece etkili olduğu vurgulanmak istenmiştir.

Devlet teşkilatıDinDin anlayışı+5
Zeynep Hakbilen Ası
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Didem Madak'ta dinsel hayat

Bu çalışma, Cumhuriyet dönemi kadın şairlerinden Didem Madak'ın eserlerinden hareketle, onun din hakkındaki düşünceleri, Tanrı algısı, inanç dünyası, dinsel dönüşüm süreci ve bunun hayatındaki yansımalarını konu edinmiştir. Özellikle onun dinsel yaşayışına etki eden unsurlar ve nasıl bir dinsel değişim yaşadığı, bunun onun davranışlarına nasıl yansıdığı, çalışmamızın temel problemini oluşturmuştur. Hermeneutik çözümleme yönteminden yararlanılarak şairin eserleri incelenmiş ve şiir dili ile din dili arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yaklaşık 26 yaşına kadar seküler bir hayat yaşamayı tercih eden Didem Madak, anlam arayışından beslenen hızlı ve duygusal bir dinî değişim yaşamıştır. Bu süreçte, "yaşamak için Tanrı ile barışmaya karar veren" Madak, dinî ve tasavvufî kitaplardan beslenerek tasavvufa yönelmiştir. Tanrı tasavvurunun odağında çocukluğunun, mesafeli ve soğuk bir baba unsurunun etkili olduğu, Madak'ın Tanrı inancının çocukluk ile yetişkinlik arasında gidip gelen bir istikamette seyrettiği gözlenmiştir. Peygamber inancının da Tanrı inancıyla paralel bir çizgide konumlandığı ve şairin de Peygamberin, dünyadaki yaşam tarzını düzenlemek için gönderilen bir elçi olduğunun bilincinde olduğu görülmüştür. Ayrıca şairin, Peygambere yüklenen vasıflarla anne şefkati arasında ilişki kurması da özellikle dikkat çekicidir. Anlam arayışı noktasında Madak'ın bu süreçte başta çocukluk olmak üzere şiir, umut ve din gibi çeşitli anlam referanslarından faydalandığı açıktır. Ayrıca annesinin ölümü, babanın göreli yoksunluğu, ruhsal tükenmişlik, anlama isteği ve zihinsel tatmin gibi unsurların şairi, dinsel değişime sürüklediği müşahade edilmiştir. Kısaca Madak'ın tecrübe ettiği bu ihtidayla ilgili şunları söyleyebiliriz: Değişim motiflerine göre değerlendirildinde Madak duygusal boyutun etkili olduğu ani bir değişim yaşamıştır. Daha sonra yaptığı okumalarla entelektüel bakımdan da olgunlaşmıştır. Madak'ın dinsel değişimi yönü açısından "içten içe", süreç açısından "aktivist" bir karakter arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Didem Madak, şiir, şair, din, dindarlık, dinsel değişim, Hermeneutik, Aktivist.

AktivizmDin anlayışıDindarlık+7
Selma Öveç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihsel süreçte İmâmiyye-Mutezile ilişkisi

İmâmiyye-Mutezile ilişkisi II./VIII. asrın ilk yarısında başlamıştır. Bu tarihten III./IX. asrın ortalarına uzanan dönem, İmâmiyye ile Mutezile arasında ciddi bir rekâbetin varlığına işâret etmektedir. İki ekolün mensupları arasındaki münâzaralar ve oluşturulan reddiye literatürü bunun canlı şâhidi konumundadır. Bu dönemde felsefeyle beslenen Mutezile, akılcı din anlayışını benimsemiş, tevhitte mutlak tenzihi, adâlette insanın tam hürriyetini savunmuştur. İmâmiyye ise nasçı din anlayışını benimsemiş, imamlarının otoritesi sebebiyle dış etkilere kapalı bir görünüm sergilemiştir. İmâmiyye kelâmının özünü, tevhitte "teşbihsiz isbât", adâlette "ne cebir ne de tefvîz" prensipleri oluşturmuştur. III./IX. asrın ortalarından IV./X. asrın ikinci çeyreğine uzanan dönem, iki ekolün ilişkisi açısından gerilimli geçmiştir. Bunda Mutezile'nin mihne sonrası süreçte Sünnî ekole yakınlaşma çabaları başat rol oynamıştır. Bazı Mutezilîler bu çabaya tepki olarak İmâmiyye saflarına katılmış, diğer taraftan bazı Mutezilî fikirler gaybet meselesinin doğurduğu kaosta kendisine güvenli bir liman arayan İmâmiyye'ye sirâyet etmeye başlamıştır. Dinde akla belli bir yer veren Usûlî İmâmîler bu fikirlerden geniş ölçüde, rivâyet merkezli din anlayışını benimseyen Ahbârî İmâmîler ise sınırlı ölçüde etkilenmişlerdir. Büveyhîler döneminde (320/932-454/1062) İmâmiyye-Mutezile yakınlaşması zirveye ulaşmıştır. Bu sebeple iki ekolün önce arkadaş, sonra kardeş olduğu ifade edilmiştir. Bu dönemde Mutezile'nin Usûlî İmâmiyye üzerindeki etkisi, bir önceki döneme göre daha derin ve kalıcı olmuştur. Usûlîler birçok konuda Mutezile'den etkilenseler de imâmet, bedâ, rec'at, takiyye gibi İmâmiyye'ye ana rengini veren konulardaki kadim görüşleri savunmaya devam etmişler, hatta bunları aklî yöntemlerle desteklemişlerdir. Bu sebeple Usûliyye'yi İmâmî karakteri ağır basan bir İmâmiyye-Mutezile sentezi olarak değerlendirmek mümkündür.

AhbarilikDin anlayışıMezhepler+4
Ahmet Sonay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ayşe Şasa'nın eserlerinde din algısı ve dinî yaşantı

Ayşe Şasa, Türk sinema dünyasında senarist olarak tanınan ve önde gelen isimlerden biridir. Ayrıca birden çok edebî tür üzerinde eser vermiştir. Bu çalışmamızda, Ayşe Şasa'nın yaşamından ve eserlerinden hareketle din hakkındaki düşüncelerini, Tanrı algısını, dinsel dönüşümüne neden olan unsurları, dinsel dönüşüm sürecini ve sonrası yaşamını ele aldık. Özellikle Şasa'ya dair otobiyografi ve biyografi niteliğindeki eserler incelenerek dinî yaşamının psikolojik olarak tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Tespit ettiğimiz bilgilere göre, 40 yaşına kadar asrın getirdiği Batılılaşma ve modernleşmeye göre hayatını yaşamıştır. Yaşadığı bunalım ve arayışlar neticesinde 18 yıl boyunca ruhsal rahatsızlıklarının getirdiği hastalıkla mücadele etmiştir. İbn Arabî'nin "Fusûsu'l-Hikem" adlı eserini okumasıyla Şasa'nın dinsel dönüşüm süreci başlamıştır. İslam ile barışan Şasa, İslam'ı tanımak için dâhil olduğu çevre sayesinde yeni bir kimlik ile Ayşe Şasa olarak ortaya çıkmıştır. Çocukluğundan itibaren fıtrî olarak ait olduğu yeri bulmaya çalışan Şasa, gençlik yıllarında anlam arayışını çeşitli ideolojilerle tatmin etmeye çalışmıştır. Truth kelimesinden hakikate uzanan yolda anlam arayışını tasavvuf ile bulmuştur. Ayrıca Şasa'nın dinsel dönüşümüne neden olan faktörleri; mürebbiyelerin yetiştirme tarzı, anne sevgisinden yoksun oluşu, baba ilgisizliği, ölüm korkusu, Batı'dan nefret etmesi, anlam isteği, zihinsel tatmin, yalnızlık, toplumdan ve aileden dışlanma olarak sıralayabiliriz. Yaşamı boyunca anlam arayışını aktif bir şekilde sürdüren Şasa, aklın ve bilimin anlam arayışında sorularına cevap veremediğini ve bu soruların cevabını İslam inancında bularak hayatını anlamlandırmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayşe Şasa, senarist, din, dinî yaşantı, dinsel değişim

BiyografiDinDin anlayışı+6
Ayşe Ceylan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Abdurrahim Karakoç'un eserlerinde din ve dindarlık

Bu çalışma, son dönem Türk halk edebiyatının önemli temsilcilerinden birisi olan şair-yazar Abdurrahim Karakoç'un dinî yaşayışını ve dinî anlayışının eserlerindeki tezahürünü konu edinmiştir. Dinî hayatının, şairin kendi eserleri ve hakkında yazılan biyografilere dayanılarak din psikolojisi açısından analiz edilmesi amaçlanmıştır. Kavramsal çerçevede din ve dindarlık hakkında bilgiler verildikten sonra şairin dinî anlayışı araştırılmıştır. Eserlerine yansıyan dinî tasavvurları din psikolojisine göre analize tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Abdurrahim Karakoç, şiir, şair, din, dindarlık, hermeneutik, tasavvur, dinî yaşayış

BiyografiDinDin anlayışı+7
Selda Alkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Rüşd'ün din dili anlayışı

Tezimizde filozof İbn Rüşd'ün din dili anlayışını ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızda XIX. yüzyılda sistematik bir ilim olan din felsefesinin XX. yüzyıl temel meselelerinden biri olan din dili konusunu İbn Rüşd'ün temel eserlerinden hareketle tespit ederek bu konunun gerek İslâm düşünce geleneğinde gerekse günümüz din felsefesindeki yerini ve önemini belirlemeyi amaçladık. Düşünürümüzün konuyla ilgili görüşlerini ele alırken genel anlamda günümüz din dili tartışmalarının temel yaklaşım ve kavramlarının düşünürümüzde neye tekabül ettiğini veya onun düşünce dünyasındaki birtakım fikir ve kavramların modern din dili tartışmalarındaki karşılığını tespit ve izah etmeye çalıştık. Düşünürümüz, modern din dili tartışmalarından temsilî, teşbîhî, tenzîhî, mecazî, sembolik dil yaklaşımlarından bahsetmekte mi bahsetmekteyse nasıl bir perspektifle ele almaktadır, sorusunun cevabına ulaşmayı hedefledik. Aynı zamanda te'vîl, mecaz, remz, istiâre gibi İslâm düşüncesindeki "elfâz-ı şer'" (din dili) meselelerinin modern din dili tartışmalarında neye tekabül ettiğini karşılaştırmalı olarak inceledik. Ayrıca İbn Rüşd'ün din dili anlayışını incelerken felsefedeki "hermeneutik", "analoji" gibi meselelerin nüveleri görülmekle birlikte "dil oyunları", "doğrulama ilkesi", "yanlışlama ilkesi" gibi modern din dili teorilerine dair bir fikrin kabul edilmesine zemin oluşturacak argümanları tespit edemedik. İbn Rüşd, "elfâz-ı şer'" (din dili) meselesinde ilâhî metinlerin zâhirî ve bâtınî genel kabulünü benimsemekte; buradan hareketle din dili meselesini insanların anlayışlarının burhanî, cedelî ve hatabî şeklinde sınıflandırılması temelinde ele almaktadır. İlahî metinlerin genel itibariyle zâhirî olması dolayısıyla avamın bunları zâhirî olarak anlamaları gerektiği anlayışını benimser. Ancak az da olsa bir kısımının bâtınî olması dolayısıyla avamın bunları zâhirî olarak anlamaları, havasın ise bunları bâtınî olarak yorumlamaları gerektiğini düşünür. Ayrıca düşünürümüz, ilâhî metinlerin tamamen zâhirî veya tamamen bâtınî okunması kabul/perspektifini yanlış bulur. Böyle tek taraflı bir okuma kabul/perspektifinin ilâhî metinlerin yanlış anlaşılmasına neden olabileceği gibi aklî gerçeklere de uygun olmadığı kanaatindedir. Çünkü ona göre, ilâhî metinler genel itibariyle tüm insanlara hitâb eder bir yapıya sahipken diğer taraftan başta Allah'ın sıfatları, âhiret halleri ve metafiziksel bir takım konular olmak üzere bazı ayetlerin yalnızca burhan ehlinin anlayıp yorumlayabileceği bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla bu ilâhî metinlerin okunup anlaşılması ve anlamlandırılmasında indirgemeci bir okuma hataya sebep olur.

Din anlayışıDin diliDin felsefesi+3
Zafer Çaylı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Din anlayışı açısından 1982 sonrası yayımlanan din öğretimi ders kitapları

Eğitim tarihinin başlangıç noktasının aynı zamanda din eğitimi tarihinin de başlangıcını oluşturduğu söylenebilir. Ne var ki binlerce yıldır bilimsel anlamda dönüşüp gelişerek gelen eğitim tarihi sürecine karşılık din eğitimi bu süreçleri aynı ivmede gerçekleştirememiştir. Bunun temel nedenlerinin başında din eğitiminin içinde bulunduğu ülkenin tarihsel, kültürel, siyasal ve ekonomik gelişim süreçlerinden doğrudan etkilenmesidir. Ülkemizde de 1982 yılından sonra zorunlu olarak ilk ve ortaöğretim düzeyinde okutulmaya başlayan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin içinde bulunduğu dönemin siyasal ve kültürel atmosferden etkilenip etkilenmediği sorusu akıllara gelmektedir. Dolayısıyla bu etkinin açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulabilmesi için, birebir öğrencinin de muhatap olduğu ders kitaplarındaki din anlayışlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Çalışmamızda da bu bağlamda öncelikle 1982'den günümüze kadar yayımlanmış ve okullarda okutulan DKAB ders kitaplarından bir örneklem oluşturulmuş, bu kitaplardaki din anlayışları üzerinden dönemsel dönüşümün ortaya konması hedeflenmiştir. Çalışma, amaç, önem, literatür, yöntem ve din anlayışlarıyla ilgili tasnifleri içeren bir giriş ve ilkokul, ortaokul ile lise ders kitaplarının din anlayışı açısından incelenmesini içeren iki ana bölümden oluşmaktadır. Din anlayışları ve dönemsel ayrımlar bağlamında yapılan bu çalışmada, belirli dönemlerde belirli din anlayışlarının nispeten daha ön planda tutulduğu sonucuna varılmış, dönemin siyasal, kültürel ve bilimsel altyapısının ders kitaplarına doğrudan yön verdiği tespit edilmiştir.

Ders kitaplarıDin anlayışıDin eğitimi+1
Ahmet Düzenli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Rahmi Balaban'da din ve ahlâk anlayışı

Bu tez; psikoloji, pedagoji, felsefe, ahlâk, Türk dili, çocuk edebiyatı, medeniyet ve kültür tarihi gibi alanlarda telif ve tercüme faaliyetlerinde bulunan, Mustafa Rahmi Balaban'ın din ve ahlâkla ilgili görüşlerini ortaya koymaya çalışmaktır. Balaban'ın kırk üç yıl süren eğitim ve idarecilik çalışmaları yanında yazım faaliyetleriyle de ülkesinin gelişmesinde ve Batı kültür ve değerinin tanıtılmasında önemli etkisi olmuştur. Mustafa Rahmi Balaban, cumhuriyetin ilk döneminden itibaren önemli ansiklopedistlerden biri olmuş, ahlâk ve din alanında öncülük etmiştir. Düşünürümüz, Eski Çağda kabul edilen sadece dine dayalı ahlâkı yanlış gördüğü gibi, Modern Çağda kabul edilen yalnızca bilime dayalı ahlâkı da yanlış görmektedir. Ona göre ahlâkın ikisini bir arada oluşturmak en faydalı olanıdır. Bilime dayalı ahlâk nasıl kusurluysa, dine dayalı ahlâk da kusurludur. Bazı dini hükümlerin çağlara göre değiştirilmesini ve bunun bilimle desteklenmesini savunmakta olduğu görülmektedir.

AhlakAhlak felsefesiBalaban, Mustafa Rahmi+6
Ayşenur Yılmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Edebiyat dergiciliğinde din ve toplum: Mavera dergisi örneği

Bu çalışmada genel itibariyle, "Mavera Dergisi'nde dini ve toplumsal ögeler nasıl işlenmiştir? İşlenen dini ögeler hangi bakış açısıyla değerlendirilmiştir? Sosyal değişim, modernleşme kavramları nasıl ele alınmıştır?" Sorularına nitel araştırma yöntemi ve söylem analizi tekniği kullanılarak yanıt aranmıştır. Dönem itibariyle Türkiye'de toplumsal değişimin hızlandığı bir süreçte yayın yapan Mavera Dergisi, kendisini "muhafazakar fikir ve edebiyat dergisi" olarak tanımlamıştır. 1970'li yılların sonu, 1980'ler ve 1990 yılı boyunca yayın hayatını sürdüren dergi, çeşitli dini ve toplumsal konuları kendi gündemi yapmış ve okuyucularına sunmuştur. Çalışmaya girizgah mahiyetinde Mavera Dergisi hakkında bilgilendirmelerle başlanmıştır. Akabinde Mavera Dergisi'nde din olgusu işlenmiştir. Ardından Mavera Dergisi'nin temel yaklaşımlarını oluşturan dört temeli izah edilmiştir. Son olarak Mavera Dergisi'nde sosyal değişim ve modernleşme işlenmiş ve çalışma genel sonuca bağlanmıştır. Ulaşılan sonuç itibariyle Mavera Dergisi, dini işlevsel perspektiften bakarak değerlendirmiş ve toplum ve birey için iyi yönlerini ortaya çıkarmıştır. Derginin bu işlevselci yaklaşımlarının ardında ümmetçilik ve tasavvuf yer almaktadır. Toplumsal anlamda gerek sosyal değişmeyi gerek ise modernleşmeyi gündemine almışlar ve batı kaynaklı değişimi reddetmişlerdir. Değişimin veya modernleşmenin karşıtı olmadıklarını ifade etmişler ve değişimin, modernleşmenin ancak İslam ve İslam medeniyeti ile mümkün olabileceğini savunmuşlardır.

DergilerDinDin anlayışı+7
Yusuf Emre Baltacı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cezayir aydınının din ve toplum anlayışı

Aydınlar toplumun en önemli kültürel ve entelektüel unsurlarıdır. Toplumu doğru yola yönlendiren, yanlışı açıklayan ve toplumsal kriz anlarında topluma çözüm verenler onlardır. Başka bir ifadeyle, toplum için Aydınlar, insan için su gibidir, insanlar onlara her zaman ihtiyaç duyarlar ve yokluğunda ölürler. Bu bağlamda aydınlanma her toplumda aynı değildir ve her toplumun kendi aydınlanması vardır. Cezayir aydınlanma söyleminin özellikleri, Cezayir ulusal tarihindeki mücadele aşamasında ortaya çıkmaya başladı. Başlangıcını Cezayir devletinin kurucusu olan Prens Abdülkadir'in (1808-1883) liderliği döneminde belirleyebileceğimiz Cezayir aydınlanma hareketi, takdiri hak eden çok önemli fikirlere ulaşmıştır. Cezayir aydınlarının çabaları, Cezayir toplumunda olumsuz bir değişim oluşturmaya ve onu dininden, kimliğinden ve kökeninden uzaklaştırmaya yönelik birçok girişimin engellenmesinde önemli etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra Cezayir aydınları din ve toplum ile ilgili yeni fikirler getirmişlerdir. Buna dayanarak "Cezayir Aydınının Din ve Toplum Anlayışı" adı verilen bu çalışma, onların fikirlerini tartışmayı ve yakından tanımayı hedeflemektedir. Araştırma, yirminci yüzyılda yaşamış en önde gelen on Cezayir aydınının, din ve Cezayir toplumu ilişkisindeki etkilerini mercek altına almaktadır. Anahtar Kelimeler: Cezayir, Aydın, Din, Toplum.

AydınlarCezayirDin+4
Youcef Samah
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed İhsan Oğuz'un din ve toplum anlayışı

Bu teorik çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak metin taraması tekniğiyle özellikle din sosyolojisi açısından bakılarak disiplinler arası bir yaklaşım sergilenmiştir. Ve genel anlamda Türkiye'deki toplumsal değişim süreçlerinin etkilerinin M. İhsan Oğuz'un din ve toplum anlayışı üzerindeki yansımalarına odaklanılmıştır. Nakşibendi-Halidi koluna bağlı olduğu ve yoğun ilmi faaliyetlerde bulunduğu bilinen M. İhsan Oğuz'un din ve toplum anlayışını araştırmak değişen Türkiye'de din ve toplum ilişkisinin konumunu anlamlandırmaya yeni bir katkı sağlayacaktır. Türk modernleşme çabalarında dini grupların modernleşmeye etkileri olduğu kadar etkilendikleri de açıkça gözlemlenmektedir. M. İhsan Oğuz'un din ve toplum anlayışı geleneksel unsurlar barındırmakla birlikte modern unsurlar da içermektedir. O, sosyal değişimi reddetmemiş ve uyum sağlayabilmiştir. "Ahseniyye Yolu" öğretisiyle içinde bulunduğu tasavvufi geleneğe reformcu kimliğiyle yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. M. İhsan Oğuz'un toplumsal kurumlara yaptığı yorumlar "ahlak, sosyal ahlak, adalet, sosyal adalet" esasları çerçevesindedir. Özellikle siyaset kurumuna dair görüşünün "demokrasi" etrafında şekillenmesi ve demokrasinin "cumhuriyet" ile yakıştığını ifade etmesi dikkatleri çekmektedir. Bu anlamda O'nun siyasi düşüncesinde "demokratik cumhuriyet" modelinin etkileri görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Muhammed İhsan Oğuz, din anlayışı, toplum anlayışı, geleneksel, modern, tasavvuf, sosyal ahlak

DinDin anlayışıDin sosyolojisi+5
Elif Maraz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hüseyin Nihal Atsız'ın din ve milliyetçilik anlayışı

Hüseyin Nihal Atsız, Türk kültürü ve edebiyatı açısından kaleme aldığı eserlerle öne çıkan tarihsel şahsiyetlerden biridir. Dönem dönem gerek din, gerekse de milliyetçilik ile ilgili öne sürdüğü fikirlerden ötürü sürekli tartışılan kişilerden biri olmuştur. Bu çalışma kapsamında Hüseyin Nihal Atsız'ın din ve milliyetçiliğe karşı bakış açısı ele alınmıştır. Çalışmanın ilk bölümü olan giriş bölümünde Hüseyin Nihal Atsız'ın kişiliği, yaşamı ve eğitimi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde Hüseyin Nihal Atsız'ın din ile ilgili görüşleri inanç, tanrı, ibadet, ahlak, laiklik, tarih ve medeniyetle olan ilişkisi bağlamında ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ırkçılık, milliyetçilik ve Türkçülük kavramları din perspektifi üzerinden ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümü olan dördüncü bölümde ise, toplum ile ilgili görüşleri, sosyal değişim, sosyal bozulma, sosyal etkileşim ele alındıktan sonra, Hüseyin Nihal Atsız'ın toplum ve din ilişkisine yönelik değerlendirmelerine yer verilmiştir.

Atsız, Hüseyin NihalDinDin anlayışı+4
Uğur Can Kapıcı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects