Tooth discoloration

90 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı dual cure bulk-fı̇ll kompozı̇t rezı̇n materyallerı̇n renk stabı̇lı̇tesı̇ ve yüzey pürüzlülüğünün in vı̇tro olarak değerlendı̇rı̇lmesı̇

Amaç: Çalışmamızda çocuk diş hekimliğinde kullanılan 3 farklı dual cure bulk-fill kompozit rezin materyalin (Fill-up, HyperFIL, Cention-N) ve ışıkla polimerize 1 adet bulk-fill kompozit rezin materyalin (Reveal HD) yüzey pürüzlülüğü ve renk stabilitesi özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Üretici firmanın önerileri dikkate alınarak her materyal 5 mm kalınlıkta, 6 mm çapında polietilen kalıplar içerisine yerleştirilerek örnekler hazırlanmıştır. Deney grubunda dual cure bulk-fill kompozitler, kontrol grubunda ise ışıkla polimerize olan bulk-fill kompozit kullanılmıştır. Deney grubunda kullanılan örneklerin yarısı self polimerizasyona bırakılmış, diğer yarısı ise üretici firma talimatları doğrultusunda ışıkla polimerize edilmiştir.(n=10) Kontrol grubundaki örnekler ise ışıkla polimerize edilmiştir.(n=10) Deney grubunda bulunan 3 adet dual cure bulk-fill kompozitten ve 1 adet ışıkla polimerize kompozitten toplam 70 adet örnek elde edilmiştir. Hazırlanan her örneğin 24 saat etüvde 37°C'de distile suda bekletilmesi sonrasında yüzey pürüzlülüğü ölçülmüştür. Örneklerin yüzey pürüzlülük testi Mustafa Kemal Üniversitesi Teknoloji ve Ar-Ge Uygulama ve Araştırma Merkezinde bulunan Hysitron TI 950 TriboIndenter cihazı ile yapılmıştır. Ardından örneklerin yüzey analizi için Mustafa Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Araştırma Laboratuvarında bulunan SEM (JEOL 5500/OXFORD Inca-X Taramalı Elektron Mikroskobu) kullanılmıştır. Renk stabilitesini belirlemek için deney grubunda kullanılan örneklerin yarısı self polimerizasyona bırakılmış, diğer yarısı ise ışıkla polimerize edilmiştir. Kontrol grubundaki örnekler ise ışıkla polimerize edilmiştir. Deney grubunda bulunan 3 adet dual cure bulk-fill kompozitten ve 1 adet ışıkla polimerize kompozitten toplam 105 adet örnek elde edilmiştir. Hazırlanan her örneğin 24 saat etüvde 37°C derecede distile suda bekletilmesi sonrasında başlangıç renk ölçümleri bir spektrofotometre [VITA Easyshade® Advance 4.0 (VITA Zahnfabrik, Bad Sackingen, Germany)] cihazı ile yapılmıştır. Daha sonra örnekler distile suda, vişne suyunda ve soğuk çayda 1 hafta bekletilmek üzere rastgele 3 ayrı gruba ayrılmıştır.(n=5) 1 hafta sonunda örneklerin spektrofotometre ile renk ölçümleri yapılmıştır. Örneklerin renk değişimleri CIEDE 2000 sistemine göre kaydedilmiştir. Bulgular: Kompozit grupları içerisinde en az yüzey pürüzlülüğü deney grubunda bulunan ışıkla polimerize Cention-N kompozit örneklerde görülmüştür. Kompozit grupları içerisinde en fazla yüzey pürüzlülüğü deney grubunda bulunan self polimerizasyona bırakılan Fill-up kompozit örneklerde görülmüştür. Deney grubunda yer alan Fill-up ve Cention-N kompozit gruplarında, self polimerizasyona bırakılan örneklerin ve ışıkla polimerize edilen örneklerin yüzey pürüzlülüğü, istatistiksel açıdan anlamlı derecede farklılık göstermektedir(p<0,05). Self polimerizasyona bırakılan kompozit gruplarının yüzey pürüzlülüğü kendi aralarında karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir(p>0,05). Işıkla polimerize edilen kompozit gruplarının yüzey pürüzlülüğü kendi aralarında karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir(p>0,05). Kompozit grupları içerisinde en fazla renklenme miktarı, deney grubunda bulunan self polimerizasyona bırakılan ve vişne suyunda bekletilen Fill-up kompozit örneklerde görülmüştür. Kompozit grupları içerisinde en az renklenme, deney grubunda bulunan ışıkla polimerize edilen ve distile suda bekletilen Cention-N kompozit örneklerde görülmüştür. Sonuç: Bu bilgiler ışığında dual cure bulk-fill kompozitlerin self polimerizasyona ilaveten ışıkla polimerize edilmesi sonucu yüzey pürüzlülüğünde azalma ve renk stabilitesinde artış beklenebilir.

Dental materyallerDiş renk değişikliğiKompozit reçineler+4
Zehra Şivgan
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı braket sistemleri ve bitirme prosedürlerinin mine renklenmesi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Sabit ortodontik tedavinin planlanmasına göre veya klinisyenin tercihine göre farklı braket sistemleri kullanılabilmektedir. Braketlerin tedavi süresince diş yüzeyinde kalması dişlerde renklenme problemleri oluşturabilmektedir. Ortodontik tedavi sonrası diş renkleşmesi tedavinin kalitesi ve hasta memnuniyeti açısından önemli bir kriterdir. Bu çalışmanın amacı, iki farklı braket sistemi ile bitirme tekniğinin diş renklenmesi üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 40 adet insan premolar dişi kullanılmıştır. Dişler rastgele dört ayrı gruba ayrılmış olup her bir grupta 10 adet diş bulunmaktadır. Gemini braket – tungsten karbid frez grubu (1. Grup), Gemini braket – tungsten karbid frez, Sof-lex disk grubu (2. Grup), Flash Free braket – tungsten karbid frez grubu (3. Grup), Flash Free braket – tungsten karbid frez, Sof-lex disk grubu (4. Grup) deney gruplarıdır. Dört gruptaki toplam 40 dişin başlangıç ve final renk ölçümleri Vita Easyshade spektrofotometre renk ölçüm cihazı aracılığı ile yapılmıştır. Tabanı adezivle kaplı Flash Free braketler ile 3m Gemini konvansiyonel braketler, 3m Transbond XT ile diş yüzeylerine yapıştırılmıştır. Ağız içi çevreyi bir yıl simule edecek şekilde, bütün dişler 10 bin siklus, 5 °C ve 55 °C arasında termal siklusa tabi tutulmuştur. Braketlerin sökülmesinden sonra gruplara göre dişler üzerindeki yapıştırıcı artıkları tungsten karbid veya tungsten karbid-Sof-lex bitirme teknikleri ile temizlenmiştir. Dişlere final renk ölçümü yapılıp, ∆E = [(∆L)2 + (∆a)2 + (∆b)2]1/2= [(Ls-Lö)2 + (as-aö)2 + (bs-bö)2]1/2 formülü yardımı ile klinik renk değişikliği hesaplanmıştır. Verilerin dağılım normalliği Kolmogorov Smirnov testi ile ölçülürken, mine renklenmesi üzerine etki eden faktörlerin analizi ise iki yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir (p˂0,05). Gruplar arasındaki ΔE değerleri arasındaki fark Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılarak p˂0,05 anlamlılık düzeyinde tespit edilmiştir. Bulgular: Flash Free braket sisteminin kullanıldığı gruplarda meydana gelen mine yüzeyindeki renk değişiminin, Gemini braket sisteminin kullanıldığı gruplarda meydana gelen renk değişiminden anlamlı olarak daha az olduğu tespit edilmiştir (p;0,003 p˂0,05). Sof-lex kullanılan gruplardan elde edilen renk değişikliği değerlerinin (ΔE), sof-lex kullanılmayan gruplardan daha düşük olduğu, fakat bu sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p;0,280 p>0,05). Sonuç: Yaptığımız bu in vitro çalışma neticesinde, kullanmış olduğumuz her iki braket sisteminin ve bitirme tekniğinin mine yüzeyinde renklenme meydana getirdiği tespit edilmiştir. Tungsten karbid frez ile adeziv artıklarının temizlendiği dişler, tungsten karbid, sof-lex ile adeziv artıklarının temizlendiği dişlere göre daha fazla renk değişikliğine uğramıştır. Sof-lex disk kullanımının tüm gruplarda daha az renk değişikliğine sebebiyet verdiği görülmüştür. Bitirme protokollerinden bağımsız olarak, Flash Free braket sisteminin, Gemini braket sistemine göre dişler üzerinde daha az renk değişikliğine sebep olduğu görülmüştür.

Dental bondingDental mineDental çimentolar+4
Abdullah Kaya
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kronik sistemik hastalığı olan çocuklarda düzenli olarak kullanılan ilaçların restoratif materyallerin fiziksel özelliklerine olan etkisinin değerlendirilmesi

Bu in vitro çalışmada sıklıkla reçete edilen pediatrik ilaçların, dental restoratif materyallerin yüzey özelliklerine ve renk değişimine etkisinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 10 mm çapında ve 2 mm yüksekliğinde teflon kalıplar kullanılarak 7 farklı dental restoratif materyalden (FU; Filtek Ultimate, AC; ACTIVA Bioactive-Restorative, AD; Admira Fusion X-Tra, BII; Beautifil II, EQ; Equia Forte, FII; Fuji II, FIX; Fuji IX) disk şeklinde toplam 525 örnek elde edilmiştir (n=75). Örneklerin yüzey pürüzlülüğü, yüzey mikrosertliği ve renk analizi için başlangıç ölçümleri yapılmıştır (n=25). Daha sonra restoratif materyaller, farklı etken maddeli 5 pediatrik ilaç solüsyonuna daldırılmıştır (n=5): Aerius (antihistaminik), Atarax (anksiyolitik), Ferro Sanol B (antianemik), Keppra (antiepileptik), Ventolin (bronkodilatör). Daldırma siklusu günde 3 defa 2 dakika olacak şekilde dört hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Tüm örnekler için ölçümler tekrarlanmış ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Pediatrik ilaçlar, BII ve FIX gruplarının yüzey pürüzlülük değerlerini anlamlı bir şekilde arttırmıştır (p<0.05). Ventolin, restoratif materyallerin yüzey pürüzlülüğünü en çok etkileyen solüsyon olmuştur (p<0.05). Aerius, Atarax, Keppra ve Ventolin solüsyonlarına maruz kalan restoratif materyallerin mikrosertlik değerleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalmıştır (p<0.05). Pediatrik ilaçlar FU, BII, EQ ve FII gruplarının mikrosertlik değerlerini anlamlı bir şekilde azaltmıştır (p<0.05). Renk değişimi açısından restoratif materyalleri en fazla etkileyen solüsyon Ferro Sanol B olmuştur. En yüksek ΔE değeri ise FII grubundan elde edilmiştir (p<0.05). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, pediatrik ilaçların restoratif materyaller ile etkileşime girerek, materyalin renk stabilitesini ve yüzey özelliklerini etkileyebileceğini göstermektedir.

Biyomedikal ve dental materyallerDental materyallerDental restorasyon+5
Merve Yaman
Gaziantep University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sigara kullanan/kullanmayan hastalarda farklı beyazlatma tedavileri sonrası önerilen diş macununun etkinliği ve sitokin seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Çalışmada sigara kullanmış/kullanmayan hastalara farklı beyazlatma tedavileri uygulanarak beyazlatma tedavisinin sitokin seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışma beyazlatma tedavisi amacı ile kliniğimize başvuran hastalar arasından seçilen 40 gönüllü üzerinde yürütüldü. Hastalar sigara kullanma/kullanmama durumuna göre 2 gruba (n=20) ayrıldı. Her iki gruptaki hastalara (Whiteness HP Blue, FGM) beyazlatma jeli kullanılarak 14 günlük arayla 2 seans beyazlatma tedavisi uygulandı. Gruplar; Grup 1A: sigara kullanmayan kimyasal, Grup 1B: sigara kullanmayan diyot lazer aktivasyonlu, Grup 2A: sigara kullanmış kimyasal, Grup 2B: sigara kullanmış diyot lazer aktivasyonlu beyazlatma yöntemleri şeklinde oluşturuldu. Beyazlatma işlemi sırasında hastalara sağ/sol ark randominizasyonu yapılarak; sağ alt ve üst çenelerde kimyasal beyazlatma, sol alt ve üst çenelerde ise diyot lazer aktivasyonlu beyazlatma uygulandı. Tedavi sonrası hastalara Colgate Optic White diş macunu kullanmaları önerildi. Renk değişim değerleri spektrofotometre (VITA Easy Shade Advance Digital Dental Instrument) ile tedavi öncesi, tedavi sonrası, tedaviden 2 hafta ve 3 ay sonra olmak üzere kayıt edildi. Hastalarda oluşan hassasiyet düzeyleri Visual Analog Skalası (VAS) aracılığıyla değerlendirildi. Ayrıca hastalarda mevcut periodontal durumun değerlendirilmesi amacıyla periodontal indeks ölçümleri yapılırken, sitokin seviyelerinin (TNF-α, IL-6) değerlendirilmesi amacıyla da tükürük ve DOS örnekleri alınarak ELISA analizleri yapıldı. Çalışma sonunda tüm gruplarda etkin beyazlatma elde edildi (p<0,05). Renk değişimi en yüksek Grup 1B'de gözlendi. Grup 1A ve Grup 2A'de hassasiyet değerleri daha düşük gözlendi. Tüm gruplarda beyazlatmaya bağlı olarak Pİ* değerleri azalırken, Gİ* ve Kİ* değerleri arttı. Beyazlatma tedavisine bağlı olarak tükürük ve DOS örneklerinde TNF-α ve IL-6 seviyelerinde tüm gruplarda geçici bir artış meydana gelmiştir. Zamansal tüm ölçümlerde sigara kullanmış gruplardaki TNF-α ve IL-6 seviyeleri daha düşük gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyazlatma, Lazer, Sitokin, Diş Macunu

Diş beyazlatmaDiş macunlarıDiş renk değişikliği+3
Mehmet Durdu
Gaziantep University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yeni geliştirilen ev tipi beyazlatma jelinin diş rengi ve mineral değişimi üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı yeni geliştirilen %16 oranında KP ve %6 oranında HP içeren iki deneysel beyazlatma jeli ile FGM Whiteness Perfect (%16 KP) ve BioWhiten ProHome (%6 HP) evde beyazlatma sistemlerini karşılaştırarak, dişte meydana getirdikleri mineral ve renk değişimi üzerine etkilerini değerlendirmektir. Çalışmaya periodontal sebeplerle çekilmiş 96 adet defekt, çatlak ya da çürük içermeyen maxiller santral diş dâhil edildi. Tüm örnekler, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) cihazı yardımıyla mine-dentin kalınlıkları açısından standardize edilerek renk tespiti (n=48) ve mineral değişimi (n=48) değerlendirmesinde kullanılmak amacıyla 2'ye ayrıldı. Sonrasında bu 2 grup uygulanacak beyazlatma ajanına göre 4 alt gruba ayrıldı (n=12). Mineral ölçümleri, dişlere uygulanacak bleaching tedavileri öncesinde, uygulamaların bitiminde ve uygulamalar tamamlandıktan 2 hafta sonra SEM-EDS (SEM, Zeiss Gemini SEM 300) cihazı ile yapıldı. Renk ölçümü ise 14 gün devam edilen beyazlatma uygulamasının başlangıcında, uygulamanın 7. gününde, uygulama bittikten 24 saat ve 14 gün sonra spektrofotometre cihazı (VITA EasyShade, Zahnfabrik) ile yapıldı. Renk değişim değerleri CIEDE 2000 formülü kullanılarak hesaplandı. İstatistiksel analiz için Pair t test-Wilcoxon ve ANOVA-Kruskal Wallis kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Çalışmada tüm gruplarda etkin bir beyazlatma sağlanırken, tüm gruplar arasında renk değişimi açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Mineral değişimi açısından ise tüm gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p<0.05). Sonuçlar renk ve mineral değişimi açısından çok yönlü şekilde değerlendirildiğinde en ideal beyazlatma ajanı Deneysel KP (Grup 1) olarak tespit edildi.

Diş renk değişikliğiHidrojen peroksitJeller+5
Görkem Kervancıoğlu
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Yeni geliştirilen ev tipi beyazlatma jelinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine etkisi

Bu çalışmada kitosan ve teobramin içeren, yeni geliştirilen deneysel beyazlatma jelleri ile %6 oranında HP içeren BioWhiten ProHome ve %16 oranında KP içeren FGM Whiteness Perfect ev tipi beyazlatma jellerinin diş yüzey pürüzlülüğü, mikrosertliği ve renk değişimi üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü ölçümü için 96 adet üst santral keser diş kullanıldı, dişlerin kuron kısımları kök kısımlarından ayrılarak labial yüzeyleri dışarıda kalacak şekilde her biri ayrı ayrı otopolimerizan akrilik rezin içerisine gömüldü. Akrilik bloklar numaralandırılıp, işaretlenerek 2 farklı gruba ayrıldı (n=48). Renk analizi için ise 48 adet üst santral keser diş gruplar halinde kron kısımları açıkta bırakılarak silikon ölçü maddesine gömüldü. Daha sonra her bir grup beyazlatma jelleri uygulanmak üzere gruplara ayrıldı (n=12). Beyazlatma uygulaması öncesi profilometre ile yüzey pürüzlülüğü, Vicker' s test cihazı ile mikrosertlik ölçümü ve spektrofotometre ile renk ölçümü yapıldı. DKP (Grup 1)'ye %16 oranında KP içeren deneysel jel, DHP (Grup 2)' ye %6 oranında HP içeren deneysel jel, BİO (Grup 3)'ya %6 oranında HP içeren BioWhiten ProHome ve FGM (Grup 4)' ye %16 oranında KP içeren FGM Whiteness Perfect ev tipi beyazlatma jelleri uygulandı. Mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü testleri beyazlatma öncesi, sonrası ve beyazlatma uygulaması bittikten 14 gün sonra aynı şartlar altında yapıldı. Renk analizleri ise 14 gün süren beyazlatma tedavisi öncesinde, uygulama sırasında (7. gün), uygulama bittikten 24 saat sonra ve sonrasında takip eden 7. ve 14. günlerde yapıldı. Sayısal değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk testi ile test edildi, normal dağılıma sahip değişkenler için ANOVA ve Post-Hoc Bonferroni testleri kullanılırken, grup içi karşılaştırmada Paired t testi kullanıldı. Renk analizinde normal dağılmayan değişkenler için Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testleri ve Wilcoxon testi kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Beyazlatma sonrası mikrosertlik değerlerinde tüm gruplarda istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir artış görülmekle birlikte, beyazlatma uygulamasından 14 gün sonra mikrosertlik değerlerinde tüm gruplarda istatistiksel açıdan anlamlı olmayan bir azalma tespit edildi (p > 0.05). Yüzey pürüzlülüğü değerleri arasında gruplar arası karşılaştırmada beyazlatma öncesi ile sonrası ve beyazlatma uygulaması bittikten sonra 14 günlük takip sonrası istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardı (p < 0.05). Tüm gruplarda etkin beyazlatma tespit edildi, en yüksek etkinlik FGM (Grup 4)' de görüldü (p < 0.05). Sonuç olarak teobramin ve kitosan içeren deneysel jellerin etkin beyazlatma sağladığı, diş yüzey pürüzlülüğü ve mikrosertliği üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye neden olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Hidrojen peroksit, teobramin, kitosan, karbamid peroksit, mikrosertlik, yüzey pürüzlülüğü, vital beyazlatma

Diş beyazlatmaDiş renk değişikliğiDişler+7
Safiya Temizyürek
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı geçici restorasyon materyallerinin mekanik özelliklerinin ve renk stabilitelerinin karşılaştırılması

Geçici restorasyonlar kullanıldığı süre içinde çiğneme kuvvetlerine karşı koyabilecek mekanik dayanıklılığa sahip olmalı, pulpa ve periyodonsiyumu korumalı, dişi stabilize etmeli ve renk değişikliğine uğramamalıdır. Bu çalışmada farklı üretim teknikleriyle 4 farklı materyalden üretilen örneklerin kırılma dayanımı, yüzey sertlikleri ve renk stabiliteleri incelenmiştir. Çalışmada Tempo CAD eksiltmeli üretim, Curo Temp eklemeli üretim teknikleri ile otopolimerizan Dentalon Plus ve Prevision Temp direk yöntemle kullanılan materyaller incelenmiştir. Kırılma dayanımı testi için kron örnekler (n=10) ve yüzey sertliği ve renk stabilitesi testleri için de 10 mm x 2 mm disk örnekler (n=10) üretilmiştir. Kron örneklere üniversal test makinesi kullanılarak kırılana kadar kuvvet uygulanmıştır. Disk örneklerden ise yüzey sertliği ölçümlerinden sonra ilk renk ölçümleri yapılarak kaydedilmiştir (L1, a1, b1). Tüm disk örnekler 1000 siklus kahve termal siklusuna (bekleme süresi 30 saniye, transfer süresi 5 saniye) tabi tutulmuştur. Kahve termal siklusundan sonra ise yine yüzey sertliği ölçümleri yapıldıktan sonra örneklerin renk ölçümleri (L2, a2, b2) yapılarak değerler kaydedilmiştir. Renk farkı hesaplamasında ΔE00 ve ΔEab renk farkı formülleri kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov Smirnov testi ile ölçülerek nicel bağımsız verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Tukey, Kruskal-wallis, Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Bağımlı nicel verilerin analizinde eşleştirilmiş örneklem t testi kullanılmıştır. Analizlerde SPSS 27.0 programı kullanılarak yapılmış ve p<.05 olarak alınmıştır. Kırılma dayanımı sonuçları ortalama 312.6 N ve 936.8 N değerleri arasında bulunmuştur. En dayanıklı materyaller Tempo CAD ve Curo Temp materyalleri olarak bulunmuştur. Termal siklus öncesi ve sonrası yüzey sertliği sonuçlarında ise Tempo CAD materyali en stabil materyal olarak bulunmuştur. Dentalon Plus ve Tempo CAD materyallerinin renk stabiliteleri yüksek bulunurken Curo Temp ve Prevision Temp materyallerinin renk stabiliteleri düşük bulunmuştur.

CAD/CAMDental materyallerDental restorasyon+5
Mesut Yıldırım
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD-CAM ile üretilen geçici restorasyonların renk değişimi ve diş hassasiyeti açısından klinik değerlendirilmesi

Restorasyon materyallerindeki güncel ilerlemeler ve gelişmeler ile birlikte , geçici kuron- köprü.restorasyonları.da CAD/CAM (Computer Aided.Design/Computer.Aided Manufacture) yöntemi kullanılarak. hazırlanabilmektedir.. CAD/CAM sistemlerinin kullanılması ile hasta başında geçirilen zamandan tasarruf edilmesi, restorasyonların estetik ve mekanik özelliklerinin iyileştirilerek geliştirilmesi .amaçlanmıştır. Bu çalışmanınamacı CAD/CAM ile üretilen geçici restorasyonların renk değişimi ve diş hassasiyet açısından klinikolarakdeğerlendirilmesidir. Çalışmada 3 farklı geçici kron materyalinden (Protemp, Telio CAD ve Vita CAD) n=15 olmak üzere, toplam 45 geçici restorasyon hazırlanması planlanmıştır. CIEDE2000 renk formülasyonu kullanılarak3 aylık renk değişimi gözlenmiştir. Görsel analog skala (VAS) kullanılarak diş hassasiyeti değerlendirilmiştir. Ölçümlerinin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk testi ile incelenmiş olup bu değerlerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir (p<0,05). Grup içi değişkenlerin ölçümünde Friedman testi kullanılırken; gruplar arası değerlendirmede Kruskal-Wallis testine başvurulmuştur. Çalışmada incelenen üç materyalin ΔE.değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). En düşük ΔE değeri(2,71 ± 2,23) Vita CAD grubunda işlemden hemen sonra ile 2. Hafta arasında saptanmıştır. Protemp grubu klinikte farkedilir derecede renk değişimine uğramıştır. Vita CAD grubunda işlem sonrası diş hassasiyeti diğer gruplara oranla daha fazla gözlenmiştir. Ancak zamanla her üç grubunda diş hassasiyeti gözlenmemiştir. Sonuç olarak; çalışmada incelenen geçici restorasyon materyallerinde klinik olarak zamanla farkedilebilir renk değişimleri gözlenmiş olup, hassasiyet ise gözlenmemiştir. Renk stabilitesi uzun dönem geçici kullanımında klinik olarak oldukça önemlidir. Anahtar kelimeler: CAD/CAM, Geçici Restorasyon, Renk değişimi, Diş hassasiyeti

CAD/CAMDental hassasiyetDental materyaller+3
Gökçe Keçeci
Gaziantep University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı pürüzlendirme yöntemlerinin mine renklenmesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, dört farklı mine yüzeyi pürüzlendirme yöntemi ve iki farklı kompozit yapıştırıcı ile oluşabilecek diş renklenmesinin in-vitro olarak değerlendirilmesidir. Çalışmamızda ortodontik amaçlarla çekilmiş 120 adet insan küçük azı dişleri kullanılmıştır. Dişler pürüzlendirme yöntemlerine göre %37 ortofosforik asit, Er:YAG lazer QSP modu, MSP modu ve X-Runner başlığı olmak üzere dört çalışma grubuna ayrılmıştır. Metal braketler Transbond XT ve Transbond Plus Color Change olmak üzere iki farklı kompozit yapıştırıcıyla yapıştırılmıştır. Gruplar metilen mavisi solüsyonunda braketli olarak bekletilip braket söküm pensi ile sökülmüş, yapıştırıcı artıkları su soğutmalı anguldruvaya takılı 12 bıçaklı tungsten karbid frez ile temizlenmiştir. Başlangıç ve söküm sonrası diş rengi ölçümleri spektrofotometre ile yapılmıştır. Elde edilen L, a ve b değerleri VITA Easy Shade spektrofotometre ile Cielab cinsinden kayıt edilerek ΔE renk farkı hesaplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS 24.0 paket programı ile yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular farklı mine pürüzlendirme yöntemleri ve farklı kompozit yapıştırıcılardan bağımsız olarak metilen mavisi solüsyonuna bağlı renklenmenin oluştuğunu göstermektedir. Ancak bu değerler gerek farklı pürüzlendirme yöntemleri gerek kompozit yapıştırıcı uygulamaları açısından istatistiksel açıdan anlamlı fark oluşturan 0,05 p değerinin üstündedir. Sonuç olarak, ortodontik tedavi boyunca oluşan renklenmeyi temsil eden bu çalışmada dişlerde renk açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

Dental bondingDental materyallerDental mine+3
Betül Torlak
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İtriyum oranları farklı monolitik zirkonyaların metamerizm ve translüsensi açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; itriyum içeriği farklı monolitik zirkonya materyallerinin termal yaşlandırma öncesi ve sonrası farklı aydınlatma ortamlarında metamerizmini ve tranlüsensilerini incelemektir. Bu amaçla; üç farklı itriyum içeriğine sahip [%4-6 (VITA YZ HT), %6-8 (VITA YZ ST), %8-10 (VITA YZ XT)] renklendirilmiş pre-sinterize monolitik zirkonya materyallerinden 0,5 mm kalınlığında, 10x10 mm boyutlarında kare şekilli 36 zirkonya örneği hazırlandı. Hazırlanan zirkonya örneklerle kullanılmak üzere aynı boyutlarda kare şeklinde 0,2 mm kalınlığında polimerize edilmiş dual-cure self adeziv rezin siman (Bifix QM, VOCO, Almanya) silikon kalıp kullanılarak oluşturuldu. Metamerizmin değerlendirilmesi için dört farklı aydınlatma ortamı [D65 (Yapay standart Gün ışığı), D50 (Öğlen ortası gün ışığı), TL84 (Mağaza/Ofis ışığı) ve INCA-A (Akkor ışık)] sağlayan renk ölçüm kabininde (Prowite Lightbox 4.0, Türkiye) nötral gri fonda CIE L*a*b renk koordinatları doğrultusunda spektrofotometre (VITA Easyshade Advance 4.0, VITA Zahnfabrik BAD Sackingen, Almanya) cihazı ile monolitik zirkonya örneklerinin renk ölçümleri yapıldı. siyah ve beyaz arka fon kullanılarak translüsensi parametreleri (TP) de ölçülerek kaydedildi. Tüm örnekler termal siklus test cihazı (SD Mechatronik Termocycler, Almanya) ile 10.000 termal siklus (5-55°C) uygulanarak yaşlandırıldı. Termal yaşlandırma sonrası translüsensi parametreleri ve renk ölçümleri tekrar yapılarak CIE L*a*b* renk sistemi üzerinden elde edilen veriler kaydedildi. Kaydedilen veriler Instat İstatistiksel Paket Programı (Instat Graphad Software 6.0, San Diago, CA, USA) aracılığı ile analiz edildi. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini test etmek için Shapiro-Wilk testi kullanıldı. Metamerizm ve translüsensi ölçümlerine ait veriler çift yönlü varyans analizinin (two-way ANOVA) ardından gruplar arası ve grup içi (yaşlandırma öncesi ve sonrası) değerlerin istatistiksel analizi post-hoc Bonferroni çoklu karşılaştırma testi kullanılarak yapıldı. Değerler ortalama ve standart sapma olarak verildi. Tüm analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Çalışmamızda elde edilen bulgulara göre; metamerizmi değerlendirmek için kullanılan monolitik zirkonya seramiklerin farklı aydınlatma ortamlarında yapılan renk ölçümleri arasında istatistiksel bir fark olmadığı gözlemlendi (p>0,05). Bu durum termal yaşlandırma öncesi ve sonrasında da benzer şekilde gerçekleşti. Monolitik zirkonya örneklerinin itriyum içeriğinin ve termal yaşlandırmanın translüsensi üzerine etkisi olduğu belirlendi (p<0,05). VITA YZ HT materyalinin diğer monolitik zirkonya materyallerinden daha düşük TP değerine sahip olduğu ve termal yaşlandırma işleminin VITA YZ HT materyalinin TP değerini arttırdığı gözlemlendi (p<0,05). VITA YZ ST ve VITA YZ XT materyallerinin TP değerleri arasında termal yaşlandırma öncesi ve sonrası istatistiksel bir fark gözlemlenmedi (p>0,05). VITA YZ ST ve VITA YZ XT materyalin termal yaşlandırılması sonrasında TP değerlerinde azalma olduğu gözlemlendi, bu azalma VITA YZ ST için istatistiksel olarak anlamlı iken (p<0,05) VITA YZ XT için istatistiksel olarak anlamlı sonuç vermedi (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Monolitik zirkonya, Metamerizm, Translusensi

Dental materyallerDiş renk değişikliğiZirkonyum oksit+1
Mehmet Ejder Güven
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı kalınlıklardaki hibrit CAD/CAM materyallerinin ve kullanılan ışık modunun rezin simanların mikrosertliği ve renk stabilitesi üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı farklı kalınlıklardaki iki hibrit CAD/CAM materyalinin ve kullanılan ışık modunun rezin simanların mikrosertliği ve renk stabilitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Bu araştırmada rezin infiltre seramik (Enamic, Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) (RİS) ve kompozit rezin nanoseramik (GC Cerasmart, GC, Tokyo, Japonya) (KN) olmak üzere iki farklı hibrit CAD/CAM materyali değerlendirilmiştir. Her bir bloktan 1mm, 2 mm, 3 mm, 4 mm ve 7 mm kalınlığında kesitler alınmıştır. Dual cure konvansiyonel rezin siman (G- Cem LinkForce, GC, Tokyo, Japonya) (KRS) ve dual cure self adeziv rezin siman (G-Cem One, GC, Tokyo, Japonya) (SARS) kullanılarak 400 adet örnek hazırlanmıştır (n:400). Simanlar paslanmaz çelik kalıba (6 mm çap 1 mm yükseklik) yerleştirilmiştir. Siman üzerine yerleştirilen şeffaf bant ile simanın bloklardan izole edilerek, yapışması engellenmiştir. Siman üzerine seramik örnekler yerleştirilmiş ve LED ışık cihazı (Valo Cordless, Ultradent, South Jordan, ABD) ile polimerize edilmiştir. Işık cihazı Standard mod (40 sn) ve High Power mod (32 sn) olarak uygulanmıştır. Rezin siman örnekler hazırlandıktan 24 saat sonra (T1) ve 10.000 siklus termal yaşlandırma sonrası (T2) renk ve mikrosertlik ölçümleri yapılmıştır. Vickers mikrosertlik ölçümleri Shimadzu HMV-2 (Shimadzu Corporation, Kyoto, Japonya) cihazı kullanılarak rezin simanın hem alt hem de üst yüzeyinden 0,49 N kuvvet 15 sn süresince uygulanarak, her yüzey için üç defa ölçüm yapılmıştır ve ölçümlerin ortalaması alınmıştır. Örneklerin renk ölçümü spektrofotometre cihazında (Vita Easyshade Advance 4.0, Vita Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya), renk parametreleri ve CIE Lab renk sistemi kullanılarak polimerizasyondan 24 saat sonra (T1) ve termal yaşlandırmadan sonra (T2) gerçekleştirilmiştir. Veriler dört yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir ve ikili karşılaştırmalarda Bonferroni testi kullanılmıştır (p<0.05). Bu tez araştırmasının bulgularında, kompozit nanoseramik ve rezin infilre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, T1; KRS (1mm, 2mm, 3mm-Standart mod), KRS vi (1mm, 2mm-High Power mod), SARS (1mm, 2mm, 4mm-Standart mod), SARS (1mm, 2mm, 4mm- High Power mod), T2; KRS (2mm- Standart mod), KRS (2 mm-High Power Mod), SARS (1mm, 2mm, 3mm, 4mm- Standart mod), SARS (2mm,4mm- High Power mod) gruplarında alt mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Kompozit nanoseramik ve rezin infilre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, üst mikrosertlik değerlerinde, high power mod SARS-2mm grubu dışında, istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Kompozit nanoseramik ve rezin infiltre seramik arasında yapılan karşılaştırmalarda, KRS (7 mm- Standart Mod), KRS (2mm, 7 mm-High Power Mod), SARS (1mm, 7mm-Standart mod), SARS (3mmHigh power mod) gruplarında E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Farklı materyal kalınlıkları arasında yapılan karşılaştırmalarda, rezin simanların mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Seramik kalınlığı 1 mm'den 7 mm'ye çıktığında her iki seramik tipinde de rezin siman mikrosertliği hem üst hemde alt yüzeyde azalmıştır. Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda rezin simanların mikrosertlik değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Farklı materyal kalınlıkları arasında yapılan karşılaştırmalarda, rezin infiltre seramik üzerinden polimerize edilen self adeziv rezin simanların E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p 0.05). Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda, 7 mm rezin infiltre seramik üzerinden polimerize edilen self adeziv rezin simanın E değeri istatistiksel olarak anlamlı fark göstermiştir. High power mod ile polimerize edilen SARS (7mm-RİS) grubu daha düşük E değeri göstermiştir (p0.05). Ancak diğer gruplarda standart mod ve high power mod arasında E değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Konvansiyonel rezin siman ve self adeziv rezin siman arasında yapılan karşılaştırmalarda mikrosertlik değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p0.05). Konvansiyonel rezin siman ve self adeziv rezin siman arasında yapılan karşılaştırmalarda KN (1mm, 2mm, 4mm-Standart mod), KN (1mm, 3mm, 4mm, 7 mm-High Power mod), RİS (1mm, 2mm,4mm- Standart mod), RİS (1mm, 2mm, 4mm, 7mm-High Power Mod) gruplarında E değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür (p0.05). Bu tez araştırmasında sonuç olarak, rezin simanların alt ve üst yüzeylerinden ölçülen mikrosertlik değerleri, seramik materyalin kalınlığının artmasıyla azalma eğilimi vii göstermiştir. Termal siklus uygulaması sonrası üst yüzey mikrosertlik değerleri değişmemiştir. Kompozit nanoseramik ve rezin infiltre seramik kullanılması arasında simanların üst mikrosertlik değerleri açısından fark bulunmamıştır. Standart mod ve high power mod arasında yapılan karşılaştırmalarda rezin simanların mikrosertlik değerleri açısından fark bulunmamıştır. Rezin siman renk değişimi karşılaştırmalarında seramik kalınlığı 1 mm'den 7 mm'ye çıktığında RİS-SARS grubu dışında, rezin siman renk değişiminde fark gözlenmediği belirlenmiştir. Tüm gruplarda termal siklus sonrası L değerleri artış göstermiştir. E değerleri ve seramik kalınlığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar kelimeler: Hibrit seramik, self adeziv rezin siman, konvansiyonel rezin siman, mikrosertlik, renk değişimi

CAD/CAMDental materyallerDental çimentolar+3
Miraç Doğan
Bezmialem Vakıf University
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of the effectiveness of different remineralization agents on the treatment of white spot lesion: A in vivo study

The aim of the study is to investigate the effectiveness of CPP-ACP, CPP-ACPF and ReminPro applications in addition to a standard fluoride toothpaste for the white spot lesions treatment.This in vivo study included 25 children between the ages of 8-15 on a total of 110 anterior tooth surfaces with white spot lesion treated for 16 weeks. The patients were randomly divided into four groups. Control group was treated for a daily standard fluoride toothpaste with 500 ppm fluoride. In addition to the protocol of control group, CPP-ACP, CPP-ACPF and ReminPro were used in second, third and fourth group, respectively. Treatment protocol was planned for four weeks in all groups. DIAGNOdent Pen measurements of all patients were taken at the 1., 8., 15., 22. and 31. days. The patients were called again at 2. and 4. month for control measurement. Visual inspection of all patients were recorded before and after the treatment and 4. month. By the end of this study, although control and CPP-ACP groups had no significant difference visually, in the group of CPP-ACPF and ReminPro were found significant visual changes at the end of the treatment (p<0.05). In addition, DIAGNOdent Pen scores of CPP-ACP, CPP-ACPF and ReminPro groups were significantly decreased at the end of the treatment (p<0.05). Keywords: White spot lesions, DIAGNOdent, casein phosphopeptide amorphous calcium phosphate, remineralization, ReminPro

Dental plaqueTooth diseasesDentists+7
Mine Şimşek
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Zirkonya esaslı alt yapı sistemlerinin optik özelliklerinin kubelka-munk analizine göre değerlendirilmesi

Zirkonya seramikler yüksek mekanik özellikleri, biyouyumlulukları ve çiğneme güçlerine karşı gösterdikleri direnç ile günümüzde kullanılmaktadır. Diğer tam seramik sistemlerle karşılaştırıldığında alümina, spinell ve feldspatik porselenlere göre zirkonya alt yapıları daha opaktır. Alt yapı materyali üstün estetik sonuçlar için translusent olmalıdır. Bu çalışmanın amacı; farklı zirkonya alt yapı sistemlerini renk ve translusensi özellikleri açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada beş farklı zirkonya alt yapı sistemi; Rainbow, Rainbow-translucent, Ice Zirkon, Prettau ve Lava değerlendirilmiştir (n=16 her grup). 14 mm çapında ve 0,5 mm kalınlığında hazırlanan her gruba ait zirkonya örnekler rastgele iki gruba ayrılmıştır. Her sisteme ait örneklerin yarısı (n=8) kalınlığı 1 mm olan feldspatik porselen ile kaplanmıştır. Diğer yarısı ise (n=8) sadece altyapı olarak değerlendirilmiştir. Işık yansımasının değerlendirilmesinde PR705 spektroradyometre cihazı kullanılmıştır. Yansıma değerleri L*, a*, b* (CIELAB) değerlerine dönüştürülmüştür. Sonrasında renk ve translusensi özelliğini değerlendirmek için Kubelka-Munk teorisi kullanılmıştır. Sonuçların istatistiksel değerlendirmesinde tek yönlü ANOVA ve müteakiben ikili karşılaştırmalarda Ryan-Einot-Gabriel-Welsch-Q testi kullanılmıştır (α=0,5). Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre veneer uygulanmamış altyapı materyalleri karşılaştırıldığında Rainbow-translusent zirkonya örnekleri en düşük translusensi değerini gösterirken Prettau zirkonya kor materyali en yüksek translusensi değerini göstermiştir. Benzer şekilde, porselen ile veneerlenmiş zirkonya kor materyalleri karşılaştırıldığı zaman, en düşük ve en yüksek ΔE değerleri sırasıyla Rainbow-translusent ve Prettau zirkonya gruplarında izlenmiştir. Çalışmanın sınırları dâhilinde, Kubelka-Munk teorisinin translusensi parametresinin değerlendirilmesinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca farklı zirkonya altyapı materyallerinin translusent özelliklerinde farklılıklar izlenmiştir. Klinik kullanımda; restorasyon yapılacak dişin yanındaki diş translusent ise veya translusent restorasyona ihtiyaç duyuluyorsa yüksek translusensi değerine sahip zirkonya seramik, buna karşın restorasyon yanındaki diş opak ise ya da altttaki renklenmiş dişi maskelemek için opak bir materyale ihtiyaç duyulursa düşük translusensi değeri gösteren zirkonya seramiklerin kullanımı uygun olarak değerlendirilmiştir.

Dental materyallerDental porselenDental restorasyon+3
Elif Figen Koçak
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı taşıyıcı sistemlerle geliştirilen beyazlatma ajanlarının etkinliklerinin ve uygulandıkları yüzeyler üzerinde meydana getirdikleri etkilerin değerlendirilmesi

Karbopol taşıyıcılı ticari beyazlatma ürünleriyle, kitosan taşıyıcılı beyazlatma ajanlarını kullanarak etkili bir beyazlatma elde edilmesi ve beyazlatma sonucunda oluşan mine yüzeyi mineral içeriği değişimlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Rengi A2 veya daha koyu olan 44 çekilmiş çürüksüz maksillar santral diş rastgele 4 gruba ayrıldı (n=11). Grup 1'e % 6'lık hidrojen peroksit (Opalescence Go ev tipi beyazlatma kiti, Ultradent Products) içerikli beyazlatma ajanı, Grup 2'ye deneysel olarak hazırladığımız kitosan+% 6'lık hidrojen peroksit jel, Grup 3'e % 16'lık karbamid peroksit (Opalescence ev tipi beyazlatma kiti, Ultradent Products) içeren beyazlatma ajanı, , Grup 4'e deneysel olarak hazırladığımız kitosan+ % 16'lık karbamid peroksit jel dişlere 14 gün boyunca her biri belli saat aralıklarında uygulandı. Beyazlatma öncesi, beyazlatma tedavisinin 7. günü ve beyazlatma tedavisinin 14. günü (tedavi bitimi) dişlerin spektrofotometre cihazı (VITA Easy Shade Advance Digital Dental Instrument, Germany) yardımıyla renk ölçümü yapıldı. Dişlerin beyazlatma öncesi ve beyazlatma sonrası SEM-EDX cihazıyla mineral içeriği değişimi değerlendirildi. Çalışma sonunda tüm gruplarda aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olmaksızın belirgin bir renk değişimi görüldü. Tüm gruplarda başlangıç değerleriyle bitim değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir renk değişimi elde edildi ve tüm dişlerin beyazladığı tespit edildi (p<0.05). Yapılan mineral içeriği analizinde tüm gruplarda istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte demineralizasyon görüldü. En az demineralizasyon ve en etkili beyazlama kitosan+karbamid peroksit içeren grupta görüldü.

Dental mineDiş beyazlatmaDiş demineralizasyonu+5
Burcu Altındiş
Gaziantep University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Renklendirme solüsyonlarının zirkonya altyapıların rengine ve zirkonya-veneer seramik bağlanma dayanımına etkisinin değerlendirilmesi

Artan popülaritesine rağmen, zirkonyanın fiziksel özelliklerinin renklendirme prosedürlerinden nasıl etkilendiğiyle ilgili literatürdeki çalışmalar çok sınırlıdır. Çalışmamızın amaçları; renklendirme solüsyonu ile renklendirilmiş ve prefabrike renklendirilmiş zirkonyaların renklerini değerlendirmek ve karşılaştırmak ardından renklendirme solüsyonlarının zirkonya altyapı ile veneer seramik arasındaki bağlanma dayanımına etkisini araştırmaktır. Altmış dört adet küp şeklinde örnek, renklendirilmemiş zirkonya bloklardan CAD/CAM yöntemiyle üretildi ve rastgele 4 gruba ayrıldı (n=16). G30, G60 ve G120 grupları sırasıyla 30 saniye, 60 saniye ve 120 saniye renklendirme solüsyonuna daldırıldı. Bağlanma dayanımı kontrol grubuna (BDK) hiçbir renklendirme prosedürü uygulanmadı. Renklendirme işlemi tamamlandıktan sonra, test grupları ve prefabrike renklendirilmiş zirkonya (PRZ) (n=16) arasındaki renk farklılıkları spektrofotometre yardımıyla değerlendirildi. Makaslama bağlanma dayanımı testinden önce veneer seramik zirkonya üzerine uygulandı ve fırınlandı. Makaslama testi Testometric cihazında çapraz kafa hızı 1 mm/dk olacak şekilde uygulandı. İstatistiksel analiz tek yönlü ANOVA ve takibinde Tukey HSD testi kullanılarak yapıldı (p<0.05). Ardından Weibull analizi uygulandı ve her grup için Weibull modülü hesaplandı. PRZ grubu renk değeri (E=77,34) istatistiksel olarak diğer bütün gruplardan farklı bulundu. Test grupları arasında G60'ın renk değeri, G30 ve G120'den istatistiksel olarak farklı bulundu. PRZ grubu aynı zamanda en yüksek bağlanma dayanımı değerine sahip (31,5 MPa) ve istatistiksel olarak BDK ve G120 gruplarından farklı bulundu. BDK grubu en düşük bağlanma dayanımı değerine sahip (19,1 MPa) ve istatistiksel olarak PRZ ve G60 gruplarından farklı bulundu. Weibull modülü PRZ için 64,78, G120 için 0,1 olarak hesaplandı. Çalışmanın sınırları dahilinde, renklendirme solüsyonlarının hem renk hem de bağlanma dayanımıyla ilgili öngörülemez sonuçlar ortaya çıkardığı görülmüştür. Bu prosedürün standardize edilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Zirkonya, renklendirme solüsyonları, bağlanma dayanımı

Dental bondingDental materyallerDental porselen+4
Selin Çelik
Çukurova University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Alt yapı ve kompozit vener renginin polieter eter keton (PEEK) restorasyonlarının optik özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmasının amacı, farklı renk PEEK-kompozit restorasyonlarının ışık geçirgenliğinin ve VITA klasik renk skalası renk parametreleri ile renk farkının karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla BreCAM BioHPP (Bredent, Almanya) bloklardan CAD/CAM yöntemiyle 10x10x12 mm3 mini bloklar elde edildi. Mini bloklardan hassas kesim cihazında (Struers, ABD) 10x10x0,6 mm3 boyutlarında 30 örnek oluşturuldu. Örnekler A1-A2-A3 gruplarını temsil edecek şekilde 3 gruba ayrıldı(n=10). Örneklere herhangi bir işlem uygulanmadan önce renk ölçümü; CIE' nin önerdiği standartlar sağlanarak spektrofotometre cihazıyla (SpectroShade Micro II, İsviçre) gerçekleştirildi. Her örneğin siyah ve beyaz zeminlerde renk ölçümü yapıldı, L*,a*,b*,C ve h0 değerleri kaydedildi. Ardından tüm örneklere Al203 tozlarıyla kumlama yapıldı ve tek katman Visio.Link primer (Bredent, Almanya) uygulandı, 90 sn polimerize edildi. Her kompozit grubuna ilgili renk opak materyali (Bredent, Almanya) uygulandı ve 180 sn polimerize edildi. Tüm örnekler 2,4 mm derinliğinde silikon kalıba yerleştirilerek kompozit (Crea.lign, Bredent, Almanya) uygulandı ve 360 sn polimerize edildi. Bitirme işlemi sırasıyla 800-1000-1200-2400 ve 4000 gritlik zımpara kâğıdı ile sulu ortamda zımparalanarak (Struers, Japonya) gerçekleştirildi. Son polisaj işlemi sof-lex ince ve ekstra ince cilalama diskleri (3M ESPE, ABD) ile gerçekleştirildi. Final renk ölçümü aynı standartlarda tekrarlandı. Elde edilen değerler ile VITA renk skalasının renk parametreleri, CIEDE2000 renk farkı denklemi kullanılarak renk farkı ve grupların translusensi parametreleri değerlendirildi. Bu veriler, tek-yönlü Anova ve akabinde post-hoc olarak pair-wise comparision kullanılarak analiz edildi(α=0,05). Çalışma sonucunda, istatistiksel olarak anlamlı renk farkı gözlendi(p<0,05). En yüksek ∆E değeri A1(∆E00=3,7) grubunda, en düşük ∆E değeri A2(∆E00=2,8) grubunda elde edilmiştir. En yüksek TP değeri ise A3(∆TP00=1,23) grubunda gözlenmiştir. PEEK-kompozit materyallerinden elde edilen A1-A2-A3 renk restorasyonlar, klinik olarak gözle görülebilir ve kabul edilemez renk farkları ile sonuçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Kompozit, Polietereterketon, Renk Farkı, Translusens Parametresi

Dental materyallerDental restorasyonDiş hekimliği+4
Deniz Karakuş
Çukurova University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı bitirme işlemleri uygulanan CAD/CAM seramiklerin termal yaşlandırma sonrası renk stabilitelerinin değerlendirilmesi

Tek seansta dental restorasyonların tasarımı ve üretiminin sağlandığı CAD/CAM sistemleri günümüz diş hekimliğinde oldukça sık kullanılmaktadır. Tam kronlara estetik ve konservatif bir alternatif sunan laminate veneerler ile doğal dişin optik özelliklerini taklit etmek oldukça önemlidir. Uygulanan restorasyonların uzun yıllar ilk günkü rengini koruması ise hasta ve klinisyenler için son derece önem taşır. Bu çalışmanın amacı; CAD/CAM sistemlerinde rutin olarak kullanılan 3 farklı tam seramiğe uygulanan farklı yüzey işlemlerinin termal yaşlandırma sonrasında renk üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. 0.5 ± 0.05 mm kalınlıkta 14x12 mm ebatlarında A1 HT renginde 3 farklı seramik materyalden (LAVA Ultimate, IPS e.max CAD, VITA Suprinity) 216 örnek hazırlandı. Örneklerin renk ölçümü spektrofotometre cihazında, renk parametreleri (L*, a*, b*, ΔE) CIE Lab (Comission Internationale de L'Eclairage) renk sistemi kullanılarak, işlem öncesi, cila sonrası, siman sonrası ve suni yaşlandırma sonrası 4 aşamalı olarak yapıldı. Sonuçlar Varyans analizi ve Fisher LSD testi kullanılarak değerlendirildi. Rezin nano seramikler (LU) termal yaşlandırmadan sonra zirkonyum ile güçlendirilmiş lityum silikat (VS) ve lityum disilikat (EC) seramiklerden daha yüksek renk değişim değerleri göstermiştir. LU ve VS için manuel cila ve glaze benzer renk değişim değeri göstermiştir (p>0.05). EC grubunda glaze işlemi manuel ve kontrol grubundan istatiksel olarak farklı sonuçlar vermiştir (p<0.05). Seramik grupları arasında zirkonyum ile güçlendirilmiş lityum silikat (VS) ve lityum disilikat (EC) örneklerin glaze uygulanmış alt grubunun renk değişim değerleri klinik olarak kabul edilebilir seviyenin (ΔE<3.5) altında çıkmıştır. Tüm aşamalar için en düşük renk değişimi gösteren Vita Suprinity olmuştur. Renk stabilitesi açısından EC için glaze, LU ve VS için glaze işlemine alternatif olarak manuel cila önerilebilir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, tam seramikler, yüzey bitirme işlemleri, renk stabilitesi

CAD/CAMDental porselenDiş renk değişikliği+1
Funda Soysal
Gaziantep University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı beyazlatma uygulama sürelerinin diş rengi ve mineral değişimi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; farklı sürelerde uygulanan beyazlatma ajanının mine yüzeyinde meydana getirdiği renk ve mineral değişimlerinin değerlendirilmesidir. 60 adet periodontal nedenlerle çekilmiş çürüksüz alt santral diş, mineral (n=24) ve renk değişimi (n=36) için kullanılmak üzere konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ölçümleri sonrası mine ve dentin kalınlıkları açısından standardize edildi. Dişler renk (n=12) ve mineral değişimi (n=8) ölçümleri için farklı beyazlatma sürelerine göre 3 gruba ayrıldı. Mineral değişimi için örnekler beyazlatma uygulaması öncesi ve uygulamadan 2 hafta sonra Taramalı Elektron Mikroskobu-Enerji Dağılımlı X Işını (SEM-EDX, Jeol Inc., Tokyo, Japonya) cihazı ile incelendi. Renk değişimi için ise örneklerin ölçümü spektrofotometre cihazı (VITA EasyShade 4.0, Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) ile yapıldı. Tüm grupların beyazlatma uygulaması Opalescence Boost PF %40 jeli (Ultradent Products, Inc., South Jordan, Utah, ABD) ile Grup 1'de 20 dakika (dk), Grup 2'de 40 dk ve Grup 3'te ise 60 dk olmak üzere uygulandı. Beyazlatmanın etkinliğini tespit etmek amacıyla uygulamadan 24 saat, 7 ve 14 gün sonra renk ölçümleri tekrarlandı. Grup içi karşılaştırmada; normal dağılmayan bağımlı değişkenlerin analizinde Friedmann ve Wilcoxon testleri kullanılırken, normal dağılan bağımlı değişkenler için tekrarlayan ölçümlü varyans analizi ve paired t testi kullanıldı. Gruplar arası karşılaştırmada, bağımsız değişkenlerdeki normal dağılımlar için ANOVA ve LSD testleri, normal olmayan dağılımlar için Kruskal-Wallis ve Dunn testleri kullanıldı. p < 0.05 anlamlı kabul edildi. Çalışmada renk değişimi açısından tüm gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görüldü (p < 0.05). Mineral değişimi açısından ise tüm gruplarda fosfat (P), magnezyum (Mg) ve sodyum (Na) elementleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülürken (p < 0.05); kalsiyum (Ca) minerali için anlamlı fark saptanmadı (p > 0.05). Tüm çalışma gruplarında etkin beyazlatma elde edilmiştir. Sonuçlar beyazlatma etkinliği ve mineral değişimi açısından çok yönlü olarak değerlendirildiğinde en ideal beyazlatma süresi 40 dk (Grup 2) olarak tespit edilmiştir.

Diş beyazlatmaDiş renk değişikliğiMineraller+1
Zeyneb Merve Özdemir
Gaziantep University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı remineralizasyon ajanlarının vital beyazlatma sonrası dişlerin renk stabilitesi ve yüzey özellikleri üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı vital beyazlatma işlemlerinden sonra uygulanan remineralizasyon ajanlarının, dişin renk stabilitesi ve yüzey özellikleri üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmamızda 96 adet insan kesici dişinin kron kısmı kullanılmıştır. Başlangıçta iki gruba ayrılan örneklere ev ve ofis tipi beyazlatma ajanları uygulanarak, beyazlatma sonrası remineralizasyon ajanlarına göre biri kontrol grubu olan altı alt gruba ayrılmıştır (n=8). Beyazlatma prosedüründen sonra kontrol grubuna remineralizasyon ajanı uygulanmamış, diğer grupların her birine Gelato APF Gel, Remin Pro, Tooth Mousse, MI Paste Plus, Curodont Protect uygulanmıştır. Seanslar arasında örnekler yapay tükürükte bekletilmiştir. Yüzey pürüzlülüğü başlangıçta, beyazlatma ajanları uygulandıktan sonra, remineralizasyon ajanları uygulandıktan sonra; renk ölçümü yine başlangıçta, beyazlatma ajanları uygulandıktan sonra renklendirici solüsyonda bekletildikten sonra yapılmıştır. Yüzey pürüzlülük ölçümünde kontak tip profilometre, renk ölçümünde ise temas tipi dental spektrofotometre kullanılmış; taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve atomik kuvvet mikroskobu (AFM) incelemeleri yapılmıştır. Verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü varyans (one-way ANOVA) analizi, farklılığın gruplar arası karşılaştırılmasında Post-hoc LSD testi kullanılmıştır. İşlemler sonrası pürüzlülük değerlerinin karşılaştırılmasında Paired Sample T Test kullanıldı. İki bağımsız grubun karşılaştırılma işleminde (Ev ve ofis tipi beyazlatma uygulamasının renk ve pürüzlülük üzerine etkisi) bağımsız t-testi kullanılmştır. İstatistiksel analiz %95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Ofis ve ev tipi beyazlatma sonrası bütün gruplarda yüzey pürüzlülüğü artmış, remineralizasyon ajanı uygulamasıyla ise kontrol grubu da dahil bütün gruplarda pürüzlülük azalmıştır. Ofis ve ev tipi beyazlatma sonrası renk değişimi benzer (p>0.05); yüzey pürüzlülük değişimleri ise farklı bulunmuştur (p<0.05). Remineralizasyon ajanı uygulaması sonrası grupların yüzey pürüzlülük ve renk değişim değerleri istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (p<0.05). Beyazlatma sonrası remineralizasyon ajanı uygulamasıyla yüzey pürüzlülüğünde meydana gelen azalma miktarı kullanılan ajanlara göre Curodont Protect > Gelato APF Gel > Remin Pro > MI Paste Plus > Tooth Mousse > Kontrol grubu şeklinde sıralanırken; renklendirici solüsyonda bekletildikten sonraki renk değişimleri ise Curodont Protect < Gelato APF Gel < Remin Pro < MI Paste Plus < Tooth Mousse < Kontrol grubu şeklinde sıralanmıştır. AFM analizleri sonucu beyazlatmanın yüzeyde oluşan pürüzlülüğü artırdığı ve remineralizasyon ajanlarının beyazlatma sonrasında kullanılmasıyla bu pürüzlülüğün azaldığı sonucuna varılmıştır. Çalışmamızın bulguları doğrultusunda farklı beyazlatma teknikleri sonrası kullanılan çeşitli remineralizasyon ajanlarıyla beyazlatma sonrası oluşan yüzey pürüzlülüğündeki artışın azaltılabileceği ve renk stabilitesini korumak amacıyla bu ajanlardan faydalanılabileceği snucuna varılmıştır.

Diş beyazlatmaDiş remineralizasyonuDiş renk değişikliği+2
Kübra Bilge
Fırat University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ?Core? destekli porselen restorasyonların simantasyonunda kullanılan değişik renkteki ?dual cure? simanların renk üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; tam seramik modellerde, farklı renkteki simanların etkilerini incelemektir. Bu doğrultuda, iki değişik renkteki üç farklı kor destekli seramikte, iki farklı tondaki simanların final rengi üzerine olan etkileri incelenecektir.Bu çalışmada, Finesse-All Ceramic, In-Ceram Alumina ve In-Ceram Zirkonia tam seramik örneklerinden eşit kalınlıkta diskler hazırlandı. Bu üç farklı kor yapıyla desteklenen tam seramik modellerde, değişik renkteki yapıştırıcı simanların, tam seramik modellerin bitim renkleri üzerine etkileri ShadeScan ile karşılaştırıldı.ShadeScan ile elde edilen skalasal renk haritaları üzerinde, örneklerin taranan alanları esas alınarak skorlandı. Her bir örnek için 100 puan üzerinden pikseller puanlanarak sayısal verilere dönüştürüldü. Siman uygulanmadan önce, A1 ve A2 renk skalasına sahip tam seramik modellerde, renk değerleri arasındaki farklılık bağımsız örneklem t testi ile değerlendirildi.Tam seramik modellerde, siman uygulanmadan önce ve siman uygulandıktan sonra oluşan renkler arasındaki farklılık, normal dağılım göstermediği için Mann Whitney U testi ile analiz edildi.Aynı renk skalasına sahip farklı sistemlere ait, tam seramik yapıların renk değerleri ise tek yönlü varyans analizi ile değerlendirildi.Sonuç olarak; her üç tam seramik sistemleri arasında, yapıştırıcı simanın rengine bağlı olarak final rengi en çok değişen sistem Finesse-All Ceramic'lerdir. Daha az miktarda olmakla birlikte final renkleri değişen bir diğer seramik sistemi de In-Ceram Alumina'dır. In-Ceram Zirconia tam seramik sistemlerinin final rengi hiçbir şekilde altlarındaki yapıştırıcı rezin simanlardan etkilenmedi.

Dental bondingDental cementumDental porselen+5
Eser Şimşek
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Beyazlatma sonrası kullanılan terapötik ajanların remineralizasyona etkisinde uygulama aparatlarının rolü

Bu çalışmanın amacı, %35 hidrojen peroksit ile beyazlatılmış sığır dişi minelerinde oluşan hasarın giderilmesinde, değişik uygulama araçlarıyla uygulanan 4 farklı tedavi edici ajanın, yüzey pürüzlülüğü ve sertliği üzerine olan etkisinin incelenmesidir. Bu tez çalışmasında sığır dişlerinden elde edilen mine örneklerinin yüzeyleri standardize edildikten sonra başlangıç yüzey pürüzlülük ve sertlik değerleri ölçüldü. Daha sonra tüm örnekler %35 hidrojen peroksit içeren beyazlatma ajanı ile 5 gün arayla üç kez beyazlatıldı. İlk beyazlatma işleminden sonra yüzey sertlik ve pürüzlülük değerleri tekrar ölçüldü. Örnekler tedavi edici ajanlar(ROCS Medikal Mineral Jel®, GC Tooth Mousse®, Teethmate Desensitizör®, Colgate Sensitive ProRelief®) ve uygulama araçlarına göre(bond fırçası, yumuşak diş fırçası, orta sertlikte diş fırçası, profikap) 16 gruba ayrıldı ek olarak hiçbir tedavi edici ajanla tedavi edilmeyen uygulama aparatına temas etmeyen sadece yapay tükürükte bekletilen (negatif kontrol grubu) ve sadece uygulama aparatlarının yüzeye terapötik ajansız uygulandığı yapay tükürükte bekletilen (pozitif kontrol grubu) ve 2 adet kontrol grubu belirlendi. Kontrol grupları hariç tüm gruplara, beyazlatmadan sonra ilgili değerlerin ölçümünü takiben tedavi edici ajanlar farklı uygulama araçlarıyla 13 gün süreyle uygulandı. Kontrol gruplarından negatif kontrol grubuna ise 5 gün arayla 3 kez beyazlatma uygulandı ve ilgili değerlerin ölçümleri kaydedildi. Pozitif kontrol grubuna ise 13 gün boyunca uygulama aparatları beyazlatma seansları arasında yüzeylere uygulandı ve ilgili değerlerin ölçümü kaydedildi. Son olarak da yüzey sertlik ve pürüzlülük değerleri 13. gün sonunda tekrar ölçüldü. Çalışmanın sonucunda %35 lik hidrojen peroksit içeren beyazlatma ajanıyla beyazlatılmış sığır dişlerinin başlangıç değerlerine göre sertliklerinde azalma pürüzlülüklerinde artış meydana geldi. Beyazlatma işleminden sonra herhangi bir tedavi ajanıyla tedavi edilmemiş ve herhangi bir uygulama aparatına maruz kalmamış negatif kontrol grubunda sertlik değerleri tekrarlayan beyazlatmaya bağlı olarak azalmaya devam ederken yüzey pürüzlülüğü de başlangıç değerlerine göre arttı. Pozitif kontrol grubunda da bu durum aynı şekilde gerçekleşti. Çalışmanın sonucunda sertliği azalmış minenin tedavisinde tüm ajanlar azalan sertliği arttırdı. Sertliği azalmış minenin tedavisinde GC Toothmousse® ve Colgate Sensitive ProRelief® aralarında istatistiksel fark olmaksızın diğer iki terapötik ajandan daha iyi sonuçlar verdi (p<0.05). Uygulama aracı açısından ise bir takım farklılıklar göze çarptı. Yumuşak diş fırçası ile Colgate Sensitive ProRelief® ve GC Toothmousse® en iyi sonuçları verdi (p<0.05). Orta sertlikte diş fırçası kullanıldığında GC Toothmousse® en iyi sonucu verdi (p<0.05). ROCS Medikal Mineral Jel® ve Teethmate Desensitizör®' de uygulama araçları arasında istatistiksel bir farklılık bulunmadı (p<0.05). Bond fırçası ve profikap ile ajanların uygulanmasında ise ajan bazında bir farklılık bulunmadı (p<0.05) Beyazlatmadan sonra artan yüzey pürüzlülüğünü tedavi etmek için kullanılan tüm ajanlar yüzey pürüzlülüğünün azalmasına katkı sağladı. GC Toothmousse® ve ROCS Medikal Mineral Jel® aralarında istatistiksel bir fark olmaksızın diğer iki terapötik ajandan daha iyi sonuç verdi (p<0.05). Uygulama aracı açısından ise bir takım farklılıklar göze çarptı. Bond fırçası ile GC Toothmousse® ve ROCS Medikal Mineral Jel® en iyi sonuçları verdi (p<0.05). Yumuşak diş fırçası ile ROCS Medikal Mineral Jel® ve GC Toothmousse® en iyi sonuçları verdi (p<0.05). Orta sertlikte diş fırçası kullanımında ROCS Medikal Mineral Jel® ve Colgate Sensitive Prorelief® en iyi sonuçları verdi (p<0.05). Profikap ile uygulandığında; ajanlar arası anlamlı bir fark bulunamadı (p<0.05). Bu çalışmanın sınırları dahilinde elde ettiğimiz bulgulara göre %35 hidrojen peroksit içeren beyazlatma ajanı minenin yüzey özelliklerini olumsuz etkilemekte ancak bu olumsuzluklar tedavi edici ajanlarla ortadan kaldırılabilmektedir. Uygulama aparatları açısından ortaya çıkan farklılıklar ise hangi uygulama aparatı ile hangi terapötik ajanın daha iyi sonuçlar verdiğini ortaya koymaktadır.

Diş beyazlatmaDiş remineralizasyonuDiş renk değişikliği+4
Hakan Doğantepe
Karadeniz Technical University
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

3-6 yaş çocuklarının dişlerindeki siyah lekelenmelerin prevalansının ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi ve ailelerin farkındalıklarının saptanması

Siyah lekelenme, dişin servikal üçlüsünde gingival marjin konturunu takip eden, diş yüzeyine sıkı şekilde yapışık olan koyu çizgi ya da tam olmayan birleşme olarak tanımlanır. Literatürde yaş grupları arasında siyah lekelenme prevalansı hakkında ortak görüş yoktur. Bu konuda çocuklardaki çoğu çalışma daimi dişlere odaklanmıştır ayrıca Türk çocukların süt dişlerindeki siyah lekelenme prevalansı ve özellikleri ve etiyolojisine ilişkin ve dental çürüklerle olası ilişkisine dair bilgiler az sayıdadır. Bu tez çalışmasının birincil amacı K.T.Ü. Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti kliniğine 1 yıl içinde başvuran 3-6 yaş arasındaki çocuklardaki siyah lekelenme prevalansını saptamak; hazırlanan anketlerle siyah lekelenme etiyolojisini, oluşumunu etkileyen faktörleri bulmak ve ekstrinsik lekelenme ile süt dentisyonda dental çürük seviyeleri arasında ilişki olup olmadığını belirlemektir. İkincil amaç ise ebeveyn farkındalığını saptamaktır. Çalışma kapsamında belirlenen süre içinde kliniğe gelen 257 çocuk muayene edilerek velilerine sosyodemografik durum, diyet alışkanlıkları, oral hijyen alışkanlıkları, profesyonel dental bakım ve sistemik hastalık olarak 5 ana başlıktan oluşan anketler uygulandı, dmft indeksleri ve siyah lekelenme varlığı/yokluğu kaydedildi. Elde edilen verilere Mann Whitney U ve Ki-kare testi yapıldıktan sonra anlamlı çıkan verilere çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapıldı. p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Çalışma sonucunda siyah lekelenme prevalansı %15.56 olarak saptandı. Siyah lekelenme oluşumunu etkileyen faktörler olarak karyojenik beslenme (p<0.01), protein-kalsiyum içerikli beslenme (p<0.05), dmft (p<0.01) ve sistemik hastalık (p<0.05) belirlendi. Lojistik regresyon modeli sonucunda dmft (p=0.003) ve sistemik hastalığın (p=0.031) en etkili faktörler olduğu belirlendi. Lekelenme olan çocukların velilerinin farkındalık oranı %82.5 oranında bulundu. Küçük yaş grubu velilerinde farkındalık daha yüksek olarak bulundu.

Dental plakDiş renk değişikliğiDiş çürükleri+5
Alize Su Ülgen
Karadeniz Technical University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Güçlendirilmiş beyazlatma sisteminin diş rengi ve mine mikrosertliği üzerindeki etkinliğinin in vitro olarak değerlendirilmesi

Çalısmanın amacı Zoom Advanced Power ve OpalescenceBoost gibi ofis tipi beyazlatma ajanlarının mine mikrosertliğine ve disrengine etkilerinin değerlendirilmesi bununla birlikte beyazlatmauygulaması sonrasında disin tekrar sertlestirilmesi için kullanılan sodyumaskorbat, APF ve Relief jelin etkilerinin arastırılmasıdır.Çalısma 100 adet yeni çekilmis daimi 3. Molar disten eldeedilen 150 adet dis örneği üzerinde gerçeklestirilmistir. Örnekler rasgele 5gruba ayrılmıstır. G1: plasebo jel ve Zoom AP ısığı; G2: Zoom 2 jel; G3Zoom 2 jel ile Zoom AP ısığı; G4: Opalescence Boost jel; G5: Kontrololarak ayrılmıstır. Her bir grup 3 defa 15'er dk'lık isleme tabi tutulmustur.Beyazlatma uygulamasından sonra 90 örneğe APF, SA ve Relief jel denbiri uygulanmıstır. Mikrosertlik değisimlerini ölçmek için Vicker's sertlikölçüm cihazı kullanılsmıstır. Renk ölçümleri ise iki deneyimli arastırmacıtarafından Vita renk skalası kullanılarak değerlendirilmistir. Veriler one-wayANOVA, Dunnet, Kruskal-Wallis, Post hoc test ve t test yardımı ile analizedilmistir.Beyazlatma öncesi ölçülen mikrosertlik değerleri istatistikselolarak incelendiğinde 5 grup arasında anlamlı farklılık saptanmamıstır(p>0,05). Beyazlatma öncesi ve sonrası mikrosertlik değerlerikarsılastırıldığında sadece G3'te anlamlı farklılık gözlenmistir (p<0,05). G3diğer gruplara göre dis rengini daha çok beyazlastırmıstır. Beyazlatmasonrası tekrar sertlestirme için uygulanan ajanlardan sodyum askorbatgrubu istatistiksel olarak anlamlı farklılık olusturmustur (p<0,05). Kontrolgrubu (G5) hariç tüm gruplarda istatistiksel olarak anlamlı bir beyazlasmaelde edilmistir (p<0,05).Isıkla uygulanan beyazlatma ajanlarının mine üzerine yanetkilerinin olmadığı ve dis rengini daha iyi beyazlastırdığı görülmüstür.Bununla birlikte beyazlatma sonrası olusan yan etkilerin giderilmesi içinsodyum askorbatın bir alternatif olduğu düsünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Beyazlatma, mine, mikrosertlik, renkölçümü, yeniden sertlestirme

Dental mineDiş beyazlatmaDiş renk değişikliği+4
Esra Çakır
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Gıda taklidi yapan likidlerin farklı estetik restorasyonların yüzey sertliği ve renk değişimine etkisi

Amaç: Çalışmamızın amacı; estetik restoratif materyallerin ağız içerisinde maruz kaldıkları gıdalar nedeniyle meydana gelen yüzey sertliği ve renk değişimlerini gıda taklidi likitler kullanarak incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, mikrohibrit esaslı Filtekᵀᴹ Z250, nanohibrit esaslı Clerfil Majesty Eshtetic ve nanofil esaslı Filtek Ultimate estetik restoratif materyalleri kullanıldı. Çalışmanın başlangıcında, 8mm çap ve 2mm kalınlığa sahip plastik kalıplar kullanılarak her bir materyalden 40 adet olacak şekilde toplam 120 adet örnek hazırlandı. Örneklerin yüzey sertlik değerlerinin ölçümünde Vickers sertlik ölçüm cihazı, renk değişiminin ölçümünde ise spektrofotometre cihazı kullanıldı. Başlangıç ölçümlerinin ardından gıda taklidi yapan dört farklı likitte (heptan, etanol, sitrik asit ve distile su) bir hafta süreyle bekletilen örnekler üzerinde yüzey sertliği ve renk ölçümleri ikinci kez tekrarlandı. Örneklerin yüzey sertliği ve renk değişim değerleri, ISO 4049:2009 spesifikasyonuna göre hesaplandı. Bulgular: Gıdaları taklit eden likitlerde bekletilme sonrasında restoratif materyaller arasında yüzey sertliğinde en az değişim yaşanan ve renk stabilitesi en yüksek olan materyalin nanohibrit esaslı Clearfil Majesty Esthetic kompozit rezin olduğu belirlendi. Yüzey sertliğinde en çok azalma nanofil esaslı Filtek Ultimate kompozit rezinde görülürken, en fazla renk değişikliği sergileyen materyalin mikrohibrit doldurucu içeriğine sahip Filtek Z250 kompozit rezin olduğu bulgusuna ulaşıldı. Sonuç: Ağız içi ortamda çiğneme sırasında oluşan kuvvetlere, sıcaklık değişimlerine ve gıdaların içeriğindeki kimyasal maddelere maruz kalan restoratif materyallerin zaman içerisinde yüzey sertliği ve çözünürlük değerlerinde değişim meydana gelebilmektedir. Çalışmamızın sonucunda; kullanılan restoratif materyallerin farklı gıda taklidi likitlerden yüzey sertliği ve çözünürlük değerleri açısından değişik miktarda etkilendiği görüldü. Anahtar Kelimeler: Kompozit rezin, gıda taklidi likitler, yüzey sertliği, renk değişimi.

BesinlerDental materyallerDental restorasyon+4
Gamze Polat
Dicle University
2023
00

Related subjects