Boşanma
Bu konu başlığı altında 222 tez
Çiftlerin boşanma deneyimleri üzerinden aile arabuluculuğu ve boşanma danışmanlığı ihtiyaçlarının değerlendirilmesi: ankara ili örneği
Aile, birçok farklılığı bir arada barındıran çok sistemli bir oluşumdur. Bu sistemlerin etkileşiminde meydana gelen sorun ve uyuşmazlıklar, uygun biçimde çözülemediği takdirde çiftlerin boşanma kararı almalarına sebep olabilmektedir. Çözülmemiş sorun ve uyuşmazlıklar, tarafların maddi ve manevi açıdan yorulup yıpranması ve aralarındaki iletişimin bozulması gibi pek çok sorunu yaratarak boşanma sürecinin de çekişmeli geçmesine neden olabilmektedir. Dolayısıyla boşanma sürecindeki çiftlerin, boşanma danışmanlığı ve/veya aile arabuluculuğu hizmetlerinden yararlanmalarının destekleyici olacağı düşünülmektedir. Bu amaçla gerçekleştirilen bu araştırmada, evlilik birliği temelden sarsılmış boşanma sürecindeki çiftlerin deneyimleri, ihtiyaçları ve sorunları belirlenerek, aile arabuluculuğu ve/veya boşanma danışmanlığı uygulamalarına duyulan gereksinimleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, bir nitel araştırma yöntemi olan fenomolojik modelden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında Ankara'da yaşayan ve Ankara Adliyesi Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü'ne hakkında Sosyal İnceleme Raporu hazırlanılması talebinde bulunulmuş, 11 kadın ve 9 erkek katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sürecinde MAXQDA Analytics Pro 2024 programı kullanılmış ve veriler üzerine yapılan tematik analizlerin sonucunda, "Evlilik Süreci" ve "Boşanma Süreci" olmak üzere iki ana tema oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, evlilik birliğinde yaşanan sorunların çözümlenmemesine bağlı olarak boşanma sürecinde hem bu sorunların devam ettiği hem de yeni sorunların oluşmasına zemin hazırladığı, karşılaşılan sorunların hem taraflara hem de çocuklara yönelik olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Mevcut sorunların çözümü noktasında tarafların evlilik birlikteliklerinde ve boşanma sürecinde profesyonel bir destek bulamadıkları, hukuki ve psikososyal açılardan desteğe gereksinim duydukları fakat gereksinime yönelik ücretsiz hizmetlerin sunulmadığı ve katılımcıların hizmet sınırlılığından yakındıkları görülmüştür. Bu alanda yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olduğu göz önünde bulundurulduğunda araştırmadan elde edilen verilerin literatüre katkı sağlayacağı, boşanma sürecine yönelik hizmetlerin ve sosyal politikaların güçlendirilmesi hedef alınarak oluşturulan önerilerin yararlı olacağı düşünülmektedir.
Boşanmış ebeveynlerin boşanma nedenleri ve boşanma kararlarına ilişkin bir nitel araştırma
Bu araştırmanın amacı boşanmış ebeveynlerin boşanma nedenlerinin ve boşanma kararı alma süreçlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu boşanmasının üzerinden en az 1 yıl en çok 5 yıl geçmiş olan 11 kadın 9 erkek katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada görüşmelerde kullanılmak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu ve katılımcıların demografik özelliklerine ulaşmak için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların boşanma nedenleri ve boşanma kararı alma süreçlerine ilişkin 7 tema ve 25 alt temaya ulaşılmıştır. Bu temalar (1) Beklentilere ilişkin sorunlar, (2) Çatışmalara ilişkin sorunlar, (3) Diğer ilişkilere dair sorunlar, (4) Ailenin yaklaşımı, (5) Çocuğun tepkilerine dair gözlemler, (6) Kolaylaştıran faktörler, (7) Zorlaştıran faktörlerdir. Araştırmanın bulguları her bir temaya ait alt temalar çerçevesinde sunulmuştur. Araştırma sonuçlarında boşanmış ebeveynlerin evlilik ilişkilerinde duygusal, cinsel, ekonomik ve ilişkisel boyutlarda yaşadıkları sorunların bireylerin boşanma kararı almalarında etkili olduğu görülmüştür. Boşanma kararı almanın bireyler için bilişsel ve duygusal düzeyde zorlayıcı bir süreç olduğu ve bu sürecin kültürel, ilişkisel ögeler içerdiği bulunmuştur.
Ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumu
Araştırmanın amacı, ergenlerin psikolojik dayanıklılığının boşanma sonrası uyumlarını yordayıp yordamadığının incelenmesi ve ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda öncelikle araştırmacı tarafından Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmanın üç çalışma grubu da Ankara'da bazı ortaöğretim kurumlarına devam eden anne babası resmi olarak boşanmış dokuz, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu, araştırma kapsamında geliştirilen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği'nin psikometrik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla uygulama yapılan 437 ergenden; ikinci çalışma grubu, Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği açımlayıcı faktör analizinde ortaya çıkan faktör yapısını doğrulamak amacıyla uygulama yapılan 271 ergenden; üçüncü çalışma grubu ise Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyut puanlarının Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği toplam puanını yordayıp yordamadığının ve boşanma sonrası yaşama uyumun bazı değişkenlere göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin incelenmesi amacıyla uygulama yapılan 358 ergenden oluşmaktadır. Araştırma bulgularına göre, altı boyuttan ve toplam 31 maddeden oluşan bir yapının açığa çıkarıldığı Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği'nin ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyum düzeylerini ölçmek için yeterli psikometrik özelliklere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarından bir diğerinde, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyutlarından aile desteği, mücadele azmi ve empatinin ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumlarını anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca, ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyum düzeylerinin cinsiyete, birlikte yaşamadığı ebeveyni ile görüşme sıklığına, sosyoekonomik düzeye ve ebeveynler arasındaki ilişkiye göre anlamlı fark gösterdiği; birlikte yaşadıkları kişiye göre ise anlamlı fark göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Anne babası boşanmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş dönemi ergenlerinin benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Yapılan çalışmada araştırılması amaçlanan temel konu ''Ebeveyni ayrılmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş arası ergenlik dönemi çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek'' tir. Araştırmanın temel beklentisi anne ve babası ayrılmış olan 15-18 yaş dönemindeki ergenlerin tam aileye sahip yani aile bütünlüğü bozulmamış 15-18 yaş dönemindeki ergenlere kıyasla benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olacağı yönündedir. Ayrıca alt amaçlar olarak, ergenlerin benlik saygısı düzeylerinin ailenin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşabileceği beklenmektedir. Bu beklentilerden hareketle, seçilen 15 ve 18 yaş grubuna dahil toplam 185 lise öğrencisine öncelikle Kişisel Bilgiler Formu uygulanarak aile yapıları ve ailenin demografik özellikleri tespit edilmiştir. Sonrasında bu öğrencilere Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanarak, ölçeğin puanlarına göre, yüksek, orta ve düşük benlik saygısı gruplarına ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gencin anne babasının ayrılmış ya da ayrılmamış olması ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, ailesi ayrılmış ya da ayrılmamış ergenlerin benlik saygısını artırma yönündeki önermeler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Anne-Baba 2. Boşanma 3. Tam Aile 4. Ergenlik 5. Benlik Saygısı
Türk Hukukunda anlaşmalı boşanma
3444 Sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeler sonrasında anlaşmalı boşanmanın Türk Hukuku'nda yer bulması öncesinde Eski Medeni Kanun'un taraflara anlaşma konusunda 150/V madde hükmü uyarınca boşanmanın yan sonuçları için anlaşma imkanı tanıdığı görülmektedir. Yapılan değişiklikle bu husus korunmuş, beraberinde yeni bir madde ile (TMK m.166/III) boşanmaya karar verilmesi, mali sonuçları ve çocukların velayetleri hususunda da tarafların anlaşabilmesine olanak tanınmıştır. Böylelikle tarafların boşanmaya karar vermeleri halinde birlikte başvurmaları veya birinin başvurusunu diğerinin kabul etmesi halinde anlaşmalı boşanma başlığı ile dava kurulabilir olmuştur. Tarafların en az bir yıl süre ile evli kalmış olmaları süre şartı ile açılabilen anlaşmalı boşanma davasında, boşanmanın velayet, nafaka, tazminat gibi sonuçları üzerinde anlaşmaya varılabildiği takdirde hakim boşanmaya hükmedebilmektedir. Bu noktada önemli olan, tarafların özgür iradelerini beyan etmeleri ve anlaşmanın özgür irade ile sağlanmış olması gerekmektedir. Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası gibi hususlarda taraflar anlaşmış olsalar bile hakimin uygun görmemesi halinde bu hususlara ilişkin anlaşma yok hükmünde olup hakimin takdirine muhtaçtır. Bununla birlikte boşanmanın doğurduğu sonuçlardan olan mal rejiminin tasfiyesi de yine tarafların tabi oldukları mal rejimi kaideleri doğrultusunda gerçekleşebilmekte, kanunlarla belirlenmiş hususlara ilişkin aksi yöndeki anlaşma konuları geçerlilik taşımamaktadır. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Anlaşmalı Boşanma, Anlaşmalı Boşanmada Taraflar, Anlaşmalı Boşanmada Çocuklar.
Evli ve boşanmış kişilerin depresyon, öznel iyi oluş ve geleceğe umutla bakış açısından karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı evli ve boşanmış kişilerin depresyon, öznel iyi oluş ve geleceğe umutla bakabilme açısından karşılaştırılmasıdır. Bu amaçları incelemek için 400 katılımcı Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeğini doldurmuşlardır. Söz konusu farklılıkları ve ilişkileri incelemek için t-test, pearson korelasyon analizleri, çoklu regresyon analizleri ve ki kare testi yapılmıştır. Yapılan t-test analizleri sonucunda boşanmış olan kadınların ve erkeklerin depresyon düzeyleri evli olan kadınlara ve erkeklere oranlara daha yüksek bulunmuştur. Öznel İyi Oluş ve Geleceğe Umutla Bakabilme düzeyleri evli olan kadınların ve erkeklerin, boşanmış olan kadınlara ve erkeklere oranla daha yüksek bulunmuştur. Boşanmış kadınların, gelecekle ilgili duygulara, motivasyon kaybına ve gelecekle ilgili beklentilerine ilişkin umutsuzluk düzeyleri boşanmış erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Pearson korelasyon analizinde, boşanmış kadınların ve erkeklerin depresyon düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasında olan negatif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir başka deyişle, boşanmış kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri arttıkça depresyon düzeyleri azalmaktadır veya boşanmış kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri azaldıkça depresyon düzeyleri artmaktadır. Evli kadınların ve erkeklerin depresyon düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir başka deyişle, evli kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri arttıkça depresyon düzeyleri azalmaktadır veya evli kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri azaldıkça depresyon düzeyleri artmaktadır. Evli ve boşanmış kadınların ve erkeklerin gelecekle ilgili duygulara ilişkin umutları ile öznel iyi oluşları arasında negatif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çoklu regresyon analizlerinde cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, evlilik süresi, evlenme biçimi, evlenme yaşı, çalışma durumu, gelecekle ilgili duygular, motivasyon kaybı, gelecekle ilgili beklentiler, depresyon düzeyi değişkenlerinin tamamı öznel iyi oluş düzeyinin %66'sını açıklamaktadır. Buna göre, bireylerin öznel iyi oluş düzeyini etkileyen değişkenlerin yaş, evlilik süresi, evlenme yaşı, gelecekle ilgili duygular, motivasyon kaybı ve depresyon düzeyi olduğu gözlenmiştir. Standartlaştırılmış beta katsayıları incelendiğinde motivasyon kaybı değişkeninin (β = -0,390) diğer değişkenlere göre bireylerin öznel iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkisi daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Boşanma, Depresyon, Öznel İyi Oluş, Geleceğe Umutla Bakabilme.
Anne- babası boşanmış 12-15 yaşındaki çocuklar ile aynı yaş grubundaki anne –babası boşanmamış çocukların benlik saygısı ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması
Çoğu anne baba, boşanma sürecinde yaşananlar ve boşanma konusunda çocuklarına ne şekilde davranacakları konusunda kararsız kalmaktadır. Ancak çocuğun boşanmaya uyumunda, ebeveynleri tarafından verilen bilgi ve destek önemli bir rol oynamaktadır. Boşanmış ailelerin çocukları bu olaydan etkilenebilmekte ve benlik saygılarında değişimler olabilmektedir. Normalde çocuklarda benlik saygısı yaş ilerledikçe daha fazla gelişmektedir fakat boşanmış ailelerin çocuklarında bu durum farklılıklar yaratabilmektedir. Ayrıca bazı boşanan ailelerin çocuklarında çocukluk çağı depresyonu görülebilmektedir. Çocukluk çağı depresyonu zayıf ya da negatif ebeveyn ilişkisinden kaynaklanabileceği gibi genetik ve öğrenme yoluyla da aktarılabilmektedir.Bu araştırmada boşanan ailelerin çocuklarında benlik saygısı ve çocukluk çağı depresyonu konuları birtakım sosyo-demografik ilişkiler çerçevesinde incelenmektedir. Bunların birbirleri ile olan farklılıkları araştırılıp olumlu veya olumsuz yönde etki gören noktaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çocuk depresyonu ile benlik saygısı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Evlilik birliği ilişkisi sürecinde aile içi şiddetin rolüne ilişkin kavramsal bir çalışma
Bu araştırmanın genel amacı, eşler arasındaki aile içi şiddet ve evlilik birliğine etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin kadınların görüşlerini belirle-mektir.Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, görüşme yapılan kadınlar evlilikleri sırasında eşlerinden çeşitli biçimlerde şiddete uğradıklarını belirtmişlerdir. Evlilik sırasında kadının küçük görülmesi, hizmetçi gibi davranılması, başkalarının önünde hakarete maruz bırakılması, farklı düşünmesine izin verilmemesi, parasız bırakılması, duygularına saygı gösterilmemesi, mallarının elinden alınması ya da zarara uğratılması sıklıkla belirtilen diğer sorunlardır. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Aile İçi Şiddet/ Ev İçi Şiddet, Evlilik Birliği
Fas aile hukukunda boşanma ve şikâk
XX. Yüzyılda Fas'ın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte aile hukuku alanında kanunlaştırma faaliyeti başlamıştır. İlk olarak 1957 yılında Mâlikî mezhebinin hükümleri kanun formunda düzenlenerek Müdevvenetü'l ahvâli'ş-şahsiyye ismi ile bir aile kanunu hazırlanmıştır. Ancak bu kanun halkın beklentilerini karşılamayınca 2004 yılında yeni aile kanunu olan Müdevvenetü'l-üsra yürürlüğe girmiştir. Müdevvenetü'l-üsra'da aile hukukuna ilişkin konularda kadın ve erkeklerin eşitliğini esas alan bir dizi değişiklik yapılmıştır. Cinsiyet eşitsizliğinin açık bir şekilde görülmesi sebebiyle en çok tartışılan mesele boşanma olmuştur. Bu hususta kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla Müdevvenetü'l-üsra'ya boşanmayla ilgili bir dizi yenilik yapılmakla birlikte iki yeni boşanma türü daha eklenmiştir. Söz konusu yeni boşanma türlerinden biri olan şikâk, kadınlara herhangi bir sebep göstermeden kolay bir şekilde boşanma imkânı tanımıştır. Başlangıçta kadınlara yönelik olarak getirilen bu boşanma türü, prosedür ve bazı haklar edinilmesi bakımından da avantaj sağlaması nedeniyle erkekler tarafından da çokça başvurulan bir tür olmuş ve Fas'ta boşanmanın seyrini değiştirmiştir. Bu yeniliklerin hem Mâliki mezhebi'nin hükümleri hem de evrensel ilkeler ışığında yapıldığı ifade edilse de klasik yorumların dışına çıkılmış ve İslâmın hükümlerine aykırı hükümler verilmiştir.
Boşanmış ailelerin çocuklarının boşanmamış ailelerin çocuklarına göre öz saygı ve ruh sağlığı değişkenlerinin incelenmesi
Problemin tanımı: Bu çalışmanın amacı boşanmış ailelerin çocuklarının boşanmamış ailelerin çocuklarına göre öz saygı ve anksiyete/ depresyon, sosyal içe dönüklük, somatik yakınmalar, kurallara karşı gelme saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar, düşünce sorunları ve dikkat sorunları gibi çeşitli ruh sağlığı değişkenleri arasındaki ilişkilere odaklanarak olası etkilerin analiz edilmesidir. Aynı zamanda sosyal etkinlik, sosyal işlevsellik ve okul işlevselliği değişkenleri de incelenerek boşanmış ailelerin çocukları ile boşanmamış ailelerin çocukları arasındaki söz konusu farkların derinlemesine incelenerek etkilerin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Toplamda 134 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini 11-16 yaş arası ebeveynleri boşanmış ve boşanmamış çocuklar oluşturmaktadır. Katılımcıların ruh sağlığı değişkenlerini değerlendirmek adına 11-18 Yaş Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR), öz saygı değişkenini değerlendirmek adına ise Coopersmith Özsaygı Envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Boşanmış ve Boşanmamış ebeveyne sahip bireylerin ölçeklerden aldıkları puanların karşılaştırılması için Bağımsız örneklemler için t-testinden (Independent Samples t-test) yararlanılmıştır. Test sonucunda elde edilen p değerleri incelendiğinde Anksiyete/ Depresyon (p<0.001), Sosyal İçe Dönüklük (p<0.01), Somatik Yakınmalar (p<.05), Saldırgan Davranışlar (p<0.001), Sosyal Sorunlar (p<0.001) ve Dikkat Sorunları (p<0.01) alt ölçeklerinden elde edilen puanların ebeveynlerin boşanma durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<.05). Elde edilen bulgunun yanı sıra Kurallara Karşı Gelme (p>0.5) ve Düşünce Sorunları (p>.05) alt ölçeklerinden elde edilen puanların anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p<.05). Sosyal etkinlik (p<.05), sosyal işlevsellik (p<0.001) ve okul işlevselliği (p<.01) puanları ile öz saygı (p<0.001) envanterinden elde edilen puanlar, ebeveynleri boşanmış çocuklarda daha düşük çıkarak anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p< 0.05). Sonuç: Sonuç olarak bu araştırmada çeşitli ruh sağlığı değişkenlerinin ve öz saygının boşanmış ailelerin çocukları üzerinde etkili olabileceği yönünde veriler elde edilmiş ve boşanmanın çocuklar üzerindeki olası etkileri biraz daha aydınlatılmıştır. Tüm bulgular değerlendirildiğinde ise ruh sağlığı değişkenlerinin çeşitliliğine literatürde az yer verildiğinden, gelecek çalışmaların çeşitli ruh sağlığı değişkenlerine odaklanması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Boşanma, öz saygı, ruh sağlığı, boşanma ve çocuk, boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri
Boşanmış ve evliliğini sürdüren bireylerin iletişim becerileri ve problem çözme becerilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, boşanmış veya evliliğini sürdüren bireylerin iletişim becerileri ve problem çözme becerilerinin karşılaştırılması ve bu becerilerin arasındaki ilişkinin keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla sosyodemografik veri formunun, problem çözme envanterinin ve iletişim becerileri envanterinin kullanıldığı bir online anket formu ile 327 boşanmış veya evliliğini sürdüren bireye ulaşılmış ve istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda boşanmış veya evli bireylerin problem çözme becerileri ve iletişim becerileri arasında bir ters orantı olduğu ve problem çözme becerisi ve iletişim becerisinin boşanmış veya evliliğini sürdüren bireyler için farklı kontrol değişkenleri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Boşanmış anneler üzerinde anksiyete bozukluğu ve depresyon incelemesi
Bu araştırmada, boşanmış kadınların annelik rollerine vurgu yapılarak, anksiyete bozukluğu ve depresyon düzeylerinin incelemesi amaçlanmıştır. Anksiyete bozukluğu ve depresyon nedenlerinin saptanması, toplumsal ve ruhsal durumun tespit edilip dü-zeltilmesi, psikolojik problemlerin iyileştirilmesinde oldukça önemli bir rol oynamak-tadır. Bu sebeple boşanma olgusu ile depresyon ve anksiyeteyi tetikleyici unsurların da karşılaştırılması araştırmanın içerisinde yer almaktadır. Araştırmanın evreni; İstan-bul, Kağıthane ilçesinde yaşayan en az okur yazar seviyesinde olan, 18-60 yaş aralı-ğında, boşanmış çocuklu kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmaya katılması gereken minimum katılımcı sayısı G*Power programıyla tespit edilmiştir. Araştırmadan ayrıla-bilecek kişilerin de olabileceği varsayılarak çalışmaya 320 kişi dahil edilmiştir. - Çalışma, İstanbul'un Kağıthane ilçesinde, Ocak 2020-Haziran 2020 tarih aralı-ğında gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara "Sosyo-Demografik Veri Formu", "Beck Dep-resyon Ölçeği" ve "Beck Anksiyete Ölçeği" uygulanmıştır. Anket veri toplama yön-temi ile elde edilen veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Depres-yon/Anksiyete düzeyleri ile boşanma ve değişkenler arasında bir ilişki olup olmadığını incelemek için T-testi, Varyans Analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılmış-tır. Araştırmanın, konu üzerinde yapılacak olan yeni araştırmalara kaynak niteliğinde olması hedeflenmektedir. Sonuç olarak bu araştırmada boşanmış annelerin, depresyon ve anksiyete belir-tilerinin birbiri ile yüksek oranda ilişkili olduğu bulunmuştur. Özellikle ülkemiz gibi genç nüfusun yoğunlukta olduğu ülkelerde bu durumların ilişkisine dair çalışmalar ve boşanmış annelere yönelik bireysel, ailevi ve toplumsal programların kadınların ruh sağlığını olumlu yönde etkileyeceği ve onların gelecek yaşamlarında daha mutlu ve sağlıklı bireyler olmalarına yardımcı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete Bozukluğu, Depresyon, Boşanma, Boşanmış Anne
Boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılığının mizaç ve karakter özellikleriyle ilişkisi
Bu araştırma boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılık seviyelerinin çeşitli demografik değişkenler (yaş, eğitim seviyesi, gelir durumu, çalışma-çalışmama, evli kaldıkları süre, çocuk sayısı) ile mizaç ve karakter özellikleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığının saptanmasını amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcı grubu boşanmış kadınlardan oluşmaktadır. Araştırmaya, toplam 380 kadın katılmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya çalışmaya katılım gösteren boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılık düzeylerini değerlendirmek için Basım ve Çetin (2011) tarafından hazırlanan Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, mizaç ve karakterlerini belirlemek amacıyla Köse ve arkadaşları (2004) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Mizaç ve Karakter Envanteri kullanılmıştır. Bireylerin sosyo-demografik özelliklerinin tespiti için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. Psikolojik dayanıklılık ile mizaç ve karakter özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda psikolojik dayanıklılık ile mizaç ve karakter özellikleri arasında anlamlı ilişkilerin bulunduğu görülmüştür. Boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılıklarının, yaş, eğitim seviyesi, gelir durumu, çalışma-çalışmama, evli kaldıkları süre, çocuk sayısı değişkenleri açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda boşanmış kadınların psikolojik dayanıklılık yaşlarının, eğitim seviyelerinin, çalışma durumlarının, aylık gelirlerinin, evli kaldıkları süre ve sahip oldukları çocuk sayılarının psikolojik dayanıklılık seviyeleriyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca mizaç boyutlarından yenilik arayışı ve zarardan kaçınmanın düşük düzeylerinin psikolojik dayanıklılığın yüksekliği ile, karakter boyutlarından kendini yönetme, iş birliği yapma kendini aşma yüksek düzeylerinin psikolojik dayanıklılığın yüksekliği ile ilişkili olduğu saptanmıştır.
Boşanmalar üzerine sosyolojik bir araştırma: Van örneği (2001-2016)
Tarihsel süreçte toplum yapılarının çoğunda aile kurumu önemli bir yer tutmuştur. Günümüz modern toplumlarında da değişen koşullara ve algılara rağmen ailenin birey ve toplum hayatında parsellediği geniş bir alandan söz edilebilir. Fakat diğer taraftan da hem geçmişte hem de günümüzde neslin devamı, cinsel hayatın tanzimi, duygusal beraberlik, sosyo-kültürel ve dinsel normların kuşaktan kuşağa aktarımı gibi hayati öneme sahip olan aile birliğinin çeşitli sebeplerle zayıflaması ve çözülmesi ile boşanmalar gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam etmektedir. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın ardından tüm dünyayı, 2000'li yıllarla birlikte de Türkiye'yi etkisi altına alan boşanmalar, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelere bağlı olarak artış kazanmaya başlamıştır. Modernleşmeyle birlikte birey ve toplum hayatında yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de evlilik kurumunu etkileyerek boşanma eğilimlerini de arttırmıştır. Boşanmaların sadece modern toplumsal kesitlerde kendini gösteren bir olgu olmadığı bunun yanı sıra bireyin yaşam alanını kuşatan ve bu konuda dirençli bir tavır takınan geleneksel dokularda da kendini hissettirdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı bir taraftan sosyo-ekonomik bileşenler üzerinden modern bir toplumsal desen diğer taraftan da barındırdığı gelenek, kültür ve aşiret dokusuyla yoğrulmuş geleneksel bir yapı özelliğine sahip Van'da 2001-2016 yılları arasında gerçekleşen boşanmaları sosyolojik açıdan incelemektir. Van'daki boşanmaları merkeze alan bu çalışma, konuyu Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye'deki genel boşanmalar ile birlikte tartışmayı da hedeflediğinden 2001-2016 yılları arasında bu cephedeki boşanmaları da etüt etmektedir. Van'daki boşanmaları geniş bir açıdan değerlendirmeye çalışan bu araştırmada konu, TUİK (2001-2016), Aile Mahkemesi (2013-2016), Van Barosu Adli Yardım Bürosu (2013-2016) ve nitel görüşmelerden elde edilen geniş bir veri seti üzerinden anlamlandırılmaya çalışıldı. Van'da boşanmalar hem kadın hem de erkek açısından kültürün ve geleneğin bütün anlaşmazlıklara rağmen ertelemeye ya da kamufle etmeye çalıştığı bir durum olmaktan çıkmış görünmektedir. Boşanmaların ard alanına bakıldığında evlilik kurgusu, evlilik biçimi, aile sermayeleri kadar kentin barındırdığı sosyolojik dokunun da etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.
Kur'an'da tüm fenomenleriyle aile
İnsanların dünya ve ahiret saadetlerini sağlama amacı taşıyan İslam dininin bu amaca ulaşma noktasında görev ve sorumluluklar yüklediği kurumların başında aile gelmektedir. Aile, kişinin içinde huzur bulduğu, biyolojik ve psikolojik gereksinimlerinin karşılandığı en güzel ortamdır. Kur'an-ı Kerim'de de bu durum birçok ayette dile getirilmiş ve İslam'da aile mefhumuna ilişkin pek çok konuda iki yüzün üzerinde ayet nazil olmuştur. Kur'an'da Tüm Fenomenleriyle Aile adlı çalışmamız da İslam'da önemli bir yeri olan aile kurumunun Kur'an merkezli ele alınmasından oluşmaktadır.Kur'anî perspektiften aile bireylerinin birbirlerine karşı sorumlulukları, evlilik, boşanma, şefkat ve merhamet örneği aileler, Peygamber ailelerinden dinî ve sosyal hayata dair örnekler, Hz. Peygamber'in aile reisliği, eşleriyle olan diyaloğu ve çocuklarına yönelik tutumu gibi konular tahlil edilerek Kur'an merkezli değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Kur'an'da Aile Kavramı Kur'an'da Adı Geçen Peygamberler ve Aile Hayatları üzerinden incelenmiştir. İkinci bölümde Kur'an'da evlenme ve boşanma üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise Kur'an'da aile fertlerinin hak ve sorumlulukları ele alınmıştır.
Yargı yoluyla yapılan boşamaların İslami açıdan hükmü (Irak Medeni Kanunu ile mukayeseli)
Yargı yoluyla gerçekleşen boşamalar, -özellikle günümüzde- üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü evlilik hayatının istikrarı, İslam'ın üzerinde durduğu önemli gayelerdendir. Zira aile, toplumun inşası ve devamı için temel bir unsurdur. Evlilik ise doğurma, çoğalma ve aile hayatının oluşturulması ve sürdürülmesi için çok önemli bir müessesedir. Öyle ki, İslam hukuku eşler arasındaki birlikteliği sürekli hale getirmek ve garanti altına almak için çok ince hükümler vaz etmiştir. Nikâh, aile hayatının sürekli olması üzerine ikame edilen bir akittir. İslam eşlere birbirlerine güzel muamelede bulunmayı emretmiş, erkeklere ve kadınlara hayrı tavsiye etmiştir. Kadına kocasının evini, malını ve çocuklarını gıyabında korumasını emretmiştir. Aile ile ilgili hükümlere baktığımızda bu hükümlerin, aile fertlerinin ihtiyaç duyacağı her şeyi kapsadığını görmekteyiz. Evliliğin sürdürülmesi bazen yarardan çok zararların ortaya çıkmasına neden olabilir. Malum olduğu üzere İslam dini insanın fıtrat ve tabiatına uygundur. Bundan dolayı İslam dini, eşler arasındaki ilişkinin sürdürülmesini zorlaştıracak geçimsizlik, tartışma ve nefret gibi durumları dikkate almıştır. Çalışmamıza bir önsöz ve girişle başladık. Araştırmayı beş bölüm ve bir sonuca ayırdık. Her bölüm birkaç meseleyi içermektedir. Giriş bölümünde konunun önemini birkaç noktada özetledik. Bu konuyu seçme nedenini belirtip, yargı yoluyla gerçekleşen boşama hakkında daha önce yapılan çalışmaları ortaya koyduk. Çalışmada takip edeceğimiz metot hakkında da bilgi verdik. Birinci bölümde yargı yoluyla boşamanın anlamı, meşruiyeti ve şartları üzerinde durduk. Daha sonra yargı yoluyla vuku bulan, talak, fesih ve infisah sözcükleri arasındaki ilişki üzerinde durduk. İkinci bölümde geçimsizlik, kadının nafakasını sağlamama gibi sebeplerle gerçekleşen boşamaları inceledik. Üçüncü bölümde kocanın hapsedilmesi veya fakir olmasından dolayı nafakayı sağlayamaması gibi gayri ihtiyari zararlar üzerinde durduk. Dördüncü bölümde her iki eş arasında boşamayı caiz kılan hastalık ve ayıplar konusuna değindik. Bu kapsamda boşamayı mubah kılan ayıpların şartları ve fakihlerin konu hakkındaki görüşlerini ele aldık. Beşinci bölümde ise eşlerden birinin dinden dönmesi veya Müslüman olmasından dolayı gerçekleşen boşamayı ve irtidâddan dolayı vuku bulan boşamanın çeşitlerini açıkladık. Her iv bölümün sonunda konuyla alakalı Irak Medeni Kanunu'nda bulunan maddeleri yazdık ve bunları İslam hukukunun konuyla ilgili hükümleriyle karşılaştırdık. Araştırmanın sonunda da araştırma sırasında edindiğimiz neticeleri sonuç kısmında belirttik. Bunun akabinde de araştırmamızda müracaat ettiğimiz kaynakları zikrettik. Bu alanda küçük bir çalışma ortaya koyduktan sonra bu çalışmanın kabul ve güzel bulunmasını ümit ediyoruz. Tabiki çalışmamız sırasında benden hiçbir yardımını esirgemeyen ve beni bu yolda doğruya ileten değerli danışman hocam Doç. Dr. Mehmet Selim ASLAN'a yardımlarından dolayı teşekkür ederim. Yine aynı şekilde yardımlarını benden esirgemeyen kıymetli hocam Heymen Balyesânî'ye de şükranlarımı bir borç bilirim. Aynı şekilde çalışmamız esnasında bana yardımları dokunan tüm hocalarıma teşekkür ederim Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Boşama, Yargı, Hüküm
Van'da boşanma olgusu üzerine sosyolojik bir inceleme
Sosyo-kültürel değişimlerin hızlı yaşandığı zamanımızda değişimden en fazla etkilenen kurumların başında aile gelmektedir. Bu değişimlerin aile üzerindeki ve dikkat çekici sonuçlarından biri de boşanmadır. Bu çalışmada 2018 yılı TÜİK verilerine göre son 15 yılda boşanma sayılarının 4 kattan fazla arttığı Van ilinde gerçekleşen boşanmalar, mahkemeye intikal eden ve sonuçlanan davalar üzerinden incelenmektedir. Araştırmanın verileri Van İlinde 2010-2014 yılları arasında gerçekleşmiş her yıl için 5 adet olmak üzere toplamda 25 adet boşanma dosyası incelenerek elde edilmiştir. Bu veriler ile boşanmaların ayrıntılı analizleri yapılarak hem sebepleri hem de sonuçları açısından boşanma olgusu yorumlanmaya çalışılmıştır. Çalışma, giriş kısmı hariç üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kavramsal ve kuramsal çerçeve ele alınmış, ikinci bölümde araştırmanın metodolojisi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın bulguları değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, göç ve kentleşme, genç yaşta evlilik, çiftin çocuk sayısı ve evli kalınan süre gibi unsurlar olumlu veya olumsuz biçimde boşanma olgusuna en çok etki eden unsurlar olarak öne çıkmıştır.
Kütüb-i Sittedeki talak hadisleri ekseninde Hz. Peygamberin sünnetinde boşanma konusunun incelenmesi
Daha sonra doldurulacaktır
İslam Hukukunda nikah akdinin fonksiyonu ve sürdürülebilirlik problemleri
Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın amacını, İslam'ın muamelat noktasında nikâha ve dolayısıyla evlilik müessesine yüklemiş olduğu misyonunun irdelenmesi, akabinde de bu misyon ile bağlantılı olarak nikâhın sürdürülebilirliğini etkileyen problemlerin tespiti oluşturmaktadır. Bu tespit, aynı bir marazın teşhisi gibi, İslam'ın sunduğu prensiplerden bağımsız olarak inşa edilen nikâh müessesesinin, yaşamına devam etmesini engelleyen problemlere ışık tutmayı gaye edinmektedir. Girişte konunun önemi ve amacı, çalışmanın kapsam ve yöntemine yer verilmiştir. Birinci bölümde ise İslam hukukuna göre nikâhın mahiyetine dair; ne anlama geldiği, hükmü, nasıl gerçekleştiği, kurulabilmesi için gerekli olan şartların neler olduğu ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde de "insan" ve "toplum" için nikâhın nasıl bir fonksiyona haiz olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise öncelikle nikâh kurumunun yaşayan bir yapıya sahip olması sebebiyle en sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için İslam'ın ortaya koyduğu ve Müslüman olan bireylerden bu nizama göre yaşamalarını beklediği hususlar açıklanmıştır. Akabinde de İslamî bir niteliğe sahip olmaktan kısmî veya topyekûn olarak uzaklaşan bireylerin nikâh müesseselerini sürdürebilmeleri noktasında karşılaştıkları problemler irdelenmiş ve çözüm yollarının İslam hukukundaki varlığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Nikâh, Aile Hukuku, Boşanma, Nitelikli İnsan ve Toplum
Sünnette boşanma
Bu çalışmada, Kütüb-i Sitte'deki talak hadisleri esas alınarak, Hz. Peygamber (s.a.v)'in sünnetinde boşanma konusundan bahsedilecektir. Bu amaçla müelliflerin talak kitaplarında yer vermiş oldukları en önemli rivayetler tespit edilecek ve bu hadisler doğrultusunda sünnette boşanma konusu ortaya konulmaya çalışılacaktır. Giriş bölümünde tezin problem durumu, araştırmanın amacı, alt problemlerin neler olduğu hakkında bilgi verilecektir. Birinci bölümde konuya giriş ekseninde kavramsal çerçeve ve talakın mahiyeti hakkında kısa bilgiler yer alacaktır. İkinci bölümde, Kütüb-i Sitte müelliflerinin Talak Bölümü'nde kullandıkları bab başlıklarına yer verilecek ve başlıklar üzerinden değerlendirme yapılacaktır. Üçüncü bölümde, müelliflerin kullandıkları bab başlıkları göz önünde bulundurularak ana konular belirlenecek ve her konuyla ilgili Kütüb-i Sitte müelliflerinin konu ile ilgili seçilen en önemli rivayetlerine yer verilecektir. Sonuç bölümünde ise Kütüb-i Sitte müelliflerinin Talak Bölümü'nde kullandıkları bab başlıkları ve bu bab başlıkları altında yer verdikleri hadisler çerçevesinde Hz. Peygamber'in sünnetinde boşanmanın nasıl olması gerektiği tesbit edilecektir.
İslamiyet öncesi Türk aile töresinin İslam hukuku bağlamında incelenmesi
İslamiyet öncesi dönemde Orta-Asya'da yaşan Türkler göçebe bir yaşam tarzına sahiptirler. Toplumsal düzen, töre adı verilen sözlü bir hukuk ile sağlanmaktadır. Sekizinci yüzyıldan itibaren İslam dini ile tanışan ve gruplar halinde müslüman olan Türkler; o günden bugüne İslam dini kuralları ile yaşamışlardır. Türklerin müslüman olması ile ilgili çeşitli görüşler mevcuttur. Türklerin müslüman olmasının nedenini Türk töresinin İslam dininin kuralları ile benzer olduğunu savunanlar olduğu gibi Türklerin töresinin İslam dini ile benzer olmadığını, Türklerin müslümanlığa zorlandığını savunanlar da olmuştur. Aile ile ilgili hükümler her toplumda yaşayan ve gözlemlenebilen kurallardır. Türk töresinin aile ile ilgili kurallarını İslam hukuk bağlamında inceleyerek iki hukuk anlayışının birbirine benzerliğinin neler olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık on beş başlık altında incelenen bu konulardan on iki tanesinin birbirine benzediği belirlenmiştir.
Feminist sosyal çalışma perspektifiyle kadınların çekişmeli boşanma deneyimleri
Bu çalışmada feminist sosyal çalışma perspektifiyle çekişmeli boşanmış kadınların deneyimleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında kadınların boşanma sürecini nasıl deneyimlediklerine, nasıl güçlükler ve fırsatlarla karşılaştıklarına, karşılaştıkları eşitsizliklerle nasıl mücadele ettiklerine odaklanılmıştır. Çekişmeli boşanmış kadınların ihtiyaçlarına yönelik sosyal hizmetlerin Türkiye'de ve iyi uygulama örneği olarak alınan Belçika'da nasıl sağlandığına değinilmiştir. Kadınların deneyimlerini başlangıç noktası alan bu tezde feminist yöntem, bakış açısı ve sosyal çalışma kuramından yararlanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmada İstanbul'dan 20 özne, Belçika'dan 6 aktör ve 5 özne olmak üzere toplamda 31 kişiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmelerde yarı-yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, MAXQDA Pro 2020 programı kullanılarak tematik kodlama ile çözümlenmiştir. Çözümlemenin sonucunda "Çekişmeli Boşanma Sürecini Deneyimleyen Kadınlar" ve "Boşanmış Kadınlara Sağlanan Hizmet Deneyimleri" olmak üzere iki ana temaya ulaşılmıştır. Bu çalışmanın önemli sonuçlarından biri, çekişmeli boşanmış kadınların evlilikten boşanmaya giden deneyimlerini anlamak için tasarlanan "kadınların boşanma sarmalı"dır. Bu tezde, çekişmeli boşanma sürecinin sadece hukuki değil finansal, kültürel ve psiko-sosyal zorlukları da beraberinde getirdiği ortaya çıkan önemli sonuçlardandır. Bu çalışma kapsamında çekişmeli boşanmış kadınların çocuklarının velayetlerini ve bakım yüklerini üstlenen ve nafaka alamayan kadınların annelik deneyimlerini açıklamak için "ağırlaştırılmış annelik" kavramı geliştirilmiştir. Kadınlar, en kısa sürede boşanabilmek için yasal haklarından vazgeçmişlerdir. Özgürleştirici ve güçlendirici hizmetler yerine kadınlara aileci ideolojiye dayanan hizmetler sağlanmıştır. Sosyal politikanın ve hizmetlerin kadınların ihtiyaçları dikkate alınarak sağlanması ve feminist perspektiften yararlanması gereklidir. Bu tezin, çekişmeli boşanma sürecini deneyimleyen kadınların deneyimlerini görünür kılmak ve kadınlara yönelik güçlendirici sosyal hizmetlerin geliştirilmesi açısından önemli katkısı olacağı düşünülmektedir.
Kişilik hakları bağlamında boşanma davalarında ispat
Kişilik hakları kişiliği meydana getiren bütün değerler üzerinde sahip olunan, şahsa sıkı sıkıya bağlı ve mutlak haklardandır. Kişinin özel yaşamı üzerinde sahip olduğu hakkı, kişilik haklarının bir parçasını oluşturur. Günümüz teknolojisinin büyük bir hızla gelişmesi, kişinin özel ve gizlilik alanlarına yönelik müdahalelerin sayısını ve kapsamını oldukça artırmış; farklı sızma yöntemlerinin doğması ile kişinin özel yaşamı müdahalelere açık bir hale gelmiştir. Boşanma davaları eşlerin kişilik hakkının bir parçasını oluşturan özel ve gizli hayat alanını yakından ilgilendiren davalardır. Bu durum kimi zaman ispat faaliyetinde bulunan eşin, diğerinin kişilik haklarına müdahale etmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Kişilik haklarının ihlali kural olarak hukuka aykırılık teşkil edeceğinden bu suretle elde edilen delillerin de hukuka aykırı yollarla elde edildiği kabul edilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/II ile hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bir tarafta adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının bir unsuru olan ispat hakkı; diğer tarafta ise kişilik hakları yer almaktadır. Çatışan değerler arasında hangisine üstünlük tanınması gerektiği konusunda yeknesak bir yaklaşım bulunmamaktadır. İspat hakkının kişilik haklarından daha üstün olduğunun kabul edilmesi halinde, ispat hakkının kullanılması bir hukuka uygunluk sebebi olarak değerlendirilecektir. Buna karşılık kişilik haklarına üstünlük tanınması halinde, ispat faaliyetinde bulunan eşin, diğerinin kişilik hakkına yönelik müdahalesi hukuka aykırı kabul edilecek ve bu durum beraberinde delillerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesini gündeme getirecektir. Anahtar Sözcükler Kişilik Hakları, Özel Hayat, Boşanma Davaları, İspat, İspat Hakkı, Hukuka Aykırı Deliller.
Boşanma sonrası yaşam deneyimleri: Ebeveyne yabancılaşmaya ilişkin nitel bir araştırma
Aile; çocuğun toplumsallaşmasına, kişilik ve kimlik gelişimine destek olan birey için doğal ve en birincil ortamdır. Parçalanmış aile ise ölüm, boşanma ve ayrılma olarak üç ana şekille ortaya çıkan aile tipidir. Çalışmanın konusu çerçevesinde ele alınan boşanmayla parçalanmış ailelerde; boşanma sürecinde ve bağlantılı olarak ortaya çıkabilen anlaşmazlıklar sürecinde çocuğun özellikle velayetini alamamış olan ebeveynine yabancılaşabildiği görülebilmektedir. Literatürdeki baskın görüş, yabancılaşmanın; ebeveynlerden birinin çeşitli motivasyonlarla, çocuğu diğer ebeveyne bilerek yabancılaştırdığı üzerinedir. Ek olarak, ebeveynler arasında gerçekleşebilen aile içi işlevsel olmayan iletişim örüntüleri temelinde boşanma öncesi, sırası ve/veya sonrası yaşanan pek çok farklı ilişkisel nedenle gerçekleşebildiği de bilinmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı; boşanmayla parçalanmış ailelerin boşanma davasına kadarki süreci veya dava da dahil tüm süreci 18 yaşından küçükken geçirmiş olan şimdiki ergin çocuklarının, ebeveyne yabancılaşma konusundaki deneyimlerini yapısal aile sistemleri kuramı aracılığıyla ortaya koymak ve bu konu üzerinden çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaçla 29 özneyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Boşanma öncesindeki aile içi işlevsel olmayan etkileşim örüntülerinden doğan iletişim sınırları ve bu doğrultuda şekillenen ilişki yapıları, bu dönemde temeli atılan yabancılaşma deneyimiyle ilk ve en önemli bağlantıdır. Boşanmanın ve beraberinde yaşanan ilgili sorunların bu temelin üzerine eklemlenerek yabancılaşmayı güçlendirebildiği görülmüştür. Öznelerden bazıları için boşanmanın hayatlarına olumsuz etkisinin ya da hiçbir etkisinin olmaması, aile yapısının ve üyeler arası ilişkilerin önemini göstermiştir. Özneler arasında boşanma sonrasında ebeveynine karşı duygu ve düşüncelerinde var olmayan bir yabancılaşmayı deneyimlediği görülen bir kişi yoktur. Boşanma öncesi veya sırası süreçlerde yaşananlar ebeveynle ilişkinin yabancılaşma boyutuna ulaşmasına neden olmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sosyal hizmet çerçevesinde sunulan en belirgin iki öneri; tüm süreç boyunca herkesin ulaşabileceği belediye gibi kurum ve/veya kuruluşlardan verilebilecek aile danışmanlığı hizmetiyle bir destekleme programının uygulanması ve velayet davalarında uygun görülen aileler için alternatif bir seçenek olarak "ortak velayet" uygulamasıdır.