Dindarlık
173 theses under this subject heading
Hemodiyaliz hastalarında dindarlık ve öznel iyi oluş
Kronik hastalıklar tıbbi girişimlerin sonuçsuz kaldığı, hastanın öz bakım ve sorumluluk düzeyini yükseltmek ve işlevselliğini artırmak için periyodik takip ve destek bakım gerektiren durumlardır. Kronik hastalıklardan birisi olan kronik böbrek yetmezliği de toplumda önemli yer tutan ciddi bir sağlık sorunudur. Sağlık hizmeti, bakım ve tedavi masrafları yönünden kişileri hızla fakirlik sınırının altına düşürebilmektedir. Bu hastalarda beden imajı değişikliği, yaşam tarzında bozulma, öz-güvende azalma, üzüntü, öfke, çaresizlik, sürekli ağlama, ümitsizlik, endişe, içe kapanma, aile ve iş yaşantısında rol kaybı, bağımlı olma endişesi, sosyal izolasyon ve ölüm korkusu gibi psiko-sosyal problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle öznel iyi oluşun esasını oluşturan daha çok olumlu duygulanım, daha az olumsuz duygulanım ve yaşam doyumu hastalar için oldukça zor görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu olumsuzluklarla baş etmede ve hastanın öznel iyi oluşunu artırmada dinin etkili bir arabulucu olarak işlev görebileceği varsayılmıştır. Bir alan araştırması olan bu doktora tezinin genel amacı da betimsel bir yaklaşımla sosyo-psikolojik metotlardan faydalanarak, hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezlikli hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek ve dindarlık düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmaktır. Dinî başa çıkma yaklaşımlarının katılımcıların öznel iyi oluşlarına etkisine ilişkin bulguların psikolojik perspektiften yorumlanması da bu incelemenin amaçları arasındadır. Buna göre, konuyla ilgili yirmi üç hipotez geliştirilmiş ve araştırma sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle söz konusu hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hastaların % 54,1'i (111 kişi) erkek, % 45,9'u (94 kişi) da kadındır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın kıstaslarına göre belirlediğimiz demografik özelliklerin bulunduğu "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi "Dindarlık Envanteri" ve "Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan örneklem dağılımına uygun olarak ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 20 kişilik grupla görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmelerde katılımcılara önceden belirlenen sorular yöneltilerek cevapları kaydedilmiştir. Ses kayıtlarının deşifresinden elde edilen veriler veri setleri halinde tanzim ve tasnif edilmiş, daha sonra da NVivo 9.0 programı yardımıyla temalara ayrılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson momentler çarpımı korelâsyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi gibi istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farkların kaynağını saptayabilmek amacıyla varyansların homojen olduğu gruplarda Scheffe ve LSD testi, varyansların homojen olmadığı gruplarda da Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı en az 0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada nitel ölçüm yoluyla elde edilen bulgular yer yer nicel ölçüm araçlarıyla elde edilen verilerin yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırma sonucunda demografik değişkenler ile dindarlık, demografik değişkenler ile öznel iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dindarlık düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve dindarlığın öznel iyi oluştaki varyansın % 31,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Bulgular dindarlığın öznel iyi oluşun anlamlı ve önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Olumlu dinî başa çıkma yöntemlerinin örneklem tarafından sıklıkla kullanıldığı ve dinî motifli olumlu başa çıkma yaklaşımlarının hastanın öznel iyi oluşu üzerinde pozitif yönlü katkısının olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Anahtar Kavramlar: Hemodiyaliz, Dindarlık, Öznel İyi Oluş, Dinî Başa Çıkma, Mutluluk, Yaşam Doyumu.
Dindarlığın evlilik doyumu üzerindeki etkisinin araştırılması
Evlilik doyumu, eşlerin kendi evliliklerini genel olarak değerlendirdiğinde, evliliklerinden elde ettikleri hissi durum ve evliliklerine dair zihinsel algıları olarak tanımlanabilir. Cinsiyet, yaş, evlenme yaşı evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu gibi evlilik doyumunu etkileyen pek çok demografik faktör bulunmakla birlikte dindarlık da evlilik doyumunu etkileyen değişkenlerden birisidir. Bu araştırmada, bireylerin dini motivasyon ile evlilik doyumu düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda, bireylerin evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı, eğitim durumu ve ekonomik durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve dindarlık ile evlilik doyumu arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır; evlilik ve evlilik doyumu, din, dindarlık ve aile, araştırma bulguları ve yorumları. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı Kayseri ili, Kocasinan ve Talas merkez ilçelerinde yaşayan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise çeşitli meslek gruplarına mensup, farklı ekonomik seviye ve eğitim seviyesine sahip, farklı yaş gruplarından 137'si kadın, 73'ü erkek 210 katılımcıdan oluşmaktadır. Örnekleme alınan katılımcılar olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatiksel Paket Programı (SPSS) 21.0. ile çözümlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Evlilik Doyum Ölçeği ve Deruni Dindarlık Ölçeği kullanılmıştır. Kayıp veride örüntü olup olmadığı Little's MCAR testi ile irdelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, evlilik doyumu ile cinsiyet, evlilik süresi, ekonomik durum, çocukların sayısı ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır. Ayrıca dindarlık ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılamamıştır.
Geleneksel kadın imgesinden kamusal alan tecrübelerine başörtülü kadın
Bu tez Türk modernleşme hareketinin tartışmalı görünümlerinden biri olan "başörtülü kadın"ın kamusal alana katılma sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın bu amacı doğrultusunda ilk modernleşme hareketlerinin başladığı Osmanlı son döneminden 2000'li yıllara kadar geçen sürede yaşanılanlar dönemlere ayrılarak incelenmiştir. İncelemeler sonucunda görülmüştür ki başörtülü kadınların kamusal alanda var olma talepleri yalnızca laik bloğa karşı olmamış dindar hatta İslamcı erkeklere karşı da olmuştur. Bu konuda pek çok tartışma ve çatışma yaşanmıştır. Laik blokmodern toplum yapısını tehdit ettiği gerekçesiyle başörtülü kadını kamusal alanın dışında tutmak istemiştir. Dindar erkekler ise Müslüman bir kadının fıtratına en uygun olanın geleneksel roller (anne ve eş olarak kadın) olduğunu gerekçe göstermişler, yani dinsel gerekçelerle, başörtülü kadının kamusal alanda bulunmasına karşı bazı çekinceler öne sürmüşlerdir. 1980'li yıllarda başörtüsü yasaklarına karşı düzenlenen eylemlerle laik bloğun karşısına çıkmış olan "ikinci nesil örtünen kadınlar", 1990'lı yıllarda İslamcı siyasetin erkekleri ile karşı karşıya gelmişlerdir. 1980'lerde İslamcı hareketin tepkisel tavrının içinde ilerleyen ikinci nesil örtünen kadınlar, 1990'lı yıllarda İslamcı erkeklerin "denetiminden" kurtularak daha sivil bir söylem ortaya çıkarmışlardır. İslamcı erkeklerin kendilerine sundukları geleneksel roller eleştirel bir sorgulama ile ele alınmış; bu rollerin İslam'dan değil ataerkil geleneklerden kaynaklandığı vurgulanmıştır. İslamcı erkekleri eleştirmekten çekinmeyerek bu rolleri reddeden kadınlar, "tebliğ" ve "dava" gibi toplumsal kaygılardan uzaklaşarak daha çok kendileri üzerine düşünmeye başlamışlardır. Nitekim özel ve kamusal alanda karşılaşılan sorunları konuşmak adına pek çok platformun kurulup, konferans ve seminerin düzenlenmesi bu dönüşümün önemli bir göstergesidir
Münevver Ayaşlı'nın eserlerinde değişen toplum ve dindarlık
Araştırmamızın konusunu Münevver Ayaşlı'nın eserlerinde değişen toplum ve dindarlık ilişkisi ihtiva etmektedir. Kendisi Cumhuriyet dönemi yazarlarından olan Ayaşlı, yaşadığı süreçte eserleriyle topluma yön vermeyi amaçlamıştır. Osmanlı Devleti'nin en şatafatlı dönemlerini kısmen görmüş, gerileme ve batışına bizzat şahitlik etmiştir. Bu süre zarfında kaleme aldığı eserler, o dönemdeki Osmanlı toplumunun dinî-sosyolojik hayatındaki değişimi ve dönüşümüne kaynaklık eder niteliktedir. Konu belirleme safhasında, din sosyolojisi alanında alanyazın taraması yapılmış ve Ayaşlı hakkında çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Amacımız yazarımızın döneme ışık tutan eserlerinin analizi ile alana katkı sağlamaktır. Nitel araştırmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın hayatından bahsedilmiş ve kaleme aldığı eserler hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise Ayaşlı'nın yaşadığı dönemdeki Osmanlı toplumunun değişim ve dönüşüm süreci anlatılmıştır. Literatür tarama sürecinde ise önce Ayaşlı'nın eserleri, sonrada Ayaşlı'nın yaşadığı döneme dair yazılı, sözlü ve görüntülü kaynaklardan yararlanılmıştır. Ayaşlı'ya göre Osmanlı Devleti'nde askeri alandaki eksiklik iktisadi hayatla devam etmiş ve Batılılaşma her alanda kendini göstermiştir. Osmanlı'nın gerileme döneminde düşün dünyası farklı görüşler içerisindedir. Bu farklı düşünceler Osmanlı'yı kurtarma adına değişik fikir akımlarını ortaya çıkarırken, Osmanlı kültür ve medeniyetinin özünü korumayı hedeflemiştir. Özellikle siyasi alandaki yönetim değişiklikleri ile dinin hayatın içinden soyutlanıp özelleştirilmesini, toplumsal hayatta modernleşmenin yanında sekülerleşmenin de ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Bu bağlamda Ayaşlı'da milliyetçilik, kültür emperyalizmi, Türklük ve İslam davası gibi meselelere yanıt aranmıştır. Sonuç olarak; Ayaşlı'nın görüşleri ekseninde, toplumun yönetim biçimi, ekonomik yapısı, kültürel değerleri, din anlayışları ve dindarlık oluşumları Osmanlı'dan cumhuriyete geçiş süreci içerisinde analiz edilmiştir. Yeni rejim, Ayaşlı'da eski ve yeni Türk şeklinde ifade biçimini ortaya çıkarmıştır. Cumhuriyet dönemi reformları ve sosyal hayata etkisi toplumun özellikle muhafazakâr kesiminde radikal bir yapılanma olarak karşılanmıştır. Toplumsal değişimle birlikte Türkiye'nin dinî yaşayış biçimi bireye özgü olarak şekillenmiştir. Modernizm ve sekülerizmin etkisi ile din kurumu da özelleştirilmiştir.
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve dindarlık ilişki üzerine bir inceleme (Batman ili örneği)
Hayatın devamı için artık vazgeçilmez bir öneme sahip olan internet ilk çıkış noktasının ötesinde farklı bir anlam kazanmış bulunmaktadır. Bu anlam dünyası özelde Müslümanları genelde ise bütün insanlığın inanan "dindar" bireyleri kapsamına almakta ve inançlarının hayata bakan taraflarını ortadan kaldırmaktadır. Yani internet sosyal medya alt başlığı ile alternatif ve çekici içeriği olan bir nevi -post modern din- konumunu kazanmış durumdadır. Bu durum özellikle gençlerde "bağımlılık" meydana getirmektedir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin dindarlık ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisi incelenecektir. İlk bölümde genel olarak bağımlılık ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde sosyal medya ve içerikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde din, dindarlık ve sosyal medya incelenmiştir. Son bölümde ise saha çalışmasından elde edilen veriler değerlendirilerek konu içeriği tamamlanmış ve sonuç bölümünde de sonuçlar, tespitler ve tavsiyeler dile getirilmeye çalışılmıştır.
Cihan Aktaş eserleri bağlamında İslamcı kadın üzerine sosyolojik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı Cihan Aktaş'ın eserlerinde ele aldığı "İslamcı kadın" olgusunun sosyolojik bir analizini yapmaktır. Birinci bölümde Osmanlı modernleşmesi ve bu bağlamda tartışılmaya başlanılan "kadın" konusu hakkında bilgi verilmiştir. Osmanlı modernleşmesiyle ortaya çıkan "İslamcı tipoloji" içinde yer alan ve modernleşme-batılılaşma ideolojisi arasında kalan "kadının durumu" mercek altına alınmıştır. Akabinde Cumhuriyet Dönemi'nde yeni bir imaj ve rol biçilen "çağdaş" kadın ve bu kadına sağlanan yasal haklar ele alınmıştır. Daha sonra "İslamcılık" ve "İslamcı kadın" kavramlarının Türkiye tarihindeki tanımlanma süreci irdelenmiştir. İkinci bölümde Cihan Aktaş'ın eserleri hakkında bilgi verilmiş ve müellife göre "İslamcı kadın" olgusu incelenmeye çalışılmıştır. "Müslüman kadın"ın konumu ve rolü, Aktaş'ın eserlerindeki değişim ve gerilim noktaları tespit edilerek "İslamcı kadının" politik bağlamı sosyolojik bir analize tâbi tutulmuştur. Ayrıca modernizasyon sürecindeki "İslamcı kadın"ın kamusal alandaki iz düşümleri, geçirdiği anlamsal değişim ve dönüşüm analiz edilmiştir. Bunun yanında Aktaş'ın kadın tipolojileri ele alınmış ve ideal kadın tipolojisi incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Müslüman Kadın, İslamcı Kadın, Cihan Aktaş, Kamusal Alan, İslamcılık, Modernleşme
Dinin eşler arası ilişkiler üzerine etkisi: Dindar evli çiftlerin algısı üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışma, dindar eşlerin ilişkilerine dinin nasıl etki ettiğine ilişkin algılarını anlamayı amaçlamaktadır. Dinin Eşler arası ilişkiler üzerine etkisinin nasıl algılandığı anlamanın yanı sıra, dinin evlilik ilişkisinin kurulmasına, anne-baba ve çocuk ilişkilerine, eşler arasında yaşanan sorunların önlenmesine, aile sorunlarının ve krizlerinin çözümüne etkileri anlaşılmak istenmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yöntemi ile ulaşılan, yaşları 32 ile 63 arasında değişen, en az 10 yıldır evli bulunan 30 çiftle (60 kişi) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada içerik analizi ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamıza katılan dindar eşlerin algısında, din, eş seçiminden itibaren aile ilişkilerini etkilemekte, hem eşler arası ilişkilere hem de anne-baba ve çocuk ilişkilerine olumlu katkılar sağlamaktadır. Araştırmamızın sonuçları dinin aile ilişkilerine etkilerini ele alan literatür ile uyumludur. Araştırmamız, dindar eşlerin, dini, aile sorunlarının oluşmasında önleyici ve ortaya çıkan aile sorunlarının çözümünde destek sağlayıcı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle din, aile sorunlarının çözülememesinden kaynaklı içsel aile krizlerinin ortaya çıkmasını engelleyici, dışsal nedenli aile krizlerinin aşılmasında destek sağlayıcı ve aile yılmazlığını güçlendirici bir faktör olarak algılanmaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili literatüre dayalı olarak tartışılmış, elde edilen sonuçların literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Son olarak ileri çalışmalar ve aile üzerinde çalışma yapan kurumlar için önerilerde bulunulmuştur.
Denetimli serbestlik tedbiri altındaki hükümlülerin rehabilitasyonu ve mükerrer suçun önlenmesinde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri (Dindarlık ve suç ilişkisi üzerine araştırma)
Suç davranışı ve suç davranışının tekrarı bireysel, sosyal ve psikolojik birçok etmen içermekte ve bu konu adli psikoloji disiplininin çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Mevcut araştırma kapsamında motive edici bir araç olarak din ve dindarlık olgusunun hükümlüler için taşıdığı önemin ve onun sosyal fonksiyonunun belirlenmesi, doğru ve etkili bir yaklaşımın benimsenmesi ise bu konudaki gereksinimlerin ve beklentilerin karşılanması çabalarına katkı sunacaktır. Suç, mükerrer suç ve din ile suç ilişkisinin incelendiği çalışmanın ilk bölümünde denetim serbestliğine ilişkin kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde din ve suç ile dindarlık ve suç kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise manevi rehberlik, dini danışmanlık ve denetimli serbestlikte manevi rehberlik ve dini danışmanlık konularına yer verilmişti. Araştırma bulguları incelendiğinde Kendilerinin dindar olarak tanımlayan kişiler, dinin suç işlemeyi engelleyen bir yapıda olduğu, ailelerin dini inanç ve yaşayışları açısından değerlendirildiğinde bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Cezaevinde dini danışma ve rehberlik hizmetleri kapsamında birden fazla etkinliğe katılanların dini danışma ve rehberlik hizmetleri aldığı sürede tekrardan suç işleme konusunda engelleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinde değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma ilişkisi
Çalışma Aydın ilinde ki resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma tarzları üzerinde sosyo-demografik değişkenlerin etkisini değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi bilimsel bir şekilde anlamayı hedeflemektedir. Çalışmaya 367 sınıf öğretmeni katılmış, katılan öğretmenlere "Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Değerler Ölçeği, Ok-Dini Tutum Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" uygulanmıştır. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Fütüvvet değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım biliş, duygu, davranış, Tanrı ve dindarlık boyutları arasında ve özgürlük değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Romantik değerler ile çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşım, davranış boyutu arasında ve insan onuru değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Materyalist değerler ile boyun eğici yaklaşım, duygu, davranış, dindarlık boyutları ve maneviyat değerleri ile iyimser, çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşım arasında pozitif yönde zayıf ilişki, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde orta şiddette ilişki bulunmaktadır. Entelektüel değerler ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları ve kariyer değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Toplumsal değerler ile biliş, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır.
Dindarlık ve kişilik arasındaki ilişki, Allport ve Fromm'un karşılaştırmalı analizi
Dindarlık ve kişilik kavramları hem Türkiye'de hem de Batı dünyasında çeşitli bakış açılarıyla analiz edilmiş ve bu konuda çok sayıda kuramsal ve uygulamalı araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaları yürüten bilim adamları kişisel ya da meslekî bakış açılarına göre farklı kişilik ve dindarlık tanımları ile dindarlık ve kişilik tipolojileri ortaya koymuşlardır. Bu nedenle iki kavram arasındaki ilişkinin ele alınmasında tek bir yaklaşım söz konusu değildir. Kişilik ve dindarlık kavramlarının analizi ve bu iki olgunun birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya konmasında, hem hareket noktaları hem de ulaştıkları sonuçları itibariyle farklı anlayışlara sahip olan Allport ve Fromm'un yaklaşımlarının açıklanması yararlı olacaktır. Nitekim ülkemizde, Allport ve Fromm'un görüşlerini dikkate alan karşılaştırmalı bir çalışma bulunmamaktadır. Allport, kişiliğin dindarlık üzerinde etkili olduğunu savunurken; Fromm, dindarlığın kişilik üzerinde etkili olduğunu vurgulamaktadır. Bu tez çalışmasında ise, dindarlık ve kişilik ilişkisi Allport ve Fromm'un bu düşünceleri esas alınarak irdelenmiştir. Hem kişiliğin dindarlık üzerinde hem de dindarlığın kişilik üzerinde etkili olduğu, ancak iki kavram arasındaki ilişkide dinin daha büyük bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Modern Türkiye'de popüler din ve paranormalizm
Yapılan bu çalışmada internet aracılıyla 571 anket uygulanmıştır. Uygulanan anketin çoğunluğu Ankara'da yaşayan katılımcılar olmak üzeri kalan diğer kısmı ise 43 ilden katılan katılımcılardan oluşmaktadır. Paranormal inanç ölçeği için Likert tipi beşli cevap kategorileri kullanan sorular kullanılmıştır. Bunlar "kesinlikle katılıyorum", "katılıyorum", "kararsızım", "katılmıyorum", "kesinlikle katılmıyorum" şeklindedir. Paranormal inanç ölçeğinde 27 soru bulunmaktadır. Çalışmamız paranormal inanç ölçeği dini tutum, batıl inanç, büyü ve gezegen boyutları olmak üzeri dört alt boyuta ayrılmaktadır. Yapılan T-Testine göre; din, batıl inanç ve gezegen tutumu cinsiyet açısından anlamlı düzeye ulaşmamaktadır. Yapılan Anova testine göre; din, batıl inanç, büyü yaş açısından anlamlı düzeye ulaşmakta fakat gezegen tutumu ulaşmamaktadır. Medeni duruma göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Eğitim durumuna göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Mesleğe göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Aylık kazanca göre ise din, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmakta fakat batıl inanç tutumu anlamlı düzeye ulaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Din, Büyü, Batıl İnanç, Gezegen
Edebî bir eserde şairin dini yaşaması -Arif Nihat Asya örneği-
Bu çalışma, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı şairlerinden Arif Nihat Asya'nın şiirlerindeki dinî yaşantısını konu edinmiştir ve konuya imkânlar dâhilinde psikolojik açıdan yaklaşmayı kendisine hedef seçmiş bulunmaktadır. Öncelikle şairin hayatı ve kişiliği hakkında bilgi verilmiş, daha sonra onun şiirlerinde dinî inanca yönelik düşünce ve tasavvurları, dinî inancının uygulamaya dönüşmesi ve dinî yaşayışını besleyen diğer tesirler din psikolojik açıdan analiz edilmiştir.
İslami moda pazarlaması ekseninde tesettür modası
Bu araştırmanın amacı İslami moda pazarlaması açısından tesettür modasının incelenmesi ve tesettürlü kadınların bu konudaki görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak 17-40 yaş aralığında farklı meslek guruplarına ait farklı zamanlarda tesettüre giren 29 kadın ile görüşülmüştür. Araştırma ile tesettürlü kadınların tesettür kavramından ne anladıkları, başlarını örtmenin kendileri için ne anlam ifade ettiği ve tesettür modasının yaygınlaşmasının kadınların tesettür algısını nasıl değiştirdiği, sosyal medya fenomenlerinin takip edilmesinin ve online tesettür mağazalarının tercih sebepleri bu araştırmanın temel problemlerini oluşturmaktadır. Sosyal medyanın ve sosyal medya aracılığı ile yükselen trendlerin başında gelen fenomenlerin tesettürlü kadınların hayatlarında ve giyim tarzlarında ne kadar yer bulduğunu araştırmak araştırmanın bir diğer amacıdır. Görüşmelerden elde edilen bulgular, tesettürün anlamının giderek değiştiğine işaret etmektedir. Eskiden yalnızca bir dindarlık göstergesi olan tesettür pratiklerinde bugün, estetik kaygıların, kimlik edinme çabalarının ve toplumsal hayatta görünür olma isteğinin yansıtıldığı ortaya çıkmıştır.
Değişen dünyada değer yönelimleri ve dindarlık: KKTC örneği
Araştırmada KKTC vatandaşlarının değer yönelimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Genel tarama modelindeki çalışma, basit rastlantısal yöntemle seçilen 401 (194 erkek ve 207 kadın) kişiden oluşmaktadır. Ölçme aracı olarak Schwartz Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların değer sıralaması tespit edilmiş, değer yönelimlerinin dinî ve sosyo-demografik değişkenler ile ilişkileri araştırılmıştır. Ayrıca dindarlık görüntülerinin yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, köken ve ikamet değişkenleri ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların en çok önemsediği değer geleneksellik olurken, en az önemsediği değer ise uyarılım olmuştur. Sırasıyla iyilikseverlik, uyma, evrensellik, özyönelim, başarı, dindarlık, güvenlik, hazcılık ve güç değer yönelimleri de söz konusu iki değerin arasında yer almıştır. Bu sıralama, KKTC halkının toplumsal değerlere bireysel değerlerden daha fazla önem verdiğini ortaya koymuştur. Öte yandan dinî değişkenlerle hazcılık ve uyarılım değerleri arasında negatif yönde; iyilikseverlik, geleneksellik, uyma, güvenlik ve dindarlık değerleri arasında pozitif yönde; evrensellik değeri arasında ise bazılarıyla (namaz kılma) negatif, bazılarıyla (dua etme, oruç tutma) da pozitif yönde seyreden anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.
Hükümlülerde dini yaşayış: Psikolojik bir yaklaşım (Mersin örneği)
Din ve suç kavramlarının her ikisi de sosyal bilimlerin başlangıcından itibaren sosyal bilimciler tarafından pek çok farklı bakış açısıyla çalışılan eski ve önemli kavramlardır. Bununla birlikte, batı ülkelerinde uzun bir süredir din ve dindarlık ile suç ilişkisi sosyal bilimcilerin dikkatini çekmektedir. Bu çerçevede dindarlığın suç davranışını engelleyip engellemediği cevap aranan en önemli sorudur. Ayrıca, suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri de merak edilen konular arasında yer almaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda yapılan çalışmalar farklı sonuçlar bulmuşlarsa da günümüzde genel konsensüs dindarlıkla suç arasında negatif bir ilişki olduğu şeklindedir. Ülkemizde ise suç ve din ilişkisi konusunda az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri incelenmiştir. Araştırma Mersin E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda farklı suçlardan hükümlü 180 kişi üzerinde yürütülmüştür. Sonuç olarak hükümlülerin dindarlık düzeylerinin; suç tiplerine göre, yaşlarına göre, medeni durumlarına göre, hüküm sürelerine göre, daha önce hüküm alıp almadıklarına göre, öznel dindarlık algılarına göre, ailelerinin dindarlık düzeylerine göre ve arkadaşlarının dindarlık düzeylerine göre farklılaştığı bulgulamıştır. Bulgular ilgili kuramlar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Din, Dindarlık, Suç, Cezaevi, Hükümlüler
Avukat, doktor ve öğretmen meslek gruplarının din anlayışı (Adana örneği)
Bu çalışma Adana'da yaşayan avukat, doktor ve öğretmen meslek gruplarının din anlayışlarını araştırmayı amaçlamıştır. Meslekler ve işbölümü sosyolojik bir temelde ele alındıktan sonra din ile ilişkileri, sosyal tabakalaşma, sosyal sınıf ve statüye göre din sosyolojik olarak incelendi. Dinin modern toplumda etkileri, işlevleri, anlaşılma biçimleri, oluşturduğu dindarlık tipolojileri kuramsal olarak ortaya konulmaya çalışıldı. Türkiye'de sosyal tabakalaşma ve sınıf yapısı modernleşme bağlamında incelendi. Daha sonra Adana'da avukat, doktor ve öğretmenlerin din anlayışları için oluşturduğumuz hipotezler test edildi. Bulgular İstatiksel olarak analiz edildi. Bu bulgular, oluşturulan kuramsal çerçeve ile yorumlanarak Adana'daki bu mesleklerin din anlayışları bulgulara göre açıklanmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Meslek, statü, sosyal sınıf, sosyal tabakalaşma, sekülerleşme.
Aşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerinde din ve dindarlık
Bu çalışma halk şairi Âşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerinde dinî yaşayışı konu edinmiştir. Şatıroğlu'nun biyografilerine ve şiirlerine dayanılarak dinî hayatının psikolojik olarak tahlil edilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak din ve dindarlık kavramları açıklanmıştır. Şair şiirlerini sazı ve türküleriyle tanıtan bir halk ozanı olduğu için, musikide din ve dinde musiki konuları da aynı bölümde kısaca ele alınmıştır. Daha sonra şairin tüm hayatı dikkate alınarak kişiliğinin oluşmasında belirleyici faktörler psikolojik olarak değerlendirilmiştir. Şiirlerine yansıyan tasavvufî tecrübeler ve dinî tasavvurlar din psikolojik açıdan analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: ÂşıkVeysel, dindarlık, tasavvuf, din psikolojisi, musiki.
Lise son sınıf öğrencilerinde sınav kaygısı ve maneviyat Şanlıurfa-Viranşehir örneği
Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin yaşadıkları sınav kaygısı ile dindarlık ve maneviyat düzeyleri arasındaki ilişkiyi konu edinmektedir. Örneklem Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesinde Fen Lisesi ve Anadolu Liselerinde öğrenim gören 12. sınıf öğrencileri arasından tesadüfi yöntemle seçilmiştir. Uygulama her iki okul türünden toplam 552 öğrenci üzerinden gerçekleşmiştir. Ölçme araçları olarak değişen maneviyat tutumlarını belirlemeye yönelik hazırlanan maddeler, sınav kaygısıyla başa çıkmada kullanılan stratejiler ve öğrencilerin sınav kaygı düzeylerini belirlemeye yönelik geliştirilen ve bireyin kendisi hakkında bilgi vermesi esasına dayalı Revize Edilmiş Sınav Kaygısı Ölçeği (Revised Test Anxiety ) kullanılmıştır. Bağımsız değişenler cinsiyet, yaş, okul türü, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, ebeveynin tahsil düzeyi ve sınava yönelik yaşanılan kaygı düzeyidir. Ulaşılan bulgular kız öğrencilerin sınav kaygısı yaşama, maneviyat düzeylerinin bu aşamada artış göstermesi ve sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanmaları bakımından erkek öğrencilerden anlamlı derecede farklılaştığını göstermiştir. Okul türü ile yaşanan sınav kaygısı arasında anlamlı düzeyde bir farklılık tespit edilememesine rağmen, Anadolu Lisesinde okuyan öğrencilerin aldıkları puanların ve maneviyat düzeylerinin Fen Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte sınav kaygısıyla başa çıkmada dini-manevi başa çıkma stratejilerini kullanma bakımından kız öğrencilerin erkek öğrencilerden, Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerin de Fen Lisesi'ndeki öğrencilerden anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Kız öğrenciler sınav kaygısıyla başa çıkmada ağlama, uyuma, yemek yeme, içe kapanma gibi içe dönük başa çıkma stratejilerini tercih ederken, erkek öğrencilerin internete takılma ve sinemaya gitme gibi daha çok dışa dönük başa çıkma stratejilerini kullandıkları sonucu bulunmuştur. Ayrıca 'dua'nın sınav öncesinde ve sınav esnasında hissedilen kaygıyı azaltıcı ve rahatlatıcı etkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Buna karşın okul türü ile öğrencilerin maneviyat düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, sınav kaygısı, içe dönük dindarlık, maneviyat, başa çıkma,dini-manevi başa çıkma.
Sivil toplum kuruluşlarının toksik dindarlık sendromuna etkisi
Dindarlık, din psikolojisi ve din sosyolojisinin önemli araştırma konularından birisidir. Toplumsal olguların ve değişmelerin, dinin idrak ediliş ve uygulanış biçimi üzerindeki etkisini anlamaya yönelik hazırlanmış olan bu araştırmada; dindarlık, eğitim ve sivil toplum arasındaki ilişki analiz edilmeye çalışılmıştır. Üç ana bölümden oluşan araştırmanın birinci bölümünde konuyla ilgili temel kavramlar tanımlanmıştır. İkinci bölümde ahlâkı merkeze alan bir dindarlık anlayışının yanı sıra gösterişi ve maddiyatı merkeze alan bir dindarlık anlayışının varlığına işaret edilmiş ve bu dindarlık anlayışına "Toksik Dindarlık Sendromu" adı verilmiştir. Toksik dindarlık sendromunun nedenleri, belirtileri ve sonuçları tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise sivil toplum kuruluşlarının, toksik dindarlık sendromuna olumlu ve olumsuz etkileri ele alınmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak STK'ların toksik dindarlık sendromunun ortaya çıkmasında da ortadan kaldırılmasında da büyük bir etki yaratma potansiyeline ve imkânlarına sahip olduğu belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: Sivil Toplum, Eğitim, Toksik Dindarlık Sendromu
Dindarlık ile sorumluluk ve öz düzenleme arasındaki ilişki: Çukurova Üniversitesi örneği
Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dindarlık ile sorumluluk ve öz düzenlemeleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2017-2018 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesine bağlı fakültelerde eğitimlerine devam eden ve basit rastlantısal yöntemle seçilen 453 kişiden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu İçsel Dini Motivasyon Ölçeği, Sorumluluk Duygu ve Davranışı Ölçeği, Algılanan Öz Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada katılımcıların sorumluluk ve öz düzenleme düzeylerinin dini yönelimleri ve demografik değişkenlerle ilişkileri incelenmiştir. Ayrıca Dindarlık görüntülerinin yaş, cinsiyet, fakülte, kardeş sayısı, kardeş sırası ve gelir düzeyi ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların öğrenim gördükleri fakülte ile sorumluluk ve öz düzenleme düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca sorumluluk ve öz düzenleme düzeyi açısından cinsiyet değişkeni haricinde diğer değişkenler ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Bununla birlikte dindarlık, sorumluluk duygusu ve öz düzenleme düzeyi açık olma boyutunda kadınların erkeklere oranla daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Dindarlık düzeylerinin ise kardeş sayısı ve kardeş sırasına göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği, ortanca çocukların sorumluluk duygu düzeylerinin yüksek, tek çocukların sorumluluk düzeylerinin ise daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kullanılan ölçekler arasında ise her üç durumda da pozitif yönde seyreden anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, Sorumluluk, Öz Düzenleme, Çukurova Üniversitesi.
Didem Madak'ta dinsel hayat
Bu çalışma, Cumhuriyet dönemi kadın şairlerinden Didem Madak'ın eserlerinden hareketle, onun din hakkındaki düşünceleri, Tanrı algısı, inanç dünyası, dinsel dönüşüm süreci ve bunun hayatındaki yansımalarını konu edinmiştir. Özellikle onun dinsel yaşayışına etki eden unsurlar ve nasıl bir dinsel değişim yaşadığı, bunun onun davranışlarına nasıl yansıdığı, çalışmamızın temel problemini oluşturmuştur. Hermeneutik çözümleme yönteminden yararlanılarak şairin eserleri incelenmiş ve şiir dili ile din dili arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yaklaşık 26 yaşına kadar seküler bir hayat yaşamayı tercih eden Didem Madak, anlam arayışından beslenen hızlı ve duygusal bir dinî değişim yaşamıştır. Bu süreçte, "yaşamak için Tanrı ile barışmaya karar veren" Madak, dinî ve tasavvufî kitaplardan beslenerek tasavvufa yönelmiştir. Tanrı tasavvurunun odağında çocukluğunun, mesafeli ve soğuk bir baba unsurunun etkili olduğu, Madak'ın Tanrı inancının çocukluk ile yetişkinlik arasında gidip gelen bir istikamette seyrettiği gözlenmiştir. Peygamber inancının da Tanrı inancıyla paralel bir çizgide konumlandığı ve şairin de Peygamberin, dünyadaki yaşam tarzını düzenlemek için gönderilen bir elçi olduğunun bilincinde olduğu görülmüştür. Ayrıca şairin, Peygambere yüklenen vasıflarla anne şefkati arasında ilişki kurması da özellikle dikkat çekicidir. Anlam arayışı noktasında Madak'ın bu süreçte başta çocukluk olmak üzere şiir, umut ve din gibi çeşitli anlam referanslarından faydalandığı açıktır. Ayrıca annesinin ölümü, babanın göreli yoksunluğu, ruhsal tükenmişlik, anlama isteği ve zihinsel tatmin gibi unsurların şairi, dinsel değişime sürüklediği müşahade edilmiştir. Kısaca Madak'ın tecrübe ettiği bu ihtidayla ilgili şunları söyleyebiliriz: Değişim motiflerine göre değerlendirildinde Madak duygusal boyutun etkili olduğu ani bir değişim yaşamıştır. Daha sonra yaptığı okumalarla entelektüel bakımdan da olgunlaşmıştır. Madak'ın dinsel değişimi yönü açısından "içten içe", süreç açısından "aktivist" bir karakter arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Didem Madak, şiir, şair, din, dindarlık, dinsel değişim, Hermeneutik, Aktivist.
Evlilik uyumu-dindarlık ilişkisi: Adana örneği
Bu çalışmanın amacı, evlilik uyumu ve dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, en az bir yıllık evli olan 418 bireyden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu, Çift Uyum Ölçeği ve Dinsel Yaşayış Ölçeği ile toplanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan evlilikte dinin etkisini hissetme, evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine dair tutum maddelerine de yer verilmiştir. Toplanan veriler Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA, tek yönlü MANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre evlilik uyumu ve dindarlık arasında pozitif yönde, anlamlı, ancak düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde dindarlık ve evlilik uyumunun alt boyutları ile evlilik uyumu ve dindarlığın alt boyutları arasında da pozitif yönde, genellikle anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya ait diğer bulgular şu şekildedir: 1. Evlilikte dinin etkisini hissetmeye dair değişkenler ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki vardır. 2. Evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine ait değişkenlerle hem evlilik uyumu hem de dindarlık arasında anlamlı bir ilişki vardır. 3. Erkeklerin evlilik uyumu, kadınlara göre daha yüksektir. 4. Görücü usulü ve isteyerek evlenenlerin dindarlık düzeyi, tanışarak evlenenlere göre daha yüksektir. 5. Evlilik yaşı arttıkça evlilik uyumu artmakta, dindarlık ise azalmaktadır. 6. Eşle yaş farkına dair bazı gruplar, evlilik uyumu açısından farklılaşmaktadır. 7. Evlilik süresi arttıkça dindarlık artmaktadır. 8. Çocuk sayısı ve planlanan çocuk sayısı arttıkça dindarlık artmaktadır. 9. Çalışan erkeklerin evlilik uyumu, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 10. Çalışmayan kadınların dindarlık düzeyi, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 11. Eşi çalışmayan katılımcıların evlilik uyumu, eşi çalışan katılımcılara göre daha yüksektir. 12. Eşi çalışmayan erkeklerin evlilik uyumu, eşi çalışmayan kadınlara göre daha yüksektir. 13. Geliri eşinden az olan kadınların dindarlık düzeyi, geliri eşinden fazla olan kadınlara göre daha yüksektir. 14. Evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 15. Evlilik öncesi cinselliği onaylamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinselliği onaylayanlara ve kararsızlara göre daha yüksek, evlilik öncesi cinselliği onaylayanların dindarlık düzeyi de kararsızlara göre daha yüksektir. 16. Evlilik dışı cinsel tecrübe yaşamayanların hem evlilik uyumu hem de dindarlık düzeyi, evlilik dışı cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 17. Evlilik dışı cinsel tecrübeyi onaylayanlar ve onaylamayanların dindarlık düzeyi, kararsızlara göre daha yüksektir. 18. Anne-babanın evliliğine ait mutluluk düzeyi arttıkça hem evlilik uyumu hem de dindarlık artmaktadır. Ortaya çıkan bu araştırma bulguları ilgili literatür bağlamında tartışılmış ve yorumlanmış, ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Sekülerleşme tartışmaları sürecinde Türkiye'de dindarlaşma sürecine bir dair değerlendirme
Tez konusu olarak sekülerleşme tartışmaları sürecinde Türkiye'de dindarlaşma süreci seçilmiştir. Son yirmi otuz yıllık süreçte tüm dünyada dindarlaşmanın arttığına dair yoğun tartışmalar sürüp gitmektedir. Bu tartışmaların 1990'lı yılların ortalarından itibaren ülkemizde de fazlasıyla yaşandığına tanıklık etmiş bulunuyoruz. Bu çalışmada Cumhuriyet Türkiye'sinin, Osmanlı'dan devraldığı aydınlanmacı, modernleşmeci, seküler, lâik toplum kurgusunun geldiği toplumsal durumu görmek amaçlanmıştır. 1980'lerden itibaren kapitalizmin en son uygulaması olan neoliberal politikalar Türkiye'de de uygulanmaya başlanmıştır. Buna bağlı gelişen kırdan kente göçün artması, gecekondulaşma, köksüzleşme, geleneksel dayanışma ağlarının çöküşüyle ortaya çıkan boşluğun modern kurumlarca karşılanmasındaki eksiklikler hem özel hem de kamusal alanda dine yönelimi artmıştır. Dünyada yükselişe geçen dine dönüş-dine başvuru- ile birlikte ülkemiz özelinde dinin toplumsal görünürlüğünün ve etkilerinin araştırılarak ortaya çıkarılması bu tezin temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma stratejisi olarak araştırma problemimizin yapısına en uygun olan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırmanın alt çalışma gruplarından "betimsel araştırma" tekniğine uygun toplamda 27 görüşmeci ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Aydın örnekleminde bizim temel araştırma yöntemimiz olarak belirlenmiştir. Sahada elde edilen verilerin tekrar etmeye başladığında görüşmeler sonlandırılmıştır. Mevcut literatür, bilimsel çalışmalar ve çeşitli dokümanlar da analizlerimizde kullanılmıştır. Sekülerleşme tartışmaları ekseninde Türkiye'de görülen dindarlaşmanın arkasındaki nedenler tartışılarak, Türkiye'deki dindarlaşma gerçeğinin dünya genelindeki dindarlaşma vi süreciyle bağıntısını anlamak ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimin dindarlaşmasekülerleşme tartışmaları bağlamında anlamaya çalışılmıştır. Bulgularımız araştırmamızın başlangıcında ortaya konulan gözlemlerimiz ve sayıltılarımızı büyük oranda doğrular niteliktedir. Buna göre tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de dindarlaşmanın arttığı, dine yöneliminin olduğu görülüyor, ancak, 'görünürlüğü' artmış olan bu dindarlaşmanın muhtevası hususunda aynı şeyi söylemek pek mümkün görünmemektedir. Yani görünürde artan dindarlaşmanın nitelik anlamda İslam'a uygunluğu tartışma konusudur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Din, Dindarlaşma, Dini Kimlik, Laiklik, Modernleşme, Muhafazakârlık, Sekülerleşme.
Ortaöğretim öğrencilerinde dindarlık ile kişilik arasındaki ilişki üzerine bir araştırma (Şanlıurfa örneği)
Bu araştırmanın amacı, 13-18 yaş arasındaki öğrencilerin dindarlık düzeyleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve bunu bazı değişkenler açısından incelemektir. Genel tarama modelinde olan bu araştırmanın verileri, "Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE)", "Dinsel Yaşayış Ölçeği (DYÖ)" ve geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa il merkezi ve merkeze bağlı bazı ilçelerin (Siverek, Akçakale ve Halfeti) genel liseler, imam-hatip ve meslek liseleri ile Siverek merkez ortaokullarında eğitim-öğretim gören öğrenciler; örneklemini ise bu okullarda okuyan 931 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, normalliğin sağlandığı durumlarda t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Normalliğin sağlanmadığı durumlarda ise iki değişken arasında farklılık olup olmadığını öğrenmek için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişken arasında farklılık olup olmadığını öğrenmek için Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Ayrıca normalliğin sağlanmadığı durumlarda ve iki değişken arasındaki ilişkiyi öğrenmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonun bir alternatifi olan korelasyon tekniklerinden Spearman kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, öğrencilerin dindarlık ile nevrotik eğilim, psikotik belirti, aile ilişkileri, sosyal normlar, anti-sosyal eğilimler, kişisel uyum, sosyal uyum ve genel uyum puanları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken; dindarlık ile sosyal ilişkiler, kendini gerçekleştirme ve duygusal kararlılık puanları arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Bununla birlikte inanç ile kişisel uyum, ibadet ile kişisel uyum, din-önem düşüncesi ile kişisel uyum ve öznel dindarlık algısı ile kişisel uyum arasında negatif; inanç ile sosyal uyum, ahlâk ile sosyal uyum, ahlâk ile genel uyum ve ibadet ile sosyal uyum arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Din, dindarlık, kişilik, ergenlik