Dindarlık

Bu konu başlığı altında 193 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

X, Y ve Z kuşağı tüketicilerinin helal sertifikalı gıda ürünlerini satın alma niyetlerinin incelenmesi: Türkiye–Almanya karşılaştırması

Günümüzde Dünya üzerinde farklı din, dil, ırka sahip milyarlarca insan yaşamaktadır. Bu insanlar, din, dil, ırk gibi özelliklerle birlikte kuşak olarak da birbirlerinden ayrılmaktadır. Aynı zaman diliminde dünyaya gelmiş, benzer durumları tecrübe etmiş, dönemin büyük olaylarına şahit olmuş insan toplulukları kuşak kavramını oluşturmuştur. Kuşak olarak ayrılan insanlar, bir gruba dahil olmalarına rağmen tamamen aynı davranışları sergilediği söylenemez. Bu kuşak grupları farklı dine, cinsiyete, milliyete sahiptirler ve bu konularda birbirlerinden farklılaşmaktadır. Bilhassa din bakımından oluşan bu farklılıklar insanların tüketim davranışlarını da farklılaştırmaktadır. Müslümanlar her ne kadar farklı kuşaklara mensup olsalar da tüketim açısından Allah'ın emir ve yasaklarına uymak durumundadırlar. Müslümanların farklı inanıştaki ülkelere göç ederek Dünya geneline yayılması ve sayılarının gittikçe artması onları helal konusunda daha hassas hale getirmiştir. Özellikle gıda konusunda tüketiciler ürünlerin helalliğini sorgulamaya başlamışlardır. Bunun sonucunda helal ürün pazarları gelişim göstermiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'da yaşayan farklı kuşaklara mensup Türk tüketicilerin helal satın alma niyetlerine etkisi olan faktörler incelenmiştir. Bununla birlikte iki ülke arasında kuşak bazında farklılıklar incelenmiştir. R programı kullanılarak uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile model testi, güvenilirlik analizi uygulanmıştır. Çalışma sonunda Türkiye ve Almanya'da yaşayan tüketicilerin dindardık düzeylerinin, algılanan davranışsal kontrollerinin, helal gıdaya yönelik tutumlarının, helal farkındalıklarının ve öznel normlarının helal gıda satın alma niyeti üzerinde pozitif ve yüksek derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye ve Almanya arasında kuşaklar bazında yapılan farklılık analizleri sonucunda Türkiye'deki X, Y ve Z kuşağı dindarlık, algılanan davranış kontrolü, öznel normlar ve satın alma niyeti bakımından Almanya'daki X, Y ve Z kuşağından farklılaştığı tespit edilmiştir. Helal farkındalık bakımından her iki ülkenin Y ve Z kuşakları farklılık gösterirken X kuşağında farklılık bulunamamıştır. Tutumlar incelendiğinde ise Türkiye'deki X ve Y kuşağı ile Almanya'daki X ve Y kuşağı farklılık gösterirken Z kuşağı bakımından farklılık bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Helal gıda, Kuşaklar (X,Y ve Z), helal gıda satın alma niyeti, dindarlık, Türkiye, Almanya

AlmanyaDindarlıkHelal ürün+7
İsmail Can Albayrak
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tevafuktan tesadüfe, beş vakitli günden vazgeçmek: Mütedeyyin erkeklerin dini terk etme pratikleri ve sekülerleşme süreçleri

Bu çalışma, dindar ailelerde/çevrelerde yetişmiş ve yıllarca dini pratikleri yerine getirmiş fakat sonrasında farklı süreçlerden geçerek dini yaşayışı terk etmiş erkeklerin gündelik hayat pratiklerine ve sekülerleşme süreçlerine odaklanmaktadır. 25 erkek katılımcı ile derinlemesine görüşmeler içeren çalışma, Pierre Bourdieu'nün habitus kavramı ile Henri Lefebvre'nin ritimanaliz yöntemini bir arada düşünerek dini habitusun ritim ve rutinlerini ortaya koymayı amaçlar. Bilindiği gibi mütedeyyin bireyler için gündelik hayatta inanç önemli bir yer kaplamaktadır. İslamiyet'e göre bireyin hayatı belli zamanlara bölünmüştür. Bu taksim gündelik olarak namaz vakitlerine göre "sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı" şeklinde beşe bölünerek yapılır. Haftanın belli günleri diğerlerinden daha kıymetli, senenin bazı zamanları diğerlerinden daha önemlidir. Dindar bir çevrede yetişen bireyler zamanın bu bölünmüş haline gerek ev içi gündelik inanç pratiklerinden gerekse sosyal hayatın kendisinden ötürü aşinadır. 2000'lerle birlikte Türkiye'de çeşitlilik kazanan sekülerleşme ve desekülerleşme tartışmalarına ritimanalistik bir yaklaşım getirme gayesinde olan bu çalışma, poliritmik sekülerleşme ve aritmik sekülerleşme gibi konsept denemesiyle dini yaşayışı terk etmiş eski dindar erkeklerin sekülerleşme süreçlerini dönüşen ritim ve rutinleri ile habitusları üzerinden tartışır. Gündelik hayatın sıradanlığına odaklanan çalışma, sıradan karşılaşmaların meydana getirdiği büyük dönüşümlerin sekülerleşme özelinde ne gibi pratikleri ortaya koyduğunu göstermeye çalışır.

Din sosyolojisiDindarlıkErkeklik+7
Furkan Dilben
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnanç tarzları ile kişilik arasındaki ilişkiler

Kişilik, bireyin inanç yöneliminin temelini oluşturmaktadır. Bu sebeple inancın insan ekseninde kişilik özellikleri ve sosyo-kültürel unsurlarla birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu araştırmanın genel amacı, inanç tarzları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Araştırma, anket tekniğinin kullanıldığı korelasyonel desenli bir çalışmadır. Veriler, uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 17-73 yaş aralığındaki 240 kişiye (Erkek=74, Kadın=166) anket uygulayarak elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemi, Türkiye'nin her yerindeki katılımcıları kapsamaktadır. Ankette; "Kişisel Bilgi Formu (cinsiyet, yaş ve eğitim durumu)", "İnanç/Dünya Görüşü Tarzları Ölçeği", "Ok-Dini Tutum Ölçeği", "Büyük-Beş Envanteri" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kesin inanç ortalamasının artmasıyla uyumluluk ve öz denetim özelliklerinde artış; nevrotiklik ve deneyime açıklık özelliklerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık inançta arayış, gerilim ve dönüşümün yaşanması ile uyumluluk ve öz disiplin özelliklerinde azalma; nevrotiklik özelliğinde ise artış olduğu bulgulanmıştır. Yine arayış, dönüşüm ve esnek inanç ile deneyime açıklık arasında anlamlı pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. İnanç gelişiminde yaşanan artış ile bireylerin nevrotiklik ve deneyime açıklık özelliklerinde artış; uyumluluk ve öz disiplin özelliklerinde ise azalma olduğu görülmüştür. Ayrıca dindarlık artarken dışadönüklük, uyumluluk ve öz disiplin özelliklerinin arttığı ancak nevrotiklik ve deneyime açıklık özelliklerinin azaldığı tespit edilmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, bireylere verilecek din eğitimi ve manevi danışmanlık hizmetlerinin niteliğini belirleme noktasında faydalı olacaktır.

DindarlıkKişilikKişilik özellikleri+3
Rabia Yavuzaslan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici dindarlığı ve alışveriş tutumu üzerine bir inceleme

Geçmişten günümüze, dini inançların inanan birey üzerinde çok yönlü bir etki gücüne sahip olduğu görülmektedir çünkü din, insanhayatına nüfuz ettiği ölçüde bireyin duygu, düşünce ve davranışının şekillenmesinde rol oynar. Bu çerçevede dinin insan üzerindeki etkisi sadece namaz, oruç, hac gibi ibadet eksenli ritüellerle sınırlı olmayıp gündelik hayata dair davranışlarda da görülmektedir.Bu bağlamda göze ilişen olgulardan biri tüketim davranışıdır. Dolayısıyla dini inançların etkili olduğu insan davranış türlerinden biri de tüketim tutum ve tercihleridir. Bu araştırmada dindarlık ve tüketim davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Gıda ve kıyafet gibi zaruri ihtiyaçlardan eğlence ve tatil gibi bazen lüks kabul edilen tüketim tutumu ve tercihleriyle dindarlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Tüketici tutum ve tarzlarında dindarlığın rolünü inceleyen bu nicel araştırma kapsamında 1106 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların tüketici tarzlarını belirlemek için Sproles ve Kendall (1986) tarafından geliştirilen Tüketici Tarzları Envanteri (TTE) ve dindarlık düzeylerini ölçmek için araştırma kapsamında tarafımızca geliştirilen Dini TutumÖlçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS- 24 programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı belirlemek için Anova ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Dini Tutum Ölçeği (DTÖ) puanları ile Tüketici Tarzları Envanter (TTE) puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişkinin mahiyetine baktığımızda dindarlık ile tüketici tarzlarının alt faktörlerinden Marka Odaklılık, Yenilik-Moda Odaklılık, Düşünmeden AlışverişYapma, Alışkanlık (marka bağlılığı), Bilgi Kargaşası Yaşamaile negatif yönde;Fiyat Odaklılık ve Alışverişten Kaçınma alt faktörleri ile pozitif yönde ilişki olduğubelirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise dini inançların araştırmamıza katılan bireylerin gıda, kıyafet, tatil ve banka tercihlerinde en belirleyici faktör olduğudur. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın örneklemi bağlamında dindarlığın tüketim tarzve tercihleri üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikoloji, Dindarlık, Tüketim, Tüketici Dindarlığı, Tüketim Tarzları

Alışveriş davranışlarıDinDin psikolojisi+7
Ayşenur Barak
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa'da yaşayan muhafazakâr Türklerde değer algısı: Almanya örneği

Bu çalışma 60'lı yıllardan sonra Avrupa'ya başlayan işçi göçü hareketiyle Almanya'ya giden ve birkaç kuşaktır orada yaşayan Türklerin değerler dünyasındaki değişim ve dönüşümü incelmeyi hedeflemekte ve böylece göçün göçmen bireyler ve aileler üzerinde oluşturduğu sonuçları irdelemektedir. Nicel bir çalışma olan bu araştırmanın örneklemi Almanya'da yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan farklı kuşaklardan, farklı yaşlarda 668 Türk göçmenden oluşmaktadır. Katılımcılar gönüllülük ilkesine göre rastgele seçilmiştir. Araştırma verileri online anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın genel çerçevesinin çizildiği giriş metni, araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları, konuyla ilgili çalışmaları, araştırma soru ve hipotezlerini ve son olarak araştırmanın yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesini, Üçüncü bölümü, Almanya'ya göç süreci ve sonrasına ilişkin değerlendirmeleri içermektedir. Bu çerçevede Almanya'ya göç süreci, sebepleri, Türk göçmenlerin yaşadığı uyum sorunlarını çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu sorunlar dil, din, değerler, eğitim, kimlik, barınma ve işsizlik sorunları olarak alt başlıklarda incelendi. Dördüncü bölümde saha araştırmasından toplanan verilerin istatistiksel analizi ve sonuçları rapor edilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Farklı kuşaklardan katılımcıların değer algısında bazı değişim ve dönüşümler tespit edilmiştir. Özellikle kızların flört etmesine bakış açılarında dikkat çekici bir farklılık görülmektedir. Son nesil, flört ilişkilerinde kendilerinden önceki nesillerden farklı düşündüğünü ifade etmiştir. Her ne kadar bazı hususlarda üçüncü neslin düşüncelerinde farklılıklar belirse de Almanya'daki Türkler 'de geleneksel ve dini değerlere bağlılığın devam ettiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Değer algısı, Göç, Göçmen, Nesiller, Türk göçmenler.

AlmanyaBütünleşmeDeğer algısı+7
Gülşah Güneş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dini takıntı ve dindarlık ilişkisinde düşünce-eylem kaynaşması, suçluluk duygusu ve kaygının rolü

Dini takıntı, nedeni net olarak anlaşılamayan ve pek çok kimsede tedavi arayışlarına cevap vermeyen bir psikolojik rahatsızlık türüdür. Literatürde dindarlık ile ilişkisini inceleyen pek çok çalışma olmasına rağmen, dini takıntının nedenine ve tedavisine yönelik bütüncül bir yöntem geliştirilememiştir. Buna katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen mevcut çalışmanın ana hedefi, dini takıntı ve dindarlık arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide düşünce-eylem kaynaşması, suçluluk duygusu ve kaygı hissinin rolünü belirlemektir. Bu amaçla korelasyonel desene bağlı olarak 18-60 yaş aralığında ve uygunluk (convenience) örnekleme yöntemi ile seçilen 202 kişiye (Erkek=66, Kadın=136) içinde ölçeklerin yer aldığın anket uygulanarak veriler elde edilmiştir. Ankette; kişisel bilgi formu (cinsiyet ve yaş), "Genel Kaygı Düzeyi", "Düşünce-Eylem Kaynaşması Ölçeği", "Obsesif-Kompulsif Bozukluk Ölçeği", "Dini-Ahlaki Suçluluk Duygusu Ölçeği", "Nevrotiklik/Kaygılı Kişilik Özellikleri Ölçeği", "Suçluluk ve Utanma Ölçeği" ve "Dindarlık Profilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sorgulayıcı dindarlık düzeyi yükseldikçe, dini takıntı seviyesinin azaldığı; sufi ve geleneksel dindarlık arttıkça ise dini takıntı belirtilerinin de arttığı gözlenmiştir. Aynı zamanda erkeklerin kadınlardan daha fazla dini takıntı rahatsızlığından mustarip olduğu görülmüştür.

Din psikolojisiDindarlıkDini takıntı+3
Esma Zennure Kavurkacı
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dilencilik-dindarlık ilişkisi üzerine bir araştırma:Bitlis/ Tatvan örneği

Dilencilik, insanlık tarihinin devam edegelen en büyük problemlerinden birisi olmuştur. Yüzyıllar boyu neredeyse tüm devletlerin ve hükümetlerin gündemini işgal eden bu sorun, günümüzde de farklı şekillerde devam etmektedir. Toplumsal bir sorun olan dilencilikle etkin bir şekilde mücadele edilmek isteniyorsa öncelikle dilenciliği oluşturan ve devamlılığını sağlayan dinamikler iyi analiz edilmelidir. Bu dinamikler kapsamlı bir şekilde tahlil edilmeden, doğru teşhisler konulmadan, uygulanmak istenen tüm sosyal politikalar eksik kalacaktır. Yapılan saha çalışmasında sosyolojik olarak mevcut problemin süreğenliğinin en büyük nedenlerinden biri olan dindarlık kavramı ele alınmıştır. Buradan yola çıkılarak dindarlık olgusuyla dilencilik olgusu ayrı ayrı incelenmiştir. Daha sonra dilenciliğin hinterlandı durumunda olan dindarlığın; dilencilik ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Hali hazırda ortaya konan araştırmadaki temel amaç, kronik hale gelmiş dilencilik sorunsalı ile onu besleyen dindarlık arasındaki bağı ortaya koymak, böylece bu soruna farklı bir açıdan yaklaşarak çözüme katkıda bulunmaktır. Araştırmanın evreni Bitlis'in Tatvan ilçesidir. Örneklem; tesadüfi yollarla farklı meslek gruplarından seçilmiş kendisini dindar olarak tanımlayan 10 kadın ve 10 erkek katılımcıyı kapsamaktadır. Bu katılımcılarla yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmada dilencilik probleminin devam etmesindeki en önemli faktörlerden birinin din olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların büyük çoğunluğunun dilenme davranışından rahatsız olduğu, ancak gerek dini gerekse vicdani kaygılarla dilenciye para vermeyi sürdürdüğü görülmüştür.

Bitlis-TatvanDilencilerDilencilik+4
Burhan Yağşi
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı

Araştırmamızda Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı üzerine incelemeler yapılmıştır. Öncelikle kişilik ile ilgili tanımlara, kavramlara değinilmiş, kişiliği etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Kişilik kuramları araştırılmış ve kişilik tipleri üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda din ve dindarlık kavramları açıklanmış, dindarlık türleri ve dindarlığın boyutları üzerinde durulmuş, çalışmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Hz. Aişe'nin hayatı incelenirken nesebi, doğumu, yetiştiği aile ortamı, çocukluk yılları, gençliği, evliliği, aile ve sosyal hayatı üzerinde durulmuştur. Hz. Aişe'nin kişiliği ve karakteri incelenmiş, siyasi ve tarihi kimliği de ele alınmıştır. Yine Hz. Aişe'nin dindarlığı ve dini eğitimi araştırılmış, yaptığı ilmi çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Hz. Aişe'nin kişiliğinin ve dindarlığının örnekliği vurgulanmıştır. Çalışmamızın sonunda ise Hz. Aişe'nin kişiliği ve dindarlığı hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur. Dindarlık eğilimleri ve kişilik özellikleri arasındaki bağa değinilmiş, din ile kişilik arasında karşılıklı bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Bireyin dini tutum ve davranışlarındaki tutarlılığın kişilik özelliklerini etkilediği, aynı zamanda kişilik özelliklerinin de dini tutum ve davranışlarını etkilediği görülmüştür.

Din psikolojisiDin sosyolojisiDindarlık+5
Merve Edin Söyler
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığı

İslâmiyet'in doğuşundan günümüze kadar gelen süreç incelendiğinde, İslâm dininin temellerinin atıldığı Hz. Peygamber(s.a.v.) dönemi ve dört halife dönemi dikkat çekmektedir. İslâm devletinin geniş coğrafyalara ulaştığı, sistemli ve kurumsal bir yapıya büründüğü, birçok yeniliğin hayata geçirildiği Hz. Ömer(r.a.)'in halifeliği dönemi önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, Hz. Peygamber(s.a.v.) döneminden sonra başlayan dört raşit halife dönemi içerisinde, uygulamalarıyla ve adalet olgusunu en yüksek seviyelere ulaştıran, önemli ve yenilikçi faaliyetlerin gerçekleşmesini sağlayan Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığını psikolojik bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Zira o, kişilik yapısı ve ortaya koyduğu dindarlık modeliyle günümüz dindarlarına örnek olabileceği gibi aynı zamanda adaletiyle tanınmış bir lider ve yönetici olarak da özellikle insanların adalete susadığı bir dönemde Müslüman yöneticilere rol model olabilecek müstesna bir şahsiyettir. Çalışma giriş kısmından sonra üç bölüm halinde hazırlanmış ve sonuç kısmıyla tamamlanmıştır. Giriş kısmında problem durumu, araştırmanın amacı, önemi ve yönteminden bahsedildikten sonra konu ilgili çalışmalardan örnekler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kişilik ve kişilikle ilgili kavramlar, kişiliği etkileyen faktörler, kişilik kuramları ve tiplerinden bahsedilmiştir. Yine birinci bölümün devamında dindarlık ve dindarlık modellerinden bahsedilmiş ve dini kişilikten ve dini yaşantının kişilik üzerindeki etkisinden söz edilmiştir. İkinci bölümde Hz. Ömer'in hayatı, doğumu ve çocukluk döneminden itibaren ele alınarak, gençlik dönemi, Müslüman oluşu, halifelik öncesi ve sonrası dönemi ve son olarak vefatı incelenmiştir. Bu bölümde ilk dönem İslâm tarihi eserleri günümüzde yapılan çalışmalar ile beraber incelenmiştir. Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir dönemindeki aktif rol aldığı olaylardan söz edilmiştir. Halifelik dönemindeki önemli olaylar, fetihler, aldığı kararlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Hz. Ömer'in kişiliği ve dindarlığı incelenmiştir. Onun kişiliğine etkisi olan hususlar başlıklar halinde ele alınarak yaşadığı toplumun kültürünün, fiziki özelliklerinin, mizacının kişiliği üzerindeki etkileri incelenmiştir.. Bunun yanı sıra nasıl bir kişilik sahibi olduğunu gösteren olaylar, sözleri yaşantısı ele alınmıştır. İnanç yapısı ve Allah(c.c.) korkusunun onun kişiliğini nasıl etkilediği incelenmiştir Ayrıca ahlaki özellikleri, dindarlığındaki tutarlılığı, ibadetlere verdiği önem ve getirdiği yenilikler, tefsir, hadis ve fıkıh ilmi anlayışı ve bu ilimlere katkılarından bahsedilmiştir. Sonuç kısmında ise yapılan çalışma ile ilgili değerlendirmelerde bulunulmuştur. Hz. Ömer'in kişiliğinde, dinin etkilerinden bahsedilmiş, kişilik oluşumunda dinin rolü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kişilik ve dindarlık arasındaki ilişkinin varlığından ve bu ilişkinin Hz. Ömer'in hayatındaki etkilerinden söz edilmiştir.

Din psikolojisiDindarlıkHz. Ömer+4
Muhammed Talha Kahraman
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin dindarlık ve dürüstlük üzerine etkilerine dair öğretmen görüşleri: Kocaeli örneği

Yaptığımız bu çalışma, Ortaokullardaki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin, öğrencilerin dindarlık ve dürüstlük davranışları üzerinde etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde literatür tarama metodu kullanılarak din, ahlak, dindarlık ve dürüstlük gibi temel kavramların tanımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise iki farklı İmam-Hatip ortaokulunda görev yapan on Din Kültürü ve Ahlak bilgisi (DKAB) öğretmeni ile nitel (derinlemesine mülakat) araştırma tekniği kullanılarak, öğretmenlerin görüş ve düşüncelerine ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, DKAB öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun dindarlık ve dürüstlük arasında doğrudan ve olumlu yönde bir ilişki olduğunu düşündüğünü ortaya koymaktadır. Katılımcılar, dindar bireylerin dürüst olması gerektiğini vurgulamakla birlikte, her dürüst bireyin dindar olmasının zorunlu olmadığını belirtmişlerdir. Bu durum, DKAB dersinin öğrenciler üzerindeki etkisinin daha çok bilişsel düzeyde kaldığı yönünde ortak bir kanaatin bulunduğunu göstermektedir. Öğretmenler, dersin kazanımlarının dini ve ahlaki değerleri öğrencilere kazandırma açısından potansiyel taşıdığını ancak müfredatın bilgi ağırlıklı olması nedeniyle uygulamaya dönük davranış gelişimi konusunda sınırlı etki oluşturduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca, vicdan, yaş, cinsiyet, aile yapısı ve eğitim düzeyi gibi demografik faktörlerin bireylerin dindarlık ve dürüstlük düzeyleri üzerinde etkili olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, öğrencilerin kişisel, ailevi ve sosyal altyapılarının dkab dersinin etkilerini şekillendiren önemli değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak bulgular, DKAB dersinin dindarlık ve dürüstlük ilişkisini kavratmada önemli bir araç olabileceğini; ancak bunun etkili olabilmesi için müfredatın sadeleştirilmesi, uygulamaya dayalı öğretim yöntemlerinin artırılması ve öğretmenin rol modeli olarak öğrencilerle ders dışı etkileşimlerde de bulunmasının gerekli olduğunu göstermektedir.

Din eğitimiDin psikolojisiDindarlık+2
Esra Aydın
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sekülerlik-dinî yönelim ilişkisi üzerine sosyolojik bir araştırma

Kurumsal dinin veya dinî otoritelerin diğer alt sistemler üzerindeki hakimiyetini kaybetmesi olarak ifade edilen sekülerleşme, dinin tamamıyla toplumsal düzlemden kalkması anlamını taşımamaktadır. Varsayımlar daha ziyade dinin kurumsal yönünün değerini kaybedeceğiyle ilgilidir. Sekülerleşme süreciyle birlikte birçok kutsal sorgulanmaya başlasa da popüler dinî yönelimler gibi belli başlı dinî alışkanlıklar sürekliliğini koruma potansiyeli taşımaktadır. Bu araştırmada sekülerlik ile dinî yönelim arasındaki ilişki konu edilmektedir. Sekülerleşmenin normatif ve popüler dinî yönelimlerle olan ilişkisinin ortaya konulmasının amaçlandığı araştırma, betimsel ve nicel desenli olup ilişkisel tarama modeli ile hazırlanmıştır. Ölçme araçları olarak Sekülerlik Ölçeği ve Dinî Yönelim Ölçeği kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde Pearson Moment korelasyon analizi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Analizler sonucunda sekülerlik ile normatif dinî yönelim arasında yüksek düzeyde negatif yönlü; sekülerlik ile popüler dinî yönelim arasında çok düşük düzeyde negatif yönlü ilişkiler tespit edilmiştir. Bu sonuçlar sekülerliğin normatif dindarlığı azaltacağı görüşüyle uyumluluk gösterirken, popüler dinî yönelimlerle aynı oranda ters düşmeyeceğini de göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sekülerlik, Modernleşme, Popüler Dindarlık, Normatif Dindarlık.

Din sosyolojisiDindarlıkDini eğilimler+3
Serpil Tunca Koçak
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Halk dini/dindarlığı olgusunun ziyaret fenomeni bağlamında Alevilik, Sünnilik, Süryanilik inançları açısından halkbilimsel incelenmesi: Diyarbakır, Siirt, Mardin örneği

Dinin halk kültürü boyutu ya da halk kültürünün dini boyutunu ifade eden halk dini, normatif yapıya sahip olmaması, anlatı merkezli olması ve etkiye açık olması sebebiyle kitabî dinden ayrılır. Bu ayrışma sonucunda çatışma içerisinde karşıt kültür oluşturabileceği gibi yapı olarak altında da kümelenebilir. Halk dininin karakterisitiği olan ziyaret fenomeni ise kökeninde yer alan ata/veli kültü inancı ile bir fenomen olarak manevî güç sayesinde çok önemli birer çekim merkezi olan kutsal mekânların türlü dilek ve amaçlar ve belli usullerle ziyaret edilmesini karşılar. Bu çalışmada, halk dini olgusu ziyaret fenomeni bağlamında ele alınmış dindarlık tipolojilerine yer verilerek halk dindarlığının kitabi dindarlıkla kurmuş olduğu dikotomik yapı üzerinde durulmuştur. Bu durum ortaya konulurken kutsal mekân deneyimi bütüncül şekilde ele alınmış, üç farklı inanç sisteminden kutsal mekân ritüellerine yer verilerek performatif sürece ve işlevselliğe dikkat çekilmiştir. Ayrıca anlatı boyutuna geniş yer verilerek performatif süreç ve işlevselliğin yanında metin merkezli bakış açısıyla keramet/mucize motiflerine ve motiflerin sembolik anlamlarına yer verilmiştir. Halk dini olgusunun halk yaşamının her alanına yansıyan bir olgu olması sebebiyle kutsal mekânlara fenomenolojik bakış çerçevesinde geniş kapsamlı bir çalışma yürütülerek kentleşme süreçlerinden toplumsal kurumlara, inanç turizminden dijital kültüre, manevi şifa arayışından geçiş dönemlerine, cinsiyet farklılaşmasından yeme-içme kültürüne inanış, anlatı ve ritüel kapsamında bir değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda halk dini olgusunun ziyaret fenomeni bağlamında araştırma sahasında oldukça canlı olduğu kitabi dinin alt ve karşıt kültür nitelendirmeleri ve müdahalelerine karşın varlığını sürdürdüğü görülmüştür.

AlevilikDindarlıkEski Türk inançları+7
Erdem Akın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deprem bölgesindeki gönüllülerin ikincil travmatik stres düzeyleri ile dini başa çıkma tutumları arasındaki ilişki üzerine bir araştırma

Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından gönüllü olarak afet bölgesine giden bireylerin ikincil travmatik stres düzeyleri ile dini başa çıkma tutumları ve içsel dini motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma kapsamında deprem bölgesine yardım amacıyla giden 243 gönüllü bireye ulaşılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline uygun bir şekilde tasarlanan araştırmada kişisel bilgi formu, ikincil travmatik stres ölçeği, dini başa çıkma ölçeği ve içsel dini motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken Bağımsız Örneklemler t-test, Pearson Korelasyon Analizi ile Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların orta düzeyde ikincil travmatik stres yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların ikincil travmatik stres düzeyleri ile cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, daha önce büyük bir depreme maruz kalma, gönüllülük sürecinde depreme maruz kalma ve afet yaşanmış bölgelerde daha önce gönüllü olarak bulunmuş olma değişkenleri arasında farklılaşma olmadığı görülmüştür. İkincil travmatik stres düzeyleri ile olumsuz dini başa çıkma arasında korelasyon düzeyinde pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizinde ise olumsuz dini başa çıkmanın ikincil travmatik stresi pozitif şekilde yordadığı görülmüştür. Olumlu dini başa çıkma ile ikincil travmatik stres arasında bir ilişki bulunmadığı; fakat çoklu doğrusal regresyon analizinde olumlu dini başa çıkmanın ikincil travmatik stresi pozitif şekilde yordadığı görülmüştür. İçsel dini motivasyon ile ikincil travmatik stres arasında bir ilişki olmadığı; diğer taraftan çoklu doğrusal regresyon analizinde negatif yordayıcılığa sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın en dikkat çeken bulgusu ise içsel dini motivasyonun, olumsuz dini başa çıkma ile ikincil travmatik stres arasındaki ilişkiyi zayıflatarak koruyucu bir etki göstermesi olmuştur. Sonuç olarak deprem bölgesinde görev yapan gönüllülerin ikincil travmatik stres ile baş etmede dini inancın doğal bir başa çıkma aracı olarak süreç içerisinde yer aldığı ifade edilebilir.

AfetlerDepremDin+5
Yasemin Lemahmutoğlu
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerde anlam arayışı, mesleki doyum ve dindarlık ilişkisi (Konya örneği)

Öğretmenlerde anlam arayışı, mesleki doyum ve dindarlık ilişkisini Konya örneği üzerinden inceleyen araştırmamız, cinsiyet, yaş, branş, mesleki kıdem yılı, okul türü, istihdam durumu, hayatın çoğunun geçtiği yer, medeni durum ve çocuk sahibi olma/olmama durumu gibi demografik değişkenlerin mesleki doyum üzerine etkisini, yaşamda anlam ve dindarlık arasındaki ilişkinin yönünü ve derecesini bilimsel olarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi, Konya ili merkez ilçelerinde görev yapan 383 öğretmenden oluşmaktadır. Katılımcılar tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilmiş olup, "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşamda Anlam Ölçeği", "Mesleki Doyum Ölçeği" ve "Dindarlık Ölçeği"nden oluşan anket verilerine online olarak katılım sağlamışlardır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir ve araştırma sonucunda katılımcıların; Yaşamda anlam ve alt boyut puanları; yaş, mesleki kıdem, istihdam durumu, medeni durum ve çocuk sahibi olma/olmama değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Cinsiyet, branş, okul türü ve hayatın çoğunun geçtiği değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Mesleki doyum ve alt boyut puanlarında: cinsiyet, mesleki doyum ve gelişme isteği alt boyutunda anlamlı farklılık göstermiştir. Yaş, mesleki doyum, niteliklere uygunluk ve gelişme isteği alt boyutlarında anlamlı bir farklılık göstermiştir. Branş, niteliklere uygunluk ve mesleki doyum puanlarında anlamlı farklılık göstermiştir. Mesleki kıdem, gelişme isteği ve mesleki doyum puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Okul türü, istihdam durumu, hayatın çoğunun nerede geçtiği, medeni durum ve çocuk sahibi olma/olmama değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Dindarlık ve alt boyut puanları; cinsiyet değişeninde dindarlık toplam puanı ve inanç alt boyutunda anlamlı bir farklılık oluşturmuştur. Yaş ve istihdam durumu değişkenleri inanç ve davranış alt boyutunda anlamlı bir farklılık göstermiştir. Kıdem ve medeni durum değişkenleri davranış alt boyutunda anlamlı bir farklılık göstermiştir. Branş değişkeninde davranış, bilgi alt boyut ve dindarlık toplam puanında anlamlı bir farklılık göstermiştir. Çocuk sahibi olma/olmama değişkenine göre bilgi alt boyutunda anlamlı farklılık göstermiştir. Okul türü ve hayatın çoğunun nerede geçtiği değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Öğretmenlerin; Yaşamda Anlam ile Mesleki Doyum, Yaşamda Anlam ile Dindarlık, Mesleki Doyum ile Dindarlık değişkenleri arasında zayıf düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlam, Anlam Arayışı, Meslek, Mesleki Doyum, Din, Dindarlık, Öğretmen, Eğitim

Anlam arayışıBranş öğretmenleriDindarlık+4
Tuba Akbulut
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Young women's attitudes toward premarital sexuality in relation to depression and shame: An intergenerational perspective

The current study investigated intergenerational transmission of premarital sexual attitudes that is transferred from mothers to daughters considering the mediation effect of religiosity. Examining the depressive symptoms and feelings of shame among the young women was another goal of this study. In addition, perceived parenting attitudes which are maternal warmth, overprotection, and rejection by the young women were also investigated. The participants were consisted of 118 female emerging adults aged between 18-25 and who are students at a university in Istanbul and their mothers (N=236). The data were gathered through online self-report questionnaires. Correlational analysis, regression analyses, and a dyadic mediation analysis were conducted. The results demonstrated that young women's premarital sexual attitudes predicted their feelings of shame. Their levels of shame predicted their depressive symptoms. Young women's depressive symptoms predicted their perceived maternal warmth, overprotection, and rejection. Moreover, it is found that there is an intergenerational transmission of premarital sexual attitudes from mothers to their daughters. Lastly, young women's religiosity mediated this transmission, whereas mother's religiosity did not predict the daughter's attitudes toward sexuality before marriage. Keywords: Intergenerational Transmission, Premarital Sexuality, Religiosity, Depression, Shame

Sexual attitudesSexualityDepression+6
Melike Lâl Ustalar
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencileri örneğinde helal gıda olgusuna sosyolojik bir yaklaşım

Müslümanlar tükettikleri yiyeceklerin helal olmasını önemsemektedir. Modern hayatla ve kapitalist sistemle beraber yaşam biçimlerinin ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi; küreselleşme süreciyle dünyanın her yerinde üretilen yiyeceklerin ve gıda maddelerinin Müslüman bireylerin sofralarında bulunmaya başlaması gıdada helallik yönünden şüpheli durumları ortaya çıkarmıştır. Çalışmamız ilahiyat, beslenme ve diyetetik, gıda mühendisliği, turizm ve işletme alanlarının son sınıf öğrencilerinin helal gıdaya yönelik farkındalık, algılama, tutum ve beklentilerini değerlendirmekte, cinsiyet, dindarlık, gelir durumu gibi ölçütlerle helal gıdaya yönelim arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Çalışmamızda dindarlığın bölümler arasında ve cinsiyete göre farklılık gösterdiği, dindarlığın helal gıdaya yönelik farkındalık, algılama, tutum ve beklenti ölçeğinden alınan puanları etkilediği, öğrencilerin okuduğu alanlara göre gıda alışverişinde dikkat ettiği unsurların ve helal gıdaya yönelimlerinin değiştiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

BeslenmeDin sosyolojisiDindarlık+4
Edibe Kübra Zeydanlı
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal dine yabancılaşma: Dinin bireysel bir yeniden-inşası

Bu çalışmada güncel bir fenomen olan kurumsal dine yabancılaşma olgusu bireysel dindarlık kavramsallaştırmasıyla ele alınmıştır. Kurumsal dine karşı şüphe, sorgulama ve eleştiriler getirerek bir mesafelenme içine girme sonucunda inşa edilen bireysel dindarlığın mahiyeti anlaşılmaya çalışılmıştır. Yani burada bir değişim süreci söz konusudur. Bu amaçla geleneksel dini yaşantıdan sıyrılarak bireysel bir inşa sürecindeki kişilere kartopu yöntemiyle ulaşılarak mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar sonrası veriler fenomenolojik yöntemle betimsel biçimde analiz edilerek bu değişim sürecinin sebep ve sonuçları belirli temalarla kodlanarak analizi yapılmıştır. Öncelikle değişim sürecinin kırılma noktaları anlaşılmaya çalışılmış beraberinde nedenleri üzerinde durulmuştur. Kurumsal/geleneksel dini yaşantının kişilerde ne gibi tahayyüllere sebep olduğu kırılma noktalarını anlama açısından önem arz etmektedir. Beraberinde bu değişim sürecinde yeni inşa edilenin mahiyeti ve önceki algı ve yaşantıyla arasındaki ilişkisini çözümlemek amaçlanmıştır.

DinDin sosyolojisiDindarlık+2
Zeynep Bağdaş
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyo-kültürel bir inşa olarak bireyselleşen Kürt dindarlığının imkanı

Bireyler kendi yaşam alanları içerisinde kimliklerini üretirler. Bireyler ürettikleri bu kimliklerini etkileşimlerle yeniden inşa ederler. Bu temel görüş üzerinden şekillenen araştırmada genel amaç sınırlandırılmış bir konu üzerinden din ve etnisite arasındaki ilişkinin ne olduğu ve bunun nasıl bir sekülerleşme tipolojisini ortaya çıkardığını anlamaktır. Din süreklilik arz eden bir özelliğe sahiptir. Şartların değişmesi ve diğer faktörlerin etkisiyle oluşan ihtiyaçlar sonucu dinin yeniden inşa edildiği düşünülmektedir. Dindar Kürt bireyler örneğinde hangi şartlar ve etkenlerin böyle bir inşayı doğurduğu bu araştırma sürecinde gözlemlenmeye çalışılmıştır. Dini ve etnik duygunun bir araya gelmesini sağlayan olgu ve olayların neler olduğu ve din ile etnisitenin bir arada bulunabilme özelliğini ortaya çıkarmak ve bunun sonucunda bireyde gözlenebilen bir değişim varsa bunun doğasını araştırmanın genel amaçları bakımından önem taşımaktadır. Çalışma oluşturduğu bağlam ile bireylerdeki süreçsel ve düşünümsel nitelikleri, öznel anlamları ve toplumsal gerçekliğin etkileşim ve iletişimsel doğasını ön plana çıkarmaktadır. Bu nedenle bunları anlamaya imkân veren nitel yöntem ve fenomenolojik çözümleme tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri de yarı yapılandırılmış soru formu yardımıyla mülakatlar yapılarak elde edilmiştir. Mülakatlar 8'i kadın olmak üzere toplamda 28 kişi ile yapılmıştır. Bu bireyler Ankara, Aydın, İzmir, Bitlis, Van ve Hakkari şehirlerinden seçilmiştir. Elde edilen veriler katılımcıların etnik ve dini kimlik algılarını, bu algı ile oluşan dinsel tasavvurlarını ve siyasal tahayyüllerini içermektedir. Bu araştırmanın analizi görüşme dökümleriyle başlamış ve elde edilen bulguların betimlenmesi ve yorumlanması ile tamamlanmıştır. Ancak bu verilerden elde edilen bulgulardan üretilen sonuçlar genelleştirilmeyerek araştırmanın örneklemini kapsayacak biçimde tasarlanmıştır. Böylece bu özgül örneğin etnik kimlik, din, farklılıklar, bireyselleşme, sekülerleşme gibi konularda sürdürülen tartışmaları genişleterek alana bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmada, görüşmeler sonucunda elde edilmiş sözlü ifadelerin yanında, ikincil veri kaynakları da çalışmayı desteklemek amacıyla kullanılmıştır. Veriler sonucunda çalışmanın örneklemini oluşturan bireylerde güçlü bir kimlik algısının olduğu tespit edilmiştir. Bireylerdeki kimlik algısı hem dinî hem de etnik kimlikle alakalıdır. Bu da araştırmaya konu olan dindar Kürt bireylerde din ve etnisitenin canlı, hareketli bir şekilde karşılıklı etkileşim sonucunda yeniden inşa edildiğini göstermektedir. Bu kimlik algısının sonucu olarak gelenekten farklı bir din tasavvurunun oluştuğu görülmektedir. Bu anlamda dinin öznel ve içsel bir tasavvurunun katılımcı anlayışında mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Oluşan bu yeni dinsel tasavvur örneğinde etnik kimlik önemli bir dinamik olarak işlev görmektedir. Siyasal alana bakıldığında ise katılımcılar açısından belirleyici unsurun etnik kimlik stratejisi olduğu görülmektedir. Çünkü dindar Kürt katılımcılar kendilerine yönelik yaşananları bir kültür ve kimlik sorunu olarak görmektedirler. Din ise kazandığı öznel anlamlar ile burada temel kaynaklardan biri olmaya devam etmektedir. Bu anlamda bireylerde çoğulcu, her şeyi kapsamaya çalışan bir siyasal düşünüşün oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışma konu edindiği bireyler örneğinde etno-dinsel inşanın seküler inşayı da beraberinde getirdiği düşüncesini irdelemektedir. Böylece temelini bireysel inşadan alan bir Kürt İslamından bahsetmek mümkün olmuştur. Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, Etnisite, Din, Kimlik, Kürtler, Kürt İslamı

Din sosyolojisiDindarlıkEtnik kimlik+6
Mehmet Latif Çevik
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de dindar olmama halleri ve bedensel tezahürleri

Türkiye'deki yedi farklı şehirden elde edilen ampirik verilerden yararlanan bu çalışma, Türkiye'de dinsizliğin bedensel görünümlerini incelemekte ve "seküler beden" kavramsallaştırmasını irdelemektedir. Özellikle sosyal, kişisel ve politik dinamiklerin Türkiye'de dinsizliği nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmakta, katılımcıların kendi bedenlerini nasıl inşa ettiği ve hem dindar hem de dindar olmayan bedenleri nasıl algıladığı farklı hatlar ve bulgular üzerinden incelenmektedir. Ayrıca çalışma, bu bedenlerin kendilerini toplumsal yapı içerisinde nasıl belirgin ve görünür kıldığına da odaklanmaktadır.

BedenBeden algısıDin+3
Berfin Atlı
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapay zekâ kaygısı, yabancılaşma ve dindarlık ilşikisi

Bu çalışmanın konusu, yapay zekâ kaygısı, yabancılaşma ve dindarlık arasında ilişkinin tespit edilmesidir. Yine sosyo-demografik değişkenler ile yapay zekâ kaygısı ve yabancılaşma düzeyi arasındaki ilişkiler de araştırmanın konusudur. Dindarlık düzeyinin yapay zekâ kaygısı ile ilişkisi ve bu ilişkinin etki düzeylerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Aynı şekilde dindarlığın yabancılaşma üzerindeki etki düzeyleri de incelenmiştir. Bu amaca yönelik olarak modern hayatın sonuçlarından olan yapay zekâ kaygısı ve yabancılaşma olgularının bilimsel yöntemlerle araştırılması, dindarlığın bu iki olgu üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması ve anlamlandırılmasına yönelik ölçeklerle hedefe gidilmeye çalışılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel (korelasyonel) tarama modeline göre tasarlanan araştırmanın çalışma grubu, 426'sı erkek ve 439'u kadın olmak üzere 865 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada, "Demografik Bilgi Anketi" ile birlikte, "Yapay Zekâ Kaygısı Ölçeği", "Sosyal Yabancılaşma Ölçeği" ve "Dini Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Sosyodemografik değişkenlerden medeni durum, cinsiyet, eğitim, ekonomik durum ve yaşadığı yerin yapay zekâ kaygısı üzerinde etkili oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Sosyodemografik değişkenlerden sadece yaş ve yaşadığı yerin yabancılaşma üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan korelasyon analizinde, dindarlığın hem yapay zekâ kaygısı hem de yabancılaşma ile pozitif yönlü anlamlı ilişkileri olduğu ortaya çıkmıştır. Son olarak yapay zekâ kaygısı ve yabancılaşma arasındaki ilişkinin incelendiği analizde de tüm boyutlar arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir.

AnomiDin sosyolojisiDindarlık+6
Mehmet Kazak
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Önyargı, merhamet ve dindarlık ilişkisi

Bu çalışmanın temel amacı önyargı, dindarlık ve merhamet arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu temel amacın yanı sıra demografik değişkenler ile önyargı ve merhamet arasındaki farklılaşmaların da incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Anketi" ile birlikte "Önyargı Ölçeği", "Merhamet Ölçeği" ve "Dini Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 130'u erkek ve 370'i kadın olmak üzere toplam 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veriler SPSS 20.00 versiyonu ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde t-Test, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen regresyon analizi neticesinde dindarlık ile önyargı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, dindarlık ile merhamet arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ancak önyargı ile merhamet arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

Din psikolojisiDindarlıkDini tutumlar+4
Süeda Nuriye Karaca
Pamukkale University · İslami İlimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seküler bir ortam olarak üniversitede dindar öğrencilerin var olma pratikleri: ODTÜ örneği

Bu çalışma, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)'nde kamusal alan ve dindarlık arasında yaşanan gerilim biçimleri ve sonuçlarını konu edinmektedir. Din ve kamusal alan arasında sorunlu ve gerilimli bir ilişki bulunmaktadır. Bunun nedeni dine karşı modern bir yaşama biçimi olarak ortaya çıkmış olan sekülerizmin kamusal alanın idare ve denetimini elinde bulundurmak istemesidir. Kamusal alanda hakimiyeti ele geçirmiş olan sekülerizm her ne kadar dini ve dinî sembolleri sadece özel alanlara hapsetmek istese de dini yaşama biçimi olan dindarlık, eğitim ve kentleşme ile kendisine çizilen sınırları aşmakta ve kamusal alana bir şekilde dahil olmaktadır. Bu dahil olma beraberinde birçok sorun ve gerilim getirmektedir. Günümüzde din ve kamusal alan arasındaki bu sorunlu ilişkinin en iyi örneklerinden bir tanesi, seküler kamusal nitelikler taşıyan üniversite kampüslerinde görülmektedir. Üniversite kampüsleri hazcı gençlik kültürüne ev sahipliği yapan mekânlardır. Bu hazcı ve seküler kültüre üniversitenin akademik gereksinimleri de eklendiğinde "dinî takvim-akademik takvim" ve "kitabi İslam-yaşanan İslam" gerilimleri ortaya çıkmaktadır. Bu gerilimlerin sonucunda da sahip olunan dinî ve kültürel sermayeye göre "ötekiyle" etkileşimlerle birlikte yeni dindarlık formları ortaya çıkmaktadır. Buna göre de bireyler kamusal alanda Merkez, Çevre ve Yarı-Çevre olmak üzere bir bölgede kimliklerini var etme yoluna gitmektedirler. Eylem ve bağlam bazlı değişen bu kültürel yerleşim bazen geçici bazen de kalıcı olabilmektedir. Bu çalışmada, seküler kamusal alana dinî kimliklerin yerleşimi radikal seküler nitelikler taşıyan ODTÜ'de dindar öğrenciler ile yapılan derinlemesine mülakatlar ile betimlenmeye çalışılmıştır. Kamusal alan etkileşimler alanı olması nedeniyle çalışmamıza temel oluşturması amacıyla sembolik etkileşimcilik kuramı kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: ODTÜ, Kamusal alan, Dindarlık, Sekülerizm, Sembolik etkileşim

DindarlıkEtkileşimGerilim+7
Mevlüt Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ultra-Ortodoks Yahudiler: Harediler örneği

Dindarlık algısı geçmişten günümüze sabit kalmamış, değişim ve dönüşüm içerisinde sürekli revize olmuş, yeniden yorumlanmış ve tartışılmıştır. Bu çalışmadaki amaç da ultra-Ortodoks Yahudilerin, dini tutumları yanı sıra gerek ailevi gerekse toplumsal yaşantılarında hızla sekürlerleşen Yahudi toplumuna vermiş oldukları tepkinin yerini ve önemini ortaya koymaktır. Ultra-Ortodoks Yahudiler: Harediler Örneği başlıklı bu çalışmada, Haredi Yahudiliğinin geleneksel Yahudilik içerisindeki yeri ve Yahudi olmayanlara yönelik bakış açısı incelenmeye çalışılmıştır. Bu cihetten Harediler, ilk dönemde Ferisiliğin, Orta Çağ'da da Rabbani Yahudiliğin devamı niteliğindedir. Bu sebeple çalışmanın ilk bölümünde ilk dönemden itibaren Haredi Yahudiliğinin ortaya çıkış zeminini daha net anlayabilmek adına Yahudi mezhepleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, özelinde ultra-Ortodoks Yahudiliğin ortaya çıkışına zemin hazırlayan dönem ele alınarak dar çerçevede de olsa konu izah edilmeye gayret edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Haredi Yahudiliğinin özellikle Öğrenenler Cemaati olarak İsrail'de ön plana çıkan eğitim yönü ve dini-kültürel uygulamalarına değinilmiştir.

DindarlıkDini imanDinler tarihi+6
Sümeyye Öztürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geç ergenlerin dini tutumlarının bağımsız değişkenlere göre farklılaşmasının incelenmesi

Bu tezde, ergen dindarlığı araştırma konusu olarak ele alınmıştır. Tezin giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı ve önemine değinilmiştir. Dini tutum, dindarlık ve ergenlik dönemi ile alakalı kavramsal çerçeve oluşturularak literatüre dair bilgiler verilmiştir. Bu çalışmanın araştırma evrenini, İstanbul'daki bazı lise ve üniversitelerde eğitim gören 17-20 yaş aralığındaki geç ergenler oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde olasılıksız örnekleme yöntemlerinden biri olan kota örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2023 – 2024 eğitim öğretim yılı lise ve üniversite eğitimi gören 600 gençten oluşmaktadır. Nicel araştırmalarda en çok kullanılan veri toplama araçlarından biri olan bir ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçeğin adı "Ergenlik Dönemi Dindarlık Ölçeği (EDDÖ)"dir. İstatistiksel işlemler IBM SPSS Statistics 22 programı kullanılarak yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik testleri yapıldıktan sonra katılımcılara anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında ölçek maddeleri, ölçek faktörleri ve katılımcıların genel dini tutumları yorumlanmış, hipotezler değerlendirilmiştir. Geç ergenlerin dini tutumlarının bağımsız değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmeye çalıştığımız bu tezde dini tutumlar ve bağımsız değişkenler arasında genel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.

DinDindarlıkErgenlik
Emre Erim Karakaş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00

İlgili konular