Computer assisted instruction
185 theses under this subject heading
Erasmus+ programı öğrencilerine yönelik A1 düzeyi bilgisayardestekli Türkçe ders materyalleri geliştirme
Bu çalışmada, Türkçenin ikinci dil olarak öğretiminde, Erasmus+ Programı öğrencilerine yönelik Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni'nde belirlenen A1 Başlangıç Düzeyine uygun bilgisayar destekli ders materyalleri geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2023-2024 akademik yılı Güz döneminde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde "Beginning Turkish 1" dersini alan 17 Erasmus+ öğrencisinin dil öğrenme gereksinimleri anket yoluyla belirlenmiş ve bu gereksinimlere uygun ders materyalleri geliştirilmiştir. Araştırmada, öğrencilere Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni'nde belirlenen 14 bildirişim konusu ankette sunularak en çok öğrenmek istedikleri bildirişim konusuna ilişkin tercihleri sorulmuştur. Katılımcıların öğrenmek istedikleri konulara ilişkin tercihlerinin aritmetik ortalama değerlerine bakıldığında, sırasıyla günlük yaşam (4.82), seyahat (4.53), yiyecek içecekler (4.41), para ve alışveriş (4.29), mekanlar (4.24), kişisel bilgiler(4.24) en yüksek puanı almıştır. Bu doğrultuda belirtilen bu bildirişim konularına yönelik 17 alt başlıkta bilgisayar destekli materyaller gelişitirilmiştir. Materyal geliştirme sürecinde Microsoft PowerPoint ve Canva ile etkileşimli ders materyalleri oluşturulmuştur. Buna ek olarak, çevrimiçi depolama ve dosya paylaşım aracı olarak ODTÜClass, çevrimiçi anket ve sınav uygulamaları için Google Forms, ölçme değerlendirme süreçlerinde çevrimiçi sınav platformu Kahoot ve QuizCube, ders sonrası bireysel öğrenme etkinlikleri geliştirmek amacıyla Quizlet öğrenme platformu kullanılmıştır. Geliştirilen materyaller, sınıf ortamında uygulanmış ve öğrencilerin dil becerilerindeki gelişim, başarı testi yoluyla ölçülmüştür. Ön test ve son test karşılaştırmaları sonucunda, geliştirilen materyallerin öğrencilerin dil becerilerini geliştirmede etkili olduğunu ve akademik başarılarını anlamlı bir şekilde artırdığı gözlemlenmiştir.
Ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin fiil ve fiilimsiler konusunu öğrenmede bilgisayar destekli öğretim yönteminin öğrenci başarısı ve kalıcılığına etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim 10. sınıf öğrencilerinin fiil ve fiilimsiler konusunu öğrenmesinde bilgisayar destekli öğretim yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisini belirlemektir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma grubu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Siirt ili 14 Eylül Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 66 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrenciler deney ve kontrol gruplarına tesadüfi olarak atanmıştır. Fiil ve fiilimsiler konusu, deney grubunda bilgisayar destekli öğretim yöntemi, kontrol grubunda ise düz anlatım yöntemiyle işlenmiştir. Fiil ve Fiilimsiler Başarı Testi, hem deney hem de kontrol grubuna ön-test, son-test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Testlerden elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programından faydalanılmıştır. Yapılan ön-teste göre her iki grubun da denk olduğu tespit edilmiştir. Son-test verilerine göre, deney grubunun başarı puanında kontrol grubuna göre daha fazla artış olduğu fakat başarı puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olmadığı, kalıcılık testinde ise iki grubun başarı puanları arasında anlamlı farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle işlenen bilgilerin daha iyi öğrenildiği ve daha kalıcı olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Öğretim, Dil Bilgisi, Fiil ve Fiilimsiler
Başa takılan görüntüleyiciler için geliştirilmiş sanal gerçeklik ortamlarının öğrenme ve buradalık algısı üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada başa takılı görüntüleyiciler için geliştirilmiş sanal gerçeklik uygulamalarının etkili bir ders destek materyali olma potansiyeli incelenmiştir. Çalışmada biçimlendirici araştırma yönteminin tasarım vakası alt yöntemi kullanılmıştır. Çalışma iki pilot uygulama ve bir nihai uygulama olmak üzere üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci pilot uygulamada Oculus Rift DK2, ikinci pilot uygulamada Samsung Gear VR SM-R323, nihai uygulamada ise Oculus Rift DK2 ve VR Box 2.0 sanal gerçeklik gözlükleri kullanılmıştır. Her birine beş olmak üzere pilot uygulamalara toplam 10 öğrenci katılmıştır. İki deney (deney 1 ve deney 2) ve bir karşılaştırma grubunun her birine 32 olmak üzere nihai uygulamaya toplam 96 öğrenci katılmıştır. Bunun yanında ilk pilot uygulamaya bir, nihai uygulamaya üç öğretim elemanı dâhil olmuştur. Deney 1 grubu kuramsal ders anlatımı ve sanal gerçeklik uygulamalarına, deney 2 grubu sadece sanal gerçeklik uygulamalarına, karşılaştırma grubu ise sadece kuramsal ders anlatımına katılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası bütün öğrencilere yangın bilgi testi uygulanmıştır. Uygulama sonrası ise deney gruplarında ek olarak sanal ortamda buradalık ölçeği ve üç boyutlu sanal öğrenme ortamları değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla öğrenci ve öğretim elemanlarından sanal gerçeklik uygulamalarına yönelik görüşleri alınmıştır. Uygulama sonrası deney ve karşılaştırma gruplarının ders başarıları istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır. En yüksek artış deney 1, en düşük artış ise karşılaştırma grubunda bulunmuştur. Sanal gerçeklik uygulamaları, deney gruplarında bulunan öğrencilerin tamamında yüksek seviyede buradalık algısı yaratmıştır. Katılımcılar genel olarak sanal gerçeklik uygulamalarına yönelik olumlu görüş bildirmiştir. Bulgular incelendiğinde sanal gerçeklik uygulamalarının sınıf ortamında etkili bir ders destek materyali olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
The perceptions of students and teachers about the benefits of and bariers to techonology aided EFL
In this study the viewpoints and feelings of EFL students and EFL teachers on the benefits of and barriers to technology aided English as a foreign language (TAEFL) were examined. This study was conducted at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language in Erbil, in the North of Iraq. The purpose of the study was to understand the attitudes of EFL students and teachers who use technology for educational purposes towards the use of technology in the process of English language learning and teaching. In addition, the study aimed to find out the participants EFL students and teachers frequency of technology use. Finally, the study examined the barriers that the EFL students and teachers encounter while using technology. The questionnaires and interviews were administered in order to collect the data. The first questionnaire was administered to 130 EFL students at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were first, second, third and fourth year students. The second questionnaire was administered to 50 EFL teachers at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were PhD, MA students. Furthermore, in order to get more information, ten EFL students and ten EFL teachers were interviewed in this study. The findings of this study indicated that in spite of having positive attitudes towards integration of technology in EFL, the participants of EFL students and teachers did not use technology in their English language too much. In addition, the use of technology is not too much due to several barriers. Deficiencies and constraints of technological instruments, financial supports, lack of time, lack of information about how to use various types of technological equipment and programs, and lack of effective training courses are the challenges that discourage and prevent the participants EFL students and teachers from utilizing and integrating technology into their English language learning and teaching process. Finally, this study presented several pedagogical suggestions such as providing sufficient funds for technological instruments and training courses in order to increase technology integration in EFL. KEY WORDS: Technology Aided English As A Foreign Language (TAEFL). Attitudes towards TAEFL. Benefits of and Barriers to TAEFL. Frequency of Using Technology.
Sosyal bilgiler dersinde bilgisayar destekli öğretim uygulamalarının öğrencilerin erişi ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim 6. Sınıf Sosyal Bilgiler dersinin bilgisayar destekli öğretim yöntemi ile işlenmesinin öğrenci başarısı ve tutumunu etkileyip etkilemediğinin ortaya konulmasıdır.Bu çalışma ön test?son test kontrol gruplu yarı deneysel bir araştırma desenine sahiptir. Çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı 2. yarıyılında İzmir ili Bornova ilçesi ?Kars Halil Atila İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören 6-A ve 6-B sınıflarının 70 öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın toplam uygulama süresi altı haftadır.Uygulama süreci, deneklerin kontrol ve deney gruplarına ayrılmasıyla başlamıştır. Bu araştırmanın veri toplama araçlarını Sosyal Bilgiler Erişi Testi, Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği ve Teknoloji Tutum Ölçeği oluşturmuştur. Sosyal Bilgiler Erişi Testinin güvenirlik katsayısı ,84 Crombach Alpha, Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeğinin güvenirlik katsayısı ,89 Crombach Alpha ve Teknoloji Tutum ölçeğinin güvenirlik katsayısı ,97 Crombach Alpha bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 19.00 programında blockwise regresyon analizine tabii tutulmuştur.Sosyal Bilgiler dersindeki erişi son test başarı puanı bağımlı değişken, teknoloji tutum ön test, sosyal bilgiler tutum ön test, sosyal bilgiler erişi ön test ilk bloğu, sosyal bilgiler tutum son test, teknoloji tutum son test ikinci bloğu ve grup aidiyeti (deney ve kontrol) son bloğu oluşturacak şekilde yapılan regresyon analizi sonucuna göre:Modele dâhil edilen değişkenler gözlenen varyansın %35'ini açıklamıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencileri sosyal bilgiler dersi son test başarıları üzerinde teknolojiye ve derse karşı olan tutumlarının etkili olmadığı görülmüştür. Ancak öğrencilerin yarı deneysel desende uygulamaya esas olan konular hakkındaki ön bilgileri ile sosyal bilgiler dersinin teknoloji desteğiyle işlenmesi öğrencilerin bu dersteki akademik başarı düzeylerini anlamlı bir şekilde etkilemektedir.Dersi teknoloji desteğiyle alan öğrencilerin akademik başarı düzeyleri, dersi teknoloji desteği olmadan alan öğrencilerin akademik başarı düzeylerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksektir.Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre sosyal bilgiler dersinin teknoloji destekli işlenmesi derse karşı tutumu anlamlı derecede etkilememektedir.
Üstel ve logaritmik fonksiyonlar konusunun dinamik geometri yazılımı geogebra ile öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Üstel ve Logaritmik Fonksiyonlar" konusunun dinamik geometri yazılımı olan GeoGebra ile öğretiminin 11. sınıf öğrenci başarısına etkisini incelemektir. Bu araştırmada, öntest, sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma 2014-2015 eğitim öğretim yılı sonbahar döneminde, İstanbul ilinde 18'i deney 17'si kontrol grubu olmak üzere toplam 35 on birinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Deney grubunda GeoGebra yazılımının kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak çoktan seçmeli 20 sorudan oluşan "Başarı Testi" kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesi ve sonrasında gruplara başarı testi, öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Deneysel uygulama sonrası öğrenci görüşleri alınmıştır. Nicel veriler, SPSS-17.0 programı yardımıyla t-testi ve ANCOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, GeoGebra'nın kullanıldığı bilgisayar destekli öğretimin geleneksel öğretime göre öğrenci başarısını daha çok artırdığı saptanmıştır.
Üç-boyutlu çok-kullanıcılı sanal ortamlarda probleme dayalı öğrenme yaklaşımına göre öğretim tasarımı süreci
Bu çalışmada üç-boyutlu çok-kullanıcılı sanal ortamlarda probleme dayalı öğrenme yaklaşımına göre yapılan tasarım süreçleri incelenerek, bu süreçlerde yaşanılan özgün tasarım deneyimleri paylaşılmış ve üç-boyutlu çok-kullanıcılı sanal ortamlarda tasarım yapmayı düşünen ve eğitim amaçlı bu ortamları kullanmak isteyen kişilere yol gösterecek bir tasarım modeli önerilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, çalışmanın amacına uygun olarak bir devlet üniversitesinde 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümünde lisans düzeyinde eğitimine devam eden ve "Öğretim Tasarımı" dersini almış olan 3. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya toplam 34 kişi katılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden biçimlendirici araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada bir ders kapsamında 16 haftalık bir uygulama yapılmıştır. Uygulama sürecinde 5 ya da 6 kişiden oluşan 6 farklı grup tarafından gerçekleştirilen tasarım süreci derinlemesine incelenmiştir. Veri toplama sürecinde "Öğrencilerin Demografik Özelliklerini Belirleme Anketi", "Senaryo ve Problem Durumunun Oluşturulma Sürecinin Raporlanması", "Kişisel Proje Raporu", "Seyir Defteri", "Yansıma Raporu" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme", "Ortam Tasarımı Değerlendirme Kriterleri" formları ile "Problem Değerlendirme Ölçeği", "Alan Notları", "Kişisel Web Sayfaları (KWS)", e-posta ve anlık mesajlaşma araçları kullanılmıştır. 193 veri kaynağından elde edilen veri yığınlarının kodlanması sonucunda problem durumunun belirlenmesi, senaryonun belirlenmesi, öğretim sistemleri geliştirme modelleri, senaryoların ortama aktarılması, grup çalışması, ortam tasarım süreci, eğitim ortamlarında kullanımı olmak üzere 7 tema elde edilmiştir. Katılımcıların deneyimleri sonucunda ortaya çıkan temalara göre "Üç-boyutlu çok-kullanıcılı sanal ortamların probleme dayalı öğrenme yaklaşımına göre tasarım modeli" önerilmiştir.
Öğretmenlerin dijital hikâye anlatımı üzerinden mesleki kendini anlayışları ve öğretmen adaylarınca alımlanması
Bu çalışmada, öğretmen ve öğretmen adaylarının mesleki kendini anlama süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle 28 Bilişim Teknolojileri öğretmeni ile mesleki yaşantılarına ilişkin dijital hikâye anlatımı atölyeleri yürütülmüştür. Sonrasında bu atölyelerde anlatılan dijital hikâyelerin (DH) öğretmen adayları tarafından nasıl alımlandığı incelenmiştir. Alımlama sürecine, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde öğrenim gören 15 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışmada etnografik araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri, ses kayıtları, DH'ler ve gözlem notları yoluyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, öğretmenlerin mesleki kendini anlama süreçlerinde daha çok mesleki yaşamda karşılaştıkları sorunların rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Özellikle öğretmenlerden teknik her işin yapılması istenerek teknik eleman gibi çalışmaları, dersin bölünerek başka işlerin yapılmasının istenmesi, beklentinin yüksek olması ve öğretim programının yetersiz olması sorunları karşısında öğretmenlerin çabalayan, araştıran, kendini geliştiren öz-imaja sahip oldukları; öz-saygılarına ilişkin yılma-bıkkınlık yaşadıkları; iş-motivasyonu konusunda işlerinden soğudukları; görev algılarını sorguladıkları ve gelecek bakış açılarına ilişkin ise branş değişikliği isteme, idareci olarak devam etme durumlarının olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmen adayları ise DH'lerin mesleki yaşantıda karşılaşabilecekleri sorunlara nasıl çözüm yolu bulabilecekleri konusunda yol gösterici olduğunu ve gerçek yaşamdaki sınıf yönetimi konusunda haberdar olduklarını belirtmişlerdir. Bu noktada DH'lerle öğretmen eğitiminde kuram ve uygulama arasında bağ kurulabildiği söylenebilir.
Bilgi-işlemsel düşünme becerisinin geliştirilmesine yönelik veri görselleştirmenin tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi
Bilgi-işlemsel düşünme, 21. yüzyılda insanların öğrenmeleri gereken önemli bir beceri olarak giderek daha fazla kabul görmüştür. Ortaöğretim düzeyi ise çocuklara bilgi-işlemsel düşünmeyi tanıtmak için kritik bir aşamadır. Veri görselleştirme, ortaöğretim düzeyi öğrenciler arasında bilgi-işlemsel düşünmeyi teşvik etmenin umut vadeden bir yoludur. Veri görselleştirme, karmaşık verilerin etkili bir şekilde görsel olarak sunulmasını amaçlayan bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabilecek bir veri görselleştirme uygulamasının tasarlanması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesidir. Bu amaçla çalışma, sentezlenmiş tasarım tabanlı araştırma yöntemiyle (Van Wyk ve de Villers, 2014), ortaöğretim düzeyi 2018-2019 öğretim yılı Güz ve Bahar dönemlerinde 11. sınıf öğrencileriyle (n=51) iki ayrı uygulama şeklinde gerçekleştirilmiştir. Her bir uygulama bir döngü içinde olup, döngüler kendi içinde "problem analizi", "çözüm tasarlama", "çözüm geliştirme" "uygulamada değerlendirme" ve "yansıma" evrelerini barındıracak şekilde iki döngüden oluşmaktadır. Döngülerin sonlarında tasarlanan veri görselleştirme uygulamaları ve alınan görüşler "uygulamada değerlendirme ve yansıma" döngülerinde değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda veri görselleştirme uygulama süreci yeniden düzenlenmiştir. Araştırma bulguları, araştırmacılar tarafından geliştirilen "Veri Görselleştirmede Bilgi-işlemsel Düşünme Rubriği", "Öğrenci Görüşme Formu", "Öğretmen Görüşme Formu" kullanılarak ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin algoritmik düşünme, problem çözme, yaratıcılık değişkenlerinin veri görselleştirme uygulamaları ile desteklenebileceği görülmüştür. Bu bulguya göre, araştırmada döngüler halinde gerçekleştirilen tasarım tabanlı araştırma modeli ile geliştirilen veri görselleştirme uygulama sürecinin bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde etkililiği ortaya koyulmuştur.
Fen eğitiminde simülasyon yazılımı olan Algodoo programı etkinlikleri kullanımı hakkında öğretmen görüşleri
Bu çalışmanın amacı, Fen Bilimleri öğretmenlerinin simülasyon yazılımı olan Algodoo programı etkinliklerini derslerinde kullanımına yönelik görüşlerini incelenmektir. Çalışma 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Bilecik ilinde görev yapmakta olan 25 Fen Bilimleri branşında olan öğretmenler ile gerçekleşmiştir. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formu ile alınmıştır. Görüşme formu araştırmacı tarafından hazırlanmış olup uzman görüşleri alınarak yeniden düzenlenmiştir. Bu araştırmada nitel analiz yöntemlerinden durum çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Veri analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucu, Fen Bilimleri Basit Makineler ünitesinde yer alan konularda simülasyon yazılımı olan Algodoo programının kullanımının, soyut kavramları somutlaştırmasında oldukça faydalı bir program olduğu ve öğretmenlerinde derslerinde bu programın etkinliklerinin kullanımına uyum sağladıkları tespit edilmiştir. Fakat bazı öğretmenlerin Algodoo programı hakkında hiç bilgileri olmadığı bulunmuştur. Bu öğretmenler analiz edildiğinde yaş aralıklarının 40 yaş üsttü olduğu ve meslekte on yılı doldurdukları teknoloji kullanımında eksiklikleri olduğu sunucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın sonucu doğrultusunda, araştırmacılara ve öğretmenlere öneriler sunulmuştur.
Pre-service teachers' technological pedagogical content knowledge developmentin a computer-assisted mathematics instruction course
In Turkey there is a policy to integrate technology into education. Classrooms have been equipped with interactive white boards, internet networks, and tablet computers. In this process, it is essential for pre-service teachers to know how to use technology for educational purposes. The aim of this thesis is to investigate pre-service mathematics teachers' technological, pedagogical, and content knowledge (TPACK) development in a computer assisted mathematics course. The need to train pre-service teachers as capable of using technology for teaching makes this research important. This research was based on collection and analysis of both quantitative and qualitative data. Qualitative part of this research was a case study. Quantitative data were collected from 29 pre-service teachers with a TPACK Survey. Qualitative data were collected from 6 pre-service teachers by interviewing and observing throughout the course. Findings from this research show that it is possible for a university course to develop pre-service teachers' TPACK and this development is related to given technology, various personal factors of pre-service teachers, group work among them, and the structure of the course. This thesis presents recommendations regarding content specific technology related courses and collaboration among pre-service teachers in these courses in order to support their TPACK development.
Individualized second language vocabulary learning through a collaborative multimedia platform: A design-based research
Incorporation of computer-assisted language learning applications into learning environments through collaborative learning management systems embedded in a hybrid/native mobile app is the subject of this research to apply, evaluate, and improve adult English as Foreign Language (EFL) learners' digital language learning experiences. This design-based research aims to disseminate the best practice of existing digital services by turning them into a progressive web app (PWA) to be used as a solution to a specific learning environment. Prior to the dissemination step of the research, an exploratory context analysis study was carried out to inform the learning environment (Phase I) in the analysis step. Following that, worldwide language learning apps and platforms were examined, analyzed, and mapped within the scope of international projects to form the pattern of the features of the recent worldwide digital language learning solutions (Phase II). In the design step, a set of studies was conducted to utilize the most effective method considering the parameters of the learning environment where research is carried out. Firstly, the effectiveness of individualized second language vocabulary learning strategy aid through prompts, instead of conventional comprehension exercises, was examined. In addition, research fostering the strategy use by prioritizing the cognitive steps as facilitators was designed to address the critical gap of considering individualized variables in e-learning solutions. In the development stage of the research, the concept of digital language learning and adult EFL learners was introduced to a transformative solution of an innovative hybrid learning environment existing in all digital platforms (Phase III). Lastly, the implementation of the designed tool was compared to conventional methods that have been used in the learning environment and it was found out that the individualization of second language vocabulary learning in e-learning environment was effective when cognitive steps were taken into account and e-learning principles were applied (Phase IV). It was found out that the learners in the experimental group were able to improve their ability to self-regulate their vocabulary learning process, as well as their learning motivation and sense of self-efficacy by utilizing the designed tool. Keywords: Design-Based Research, Educational Digital Transformation, Progressive Web App, Vocabulary Learning, Instructional Design
Yazılı ve görüntülü sembol sistemleriyle yapılan öğretimin örgün ve uzaktan eğitim öğrencilerinin başarısına etkisi
DOKTORA TEZ ÖZÜ YAZILI VE GÖRÜNTÜLÜ SEMBOL SİSTEMLERİ İLE YAPILAN ÖĞRETİMİN ÖRGÜN VE UZAKTAN EĞİTİM ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARISINA ETKİSİ Müjgan Bozkaya İletişim Bilimleri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mayıs 1999 Danışman: Doç.Dr. Ali Şimşek Bu çalışmanın amacı, farklı sembol sistemlerinin, uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin basan, kişisel güven, tutum, materyali tamamlamak için harcadıkları süre ve öğrenme kalıcılığı üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırmada, farklı sembol sistemlerinden öğrenmeyi belirlemek için çoktan seçmeli basan testi, öğretim materyaline karşı tutundan ölçmek için de, Likert tipi bir tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya, örgün ve uzaktan öğretimin İktisat ve İşletme bölümlerinde okuyan, 161 üniversite 2. sınıf öğrencisi denek olarak alınmıştır. Denekler, öğretim materyallerini; yalnız yazılı, yalnız görüntülü ve yazılı-görüntülü birlikte çalışan gruplara atanarak çalışmışlardır. Öğretim materyalini tamamlamak üzere her gruba bir hafta çalışma süresi verilmiştir. Bu sürenin sonunda, öğrenciler, kendilerine verilen basan testini ve hemen ardından tutum ölçeğini doldurmuşlardır. Denemenin bitiminden iki hafta sonra aynı basan testi öğrenmenin kalıcılığını ölçmek için kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı sembol sistemlerinden öğrenme etkinliğinin öğrencilerin başansına, güvenlerine ve öğrenmenin kalıcılığına anlamlı bir katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Çalışmaya katılan denekler sembol sistemlerine karşı olumlu bir tutum sergilemişlerdir. Elde edilen bulgular, örgün öğretimdeki öğrencilerin özellikle yazılı sembol sistemine, uzaktan öğretimdeki öğrencilerin ise, yazılı ve görüntülü sembol sistemlerini birlikte kullandıktan durumda tutumlarının daha olumlu olduğunu göstermiştir. n
Bilgisayar destekli öğretimde güdülenme kaynağı ve yetkinlik düzeyinin öğrenci başarı ve tutumları üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, ARCS modeline dayalı olarak tasarımlanan bilgisayar destekli öğretimde güdülenme kaynağı ve yetkinlik düzeyinin öğrencilerin akademik başarıları, güven düzeyleri, tutumları, zaman kullanımları, öğrenmenin kalıcılığı ve güdülenme düzeyi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Güdülenme kaynağı olarak içten ve dıştan güdülenme; yetkinlik düzeyi olarak ise %50, %70 ve %90 yetkinlik düzeyleri temel alınmıştır. Araştırmanın denek grubunu Eskişehir'deki iki özel ilköğretim okulunun toplam 137 kişilik 6. ve 7. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada öğretim materyali olarak, deprem konusunu ele alan ve yaklaşık 1,5 saat süren bir bilgisayar destekli öğretim programı kullanılmıştır. Programı tamamlayan öğrenciler, basan testi, tutum ölçeği ve güdülenme ölçeğim yanıtlamışlardır. Öğretimden iki hafta sonra aynı başarı testi, öğrenmenin kalıcılığım ölçmek üzere yeniden uygulanmıştır. Araştırmayla elde edilen sonuçlar topluca değerlendirildiğinde, güdülenme kaynağının öğrencilerin başarılan üzerindeki etkisi anlamlı değildir. Ancak yetkinlik düzeyi değişkeni öğrencilerin akademik basanlarım anlamlı ölçüde etkilemiştir. Ayrıca, güdülenme kaynağı değişkeni de öğrencilerin güdülenme düzeylerine anlamlı ölçüde etki göstermiştir. İçten güdülenen öğrenciler, dıştan güdülenen öğrencilere göre öğretime daha fazla dikkat göstermiş, gereksinimleriyle ilişki kurmuş, basanlarına güvenmiş ve doyum sağlamıştır. Çalışmaya katılan tüm öğrenciler bilgisayar destekli öğretime ve öğretimin içeriğine karşı olumlu bir tutum sergilemişlerdir.
Sanal sınıf yönetiminde görev alacak öğretim elemanlarının eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi
Bilişim teknolojilerinin ucuzlaması ve yaygınlaşması sonucunda hızlanan bilgi akışı zaman, mekân, mesafe algılarını değiştirmiştir. Diğer yandan, hızla artan nüfus ve ekonomik koşullar nedeniyle eğitim sistemine olan talep de artmıştır. Bu gelişmeler doğrultusunda, zaman ve mekânda sınırlılıkları olan örgün sınıf öğretimine ek olarak uzaktan öğretim yaklaşımı gündeme gelmiştir. Yapılan çalışmalar, uzaktan eğitim kapsamında sanal sınıfların giderek yaygınlaşacağına ve uzaktan eğitimdeki eğilimin bu alanda yoğunlaşacağına işaret etmektedir. Küresel eğilimlerden etkilenen Türk Eğitim Sisteminde de bu alandaki girişimlere önem ve ağırlık verilmesi gerekmektedir. Sanal sınıflarda erişim için kullanılan araç ve yöntemlerin etkili kullanımı ve öğrencimemnuniyeti büyük oranda öğretim elemanın bilgi, becerileri ve yeterlilikleri ile ilişkilendirilmektedir. Sanal sınıf uygulamalarının yaygınlaştırılması ve daha etkili hale getirilmesinde en önemli faktör, öğretim elemanlarına sanal sınıf yönetimi becerilerinin kazandırılması ve uygulama öncesinde eğitim verilmesidir. Bu araştırma ile sınıf yönetiminin boyutları açısından, sanal sınıf yönetiminde görev alacak öğretimelemanlarının eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Genel tarama modelinde desenlenen araştırmada nitel ve nicel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında, nitel araştırma tekniklerinden odak grup görüşmesi sonucunda elde edilen verilerden yola çıkılarak, öğretim elemanlarının sanal sınıf yönetimine ilişkin eğitim gereksinimlerini belirlemek amacıyla bir anket formu geliştirilmiştir. Yedi öğretim elemanının katılımı ile gerçekleştirilen odak grupgörüşmesi verilerinden yola çıkarak hazırlanan anket formu, çalışma evreni olarak belirlenen 480 öğretim elemanına gönderilmiş; anketlerden 228'i geri dönmüştür. Formların kontrolü sonucunda toplam 215 anket formu değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma verilerinin analizinde öncelikle anket formunda yer alan her madde için frekans ve yüzde değerleri hesaplanmış ve yorumlanmıştır. Anket formuyla ulaşılan veriler ile belirlenen değişkenler arasındaki ilişki ise, kestirimsel istatistiklerden Kay-Kare testi kullanılarak analiz edilmiştir. Anket formunda yer alan açık uçlu soruya verilen yanıtlar kavramlaştırılmış, daha sonra da ortaya çıkan kavramlara göre mantıklı bir biçimde düzenlenip, çıktılar üzerinde elle kodlama yapılarak tema ve alt temalar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak ulaşılansonuçlar alt amaçlara uygun olarak aşağıdaki gibi özetlenebilir:? Öğretim elemanlarının sanal sınıf yönetimi boyutlarına ilişkin görüşleri, sanal sınıfların örgün sınıflardan ayrılan özelliklerine ilişkin eğitim gereksinimleri olduğunu göstermektedir. Eğitim gereksinimleri, özellikle bu boyutların düzenlenmesindeki teknik özelliklere ve becerilere ilişkindir.? Öğretim elemanlarının sanal sınıf yönetimi boyutlarına ilişkin görüşleri ile eğitim alma durumları arasındaki ilişkiyi sorgulayan analizler, eğitim alan öğretim elemanlarının sanal sınıf yönetimi boyutlarına ilişkin temel özellikleri eğitim almayan öğretim elemanlarına oranla daha fazla göz önünde bulundurduklarını göstermektedir.? Öğretim elemanlarının sanal sınıf uygulamalarına ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir.? Öğretim elemanlarının sanal sınıf uygulamalarına ilişkin görüşleri ile eğitim alma durumları arasındaki ilişki sorgulandığında, eğitim alan öğretim elemanlarının sanal sınıf uygulamalarını daha olumlu karşıladığı görülmektedir.? Öğretim elemanları, sanal sınıfların yaygınlaştırılmasının erişim imkânları, kişisel gelişim, eğitim faaliyetleri, işbirlikleri, teknik altyapı ve beceriler, ekonomik özellikler ve gelecekteki uygulamalara uyum açısından Türk Eğitim Sistemine katkı sağlayacağını düşünmektedir.Sonuç olarak öğretim elemanlarına sanal sınıfların yönetimi konusunda verilecek eğitimlerin, uygulamaların iyileştirilmesi ve yaygınlaştırılması açısından etkili olacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda gelecekte yapılacak araştırmalara ve uygulayıcılara öneriler geliştirilmiştir.
Karma öğrenme sistemlerinde ulaşılabilir bilgisayar teknolojilerinin kullanımı
Karma öğrenme (hybrid learning ? h-learning), ulaşılabilir bilgisayar teknolojileri (ubiquitous computing - u-computing) ve ulaşılabilir öğrenme (ubiquitous learning ? u-learning), öğrenme deneyiminin geleceğinde yer alan kavramlardır. Öğrenmenin değişen yapısına ayak uydurabilmek için bu kavramların daha iyi anlaşılması ve bu geçiş sürecinin bir parçası olan karma öğrenme bağlamında ulaşılabilir bilgisayar (u-bilgisayar) teknolojilerinin uygulanabilirliğinin sorgulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, yapılan bu araştırmayla söz konusu sorunu yanıtlayabilmek için, uyarlanabilir öğrenme kuramı (adaptive learning theory) çerçevesinde ulaşılabilir öğrenmenin (u-öğrenme) tanımı, nitelikleri, boyutu ve bileşenleri, kapsamı, uygulanabilirliği ve geleceğine ilişkin uzman görüşleri alınmıştır.Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada nitel ve nicel veri toplama araçları kullanılmıştır. Bu çalışmada uzman görüşlerine nitel veri toplama aracı olan yarı yapılandırılmış açık uçlu anket ve nicel veri toplama aracı olan Beşli Likert tipi anket aracılığıyla ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış açık uçlu anket aracılığıyla 3 uzmandan, Beşli Likert tipi anket aracılığıyla 34 uzmandan veri toplanmıştır.Elde edilen veriler doğrultusunda u-bilgisayar teknolojilerinin karma öğrenme sistemlerinde uygulanmaları sonucunda u-öğrenme ortamlarının geliştirilmesi için gereksinim duyulan temel u-bilgisayar teknolojilerinin mobil cihazlar ve kablosuz ağ erişimi olduğu, bunun önündeki en önemli sınırlılığın sınırsız erişim olduğu saptanmıştır. Uzman görüşleri çerçevesinde düzenlenmiş bir u-öğrenme tanımı oluşturulmuştur: U-öğrenme, bağlam-farkındalıklı, u-bilgisayar teknolojilerinden yararlanan her yerde ve her zaman öğrenmedir. Son olarak bu araştırma kapsamında, karma öğrenme ve u-öğrenme alanlarında u-bilgisayar teknolojilerine ilişkin yapılacak çalışma ve uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Karma Öğrenme, Ulaşılabilir Bilgisayar Teknolojileri, Ulaşılabilir Öğrenme, Uyarlanabilir Öğrenme.
Bilişim teknolojileri öğretmen adayları arasında çevrimiçi sosyal ağların öğretim amaçlı kullanımı
Bu çalışmanın temel amacı, bilişim teknolojileri (BT) öğretmen adaylarının yoğunlukla kullandıkları çevrimiçi sosyal ağların (ÇSA'ların) öğretim amaçlı kullanımını bir yenilik olarak kabul etme süreçlerinin değerlendirilmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda, katılımcıların ÇSA sitelerinin öğretim amaçlı kullanımına ilişkin gereksinimlerinin belirlenmesi; bu gereksinimler paralelinde ÇSA'lar ile harmanlanmış bir öğrenme ortamının hazırlanması; uygulama deneyimlerine ve ilgili alanyazına uygun bir ölçek geliştirilmesi; geliştirilen ölçek yardımıyla bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının var olan durumlarının belirlenmesi ve uç değerlere sahip durumların derinlemesine incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, karma desenli yöntemler arasından eşzamanlı çoklu desen yaklaşımı kullanılmıştır. Genel amaca yanıt verebilmek için çalışma, dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencilerden ayrıntılı bilgi elde edebilmek ve bu bilgiler doğrultusunda ölçek maddeleri geliştirebilmek için Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) Bölümü öğrencilerinden 2011-2012 öğretim yılı bahar döneminde açılan BTÖ426 Proje Geliştirme ve Yönetimi II dersini alan 53 öğretmen adayından veri toplanmıştır. İkinci aşamada öğretmen adaylarının belirttiği gereksinimler doğrultusunda, yüz yüze derslerin ÇSA'lar üzerindeki etkinliklerle desteklendiği harmanlanmış bir öğrenme ortamı sunulmuştur. Harmanlanmış öğrenme ortamında yapılan etkinlikler 2011-2012 öğretim yılı bahar dönemi boyunca (14 hafta) sürdürülmüştür. Çalışmanın üçüncü aşamasında, bir önceki aşamadan elde edilen veriler ışığında "Çevrimiçi Sosyal Ağların Öğretim Amaçlı Kabulü ve Kullanımı" ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek geliştirme ve faktör analizi için Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi BÖTE öğrencilerinden veri toplanmıştır. Bir sonraki aşamada ölçek, Türkiye genelinde var olan durumun belirlenmesi amacıyla, seçilen yedi devlet üniversitesinin BÖTE bölümlerinde okuyan birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerine gönderilmiştir. Örneklem seçiminde, "2012 Sosyal Bilimler Alanında Üniversitelerin Sıralaması Raporu"nda yer alan sıralamadan her alt kümeyi temsil edecek seçkisiz örneklemler alınması süreci izlenmiştir. Gönderilen ölçek, 567 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi tarafından yanıtlanmış ve %66,36 geri dönüş oranı sağlanmıştır. Bu aşamanın bir uzantısı olarak uç değerlere sahip üniversitelerin öğrencilerinden çok düşük ya da çok yüksek kabul etme ve kullanım düzeyine yol açan etmenler hakkındaki görüşleri alınmıştır. Bu aşamadaki nitel veriler, uç değerlere sahip üniversitelerde seçkisiz olarak belirlenen ikisi birinci sınıf ikisi de dördüncü sınıf olmak üzere toplam dört BÖTE bölümü öğrencisinden toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri anketler ve ölçek yardımıyla, nitel verileri ise gözlem, yarı-yapılandırılmış görüşme, odak grup görüşmesi ve ÇSA etkinlik kayıtları yardımıyla toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 20 yardımıyla betimsel istatistikler, açımlayıcı faktör analizi ve parametrik testler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca LISREL 8.0 yardımı ile ölçek verileri üzerinde doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler ise, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Gerek sınıf içi uygulamalardan gerekse ölçekten elde edilen bulgular eşliğinde BT öğretmen adaylarının ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kabul ve kullanım durumlarının performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki ve kullanma niyetlerinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Geliştirilen ölçekte bu faktörlerin varyansın %64,37'sini açıkladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular eşliğinde, BÖTE öğrencilerinin ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kullanmaya ilişkin olumlu yaklaşım sergiledikleri gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılan BOT öğretmen adaylarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımına ilişkin ortalama puanlarının cinsiyet ve üniversite bağlamında farklılaştığı görülmüştür. Araştırmada irdelenen bir diğer değişken sınıf düzeyidir. Gerçekleştirilen çözümlemeler sonucunda, sınıf düzeyi değişkeninin kabul ve kullanım üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve sınıf düzeyi değişkeninden elde edilen bulgular, var olan BÖTE bölümü öğretim programlarının öğrencilerin benimseme düzeylerini etkileyip etkilemediği sorusunu akla getirmiştir. Farklılığın doğasını belirlemek amacıyla uç değerlere sahip üniversitelerdeki öğrencilerle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda, var olan BÖTE bölümü programlarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımı üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, var olan farklılığın, üniversitelerde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının kendi derslerinde ÇSA'ları öğretim amaçlı kullanma düzeyleriyle açıklanabildiği görülmüştür.
Scratch ile programlama öğretiminin bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının motivasyon ve başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı Scratch ile programlama öğretiminin öğrencilerin motivasyon ve programlama başarısına etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümünde eğitim gören 52 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar 26 öğrenci deney ve 26 öğrenci kontrol grubunda olacak şekilde yansız atama yapılarak iki farklı gruba ayrılmışlardır. Uygulamanın ilk yedi haftalık bölümünde programlama mantığının kazandırılması ve temel programlama yapılarının öğretilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla deney grubundaki katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı etkinlikleri, kontrol grubunda yer alan katılımcılar ise mevcut ders programındaki haliyle akış diyagramları ile problem çözme etkinlikleri yapmışlardır. Uygulamanın ikinci yedi haftalık bölümde ise hem kontrol hem de deney grubunda aynı yöntem kullanılarak C# programlama dili öğretimi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Başarı Testi, Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği ve Odak Grup Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada 3 (ölçme zamanı)*2 (grup) faktöriyel desen kullanılmıştır. Hem deney grubunda hem de kontrol grubunda Başarı Testi ile Güdülenme ve Öğrenme Stratejileri ölçeği, öntest, sontest ve sontest 2 olmak üzere üç defa uygulanmıştır. Ayrıca hem deney hem de kontrol grubundaki katılımcılar ile ilk yedi haftalık uygulamanın sonunda ve C# programlama öğretiminin yapıldığı ikinci yedi haftalık uygulama sonunda odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde çok değişkenli varyans analizi (MANOVA), tek değişkenli varyans analizi (ANOVA) , bağımsız örneklem t-testi, bağımlı örneklem t-testi ve içerik analizi kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre; katılımcıların hem motivasyon hem de başarı puanları; ölçüm zamanına göre, grup değişkenine göre (öğretim yönteminin türüne göre), ölçüm zamanı ve grup değişkeninin etkileşimine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre yapılan basit etki analizi sonucunda katılımcıların motivasyon puanlarının öntestte her iki grupta benzer olduğu, sontest ve sontest 2'de ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Ayrıca ölçüm zamanı bağlamında kontrol grubunda katılımcıların motivasyon puanlarının tüm uygulama sonunda azaldığı, deney grubunda ise arttığı görülmüştür. Katılımcıların programlama başarı puanları ele alındığında öntestte her iki grupta da benzer olduğu, sontest ve sontest 2' de ise deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçüm zamanı bağlamında ise hem kontrol hem de deney grubundaki katılımcıların programlama başarı puanlarının tüm uygulama sonunda arttığı görülmüştür. Ayrıca grup değişkeni bağlamında artışın deney grubu lehine anlamlı olarak farklı olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel verileri incelendiğinde deney grubunda yer alan katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı etkinliklerinin eğlenceli ve kolay olduğunu, ders süresince yapılan etkinliklerin programlama mantığını kazandırmada ve motivasyonu artırmada etkili olduğunu, ancak bazı temel yapılar için yetersiz olduğunu dile getirmişlerdir. Kontrol grubunda yer alan katılımcılar ise akış diyagramları ile problem çözme sürecinin zor ve sıkıcı olduğunu, ders süresince yapılan etkinliklerde ise aktif olamama ve uygulamanın olmaması gibi sınırlılıkların motivasyonlarını düşürdüğünü belirtmişlerdir. Ayrıca deney grubunda yer alan katılımcılar Scratch ile oyun tasarımı sürecinde edindikleri deneyimin C# programlama öğrenme sürecinde programlama başarılarına katkısının olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmanın sonunda uygulamaya ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunuluştur Anahtar Sözcükler: Programlama, oyun tasarımı, Scratch, akıĢ diyagramları,motivasyon
Ortaokul öğrencilerinin zihnin geometrik alışkanlıklarının kazanımına yönelik dinamik geometri yazılımındaki öğrenme süreçleri
Bu araştırmanın genel amacı 7. sınıf öğrencilerinin dinamik geometri yazılımında (DGY'de) zihnin geometrik alışkanlıkları (ZGA) kapsamındaki akıl yürütme süreçlerinin gelişimini araştırmaktır. Nitel türdeki bu çalışmada öğretim deneyi modeli kullanılmıştır. Araştırma Eskişehir ilinde sosyo-ekonomik durumu orta-düşük seviyedeki bölgede yer alan bir devlet ortaokulundaki 21 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu öğrenciler arasından, altı öğrenci araştırmanın odak katılımcıları olarak seçilmiştir. Öğretim deneyinin ilk haftalarında katılımcıların DGY araçlarını tanımalarını sağlayan orkestrasyon tiplerine ağırlık verilmiştir. Sürecin sonraki bölümlerinde ise katılımcıların ZGA süreçlerini destekleyen matematiksel tartışmalar yapmalarını ve işbirlikli çalışmalarını sağlayan yeni orkestrasyon tipleri kullanılmıştır. Öğretim deneyi sürecinde katılımcıların DGY'de çalışırken, bir göreve uygun araç seçme, seçilen aracın prosedürünü uygulama ve geometrik temsil biçimlerini anlamaya ilişkin enstrümantal zorluklarla karşılaştıkları görülmüştür. Öğretim sürecinin sonraki bölümlerinde bu zorluklara ilişkin önlemler geliştiririlirken, odak katılımcıların ZGA temelli problemlerin çözümünde DGY'ye yönelik farklı kullanım şemaları inşa ettikleri ve DGY araçları yardımıyla "ilişkilendirme", "genelleme", "değişmezleri araştırma" ve "keşif ve yansıtma" süreçlerinde ilerleme kaydettikleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Ortaokul matematik öğrenimi, Zihnin geometrik alışkanlıkları, Dinamik geometri yazılımı, Enstrümantal oluşum, Enstrümantal orkestrasyon.
Çevrimiçi öğretim materyali geliştirme ve uygulama süreçlerinin incelenmesi: İngilizce dersi örneği
Araştırmanın amacı, bir İngilizce öğretmeni tarafından çevrimiçi ortamlar aracılığıyla 9. sınıfın bir dönemlik İngilizce öğretim programına yönelik materyallerin geliştirilmesi sürecinin ve geliştirilen materyallerin öğretme – öğrenme sürecinde kullanılma durumlarının incelenmesidir. Araştırmanın verileri çevrimiçi ortam öğretimi, çevrimiçi öğretim materyali geliştirme ve materyallerin sınıf ortamında kullanılma süreçlerinin video kayıtları, araştırmacı ve öğretmen günlükleri, çalışma kapsamında hazırlanan başarı testi, öğrenci ve öğretmen yazılı görüşme formları, yarı-yapılandırılmış görüşme formu, odak grup görüşme formu ve araştırmacının gözlem notlarından oluşmaktadır. Toplanan nitel veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak, nicel veriler ilişkili örnekler t-testi uygulanarak analiz edilmiştir. Çevrimiçi öğretim materyallerinin uygulanmasıyla ilgili öğrenci görüşleri çoğunlukla olumlu olmuş, öğrenciler süreci eğlenceli, İngilizce becerilerini geliştiren, akılda kalıcı, öğrenmeyi kolaylaştıran ve diğer derslerde de kullanılmasını önerdikleri bir süreç olarak belirtmişlerdir. Benzer şekilde öğrencilere ön test ve son test olarak uygulanan başarı testleri arasında da anlamlı bir fark bulunmuş ve bu veriler nitel verileri desteklemiştir. Öğretmen araştırma sonucunda hem teknoloji yeterliği açısından hem de akademik alanda gelişim göstermiştir. Araştırma süreci boyunca teknik aksaklıklar ve bağlantı sorunları olmuş, öğretmenin bu sorunlara çözüm bulma konusunda da gelişim gösterdiği gözlenmiştir. Buna göre öğretmenin mobil internet kullanımı ve çevrimiçi ortamları aktif bir şekilde kullanmasıyla karşılaşılan sorunlara çözüm bulabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, mesleki gelişim etkinliklerinin bireyin istek, gereksinim, beklenti ve hazırbulunuşluğu göz önünde bulundurulduğunda daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki gelişim etkinliklerinin öğretmen özelliklerine, olanaklarına ve gereksinimlerine göre olarak tasarlanmalarının öğretmenin motivasyon ve verimliliğine katkısı bulunduğu da ulaşılan sonuçlardandır. Anahtar Kelimeler: Mesleki gelişim, Yabancı dil öğretimi, Çevrimiçi ortamlar
Öğretmen adaylarının dinamik geometri yazılımı kullanarak geometrik yer problemlerini çözüm süreçlerinin ve bu süreçlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının dinamik bir geometri yazılımı kullanarak geometrik yer problemlerini çözme süreçlerini incelemektir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'deki orta büyüklükte bir Üniversite'nin, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören ve ?Alan Seçmeli (AS) - Geometri Öğretimi? dersini alan, 36 son sınıf öğretmen adayı oluşturmuştur.10 haftalık çalışma sürecinde öğretmen adaylarına dinamik bir yazılım olan Cabri yazılımı öğretilerek geometrik yer problemlerinin çözümü gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk beş haftasında Cabri yazılımı tanıtılmış ve yazılımın kullanımı ile ilgili çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Ayrıca geometrik yer konusundan bahsedilmiş ve bazı geometrik yer problemleri yazılım kullanılarak çözülmüştür. Araştırmanın 6.-9. haftaları arasında ise, öğretmen adayları kâğıt-kalem ve yazılımı kullanarak toplamda 6 geometrik yer problemini çözmüşlerdir. Araştırmacı bu süreçte rehber konumunda olup problemlerin çözümü esnasında adayları gözlemlemiştir. Ayrıca, 2 ve 10. haftalarda 6 öğretmen adayıyla görüşmeler yapılmıştır.Araştırmanın verileri, ?Araştırmacı Günlüğü Notları?, ?Cevap Kâğıtları?, ?Katılımcı Raporları?, ?Ekran Görüntüleri? ve ?Yarı yapılandırılmış Görüşmeler? olmak üzere farklı veri toplama araçlarıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri birlikte kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının problemleri kâğıt üzerinde çözerken çeşitli hatalar yaptıkları belirlenmiştir. Yazılımla çözüm aşamasına gelindiğinde öğretmen adaylarının yazılımın gerektirdiği matematiksel bilgiyi kullanmakta sıkıntılar yaşadıkları ancak uygulamanın sonlarına doğru bu sıkıntıları aşmaya başladıkları görülmüştür. Bu iki süreç kıyaslandığında ise, adaylar yazılımla çözüm esnasında kâğıt kalemden farklı olarak hipotez kurma, kurdukları hipotezleri test etme, genelleme yapma fırsatı bulmuşlardır. Bunun yanı sıra, yapılan uygulamayla öğretmen adaylarının bu tür problemleri kâğıt-kalem kullanarak çözüm süreçlerinde matematiksel bilgiyi kullanma, bağımlı-bağımsız noktayı belirleme, zihinde canlandırma ve doğru tahminlerde bulunma gibi noktalarda katkı sağladığı tespit edilmiştir. Öğretmen adayları avantajlarını ve dezavantajlarını göz önünde tutarak Cabri gibi DGY'lerin geometrik yer konusu ve ilköğretim geometri öğretiminde kullanımı konusunda olumlu görüş belirtmişlerdir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Geogebra etkinlikleri ile cebir öğrenme: 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel uygulamalarını inceleme
Bu çalışmanın amacı GeoGebra etkinlikleri ile bilgisayar destekli matematik öğretiminde yedinci sınıf öğrencilerinin "Eşitlik ve Denklem" konusuna dair cebirsel düşünmelerinin gelişimini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda tasarlanan öğretim deneyi sürecinde öğrencilerin matematiksel uygulamaları ve eylemleri incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma türü olan öğretim deneyi deseni ile tasarlanmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılında bir devlet ortaokulunda gerçekleşmiştir. Araştırmanın ilk fazında 94 yedinci sınıf öğrencine "Eşitlik ve Denklem" konusuna dair ön test uygulanmıştır. İkinci fazda, belli ölçütlere göre bir pilot katılımcı ve 4 esas katılımcı öğrenci seçilmiştir. Araştırma öğrencilerin cebirsel düşünme biçimleri Sfard'ın (1991) işlemsel ve yapısal kavrayış teorisine göre analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen öğretim etkinliklerinin uygulanması ve klinik görüşmeler esnasında alınan video ve ses kayıtları, ön/son testler ve öğretim etkinliklerinde kullanılan etkinlik kağıtları veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Toplanan veriler sürekli ve geriye dönük analizler yardımıyla analiz edilmiştir. Bulgularda öğrencilerin GeoGebra üzerinden dinamik askı diyagramı modeliyle uygulama yapmalarının, eşitliğin denge anlamı ve eşitliğin korunumu ilkelerine yönelik yapısal kavrayışlarına destek olduğu görülmüştür. Öğrenciler eşitliğin korunumu ilkelerini kullanarak denklemi temsil eden askı diyagramı modeli aracılığıyla denklem çözümünü uygulamalı olarak deneyimlemişlerdir. Bu deneyimin, öğrencilerin denklem çözümüne dair yapısal kavrayışlarını geliştirmesine destek olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretim deneyi boyunca öğrencilerin geçmiş aritmetik bilgilerindeki eksikliklerin cebirsel düşünme süreçlerini olumsuz etkilediği görülmüştür.
Sosyal bilgiler öğretiminde interaktif (etkileşimli) bilgisayar destekli öğretimin öğrenci başarısına etkisi
Dünyamızdaki toplumsal, ekonomik, bilimsel değişme ve gelişmeler günlük yaşamı ve insanlar arası ilişkileri etkilemektedir. Bu etkileme doğal olarak eğitim programlarına da yansımaktadır. Çağdaş toplumsal yaşamdaki bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin gün geçtikçe ve hızla önemli boyutlara ulaşması, daha nitelikli insan gücüne olan gereksinimi karşılamada eğitim programlarının titizlikle geliştirilip uygulanmasını gerektirmiştir. Bu durumda güçlü bir Sosyal Bilgiler eğitimi, sürekli ve hızlı bir değişim içindeki dünyamızda, bu değişmelere uyum sağlayabilmede toplumumuza önemli katkı sağlamaktadır. Eğitim alanındaki yeni araştırmalar ve uygulamalar geleneksel öğrenme, öğretme ve değerlendirme yaklaşımlarını da derinden etkilemektedir.Bu araştırmada ilköğretim okullarında interaktif bilgisayar destekli öğretimin Sosyal Bilgiler dersinde kullanımının akademik başarıya etkililiği incelenmiştir. Öğrencilerin akademik başarıları, interaktif bilgisayar destekli öğretimle işlenen bir ders ile bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle işlenen ders arasındaki farklılıklar tespit edilmiştir. Konu ile ilgili yapılan çalışmalar gözden geçirilerek, interaktif bilgisayar destekli öğretimin öğrencinin başarısını artırdığı tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler dersinde öğrenmede daha etkin, verimli ve kalıcılığı sağlamak amacıyla interaktif bilgisayar destekli öğretimin kullanılmasına önem verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bilgisayar destekli fizik öğretiminin öğrenci başarısına ve öğrencilerin tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı; öğrencilerin başarılarını ve Fizik dersine ilişkin tutumlarını artırmada bilgisayar destekli öğretim ile geleneksel öğretim yöntemini karşılaştırmaktır.Bu çalışma 2008?2009 eğitim öğretim yılının kış döneminde yapılmıştır. Çalışmaya katılan öğrenci sayısı 62'dir. Bu çalışmanın örneklemini İstanbul ili Sarıyer ilçesindeki Sarıyer Kız Teknik ve Meslek Lisesi dokuzuncu sınıf öğrencileri oluşturmuştur.Çalışmanın örneklemi deney grubu ve kontrol grubu olmak üzere rastgele iki gruba ayrılmıştır. Kontrol grubuna geleneksel anlatım yöntemiyle, deneysel gruba ise Crocodile Physics 6.05 programı ile hazırlanan bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle ders anlatılmıştır.Çalışmada ön test-son test kontrol grubu araştırma deseni kullanılmıştır. Öğrencilere, fizik başarı seviyelerini belirleyen fizik başarı testi ve fizik dersine karşı tutumlarını ölçen fiziğe karşı tutum ölçeği kullanılmıştır.Uygulamadan sonra, ?Kuvvet ve Hareket? konusundaki bilgisayar destekli öğretim ve geleneksel yöntemle öğretimin, öğrenci başarısına ve Fizik dersine karşı tutumlarına etkisini görmek için fizik başarı testi ve Fizik dersine karşı tutum ölçeği son test olarak uygulanmıştır.Bu çalışmanın hipotezlerini test etmek için istatistik biliminden yararlanılmıştır. İki grup arasında fizik tutumları ve ön bilgilerinin arasında anlamlı farkların olmadığı görülmüştür.Analiz sonuçlarından bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin ve geleneksel anlatım yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin çalışmanın başlangıcında Fizik başarılarında anlamlı bir fark olmamasına karşın çalışmanın sonucunda aralarında anlamlı fark oluştuğu ve bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin başarılarının önemli bir oranda arttığı görülmüştür.Yine analiz sonuçlarından çalışma sonrasında bilgisayar destekli öğretim yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin Fizik dersine ilişkin tutumları ile geleneksel anlatım yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin Fizik dersine ilişkin tutumları arasında anlamlı bir oluşmasa da Fizik dersine ilişkin tutumlarını önemli bir oranda arttırdığı görülmüştür. Sonuçlar, bilgisayar ortamında işlenen konuların öğrencilerin başarılarında geleneksel anlatım yöntemiyle birlikte etkili olduğunu göstermiştir. Bütün bu bulgulardan bilgisayar destekli öğretimin sınıf ortamlarında kullanılarak verimli sonuçlar alınabileceği ve öğrencilerin derslere olan tutumlarını olumlu yönde değiştirebileceği sonuçlarına varılabilir.