Ekonomik ilişkiler
Bu konu başlığı altında 102 tez
Economic interaction between the Greek Orthodox Church and the Ottoman State in the seventeenth-century Ottoman documents
This thesis examines the nature of the financial activities of the Greek Orthodox Church vis-à-vis Ottoman State during the 17th century that has often been neglected by the historians due to the lack of archival sources. It proposes to overcome these challenges by systematically scanning two important archival collections, namely the Atik Şikâyet Defters and Mühimme Defters, which contain registers covering both ecclesiastical and non-ecclesiastical matters through an examination and analysis of the orders (hüküms) on financial aspects of the ecclestical matters between 1650 and 1690. This research will unveil the evolving dynamics between the church members and the Ottoman officers. Analysis of the orders in these registers with the religious, legal, financial and social dynamics of the petitioners sheds light on the financial changes of the period that is often characterized by almost exclusive crisis in the secondary literature. This thesis shows that the financial relations between them were more complex and that the crisis also included several cases of financial cooperation. Consequently, the findings promise to make a significant contribution to the field of Ottoman and ecclesiastical studies, providing a rich and comprehensive understanding of an important but under-explored period.
Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki siyasi, sosyal, kültür, eğitim ve ekonomi alanındaki ilişkiler (1990-2022)
Bu araştırmada Bosna-Hersek Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki siyasi, sosyal, kültür, eğitim ve ekonomi alanındaki ilişkiler 1990-2022 yılları arasında incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planı incelenmiş ve tarihsel kökleri olan ilişkilerin ortaya konulmasına çalışılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler başlıklar halinde incelenerek ilişkilerin genel yapısı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki eğitim ve ekonomik ilişkiler başlıklar halinde incelenerek ilişkilerin genel yapısı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel kökleri nedeniyle özellik taşıyan Bosna-Hersek Devleti arasındaki kültürel ilişkilerin yoğun olduğu siyasi ve ekonomik ilişkilerin de gelişme gösterdiği belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasında eğitim alanında yapılan anlaşmaların da önemli olduğu eğitim iş birliğinin de son derece gelişmiş olduğu görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki siyasi, sosyal, kültürel, eğitim ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için önümüzdeki yıllarda uluslararası konjonktürel yapıya uygun yeni iş birliklerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
2000'li yıllarda Türkiye Mısır ekonomik ilişkileri üzerine analitik bir çalışma
Bu tezin amacı, Afrika kıtasının önemli ülkelerinden biri olan Mısır'ın iktisadi büyük imkânlarını Türkiye Devleti ve vatandaşları için ortaya çıkarıp ne kadar ikili ilişkiler her yıl çok daha geliştiğini göstermektir. Önemli antlaşmalardan başlayarak her iki ülke için ortak ticari ve iktisadi fırsatlar büyüdüğü görünmektedir. Bu çalışmanın ikinci bölümünde karşılıklı yatırımlara bakarak ister Arap Baharı öncesinde ister sonrasında ne kadar etkili ve cazibeli olduğunu bileceğiz. Ayrıca son olarak 2000 yılından beri Mısır-Türkiye ikili ilişkiler gayet sağlam ki, iki ülkenin arasındaki dış satım ve dış alım işlemleri her yıl bir önceki yıla göre çok daha çoğalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik İlişkiler, Mısır, Türkiye
Turkey-Africa relations in the 21st century: Economic diplomacy
Bu tez, özellikle potansiyeller, gelecek perspektifleri ve ilişkilerin sınırları açısından Türkiye'nin Afrika'ya yönelik artan angajmanına yönelik genel bir bakışa odaklanmıştır. Türkiye'nin Afrıka dış politikasının temel özünü inceler ve 21. yüzyılda Afrika ile ilişkilerin arkasındaki temeli analiz eder. Türkiye'nin Afrika'ya neden daha fazla ilgisi var sorusuna cevap vermeye çalışır. Diğer bir deyişle, bu çalışma 21. yüzyılda Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkileri canlandıran ekonomik etkileşimleri (diplomasi) inceler. Aynı zamanda Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerin kurulmasında anahtar araç olarak ekonomiyi gösterir. 90'lı yıllarda Afrika olarak bilinen kıta, 21. yüzyıldaki kadar Türkiye'yi ilgilendirmemekteydi; çünkü Türkiye Batı ile Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya gibi yakın komşularıyla ilişkilerine daha fazla önem vermekteydi. Bu çalışmada 21. yüzyılda Türkiye'nin Afrika'ya ilgisinin arkasındaki temel siyasi, ekonomik dini, kültürel ve stratejik motivasyonlarla birlikte süreçte karşı karşıya kalınan bazı zorluklar tartışılmaktadır. Bu tez üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm tezde kullanılan dış politika, uluslararası ilişkiler, ekonomi, diplomasi, yumuşak güç ve politik ekonomi gibi bazı temel kavramları tanımlar. İkinci bölüm Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkiye ile Afrika arasındaki ilişki, Soğuk Savaş döneminde Afrika'ya yönelik Türk dış politikası, Afrika kavramı, Kamerun kavramı ve Türkiye kavramını sunmaktadır. Türkiye'nin Afrika ile ilişkilerine genel bir bakış sağlar. Aynı zamanda Türkiye'nin Afrika politikasını ve Afrika Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerini şekillendiren ana unsurları ortaya koymaktadır. Üçüncü bölüm, 21. yüzyılda Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerin sürdürülmesinde temelde ekonomik diplomasi olmak üzere çeşitli yaklaşımları sunar.
Challenges and prospects of bilateral trade relations between Turkey and the Philippines
The bilateral trade relations of the Philippines and Turkey are not wont to attract much attention due to the low volume of their commercial exchanges. But some questions regarding its sluggish growth beg to be asked given their long-standing relationship. This thesis looks into their bilateral trade relations specifically to know what ails and what lies ahead for it. It is an exploratory study seeking answers to these questions by probing into the nature and origins of their bilateral relations as the overarching backdrop of their specific trade relationship. It seeks to identify and describe those issues and challenges that have and continue to beleaguer the relationship in general and on both sides. Such description can provide a clearer understanding to better know what really lies ahead for both countries as it seeks to grow trade and consolidate this relationship. It examines the state of this relationship through a historically-grounded and conceptual approach as its main rudder in identifying its challenges and prospects. It incorporates a few elements of international relations perspectives to augment the overall context at that time and not as its focal analytical frame. It adopts a general environmental analysis focusing on the global, economic and political components to explore the subject with varying levels of depth. The patterns that emerge help point to the types of challenges that plague their relations. Primary and secondary sources of data were gathered and used in this thesis. Primary data include statistical trade data at various points in time and interviews of key informants from both countries whose positions, knowledge and experiences were relevant to the topic. Statistical trade data were reviewed and described for a quantitative qualification of the relationship's character. Secondary data include the scant literature on the relationship of these countries, books, journal articles, news and magazine articles, and other reference materials with specific or related information to the topic. This study shows that their bilateral trade relationship has evolved from a routine yet cordial status to one that is dynamic and more cognizant of the frailties surrounding it. Currently, it still remains underexplored and prone to the erratic tendencies that characterized it in its earlier development. The more recent declines in trade volume are temporary and can be expected to rebound as it has always done previously. There is promise but a more consistent and predictable growth rests on how and when the challenges can be resolutely addressed. More than ten challenges have been identified. Some of these challenges are general and related to common critical factors affecting international trade with their effects spilling over to these countries' trade relations. Some are specific and unique to each country. Some are inherent in weak institutions, others are systemic, others are bred by the internal and external events that unfold, and some are independent of it. Singularly or collectively, they corrode the bilateral and trade relations of these countries. They are constraints that should not be taken lightly as the enduring nature of their trade relationship is not enough of a guarantee. Both countries can't afford to be complacent and must confront these challenges that warrant thoughtful solutions for trade to truly expand and strategically cement the relationship.
The effect of economic and political relations on Turkish Airlines' route decisions
This thesis research aims to put a clear understanding on strategic decisions and activities of Turkish Airlines as a part of the public diplomacy, in other words, soft power. Since the 1980s, Turkish Airlines made an important contribution to Turkish foreign policy. The company has often been used as a tool of public diplomacy. This situation increased significantly after the declaration of the Africa Opening Policy. The objective of this study is to investigate the relationship between economic and political decisions made by Turkish authorities and the private sector and the strategic decisions of Turkish Airlines. For this purpose, an analysis of data considering 9 countries which are Colombia, Latvia, Sri Lanka, Tanzania, Cameroon, Mali, Madagascar, Chad and Ghana, is conducted to figure out whether there is such a relationship. The findings suggest that, there is a positive correlation between traffic numbers and foreign trade. However, a significant result can be obtained by adding revenue per flight, detailed passenger number and increase in the sample countries. Both values, traffic numbers and export level increased significantly after the opening of the embassy in the chosen countries, these actions were supported by other means of soft power such as TIKA and DEIK.
Türkiye-Benin arasında dış ticari ilişkilerine dayalı gıda ve içecek sektöründeki Türk küçük ve orta ölçekli işletmelerin satış performansının değerlendirilmesi: 2010-2016 arasında satış değerleri üzerine bir çalışma
9 Temmuz 2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Benin Cumhuriyeti arasında diş ticaretin daha iyi bir haline getirilmesi için ticari işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu çalışmanın, imzalanan ticari işbirliği anlaşmalarına dayanarak Benin'e ihracat yapan Türk KOBİ'lerin performansı irdelenmek temelli amacıdır. Başka bir ifadeyle, ticari işbirliği anlaşmasının esası olan fuar, sergi, ziyaret, seminer gibi ticari etkinliklerin düzenlenmesi, ticaret heyetleri ve işadamları ziyaretlerinin gerçekleştirilmesiyle Türk KOBİ'lerin ihracattaki performansı açısından başarı olup olmadığını ortaya koyulmaktadır. Bu amaca ulaşılmak için ilk olarak altı (6) hipotezi kapsayan bir araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma gıda ve içecek ürünleri sektöründeki İstanbul ihracatçı birliklerinde Benin Cumhuriyeti'ne en az bir defa ihraç eden KOBİ'lerin tesadüf örneklem yöntemiyle seçildiği üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılarak 332 KOBİ ihracatçı seçilip adres e-mail yöntemiyle gönderilmektedir. 332 firmadan toplamda 172 (yanı % 52 ) kullanılabilir anket elde edilmiştir. Araştırmanın hipotezleri test edilmek için Ki kare, Bağımsız gruplar t- testi, histogramlar (analiz deskriptif ), Tek yönlü varyans (ANOVA) yöntemiyle uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Türk KOBİ'lerin sahip olduğu yabancı diller (Fransızca ve İngilizce) ile Benin'de ticaret fuar ve ticaret heyetlere katılması arasında bağımlı bir anlam olmadığı bulunmuştur. Bunun ardından, Benin Cumhuriyeti'ne ticaret fuarlar ve ticaret heyetlere katılan Türk KOBİ ihracatçının olumlu (pozitif) hem finansal hem de finansal olmayan ihracat performansa sahip oldukları ortaya çıkmıştır.
Uluslararası imaj perspektifinden Türkiye Azerbaycan ilişkileri
Bir ülkenin imajı, uluslararası ilişkilerin oluşumunda en önemli faktörlerden birisidir ve günümüzde imaj kavramının artan önemi, bilgi teknolojilerin hızlı gelişimi, medya ve diğer iletişim araçlarının toplumsal algı ve görüşleri yönlendirebilme özelliğinin, devletin uluslararası düzeyde siyasi karar verme süreciyle doğrudan bağlantılı görülmektedir. Tezin amacı, kültürel ve etnik bağlamda birbirine yakın olan bu ülkelerin faaliyetlerinin başarılı bir dayanışma modeli olarak sunulması, hem Türkiye, hem de Azerbaycan açısından imaj konsepti kapsamında, gelecekte ortak çalışmaların hayata geçirilmesine zemin oluşturarak katkıda bulunmasıdır. Özellikle, bu yönde akademik çalışmaların artması ümit edilmektedir. Yapılan literatür taramasında, her iki ülkenin uluslararası imaj yönetimi çerçevesinde sınırlı çalışmaların bulunması, bu konuya yönelik ilginin artmasına katkıda bulunabilir. Çünkü günümüzde oluşturulan ve yönetilen imaj bir ülke açısından ekonomik gücü kadar stratejik bir öneme sahiptir ve özellikle ülkeye yönelik algının oluşmasında tesirli bir faktör olarak görülmektedir. Bu çerçevede çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Bu çalışma, genel olarak, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin kuramsal açıdan değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, Azerbaycan ve Türkiye arasında siyasal ilişkilerin tarihsel gelişimi ele alınarak, günümüzdeki boyutuna kadar incelenmiştir. Üçüncü bölümde, iki ülke arasında kurulmuş olan ekonomik işbirliği ele alınmaktadır. Bölgesel bağlamda bu işbirliğini pekiştiren enerji ve ulaşım projelerinin gerçekleştirilmesiyle her iki ülkenin elde edeceği olanaklar ve uluslararası alanda bu bölgenin bir enerji merkezine çevrileceği yönünde gelecek perspektifler incelenmektedir. Dördüncü bölümde ise, Türkiye ve Azerbaycan'ın uluslararası tanıtımında yükselen eğilimler değerlenderilerek, her iki ülke arasındaki ilişkilerin uluslararası imaj açısından analizi yapılmıştır. Aynı zamanda, ülke imajını pekiştiren etkinliklerin organize edilmesiyle sağlanan olanaklar, örneğin uluslararası etkinlikler gibi bazı örnekler üzerinden ele alınmıştır. Özellikle, son yıllarda Azerbaycan'da düzenlenen uluslararası spor ve kültürel etkinliklerin ülke imajına sağladığı katkı çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak, imaj üzerinde olan tesiri incelenmiştir
Türkiye-Afrika ilişkilerinin politik ekonomisi: Sudan örneği
Sudan özelinde Türkiye ve Afrika ilişkilerinin politik ekonomisini ele alan bu tez çalışması, 1998 yılında uygulamaya konulan Afrika Açılım Eylem Planı sonrasındaki sürece odaklanmasının yanı sıra; günümüz ilişkilerini daha iyi anlamlandırmak amacıyla okuyucuya tarihsel bir perspektifte sunmaktadır. Türkiye'nin uzun yıllar önemsemediği; fakat tarihsel, kültürel ve coğrafi açılardan yakın olduğu Afrika kıtasına, özellikle 2000'li yılların başından itibaren ilgi duyması Türk akademi literatüründe de kayda değer boşluk yaratmıştır. Bununla birlikte literatürdeki çalışmalarda Türkiye – Afrika ilişkileri genel çerçevede ele alınmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın, hem Sudan özelinde hem de politik ekonomi çerçevesinde ele alınmasıyla literatüre katkı yapmak amaçlanmıştır. Bu amaçlar çerçevesinde çalışmada, TÜİK'den elde edilen ekonomik veriler, hükümetlerin uygulamaya koyduğu politikalar ve sivil inisiyatiflerin projeleri koordineli bir şekilde ele alınmak suretiyle analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda görülmüştür ki; Sudan özelinde Afrika'da sivil inisiyatiflerin ve hükümetlerin ortaya koyduğu eylemler ekonomik angajmanları da beraberinde getirmiş ve Türk ekonomisine kayda değer manada olumlu etki yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Dış Politikası, Türkiye – Afrika İlişkileri, Sudan, Politik Ekonomi, Sudan'da Sivil Toplum Kuruluşları, Afrika Açılım Eylem Planı.
Soviet-Turkish rapprochement in the 1960s: Trade, aid and transfer of technology
After World War II, the Union of Soviet Socialist Republics and the Republic of Turkey entered a period of political estrangement. This thesis focuses on the reestablishment of relations between these two countries in the form of trade and economic cooperation in the 1960s. Drawing upon the Cold War context, the thesis initially provides the political background to the rapprochement, and continues to focus on the particular reasons for the types of economic transactions. In the 1960s, the Soviet Government agreed to assist Turkey's industrialization efforts by agreeing to export technology, machinery, equipment for the construction of several industrial plants. This study aims to evaluate the reasons for this unique cooperation between Turkey, a NATO member, and the Eastern Bloc superpower, the Soviet Union with references to primary sources from the Russian State Archive of the Economy. The main hypothesis of this thesis is that the rapprochement between the Soviet Union and Turkey in the 1960s coincides with a period of a rise in multilateralism in international politics within the context of the Cold War. Both the Soviet Union and Turkey were willing to cooperate with members of the opposing block in favor of their own economic interests. Turkey's industrialization efforts in the 1960s re-quired foreign assistance, which was partially met by the Soviet Union's financial and technical assistance. Regardless, Soviet influence over Turkey, along with the scope of Soviet-Turkish economic relations, remained limited due to various reasons.
German soft power in Turkey and the Balkans in the interwar era, 1918-1939
This thesis examines German soft power policies in the Balkans and Turkey in the Interwar Era. How certain German non-state actors such as the Messeamt, the Leipzig Trade Fair, chambers of commerce, ete. took the initiative and reestablished German economic presence in certain Balkan countries in the mid-192os in the absence of the Weimar government's support is discussed. How German economic drive in the Balkans gained speed following the proclamation of the New Plan in 1934 and how the Balkans played a decisive role in realizing Hitler' s rearmament venture by supplying Germany with various raw materials needed by German war industry are also examined. Similarly, how Turkish-German political, economic, military and cultural relations were re-established and developed in the Weimar period and what kind of changes came out in the bilateral relations and Germany' s soft power practices with the emergence of the Nazi rule in Germany are also addressed. Certain German soft power practices such as investments, student exchange programs, supporting the enıployment of German specialists and academicians in Turkey, arms trade, and using well-established German institutions in Turkey to achieve imperialist aims, ete. are examined in the light ofa variety of primary and secondary sources.
Tarihsel arkaplan ışığında Türkiye ile Norveç arasındaki ekonomik ilişkilerin mevcut durumu ve potansiyeli
Bu çalışma ilk olarak insani gelişmişlik endeksinde Norveç'in birinci sırada yer aldığının görülmesiyle, nedenleri anlaşılmaya çalışılarak başlamıştır. İnsani gelişmişlik düzeyinin pek çok faktörü olmakla birlikte, ekonomik refaha nasıl ulaşıldığı ve bu rafehın hangi yöntemlerle korunduğu, Türkiye açısından Norveç ile olan ekonomik ilişkilerimizin gelişiminin Türkiye'ye nasıl katkı sağlayabileceği ve Türkiye'nin ikili ekonomik ilişkilere hangi katma değerleri sağlayabileceği sektörel bazda incelenmiştir. Çalışmanın amacı daha önce kapsamlı bir çalışma yapılmamış olan Türkiye ile Norveç'in 1928 yılı itibariyle ikili ekonomik ilişkilerinin arkaplanını oluşturduktan sonra güncel ekonomik ilişkileri incelemek ve ikili ekonomik ilişkilerimizde bir potansiyel olup olmadığını, varsa hangi alanlarda olabileceğini araştırmaktır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kısaca Norveç tarihi ele alınmış, ikinci bölümde Türkiye-Norveç ikili ekonomik ilişkilerinin tarihsel arkaplanı belgelerle incelenmiş,üçüncü bölümde güncel ekonomik ilişkilerimize değinilmiş ve dördüncü bölümde de Türkiye ile Norveç'in ekonomik ilişkilerinde potansiyel mevcut olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmıştır. İncelemeler sonucunda karşılıklı ekonomik ilişkilerimizde özellikle bazı sektörlerde büyük potansiyel bulunduğu; bununla beraber her iki ülkenin halihazırda işbirliği içinde bulundukları ülkeler ve ülke topluluklarıyla olan ikili ilişkilerinin zaman zaman Türkiye-Norveç ekonomik ilişkilerinin potansiyelini engelleyici etki yapabildiği gözlemlenmiştir.
Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği
Ülkeler ekonomilerine ekonomik büyüme ve kalkınma sağlamak amacıyla bölgesel ekonomik entegrasyona gitmektedir. Avrupa Birliği en başarılı ekonomik entegrasyon örneği olarak kabul edilmektedir. Avrasya Ekonomik Birliği de son yıllarda giderek artan ekonomik entegrasyon girişimlerinden biri olup, sahip olduğu büyük pazar potansiyeli ve enerji altyapısı ile dikkati çeken bir oluşumdur . Bu çalışmada, Belarus, Kazakistan ve Rusya tarafından kurulmuş olan Avrasya Ekonomik Birliği ve Birliğin Türkiye ile ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği açıklanmaya çalışılmıştır. Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu incelenmiş, ticaret, yatırım ve enerji ilişkilerine değinilmiş ve en perspektifli alanlar açıklanmıştır. Avrasya Ekonomik Birliği'ni bir bölgesel ekonomik oluşum olarak yakından tanımak için ekonomik entegrasyon teorisi ve teorinin çerçevesinde teorinin gelişimi, ekonomik entegrasyon etkileri ve aşamaları ve Avrasya Ekonomik Birliği'nin gelişim süreci incelenmiştir. Avrasya Ekonomik Birliği'nin güncel sorunları, genişleme çabaları ve geleceği Rusya ve Batı ülkeler arasındaki politik kriz dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Avrasya Ekonomik Birliği'nin ve Türkiye ile ilişkilerinin geleceğine ilişkin tespitler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik entegrasyon, Avrasya Ekonomik Birliği.
Trade and economic relations between Turkey and Afghanistan in the post-war era: 2001-2013
This study investigates the trade and economic relations between Turkey and Afghanistan during 2001-2013 and analyzes the current positions of Turkish investment in Afghanistan. The study consists of three chapters. The first chapter gives information about the economic and political situation of Afghanistan before and after 2001, and analyzes main economic indicators of Afghanistan. Furthermore, the chapter briefly states the political situation and its impact on the economic and social indicators. It also describes the socio-economic development, employment situation, agriculture, education, health, women's economic empowerment and mineral resources of Afghanistan. The second chapter illustrates the economic relations between Afghanistan and Turkey. In this chapter, three most important topics are summarized, namely the history of relations between Afghanistan and Turkey, Turkey's assistance on socio- economic field and trade relations between Afghanistan and Turkey. The third chapter is the most important section of the study. It examines the Turkish investments in Afghanistan in terms of challenges and opportunities and gives useful information about the main investment opportunities in Afghanistan. The chapter finally analyzes the current position of Turkish investments and highlights the challenges to strengthen the trade cooperation in Afghanistan by SWOT analysis.
Economic policies for post-conflict recovery:Comparative study between Rwanda and Burundi
The research tried to investigate the role of economic policies in post-conflict economic recovery. The contribution of the policy reforms made by the governments of Rwanda and Burundi to their economic recovery and development are compared. The main objectives of the study were to identify the role of military expenditure in reducing the risk of new conflict and examine the contribution of domestic investment, foreign aid and FDI to the economic recovery of the two countries. The result from VECM model indicates that domestic investment, foreign aid, foreign direct investment and military expenditure have long run significant effect on economic growth of Burundi and Rwanda. In the short run military expenditure has no any effect on the real GDP in Rwanda but it has significant positive effect on economic growth in Burundi. Also domestic investment does not promote the economic growth and recovery in Burundi. Also the result from Granger Causality test shows that in Burundi; domestic investment Granger causes real GDP. there is unidirectional effect coming from foreign direct investment to real GDP. On the other hand, for Rwanda domestic investment Granger causes real GDP at 5% significance level and there is unidirectional causality coming foreign aid to real GDP in Rwanda. Keywords: Recovery, Economic Policies, Foreign Direct Investment, Domestic Investment
Japonya-Çin ilişkilerinin ekonomik yönünün tarihsel açıdan ele alınması ve CRITIC tabanlı MAIRCA bütünleşik modeli ile analizi
Teknoloji ve dijitalleşmenin gelişmesi ve yayılması ile beraberinde gelen küreselleşme, ülkeler arasındaki ilişkilerin de gelişmesine olanak sağlamıştır. Ülkeler, öncelikle bölgelerinde ve sonrasında dünyadaki ülkelerle ekonomik bağlar kurmuşlardır. Yakın coğrafyada yer alan bazı ülkeler, bu gelişmelerin de etkisiyle birbirlerinin ekonomik gelişimlerini etkilemişlerdir. Bu çalışmada, Japonya ve Çin'in karşılıklı ekonomik etkileşiminin kendi ekonomik gelişimlerine etkisini gösterebilmek adına, tarihsel bakış açısı ile iki ülkenin ekonomik geçmişi ve ilişkileri incelenmiştir. İki ülkenin hem kendi içindeki gelişmeleri hem de ikili ilişkileri araştırılmıştır. Bu araştırmayı destekleyebilmek adına, ampirik yöntemlerden yararlanılmıştır. Çalışmanın ampirik yönü, çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan CRITIC ve MAIRCA ile ele alınmıştır. CRITIC tabanlı MAIRCA yöntemi ile bütünleşik bir model oluşturulmuştur. Modelin en önemli avantajı, bütünleşik modeli oluşturan yöntemlerin nesnel sonuçlar vermesi ve veriler arasındaki korelasyon ve standart sapmalardan faydalanmasıdır. İki ülkeye ait, toplam 10 veriden yararlanılmıştır. Çalışmaya dahil edilen veriler 1980-2023 arası dönemi kapsamaktadır. Her ülke için ayrı ayrı uygulanan modelden çıkan sonuçlar karşılaştırılarak, iki ülkenin karşılıklı etkileşimi yıllara göre değerlendirilmiştir. İncelenen dönemlere ilişkin en önemli bulgu, Japonya'nın dünya ekonomisinde en iyi olduğu dönemlerden birinde Çin'e karşı düşük bir dış ticaret performansı göstermiş olması ve uzun dönemde bu performansın Çin'in lehine dönmesi şeklindedir. Farklılaşan dönemlerde, iki ülkenin dünya ekonomisindeki dış ticaret performansları ile karşılıklı dış ticaret performansları paralel olmamıştır. Bu durum, Çin'in ekonomik başarısı, kısa dönemde bölgesel ekonomideki dış ticaret performansına, uzun dönemde dünya ekonomisindeki dış ticaret performansına; Japonya'nın ekonomik başarısı, kısa dönemde dünya ekonomisindeki dış ticaret performansına, uzun dönemde bölgesel ekonomideki dış ticaret performansına bağlıdır şeklinde yorumlanmıştır.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin ekonomik analizi: Sorunlar, çözüm ve politika önerileri
Derin tarihi ve kültürel bağları olan Azerbaycan-Türkiye arasındaki ilişkiler giderek artan ve derinleşen bir yol izlemiş ve giderek gelişen bir bölgesel güç haline gelmiştir. Çalışmada Azerbaycan-Türkiye ekonomisini yansıtan 2010-2020 dönemi kapsayan veriler kullanılmış ve ekonometrik analizler yapılmıştır. İki ülke ekonomik büyümesine etki eden değişkenlerin geçerliliğini araştırmak için öncelikle kurulan modeldeki değişkenlerin Levin-Lin-Chu, Fisher ADF ve Hadri panel birim kök testleri kullanılarak durağanlık dereceleri tesbit edilmiştir. Sonrakı aşamada değişkenler arasındakı uzun dönemli ilişkilerin varlığı Kao Eşbütünleşme testi ve Pedroni Eşbütünleşme testi ile tespit edilmiştir. Son aşamada uzun dönemli ilişkilerin tahmini Tam Düzeltilmiş En Küçük Kareler Yöntemi (FMOLS) ile yapılmıştır. Panel birim kök testleri ve panel eşbütünleşme tahminleri yapılmış ve ekonomik büyüme ile ihracat, finansal yatırım girişleri arasında anlamlı ve pozitif ilişkinin olduğu sonucuna varılmış, ekonomik büyüme ile finansal yatırım çıkışları ve ithalat arasında anlamlı ve negatif ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen test sonuçlarına göre ihracatı ve ithalatı artırmakla Azerbaycan'a ve Türkiye'ye yapılan yatırımları artırmak, dışa akan sermayeyi de dengelemek gerekmektedir. İki ülke ekonomik yatırımları ve ticarete dayalı ekonomik politikalarını karşılıklı şekilde desteklemeli ve ortak adımlar atılmalıdır.
Türkmenistan'ın Çin politikası ve stratejik ilişkileri
Uzun yıllar Sovyetler Birliğine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Orta Asya ülkeleri 1991'de bağımsızlığını kazanarak kendi kimliklerini ve devletlerini tekrardan inşa etme yoluna gitmiştir. Türkmenistan bildiğimiz gibi Orta Asya ülkeleri arasında en çok enerji kaynaklarına sahip dünya genelinde 4 sırada yer almaktadır. Türkmenistan'ın 1991 yılı öncesi ve sonrası diğer ülkeler ile olan dış politikasını ele alındı. Özellikle Çin Halk Cumhuriyeti ile olan ilişkileri ele alındı. SSCB döneminde Türkmenistan'ın Çin ile olan ikili ilişkileri nasıl başladığı ve bağımsızlık sonrasından günümüze kadar ki iki devlet arasındaki birçok alandaki antlaşmalara değinilmiştir. Ayrıca tez 'in ikinci ve üçüncü bölümlerinde Türkmenistan'ın iki devlet başkanının Çin ile yaptıkları antlaşmalarda ne seviyeye geldiği ve bu antlaşmaların daha çok enerji kaynakları üzerinden devam edip kültürel, eğitim, turizm ve bunun gibi birçok alandaki gelişmelere değinilecektir. Bununla beraber Çin ile Aşkabat arasındaki yıllık ihracat ve ithalat meseleleri ve Doğu Türkistan konusundaki Türkmenistan'ın tutumu ele alınacak. Günümüzde İpek ve Demir yolu gibi projelerin yürürlüğe koyma çabaları ve iki ülke arasındaki bu ticari ilişkilerde yaşanan sorunlara değinilecektir. Çin Hükümeti'nin Orta Asya ülkelerine karşı olan politik anlayışı ve Orta Asya üzerinden oynamak isteği oyunlara karşı Türkmenistan'ın tutumu gibi konular üzerinde yoğunlaşılacaktır. Bunlara ek olarak 'ta Türkmen Gaz'ının Çin'e uzanan boru hattı ile alakalı ve Hazar Denizi havzası gibi meseleler üzerinde durulacaktır.
Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında Çin'in altyapı enerji ve üretim bağlamında Türkiye'ye yönelik yatırımlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma, Bir Kuşak Bir Yol (BKBY) projesinin muhteva, ticari hacim, ekonomik hedefler, finansman kaynakları, dizayn edilen projeler ve global ekonomik portre gibi önemli boyutlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Ayrıca Çin'in ticaret yapısı ve dünya ekonomisi içindeki konumu, dış ticaret politikası reformları, dünya ticaret örgütü üyeliği gibi konulara odaklanmaktadır. Türkiye ve Çin arasındaki ticaret ilişkileri, dış ticaretin yapısı, doğrudan dış yatırımlar ve çeşitli sektörlerdeki işbirlikleri incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, Türk Akımı, Mersin Limanı, İstanbul-Kapıkule Yüksek Hızlı Tren Hattı, Kars-İstanbul Demiryolu, Akkuyu Nükleer Santral, Hunutlu Termik Santrali, Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası ve Kumport Limanı gibi önemli altyapı ve enerji projelerini içermektedir. Betimsel analiz ve tartışma bölümleri, bu projelerin detaylarını ve önemli noktalarını vurgulamaktadır. Sonuçlar ve öneriler kısmı ise bu projelerin etkileri, olası yönlendirmeler ve gelecekteki çalışmalar için önerileri içermektedir. Anahtar Kelimeler: Çin, Türkiye, BKBY, Ekonomik Büyüme, Dış Ticaret
After cold war new dimensions of Japanes foreign policy
ABSTRACT Japan is one of the most leading countries in the world and a very important actor of a international organizations which influnces the world history and foreign policies.One of the prominent resons of choosing this subject is that under the platform of changing world conjecture after Cold War, Japan contains very powerful dynamics in its structure which impacts regional and global power balances in the world. Recognizing Japan from the perspective of academics, and analyzing its tendencies in region and in the world are supposed to affect power balances now and in the future.In order to understand better the probable position of Japannese Foreign Policy now and in the future, and to make some predictions, first of all Political Structure of Japanese of Foreign Policy and the Organs of Foreign Policy Decision-Making Structure must be known.For better understand the actual and future position of Japan in the world, first of all, we have to learn its political structure and foreign policy decision-making mechanisme. In this thesis, I intented to examine historical background of Japan,physical setting and education structure,foreign policy decision making structure,foreign policy actors and all decision-making ranks from the national leader and his nuclear circle to underlevel ranks. Finally, I examined Japanese foreign and economic relations toward other countries and its foreign policy toward the three major powers in Asia-Pasific Region. (Russia, China and U.SA.) X
The economic foundations of Turkish foreign policy during AK Party era
This thesis examines the foreign economic relations of Turkey which is an instrument of Turkish foreign policy and the contribution of Turkish foreign policy to Turkish economy by benefiting both from the statistics and indices. In this context, the economy foreign policy relationship will be scrutinized. Our study is focused on the change of Turkish economy during the period of 2002 – 2012 of Ak Party that came into power after the crisis of year 2001 and the new approaches in the foreign policy within this period. In this study the basic findings are: Firstly, the performance of the Turkish economy in the 1990s is compared with its performance between the years 2002 – 2012 with different parameters and it was seen that there was a relative improvement. Second, in this period the scale is enlarged with new approaches in global and regional areas in the Turkish foreign policy and as a result of this the quests of regional economic integration has been shown by benefiting from statistics. Thirdly, depending on the growth of the scale in Turkish Foreign Policy; by removing visas within the frames of new approaches, it has been facilitated the opening of diplomatic embassies, the signing of free trade agreements, the Non-governmental organizations, to be able to cooperate and conducting trade of the business world with the global and regional world rapidly. In this context, Turkish Foreign Policy has increased the global and regional cooperation and its quests for conducting trade in becoming a "Trading State". Keywords: Ak Party, Foreign Policy, Soft Power, Economy, Trading State
Turkish-Russian economic relations during the Putin era
My thesis is Turkish- Russian Economis Relations during the Putin Era. Economic relations are being examined in this thesis, but there are also some information about Russia history, also, there are some information about Turkish-Russian relations historically. The aim of the history part of the thesis is to give light today's relations. Turkish-Ruıssian trade relations have been getting stronger. However, On the other side, There are different point of view about about foreign policy subjects between Turken and Russia. So the research question is will strong economis relations absorb foreign policy differences between Turkey and Russia.
Avrasya ekonomik iş birliği alanlarında Türkiye'nin rolü
Günümüzde küreselleşme hareketlerinin geldiği nokta itibariyle bir ülkenin uluslararası meselelerden uzak kalması neredeyse imkansızdır ve bu durum dünya politika ve ekonomisinde sesini duyurmak isteyen ülkeleri ekonomik ve politik alanlarda işbirliği yapmaya yöneltmektedir. Uluslararası ekonomik entegrasyonların pazar genişlemesi, içsel ve dışsal ekonomiler, teknolojik gelişme, rekabet ve üretkenliklerini artırma anlamında ülkelerin ekonomik potansiyeli üzerinde önemli rolleri bulunmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin entegrasyona girmek istemelerinin arkasında entegrasyonun avatajlarından yaralanmak ve birliğin faydalarını en üst düzeye çıkarma isteği bulunmaktadır. Ancak entegrasyonun başarıya ulaşması da ekonomik yapı benzerliği, tamamlayıcılık ve rakiplik, politik ve kültürel yakınlık gibi bazı şartların karşılanmasına bağlıdır.Tüm dünyayı kapsayan küreselleşme hareketlerinin bir sonucu olarak 1950 sonrası dönem dünyanın birçok bölgesinde ekonomik işbirliği örgütlerinin kurulduğu bir dönem olmuştur. Dönemin politik yapısı nedeniyle bu oluşumların dışında kalan Avrasya coğrafyası sahip olduğu büyük ekonomik potansiyel sebebiyle dünyanın yükselen ekonomik güçlerinden biri olmasına rağmen coğrafi konumu, sermaye eksikliği ve mono kültürel üretim yapısı nedeniyle bu ekonomik potansiyeli ortaya koyamamaktadır.Bugün itibarıyla dar kapsamlı entegrasyon çabalarının olduğu Avrasya bölgesinde, Avrupa Birliği benzeri bir birlik kurulabilmesi için gerekli altyapı çalışmaları sürdürülmektedir. Ancak böyle bir entegrasyonun kurulabilmesi için bölgenin öncelikli olarak çözmek zorunda olduğu terör, uyuşturucu trafiği, siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik yapı farklılıkları gibi bir takım sorunlar bulunmaktadır.Avrasya coğrafyası, sıklıkla Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte ortaya çıkan ülkeler grubu olarak tanımlanmaktadır. Ancak ekonomik ve politik ilişkileri ve coğrafi konumları nedeniyle Türkiye, İran, Rusya, Çin gibi ülkeler ve AB de bölgeyle yakından ilişkilidirler. İki kıtanın merkezinde bulunan Türkiye hem bazı Avrupa hem de Asya ülkeleriyle ortak bir tarihi mirasa sahiptir. Bu durum Türkiye'nin birçok siyasi krizde arabuluculuk görevi üstenmesiyle göze çarpmaktadır. Yine ekonomik yapı ve ticari ilişkiler bakımından Türkiye'nin, Avrupa ve Asya ülkleriyle bağlantıları bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye, taşımacılık ve enerji kaynaklarının transferinde kullanılacak boru hatlarının rotası için en güvenilir rotalardan biri durumundadır. Bütün bu özellikler Türkiye'yi, kurulacak bir Avrasya birliği için stratejik ortak yapmaktadır.
Dünya ekonomisinde Çin'in yeri ve Türkiye ile ticari ilişkileri
Dünya ekonomisinde önemli bir yere ulaşan Çin'in elde ettiği ekonomik başarının arkasındaki en önemli faktör, ihracatını çok kısa sürede hızla artırması olmuştur. Çin 1979 yılı sonrasında planlama mekanizması ikinci plana bırakarak, piyasa ekonomisine geçişe yönelik olarak önemli reformlar hayata geçirmiştir. Bu reformlarla Çin, tarım sektöründe, devlet ve özel işletmelerde, yabancı yatırımlarda, döviz kuru ve sermaye piyasası gibi alanlarda piyasa ekonomisine geçmek amacıyla önemli dönüşümler gerçekleştirmiştir. Bu reformların sonucu olarak, elde ettiği ticaret hacmiyle dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmiştir. Çin'le aynı dönemde dışa açılmaya başlayan Türkiye'nin, Çin ile ticari ilişkileri zaman içinde hızla artmış, ancak Türkiye'nin Çin ile olan dış ticaretinde büyük açıklar vermesiyle sonuçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çin ekonomisi, ekonomik reform, dış ticaret, ihracat, ithalat, dış açık