Education faculties

104 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören, farklı üniversitelerin eğitim fakültelerinden öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören öğretmen adaylarının 168'i kadın (%62.7), 100'ü erkek (%37.3) olmak üzere toplam 268 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerini incelemek amacıyla Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen değerler ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları "toplumsal değerler", "kariyer değerleri "entelektüel değerler", "maneviyat", "materyalist değerler", "insan onuru", "romantik değerler", "özgürlük", "fütüvvet"tir. Sonuç olarak Değerler Ölçeğinde bulunan 9 alt boyutun tamamında tüm boyutlar için yüksek değer beklentisi elde edildiği ifade edilebilir. Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına göre cinsiyet, büyüdüğü yer, yaş, bölüm, sınıf düzeyi ve medeni durumları p < .05 düzeyinde anlamlı bir farklılık gösterdiği için dağılımların normal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sadece bu test sonucuna göre karar verilmemektedir. Çarpıklık ve basıklık değerleri ölçek ve alt boyutları için -2 ile +2 arasındadır. Bu durumda puanların normalden önemli bir sapma göstermediği ifade edilebilir. Bu durumda ölçek ve alt boyutlarına ait puanların normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Verileri analiz etmede betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi tekniklerinden yararlanılmıştır. SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihleri cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; diğer puan ortalamalarının ise anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Toplumsal Değer için kızların puan ortalaması ( = 84.69), erkeklerin ortalamasından ( = 81.93) daha yüksektir. Benzer şekilde Entelektüel Değerler için kızların ortalaması ( = 41.63) erkeklerin ortalamasından ( = 39.98) daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Değerler, değerler eğitimi ,öğretmenlik mesleği değerleri, öğretmen adayları, değer tercihleri, eğitim fakültesi

Aday öğretmenlerDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Pelin İpek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının kültürel zekalarının incelenmesi (Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi örneği)

Bu araştırmanın amacı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının kültürel zekalarının üstbiliş, biliş, motivasyonel ve davranışsal boyutlarını ortaya koymaktır. Bu amacın yanı sıra kültürel zekanın bu boyutları çerçevesinde akademik unvanlarına göre öğretim elemanlarının görüşleri arasında bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde görev yapmakta olan yedi Prof. Dr., dokuz Doç. Dr., beş Dr. Öğretim Üyesiöğ ve altı Araştırma Görevlisi oluşturmaktadır. Bu örneklemdeki öğretim elemanlarının 12'si kadın, 15'i erkektir. Araştırmada veri toplama amacı ile Kültürel Zekâ ölçeğinden yola çıkılarak hazırlanan bir yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik ve betimsel analizi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan öğretim elemanlarının üstbilişsel boyutta kültürel zekâ seviyelerinin yüksek olduğu, bilişsel boyutta ise öğretim elemanlarının farklı kültürlerin benzeşen ve farklılaşan yönlerine dair bilgi sahibi olmadaki başarılarının düştüğü, motivasyonel boyutta çokkültürlü ortamlarda ya da farklı kültürlerden bireyler ile etkileşimde başarılı oldukları ve davranışsal boyutta dilsel ve yarıdilsel davranışlarını ortama uygun şekilde kontrol edebildikleri görülmüştür.

Eğitim fakülteleriKültürel zekaMuğla+1
Burak Yaba
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültelerindeki öğretmenlik uygulaması dersinin değerlendirilmesi ve öğretim programının hazırlanması

Bilgi çağı ile birlikte ortaya çıkan yeni anlayış tüm alanları olduğu gibi eğitim alanını ve öğretmenlik mesleğini de etkilemektedir. Bu çağda öğretmenlerden beklenen var olan bilgiyi aktarmaları değil, eleştirel bir bakış açısıyla bilgiye ulaşıp kullanmaları ve bilgiyi üretecek becerilere sahip olmalarıdır. Bu yeni anlayış öğretmenlik mesleğinin ve öğretmen yetiştirme sisteminin yeniden ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Osmanlı Devleti'nden günümüze köklü bir geçmişe sahip olan öğretmenlik yetiştirme sistemimizin de bu yeni anlayışa göre düzenlenmesi gerekmektedir. Nitekim gerek mesleğe başlamış öğretmenlerin nitelikleri ile ilgili, gerek eğitim fakültelerinde gerçekleşen hizmet öncesi öğretmen eğitimi ile ilgili sorunların yaşandığı yapılan pek çok çalışmada ortaya konmuştur. Öğretmen yetiştirme sistemimizde yaşanan sorunların önemli bir ayağını teori ve uygulama arasında yeterli bağlantıların kurulamaması oluşturmaktadır. Bu noktada öğretmen adaylarının okullardaki deneyimleri önemli bir işlev görmekte ve öğretmenlik uygulaması dersi ile öğretmen adayları aldıkları teorik eğitimi uygulamaya geçirme ve böylece öğretmenlik meslek becerilerini geliştirme fırsatı yakalamaktadır. Bununla birlikte, öğretmenlik uygulaması sürecinde nicelik ve nitelik olarak pek çok sorunla karşı karşıya kalındığı görülmektedir. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için kapsamlı bir değerlendirme çalışmasının yapılması ve öğretmenlik uygulaması için güncel bir öğretim programının hazırlanması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, Stufflebeam'ın Bağlam, Girdi, Süreç ve Ürün Değerlendirme Modeli temel alınarak eğitim fakültelerindeki öğretmenlik uygulaması dersinin değerlendirilmesi ve öğretim programının hazırlanmasıdır. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemine göre desenlenmiştir. Araştırma ardışık açıklayıcı karma desene uygun olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki eğitim fakültelerinde öğrenim gören ve öğretmenlik uygulamasına devam eden öğretmen adayları, öğretmenlik uygulamasını yürüten uygulama öğretim elemanları ve uygulama öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel veriler toplandığından örneklem seçimi iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel verileri 4 eğitim fakültesinde öğrenim gören 1129 öğretmen adayı, bu fakültelerde görev yapan 90 uygulama öğretim elemanı ve uygulama yapılan illerde (Van, Diyarbakır, Konya, İzmir) MEB bünyesindeki okullarda görev yapan 314 uygulama öğretmeninden toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, 24 öğretmen adayı, 18 uygulama öğretmeni ve 18 öğretim elemanından görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Öğretmenlik Uygulaması Dersi Değerlendirme Anketi", "Odak Grup Görüşmesi Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Anket formunun geliştirilmesi sürecinde literatür taraması yapılmış, uzman görüşü alınmış ve pilot uygulama yapılmıştır. Görüşme formlarının geliştirilmesi sürecinde uzman görüşü alınmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 18 ve NVivo 7 programlarından yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, Kruskall Wallis H Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniklerine başvurulmuştur. Araştırmada ulaşılan bazı sonuçlar aşağıdaki gibidir: • Öğretmenlik uygulamasına ayrılan süre yetersiz, paydaşların görev ve sorumluluklarının yeterince tanımlanmamış ve uygulama okulları uygun koşullara sahip değildir. • Öğretim programının amaç, içerik, öğretme-öğrenme süreci ve değerlendirme öğeleri uygun hazırlanmamış; öğretmen adayı, uygulama öğretmeni, uygulama öğretim elemanı ve okul yöneticilerinin gerekli yeterliklere sahip değildir. • Öğretmen adayı ve uygulama öğretim elemanı görüşlerine göre öğretmen adaylarının sürecin başında yeterince bilgilendirilmediği, seminer çalışmasının düzenli olarak yapılmadığı, etkili bir ders hazırlığı süreci geçirilmediği, yeterli ve nitelikli ders işlenmediği ve ders sonrası dönüt verilmediği, ölçme ve değerlendirmeye dönük yeterli çalışmaların yapılmadığı ortaya çıkmıştır. • Öğretim elemanlarına göre öğretmen adaylarının öğretim yöntem ve tekniklerini etkili kullanma, öğretim teknolojilerini kullanma, ölçme ve değerlendirme, materyal geliştirme, derse aktif katılımı sağlama, pekiştireç verme ve öğrencilere yönerge verme gibi becerilerinin yeterince gelişmediği ortaya çıkmıştır. • Öğretmenlik uygulamasının süresi arttırılarak farklı koşullara sahip okullarda uygulama yapılmalıdır. Ayrıca, öğretmenlik uygulaması öğretim programının kapsamı genişletilerek ders planlama, ders işleme, seminer yapma gibi çalışmaların yanı sıra ölçme-değerlendirme çalışması yapma, idari işler yapma, ders dışı etkinliklere katılma, okul-aile işbirliği çalışmaları yapma ve günlük tutma gibi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen eğitimi, öğretmenlik uygulaması, program geliştirme, program değerlendirme

Ders programlarıDerslerEğitim+5
Mecit Aslan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri: İnönü Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın genel amacı, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimi düzeylerinin belirlenmesi, karşılaştırılması ve eleştirel düşünme eğilimlerine etki edebileceği düşünülen bazı faktörlerin incelenmesidir.Araştırmanın çalışma evrenini, 2010-2011 eğitim- öğretim yılında İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi programlarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma 1247 öğretmen adayından elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Tarama deseni kullanılan bu araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan ?Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği? kullanılarak elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi, bağımsız örneklemler için ?t? Testi ile ikiden fazla grup karşılaştırmaları ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) ile yapılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi düzeylerinin ?iyi düzey? seviyesinde olduğu, sınıf düzeyinde üst sınıflar lehine anlamlı bir farklılık olduğu; devam edilen programa, anne eğitim düzeyine, gelinen ilin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyine ve aile gelirine göre eleştirel düşünme eğilimi ortalamaları arasında anlamlı farklılaşmalar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Cinsiyetin, baba eğitim düzeyinin ve öğrenim türünün öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi üzerinde belirleyici faktörler olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, Eleştirel Düşünme Eğilimi

Eleştirel düşünceEğitim fakülteleriÜniversite öğrencileri
Yalçın Karalı
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları

Bu araştırmanın amacı, Türkiye?deki eğitim fakültelerinde görev yapan akademisyenlerin çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarını incelemektir. Bu amaçla elektronik ortamda oluşturulan ölçek ve açık uçlu sorular, Türkiye?de eğitim fakültesi bulunan 83 üniversitenin akademisyenlerine e-posta olarak gönderilmiştir. Karma araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmaya, toplam 745 kişi katılım göstermiştir. Araştırmanın katılımcılarından 520?si Çokkültürlü Eğitim Tutum Ölçeği?ni tamamlamıştır. Bu 520 kişinin ölçeğe verdikleri cevaplar puanlandırılmış ve bu puanlar kullanılarak çeşitli analizler elde edilmiştir. Ölçeğe verilen yanıtlar ışığında Cronbach Alpha güvenirlik analizi yapılmış ve ölçeğin güvenirlik katsayısı .92 olarak ölçülmüştür. Analizler sonucunda akademisyenlerin aldıkları puanların aritmetik ortalamasından, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca akademisyenlerin demografik bilgileri bağımsız değişken olarak kullanılmış ve Regresyon Analizi yapılmıştır. Yapılan Regresyon analizinde katılımcıların demografik bilgilerine bakılarak, çokkültürlü eğitime ilişkin tutumları hakkında yorum yapılamayacağı anlaşılmıştır. Akademisyenlere sorulan açık uçlu sorular içerik analizi yöntemi ile derinlemesine analiz edilmiş, yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda akademisyenlerin (%92) çokkültürlü eğitimi Türkiye için avantajlı bir eğitim türü olarak gördükleri; çokkültürlü eğitimin dezavantajlarının, bu eğitimin uzmanlar tarafından verilmemesinden kaynaklı olabileceğini ve çokkültürlü eğitimi verecek olan öğretmenlerin yetiştirilmesi için lisans derslerine çokkültürlülük olgusunun bütünleştirilmesi gerektiğini düşündükleri anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Çokkültürlülük, Çokkültürlü Eğitim, Akademisyenlerin Tutumları

Akademik personelAkademisyenlerEğitim+3
Fadime Damgacı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin çokkültürlülüğe ve çokkültürlü eğitime dair görüşleri

Bu çalışma, çokkültürlülük ve çokkültürlü eğitim kavramlarından yola çıkarak hazırlanmıştır. Çokkültürlülük, çeşitliliği kabul etmek ve kültürleri tek bir kültür altında toplamak yerine, eşit bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır. Çokkültürlü eğitim ise öğrencilerin farklılıklarını yadsımadan onları önemsemesi ve eşit bir ortamda eğitimin devam etmesini sağlayan bir süreçtir. Çokkültürlü eğitim, bir süreç içerisinde eğitimsel bir reform hareketidir. Çokkültürlü eğitimde öğrencinin ırk, etnik kimlik, sosyal sınıf gibi farklılıklarından dolayı herhangi bir fırsat eşitsizliği yaşamaması savunulur. Bu doğrultuda ilgili alanyazın taranmış ve literatür oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı İstanbul'daki eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin çokkültürlülüğe ve çokkültürlü eğitime dair görüşlerini belirlemektir. Bu kapsamda eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin cinsiyet, etnik kimlik, üniversite türü (özel/devlet), bölüm ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre görüşleri arasında anlamlı farkların olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup, Mann Whitney U Test ve Kruskal Wallis Test analizlerine başvurulmuştur. Çalışmada verileri toplayabilmek için bir anket geliştirilmiştir. Anketin geçerlik ve güvenirlik analizleri için pilot uygulamalar yapılmıştır. Alana kazandırılan bu anketin uygulanması sonucunda, 967 katılımcı ankete cevap vermiştir. Anketin sonuçlarına göre eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin çokkültürlülüğe ve çokkültürlü eğitime dair görüşleri olumlu çıkmıştır. Anketin üçüncü bölümünde yer alan ve ölçek özelliği gösteren kısım 3 ayrı faktöre ayrılmıştır. Bunlar; çokkültürlü eğitimin sonuçları, üniversite eğitiminin çokkültürlü eğitime etkisi ile eğitim ve adalet şeklindedir.

EğitimEğitim fakülteleriÇok kültürlülük+2
Hamdi Alanay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin kişilerarası problem çözme becerileri ve yönelimleri ile fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, eğitim fakültesi öğrencilerinin kişilerarası problem çözme becerileri ve yönelimleri ile fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin cinsiyet, okunan bölüm, anne-baba öğrenim düzeyi ve yaşamın çoğunun geçirildiği yerleşim birimine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır.Araştırma, Çukurova Üniversitesi'nin 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, eğitim fakültesine devam eden 517 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden kişilerarası problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla ?Kişilerarası Problem Çözme Envanteri? (Çam ve Tümkaya, 2006) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer değişkeni olan fonksiyonel olmayan tutumlara ilişkin veriler ?Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği? (Weissman ve Beck, 1978) ile öğrencilerin kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Gruplar t Testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma bulguları öğrencilerin kişilerarası problem çözme yaklaşımlarından probleme olumsuz yaklaşma, kendine güvensizlik ve sorumluluk almama ile fonksiyonel olmayan tutumlar arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Kişilerarası problem çözme yaklaşımlarından ısrarcı-sebatkar yaklaşım ve yapıcı problem çözme ile fonksiyonel olmayan tutumlar arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.Araştırmada kız öğrencilerin probleme olumsuz yaklaşma ve sorumluluk almama yaklaşımını erkek öğrencilere göre daha yüksek düzeyde kullandıkları bulunmuştur. Fonksiyonel olmayan tutum düzeyi ise cinsiyetlere göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Bölümlere göre kişilerarası problem çözme becerileri arasında farklılık bulunmazken, fonksiyonel olmayan tutum düzeyi en düşük olan bölümün Psikolojik Danışma ve Rehberlik olduğu bulunmuştur. Yaşamın çoğunun geçirildiği yerleşim birimine göre fonksiyonel olmayan tutum düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak yaşamının çoğunu büyükşehirde geçiren öğrencilerin ısrarcı-sebatkar yaklaşımı köyde yaşayan öğrencilere göre daha yüksek düzeyde kullandıkları bulunmuştur. Anne-baba öğrenim düzeyi bakımından ise öğrencilerin kişilerarası problem çözme becerileri ve fonksiyonel olmayan tutum düzeylerinde anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Eğitim fakülteleriEğitim psikolojisiFonksiyonel özellikler+6
Hasret Topal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme stilleri ile düşünme ihtiyaçları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme stilleri ile düşünme ihtiyaçları arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, cinsiyet, okudukları bölüm, sınıf düzeyleri, ortaöğretimde öğrenim gördükleri alan, aile aylık geliri ve ailenin en uzun süre ikamet ettiği yere göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı bölümlerinde öğrenimine devam eden 820öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Düşünme stillerine ilişkin veriler "Düşünme Stilleri Ölçeği" (Sternberg ve Wagner (1992); Türkçe'ye uyarlama Buluş (2005) ile toplanmıştır. Düşünme ihtiyacına ilişkin veriler "Düşünme İhtiyacı Ölçeği"(Cacioppo ve Petty (1982); Türkçe'ye uyarlama Gülgöz&Sadowski, 1996)" ile toplanmıştır. Öğrencilerin kişisel bilgilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20. kullanılmıştır. Verilerin analizinde; pearson korelasyon testi, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre eğitim fakültesi öğrencileri en çok yasama, en az ise muhafazakâr düşünme stilini kullanmaktadır. Eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme stilleri ile düşünme ihtiyacı, cinsiyet, okudukları bölüm, ailenin aylık gelir miktarı ve ailenin en uzun süre ikamet ettiği yer arasında anlamlı bir fark bulunurken; sınıf düzeyi, ortaöğretimde öğrenim gördüğü alan arasında istatiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmamıştır. Eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme ihtiyacı ile düşünme stilleri, sınıf düzeyleri ve ailenin en uzun süre ikamet ettiği yer arasında anlamlı bir farklılaşma bulunurken; cinsiyet, ortaöğretimde öğrenim gördükleri alan, ailenin aylık geliri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Düşünme Stilleri, Düşünme İhtiyacı

Demografik özelliklerDüşünmeDüşünme becerileri+7
Nesrin Uyanık
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi 3. sınıf öğrencilerinin görsel imgeleri algılama farklılıklarının metafor yoluyla incelenmesi

Bu çalışmayı gerçekleştirmede temel amaç, Eğitim Fakültesi lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin görsel imgeleri algılama farklılıklarını nitelik (özgünlük ve yaratıcılık düzeyi) açısından incelemek ve bu niteliğin sanat eğitimi alma durumlarına göre değişip değişmediğini göstermektir. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin, görsel imgelere ilişkin kullandıkları metaforların, yaratıcı düşünme özelliklerine göre dağılımını ve bu dağılımın öğrenim gördükleri programa, sanat eğitimi alıp almama durumlarına ve cinsiyete göre değişimini incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni ile gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemini, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı programlarında öğrenim gören 3.sınıf lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı "İmgeden Metaforik Kavrama Dönüştürme" ve "Kavramdan Metaforik İmgeye Dönüştürme" başlıklarıyla iki bölüm olarak hazırlanmıştır. Birinci bölümde içeriği ve konusu farklı olan görseller yer almaktadır. İkinci bölümde duygu, renk ve eylem içeren on iki kavram bulunmaktadır. Araştırmanın nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış ve nitel verilerden elde edilen bulgular sayısal verilere dönüştürülerek nicel analizin istatistik yöntemlerinden çapraz tablo kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, katılımcıların kullandıkları metaforların çoğunun Yakınsak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı görülmüştür. Programlara göre dağılıma bakıldığında, Resim-İş Öğretmenliği öğrencilerinin kullandıkları metaforların yarıya yakınının, diğer program öğrencilerinin ise bir kısmının Iraksak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma da, Resim-İş Öğretmenliği dışında Felsefe, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe gibi insanın duygularını, düşünce dünyasını inceleyen programlardan katılımcıların kullandıkları metaforların, Iraksak Düşünme Kategorisi'nde daha üst sıralarda yer alması dikkat çekici bulgular arasındadır. Anahtar Kelimeler: Görsel imge, metafor, algı, yaratıcılık

AlgıEğitim fakülteleriGörsel algılama+6
Handan Narin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Mühendislik fakültesi öğrencilerinde öz-duyarlık düzeylerinin algılanan ebeveyn tutumları açısından incelenmesi

Bu araştırmada mühendislik bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn tutumları ve öz-duyarlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılı sonbahar döneminde İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğrenim gören 121 kadın, 188 erkek toplam 309 mühendislik öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma verileri Eldeleklioğlu (1996) tarafından geliştirilen Ana Baba Tutum Ölçeği, Neff (2003) tarafından geliştirilen ve Akın, Akın Abacı (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öz-duyarlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu aracılığıyla elde edilmiştir. Toplanan veriler üzerinde istatistiksel çözümlemelerin yapılabilmesi için SPSS (Statistical Package For Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. Analiz için bağımsız örneklem t testi, ANOVA, Pearson Korelasyon analizi gibi yöntemler kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öz-duyarlık ve alt boyutları ile algılanan ebeveyn tutumları arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Algılanan demokratik ebeveyn tutumuyla öz-duyarlık arasında pozitif yönde, algılanan otoriter ebeveyn tutumu ile öz-duyarlık arasında negatif yönde, algılanan koruyucu istekçi ebeveyn tutumu ile öz-duyarlık arasında negatif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Bağımsız örneklem t testi analizinde algılanan anne tutumuna göre öz-duyarlık ortalama puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur [t(1-303)=2,907; p<0,05]. Annelerini demokratik olarak algılayan katılımcıların öz-duyarlık ortalamaları (x ̅=65,20) annelerini koruyucu olarak algılayan katılımcıların ortalamalarından (x ̅=58,26) anlamlı şekilde yüksektir. Algılanan anne tutumuna göre diğer alt ölçeklerden alınan ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Algılanan baba tutumuna göre öz-duyarlık ortalama puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur [t(1-302)=3,977; p<0,05]. Babalarını demokratik olarak algılayan katılımcıların öz-duyarlık ortalamaları (x ̅=66,34) babalarınu koruyucu olarak algılayan katılımcıların ortalamalarından (x ̅=57,27) anlamlı şekilde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Öz-duyarlık, ebeveyn tutumları, algılanan ebeveyn tutumları

Algılanan ebeveynlik biçimleriEbeveyn davranışıEğitim+7
Duygu Şahan Sağır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumu

Bu araştırmada, öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumunu öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında konuya ilişkin kuramsal bilgilerin yanı sıra dört farklı üniversitenin (Erciyes Üniversitesi, Ömer Halis Demir Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi) Eğitim Fakültesinde görev yapan 20 öğretim elemanı ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "görüşme tekniği" ve "doküman analizi" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilirlik ve güvenirliliği artırmak açısından amaçlı durum örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Her biri 20-30 dakika süren görüşmelerde uzmanlara 15 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenerek, uzmanlar tarafından ifade edilen görüşler anlam bakımından sınıflandırılıp aynı anlama gelebilecek görüşler bir grup altında toplanarak sayısallaştırılmıştır. Bu çalışma gerek kullanılan yöntem ve gerekse çıkan sonuçlar bakımından, alanyazındaki benzer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Çalışma kapsamında öğretmen eğitiminde standartlaşma kavramı ile eğitim fakültelerinin akreditasyonuna ilişkin kurumsal açıklamalar ile standartlaşma ve akreditasyon arasındaki ilişki açıklanarak, Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarının bu sürece hazır olma durumları ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar, öğretmen eğitiminde belirli düzeyde standartlaşma olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanları, akreditasyonun eğitim fakülteleri açısında gerekli olduğuna ve akreditasyonun bir kalite göstergesi olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır. Öte yandan öğretim elemanları akreditasyon için altyapı bakımından bazı zorluk ve eksikliğin olduğuna değinmişlerdir. Elde edilen bir diğer sonuca göre öğretim elemanlarının akreditasyon çalışmalarına ilgi duydukları ve akreditasyonun nitelikli öğretmen yetiştirme açısından önemli olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır.

AkreditasyonEğitimEğitim fakülteleri+5
Nursemin Buyuran
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite terki: Bir durum çalışması

Bu çalışmanın amacı 2008-2018 yılları arasında, eğitim fakültesini diploma almadan terk eden bireylerin terk nedenlerinin ve terk sürecine ilişkin deneyimlerinin belirlenmesidir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme tekniği ile seçilen Ege bölgesindeki bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinden 2008-2018 yılları arasında diploma almadan ayrılan 10 birey ve aynı dönemde fakültede çalışan 8 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmış ve verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, bireylerin üniversiteye kayıt sürecinde yönlendirme etmenleri, kişisel etmenler, sistem etmenleri, ailevi etmenler, mesleki etmenler ve kent etmenleri üniversiteye kayıt öncesi etmenler (I) olarak önemli bir yer tutmaktadır. Bu etmenler bireylerin üniversiteye kayıt öncesinde içsel ve dışsal güdülenme düzeylerini belirleyebilmektedir. Üniversiteye kayıt sonrasında, üniversite süreci etmenleri (II) kapsamında psikolojik durum, akademik durum, sosyal durum, kurumsal durum, atama durumu, askerlik durumu, ailevi durum ve maddi durum bireylerin içsel ve dışsal güdülenmeleri üzerinde belirleyici etmenler olarak bulunmuştur. Tüm bu etmenler bireylerin uyum etmenleri (III) olan akademik bütünleşme, sosyal bütünleşme ve kurumsal bağlılık etmenleri üzerinde etkili olarak bireyleri terk kararına yönlendirebilmektedir. Terk kararı sonrasında bireylerin sistemi terk etmek ve bölüm/kurum değişiklikleri seçenekleri doğrultusunda davranış gösterdikleri bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular çerçevesinde mesleki yönlendirme, eğitim fakültesine öğrenci seçimi, kurumlar arası ve programlar arası geçiş, kurumsal bağlılık, akademik ve sosyal bütünleşmeye dönük uygulamalar, öğretmen atama sistemi, üniversite-kent işbirliğine yönelik öneriler geliştirilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Üniversite Terki, Eğitim Fakültesi, Terk Deneyimi, Durum Çalışması.

Eğitim fakülteleriOkul terkiYükseköğretim+2
Tahir Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin kariyer uyumlarının duygusal zekâ, bölüm ve sınıf düzeyleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Eğitim Fakültesi'nin farklı bölümlerinde okumakta olan öğrencilerin bölüm tercihlerini ne zaman yaptıklarını ve öğrenim gördükleri bölümden memnuniyet düzeylerini belirlemektir. Bunun yanısıra kariyer uyum puanı ve 4 boyut (ilgi, kontrol, merak, güven) puanlarının cinsiyete, sınıf düzeyine, bölüme, bölüm seçimine karar verilen zamana ve duygusal zekâ düzeylerine göre anlamlı farklılılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde betimleyici bir çalışmadır. Araştırma grubunda yer alan 418 öğrencinin 314'ü kız, 104'ü erkektir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Savickas ve Profeli'nin (2012) geliştirdiği "Uluslararası Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği" ve Hall (1999) tarafından geliştirilen Duygusal Zekâ Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmada verilerle ilgili tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t Testi analizleri yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; öğrencilerin %64'ü bölüm tercihine üniversite tercih döneminde karar vermiştir. Öğrencilerin %48'inin bulundukları bölümden 'az memnun' oldukları tespit edilmiştir. Kariyer uyum yeteneğinin kontrol boyutunda erkeklerin kontrol puanlarının kızlara göre daha yüksek olarak belirlenmiştir. İlgi-merak-kariyer uyumu incelemesinde ise 4. sınıfta eğitim gören öğrencilerin ilgi, merak puanları ile toplam kariyer uyum puanlarının 1. sınıfta eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bölümü tercih etme zamanı değişkeni açısından yapılan inceleme, bölümüne ortaokulda karar veren öğrencilerin ilgi puanının üniversite tercih döneminde karar verenlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde ortaokulda tercih yapan öğrencilerin kontrol puanlarının lise son sınıfta seçim yapan öğrencilerden daha yüksek seviyede olduğu saptanmıştır. Kariyer uyumu ve duygusal zekâ açısından yapılan değerlendirmelerde ise duygusal zekâ düzeyi yüksek olan öğrencilerin ilgi, kontrol, merak, güven ve kariyer uyumlarının duygusal zekâ düzeyi orta ve düşük olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kariyer uyum yeteneği, Duygusal zekâ, Üniversite öğrencileri

Duygusal zekaEğitim fakülteleriKariyer+4
Meşhude Şentürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi, sosyal bilgiler, Türkçe eğitimi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına ve çevreye dair davranış ve tutumlarının çok boyutlu incelenmesi

Bu çalışmada eğitim fakültelerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin çevre ve çevre sorunları konusunda mevcut davranışlarının ve tutumlarının belirlenmesine çalışılmıştır. Bu çalışma ile öğrenimine devam eden Necmettin Erbakan Üniversitesinden 334, Gazi Üniversitesinden 393 olmak üzere toplamda 727 öğretmen adayına çevre sorunlarına yönelik davranış ölçeği ve Necmettin Erbakan Üniversitesinden 329, Gazi Üniversitesinden 441 olmak üzere toplamda 770 öğretmen adayına çevre sorunlarına yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gazi Üniversitesinde ve Necmettin Erbakan Üniversitesinde 2018-2019 güz döneminde öğrenim gören sosyal bilgiler eğitimi, Türkçe eğitimi, fen bilgisi eğitimi bölümü birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Birinci sınıf öğrencileri davranış ölçeği (N=366), tutum ölçeği (N=388); dördüncü sınıf öğrencileri davranış ölçeği (N=361), tutum ölçeği (N=382) kişiden oluşturmaktadır. Gerçekleştirilen bu araştırmada eğitim fakültesinin bazı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin çevreye dair sahip oldukları davranış ve tutumları açığa çıkarmak amacıyla Güven (2013) 'in biçimlendirip, oluşturduğu 45 maddelik çevre sorunlarına yönelik tutum ölçeği ve yine Güven tarafından oluşturulan 40 maddelik çevre sorunlarına yönelik davranış ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucundaki nicel veriler SPSS 21 istatistik analiz programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik teknikler, bağımsız gruplar t-testinden ve one-way anovadan yararlanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 kabul edilmiştir. Bu araştırma ile eğitim fakültesinin bazı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerinin çevre sorunlarına dair davranış ve tutum puanları belirlenmiş ve hangi branştan ne kadar öğretmen adayının bu seviyeye ulaştığı ortaya çıkartılarak öğretmen adaylarının okuduğu bölüm, sınıf düzeyi, ekonomik durum, okuduğu üniversite ile çevre sorunlarına dair davranış ve tutum puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çevre, Çevre Sorunları, Çevre Eğitimi, Çevre Kirliliği, Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Çevreye ve Çevre Kirliliğine Karşı Tutumu, EğitimFakültesi Öğrencilerinin Çevreye ve Çevre Kirliliğine Karşı Davranışları, Çevre Denetimi

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriFen bilgisi eğitimi+7
Nasıf Yılmaz
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin okuma alışkanlıklarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin okuma alışkanlıklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, ''Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından oluşturulmuş kişisel bilgi formuna verilen yanıtlardan elde edilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS programı ile analiz edilirken nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada; parametrik testlerden ilişkisiz örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; cinsiyet değişkeni açısından okuma alışkanlığına yönelik tutumun sadece alışkanlık alt boyutunda kadınlar lehine anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Öğrenim görülen bölüme göre okuma alışkanlığına yönelik tutumun, alt boyutların tümünde farklılaştığı belirlenmiştir. Sınıf düzeyine göre sadece sevgi ve etki alt boyutlarında farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyo-ekonomik düzeye göre öğrencilerin okuma alışkanlığına yönelik tutumun farklılaşmadığı, öğrencilerin ailelerinin kitap okuma sıklığına göre sadece alışkanlık boyutunda farklılaşma olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin yıl içerisinde okudukları kitap sayılarına göre okuma alışkanlığına ilişkin tutumun ve alt boyutlarının farklılaştığı bulunmuştur. Görüşme yapılan öğrenciler ''kitap okumanın yararlı olduğuna inandığını'', ''kitap okumanın farklı bakış açıları kazandırdığını'', ''bilgi birikimini arttırdığını'', ''empati yeteneğini arttırdığını'', ''hayal gücünü geliştirdiğini'', ''keyifli zaman geçirmesini sağladığını'', ''kelime dağarcığını zenginleştirdiğini'', ve ''sorunlarla başa çıkmasını kolaylaştırdığını'' belirtmişlerdir. Kitap okuma alışkanlığı kazanmada ise öğretmenlerinin, arkadaşlarının, ailelerinin ve sosyal medyanın etkili olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırmadan elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili araştırma sonuçlarıyla birlikte tartışılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

Eğitim fakülteleriGaziantepKitap okuma+2
Ercan Kaygas
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin alan dersleriyle meslek bilgisi derslerindeki başarılarının farklı bölümlere göre karşılaştırılması (Gaziantep Üniversitesi örneği)

Bu araştırmada, 2004-2005 ve 2005-2006 Ögretim Yıllarında Gaziantep Üniversitesine baglı egitim fakültelerinden mezun olan ögrencilerin Alan Derslerindeki akademik ba§arılarıyla Ögretmenlik Meslek Bilgisi derslerindeki akademik ba§arıları arasındaki farkın bölümlere, cinsiyete, üniversiteye giri§te esas alınan puan türüne ve mezun olunan liseye göre bir farklılık gösterip göstermedigi bulunmaya çalı§ılmı§tır. Veriler ögrencilerin transkriptlerinden, dosyalarında yer alan lise diplomaları, ÖSYM sonuç belgelerinden toplanmı§ ve analiz edilmi§tir. Ara§tırmanın evrenini, Gaziantep Üniversitesine baglı egitim fakültelerinden ögretmen adayı olarak mezun olan ögrenciler olu§turmaktadır. Örneklemi, evrenden küme örneklem yoluyla, Sınıf Ögretmenligi, Sosyal Bilgiler Ögretmenligi, Matematik Ögretmenligi ve Türkçe Ögretmenligi bölümlerinden rastgele belirlenen 50'§er ögrenci olu§turmaktadır. Veriler t-Testi, Frekans ve varyans analizine tabi tutulmu§tur. Ara§tırmadan, (1) ögretmenlik meslek bilgisi derslerinde gösterilen akademik ba§arının, alan derslerinde gösterilen ba§arıdan daha yüksek ve farkın anlamlı; (2) bölümler arasındaki ba§arının farklı düzeylerde oldugu; (3) kız ögrencilerin her iki ders grubunda da erkek ögrencilerden daha yüksek ba§arı gösterdigi; (4) meslek lisesi kaynaklı ö grencilerin en yüksek ba§arıyı gösterdigi ve (4) üniversiteye sayısal puanla girmis. ögrencilerin ögretmenlik meslek bilgisi derslerinde en yüksek ba§arıyı gösterdigi görülmü§tür. Anahtar kelimeler: Alan Dersleri, Ögretmenlik Meslek Bilgisi, Egitim Fakültesi

Aday öğretmenlerBranş öğretmenleriDers programları+7
Ali Ünişen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakülteleri eğitim bilimleri bölümü akademisyenlerinin yükseköğretimin amaçlarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültelerinin eğitim bilimleri bölümlerinde görev yapmakta olan akademisyenlerin, yükseköğretimin amaçlarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda, akademisyenlerin, yükseköğretimde öncelikli olarak benimsenmesi gereken amaçlara ve bu amaçların gerçekleşme durumlarına ilişkin görüşleri alınmıştır. Yükseköğretimin amaçlarına ilişkin akademisyen görüşlerinin, yükseköğretimde kalite konusu hakkında da fikir vereceği düşünülmektedir. Bu araştırma, tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu, Ankara, Gazi, Hacettepe ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültelerinin Eğitim Bilimleri Bölümlerinde görev yapmakta olan akademisyenlerden, araştırmaya katılmayı kabul eden 74 akademisyen oluşturmaktadır. Görüşme tekniğinin kullanıldığı araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımı ile yüz yüze görüşmelerle elde edilmiştir. Verilerin analizinde, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Tümdengelimci ve tümevarımcı analiz yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı araştırmada, Barnett?in (1992) yükseköğretimin amaçlarına ilişkin görüşleri, tümdengelimci analiz yaklaşımının ana hatlarını oluşturmuştur. Verilerin analizi sonucunda, yükseköğretimde benimsenmesi gereken amaçlara ilişkin akademisyen görüşlerinin, Barnett?in yükseköğretimin amaçlarına ilişkin görüşleri çerçevesinde dağılım gösterdiği görülmüştür. Akademisyenler, yükseköğretimde, baskın amaçların, öncelikli olarak benimsenmesi gerektiğini, bu amaçların yanında ve sonrasında eğitim sürecine ilişkin amaçların da benimsenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Ayrıca akademisyenler; bilimsel çalışmalar ve uygulamalarına ilişkin amaçların ve toplumsal gelişim sürecine ilişkin amaçların da önemli olduğunu düşünmektedirler. Araştırmada, eğitim bilimleri bölümü akademisyenlerinin, yükseköğretimin amaçlarına ilişkin görüşleri doğrultusunda, akademisyenlerin, yükseköğretimde amaca uygunluk anlamında kalite anlayışını benimsedikleri sonucuna varılmıştır. Akademisyenler, belirtmiş oldukları amaçların, yükseköğretim kurumlarında tam anlamıyla gerçekleştirilemediğini ve bunun bazı nedenleri olduğunu belirtmişlerdir. Yükseköğretimin amaçlarının gerçekleştirilmesinin önünde akademisyenlerin belirtmiş olduğu engel kaynakları, bu engel kaynaklarının ortadan kaldırılabilmesi ve yükseköğretimde istenen amaçlara ulaşılabilmesi için akademisyenlerin sundukları çözüm önerileri doğrultusunda, Barnett?in yükseköğretimin amaçlarına ilişkin ortaya koyduğu sınıflamanın, özellikle gelişmekte olan ülkeler için yetersiz olduğu sonucuna varılmış ve bu sınıflandırmaya yeni bir öneri getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Akademisyen Görüşleri, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Fakülteleri, Kalite, Yükseköğretim, Yükseköğretimin Amaçları.

AkademisyenlerAmaç gerçekleştirme düzeyiEğitim bilimleri+7
Ayşe Gülsüm Akçatepe
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültelerinin lisans programlarına yönelik toplumsal cinsiyet eğitimi dersi öğretim programının tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi

Bireylerin toplumda yaşanan cinsiyet eşitsizliklerinin farkına varabilmesinde, toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin toplumsal bilincin oluşmasında ve demokratik toplumlarda bu eşitlikçi yapının devamının sağlanmasında eğitim önemli bir etkiye sahiptir. Eğitimcilerin ve öğretmen adaylarının demokrasinin iki esas ilkesi olan eşitlik ve özgürlüğü hem kişisel hem de mesleki yaşamlarında ilke edinmeleri beklenmektedir. Bu noktadan hareketle, bu araştırmanın da konusunu oluşturan, Eğitim Fakültesi öğrencilerine eğitimleri sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin bilgi ve eşitlikçi bir tutum kazandırılması gerekmektedir ve onların bu bilgi ve tutumlarını yaşamlarına yansıtmaları beklenmektedir. Alanyazın incelendiğinde eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin yapılan çalışmalar, bu konunun her geçen gün daha da önem kazandığını göstermektedir. Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları'nda yıllar içinde program geliştirme çalışmaları yapılmış olsa da öğretmen adaylarına toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin gerekli bilgi, beceri ve tutumları kazandırmayı amaçlayan bir ders bulunmamaktadır ve hiçbir dönem programlarda yer almamıştır. Araştırmanın amacı, Eğitim Fakültelerinin lisans programlarına yönelik "Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Dersi Öğretim Programı" tasarlamak ve uygulamak ve değerlendirmektir. Bu genel amaç çerçevesinde küresel-ulusal alanda tarama yapılarak, pilot uygulamalar ve örnek programlar incelenmiş, mevcut durum ve sorunlar belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Dersi Öğretim Programı tasarlanmış, uygulanmış ve elde edilen bilimsel verilere dayalı olarak Stufflebeam'in Bağlam, Girdi, Süreç ve Ürün (CIPP) program değerlendirme modeline göre değerlendirilmiştir. Araştırmada deneysel modellerinden tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmış bu nedenle araştırma bir karma yöntem araştırmasıdır. Nicel verilerden elde edilen analiz sonuçlarını nitel verilerle detaylandıran, zenginleştiren ve destekleyen bu araştırmada, karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma gruplarının oluşturulmasında ölçüt örnekleme tekniği kullanılmıştır. Buna göre araştırmanın üçüncü alt amacı kapsamında iki farklı çalışma grubu belirlenmiştir. Birinci çalışma grubunu Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nün 3. sınıf öğrencilerinden 50 öğrenci, ikinci çalışma grubunu ise birinci çalışma grubu içinden gönüllü olan 17 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ), Öğrenci Günlükleri, Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Dersi Öğretim Programı'na İlişkin Öğrenci Görüşme Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel ve nicel boyutu kapsamında çalışma grubuna 14 hafta süresince "Toplumsal Cinsiyet Eğitimi Dersi Öğretim Programı" (TCEDÖP) uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verilerin analizi için istatistik paket programı kullanılmıştır. Nicel veriler normal dağılım göstermiş ve parametrik testlerden Bağımsız Örneklem t testi ve Bağımlı Örneklem t testi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerin analizi için betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın birinci alt amacı kapsamında TCEDÖP Tyler'ın program geliştirme modeline göre tasarlanmıştır. TCEDÖP hakkında iki program geliştirme uzmanı ve toplumsal cinsiyet alanında çalışmalar yapmış bir uzmanın görüşleri alınmıştır. Araştırmanın ikinci alt amacı kapsamında TCEDÖP 14 haftalık bir uygulama sürecidir. Çeşitli aktif öğretim yöntem ve tekniklerle, öğrencilerin öğrenme-öğretme sürecine aktif olarak katılımların sağlanmasıyla toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin olumlu tutum kazandırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt amaç kapsamında TCEDÖP, Stufflebeam'in Bağlam, Girdi, Süreç ve Ürün (CIPP) modeline göre değerlendirilmiştir. Öğretim programı hakkında daha gerçekçi karar verebilmek amacıyla CIPP program değerlendirme modelinin dört boyutu değerlendirme sürecine dahil edilmiştir. Araştırmanın nicel bulgularında, TCEDÖP öncesi ve sonrasında uygulanan TCRTÖ ile öğrencilerin aldıkları puan ortalamaları arasında son test puanın lehine anlamlı bir fark saptanmıştır. TCRTÖ'nün tüm alt boyutlarında öğrencilerin ön test -son testten aldıkları puan ortalamaları incelendiğinde, son test puanı lehine anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. TCRTÖ'nün alt boyutlarından olan Eşitlik Cinsiyet Rolü, öğrencilerin ön testten aldıkları puan ortalamalarının en düşük olduğu, TCEDÖP sonrası ise öğrencilerin son test puan ortalamalarının en yüksek olduğu alt boyuttur. Öğrencilerin TCRTÖ'den elde edilen ön test- son test puanları arasında cinsiyetlere göre kadın öğrencilerin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. TCRTÖ'den elde edilen ön test-son test puanları cinsiyete göre incelendiğinde Erkek Cinsiyet Rolü, Kadın Cinsiyet Rolü, Evlilik Cinsiyet Rolü, Geleneksel Cinsiyet Rolü alt boyutlarında kadın öğrencilerin son testten aldığı puan ortalamasının erkek öğrencilerinkinden fazla olduğu saptanmıştır. Eşitlik Cinsiyet Rolü alt boyutunda, öğrencilerin son testten aldığı puan ortalamalarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak ilgili alt boyutta erkek öğrencilerin ön testten aldığı puan ortalamaları kadınlarınkine göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. TCEDÖP' nin, TCRTÖ'nün Eşitlik Cinsiyet Rolü alt boyutunda daha çok kadın öğrencilerin tutumlarına olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. TCEDÖP sonrası öğrencilerin toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin görüşleri incelendiğinde, Aile Yaşamında Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Cinsiyet, Kadına Yönelik Şiddet, Sosyal Yaşamda Toplumsal Cinsiyet Rolleri, İş Yaşamında Toplumsal Cinsiyet, Eğitimde Toplumsal Cinsiyet ve Dinde Toplumsal Cinsiyet temaları hakkında bilgi sahibi oldukları izlenmiştir. Ayrıca kendi yaşamları hakkında öz değerlendirme yaparak mevcut cinsiyetçi tutum ve davranışlarının farkına vardıkları, tutumlarının daha olumluya evrildiği saptanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt amacına ilişkin nitel bulgularında, TCEDÖP toplumsal cinsiyet rollerine yönelik eşitlikçi bir bakış kazandırdığını, farkındalıklarını arttırdığını, bireysel gelişimlerine katkı sağladığını, aktif katılımla öğrenmelerini kolaylaştırdığını, eğlenceli ve verimli bir ders olduğunu, demokratik ve eşitlikçi bir ortam sağladığını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler TCEDÖP Öğretmen Yetiştirme Lisans Programları başta olmak üzere tüm yükseköğretim programlarında yer alması gerektiğini belirtmişlerdir. Hatta bu programın ikinci sınıf müfredatında yer alması önerisinde bulunmuşlardır. Bu bulgular sonucunda, TCEDÖP'nin, öğretmen adaylarının toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin, mevcut cinsiyetçi tutum ve davranışlarının farkına varmalarını sağladığı, toplumsal cinsiyet rol ve tutumlarını eşitlikçi yönde etkilediği saptanmıştır. Araştırmayı uygulamaya yönelik olarak toplumsal cinsiyet ile ilgili derslerin tüm öğretmen yetiştirme lisans programlarında yer alması, TCEDÖP'nin tüm fakültelerde uygulanması, okul öncesi başta olmak üzere diğer eğitim kademelerinde de toplumsal cinsiyet ile ilgili bilgi ve tutumların kazandırılması önerilmektedir. Araştırmacılara yönelik, öğrencilerin TCEDÖP'e yönelik belirttikleri görüş ve öneriler dikkate alınarak toplumsal cinsiyet programı geliştirilebileceği ve yeniden uygulanabileceği, araştırmalar yapılabileceği, TCEDÖP ile toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algı, görüş ve tutumlarının belirlenmesi için boylamsal bir çalışma yapılabileceği öneriler arasında yer almaktadır.

Ders programlarıDers tasarımıEğitim+5
Firdevs Şener Özel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakülteleri programı kapsamında yer alan öğretmenlik meslek bilgisi derslerinden ?öğretim ilke ve yöntemleri? dersinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın genel amacı, öğretmen yetiştirme programlarında yer alan Öğretmenlik Meslek Bilgisi derslerinden ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin değerlendirilmesidir. Araştırmada, ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin içerik, eğitim durumu ve değerlendirme boyutlarına ilişkin mevcut durumun betimlemesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ders, Stufflebeam' in Çevre, Girdi, Süreç ve Ürün (CIPP) modelinde yer alan süreç boyutu temele alınarak değerlendirilmiştir. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Gazi ve Hacettepe Eğitim Fakültesi ve Ankara Eğitim Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan 2.sınıf öğretmen adaylarından 713 öğrenci ve 30 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Öğrenci görüşlerine, açık uçlu sorulardan oluşan anket formuyla; öğretmen görüşlerine ise yarı yapılandırılmış görüşme formuyla ulaşılmıştır. Araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmada öğrencilerin önemli bir çoğunluğu ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinden memnun olduğunu belirtmiştir. Öğrenciler bu dersin içeriğinin, nitelikli bir öğretmen olmalarına ve gelecekte mesleki yaşamlarında alan bilgisini nasıl daha etkili öğreteceklerine ilişkin ayrıntılı bilgiler vererek mesleğe hazırlayan önemli ve gerekli bir içerik olduğunu belirtmişlerdir. Ancak birkaç öğrenci, dersin içeriğinin, derse ayrılan dönemde yetiştirilemeyecek kadar geniş bir kapsama sahip olduğunu düşünmektedir.Dersin ?eğitim durumu? boyutu için öğrenciler genel olarak, süreçte öğrenci merkezli eğitim anlayışının benimsenmesinin, grup çalışmalarıyla sürecin uygulama ağırlıklı işlenmesinin ve süreçte çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanılmasının olumlu etkilerini belirtmiştir. Ancak dersin ?eğitim durumu? boyutunu ?sıkıcı? olarak değerlendiren öğrenciler de önemli bir çoğunluktadır. Öğrencilerin önerileri, eğitim-öğretim sürecinde teorik bilginin pratikle pekiştirilmesi, mikro öğretim yönteminden yararlanılması; gerçek sınıf ortamlarında karşılaşılmış ya da karşılaşılması muhtemel durumları inceleme fırsatının verilmesi, sınıf ortamının ve mevcudunun uygun hale getirilmesi ve sürecin kaynak çeşitliliğiyle zenginleştirilmesi önerilerinde yoğunlaşmıştır. Öğrencilere göre dersin ?değerlendirme? boyutundaki sorun, bu derste öğrencilere kazandırılmak istenilen davranışlarla, ölçme araçlarının uyumlu olmamasından ve sorulardaki nitelik sorunlarından kaynaklanmıştır. Öğrenciler çoğunlukla dönem boyunca, sınavlara alternatif ölçme tekniklerinden yararlanılmasını, ders ve/veya ünite sonunda öğrenmelerinin ölçülmesini, dönüt ve düzeltmelerin hemen verilmesini önermiştir.Araştırmada öğretmenlerin çoğunlukla, dersin ?içerik? boyutunun, etkili ve kalıcı eğitim-öğretim süreçleri için gerekli tüm bilgileri kapsadığını belirttikleri görülmüştür. Öğretmenler, çoğunlukla, içerikteki bilgilerin uygulanabilir olmasını, içeriğin güncelleştirilmesini, yeni öğretim stratejilerinin, yöntemlerin ve tekniklerin eklenmesini önermiştir. Öğretmenlerin dersin ?eğitim durumu? boyutuna yönelik eleştirileri ise çoğunlukla olumsuz yöndedir. Dersin içerdiği konuların ana hatlarıyla belirlenmemesinin ve dersin uygulama ağırlıklı işlenmemesinin ezbere öğrenmelere neden olduğu, bu nedenle öğrendiklerini kolay unuttuklarını ve mesleki yaşamlarında dersten yararlanamadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, klasik tip yazılı sınav ya da çoktan seçmeli test tekniğinden yararlanılmasının, eksikliklerinin ölçülmesi ve değerlendirmesi açısından uygun olmadığını düşünmektedir. Öğretmenler, süreç boyunca uygulama etkinliklerinde gösterdikleri performansa göre değerlendirilmelerini önermiştir.Araştırmada, hem öğrenciler hem de öğretmenler, dersin ?içerik? boyutunun, nitelikli bir öğretmen olabilmek ve nitelikli eğitim-öğretim ortamları oluşturabilmek için gerekli konuları kapsadığı konusunda hemfikirdirler. Dersin eğitim-öğretim sürecinde öğrenci merkezli eğitim anlayışının benimsenmesi, öğrencilerin hazırladığı ve sunduğu grup çalışmalarında uygulama etkinliklerine yer verilmesi konusunda her iki grup da hemfikirdir. Ancak her iki grup da dersin ?eğitim durumu? boyutunu ?sıkıcı? olarak değerlendirmiş ve dersin mesleki deneyim kazandırmadığı, öğretim elemanının süreçte çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerinden yararlanmadığı ve grup çalışmalarındaki bazı yanlış uygulamaların verilen eğitimin niteliğinde bazı problemlere neden olduğu konusunda ortak görüşler belirtmişlerdir. Öğrenciler ve öğretmenler, sınavların güvenilir ve soruların nitelikli olmasının bu dersin verimliliğini artıracağı konusunda aynı görüşleri paylaşmıştır. Her iki grup da bu derste öğrencilere kazandırılmak istenilen davranışlarla, bu davranışları ölçmede kullanılan araçların uyumlu olmamasından kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir.Araştırmada elde edilen sonuçlara dayanarak, dönem başında öğretim elemanının, ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersi için ayrıntılı bir ders izlencesi (syllabus) hazırlaması ve öğrencilere dağıtması önerilmiştir. ?Öğretim İlke ve Yöntemleri? dersinin kuramsal kısmı öğretim elemanı tarafından mantıki bir sırayla ve ön hazırlığı yapılarak anlaşılır bir biçimde sunulmalı; uygulama kısmı ise öğretmenlerin ve öğrencilerin aktif olarak katılacağı, işbirliğine dayalı farklı yöntem ve teknikleri işe koşacak şekilde hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Eğitim-öğretim sürecinde, işbirliğine dayalı öğrenme yöntemlerinden ve tekniklerinden yararlanılıyorsa, bu süreç öğretim elemanı rehberliğinde planlamalı, uygulanmalı ve değerlendirilmelidir. Sınavların kapsam geçerliğine dikkat edilmeli ve öğrencileri düşünmeye zorlayıcı, problem çözmede yaratıcılıklarını ortaya çıkaran açık uçlu soruların yer aldığı yazılı sınavlardan ve alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerden yararlanılmalıdır.

Ders programlarıEğitimEğitim fakülteleri+8
Seda Demir
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Düzenlemeli öğrenme yönteminin çalgı eğitimi boyutunda bireysel çalışma sürecine etkisi: Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı örneği

Bu araştırmanın amacı, Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencilerinin öz-düzenlemeli öğrenme yöntemini kullanmalarının çalgı eğitimi boyutunda, bireysel çalışma süreçlerine olan etkililik düzeyini ortaya koymaktır. Araştırmada ön-test( Bilgilendirme) son-test modelinde deneysel yöntem uygulanmıştır. Çalışma grubu, 10 deney 10 kontrol olmak üzere 2. Sınıf öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırmada veriler, öğrencilerin görüşme sorularını cevaplaması ve yine öğrencilerin çalgı çalışma süreçlerinin video çekimi ile kaydedilmesi yoluyla toplanmıştır. Veri toplama araçları, Rubrik puanlama sistemi ile hazırlanmıştır. Verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov normallik testi, normallik sınaması sonucunda normal dağılıma uyan değişkenler için grup karşılaştırmalarında t-testi, t testinde varyansların eşitliği varsayımını incelemek için Levene testi, normallik varsayımının sağlanmadığı durumlarda ise gruplar arası farklılıkları tespit etmek için Mann-Whitney U testi ile Wilcoxon testi uygulanmıştır.Öğrencilerin video gözlem sonuçlarına ilişkin son test ön test fark puanları incelendiğinde deney grubuna ait puanın kontrol grubuna göre oldukça yüksek olduğu görülür. Öğrencilerin görüşme sonuçlarına (genel) ilişkin son test ön test fark puanları incelendiğinde deney grubuna ait fark puanının kontrol grubuna göre yüksek olduğu görülür. Dolayısıyla deney grubuna uygulanan işlemin öğrencilerin genel görüşme ve video gözlem sonuçlarında önemli bir katkıya sahip olduğu söylenebilir. Deney grubu öğrencilerinin, son testlerde, hedef belirleme, kendine rehberlik etme, strateji kullanma ve çalgılarını etkili kullanma gibi davranışlarda kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları elde edilen sonuçlarda görülmektedir.Sonuç olarak bireysel çalgı çalışma süreçlerinde öz-düzenlemeli öğrenme yöntemini kullanan deney grubu öğrencilerinin, kontrol grubuna göre bu süreci daha etkili ve verimli geçirdikleri, görüşmeler ve video gözlemleri sonucu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Öz-Düzenlemeli Öğrenme, Çalgı Eğitimi, Müzik Eğitimi, Bireysel Çalışma Süreci, Öğrenme, Sınıf Öğretmenliği.

Bireysel eğitimEğitimEğitim fakülteleri+9
Naciye Hardalaç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim teknolojilerinin kullanılma durumlarına ilişkin öğretim elemanları ve öğretmen adaylarının görüşleri: Gazi Eğitim Fakültesi örneği

Bu Araştırmanın amacı; Öğretim Teknolojilerinin Kullanılma Durumlarına İlişkin Öğretim Elemanları Ve Öğretmen Adaylarının Görüşlerini incelemektir. (Gazi Eğitim Fakültesi Örneği)Araştırmanın evrenini, Gazi üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinde görev yapan öğretim elemanları ile fakültede okuyan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi İlköğretim, Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi ile Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi ve Eğitim Bilimleri Bölümlerinde görev yapan öğretim elemanları ile Gazi üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi İlköğretim, Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi ile Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümlerinde okuyan öğretmen adayları oluşturmaktadır.Oranlı küme örnekleme yöntemi ile belirlenen fakültedeki 121 öğretim elemanı ve 677 öğretmen adayına anketler uygulanmıştır. Araştırmada, örneklem büyüklüğünün tamamına ulaşılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak iki ayrı anket kullanılmıştır. Anketlerin biri öğretim elemanlarına, diğeri öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Her iki anketinde geçerliği ve güvenirliği sağlanmıştır. Veri toplama araçlarının belirlenmesi aşamasında konuyla ilgili literatür taraması ve daha önce yapılmış benzer araştırmalar gözden geçirilerek, araçlar önce taslak olarak hazırlanmış, uzmanların görüşleri alınarak katılımcılar tarafından kolayca anlaşılabilecek hale getirilerek son şekilleri verilmiştir.Araştırma bulgularına göre; Düz yapıya sahip teknolojileri öğretim elemanları sıklıkla kullandıklarını söylerken, öğretmen adaylarının ise, öğretim elemanlarının eğitim teknolojilerini nadiren kullandıklarını belirtmişlerdir. Görsel işitsel teknolojileri hem öğretim elemanları hem de öğretmen adayları, öğretim elemanlarının hiçbir zaman kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Tümleşik teknolojileri, öğretim elemanları nadiren kullandıklarını söylerken, öğretmen adaylarının ise öğretim elemanlarının teknolojileri hiçbir zaman kullanmadıklarını belirtmişlerdir.Öğretim elemanları teknolojileri çeşitli eksikliklerden ve yetersizliklerden dolayı kullanamadıklarını, genelde zaman sıkıntısı yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının görüşlerine göre ise öğretim elemanları derslerinde teknolojileri çoğunlukla zaman olmadığı için veya okulda yâda sınıfta bulunmadığı için kullanmıyordur.Öğretmen adayları, Öğretim elemanlarının derslerinde kullandıkları teknolojilerle ile ilgili uygulamaları yararlı buluyorlar ve teknoloji kullanımıyla ilgili olumlu düşünmektedirler.Öğretim elemanları fakültede teknolojinin çağdaş bir üniversitede ders kaynaklarına online ulaşım imkânının ve dijital kütüphanenin olması gerektiğini, teknolojiyi derslerde kullanma açısından fakülteyi, ülkemizdeki ve dünyadaki çağdaşlarına göre orta düzeyde olduğunu düşünmektedirler.

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriEğitim teknolojisi+7
Seren Ahen Akcengiz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri ve başa çıkma stratejilerinin incelenmesi

Mobil teknolojilerin gelişmesiyle birlikte bireyler günlük yaşantılarında sıklıkla akıllı telefonları kullanmaktadır. Bu cihazların tercih edilme nedeni olarak internete erişme, uygulama yükleme gibi özelliklerinin yanı sıra kolay taşınabilir olması ve bir bilgisayarın yapabileceği işlemleri yapabilmesi gösterilebilir. Ancak bu cihazlar, bireylerin amaç dışı ve aşırı kullanması sonucunda akıllı telefon bağımlılığı gibi olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. Akıllı telefon bağımlılığı, bireylerin mobil cihazına herhangi bir sebepten dolayı erişemediğinde veya mobil cihazı ile iletişimi gerçekleştiremediğinde yaşadığı stres, kaygı olarak tanımlanmaktadır. Literatür incelendiğinde akıllı telefon bağımlılığının davranışsal bir bağımlılık çeşidi olduğu görülmektedir. Bireylerin telefonlarına ulaşmadıklarında kaygı, stres yaşadıkları gibi günlük planları veya sorumlulukları erteleme gibi davranışlar sergilemesi nedeniyle söz konusu araştırma önemli görülmektedir. Bu araştırma ile üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri ve başa çıkma stratejilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın örneklemi 2018-2019 eğitim-öğretim yılı içerisinde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen bir devlet üniversitesindeki Eğitim Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma, 977 gönüllü öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiş olup 30 öğrencinin eksik ve hatalı bilgi girişinden dolayı 947 öğrenci üzerinden analizler yapılmıştır. Araştırmada, "Kişisel Bilgi Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından geliştirilen "Akıllı Telefon ile Başa Çıkma Stratejilerini Belirleme Anketi"nden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu veriler, bilgisayar ortamında "SPSS 22" programı ile analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi 0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, araştırmanın amaçlarına göre ilgili başlıklar altında sunulmuştur. Sonuç olarak araştırmada kullanılan ölçeğin kesme puanları dikkate alındığında, 701 kadın öğrenciden 306'sının (%43,65) ve 246 erkek öğrenciden 101'inin (%41.05) bağımlılık riskinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinde; cinsiyete, sınıf düzeyine, bölüme ve akıllı telefon kullanma yılına göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, yaş ve ortalama aylık internet kullanım kotasına göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Araştırmanın bir başka bulgusuna göre akıllı telefon ile günlük olarak ortalama; konuşma, mesajlaşma, eğlence amaçlı kullanma (video, oyun, sosyal medya vs.), eğitim amaçlı kullanma ve internet kullanma süreleriyle akıllı telefon bağımlılığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Bu cihazların eğitim amaçlı kullanımı dışında diğer kullanım amaçlarında sürenin artması akıllı telefon bağımlılığı düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ile başa çıkmada; hobilere vakit ayırma, akıllı telefonlarını göremeyecekleri bir yere bırakma (ör: dolaba kitleme), mobil paketler yüklememe ya da sınırlı paketler seçme, telefonu kapalı tutma, sosyal çevresiyle ya da aile fertleriyle vakit geçirme, sosyal medya hesaplarını silme gibi stratejileri sıklıkla tercih ettikleri görülmüştür.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBaşa çıkma+3
Özer Çelik
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi ilköğretim bölümünde derslerin işleniş ve ölçme değerlendirme sürecine ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde derslerin işleniş ve ölçme-değerlendirme sürecine ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; öğretmen adaylarının Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde derslerin işleniş ve ölçme-değerlendirme sürecine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla 33 maddeli beşli likert ölçeğine dayalı bir anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat ve Dicle Üniversitelerin' nin Eğitim Fakültelerinin İlköğretim Bölümlerinde öğrenim gören tesadüfî örnekleme yolu ile seçilmiş 820 öğretmen adayından oluşturmaktadır. Uygulanan anketlerden elde edilen verilerin değerlendirilmesinde " SPSS 16.0" istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Ankette yer alan görüşlerin frekans (N), yüzde (%) ve aritmetik ortalamaları dikkate alınmıştır. Öğretmen adaylarının görüşlerine göre; öğretim elemanlarının öğretim sürecini % 38.01 inin genellikle kitaptaki işlenişi kullandıkları, % 31.47 sinin düzanlatım yöntemini, % 8.24 ünün işbirlikli öğrenmeyi, % 3.83 ünün beyin fırtınası yöntemini ve % 1.48 inin çoklu zeka kuramına dayalı yürüttükleri tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının görüşlerine göre, öğretim elemanlarının öğretim sürecinde % 32.95 inin yazılı sınavlar, % 22.41 inin testler, % 17.77 sinin ödevler, % 15.18 inin proje çalışmaları, % 6.14 ünün performans değerlendirme ölçekleri ve % 5.54 ünün öğrenci ürün dosyalarını kullanarak ölçme-değerlendirme yaptıkları belirlenmiştir. Bu durum, Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde öğretim süreci ölçme değerlendirme aşamasında öğretim elemanlarının en çok yazılı sınavlar ve testleri kullandıkları sonucunu ortaya çıkarmıştır. Öğretmen adaylarına göre; öğretim elemanlarının dersle ilgili farklı etkinlik ve materyalleri internetten araştırarak derse gelmedikleri ve öğretim elemanlarının derse başlamadan önce öğrencileri yeterince güdülemedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Yine öğretmen adaylarına göre; öğretim elemanlarının derste ara değerlendirme ve kısa süreli quiz vb. değerlendirme yeterince yapmadıkları, sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının alternatif ölçme değerlendirme türlerinden yeterince faydalanmadıkları öğretmen adaylarının görüşlerine göre tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının derslerin hazırlık-işleniş ve ölçme-değerlendirme aşamalarına ilişkin olarak cinsiyet değişkenine göre bazı maddelerde farklı görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümünde derslerin hem hazırlık-işleniş hemde ölçme-değerlendirme aşamalarının genelinde, okul öncesi öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarının, sosyal bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarına göre öğretim elemanları açısından daha olumlu kanaatte ve izlenimde oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Öğretim Süreci, Hazırlık-İşleniş, Ölçme-değerlendirme, Öğretmen adayı.

Aday öğretmenlerDers planlarıDers programları+5
Hülya Ay
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültelerinin sınıf öğretmenliği bölümü programlarının öğretmenlik mesleği genel yeterliklerini kazandırma düzeyi

Bu araştırma, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin öğretmen yetiştiren fakültelerde ne derece kazandırıldığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarının öğretmen yetiştirme sistemine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Bu araştırmada; nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin ve verilerinin her ikisinin kullanılması ya da karıştırılması olarak tanımlanan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada, karma yöntemin farklı modellerinden en uygun olan ?eş zamanlı çeşitleme stratejisi? uygulanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunu oluşturan anket uygulaması gerçekleştirilirken nitel boyutunu oluşturan görüşme ve uygun ortamlarda gözlem yapma çalışmaları beraberinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu için örneklemini Mustafa Kemal Üniversitesi; Abant İzzet Baysal Üniversitesi; Yüzüncü Yıl Üniversitesi; Gazi Üniversitesi ve Hacettepe Üniversiteleri Eğitim Fakültelerinde görevli, sınıf öğretmenliği bölümünde derse giren öğretim elemanları; eğitim fakülteleri sınıf öğretmenliği bölümü son sınıf lisans öğrencileri ve bu okullardan 2006 yılından sonra mezun olan ve halen görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Örneklem ?Neyman Dağıtım Yöntemi? uygulanarak her bir grup için belirlenmiştir. Nitel boyut için çalışma grubu ise ?Ölçüt Örnekleme? yöntemiyle öğretim elemanları ve öğrenciler arasından belirlenmiştir.Araştırmanın ilk dönemini, veri toplama araçlarının hazırlanması ve kurumlardan gerekli izin ve desteklerin alınması için resmi yazışmaların sürdürülmesi oluşturulmuştur. Nicel veri kaynağı olan anketler, MEB, Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğünün izniyle ?Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri (ÖMGY)? çalışmasında uygulanan aracın düzenlenmesiyle oluşturulmuştur. 2006 yılında mezun olan ve Türkiye'nin farklı illerinde görev yapan öğretmenlere anket uygulanması amacıyla MEB, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi'nden (EARGED) araştırma izni ve destek alınmıştır. Ayrıca anket uygulamaları ve görüşmelerin yapıldığı fakültelerden gerekli izinler alınarak, uygulamalar için uygun zamanlar belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci dönemi veri toplama çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. İlgili üniversitelerde öğretim elemanları ve son sınıf öğrencilerine anket uygulanmış, her üniversiteden 2-3 öğretim elemanı ve 6 öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Öğretmenlerin anketleri EARGED tarafından okullara posta yoluyla gönderilmiş ve okullarda uygulanması gerçekleştirilmiştir. Hacettepe ve Gazi Üniversitesi öğrencilerinden 20 kişi, uygulama okullarındaki ders anlatımları sürecinde gözlenmiştir. Her bir gruba uygulanan anket verileri SPSS 17 programı kullanılarak analiz edilmiş, yüzde ve frekansları ile aritmetik ortalamaları hesaplanmıştır. Ayrıca üç grubun görüşlerini karşılamak amacıyla Kay-Kare testi uygulanmıştır. Görüşme ve gözlem bulguları nitel veri analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularına göre;1.Öğrenciler, ÖMGY'nin eğitim fakültelerinde genelde ?Oldukça? ve ?Çok? kazandırıldığını düşünürken, yapılan görüşmelerde ve gözlem bulgularında, bazı anket sonuçlarının tersine yeterliklerin yeterince kazandırılmadığı yönünde görüşlerin olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler özellikle mesleki gelişim ve okulun iyileştirilmesine yönelik alt yeterliklerde anket sonuçlarına göre yeterli olduğunu düşünmelerine karşın görüşme sonuçlarına göre kendilerini yetersiz bulmaktadır. Öğrenme ve öğretme süreçleriyle ilgili olarak ise anket ve görüşme sonuçlarına göre öğrenciler kendilerini yeterli bulurken yapılan gözlemlerde performans göstergelerini yeterince yerine getirmedikleri belirlenmiştir.2.Öğretim elemanları, ÖMGY'nin eğitim fakültelerinde genelde ?kısmen? ve ?oldukça? kazandırdıklarını düşünmektedir. Görüşme bulgularında zaman zaman bu bulgulara uymayan sonuçlara rastlanmıştır. Özellikle kişisel ve mesleki değerler ? mesleki gelişim, yeterlik alanına yönelik olarak anket sonuçlarına göre öğrencilerini oldukça yeterli bulmalarına karşın görüşme bulguları bu yeterliklerin kısmen kazandırıldığı ya da kazandırılmadığı yönünde olduğu belirlenmiştir. Öğrenme ve öğretme süreçlerine ait zaman ve davranış yönetimi alt yeterliğine ilişkin de benzer sonuçlar elde edilmiştir.3.Sınıf öğretmenlerinin ÖMGY'yi mezun oldukları fakültelerde kazanma düzeyine ilişkin görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu yönünde bir sonuca ulaşılmıştır. Öğretmenlerin hemen hemen tüm alt yeterliklerde ?Oldukça? düzeyinde bir ortalamayı veren görüşler sunduğu belirlenmiştir. Ancak öğretmenlerin bir kısmının özellikle ?Mesleki Gelişmelere Katkı Sağlama?, ?Verileri Analiz Ederek Yorumlama, Geri Bildirim Sağlama?, Ders Dışı Etkinlikleri Düzenleme?, ?Okulu Kültür Merkezi Durumuna Getirme? ve ?Özel Alan öğretim Programını İzleme, Değerlendirme ve Geliştirme? alt yeterliğine ilişkin kendilerini fakültede aldıkları eğitimle yeterli bulmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.4.Her üç grubun görüşleri arasında ise bazı alt yeterlik maddeleri için anlamlı fark bulunurken bazıları için anlamlı farkın olmadığı belirlenmiştir.5.Araştırma sonunda öğretmen yetiştirme programlarının ÖMGY çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlik uygulamasının süre ve nitelik açısından yeniden gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması yönünde bir sonuç çıkarılmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri, Sınıf Öğretmenliği Programları, Öğretmen Yeterlikleri

Ders programlarıEğitim fakülteleriEğitim programları+8
Mesude Ayan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00

Related subjects