Ekonomik büyüme
818 theses under this subject heading
Ramsey modeli özelinde etkin büyüme ve tasarruf ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada normatif büyüme modellerinden Ramsey Büyüme Modeli incelenmiştir. Etkin büyümeyi optimum tüketime dayandıran Ramsey, modelini kurarken dinamik optimizasyon metotlarından faydalanmıştır. Dolayısı ile çalışma dinamik optimizasyon metotlarının teorisini ve iktisadi uygulamasını da içermektedir. Ayrıca Ramsey Büyüme Modeli'ne göre Türkiye etkin iktisadi büyümeye veya denk bir soru olan optimum tüketime ulaşabilmiş midir soruları cevaplanmaktadır. Bu bakımdan kişi başı gayrisafi yurt içi hasıla serisi ile kişi başı özel tüketim nihai harcamaları serisine ait uzun dönemli ilişki zaman serisi analizi teknikleri ile araştırılmıştır. Ayrıca serilerin gelir grubu yüksek ülkeler için standart sapma değerleri ile Türkiye'nin ve aynı gelir grubunda bulunan Malezya'nın standart sapma değerleri karşılaştırılarak optimum tasarruf (tüketim) hakkında bilgi elde edilmiştir.
İnovasyonun ihracat ve büyümeye etkisi: Türkiye örneği
Ülkelerin uluslararası ticarette rekabet edebilmesi için, inovasyon faaliyetlerine ağırlık vermeleri elzem hale gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye' deki inovasyonun ihracata ve reel GSYH' ye olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın ekonometrik bölümünde 1988-2018 dönemini kapsayan yıllık verileriyle inovasyonun, ihracata ve büyümeye olan etkisi analiz edilmiştir. Değişkenlere sırasıyla birim kök testleri uygulanmış, hepsinin aynı mertebeden durağan olduğu sonucuna varılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış, inovasyon değişkeni olarak yurt içi patent başvuruları ve yurt dışı patent başvuruları alınmış ve uzun dönem ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen neticelere göre, yurt içi patent başvurularının ve yurt dışı patent başvurularının ihracata ve büyümeye olan etkisi negatif olduğu sonucuna varılmıştır. Daha sonra EngleGranger eşbütünleşme testi uygulanmış: İnovasyon değişkeni olarak toplam patent başvuruları ve toplam ticari marka başvuruları alınmıştır. Değişkenler arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Analize kontrol değişkenler eklenerek tekrardan Engle- Granger eşbütünleşme testi yapılmıştır. Test sonuçlarında toplam ticari marka başvurularının ihracata ve reel GSYH' ye etkisinin ise pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir.
Kış turizminin yerel kalkınmaya etkisi: Ordu ili örneği
Küreselleşme olgusunun hız kazanması ile birlikte rekabet artmış ekonomik, sosyal ve teknolojik değişimler yaşanmıştır. Bu değişimlere paralel olarak sürdürülebilir kalkınma modeli ülkelerin sürdürülebilir ekonomi adına birinci stratejisi konumuna gelmiştir. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyüme ve kalkınmanın bir arada gerçekleşmesi toplumdaki tüm paydaşların (yerel yönetimler, özel sektör, yerel halk) bir araya gelmesiyle mümkündür. Bölgesel dengesizliklerin azaltılması ve planlı bir kalkınma sürecinin başlaması şüphesiz bu durum ile doğrudan ilişkilidir. Bu süreçte ekonomik değer yaratacak ve kalkınmada etkin olarak kullanabilecek kaynakları kısıtlı olan ve turistik değerlere sahip bölgelerde turizm hizmetleri yerel kalkınma için lokomotif rolü üstlenmektedir. Nitekim günümüzde birçok destinasyon sahip olduğu turistik değerleri yerel kalkınmada etkin olarak kullanma yoluna gitmektedir. Kış turizmi de bunlardan bir tanesidir. Ordu ili turizm açısından birçok önemli değere sahip olmakla birlikte gelişmişlik açısından diğer bölgelere göre henüz istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Öte yandan, Ordu ilinin yerel kalkınma sürecinde kış turizmi faaliyetlerinin kilit bir rol oynayacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı Ordu ilindeki kış turizmi faaliyetlerinin yerel kalkınmaya yapmış olduğu etkileri belirlemektir. Araştırma çerçevesinde nitel araştırma yöntemlerinden mülakat tekniği ile Mart 2020 döneminde Ordu ilinde 24 katılımcı ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar Ordu ilinde kış turizminin önemli bir potansiyele sahip olduğu ve yerel kalkınma sürecini hızlandırıp, önemli katkılar yapabileceğini, ayrıca yatırımların artması, ulaşım sorununun çözüme kavuşturulması, sosyo-kültürel aktivitelerin çeşitlendirilmesi ve tanıtım faaliyetlerine daha çok önem verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
The role of health in economic growth
Sustainable economic growth depends heavily on human capital. It is also well-established that higher quality of health affects the quality of human capital. And health indicator can be considered as a good proxy for human capital. The purpose of this study is to shed some light on the empirical nature of the health role on the long-run economic growth. In this study, two different models are used to see health role on the long-run economic growth using panel least squares method with fixed effects by considering various control variables for the selected group of countries that are classified by income group and geographic region. In the first growth regression, life expectancy is used a health indicator over the period from 1960 to 2014 with 10-year average. In the secong growth regression, health expenditure per capita growth is used as a health indicator over the period from 1995 to 2014 with 5-year average.
Measuring pro-poor growth in Turkey
This study aims to answer to the question of whether the growth process in Turkey has been pro-poor for the 2003-2014 period. Towards this end, we first introduce the concept of pro-poor growth and then, we present four ways of measuring pro-poor growth, namely pro-poor growth index (Kakwani and Pernia, 2000), rate of pro-poor growth (Ravallion and Chen, 2003), poverty growth curve (Son, 2004), and poverty equivalent growth rate (Kakwani and Son, 2008). We apply these measures to Turkey by utilizing household budget surveys conducted by Turkish Statistical Institution. We found that growth has been pro-poor in absolute sense for most of the yearly periods. In terms of relative approach, we made varied conclusions even for the same year based on the usage of different poverty measures. However, there is one striking finding that ultra-poor people has gained less from growth when compared to less poor people. Lastly, we decomposed the change in poverty into growth and redistribution components and we found that the main factor of the change in poverty has been derived by the growth component and the effect of growth gets higher if we use PGI and SPGI to measure poverty. Besides, in terms of redistribution, the results suggest that redistribution has hurt the ultra-poor people most compared to less poor people.
Impact of education quality on economic performance of countries
Since economists Jacob Mincer, Theodore Schultz and Gary Becker coined and popularized the term human capital in the literature in 1960s, a lot of interest has been paid to the relationship between economic growth and human capital development. Educated individuals are more capable of having high income and more likely to contribute more to enterprises for which they work by means of increased productivity and hence to the country in which they live. At this point, it becomes obvious that effective role of human capital in an economy of a country is closely related to education because human capital could be invested and developed through education like any other type of physical capital investment. In this manner, this study aims to investigate the relationship between the education in both quality and quantity terms rather than a broad measure of educational quantity and economic performances of countries measured by real income per capita growth. More specifically, country mean scores achieved by students at Programme for International Student Assessment (PISA) and at Trends in International Mathematics and Science Study (TIMSS) are harnessed to proxy education quality. Cross sectional and panel analyses are conducted in order to investigate such a relationship and the empirical results from each analysis indicate evidence in favour of significant influence. According to cross-country empirical analysis, there is strong evidence for country mean scores at each subject of each test do have significantly positive impact on average annual growth rate of real income per capita. Based on the empirical analysis in panel framework indicate that although neither of country mean scores at any subject of PISA test is significant in the process of economic growth, TIMSS subject scores are significant in determining economic growth.
Ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi – üretimi ilişkisi; Türkiye örneği
Gelişmiş ekonomiler, büyümeye devam ederken doğaya verilen zararı en aza indirmeye çalışmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı da bu çabanın temelini oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin de hede-fi istikrarlı büyümedir. Literatürde özellikle CO2 salınımının tehlikeli boyutla-ra ulaştığı 21.yy'ın başlarından sonra bu konuda yapılmış olan çalışmalar hız kazanmıştır. Konu üzerinde yapılan çalışmalara göre dört ana hipotez mevcut-tur. Bunlardan birincisi ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi ara-sında ilişki yoktur. İkinci hipotez ise yenilenebilir enerji tüketiminden ekono-mik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisinin bulunmasıdır. Üçüncü hipo-tez, ekonomik büyümeden yenilenebilir enerji tüketimine doğru bir nedensel-lik ilişkisinin bulunmasıdır. Dördüncü ve son hipotez ise feedback (geribildi-rim) hipotezi olarak adlandırılır. Feedback hipotezi; yenilenebilir enerji tüke-timi ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik bulunmasını ifa-de eder. Bu çalışmanın amacı Türkiye nezdinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekono-mik büyüme arsındaki nedensellik ilişkisinin incelenmesidir. Granger Neden-sellik Testi; 1980 – 2013 yılları arasındaki 2005 yılı sabit dolar ile ölçülmüş GSYH verileri ve 1980 – 2013 yılları arasındaki yakılabilir yenilenebilir enerji kaynakları ve atık enerjisi tüketimi verileri ile yapılmıştır. Test sonucunda teo-rik beklentilerden birisi olan ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketi-mi arasında, yenilenebilir enerjiden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yenilenebilir enerji, Ekonomik büyüme, Granger Nedensellik Testi, Yeşil ekonomi, Çevre.
Savunma harcamaları ve iktisadi büyüme arasındaki ilişkinin analizi:Türkiye örneğinde uygulamalı bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de savunma harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analizini yapmaktır. Çalışmada; savunma hizmeti ve savunma harcamalarına ilişkin genel bilgilere, dünyadaki diğer ülkelerdeki savunma harcamalarına, Türkiye'de savunma harcamalarının genel durumuna ve finansman kaynaklarına, savunma harcamalarının ekonomik etkilerine, savunma harcamaları- büyüme ilişkisi üzerine ileri sürülen farklı görüşlere yer verilmiştir. Tezin araştırma kısmında Türkiye'nin 1987 - 2012 Yılları arasındaki büyüme oranları ve savunma harcamalarına ilişkin veriler baz alınarak Granger nedensellik testlerine yer verilmiştir. Granger nedensellik testi sonuçlarında savunma harcamalarının ekonomik büyümenin nedenlerinden biri olduğu ve ekonomik büyümeyi desteklediği ortaya çıkmıştır
Cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye örneği
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli sorunlarından olan cari açık özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki etkileri konusunda kesin sonuca varılamadığı için uzun yıllardır tartışma konusu olmuştur. Türkiye'nin değişen büyüme verileriyle birlikte cari açık verilerinde de değişimler gözlenmektedir. Buradaki sorun cari açık mı büyümeyi etkilemekte yoksa büyümede meydana gelen değişimler mi cari açığı tetiklemektedir. Bu çalışmada, bu soruya cevap bulabilmek amacıyla cari işlemler dengesi/GSYİH ve GSYİH'daki yüzde değişim için 1998Q1-2014Q1 dönem verileri kullanılarak Türkiye üzerine bir nedensellik testi ve VAR analizi yapılmıştır. Bulgular büyümeden cari açığa doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisine işaret etmektedir.
Küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birlik ülkeleri örneği
Küreselleşme son on yıllarda büyüyen bir olgudur. Bu küreselleşmenin, özellikle gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesine etkisi, çeşitli ampirik analizlerde ortaya çıkmıştır. Dünya ticareti ve doğrudan yabancı yatırımın %2'sinden azı ile Afrika küreselleşmenin dışında görünmektedir. Bu gözlemler, Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (BAEPB) ülkelerinde ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisine bakmamıza neden oldu. Bu çalışma, 2000-2014 dönemini kapsayan bir panel seri çerçevesi kullanarak, küreselleşmenin BAEPB ülkelerinde kısa ve uzun dönemde ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ekonomik küreselleşmenin etkilerini yakalamak için iki tahmin yöntemi kullanılır: kısa vadeli etkileri incelemek için sabit etkiler modeli ve uzun vadeli etkileri yakalamak için dinamik bir panel modeli. Elde edilen sonuçlar küreselleşmenin ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini ve kısa vadede de %10'luk bir anlamlı sahip olduğunu göstermektedir. Uzun vadede, ekonomik küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir ve %5 anlamlıdır. Aslında, uzun vadede, ekonomik küreselleşmede %1'lik bir artış, ortalama olarak, %0.032 ile ekonomik büyümeyi artıracaktır. Bu sonuçlara dayanarak, yerel ekonominin uluslararası pazara açılmasının, BAEPB ülkeleri için uzun vadede daha üretken olduğuna karar verebilmektedir. Anahtar Sözcuükler: Küreselleşme, Ekonomik Büyüme, Sabit etkiler, GMM Sistem,BAEPB, Panel Veri.
The effect of smes' performance indicator of business turnover as a dimension of economic growth: Borama case
This study examines the effect of SMEs' performance indicators on business turnover as a dimension of economic growth, in a manner which SMEs can improve their performance for effective contribution to economy Borama city such as utilization local production and social economic condition improvement. Challenges hinder SMEs performance also examines in this study, SMEs in Borama face militating problems while government and other related institutions giving no attention also there is no clear SMEs policy. Financial problem and lack of government support become the main problem blocks SMEs potentials for improving their performance and their contribution to economy in Borama. For that reason, the study used to uncover the effect of SMEs performance indicator on business turnover as a dimension of economic growth in Borama, Primary data gathered from the responses of 211 SMEs operating in Borama. Descriptive statistics conducted to realize demographic characteristics of the main variables, SMEs performance, source of their finance and challenges they face. Further, the researcher investigates the direction and the strengths the relationship between the main variables of the study through regression and correlation analyses. The result of both regression and correlation analysis indicates that SMEs performance indicator of business turnover portrayed negative effect on profitability of the business and Entrepreneurship. Investment, employment and infrastructural development followed SMEs establishment show positive influence SMEs performance indicator of business turnover. Therefore, based on the result of the study, government should give more attention development and support of SMEs in Borama and the country as well. Keywords: SMEs, SME performance, Economic growth, Turnover.
Regülasyon ve büyüme
Devlet tarafından ekonomik faaliyetleri etkilemek için kullanılan regülasyonlar önemli politik araçlarıdır ve bu yolla ekonominin toplam çıktı kapasitesi etkilenebilir. Bu çalışmanın temel dayanağını regülasyonların ülkelerin büyüme performansı üzerindeki etkilerinin araştırılması oluşturmaktadır. Çalışmada ampirik olarak tutarlı sonuçlar ortaya koyan temel Solow model büyümenin önemli bir belirleyicisi olan beşeri sermayeyi içermediğinden, onun yerine hem bu değişkeni içeren hem de tutarlı sonuçlar üreten Mankiw, Romer ve Weil model kullanılmıştır. Bu model çerçevesinde regülasyonların büyüme üzerindeki etkisinin ölçülmesi için 27 OECD ülkesine ait 1975-2010 dönemini kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. Regülasyonlar, doğrudan ekonomik birimlerin kararlarını kısıtlayan kredi, emek ve reel piyasa regülasyonları endeksi ve piyasa yanlısı olan mülkiyet haklarının korunması ve hukuki yapı endeksi ile ifade edilmiştir. Statik ve dinamik panel veri modelleri yardımıyla yapılan analiz sonucu elde edilen bulgular, piyasaya doğrudan müdahalede bulunan yani piyasa oyuncularının kararlarını kısıtlayan regülasyonların büyüme üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Diğer yandan piyasanın etkin çalışması için gerekli ortamın tesis edilmesine yönelik olan piyasa yanlısı regülasyon uygulamalarının büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Regülasyon, Büyüme.
Lojistik sektörünün ekonomiye etkisi : OECD ülkeleri üzerine bir uygulama
Lojistik sektörü, yarattığı istihdam, milli gelir ve yabancı yatırımları yönlendirmesi açısından ülke ekonomisine makro açıdan önemli katkılar sağlamaktadır. Lojistik sektörünün katkıları mikro açıdan ise firmaların rekabet gücünü artırması açısından görülmektedir. Lojistik sektörü, sağladığı makro ve mikro katkıları, ülkelerin rekabet gücünü sağlamada en önemli kilit sektör halini almıştır. Ayrıca lojistik sektörü diğer sektörlerin canlanması ve rekabet gücünün artırılması açısından da önemli misyon yüklenmiştir. Tüm sektörler artık gelinen noktada lojistik sektörüne bağımlı hale gelmiştir. Tez çalışmasında lojistik sektörünün ekonomiye etkisi OECD ülkelerinde 1970-2014 dönemi için araştırılmıştır. Araştırmada dengesiz panel veri analizi kullanılmıştır. OECD ülkelerinde ilgili dönemde taşıma ve haberleşme sektörlerini temsil eden değişkenlerin ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Lojistik Sektörü, Ekonomik Büyüme, Dengesiz Panel Veri Analizi, OECD.
Savings rates in Turkey: The prospects for a sustainable growth
The objective of this study is firstly to explain the development process of savings rates and to reveal particularly the reasons for decline in domestic savings in recent years in Turkey. The second objective of the study is to investigate the effect of domestic savings on sustainable economic growth by employing time series analysis over the period 1975-2014. According to results of the study, domestic savings in Turkey remain considerably lower than world average and different income groups. Also, Turkey's economic growth is found to have long run relationship with total domestic savings, private savings and public savings by using vector autoregressive (VAR) approach of Johansen co-integration analysis. In addition, based on the vector error correction model (VECM), it is found that there is a bilateral Granger causality relationship between economic growth and total domestic savings, private savings and public savings in the long-run. In the short-run, main finding based on the VECM is that there is a unilateral Granger causality running from economic growth to total domestic savings, private savings and public savings. It is also seen that impulse response and variance decomposition analyses are consistent with the results based on VECM. Key Words: Sustainable Economic Growth, Vector Autoregressive Model, Johansen Cointegration Test, Vector Error Correction Model, Granger Causality Test
Economic policies for post-conflict recovery:Comparative study between Rwanda and Burundi
The research tried to investigate the role of economic policies in post-conflict economic recovery. The contribution of the policy reforms made by the governments of Rwanda and Burundi to their economic recovery and development are compared. The main objectives of the study were to identify the role of military expenditure in reducing the risk of new conflict and examine the contribution of domestic investment, foreign aid and FDI to the economic recovery of the two countries. The result from VECM model indicates that domestic investment, foreign aid, foreign direct investment and military expenditure have long run significant effect on economic growth of Burundi and Rwanda. In the short run military expenditure has no any effect on the real GDP in Rwanda but it has significant positive effect on economic growth in Burundi. Also domestic investment does not promote the economic growth and recovery in Burundi. Also the result from Granger Causality test shows that in Burundi; domestic investment Granger causes real GDP. there is unidirectional effect coming from foreign direct investment to real GDP. On the other hand, for Rwanda domestic investment Granger causes real GDP at 5% significance level and there is unidirectional causality coming foreign aid to real GDP in Rwanda. Keywords: Recovery, Economic Policies, Foreign Direct Investment, Domestic Investment
OECD ve G-20 ülkelerinde sermaye hareketleriyle seçilmiş iktisadi değişkenler arasındaki ilişkilerin panel veri analizi
Bu tezin amacı, sermaye hareketlerinin, OECD ve G-20 ülklerinde ekonomik büyüme ve Reel Effektif Döviz Kuru (REER) üzeindeki etkilerini incelemektir. Birinci bölümde farklı sermaye hareketleri ödemeler dengesi temel alınarak tanımlanmış ve sermaye hareketlerinin nedenleri ve ekonomik etkileri açıklanmıştır. İkinci bölümde, OECD ülkeleri ve OECD'nin kilit ortağı olan ülkelerde 2002-2014 yılları arasında, doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları ve işçi dövizi girişlerinin REER üzerindeki etkileri rassal etkiler modeli ile incelenmiştir. OECD ve kilit ortak ülkeler gelişmiş ve gelişme yolunda olan ülkeler olmak üzere iki grubu ayrıldığında sermaye girişlerinin REER üzerinde herhangi anlamlı bir etkisi olmazken gelişme yolunda olan ülkelerde sermaye girişlerinin REER'in değerini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Üçüncü bölümde G-20 ülkelerinde 1985-2014 yılları arasında beşer yıllık gözlemlerle net sermaye akımlarının (NKF) kişi başına düşen GSYİH'daki yıllık büyüme oranı üzerindeki etkileri Neo-klasik ve içsel büyüme modelleri çerçevesinde kişi başına düşen GSYİH (doğal logaritma), kamu harcamalarının GSYİH'daki payı, gayri safi yurtiçi yatırımların GSYİH'daki payı, dışa açıklık, ortalama okullaşma oranı ve finansal gelişmişliğin bir göstergesi olarak özel kredilerin GSYİH'daki payı, kukla değişken olarak 2008 küresel krizi ve finansal gelişmişlik düzeyinin NKF'lerin ekonomiler üzerindeki etkilerini gösteren etkileşimli değişken de modele dahil edilerek GMM tahmincisi ile incelenmiştir. Analizde G-20 ülkelerinin ekonomik büyüklük ve ekonomik yapıları açısından farklı oldukları dikkate alınarak farklı gruplandırmalar yapıldığında G-7 ülkeleri ve G-20 içerisinde cari fazla veren ülkelerde NKF'nin ekonomik büyümeyi negatif; G-7 dışında kalan G-20 ülkeleri ve cari açık veren G-20 ülkelerinde ise ekonomik büyümeyi pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar, sermaye hareketlerini esas alarak büyümeye çalışan ülkeler için önemli çıkarımlar içermektedir. Anahtar Sözcükler: Sermaye Hareketleri, Reel Döviz Kuru, Net Sermaye Akımı,Panel Veri Analizi, GMM Tahmincisi
2008 kriz döneminde sanayi sektöründe yaşanan daralmanın büyüme üzerine etkisinin ekonometrik analizi:Türkiye uygulaması (2005-2016)
Sanayi sektörünün diğer sektörlerin gelişiminde lokomotif olması, ekonomik büyüme ile sanayi sektörü arasındaki ilişkinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Sanayi sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde payının arttırılması ekonomik büyümeyi hızlandırırken, tersi durumun yaşanması ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve hatta geriletecektir. Özellikle kriz dönemlerinde sanayi sektörünün ne yönde etkilendiğini belirlemek geleceğe dönük politikaların oluşturulması ve gelecekte yaşanacak olası krizlerin etkilerini azaltabilmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2008 küresel ekonomik krizle birlikte Türk sanayi sektöründe yaşanan daralmanın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de ekonomik büyüme ile sanayi sektörünü temsilen sanayi üretim endeksi (SÜE), sanayide çalışılan saat endeksi (CSE), sanayide kişi başına üretim (KBU) ve sanayi ciro endeksi (SCE) arasındaki ilişki; 2005:Q1-2016:Q1 dönemi için üç aylık veriler kullanılarak VECM ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kısa dönemde tüm değişkenlerin büyüme üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde ise SUE, CSE ve KBU değişkenlerinin büyümenin nedenini oluşturduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre sanayi sektöründe yapılacak iyileştirmeler büyümenin üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Anahtar Sözcükler: Türk sanayi sektörü, Ekonomik büyüme, 2008 Küresel kriz,Granger Nedensellik, VECM analizi.
Küreselleşmenin ekonomik büyümeye etkileri: Afrika ülkeleri örneği
Bu çalışma küreselleşmenin Sahraaltı Afrika ülkelerinin ekonomik büyüme oranları üzerinde arttırıcı ya da azaltıcı bir etkisinin olup olmadığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmada Sahraaltı ülkelerinin 1990-2014 yılları veri seti kullanılarak ekonomik büyüme modeli oluşturulmuş ve bu ekonomik büyüme modellerine küreselleşme değişkeni olan KOF küreselleşme endeks değeri, ekonomik küreselleşme endeks değeri, politik küreselleşme endeks değeri ve sosyal küreselleşme endeks değeri değişkeni eklenerek bu değişkenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi sınanmıştır. Dinamik panel veri analizi yöntemi ile yapılan ekonometrik analizde, modellerin tahmininde Arellano–Bover/Blundell–Bond dinamik panel veri tahmincisi kullanılmıştır. Bu tahminci GMM (Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi) tahmincisi olarak da bilinmektedir. Verilerin 36 Sahraaltı ülkesine ait olduğu çalışmada ekonometrik analize konu olan Afrika ülkeleri tüm Sahraaltı Afrika ülkeleri, düşük gelir seviyesine sahip ülkeler, alt orta gelir seviyesine sahip ülkeler ve üst orta gelir seviyesine sahip ülkeler olarak dörde ayrılmıştır. Elde edilen sonuçlar ise tüm Sahraaltı ülkelerinin sınandığı modelde ve düşük gelirli Sahraaltı ülkelerinin sınandığı modelde küreselleşmenin ekonomik büyümeye bir etkisinin olmadığı, alt orta gelir seviyesine sahip olan Sahraaltı Afrika ülkelerinde politik küreselleşmenin ekonomik büyümeyi arttırıcı yönde bir etkisi olduğu, üst orta gelir seviyesine sahip olan Sahraaltı Afrika ülkelerinde ise KOF küreselleşme endeksinin ve ekonomik küreselleşmenin ekonomik büyümeyi arttırıcı yönde etkisi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Denilebilir ki ülkelerin gelir seviyeleri yükseldikçe küreselleşme ekonomik büyüme üzerinde etkili olmaktadır.
Crude oil, natural gas, politics, and economic growth: Impact and causality analysis in Caspian Sea region
The main objective of this study is to investigate the impact and causality of crude oil and natural gas with economic growth in Caspian Sea region. Alongside, analyzing the impact and causality of regional politics with crude oil and natural gas, and investigating the internal strengths and weaknesses as well as external opportunities and threats of the region are also the significant purposes of the study. Here, the study uses ordinary least square method and Granger causality test by considering time-series data from 1997-2015 to ascertain the impact and causality of crude oil, natural gas, politics, and economic growth. The results show that crude oil and natural gas has a significant impact on economic growth of the region. However, no significant regression model has been found considering the political variables which jointly has a significant impact on crude oil and natural gas. Now, considering Granger causality, from the economic perspective, GDP does granger cause crude oil price and export. It denotes that there is a unidirectional causal relationship between GDP and crude oil price, and GDP and crude oil export. Surprisingly, this direction is unlike for GDP and natural gas. Here, GDP and natural gas have opposite but unidirectional causal relationship—i.e., natural gas price and export do Granger cause GDP. On the other hand, considering political perspective, the findings of the Granger causality test show seven pairs which have a unilateral significant causal relationship between them.
İstihdam yaratmayan büyüme: Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı; 2000'li yıllarda Türkiye ekonomisinin sergilemiş olduğu ekonomik büyüme ile birlikte gerçekleşen işsizlik oranındaki artışın incelenmesidir. Dünya ve Türkiye ekonomisinde gerçekleşen ekonomik büyüme, işsizlik ve istihdam oranları grafik ve tablolar yardımıyla analitik olarak değerlendirildi. Çalışmada Türkiye ekonomisinde istihdam yaratmayan büyümenin varlığı 2006:Q1-2018:Q4 dönemleri için RGSYİH ve işsizlik oranları kullanılarak analiz edildi. Çalışmanın birinci bölümünde ekonomik büyüme, istihdam, istihdam türleri, işsizlik ve işsizlik çeşitleri incelendi. İkinci bölümünde büyüme modelleri, istidam teorileri ve Okun Yasası anlatıldı. Daha sonra Türkiye'de ve dünya ekonomisinde gerçekleşen ekonomik büyüme ve işsizlik oranları grafik ve tablolar yardımıyla açıklandı. Ayrıca konuyla ilgili geçmişte yapılan ampirik çalışmalara da yer verildi. Üçüncü bölüme uygulamada kullanılan serilerin birim kökleri incelenerek başlandı. Durağanlığın incelenmesi amacıyla ADF ve PP testleri yapıldı. Testlerin sonucunda serilerin birinci dereceden durağan I(1) olduğu görüldü. Daha sonra Johansen Yöntemi kullanılarak eşbütünleşme analizi yapıldı ve serilerin eşbütünleşik olduğu tespit edildi. Bu seriler arasında uzun dönemli denge ilişkisi olduğunu gösterdi. Son olarak Etki Tepki ve Varyans Ayrıştırması Analizleri yapıldı. Etki tepki analizi sonucunda; işsizliğin işsizliğe tepkisi azalan oranlarda pozitiftir. LRGDP'nin işsizliğe etkisi ise, 9.döneme kadar negatif sonra ise sıfır düzeyine gelerek pozitif olmaktadır. İşsizliğin LRGDP'ye etkisinde, ilk 2 dönem negatif etki artarken daha sonra git gide azalmaktadır ve 10 dönem boyunca etkisi negatiftir. LRGDP'nin LRGDP'ye etkisi 10 dönem boyunca pozitiftir. Varyans Ayrıştıması sonucunda; işsizlikteki bir değişim büyük oranlar en fazla kendisine gelen şoklardan kaynaklanmaktadır. LRGSYİH ise, değişimde ilk dönem işsizliğin etkisi yüzde 18 iken gecikmeli olarak bu etki 3. döneme kadar artmakta ve yüzde 30'a kadar yükselmektedir.
Kamu harcamalarının fonksiyonel sınıflandırılmasından hareketle Türkiye'de kamu harcamaları ekonomik büyüme ilişkisinin Keynesyen görüş ve Wagner Kanunu perspektifinden açıklanması
Çalışmada Türkiye ekonomisi için fonksiyonel sınıflandırma kapsamında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvelde yer alan merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin birinci düzey faaliyetlerini temsil eden harcama kalemleri ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) arasındaki nedensellik ilişkisi 2006:Q1-2019:Q4 dönemi üç aylık verileri kullanılarak analiz edildi. Çalışmanın birinci bölümünde kamu harcaması kavramı, kamu harcamalarının sınıflandırılması, kamu harcamalarının artış nedenleri, kamu harcamalarının artışını açıklayan bazı görüşler açıklandı. İkinci bölümde Türkiye'de kamu harcamaları ve ekonomik büyümenin seyri hakkında bilgi verildi ve konuyla ilgili geçmişte yapılan çalışmalara değinildi. Uygulama aşamasında ilk olarak serilerin birim kök dereceleri Augmented Dickey Fuller (ADF) testi ve Phillips Perron testi ile incelendi. Birim kök testi sonuçlarına göre GSYİH birinci dereceden birim kök içermekteyken, kamu harcaması serilerinin bir kısmının birim kök içermediği ve bir kısmının da birinci derceden birim kök içerdiği gözlemlenmiştir. Daha sonra nedensellik ilişkisi Todo-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiş ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıladan (SLRGSYİH) Çevre Koruma Hizmetleri (SLRÇKH), Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri (SLRDKDH), Eğitim Hizmetleri (SLREH), İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri (SLRITRH), Sağlık Hizmetleri (SLRSH), Savunma Hizmetleri (SLRSVH) değişkenlerine ve Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri (SLRKDGH) değişkeninden Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (SLRGSYİH) değişkenine doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur.
Türkiye'de finansal sistemin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
Finansal sistemdeki gelişim ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki uzun zamandır tartışılan bir konudur. Özellikle son yıllarda iki değişken arasındaki ilişki, yazında dikkat çeken konulardan biri haline gelmiştir. Teorik yönden incelendiğinde, bu ilişkinin temelleri Bagehot ve Schumpeter tarafından atılmıştır. Son yıllarda ise McKinnon ve Shaw bu konu üzerinde çalışmışlardır. Finansal sistem, ekonomik performans için oldukça önem arz eden bir faktördür. Finansal sistem, ekonomik düzenin en önemli alt sistemi olma özelliğini taşımaktadır. Bu durumun en temel sebebi, günümüz ekonomilerinin en çok ihtiyaç duyduğu fon aktarım sürecinin merkezi olmasıdır. Ekonomik sistemdeki başarı, finans sisteminin etkinliğine büyük oranda bağlıdır. Diğer taraftan, ekonomik büyüme yasal regülasyonlarla uluslararası bütünleşme seviyesinde gelişmeye sebep olmakta, ortalama gelir seviyesinde yükselişe ve finansal sistemdeki gelişim için de en uygun ortamı oluşturmaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisinde, arz öncüllü ve talep takipli hipotezler önem arz etmektedir. Arz öncüllü hipoteze göre, finansal gelişme ekonomik büyümeyi arttırmaktayken, talep takipli hipoteze göre ekonomik büyümeden finansal gelişmeye doğru bir ilişki söz konusudur. Bu çalışmada Türkiye'de finansal sistemdeki gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisinin nedensellik yönü, 1998:Q1-2018:Q4 dönemli üçer aylık veriler kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. İlişkinin yönünü tespit edebilmek için Toda- Yamamota ekonometrik tekniğinden yararlanılmıştır. Literatürdeki çalışmalara göre nedenselliğin yönü tartışmalı bir konuda olsa bu çalışmada ekonomik büyümeden finansal sistemdeki gelişmeye doğru tek yönlü bir ilişki saptanmıştır. Dolayısıyla Robinson tarafından ortaya atılan talep takipli hipotezi destekleyici kanıt sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Finansal Gelişme, Ekonomik Büyüme, Toda- Yamamota Nedensellik Testi
Finansal krizler ve kamu harcamaları: Farklı gelişmişlik düzeylerdeki ülkeler arasında bir karşılaştırma
Finansal Krizler, sermaye hareketliliğin günden güne artmasıyla ülkelerin açısından mali yapılarında önemli tesirlere sahiptir. Finansal açıdan ülkeler krizler karşısında zor durumda kalmaktadır. Ülkelerde finansal krizlerin meydana gelmesinin arka planında temel olarak ülkelerin uyguladıkları döviz kuru politikasının, uluslararası sermaye hareketlerinin, enflasyonun ve ülkelerin borçlanmalarında aşırı bir yönü tercih etmeleri yatmaktadır. Ülkeler finansal krizlere ve toplumsal gereksinimlerin giderilmesi maksadıyla kamu harcamalarını yaparak krizlere karşın etkili adımlar ortaya koyabilmektedir. Bu çalışmada jeopolitik olarak bulunduğu bölgede önemli olan ülkeler seçilerek ilgili ülkelerin 1990 ve 2020 yılları arası meydana getirdikleri kamu harcamaları ve bu harcamalardaki değişimler kamu harcamaları yaklaşımları ve fonksiyonel olarak incelenmiştir.
Savunma sanayinin gelişimi ve savunma harcamalarının ekonomik büyüme ile ilişkisi
Dünya üzerinde devletler resmi olarak kurulduklarından bu zamana kadar birbirleri ile sürekli mücadele halinde olmuşlardır. İlk ateşli silahların kullanılmasından sonra ülkeler bu güce sahip olmayı hedeflemişler ve bu alanda çalışmaya başlamışlardır. Ülkelerin büyümeleri başka toprakları istila etmeleri ve kendilerine kaynak aramaları ülkeler arasında savaş durumlarının olmasına neden olmuştur. Dönem dönem farklı coğrafyalarda meydana gelen savaşlar 1. Dünya Savaşı ile tüm dünyada etkisini göstermiştir. 1. Dünya Savaşı'nda ülkelerin savunma sanayisine verdikleri önem, savaşın kazanan devletlerde açıkça görülmektedir. 1. Dünya Savaşından sonra ülkeler, kendilerini korumak ve gelecekte meydana gelecek olan bir savaşa hazırlıklı olma adına savunma sanayilerini arttırma çabasına girmişlerdir. Aradan çok uzun bir zaman geçmeden ortaya çıkan 2. Dünya Savaşı ise savunma teknolojisinin daha fazla arttığı bir dönem olarak görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nin, 2. Dünya Savaşı sırasında Atom Bombası kullanması ise savunma sanayisinde meydana gelen ilerlemeyi tüm dünyaya göstermiştir. Yapılan bu tezde askeri harcamaların ekonomik boyutu ele alınarak ekonomik büyüme üzerindeki etkileri incelenecektir. Bunun için Almanya, İtalya, Güney Kore ve Türkiye'nin savunmaya yönelik gerçekleştirdiği harcamaların ekonomik büyüme üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonucunda savunma harcamalarının ekonomik gelişim üzerine pozitif yönlü bir etkisinin olmadığı görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Askeri Harcamalar, Ekonomik Büyüme