Ekonomik kriz

254 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Finansal liberalizasyon ve kriz öncü göstergelerinin analizi

Dünya ekonomisinde küreselleşmeyle birlikte nedenleri ve etki alanları birbirinden farklı sayıda kriz yaşanmıştır. Özellikle, 1900'lü yıllarda artan krizler kriz öncü göstergelerinin belirlenmesine yönelik çalışmaları beraberinde getirmiştir. Artan krizler, McKinnon ve Shaw'un teorik temelini oluşturduğu finansal liberalizasyon kavramının da sorgulanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada ilk olarak, finansal liberalizasyonla ilgili teorik çalışmalar ele alındıktan sonra, 1980 sonrası finansal liberalizasyon sürecinde, Türkiye ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşümlere paralel olarak artan krizlere dikkat çekilecektir. Bunun için, Türkiye'de yaşanan 1994, 2000-2001 ve 2008 krizleri incelenecektir. Ekonometrik analiz bölümünde ise finansal liberalizasyon göstergeleri ve Kaminsky, Lizondo ve Reinhart'ın KLR yaklaşımı olarak bilinen çalışmasından esinlenilerek seçilen kriz öncü göstergeleri incelenecektir. Türkiye ekonomisi için, finansal liberalizasyon sürecinin tamamlandığı 1989 sonrası zaman aralığında, bu göstergelerin birbirleriyle olan etkileşimleri, şokların analizi ve nedensellik ilişkileri VAR modeli ve Toda-Yamamoto testi aracılığıyla araştırılacaktır. Amaçlanan, finansal liberalizasyon göstergeleri olan kredi büyümesi, reel faiz oranları ve sıcak para akımlarının kriz öncü göstergelerini olumsuz etkileyerek Türkiye'de yaşanan krizleri tetiklediğini göstermektir. Ayrıca, Türkiye ekonomisi için, kriz öncü göstergeleri üzerindeki en etkin finansal liberalizasyon göstergelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. VAR modeli ve Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre finansal liberalizasyon göstergelerinden sıcak para hareketleri ve reel faiz oranlarının kriz öncü göstergeleri üzerindeki olumsuz etkisi, bu göstergeleri açıklama yüzdesi ve nedensellik ilişkileri kredi büyümesine göre daha fazla çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal liberalizasyon, Kriz öncü göstergeleri, KLR yaklaĢımı,VAR modeli, Toda-Yamamoto nedensellik testi.

Ekonomik kriz 1994Ekonomik kriz 2008Ekonomik kriz+7
Ömer Uğur Bulut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

2008 kriz döneminde sanayi sektöründe yaşanan daralmanın büyüme üzerine etkisinin ekonometrik analizi:Türkiye uygulaması (2005-2016)

Sanayi sektörünün diğer sektörlerin gelişiminde lokomotif olması, ekonomik büyüme ile sanayi sektörü arasındaki ilişkinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Sanayi sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde payının arttırılması ekonomik büyümeyi hızlandırırken, tersi durumun yaşanması ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve hatta geriletecektir. Özellikle kriz dönemlerinde sanayi sektörünün ne yönde etkilendiğini belirlemek geleceğe dönük politikaların oluşturulması ve gelecekte yaşanacak olası krizlerin etkilerini azaltabilmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2008 küresel ekonomik krizle birlikte Türk sanayi sektöründe yaşanan daralmanın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de ekonomik büyüme ile sanayi sektörünü temsilen sanayi üretim endeksi (SÜE), sanayide çalışılan saat endeksi (CSE), sanayide kişi başına üretim (KBU) ve sanayi ciro endeksi (SCE) arasındaki ilişki; 2005:Q1-2016:Q1 dönemi için üç aylık veriler kullanılarak VECM ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kısa dönemde tüm değişkenlerin büyüme üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde ise SUE, CSE ve KBU değişkenlerinin büyümenin nedenini oluşturduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre sanayi sektöründe yapılacak iyileştirmeler büyümenin üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Anahtar Sözcükler: Türk sanayi sektörü, Ekonomik büyüme, 2008 Küresel kriz,Granger Nedensellik, VECM analizi.

BüyümeBüyüme faktörleriEkonometrik analiz+6
Sevim Özkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz ve kurumsal risk yönetimi ile ilgili Türkiye'deki havayolu işletmelerinde farkındalık düzeyinin araştırılması

Havayolu işletmeleri, sektörel dinamikleri, değişkenlik düzeyinin yüksek olması, paydaşların havacılığa olan ilgisi ve nitelikleri itibariyle krizlerin işletmeler üzerinde etki şiddeti daha farklı ve yüksek olabilmektedir. Küreselleşmenin etkisiyle dünyanın herhangi bir bölgesinde meydana gelen bir kriz, havayolu işletmelerinin operasyonlarını dolaylı ya da doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle işletmeler kurumsal sürdürülebilirlik için savunma mekanizmalarını bir anlamda kriz ve risk kaynaklarına yönelik olarak kurumsal stratejiler kapsamında geliştirmektedir. Kriz yönetimi bu savunma mekanizmalarından biridir. Risk, organizasyonların hedeflerini olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek her türlü olaydır. KRY'nin (Kurumsal Risk Yönetimi) geliştirilmesi ile birlikte işletmeler, risklere sadece tehdit gözüyle değil, fırsat gözüyle de bakmaya başlamıştır. KRY'nin kurumsal değere ve performansa pozitif etkisi olduğu kabulünden hareketle kuruma özgü tesis edilen kriz ve risk yönetimi sistemlerinin kurumsal stratejik amaçların başarılmasında kritik rol oynadığı öngörülmektedir. Bu çalışmadaki amaç, hem şirketlerin farkındalık seviyelerinin arttırılmasına destek olacak nitelikte kılavuz bir çalışma sunulması ve hem de literatüre katkıda bulunulmasıdır. Bu çalışmada, kriz ve KRY konuları açıklanmıştır. Farklı iş modellerinde faaliyet gösteren, Türkiye merkezli yedi farklı havayolu işletmesindeki kriz ve KRY uygulamaları incelenmiştir. İşletmelerin bu konudaki farkındalıkları araştırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak işletmelerin üst düzey yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kaynakların etkin kullanımı, işletmeler açısından tehdit olarak görülebilecek risklerin avantaja dönüşebilmesi, iyi bir kriz ve KRY uygulaması ile mümkündür. Bu nedenle işletmeler kriz ve KRY konusunda farkındalık düzeylerini artırarak hem kriz ile risk yönetimi uygulama performanslarını hem de kurumsal performanslarını geliştirebilirler. Bu çalışma yoluyla amaçlandığı üzere, işletmelerin bu özelliğin farkında olmaları onların kriz ve kurumsal risk yönetimi sistemlerine olan paradigmalarını da etkileyebilecektir.

Ekonomik krizFarkındalıkFinansal kriz+6
Serkan Karatay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizler öncesi erken uyarı sistemleri

Bu çalışmada, krizleri öngörmede kullanılan çeşitli erken uyarı modellerinden seçilmiş göstergelerin krizler öncesi ve sonrası hareketliliği izlenerek, krizlere dair anlamlı sinyallerin alınıp alınamayacağı logit model yardımıyla araştırılmıştır. Türkiye'nin yaşamış olduğu 2001 ve 2008 krizleri esas alınarak 2001-2010 arası aylık veriler kullanılmıştır.Yapılan test sonucu göstergeler arasından kredi/rezervler(kredi), reel kurdaki yüzdesel değişim(kur) ve İMKB 100 endeksindeki yüzdesel değişim(imkb) değişkenleri %5 düzeyinde anlamlı çıkarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı(dt) %10 düzeyinde anlamlı çıkmıştır.Sonuç olarak Türkiye'de kredi, kur veya imkb göstergelerindeki bir azalma ya da dt göstergesindeki bir artış kriz çıkma olasılığını artırmaktadır.Veri toplamada daha çok bilgisayar ortamının kullanıldığı çalışmada, çeşitli internet adreslerinden kaynak olarak yararlanılmıştır. Bunun dışında kütüphane araştırması yönteminin kullanıldığı bu çalışmada literatür incelemesi de yapılmıştır. Bu kapsamda konuyla ilgili çeşitli kitaplar, dergiler ve makaleler incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ekonomik krizler, Erken uyarı sistemleri, Döviz kuru baskıindeksi, Logit model.

Döviz kuruEkonomik krizErken uyarı sistemleri+2
Mustafa Ercan Kılıç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Krizlerin imalat sektörü üzerindeki etkilerinin finansal rasyolarla analiz edilebilirliği ve 2008 örneği

1990'lı yıllarda, dünyada yaşanan küreselleşme sürecinin etkisiyle ortaya çıkan neoliberal ekonomik sistem, ekonomi tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen sıklıkta finansal krizlerin oluşmasına neden olmuş ve bu krizlerin yarattığı olumsuzluklar da işletmelerin faaliyetleri üzerinde etkisini göstermiştir.?Krizlerin İmalat Sektörü Üzerindeki Etkilerinin Finansal Rasyolarla Analiz Edilebilirliği? başlığını taşıyan bu doktora tezi, bir üçüncü nesil finansal kriz modeli olan 2008 krizinin, imalat sanayi alt sektörleri itibari ile işletmelerin finansal göstergeleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaç ile hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören imalat sanayi işletmelerinin kriz öncesi, kriz süreci ve kriz sonrası dönemleri de kapsayacak şekilde, 2006-2010 yılları arası mali tablolarından, işletmelerin likidite, mali yapı, faaliyet etkinliği, karlılık ve büyüme oranlarına ilişkin 18 finansal rasyo ile 2008 krizinde Türkiye için belirlenen 5 kriz göstergesi araştırma değişkenleri olarak kabul edilmiştir. Değişken sayısının fazlalığı ve değişkenlerden hangilerinin, hangi alt sektörlerde etkili olduğunun belirlenmesi amacı ile araştırmada faktör analizi yöntemi uygulanmıştır.Araştırmada, bir üçüncü nesil kriz modeli olan 2008 krizinin, Türkiye'de imalat sanayi alt sektörleri itibari ile özellikle likidite oranlarını, faaliyet etkinliği oranlarını ve karlılık oranlarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.Bu tez ile imalat sanayide faaliyet gösteren işletmelerin, kriz riskini minimize edecek finansal politikalar geliştirebilmeleri için gerekli veriler elde edilmiş olmakta ve bu bulgular, tezin orijinal yönünü oluşturması yanında kriz riski karşısında uygulanması gereken finansal politikaların oluşturulmasına da katkı sunmaktadır.

Ekonomik etkiEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+2
Günay Deniz Dursun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizler ve kamu harcamaları: Farklı gelişmişlik düzeylerdeki ülkeler arasında bir karşılaştırma

Finansal Krizler, sermaye hareketliliğin günden güne artmasıyla ülkelerin açısından mali yapılarında önemli tesirlere sahiptir. Finansal açıdan ülkeler krizler karşısında zor durumda kalmaktadır. Ülkelerde finansal krizlerin meydana gelmesinin arka planında temel olarak ülkelerin uyguladıkları döviz kuru politikasının, uluslararası sermaye hareketlerinin, enflasyonun ve ülkelerin borçlanmalarında aşırı bir yönü tercih etmeleri yatmaktadır. Ülkeler finansal krizlere ve toplumsal gereksinimlerin giderilmesi maksadıyla kamu harcamalarını yaparak krizlere karşın etkili adımlar ortaya koyabilmektedir. Bu çalışmada jeopolitik olarak bulunduğu bölgede önemli olan ülkeler seçilerek ilgili ülkelerin 1990 ve 2020 yılları arası meydana getirdikleri kamu harcamaları ve bu harcamalardaki değişimler kamu harcamaları yaklaşımları ve fonksiyonel olarak incelenmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik krizFinansal kriz+3
Nihat Egemen Emniyet
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık vergisinin fenomenolojisi

Fenomenoloji kesin olan husus ile kesin olma iddiasındaki husus arasında eleştirel bir yaklaşımdır. Bu eleştirel yaklaşım varlığın özüne ulaşmada yardımcı bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte söz konusu yaklaşım ekonomi ve maliye alanında da uygulanabilir. Örneğin, ekonomik krizlerin sebeplerini açıklamada kullanılan iktisadi nedenler kesin olan nedenlerdir. Ancak, bunun arkasında yatan nitel nedenler ise kesin olma iddiasındaki hususlardır. Bu çalışmada da 1942 ve 1943 yılları arasında Türkiye'de uygulanan varlık vergisinin fenomenolojik sorgulaması yapılmıştır. Varlık vergisi iktisadi, mali ve hukuki olarak yanlış bir şekilde uygulanan bir vergidir. Fakat varlık vergisinin uygulanma sebeplerine bakıldığında gerekli bir vergi olduğu anlaşılmaktadır. İki çelişki arasındaki fenomenolojik yaklaşım ortaya konulması bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır.

DemokratikleşmeEkonomik krizFenomenoloji+3
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aile işletmelerinde kriz yönetimi ve Kütahya İli'nde bir uygulama

Aile şirketleri herhangi bir doğal afet veya ekonomik krize karşı daima hazırlıklı olmalıdırlar. Dolayısıyla herhangi bir krizin zararlı etkilerinden kendilerini korumak için birtakım önlemleri almaları gereklidir. Etkili bir kriz yönetimi planı için öncelikle işletmenin karşılaşabileceği tehditler belirlenir ve çözüm önerileri ortaya konur. Aile şirketlerinde kriz anında göreve alacak bir acente olmadığı için kendi kriz yönetimi planlarını kendilerinin oluşturup uygulamaları gerekir. Bu nedenle, bu şekilde yapılanmış şirketlerde kriz yönetimi ayrı bir öneme sahiptir. Etkili kriz yönetimi yönetimde işletme yöneticinin öncelikle birkaç alanı kontrol altına almasını gerektirir.Aile şirketlerini etkileyebilecek krizler; küçülme dolayısıyla işgören çıkarılması, davalar, finansal problemler, ayrımcılık/taciz, cezalar, medya kuşatması, dedikodular, ürünlerde aşırı defolar, kalite sorunları, şiddet tehditleri, iş kazaları, yönetim kurulu başkanının ani ölümü, hükümet cezaları, doğal afetler, boykot ve grevler vs'dir.Bu çalışmanın birinci bölümünde aile şirketlerinin yapısal analizi yani tarihi gelişimleri ve özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde ise işletmelerde kriz ve kriz yönetimi tanımlanmıştır. Üçüncü ve son bölümünde ise aile şirketlerinde kriz yönetimi ve işletme açısından önemi incelenmiştir. Aile şirketlerinin karşılaştıkları krizlerde izlemeleri gereken yollar anlatılmaya çalışılmıştır. Kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrası kriz yönetimleri anlatılarak bu işletmelerin karşılaştıkları krizlerde nasıl davrandıkları ve karşılaşacakları krizlerde nasıl davranmaları gerektikleri ifade edilmiştir. Bir bütün olarak çalışma incelendiğinde konuların birbirlerini tamamlayıp sade bir dil kullanılarak herkesin anlayabilmesi hedeflenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kriz, Yönetim, Aile İşletmeleri, Yönetici

Aile işletmeleriEkonomik krizKriz+1
Nihal Doğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizler ve finansal krizleri belirleyen faktörler: Türkiye örneği

Dünya genelinde daha sık periyotlarla meydana gelen finansal krizler, araştırmacıların finansal krizleri daha yoğun incelemesine neden olmuştur. Finansal krizlere yönelik yapılan çok sayıdaki çalışmanın vurguladığı ortak nokta; finansal krizlerin dinamik bir yapı içinde değişik faktörlerin birbirini tetiklemesiyle ortaya çıktığıdır. Bu nedenle finansal krizlere ait temel parametrelerin neler olduğu konusunda tam bir fikir birliği yoktur.Bu çalışmanın amacı, Türk finansal sektöründe 1992-2009 yılları arasında meydana gelen krizler için finansal krizleri belirleyen en etkin makroekonomik faktörler bulunmaya çalışılmıştır. Bu amaca ulaşmak için mevcut literatür temelinde seçilen faktörlerin krize yol açma ihtimali, Lojistik Regresyon Modeli kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın sonuçları iktisadi beklentilere ve literatüre uygundur. Lojistik Regresyon Modeliyle elde edilen sonuçlara göre, kriz olasılığını arttıran en önemli makroekonomik faktörler kısa vadeli mevduat faiz oranı, döviz kuru ve kredi hacmi olmuş, geçmiş krizler doğru bir şekilde tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, Lojistik Regresyon Modeliyle kriz olup olmayacağını önceden tahmin etmek mümkündür.

Ekonomik etkiEkonomik krizFinans sektörü+3
Gökhan Dağılgan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik krizlerden etkilenen bankacılık sektörü: Türkiye uygulaması

Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan makroekonomik istikrarsızlıklar, krizlere neden olmakta ve bu krizlerde ülke ekonomileri içinde sınırlı kalabildiği gibi, sermaye hareketi ve finansal liberalleşme ile yayılarak uluslararası boyutlara ulaşabilmektedir. Yaşanan krizler ve ortaya çıkan istikrarsızlıklar bankacılık sistemini etkilemekte ve bankacılık krizlerinin yaşanmasına neden olmaktadır.Bu çalışmada; ülkemizde finansal sistem içerisinde faaliyet gösteren kamu sermayeli, özel sermayeli ve yabancı sermayeli mevduat bankalarının, Kasım 2000 ve Şubat 2001 de yaşanmış olan krizlerden, etkilenme durumları ve performanslarına olan etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk üç bölümünde dünyada yaşanan önemli krizler, kriz teorileri, bankacılık krizleri, nedenleri ile ilgili kavramlar ve ülkemizdeki bankacılık sisteminin gelişimi geniş bir şekilde açıklanmış, literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Son bölümde ise 1997-2009 yıllarında bankaların çeyreklik finansal verilerinden elde edilen rasyolar çerçevesinde parametrik olmayan hipotez testleri yardımıyla performans analizi yapılarak yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Banka, Bankacılık Krizleri, Türkiye'de Bankacılık

BankacılıkBankacılık sektörüEkonomi+4
Ahmet Gençler
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

2001 krizi öncesi ve sonrasında Merkez Bankası bağımsızlığının Türkiye'de makroekonomik göstergelere etkisi

Kriz, kavramı beklenmedik ve ani bir biçimde gelişen, mali piyasalarda tahrip gücü yüksek dalgalanmalardır. Kriz kavramı tarihte ekonominin olduğu her alanda vardır. Yıllar boyunca krizle mücadele edebilmek için çeşitli yöntemler uygulanmış fakat kriz yönetimi konusunda yetersiz kalınmıştır. Bir ülke için merkez bankası, bu kriz yönetiminin tam ortasında bulunmaktadır.Merkez bankalarının kuruluşu genelde, ticari bankaların tek başına banknot ihraç imtiyazını elde etmesiyle devlet bankası olma unvanını elde ederek gerçekleşmiştir. Uygulanan her türlü para politikasının kaynağı olan merkez bankaları şu anda dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile farklı statülere sahiptir. Bu gün Avrupa'nın ileri gelen ülkeleri incelendiğinde merkez bankalarının hükümete bağlı hatta hükümet bünyesinde olduklarının görülebilmektedir. Türkiye'de ise Şubat 2001 kriziyle birlikte TCMB yapısal anlamda tam bir değişime gitmiştir. Bu çalışmada 1990-2009 yılları arasındaki parasal ve ekonomik veriler kullanılarak çoklu regresyon analizi tekniğiyle parasal değerlerin makro ekonomik göstergeler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Regresyon analizlerinin sonucunda; TCMB'nin yapısında meydana gelen söz konusu değişim makro ekonomik göstergeleri pozitif yönlü etkilediği gözlemlenmiştir. Yani merkez bankasının fiyat istikrarı odaklı ve bağımsız bir yapıya sahip olması makro ekonomik göstergeler açısından pozitif yönlü etkisi bulunmaktadır.Bağımsız ve fiyat istikrarı odaklı yeni dönem (2001 sonrası), TCMB'nin makro ekonomik göstergeler üzerinde meydana getirdiği pozitif etki göz önüne alındığında merkez bankasının tek amacının fiyat istikrarı olması ve bağımsız bir yapıya sahip olması için gerekli düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ülke gelişimi açısından çok büyük önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler: TCMB, Kriz, Çoklu Regresyon Analizi, Yapısal Dönüşüm, Fiyat İstikrarı

BağımsızlıkEkonomik krizFiyat istikrarı+5
Murat Dağlı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de finansal krizlerin istihdama etkisi

Finansal kriz, ekonomik sistemdeki ani dalgalanmalar sonucu meydana gelen ekonomik darboğazdır. Krizler, tüm toplumlar için büyük sorunlara neden olan olgulardır. Öyle ki, kriz yaşayan ülkelerde hem maddi, hem de sosyal birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Özellikle, 1990'lı yılların başından itibaren küreselleşmenin etkisiyle, ülkelerin ekonomik ilişkileri artmıştır. Ülkeler ekonomik olarak birbirlerine bağlı hale gelmişlerdir. Küreselleşmenin etkisiyle, krizlerin boyutları da değişmiştir. Ülkelerin etkileşimleri yüzünden kriz, ekonomik bağlantısı olan ülkeleri de etkilemiştir. Bununla birlikte kriz hızla diğer ülkelere yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. Ekonomistler, krizleri incelediğinde zaman her krizin nedenin farklı olduğunu görmüşler. Birinci, ikinci ve üçüncü kuşak (nesil) kriz modelleriyle de krizleri açıklamaya çalışmışlardır. Finansal krizlerin ülke ekonomilerine birçok olumsuz etkisi vardır. Örneğin, GSMH düşer, ekonomi küçülür, ülke para birimi değer kaybeder, ülkenin kırılganlığı artar, işsizlik artar. Bu etkilere daha birçok olumsuz faktör eklenebilir. Türkiye gerek ülke sorunlarından kaynaklanan, gerekse dünyada çıkan krizler nedeniyle, ekonomik ve sosyal olarak ağır yaralar almıştır. 1960 yılına kadar işsizlik sorunu yaşamayan Türkiye, bu yıldan itibaren 2000 yılına kadar işsizlik oranı hep iki haneli olan ülke konumuna gelmiştir. 2000'li yılların başında %6,5 olan işsizlik oranı 2000 ve 2001 krizleriyle birlikte yeniden artmıştır. Daha sonraki yıllarda toparlanan ekonomi sayesinde işsizlik azalma eğilimine girmiş, fakat 2008 Mali kriziyle yeniden artmıştır. 2015 yılında ise işsizlik oranı % 11,3 seviyelerinde seyretmektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal Kriz, Küresel Kriz, Türkiye'de Yaşanan Krizler, Ekonomik Kriz Modelleri, İstihdam, İşsizlik

Ekonomik krizFinansal krizKriz+4
Veli Müftüoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel krizde maliye politikasının etkinliği:Türkiye uygulaması

Devletin ekonomiye müdahale etmesi konusu iktisat literatüründe her dönem en başta gelen tartışma konularından birisi olmaktadır. 1929 Büyük Buhranı sonrasında J.M. Keynes'in görüşleri doğrultusunda devletin ekonomi içerisindeki rolüne yeni bir boyut getirilmiş ve ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına aktif bir rol yüklenmiştir. Daha sonra, 1970'li yıllarda yaşanan petrol fiyatı şokları ve 1980'li yıllarda Avrupa'da uygulanan mali daralma politikaları sonucunda yaşanan gelişmeler, maliye politikasının etkinliği üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Yaşanan gelişmeler sonucunda iktisatçılar, Keynes'in ekonomik büyümenin sağlanmasında maliye politikasına yüklediği görevin etkinliğine yönelik ciddi eleştiriler yapmışlardır. 2008 yılına kadar ekonomi politikaları içerisinde önemi geri planda kalan maliye politikası, ABD'de ortaya çıkan küresel krizle birlikte ekonomi politikaları içerisindeki önemi tekrar sorgulanmaya başlanmış ve küresel krizden çıkmak için yeniden maliye politikasına aktif rol yüklenmiştir. Türkiye 2001 yılında yaşadığı finansal kriz sonrasında daraltıcı maliye politikası uygulayarak mali dengesini sağlamış, küresel krizin etkilerini bertaraf edebilmek için dünyada olduğu gibi genişletici maliye politikası uygulamalarını krizden kurtulabilmek için aktif hale getirmiştir. Türkiye'de küresel kriz sonrası uygulanan maliye politikasının etkin olup olmadığı bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, zaman serisi analizi yöntemleriyle 2002:4-2014:4 dönemi baz alınarak Türkiye'de küresel kriz sürecinde uygulanan maliye politikası uygulamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkinliği incelenmiştir. Çalışma sonucunda Türkiye'de, küresel kriz sonrasında uygulanan maliye politikasının ekonomik büyüme üzerinde etkin olduğu, kriz döneminde kullanılan mali politika araçlarından kamu harcamalarının, vergilere göre daha etkin politika aracı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Maliye Politikası, Küresel Kriz, Johansen Eşbütünleşme Analizi, VAR Analizi

Ekonomik krizFinansKamu maliyesi+4
Adil Akıncı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde makro ekonomik yönelimli küresel rekabet gücünün analizi

Küreselleşme süreciyle birlikte ekonomik sınırların ortadan kalkmaya başlaması, üretilen mal ve hizmetlerin tüm dünyada serbestçe dolaşabilmesine ve böylelikle tüm dünyanın tek bir pazar olarak algılanmasına neden olmaktadır. Böyle bir yapı aynı pazarda, aynı amacı taşıyan ve aynı işi yapan işletmeleri ve dolayısıyla ülke ekonomilerini şiddetli bir rekabet ortamına itmiştir. Bu bağlamda, küresel ekonomik sisteme entegrasyon en başta küresel rekabeti kabullenmek anlamını taşımaktadır. Zira, küresel ekonomik sistemin avantaj larından yararlanmanın tek çıkar yolu da küresel rekabet gücünden geçmektedir. Diğer bir ifade ile, küresel ekonomik sisteme entegrasyon sürecinde ortaya çıkan ekonomik sorunların temelinde, alınan makro ekonomik kararların, reel ekonomiyi oluşturan işletmelerin üretim gücünü ve rekabet gücünü küresel normlara çıkartamaması sorunu yatmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye Ekonomisi 'nin küresel ekonomik sisteme entegrasyon sürecinde, yaşanan ekonomik dönüşüm hareketlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve kronikleşen makro ekonomik krizlerle, makro ekonomik ve işletme bazlı üretim gücünün ve küresel rekabet gücünün kazanılamaması konularının bağıntısı ele alınmıştır. Bu çerçevede çalışmanın birinci bölümünde küreselleşme olgusunun kavramsal çerçevesi incelenerek, küreselleşmenin nasıl bir süreç izlediği ve hangi olguları ön plana çıkardığı konularına ışık tutulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Türkiye Ekonomisi'nin nasıl bir ekonomik alt yapıyla sisteme entegre olmaya çalıştığı, işletmelerin genel yapısı ve sisteme entegrasyonda yapılan dönüşüm hareketleri incelenmiştir. Ekonomik küreselleşme hareketlerinin başta makro ekonomik kararlan, işletmeleri, kamu ekonomisini ve finansal ekonomiyi nasıl etkilediği ortaya konarak küreselleşme sürecinde makro ekonomik yönelimli olarak işletmelerin küresel rekabet gücünün analizi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, üretim gücü ve küresel rekabet gücü eksiklerinin kronikleşen makro ekonomik krizlerle olan bağıntısı ortaya konmuştur. Ekonominin temel taşlan olan işletmelerin küresel rekabet gücünü elde etmelerinde yapılması gerekenler incelenerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

Ekonomik krizKüreselleşmeRekabet+3
Hüseyin Altay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz dönemlerinde işletme yöneticilerinin başarı stratejileri ve Kütahya ilinde bir araştırma

ÖZET Kriz beklenmeyen durumlarda aniden meydana gelen fakat sinyalleriyle de gelebileceğinin işaretini veren, örgütün hiyerarşik yapısını bozabilen, çalışanlarda gerilim oluşturabilen olumsuz durumlar oluşturabileceği gibi; diğer yönüyle de işletmelere iç ve dış çevre araştırmaları yapıldığı, erken uyarı sinyallerinin zamanında eksiksiz bir şekilde değerlendirildiği takdirde, fırsatları yakalamalarını sağlayan durumları da kapsayabilir. Yani kriz fırsat ve tehlikeleri iç içe kapsayan olayları içerir. Kriz dönemleri, işletme yönetici ve çalışanların ortak azim ve kararlı çalışma anlayışları içerisinde uygun stratejiler belirlenerek atlatılır. Yalnız tespit edilecek olan stratejiler için zamanlama ve özellikle iç ve dış çevre araştırmaları çok önemlidir. Kriz dönemleri sıkıntılı dönemler olduğu için elde edilecek basanlarda kalıcı olabilecek basanlar olabilir. Bu dönemlerde işletmeler yöneticiler önderliğinde çalışanlarla ekip çalışmalarına özendirilerek, farklı stratejiler uygulayabilirler. Kriz dönemlerinde işletmeler Ar-Ge çalışmalarına önem vermeye, yeni iç ve dış pazar araştırmaları yapmaya, yani yeni müşterilere ulaşmaya, ürün satışlarını artırmaya yönelik farklı pazarlama stratejileri uygulamaya, eğitim çalışmalarına yönlenmeye, kendi alanında veya kendi alanında olmayan işletmelerle işbirliği içerisinde ortak çalışmalar yapmaya başlayarak ticari anlamda gelişmeye ve büyümeye yönelik çalışmalar içerisinde bulunabilirler. Ayrıca işletme yönetici ve çalışanları tarafından yapılması olumlu karşılanmasa da kangren olan bir kolun kesilerek tüm vücudun kurtarılmasının daha iyi anlayışından hareketle küçülme stratejileri de uygulayabilirler. Ancak önemli olan bir husus da şudur ki işletmelerin kriz dönemlerinde uygulamış oldukları stratejilerin başarılı ve kalıcı olması hükümet politikalarının desteği ile mümkündür.

BaşarıEkonomik krizKriz+6
Fatih Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan iktisat politikalarının değerlendirilmesi (1980-2022)

Çağımızda devletin ve bireylerin ekonomik davranışları, tutumları, gelenekleri, ticari faaliyetleri ve bu faaliyetleri düzenleyen hukuk kuralları ile teknoloji düzeyinin yarattığı ekonomik düzen, insan ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamaktadır. Ekonomik düzen, kapitalist (piyasa), kolektivist (kamu) veya karma ekonomik sistemlerden biri vasıtasıyla işlemekte ve üretim yapılmaktadır. Ancak ülkeler aynı ekonomik sistemi kullansa da üretim seviyeleri farklı olabilmektedir. Kalkınmış olarak adlandırılan sanayileşmiş ülkeler daha fazla üretim kapasitesine ve daha fazla kişi başına milli gelire sahiptir. Bu durumun temel nedeni, ülkelerin farklı miktarda sahip oldukları doğal kaynaklar, fiziki ve beşeri sermaye ve teknoloji düzeyidir. Para ve maliye politikaları farklı ekonomik yaklaşımlar içerisinde ele alınmakla beraber bu yaklaşımlar arasındaki esas tartışma maliye politikası üzerindedir. Yapılan çalışmalarda maliye politikalarının ekonomik gelişme üzerindeki etkilerinin farklı olduğu bildirilmiştir. Bu çalışmada genişletici iktisat politikasının Türkiye'de ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Ekonomi politikalarıEkonomik büyümeEkonomik kriz+3
Mustafa Bozgeyik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kiriz dönemlerinde anlık alışveriş yapan tüketicileri planlı tüketicilerden ayıran özellikleri belirlemeye yönelik bir uygulama

Anlık alışveriş, pazarlama literatüründe uzun zamandır tüketici satın alma davranışının en açık vücut buluş şekillerinden biri olarak görülmektedir. Konu ile ilgili ilk çalışmaların yapılmasından yaklaşık 60 yıl sonra, bugün bile, araştırmacılar konsept ile ilgili uygulama güçlükleri ile karşılaşmaktadırlar. Bu sebeple, çalışma ile, anlık alışverişi ve anlık alışveriş yapan tüketicilerin bugünün perakendecisi açısından önemi ve doğası ortaya konulacaktır. Bunu yapmak için, bu çalışma ile amaçlanan günümüz Türkiye'sinde anlık alışveriş yapan tüketicilerin ayırt edici karakteristik özelliklerini belirlemektir. Bu çalışmada, satın alma ile ilgili kararlarını alışveriş esnasında mağazada veya alışverişe çıkmadan önce vermelerine göre iki çeşit tüketici tipi belirlenmiştir. Buna göre, anlık alışveriş yapan tüketiciler, satın alma kararlarını mağazada, ürünü gördükten sonra vermeyi tercih eden tüketiciler olarak tanımlanmışlardır. Bu çalışma, tüketicilerin tüketime dayalı kişisel özelliklerini, demografik özelliklerini ve genel tüketime dayalı durumsal değişkenleri ele almaktadır. Elde edilen bulgular, örneklemin %32'sini oluşturan anlık alışveriş yapan tüketicilere dair bilgiler ve öneriler içeren bir profil sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kriz, Tüketici Davranışları, Anlık Alışveriş, Diskriminant Analizi

AlışverişAlışveriş davranışlarıEkonomik kriz+5
Deniz Müftüoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerin küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışma, ekonomik krizlerin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) finansal, yönetsel ve örgütsel yapıları üzerine etkilerini ortaya koymak amacıyla yapılmaktadır. Ölçek farkı gözetmeksizin yaşanılan kriz süreci işletmelerin yaşamlarını tehdit etmektedir. Büyük ölçekli işletmeler krizler karşısında gerekli önlemleri bilinçli olarak alırken KOBİ niteliğindeki işletmelerin çoğunluğu bu bilinci henüz yakalayamamışlardır. KOBİ'ler, ekonomik büyüklükleri, istihdam oranı, değişimi etkileme gücü ve teknolojik gelişmelere uyum konusundaki rolleri nedeniyle ülke ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedirler. KOBİ'lerin etkin yönetimi ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır.Bu çerçevede tez çalışmasında, yaşanılan krizlerin KOBİ'lere etkileri ve işletmelerin kriz yönetim faaliyetleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yaşanılan krizlerin ekonomik yönlü olması, var olan kriz yönetim çabalarının da ekonomik tabanlı olmasına neden olmaktadır.Bu çalışmada İskenderun Organize Sanayi Bölgesi içerisinde ve yakın çevresinde faaliyet gösteren altmışiki küçük ve orta ölçekli işletme seçilmiştir. İlk olarak sorumlu kişiler ile yüzyüze görüşme yapılmıştır. Daha sonra araştırma anketi işletme sahiplerine ve işletmenin üst kademe yöneticilerine uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çalışmanın teorik bölümlerini desteklemektedir.

Ekonomik krizKOBİKriz+2
Şahin Gafuroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizlerin mali piyasalara ve kurumlara etkilerinin analizi

Finansal serbestleşme hareketleri sonrasında, gelişmiş ülkelerdeki sermaye birikimleri, kendilerine farklı kazanç yollan aramış ve ulusal sınırların dışında hareket etmeye başlamıştır. Finansal sistemde kısa vadeli sermaye hareketlerinin neden olduğu dalgalanmalar ekonomik istikran bozarak finansal krizlere sebebiyet vermektedir. Güneydoğu Asya Krizinde olduğu gibi krizler bulaşıcı etki gösterebilmektedir. Krizler erken uyan sistemleri ve öncü göstergeler ile önceden tahmin edilebilir duruma gelmiştir. Yapılan bu çalışmada son dönemlerde dünyada ve Türkiye'de meydana gelen önemli krizler anlatılmış, kriz dönemlerinde temel makroekonomik göstergelerin gösterdiği gelişimler analiz edilmiş ve finansal krizlerin mali kurumlar üzerine etkileri incelenmiştir. X

Ekonomik krizFinansal etkiFinansal kriz+2
Akın Veziroğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

2001 ekonomik krizinin Türkiye'deki işletme gruplarının çeşitlenme stratejilerine etkileri

Bu tezin amacı Türkiye'de holding olarak bilinen işletme gruplarının 2001 yılı öncesinde ve sonrasında çeşitlenme stratejilerinde bir değişiklik olup olmadığını araştırmaktır. Bu bağlamda, işletme gruplarının 2001 öncesinde ve sonrasında hangi çeşitlenme stratejisini (ilişkili ya da ilişkisiz) benimsediği tespit edilmeye çalışılmıştır.Çalışmaya dahil edilen işletme grupları 2001 ekonomik krizinden önce banka sahibi olup kriz sonrasında da aynı bankalara sahip olmaya devam edenler ve diğerleri şeklinde iki gruba ayrılmış, bu bağlamda işletme gruplarının çeşitlenme stratejilerinde banka sahibi olmanın bir avantaj olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.Çalışmada planlanan verilere ulaşmak için nicel yöntemler kullanılmıştır. İşletme gruplarına ilişkin veriler İMKB'den elde edilmiştir. Bu çalışmanın yapılmasıyla birlikte Türkiye'de bulunan işletme gruplarının hangi sektörlerde faaliyet gösterdiğinin ve faaliyet gösterilen bu sektörlerin birbirleriyle olan ilişkisinin (ilişkili ve ilişkisiz çeşitlenme) ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın örneklemini İMKB'de Xhold (İMKB Holding ve Yatırım) başlığı altında işlem gören holdingler oluşturmaktadır.

Ekonomik krizEkonomik kriz Şubat 2001Holding işletmeleri+2
Yücel Türker
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
10
Master'sOpen AccessTR

Kriz dönemlerinde odaklanma stratejileri ve odaklanma türlerinin işletme performansına etkisi: Adana KOBİ`leri üzerinde bir inceleme

Her geçen gün artan talep ve dünya ülkelerinin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar nedeni ile birçok işletme büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Bunların ilk sırasını ekonomik sorun ile istihdam sorunu almaktadır. Tükenen doğal kaynaklar, artan taleplere cevap veremez bir hale gelmiştir. KOBİ, kurumların yapısı ve süreç dinamikleri, krizin nasıl ele alındığı, hatta çalışanların krizle nasıl başa çıktıkları, kriz dönemlerinde hangi önlemleri aldıkları, kriz ve ekonomik bunalım dönemlerinde işletmelerin uyguladığı stratejilerin neler olduğu, işleyiş açısından çok büyük önem arz etmektedir. İşletmelerin ekonomik süreçde uyguladıkları politika, üretim politikası, performans, kalite ve süreklilik, işletmecilik açısından çok önemlidir. Sistemli ve programlı çalışan işletmeler, kriz dönemlerini kendi açılarından ya çok az bir zarar ya da işletmenin işleyişini olumsuz olarak etkilemeyecek şekilde atlabilmektedirler. Sistem ve programdan uzak olan, doğabilecek her türlü kriz ortamında ayakta kalma olanaklarına sahip olmayan işletmeler ise devamlılık yetilerini kaybetmektedirler. Özellikle Türkiye ve Dünya ülkelerindeki KOBİ düzeyinde bulunan işletmelerin aile şirketi olması nedeni ile ekonomik krizin etkileri hem firma hem de aile içinde dönüşü olmayan onarılmaz tahribatlara yol açmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı , Adana'da KOBİ'lerin kriz dönemlerinde herhangi bir odaklanma stratejisi izleyip izlemediğini ele almakla birlikte; eğer izlenen bir odaklanma türü veya türleri var ise, bu odaklanma türlerinin işletme performansına etkisini ölçmektir.Çalışma evrenini Adana bölgesindeki KOBİ ölçeğindeki işletmeler oluşturmaktadır. Bölge ticaret ve sanayi odalarında, KOSGEB'den elde edilecek işletmelerin yöneticilerine Miller, Beser ve Diğ (2002) tarafından geliştirilen anket elden ulaştırılıp, yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Çalışmanın sonunda KOBİ'lerin kriz ve ekonomik sorunların yaşandığı dönemlerde izlediği yollar ve stratejilere yönelik bilgiler elde edilerek istatistik SPSS-13 analiz yöntemi ve Monava, Korelasyon, Anova testleri uygulanarak olumsuzlukların tespiti yapılmıştır. Araştırma sonuçlarında, KOBİ yöneticilerinin yaşadıkları şehirdeki krizin etkisi, kriz öncesinde işletmenin faaliyet gösterdiği sektörün durumunu etkilemediği görülmüştür. Krizden çıkış için aldıkları tedbirler ve odaklanma tercihleri, işletmelerin başarısını ve kriz öncesinde işletmelerin faaliyet gösterdiği sektörün durumunu etkilediği görülmektedir.Anahtar Kelimeler: KOBİ, Kriz, Strateji, Ekonomi,Performans, Verimlilik, İstatistik

EkonomiEkonomik krizEkonomik sorunlar+8
Murat Birkan Işık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki finansal tüketicilerin ekonomik istikrar ve kriz ortamlarında yatırım aracı satın alma ve tüketim harcaması davranışlarının belirlenmesine yönelik bir araştırma

Türkiye'deki finansal tüketicilerin ekonomik kriz ve istikrar ortamlarında yatırım aracı satın alma davranışları ve bu davranışlara yön veren faktörlerin belirlenmesi bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Çalışmada özellikle yatırım aracı seçiminde toplumsal menfaat mi? yoksa bireysel menfaat mi? ön plandadır sorusunun cevabı aranmıştır. Ayrıca tüketicilerin ekonomik kriz ortamında sergiledikleri tüketim eğiliminin belirlenmesi çalışmanın diğer amacı arasında yer almaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak için karma araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Bu yöntem çerçevesinde öncelikle ekonomik kriz ortamını yansıtan bir senaryo oluşturulmuştur. Senaryo yardımıyla finansal tüketiciler üzerinde ekonomik kriz ortamında yatırım aracı satın alma davranışını belirlemek için nitel araştırma yapılmıştır. Nitel araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar, öncelikle çalışmanın esin kaynağı olan ve 2018 yılında Türkiye'de yaşanan döviz krizi sürecindeki gelişmelerle karşılaştırılmış ve benzerlikler ortaya konulmuştur. Ayrıca bu aşamada yatırım aracı seçiminin risk, güven ve menfaat olmak üzere üç boyutta toplandığı belirlenmiştir. Bu boyutlar çerçevesinde araştırmanın nicel araştırmaya taşınması adına alınan görüşler ışığında bu üç boyutu temsil edecek ifadeler oluşturulmuş ve ikinci aşama olan nicel boyuta geçilmiştir. Oluşturulan elektronik anket formu yardımıyla ülkenin bütün bölgelerinden veriler temin edilmiştir. Elde edilen veriler çerçevesinde öncelikle kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılmıştır. Ardından oluşturulan hipotezler çeşitli yöntemler vasıtasıyla (Parametrik Olmayan Testler, Varyans Analizleri, Yapısal Eşitlik Modeli) test edilmiştir. Ekonomik istikrar ortamında finansal tüketicilerin en fazla tercih ettikleri yatırım araçlarının sırasıyla altın, döviz, gayrimenkul ve bireysel emeklilik olduğu belirlenmiştir. Çeşitli demografik faktörler itibarıyla ekonomik istikrar ortamında yatırım aracı satın alma davranışlarının farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Çeşitli demografik faktörler itibarıyla ekonomik kriz ortamında yatırım aracı satın alma davranışlarının farklılaştığı ve dindarlık düzeyinin özellikle risk, güven ve menfaat boyutunda yatırım aracı satın alma davranışı üzerinde etkisi olduğu sonucu ortaya konulmuştur. Dindarlık düzeyi arttıkça yatırım aracı seçiminde finansal tüketicilerin daha az risk aldığı, menfaat boyutunda ise toplumsal menfaate yönelik yatırım aracı tercihinin artığı tespit edilmiştir. Gelir düzeyi arttıkça bireysel menfaate yönelik yatırım aracı tercihinin artması çalışmada ortaya konulan önemli bir sonuç olarak değerlendirilebilir. Tüketim davranışları ise tasarruf yapma, lüks tüketimden kaçınma, indirimli ürünlere yönelme ve kredi kartı kullanımı olmak üzere dört boyutta toplanmıştır. Çeşitli demografik faktörler itibarıyla bu dört boyutta tüketim davranışlarının farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca dindarlık düzeyi arttıkça tasarruf yapma eğiliminin de arttığı, kredi kartı kullanım düzeyinin ise azaldığı tespit edilmiştir. Yaş ilerledikçe tüketicilerin ekonomik kriz ortamında daha fazla tasarruf yapma, lüks tüketimden kaçınma ve kredi kartı kullanım eğilimi sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Gelir seviyesi arttıkça tüketicilerin ekonomik kriz ortamında daha düşük tasarruf yapma ve daha düşük seviyede lüks tüketimden kaçınma eğilimi gösterdikleri belirlenmiştir.

Ekonomik krizFinansal yatırımRisk+4
Pınar Hacıhasanoğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde ekonomik kriz nedeniyle işsiz kalanların sosyo-ekonomik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Adana ilinde ekonomik kriz sonrasında işini kaybedenlerin sosyo-ekonomik durumunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Veriler anket yoluyla derlenmiştir. Anketler, Adana kentsel alanda yer alan hanelere rassal olarak uygulanmıştır. Çalışmada probit modeli kullanılmıştır. Modelin bağımlı değişkeni hanehalkı reisinin ekonomik kriz nedeniyle işini kaybetme durumudur. Modelin bağımsız değişkenleri ise hanehalkı reisinin eğitim düzeyi, medeni durumu, yaşı, yaşının karesi, iş durumu, hanehalkının göç etme durumu ve hanehalkı toplam gelirinin logaritmasıdır. Hiç evlenmemiş hanehalkı reislerinin işini kaybetme olasılığı, evli olan hanehalkı reislerinden daha yüksektir. Öğrenim düzeyi üniversite olan hanehalkı reislerinin işini kaybetme olasılığı, öğrenim düzeyi ilkokul, ortaokul ve lise olan hanehalkı reislerinden daha düşüktür. Hanehalkı reisinin yaşı ile işini kaybetme olasılığı arasında pozitif yönlü, yaşının karesiyle işini kaybetme olasılığı arasında negatif yönlü ilişki vardır. Hanehalkının toplam geliri arttıkça hanehalkı reisinin işini kaybetme olasılığı azalmaktadır. Adana'ya iş bulma ümidiyle veya zorunlu göç ederek gelen hanelerde, hanehalkı reisinin işini kaybetme olasılığı yüksektir.

AdanaAile reisiEkonomik kriz+3
Fatih Bayburtlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kriz dönemlerinde Borsa İstanbul üzerine uygulanan temel ve teknik analiz yöntemlerinin karşılaştırılması

Günümüzde insanların borsaya olan ilgisi hızla artmaktadır. Özellikle geçtiğimiz yıllarda Covid-19 salgınıyla birlikte tüm dünyada yaşanan yüksek enflasyon ve ülkemizde uygulanan düşük faiz politikası sebebiyle Borsa İstanbul'da işlem yapan yatırımcı sayısında ciddi bir artış olmuştur. Covid-19 salgını ilk ortaya çıktığında finansal piyasalarda oynaklık artmış ve varlık fiyatlarında sert düşüşler yaşanmıştır. Yaşanan kriz insanları geçmişteki ekonomik krizleri incelemeye ve içinde bulunulan krizde nasıl yatırım yapmaları gerektiğini araştırmaya itmiştir. Borsada yatırım yapılırken genellikle temel ve teknik analiz yöntemleri kullanılmaktadır. Temel analiz daha çok yatırım yapılacak şirketin finansal bilgileriyle ilgiliyken teknik analiz yalnızca finansal varlığın piyasa fiyatıyla ilgilenir. Uzun yıllardır temel ve teknik analiz yöntemlerinin etkinliği tartışılmış ve bazı araştırmacılar temel analizin bazı araştırmacılar ise teknik analizin yatırım yapılırken kullanılmasının daha iyi sonuçlar vereceğini savunmuştur. Bu çalışmanın konusu 2018 Türkiye Kur Krizi dönemi ve 2020 Covid-19 Krizi döneminde Borsa İstanbul'daki hisseler üzerinde uygulanacak olan temel ve teknik analiz yöntemlerini karşılaştırmaktır. Bu amaçla 01.04.2018 ile 31.12.2019 tarihleri arası ve 01.01.2020 ile 30.09.2020 tarihleri arasında BİST30 endeksinde yer alan hisse senetleri üzerinde teknik analiz yöntemlerinden MACD, EMA5x20, MACD-RSI stratejileri; temel analiz yöntemlerinden Fiyat/Kazanç, Piyasa Değeri/Defter Değeri, Al-Tut stratejileri günlük ve dört saatlik periyotta uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda 2018 Türkiye Kur Krizi döneminde en iyi getiriyi 4 saatlik periyotta uygulanan MACD stratejisi; 2020 Covid-19 Krizi döneminde ise en iyi getiriyi 4 saatlik periyotta uygulanan EMA stratejisi sunmuştur. Piyasa Değeri/Defter Değeri stratejisinin ise iki kriz döneminde de temel analiz stratejileri arasında en iyi getiriyi sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BorsaBorsa İstanbulEkonomik kriz+2
Anıl Demir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects