Economic crisis
302 theses under this subject heading
Ekonomik krizlerin incelenmesinde kullanılan modeller üzerine bir deneme: Türkiye örneği
1990'lı yıllar itibariyle küresel düzeyde meydana gelen ekonomik krizlerdeki belirgin artışın gözlemlenmesi durumu söz konusu olmakla birlikte, özellikle ekonomik krizlerin temelinde yer almakta olan sebeplerin açıklanabilmesi amacıyla çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bu noktada, literatürde yapılan çalışmalar, meydana gelen ekonomik krizler sonucunda finansal sektörün kırılganlığının tespit edilebilmesi veyahut makroekonomik şoklar neticesinde ekonominin etkilenme derecesinin belirlenebilmesi için çeşitli makroekonomik göstergelerin açıklanabilmesi üzerine odaklanmıştır. Dolayısıyla ilgili çalışmada, ekonomik krizlerin açıklanmasında literatürde yer alan kriz modellerinin metodolojik altyapılarının incelenmesinin yanı sıra ekonomik krizler için literatürde yapılan ampirik çalışmaların irdelenmesi sağlanmıştır. Böylelikle, tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen ekonomik krizler için çeşitli makroekonomik ve finansal göstergelerin performanslarının literatürde yer alan çalışmaların perspektifinden sunulması açısından 'Ekonomik Krizlerin İncelenmesinde Kullanılan Modeller Üzerine Bir Deneme: Türkiye Örneği' adlı çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Son olarak, ekonomik kriz dönemlerinin incelenmesinde standart yaklaşımlardan olan 'Sinyal Yaklaşımı' ve 'Probit Model Yöntemi' ile yapılan çalışmaların incelenmesi tercih edilmiştir. Bunun yerine ilgili modellerden farklı olarak, 'Markov Değişim Modeli' ve 'Yapay Sinir Ağları' gibi yöntemlerin 'Probit Model Yöntemi' ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmesinin daha önemli bulgular sağlayacağı düşünülmektedir.
2008 krizi sonrası KOBİ'lerin istihdam üzerindeki etkileri
KOBİ'ler gerek ekonomik büyüklükleri bakımından olsun veya istihdam oranları bakımından, gerekse teknolojik gelişmelere uyum açısından ülke ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma, 2008 yılında yaşanan ve tüm dünya ekonomisini etkileyen küresel mali kriz döneminde küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) istihdam üzerindeki etkilerine ışık tutabilmek amacıyla hazırlanmıştır. Ölçek farkı gözetmeksizin yaşanılan bu kriz işletmelerin yaşamlarını tehdit altına almıştır. Büyük işletmeler yeterli önlemleri sağlamış olsa da, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler yeterli önlemleri alamamışlardır. Bu çalışmada KOBİ'lerin 2008 ekonomik krizi sırasında istihdam üzerindeki etkileri araştırılmış, KOBİ'lerin 2008 Krizi dönemindeki durumları incelenerek istihdam üzerindeki etkilerine yönelik istatistiki veriler tablolar halinde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kriz, 2008 Krizi, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ), İstihdam.
Türkiye'de finansal baskıya neden olan faktörlerin öncü göstergelerle tahmin edilmesi
Özellikle 1990'ların başından itibaren finansal krizlerin nedenlerini araştıran çalışmaların sayısında önemli bir artış gerçekleşmiştir. Bu nedenle, literatürde finansal krize neden olan faktörleri belirlemek için çeşitli modeller bulunmaktadır. Finansal krizin kaynaklarını belirlemek önemlidir çünkü bu politika yapıcılara önceden önlem almaları için rehberlik edecektir. Diğer taraftan, küresel finansal krizden sonra finansal stresin ölçülmesi önem kazanmıştır, çünkü küresel finansal krizin en önemli nedenlerinden biri, tüm ekonomideki finansal stresin artmasıdır. Bu nedenle, finansal stresin ölçülmesi ve izlenmesi politika yapıcılar için çeşitli faydalar sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki finansal stresi ölçmek için bir finansal stres endeksi oluşturmaktır. Finansal stres endeksi oluşturulurken; para piyasası, sermaye piyasası, ülke riski, dış borç ve enflasyon gibi finansal baskıya neden olabilecek birçok faktör göz önünde bulundurulmuştur. Finansal baskı endeksini hesaplamada temel bileşenler analizi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, finansal stres endeksinin Türkiye'deki tüm daralma dönemlerini başarılı bir şekilde yakaladığını göstermektedir. Son olarak, Türkiye'deki finansal stresi etkileyebilecek küresel faktörler ARDL modeli ile araştırılmıştır. Analiz sonuçları, VIX, S&P 500 endeksinin, dünyadaki enflasyonun ve ekonomik büyümenin Türkiye'deki finansal stresi önemli derecede etkilediğini göstermektedir.
2008 krizi sonrası Türkiye'de uygulanan vergi politikası ve sonuçları
Ekonomik kriz, temel makroekonomik değişkenlerin çeşitli nedenlerle ve ani olarak iktisadi (ileriye dönük) dalgalanması ve bunun sonucunda iktisadi faaliyetlerin sekteye uğraması ve beklentilerin kötüleşmesi olarak tanımlanabilir. 1980'li yılından itibaren sıklıkla küreselleşmenin beraberinde getirdiği dalgalanmaların etkileri görülmektedir. Daha önceleri yaşanan ekonomik krizlerin etki alanı ekseriyetle çıktığı ülkeyle sınırlıyken 1990 yılından itibaren etki alanını genişleterek, ticari ilişki ve bağlantı içinde olunan diğer ülkelere de yayılabilmektedir. Krizlerin etkileri yalnızca ekonomiyle sınırlı kalmayıp, sosyal ve politik yıkımlar da sebebiyet verdiği için sonrasında bir dizi tedbirler ve müdahaleler uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu doğrultuda krizi erken tespit etmek ve uygulanacak iktisat politikası, bu politikaların zamanlaması önem arz etmekle birlikte kullanılacak politika araçlarının da birbiriyle uyumlu olması mücadele kapsamında büyük önem taşımaktadır. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerin çıkış noktalarına bakıldığında; kamu açıkları, uygulanan yanlış vergi politikaları, genişletici maliye politikalarının yarattığı kamu gelir-gider dengesizlikleri, kamu kesimindeki yapısal bozukluklar gibi bir dizi ortak sebeplerin olduğu görülmektedir. Ayrıca yüksek faiz oranları, aşırı açık döviz pozisyonları ve cari işlemler açığı gibi bir takım makroekonomik sorun eklendiği zaman kriz kaçınılmaz haline gelmektedir. Bu çalışmada, 2008 küresel ekonomik krizin Türkiye üzerindeki etkileri ve bu krizle mücadelede uygulanan vergi politikalarının etkilerinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: 2008 Krizi, Vergi politikaları, Kriz, Mücadele
Olağanüstü kriz ve beden
Sosyal ve toplumsal kriz dönemleri, bu dönemlerin yönetim biçimleri doğrudan sanatı, sanatçıların üretimlerini ve nesne olarak bedenin temsilini etkilemektedir. Bedenin toplumsal yapıyla olan etkileşiminin somutlaşma biçimlerinin bir yönünü de iktidarla olan ilişkisi oluşturmaktadır. "Olağanüstü Kriz ve Beden" başlıklı bu araştırmada, kriz dönemlerinin beden ve sanat üzerindeki etkileri, olağanüstü hâl uygulamaları ve sanat tarihindeki örnekler üzerinden incelenmiştir. Krizlerin insan yaşamına etkisi, beden temsilleri ve sanatsal tutumlar üzerinde belirgin değişimler yaratmıştır. Kriz dönemlerinde gerçekleşen sanat üretimleri, dönemin ruhunu ve sanatçının bakışını yansıtan önemli ögelerdir. Kriz dönemleri insan yaşamında, beden temsilinde ve sanat hareketlerinde önemli değişimlere yol açarken, sanatçıların bu süreçlerde sergiledikleri tutum ve krizleri ele alış biçimleri oldukça önemlidir. Tezin yazım sürecinde, pandemi, ekonomi ve çeşitli iktidar krizlerinin hâkim olduğu günümüzde, yaşanan krizlerin beden ve toplum üzerindeki etkileri geçmişte yaşanan benzer durumlardan referanslar alarak incelenecektir. Yapılacak incelemelerle birlikte olağanüstü krizlerin beden üzerindeki yansımalarını ve etkilerini, medya, iktidar ve beden üçgeninde değerlendirerek, geçmiş ve şimdiki dönemden sanat eserleri incelemeleriyle birlikte sanatçının kriz ortamındaki rolünü aramak amaçlanmaktadır.
Küreselleşmenin ekonomik boyutu: Türkiye örneği
Küreselleşme artık tüm dünya vatandaşlarının hakkında bir fikir sahibi olduğu ismi ile müsemma küresel bir konudur. Hakkındaki bir çok tanıma ve görüşe rağmen küreselleşme, başlangıcından günümüze dek, kendilerini dünyanın patronları olarak gören, ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan baskın ve güçlü kişiler ile bunların oluşturduğu topluluklar ve devletlere hizmet etmiştir. Bir çok sürecinin ve farklı hizmetlerinin bulunduğu bu olgu ekonomik açıdan zenginin daha zengin fakirin daha fakir olduğu bir yapıyı hayatımıza entegre etmiştir. Ülkemizde ürkek adımlarla başladığı bu yolculuğa 1980 yılında tempo vermiş giderek hızlanarak günümüze gelmiştir. Ülkemiz açısından büyük ekonomik kriz ve milli değerlerin kaybı ile geçen yıllara bakarak, ileriki dönemlerde önceliklerimizi daha iyi belirlemeli ve ülke ekonomisi ile sosyal refah düzeyini arttırmak için çalışmalıyız. Anahtar Sözcükler: 1. Küreselle?me 2. Ekonomi 3. Liberalle?me 4. Kriz 5. Uluslararası Sermaye
International marketing in crises situation in Turkey
This research is based on the primary aim of exploring effective marketing strategies in times of crisis; using Turkey as a case study country. The purpose of current study ıs to assess the crisis situation prevailed in Turkey and at the same time evaluate the impact of vibrant condition on marketing practice. The underlying aim is to find the appropriate affective marketing strategy and specify its role in nowadays staggering marketplace. Also, research is focused on insights over consumers' behavior toward marketing strategies and their expectations over brand changes. The following research attempts to deliver best possible marketing practice and gives some suggestions to Turkeys companies in the international marketing activities. Both primary and secondary data are used to meet the aim of the study.
Ekonomik krizlerde para politikası uygulamaları ve etkinliği: Türkiye örneği
Sanayileşmiş ülkelerde yaşanan krizler bir yana, gelişmekte olan ülkelerde de 1980 ve 1990'lı yıllarda Bankacılık ve Finansal Sistem Krizleri yaşanmıştır. Merkez Bankaları para politikasıyla doğrudan müdahale ederek doğru kararlarla etkin bir para politikası uygulamaya çalışmıştır. Bazen de alınan yanlış kararlar krizin etkisini daha da artırmaya sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı para politikasının genel çerçevesini sunarak para politikasının etkinliğinin incelenmesidir. Bu bağlamda ilk olarak, ekonomik krizler ve 1990 yılından sonra yaşanan krizlerde para politikasının etkinliği genel olarak ele alınmıştır. Merkez bankalarının yapılarına değinilerek Türkiye'de uygulanan makroekonomi politikaları özet olarak verilmeye çalışılmıştır. Mundell-Fleming modeli üzerinden para politikasının etkinliği incelenmiştir. Ekonomik göstergelerin yardımıyla Türkiye'de 1990 ve 2001 yılları arası dönemde uygulanan para politikasının, maliye politikasının uygulanışı ile ters düşerek etkinliğini gerçekleştiremediği görülmüştür. Para politikası ve maliye politikasının birlikte uygulandığı ekonomilerde makroekonomik politikaların etkin olacağı görüşüne varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Merkez Bankaları, Ekonomik Krizler, Para Politikası, MundellFleming Model.
1980 sonrası Türk ekonomisinde sermaye tabanlı krizler ve sonuçları
Özellikle birkaç on yılda finansal serbestleşme ile beraber finansal krizler ile karşı karşıya kalan dünya, 90'lı yıllarda artan sayıda oluşan bankacılık krizleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.Bu durum krizlerle ilgili tartışmaların artmasına neden olmuş, krizler ortaya çıktıkça, açıklayıcı yeni modeller oluşturulmuştur Bu çalışmada, yaşanan ekonomik krizlerin nasıl bir ortamda ortaya çıktığı, nedenleri ve etkileri araştırılmıştır. Dünya'nın bir çok yerin de 1980 yılı ile birlikte yayılmaya başlayan finansal küreselleşme akımı kriz kavramını daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkarmış ve bu neden ile de krizlerin oluşum aşamaları, etkileri ,nedenleri bir çok iktisatçının birincil ilgi alanı olmuştur. Finansal karakterli ilk büyük kriz olma özelliğiyle Avrupa Döviz Kuru (Exchange Rate Mechanism; ERM) krizi, ülkelere uygun olmayan ekonomik programlar nedeniyle ortaya çıkan Latin Amerika krizi, ilk olarak Tayland'da başlayarak bölgedeki diğer ülkelere yayılan Güneydoğu Asya krizi ve bu krizin ortaya çıkardığı sonuçlardan etkilenen Rusya krizi dünyada deneyimlenen finansal krizlerden bazılarıdır. Ülkeler, bu krizler için çeşitli önlemler almakla birlikte bu önlemlerin bir bölümü işe yaramış bir bölümü ise mevcut durumu daha da kötüleştirmiştir Türkiye'de 1990 yılı sonrasında gelişen ekonomi politikaları ve yapısal dönüşüm uygulamaları incelenerek, yaşanan ekonomik krizler analiz edilmiştir.1990 sonrası ilk ciddi kriz olma niteliği taşıyan 1994,1998,2000,2001 ve 2008 yılı krizlerinin Türkiye'de ekonomik ve sosyal maliyeti çok yüksek olan kayıplara neden olduğu, uygulanan istikrar programlarının ise her seferinde yeniden başa dönülmesi gibi başarısız sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Küresel ekonomiler için finansal krizlerin önemli bir yeri vardır. Meydana gelen küresel krizler ulusal ekonomiler için ciddi sorunlar yaratabilmektedir. Aynı zamanda uluslararası finansal piyasalar küreselleşme etkisi ile bütünleşmekte ve bu neden ile kriz diğer ülkelere hızlı bir şekilde yayılmaktadır. 2008 küresel krizi 1929 yılında meydana gelen krize göre etkileri daha yıkıcı ve büyük olmuş ve hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkeleri derinden etkisi altına almıştır. Anahtar Kelimeler:Finansal Krizler, Ekonomik Krizler , Krizlerin sebepleri, krizlerin etkileri, krizlerin sonuçları, Türkiye'deki krizler,2008 küresel Krizi, Dünya krizleri
Amerikan ekonomik hegemonyası ve dolar
ABD 1930'ların ortasında liderlik sorumluluğunu üstlenmeye başlamıştır. Ancak ABD hegemonyası 2. Dünya savaşından sonra yükseliş döneminde olmuştur. Amerikan hegemonyası altında da Bretton Woods anlaşması, tarife ve ticaret düzenlemeleri, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü kurumları yaratılmıştır. IMF'nin kurulması ile Amerikan para politikası dünya para politikası haline gelmiştir ve dolar küresel sistemde önemli bir para olmuştur. ABD dünya para sisteminin yönetiminde birincil sorumlulukları üstlenmiştir. Ancak Bretton Woods sistemi 1973 yılında yıkılmıştır ve 1975'lerde ABD liderliğinin zayıflaması belli olmuştur. 1980'lerde ise dünyada ekonomik liderliği zayıflamıştır. Reagan Yönetimi ile ekonomi alanında stratejiler ile yeniden toparlanma sürecinde olmuştur. 2008 yılında ABD ekonomisinde kriz yaşanmıştır. Dünya piyasaları, başta Avrupa olmak üzere 2008 Ekim ayından itibaren ekonomik kriz baş göstermiştir. ABD'de "Mortgage Krizi" (İpotekli Kredi Krizi) sonunda çöken piyasaları canlandırmak için FED 2008-2010 yılının ortasına kadar Parasal genişleme politikaları uygulamıştır. Ancak FED 2014 yılında Parasal Genişlemeyi durdurmuştur. FED'in Parasal Genişlemeyi durdurması ise doların değerinin artmasına, para akımlarının yol değiştirmesine, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına, faiz oranının yükselmesine, küresel piyasalarda paranın ve emtianın yeniden fiyatlanması ile sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: ABD Ekonomisi, FED ve Dolar'ın Kısa Tarihçesi, Amerikan Hegemonyasının Yükselişi ve Düşüşü. ABD Petro- Dolar, Küresel Ekonomi
Yunanistan ekonomik krizi kökeni ve uygulanan para politikalarında finansal kurumların dönüşümü
2007 yılında ABD'de konut sektöründe oluşan kriz, tüm Avrupa'ya yayılarak evrensel boyuta ulaşmıştır. Avrupa'da özellikle Yunanistan ve çevre ülkelerini etkisi altına almış, krize ani tepki veremeyen çevre ülkeleri krizden oldukça olumsuz etkilenmişlerdir. Krizle beraber yüksek borçlar oluşmuş, işsizlik, enflasyon sorunları baş göstermiş ve cari denge olumsuz etkilenmiştir. Kriz Yunanistan'da en çok GSYH oranla bütçe açığının ve borçların en yüksek olduğu zamanlarda hissedilmiştir. AB, IMF ve AMB aralarında grup oluşturarak Yunanistan için kurtarma paketlerine onay vermişlerdir. Kurtarma paketine karşılık istenilen kemer sıkma politikaları genel olarak, mali, finansal ve yapısal politikaları kapsamıştır. Yunanistan'ı ekonomik krizlere karşı kırılgan konuma sokan ülkenin kendi içerisinde yaşadığı sorunlar (transfer harcamalarının yüksek olması, devlet borçlanma, askeri harcamalar ve ücretler) ve mali yapıda yaşadığı dengesizlikler olmuştur. Bilinenin aksine bu faktörler, ülkeyi krize sürükleyen asıl nedenler olmayıp, krize elverişli ekonomik yapı oluşturmuştur. Krizin temel kaynağı dışarıdan yansıyan unsurlar olduğu ortaya çıkmıştır. Şöyle ki; 2008 yılında ABD'de başlayan küresel finansal kriz ile meydana gelen durgunluk, Yunanistan'ın GSYH'sında önemli oranda azalmaya yol açmıştır. Hali hazırda Yunanistan'da gelir toplama mekanizmalarının sağlıklı işlememesi, Euro'ya geçişle kredi olanaklarının artması, bunun sonucunda faiz dışı harcamaların %8'e çıkması, yüksek transfer harcamaları, emeklilik zamları ve ikramiyelerin ülkede cari işlemler açığını ve bütçe açığını yaratması ülkenin krize karşı etkinsizliğine ve hazırlıksız yakalanmasına neden olmuştur. Basit ifadeyle Yunanistan ekonomisi tek bir sarsıntıyla yıkılacak duruma gelmiştir. Bu çalışmada, Yunanistan'da oluşan ekonomik krizin kökenlerine, ülkede yarattığı etkilere, alınan tedbirlere ve Yunanistan dâhil tüm ülkelerin finansal kurumları üzerindeki etkilere yer verilmiştir.
2008 küresel krizi bağlamında finansallaşma ve Türkiye'deki konut sektörüne etkisi bir vaka çalışması
İnşaat sektörü genel yapısı itibariyle birçok sektörle bağlantılı bir şekilde çalışmaktadır. Bu durum ise piyasada hareketlilik ortamı oluşturmaktadır. Özetlemek gerekirse inşaat sektöründe meydana gelen büyüme, artış, hareketlilik otomatik olarak ülke ekonomisini etkilemektedir. Bunun nedeni ise inşaat sektörü ilk olarak işsizliğe etki etmekte, ikincil olarak bağlantılı olduğu sanayi kollarına etki etmektedir. İnşaat sektörünün Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini şu şekilde özetlemek mümkündür. Yapımı planlanan ve/veya yapımına başlanan bir hizmet binasının, ilk olarak inşaat anında istihdama etkisi söz konusudur. Ancak inşaat yapımı sırasında sadece insan gücü kullanılmadığı için, beton, tuğla, çimento, demir vb. saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok malzemelerde kullanıldığından dolayı bu malzemelerin üretildiği sanayiye de katkı sağlanmaktadır. Öte yandan, yapılan bir hizmet binasında, binanın inşaatı bittikten ve faaliyete başladıktan sonra tekrar bir istihdam gerçekleşmektedir. Bu nedenle gerçekleştirilen kamusal hizmet veren binaların inşaatları ekonomik açıdan ülkeleri daha da olumlu etkilemektedir. Bu çalışmada, yaşanan 2008 küresel mali krizi detaylı bir şekilde incelenerek, Türkiye üzerindeki etkisi ve alınan tedbirlerin yanı sıra bu krizin sonuçları değerlendirilecektir. Tüm bunlara ek olarak 2008 Küresel mali krizinin sonucunda Türkiye'deki inşaat sektörünün nasıl etkilendiği incelenecektir. Bu bağlamda TOPSIS yöntemi kullanılarak ele alınan konut sektöründeki verimliliğin yanı sıra 2008 krizinin sonucunda Türkiye'de konut sektörünün artan bir şekilde finansallaştığını, banka- finansın konut sektörüne yoğunlaşmasının diğer sektörleri ne yönde etkilediği değerlendirilmiştir. TOPSIS yöntemi kullanılarak 1980-2015 döneminde Türkiye Ekonomisinin nasıl bir performans sergilediğine bakılmıştır. Analiz sonucunda Türkiye ekonomisi için seçilen ekonomik değişkenler bazında en iyi performansın sergilendiği yıl 2004 yılı olarak bulunmuştur. En kötü performansın sergilendiği yıl olarak da 1999 yılı bulunmuştur.
Estimating the probability of bankruptcy using z-score and distance to default model: An application on ise
ABSTRACT Since 2008, the world has faced a severe economic recession. This global crisis promoted many individual businesses and multi-national corporations to file for bankruptcy, which has crucial social implications globally. Despite the fact that with the intrusion of governments and financial institutions to encourage the economy that has put corporations in billions of dollar of debt, reduces the prime rate to almost zero, increases unemployment rate as well as a decrease in the income rates. Trades became hesitant for spending due to the instability of jobs and personal financial problems. Businesses face tear due to lack of revenues and cautions of cash flows impact the psychology of investors. Logically, the convolution of this crisis is the matter of responsiveness. A countless opportunity is available to understand the facts of this economic fallout. In other words, it is more reasonable to study bankruptcy prediction because of its relevance. It has become essential to predict the bankruptcy more seriously to avoid or minimize the economic crisis for the individual and corporate sector. The objective of this research is to examine the performance of bankruptcy prediction models by data analysis to predict the chances of Turkish companies in the stock market based on information and data available from balance sheets and annual reports. The Altman's financial ratios based Z-Score and Merton's DD model has been selected for this thesis. It is hypothesized that these prediction models are quite precise to implement for understudy corporations and to compare these models. The study represents Turkey based non-financial firms that are listed in the main market segment of Borsa Istanbul Stock Exchange (ISE) between the years 2007 to the year 2016. It includes the observations on 10 stock listed businesses to find the effect of above-mentioned model. This study proved to be an appropriate tool and isolate the healthy corporations with those who have high chances of bankruptcy. This research also provides an overview on the subject of bankruptcies and their harmonic effects on the global economy as well as easily adapted for other industries. The result shows the projection that Z-score model clearly outperform in predicting the bankruptcy than DD model. The results of the hybrid model (Z-score) are more even than the other. Research also find many other financial factors influencing in the whole scenario of bankruptcy. Additionally, this research provides a better risk management to creditors, small businesses to improve their current operations to minimize failure as well as to invest in healthy organizations and short unhealthy ones. Keywords: Altman model, Distance to default model, Bankruptcy prediction, Credit risk, financial ratios
Kriz sürecindeki işletme çalışanlarının işten ayrılma sürecini ve iş doyumunu belirleyen faktörler üzerine bir araştırma
Çalışmada öncelikle kriz kavramı, türleri, kaynakları, oluşum safhaları ve yönetimi hakkında bilgiler verilmiş; daha sonra yöneticilerin tutum ve davranışlarının çalışanlar üzerinde ki işten ayrılma, iş doyumu, içsel ve dışsal doyumu etkisi üzerine incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmayı yapabilmek için Minnesota doyum ölçeği, perakende ve toptancı sektöründe yer alan 47 firmanın 142 çalışanına uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, bu işletmelerde krizden etkilenme düzeyine bağlı olarak; oluşan krizlerde verilen tepkilerin ve yöneticilerin davranışlarının, çalışanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğuna, şirket politikası olarak belirlenen kriz savunma planlarının güvenilirliğine ve kriz sonrası işten ayrılma, iş doyumu ve içsel- dışsal doyum arasında olan bağın uygulanacak kararlarda önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
2008 Dünya Ekonomik Krizinin KOBİ' ler üzerindeki etkileri ve reaksiyon politikalarının ölçülmesi üzerine bir araştırma: İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan Karaköy Perşembe Pazarı hırdavatçılar piyasası örneği
Bu çalışma ile geçmişten günümüze dünyada ve ülkemizde etkili olmuş finansal krizlerin yönetsel bağlamda etkilerinin yorumlayarak bu perspektif te 2008 yılında yaşanan son finansal krizin KOBİ' lerimiz üzerinde ne gibi yönetimsel etkilerinin olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Konunun finansal yönünden ziyade geçmişten gelen işletme yapılarının ve bürokratik yapıların; geçmişten gelen diğer yanlış veya işlerliğini yitirmiş yönetim anlayışlarının veya anlayışsızlığın etkisi altında KOBİ' lerimiz son krizden ne şekilde çıkmıştır? Bu tespit edilmeye çalışılmıştır. Mevcut yönetimsel yapıların karmaşıklığı ve kimi zaman ülkemize özgü çözümsüzlüğü altında yeni ve modern yönetim anlayışının benimsenebilirliği de tartışılmaya çalışılmıştır. Araştırma alanı ekonomik koşullar ve zaman kısıtları nedeniyle küçük tutulmuş ancak seçilen bölge itibariyle ülkemizdeki KOBİ' lerin geçerli bir örneğini yansıttığını düşünülen İstanbul ili Beyoğlu ilçesindeki Karaköy perşembe pazarı hırdavatçılar piyasasında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler mevcut durumun yorumlanması ve geleceğe yönelik çıkarımlar yapabilmek amacıyla kullanılmıştır.
İslam dininin ekonomik prensipleri ışığında 1929 ekonomik buhranının ve 2008 küresel krizinin değerlendirilmesi
1929 Ekonomik Buhranı ile 2008 Küresel Krizi son bir asırda gerçekleşen en büyük ekonomik krizlerdir. Bu iki kriz de ABD kaynaklı olarak başlamış; sonra Avrupa ülkeleri başta olmak üzere bütün dünya ülkelerinin ekonomilerini ciddi şekilde etkilemiştir. Her iki kriz de kapitalizmin uygulandığı coğrafyalarda doğmuş, finansal piyasalarda başlayarak reel sektöre ciddi tahribatlar yapmıştır. Bu çalışmada yaşanan krizleri oluşturan sebepler İslam'ın Ekonomik Prensipleri ışığında incelenmiş ve bu prensiplerin uygulanması durumunda krizlere etkileri araştırılmıştır.
Finansal krizlerde erken uyarı sistemi: Türkiye örneği
Finansal krizler sadece yerel değil küresel bakımdan da büyük iktisadi sorunlara yol açmıştır. Bu sebeple küresel çapta değişikliklere neden olan toplantılar gerçekleştirilmiştir. Bu tezde özellikle Bretton Woods toplantısı öncesi ve sonrası krizlere yer verilmiştir. Akabinde ünlü ekonomist Paul Robin Krugman'ın modelleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın da ana felsefesi olan erken uyarı sistemleri üzerine hem metodolojik olarak hem de konu bakımından araştırma yapılmıştır. Daha sonra Türkiye örneği için yapılmış çalışmalar kontrol edilerek gerekli veri seti oluşturulmuştur. Çalışmamızda Türkiye ekonomisi için öncü göstergelerin daha önceki yıllardaki hareketleri incelenerek "Krizler daha önceden tahmin edilebilir mi?" sorusuna yanıt aranmıştır. Bu nedenle literatüre uygun muhtelif makroekonomik göstergeler kullanılarak daha önceki krizlerin öncü indikatörleri belirlenmiştir. Bu indikatörlerin kriz için ehemmiyeti kontrol edilmiş kriz öncesi ve sonrası oluşan farklılıklar tetkik edilmiştir. Belirlenen indikatörler için öncelikle tanımlamalar yapılarak faktör analizi uygulanmıştır. Faktör analizinin tanımı ve daha önceleri faktör analizi ile yapılan çalışmalar incelendikten sonra kriz adı altında kukla değişken oluşturulmuş ve model kurulmuştur. Model kriz değişkenimiz ile bağlantısı olan değişkenlerden oluşturulmuş ve modelin anlamlılığı test edilmiştir. Analiz sonucumuza göre kriz değişkeninin hangi indikatörlerle ilişkisi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bulunan değişkenlerin de hangi değişken ile en fazla etkileşim halinde olduğu sonucuna varılmıştır. Sonucunda modelimizin bağımlı değişkeni olarak döviz kuru indikatörü belirlenmiştir. Bağımlı değişken ile en yüksek düzeyde korele çıkan değişkenler de bağımsız değişken olarak modele dahil edilmiştir. Bunlar da cari açık, ödemeler dengesi ve portföy yatırımları değişkenleri olmuştur. Bu tez kapsamında saptanan değişkenlerin krizleri önceden tahmin etme konusunda olumlu etkilerinin olabileceği ortaya konmuştur.
The impact of three crises: 1994, 2001 and 2008-09 on the general unemployment in Turkey
The economy of Turkey has gone through a series of economic crises since the 1980s even after the continuous reforms put in place by the government which were market- oriented. The labor market has gone through changes with the advent of each of the crisis. The main aim of this thesis is to check how the economic crisis of 1994, 2001 and 2008-09 affected the labor market of Turkey by looking specifically at the unemployment during these periods. The study used Vector Autoregression X (VARX) model to conduct annual time series analysis from the period of 1990 to 2019 to estimate how these crises (exogenous variables) affected unemployment (endogenous variables) in these periods. The empirical results show a positive and significant impact of the crisis of 2001 and 2008-09 on unemployment while the crisis of 1994 does not have any impact on unemployment. The 2001 crisis affected unemployment most with the male labor experiencing more of the impact than their female counterpart.
2008 krizi öncesi ve sonrasının Türk bankacılık sektörü üzerindeki etkisi
2008 krizi, ABD'de ortaya çıkan ve sonrasında tüm dünyaya yayılan, dünya tarihin-deki en büyük krizlerden birisidir. Krizin etkilerini yoğun biçimde gösterdiği sektör-lerden birisi de bankacılık sektörüdür. 2008 krizinin öncesinde ve sonrasında Türki-ye'deki bankaların performanslarının karşılaştırılması, çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu amacın gerçekleşmesi için literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada 2008 krizi öncesi ve sonrasında Türk bankacılık sektöründe sermaye yeterlik oranı, kârlılık, özkaynak kârlılığı, aktif kârlılık, net faiz marjı, sorunlu kredi oranları, mevduatların krediye dönüşme oranı göstergeleri, donuk aktif göstergeleri değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre kriz kârlılık, aktif kârlılık, özkaynak kârlılığı göstergelerinde düzeyleri değişecek şekilde olumsuz etkiler ortaya koymuştur. 2008 krizinin Türk bankacılık sektöründe sorunlu kredilere olan etkilerinin farklılık meydana getirmeyecek yapıda olduğu görülmüştür. Çalışmada ayrıca donuk aktif ortalamaları ile net faiz marjı göstergelerinin krizle birlikte artış gösterdiği yönünde sonuçlar elde edilmiştir.2001 krizi sonrasında yeniden yapılanan ve nispeten güçlenen Türk bankacılık sektörünün krizin olumsuz etkilerine karşın belirli ölçüde istikrar yakalayarak etkilerin düzeyini azalttığı sonucuna varılmıştır.
Küresel finans krizinin reel döviz kuru, enflasyon (TÜFE), mevduat faiz oranları ve İMKB-100 endeksi üzerindeki etkileri ve bir uygulama
Yapılan çalışmada Küresel Finans Krizinin Reel Döviz Kurları, Enflasyon (TÜFE) oranları, Faiz Oranları ve İMKB?100 endeksi üzerindeki etkileri genel olarak incelenmiştir. Bu kapsamda küresel finans krizi ile makro ekonomik değişkenler hakkında bilgi verilerek krizin etkilerinin daha net görülebilmesi için 2003?2010 yılları arasındaki enflasyon (TÜFE), mevduat faiz oranları ve İMKB-100 Endeksindeki aylık ortalama değişmeler incelenmiş ve yorumlanmıştır.Bunun yanında finans piyasalarında temel gösterge olarak en yaygın kullanılan İMKB?100 endeksini etkileyen Reel Döviz Kuru, Enflasyon Oranları ve Faiz Oranları arasındaki ilişki ve değişkenler arasındaki nedensellik yönü Regresyon Analizi ile Granger nedensellik testi kullanılarak analiz edilmiştir.Regresyon Analizi sonuçlarına göre; Reel Döviz Kuru ile İMKB?100 Endeksi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilirken, Mevduat Faiz Oranı ile TÜFE değişkenleri İMKB?100 Endeksi arasında negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre ise; Reel Döviz Kuru ve Mevduat Faiz Oranı, İMKB?100 Endeksini etkilediği ve İMKB?100 Endeksi'nin de Reel Döviz Kuru ve Enflasyon (TÜFE)'yi etkilediği tespit edilmiştir.
2008 dünya ekonomik krizinin G20 ülkeleri ekonomik performanslarına etkisinin çok kriterli karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi
Günümüzde bir ülkenin gücü, ekonomik göstergelerinin düzeyi ile ölçülmektedir. Küreselleşme ile birlikte rekabetin artık iktisadi güç ile yapılıyor olması göz önünde bulundurularak, ekonomik performans ölçümü konusu ele alınmıştır. Ekonomik performans ölçümü konusunun çok kriterli karar verme yöntemleri içerisinde kullanılmasına az sayıda çalışmada rastlanmıştır. Bu nedenle ekonomik performans konusu, özellikle Türkiye'nin ekonomik performansının da elde edileceği bir grup olan G20 ile birlikte ele alınmıştır. Bu çalışmada, 2008 dünya ekonomik krizi dönemindeki, ekonomideki iniş çıkışları yansıtabileceği düşünülen, 2006-2013 yılları arasındaki süreç ele alınmıştır. G20 ülkelerinin ekonomik performansları, 9 iktisadi kriter yardımıyla belirlenmiştir. Dünya ekonomisinin büyük bir bölümünü elinde bulunduran G20 ülkeleri ekonomilerinin, 2008 küresel krizi döneminde ne gibi değişikliklere uğradığı ölçülerek, bu ülkelerin kriz dönemindeki ekonomik hayatlarıyla ilgili yorum yapılmıştır. Çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP (AnalyticHierarchyProcess) ve VIKOR (ViseKriterijumskaOptimizacija I KompromisnoResenje) yöntemi kullanılarak uygulama yapılmıştır. AHP yöntemi yardımıyla, kriterlere ağırlık değeri atanarak, VIKOR yöntemine temel oluşturulmuştur. Çalışmada VIKOR yöntemi, alternatifler arasındaki sıralamayı ve uzlaşık çözümü elde etmeye yaradığı için kullanılmıştır.Uygulama sonucunda G20 ülkeleri içerisinde ekonomik performans açısından ideal uzlaşık çözüm ve alternatiflerin sıralaması, 2006-2013 yılları arasında her yıl için ayrı ayrı elde edilerek yorumlanmıştır.
Türk bankacılık sektöründe kırılganlık'finansal krizlerin kamu ve özel sermayeli bankalara etkisinin oran analizi ile tespiti ve karşılaştırılması(1990-2015 dönemi)'
Ekonomik krizler, finansal sistem içerisinde yer alan tüm birimlere tehdit oluşturarak makroekonomik düzeyde dengesizliklere neden olan ve önceden saptanması güç eğilimler olarak ortaya çıkmaktadır. Bankacılık sektörü, kriz dönemlerinde finansal yapıda karşılaşılan riskler ve dengesizlikler ile doğrudan etkileşim içinde olduğundan bu sektörün incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda sektörün finansal durumu ülkenin gelişimi ile doğrudan ilişkili olduğundan bankacılık sektörünün izlenmesi kamu kesimi izleyeceği politikalar açısından önemlidir. Türkiye'de bankacılık sektörü ele alındığında günümüze kadar birçok finansal gelişme ve kriz dönemlerinin sebep olduğu finansal çöküntüler yaşanmıştır. Çalışmada Türk bankacılık sektöründe yer alan kamu ve özel sermayeli bankaların finansal performansları izlenmiştir. Araştırmaya dahil olan bankaların 1990 ve 2015 yılları arasındaki 26 yıllık dönemi kapsayan mali tablolarından alınan veri setleri ile oran analizleri yapılmıştır. Oran analizleri sonucunda oluşturulan grafikler ile 1990 ve 2015 yılları arasında yaşanan finansal krizlerin bankacılık sektörüne etkileri izlenmiştir. Araştırmadaki bankalar sermayelerine göre iki gruba ayrılarak; sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, karlılık ve likidite rasyo oranlarının gruplara (özel ve kamu sermayeli bankalar) göre kıyaslandığı etkinlik grafikleri değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında incelenen bankaların sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, karlılık ve likidite rasyosu oranlarının genel ortalamaları incelenmiş olup ekonomik kriz dönemlerinde finansal faaliyetleri canlandırmak amacıyla kullandırılan kredilerin, aktif kalitesi oranlarını düşürücü etkisi olduğu gözlemlenmiştir. 2001 kriz döneminde ise sermaye yeterliliği rasyosu hariç tüm rasyolar olumsuz yönde etkilenmiştir. Çalışmada Türk bankacılık sektöründe son 26 yıldaki sermaye yeterliliği, aktif kalitesi, karlılık ve likidite rasyolarının yıllık dönemlerde değişim eğilimleri grafiklerle gösterilmiştir. Türkiye'de 26 yıllık süreç içinde kriz dönemlerinde rasyoların değişimlerinin ortaya çıkarılması, ileriki dönemlerde oluşabilecek belirsizliklerin önceden saptanmasında etkili olacaktır.
Finansal krizlerin reel sektöre etkilerinin incelenmesi "Otomotiv sektörü üzerine bir uygulama"
Küreselleşen dünyada rekabetin de artmasıyla pek çok kriz meydana gelmekte ve bu krizlerin etkileri dönemler, hatta yıllar boyunca devam etmektedir. Krizler bazı sektörleri derinden etkilemiştir. Otomotiv sektörü de kriz dönemlerinde en çok tahribat yaşayan sektörlerin başında gelmektedir. Otomotiv sektörünün pek çok sektörle bağlantılı olması krizden etkilenme hızını da arttırmaktadır. Araştırmada kriz dönemlerinde otomotiv sektöründe yaşanan sıkıntılar ele alınmış, otomotiv sektörü ile bankacılık sistemi arasındaki ilişki ve bankacılık sisteminin araç alımına etkileri incelenmiştir. Kredi kullanım maliyetlerinin otomobil alımlarına etkisi incelenmiştir. Tüketicilerin satın alma kararlarının kriz döneminde azalmakta ve otomotiv sektöründe satışlarda azalma görülmektedir. Araştırmada genel ekonomik durum içerisinde otomotiv sektörü incelenmiş ve çeşitli verilerle bu dönemlerde otomotiv arz ve taleplerinde azalma görüldüğü tespit edilmektedir.
Türkiye ekonomisinin kırılganlığı ve yapısal reformlar
Günümüzde küreselleşme farklı bir boyut kazanmış ve finansal liberalleşmenin artmasıyla beraber ekonomik dalgalanmalar coğrafi sınırlar ne olursa olsun tüm ekonomileri etkileyecek bir duruma gelmiştir. Bu durum, ekonomilerin dış şoklara karşı savunmasız hale gelmesine ve krizlere sürüklenmesine neden olmaktadır. Ekonomilerin iç ve dış şoklar nedeniyle krize sürüklenmeleri ve kısa sürede eski durumlarına dönememeleri kırılganlık kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi odak noktası olmak üzere; kırılganlık ile krizler arasındaki ilişki incelenmekte, ekonomileri krizlere sürükleyen kırılgan yapı incelenmekte ve ekonomik dayanıklılığın artırılması için uygulanması gerekli olan yapısal reformlar değerlendirilmektedir. Çalışmada kırılganlık kavramından yola çıkılarak 2013 yılında ortaya atılan "Kırılgan Beşli" kategorisi içinde yer alan ülkelerin ekonomik performansları incelenmiş ve özellikle bu ülkelerin enflasyon, işsizlik ve büyüme kalemlerinde başarısız oldukları sonucuna varılmıştır. Türkiye de "Kırılgan Beşli" ülkeleri arasında yer aldığından bu ülkelerle beraber Türkiye'nin de temel ekonomik performans göstergeleri gözden geçirilmiş ve ekonomik büyümedeki istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve faiz riski gibi unsurların ülkeyi kırılgan bir duruma getirdiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda hem ülkenin kalkınması ve gelişmesi için hem de kırılgan yapının sonucu olarak meydana gelen krizlerden sonra ekonominin tekrar eski haline dönebilmesi adına bazı yapısal reformlar ortaya konmuştur. Bu reformlar bağlamında 1923 İzmir İktisat Kongresi, Beş Yıllık Sanayi Planları, Beş Yıllık Kalkınma Planları, 24 Ocak Kararları (1980), 5 Nisan Kararları (1994), Enflasyonu Düşürme Programı ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programları incelenmiş ve son olarak uluslararası kuruluşların mutabık olduğu yapısal reform önerileri değerlendirilmiştir. Literatür incelendiğinde kırılganlık nedenlerinin belli başlı ve net olarak ortaya konulmadığı gözlemlenmiştir. Her ülkenin kendine has ekonomik dinamikleri olduğundan Türkiye ekonomisinde de kırılganlığa neden olan faktörler diğer ülkelere göre değişkenlik göstermektedir. Özellikle ekonomik büyümede istikrarsızlık, kur ve sermaye hareketlerindeki dalgalanmalar, TCMB bağımsızlığının kısıtlanması gibi faktörlerin Türkiye ekonomisini kırılganlığa sürüklediği görülmüş ve bu kavramlar çerçevesinde değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kırılganlık, Kriz, Yapısal Reformlar, Kırılgan Beşli