Empati
Bu konu başlığı altında 248 tez
Oyun temelli empati programının çocukların empati, arkadaşlık ve duyguları yönetme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Oyun Temelli Empati Programı'nın (OTEP) beş yaş çocuklarının empati becerilerine, arkadaşlık ilişkilerine ve duyguları yönetme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma karma yöntem deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu benzeşik örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma grubu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara İli Etimesgut İlçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulunun beş yaş gruplarında eğitim gören 69 çocuktan (34 deney, 35 kontrol grubu) ve bu çocukların aileleri ile öğretmenlerinden oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan çocuklara yedi hafta süresince araştırmacı tarafından OTEP uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan çocuklar ise öğretmenleriyle birlikte günlük eğitim rutinlerine devam etmişlerdir. Araştırmacı tarafından geliştirilen OTEP, bütünleştirilmiş on dört etkinlik ve altı aile katılımı etkinliğinden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları "4-5 Yaş Empati Becerileri Ölçeği", "Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Ana-baba ve Öğretmen Formu Arkadaşlık İlişkileri ve Duyguları Yönetme Becerileri alt ölçekleri", "Öğretmenler için Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları" ve "Aileler için Açık Uçlu Anket Formundan" oluşmaktadır. Elde edilen nicel veriler Bağımlı ve Bağımsız Gruplar t Testi, ANOVA ve ANCOVA testleri ile nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Oyun Temelli Empati Programının çocukların empati becerileri, arkadaşlık ilişkileri ve duyguları yönetme becerileri üzerinde istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı etkiye ve kalıcılığa sahip olduğu; deney grubu öğretmenlerinin ve ailelerinin de bu sonucu destekler görüşte olduğu tespit edilmiştir.
Gerçekliğin yeniden inşası: Gruplar arası tehdit algısı bağlamında sanal gerçeklikle empatinin değişimlenmesinin sosyal mesafe düzeyi ve yardım etme davranışı üzerindeki etkisi
Empati, başkalarının duygularını anlama ve paylaşma yeteneğidir. Geleneksel perspektif alma yöntemlerini kullanan çalışmalar, gruplar arası tehdit algısı yüksek olduğunda empatide beklenen artışın olmadığını ortaya koymaktadır. Sanal gerçeklik, empatiyi teşvik etmede yeni bir araç olarak kullanılmaktadır ve geleneksel yöntemlere kıyasla daha etkilidir. Sanal gerçeklik, üç boyutlu ortamlarla etkileşime girmeyi sağlayan bir teknolojidir. Bu tez çalışması kapsamında yürütülen ön çalışmanın sonuçları, sanal gerçekliğin hem düşük hem de yüksek tehdit algısına sahip bireylerde empatiyi değişimlemede başarılı olduğunu göstermiştir. Sosyal mesafe, insanların diğer sosyal grupların üyelerini kabul/reddetme seviyesidir. Başka bir bireye fayda sağlama amacı taşıyan gönüllü eylemler ise yardım etme davranışı olarak tanımlanmaktadır. Gruplar arası tehdit algısı ve empati arttıkça yardım etme davranışı da artarken sosyal mesafe düzeyi azalmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı gruplar arası tehdit algısı bağlamında sanal gerçeklikle değişimlenen empatinin sosyal mesafe düzeyi ve yardım etme davranışı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmanın ilk aşamasında 266 üniversite öğrencisi, Gruplar Arası Tehdit Algısı Ölçeği kullanılarak Suriyeli mültecilere yönelik tehdit algılarına göre düşük ve yüksek olarak iki gruba ayrılmıştır. İkinci aşamada 160 katılımcı deney kapsamında oluşturulan üç koşuldan birine seçkisiz olarak atanmıştır. "Sidra'nın Üzerindeki Bulutlar" videosu, Sanal Gerçeklik Kamp koşulunda sanal gerçeklikle; Ekran Kamp koşulunda ise bir bilgisayar ekranından sunulmuştur. Sanal Gerçeklik Uzay koşulunda da sanal gerçeklikle uzay görüntülerinden oluşan bir video izletilmiştir. Ardından Sosyal Mesafe Ölçeği aracılığıyla katılımcıların sosyal mesafe düzeyleri ölçülmüş ve bir yardım kampanyasına bağışladıkları gerçek para miktarı incelenmiştir. Bu amaçla 3 (empati) x 2 (tehdit algısı) çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) yapılmıştır. Bulgular, tehdit algısı yüksek olan katılımcıların; sosyal mesafe düzeyinin daha yüksek olduğunu ve daha az para bağışladıklarını göstermiştir. Bununla birlikte, sanal gerçeklik; sosyal mesafe düzeyinin azalmasını ve bağış miktarının artmasını sağlamıştır. Empati; tehdit algısı düşük olduğunda, sosyal mesafe değişkeninde, tehdit algısı yüksek olduğunda ise bağış miktarında herhangi bir farklılığa yol açmamıştır.
Branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Avcılar Örneği)
Bu araştırma, branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla yazılmıştır. Bilindiği üzere insanlar istendik davranış değişikliği oluşması adına eğitim almaktadır. Kendilerine ve topluma faydalı bir birey olmaları ve hayatın kendilerine açtığı yoldan başarıyla ilerleyebilmeleri açısından eğitim almaları büyük önem teşkil etmektedir. Bu eğitimi alırken, özellikle ilk ve ortaöğretimde, faydalandıkları en önemli kaynak ise eğitimin köşetaşı olan öğretmenlerdir. Öğretmenler, öğrencilere eğitim verirken onları motive eder, çevresel faktörleri düzenler, hazır bulunuşluk düzeylerini belirleyip onlara uygun araçlarla öğrencilerin karşısına çıkar ve çeşitli eğitim öğretim yöntem ve teknikleriyle ders verir. Ancak en önemlisi onlarla iletişim kurar. Bir öğretmenin mesleki başarısı öğretmenin sadece anlatım becerisine değil aynı zamanda iletişim ve empati yeteneğine de bağlıdır. Öğretmenlerin empatik eğilimleri en nihayetinde onların örgüt içinde ve dışında gerçekleştirdiği iletişim durumlarını ortaya koymaktadır. Bu durumlar ise onların gerek meslek yaşamlarında gerekse günlük hayatlarında gerçekleştirdikleri iletişimin kalitesini bize gösterir. Yapılan bu çalışmayla branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin hangi değişkenlere göre farklılık göstermekte olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın Amacı Bilgi birikimlerinin yanında insanı eğiten ve şekil veren öğretmenlerin duygusal yönleri, incelenmeye ve üzerinde araştırma yapılmaya muhtaç bir konudur. Bu tezde öğretmenlerin duygusal yönlerinin hangi değişkenler neticesinde şekillendiğine cevap aranacaktır. Bu amaçla öğretmenlerin sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, medeni durum), çalışma yaşamına ilişkin özellikleri (eğitim durumu, eğitimdeki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet) empatik eğilim düzeyi açısından ilişkisi karşılaştırılmıştır. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 8 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Yapılan bu çalışmanın evreni, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İstanbul'un Avcılar ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise İstanbul ili Avcılar ilçesinden basit rastgele örnekleme yoluyla seçilmiş 3 ortaokulu kapsamaktadır. Okullarda bulunan öğretmenlere anketler gönüllülük esasına dayalı olarak dağıtılmış ve gerektiğinde açıklamalar yapılmıştır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu bir adet de Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 8 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, öğretmenlikteki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet ile ilgili sorulardır. Bir diğer ölçek ise Empatik eğilim ölçeğidir ve 20 maddeden oluşmaktadır.(EK-II) Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin57' si ( %57 ) bayan öğretmenlerden, 43' ü ( %43 ) erkek öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 29'u ( %29 ) 20-30 yaş aralığında, 50'si ( % 50 ) 31-40 yaş aralığında, 16'sı ( %16 ) 41-50 yaş aralığında, 5'i ( %5 ) 51-60 yaş aralığındadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 77'si ( %77 ) evli, 23'ü ( %23 ) bekardır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 92'si ( % 92 ) lisans mezunu 8'i ( %8 ) yüksek lisans mezunudur. Doktora mezunu örneklemde yer almamaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 56'sının ( %56 ) kıdem yılı 1-10 yıl arası, 30'unun ( %30 ) 11-20 yıl arası, 14'ünün ( %14 ) ise 21 ve daha fazla olduğu görülmüştür. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 7'sinin ( %7 ) Beden Eğitimi Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni, 11'inin ( %11 ) Fen ve Teknoloji Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Görsel Sanatlar Öğretmeni, 14'ünün ( %14 ) İngilizce Öğretmeni, 18'inin ( % 18 ) Matematik Öğretmeni, 3'ünün ( %3 ) Müzik Öğretmeni, 2'sinin ( %2 ) Rehberlik Öğretmeni, 12'sinin ( %12 ) Sosyal Bilgiler Öğretmeni, 4'ünün ( %4 ) Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni, 17'sinin ( %17 ) Türkçe Öğretmeni olduğu saptanmıştır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 85'i ( %85 ) öğretmenlik mesleğinden memnunken, 15'i ( %15 ) bu meslekten memnun olmadığını belirtmiştir. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 87'si ( %87 ) öğretmenlik mesleğini isteyerek seçmiştir. 13 öğretmen ( %13 ) ise bu mesleği isteyerek seçmemiştir. Araştırmaya katılan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden aldıkları puanların yaş, medeni durum, eğitim durumu, mesleki kıdem, branş ve mesleki memnuniyet değişkenlerine göre farklılık anlamsız bulunmuştur. Bununla beraber örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 4,67; p< ,05). Örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların mesleği isteyerek seçme değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 3,84; p< ,05).
Ön ergenlik döneminde üstün zekâlı öğrencilerin empati eğlimlerinin normal gelişim sergileyen öğrencilere göre incelenmesi
Bireyin kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve psikolojik durumunu hissetme ve anlama becerisi olarak belirtilen empati yeteneği, sadece karşısındaki kişinin duygularını anlama yeteneği değil aynı zamanda bu duyguları ifade edebilme becerisi olduğu da söylenmektedir. Sosyal varlık olan insanın sağlıklı iletişim ve etkileşim kurması için gerekli olan empati becerisi son zamanlarda sık sık araştırılan ve tartışılan bir konu halindedir. Bu çalışmanın ana amacı da ön ergenlik döneminde üstün zekâlı öğrencilerin empati eğilimlerinin normal gelişim sergileyen öğrencilere göre karşılaştırılmasıdır. Empati duygusu, kişilerarası iletişim ve olumlu ilişkilerde önemli rol oynamaktadır. Birdenbire gelişemeyen empati duygusunun bu gelişim sürecinde aile, okul ve yakın çevrenin etkisi büyüktür. Bu çalışmada da öğrencilerin empati düzeyleri onların bazı demografik özellikleri ile de karşılaştırılmıştır. Araştırma Türkiye'nin İstanbul ilinde eğitim almakta olan 12-14 yaş aralığında öğrencilerle yapılmıştır. Bu araştırmada tarafımdan tertiplenen Demografik Soru Formu ve 2010 senesinde Kaya ve Siyez tarafından geliştirilmiş olan Ka-Si Ergenlerde Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üstün zekâlı öğrencilerin empati eğilimlerinin normal gelişim gösteren öğrencilere göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Üstün Zekâlı Öğrenciler, Empati, Ergenlik.
Engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan Mehmet Oyal Özel Eğitim Uygulama Okulu, Halıcıoğlu İşitme Engelliler Okulu ve İstanbul ilinde bulunan diğer özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çocukları eğitim alan 320 anne-baba oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri, CES Depresyon Ölçeği, Stres ve Empati Ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, verilerin analizinde, Cronbach Alpha ve Gutman Güvenilirlik Analizleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi, Regresyon, t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik boyutlarından özdenetim/sorumluluk ile yumuşak başlılık değişkenleri arasında olumlu yönde anlamlı ilişki vardır. Engelli çocuğa sahip bireylerin kişilik özelliklerinin depresyon, stres ve empati düzeylerini yordadığı görülmüştür. Duygusal tutarsızlık boyutunda cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Buna göre kadınlar duygusal tutarsızlık boyutunda erkeklerden daha yüksek puan almışlardır. Katılımcıların medeni durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda evli ve dul/boşanmış katılımcıların 'öz-denetim/sorumluluk' boyutunda farklılaştığı, evli katılımcıların özdenetim düzeylerinin dul ya da boşanmış olan katılımcıların özdenetim düzeylerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların depresyon ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda annelerin babalara göre depresyon ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların stres ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda babaların annelere göre stres ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyleri açısından katılımcıların dışadönüklük boyutunda farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre ortaokul, lise ve üniversite mezunu olanlar ilkokul mezunu olanlardan daha yüksek düzeyde dışadönük bulunmuştur. Öte yandan, lise mezunu olanların ilkokul mezunlarına göre, üniversite mezunlarının da ortaokul ve lise mezunlarına göre gelişime daha açık oldukları bulunmuştur. Ek olarak, eğitim düzeyine göre katılımcıların depresyon puanlarında anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu, lise mezunlarının ortaokul, ilkokul ve üniversite mezunlarından anlamlı düzeyde daha yüksek depresyon puanı aldıkları görülmüştür. Engelli çocuğa sahip bireylerin ekonomik durumları ile ilgili karşılaştırmalar yapıldığında orta ve iyi ekonomik duruma sahip ebeveynlerin düşük ekonomik durumda olanlardan daha dışadönük oldukları görülmüştür. Bu bulgular ışığında engelli çocuğa sahip anne-babaların kişilik özelliklerinin yanında demografik özelliklerinin de depresyon, empati ve stres faktörleri ile ilişkili olduğu görülmektedir.
Toplum ruh sağlığı merkezlerinde izlenen ikiuçlu ve ilişkili bozukluk tanılı hastaların birincil bakım vericilerinde empati ve psikolojik dayanıklılık
Amaç: Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nde izlenen iki uçlu ve ilişkili bozukluk tanılı hastaların birincil bakım vericilerinin empatik eğilim ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini incelemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı tipteki araştırma, Mart-Ağustos 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Gereç ve Yöntem: G-Power istatistik analizine göre örneklem sayısının minimum 110 birey olması belirlenmiş olup, 145 birincil bakım veren ile çalışma tamamlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, bilgi formu, Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskall Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 45,97±13,31 (min:18-max:70) olan katılımcıların, büyük çoğunluğunun evli (% 80; n=116) ve kadın (% 61,4; n=89) olduğu belirlenmiştir. Bakım verilen hastalarda tanıdan bu yana geçen süre ortalama 11.18±7.42 yıldır. Katılımcıların bakım vermeye bağlı en fazla kaygılı, üzgün, çaresiz, güçlü ve huzurlu hissettikleri görülmüştür. Kişilerarası Tepkisellik İndeksi kapsamında ''Empatik Düşünce''alt ölçeği puan ortalaması (21.62±4) ve ''Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'' toplam puan ortalaması (119.38±24.26) (min.61-max.160) yüksektir. Katılımcıların yakınının psikiyatrik rahatsızlığına bağlı tedavi ve bakım gereksinimlerini karşılamada yeterlilik algısı ortalaması ile Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği toplam puan ortalaması ve Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ''Perpektif Alma'' ve ''Empatik Düşünce'' alt ölçekleri puan ortalamaları arasında "pozitif"; ''Kişisel Rahatsızlık'' alt ölçeği puan ortalaması ile "negatif" yönde anlamlı ilişki vardır. Sonuç: Bakım verenlerin empatik eğilim ve psikolojik dayanıklılık düzeylerini geliştirecek uygulama ve eğitimlerin Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri'nde planlanıp uygulanması yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, Empati, İki uçlu ve ilişkili bozukluk, bakım veren
Zihinselleştirme ve empatinin liderin uyguladığı güç türüne etkisinde makyevellist kişiligin şartlı değişken rolü.
Yapılan bu araştırmada amaç, kurum hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi ve kurumda büyümenin sağlanması için; lider ile çalışanlar arasındaki ilişki yapısının nelerden, ne şekilde ve nasıl etkilendiğinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda, çalışan perspektifinden, liderin algılanan zihinselleştirmesi ve algılanan empatisinin, liderin güç türleri kullanımını ne şekilde etkilediği ele alınmış olup, algılanan makyevel kişilikte bu durumun ne şekilde farklılaştığı incelenmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye'de özel sektör çalışanı 276 kişiden elde edilen verilerle yapılan analizler sonucunda, liderin algılanan empatisindeki artışın liderin algılanan kişilik ve ödül gücünü olumlu; zorlayıcı gücünü ise olumsuz etkildiği tespit edilmiştir. Liderin algılanan zihinselleştirmesinin ise liderin algılanan ödül ve kişilik gücünü olumsuz; yasal ve zorlayıcı gücünü ise olumlu etkilediği gözlemlenmiştir. Son olarak liderin algılanan makyevelist kişiliğinin liderin algılanan empatisi-liderin ödül gücü ilişkisi üzerinde olumlu; liderin algılanan zihinselleştirmesi-liderin kişilik gücü ilişkisi ve liderin ödül gücü ilişkisi üzerinde olumlu; liderin algılanan zihinselleştirmesi-liderin zorlayıcı gücü ilişkisi üzerinde ise olumsuz etkiye sahip olduğu ve biçimleyici rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Empati, Zihinselleştirme, Güç Türleri, Güç, Makyevelizm, Makyevelist Kişilik, Liderin Güç Türü, Liderlik
Evcil hayvan sahibi olan ve olmayan bireylerde yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algısı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada evcil hayvan sahibi olan ve olmayan yetişkin bireylerde yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algısı ilişkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini 18-70 yaş arası yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 37 farklı şehirden, 163 kadın ve 186 erkek olmak üzere 349 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların 168'i evcil hayvan sahiplerinden, 85'i evcil hayvan sahibi olmayanlardan, 99'u ise önceden evcil hayvan sahibi olanlardan oluşmaktadır. Araştırmada başvurulan veri toplama araçları ise, Demografik Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeğidir. Evcil hayvan sahibi olan ve olmayan kişilerin yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algılarını karşılaştırmak için ANOVA testi yapılmıştır. Bu test sonucunda, evcil hayvana sahip olma durumuna göre yaşam doyumu ve empatik eğilim puan ortalamalarının anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, evcil hayvana sahip olma durumuna göre yalnızlık puan ortalamaları anlamlı bir farklılık göstermiştir. Evcil hayvanı olan katılımcıların yalnızlık puan ortalamaları, evcil hayvanı olmayan ve daha önce evcil hayvanı olan katılımcıların puan ortalamalarından anlamlı olarak daha yüksektir. Ayrıca yapılmış olan pearson korelasyon analizine göre; evcil hayvana sahip katılımcıların yalnızlık puanları arttıkça yaşam doyumu puanlarının azaldığı, empatik eğilim puanları arttıkça yaşam doyumu puanlarının da arttığı gözlenmiştir. Evcil hayvana sahip katılımcıların yalnızlık puanları arttıkça empatik eğilim puanlarının azaldığı gözlenmiştir.
Yoğun bakım hemşirelerinin hastalarla ilişkilerinde duygusal emek olarak empati
Bu araştırmada empatik bakım vermeleri beklenen sağlık mesleklerinden biri olan ?yoğun bakım hemşireleri? ne odaklanılmıştır. Yoğun bakım hemşireleri hasta ile empatik etkileşimleri sırasında ve öncesinde empatik olabilecek bilişsel ve duygusal reaksiyonlar geliştirerek ?Derinlemesine Davranış? yoluyla duygusal emek üretirler. Duygusal Emek olarak Derinlemesine Davranış, bazı aktörlerin sahnede rol yapmasına benzemektedir. Öte yandan Duygusal Emek olarak Yüzeysel Davranış, uygun bilişsel ve duygusal bağlantı olmadan hastaya karşı empatik davranışlar gösteriyormuş gibi sahici olmayan davranışlar geliştirmektedir.Bazı durumlarda hem derinlemesine hem yüzeysel davranışın birlikte kullanıldığı da gözlenmektedir. Hastalara karşı Derinlemesine davranışı tercih etmelerine rağmen, yoğun bakım hemşireleri hastanın duygusal ve bilişsel ihtiyaçlarının anlaşılmasının o anda mümkün olamadığı durumlarda yüzeysel davranış metodunu kullanabilmektedirler. Bunların ötesinde, yoğun bakım hemşirelerinin hasta ile ilişkilerinde empati süreçlerini kullandıklarında hastalara daha fazla fayda sağladıkları ileri sürülebilir.Bu amaçla, kavrama yönelik olarak yapılan literatür çalışması ışığında geliştirilen hipotezler, gerçekleştirilen bir araştırmada test edilmiştir. İstanbul'da bir kamu hastanesinde gerçekleştirilen araştırmanın örneklemi, 116 hemşireden oluşmaktadır. Örnekleme; 26 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği; 20 sorudan oluşan Empati Eğilim Ölçeği ile birlikte demografik soruları da içeren bir anket uygulanmıştır.Yataklı Hasta Servisi hemşirelerine göre, Yoğun Bakım hemşirelerinin yaşam kalitesi ile ilgili algılamaları daha olumsuz olacaktır öngörüsü desteklenmiştir. Ancak, araştırmanın hipotezlerinden, yataklı hasta servis hemşirelerine göre yoğun bakım hemşirelerinin empati düzeylerinin daha yüksek olacağı öngörüsü; yataklı hasta servisi ve yoğun bakım hemşirelerinin empati düzeyleri arttıkça duygusal emek stratejilerinden derinlemesine davranış ve samimi davranış düzeyleri artacaktır öngörüsü, yataklı hasta servisi ve yoğun bakım servisi hemşirelerinin empati düzeyi arttıkça duygusal emek stratejilerinden yüzeysel davranış düzeyleri azalacaktır öngörüsü analizler sonucu red edilmiştir.Sonuçlar ayrıca, bakım verilen hasta sayısı ile hemşirelerin empati eğilim düzeyleri arasında; hemşirelerin çalışma sistemi ile duygusal emek boyutlarından duygusal çaba arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır.Bu çalışmanın bulguları, yoğun bakım hemşirelerinin empati düzeylerinin daha yüksek olmadığı, duygusal emek stratejilerinden derinlemesine davranışı daha fazla kullanmadıkları ve yaşam kalitesi algılamalarının daha olumsuz olduğunu göstermiştir. Hemşirelerin, iş ortamına ait bazı stres kaynaklarından etkilendiğini ancak görevlerini yaparken duygusal emek vermeye ve bunu yaparken de duygusal kaynaklarını tüketmeye devam ettiklerini düşündürmüştür.Anahtar Kelimeler: Empati, Duygusal Emek, Yüzeysel Davranış, Derinlemesine Davranış
13-15 yaş grubundaki bireylerde empatinin aleksitimi düzeyleri üzerindeki etkisi
Duyguları tanımlamada ve ifade etmede yetersizlik duyma olarak en genel şekilde ifade edilen aleksitimi, günümüzde giderek artan bir şekilde toplumda görülmektedir. Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarda aleksitimi semptomlarının arttığı ifade edilebilir. Yine en genel tanımıyla kendisini başkasının yerine koyma, başkası gibi düşünme şeklinde tanımlanabilecek olan empatinin de literatürde giderek azaldığı ile ilgili çalışmalar mevcuttur. Öte yandan aleksitimi ile empati arasındaki ilişkiyi inceleyen yeterli çalışma mevcut değildir. Bu nedenle bu çalışmada, ilköğretim çağındaki bireylerin aleksitimi ile empati düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada bu bağlamda, İstanbul ili Ayazağa İlköğretim Okulunda ve Mehmet Ipgin İlköğretim okulunda 2014-2015 eğitim öğretim yılında öğrenim gören (n=170) ilköğretim öğrencisine, Sarıyer belediyesi aile danışma merkezine gelen danışanlara ve Sarıyer belediyesi yaz kurslarına giden öğrencilere Baron Empati Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeğini içeren anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre 13-15 yaş grubundaki bireylerde aleksitimi düzeyleri ile empati düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür (p<0,01). Bireylerin empati düzeyleri üzerinde sadece kardeş sayısı ve babanın eğitimini istatistiksel olarak anlamlı bulunurken; aleksitimi düzeyleri üzerinde ise sınıfın istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Aleksitimi ; Eşduyum; İlkokul.
Bireylerin nesne ilişkileri ve kullandıkları savunma biçimleriyle, tecavüz olgusunda tecavüz yaşantısı olana ve saldırgana yönelik duyulan empati düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı bireylerin nesne ilişkileri ve kullandıkları savunma biçimleriyle, tecavüz olgusunda tecavüz yaşantısı olana ve saldırgana duyulan empati düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli ve verilerin toplanması aşamasında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar, yaşları 18-65 yaş arası değişen 201 kadın, 106 erkek olmak üzere toplam 307 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına dayalıdır. Araştırmaya katılan bireylere Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Savunma Biçimleri Testi ve Tecavüz Empati Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde, IBM SPSS 24 programı kullanılmış olup Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Anova ve Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği'nin alt boyutları ile Savunma Biçimleri Testi'nin immatür, nevrotik ve olgun savunma biçimleri alt boyutlarıyla anlamlı ilişkisi olduğu saptanmıştır. Nesne ilişkilerinin yabancılaşma alt boyutu ile tecavüz yaşantısı olan formu arasında ve gerçeği değerlendirmenin algıların bozulması alt boyutu ve tecavüz yaşantısı olan formu arasında pozitif yönlü ve zayıf düzey ilişki bulunmuştur. Saldırgan formu incelendiğinde ise nesne ilişkilerini ölçen yabancılaşma, güvensiz bağlanma, egosentrizm alt boyutları ile gerçeği değerlendirmedeki bozulmaları içeren gerçekliğin bozulması, algıların belirsizliği ve halüsinasyonlar alt boyutlarında zayıf düzey pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Demografik özelliklerin etkilerine bakıldığında cinsiyete göre ii nesne ilişkileri- gerçeği değerlendirme ve savunma biçimlerinde farklılaşmadığı görülmektedir. Tecavüz ile kurulan empatide ise kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre tecavüz yaşantısı olanla empati düzeylerinin daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Erkek katılımcıların ise saldırganla kurulan empati düzeyinde yüksek puanlar aldığı görülmektedir. Yaş değişkenine göre nesne ilişkileri- gerçeği değerlendirme alt boyutlarında farklılaştığı görülmektedir. Yaşa göre yalnızca olgun savunmaların farklılaştığı bulgulanmakla birlikte tecavüz empati düzeyinde de farklılaşma bulgulanmıştır. Eğitim durumuna göre nesne ilişkileri-gerçeği değerlendirme ile savunma biçimlerinde farklılaşmalar olduğu görülmektedir. Medeni duruma göre boşanmış kişilerin nevrotik savunmaları daha fazla kullandığı ve tecavüz empati düzeyinde farklılaştığı gözlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre olgun savunmaların kullanımı arttıkça tecavüz yaşantısı olan ile empati düzeyinin arttığı bulgulanmıştır. İmmatür savunmaların kullanımı arttıkça ise saldırganla kurulan empati düzeyinin arttığı bulgulanmıştır. Elde edilen bulgular literatür desteği ile tartışma bölümünde detaylı olarak tartışılmış ve araştırmanın son kısmında önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nesne İlişkileri, Gerçeği Değerlendirme, Savunma Mekanizmaları, Tecavüz ve Empati
Günümüz Türk çocuk ve gençlik edebiyatında mülteci sorunu
Günümüz Türk çocuk ve gençlik edebiyatının sorun odaklı yönünün ön plana çıkmasıyla birlikte toplumsal konulara duyarlı çocuk ve gençlik edebiyatı eserlerinin de sayısı artmıştır. Mülteci konulu çocuk ve gençlik edebiyatı ürünleri önyargıları kıran ve empati kurduracak birçok içerik barındırması, yaşama hazırlayan bir ön deneyim sunması açısından önemlidir Çeviri eserlerde daha çok işlenen mültecilik konusu sorun odaklı çocuk edebiyatının oluşmaya başlamasıyla Türk yazarların dikkatini çekmiştir. Bu sebeple Türk çocuk ve gençlik edebiyatında 2012 yılından itibaren mülteci konulu kitaplar art arda basılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada mülteci sorununa Türk yazarların gözünden bakılarak edebiyatın kurgusal dünyasına her konunun girebileceği üzerinde durulmuştur. Mülteci, sığınmacı, göçmen kavramlarına değinilerek kitaplardaki Türk çocuk ve gençlik edebiyatında mülteciliğin nasıl temsil edildiği incelenmiştir. 2012-2019 yılları arasında yazılan günümüz çocuk ve gençlik edebiyatındaki eserlerin gözünden mülteci olma durumu ele alınarak edebiyatın kurgusal dünyasının toplumdan bağımsız olmadığı, sorun odaklı bir çocuk ve gençlik edebiyatının da mümkün olduğu kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mülteci, Göç, Sığınmacı, Çocuk edebiyatı, Empati, Temsil
Examining the relationship between cognitive empathy, affective empathy and social anxiety in autism spectrum disorder
The main aim of the current study is to examine the relationship between cognitive empathy, affective empathy, and social anxiety in autism spectrum disorder (ASD) via self-report and parent-report. For this purpose, 38 children and adolescents with ASD, 38 control participants matching on age and gender, and their caregivers were recruited from special education and rehabilitation centres and public schools. The Eyes Test, Basic Empathy Scale, Empathy, and Systemizing Quotient, The Revised Child Anxiety Subscale were applied to participants. As a result of correlation analyses, it was found that affective empathy is increasing in children and adolescents with ASD, anxiety and social anxiety are also increasing. For the control group, while cognitive empathy is increasing, anxiety and social anxiety are decreasing without effects of age and gender and the age of the control group is negatively correlated with affective empathy. As a result of linear regression analyses, while affective empathy positively predicts anxiety and social anxiety in ASD and anxiety is the mediator factor in the relationship between social anxiety and affective empathy, cognitive empathy significantly negatively predicts anxiety and social anxiety in the control group. In terms of parent-report, there is no relationship between empathizing, anxiety and social anxiety in ASD; however, the moderate negative relationship between empathizing, social anxiety and anxiety was found in the control group. As a result of t-test analyses, while children and adolescents with ASD have significantly lower scores in cognitive empathy and The Eyes Test, they did not show significant differences in affective empathy, anxiety and social anxiety from the control group. Comparing self-report and parent-report, significant differences were found in anxiety and social anxiety. Means of self-report were significantly higher than the means of parent-report. Findings of the study, contributions to the literature and limitations were discussed.
Nesne ilişkileri ile empati ve zihin kuramı arasındaki ilişkide narsisizmin aracı rolü
Bu araştırmanın ana amacı, bireylerde nesne ilişkileri ile empati ve zihin kuramı arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerde narsisizmin aracı rolünü incelemektir. Çalışma 18-45 yaş aralığında, normal popülasyondan seçilmiş 409 katılımcı ile yürütülmüştür. Veri toplama aşamasında katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Patolojik Narsisizm Ölçeği, Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Gözlerden Zihin Okuma Testi online form şeklinde verilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.26.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyetler arası farkları belirlemek için bağımsız gruplar t-testi; empati, zihin kuramı, nesne ilişkileri ve narisisizm arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi ve doğrusal regsesyon analizi; son olarak aracı etki analizi için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda nesne ilişkileri ile empati arasındaki ilişkide narsisizmin tam aracı rolü olduğu görülse de nesne ilişkileri ile zihin kuramı arasındaki ilişkide narsisizmin aracı bir rol üstlenmediği bulunmuştur. Bulgular, nesne ilişkileri ve empati arasındaki ilişkinin narsisizm ile sağlandığını göstermekte olup narsisizmin bu ilişki için önemini vurgular niteliktedir. Son olarak, araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Empati, Zihin kuramı, Nesne ilişkileri, Narsisizm
Yönetici hemşirelerin kişisel açılım ve geri bildirim düzeylerinin empatik eğilim ve kişilerarası problem çözme becerileriyle ilişkisi
Bu araştırma; yönetici hemşirelerde kişisel açılım ve geri bildirim düzeylerinin empatik eğilim ve kişilerarası problem çözme becerileriyle ilişkisini incelemek amacıyla tarama modelinde, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma; Eylül 2015-Kasım 2016 tarihleri arasında İstanbul ili içinde bulunan devlet üniversitelerinin hastanelerinde çalışan yönetici hemşirelerle gerçekleştirildi. Veriler, araştırmacı tarafından yönetici hemşirelerin kendilerini tanıtan, sosyodemografik özelliklerini içeren Yönetici Hemşirelerin Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Johari Penceresi Testi, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ), Kişilerarası Problem Çözme Envanteri(KPÇE) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (ortalama, standart sapma, frekans), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U post hoc testi, Spearman Rho Korelasyon Analizi kullanıldı. Anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin meslekte çalışma sürelerinin 3,5 ile 40 yıl arasında değişmekte olup, yönetici olarak çalışma sürelerinin ortalaması 9,41±7,96 olarak saptandı. Yönetici hemşire ön lisans mezunlarının probleme olumsuz yaklaşma durumlarının, lisans mezunlarına göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü. Haftalık 40 saat ve üzerinde çalışan hemşirelerin kendine güvensizlik durumunun, haftalık 40 saat çalışanlardan daha yüksek olduğu saptandı. Kendi isteğiyle yönetici pozisyonuna atanan hemşirelerin empatik eğiliminin, görevlendirme ile atananlardan daha yüksek olduğu bulundu. Yönetici hemşirelerin kişisel açılım düzeylerinin, probleme olumsuz yaklaşma ve kendine güvensizlik ile empatik eğilim arasında negatif yönde %20,8 ve %24,7 düzeylerinde anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Yönetici hemşirelerin geri bildirim düzeylerinin, yapıcı problem çözme ve ısrarcı sebatkar yaklaşım ile empatik eğilim arasında pozitif yönde %22,3 ve %23,3 anlamlı bir ilişkisi olduğu saptandı. Araştırma sonucunda, yönetici hemşirelerin kişisel ve geri bildirim düzeylerinin düşük, empatik eğilimlerinin orta düzeyde, problem çözme konusunda ise başarılı, karşılaşılan güçlüklerle baş edebilme seviyesi yüksek, kendine güvenen bireyler olduğu saptandı. Anahtar kelimeler: Kişisel açılım, empati, problem çözme, johari
18-65 yaş arası bireylerin çocukluk çağı travmaları ile duyguları ifade etme ve empati düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada 18 – 65 yaş arası bireylerin çocukluk çağı travmaları ile duyguları ifade etme ve empati düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 18-65 yaş arası 672 yetişkin bireyden veri toplanmıştır. Veriler online platformlarda toplanmıştır. Araştırmada Sosyo – Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Duyguları İfade Etme Ölçeği (DİÖ) ve Toronto Empati Anketi (TEA) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS – 25 istatikstik programı kullanılmıştır. Bu bağlamda, katılımcıların çocukluk çağı travmaları, duyguları ifade etme ve empati düzeyleri demografik değişkenlere göre incelenirken bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü anova analizleri kullanılmıştır. Tek yönlü anova analizinde meydana gelen anlamlı farklar ise post-hoc testlerinden Tukey testi ile incelenmiştir. Ayrıca, çocukluk çağı travmaları, duyguları ifade etme ve empati düzeyleri arasındaki ilişki pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların çocukluk çağı travmaları ile duyguları ifade etme ve empati düzeyi arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların duyguları ifade etme düzeyi ile empati düzeyi arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, çocukluk çağı travmaları bir bütün olarak duyguları ifade etme ve empati düzeylerini yordamaktadır.
Ayna nöronlar bağlamında tiyatroda yabancılaştırma kavramının seyirci üzerindeki etkisi
1990'ların başında yapılan araştırmalar sırasında bazı nöronların şaşırtıcı özellikleri keşfedilmiştir. Gözlem ile etkinleşen bu sistem, gözlemlenen eylemleri aynalamakta ve empati kurmayı sağlamaktadır. Empatinin biyolojik yönlerine ışık tutan ayna nöronların kişilerarası iletişimde de önemli bir rolü vardır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında bir iletişim modeli olan yabancılaştırma kavramı, seyircinin oyuncu ile empati ilişkisine karşı çıkmış, ideolojik çerçevede seyircide eleştirel bakışı, duygular yerine akla yöneltmeyi amaçlamıştır. Bu etkiyi sağlamak için sahne üzerinde bazı tekniklere başvurulmuştur. Buradan hareketle ayna nöronların, yabancılaştırma tekniğiyle sahnelenen bir oyun karşısında seyirci üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında, sahnede sunulan karşısında, seyircide oluşan etkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Ayna Nöronlar, Empati, Tiyatro, Seyirci, Yabancılaştırma.
10-12 yaş arası çocuklarda görülen narsisizmin empati, zorbalık ve davranış uyumsuzluğu ile ilişkisinin incelenmesi
Kökeni Yunan mitolojisine dayanan narsisizm kavramı, sudaki yansımasını ilk kez gören Tanrı Narkhissosun kendine âşık olmasıyla bilinmektedir. Narsisizm çok önemli, üstün ve eşi bulunmaz birisi olduğuna inanmasına ek olarak, empati yapamama ve zorbalık gibi özelliklerle karakterizedir. Yaşamın erken evrelerinde ortaya çıktığı bilinen bu bozukluk günümüzde oldukça yaygın bir kişilik örgütlenmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın oluşturulmasında yol gösterici olmuştur. Bu çalışmada, narsisistik kişilik özelliği gösteren çocukların empati, zorbalık ve davranış uyumsuzluğu açısından etkilerini incelemesi amaçlanmıştır. Araştırma Tekirdağ ili Muratlı İlçesinde öğrenim gören 10-12 yaş aralığında aralığındaki ortaokul öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin ve ailelerinin kişisel bilgilerini edinmek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulmuş olan Kişisel Bilgi Formu ve Ebeveyn Bilgi Formu geliştirilmiştir. Öğrencilerin narsisistik kişilik özelliklerini ölçmek için Çocukluk Çağı Narsisizm Ölçeği, zorbalık düzeylerini ölçmek için Çocuklar İçin Zorbalıkla İlgili Bilişler Ölçeği, empati seviyelerini ölçmek için Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği Çocuk Formu ve davranış uyumsuzluklarını ölçmek için DAVUY-Davranış ve Uyum Sorunları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, çocukların çocukluk çağı narsisizmi ile zorbalık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunurken, çocukluk çağı narsisizmi ile empati arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Buna göre çocukluk çağı narsisizmi arttıkça, zorbalık artmakta ve empatik eğilim düzeyi düşmektedir. Buna ek olarak, empati arttıkça davranış ve uyum sorunları azalmış olup, zorbalık arttıkça davranış ve uyum sorunlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde saldırganlık, empatik beceri ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde saldırganlık, empatik beceri ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin belirlenen sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiş, İstanbul ilinde öğrenim gören 384 üniversite öğrencisine Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ), Empatik Beceri Ölçeği (EBÖ) ve Ana-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin empatik becerileri ile saldırganlık toplam puanı ve saldırganlığın alt boyutları olan fiziksel saldırganlık, düşmanlık, öfke ve sözel saldırganlık boyutları arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin empatik becerileri ile demokratik anne ve baba tutumları arasında pozitif yönde; koruyucu/istekçi ve otoriter anne baba tutumları arasında ise negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin saldırganlık, empatik beceri ve anne baba tutumları arasındaki ilişkisinde; saldırganlık ile anne baba tutumlarının bir bütün olarak empatik beceriyi yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel saldırganlık, düşmanlık, koruyucu/istekçi anne tutumu, otoriter anne tutumu, koruyucu/istekçi baba tutumu ve öfke alt boyutunun; empatik becerileri yordadığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın, gelecek araştırmalara katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Empatik Beceri, Anne Baba Tutumları.
Öğretmen adaylarının uyku ritmi empati-sempati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Uyku insanlık var olduğu günden beri var olan ve bilimsel anlamda incelenmesi yakın geçmişe dayanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyku ile ilişkili olan birçok kavram olduğu bilinmekte ve özellikle psikolojik kavramlar uyku ile olan ilişkileri anlamında ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada uyku ritmi, empati-sempati ve depresyon arasındaki ilişkilerin çeşitli değişkenler göre araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma hem betimsel hem de ilişkisel tarama modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde formasyon eğitimi alan 336 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılara Demografik Soru Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Sabahçı – Akşamcı Uyku Tipi Ölçeği, ve Empati-Sempati Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma sonucunda SPSS paket programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda akşamcıl, sabahçıl ve ara tip uyku ile depresyon ve empati-sempati ölçekleri puanları arasında anlamlı bir korelasyonun olmadığı görülmüştür. Kategorik değişkenler (Cinsiyet, spor yapma, gelecek beklentisi) ile uyku tipleri arasında anlamlı bir ilişkinin görülmediği ancak öğretmen adaylarının uyku tipleri ile madde kullanımları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu (X2 (sd =4, N= 336) =14,823, P = ,005 < .05) görülmüştür. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Akşamcıl, sabahçıl veya ara uyku tipi olmanın birçok değişken tarafından yordanmadığı ve bu bulguların daha önce yapılan çalışmalarla örtüştüğü görülmüştür.
Development of empathy scale: A study of validity and reliability
The purpose of this study is to develop a valid and reliable empathy scale, measuring the empathy aspects of the teachers. The developed scale is an empathy scale in the form of five-point Liker. Factor analysis has been done on the scale to develop the scale. After getting opinions of the experts, the scale having consisted of 38 questions were reduced to 27 items. The scale has been applied to 653 teachers. Likewise, the relation of the teachers with students in terms of various variables has been analyzed. Within the scope of the validity and reliability studies of teachers empathy scale, before the general reliability, Bern Bach alpha reliability coefficient was analyzed, and after the analysis, it was calculated as 0,771. Within the scope of the development validity, as a result of the exploratory and confirmatory factor analysis, the draft scale has been decreased to the 7 items scale. To check whether the data structure is appropriate or not, factor analysis has been checked by benefiting from KMO and Barlett test methods. As a result, the value of KMO test has been determined as 0,848 and the Bartlett test has been founded as 878, 969 (p<0, 05). For personal information form, a Questionnaire consisting of Teachers empathy Scale was applied to 653 teachers working in the Duhok province. In the evaluation of the data obtained from the questionnaires, percentage and frequency statistics were used to determine the descriptive characteristics of teachers, and average and standard deviation statistics were used to determine empathy. T-test and One-Way ANOVA tests were used to determine a teacher's empathy. As a result of the research, it was found that the empathy of the teachers has a statistically significant and positive effect on relationship between them and their students. Also, it was determined that there were differences in empathy and relationship with students according to the descriptive characteristics of teachers. The female teachers empathy scale score (x ̅=21, 86); SD=4, 54) was little more than the male teachers' empathy scale score (x ̅=20, 82); SD=4, 39). And according to their martial statues, there is not any difference between them, and also according to their satisfaction with their life, we didn't find any difference. According to experience years, it was determined that those who had more experience had more empathy and higher score. Empathy scale score of the teachers who had 10-12 years' experience was determined as ( x ̅=21,61). According to the findings obtained from the teachers who participated in the study, a significant difference was found between the teachers who are 51 or over, however, for the other categories, there was not any difference.
Çekirdek aileye ve tek ebeveynli aileye sahip ergenlerin sosyal kaygı düzeyleri ile empatik eğilimleri arasındaki ilişki ve sosyoterapi
Bu araştırmanın amacı çekirdek ve tek ebeveynli aileye sahip ergenlerin empatik eğilim düzeyleri ile sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Birey için aile doğumdan önce başlayan ve ölüme dek süren yaşam döneminde bilişsel, duyuşsal, tinsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerine etki eden en önemli kurumdur. Bireyin yaşam döngüsü olduğu gibi aile'nin de bir yaşam döngüsü vardır ve bu döngü içerisinde aile sistemini oluşturan alt sistemlerin durumlarına göre farklı türlerde aileler oluşmaktadır. Tek ebeveynli aileler ebeveyn alt sisteminde bir üyenin kaybı ya da üyelerin evlilik birliklerini sonlandırması ile oluşabilmektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinde olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde 9.ve 10.sınıflar arasında eğitim öğretim gören 143'ü tek ebeveyne sahip, 237'si çekirdek aileye sahip toplam 380 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak araştırmacının ergenlerin sosyo-demografik özelliklerine ulaşmak amacıyla hazırladığı 'Ergen Görüşme Formu', Aydın ve Sütçü (2007), tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan ' Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ)' ve Kaya ve Siyez (2010), tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan 'KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği-Ergen Formu' kullanılmıştır. Araştırma bulgularında ergenlerin cinsiyetleri, eğitim-öğretimlerine devam ettikleri okul türü ile, babalarının çalışma durumu, empatik eğilim düzeyleri arasında ve psikolojik destek almaları, babalarının çalışma durumu ve göç deneyimleri ile sosyal kaygıları arasında ve ergenlerin harçlık düzeyleri ve aile durumları arasında anlamlı bir ilişki anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p < 0,05). Araştırma bulguları sonucunda ergenlerin empatik eğilimleri ile sosyal kaygı düzeyleri arasında fakat pozitif yönde (r = ,09) zayıf ve anlamlı olmayan (P = ,065 > 0,05) ilişki saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular Sosyal Hizmet alanı için önemli bulgular içermektedir. Elden edilen bulgular çerçevesinde çocuk ve gençlik refahı alanı ve ailelerle sosyal hizmet alanlarında müracaatçı sistemlerinin ihtiyaç ve gereksinimlerini ortaya koymakta ve bireylerin sosyal hizmet müdahalesine duydukları gereksinimleri ortaya koymaktadır.
Empatinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki rolüne ilişkin bir araştırma
Bu araştırma empatinin sosyal medyada siyasal katılım üzerindeki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma modeli genel tarama modelinin de bir uzantısı olarak geçen ilişkisel tarama modeli üzerine inşa edilmiştir. Araştırmadaki çalışma evreni Uşak ilinde bulunan seçmen kitlesi oluşturmaktadır. Ulaşım, zaman ve bütçe kolaylığı gibi sebepler göz önüne alınarak çalışmanın örneklemi ilgili araştırmanın evreni içerisinden kolaydan örnekleme yöntemi ile seçilen 431 bireyden oluşmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu (KBF) ile beraber empati (EB) Ölçeği ve Sosyal Medyada Siyasal Katılım (SMSK) Ölçeğinden yararlanarak toplanmıştır. Ayrıca verilerin analizi, SPSS 24.0 (Statistical Package for the Social Sciences) İstatistik Programından faydalanarak teste tabi tutulmuştur. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği saptanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın boyutlarına yönelik ilişkilerinin incelenmesi amacıyla Regresyon Analizi analizi yapılırken, ilgili boyutların demografik faktörlere yönelik farklılaşma durumlarını ise ANOVA testi ve Independent sample T-testi ile irdelenmiştir. Öte yandan betimsel olan istatistikler ise Frekans Analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgulara göre seçmenlerin EB durumları ile SMSK durumları arasında negatif ve pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. İlgili sonuçlara göre EB ile SMSK arasında ve bilişsel empati, algısal empati ile politik söylem değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, algısal empati ve duyuşsal empati ile politik takip arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin empati becerileri ile sahip oldukları kök değerler arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir yapısal eşitlik modellemesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin empati becerisi ile sahip oldukları kök değerler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Çok faktörlü yordayıcı korelasyon deseninde gerçekleştirilen çalışmanın örneklemini 2020 – 2021 eğitim – öğretim yılı içerisinde Uşak ili merkezinde bulunan 20 farklı devlet ortaokulunda öğrenimlerine devam eden, tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenmiş gönüllü 646 ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen "Empati, Adalet, Dostluk, Dürüstlük, Öz denetim, Sabır, Saygı, Sevgi, Sorumluluk, Vatanseverlik, Yardımseverlik" olmak üzere 11 farklı ölçekle toplanmıştır. Veriler betimsel istatistik, doğrusal korelasyon ve aracılık analizi teknikleri ile analiz edilmiştir. Bu işlemlerde ise SPSS 22 ve AMOS 24 paket programlarından yararlanılmıştır. Betimsel istatistik ve korelasyon analizleri sonucunda, örneklemde yer alan öğrencilerin ölçeklerden aldıkları puanların görece yüksek, dürüstlük ile dostluk haricinde diğer tüm değerlerin birbiri ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca empatinin dürüstlük değeri dışında diğer değerler ile ilişkili bir beceri olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizleri doğrultusunda; empati becerisi ile sorumluluk ve sabır değerleri arasında öz denetimin tam aracı, empati becerisi ile adalet değeri arasında sorumluluk ve yardımseverlik değerinin kısmi aracı, empati becerisi ile vatanseverlik değeri arasında sorumluluk ve sevgi değerinin tam aracı rolünde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan sorumluluk değeri ile empati becerisi arasında saygı ve adalet değerinin tam aracı rolünde olduğu görülmüştür. Lakin empati becerisi ile dostluk değeri arasında pozitif yordayıcı etki olmasına rağmen dürüstlük değeri ile empati becerisi ve dostluk değeri arasında yordayıcı bir etki tespit edilemediğinden dolayı H18 ve H19 hipotezleri red edilmiş dolayısıyla empati becerisi ile dostluk değeri arasında dürüstlük değerinin aracılık rolü sınanamamıştır. Bu bulgular literatürle tartışılmış; örneklemde yer alan öğrencilerin empati becerisinin ilgili değerlerle, söz konusu değerlerin de empatiyle ilişkili ve birbirlerini yordayan dinamikler olduğu sonucuna varılmıştır. Tespit edilen doğrudan ve dolaylı etkilerden hareketle ampirik çalışmalara etkisi sınanmak üzere ve öğretmenlere ilgili değişkenlerin öğretimine ilişkin somut yapılar önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Eğitimi, Empati Becerisi, Kök Değerler, Aracılık Analizleri.