Empathy

Bu konu başlığı altında 201 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel ve sözel şiddet sıklığı ve ilişkili faktörler

Amaç: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, hasta veya hasta yakınları tarafından uygulanan sözlü, fiziksel ve/veya cinsel saldırı durumu olarak tanımlanmaktadır. Birçok sektörle karşılaştırıldığında daha yaygın olan bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık personelinde depresyon, motivasyonda ve iş doyumunda azalma, sağlık hizmetlerinde verim düşüşü gibi önemli sorunlara neden olmaktadır. Bununla birlikte, şiddet önlenebilir bir sorundur. Risk faktörlerinin belirlenmesi, şiddeti önleme açısından önemlidir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet sıklığını ve risk faktörlerini bulmayı amaçlamaktadır; sosyodemografik faktörler; cinsiyet, yaş, meslek, anksiyete, depresyon ve empati. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma 2019 yılında Hatay'da birinci(Aile Sağlığı Merkezleri ve 112 Acil Sağlık İstasyonları), ikinci(Devlet Hastaneleri ve Özel Hastaneler) ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında(Üniversite Hastanesi) yapıldı. Çalışmanın evreni Hatay'da bulunan 9966 sağlık çalışanı olup, çalışmanın örneklemi openepi örneklem hesaplama yöntemi ile seçilen 612 sağlık çalışanıdır[%95 Güven düzeyinde, Olayın görülme sıklığı %23, Uygun görülen sapma %4, Tasarım etkisi: 1.5]. Cevap vermeme oranları göz önüne alındığında % 10 ekleyerek 672 kişiye ulaşılması hedeflenmiştir. Çok aşamalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır; tabakalı, küme ve sistematik. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, fiziksel şiddet, sözel şiddet, şiddetle ilgili genel sorular, Empatik Eğilim Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği bölümlerinden oluşan anket uygulandı. Analizlerde Ki Kare, Mann-Whitney U, Lojistik Regresyon, Spearman Korelasyon, Student T, One Way ANOVA ve Kruskal Wallis testleri kullanıldı ve p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Çalışmamızda katılımcıların %50.0'si iş hayatı boyunca sözel veya fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Ayrıca %18,5'i her iki şiddet türüne de uğramıştır. Çalışma hayatı boyunca fiziksel şiddete uğrama sıklığı %18,8 iken sözel şiddete uğrama sıklığı %68,2 idi. Son 12 ayda ise fiziksel şiddete uğrama sıklığı %11,0 iken sözel şiddete uğrama sıklığı %57,9 bulundu. Acil serviste çalışmak, hekim olmak, hemşire olmak ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında çalışmak sözel şiddet için risk faktörüdür. Öfke, kaygı gibi kişilik faktörleri şiddetin en önemli nedenleri olurken, güvenlik önlemlerinin artırılması şiddeti engellemek için önde gelen önlemlerdir. Sonuçlar: Sağlık çalışanlarının yarısı sözel veya fiziksel şiddete uğramaktadır. Her beş çalışandan biri hem sözel hem fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Sözel şiddet fiziksel şiddetten daha yaygındır. Gerekli müdahalelerin yapılmaması durumunda sağlık sisteminde ciddi sorunlar doğacaktır. Anahtar Kelimeler: Sağlık çalışanı, şiddet, empati, anksiyete, depresyon

AnksiyeteDepresyonEmpati+3
Gülay Sarb Karaca
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin empatik düşünme becerilerine yönelik etkinlik uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı empatik düşünme becerilerine dayalı etkinlik uygulamalarına yönelik okul öncesi öğretmen görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın araştırma grubunu, Tunceli merkez ve ilçelerine bağlı devlet okulları ile bir özel okulda çalışan 60 okul öncesi öğretmene uygulanan Empatik beceri ölçeği B Formu'ndan aldıkları puanlar içerisinden orantısız tabakalama yöntemi ile seçilen farklı empatik beceri düzeyine sahip 9 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu doğrultusunda yapılan görüşmelerin tamamı katılımcıların izni ile kayıt altına alınmıştır. Görüşme formu sonucunda ortaya çıkan veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Öğretmenlerin hepsi empatik düşünme becerisinin çocuk, program ve öğretmen açısından önemli olduğunu düşünmektedirler. Empatik düşünme beceri düzeyinin, olumlu bir sınıf iklimi ve verimli bir etkinlik süreci için önemli bir kriter olduğu da belirtilmiştir. Öğretmenler, empatik düşünmeye dayalı drama, Türkçe, oyun, sanat, fen, okuma yazmaya hazırlık, matematik, müzik, hareket etkinliklerine yer vermişlerdir. Bu etkinlikler arasında en çok drama sonra Türkçe ve oyun etkinliklerini kullanmışlardır. Bu etkinliklerde empatik düşünme en çok büyük grup etkinliğinin verimliliğini arttırdığı ve öğretmenlerin en çok büyük grup etkinliği planlandığı belirtilmiştir. Etkinlik sürecinin verimli olmasını etkileyen etmenlerin; eğitimin verimliliğini, çocuğunun yaşı, aile katılımı, kullanılan materyaller, cinsiyet dağılımı, öğretmenin ve çocuğun motivasyonu olduğu ifade edilmiştir. Yardımlaşma, dayanışma, sevgi, iş birliği, kendini ve karşısındaki anlama gibi duygu ve davranışların çocukların bütün gelişim alanlarına, özellikle sosyal duygusal gelişimine ve eğitim sürecine katkısının büyük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin empatik beceri düzeylerine göre programa hâkimiyet durumları, kullandıkları etkinlik çeşitleri ve yöntem teknikleri değişiklik göstermiştir. Düşük empatik beceri düzeyine sahip öğretmenlerin daha az etkinlik çeşidi kullandıkları, programa hâkim olmadıkları, spontan bir süreç izledikleri saptanmıştır.

EmpatiEmpatik beceriOkul öncesi eğitim+3
Yeliz Polat
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden Eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri düzeylerinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği

Kişinin kendisini bir başkasının yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anladığını ona doğru bir şekilde ifade etme sürecine empati denir. Empatik eğilim, bireyin empati kurma potansiyeli, empatik beceri ise; bireyin karşısındakinin duygularını anladığını ona hissettirebilme becerisidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik becerileri düzeylerini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 güz öğretim döneminde Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfında öğrenim gören toplam 141 (60 bayan, 81 erkek) öğrenci oluşturmuştur. Betimsel nitelikteki araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği" ve "Empatik Beceri Ölçeği-B Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "standart sapma", iki grubun karşılaştırılmasında "t testi", çoklu karşılaştırmalarda "tek yönlü varyans analizi" ve öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyleri ile empatik beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin yorumlanması amacıyla "pearson korelâsyon analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının empatik eğilim ve empatik beceri puanları arasındaki ilişkinin düşük negatif yönlü (r=-.073) ve anlamsız olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının empatik eğilim düzeyi ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın oluşmadığı, bölümü isteyerek seçip seçmeme değişkenine göre anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Öğretmen adaylarının empatik beceri düzeyi puanlarını ile cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim ve meslek durumları, aktif olarak spor yapma durumu, spor yapma düzeyi, bölümü isteyerek seçip seçmeme ve öğretmenlik mesleğinde empatinin önem durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır. Öğretmenlik mesleği düşünüldüğünde, öğretmen adaylarının empatik becerilerinin yetersiz olduğu ve geliştirilmesi için uygun empati eğitiminin verilmesinin gerektiği söylenebilir.

Beden eğitimiEmpatiEmpatik beceri+6
Özkan Beyaz
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Futbol antrenörlerinin ve takım kaptanlarının empatik, eleştirel düşünme yetenekleri ile takım liderliğinin çeşitli değişkenler göre incelenmesi

Bu araştırmada futbol antrenörlerinin ve takım kaptanlarının empatik, eleştirel düşünme yetenekleri ile takım liderliğinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evreni; İzmir ilinde yaşamakta olan ve Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği İzmir şubesine kayıtlı antrenörler ile Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu kayıtlı amatör futbol takımlarının kaptanlarından oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini; İzmir İli merkez ve ilçelerinde yaşayan futbol antrenörleri (n=497) ve amatör futbol takımlarının kaptanlarından (n=189) oluşturmaktadır. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada katılımcılara, kişisel bilgi formu, Empatik Eğilim Ölçeği, California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Takım Liderliği Özellikleri Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programıyla analiz edilmiştir. Katılımcılara ilişkin kişisel bilgilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi için Pearson Korelasyon Katsayısı Analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, Futbol antrenörlerin ve takım kaptanlarının empatik eğilim düzeyleri, eleştirel düşünme yetenekleri ve takım liderliği düzeyleri arasındaki ilişkinin pozitif yönde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spor, Futbol, Antrenör, Takım Kaptanı, Empatik Eğilim, Eleştirel Düşünme, Liderlik.

AntrenörEleştirel düşünceEmpati+5
Mehmet Cüneyt Aksak
Kütahya Dumlupınar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım hemşirelerinin empatik eğilim düzeylerinin fiziksel tespite yönelik tutum ve uygulamaları üzerine etkisi

Çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin empatik eğilim düzeylerinin fiziksel tespite yönelik tutum ve uygulamalarına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayacı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Çekirge Devlet Hastanesi erişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışmakta olan hemşireler oluşturdu (n=123). Araştırmada örneklem seçimi yapılmayarak evrene ulaşılması hedeflendi. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 105 hemşire ile araştırma tamamlandı. Çalışmanın verileri, hemşirelerin sosyodemografik özelliklerini, çalışma özelliklerini ve fiziksel tespit ile ilişkili verileri içeren "Hemşire Bilgi Formu", "Hemşirelerin Fiziksel Tespit Edici Kullanımına İlişkin Bilgi Düzeyi, Tutum ve Uygulamaları Ölçeği" ve "Empatik Eğilim Ölçeği" ile toplandı. Verilerin analizi, SPSS versiyon 21 kullanılarak yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerde normal dağılıma sahip sürekli değişkenlerde ortalama ve standart sapma, normal dağılıma sahip olmayan sürekli değişkenler için ise ortanca, minimum maximum değerleri incelendi. Kategorik değişkenlerde sayı ve yüzde kullanıldı. Çalışmamızın bulgularında, yoğun bakım hemşirelerinin fiziksel tespite yönelik tutum puan ortalaması 31,1±5,9, uygulama puan ortalaması 36,6±3,8 ve empatik eğilim puan ortalaması 69,0±9,7 olarak bulundu. Bulundukları birimde çalışmaktan memnun olmayanların ve fiziksel tespit uygulaması öncesinde hasta ailesinden izin belgesi alanların tutum ölçeği puan ortalaması anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Bulundukları birimde çalışmaktan memnun olan hemşirelerin uygulama puan ortalamaları anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,05). Fiziksel tespit konusunda eğitim alan hemşirelerin eğitim almayanlara göre uygulama puan ortalamalarının anlamlı olarak yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Fiziksel tespit uygulama nedeninde hekim isteminin olması ve tespite karar veren kişinin hekim olması ile uygulama puanı arasında anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak, hemşirelerin fiziksel tespite yönelik tutumları olumlu, uygulamalarının yüksek olduğu ve empatik eğilimlerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Yoğun bakım hemşirelerinin empatik eğilim düzeyleri ile fiziksel tespite yönelik tutum ve uygulamaları arasında ilişki bulunamadı. Anahtar Sözcükler: Yoğun Bakım, Hemşire, Fiziksel Tespit, Empatik Eğilim

EmpatiFiziksel tespitHemşireler+4
Şuheda Gün
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Şanlıurfa örneği)

Bu çalışmanın amacı futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa ilinde bulunan futbol seyircileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden tesadüfi olarak seçilen, 18 yaş ve üzeri 285, toplam 312 futbol seyircisi katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak geliştirilen kişisel demografik özelliklerini tespit etmek için bilgi formu kullanıldı. da Dökmen (1988) tarafından geliştirilen "Empatik Eğilim Ölçeği" envanteri kullanıldı. ''Sporda Seyirci Saldırganlığı ve Şiddet Ölçeği" Şanlı (2014) tarafından geliştirilen envanter kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların araştırmacı tarafından Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamında SPSS 15,0 ile girildi. Araştırma sonucunda Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05).Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının lisanslı sporcu olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanların cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının lisanslı spor yapma şekline durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir ( p<0,05). Yapılan normallik sınamasında her iki ölçek puanlarının normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden t testi uygulanmıştır, takım algısı değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testi uygulanmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD Post Hoc testinden yararlanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla öncelikle Pearsonkorelasyon analizi yapılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyirci, Saldırganlık, Şiddet, Spor, Empati.

EmpatiFutbolSaldırganlık+4
Mustafa Beşkat
Kütahya Dumlupınar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının çocuk haklarını, yardımseverlik değerini ve empati becerisini algılama düzeylerinin belirlenmesi

Araştırmada; öğretmen adaylarının çocuk haklarını, yardımseverlik değerini ve empati becerisini algılama düzeylerinin çeşitli değişkenler doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu değişkenler doğrultusunda (ana bilim dalı, sınıf düzeyi, cinsiyet, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, ailenin eğitim durumu, çocuklarla alakalı herhangi bir etkinliğe katılıp katılmama durumu, işbirlikli çalışma durumu, yardımsever olma durumu) öğretmen adaylarının bilgilerinde anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği tespit edilmiştir. Mevcut çalışmada veri toplama araçları olarak; Kepenekçi (2006) tarafından oluşturulan Çocuk Haklarına Yönelik Tutum Ölçeği; Aktepe tarafından oluşturulan Yardımseverlik Tutum Ölçeği; Dökmen (1988) tarafından oluşturulan Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada; öğretmen adaylarının şahsi bilgilerine erişmek maksadıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu da veri toplama araçları arasında yerini almaktadır. Araştırma; 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Bursa ilinin Görükle ilçelerinde bulunan Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesinde eğitimini sürdüren Fen Bilgisi Öğretmenliği 1.2.3.4. sınıf 128 öğretmen adayı ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 1.2.3.4. sınıf 129 öğretmen adayının katıldığı toplam 257 kişi ile yürütülmüştür. Araştırma sonucunda 257 katılımcıdan elde edilen verilerin analizi IBM SPSS Statistics 22 (SPSS Inc., Chicago, IL) programında uygun istatistiksel yöntemler ile değerlendirilerek araştırmada, kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerde normal dağılım gösteren ölçek toplam puanları için iki grup karşılaştırmalarında Independent Sample T Test ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İkiden fazla grup karşılaştırmalarında anlamlı farklılık görüldüğü durumda varyanslar homojen olduğunda Scheffe testi, varyansların homojen olmadığı durumda Tamhane's T2 testi uygulanmıştır. Verilerde kayıp veri (missing value) olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca nicel değişkenler arasında ilişki olup olmadığı Pearson Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Mevcut araştırmanın toplam sonuçlarına bakıldığında; Yardımseverlik Tutum Ölçeği puanı, Çocuk Haklarına Yönelik Tutum Ölçeği puanı ve Empatik Eğilim Ölçeği puanı arasında pozitif yönlü, anlamlı ve orta şiddette bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde ve Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünde okuyan öğretmen adaylarına uygulanan ölçeklerin birbirleriyle olan ilişkisi ayrı ayrı incelendiğinde; Yardımseverlik Tutum Ölçeği puanı ile Çocuk Haklarına Yönelik Tutum Ölçeği puanı arasında pozitif yönlü, anlamlı ve orta şiddette bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yardımseverlik Tutum Ölçeği puanı ile Empatik Eğilim Ölçeği puanı arasında anlamlı, pozitif yönde, orta şiddette bir ilişki olduğu saptanmıştır. Çocuk Haklarına Yönelik Tutum Ölçeği puanı ile Empatik Eğilim Ölçeği puanı arasında pozitif yönde, anlamlı ve zayıf şiddette bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Aday öğretmenlerDeğerler eğitimiEmpati+7
Özlem Yenilmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mimari ürünün algısal boyutu üzerine bir deneme: Mimarlık algısında empati temelli yaklaşım

Empati kavramı günümüzde insanlar arasında gerçekleşen örtülü bir iletişim yöntemi olarak görülmektedir. Başkalarının içinde bulunduğu zihinsel ve fiziksel durumu anlamayı ve önemsemeyi sağlayan psikolojik bir kapasiteyi ifade etmek için kullanılan bu terim, günümüz toplumsal yaşamında barış ve hoşgörü ortamının sağlanması bakımında önemli görülmektedir. Empati fikrinin kökenine bakıldığında ise bugün yaygın olarak bilinen anlamından daha farklı bir durumu ifade etmek için kullanıldığı bilinmektedir. Estetikçi düşünürlerin "einfühlung" terimi ile ortaya koydukları empati kavramının ilk hali, insanın dış dünyadaki varlıklara karşı hissettiği estetik hazzı ifade etmek için kullanılmaktaydı. Yıllar içerisinde anlam daralmasına uğrayarak bugün yaygın olarak bilinen haline ulaşan kavramın bu ilkel hali, günümüz sinir bilim çalışmalarında elde edilen bulgular sayesinde tekrar gün yüzüne çıkarılmaktadır. Bu çalışmanın amaç, kapsam ve yönteminin açıklandığı giriş kısmında hem mimarlık hem de empati kavramlarının tarihsel sürecinden bahsedilmektedir. Giriş bölümünü takiben çalışmanın düşünsel temelleri empati kavramının tarihsel kökeni ve günümüz sinir bilim çalışmalarının bulguları bağlamında tartışılmaktadır. Bu bakımdan ilk olarak, kavramın gelişiminde katkısı olan aktörlerin görüşleri ele alınmaktadır. Bunu yaparken mimariyi çalışmasının nesnesi yapmış araştırmacıların görüşleri üzerinde özellikle durulmaktadır. İlerleyen kısımlarda ise bu görüşleri destekler nitelikte olan günümüz sinir bilim çalışmalarının bulguları ortaya konulmaktadır. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde, kuramsal araştırmalar kısmında ortaya konmuş olan bilgilerden süzülerek elde edilen kriterler kategorik olarak bir araya getirilmektedir. Böylelikle mimari yapıya ve mekana karşı duyulan empatinin incelenmesinde kullanılacak yaklaşım oluşturulmaktadır. Bu yaklaşımın uygulandığı mimari seçki, bir alan çalışmasına dönüştürülerek elde edilen veriler bulgular bölümünde incelenmektedir. Bu bulgular, çalışmanın kısıtlamaları ve zayıf yönleri bağlamında değerlendirilerek tez sonuçlandırılmaktadır.

AynaBedenselleşmiş bilişEmpati
Hatice Gökçe Coşkun
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

"Put yourself in her shoes, it might change your attitudes". manipulating empathy to improve attitudes toward rape victims

Victim blaming and stigmatization are significant problem for rape victims' well-being and healing. Taking others' perspective has shown to improve attitudes toward stigmatized groups. This study investigated attitudes toward rape victims after manipulating empathy to 240 young adults from Kosovo and 240 from Turkey. Attitudes toward wartime rape victims remain understudied despite being a very important and sensitive problem in the case of Kosovo. Participants responded to demographic form and Ambivalent Sexism Inventory to measure Benevolent Sexism (BS) and Hostile Sexism (HS). They were randomly assigned to the low empathy (be objective) or high empathy group (put yourself in the victim's place). Participants randomly read one of the four scenarios that were manipulated as taken place in a non-war situation (daytime vs. nighttime) and in a war situation (daytime vs. nighttime). They reported their emotions on a list with 12 emotional state adjectives including empathy. Lastly, responded to Attitudes toward Rape Victims Scale (ARVS). Kosovar participants scored higher on ARVS, as compared to Turkish participants. The High Empathy group showed significantly fewer negative attitudes toward rape victims. However, there was no significant difference among scenario groups on the ARVS score. The results showed that there was significant interaction effect between Empathy and Scenario, when age and gender were also controlled. As expected, HS and BS showed significant positive correlation, whereas self-reported empathy negative correlation with ARVS. Self-reported empathy, HS and BS were significant predictors of participants' ARVS. The main contributions of this thesis are (1)sample from a country with war-rape history(Kosovo) and one with no such history(Turkey); (2)wartime scenarios; (3)manipulation of empathy to improve attitudes. This thesis suggests that awareness programs with a focus on empathy might improve attitudes toward rape victims. Keywords: attitudes toward rape victims, rape myths, empathy, hostile and benevolent sexism

SexismStigmatizationEmpathy+5
Albulena Hajraj
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşire yardımcılığı bölümü öğrencilerine yapılan film destekli iletişim eğitimin terapötik iletişim becerilerine, yansıtıcı düşünme ve empati düzeylerine etkisi

Hasta birey ile çalışmak sadece bakım verme değil aynı zamanda hasta ve hasta yakınlarıyla iletişim içerisinde olmayı gerektiren ayrıca hasta ve yakınlarına karşı empati yapabilmeyi gerektiren bir olgudur. Mevcut çalışmada sağlık meslek lisesinde eğitim gören 11 ve 12. Sınıf hemşire yardımcılığı bölümü okuyan öğrencilere film destekli yapılan iletişim eğitiminin terapötik iletişim becerilerine, yansıtıcı düşünme ve empati düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Çalışmada Yarı-Deneysel Tasarım türlerinden biri olan tek gruplu ön test – son test tasarımı kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini ve örneklemini Yerköy İbn-i Sina Mesleki ve Teknik anadolu lisesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında 11 ve 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. İletişim dersi öncesinde hemşirelik öğrencileri için terapötik iletişim becerileri ölçeği, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği ve empati düzeyi belirleme ölçeği anketleri doldurulmuş ve hemen ardından Patch Adams ve İçimdeki Deniz filmleri öğrencilere izletilmiştir. Filmler aynı hafta içinde farklı günlerde izletilmiştir. Her film sonrasında öğrenciler ile 1 saat boyunca teorik bilgi çerçevesinde iletişim becerileri tartışılmıştır. Sınıf içerisinde öğrencilerle birlikte filmin analizi yapıldıktan sonra tekrar aynı anketleri doldurmaları istenmiştir. Toplamda hemşire yardımcılığı bölümü öğrencilerinden 140 öğrenciyle çalışma yapılmıştır. Öğrencilerin sosyodemoğrafik özelliklerinde öğrencilerin yaş ortalaması 16,96± ,690 ve %61,4'ü kadın cinsiyette idi. Öğrencilerin %61,4'ü maddi durumunu iyi olarak değerlendirmekte ve %71,4'ü 12. sınıf öğrencisiydi. Öğrencilerin %78,6'sı eğitim gördüğü sağlık bölümünü kendi isteği ile seçtiğini ifade etmiştir. Tüm öğrenciler iletişim dersini ilk defa almaktaydı. Öğrencilerin Hemşirelik Öğrencileri İçin Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği ve Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği değerlerinin ön test son test değerleri karşılaştırıldığında ölçeklerin toplam puanı ve alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı olarak artış görülmüştür (p<0,05). Sonuç olarak hemşire ve/veya hemşire yardımcılığı bölümü öğrencilerine iletişim becerilerini öğretmek için filmleri kullanan yenilikçi bir eğitim stratejisi kullanılabileceği görülmektedir.

EmpatiHemşirelerHemşirelik+5
Ali Şahingöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal girişimcilik öncülleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin sosyal girişimcilik öncülleri ile duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi'nde öğrenim gören 268'i kadın, 52'si erkek toplam 320 katılımcı üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, duygusal zekânın alt boyutu olan öz kontrol düzeyinin 41 yaş üzerindekilerde 18-25 yaş aralığındakilerden daha yüksek olduğunu, girişimcilik öyküsü olanların sosyallik düzeylerinin daha yüksek olduğu, girişimcilik konusunda rol modeli olanların öznel iyi oluş ve duygusallık düzeyleri ile toplam duygusal zekâ puanlarının rol modeli olmayanlara göre daha yüksek olduğu, kadınların sosyal girişimcilik öncüllerinin alt boyutlarından empati düzeylerinin erkeklerden, 18-25 aralığındakilerin ise 41 yaş üzerindekilerden daha yüksek olduğu, girişimcilik öyküsü bulunmayanların empati düzeylerinin girişimcilik öyküsü bulunanlardan daha yüksek, girişimcilik öyküsü bulunanların algılanan sosyal destek düzeylerinin ise girişimcilik öyküsü bulunmayanlardan yüksek olduğu, sosyal girişimcilik öncüllerinin girişimcilik rol modeli olup olmamasına göre farklılık göstermediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca duygusal zekâ ile sosyal girişimcilik arasında pozitif yönlü ancak zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca her değişkenin alt boyutları arasındaki korelasyonel ilişkiler de çalışma kapsamında incelenmiş ve bulgularına yer verilmiştir. Bu araştırma nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek üzere demografik soruların yanı sıra Sosyal Girişimcilik Öncülleri Ölçeği ve Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu, duygusal zekâ, empati, girişimcilik, sosyal girişimcilik

DuyguDuygusal zekaEmpati+3
Fatma Ecehan Ermanonuk
Bursa Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının empatik ve eleştirel düşünme eğilimlerinin incelenmesi

Bu araştırmada öğretmen adaylarının eleştirel düşünme ve empatik eğilimleri bağımlı değişkenleri ile okudukları program, sınıf düzeyleri, cinsiyetleri, anne ve baba eğitim düzeyleri, algıladıkları sosyo-ekonomik düzey bağımsız değişkenleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinde okuyan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya random yoluyla seçilen 671 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada Kökdemir (2003) tarafından geliştirilen ?California Eleştirel Düşünme Eğilimi? (CCTDI) ile Dökmen (1988) tarafından geliştirilen ?Empatik Eğilim Ölçeği? (EEÖ) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından öğretmen adaylarının; okudukları program, sınıf düzeyi, cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, algıladıkları sosyo-ekonomik düzeyine ilişkin sorulardan oluşan bir ?Kişisel Bilgi Formu? hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilimi ile empatik eğilimi arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri program, cinsiyet, sınıf düzeyi, algıladıkları sosyo-ekonomik düzey, anne eğitim düzeyleri, baba eğitim düzeylerine göre eleştirel düşünme eğilimlerinin farklılaşmadığı bulunmuştur.Empatik eğilim ile araştırmadaki bütün bağımsız değişkenler arasındaki fark ise anlamlıdır. Bu fark aşağıdaki gibidir:- Öğretmen adaylarının empatik eğilimleri ile öğrenim gördükleri program arasında anlamlı bir fark vardır. Bu fark Okul Öncesi Öğretmenliği, PDR ve Almanca Öğretmenliği programlarında öğrenim görenlerin puan ortalamalarının Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, BÖTE, Felsefe Grubu Öğretmenliği ve İngilizce Öğretmenliğinde okuyanların ortalamalarından yüksek bulunmuştur. Ayrıca, Okul Öncesi Öğretmenliği ve PDR programındakilerin puan ortalamaları Resim-İş Öğretmenliği programında olanlardan daha yüksektir. Bunun yanında Sınıf Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliğinde okuyanların puan ortalamaları Felsefe Grubu Öğretmenliğinde okuyanlardan yüksek bulunmuştur. En yüksek ortalamaya PDR öğrencileri sahipken en düşük ortalamaya Felsefe Grubu Öğretmenliğinde okuyanlar sahiptir.-Sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark vardır.-Cinsiyete göre kızlar lehine anlamlı fark vardır.-Anne eğitim düzeyi ?okur-yazar olmayanların? puan ortalaması, anne eğitim düzeyleri ?ilkokul?, ?lise? ve ?üniversite? olanlardan düşük bulunmuştur. Empatik eğilim puanı en yüksek annesi üniversite mezunu olan öğretmen adayları iken, en düşük annesi okur yazar olmayan öğretmen adaylarıdır.- Baba eğitim düzeyleri ?üniversite?, ?lise? ve ?ilkokul? olanların puan ortalamaları, baba eğitim düzeyleri ?okur-yazar olmayan? ve ?okur-yazar? olanlardan yüksektir. Baba eğitim düzeyi ?ortaokul? olanların puan ortalamasının, babaları ?okur-yazar olmayanların? ortalamasından yüksek iken, babaları ?üniversite mezunu olanların? puan ortalamasından düşüktür.- Kendisini orta SED'de algılayanların, alt SED'de algılayanlara göre empatik eğilimleri daha yüksektir.Anahtar Kelimeler: Düşünme, Eleştirel Düşünme, Eleştirel Düşünme Eğilimi, Empatik Eğilim, Empati, İletişim

Aday öğretmenlerEleştirel düşünceEmpati+5
Öznur Ekinci
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim öğrencilerinde okul yaşam kalitesi algısının arkadaşlara bağlılık ve empatik sınıf atmosferi değişkenleriyle ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma ilköğretim öğrencilerinde okul yaşam kalitesi algısının arkadaşlara bağlılık ve empatik sınıf atmosferi değişkenleriyle ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evreni 2008?2009 Öğretim Yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Seyhan ve Yüreğir) ilköğretim okullarına devam eden altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Evrendeki ilköğretim okullarından alt, orta ve üst sosyo-ekonomik düzeyden olacak şekilde yansız küme örnekleme yoluyla üç okul belirlenmiş, bu okullardan da yine seçkisiz olarak birer şube seçilmiştir. Belirlenen bu üç okuldan seçilen üçer şubedeki öğrenciler araştırmanın örneklemini oluşturmuşlardır.Araştırmaya, alt sosyo-ekonomik düzeydeki okuldan 106, orta sosyo-ekonomik düzeydeki okuldan 112 ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki okuldan da 80 olmak üzere toplam 298 öğrenci katılmıştır.Bu araştırmada veriler üç farklı ölçme aracı kullanılarak toplanmıştır. Bunlar ?Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği? (OYKÖ) (Sarı, 2007), ?Empatik Sınıf Atmosferi Tutum Ölçeği? (ESATÖ) (Özbay ve Şahin, 1996, 2000) ve ?Arkadaş Bağlılığı Ölçeği? (ABÖ) (Hortaçsu ve Oral; Akt. Saçar, 2007)'dir.Verilerin analizinde SPSS 11.5 paket programı kullanılarak betimsel istatistikler incelenmiş, ayrıca bağımsız gruplar t testi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır.Bulguların anlamlı olup olmadığının değerlendirilmesinde .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Analizler yapılmadan önce örneklemin ?doğrusallık? ve ?normallik? sayıltılarını karşıladığı belirlenmiştirOYKÖ'den elde edilen bulgulara göre, Adana ili merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarında okul yaşam kalitesi düzeyi hem toplam puanlar hem de alt boyutlar bazında ortalamanın üzerindedir ve öğrenciler, okullarındaki yaşam kalitesini olumlu algılamaktadırlar. Araştırma sonuçları üst sosyo-ekonomik düzey okullarındaki öğrencilerin okullarındaki yaşam kalitesini, alt ve orta sosyo-ekonomik düzeyden okullardaki öğrencilerden daha olumlu algıladıklarını göstermiştir.Araştırma sonuçları ilköğretim öğrencilerinde okul yaşam kalitesi algısının arkadaşlara bağlılık ve empatik sınıf atmosferi değişkenleriyle ilişkileri .01 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Araştırma bulgularına göre en önemli yordayıcı değişken arkadaş bağlılığıdır. Yordayıcı değişkenlerin okul yaşam kalitesi algısı üzerindeki göreli önem sırası ise arkadaş bağlılığı ve empatik sınıf atmosferi şeklinde bulunmuştur.

ArkadaşlıkBağlılıkEmpati+7
Semra Bilgiç
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı spor branşlarıyla uğraşan kişilerin sportmenlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı spor branşlarıyla uğraşan bireylerin sportmenlik düzeylerinin ele alınmasıdır. Çalışma grubuna, Karaman, Adana, Ankara, Çorum, Yozgat, Kırşehir illerinde farklı spor branşlarıyla uğraşan bireylerden 15 yaş ve üstü 369 sporcu katılmıştır. Katılımcılardan, yaş, cinsiyet, Yaşadığı şehir, spor yılı, eğitim düzeyi, branş değişkenlerine göre çok yönlü sportmenlik ölçeğini uygulamaları istenmiştir. Araştırmanın önemi, bireyler ve toplumlar üzerinde büyük etkileri olan sporun, çoğu zaman rekabetten oluşan şiddet ve saldırı gibi unsurların oluşmasını engelleyerek bir spor müsabakasında oyunun kurallarına uymaktan öte, disiplinli ve istikrarlı belli bir davranış tarzını benimsemek ve sergilemek olan sportmenliğin ayrı ayrı her branştaki düzeyini belirlemektir. Veriler analizinde nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Analiz konusu olarak, sportmenliğe aykırı davranışlar olan şiddet ve saldırganlık işlenmiştir. Ayrıca sportmenlik düzeyini belirleyen kriterler olarak saygı, hoşgörü ve empati gücü ele alınmıştır. Araştırmaya katılan sporcuların, cinsiyet değişkeni ile sportmenlik alt boyutları, branş değişkeni ile sportmenlik alt boyutları ve eğitim düzeyleri ile sportmenlik alt boyutları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına dair yapılan istatistiki analizler sonucunda, sosyal normlara uyum, kurallara ve yönetime saygı ve rakibe saygı alt boyutlarında kadın ve erkek cinsiyetleri arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. (p<0,05). Diğer değişkenler içesinde anlamlı fark olmamasına rağmen Kırşehir ilinde yaşayan sporcuların sportmenlik düzeyleri diğer illere göre daha yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak eğitim faktörünün iki farklı şekilde karşımıza çıktığı görülmektedir. İlk olarak lisans mezunu olan bireylerin lise mezunu bireylere göre daha sportmen olduğu ve eğitim sektörü içerisinde ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde sürekli Türkiye derecesi içerisinde bulunan Kırşehir ilinde yaşayan sporcuların sportmenlik düzeylerinin diğer illere göre yüksek olması eğitimin sporda fair play üzerinde de diğer bütün yaşam döngüsü içerisinde etkili olduğu gibi önemli bir etken olduğu görülmektedir. Bu paralelde düşünüldüğünde branşlar içerisinde eğitim farklılığının sebepleri araştırılıp önlemlerin alınması ve cinsiyete göre sportmenlik düzeylerinin farklı olmasının sebeplerinin araştırılıp bu yönde çalışmalar yapılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Fair play, şiddet, hoşgörü, saygı, empati

EmpatiHoşgörüSaygı+5
Burak Kılınç
Yozgat Bozok University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve bireysel değerlerine ilişkin uyum algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve bireysel değerleri arasındaki uyumu çeşitli değişkenler açısından incelemek ve okulda birey-örgüt değer uyumuna yönelik bazı çıkarımlar sunmaktır. Bu amaçla, öncelikle bireysel değerler ile örgütsel değerlerin uyumuna ilişkin genel bir kavramsal çerçeve sunulmuştur. Ayrıca, araştırma kapsamında, birey-örgüt değer uyumunun sonuçları yaş, cinsiyet, mesleki kıdem gibi kavramlarla ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Tarama modelinde olan bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin birey-örgüt değerler uyumuna ilişkin algıları, araştırmanın bağımlı değişkenini oluşturmuştur. Bireysel ve örgütsel değerler uyumu üzerinde etkisi araştırılan cinsiyet, öğretmenlerin çalıştıkları okuldaki mesleki kıdem, hizmet süresi, yaş, öğrenim durumu, çalıştığı kurumda kendini değerli ve önemli hissedebilme durumu, öğretmenlerin mezun oldukları okullara ve kurumlara göre algıladıkları tutuma ilişkin değişkenleri ise, araştırmada bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma kapsamında sınıf öğretmenlerinin bir dizi değere ilişkin verdikleri önem sıraları da incelenmiştir. Araştırma, 2013-2014 eğitim ve öğretim yılı içinde, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde bulunan ilkokullarda yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinden seçilen 36 ilkokulda görev yapan 550 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla Sezgin'in (2006) geliştirdiği ölçek kullanılmıştır. Araştırmadaki alt problemlerin analiz ve çözümlenmesi amacıyla İlişkisiz Örneklemler İçin t-Testi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları, araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin bireysel ve örgütsel değerlere ilişkin algıları arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin bireysel ve örgütsel değerler uyumuna ilişkin algıladıkları arasında, cinsiyet değişkeni, çalıştıkları okuldaki hizmetlerinin süresi, yaş, öğrenim durumu, mezun oldukları kurum değişkenlerine göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık bulunmamıştır. Katılımcıların bireysel ve örgütsel değerlerin uyumuna ilişkin algılarında; kendini okulun değerli ve önemli bir üyesi olarak hissetme, mesleki kıdem ve okula karşı algılanan tutum değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık görülmüştür. Ayrıca, araştırma sonuçları, birey ve örgüt değerleri açısından "güven", "empati" ve "saygı" gibi değerlerin önem sırası daha ön planda görülmesine karşın, "katılım", "risk alma" ve "hassasiyet" gibi değerlerin önem sırası açısından daha gerilerde yer aldığını göstermiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler tarafından okulda güvene ve karşılıklı saygıya dayalı, olumlu ve destekleyici bir çalışma ortamının oluşturulması, ilişkilerin dürüstlük temeline dayandırılması, yardımlaşma, işbirliği ve karşılıklı anlayışın pekiştirilmesi, sorumluluk ve görev bilincine önem verilmesi önerilmiştir.

BireysellikDeğerlerEmpati+5
Mehmet Selman Kayan
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Grupla psikolojik danışmada şiir kullanımı: Deneysel bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, şiirle psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin empati ve duygu farkındalığı düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığını incelemektir. Araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin empati ve duygu farkındalığı düzeylerini belirlemek amacıyla Kişiler Arası İlişki Boyutları Ölçeği Empati Alt Ölçeği (KİBÖ-EAÖ) ve KİBÖ Duygu Farkındalığı Alt Ölçeği (DFAÖ) kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların şiirle psikolojik danışma oturumlarına ilişkin görüşlerini öğrenmek amacıyla Oturum Günlüğü ve şiirle psikolojik danışma süreci ile ilişkili görüşlerini öğrenmek amacıyla da Şiirle Psikolojik Danışma Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarına 16 üye atanmıştır. Katılımcılar Çukurova Üniversitesi'nde lisans öğrenimi görmektedir. Elde edilen nicel verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22 paket programından yararlanılırak şiirle psikolojik danışmanın değişkenler üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Sonuçlar şiirle psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin empati puanları üzerinde olumlu yönde anlamlı bir etkisinin olduğunu ve bu etkinin uzun sürede kalıcı olduğunu göstermiştir. Buna karşılık deneysel işlemin katılımcıların duygu farkındalığı puanları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Buna ek olarak şiirle psikolojik danışmanın öğrencilerin kişisel (özgüven, duygusal rahatlama, kendini gerçekçi değerlendirme ve kişisel bilinç sahibi olma) ve kişilerarası boyutta (kendini açma, etkili iletişim ve dinleme, güvengenlik, işbirliği-bağlılık-güven ve çatışma çözme) kazanım elde etmesine yardımcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Kişilerarası ilişki, iletişim, empati, duygu farkındalığı, şiirle psikoloji danışma.

Duygusal farkındalıkEmpatiGrupla psikolojik danışma+5
Ersun Çıplak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çocuk-ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin empati, kabul ve stres düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çocuk-ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin ebeveyn stresi, kabulü ve empati düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığını incemektir. Araştırmaya katılan annelerin stres düzeylerini belirlemek amacıyla, Anne-Baba Stres Ölçeği (ABSÖ) kullanılmıştır. Annelerin kabul düzeyini belirlemek için Porter Ebeveyn Kabul Ölçeği (PEKÖ) kullanılmıştır. Annelerin empati düzeylerini ölçmek amacıyla da Ebeveyn-Çocuk Etkileşiminde Empati Değerlendirme Formu (EÇEEDF) kullanılmıştır. Ayrıca katılımcı annelerin eğitim programına ilişkin görüşlerini öğrenmek için yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Bu araştırmanın modeli öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen türündedir. Araştırmanın bağımsız değişkeni uygulanan müdahale yöntemi; bağımlı değişkenleri ise ebeveyn stresi, ebeveyn kabulü ve ebeveyn empati düzeyleridir. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarına toplam 19 boşanmış anne atanmıştır. Annelere okul öncesi eğitim kurumları aracılığıyla ulaşılmıştır. Deney grubunda yer alan 9 anne ile 10 haftalık çocuk ebeveyn ilişki terapisi oturumları Çukurova Üniversitesi psikolojik danışma biriminde yürütülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenlerinin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde; çocuk ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin ebeveyn stres düzeylerinin azalmasında, kabul ve empati düzeylerinin ise artmasında etkili olduğu ve bu etkinin uzun sürede kalıcı olduğu görülmektedir. Buna ek olarak çocuk ebeveyn ilişki terapisinin annelerin kendileri (annelik rolüne ilişkin kazanım, oyunda değişim ve bireysel kazanım), çocukları (davranışsal kazanım, oyunda değişim) ve anne-çocuk ilişkisi açısından (yakınlık ve disiplin) kazanımlar elde etmesine yardımcı olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Oyun terapisi, filial terapi, stres, kabul, empati, boşanma.

AnnelerBoşanmaBoşanmış aileler+7
Fatoş Bulut Ateş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıkları

Türkiye'de yaşanan yoğun göç süreci; ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel sorunları beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda hemşireler de uygulama alanlarında farklı kültürlerden gelen bireylere bakım verirken farklı sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu doğrultuda etik sorunların yaşanmaması için bakım verilen grubun hastalık ve sağlığı nasıl algıladığını ve buna nasıl tepki verdiğini kavramak oldukça önemlidir. Bu nedenle bu araştırma, yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıklarını belirlemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Gaziantep'te yer alan bir kamu hastanesinde görev yapan hemşireler oluşturdu. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeden, evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi ve araştırma 203 hemşire ile tamamlandı. Veriler soru formu, Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) ve Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ile toplandı. KDÖ; Bulduk ve ark. tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Ölçek; iletişimde sorumluluk, kültürel farklılıklara saygı, iletişimde kendine güvenme, iletişimden hoşlanma, iletişimde dikkatli olma alt boyutları ve toplam puandan oluşmaktadır. Ölçekten alınabilecek en düşük toplam puan 24, en yüksek toplam puan 120'dir. Ölçekten alınan toplam puanın artması kültürlerarası duyarlılık düzeyinin arttığını göstermektedir. EEÖ ise; kişilerin günlük yaşamda empati kurma düzeyini ölçmek amacıyla Dökmen tarafından 1988 yılında geliştirilmiştir. Ölçekten alınacak puan 20 ile 100 arasında olup, puanın yüksek olması, empatik eğilimin yüksek olduğunu, düşük olması empatik eğilimin düşük olduğunu gösterir. Araştırmadan elde edilen veriler Student t, One Way Anova ve Kruskal Wallis testleri ile değerlendirildi. Hemşirelerin %35,5'inin 26-33 yaş grupları arasında, %65,0'ının lisans mezunu olduğu, %37,9'unun meslekte 10-20 yıldır, %52,2'sinin nöbet-vardiya şeklinde çalıştığı, %59,6'sının mesleği isteyerek seçtiği, %45,8'inin 0-3 yıldan beri yabancı uyruklu hastalara bakım verdiği ve bu süreçte %97,0'ının sorun yaşadığı belirlendi. KDÖ alt boyut puan ortalamalarının sırasıyla; iletişimde sorumluluk 24,8±4,5, kültürel farklılıklara saygı 21,7±3,7, iletişimde kendine güvenme 16,4±3,5, iletişimden hoşlanma 10,9±2,3, iletişimde dikkatli olma 10,6±2,2 ve toplam puan ortalamasının 84,9±11,2 olduğu saptandı. EEÖ toplam puan ortalamasının ise 67,3±8,6 olduğu görüldü. Hemşirelerin empatik eğilim düzeyi ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında, pozitif yönde istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlılık olduğu belirlendi. Sonuç olarak bu çalışmada yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empatik eğilim ve kültürlerarası duyarlılığının "orta düzeyin üzerinde" olduğu, empatik eğilim arttıkça kültürlerarası duyarlılığın da arttığı görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda; yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin bu süreçte yaşayabileceği sorunların yönetimi konusunda desteklenmesi önerilebilir.

Bakım verenlerEmpatiHastalar+7
Haydar Çevik
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ambulans çalışanlarının iletişim becerilerini etkileyen faktörler: Empati ve stresle baş etme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu yüksek lisans tezi, ambulans çalışanlarının iletişim becerileri ile empati ve başa çıkma becerileri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, mesleklerinin zorlu ve yüksek stresli doğası göz önüne alındığında, ambulans çalışanları arasında iletişim becerilerinin empati ve başa çıkma becerileri ile ne ölçüde ilişkili olduğunu keşfetmeyi amaçladı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada nicel bir araştırma tasarımı kullanıldı ve veriler, standart bir anket kullanılarak Adana İl'indeki ambulans çalışanları evreninden toplandı. Anket katılımcıların iletişim becerilerini, empati düzeylerini ve baş etme becerilerini değerlendirdi. Bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon ve regresyon analizleri dahil olmak üzere istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular: Sonuçlar, ambulans çalışanlarının iletişim becerileri, empati ve başa çıkma becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bu becerilerin genel puanları arttıkça, her bir alandaki genel puanlarda buna karşılık gelen bir artış oldu. Aktif planlama ile kabullenme-bilişsel yeniden yapılandırma arasındaki pozitif korelasyon gibi belirli alt boyutların önemli ilişkilere sahip olduğu belirlendi. Sonuçlar: Bu çalışma, ambulans çalışanları arasında iletişim becerileri, empati ve baş etme becerilerinin birbiriyle bağlantılı olduğuna dair kanıt sunmaktadır. Bulgular, bu becerilerin ambulans çalışmasının zorlu ve yüksek stresli ortamında önemini vurgulamaktadır. Araştırma, bu becerileri geliştirmek ve ambulans çalışanlarının esenliğini desteklemek için hedeflenen müdahalelere ve eğitim programlarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: İletişim becerileri, empati, baş etme becerileri, ambulans çalışanları, sağlık iletişimi, stres yönetimi.

AmbulanslarBaşa çıkmaEmpati+5
Sultan Korkmaz Düzler
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa Celal Bayar Üniversitesi ebelik öğrencilerinin profesyonel değerlerinin ve empatik eğilim düzeylerinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi ebelik öğrencilerinin profesyonel değerleri ile empatik eğilim düzeylerini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 171 üçüncü ve dördüncü sınıf ebelik öğrencisi ile yapılan kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın verileri 'Tanıtıcı Bilgi Formu', 'Empatik Eğilim Ölçeği' ve 'Ebelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği' kullanılarak toplandı. Veriler, çevrim içi öğrenci gruplarında Google forms online anketlerin paylaşımıyla toplandı. Araştırma verileri SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak sayı, yüzde ve t test değerleri incelendi. Bulgular: Ebelik öğrencilerinin; empatik eğilim ölçeği puan ortalaması 70,24±9,51 ve ebelerin profesyonel değerleri ölçek puan ortalaması 125,62±33,92 olarak bulundu. Araştırmada ebelik öğrencilerinin empatik eğilim ölçeği puan ortalamaları ile ebelerin profesyonel değerleri ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde orta derecede anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Ebelik öğrencilerinin sınıfı, akademik başarı algı durumu, mezun olduğu lise, gelir durumu, babanın eğitim durumu, ebelik bölümünü tercih etme durumu ve ebelik eğitiminin mesleğe bakışa etkisinin empatik eğilim ölçek puan ortalamasını etkilediği ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Ebelik öğrencilerinin yaşı, akademik başarı algı durumu ve ebelik bölümünü tercih etme nedeninin ebelerin profesyonel değerleri ölçek puan ortalamasını etkilediği ve istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Sonuçlar: Ebelik öğrencilerinin empatik eğiliminin ve profesyonel değerlerinin iyi düzeyde olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Profesyonel Değerler, Empatik Eğilim, Ebelik, Öğrenci, Meslek

DeğerlerEbelerEbelik öğrencileri+3
Havva Taylan
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerde empatik eğilim: Sistematik derleme

Amaç: Türkiye'deki hemşirelerin empatik eğilimleri ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmanın yöntemi sistematik derlemedir. Bu derlemede belli bir tarih kısıtlamasına gidilmeden, "Web of Science, Google Scholar, Pubmed, Türk Psikiyatri Dizini ve Tr Dizin" veri tabanlarında Türkçe yayınlara ulaşabilmek için "empati, empatik eğilim, hemşire, hemşireler, hemşirelik" İngilizce yayınlara ulaşabilmek için "empathy, empathic tendency, nurse, nurses, nursing" anahtar kelimeleri ile literatür taraması yapıldı. Çalışmaya hakemli dergilerde yayınlanmış Türkiye'de yapılmış çalışmaların Türkçe ve İngilizce dillerindeki yayınları, örnekleminde yalnız hemşirelerin yer aldığı, veri toplama aracı olarak Empatik Eğilim Ölçeği kullanılan araştırma makaleleri dahil edildi. Bu çalışmanın tarama sayılarının belgelenmesinde PRISMA diyagramından yararlanılmış olup araştırma verilerinin analizi ve bulguların sentezlenmesi şeklinde çalışma tamamlanmıştır. Bulgular: İncelenen 29 araştırmanın 21'i Türkçe, 8'i İngilizcedir. İncelemeye alınan çalışmaların araştırmacılar tarafından 12'sinin tanımlayıcı, 5'inin tanımlayıcı-ilişki arayıcı, 4'ünün tanımlayıcı-kesitsel, 2'sinin tanımlayıcı-analitik, 1'inin kesitsel ilişki arayıcı, 1'inin keşfedici, 1'inin deneysel, 1'inin kesitsel, 1'inin korelasyon ve 1'inin tek grup katılımsız gözlem çalışması (yarı deneysel) olarak nitelendiği gözlenmiştir. İncelenen araştırmaların örneklemini en az 26 en çok 472 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaların toplam örneklemi ise 4632 hemşireden oluşmaktadır. En eski yayın 1992, en yeni yayın 2023 yılına aittir. 2020 yılı en fazla araştırmaların yapıldığı yıldır. Çalışmaların empatik eğilim puan ortalamalarının 59-79 arasında dağıldığı; puan ortalamalarını araştırmacıların 24'ünün orta, 5'inin yüksek olarak yorumladığı görülmektedir. İncelenen araştırmaların büyük çoğunluğunda cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma yılı, birimde çalışma süresi, çalışılan birim, yaş ve çalışma şekilleri değişkenlerinin empatik eğilim üzerine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkisinin olmadığı gözlenmiştir. İncelenin araştırmaların en az yarısında empatik eğilim düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkileyen değişkenler ise çalıştığı pozisyon, çocuk sahibi olma, empati eğitimi alma, mesleği isteyerek seçme değişkenleridir. Empatik eğilim düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkileyen araştırmalarda erkek, bekar, çocuğu olmayan, empatiyle ilgili bir eğitim almayan, uzun çalışma yılına sahip olan, mesleği istemeyerek seçen, çalıştığı birimde kısa süre hizmeti bulunan, sürekli gece çalışan ve eğitim durumu lisans derecesinden aşağı olan hemşirelerde empatik eğilim düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu görüldü. Sonuç: İncelenen araştırmalara göre ülkemizde hemşirelerin empatik eğilim düzeyinin genel olarak orta düzeyde olarak değerlendirilebilecek düzeyde olduğu görülmektedir. Bu durum hemşirelerde empatik eğilim düzeyinin yükseltilmesi için girişimlerde bulunulması gerektiğini düşündürmektedir. Hemşirelik öğrencilerinde yapılan araştırmalarda da empatik eğilim düzeyinin orta olarak değerlendirilebilecek düzeyde olması lisans derecesi eğitim programlarının gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Empatik eğilim düzeyinin eğitim ile yükseltilebileceğine dair güçlü kanıtların varlığı halen aktif olarak çalışan hemşireler için de iyi planlanmış mezuniyet sonrası eğitim programlarının geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

EmpatiEğilimHemşireler+1
Sevilay Aslaner Madran
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğrencilerinin empatik eğilimleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin eğitim programları açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı rehberlik ve psikolojik danışmanlık lisans programı öğrencilerinin empatik eğilimleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin eğitim programları açısından incelenmesidir. Bu kapsamda öğrencilerin, empatik eğilimleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi saptamak ve cinsiyet, sınıf düzeyi ve mezun olunan lise türüne göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek ve çalışmada incelenen empati ve iletişimin, güncel rehberlik ve psikolojik danışmanlık lisans programı içeriğinde nasıl yer aldığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans programlarında ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfta okuyan toplam 304 öğrenci katılmıştır. Yapılan çalışma, hem nicel hem de nitel verileri içerdiği için karma yöntem modeli kullanılmıştır. Çalışmada nicel olarak genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Nitel olarak ise doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Dökmen (1988) tarafından geliştirilen Empatik Eğilim Ölçeği, Korkut Owen ve Bugay (2014) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Ölçeği ve YÖK 2018 Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans programı aracılığı ile toplanmıştır. Çalışmada nicel olarak elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiğine karar verildikten sonra, empatik eğilim ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon analizi, cinsiyet, sınıf düzeyi ve mezun olunan lise türüne göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi için sırasıyla bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Çalışmada nitel olarak elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada elde edilen bulgular neticesinde; rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğrencilerinin empatik eğilimleri ile iletişim becerileri arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin empatik eğilimlerinin cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilirken; sınıf düzeyi ve mezun olunan lise türüne göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öğrencilerin iletişim becerileri toplam puanlarının ise cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilirken; sınıf düzeyi ve mezun olunan lise türüne göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği tespit edilmiştir. İletişim becerileri ölçeği tüm alt boyutları ile cinsiyetleri arasında anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği sonucu tespit edilirken; iletişim becerileri ölçeği tüm alt boyutlarının sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği sonucu tespit edilmiş, iletişim becerileri ölçeği alt boyutlarından sadece iletişim ilkeleri ve temel beceriler alt boyunda mezun olunan lise türüne göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği sonucu tespit edilmiştir. Çalışmada, rehberlik ve psikolojik danışmanlık lisans programında, empatinin ders içeriğinde yer aldığı, iletişimin ise ders olarak ve ders içeriklerinde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonunda, rehberlik ve psikolojik danışmanlık eğitim programında empati ve iletişimin nasıl yer alabileceğine yönelik olarak önerilerde bulunulmuştur.

EmpatiEmpatik eğilimEğitim programları+5
Bayram Alper Altınok
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel esnekliğin iletişim çatışması ve empati ile ilişkisi

Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin iletişim çatışmaları ve empati ile ilişkisini amaçlayan bu çalışmada nicel araştırma yönteminden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 770 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleşen çalışmada, 'Bilişsel Esneklik Envanteri', 'Çatışma Eğilimi Ölçeği', 'Empatik Eğilim Ölçeği' ve 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, pearson korelasyon analizi, t testi, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaştığı; sınıf düzeyi, okunan bölüm, ebeveyn eğitim düzeyi, mezun olunan lise türü, akademik başarı puanına göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik eve empatik eğilim düzeyleri arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki; çatışma eğilimi ve bilişsel esneklik düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki; empatik eğilim ve çatışma eğilimi arasında da negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Son olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda en güçlü yordayıcı değişkenin empatik eğilim değişkeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişsel esneklikEmpatiÇatışma
Şeyma Altunok
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Görüşme (konsültasyon) ve ilişkisel empati ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Hasta-hekim ilişkisini geliştirmek için önemli unsurlardan biri hekimin hastasıyla empati kurabilme yeteneğidir. Hekim ile hasta arasındaki empatik iletişim, hasta memnuniyetini arttırmaktadır ve hastanın sağlık durumunu kısmen de olsa olumlu etkilemektedir. Türkiye'de hastalar tarafından değerlendirilen bir empati ölçeği bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı; Consultation and Relational Empathy (CARE) Measure'un Görüşme ve İlişkisel Empati Ölçeği adıyla Türkçeye uyarlanarak, birinci basamağa başvuran kişilerde geçerlik ve güvenirliğinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma metodolojik bir araştırmadır. Görüşme ve İlişkisel Empati (GİE) Ölçeği'nin çeviri ve tekrar çevirisi yapılarak Türkçe formu hazırlanmıştır. Geçerlik güvenirlik ana çalışması Adana il merkezindeki 17 aile sağlığı merkezine başvuran 237 kişi ile tamamlanmıştır. Veri toplama araçları olarak, sosyodemografik veri formu, EUROPEP Ölçeği ve GİE Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeğin güvenirliği iç tutarlılık yöntemiyle; geçerliği ise yüzey geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt geçerliği ile sınanmıştır. Bulgular: GİE Ölçeği, 10 maddeden oluşmaktadır. Her bir madde 1-5 puan arasında değerlendirilmektedir. Yüzey geçerliliği, düşük sayıda "uygun değil" yanıtı ile desteklenmiştir (%1,26-%3,79 aralığında). Faktör analizi, ölçek için tek boyutlu yapıyı göstermiştir. Ölçeğin ölçüt geçerliği EUROPEP Ölçeği korelasyonuyla değerlendirilmiştir. Ölçekler arasında yüksek düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı 0,943 bulunmuştur. Düzeltilen madde toplam korelasyonları minimum 0,726 idi. Sonuç: Almanca, Çince, Japonca, Flemenkçe, İsveççe gibi çeşitli dillere çevirisi yapılan CARE Ölçeği'nin elde ettiğimiz değerlere göre Türkçe formu, birinci basamakta kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Anahtar Kelimeler: Empati, Geçerlik ve güvenirlik, Türkçe, Birinci basamak, GİE ölçeği

Birinci basamak sağlık hizmetleriEmpatiGüvenilirlik ve geçerlilik+2
Özge Oğulata Anıl
Çukurova University
2019
00

İlgili konular