Hayvan yemleri

56 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Çankırı ilinde kullanılan hayvan yemlerinde fungal flora tespiti üzerine araştırmalar

Çankırı ilinde çiftçilerin kullanmış oldukları büyükbaş hayvan yemleri üzerinde fungal floralarının tespiti amaçlanmıştır. Bu amaç ile bölgemiz çiftçilerinden otuz sekiz adet yem örneği alınmıştır. Toplanan yem örnekleri üzerinde standart nemli hücre (blootter) yöntemi ve agar yöntemiyle fungal flora tespiti yapılmıştır. Yem örnekleri üzerinde yapılan standart nemli hücre yöntemi ile fungal flora tespiti sonucunda tüm yem örneklerinde Rhizopus stolonifer, 16 yem örneğinde Penicillium spp., 3 yem örneğinde Aspergillus spp. ve 1 yem örneğinde ise Fusarium sp. tespit edilmiştir. Agar yöntemiyle yüzey sterilizasyonu gerçekleştirilen ve PDA ortamına alınan otuz sekiz yem örneğinin fungal flora tespitleri sonucunda 20 yem örneğinde bakteriyel gelişmeler, 16 yem örneğinde Rhizopus stolonifer, 3 yem örneğinde Penicillium spp., 2 yem örneğinde Aspergillus spp.,1 yem örneğinde Aspergillus niger ve 1 yem örneğinde ise Alternaria sp. tespit edilmiştir. Çankırı ilinde kullanılan büyükbaş hayvan yemleri üzerinde fungal floralarının tespiti yapılmıştır. Hayvan yemlerinde gelişim gösteren fungusların, yemlerde oluşacak toksin maddeleri ve bu yemleri tüketen hayvanların sağlıkları üzerinde meydana gelebilecek olan olumsuzlukların dikkate alınması gerekmektedir. Bu yemleri tüketen hayvanlarda meydana gelebilecek toksik etkilerin, hayvansal ürünlerle beslenen diğer canlılar ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı düşünülmektedir.

Hayvan yemleriMantar florasıMikroorganizmalar+1
Emine Gülden
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Organik selenyum ile desteklenen rasyonların süt ineklerinde kış ve yaz mevsimlerinde bazı biyokimyasal kan değerleri ve gebelik oranları üzerine etkisi

Bu çalışmada yaz ve kış dönemlerinde sütçü ineklerin rasyonlarına eklenen organik selenyumun bazı biyokimyasal kan değerleri ve gebelik oranları üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın yaz döneminde 60 ve kış döneminde 60 olmak üzere toplam 120 inek her grupta 15 adet olacak şekilde 4'er gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu günlük rasyonlarıyla beslenirken deneme gruplarının rasyonlarına sırasıyla 3 (1. grup), 6 (2. grup) ve 12 (3. grup) g/gün selenyum ilavesi yapılmış, bu uygulama planlanan suni tohumlamadan önceki 40 ve tohumlama sonrası 20 gün sürdürülmüştür. Tüm hayvanlardan 0, 40 ve 60. günlerde kan örnekleri alınarak malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) düzeyleri belirlenmiştir. MDA düzeyleri arasında kış döneminde herhangi bir fark bulunmazken, yaz döneminde tüm gruplarda 0. gün ile 40. gün ile karşılaştırıldığında görülen farkların istatistiki olarak önemli olduğu görüldü (P<0,05). GSH düzeylerinin kış dönemindeki tüm gruplarda 60. günde en yüksek düzeylerine ulaştığı, yaz döneminde ise 2. ve 3. grupta görülen azalmanın istatistiksel olarak önemli (P<0,001) olduğu anlaşılmıştır. Kış GSH-Px bulgularının 0 ile 40. günleri karşılaştırıldığında tüm gruplarda anlamlı derecede azalma gözlenirken (P<0,001), yaz döneminde aynı günler arasında sadece kontrol grubunda anlamlı bir artış gözlenmiştir (P<0,001). Yaz ve kış mevsimleri karşılaştırıldığında MDA seviyelerinde 1. grup dışındaki tüm gruplarda gözlenen artışın istatistiksel olarak önemli olduğu gözlenmiştir (P<0,05). GSH düzeyleri için ise kontrol grubu dışındaki diğer tüm gruplarda kış ve yaz dönemlerinde gözlenen artışın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu belirlenmiştir (P<0,05). GSH-Px değerlerinin ise 1. grup dışındaki tüm deneme gruplarında yaz ve kış döneminde belirlenen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (P<0,05). Suni tohumlamadan 4 hafta sonra yapılan ultrasonografik muayenelerde gerek mevsim içi gruplar ve gerekse mevsimler arası yapılan karşılaştırmalarda gebelik oranları açısından istatistiksel fark olmadığı görülmüştür. Ancak uygulanan bu kısa süreli beslenme stratejisininde 12 g/gün selenyum takviyesinin yapılması ile gebelik oranlarında kontrol grubuna göre yazın %6,7 kışın ise %20 artış görüldüğü böylece sıcak stresine bağlı gebelik oranlarındaki düşüşleri önleyebileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gebelik, selenyum, sıcak stresi, süt sığırı.

GebelikHayvan yemleriKan+7
Can Kızanlık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bakır sülfat toksisitesi oluşturulan ratlarda krisin ve fluniksin megluminin yem tüketimi, canlı ağırlık, antioksidan durum, bazı kan ve yangı parametreleri üzerine etkileri

ÖZET Bu araştırma, aşırı bakıra maruz bırakılmış ratlarda krisin ve fluniksin meglümin'in, yem tüketimi, canlı ağırlık değişimi, antioksidan durum, bazı kan ve yangı parametreleri ve histolojik değişimler üzerine koruyucu etkilerini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmada bireysel olarak barındırılan 36 adet erkek Sprague-Dawley rat kullanıldı ve Kontrol, Bakır Sülfat (Cu, 500 ppm canlı ağırlık (CA)/gün, gavaj), Fluniksin Meglumin (FM; 2,2 ppm CA/gün, ip), Krisin (Krisin, 50 ppm CA/gün, gavaj), Bakır Sülfat+Fluniksin Meglumin (Cu+FM; 500 ppm BW/gün bakır sülfat, gavaj ve 2,2 mg/kg CA/gün fluniksin meglumin, ip) ve Bakır Sülfat+Krisin (500 ppm CA/gün bakır sülfat, gavaj ve 50 ppm CA/gün krisin, gavaj) olarak altı gruba ayrıldı. Yem tüketimi (YT) Cu grubuyla karşılaştırıldığında, Cu+Krisin grubunda önemli oranda arttı (P<0.01). Cu toksisitesi, oksidatif stresin göstergesi olan malondialdehiti (MDA) önemli oranda artırdı. Krisin ve FM uygulaması karaciğer ve böbrek dokularında önemli oranda MDA düzeyini azalttı, ve superoksit dismutaz ve katalaz aktivitelerini artırdı (P<0.001). Serum TNF-α düzeyi bakır grubuyla karşılaştırıldığında Cu+FM ve Cu+Krisin gruplarında önemli oranda daha düşüktü (P<0.001). Cu uygulanan ratların karaciğer ve böbrek dokularında FM ve krisin uygulamaları dejenerasyonu, nekrozu ve apoptozisi iyileştirdiği görüldü. Krisinin serbest radikalleri temizleyerek ve antioksidanların aktivitesini artırarak YT ile karaciğer ve böbrek üzerine olan olumsuz etkileri iyileştirdiği ortaya çıktı. Anahtar Kelimeler: Bakır toksisitesi, krisin, fluniksin meglumin, yem tüketimi, canlı ağırlık değişimi, antioksidan durum, kan, yangı, histolojik parametreler, rat.

AntioksidanlarBakır sülfatCanlı ağırlık+7
Hakan Güllüoğlu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa yöresindeki süt ineklerinde latent asidotik stresin görülme sıklığının araştırılması

Latent asidotik stres (LAS), enerjice zengin içerikli yem maddelerinin uzun süre alınmasıyla bakteriyel fermentasyon sırasında uçucu yağ asitleri sentezinin ve rezorpsiyonunun artması ve salya sekresyonunun azalması sonucu ortaya çıkar. LAS hayvan sağlığı ve konforunu tehdit eden, verim ve hayvan kayıplarına sebep olan en önemli problemlerin başında gelmektedir. Bu çalışma ile ülkemizdeki süt sığırı yetiştiriciliği yapılan işletmelerde önemli bir sorun olan LAS'ın Şanlıurfa yöresindeki görülme sıklığının belirlenmesi yanında, idrarda net asit-baz atılımının araştırılması, veteriner hekimlerin ilgisini bu konuya çekerek sahada erken tanı ve tedavi hakkında bilgilendirilmesi ve böylece ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada, Şanlıurfa yöresindeki çeşitli süt sığırcılığı işletmelerinden klinik olarak sağlıklı görünen toplam 100 adet süt ineği kullanılmıştır. Çalışma grupları rumen sıvısı pH değerlerine göre belirlenmiş olup, 5.2< pH <6.0 arası LAS grubu (19 inek), pH 6.0-7.2 arası sağlıklı grup (81 inek) olmak üzere iki grup oluşturulmuştur. Hayvanların genel klinik muayeneleri yapıldıktan sonra kan, idrar ve rumen sıvısı örnekleri alınmıştır. Rumen sıvısında fiziksel özellikleri (koku, renk, kıvam, sedimentasyon, flotasyon, pH, infusorya yoğunluğu), metilen mavisi indirgenme süresi, total infusorya sayısı, uçucu yağ asitleri (UYA) tayini araştırılmıştır. Ayrıca kan gazları ile idrarda pH ve net asit-baz atılımı muayeneleri yapılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS Windows version 24.0 paket programı kullanılmış ve P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Kontrol grubu (n=81) ile kıyaslandığında LAS grubu (n=19) ineklerin genel fiziksel muayene bulgularından vücut sıcaklığında istatistiksel olarak fark bulunmazken (p=0.614), kalp ve solunum frekansı ile rumen hareketleri sayısında anlamlı artış (p=0.001) saptanmıştır. Rumen sıvısında metilen mavisi indirgenme süresi (p=0.001), pH (p=0.001) ve infusorya yoğunluğunda (p=0.001) azalma, sedimentasyon süresinde (p=0.001) ve toplam UYA miktarında (p=0.001) artış gözlenirken flotasyon süresi oluşmamıştır. Kan pH'sında (p=0.001) ve pO2 değerinde (p=0.001) azalma belirlenirken, pCO2, BE, HCO3 değerlerinde (p=0.001) artış, idrar pH'sı (p=0.001) ve net asit baz atılımı (p=0.001) değerlerinde azalma tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Şanlıurfa yöresindeki süt ineklerinde latent asidotik stresin görülme sıklığı %19 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca rumen içeriği pH'sı ve idrar pH'sı tayinleri yanında idrarda net asit baz atılımı değerlerinin belirlenmesinin LAS tanısında yardımcı bir parametre olarak kullanılabileceği ve sahada kolaylıkla uygulanabileceği kanısına varılmıştır.

Hayvan yemleriHidrojen iyon konsantrasyonuLatent asidotik stres+4
Pelin Fatoş Polat
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ilinde süt ineği besleme bilinci geçiş dönemi beslemesi ve süt ineklerinin verim durumlarının araştırılması

Bu araştırma, Elazığ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği verilerine dayanılarak, Elazığ il ve ilçelerinde 20 baş ve daha üzeri hayvanla süt inekçiliği yapan işletmelerin yaklaşık %60'ını temsil edecek sayıda süt ineği işletmesinde yürütülmüştür. Araştırmada Elazığ ilinde bulunan süt işletmelerinde süt ineği beslemesinde yetkili ve sorumlu kişilerin bilinç ve birikimi, geçiş dönemi beslemesinin uygulama durumu, süt ineklerinin ırk dağılımı, yem envanteri, ineklerin süt verimi durumu, laktasyon dönemlerindeki ineklerin beslenme durumları, süt ineklerinin üreme durumu, sık görülen hastalık durumları ve süt ineği işletmeciliği ile ilgili diğer unsurlar incelenmiştir. İncelemede, tüm işletmeler hayvan besleme uzmanları tarafından ziyaret edilmiş ve işletmelerde yüz yüze anket çalışmaları, yem ve süt örnekleri alınarak laboratuarda analizler yapılmıştır. İşletmelerin %67.5'inde, beslemede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin işletme sahibinin bizzat kendisinin olduğu ve aile fertlerinin birlikte çalıştıkları ortaya konmuştur. Beslemede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin %73'nün ilköğrenim ve altı eğitim seviyesinde. olduğu gözlenmiştir. Bu kişilerin %65'nin iş tecrübesinin >10 yıl olduğu, % 35'inin de < 10 yıl olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin süt ineği beslemesi konusunda yenilikleri takip için bilimsel etkinliklere katılım oranının %30 seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Yenilikleri takip ettiğini ifade eden kişilerin ise süt ineği beslemesi konusunda katıldıklar bilimsel etkinliklerin %83.4'ü üretici birlikleri, yem fabrikaları ve fuarların düzenledikleri bilgilendirme toplantılarıdır. İşletmecilerin %77.5'i hayvan besleme konusunda danışmanlık hizmeti almadıkları ve danışmanlık hizmeti alanların da bu hizmet karşılığı herhangi bir ücret ödemedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Danışmanlık hizmeti almama nedenleri ise serbest veteriner hekimlerin yeterli olmaması (%42), danışmanlık hizmeti alacağı yeri bilmemeleri ve bundan haberdar olmamaları (%35) ve ihtiyaç duymayıp kendilerini yeterli görmeleri (%23) biçiminde sıralanmaktadır. İşletmelerdeki ineklerin, laktasyon dönemlerindeki süt verimleri (kg/gün/hayvan), canlı ağırlıkları ve tükettikleri yemlerin isimleri ve miktarları (kg/gün/hayvan) düzenli kayıt altına alınmamıştır. Bu konularda verilen bilgilerin ise tahmini olduğu gözlenmiştir. İşletmelerdeki ineklerin inek başına günlük süt verimlerinin %47.5'i 12-15 kg, %37.5'i 16-20 kg ve %15'i >21 kg biçiminde sıralanmaktadır. İşletmelerden alınan süt örneklerinin kuru madde (KM), yağ, protein ve üre düzeyleri sırasıyla %52.5 = %11.6-12.5, %77.5 = %2.5-3.5, %40 = %3.3-3.5, %80 = 10 - 20 mg/dl aralığında olduğu tespit edilmiştir. Takibe alınan işletmelerde ineklerin ilk buzağılama yaşının daha çok (%32.5) 24 aylık yaşta yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Ortalama iki doğum aralığı işletmelerin %57.5'inde 12 ve 13 ay olduğu ortaya konulmuştur. İncelenen işletmelerin tamamında geçiş dönemi belemesi uygulanmamaktadır. İşletmelerin %47.5'inde, hayvanlara verilen yemlerin miktarları ve hayvanların ihtiyaçları, ineklerin süt verimi ve canlı ağırlığına bakılarak belirlendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte hayvanların hepsine aynı miktarda yem verenlerin oranı %20, sadece süt verimine bakarak verdiği yemi artırıp azaltanların oranı ise %15 olarak bulunmuştur. İşletmeciler yaz ve kış dönemlerinde hayvanlarını daha çok 3 öğün üzerinden olmak üzere 2- 3 öğün beslemektedirler. İşletmelerin %92.5'i hayvanlara grup yemlemesi uygulamaktadırlar. İşletmelerin tamamında yıl boyu buğdaygil samanları yedirilmektedir. Buğdaygil samanları işletmelerin %84'ünde patozdan geçirildikten sonra hayvanlara verildiği anlaşılmıştır. İşletmelerin %70'inde kuru ot bulunduğu, bunların %64'ünde kuru otun doğranarak hayvanlara verildiği belirlenmiştir. İşletmelerin %62.5'inde yaş yonca biçildiği şekliyle pörsütmeden hayvanlara verildiği saptanmıştır. İşletmelerin kışın silajı daha çok kullandıkları (%87.5) tespit edilmiştir. Yaz döneminde hayvanlara verilen yemler arasında, buğdaygil samanları işletmelerin %95'inde, karma yem (fabrika yemi) %87.5'inde, Arpa-buğday ezmesi %75'inde, yonca %72.5'inde, kepek %60'ında ve %35'inde ise mısır silajı kullanıldığı tespit edilmiştir. Buna karşın kış döneminde işletmelerin %95'inde buğdaygil samanı, %95'inde karma yem (fabrika yemi), %82.5'inde arpa-buğday ezmesi, %52.5'inde yonca, % 65'inde kepek ve mısır silajı ise %87.5'inde kullanıldığı tespit edilmiştir. İşletmelerdeki buğdaygil samanının tamamının 5 cm den küçük olduğu, kullanılan samanların da %2'si 2.5 cm den , %34'ü 1 cm den , %25'i 0.5 cm den, %18'i 0.3 cm den büyük, %21'i ise 0.3 cm den küçük partikül büyüklüğüne sahip olduğu saptanmıştır. Doğranarak verilen kuru yoncanın %60'ı 5 cm den büyük, fiğin ise %46'sı 5 cm den büyük partikül büyüklüğüne sahip olduğu gözlenmiştir. Mısır silajının partikül büyüklüğü İşletmelerin tamamında 5 cm den küçük olduğu, kullanılan mısır silajların %6'sı 2,5 cm den, %57'si 1 cm den, %30'u 0.5 cm den, %6'sı 0.3 cm den büyük, %1'i ise 0.3 cm'den küçük partikül büyüklüğüne sahip olduğu saptanmıştır. İşletmelerden alınan fabrika yem örneklerinin yaklaşık %97.2'sinde %2'den az, %85.8'inin de %1,5'den az üre içerdiği tespit edilmiştir. İşletmelerde hayvanların rasyonlarının NRC standartlarına göre KM, HP ve NEL düzeyinin sırasıyla %45 düşük- %55 yüksek, %42.5 düşük- %57.5 yüksek ve %22.5 düşük- %77.5 yüksek olduğu tespit edilmiştir. İşletmelerde görülen sağlık problemleri arasında %60 ile mastitis birinci sırada yer alırken; bunu, %47.5 ile birden fazla suni tohumlama, %35 ile güç doğum, %25 ile ayak problemleri, %22.5 ile hipokalsemi ve buzağı ishalleri, %15 ile de göbek iltihabı izlemektedir. Sonuç olarak; Bu çalışmada, Elazığ ilinde beslenmede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin süt ineği beslemesi konusunda bilgi birikimi ve eğitim seviyesinin düşük olduğu, yenilikleri gereği gibi takip etmedikleri, yeterli danışmanlık hizmeti almadıkları, süt ineklerinde geçiş dönemi beslemesi uygulamadıkları, düzenli bir kayıt tutmadıkları, araştırma kapsamında yapılan analizlerin değerlendirmesine göre verdikleri bilgilerde çelişkilerin olduğu gözlenmiştir. Bu durumun düzeltilmesi için, süt ineği işletmecileri kendilerinin bir işletmeci olduklarının farkına varıp gereğini yapmaları gerekir. Anahtar Kelimeler: Süt İneği, Besleme Bilinci, Geçiş Dönemi, Verim Düzeyi

ElazığHayvan yemleriHayvancılık+5
Ahmet Mamak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Silajlık mısırdan laktik asit bakterilerinin izole edilmesi, tanımlanması ve silaj üretiminde inokulant olarak kullanılma olanakları

Bu çalışma, Elâzığ merkez köylerinden alınan farklı mısır hasılı örneklerinden laktik asit bakterilerini (LAB) izole etmek, tanımlamak ve laboratuvar koşullarında çoğaltarak mısır silajına inokulant olarak kullanılma olanaklarını tespit etmek amacıyla yapıldı. Araştırmada 16 farklı mısır tarlasından mısır yaprakları (Zea mais) alındı ve laboratuvara getirilerek uygun yöntemlere göre LAB'ların izolasyon ve identifikasyonu yapıldı. Seçilen LAB içinden 4 farklı bakterileri türü inokulant olarak kullanıldı. Denemede hiçbir katkı yapılmayan grup kontrol (K), ticari bir firmadan temin edilen ve içeriğinde Lactobacillus buchneri (L.BUC) olan grup pozitif kontrol, Lactobacillus pentosus (L.PEN), Leuconostoc mesenteriodes (L.MEZ), Lactobacillus brevis (L.BRE) ve Laktobacillus fermentum (L.FER) türleri ise deneme gruplarını oluşturdu. İnokulantlar silaj materyaline 1 x 106 kob/g KM olacak şekilde karıştırıldı ve 1.8 litrelik anaerobik vakumlu kavanozlara sıkıştırılarak dolduruldu. Fermantasyonun 5, 10, 15, 30, 60 ve 90. günlerinde her gruptan üçer kavanoz açılarak analizleri yapıldı. Silajlara inokulant katılması pH değerini hızla düşürdü. Fermantasyon sonunda en düşük pH değeri L.BRE ve L.FER gruplarında, en yüksek ise L.BUC grubunda elde edilmiş ve farklılık önemli bulunmuştur (P<0.001). Fermantasyonun 5. gününde inokulant katılan gruplarda laktik asit (LA) önemli düzeyde artmış, 30. günde en yüksek LA düzeyi L.FER grubunda görülmüştür (P<0.05). Deneme gruplarında başlangıçta düşük olan asetik asit (AA) düzeyi fermantasyonla birlikte yükselmeye başlamış ve 30. Günde en yüksek AA düzeyi L.BUC grubunda görülmüştür (P<0.05). Araştırma gruplarında fermantasyonun 15. gününden itibaren maya sayılarında önemli azalmalar görülürken, 30. Günden sonra bütün gruplarda küf tespit edilmemiştir. Bu sonuçlara göre, silajlık mısır bitkisinin doğal mikroflorasındaki bakterilerden seçilen laktik asit bakterilerinin, ticari inokulantlar kadar silaj fermantasyonu olumlu yönde etkilediğini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Mısır silajı, laktik asit bakterileri, inokulant, doğal flora

Hayvan yemleriHayvanlarda beslenmeLaktik asit+4
Mehmet Yılmaz
Fırat University
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Pazarlanma şansı azalan karpuzlardan hayvan beslemede kullanılabilecek dayanıklı ve katma değerli ürünler üretme olanaklarının araştırılması

Bu projede pazar dışı kalma durumunda olan karpuzların kabuk, çekirdek ve etli kısımlarının tamamından katma değerli ve dayanıklı karpuz ürünlerini üretmek amaçlanmıştır. Projede hasatı üzerinden 15 gün geçmiş üç farklı karpuz çeşidinden karpuz püresi, karpuz suyu ve karpuz posası adlarında üç ürün üretilmiştir. Bu ürünlerin bir grubuna hiçbir muamele yapılmamış, bu gruba taze ürün adı verilmiş, bir gruba buhar basınçlı ısıl işlem uygulanmış buna asitsiz grup adı verilmiş ve bir gruba buhar basınçlı ısıl işlem + sitrik asit ilavesi uygulanmış buna da asitli grup adı verilmiştir. Proje üç çalışma şeklinde dizayn edilmiştir. Çalışma I'de taze örneklerde, konserve işlemlerinden hemen sonra alınan örneklerde, Çalışma II'de depolama sırasında 0., 30., 90. ve 180. günlerde alınan örneklerde, Çalışma III'te ise konserve kavanozları açıldıktan 0., 2. ve 4. günlerde alınan örneklerde fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve mikotoksin analizleri yapılmıştır. Çalışma I'in sonuçlarına göre her iki muamelede de mikrobiyolojik açıdan pastörizasyon sağlanmıştır. Isıl işlem karpuz ürünlerinin rengini kısmen açmıştır. Karpuza ait koku yerini haşlanmış meyve kokusuna bırakmıştır. Çalışma II'de ise üretimden sonra depoya alınan karpuz ürünleri depolamanın 0., 30., 90. ve 180. günlerde açılan konserve ürünlerinden alınan örneklerde mikrobiyolojik üreme durumları incelenmiştir. Buna göre asitsiz grupta asitli gruba göre daha yüksek toplam mezofilik aerobik bakteri (p<0.0001) ve toplam Clostridia (p<0.002) üremesi tespit edilmiştir. Depolama sürelerinde ise her iki bakteri sayısı 30. ve 90. günlerde 0. güne göre artmış, 180. günde alınan örneklerde ise düşmüştür. Depolama sırasında asitsiz gruplarda asitli gruplara göre daha fazla kapak şişmesi tespit edilmiştir. Kapak şişmesi de üretimden sonra genellikle ilk hafta içinde gözlenmiş, diğer günlerde görülmemiştir. Renk ve koku değişimi de depolama süresince pek gözlenmemiştir. Ancak, şiş kapaklı konservelerde kötü koku diğerlerinden daha fazla hissedilmektedir. Çalışma III'te kullanım süresine ışık tutmak için konserve kavanozlarının kapağı açıldıktan sonra 0., 2. ve 4. günlerde konserve karpuz ürünlerinden alınan örneklerde asitsizlerde asitlilere göre toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı daha yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak, projede asit katkısı + ısıl işlem uygulaması öne çıkmıştır. Her karpuz çeşidinden konserve yapılabilir. Kullanım amacına göre karpuz suyu, karpuz püresi ve karpuz posası üretilebileceği ortaya konmuştur.

Hayvan yemleriHayvancılıkHayvancılık işletmeleri+4
Fatma Terlemez
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Bu araştırma bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü (ZYÖ) katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek üzere planlandı. Bu amaçla 60 günlük yaşta toplam 192 adet dişi bıldırcın (Coturnix Coturnix Japanica), her tekerrürde 12 bıldırcın olacak şekilde 4 tekerrürlü 4 deneme grubuna ayrıldı. Bıldırcınlar tüm deneme süresince yumurtacı bıldırcın kafeslerinde barındırıldı, yem ve su serbest olarak verildi. Aydınlatma 16 saat aydınlık 8 saat karanlık olacak şekilde sağlandı. Deneme 42 gün sürdürüldü ve deneme sonunda her gruptan grup canlı ağırlık ortalamalarına yakın 6'şar hayvan kesilerek kan örnekleri alındı.Bıldırcınlara verilen temel yem; mısır ve soya küspesine dayalı % 19.1 HP, 2940 kcal/kg ME, % 3.0 Ca ve % 0.39 kullanılabilir fosfor, vitamin ve mineral şeklinde hazırlandı. Hazırlanan bu temel yemi tüketen grup Kontrol, temel yeme 200 ppm E vitamini (? tokoferol asetat/kg) katılan grup (Grup E), temel karma yeme 80 ve 120 ppm Oleuropein (OLE) olacak şekilde ZYÖ katılan gruplar OLE-80 ve OLE-120 gruplarını oluşturdu.Deneme sonu canlı ağırlıklar, günlük canlı ağırlık artışı, ortalama günlük yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı (YYO) bakımından gruplar arasında farklılık tespit edilmedi (P>0.05). Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında ortalama yumurta ağırlığı sırasıyla 11.36, 11.62, 11.44 ve 11.28 g olarak ve yumurta randımanı ise % 53.83, 55.95, 54.61 ve 45.25 olarak tespit edildi. OLE-120 grubunun yumurta ağırlığı (P<0.01) ve yumurta randımanı diğer gruplardan istatistiksel olarak daha düşük bulundu (P<0.001). Ölüm oranları yapılan uygulamalardan etkilenmedi (P>0.05). Deneme gruplarında kan glukoz, kolesterol, trigliserit, HDL kolesterol, VLDL kolesterol, LDL kolesterol değerleri birbirine benzer bulundu (P>0.05).Deneme sonu yumurta sarısı örneklerinde bazı besin madde değerleri incelendiğinde; Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında sırasıyla; kolesterol 10.43, 12.07, 13.10 ve 12.28 mg/g bulundu (P<0.01). A vitamini 0.11, 0.06, 0.13 ve 0.10 mg/g (P<0.05), E vitamini değerleri ise 0.95, 3.32, 1.13 ve 1.32 mg/g olarak tespit edildi (P<0.001). D2 ve D3 vitamini bakımından gruplar arası bir farklılık görülmezken, en yüksek stigmasterol değeri OLE-120 grubunda tespit edildi (P<0.05). Karma yemlere ZYÖ katılması yumurta sarısı yağ asitleri düzeyini etkilemedi. OLE-80 grubunda oleik (7.28 ? g/g) ve linoleik (3.76 ? g/g) asit değerleri diğer gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi (P<0.05). OLE-80 grubunda çoklu doymamış yağ asitleri (ÇDYA) (6.19 ? g/g), n-6 (4.36 ? g/g) yağ asidi miktarı ile n-6/n-3 yağ asidi oranı (2.48) en yüksek bulundu.Sonuç olarak; yumurtacı bıldırcın karma yemlerine 80 ppm düzeyinde OLE katılmasının performans üzerine herhangi bir olumsuz etki yapmaksızın, yumurta sarısı oleik (C18:1n9), linoleik (C18:2n6c), n-6 yağ asitleri ile n-6/n-3 yağ asidi oranını artırdığı tespit edildi.

BıldırcınHayvan yemleriKan parametreleri+3
Ayhan Özdemir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcaklık stresine maruz bırakılan bıldırcınlarda rasyona ilave edilen tarçın yağının performans ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Bu araştırma, sıcaklık stresine maruz bırakılan bıldırcınların (Coturnix coturnix Japonica) karma yemlerine farklı dozlarda ilave edilen tarçın yağının performans, karkas özellikleri, antioksidan aktivite, serum glikoz, trigliserit, HDL, LDL ve toplam kolesterol düzeyleri üzerine etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Bıldırcınlar (n=180; 15 günlük yaş), iki farklı çevre sıcaklığı [termonötral (TN) ve sıcaklık stresi (SS)] ve üç farklı tarçın yağı dozu (0, 250 ve 500 mg/kg) olmak üzere 2x3 faktöriyel deneme düzenine göre rastgele 6 gruba ayrıldı.Canlı ağırlık (P<0.01), canlı ağırlık artışı (P<0.05) ve yem tüketimi (P<0.05) üzerine sıcaklık stresinin etkisi önemli bulunurken, tarçın yağının etkisi önemsiz olarak tespit edilmiştir (P>0.05). Yemden yararlanma oranı üzerine hem sıcaklık stresinin hem de tarçın yağının etkileri önemsiz olarak tespit edilmiştir (P>0.05). Sıcaklık stresinin karaciğer oranı hariç diğer karkas parametreleri [sıcak karkas oranı (P<0.05), soğuk karkas oranı (P<0.05), dalak oranı (P<0.001) ve kalp oranı (P<0.01)] üzerine olan etkisi istatistiksel olarak önemli bulunurken, tarçın yağının bu parametreler üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır (P>0.05).Sıcaklık stresinin etkisi ile serum glikoz (P<0.001), trigliserit (P<0.01) ve LDL kolesterol (P<0.001) düzeyleri artarken, sıcaklık stresine maruz bırakılan gruplarda kullanılan tarçın yağının her iki düzeyi de serum glikoz, trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerini azaltmıştır (P<0.01). Sıcaklık stresinin etkisi ile toplam kolesterol düzeyi yükselmiş (P<0.01), HDL kolesterol düzeyi ise düşmüştür (P<0.01). Ancak bu iki parametre üzerine tarçın yağının bir etkisi olmamıştır (P>0.05).Serum MDA düzeyi sıcaklık stresinin etkisi ile yükselmiştir (P<0.05). Serum GSH-Px düzeyi sıcaklık stresinin etkisiyle azalırken (P<0.001), kullanılan tarçın yağının konsantrasyonuna bağlı olarak artmıştır (P<0.001). Serum GSH ve SOD düzeyleri sıcaklık stresinin etkisi ile azalırken (P<0.01), her iki parametre TN500 grubunda artmıştır (P<0.01).Sonuç olarak; temel yeme ilave edilen tarçın yağının performans ve karkas özellikleri üzerine olan etkileri önemsiz bulunmuştur. Diğer taraftan kullanılan tarçın yağı serum glikoz, trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerini azaltarak, serum GSH-Px, GSH ve SOD düzeylerini arttırmıştır. Bu nedenle temel yeme ilave edilen tarçın yağının, bıldırcınlarda önemli bir stres faktörü olan yüksek çevre sıcaklığının olumsuz etkilerini azaltılabileceği ortaya konmuştur.

Bitkisel yağlarBıldırcınHayvan yemleri+5
Fadime Tonbak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yonca silajına tuz ve laktik asit bakteri inokulant ilavesinin silaj kalitesi, fermantasyon profili ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri

Araştırmada yonca bitkisine tuz ve laktik asit bakteri inokulant ilavesinin silaj kalitesi, fermantasyon profili ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla yonca bitkisine tuz, laktik asit bakterisi ayrı ayrı ve birlikte ilave edilerek yonca silajı hazırlandı. Çalışma; katkı maddesi ilave edilmeyen grup (Kontrol grubu), tuz ilave edilen grup (Tuz grubu), laktik asit bakterisi ilave edilen grup (LAB grubu) ve tuz ile laktik asit bakterisinin beraber ilave edildiği grup (TLAB) olmak üzere toplam 4 gruptan oluşmuştur. Her gruptan 5 tekerrür halinde hazırlanan cam kavanozlar içindeki yonca silajları fermantasyonun 7., 14., 30. ve 60. günlerinde açıldı. Silaj örneklerinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapıldı. Buna göre laktik asit bakterisi ilave edilen grupta toplam kalite puanının ve Flieg puanının diğer gruplara göre istatistiksel olarak önemli derecede yüksek olduğu belirlendi. Silaja tuz ile laktik asit bakterisinin hem ayrı ayrı hemde birlikte ilavesiyle kuru madde oranının arttığı, ham sülüloz, asit detergan lif ve nötral deterjan lif içerğinin azaldığı tespit edilmiştir. Silajlar yapıldıktan 60 gün sonra silajda pH değerinin ve amonyak azotu içeriğinin en düşük LAB grubunda olduğu belirlendi. Tuz ve laktik asit bakterisinin ilavesiyle asetik asit ve laktik asidin arttığı, propiyonik asit ve bütirik asidin azaldığı tespit edildi. Tüm gruplarda laktik asit bakterilerinin arttığı ve maya-küf sayısının azaldığı belirlendi. Aerobik stabilite bakımından en iyi sonucun laktik asit ilave edilmiş grupta olduğu görüldü. Sonuç olarak tuz ve laktik asit bakterisinin beraber ve ayrı olarak silaja ilavesi sonucu silaj kalitesinin, fermantasyon profilinin ve mikrobiyel özelliklerinin olumlu etkilendiği görülmüştür. Anahtar Kelimler: Fermantasyon özellikleri, laktik asit bakterisi, tuz, yonca silajı

Hayvan beslemeHayvan yemleriHayvancılık işletmeleri+4
Salih Ergin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afyon ilinde yapılan yonca silajının haftalık olarak olgunlaşma ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Afyon İlinde Yapılan Yonca Silajının Haftalık Olarak Olgunlaşma ve Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi Bu araştırmada; Afyon ilinde yapılan yonca silajının haftalık olarak olgunlaşma ve kalite özelliklerinin belirlenmesi incelenmiştir. Bu amaçla yonca bitkisinden yapılan silaj, paketlendikten sonra 7 hafta boyunca açılmıştır. Her hafta üç farklı silaj paketiden numune alınmış ve analiz edilmiştir. Silaj numunelerinin fiziksel analizleri (DLG puanı, Flieg puanı) ham besin madde analizleri (kuru madde, ham kül, organik madde, ham protein, ham selüloz, ham yağ, asit deterjan fiber, nötral deterjan fiber), amonyak-azotu analizi, pH analizi ve uçuya asidi analizleri yapılmıştır. Buna göre birinci haftadan itibaren koku, renk, strüktür ve toplam puanları doğru orantılı olarak önemli düzeyde artış gözlenmiştir. Silaj kalitesinin 7. günde 'orta' ; 14 ile 42. günler arasında 'iyi'; 49. gün 'pekiyi' nitelikli olduğu tespit edilmiştir. Haftalık olarak silajların kuru madde (65 ℃) miktarında, NH3-N içeriğinde ve Flieg puanında artış; pH değerinde azalma gözlenmiştir. Yonca silajları haftalara göre organik madde içeriği bakımından incelendiğinde birinci haftadan itibaren bir artış söz konusu olurken HS, HP ve HY içerikleri haftalar boyunca azalma göstermiştir. Sialjlarda asetik asit miktarının arttığı, propiyonik asit ile bütirik asit miktarının azaldığı tespit edilmiştir. Laktik asit miktarı fermentasyonun 35. gününde önemli derece artış göstermiştir. Anahtar Kelimler: Fermantasyon özellikleri, laktik asit bakterisi, yonca silajı

AfyonkarahisarFermentasyonHayvan yemleri+5
Bünyamin Aktürk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ilindeki bazı süt sığırı işletmelerinde yemlerdeki aflatoksin B1 varlığının süte geçme durumunun araştırılması

Bu çalışmanın amacı, Burdur ilinde faaliyet gösteren 20 süt sığırı işletmesinde üretilen sütteki aflatoksin M1'in hangi yem hammaddelerinden kaynaklandığını, bu yemi tüketen hayvanların sütlerindeki aflatoksin M1 seviyelerinin saptanmasını ve yem ile süt arasındaki aflatoksin ilişkisini ve toksikasyon risklerini incelemektir. Tüm işletmelerin rasyonlarında kullandıkları yem çeşitlerinden ve süt tanklarından numuneler alınmıştır. Yapılan analizlerde yem numunelerinin %68,23'ünde aflatoksine rastlanmıştır. İşletmelerin kullandığı rasyonları oluşturan hammaddelerde tek tek aflatoksin analizi yapılmış, ölçülen aflatoksin B1 değerleri ile günlük yem tüketimleri çarpılarak ve elde edilen değerler toplanarak günlük total aflatoksin B1 alımı hesaplanmıştır. Yemle alınan total aflatoksin B1 miktarı hayvan başına en düşük 0,108 µg/gün, en yüksek 22,6921 µg/gün olarak tespit edilmiştir. İşletmelerden alınan 20 süt numunesinin 13 tanesinde (%65) aflatoksin M1 tespit edilmiştir. Süt örneklerindeki aflatoksin M1 miktarı en düşük 0,0164 ng/l, en yüksek 0,1772 ng/l olarak tespit edilmiştir. Sütlerde ölçülen aflatoksin M1 değerleriyle günlük süt verimleri çarpılarak total aflatoksin M1 atılımı bulunmuştur. Süt örneklerindeki total aflatoksin M1 miktarı en düşük 0,286 ng/gün, en yüksek 3,7212 ng/gün olarak tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda yemlerdeki aflatoksin B1' in en düşük %0,013, en yüksek %0,7 oranlarında sütle atıldığı gözlemlenmiştir. Geçiş miktarını azaltmak için yem hammaddelerinde aflatoksin oluşumunun düşürülmesi ve sütteki aflatoksin M1 miktarının azaltılmasında toksin bağlayıcının kullanılabileceği önerilmiştir.

AflatoksinlerBurdurHayvan yemleri+6
Cem Çetin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Maş fasulyesinin alternatif kaba yem potansiyelinin araştırılması

Araştırmada maş fasulyesi çeşitlerinden Adıyaman ve Karaman'ın çiçeklenme ve bakla bağlama dönemlerinde biçilmesi ile önce kaba yem potansiyeli ve ardından farklı katkı maddeleri ilave edilerek hazırlanan silaj kalitesi ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla maş fasulyesi silajında arpa ve melas katkı maddeleri ayrı ayrı ve birlikte (arpa+melas) ilave edilerek silaj hazırlanmıştır. Her gruptan 7 tekerrür halinde hazırlanan cam kavanozlar içindeki maş fasulyesi silajlarının örneklerinde fiziksel ve kimyasal ve mikrobiyolojik analizler (tekerrürler birleştirilerek karışımda) yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre melas ilave edilen gruplarda DLG puanları artmış ve 'çok iyi'sınıfına katılmıştır. Yine melas uygulaması ile ADF, NDF ve amonyak azotu içeriklerinde azalma, protein oranında artış meydana gelmiştir. Silaja arpa ve melasın hem ayrı ayrı hemde birlikte katılması ile kuru madde oranının arttığı, ADF ve NDF içeriğinin azaldığı tespit edilmiştir. Katkı maddesinin ilavesi ile pH değeri Adıyaman çeşidinin daha fazla, KM oranı ve Flieg puanı Karaman çeşidinde fazla olarak belirlenmiştir. Katkı maddelerinin ilavesi ile uçucu yağ asitlerinin üzerine olumsuz etkileri olmuştur. Ancak laktik asit özelliğinde Karaman çeşidi ve çiçeklenme dönemindeki biçim ön plana çıkmaktadır. Sonuç olarak, maş fasulyesinden başarılı silaj yapabilmek için Karaman çeşidine melas + arpa kırması katkı maddesi kullanılarak silolanması, bakla döneminde biçimin yapılması önerilebilir.

FasulyeHayvan beslemeHayvan yemleri+3
Özkan Sedat Karaman
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli İli Tavas ilçesi hayvancılık işletmelerinde yem koruma ve depolama uygulamalarının tespiti

Bu çalışma, Türkiye'nin Denizli ili, Tavas ilçesi'ndeki hayvancılık işletmelerinin demografik, coğrafi ve sosyoekonomik özelliklerini ve tarım ve hayvancılık faaliyetlerini incelemeyi amaçlamıştır. Yüz yüze görüşme, 16 mahalledeki 939 işletmeyi en iyi temsil edecek şekilde seçilen %25.24'ünde (237 hayvancılık işletmesinde) yapıldı ve 73 sorudan oluşan bir anket kullanarak gerçekleştirmiştir. işletme sahiplerinin %84,81‟inin ilkokul mezunu, %66,25‟nin 40- 59 yaş arasında ve yaş ortalamasının 51,31 olduğu; %61,71‟inin en az bir kooperatif/birlik üyesi olduğu %96,20‟sinin süt sağım makinası kullandığı, %2,95‟inin yemleme römorku (TMR) ile yemleme yaptığı anlaşılmıştır. işletme sahiplerinin %77,21‟inin yıllık gelirinin 20.000 TL‟nin altında olduğu, işletmelerin yarısının yemin %80‟den fazlasının satın aldıkları, yem bitkisi ekilişlerinin ve silaj üretiminin yetersiz olduğu, %99,16‟sının kaba yemin kalitesini görüntüsünden anladığı, konsantre yemin kalitesini ise %78,90‟ının deneyerek anladığı, beğenirse almaya devam ettiği tespit edilmiştir. Kaba yemin %81,02‟sinin, konsantre yemin %87,35‟nin samanlıkta ve ahır içerisinde muhafaza edildiği %89,87‟sinin ambalajlı yem maddelerini istiflerken ambalajlı yem maddeleri ile yer arasına 10-15 cm ve %71,73‟ünün ambalajlı yem maddeleri ile duvar/tavan arasına 15-20 cm mesafe bıraktığı ve %46,83‟ünün üst üste 6-7 çuval, %36,02‟sinin üst üste 4-5 çuval yem koyduğu, %98,73‟ünün yem kaynaklı zehirlenme olayı yaşamadığı, %98,31‟inin fabrika yemini analiz yaptırmadığı görülmüştür. işletme sahiplerinin yem depolarının sıcaklık ve nemini, konsantre yemin, kaba yemin ve silajın nemini ölçmediği, yemlerde ve sütte aflatoksin analizi yaptırmadığı görülmüştür. işletme sahiplerinin yem depolarının bağıl nem ve ideal sıcaklık değerinin, konsantre yemlerinin depolama koşularını, nem miktarının maksimum değerini bilmediği tespit edilmiştir. Yem depoları boşaldığında ve yeni yem depoya istiflenmeden önce, gerekli temizlik ve dezenfeksiyonun yapıldığı ve yem depolarında kuşlara, kemirgenlere ve haşerelere karşı mücadele edildiği görülmüştür. işletme sahiplerinin tamamının tarım ve hayvancılık konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu düşündüğü ancak hayvan besleme, Rasyon hazırlama ve silaj hazırlama konusunda, profesyonel destek almadığı, hayvan besleme ile ilgili düzenlenecek kurs/panel/seminer/eğitim/toplantıya katılmak istediği belirtilmiştir. Denizli Tavas ilçesindeki işletme sahiplerinin, tarım ve hayvancılık konusunda bilgilerinin yetersiz olduğu, tarım ve hayvancılık konusunda danışmanlık hizmeti almadığı, yem maddeleri depolama ve muhafaza konularında gerekli hassasiyet ve önemin gösterilmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu konularda yetiştiricilerin eğitilmesi ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Denizli ili Tavas ilçesi, Hayvancılık işletmesi, Yem Koruma ve Depolama

Denizli-TavasDepolamaHayvan yemleri+3
Özgür Kurt
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hidroponik sistemlerde üretilen arpa, yulaf, ryegrass ve arpa+yulaf, arpa+ryegrass karışımı yeşil hasıllarının besleme değerlerinin incelenmesi

Bu çalışma arpa, yulaf, arpa+yulaf arpa+ryegrass ve ryegrass tohumlarından elde edilen yeşil hasılların bitki boyu ve besleme değerleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma sonucunda kullanılan tohumların 1 kg'ından 3,360 g ile 6,360 g arasında değişen yeşil ot elde edilmiştir. Tohumlara göre en yüksek kuru madde içeriği yulaf hasılı grubundan ve en düşük ryegrass hasıl grubundan elde edilmiştir. Ham kül içeriği, en yüksek arpa+yulaf hasıl grubunda; en düşük ise ryegrass hasıl grubunda olmuştur. Ham protein içeriği en yüksek yulaf hasılı grubunda, en düşük arpa+yulaf hasıl grubunda olmuştur. Hasılların ham yağ içeriği %1,98 ile %5,28 arasında değişiklik göstermiştir. En düşük ham selüloz içeriği arpa hasıl grubundan elde edilirken en yüksek ham selüloz içeriği arpa+ryegrass hasıl grubundan elde edilmiştir. En yüksek ADF içeriği ryegrass hasıl grubunda kaydedilmiş ve bu değeri sırasıyla arpa+yulaf, yulaf, arpa+ryegrass ve arpa hasıl grupları takip etmiştir. Hidroponik sistemde yetiştirilen ryegrass hasıl grubu %36,41 NDF içeriği ile en yüksek değere ulaşmıştır. Sonuçta, hidroponik sistemlerde arpa tohumunun tek olarak ekilebileceğinin yanı sıra yulaf ve ryegrass tohumlarıyla da karıştırılarak ekiminin mümkün olabileceği tespit edilmiştir.

ArpaHayvan beslemeHayvan yemleri+5
Ahmet Muhammet Bayır
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcınlarda kurkuminin yumurta verimi ve yumurta kalitesi üzerine etkisi

Yüksek çevre sıcaklığı, kanatlılarda oksidatif strese neden olmakta ve bunun sonucunda verim ve performanslarında önemli kayıplar meydana gelmektedir. Bu sorunu gidermek için genellikle rasyona antioksidan etkili doğal ve sentetik maddeler katılmaktadır. Kurkumin, zerdeçalden (Curcuma longa) elde edilen doğal antioksidan etkili bir maddedir. Bu çalışmada, kurkuminin normal şartlarda ve yüksek çevre sıcaklıklarında beslenen bıldırcınlarda yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı, yumurta kalitesi ve yumurta sarısı MDA düzeyleri üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma, 180 adet japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) üzerinde 2x3 (sıcaklık, kurkumin dozu) faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Hayvanlar deneme süresince gün boyu kontrollü odada 22 0C (termonötral, TN grubu; TN0, TN200 ve TN400 grupları) ve 340C'de (sıcaklık stresi,SS grubu; SS0, SS200 ve SS400 grupları) günde 8 saat boyunca yüksek ısı koşullarında (9:00- 17:00 saatleri arası) tutulmuştur. Her iki ortamda da hayvanlar bazal diyet ve farklı düzeylerde kurkumin içeren (0, 200, 400 mg/kg yem) diyetlerde beslendiler. Deneme sonunda TN0, TN200, TN400, SS0, SS200, SS400 gruplarında ortalama yem tüketimleri sırası ile 30.52 g, 30.39 g, 30.57 g, 26.42 g, 27.36 g ve 28.66 g olarak; ortalama yumurta ağırlığı 11.30 g, 11.30 g, 11.32 g, 10.60 g, 10.89 g, 11.01g olarak; yemden yararlanma oranı sırası ile 3.00, 2.93, 2.89, 3.20, 3.02 ve 2.98 olarak; yumurta verimi sırası ile % 90.20, 92.03, 93.44, 78.03, 83.41 ve 87.32 olarak tespit edilmiştir. Yüksek çevre sıcaklığı bıldırcınlarda yem tüketimini, yumurta ağırlığını ve yumurta verimini önemli düzeyde düşürürken (P<0.0001), SS200 ve SS400 gruplarında bu düşüşler sınırlı düzeyde kalmıştır (P<0.0001). Benzer şekilde yüksek çevre sıcaklığı yemden yararlanma oranını düşürürken (P<0.0001), kurkumin katkısı doza bağlı olarak hem TN gruplarında hem SS gruplarında yemden yararlanmayı iyileştirmiştir (P<0.001). Yumurta kabuk kalitesine bakıldığında, yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı ve kabuk kalınlığı çevre sıcaklığına bağlı olarak azalırken (P<0.001), TN gruplarında kurkuminin herhangi bir etkisi gözlenmemiştir (P>0.05). Ak indeksi değerleri her iki grupta da kurkumin dozuna bağlı olarak yükselirken (P<0.05); sarı indeksi, haugh birimi ve yumurta özgül ağırlığı değerleri birbirine benzer çıkmıştır (P>0.05). Yumurta sarısı MDA değerleri TN0, TN200, TN400, SS0, SS200, SS400 gruplarında sıra ile 1.12, 1.11, 1.10, 2.39, 2.09 ve 1.93μm/ml olarak tespit edilmiştir. Serum MDA düzeyleri sıcaklık stresine bağlı olarak yükselirken (P<0.0001), kurkumin dozuna bağlı olarak düşmüştür (P<0.05). Sonuç olarak, sıcaklık stresi altındaki bıldırcınlarda kurkumin ilavesinin oksidatif stresi azalttığı, yem tüketimini ve yemden yararlanma oranını iyileştirdiği, yumurta kalitesini artırdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bıldırcın, kurkumin, performans, yumurta kalitesi, MDA.

BıldırcınHayvan yemleriKurkumin+4
Mahmut İri
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Elbistan Termik Santrali'nin etrafında yetiştirilen sığırların folikül sıvılarında ağır metal ve oksidatif stres parametrelerinin değerlendirilmesi

Termik santraller, çevreye saldıkları zararlı gazlar ve tozlar aracılığıyla ağır metaller yaymaktadır. Bu ağır metallerden su, hava, toprak etkilenmektedir. Buna bağlı olarak insan ve hayvan sağlığı da zarar görmektedir. Çiftlik hayvanları her geçen yıl daha fazla artan yoğunlukta bu kirliliğe maruz kalmaktadır. Bu kirliliğin olası etkilerinden birisi de hayvanların üreme sistemi üzerine olmaktadır. Bu tezde Elbistan Termik Santrali çevresinde yetiştirilen ineklerde ovaryum folikül sıvılarının ağır metal düzeylerinin tespit edilmesi ve folikül sıvısının biyokimyası üzerine olası etkilerini belirlemek için oksidatif stres parametrelerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Elbistan Termik Santrali çevresindeki (n=25) ve Elâzığ'daki (n=14) mezbahalarda kesilen ineklere ait folikül sıvıları kullanıldı. Folikül sıvısında kadmiyum (Cd), kurşun (Pb), cıva (Hg) ölçümleri atomik absorpsiyon spektrometresi ile malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH) düzey ölçümleri ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktivitesi spektrofotometre ile kolorimetrik olarak ölçüldü. Daha sonra elde edilen parametrelerin istatistiki analizleri yapıldı. Sonuç olarak; Elbistan Termik Santrali çevresinde yetiştirilen ineklerin folikül sıvılarında Pb konsantrasyonunun (22,27 ±1,73 µg/dl, P<0,05) ve Elazığ yöresinde yetiştirilenlerde ise MDA konsantrasyonun (85,77 ± 10,40 µmol, P<0,05) yüksek olduğu, ancak Cd, Hg, GSH düzeylerinin ve GSH-Px aktivitesinin farklı olmadığı tespit edildi (P>0,05).

Ağır metallerFoliküler sıvıHayvan yemleri+5
Serkan Ali Akarsu
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Etlik piliçlerde diyetsel Heliotropium Circinatum toksikasyonu üzerine patolojik ve biyokimyasal incelemeler

Bu çalışmada farklı oran ve sürelerde Heliotropium circinatum bitkisinin diyetsel tüketimi ile etlik civcivlerde oluşan patolojik ve biyokimyasal değişimler incelendi. Bu amaçla 0 günlük, 260 adet civciv, 10 gün kontrol grubu rasyonu ile beslendikten sonra 3 (Uzun süreli, Kısa süreli, Saatli) ayrı deneme grubuna ayrıldı.Uzun süreli denemede 80 adet civciv, 20 hayvanlık 4 gruba ayrılarak, 0 (kontrol), %1, 3, 5 (deneme) oranında Heliotropium circinatum içeren rasyonlar ile 6 hafta beslendi. Deneme gruplarında ortalama yaşam süresi, yem tüketimi ve canlı ağırlık kazancının doza bağlı olarak azaldığı saptandı. Klinik olarak iştahsızlık, zayıflama, yem tüketiminde azalma, karında gerginlik ve sarkma görüldü. Karaciğerde atrofi ve fibrozis, safra kesesinde dilatasyon, asites saptanan belli başlı makroskobik bulgular idi. Mikroskobik olarak karaciğerde; hepatoselüler nekroz ve dejenerasyon, megalositoz, periportal, periasiner ve midzonal fibrozis, veno-okluzyon, asinus formasyonları dikkati çekti. Ekstrahepatik olarak; akciğerlerde periarteriyoler fibrozis, ödem, bronkoalveollerde düz kas artışı, kondroid metaplazi; böbrekte tubuler nekroz, intersitisyel nefritis, tubuler megalositozis; kalpte miyofibriller dejenerasyon görüldü. Biyokimyasal olarak, sadece GGT, ALP ve ALT enzim aktivitelerinde değişimler saptandı. PCNA boyama ile yapılan değerlendirmede tüm deneme gruplarında kontrole göre hepatik mitotik indeksin baskılanmış olduğu ortaya kondu.Kısa süreli denemede, 90 adet civciv 3 gruba ayrılarak kontrol, %10 ve 20 bitki içeren rasyonlarla 5 gün beslendi. Klinik olarak; iştahsızlık, durgunluk ve tüylerde kabarıklık görüldü. Makroskobik olarak; karaciğerde hemorajik nekroz, kaslarda kanama, bezli midede konjesyon ve dilatasyon saptanan belli başlı makroskobik bulgular idi. Mikroskobik olarak; en dikkat çekici bulgu karaciğerde masif hemorajik nekrozdu. Ekstrahepatik olarak; akciğerde konjesyon ve perivasküler ödem; böbrekte tubuler nekroz ve dejenerasyon; kalpte miyofibriller dejenerasyon, ödem ve hemoraji gözlendi. PCNA ile boyamada gruplar arasında hepatik mitotik indeks bakımından farklılık gözlenmedi.Saatli denemede, 90 adet civciv kontrol, %10 ve 20 oranında bitki içeren rasyonlarla beslenerek; 6, 12, 24, 36, 48, 60. saatlerde dekapite edildi. Her iki deneme grubunda da, zamana bağlı olarak, kısa süreli denemeye benzer makroskobik ve mikroskobik değişimler gözlendi. Biyokimyasal olarak belirli saatlerden başlayarak; albümin, ALT, AST, ALP ve LDH düzeylerinde farklılıklar kaydedildi.Sonuç olarak bu çalışma ile Heliotropium circinatum bitkisinin belirli oranlarda, etlik piliç yemlerine kontaminasyonunun ağır ekonomik kayıplara neden olabileceği ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Biyokimyasal bulgular, Etlik civciv, Heliotropium circinatum, Patolojik bulgular, Pirolizidin Alkaloitleri.

Biyokimyasal özelliklerHayvan yemleriHeliotropium circinatum+4
Songül Çeribaşı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ yöresinde yaygın olarak kullanılan yemlerin bakteri ve mantar bakımından hijyenik durumu üzerine bir araştırma

?8 5. ÖZET Bu araştırma, Elazığ yöresinde üretim yeri, depo ve yemliklerden alınan 204 adet yem hammaddesi ile 148 adet karma yemin, "üretim-depolama- yedirme" zinciri içerisinde, bakteri ve mantar florasını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Üretim yeri ve depolardan alman örneklerde ham su düzeyi, ortalama olarak sırasıyla, tahıllarda % 10.26 ve 112.73, küspelerde 19.99 ve 112.25, hayvansal yemlerde %' 9.75 ve 111.92, premikslerde ^8.25 ve 110.92, şeker üretimi yan ürünlerinde de % 54.03 ve % 59.81 oranında tespit edilmiştir. Üretim yeri, depo ve yemliklerden alman karma yem örneklerine ilişkin ham su düzeyleri, ortalama olarak sırasıyla, % 11.77, 13.12 ve 13.73 şeklinde bulunmuştur. Üretim ve depo yerlerinden alman tahıl taneleri, küspeler, hayvansal yemler, şeker üretimi yan ürünleri ve premikslere ilişkin örneklerde bakteri sayılan, sırasıyla, 1023x1 O3 ve 2200x1 03, 8 12x1 03 ve 2 143x1 03, 1020x1 03 ve 2060x1 03, 1560x1 03, ve 3345x1 03, 206xİ03 ve 385x1 03 adet/g, küf sayılan ise, sırasıyla, 10.9x1 03 ve 30.8x1 03, 6.6x1 03 ve 23x1 03, 8.4x1 03 ve 20.5x1 03, 11. 6x1 03 ve 36.5x1 03, 1.7x1 03 ve 5.3x1 03 adet/ g olarak tespit edilmiştir. Üretim yerleri ve depolardan alman örneklerdeki bakteri sayıları arasındaki fark, arpa (p<0.001), buğday, mısır (p<0.05), soya fasulyesi (p<0.001), pamuk tohumu (p<0.05) ve ay çiçeği tohumu (p<0.01) küspeleri, balık unu (p<0.001), et-kemik unu (p<0.001), melas (p<0.001), yaş şeker pancarı posası (p<0.001), mineral premiksleri ve vitamin prerniksleri (p<0.05) için istatistik! olarak önemli bulunmuştur. Vine, üretim yeri ve depolardan alınan örneklerde küf sayıları arasındaki fark da arpa (p<0.001), buğday, mısır (pıO.001), soya fasulyesi, ay çiçeği (p<0.001), pamuk tohumu küspeleri (p<0.05), balık unu (p<0.05), et-kemik unu (p<0.001), melas (p<0.001), yaş şeker pancarı posası (p<0.001), mineral premiksleri(p<0.001) ve vitamin premiksleri (p<0.01) için istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Öte yandan, ham su düzeyi ile bakteri (r=0.90) ve küf sayılan (r= 0.91), depolanma süreleri ile bakteri (r=0.73) ve küf sayıları (r= 0.95) arasında sıkı bağıntılar bulunmuştur. Üretim yeri, depo ve yemliklerden alman ruminant karma yemlerine ilişkin ortalama bakteri sayıları, sırasıyla, 1436x1 03, 4043x1 03 ve 5736k i O3 adet/g, küf sayıları da 12.23x1 03, 36.63x1 03 ve 58.06x1 03 adet/g olarak bulunmuştur ve üretim yeri, depo ve yemliklere ilişkin örneklerde bakteri ve küf sayılan arasında önemli(p<0.001) fark bulunmuştur. Kanatlı yemlerinde ise, bakteri sayıları, sırasıyla, 1396x1 03, 3020x1 03 ve 4053x1 03 adet/g, küf sayıları da 13.5x1 03, 24.lx103 ve 40.8x1 05 adet/g olarak tespit edilmiştir. Örnek alma yeri bakımından civciv yemi, piliç yemi(p<0.001> ve yumurta yemi (p<0.05) örneklerine ilişkin bakteri sayıları arasında önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Civciv yemlerine ilişkin küf sayıları arasında önemli bir fark bulunmazken, piliç ve yumurta yemi örneklerine ilişkin küf sayıları arasında önemli farklılıklar (p<0.001) görülmüştür. Karma yemlerde ham su düzeyi ile bakteri (r=0.75) ve küf (r=0.85) sayılan, depolanma süresi ile de bakteri (r=0.92) ve küf (r= 0.96} sayıları arasında sıkı bağıntı bulunmuştur. Yüksek düzeyde mikroorganizma taşıyan yemlerde bile salmonellalara rastlanılmazken, E. coli'ye % 72.72, Aerop sporlular'a 1100, Streptokoklara % 62.5, Mikrokoklara % 59.4, Diplokoklara 1 49.9, Koagulaz Negatif Stafilokoklara % 46.9, Pseudomonaslara % 9.4, Proteuslara 1 28, E. aglomeransa % 31.3 oranlarında rastlanılmıştır. Küflerin identifikasyonunda ise, Aspergilluslara % 65.62, Penicilliumlara % 40.62, Fusariumlara % 56.25 ve Rhizopuslara % 50 oranında rastlanılmıştır.

BakterilerElazığHayvan yemleri+2
Kazım Şahin
Fırat University · Institute of Health Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Elazığ bölgesi kanatlı yemlerinde bulunan mantar türleri ile bazı mikotoksinlerin düzeyleri üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Elazığ bölgesi fabrika ve işletmelerinden alınan kanatlı yem hammaddeleri ve karma yemlerindeki küf mantarı sayılan ile aflatoksin ve Okratoksin A düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yem hammaddeleri ve karma yemlerin ham su düzeyleri arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Alınış yerlerine göre küf mantarı sayılan, yem hammaddelerinden en çok mısırda (2.3x1 O**), fabrika karma yemlerinden de etlik piliç yeminde (9.5x1 04) bulunmuştur. Küf mantarı sayıları ortalama olarak yem hammaddeleri için 1.0x 1 04 adet/g, fabrikadan alman karma yemler için 2.3x1 04 adet/g ve işletmelerden alınan karma yemleri için 5.6x1 04 adet/g olarak tespit edilmiştir. İzole edilen küf mantarları Aspergillus, Penici İH um, Fusarium, Rhizopus ve Mucor türleridir. Vem hammaddelerinden mısırda predominant küf mantan %15 lik oranla Fusarium, arpada $33.33 ile Mucor, buğdayda 133.33 ile Fusarium ve Rhizopus türleri, soya fasulyesi küspesinde $28.57 ile A.fumigatus, Rhizopus ve Mucor, balık ununda 133.33 ile Fusarium, pamuk tohumu küspesinde de 116.66 ile A.glaucus, A.ochraceus, Fusarium, Rhizopus ve Mucor, et-kemik ununda ise 116.66 ile A.flavus, A.paraciticus, A.versi color, Fusarium ve Mucor türleri tespit edilmiştir. Karma yemlerden de ise etlik civciv yeminde en çok &5Ö.0 ile Rhizopus, yumurta civciv yeminde $37.50 lik bir oranla Penicillium ve Mucor, piliç büyütme yeminde %40 lik oranla Rhizopus, piliç geliştirme yeminde 150 ile Penicillium, etlik piliç yeminde &57.14 ile Fusarium, yumurta yemi l.döneminde %66.66 ile A.flavus, ll.dönemde 157.14 lik bir oranla Mucor türlerine rastlanılmıştır.Yem örneklerinde ince tabaka kromatografi yöntemi ile Aflatoksin Bj B2, Gj, 62 ile Okratoksin A analizi yapılmıştır. Aflatoksin B\ 22 yem örneğinde (^ 21.78) ortalama 5.314 ppb düzeyinde, Aflatoksin B2/ 2 örnekte (% 1.98) ve Aflatoksin Gj 1 örnekte {% 0.99) iz düzeyde tespit edilirken, Aflatoksin G2 ye rastlanılmamıştır. Öte yandan, Okratoksin A, 6 yem örneğinde {% 5.94) ortalama 1.9 ppb düzeyinde bulunmuştur. Depolama süresi ile Aflatoksin ve Okratoksin A düzeyleri arasında olduğu gibi ham su düzeyi ile toksin düzeyleri arasında da yakın bir bağıntı tespit edilmiştir.

AflatoksinlerElazığHayvan yemleri+4
Nurhan Şahin Doğukan
Fırat University · Institute of Health Sciences
1994
00
DoctorateOpen AccessTR

Toklularda iki farklı protein ve kaba yem kaynağının besi performansı, ham besin maddelerinin sindirilme derecesi ve ruminal fermentasyon üzerine etkisi

Bu araştırmada, kum ot olarak kullanılan arpa-fîğ hasılının, balyalama zamanına göre (ö.00-^.00 saatleri arasında 3 'er saatlik dilimlerde) ham besin madde bileşimlerindeki farklılıkları ve kuzularda iki farklı protein kaynağı (soya fasulyesi küspesi ve pamuk tohumu küspesi) ile kaba yem kaynağının (saman ve arpa-fîğ hasılı) besi performansı, ham besin maddelerinin sindirilme derecesi ve ruminal fenmantasyon üzerine etkisi incelenmiştir. Denemede, ortalama 20 kg canlı ağırlıkta 4 aylık yaşta 28 baş Akkaraman kuzu kullanılmıştır. Araştırma 2x2 faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Araştırma rasyonlan enerji ve ham besin madde düzeyleri birbirine eşit olacak biçimde NRC standartlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Araştırma gruplarını ise, rasyonlara giren protein ve kaba yem kaynaklan belirlemiştir. Buna göre bileşiminde soya fasulyesi küspesi bulunan I.grubu, pamuk tohumu küspesi bulunan EL grubu, saman bulunan IH. grubu, arpa-fîğ hasılı bulunan IV. grubu oluşturmuştur. NRC standartlarına göre hayvanların ihtiyacı değiştiğinden araştırmanın 0-56. Günler arasında verilen rasyonlann bileşimi (I. Dönem) 56 - 112. günler arasında verilen rasyonlar da ihtiyaca uygun olarak değiştirilmiştir (EL Dönem). Balyalama zamanı en fazla ham protein ve ham selüloz düzeyini etkilemiştir (PO.05). Nitekim saat 06.00 -09. °° arasında en yüksek HP ve en düşük HS düzeyi tespit edilmiştir. İlerleyen saatlerde ise hasılın HP oram düşerken, HS oram yükselmiştir. Toplam yem kuru madde tüketimi, gruplarda sırasıyla 1762.58, 1820.23, 1655.49, 1937.30 g KM olarak tespit edilmiştir. En yüksek yem tüketimi arpa-fiğ hasıllı grupta saptanmıştır. Gruplarda canlı ağırlık artışları sırasıyla, 259.57, 233.74, 240.75, 252.55 g/gün olarak bulunmuştur. Bu çalışmada günlük canlı ağırlık artışına soya fasulyesi küspesi ve arpa- fiğ hasılının etkisi istatistiksel olarak önemli olduğu ortaya konmuştur (PO.05). Ancak, yemden yararlanma açısından aynı etki devam etmemiştir. Kuru madde, ham protein, ham selüloz ve azotsuz öz maddenin sindirilme derecesi rasyona soya fasulyesi küspesi ilave edilmesi ile yükselmiştir (PO.05). Organik madde, ADF ve NDF'nin sindirilme derecesi özellikle araştırmanın ikinci döneminde rasyona katılan soya fasulyesi küspesi ve arpa- fiğ hasılının katılmasıyla yükselmiştir (PO.05).53 Rumen sıvısının pH değerleri gruplar arasında önemli bir fark göstermemiştir. Araştırmanın birinci döneminde rumen sıvısındaki amonyak değeri rasyona soya fasulyesi küspesi ve arpa-fîğ hasılı katılınca önemli düzeyde artarken, II. Dönemde ise soya fasulyesi küspesinin yükselttiği saptanmıştır. Başlangıç rasyonlannda rumen sıvısındaki toplam uçucu yağ asidi konsantrasyonu rasyona SFK ve arpa-fiğ hasılı katılmasıyla önemli düzeyde değişmemiştir, n. dönem rasyonlannda yemlemeden dört saat sonra alınan örneklerde söz konusu yemlerin katılmasıyla toplam uçucu yağ asidi konsantrasyonu önemli düzeyde yükselmiştir (PO.01).

Besi performansıHayvan yemleri
Pınar Tatlı
Fırat University · Institute of Health Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yöntemlerle konserve edilen körpe mısır hasılının koyunlarda ruminal fermantasyon ve besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine etkisi

34 5. ÖZET Bu çalışmada, Elazığ'da tahıl haşatından sonra, ikinci ürün olarak silajlık mısırın yetiştirilme olanağı ile birlikte, iklim koşullan nedeniyle körpeyken biçilmek zorunda kalınan silajlık mısır hasılının, farklı yöntemlerle konserve edilmesinin silaj kalitesi, ruminal fermantasyon ve ham besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 6x6 Latin Kare Deneme Düzeninde ve 6 aylık aynı canlı ağırlıkta 6 baş İvesi ırkı erkek toklu üzerinde yürütülmüştür. Araştırma grupları ise, konserve yöntemlerine göre belirlenmiştir. Buna göre, biçildiği gün yaş olarak silolanan Y grubunu, 24-48 saat toprak üsütünde pörsütülerek silolanan Pt grubunu, 24-48 saat çatı altında pörsütülerek silolanan Pç grubunu, HC1 ile işlenmiş samanla karılarak (%20 saman + %80 yaş hasıl) silolanan Y+S grubunu, toprak üstünde kurutulan Kt grubunu ve çatı altında kurutulan Kç grubunu oluşturmuştur. Silo materyallerine göre tüm silaj gruplarında ham kül, ham selüloz, acid detergent fiber ve ham yağ düzeyleri yükselmiş, kuru madde, organik madde, ham protein, neutral detergent fiber ve azotsuz öz madde düzeyleri de düşmüştür. Fermantasyon ürünlerinden laktik asit düzeyi Y+S grubunda, NH3-N düzeyi ise Y grubunda daha yüksek bulunmuştur. Beta-Karoten düzeylerinde, taze materyallerine göre, tüm gruplarda bir düşme meydana gelirken, bu düşüş en fazla olarak Kt grubunda ve en az olarak da Y grubunda gerçekleşmiştir. Rumen sıvısının pH'sı, her üç ölçümde de, kuru ot gruplarında silaj gruplarına göre yüksek çıkmış, en düşük değer de, Y+S grubunda saptanmıştır (p<0.05). NH3 konsantrasyonu ise, en yüksek değere Y grubunda ulaşmış (p<0.05), diğer gruplar arasında pek fark görülmemiştir. Toplam uçucu yağ asidi, asetik asit, propiyonik asit ve butirik asit konsantrasyonu, kuru ot gruplarında silaj gruplarından daha düşük bulunurken (p<0.05), silaj gruplarındaki en düşük değerler ise, butirik asit hariç, Y grubunda tespit edilmiştir (p<0.05). Kuru madde, ham kül, organik madde, ham selüloz, ham protein, ham yağ ve azotsuz öz maddenin sindirilme dereceleri, en yüksek değere çatı altında porsutulmuş materyalle yapılmış silaj grubunda ulaşırken, bunu Y+S ve Pt grupları izlemiştir (pAnahtar Kelime: Fermentasyon = Fermentation ; Hayvan yemleri = Animal feeds ; Koyunlar = Sheep ; Mısır = Maize

FermentasyonHayvan yemleriKoyunlar+1
Fuat Gürdoğan
Fırat University · Institute of Health Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok amaçlı karar vermede etkileşimli programlama ve kaliteli kanatlı yemleri için bir uygulama

ÇOK AMAÇLI KARAR VERMEDE; ETKİLEŞİMLİ PROGRAMLAMA VE KALİTELİ KANATLİ YEMLERİ İÇİN BİR UYGULAMA (Doktora Tezi) İhsan ALP BA21 ÜMİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ EMSTiTüSü Eylül 1990 C»2 70 ve 80' li yıl larda Çok amaçla karar vermenin etkileşimli programlama dalında pek çok algoritma geliştirildi. Bu araştırmada sözü edilen algoritmaların önce teorik temelleri incelendi. Ardından algoritmanın adımları ve diğer bilgiler verildi. Çalışmanın üçüncü bölümünde» Kor honen ve Laakso'nun görsel etkileşimli algoritmasında adım büyüklüğü sağ taraf parametrik programlama kullanılarak çok amaçlı bir karar destekleme sistemi oluşturuldu. Geliştirilen çok amaçlı karar destekleme sistemi kullanılarak kaliteli kanatlı yemleri için bir uygulama yapıldı.

Etkileşimli programlamaHayvan yemleriÇok amaçlı karar verme
İhsan Alp
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı mısır çeşitlerinin tane verimleri ile silaj ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Ülkemiz hayvancılığının en önemli sorunu, kaliteli kaba yem açığımızın fazla olmasıdır. Türkiye'de hayvancılıkta ve tarla tarımı içinde önemli bir paya sahip olan mısır, geniş adaptasyon yeteneği ile ana ürün ve ikinci ürün olarak yetiştirilebilen bir kültür bitkisidir. Mısır bitkisinin yüksek birim alan verimi, silaj kalitesi ve besin değeri gibi özelliklerinden dolayı ülkemizde mısır üretimi giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmada Diyarbakır ekolojik koşullarında ikinci ürün silajlık mısır olarak yetiştirilebilecek bazı mısır çeşitlerinin tane ve silaj verimlerinin ve silaj kalitelerinin saptanarak üreticilerin taleplerini karşılayacak mısır çeşitlerinin önerilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada materyal olarak 3 farklı tescilli silajlık mısır çeşidi (Pioneer-1921, KWS Klips ve Syngenta Lucroso) kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak Diyarbakır İli Bismil İlçesi 2017 yılı ana ürün buğday sonrası ikinci ürün çiftçi tarlalarında yürütülmüştür. Araştırmada yetiştirilen mısır bitkilerinde tane verimi ve verim unsurları ile yeşil ot verimi ve silaj kalitesi gibi karakterler incelenmiştir. Bu araştırmada silajlık mısır çeşitlerinin; bitki boyu (243.7-299 cm),bitki sap çapı (2.17-2.40 cm), yeşil ot verimi (3800.0-4213.3 kg/da), tepe püskülü çıkarma süresi (62.7-81.0 gün), koçan püskülü çıkarma süresi (90.7-110.7 gün), koçan sayısı (1.67-2.00 Adet),koçan çapı(2.43-4.50cm), bin tane ağırlığı (0-189.73 g), koçan tane verimi (0-889 g) gibi tarımsal karakterler ile silaj pH değeri (4.05-4.28), Asit deterjanda çözünmeyen lif oranı (ADF) (% 30.92-33.90), Nötral Deterjanda çözünmeyen lif oranı (NDF) (% 56.91-59.91) ve ham protein oranı (% 6.52-7.48) gibi silaj kalitesini belirleyen karakterler istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Sygenta.Lucroso çeşidinin yukarıda bahsedilen verim unsurları yönünden üstün değerler gösterdiği ve tepe püskülü ve koçan püskülü çıkarma gün sayısı yönünden daha erkenci olması ayrıca hayvan besleme öğesi olan önemli kalite unsuru ham protein bakımından da diğer çeşitlere oranla üstün değerler gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Hayvan yemleriSüt verimiTarımsal verimlilik+2
Muhammed İsmail Akyıldız
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00

Related subjects