Hayvan yemleri

64 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Arpa ve buğday çeşitlerinin besin madde ve fiziksel özelliklerinin yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile belirlenmesi

Yapılan bu tez çalışması; yemlik olarak kullanılabilen buğday ve arpa çeşitlerinin, besin madde ve fiziksel özelliklerinin, yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile ortaya konabilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma için 6 adet buğday (Selimiye, Pehlivan, Golia, Kızıltan91, Zenit, NKÜZiraat) ve 6 adet arpa çeşidi (Bolayır, Barberousse, Lord, Martı, Sladoran, Harman) kullanılmıştır. Çalışmada danelerin fiziksel ölçümleri yapılmış, stereo ve elektron mikroskobu ile mikro fotoğrafları çekilmiştir. Dane ve öğütülmüş numunelerde renk ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca tüm örneklerin besin madde içerikleri de belirlenmiştir. Buğday ve arpa çeşitlerindeki analizler sonucunda çeşitler arasında belirgin besin madde farklılıklarının olduğu ve bazı çeşitlerde bu durumun fiziksel ölçümler ile mikroskopik olarak yapılan gözlemlerle de ilişkili olabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak; besin madde kapsamlarının geleneksel metotlar olan laboratuar analizleriyle belirlenmesi yanı sıra, yapılacak morfometrik ve mikroskobik ölçümlerin yemlik olarak kullanılan tahılların kalitesinin belirlenmesinde kullanılması yem kalitesinin belirlenmesinde yardımcı olacak bir yöntem olarak fayda sağlayacaktır.

Durum buğdayıEkmeklik buğdayHayvan yemleri+1
Aziz Atalay Şireli
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Propiyonik asit ilavesinin toplam rasyon karışımı yemlerin kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri üzerine etkileri

Bu araştırmada, farklı düzeylerde propiyonik asit ilavesinin toplam rasyon karışımı yemin kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, propiyonik asit temeline dayalı katkı maddesinin (%0, 1,5, 3,0 ve 4,5) dört farklı dozunun, 26 oC ve 30 oC depolama koşullarında etkisi araştırılmıştır. Yem örnekleri her muamele grubunda 3'er tekerrür olmak üzere aerobik stabilite testine tabi tutulmuştur. Aerobik stabilitenin 0, 2., 4. ve 7. günlerinde yem örneklerinde kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelere ilişkin analizler yürütülmüştür. Bunlara ilaveten, T200IR marka termal kamera ile yem örneklerinde görüntüleme yapılmış ve elde edilen veriler ThermaCAM software programında değerlendirilmiştir. Araştırmada katkı maddesi ilavesi toplam rasyon karışımı yemin pH, kuru madde (KM), nötral çözücülerde çözünmeyen karbonhidrat (NDF) ve maya içeriklerini düşürmüş, ham protein (HP), ham yağ (HY), suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK), laktik asit (LA) ve laktik asit bakteri (LAB) içeriklerini yükseltmiş, küf gelişimini ise önlemiştir. Araştırma sonucunda, toplam rasyon karışımına farklı oranlarda propiyonik asit ilave edilmesinin aerobik stabiliteyi iyileştirdiği sonucuna varılmıştır.

Hayvan yemleri
Ahmet Aslım
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı düzeylerde kekik yaprağı ilavesinin yonca kuru otunun in vitro sindirim parametrelerine etkisi

Bu projede, farklı düzeylerde kekik yaprağı ilave edilen yonca kuru otunun in vitro KM, OM sindirilebilirliği, ME düzeyleri ile rumen parametrelerine etkisinin belirlenmesi öngörülmüştür. Bu amaçla yonca kuru otuna sırası ile %2, 4 ve 6 düzeyinde kekik yaprağı ilave edilerek daisy inkübatörde 48 saat inkübasyona bırakılacaktır. İnkübasyonun başında ve sonunda rumen parametrelerinin belirlenmesi amacı ile rumen sıvı örnekleri alınacaktır. Bu örnekleme periyodunda da in vitro sindirim parametreleri belirlenecektir. Dünya'da ve ülkemizde giderek etkilerini artırmakta olan sera gazı salınımının iştirakçısı olan çiftlik hayvanlarının tüketmiş oldukları besin maddelerinin rumende fermantasyonu sonucu doğal olarak metan gazı oluşmakta ve böylelikle hem ekolojik riskler hem de önemli oranda enerji kaybı söz konusu olmaktadır. Hayvansal ürünlere olan talebin karşılanması ve artan hayvansal üretim faaliyeti açısından ruminantlarda besin maddelerinin sindirim parametrelerinin, söz konusu hayvan lehine aromatik bitkiler ile değiştirilmesine yönelik araştırma alanı oldukça günceldir. Dolayısıyla bu yüksek lisans tezinden elde edilebilecek sonuçların, hayvan besleme alanına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Hayvan beslemede büyüme uyarıcıları olarak kullanılan antibiyotiklerin çiftlik hayvanlarında kalıntı bırakması ve dirençli bakterilerin gelişimini artırması nedeniyle alternatif doğal maddelerden yararlanma öncelik kazanmıştır. Bu maddeler içerisinde yer alan kekik yapraklarının bünyesinde bulunan etken maddelerin antimikrobiyal ve antioksidan etkileri sayesinde rumen fermantasyonu ve besin maddelerinin sindiriminde önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir. Dolayısıyla yöreye özgü doğal olarak yetişen kekik bitkisinin ruminantlarda sindirim ve rumen parametrelerine etkisinin tespiti de bitkinin bünyesindeki aktif bileşiklerin etkinliğinin bilinmesi bakımından önemlidir.

Hayvan yemleriHayvancılıkKekik+5
Emir Köseoğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suda çözünebilir karbonhidrat kaynağı olarak elmanın yaş şeker pancarı posası silaj kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, buğday kepeği ile kuru madde oranı %25'e çıkarılan yaş şeker pancarı posasına %5 ve %10 oranında elma ilavesi ile hazırlanan yaş şeker pancarı posası silajının kalite parametreleri incelendi. Bu amaçla, yaş şeker pancarı posasının kuru maddesi %25 olacak şekilde buğday kepeği ilavesi yapıldıktan sonra, ağırlık esasına göre, farklı seviyelerde (%5 ve %10) elma (altın çekirdek) ilavesi yapılarak laboratuar siloları hazırlandı. Her gruptan 10 tekerrür hazırlanan cam kavanozlar 60 gün sonra açıldı. Silaj örneklerinde fiziksel ve kimyasal analizler yapıldı. Koku, dış görünüş ve renk bakımından yapılan puanlama sonucunda yaş şeker pancarı posası silajları "Pekiyi" olarak puanlandı. Elma katkısı ile silaj kuru maddesinin (KM) önemli derecede azaldığı (P<0.001) belirlendi. Silajlarda ham protein (HP) ve nötral deterjan lif (NDF) miktarlarının elma katkılı silajlarda kontrol grubuna kıyasla önemli derecede azaldığı (P<0.001); ham kül (HK), organik madde (OM) ve asit deterjan lif (ADF) miktarının ise elma katkısından istatistiksel olarak etkilenmediği belirlendi. Silajlara ait pH değerlerinin 3.89-4.04 aralığında olduğu; elma katkısı ile yaş şeker pancarı posası silajı pH'sının önemli derecede düştüğü belirlenmiştir (P<0.001). Silajlarda laktik asit (LA) miktarının %5 elma ilavesi ile önemli derecede azaldığı, asetik asit (AA) miktarının önemli derecede arttığı ve silajlara ait propiyonik asit (PA) ile bütirik asit (BA) miktarlarının ise oldukça düşük olduğu belirlendi. Elma katkılı silajların toplam azot içerisindeki amonyağa bağlı azot (NH3N-TN) oranlarının kontrol grubu silajlarına kıyasla önemli derecede arttığı (P<0.01), elma katkılı silajlarda ise NH3N-TN oranının istatistiksel olarak değişmediği tespit edilmiştir. Yaş şeker pancarı posasına katılan her iki seviyedeki elmanın yaş şeker pancarı posası silajının kalitesini iyileştirdiği ve elmanın yaş şeker pancarı posasına suda çözünebilir karbonhidrat kaynağı olarak katılabileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Şeker Pancarı Posası Silajı, Buğday Kepeği, Elma, Silaj Kalite Parametreleri

Buğday kepeğiElmaHayvan besleme+6
Yunus Bağuç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ege bölgesi koşullarında üretilen organik hayvan yemlerinde farklı münavebe sistemlerinde oluşan potansiyel mikotoksijenik küflerin tanılanması

Mikotoksin, farklı küfler tarafından sentezlenen sekonder toksik bileşiklerdir. Mikotoksinler, gıda ve yemlerde bulunan insan ve hayvan sağlığını tehdit eden en tehlikeli kimyasal etkenlerdendir. Yem, yem hammaddeleri ve gıdalarda nem, ısı, oksijen ve süre gibi uygun şartlarda oluşabilmektedir. Küflerin ürettiği mikotoksinleri içeren gıdaları tüketen hayvan ve insanlarda subakut, akut ve özelikle de kronik zehirlenmelere ve ölümlere neden olmaktadırlar. Mikotoksinlerin çoğu Aspergillus , Penicillium ve Fusarium genusu üyeleri tarafından sentezlenmektedir. Bugün bilinen 300-400'den fazla mikotoksin olmasına rağmen aflatoksinler, okratoksinler, trikotesenler, zearalenonlar, patulin ve fumonisinler yem ve gıdalarda bulunarak, insan ve hayvan sağlığı için risk oluşturan mikotoksinlerin başında gelmektedirler. Yem ve yem ürünleri toksik küf gelişmesi ve mikotoksin oluşumu için hasat öncesinde, hasat sırasında ve sonrasında ısı ve rutubet gibi uygun şartlarda küflerin istilasına uğrayarak mikotoksinler ile kontamine olabilirler. Her yıl dünyada tahıl ve yağlı tohum üretiminin en az %1'i çürüme ve küflenme yüzünden kullanılamaz hale gelmekte ve %25'e yakın kısmı da farklı oranlarda mikotoksinlerle kirlenmektedirler. Çalışmamızın amacı; besin değeri yüksek, düşük maliyetli ve kalite yönünden en önemli belirleyici faktörlerden olan küf ve mikotoksin içermeyen organik yemleri üretmek amacıyla, toprak ve ürün örneklerinden potansiyel mikotoksin üreticisi fungal türlerin izolasyonu ve identifikasyonunu yapmaktır. Çalışmamızda; hasat öncesi ve sonrasında alınan toprak ve yem ürünleri kullanılmıştır. Alınan 48 adet toprak ve 32 adet ürün örneklerinden potansiyel mikotoksin üreticisi fungal türlerin izolasyonu için seyreltme esasına dayalı teknik kullanılmıştır. Uygun koşullardaki inkübasyonun ardından elde edilen Aspergillus, Penicillium, Alternaria ve Cladosporium genuslarına ait izolatlar fenotipik olarak tanılanmıştır. Fenotipik tanılama sonucunda 17 adet Aspergillus flavus, 24 adet Aspergillus amstelodami, 35 adet Aspergillus terreus, 12 adet Aspergillus japonicus, 1 adet Aspergillus ostianus, 1 adet Aspergillus versicolor, 23 adet Aspergillus ustus, 2 adet Aspergillus ochraceus, 35 adet Aspergillus niger, 1 adet Aspergillus clavatus, 3 adet Aspergillus wentii, 1 adet Aspergillus alliaceus, 2 adet Aspergillus awamori, 25 adet Aspergillus fumigatus ve Penicillium genusuna ait küfleden, 7 adet Penicillium purpurogenum, 16 adet Penicillium commune, 4 adet Penicillium oxalicum, 11 adet Penicillium citrinum, 1 adet Penicillium expansum, 5 adet Penicillium pinophilum , 4 adet Penicillium decumbens, 3 adet Penicillium verruculosum , 3 adet Penicillium chrysogenum , 1 adet Penicillium aurantiogrisesum, 1 adet Penicillium brevicompactum, 1 adet Penicillium glabrum, 1 adet Penicillium funicolusum ve 40 adet Alternaria genusuna ait tür ve 37 adet Clodosporium genusuna türlerine ait izolatı elde edilmiştir. Çalışmamız sonucunda elde edilen fungal izolatlar potansiyel mikotoksin üreticisi türlerdir. Mikotoksin üreticisi bu fungal türler hayvan yemlerini kontamine ederek insan ve hayvan sağlığını tehdit altına almaktadırlar. Mikotoksinlerin toksik ve karsinojenik özellikte olmaları nedeniyle, kontamine olmuş ürünlerin insan ve hayvanlar tarafından tüketilmesi geçmişten günümüze önemli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. DNA ve hücresel boyutta çok farklı etkiler göstererek kansere kadar gidebilen birçok hastalığa neden olan mikotoksinlerin etkilerinin minimuma indirilebilmesi toplum sağlığı açısından da büyük öneme sahiptir.

AspergillusHayvan yemleriKüf+3
Rasool Asnaasharı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasada satışa sunulan hayvan yemlerinden izole edilen Aspergillus türlerinde ribotoksin üretiminden sorumlu gen bölgesinin araştırılması

Çalışmamızın amacı piyasada satışa sunulan hayvan yemlerinden izole edilen Aspergillus genusuna ait türlerde ribotoksin gen bölgesinin varlığının araştırılmasıdır. Yapılan çalışmalar incelendiğinde ribotoksin üretici funguslar arasında Aspergillus genusuna ait türlerin fazlalığı dikkati çekmektedir. Ribotoksinler, protein sentezi inhibisyonuna ve apoptozis ile hücre ölümüne yol açan, 28S rRNA'nın büyük ölçüde korunmuş sarcin/ricin domainindeki fosfodiester bağ üzerinde oldukça spesifik bir nükleolitik aktivite sergileyen ribozom inaktive edici proteinlerin bir ailesidir. Çalışmamızda Ege Bölgesinde büyükbaş ve küçükbaş hayvan yemi satan yerlerden alınan 16 hayvan yemi örneği kullanılmıştır. Bu yem örneklerinden izole edilen fungusların tümünün fenotipik yöntemler ile tanısı yapılmış ve bunlardan 27 adet Aspergillus genusuna ait izolatın tanısı genotipik yöntemler ile doğrulanmıştır. Genotipik tanı amacıyla, funguslarda korunmuş gen bölgesi olan ITS gen bölgesi için spesifik universal primerler olan ITS1 ve ITS4 primerlerinin kullanıldığı polimeraz zincir reaksiyon (PCR) yöntemi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen PCR ürünleri dizi analizine gönderilmiştir. Analizden gelen sekans sonuçları Finch TV (Blast) ve ApE programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Tür tayini, araştırmacıların kullanımına açık olan Gen Bankası'nın https://blast.ncbi.nlm.nih.gov/Blast.cgi (NCBI) web sayfasında, nükleotid dizilerinin kıyaslanarak benzerliklerinin incelenmesi ile yapılmıştır. Bu incelemeler sonucunda 27 Aspergillus izolatında 13 farklı Aspergillus türü tespit edilmiştir. Genotipik olarak tanısı yapılan tüm Aspergillus suşlarında ribotoksin gen bölgesinin varlığını araştırmak amacıyla, funguslarda ribotoksin gen bölgesi için spesifik olduğu belirtilen KQ1-KQ2 primerleri ile PCR yapılmıştır. Elde edilen tüm ürünlerin sekans analizi yapılmış ve NCBI sayfasında sonuçlar incelenmiştir. Sonuçta 27 izolattan bir Aspergillus clavatus türünde mitogillin ailesinden cytotoxin clavin/c-sarcin ve bir Aspergillus fumigatus türünde mitogillin ailesinden Aspf 1 ribotoksin gen bölgesi varlığı tespit edilmiştir. Ayrıca ribotoksin gen bölgesine spesifik primerlerle yapılan PCR sonrasında Aspergillus aculeatus türünde elde edilen PCR ürününün dizi analizi sonuçlarına göre Aspergillus aculeatus hypothetical proteine ait kısmi mRNA ile %95 dizi homolojisi gösterdiği saptanmıştır. Her geçen gün yeni ribotoksin çeşitlerinin keşfedildiği düşünülürse ileride yapılacak çalışmalar bu protein bölgesinin de ribotoksinlerle bağlantısı olabileceğini düşündürmektedir.

AspergillusHayvan yemleriMoleküler tanı
Bahar Midilli
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliç karma yemlerine katılan bacillus subtilis ve proteaz enziminin büyüme performansına etkileri

Bu araştırma, karma yemlere katılan Bacillus subtilis probiyotiği ile proteaz enziminin etlik piliçlerde toplam canlı ağırlık, günlük canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmada karışık cinsiyette 234 adet Ross 308 etlik civciv kullanılmıştır. Civcivler deneme başında canlı ağırlıkları benzer olacak şekilde 1 kontrol, 2 deneme grubuna ayrılmış, her grupta 13 adet hayvan olacak şekilde 6 alt gruba ayrılmış, bu şekilde civcivler 40 gün boyunca beslenmişlerdir. Kontrol grubuna (K) geleneksel etlik piliç karma yemi verilirken, deneme (P) grubuna 100 kg yeme 1 g ilave olacak şekilde (1x108 Kob/g) içeren Bacillus subtilis suşu ilave edilmiştir. Deneme PE grubuna ise deneme K grubu yemlerine ilave olarak 100 kg konsantre yeme 1 g ilave olacak şekilde (1x108 Kob/g) içeren Bacillus subtilis suşu + 12.5 g proteaz enzimi ilave edilmiştir. Civcivlerin canlı ağırlıkları 7,14,21,28,35 ve 40. günlerde, yem tüketimleri ise günlük tartılarak kaydedilmiştir. Deneme sonunda (40. gün) en düşük canlı ağırlık ortalaması Bacillus subtilis ve proteaz enzimi katılan grupta (deneme 2) görülmüştür (p<0.05). Canlı ağırlık artışı değerleri kontrol ve sadece Bacillus subtilis içeren grupta benzer bulunurken (p>0.05), en düşük canlı ağırlık artışı Bacillus subtilis + proteaz enzimi içeren grupta olmuştur (p<0.05). Araştırma sonu yem tüketimlerine ve yemden yararlanma oranına bakıldığında tüm gruplarda istatistiksel olarak önemli bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05) Sonuç olarak bu çalışmada; etlik piliç karma yemlerinde Bacillus subtilis'in tek başına kullanımı, özellikle 7-21. günler arasında günlük canlı ağırlık artışını, 14-21. günler arasında yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı üzerine olumlu etki göstermiş (p<0.05), deneme süresince karma yemlerde probiyotik + proteaz enzimi ile kombine edilen grupta büyüme performansı olumsuz etkilenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bacillus subtilis, besi performansı, etlik piliç, proteaz, yem tüketimi.

BacillusBüyüme performansıEnzimler+5
Burak Aycan
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Etlik piliç rasyonlarına hibiskus (Hibiscus esculentus) ilavesinin performans, et kalitesi ve raf ömrü üzerine etkileri

Bu araştırma etlik piliç rasyonlarında doğal yem katkı maddesi olarak kullanılan hibiscusun canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yem dönüşüm oranı, sıcak karkas ağırlığı ve randımanı, bazı iç organ (bursa Fabricus, taşlık, bezli mide, kalp, dalak, karaciğer, kloaka yağı ve bağırsak) ağırlıkları, serum biyokimyasal (ALT, ALP, AST, HDL, LDL, CHOL, TG) değerleri, altlık ve dışkı pH, kuru madde, amonyak azotu değerleri, göğüs eti ve but eti pH'ı, ince bağırsak pH parametreleri, dışkı mikrobiyolojisi, et kalitesi ve raf ömrü üzerine etkileri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, her biri 56 hayvan içeren 1 negatif ve 1 pozitif kontrol grubu ile 3 deneme grubu bulunmaktadır. Her bir grup ise 8 civcivden oluşan 7 alt gruptan oluşmaktadır. Deneme grubu rasyonlarına 0,2, 0,4 ve 0,6 g/kg düzeyinde hibiscus (H. esculentus) ilave edilmiştir. Negatif kontrol grubuna herhangi bir ilave yapılmazken, pozitif kontrol grubuna ise vitamin E ilave edilmiştir. Çalışma 42 gün sürdürülmüştür. Gruplarda denemenin 0, 7, 14,21, 28, 35 ve 42. günlerinde canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi ve yem dönüşüm oranı belirlenmiştir. Incelenen grupları arasında istatistiksel fark olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans analizi kullanılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı fark bulunması halinde, grupların ikili olarak kıyaslanmasında Tukey Testi kullanılmıştır. Ayrıca değerlendirilen parametrelerin deneme gruplarındaki doz artışına bağlı olarak değişip değişmediğini kontrol etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi'nde polinomial model kullanılarak (lineer, kuadratik) trend analizi yapılmıştır. Farklı düzeylerde etlik piliç rasyonlara ilave edilen hibiscus (H.esculentus) ilavesinin performans, karkas parametreleri, iç organ ağırlıkları, yem tüketimi ve yem dönüşüm oranları üzerinde istaktiksel olarak etkisinin bulunmadığı görülmüştür (p>0,05). Ancak 7. günde canlı ağırlık verileri ve 8-14. günler arasında gerçekleşen yem tüketimi anlamlı tespit edilmiştir. Bursa Fabricus ve karaciğer ağırlıklarında doz artışı ile birlikte anlamlı değişim tespit edilmiştir. TG ve LDL değerleri açısından istatistiksel olarak gruplar arasında anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Dışkı ve altlık kuru madde miktarı, amonyak azotu ve pH düzeyleri üzerine etkisinin istatistiki anlamda önemli olmadığı tespit edilmiştir. Ancak altlık kuru madde düzeyinde iyileşme gerçekleşmiştir. Hibiscus (H. esculentus) ilavesinin göğüs eti ve but eti pH'ı, jejenum ve ileum pH'ı oranı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur (p>0,05). But etinin 5. gün pH değerleri ise istatistiksel olarak anlamlı tespit edilmiştir. Göğüs etinde çözülme kaybında, damlama kaybında, su tutma kapasitesinde istatistiksel olarak önemli bir sonuç elde edilememiştir (p>0,05). Göğüs etinden alınan numunelerde yapılan mikrobiyolojik analizlerde Pseudomonas spp ve E.coli'de istatistiksel olarak önemli sonuç elde edilemediği ancak doz artışı ile mikrobiyal yükte azalma olduğu tespit edilirken Aerobik mezofilik toplam bakteri yükünde önemli sonuçlar olduğu tespit edilmiştir. Kimyasal analizlerde yağ ve nem verilerinde önemli sonuçlar tespit edilememiş ancak tuz analiz sonuçlarında anlamlı veriler elde edilmiştir. Dışkıda yapılan mikrobiyolojik analizlerde ise Pseudomonas Spp ve Aerobik mezofilik toplam bakteri açısından fark tespit edilemezken, E.coli analiz sonuçlarında doz artışına bağlı anlamlı veriler elde edilmiştir. Hibiskusun etlik piliç rasyonlarında antioksidan ve antimikrobiyal özellikte yem katkı maddesi olarak güvenle kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Et kalitesiEtlik piliçEtlik piliç performansı+5
Eda Deniz
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken sütten kesilen buzağılarda farklı selüloz düzeyi içeren buzağı başlangıç yemi ile beslemenin büyüme performansı, rumen gelişimi ve bazı biyokimyasal kan değerleri üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma başlangıç yeminde bulunan selüloz düzeyinin ve erken sütten kesim yaşının buzağılarda büyüme performansı, rumen ve kan biyokimyasal parametreleri ve rumen mikrobiyomu üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışmada canlı ağırlıkları ve doğum ağırlıkları benzer 24 adet erkek Holştayn buzağının farklı düzeylerde selüloz (%4 ve 8) içeren buzağı başlangıç yemi ile beslenmesinin ve farklı sütten kesim yaşının (44 ve 54 günlük yaş) etkileri incelendi. Deneme 2 x 2 deneme deseninde düzenlendi. Bulgular: Araştırmada sütten kesim sonrası dönemde erken sütten kesmenin canlı ağırlık artışını önemli düzeyde arttırdığı belirlendi (P<0,05). Başlangıç yemi selüloz düzeyi ve sütten kesme zamanının canlı ağırlık ve vücut ölçüleri üzerine etkisi oluşmadı. Buzağıları erken sütten kesmek çalışmanın 6. (548 g ve 1102 g) ve 7. haftalarında (978 ve 1832 g) başlangıç yemi tüketimini arttırdı (P<0,05). Sütten kesim sonrası dönemde buzağıları erken sütten kesmek başlangıç yemi tüketimini önemli düzeyde arttırdı (P<0,05). Biyokimyasal olarak incelenen rumen içeriği parametrelerinden sütten kesim sonrası dönemde asetik asidin erken sütten kesilen düşük selülozlu başlangıç yemi tüketen grupta anlamlı düzeyde arttığı belirlendi (57,35 mol/100 mol; P<0,05). Selüloz düzeyi yüksek başlangıç yemi tüketen grupta rumen isobütirik asit değerinin artış gösterdiği (0,16 ve 0,42 mmol/L; P<0,05) belirlendi. Tüm dönemlerde alınan rumen içeriğinde cins düzeyinde en çok bulunan bakteri Prevotella olarak tespit edilirken, şube düzeyinde Firmicutes olarak tespit edildi. Sütten kesilmeden önceki dönemde en fazla bakteri sayısı erken sütten kesilen düşük selülozlu başlangıç yemi tüketen grupta görülürken en düşük bakteri sayısı erken sütten kesilen yüksek selülozlu başlangıç yemi tüketen grupta görüldü. Sütten kesim öncesi dönemde kan parametrelerinden toplam protein, üre ve BHBA yüksek selülozlu başlangıç yemi tüketen gruplarda anlamlı düzeyde (P<0,05) arttığı tespit edildi Aynı zamanda erken sütten kesilen gruplarda üre, GGT ve GLDH önemli düzeyde (P<0,05) arttığı saptandı. Sonuç: Buzağılara verilen başlangıç yemindeki farklı selüloz düzeyleri ile uygulanan farklı sütten kesim yaşının performans, rumen ve kan parametrelerini olumsuz etkilemediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Buzağı, Erken Sütten Kesme, Performans, Rumen Mikrobiyomu, Selüloz Düzeyi.

BuzağılarBüyüme performansıHayvan yemleri+4
Özge Sayın Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Süt emen buzağılara kritik besleme dönemlerinde çörek otu tohumu yağı içirilmesinin performans ve kan parametreleri üzerine etkisi

Amaç: Araştırma süt emen buzağıların beslenmesinde kritik olan ilk 3 hafta ve sütten kesme döneminde çörek otu tohumu yağının verilmesinin performans ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerinin incelenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmada iki ve üzeri doğumunu yapan siyah-beyaz alaca (Holstein Fresian ırkı) ineklerden rastgele seçilen, kolostrum beslemesi yapılmış 4 günlük yaştaki toplam 64 adet buzağı (32 adet dişi, 32 adet erkek) kullanıldı. Buzağılar araştırma süresince bireysel kulübelerde barındırıldı. Süt emen buzağılar üzerinde iki farklı dönemde (yaşamın ilk 3 haftası ve sütten kesme dönemi) gerçekleştirilen araştırma, bir kontrol (16 erkek + 16 dişi) ve bir deneme (16 erkek + 16 dişi) grubu olmak üzere iki grup olarak yürütüldü. Buzağılara çörek otu tohumu yağı Deneme 1'de (4-21. günler arası) 5 ml/gün, Deneme 2'de (60-70 günler arası) 10 ml/gün miktarda oral yol ile verildi. Çalışmada performans parametreleri ile kanda bazı biyokimyasal ve hematolojik parametreler incelendi. Bulgular: Araştırmada elde edilen performans değerleri incelendiğinde Deneme 1 ve Deneme 2'de gruplar arasında kuru madde tüketimi, canlı ağırlık artışı ve yem etkinliği parametrelerinde farklar önemsiz bulunmuştur. Deneme 1'de kanda incelenen biyokimyasal parametreler değerlendirildiğinde deneme grubunda ALB, TG, HDL, TBIL, ALT, P (P<0.001); GLB, CHOL, LDL, AMY (P<0.01); UA, AST (P<0.05) düzeylerinde istatistik önemlilik belirlenmiş, incelenen diğer parametrelerde (GLU, TP, BUN, GGT, ALP, LPZ) bir farklılık saptanmamıştır. Deneme 2'de kanda incelenen biyokimyasal parametreler (GLU, TCHOL, HDL, LDL, MDA, SOD ve kortizol) açısından ise bir farklılık bulunmamıştır. Deneme 1 ve Deneme 2'de tam hematolojik parametreler incelendiğinde gruplar arasında farklılıklar istatistik açıdan önemsiz olarak belirlenmiştir. Sonuç: Çörek otu tohumu yağının buzağıların kritik besleme dönemlerinde oral yolla içirilmesinin kuru madde tüketimi, canlı ağırlık artışı, yem etkinliği ve hematolojik parametreler üzerine herhangi bir etkisi olmadığı, kanda bazı biyokimyasal parametrelerde değişiklik yarattığı belirlenmiştir.

Besi performansıBitkisel yağlarBuzağılar+4
Emrah Özen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pazar dışı kalmış karpuzlar ile yer fıstığı meyvesi kabuklarından asitle muamele ile farklı kuru madde düzeyinde haylaj yapılma olanağının araştırılması

Bu çalışmanın amacı pazar dışı kalmış, atık karpuzların kabuk, çekirdek ve eti birlikte kıyılarak elde edilen karpuz püresi HCl katkılı ve katkısız olarak silo içi su emme özelliği olan kuru yer fıstığı kabuğu ile %40 ve %50 kuru madde içeren silaj/haylaj materyali üretme ve silolama olanağını araştırmaktır. Araştırma gruplarına, HCl katılmayan %40 KM içeren gruba 0-40 Grubu HCl katılmayan %50 KM içeren gruba 0-50 Grubu, HCl katılan %40 KM içeren gruba A-40 Grubu, HCl katılan %50 KM içeren gruba A-50 Grubu adı verilmiştir. Her grupta 4 tekerrür yapılmıştır. Yer fıstığı kabuğunun, taze karpuzun, bu çalışmada üretilen silaj/haylaj materyali ve silajlarının aerobik mezofilik bakteri, küf ve maya sayısı ile aflatoksin düzeyi, silaj/haylajların besin madde düzeyleri belirlenmiştir. Silaj/haylajların dansitesi, DLG anahtarına göre DLG-puanları, fleig puanları, pH düzeyleri tespit edilmiştir. Aerob mezofilik bakteri sayısı 6.15 log10cfu/g ile yer fıstığı kabuğunda, atık karpuzdan daha yüksek bulunmuştur. %40 ve %50 KM'li silaj materyalindeki mezofilik aerob bakteri sayısı ise yer fıstığı kabuğu ve atık karpuzdakinden önemli olmayan düzeyde düşük bulunmuştur. Silaj/haylaj materyaline silolama öncesi HCl katıldığında mezofilik aerob bakteri sayısı %40'lık grupta düşmüş %50'lik grupta yükselmiştir. Yer fıstığı kabuğunda 5.57 log10cfu/g maya 5.89 log10cfu/g küf bulunurken, taze karpuz örneklerinde saptanmamıştır. %40 ve %50 KM'li silaj/haylaj materyallerinde maya sayısı taze karpuzdan yüksek ve yer fıstığı kabuğundan biraz düşük çıkmıştır. Küf sayısı ise taze karpuzdan yüksek yer fıstığı kabuğundan düşük bulunmuştur. %50 KM'li silaj/haylaj materyalinde %40 KM'liden daha yüksek küf sayısı saptanmıştır. HCl katkısının maya ve küf sayısı üzerine etkili olmadığı gözlenmiştir. Silaj/haylaj örneklerinde mezofilik aerob bakteri sayısı silaj/haylaj materyallerinden daha düşük bulunmuş, maya ve küf tespit edilmemiştir. Yer fıstığı kabuğunda yapılan aflatoksin analizinde 6.77 ppb total aflatoksin düzeyi tespit edilmiştir. Total aflatoksiniçerisinde en yüksek değer Aflatoksin B1'de tespit edilmiştir. Taze karpuz püresinde ise yok denecek derecede düşük düzeyde aflatoksin B1 tespit edilmiştir. Silaj/haylaj materyallerinin kuru madde düzeylerininaflatoksin düzeyi üzerine net bir etkisi gözlenmemiştir. HCl katılan gruplarda ise daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Tüm gruplarda silaj ve /haylaj örneklerinde aflatoksin düzeylerinin yok denecek düzeye düşükolduğu görülmüştür. Silaj/haylajlarda ham kül ve ham yağ düzeyi %40 KM'li grupta daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gruplarda HCl katkısı ile de silaj/haylajdaki ham yağ düzeyi yükselmiştir. Ham protein düzeyleri %50KM'li gruplarda, %40KM'li gruplarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ham selüloz düzeyi %50KM'li gruplarda %40KM'li gruplara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ham selüloz oranının HCl katılan gruplarda katılmayan gruplara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Azotsuz öz madde düzeyinin de HCl katılmış %50 KM'li grupta katılmayana göre daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Araştırma silajlarında %40 KM düzeyindeki silajların enerji düzeyi%50 KM içeren silajlarınkinden daha yüksek olduğu görülmektedir. HCl ile mumamele edilerek üretilmiş olan hem %40 hem de%50 KM içeren silaj/haylajlarda enerji düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. %50 KM'li grupların dansitelerinin%40 KM'li gruplardan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. %40 KM'li gruplarında pH değeri %50 KM gruplarından daha düşük bulunmuştur. DLG anahtarındaki kriterlere göre yapılan fiziksel muayene sonucu verilen puanlarda tüm grupların aynı puan aldığı gözlenmiştir. %50 KM'li grupların %40 KM'li gruplardan daha yüksek bir fleig puana sahip olduğu bulunmuştur. Ancak hem DLG anahtarına hem de fleig puanına göre yapılan değerlendirmede tüm araştırma gruplarında kaliteli silaj/haylajların üretildiği saptanmıştır. Sonuç olarak iki bitkisel atıktan besin madde bileşimi, mikrobiyel ve aflatoksin yönünden kaliteli ve güvenli %40 ve %50 KM'li karpuzlu yer fıstığı kabuğu silaj/haylajları üretilebilmiştir.

Hayvan beslemeHayvan yemleriHidroklorik asit+7
Alper Özden
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yonca silajına melas ve sumak katkısının besin madde düzeyi, in vitro besin madde sindirimi ve silaj kalitesi üzerine etkileri

Bu proje, yonca silajına melas ve sumak katkısının silaj besin madde düzeyleri, in vitro besin madde sindirimleri ve silaj kalitesi üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlanmıştır. Araştırma grupları Yonca grubu (Y, kontrol, katkısız), Yonca+Sumak grubu (YS, %10 sumak katkılı), Yonca+Melas grubu (YM, %5 melas katkılı) ve Yonca+Sumak+Melas (YSM, %10 sumak ve %5 melas katkılı) grubundan oluşturulmuştur. YS, YM ve YSM gruplarının kuru madde içerikleri kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur (P<0.001). Fermantasyonun sadece 21. gününde YS grubunun ham kül içeriği diğer gruplardan önemli derecede yüksek bulunmuştur(P<0.05). Silaj fermantasyonun 45. gününde YM ve YSM gruplarının organik madde düzeyleri Y ve YS gruplarınkinden istatistiki olarak önemli düzeyde düşük bulunmuştur (P<0.001). Tüm gruplarda fermantasyonunun 60. gün ham protein değerlerinde 0. gün değerlerine kıyasla önemli oranda düşüş tespit edilmiştir. Fermantasyonun 0-60. günleri arasında grupların ham yağ değerlerinde önemli bir değişim tespit edilememiştir (P>0.05). YSM grubunun NDF içeriği 0. güne kıyasla 60. günde önemli oranda düşmüştür (P<0.05). Ancak gerek gruplar arasında gerekse grupların kendi içinde ADF ve ADL bakımından farklılık görülmemiştir (P>0.05). YSM grubunun in vitro KM ve OM sindirim değerleri önemli düzeyde artmıştır (P<0.001). Sumak ve melas katkıları ile yonca silajı pH değerlerinde önemli derecede düşüş belirlenmiştir (P<0.001). Kontrol, YS, YM ve YSM gruplarının 60. gün NH3-N değerleri sırasıyla % 9.08, 7.22, 7.00 ve 6.81 olarak belirlenmiştir (P<0.05). Flieg puanına göre yapılan kalite sınıflandırmasında kontrol grubu orta, YS, YM ve YSM gruplarının ise pekiyi-iyi kalite sınıfında olduğu belirlenmiştir. Tüm gruplarının 60. gün SÇK değerleri 0. güne kıyasla önemli düzeyde düşmüştür (P<0.001). Gruplar kendi içinde değerlendirildiğinde 0. ve 60. gün laktik asit değerleri arasında istatistiksel anlamda önemli fark vardır. Kontrol grubunun 60. gün asetik asit miktarı diğer gruplara kıyasla önemli oranda yüksek tespit edilmiştir(P<0.01). Fermantasyonun 0. gününe kıyasla 21, 45 ve 60. günlerinde propiyonik asit düzeyinde önemli oranda azalma olduğu görülmüştür (P<0.001). Fermantasyonun 21, 45 ve 60. günlerinde en yüksek bütirik asit düzeyi Y grubunda belirlenmiştir (P<0.05). Sonuç olarak; sumağın tanen içeriğine bağlı olarak proteolizi önlediği ve organik asit içeriği sayesinde silaj fermantasyonunu olumlu yönde geliştirdiği, melas katkısının ise özellikle SÇK düzeyine bağlı olarak silaj fermantasyonunda etkili olduğu ayrıca sumakla birlikte kullanılması ile silaj fermantasyonunu daha iyi yönde etkilediği belirlenmiştir. Ancak her iki katkının da dozlarının düşüklüğüne bağlı olarak silaj pH'sını uygun değer aralıklarına (3.8-4.2) düşüremediği ve özellikle bütirik asit oluşumunu engelleyemedikleri tespit edilmiştir.

Hayvan yemleriMelasSilaj+5
Esra Nur Yıldırım
Fırat University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stres uygulanan ratlarda spirulina desteğinin hematolojik parametrelere etkisi

Stres, organizmanın zorlanım gibi çeşitli durumlarda oluşan reaksiyonlara karşı verdiği fizyolojik ve davranışsal bir takım karmaşık cevaplardan oluşur. Bununla beraber, hemostatik mekanizmada strese karşı beslenmenin de rolü büyüktür. Çalışmamızda Spirulina platensis katkısının çeşitli stres modellerinin uygulandığı ratlardaki hematolojik yanıtlara etkisi araştırıldı. Ayrıca, hematolojik yanıtların yanında vücut ağırlığı, beden ölçüsü, vücut kitle indeksi ve organ ağırlıkları gibi bazı morfolojik parametreler de değerlendirilerek Spirulina katkısının strese karşı önemi değerlendirildi. Çalışmada 36 adet 10-12 haftalık yaşta ve 200-250 gr canlı ağırlığına sahip Sprague Dawley ırkı erkek rat kullanıldı. Deneyde kullanılan hayvanlar her kafeste üç adet rat olacak şekilde barındırıldı. Su ve yem ad-libitum olarak verildi. Gruplar sırasıyla; I: Kontrol (K), II: Stres (S), III: S. platensis (Sp) ve IV: S. platensis+Stres (SpS) olarak oluşturuldu. Deney süresinin 28 gün (4 hafta) olduğu çalışmada; Sp ve SpS gruplarına her gün gastrik gavaj yoluyla, 1500 mg/kg/gün dozunda S. platensis (Egert, İzmir- Türkiye) verilirken; K ve S gruplarına ise aynı yöntemle 1 cc çeşme suyu verildi. Çalışmanın ilk iki haftası boyunca aydınlatma periyodu 12 saat aydınlık: 12 saat karanlık olarak uygulanırken, son iki haftasında tüm ratlar aydınlık: karanlık döngüsü stresine (16 saat aydınlık: 8 saat karanlık) maruz bırakıldı. Ayrıca son iki haftada S ve SpS gruplarına tek başına barındırma ve kalabalık ortamda barındırma stresleri uygulandı. Çalışma sonunda hematolojik parametreler değerlendirildiğinde akyuvar sayısı, nötrofil yüzdesi, nötrofil: lenfosit oranı ve sedimentasyon hızı verilerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, diğer parametrelerde ise istatiksel olarak bir fark tespit edilmemiştir. Kan değerlerindeki bu farklılığın stres ya da Spirulina katkısının stres etkilerini iyileştirici özelliğine dayandığı düşünülmektedir. Morfolojik parametreler değerlendirildiğinde ise gruplar arasında istatistik bir fark bulunmamasına rağmen pozitif bir etki gösterdiği söylenebilir. Sonuç olarak, eksojen bir antioksidan olan S. platensis 'in strese karşı etkili olabildiği ancak daha derin çalışmaların gerekli olduğu ifade edilebilir.

Hayvan deneyleriHayvan yemleriMemeliler+4
Rovshan Gurbanlı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çankırı ilinde kullanılan hayvan yemlerinde fungal flora tespiti üzerine araştırmalar

Çankırı ilinde çiftçilerin kullanmış oldukları büyükbaş hayvan yemleri üzerinde fungal floralarının tespiti amaçlanmıştır. Bu amaç ile bölgemiz çiftçilerinden otuz sekiz adet yem örneği alınmıştır. Toplanan yem örnekleri üzerinde standart nemli hücre (blootter) yöntemi ve agar yöntemiyle fungal flora tespiti yapılmıştır. Yem örnekleri üzerinde yapılan standart nemli hücre yöntemi ile fungal flora tespiti sonucunda tüm yem örneklerinde Rhizopus stolonifer, 16 yem örneğinde Penicillium spp., 3 yem örneğinde Aspergillus spp. ve 1 yem örneğinde ise Fusarium sp. tespit edilmiştir. Agar yöntemiyle yüzey sterilizasyonu gerçekleştirilen ve PDA ortamına alınan otuz sekiz yem örneğinin fungal flora tespitleri sonucunda 20 yem örneğinde bakteriyel gelişmeler, 16 yem örneğinde Rhizopus stolonifer, 3 yem örneğinde Penicillium spp., 2 yem örneğinde Aspergillus spp.,1 yem örneğinde Aspergillus niger ve 1 yem örneğinde ise Alternaria sp. tespit edilmiştir. Çankırı ilinde kullanılan büyükbaş hayvan yemleri üzerinde fungal floralarının tespiti yapılmıştır. Hayvan yemlerinde gelişim gösteren fungusların, yemlerde oluşacak toksin maddeleri ve bu yemleri tüketen hayvanların sağlıkları üzerinde meydana gelebilecek olan olumsuzlukların dikkate alınması gerekmektedir. Bu yemleri tüketen hayvanlarda meydana gelebilecek toksik etkilerin, hayvansal ürünlerle beslenen diğer canlılar ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı düşünülmektedir.

Hayvan yemleriMantar florasıMikroorganizmalar+1
Emine Gülden
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Organik selenyum ile desteklenen rasyonların süt ineklerinde kış ve yaz mevsimlerinde bazı biyokimyasal kan değerleri ve gebelik oranları üzerine etkisi

Bu çalışmada yaz ve kış dönemlerinde sütçü ineklerin rasyonlarına eklenen organik selenyumun bazı biyokimyasal kan değerleri ve gebelik oranları üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın yaz döneminde 60 ve kış döneminde 60 olmak üzere toplam 120 inek her grupta 15 adet olacak şekilde 4'er gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu günlük rasyonlarıyla beslenirken deneme gruplarının rasyonlarına sırasıyla 3 (1. grup), 6 (2. grup) ve 12 (3. grup) g/gün selenyum ilavesi yapılmış, bu uygulama planlanan suni tohumlamadan önceki 40 ve tohumlama sonrası 20 gün sürdürülmüştür. Tüm hayvanlardan 0, 40 ve 60. günlerde kan örnekleri alınarak malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) düzeyleri belirlenmiştir. MDA düzeyleri arasında kış döneminde herhangi bir fark bulunmazken, yaz döneminde tüm gruplarda 0. gün ile 40. gün ile karşılaştırıldığında görülen farkların istatistiki olarak önemli olduğu görüldü (P<0,05). GSH düzeylerinin kış dönemindeki tüm gruplarda 60. günde en yüksek düzeylerine ulaştığı, yaz döneminde ise 2. ve 3. grupta görülen azalmanın istatistiksel olarak önemli (P<0,001) olduğu anlaşılmıştır. Kış GSH-Px bulgularının 0 ile 40. günleri karşılaştırıldığında tüm gruplarda anlamlı derecede azalma gözlenirken (P<0,001), yaz döneminde aynı günler arasında sadece kontrol grubunda anlamlı bir artış gözlenmiştir (P<0,001). Yaz ve kış mevsimleri karşılaştırıldığında MDA seviyelerinde 1. grup dışındaki tüm gruplarda gözlenen artışın istatistiksel olarak önemli olduğu gözlenmiştir (P<0,05). GSH düzeyleri için ise kontrol grubu dışındaki diğer tüm gruplarda kış ve yaz dönemlerinde gözlenen artışın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu belirlenmiştir (P<0,05). GSH-Px değerlerinin ise 1. grup dışındaki tüm deneme gruplarında yaz ve kış döneminde belirlenen değerler arasındaki fark önemli bulunmuştur (P<0,05). Suni tohumlamadan 4 hafta sonra yapılan ultrasonografik muayenelerde gerek mevsim içi gruplar ve gerekse mevsimler arası yapılan karşılaştırmalarda gebelik oranları açısından istatistiksel fark olmadığı görülmüştür. Ancak uygulanan bu kısa süreli beslenme stratejisininde 12 g/gün selenyum takviyesinin yapılması ile gebelik oranlarında kontrol grubuna göre yazın %6,7 kışın ise %20 artış görüldüğü böylece sıcak stresine bağlı gebelik oranlarındaki düşüşleri önleyebileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gebelik, selenyum, sıcak stresi, süt sığırı.

GebelikHayvan yemleriKan+7
Can Kızanlık
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bakır sülfat toksisitesi oluşturulan ratlarda krisin ve fluniksin megluminin yem tüketimi, canlı ağırlık, antioksidan durum, bazı kan ve yangı parametreleri üzerine etkileri

ÖZET Bu araştırma, aşırı bakıra maruz bırakılmış ratlarda krisin ve fluniksin meglümin'in, yem tüketimi, canlı ağırlık değişimi, antioksidan durum, bazı kan ve yangı parametreleri ve histolojik değişimler üzerine koruyucu etkilerini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmada bireysel olarak barındırılan 36 adet erkek Sprague-Dawley rat kullanıldı ve Kontrol, Bakır Sülfat (Cu, 500 ppm canlı ağırlık (CA)/gün, gavaj), Fluniksin Meglumin (FM; 2,2 ppm CA/gün, ip), Krisin (Krisin, 50 ppm CA/gün, gavaj), Bakır Sülfat+Fluniksin Meglumin (Cu+FM; 500 ppm BW/gün bakır sülfat, gavaj ve 2,2 mg/kg CA/gün fluniksin meglumin, ip) ve Bakır Sülfat+Krisin (500 ppm CA/gün bakır sülfat, gavaj ve 50 ppm CA/gün krisin, gavaj) olarak altı gruba ayrıldı. Yem tüketimi (YT) Cu grubuyla karşılaştırıldığında, Cu+Krisin grubunda önemli oranda arttı (P<0.01). Cu toksisitesi, oksidatif stresin göstergesi olan malondialdehiti (MDA) önemli oranda artırdı. Krisin ve FM uygulaması karaciğer ve böbrek dokularında önemli oranda MDA düzeyini azalttı, ve superoksit dismutaz ve katalaz aktivitelerini artırdı (P<0.001). Serum TNF-α düzeyi bakır grubuyla karşılaştırıldığında Cu+FM ve Cu+Krisin gruplarında önemli oranda daha düşüktü (P<0.001). Cu uygulanan ratların karaciğer ve böbrek dokularında FM ve krisin uygulamaları dejenerasyonu, nekrozu ve apoptozisi iyileştirdiği görüldü. Krisinin serbest radikalleri temizleyerek ve antioksidanların aktivitesini artırarak YT ile karaciğer ve böbrek üzerine olan olumsuz etkileri iyileştirdiği ortaya çıktı. Anahtar Kelimeler: Bakır toksisitesi, krisin, fluniksin meglumin, yem tüketimi, canlı ağırlık değişimi, antioksidan durum, kan, yangı, histolojik parametreler, rat.

AntioksidanlarBakır sülfatCanlı ağırlık+7
Hakan Güllüoğlu
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa yöresindeki süt ineklerinde latent asidotik stresin görülme sıklığının araştırılması

Latent asidotik stres (LAS), enerjice zengin içerikli yem maddelerinin uzun süre alınmasıyla bakteriyel fermentasyon sırasında uçucu yağ asitleri sentezinin ve rezorpsiyonunun artması ve salya sekresyonunun azalması sonucu ortaya çıkar. LAS hayvan sağlığı ve konforunu tehdit eden, verim ve hayvan kayıplarına sebep olan en önemli problemlerin başında gelmektedir. Bu çalışma ile ülkemizdeki süt sığırı yetiştiriciliği yapılan işletmelerde önemli bir sorun olan LAS'ın Şanlıurfa yöresindeki görülme sıklığının belirlenmesi yanında, idrarda net asit-baz atılımının araştırılması, veteriner hekimlerin ilgisini bu konuya çekerek sahada erken tanı ve tedavi hakkında bilgilendirilmesi ve böylece ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada, Şanlıurfa yöresindeki çeşitli süt sığırcılığı işletmelerinden klinik olarak sağlıklı görünen toplam 100 adet süt ineği kullanılmıştır. Çalışma grupları rumen sıvısı pH değerlerine göre belirlenmiş olup, 5.2< pH <6.0 arası LAS grubu (19 inek), pH 6.0-7.2 arası sağlıklı grup (81 inek) olmak üzere iki grup oluşturulmuştur. Hayvanların genel klinik muayeneleri yapıldıktan sonra kan, idrar ve rumen sıvısı örnekleri alınmıştır. Rumen sıvısında fiziksel özellikleri (koku, renk, kıvam, sedimentasyon, flotasyon, pH, infusorya yoğunluğu), metilen mavisi indirgenme süresi, total infusorya sayısı, uçucu yağ asitleri (UYA) tayini araştırılmıştır. Ayrıca kan gazları ile idrarda pH ve net asit-baz atılımı muayeneleri yapılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS Windows version 24.0 paket programı kullanılmış ve P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Kontrol grubu (n=81) ile kıyaslandığında LAS grubu (n=19) ineklerin genel fiziksel muayene bulgularından vücut sıcaklığında istatistiksel olarak fark bulunmazken (p=0.614), kalp ve solunum frekansı ile rumen hareketleri sayısında anlamlı artış (p=0.001) saptanmıştır. Rumen sıvısında metilen mavisi indirgenme süresi (p=0.001), pH (p=0.001) ve infusorya yoğunluğunda (p=0.001) azalma, sedimentasyon süresinde (p=0.001) ve toplam UYA miktarında (p=0.001) artış gözlenirken flotasyon süresi oluşmamıştır. Kan pH'sında (p=0.001) ve pO2 değerinde (p=0.001) azalma belirlenirken, pCO2, BE, HCO3 değerlerinde (p=0.001) artış, idrar pH'sı (p=0.001) ve net asit baz atılımı (p=0.001) değerlerinde azalma tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Şanlıurfa yöresindeki süt ineklerinde latent asidotik stresin görülme sıklığı %19 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca rumen içeriği pH'sı ve idrar pH'sı tayinleri yanında idrarda net asit baz atılımı değerlerinin belirlenmesinin LAS tanısında yardımcı bir parametre olarak kullanılabileceği ve sahada kolaylıkla uygulanabileceği kanısına varılmıştır.

Hayvan yemleriHidrojen iyon konsantrasyonuLatent asidotik stres+4
Pelin Fatoş Polat
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ilinde süt ineği besleme bilinci geçiş dönemi beslemesi ve süt ineklerinin verim durumlarının araştırılması

Bu araştırma, Elazığ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği verilerine dayanılarak, Elazığ il ve ilçelerinde 20 baş ve daha üzeri hayvanla süt inekçiliği yapan işletmelerin yaklaşık %60'ını temsil edecek sayıda süt ineği işletmesinde yürütülmüştür. Araştırmada Elazığ ilinde bulunan süt işletmelerinde süt ineği beslemesinde yetkili ve sorumlu kişilerin bilinç ve birikimi, geçiş dönemi beslemesinin uygulama durumu, süt ineklerinin ırk dağılımı, yem envanteri, ineklerin süt verimi durumu, laktasyon dönemlerindeki ineklerin beslenme durumları, süt ineklerinin üreme durumu, sık görülen hastalık durumları ve süt ineği işletmeciliği ile ilgili diğer unsurlar incelenmiştir. İncelemede, tüm işletmeler hayvan besleme uzmanları tarafından ziyaret edilmiş ve işletmelerde yüz yüze anket çalışmaları, yem ve süt örnekleri alınarak laboratuarda analizler yapılmıştır. İşletmelerin %67.5'inde, beslemede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin işletme sahibinin bizzat kendisinin olduğu ve aile fertlerinin birlikte çalıştıkları ortaya konmuştur. Beslemede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin %73'nün ilköğrenim ve altı eğitim seviyesinde. olduğu gözlenmiştir. Bu kişilerin %65'nin iş tecrübesinin >10 yıl olduğu, % 35'inin de < 10 yıl olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin süt ineği beslemesi konusunda yenilikleri takip için bilimsel etkinliklere katılım oranının %30 seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Yenilikleri takip ettiğini ifade eden kişilerin ise süt ineği beslemesi konusunda katıldıklar bilimsel etkinliklerin %83.4'ü üretici birlikleri, yem fabrikaları ve fuarların düzenledikleri bilgilendirme toplantılarıdır. İşletmecilerin %77.5'i hayvan besleme konusunda danışmanlık hizmeti almadıkları ve danışmanlık hizmeti alanların da bu hizmet karşılığı herhangi bir ücret ödemedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Danışmanlık hizmeti almama nedenleri ise serbest veteriner hekimlerin yeterli olmaması (%42), danışmanlık hizmeti alacağı yeri bilmemeleri ve bundan haberdar olmamaları (%35) ve ihtiyaç duymayıp kendilerini yeterli görmeleri (%23) biçiminde sıralanmaktadır. İşletmelerdeki ineklerin, laktasyon dönemlerindeki süt verimleri (kg/gün/hayvan), canlı ağırlıkları ve tükettikleri yemlerin isimleri ve miktarları (kg/gün/hayvan) düzenli kayıt altına alınmamıştır. Bu konularda verilen bilgilerin ise tahmini olduğu gözlenmiştir. İşletmelerdeki ineklerin inek başına günlük süt verimlerinin %47.5'i 12-15 kg, %37.5'i 16-20 kg ve %15'i >21 kg biçiminde sıralanmaktadır. İşletmelerden alınan süt örneklerinin kuru madde (KM), yağ, protein ve üre düzeyleri sırasıyla %52.5 = %11.6-12.5, %77.5 = %2.5-3.5, %40 = %3.3-3.5, %80 = 10 - 20 mg/dl aralığında olduğu tespit edilmiştir. Takibe alınan işletmelerde ineklerin ilk buzağılama yaşının daha çok (%32.5) 24 aylık yaşta yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Ortalama iki doğum aralığı işletmelerin %57.5'inde 12 ve 13 ay olduğu ortaya konulmuştur. İncelenen işletmelerin tamamında geçiş dönemi belemesi uygulanmamaktadır. İşletmelerin %47.5'inde, hayvanlara verilen yemlerin miktarları ve hayvanların ihtiyaçları, ineklerin süt verimi ve canlı ağırlığına bakılarak belirlendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte hayvanların hepsine aynı miktarda yem verenlerin oranı %20, sadece süt verimine bakarak verdiği yemi artırıp azaltanların oranı ise %15 olarak bulunmuştur. İşletmeciler yaz ve kış dönemlerinde hayvanlarını daha çok 3 öğün üzerinden olmak üzere 2- 3 öğün beslemektedirler. İşletmelerin %92.5'i hayvanlara grup yemlemesi uygulamaktadırlar. İşletmelerin tamamında yıl boyu buğdaygil samanları yedirilmektedir. Buğdaygil samanları işletmelerin %84'ünde patozdan geçirildikten sonra hayvanlara verildiği anlaşılmıştır. İşletmelerin %70'inde kuru ot bulunduğu, bunların %64'ünde kuru otun doğranarak hayvanlara verildiği belirlenmiştir. İşletmelerin %62.5'inde yaş yonca biçildiği şekliyle pörsütmeden hayvanlara verildiği saptanmıştır. İşletmelerin kışın silajı daha çok kullandıkları (%87.5) tespit edilmiştir. Yaz döneminde hayvanlara verilen yemler arasında, buğdaygil samanları işletmelerin %95'inde, karma yem (fabrika yemi) %87.5'inde, Arpa-buğday ezmesi %75'inde, yonca %72.5'inde, kepek %60'ında ve %35'inde ise mısır silajı kullanıldığı tespit edilmiştir. Buna karşın kış döneminde işletmelerin %95'inde buğdaygil samanı, %95'inde karma yem (fabrika yemi), %82.5'inde arpa-buğday ezmesi, %52.5'inde yonca, % 65'inde kepek ve mısır silajı ise %87.5'inde kullanıldığı tespit edilmiştir. İşletmelerdeki buğdaygil samanının tamamının 5 cm den küçük olduğu, kullanılan samanların da %2'si 2.5 cm den , %34'ü 1 cm den , %25'i 0.5 cm den, %18'i 0.3 cm den büyük, %21'i ise 0.3 cm den küçük partikül büyüklüğüne sahip olduğu saptanmıştır. Doğranarak verilen kuru yoncanın %60'ı 5 cm den büyük, fiğin ise %46'sı 5 cm den büyük partikül büyüklüğüne sahip olduğu gözlenmiştir. Mısır silajının partikül büyüklüğü İşletmelerin tamamında 5 cm den küçük olduğu, kullanılan mısır silajların %6'sı 2,5 cm den, %57'si 1 cm den, %30'u 0.5 cm den, %6'sı 0.3 cm den büyük, %1'i ise 0.3 cm'den küçük partikül büyüklüğüne sahip olduğu saptanmıştır. İşletmelerden alınan fabrika yem örneklerinin yaklaşık %97.2'sinde %2'den az, %85.8'inin de %1,5'den az üre içerdiği tespit edilmiştir. İşletmelerde hayvanların rasyonlarının NRC standartlarına göre KM, HP ve NEL düzeyinin sırasıyla %45 düşük- %55 yüksek, %42.5 düşük- %57.5 yüksek ve %22.5 düşük- %77.5 yüksek olduğu tespit edilmiştir. İşletmelerde görülen sağlık problemleri arasında %60 ile mastitis birinci sırada yer alırken; bunu, %47.5 ile birden fazla suni tohumlama, %35 ile güç doğum, %25 ile ayak problemleri, %22.5 ile hipokalsemi ve buzağı ishalleri, %15 ile de göbek iltihabı izlemektedir. Sonuç olarak; Bu çalışmada, Elazığ ilinde beslenmede yetki ve sorumluluk sahibi kişilerin süt ineği beslemesi konusunda bilgi birikimi ve eğitim seviyesinin düşük olduğu, yenilikleri gereği gibi takip etmedikleri, yeterli danışmanlık hizmeti almadıkları, süt ineklerinde geçiş dönemi beslemesi uygulamadıkları, düzenli bir kayıt tutmadıkları, araştırma kapsamında yapılan analizlerin değerlendirmesine göre verdikleri bilgilerde çelişkilerin olduğu gözlenmiştir. Bu durumun düzeltilmesi için, süt ineği işletmecileri kendilerinin bir işletmeci olduklarının farkına varıp gereğini yapmaları gerekir. Anahtar Kelimeler: Süt İneği, Besleme Bilinci, Geçiş Dönemi, Verim Düzeyi

ElazığHayvan yemleriHayvancılık+5
Ahmet Mamak
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Silajlık mısırdan laktik asit bakterilerinin izole edilmesi, tanımlanması ve silaj üretiminde inokulant olarak kullanılma olanakları

Bu çalışma, Elâzığ merkez köylerinden alınan farklı mısır hasılı örneklerinden laktik asit bakterilerini (LAB) izole etmek, tanımlamak ve laboratuvar koşullarında çoğaltarak mısır silajına inokulant olarak kullanılma olanaklarını tespit etmek amacıyla yapıldı. Araştırmada 16 farklı mısır tarlasından mısır yaprakları (Zea mais) alındı ve laboratuvara getirilerek uygun yöntemlere göre LAB'ların izolasyon ve identifikasyonu yapıldı. Seçilen LAB içinden 4 farklı bakterileri türü inokulant olarak kullanıldı. Denemede hiçbir katkı yapılmayan grup kontrol (K), ticari bir firmadan temin edilen ve içeriğinde Lactobacillus buchneri (L.BUC) olan grup pozitif kontrol, Lactobacillus pentosus (L.PEN), Leuconostoc mesenteriodes (L.MEZ), Lactobacillus brevis (L.BRE) ve Laktobacillus fermentum (L.FER) türleri ise deneme gruplarını oluşturdu. İnokulantlar silaj materyaline 1 x 106 kob/g KM olacak şekilde karıştırıldı ve 1.8 litrelik anaerobik vakumlu kavanozlara sıkıştırılarak dolduruldu. Fermantasyonun 5, 10, 15, 30, 60 ve 90. günlerinde her gruptan üçer kavanoz açılarak analizleri yapıldı. Silajlara inokulant katılması pH değerini hızla düşürdü. Fermantasyon sonunda en düşük pH değeri L.BRE ve L.FER gruplarında, en yüksek ise L.BUC grubunda elde edilmiş ve farklılık önemli bulunmuştur (P<0.001). Fermantasyonun 5. gününde inokulant katılan gruplarda laktik asit (LA) önemli düzeyde artmış, 30. günde en yüksek LA düzeyi L.FER grubunda görülmüştür (P<0.05). Deneme gruplarında başlangıçta düşük olan asetik asit (AA) düzeyi fermantasyonla birlikte yükselmeye başlamış ve 30. Günde en yüksek AA düzeyi L.BUC grubunda görülmüştür (P<0.05). Araştırma gruplarında fermantasyonun 15. gününden itibaren maya sayılarında önemli azalmalar görülürken, 30. Günden sonra bütün gruplarda küf tespit edilmemiştir. Bu sonuçlara göre, silajlık mısır bitkisinin doğal mikroflorasındaki bakterilerden seçilen laktik asit bakterilerinin, ticari inokulantlar kadar silaj fermantasyonu olumlu yönde etkilediğini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Mısır silajı, laktik asit bakterileri, inokulant, doğal flora

Hayvan yemleriHayvanlarda beslenmeLaktik asit+4
Mehmet Yılmaz
Fırat University
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Pazarlanma şansı azalan karpuzlardan hayvan beslemede kullanılabilecek dayanıklı ve katma değerli ürünler üretme olanaklarının araştırılması

Bu projede pazar dışı kalma durumunda olan karpuzların kabuk, çekirdek ve etli kısımlarının tamamından katma değerli ve dayanıklı karpuz ürünlerini üretmek amaçlanmıştır. Projede hasatı üzerinden 15 gün geçmiş üç farklı karpuz çeşidinden karpuz püresi, karpuz suyu ve karpuz posası adlarında üç ürün üretilmiştir. Bu ürünlerin bir grubuna hiçbir muamele yapılmamış, bu gruba taze ürün adı verilmiş, bir gruba buhar basınçlı ısıl işlem uygulanmış buna asitsiz grup adı verilmiş ve bir gruba buhar basınçlı ısıl işlem + sitrik asit ilavesi uygulanmış buna da asitli grup adı verilmiştir. Proje üç çalışma şeklinde dizayn edilmiştir. Çalışma I'de taze örneklerde, konserve işlemlerinden hemen sonra alınan örneklerde, Çalışma II'de depolama sırasında 0., 30., 90. ve 180. günlerde alınan örneklerde, Çalışma III'te ise konserve kavanozları açıldıktan 0., 2. ve 4. günlerde alınan örneklerde fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve mikotoksin analizleri yapılmıştır. Çalışma I'in sonuçlarına göre her iki muamelede de mikrobiyolojik açıdan pastörizasyon sağlanmıştır. Isıl işlem karpuz ürünlerinin rengini kısmen açmıştır. Karpuza ait koku yerini haşlanmış meyve kokusuna bırakmıştır. Çalışma II'de ise üretimden sonra depoya alınan karpuz ürünleri depolamanın 0., 30., 90. ve 180. günlerde açılan konserve ürünlerinden alınan örneklerde mikrobiyolojik üreme durumları incelenmiştir. Buna göre asitsiz grupta asitli gruba göre daha yüksek toplam mezofilik aerobik bakteri (p<0.0001) ve toplam Clostridia (p<0.002) üremesi tespit edilmiştir. Depolama sürelerinde ise her iki bakteri sayısı 30. ve 90. günlerde 0. güne göre artmış, 180. günde alınan örneklerde ise düşmüştür. Depolama sırasında asitsiz gruplarda asitli gruplara göre daha fazla kapak şişmesi tespit edilmiştir. Kapak şişmesi de üretimden sonra genellikle ilk hafta içinde gözlenmiş, diğer günlerde görülmemiştir. Renk ve koku değişimi de depolama süresince pek gözlenmemiştir. Ancak, şiş kapaklı konservelerde kötü koku diğerlerinden daha fazla hissedilmektedir. Çalışma III'te kullanım süresine ışık tutmak için konserve kavanozlarının kapağı açıldıktan sonra 0., 2. ve 4. günlerde konserve karpuz ürünlerinden alınan örneklerde asitsizlerde asitlilere göre toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı daha yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak, projede asit katkısı + ısıl işlem uygulaması öne çıkmıştır. Her karpuz çeşidinden konserve yapılabilir. Kullanım amacına göre karpuz suyu, karpuz püresi ve karpuz posası üretilebileceği ortaya konmuştur.

Hayvan yemleriHayvancılıkHayvancılık işletmeleri+4
Fatma Terlemez
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Bu araştırma bıldırcın karma yemlerine zeytin yaprağı özütü (ZYÖ) katılmasının verim performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek üzere planlandı. Bu amaçla 60 günlük yaşta toplam 192 adet dişi bıldırcın (Coturnix Coturnix Japanica), her tekerrürde 12 bıldırcın olacak şekilde 4 tekerrürlü 4 deneme grubuna ayrıldı. Bıldırcınlar tüm deneme süresince yumurtacı bıldırcın kafeslerinde barındırıldı, yem ve su serbest olarak verildi. Aydınlatma 16 saat aydınlık 8 saat karanlık olacak şekilde sağlandı. Deneme 42 gün sürdürüldü ve deneme sonunda her gruptan grup canlı ağırlık ortalamalarına yakın 6'şar hayvan kesilerek kan örnekleri alındı.Bıldırcınlara verilen temel yem; mısır ve soya küspesine dayalı % 19.1 HP, 2940 kcal/kg ME, % 3.0 Ca ve % 0.39 kullanılabilir fosfor, vitamin ve mineral şeklinde hazırlandı. Hazırlanan bu temel yemi tüketen grup Kontrol, temel yeme 200 ppm E vitamini (? tokoferol asetat/kg) katılan grup (Grup E), temel karma yeme 80 ve 120 ppm Oleuropein (OLE) olacak şekilde ZYÖ katılan gruplar OLE-80 ve OLE-120 gruplarını oluşturdu.Deneme sonu canlı ağırlıklar, günlük canlı ağırlık artışı, ortalama günlük yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı (YYO) bakımından gruplar arasında farklılık tespit edilmedi (P>0.05). Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında ortalama yumurta ağırlığı sırasıyla 11.36, 11.62, 11.44 ve 11.28 g olarak ve yumurta randımanı ise % 53.83, 55.95, 54.61 ve 45.25 olarak tespit edildi. OLE-120 grubunun yumurta ağırlığı (P<0.01) ve yumurta randımanı diğer gruplardan istatistiksel olarak daha düşük bulundu (P<0.001). Ölüm oranları yapılan uygulamalardan etkilenmedi (P>0.05). Deneme gruplarında kan glukoz, kolesterol, trigliserit, HDL kolesterol, VLDL kolesterol, LDL kolesterol değerleri birbirine benzer bulundu (P>0.05).Deneme sonu yumurta sarısı örneklerinde bazı besin madde değerleri incelendiğinde; Kontrol, Grup E, OLE-80 ve OLE-120 gruplarında sırasıyla; kolesterol 10.43, 12.07, 13.10 ve 12.28 mg/g bulundu (P<0.01). A vitamini 0.11, 0.06, 0.13 ve 0.10 mg/g (P<0.05), E vitamini değerleri ise 0.95, 3.32, 1.13 ve 1.32 mg/g olarak tespit edildi (P<0.001). D2 ve D3 vitamini bakımından gruplar arası bir farklılık görülmezken, en yüksek stigmasterol değeri OLE-120 grubunda tespit edildi (P<0.05). Karma yemlere ZYÖ katılması yumurta sarısı yağ asitleri düzeyini etkilemedi. OLE-80 grubunda oleik (7.28 ? g/g) ve linoleik (3.76 ? g/g) asit değerleri diğer gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi (P<0.05). OLE-80 grubunda çoklu doymamış yağ asitleri (ÇDYA) (6.19 ? g/g), n-6 (4.36 ? g/g) yağ asidi miktarı ile n-6/n-3 yağ asidi oranı (2.48) en yüksek bulundu.Sonuç olarak; yumurtacı bıldırcın karma yemlerine 80 ppm düzeyinde OLE katılmasının performans üzerine herhangi bir olumsuz etki yapmaksızın, yumurta sarısı oleik (C18:1n9), linoleik (C18:2n6c), n-6 yağ asitleri ile n-6/n-3 yağ asidi oranını artırdığı tespit edildi.

BıldırcınHayvan yemleriKan parametreleri+3
Ayhan Özdemir
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcaklık stresine maruz bırakılan bıldırcınlarda rasyona ilave edilen tarçın yağının performans ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Bu araştırma, sıcaklık stresine maruz bırakılan bıldırcınların (Coturnix coturnix Japonica) karma yemlerine farklı dozlarda ilave edilen tarçın yağının performans, karkas özellikleri, antioksidan aktivite, serum glikoz, trigliserit, HDL, LDL ve toplam kolesterol düzeyleri üzerine etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Bıldırcınlar (n=180; 15 günlük yaş), iki farklı çevre sıcaklığı [termonötral (TN) ve sıcaklık stresi (SS)] ve üç farklı tarçın yağı dozu (0, 250 ve 500 mg/kg) olmak üzere 2x3 faktöriyel deneme düzenine göre rastgele 6 gruba ayrıldı.Canlı ağırlık (P<0.01), canlı ağırlık artışı (P<0.05) ve yem tüketimi (P<0.05) üzerine sıcaklık stresinin etkisi önemli bulunurken, tarçın yağının etkisi önemsiz olarak tespit edilmiştir (P>0.05). Yemden yararlanma oranı üzerine hem sıcaklık stresinin hem de tarçın yağının etkileri önemsiz olarak tespit edilmiştir (P>0.05). Sıcaklık stresinin karaciğer oranı hariç diğer karkas parametreleri [sıcak karkas oranı (P<0.05), soğuk karkas oranı (P<0.05), dalak oranı (P<0.001) ve kalp oranı (P<0.01)] üzerine olan etkisi istatistiksel olarak önemli bulunurken, tarçın yağının bu parametreler üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır (P>0.05).Sıcaklık stresinin etkisi ile serum glikoz (P<0.001), trigliserit (P<0.01) ve LDL kolesterol (P<0.001) düzeyleri artarken, sıcaklık stresine maruz bırakılan gruplarda kullanılan tarçın yağının her iki düzeyi de serum glikoz, trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerini azaltmıştır (P<0.01). Sıcaklık stresinin etkisi ile toplam kolesterol düzeyi yükselmiş (P<0.01), HDL kolesterol düzeyi ise düşmüştür (P<0.01). Ancak bu iki parametre üzerine tarçın yağının bir etkisi olmamıştır (P>0.05).Serum MDA düzeyi sıcaklık stresinin etkisi ile yükselmiştir (P<0.05). Serum GSH-Px düzeyi sıcaklık stresinin etkisiyle azalırken (P<0.001), kullanılan tarçın yağının konsantrasyonuna bağlı olarak artmıştır (P<0.001). Serum GSH ve SOD düzeyleri sıcaklık stresinin etkisi ile azalırken (P<0.01), her iki parametre TN500 grubunda artmıştır (P<0.01).Sonuç olarak; temel yeme ilave edilen tarçın yağının performans ve karkas özellikleri üzerine olan etkileri önemsiz bulunmuştur. Diğer taraftan kullanılan tarçın yağı serum glikoz, trigliserit ve LDL kolesterol düzeylerini azaltarak, serum GSH-Px, GSH ve SOD düzeylerini arttırmıştır. Bu nedenle temel yeme ilave edilen tarçın yağının, bıldırcınlarda önemli bir stres faktörü olan yüksek çevre sıcaklığının olumsuz etkilerini azaltılabileceği ortaya konmuştur.

Bitkisel yağlarBıldırcınHayvan yemleri+5
Fadime Tonbak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yonca silajına tuz ve laktik asit bakteri inokulant ilavesinin silaj kalitesi, fermantasyon profili ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri

Araştırmada yonca bitkisine tuz ve laktik asit bakteri inokulant ilavesinin silaj kalitesi, fermantasyon profili ve mikrobiyel özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla yonca bitkisine tuz, laktik asit bakterisi ayrı ayrı ve birlikte ilave edilerek yonca silajı hazırlandı. Çalışma; katkı maddesi ilave edilmeyen grup (Kontrol grubu), tuz ilave edilen grup (Tuz grubu), laktik asit bakterisi ilave edilen grup (LAB grubu) ve tuz ile laktik asit bakterisinin beraber ilave edildiği grup (TLAB) olmak üzere toplam 4 gruptan oluşmuştur. Her gruptan 5 tekerrür halinde hazırlanan cam kavanozlar içindeki yonca silajları fermantasyonun 7., 14., 30. ve 60. günlerinde açıldı. Silaj örneklerinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapıldı. Buna göre laktik asit bakterisi ilave edilen grupta toplam kalite puanının ve Flieg puanının diğer gruplara göre istatistiksel olarak önemli derecede yüksek olduğu belirlendi. Silaja tuz ile laktik asit bakterisinin hem ayrı ayrı hemde birlikte ilavesiyle kuru madde oranının arttığı, ham sülüloz, asit detergan lif ve nötral deterjan lif içerğinin azaldığı tespit edilmiştir. Silajlar yapıldıktan 60 gün sonra silajda pH değerinin ve amonyak azotu içeriğinin en düşük LAB grubunda olduğu belirlendi. Tuz ve laktik asit bakterisinin ilavesiyle asetik asit ve laktik asidin arttığı, propiyonik asit ve bütirik asidin azaldığı tespit edildi. Tüm gruplarda laktik asit bakterilerinin arttığı ve maya-küf sayısının azaldığı belirlendi. Aerobik stabilite bakımından en iyi sonucun laktik asit ilave edilmiş grupta olduğu görüldü. Sonuç olarak tuz ve laktik asit bakterisinin beraber ve ayrı olarak silaja ilavesi sonucu silaj kalitesinin, fermantasyon profilinin ve mikrobiyel özelliklerinin olumlu etkilendiği görülmüştür. Anahtar Kelimler: Fermantasyon özellikleri, laktik asit bakterisi, tuz, yonca silajı

Hayvan beslemeHayvan yemleriHayvancılık işletmeleri+4
Salih Ergin
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afyon ilinde yapılan yonca silajının haftalık olarak olgunlaşma ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Afyon İlinde Yapılan Yonca Silajının Haftalık Olarak Olgunlaşma ve Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi Bu araştırmada; Afyon ilinde yapılan yonca silajının haftalık olarak olgunlaşma ve kalite özelliklerinin belirlenmesi incelenmiştir. Bu amaçla yonca bitkisinden yapılan silaj, paketlendikten sonra 7 hafta boyunca açılmıştır. Her hafta üç farklı silaj paketiden numune alınmış ve analiz edilmiştir. Silaj numunelerinin fiziksel analizleri (DLG puanı, Flieg puanı) ham besin madde analizleri (kuru madde, ham kül, organik madde, ham protein, ham selüloz, ham yağ, asit deterjan fiber, nötral deterjan fiber), amonyak-azotu analizi, pH analizi ve uçuya asidi analizleri yapılmıştır. Buna göre birinci haftadan itibaren koku, renk, strüktür ve toplam puanları doğru orantılı olarak önemli düzeyde artış gözlenmiştir. Silaj kalitesinin 7. günde 'orta' ; 14 ile 42. günler arasında 'iyi'; 49. gün 'pekiyi' nitelikli olduğu tespit edilmiştir. Haftalık olarak silajların kuru madde (65 ℃) miktarında, NH3-N içeriğinde ve Flieg puanında artış; pH değerinde azalma gözlenmiştir. Yonca silajları haftalara göre organik madde içeriği bakımından incelendiğinde birinci haftadan itibaren bir artış söz konusu olurken HS, HP ve HY içerikleri haftalar boyunca azalma göstermiştir. Sialjlarda asetik asit miktarının arttığı, propiyonik asit ile bütirik asit miktarının azaldığı tespit edilmiştir. Laktik asit miktarı fermentasyonun 35. gününde önemli derece artış göstermiştir. Anahtar Kelimler: Fermantasyon özellikleri, laktik asit bakterisi, yonca silajı

AfyonkarahisarFermentasyonHayvan yemleri+5
Bünyamin Aktürk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University
2019
00

Related subjects