Faktör analizi
Bu konu başlığı altında 84 tez
Kümeleme analizi ile Türkiye'de illerin beşeri sermaye göstergelerine göre değerlendirilmesi
Türkiye, gelişmekte olan ülkelerden biri olarak her alanda olduğu gibi beşeri sermaye göstergeleri yönüyle de diğer gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerle rekabet içerisindedir. Yine her ülkede olduğu gibi, ülkemizin de kendi içerisinde, iller bölgeler bazında ortaya çıkan gelişmişlik farklılıkları ile mücadele içerisinde olduğu bir gerçektir. Çalışma konusu, bu düşünce temelinde ortaya çıkarılmış ve Türkiye'de illerin beşeri sermaye göstergeleri bakımından incelenmesine karar verilmiştir. Çalışmada, kümeleme analizi ile Türkiye'de illerin beşeri sermaye göstergelerine göre değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda: çok değişkenli analizlerden "Faktör Analizi" ile "Kümeleme Analizi"; "Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (BMKP)"nın belirlediği eğitim-işgücü-sağlık ana göstergeleri ile ana göstergelerin 27 alt değişkeni; "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)" web sitesi ve kurum personellerinden edinilen 2006-2010, 2011-2015, 2016-2019 dönem verileri ile değerlerin ortalamaları kullanılmıştır. Ortalama değerlere "Sosyal bilimler için istatistik programı (SPSS) 22" istatistik paket programı"nda, 'Keşfedici Faktör Analizi' uygulandığında: 2006-2010 döneminde, iki eğitim, bir işgücü, iki sağlık; 2011-2015 döneminde, iki eğitim, bir işgücü, üç sağlık; 2016-2019 döneminde, bir eğitim, bir işgücü faktörüne ulaşılmıştır. Faktörlerin değişkenlere çevrilmesiyle bulunan yeni değerlere, 'Hiyerarşik Kümeleme Yöntemi' uygulandığında: 2006-2010 dönemi eğitim göstergesinde 4, işgücü göstergesinde 4, sağlık göstergesinde 4; 2011-2015 dönemi eğitim göstergesinde 4, işgücü göstergesinde 4, sağlık göstergesinde 4; 2016-2019 dönemi eğitim göstergesinde 4, işgücü göstergesinde 4 küme oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda: 2006-2010 dönemi kümelerinde hemen her bölgeden illerin birarada bulunduğu, sadece sağlık göstergesi ikinci kümesinde İstanbul'un tek başına olduğu; 2011-2015 dönemi kümelerinde hemen her bölgeden illerin birarada bulunduğu, ancak eğitim göstergesi dördüncü kümesinde Kırıkkale'nin ve sağlık göstergesi dördüncü kümesinde Ankara ilinin tek başına olduğu; 2016-2019 dönemi eğitim ve işgücü göstergeleri kümelerinde hemen her bölgeden illerin birarada bulunduğu, eğitim göstergesi dördüncü kümesinde İstanbul'un ve işgücü göstergesi dördüncü kümesinde Doğu Anadolu Bölgesi'nden 4 ilin yer aldığı görülmüştür. Dönem kümelerinin çoğunda farklı bölge illeri birarada olduğu için kümeler adlandırılamamıştır. Dönem faktör analizi sonuçlarında sağlık faktörü çıkmadığı için sağlık göstergesi kümeleme analizi yapılamamıştır.
Anadolu Üniversitesi ÖYP araştırma görevlilerinin memnuniyetinin incelenmesi
Bu çalışmada Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) araştırma görevlilerinin memnuniyeti ikili lojistik regresyon analizi, yaşam doyumu ile memnuniyet arasındaki ilişki ise korelasyon analizi ile incelenmiştir. ÖYP, Türkiye'nin artan öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak üzere 2002 yılından itibaren uygulanan ve 2025 yılına kadar sürmesi beklenen bir programdır. Programa dâhil olan araştırma görevlilerinin memnuniyetini ve yaşam doyumlarını inceleyen bir çalışma bulunmaması konunun özgünlüğünü sağlamaktadır. Çalışmada, ÖYP araştırma görevlilerinin Anadolu Üniversitesi'nden genel memnuniyeti, akademisyen memnuniyet ölçeği ve demografik sorular kullanılarak araştırılmıştır. Akademisyen memnuniyet ölçeğinin fazla sayıda madde içermesi nedeniyle, açıklayıcı faktör analizi uygulanarak boyut indirgemesi yapılmış ve memnuniyeti ölçen sekiz faktöre ulaşılmıştır. Elde edilen faktörler ve demografik değişkenlerle Anadolu Üniversitesi ÖYP araştırma görevlilerinin memnuniyeti ikili lojistik regresyon analiziyle incelenmiştir. İşe yönelik tutum, kurumun algılanan saygınlığı, akademik çalışma imkânı, kurumun bilimsel araştırmalara verdiği destek ile lisans mezuniyetinin, Anadolu Üniversitesi ÖYP araştırma görevlilerinin memnuniyeti üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Yaşam doyumu ile memnuniyet arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiş, iki değişken arasında düşük kuvvette pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. ÖYP araştırma görevlilerinin memnuniyetlerinden yaşam doyumlarına taşma varsayımının gerçekleştiği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: ÖYP araştırma görevliliği, Akademisyen memnuniyeti, Yaşam doyumu, Faktör analizi, Lojistik regresyon analizi.
Doğancı baraj gölü (Bursa) fitoplanktonu ve trofik seviyesinin belirlenmesi
Bu çalışmada Doğancı Baraj Gölü'nden Ocak 2018-Kasım 2018 tarihleri arasında alınan örneklerde bazı fiziko-kimyasal, ve ağır metal analizleri ile fitoplankton teşhis ve sayımları gerçekleştirilmiştir. Doğancı Baraj Gölü'nün trofik seviyesi belirlenmiştir. Doğancı Baraj Gölü su kalitesi ayrıca İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması Hakkında Yönetmelik kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Barajın su kalitesi 1.sınıf su kalitesinde çıkmıştır. Doğancı Baraj Gölü fitoplanktonunda Cyanobacteria'ya ait 14 takson (%17,72), Miozoa'ya ait 4 takson (%5,06), Ochrophyta'ya ait 1 takson (%1,27), Chlorophyta'ya ait 12 takson (%15,19), Charophyta'ya ait 4 takson (%5,06), Bacillariophyta'ya ait 44 takson (%55,70) olmak üzere toplam 79 takson tespit edilmiştir. Doğancı Baraj Gölü'nde tüm çalışma dönemi boyunca her mevsim yayılım gösteren türler Asterionella formosa, Stephanocyclus meneghinianus, Fragilaria crotonensis, Mougeotia sp., Nitzschia acicularis, Planktothrix rubescens, Ulnaria delicatissima ve Ulnaria danica'dır. Doğancı Baraj Gölü'nde en yüksek toplam organizma yoğunluğu 1 825 685 org/L ile Ekim ayında, en düşük toplam organizma yoğunluğu ise 54 org/L ile Ocak ayında görülmüştür. Yapılan siyanotoksin analizleri sonucunda baraj suyunda toksin tespit edilmemiştir. Ancak Dolichospermum planctonicum ve Planktothrix rubescens'in toksin üretme potansiyeli olması nedeniyle baraj gölünün sürekli takip edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Doğancı Baraj Gölü trofik seviyesi Carlson (1977)'un Trofik Seviye İndeksi (TSI) değerlerine göre hesaplanmıştır. TSI(CHL) değerlerine göre Doğancı Baraj Gölü'nün mezotrofik karakterde olduğu görülürken, TSI(TN) değerlerine göre oligotrofik karakterde olduğu tespit edilmiştir. Doğancı baraj gölü suyunda hangi çevresel değişkenlerin önemli olduğunu ortaya koymak için uygulanan açıklayıcı faktör analizi (AFA) sonuçlarına göre veri kümesinde toplam varyansın % 80,752'sini açıklayan üç faktör yükü belirlenmiştir. İlk faktör yükünün havzanın jeolojik yapısı ve iklimsel faktörler ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü faktör yüklerinde jeolojik yapının yanı sıra besin tuzu, askıda katı madde ve fitoplanktonun önemli olduğu görülmektedir. Türler ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için uygulanan redundancy analizi sonucuna göre hacim (p= 0,002; F= 5,77), pH (p= 0,002; F= 5,73), giren su (p= 0,002; F= 5,29), buharlaşma (p= 0,002; F= 2,65), su sıcaklığı (p= 0,004; F= 2,40), nitrat (p= 0,040; F= 1,58) ve magnezyum'un (p= 0,048; F= 1,65) anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
Customer satisfaction at participation banks: A research on independent accountant financial advisors in Gaziantep
This thesis study has been prepared to reveal the customer satisfaction of participation banks, defining the service quality of participation banks, trust in the personnel and satisfaction with the personnel, and the physical characteristics of the bank branch. The sample of the research consists of people who are Independent Accountant and Financial Advisor (SMMM) in Gaziantep and are also customers of participation banks. It is known that people recommend the products they use and the services they receive to their environment and these recommendations usually have a positive effect on people. It is obvious that these recommendations are the result of customer satisfaction. We preferred Independent Accountant Financial Advisors as sample in our survey, which we tried to measure participation bank customer satisfaction. Because they work with plenty of people from many different sectors. These people are business owners and they earn money. Since Independent Accountant Financial Advisors are a reliable group to affect these people from many different sectors. Independent Accountant Financial Advisors are a clear sample for this study. It is one of the important occupational patterns of commercial life. It is a homogeneous group. Since the opinions of accountants reflect the perspective of business life, it is expected that this study will contribute positively to banking sector. In this way, we foresee that it will be helpful to increase the number of participation bank customers. The survey application was completed online and directly by visiting the Independent Accountant Financial Advisor offices through individual communication. Within the scope of the study, a survey was conducted with 153 independent accountants and financial advisors who are customers of participation banks in Gaziantep, the results obtained were evaluated and inferences were made about participation banking customer satisfaction. Data that are obtained from surveys was analyzed. During the analyses, reliability analysis, frequency, Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) independent sample t- tests and one- way ANOVA tests were performed. In this study, it was detected that according to the variables of working time with the participation bank, a significant difference was found between the speed of cashier and transaction speed and the service (provided) and convenience. Keywords: Participation Banking, Independent Accountant Financial Advisor, Customer Satisfaction, Participation Banking Customer Satisfaction, Factor Analysis, Anova Test
İlkokul öğrencileri için kapsamlı bir zorbalık ölçeği geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin zorbalık yapma ve zorbalığa maruz kalma davranışlarını çok boyutlu olarak ölçmeye yönelik geçerliği ve güvenirliği test edilmiş bir ölçek geliştirmektir. Ölçek akran zorbalığı ve siber zorbalık davranışlarını bir arada bulundurmasıyla ulusal literatürde ilk olma özelliği taşımaktadır. Ölçeğin geçerlik çalışmaları doğrultusunda ilk olarak kapsam geçerliği için uzman görüşlerine başvurulmuştur. Kapsam geçerliği sağlandıktan sonra yapı geçerliğine yönelik Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. AFA grubunun verileri Gaziantep'te 3.ve 4. sınıflarda öğrenim gören toplam 450 ilkokul öğrencisinden toplanmıştır. Zorbalık ve mağduriyet alt maddelerine yapılan iki ayrı AFA sonucunda ölçeğin tek faktörlü yapıda ve faktör yük değeri 0.32 ve üzeri olan 33 maddeden oluştuğu bulunmuştur. DFA grubunun verileri yine Gaziantep'te ilkokullarda 3. ve 4. sınıflarda öğrenim gören toplam 594 öğrenciden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak AFA sonucunda elde edilen 33 maddeli ölçek kullanılmıştır. Otuz üç madde ve tek faktör yapısından oluşan zorbalık ve mağduriyet modelleri ayrı ayrı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda test edilen zorbalık ve mağduriyet modellerinin kabul edilebilir uyum değerlerine sahip oldukları bulunmuştur. Ölçeğin güvenirliği için hem AFA hem DFA grubunda zorbalık ve mağduriyet maddelerinin iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. AFA grubuna ait zorbalık maddelerinin iç tutarlık katsayısı 0.91, mağduriyet maddelerinin iç tutarlık katsayısı 0.93 olarak bulunmuştur. DFA grubuna ait zorbalık maddelerinin iç tutarlık katsayısı 0.92, mağduriyet maddelerinin iç tutarlık katsayısı 0.94 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular, İlkokul Öğrencileri İçin Kapsamlı Zorbalık Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir. Ölçeğin maddeleri düz puanlanmaktadır. Ölçekten alınacak en düşük puan 33, en yüksek puan ise 99'dur. Puanlar arttıkça öğrencilerin zorba ve mağdur olma düzeyleri de artmaktadır. İlkokul Öğrencileri İçin Kapsamlı Zorbalık Ölçeği, ilkokul döneminde zorbalık davranışlarını ölçmeye yönelik olarak ilkokul öğretmenleri, okul psikolojik danışmanları ve ilkokul döneminde zorbalık konusunda çalışmalar yapacak araştırmacılar tarafından kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: Akran zorbalığı, siber zorbalık, ilkokul öğrencileri, geçerlik ve güvenirlik
Mali başarısızlık tahmininde çok değişkenli istatistiksel yöntemlerin ve çok kriterli analize dayalı bir modelin kullanılması: Türk bankacılık sisteminde bir uygulama
ÖZET MALİ BAŞARISIZLIK TAHMİNİNDE ÇOK DEĞİŞKENLİ İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLERİN VE ÇOK KRİTERLİ ANALİZE DAYALI BİR MODELİN KULLANILMASI: TÜRK BANKACILIK SİSTEMİNDE BİR UYGULAMA Süleyman Bilgin KILIÇ Doktora Tezi, İşletme Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Serpil CANBAŞ Şubat 2003, 140 Sayfa Bu çalışmada, özellikle Türkiye'de, finansal sistemin en önemli unsuru olan bankaların mali başarısızlıklarının öngörülmesine yönelik çok değişkenli istatistiksel yöntemlere ve çok kriterli karar alma analizine dayanan erken uyan modellerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örnek setini 40 adet özel sermayeli ticaret bankası oluşturmaktadır. Bu bankalardan 20'si 1997-2002 döneminde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. Türkiye Bankalar Birliği kendi web sitesinden bankalar için 49 rasyo yayınlamaktadır. Çalışmada, öncelikle tek değişkenli ANOVA (varyans analizi) testi kullanılarak, yayınlanan bu 49 rasyo içinden, mali başarısızlığın yaşanmasından bir yıl öncesi için, başarısız olan ve faaliyetini sürdüren bankaları birbirinden ayırt eden 12 rasyo (erken uyan göstergesi) saptanmıştır. Daha sonra, seçilen rasyolar Temel bileşenler Analizi ile anlamlı faktörler altında gruplandırılarak Türk bankacılık sisteminin temel finansal karakteristiklerini yansıtan 3 faktör ( sermaye yeterliliği, gelir-gider ve likidite) belirlenmiş ve her banka için bu karakteristiklere (faktörlere) ait skor değerleri hesaplanmıştır. Bankaların durumu bağımlı değişken faktör skor değerleri bağımsız değişken olacak şekilde diskriminant, logit ve probit modelleri tahmin edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda mali başarısızlık tahmininde yeni bir yaklaşım olan ve çok kriterli karar alma analizine dayanan ELECTRE TRI modeli tahmin edilmiştir. Tahmin edilen bu modellere göre bankalar mali başarılı yada başarısız şeklinde sınıflandırılarak modellerin sonuçlan, sınıflandırma başarılarına göre karşılaştırılmıştır.II Son olarak, erken uyarı sistemlerinin uygulanmasının, Türk bankacılık sistemindeki yeniden yapılandırma maliyetleri açısından, önem ve gerekliliği değerlendirilmiştir. Çalışmanın sunuçları, bankacılık sektöründe erken uyan sistemlerinin uygulanması ile, mali başarısızlık sonucu gerçekleştirilen yeniden yapılandırma maliyetlerinden uzun vadede büyük oranda kaçınma şansının olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Faktör Analizi, Diskiriminant, Logit, Probit, ELERCTRE TRI.
Orta-Güney Anadolu bölgesinde koyunculuk faaliyetinin ekonomik analizi
öz DOKTORA TEZİ ORTA-GÜNEY ANADOLU BÖLGESİ'NDE KOYUNCULUK FAALİYETİNİN EKONOMİK ANALİZİ ERDAL DAĞISTAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Aykut GÜL Yıl: 2002, Sayfa: 198 Jüri Doç. Dr. Aykut GÜL Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Doç. Dr. Murat GÖRGÜLÜ Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL Yrd. Doç. Dr. Mithat DİREK Bu çalışma, Orta-Güney Anadolu Bölgesi'nde koyunculuk faaliyeti yapan tarım işletmeleri incelenerek, bu işletmelerin koyunculuk faaliyetinin ekonomik yapışım ve sorunlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakılarak bazı sektörel çözüm önerileri getirilmiştir. Araştırmada yer alan işletmelerde, 11.966 milyon TL olan gayrisaf hasıla değerinin %52'sini oluşturan koyunculuk faaliyeti gelirinin %16,93'ü süt üretiminden sağlanmaktadır. İncelenen işletmelerde, işletme basma koyunculuk faaliyeti ortalama safi kan 1.447 milyon TL olup, işletmelerin %29'u negatif safi kara sahiptir (-439 milyon TL). Bu işletmelerin koyunculuk fâaliyetine daha fazla devam etmeleri ekonomik bir davranış olarak görülmemektedir. Bununla birlikte, zarar eden işletmelerin tasfiye edilmesi halinde yaklaşık 40.000 adet çalışanın işsiz kalacağı tahmin edilmektedir. Koyun yetiştiriciliğine üretim masrafları içerisinde en büyük pay %32,05 ile işgücüne ait olup yem masrafları sadece %23,01'lik paya sahiptir. Ayrıca, %30,67 olan faiz giderlerinin çok yüksek olduğu ve gelecekte sektörün gelişmesinde bir sorun olacağı söylenebilir. İşletme başarısında etkili olan başlıca faktörler koyun sayısı ve işletmede kullanılan aile işgücü oranıdır. Koyunculuk faaliyetinin geliştirebilmesi için, öncelikle sürü büyüklüğünün 50 koyunun üzerine çıkartılması ve aile işgücünün daha etkin kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca, maaliyetlerin düşürülebilmesi amacıyla faiz giderlerini artırıcı ve yem bitkileri ekim alanlarını genişletmeyi teşvik edici yönde devlet desteğinin artırılması gerekmektedir. Koyun yetiştiriciliğinde, mevcut ektansif sistemden entansif sisteme geçilmesi önerilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Analiz, Koyunculuk Faaliyeti, Üretim Ekonomisi, Karlılık, Faktör Analizi
Süt sığırcılığında kooperatifler aracılığıyla desteklemenin ekonomik ve sosyal etkileri: Adana ili örneği
Bu çalışmanın amacı, kooperatifler tarafından uygulanan süt sığırcılığı projesinin kooperatife üye işletmeler ve kooperatifler açısından genel bir değerlendirmesinin yapılması, projenin uygulanmasında yaşanan sorunların belirlenmesi ve bunlara yönelik öneriler geliştirilmesidir.Çalışmada elde edilen veriler Faktör Analizi, Veri Zarflama Analizi ve ANOVA testine tabi tutularak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, dağıtılan hayvan sayısının yetersiz ve verim düzeyinin düşük olması, yem maliyetlerinin yüksek olması, üreticilerin maliyetlerinin altında sütü satması ve kooperatiflerin yeterince etkin çalışamaması nedeniyle projeden ekonomik anlamda istenilen başarı elde edilememiştir. Diğer taraftan bu proje ile aile işgücünün etkin kullanılması, kırsal alanda yeni iş alanlarının yaratılması, köyden kente göçün önlenmesi ve üreticilerin kooperatifler aracılığıyla örgütlenmeye yönlendirilmesi konusunda sosyal boyutta kazanımlar olmuştur. Ayrıca proje ile işletmelerde ahırların yenilenmesi ve yem bitkileri üretiminin artması gibi gelişmelerde olmuştur.Projenin daha etkin hale getirilmesi için dağıtılan hayvan sayısının artırılması, verilecek olan hayvanın iyi kalitede ve yüksek verimli olmasına dikkat edilmesi, üreticilere hayvansal üretimin en önemli girdisi olan yem ihtiyaçlarını karşılamak için destekte bulunulması, üreticilerin kaliteli ve hijyenik koşullarda üretim yapabilmesini sağlamak için eğitim verilmesi, pazarlama koşullarının iyileştirilmesi ve kooperatiflerin finansal açıdan güçlendirilmesi önerilebilir.
İmalat sanayinde inovasyon: Sanayi kuruluşlarında inovasyon aktivitelerinin inovasyon performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de imalat sanayi sektöründe inovasyon adına neler yapıldığını ortaya koymak ve inovasyon aktivitelerinin (türleri, işbirlikleri ve engellerinin) inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığını incelemektir.Çalışmada, inovasyon aktiviteleri ve inovasyon performansını ortaya koyan göstergeler Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasına giren 110 imalat sanayi kuruluşuna uygulanan anket çalışmasıyla belirlenmiştir. İnovasyon türlerindeki çoklu iç ilişkiyi ortadan kaldırmak için değişkenler faktör analizine tabi tutulmuş, aktivitelerin inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığının incelenmesi için regresyon analizi ve bağımsız iki örnek t- testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda; inovasyon türlerinin ve işbirliklerinin inovasyon performansını olumlu etkilediği, inovasyon engellerinin ise beklenenin aksine inovasyon performansı üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon performansı, faktör analizi, regresyon analizi, bağımsız iki örnek t-testi
Temel bileşenler faktör analizine dayalı yapay sinir ağları modelleri ile İMKB 100 endeks getirilerinin tahmini
Bu çalışmada amaç, temel bileşen faktör analizine dayalı yapay sinir ağları modelleri ile İMKB 100 endeksinin getirisi tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada 02.01.1997-30.12.2011 tarihleri arasındaki İMKB 100 endeksi günlük getirileri kullanılarak yarınki getiri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yapay sinir ağlarının yapısı, temel elemanları, avantajları, dezavantajları, uygulama alanları, katmanları, sınıflandırılması ve işleyişi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde temel bileşen faktör analizinin aşamaları ile ilgili hesaplamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde uygulamaya yer verilmiştir. Son bölümde ise uygulamada tahmin edilen modele ve bunun üzerine yapılan yorumlara yer verilmiştir.
Faktör analizi yöntemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve hayvancılık denemesine uygulanışı
Bu tez çok değişkenli istatistiksel teknikler içerisinde yer alan faktör analizi ve faktör analizi yöntemlerini karşılaştırmalı olarak incelemek ve hayvancılık alanında yapılan araştırmalarda kullanımını göstermek amacıyla yapılmıştır. Faktör analizi ve faktör analizi yöntemleri detaylı olarak açıklanmaya çalışılmış, analizin yapılması SPSS paket programında adım adım gösterilmiştir. Faktör analizi yöntemlerinin uygulaması, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü'nde yapılan bir çalışmadan elde edilen veriler kullanılarak yapılmıştır.Farklı besi denemesine tabi tutulan kuzulardan elde edilen verilere uygulanan faktör analizi sonuçlarında üç faktör tespit edilmiş ve bu faktörlerin toplam varyansın Temel Bileşenler yönteminde %77.478'ini, Ağırlıksız En Küçük Kareler yönteminde %74.620'sini, Temel Eksen yönteminde %74.619'unu, Alfa Faktörü yönteminde %74.608'ini ve Görüntü Faktörü yönteminde ise %71.647'sini açıkladığı tespit edilmiştir. Ayrıca 4 faktör bulma yönteminde de 1.faktör yağ faktörü, 2.faktör kas faktörü ve 3.faktör kemik faktörü şeklinde adlandırılmıştır. Ancak Görüntü Faktörü yönteminde değişkenlerin faktörlerdeki dağılımındaki farklılıklardan dolayı böyle bir gruplandırma ve adlandırma yapılamamıştır.
2008 küresel finans krizinin Türk turizm sektörüne etkisi: BİST'de işlem gören turizm şirketleri üzerine bir uygulama
Bu çalışmada kriz kavramı turizm sektörü açısından ele alınmış, finansal krizlerin turizm sektörüne etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, öncelikle turizm sektörünün finansal karakteristiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin 1999-2015 dönemine ait bilanço ve tablosu verilerinden yararlanılarak hesaplanan finansal oranları kullanılarak faktör analizi tekniği ile turizm sektörünün genel finansal yapısının tespiti amaçlanmıştır. BİST'de işlem gören turizm şirketleri için 18 finansal oran 16 yıllık dönem için hesaplanmıştır. Faktör analizi ile bu oranlar özetlenerek likidite, kaldıraç, büyüme ve karlılık olmak üzere dört faktör altında toplanmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat ve 2008 küresel finans krizlerinden BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin nasıl etkilendiği, kriz yılları ve sonrası şirketlerin finansal yapılarındaki değişiklik incelenerek ortaya konmaya çalışılmıştır. Finansal yapı etkileri bakımından, Türk Turizm sektörünün yerel kriz niteliğinde olan 2000 Kasım-2001 Şubat krizinden de, 2008 küresel krizinden de çok fazla etkilenmediği görülmüştür. Bununla beraber 2000 Kasım-2001Şubat krizinden nispeten daha fazla etkilendiği söylenebilir. Çalışmada ayrıca, BİST'de işlem gören turizm şirketlerinin, 2000 Kasım-2001 Şubat ile 2008 küresel finans krizi dönemlerinde beta katsayılarının nasıl değiştiği de belirlenmeye çalışılmıştır. 2000 Kasım-2001 Şubat krizi dönemine özgü beta katsayılarının, 1999-2015 dönemi verileriyle hesaplanan beta katsayılarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Finansal krizler, finansal oranlar, BİST, faktör analizi, beta katsayısı.
Avrupa Birliği müzakere sürecinde Türkiye'nin üyelik olasılığının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Avrupa Birliği müzakere sürecinde Türkiye'nin üyelik olasılığı değerlendirilecektir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türkiye'nin 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET)'na ilk başvurusundan günümüze kadar geçen müzakere süreci anlatılmış, önemli olaylara değinilmiştir. Bu aşamalarda, 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması, 1980'li yıllarda müzakerelerin dondurulması, 1987 yılında AET'ye tam üyelik başvurusu, 1996 yılında Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne katılması, 1999 yılında Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin aday ülke olması, 2005 yılında Türkiye ile Avrupa Birliği(AB) arasında tam üyelik müzakerelerinin başlaması ve 2005 yılından günümüze kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilerek, Türkiye'nin AB'ye tam üye olması halinde olası görülen sorunlar, müzakerelerin yavaş ilerlemesinin nedenleri ve diğer ülkelerin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl baktığı anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2010 - 2017 dönemi için dokuz adet ekonomik kriter kullanarak AB üyelik olasılıklarını tahmin edilmiştir. Çalışmada, AB ülkelerinin bireysel özelliklerini temsil edecek değişkenler için, Maastricht Anlaşmasında yer alan üç temel değişken, yani kamu dengesi, devlet borcu ve enflasyon oranı kullanılmıştır. Ayrıca, ülkelere ait demokrasi indeksi verileri, GINI katsayısı, uzun vadeli işsizlik oranı, araştırma & geliştirme(A&G) oranı, eğitim harcamaları oranı ve GSMH büyüme oranı olmak üzere dokuz adet ekonomik kriter kullanılmıştır. Çalışmada, öncelikle çok değişkenli istatistiksel bir yöntem olan Faktör Analizi (FA) uygulanmış ve çıkan sonuçlar sonra logit modelinde bağımsız değişken olarak kullanılarak, logit modeli tahmin edilerek ülkeler için üyelik olasılıkları hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, AET, Ankara Antlaşması, Gümrük Birliği, Helsinki Zirvesi, Maastricht Anlaşması, GINI, A&G oranı, GSMH, Faktör Analizi, logit model
Faktör analizi yaklaşımının medikal verilerde kullanımı: Kardiyoloji alanına bir uygulama
Faktör Analizi Yaklaşımının Medikal Verilerde Kullanımı: Kardiyoloji Alanına Bir Uygulama Faktör analizi aralarında yüksek ilişkinin olduğu düşünülen çok sayıda değişkenin anlaşılmasını ve yorumlanmasını kolaylaştırmak için veriyi daha az sayıda boyuta indirgemek amacıyla kullanılan çok değişkenli bir analiz yöntemidir. Faktör analizi yöntemi günümüz araştırmacıları tarafından özellikle sosyal bilimlerde ölçek geliştirme, bir duruma neden olan özelliklerin gruplanmasında ve incelenmesinde tercih edilir. Sağlık alanında yapılan çalışmalarda ise genellikle amaç bir sonuç ile birçok neden arasındaki ilişkiyi göstermektir. Bu nedenle bu çoklu ilişkinin boyut indirgeme yöntemleri kullanılarak daha kolay anlaşılır hale getirilmesi mümkün olabilmektedir. Bu tez çalışmasında, faktör analizi yaklaşımın sağlık alanından elde edilen medikal verilerde alternatif kullanım alanlarının gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, kardiyoloji alanından elde edilen kalp yetmezliği tanılı hastalarda hastane ölümünü belirlemede kullanılan belirteçler incelenmiştir. Faktör analizi ile oluşturulan faktörler kullanılarak bu belirteçlerin mortaliteyi (ölümü) belirleme becerilerinin artırılabileceği gösterilmiştir. Tezde kullanılan veri, Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Seyhan Uygulama Merkezi kardiyoloji servislerine 2014-2016 yılları arasında kalp yetmezliği tanısıyla yatırılmış ve yatış sırasında exitus olan 196 hasta ile 567 tedavi hastası verilerinden oluşmaktadır. Bu hastaların, hastane ölümleri üzerinde etkisi olan 35 belirteç değeri kaydedilmiştir. Bu belirteçler kullanılarak yapılan faktör analizi ile elde edilen yeni faktörlerin ölümü belirlemedeki başarıları ölçülmüştür. Oluşturulan bazı faktör yapılarının mortaliteyi belirleme başarısının, belirteçlerin bireysel başarısından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Farklı faktör analizlerinde aynı faktörde genellikle bir araya gelen LDH ve AST değişkenlerinin, QRS süresi, QT-interval değeri ve EF değerlerinin sınıflama başarıları oluşturulan faktörlerde daha yüksek olmasından dolayı bu belirteçlerin bireysel kullanımı yerine faktör oluşturarak kullanımının daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Bu tezde, yüksek iç ilişkili medikal verilerde faktör analizi yönteminin alternatif bir kullanım alanı incelenmiştir. Bu kullanım şekliyle oluşturulan faktörler kullanılarak belirteçlerin sınıflama başarılarının arttırabileceği gösterilmiştir. Bu tez ile bu yöntemin, sağlık alanından elde edilen özellikle yüksek iç ilişkili değişkenleri içeren verilerde, ileri analiz teknikleri kullanılmadan önce iç ilişkinin etkisinin kısmen azaltılması için kullanılabileceği ve bu yöntemle analiz sonucunda elde edilen bilgi miktarının arttırılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Faktör analizi, kalp yetmezliği, mortalite, ROC eğrisi altında kalan alan değeri
Akademisyenlerin iş doyumu ve tükenmişlik seviyelerinin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle analizi: Devlet ve özel üniversitelerin karşılaştırması
Çok değişkenli istatistikler kavramı, birbiri ile ilişkili olan bir veya daha fazla bağımsız değişkenle birlikte birden fazla bağımlı değişkeni eş zamanlı analizlerinin bir arada yapılmasını sağlayan bir dizi yöntem olarak ifade edilmektedir. Çok değişkenli istatistiksel analizlerin amacı boyut indirgeme, birimlerin sınıflandırılması, hipotez testleri ve bağımlılık yapısının incelenmesi şeklinde sıralanabilir. Bu doğrultuda, bu çalışmada bahsedilen amaçların gerçekleşmesini sağlayan çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden Faktör Analizi ve Kümeleme Analizi teorik olarak ele alınmış, yöntemlerin temel özelliklerine ve sağladıkları faydalara yer verilmiştir. Çalışmanın teorik bölümlerinden sonra, bahsedilen bu yöntemler kullanılarak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu seviyelerinin, yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, gelir, devlet veya özel üniversitede çalışma durumu, meslekteki toplam çalışma süresi, akademik unvan gibi değişkenler açısından anlamlı düzeyde farklışıp farklaşmadığını ve tükenmişliğin iş doyumu üzerindeki etkisini belirleyerek devlet ve özel üniversitede çalışma durumlarının karşılaştırılmasının yapılması amaçlanmıştır. Akademisyenlerin tükenmişlik seviyelerini ölçmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Hackman ve Oldham İş Doyum ölçeği kullanılmıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt faktörleri belirlenerek hem tükenmişlik hem de iş doyumu ölçeklerinin geçerliliği test edilmiştir. t-Testi ve ANOVA testi ile demografik değişkenlerin iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Faktör analizi sonucunda elde edilen tükenmişlik alt boyutları ve iş doyumu skoruna göre kümeleme analizi gerçekleştirildi. Tükenmişlik seviyesi en yüksek ve en düşük ya da iş doyum seviyesi en yüksek ve en düşük kümeler belirlenerek açıklamalarda bulunuldu. Elde edilen kümelerdeki akademisyenlerin devlet veya özel üniversite çalışma durumları yüzdesel olarak belirlendi. Son olarak yapılan regresyon analizleri ile tükenmişliğin iş doyumu üzerindeki etkileri ve katılımcı akademisyenlerin devlet üniversitesinde veya özel üniversitede çalışma durumlarının iş doyumları üzerindeki etkisinin boyutu incelendi. Elde edilen bulgular, alan yazın ve araştırmanın koşulları dikkate alınarak yorumlanmıştır ve sonuçlarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, iş doyumu, faktör analizi, kümeleme analizi.
Matematiksel düşünmenin matematik kaygısı üzerine etkisinin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ülkemiz eğitim sisteminde önemli bir yere sahip olan matematik dersine yönelik üniversite öğrencilerinin kaygı düzeylerini ve kaygının sebeplerini araştırmakla beraber öğrencilerin matematiksel düşünme düzeylerinin matematik kaygısı üzerindeki etkisine bakılarak matematik kaygısının azaltılması konusunda yol gösterici öneriler sunabilmektir. Diğer yandan, öğrencilerin matematiksel düşünme düzeyleri ölçülerek öğrencilerin matematiksel düşünme düzeylerinin geliştirilebilmesi, matematiksel düşünmenin önemine dikkat çekilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencilerine uygulanan anket formları aracılığı ile öğrencilerin matematik kaygı düzeyleri ve matematiksel düşünme düzeyleri arasındaki ilişki iki ayrı istatiksel yöntem olan Faktör Analizi ve Kanonik Korelasyon Analizi ile incelenecektir.
Örgütsel sinizm düzeylerinin iş tatminine olan etkisi
Örgüt kavramı genelde bir kişinin, belli bir amacı gerçekleştirebilmek ya da sorunu çözebilmek için yeterli olmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Örgüt, belirli bir sayıda bireyin belirlenmiş amaç/amaçlar etrafında bir araya gelmiş olduğu yapılardır. Örgütün başarısını ise, bünyesinde barındırdığı çalışanlarının iş arkadaşlarıyla ilişkileri ve işletme yönetimine karşı olan bakış açıları belirlemektedir. Yaptığı işten tatmin olan çalışanlar, genellikle örgütüne karşı daha pozitif duygular, tutumlar ve davranışlar sergileyebileceklerdir. Literatürde örgütsel sinizm; birey, grup, ideoloji, sosyal yapı, ya da örgütlerine karşı güvensizlik ve hayal kırıklığı gibi negatif duygularla karakterize edilen bir tutum olarak tanımlanabilmektedir. Çalışmada, İstanbul'da özel sektörde faaliyet gösteren bil işletme çalışanlarının demografik özellikleri ile örgütsel sinizm alt boyutları ve iş tatminiyle arasındaki ilişkiler ele alınıp incelenmiştir. İşletme çalışanlarının demografik değişkenleri bağımsız değişken ve örgütsel sinizm alt boyutları ve iş tatmini boyutu ise bağımlı değişken olarak araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler SPSS for Windows 21.0 Paket Programı kullanılarak Güvenirlilik ve Faktör Analizi Testleri, t-Testi, Tek Yönlü ANOVA ve Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda, örgüt çalışanlarının yaşları arttıkça, örgütsel sinizmin sadece bilişsel boyut üzerinde fark oluşturduğu ve yine çalışanların sağlıklı olanlarının, bedensel/ruhsal bir hastalığa sahip olanlara göre işlerinden daha fazla tatmin oldukları belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda ise, örgütsel sinizm boyutları kendi aralarında doğrusal ve pozitif yönde orta düzey ve iş tatmini ile örgütsel sinizm alt boyutları arasında doğrusal ve negatif yönde orta düzeye yakın bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sinizm, Örgütsel Sinizm, İş Tatmini ve Faktör Analizi
Türkiye'de bölgesel kalkınma ve bölgesel kalkınmayı etkileyen iktisadi ve sosyal faktörlerin belirlenmesi
Kalkınma kavramı ekonomik büyüme ve gelir seviyesindeki artışın yanı sıra insanların refah düzeylerinin iyileştirilmesini, adil bir gelir dağılımını, kaynakların etkin kullanımını, sosyal ve kültürel gelişim unsurlarını bünyesinde barındıran çok boyutlu bir kavramdır. Ülke kalkınmasında rol oynayan çeşitli sosyoekonomik kaynakların mekânsal dağılımlarının farklılıklar göstermesi sonucu, kalkınmanın ülkenin tüm noktalarında aynı anda gerçekleşmesi mümkün olmamaktadır. Bu doğrultuda ülkedeki bölgelerarasında, bölgesel kalkınma farklılıkları meydana gelmektedir. Her ülke kendi beklentileri doğrultusunda, bölgesel kalkınma politikaları uygulayarak bölgesel kalkınma farklılıklarını en az seviyeye indirgemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'de bölgelerin kalkınmasında etkili olduğu düşünülen çeşitli sosyoekonomik göstergeler kullanılarak, çok değişkenli istatiksel analiz yöntemlerinden biri olan faktör analizi aracılığı ile bölgesel kalkınmayı etkileyen faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. 2008 ve 2018 yılları için İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasında düzey 3 bölgesi olarak tanımlanan 81 il için Faktör Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda bölgesel kalkınmayı etkileyen 5 faktör ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu faktörler aracılığı ile illerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamaları yapılmış ve analizde kullanılan değişkenler doğrultusunda illerin gelişim düzeyleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bölgesel kalkınma, faktör analizi, illerin sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi
Dezenflasyon sürecinde işletmelerin finansal karakteristiklerindeki değişim: İmalat sanayii üzerinde bir araştırma
Türkiye'de 1970'lerden son yıllara kadar, uzun yıllar boyunca, yüksek ve kronik enflasyon ortamının var olması ekonominin her kesimini olduğu gibi işletmeleri de önemli ölçüde etkilemiştir. Yüksek enflasyon işletmeler açısından belirsizliği arttırmakta, maliyetleri ve yatırımları olumsuz yönde etkilemektedir.Türkiye'de 2001 yılında uygulanmaya başlanan ve 2002 başında revize edilen ?Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı? ile son yıllarda enflasyon verilerinde süregelen düşüş, dezenflasyonist bir dönem doğurmuştur. İşletmeler de yüksek enflasyondan kalıcı ve düşük enflasyona geçilmesi ile birlikte davranışlarını ve finansal kararlarını değiştirmek durumunda kalmaktadırlar.İşletmelerin faaliyetlerinin, başarı ve etkinliklerinin ölçülmesinde, finansal karakteristiklerinin belirlenmesinde kullanılan en önemli yöntemlerden biri finansal analizdir. Finansal analizin yapı taşlarını ise finansal oranlar oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı finansal oranları kullanmak suretiyle Türkiye'de yaşanmakta olan dezenflasyon sürecinin ve düşük enflasyon ortamının hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören imalat sanayi işletmelerinin finansal karakteristiklerini nasıl etkilediğini araştırmaktır. Bu amaçla yüksek enflasyon dönemi ve düşük enflasyon dönemi olmak üzere iki dönem belirlenmiş, elde edilen veriler çok boyutlu bir istatistiksel yöntem olan Faktör Analizi Yöntemi kullanılmak suretiyle analiz tabi tutularak bulunan sonuçlar yorumlanmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre, çalışmanın kapsamına dahil edilen imalat sektörü işletmelerinin finansal karakteristiklerine ilişkin olarak yüksek enflasyon döneminde finansal yapıya ilişkin faktörler ön plana çıkarken, düşük enflasyon döneminde karlılık faktörlerinin önem kazandığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Enflasyon, Dezenflasyon Süreci, Finansal Oranlar, Finansal Karakteristik, Faktör Analizi.
Türkiye'de iktisadi dalgalanmalar: FAVAR yaklaşımı
Bu çalışmanın amacı, 2005-2019 döneminde Türkiye ekonomisindeki konjonktürel dalgalanmaları, Türkiye'de uygulanan para politikasının ve küresel piyasaların makroekonomik göstergelere etkisini analiz ederek değerlendirmektir. Bu amaçla, Türkiye'de uygulanan en önemli para politikası araçlarından politika faizinin ve küresel ekonomiyi yönlendiren Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (FED) politika faizinin; ekonomik aktivite, para arzı, faiz oranı, reel efektif döviz kuru ve enflasyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çok geniş bilgi yelpazesine sahip para politikasının etkilerini daha iyi araştırabilmek amacıyla, büyük veri setinden elde edilen bilgilerden yararlanmak için faktör analizini standart Vektör Otoregresif (VAR) yaklaşımıyla birleştiren Faktörle Artırılmış Vektör Otoregresif (FAVAR) yaklaşımı kullanılmıştır. Literatürde Türkiye'deki iktisadi dalgalanmaları para politikasının etkinliğini inceleyerek değerlendiren çok az FAVAR uygulaması vardır; üstelik, bunlar arasında en güncel ve en geniş veri setini kullanan bu tez çalışmasıdır. Uygulamada FAVAR yönteminin avantajları kullanılarak geniş veri setiyle, literatürü domine eden VAR modeli uygulamalarından daha iyi tahminler üretmek hedeflenmiştir. Bu tez çalışmasında, ekonomik aktivite, para arzı, faiz oranı, döviz kuru ve fiyat seviyesi değişkenleriyle bu değişkenlerin alt kalemlerinin yer aldığı toplamda 125 değişkenden oluşan üç aylık frekanslı veri seti kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizi olarak "İnterbank gecelik faiz oranı" ve FED politika faizi olarak "Efektif Federal Fon Oranı" kullanılmıştır. Ampirik bulgular, TCMB sıkılaştırıcı politika faizi karşısında (pozitif TCMB politika faiz şoku) sanayi üretim endeksi, para arzı (M2) değişim oranı ve reel efektif döviz kurunun azaldığı; diğer taraftan Euro üzerinden açılan kısa vadeli mevduat faiz oranı, uzun vadeli mevduat faiz oranı değişimi ve enflasyonun arttığı görülmektedir. Fakat, enflasyonun verdiği artan tepkinin karşılığının "fiyat bulmacası" olması nedeniyle, literatürde fiyat bulmacasından kurtulmak için önerilen "Spread" değişkeni, kısa dönem faiz oranından uzun dönem faiz oranı farkı alınarak oluşturulmuştur. Spread değişkeni, TCMB para politikası ölçüsü olarak tanımlanmıştır ve Spread değişkeninde meydana gelen pozitif şok karşısında fiyat bulmacası sorununun ortadan kalktığı görülmüştür. Ayrıca bulgularımızda, FED sıkılaştırıcı politika faizi karşısında, sanayi üretim endeksi, Euro üzerinden açılan kısa vadeli mevduat faiz oranı, uzun vadeli mevduat faiz oranının değişimi, enflasyon ve para arzı (M2) değişim oranı artarken, reel efektif döviz kurunun azaldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak bulgularımızın ülkemizdeki iktisadi dalgalanmaları anlamak ve etkin politikalar üretmek yolunda politika yapıcılara ışık tutması beklenmektedir.
Sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersinde karşılaştıkları problemlere yönelik ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi derslerinde karşılaştıkları problemleri değişkenlerine göre belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Tokat ilindeki ilköğretim birinci kademe sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve spor dersi uygulamalarında karşılaştıkları problemlere yönelik 6'sı demografik maddeler olmak üzere toplam 44 maddelik taslak bir ölçek oluşturulmuştur.Uzmanlara verilen 44 maddelik ölçeğin her bir maddesi için kapsam geçerlilik oranları bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamsız bulunan maddeler elimine edildikten sonra geriye kalan 22 maddenin kapsam geçerlilik oranlarının ortalaması alınarak kapsam geçerlilik indeksi 0.78 olarak bulunmuştur. Ölçeği oluşturan maddeler için 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Tokat İl Milli Eğitim Müdürlüğünden alınan izinle ölçekler uygulanıp, toplanmış ve çözümleme aşamasında SPSS programından yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için 0.05 anlamlılık düzeyi seçilmiştir.Sonuç olarak bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi dersleri ile ilgili uygulama, fiziksel şartlar, formasyon boyutları ve önemseme açısından bazı mesleki problemlerinin olduğu tespit edilmiştir. Okullardaki beden eğitimi dersi ile ilgili tesis, araç ve gereçlerin yetersiz ve eksik olması, sınıf öğretmenlerin beden eğitimi dersi ile ilgili bilgi ve formasyon yeterliliklerinin dersin işlenmesi ve verimliliği açısından sorun yaratması, bu durumlardan kaynaklanan uygulama ve önemseme problemleri tespit edilen bazı sorunlar arasında olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği, ilköğretim, beden eğitimi, Faktör Analizi, öğretmen
Bilgisayar becerisi ile üst biliş düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Fırat ve İstanbul Üniversiteleri örneği
Dünyadaki dijital ürünlerin kullanımının ve sayısının hızla arttığı bilinmektedir. Eğitimde de kullanılan bu dijital ürünlerin, üst biliş düşünme becerilerini nasıl etkilediği merak konusudur. Bu araştırmanın amacı, bilgisayar becerileri ve üst biliş düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Bu araştırmada bilgisayar becerisi (BB) ve üst biliş düşünme becerisi (ÜBD) ölçekleri geliştirilmiş ve bazı değişkenlere göre incelenmiştir. BB ve ÜBD ölçeklerinin geliştirilmesinde açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda BB için 13 maddelik ölçeğin üç faktörlü yapısının uygun olduğu, bu üç faktörlü yapının toplam varyansın % 58,981'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Ölçeği oluşturan madde yüklerinin ise ,719 ile ,814 arasında değiştiği görülmüştür. ÜBD ölçeği için 18 maddelik ölçeğin dört faktörlü yapısının uygun olduğu, bu dört faktörlü yapının toplam varyansın % 56,579'unu açıkladığı tespit edilmiştir. Ölçeği oluşturan madde yüklerinin ise ,704 ile ,786 arasında değiştiği görülmüştür.Açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre oluşturulan ölçek yapısının durumunu test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizine başvurulmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi sonucuna göre; BB ölçeğinin SRMR değeri ,056, RMSEA değeri ,076, GFI değeri ,925 ve AGFI değeri ,889 ve ÜBD ölçeğinin SRMR değeri ,051, RMSEA değeri ,056, GFI değeri ,918 ve AGFI değeri ,891 bulunmuştur. Bu uyum indeks değerlerine göre ölçek geliştirme süreçleri başarılıdır. Ayrıca BB ölçeğinin geneline yönelik Cronbach's Alpha katsayısı ,857 ve ÜBD ölçeğinin geneline yönelik Cronbach's Alpha katsayısı ,881 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular ışığında ölçeklerin güvenilir ve geçerli olduğu söylenebilir.Geliştirilen BB ve ÜBD ölçekleri incelenmiş, elde edilen bazı bulgular şunlardır:?BB ölçeğinin bütünü, temel bilgisayar becerisi faktörü ve sorun giderme becerisi faktörü açısından, fakülte değişkenine göre İÜ-Eğitim Fakültesi öğrencileri lehine anlamlı fark bulunmuştur.?BB ölçeğinin bütünü, temel bilgisayar becerisi, yazılım kullanabilme becerisi faktörü ve sorun giderme becerisi alt faktörü açısından cinsiyet değişkenine göre erkek öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bilgisayarı olma değişkenine göre bilgisayarı olan öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Öğrenim gördükleri bölüm değişkenine göre bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği öğrencileri lehine anlamlı fark bulunmuştur.?Üst biliş düşünme becerisi ölçeğinin tamamında, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi, alternatif değerlendirme becerisi, düşünme becerisi ve karar verme becerisi faktörlerinde öğretmen adayı görüşleri arasında bölüm değişkenine göre anlamlı fark bulunmuştur.?Üst biliş düşünme becerisi ölçeğinin Alternatif değerlendirme becerisi faktöründe yaş değişkenine, Düşünme becerisi faktöründe cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur.Bu bulgular ışığında aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:?Öğretmen adaylarının Bilgisayar becerileri ve öğretim amaçlı kullanma düzeylerini yeterli düzeyde olmasını sağlamak için; donanım ve yazılım eksikliğinin giderilmesi ve bu konularda öğretmen adaylarının yeterli eğitime sahip olmaları sağlanabilir.?Öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerilerinin artırımı için, bilgisayarlı veya web tabanlı uygulamalara ağırlık verilmesi sağlanabilir
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlık düzeylerinin matematik başarılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlık seviyelerini belirlemek için 5?li likert tipi bir ölçme aracı geliştirmek ve geliştirilen bu ölçekle öğrencilerinin matematik okuryazarlık düzeylerini belirleyip matematik başarıları ile matematik okuryazarlıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca matematik okuryazarlığının matematik başarısını hangi düzeyde yordadığı da araştırılmıştır.İlk olarak literatürden ve uzman görüşlerinden faydalanarak 83 maddelik taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Bu form 500 ortaokul 8. sınıf öğrencisine uygulanarak elde edilen veriler doğrultusunda ölçeğin faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan faktör analizleri sonucunda 43 madde ölçekten çıkarılarak 40 maddeden oluşan nihai ölçek formu elde edilmiştir. Elde edilen ölçeğin faktör yapısını doğrulamak için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda faktör yapısının birbiriyle uyumlu maddelerden oluştuğu belirlenmiştir. İkinci olarak öğrencilerin başarı düzeylerini belirlemek amacıyla, TIMSS-2007 matematik sorularından faydalanılarak oluşturulan ve 25 sorudan oluşan Matematik Başarı Testi hazırlanmıştır. Hazırlanan bu testin iç güvenirlik katsayısı hesaplanmış ve KR-20 güvenirlik katsayısı 0.899 olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu amaçla 334 ortaokul 8. sınıf öğrencisiyle uygulama yapılmıştır. Yapılan uygulamalar öğrenci seviyelerinin orta düzeyde olduğunu göstermiştir. Ayrıca öğrencilerinin matematik okuryazarlıkları ile matematik başarıları arasındaki ilişkinin pozitif yönde ve yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Matematik okuryazarlığının matematik başarısını yordama düzeyi incelendiğinde ise matematik okuryazarlığının matematik başarısının %73?ünü açıkladığı görülmüştür. Öğrencilerin matematik başarısında oldukça önemli olan matematik okuryazarlığı kavramına yönelik olarak öğretmenlerin bilgilendirilmesi, derslerin verimli bir şekilde geçmesi için büyük önem taşımaktadır. Öğrencilerin matematik okuryazarlık seviyelerini artırmak için matematik konularını diğer derslerle ilişkilendirilip günlük yaşamdaki örnekleriyle açıklamanın oldukça faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematik Başarısı, Matematik Eğitimi, Matematik Okuryazarlığı, Ölçek Geliştirme.
Faktör analizi ve bir uygulaması
Bu çalışmada T.C.Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan 81 il merkezindeki yataklı tedavi kurumları faktör analizi ile karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Analize alınan 8 değişken, toplam varyansın yaklaşık %90'lık bir bölümünü açıklayan iki faktöre indirgenmiştir. Birinci faktör skorlarına göre yapılan sıralamada, Ankara Numune Hastanesi en gelişmiş hastane olarak ilk sırada, Şırnak Devlet Hastanesi en az gelişmiş hastane olarak son sırada yer almıştır. İkinci faktör skorlarına göre, Sakarya devlet hastanesi yatak kapasitesinin üstünde hizmet veren hastanelerin başında yer alırken, Tunceli devlet hastanesi en düşük kapasite ile hizmet veren hastanelerin en altında yer almıştır. Anahtar Kelimeler : Faktör Analizi,Temel Bileşenler Yöntemi, Ortak Varyans, Artık Varyans