Narsisizm
83 theses under this subject heading
Tüketim toplumu-narsisizm ilişkisine sosyolojik bir bakış
Toplumsal yapıda meydana gelen dönüşümler bireyin ruhsal yaşamını etkileyerek benliğini şekillendirmektedir. Bu nedenle her toplumsal sistemin kendi yapısına uygun yaygın bir kişilik örgütlenmesi vardır. Günümüzde giderek yaygınlaşan, psikanalitik kuramın en önemli kavramlarından biri olmakla birlikte gündelik yaşamda da sık sık kullanılan narsisizm, çağımızın psikopatolojisi haline gelmektedir. Narsisizm sadece psikolojik bir kavram değil aynı zamanda kültürel bir durumu ifade etmektedir. Dolayısıyla son yıllarda giderek artan narsisizmi tek bir açıdan ele almak diğer etkenlerin yok sayılmasına neden olur. Bu nedenle narsisizmi, toplumsal yapıda meydana gelen değişimler ve kültürel yapı içerişinde ele alıp değerlendirmek gerekir. Bu bağlamda tez; günümüz tüketim toplumunun bireyin yaşam tarzını ve kimliğini dönüştürerek narsisizmi hangi koşullarda tetikleyip beslediğini ve bu durumun toplumsal yaşama nasıl yansıdığını incelemektedir. Birinci bölümde, narsisizm kavramının anlamı açıklanarak kökeni, türleri ve boyutları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, tüketim toplumunun gelişim sürecine ve tüketim kültürüne değinilmiş, tüketimin kimlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Son bölümde ise tüketim toplumu unsurları ile narsisizm arasındaki ilişki analiz edilerek yaygınlaşan narsisizmin toplumsal sonuçları ele alınmıştır.
Antrenörlerin Makyavelizm ve narsistlik durumlarının incelenmesi
Sporcuların başarıya ulaşmalarında kendi performanslarının yanında, antrenörlerin sayısız katkılarının bütünü sporcunun performansına yansır, antrenör bu başarı yolcuğunda programlarını uygularken göz ardı etmememiz gereken antrenörlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri de önemlidir. Bu psikolojik durumlardan makyavelizm ve narsistlik durumları da içerisinde bulunmaktadır. Araştırmanın amacı antrenörlerin makyavelizm ve narsisizm durumlarını incelemektir, bu amaç doğrultusunda 101 kadın, 209 erkek olmak üzere toplam 320 antrenör katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak makyavelizm ölçeği ve narsistlik kişilik envanteri ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği çarpıklık ve basıklık testi ile verilerimiz normal sınanmıştır. İkili kategoriden oluşan değişkenler için t testi, üç veya daha fazla kategorik değişkenler için tek yönlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca, yaş ile makyavelizm ve narsistik durumları arasındaki ilişkinin tespiti için ise pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, antrenörlerin makyavelizm durumlarının yüksek olduğu alt boyutların demografik değişkenleri medeni durum, spor branşı, mesleki tecrübe, kardeş sayısı, ekonomik algı, alkol kullanım durumu, genel toplamda ise alkol kullanım durumu, yaşanılan yer değişkeni yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaş değişkeni düşük çıkmıştır. Eğitim durumunda anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. Narsisizmde medeni durum, ekonomik algı, eğitim durumu, mesleki tecrübe, alkol kullanım yüksek yaş ise düşük çıkıştır. Cinsiyet değişkeninde ise anlamlı bir farklılık yoktur. Antrenörler üzerine yapılan bu çalışmada makyavelizm ve narsisizm durumlarında makyavelizm boyutları daha öne çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Antrenör, Narsistlik, Makyavelizm, Spor psikolojisi
Ortaokul öğrencilerinde saldırganlık ve narsisizm düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin saldırganlık ve narsisizm düzeylerinin hangi değişkenlere göre farklılaştığını ve bu iki düzey arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada önce saldırganlık ve narsisizm düzeylerinin cinsiyet, okul türü, anne eğitimi, baba eğitimi, kardeş sayısı ve gelir grubu gibi değişkenlere göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiş, daha sonra saldırganlık ve narsisizm arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma Ankara ilindeki üç eğitim kurumunda 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılında ortaokul seviyesinde öğrenim gören 368 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilere ilk olarak, kendileri ve aileleri hakkında demografik bilgileri elde etmek için 10 soruluk demografik bilgi formu dağıtılmıştır. Ardından Buss ve Perry (1992) tarafından geliştirilen, Buss ve Warren (2000) tarafından güncellenen "Aggression Questionnaire" adlı ölçeğin Can (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış biçimi kullanılmıştır. Son olarak da Thomaes vd. (2008) tarafından geliştirilen "Childhood Narcissism Scale" adlı ölçeğin Türkçe'ye uyarlanmış biçimi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ortaokul öğrencileri arasında saldırganlık düzeyinin cinsiyet, okul türü, ebeveyn eğitimi ve gelir seviyesine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı, narsisizm düzeyinin ise baba eğitimine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı saptanmıştır. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin saldırganlık ve narsisizm düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin cinsiyet ve okul türüne göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, narsisizm, ortaokul öğrencilerinde saldırganlık.
Karanlık üçlü'nün kariyer tercihlerine etkisi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada Makyavelizm, narsisizm ve psikopati üçlemesinden oluşan Karanlık Üçlü'nün (Dark Triad), bireylerin kariyer tercihlerini nasıl etkilediği Holland'ın mesleki ilgi kuramı ekseninde araştırılmıştır. Gerçekçi, araştırmacı, sanatçı, sosyal, girişimci ve geleneksel kariyer tercihlerinin, bireylerin Karanlık Üçlü eğilimlerine göre değişiklik gösterip göstermediği, bu değişikliklerin demografik yönden farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda gelecek çalışmalara ışık tutulmuş ve bazı önerilere yer verilmiştir. Bu çalışma İşletme bölümü öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Çalışmaya toplamda 418 katılımcı iştirak etmiştir. Katılımcıların 196'sı erkek, 222'si ise kadındır. Çalışmada bulgulara ulaşmak amacıyla açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modeli, korelasyon analizi ve çok boyutlu örnekleme analizi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin güvenilirliği doğrulanmıştır. Hipotezler sınanması sonucunda 18 hipotezden 4 tanesi desteklenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlar literatür kapsamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Karanlık üçlü, kariyer tercihi, mesleki ilgi, makyavelizm, narsisizm, psikopati
Erişkinlerde narsistik kişilik özelliklerinin mizaç ve karakter boyutları ile bağlanma stilleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada amacı narsistik kişilik özellikleri ile bağlanma stilleri ve mizaç ve karakter boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma örneklemini Türkiye'de yaşayan 424 yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada sosyodemografik bilgiler formunun yanında Narsisistik Kişilik Envanteri, İlişki Ölçekleri Anketi ve Mizaç ve Karakter Envanteri-Gözden Geçirilmiş Formu kullanıldı. Toplam NKE puanı ile Zarardan Kaçınma (r=-0.290, p<0.01) ve İş Birliği Yapma (r=-0.376, p<0.01) boyutları arasında ters yönde ve istatistiksel olarak anlamlı, Sebat Etme (r=0.234, p<0.01) boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulundu. Toplam NKE ile Güvenli Bağlanma arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu (r= 0.131, p<0.05). Bağlanma stillerinden güvenli bağlanma, mizaç ve karakter boyutlarından ise Zarardan Kaçınma, Sebat Etme, Kendini Yönetme ve İşbirliği Yapma boyutları Narsistik kişilik envanteri toplam puanını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı görüldü (R2=0.334, F(11,423)=18.789, p<0.001). Buna göre narsistik kişilik özellikleri ile bağlanma stilleri ve mizaç ve karakter boyutları arasında önemli bir ilişki olduğu saptandı.
Kişilik özelliklerinin olumlu ve olumsuz geri bildirime maruz kalan sporcularda performans sonrası psikofizyolojik toparlanmaya etkisi
Bu çalışmanın amacı, olumlu ve olumsuz geri bildirimin, farklı kişilik özelliklerinin sporcularda performans sonrası psikofizyolojik toparlanma üzerine etkisini incelemektir. Araştırmaya Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan, 36'ı kadın 54'ü erkek olmak üzere toplam 90 sporcu öğrenci katılmıştır. Araştırmada tekrarlayan ölçümler ve deneysel desen metotları kullanılmıştır. KHD paremetrelerinin ölçümlerinde, kontrol grubuna öncelikle geri bildirim uygulanmadan alınan referans değerleri tespit edilmiş, daha sonra olumlu geri bildirim grubu ve olumsuz geri bildirim gruplarına olumlu ve olumsuz geri bildirim koşulu altında aynı ölçümler yapılmıştır. Ayrıca yapılan çalışmada beş büyük kişilik özellikleri, narsizim ve görsel analog ölçekleri kullanılmış, neden sonuç ilişkisi göz önünde bulundurularak, deneklerden alınan elektrokardiyografi (EKG) ölçümlerinden elde edilen psikometrik veriler, SPSS 20 istatistik paket programı kullanılarak analizleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda, olumlu ve olumsuz geri bildirimin performans üzerine olan etkisinin kişilik özellikleri ile ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca katılımcıların olumlu ve olumsuz geri bildirim yüzde değişimleri ile kişilik özellikleri karşılaştırılmış, olumlu ve olumsuz geri bildirim ile özdenetim ilişkisi arasında olumlu olumsuz geri bildirim grupları arasında anlamlı farklılık göstermiştir. Elde edilen bulgular ışığında, sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
9-14 yaş grubu çocuklarda narsistik kişilik özelliğinin siber zorbalık ve siber mağduriyet ile ilişkisi
Bu araştırma 9-14 yaş grubu çocuklarda narsistik kişilik özelliğinin siber zorbalık ve siber mağduriyete etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte tasarlanmıştır. Araştırma Kasım 2020-Temmuz 2021 arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğünden alınan verilere göre Düzce merkezinde bulunan 100 ve üzeri kayıtlı öğrencisi olan 9-14 yaş grubu 18687 öğrenci oluşturdu. Araştırmanın örneklemi, evren sayısı bilinen Basit Rastgele Örneklem formülü yararlanılarak hesaplanararak ve kayıplar göz önüne alınarak 500 kişi olarak belirlendi. Araştırma çalışmaya katılmayı kabul eden 524 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'', Thomaes ve ark. (2008) tarafından oluşturulan, Türkçe geçerlik güvenirlik çalışmasını Akın ve ark. (2015) yaptığı ''Çocukluk Çağı Narsizm Ölçeği'' ve Türkçe uyarlaması Erdur-Baker (2007) tarafından yapılan ve Topçu (2014) tarafından yılında revize edilen ''Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri – II'' kullanıldı. Bu çalışmada narsistik kişilik düzeyi ile siber zorbalık arasında pozitif yönde zayıf düzeyde anlamlı ilişki bulunmakla birlikte (p=0.001, p<0.05), narsistik kişilik düzeyi ile siber mağduriyet arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır (p=0,074, p>0,05). Çalışma sonucunda, narsistik kişiliği olan çocuklara siber zorbalık konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılması önerilmektedir.
Farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özelliklerinin evlilik doyumu ve bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki ve narsisistik kişilik özelliklerinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep ilinde çeşitli kurumlarda avukat, akademisyen, doktor, mühendis ve öğretmen olarak çalışan 261 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Narsisistik Kişilik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumları arasında orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bazı kişisel değişkenler açısından yapılan analizler sonucunda ise narsisistik kişilik özellikleri ile yaş, algılanan gelir düzeyi, meslek ve eş mesleği değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunurken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim durumu ve algılanan anne-baba tutumu değişkenleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Yaş değişkenine göre 20-27 yaş aralığındaki bireylerin, 28-31 yaş aralığındaki bireylere oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelir düzeyini yüksek olarak algılayan bireylerinde daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu bulunmuştur. Bunun yanı sıra araştırmaya katılan avukatların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin akademisyen ve öğretmenlere oranla daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bununla beraber doktorların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin de öğretmenlerden fazla olduğu belirlenmiştir. Eşi doktor, mühendis veya avukat olan bireylerin ise eşi öğretmen olanlara oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde oldukları bulunmuştur. Ayrıca eşi avukat olan bireylerin narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin eşi diğer meslek grubundaki herhangi bir mesleğe sahip bireylerden de daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Narsistik kişilik özellikleri ile affedicilik arasındaki ilişki: Bağlanma stillerinin aracı rolü
Bu çalışmada narsistik kişilik ve kırılgan narsisizm ile affedicilik arasındaki ilişki ve bu ilişkide bağlanma biçimlerinin aracı rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda "narsistik kişilik ve kırılgan narsisizm ile affetme arasındaki ilişkide bağlanma biçimlerinin aracı rolü var mıdır?" şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep Üniversitesi'nde farklı fakültelerde öğrenim görmekte olan 536 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Heartland Affetme Ölçeği, Kırılgan Narsisizm Ölçeği, Narsistik Kişilik Envanteri ve Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde betimsel istatistiklerle birlikte Pearson Korelasyon Analizi ve bağlanma biçimlerinin aracı etkisine bakabilmek için SPSS Macro Process v.3.3 programı ve Sobel testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, narsistik kişilik ile kırılgan narsisizm ve bağlanma biçimleri arasında pozitif anlamlı ilişki, güvenli bağlanma biçimiyle affetme arasında pozitif anlamlı ilişki, kaygılı ve kaçıngan bağlanma biçimleri ile affetme arasında negatif anlamlı ilişki, narsistik kişilik ve kırılgan narsisizm ile affetme arasında negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Narsistik kişilik ile affetme arasındaki ilişkide güvenli bağlanma ve kaygılı bağlanmanın kısmi aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Kırılgan narsisizm ile affetme arasındaki ilişkide ise güvenli bağlanma aracı etki göstermezken, kaygılı bağlanmanın kısmi aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.
Yetı̇şkı̇n bı̇reylerde karanlık üçlü kı̇şı̇lı̇k özellı̇klerı̇nı̇n yordanmasında erken dönem uyumsuz şemaların rolü
Karanlık üçlü kişilik özellikleri bireylerde narsisizmi psikopati ve makyavelizm alt boyutlarından oluşmaktadır. Karanlık kişilik, kötücülük kişilik özelliklerinden oluşur. Bu bireyler hile, aldatma ve manipülasyonlara eğilimlidir. Araştırmada erken dönem uyumsuz şemaların karanlık üçlü kişilik özelliklerindeki rolü incelenmektedir. Araştırmanın örneklemi 18-55 yaş arasındaki 635 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler toplanırken Young Şema Ölçeği- Kısa Form 3 (YŞÖ- KF 3), Kısaltılmış Karanlık Üçlü ölçeği ve araştırmanın demografik değişkenlerinin bulunduğu kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada yordayıcı korelasyon desen kullanılmıştır. Korelasyon düzeyinin anlamlı çıktığı görüldüğünde regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada erken dönem uyumsuz şemalar ile karanlık üçlü arasındaki ilişkiler incelendiğinde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Erken dönem uyumsuz şemaların karanlık üçlü kişiliğin bir yordayıcısı olduğu bulunmuştur. 14 şema boyutunun narsisizmi %29, psikopatiyi %18, makyavelizmi ise %19 oranda açıkladığı bulunmuştur. Özellikle yüksek standartlar ve yetersiz öz denetim şemalarının hem narsisizm, hem makyavelizm hem de psikopatide ilişkili olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarının alandaki diğer araştırmalar ile tartışılması sonucu tutarlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma ile ilgili öneri ve değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri, Makyavelizm, Narsisizm, Psikopati.
Yöneticilerin liderlik tarzları ile şüpheci düşünme ve narsistik kişilik arasında ilişki
Bu çalışmanın amacı, Kastamonu ve Çankırı illerinde MEB'e bağlı okul ve kurumlarda görev yapan müdür, müdür başyardımcıları ve müdür yardımcılarının, liderlik tarzları ile şüpheci düşünme ve narsistik kişilik eğilimleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışma boyunca bir genel tarama modeli olan ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmaya 93 kadın, 128 erkek olmak üzere toplam 221 okul/kurum yöneticisi katılmıştır. Araştırmanın verileri 4 bölümden oluşan ölçek formları ile toplanmıştır. Birinci bölümde demografik bilgiler mevcuttur. İkinci bölümünde 30 soruluk Liderlik Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Üçüncü bölümünde 16 soruluk Paranoid Düşünce Ölçeği kullanmıştır. Son bölümde ise, 16 soruluk Narsistik Kişilik Envanteri (NKE) kullanılmıştır. Liderlik Tarzı Ölçeği, otokratik, demokratik, serbesiyetçi olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Paranoid Düşünce Ölçeği tek boyuttan meydana gelmektedir. Narsistik Kişilik Envanteri ise, üstünlük, sömürücülük, otorite, kendine yeterlilik, hak iddia etme ve teşhircilik olmak üzere 6 boyuttan oluşmaktadır. Ölçeklerin uygulanması amacıyla MEB'den uygulama izni alınmış ve Kastamonu ile Çankırı illerinde görev yapan okul ve kurum yöneticilerinin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Ölçekler gönüllülük esasına dayalı olarak doldurulmuştur. Araştırmanın sonucuna göre, mesleki kıdemi 11-15 yıl arası olan yöneticilerin, mesleki kıdemi 21 yıl ve üstü olan yöneticilere göre, daha fazla şüpheci düşünceye sahip oldukları ile çalışan personel sayısı 15 ve aşağısı olan yöneticilerin, 31-45 arası olanlara göre daha fazla şüpheci düşünceye sahip oldukları bulunmuştur. Kadın yöneticilerin erkeklere göre ve personel sayısının 31-45 arası olanların, 46-60 olanlara göre daha fazla sömürücülüğe ve meslekte 6-10 yıl kıdemi olan yöneticilerin daha fazla üstünlük özelliğine sahip oldukları bulunmuştur. Şüpheci düşünce düzeyleri yüksek olan yöneticilerin demokratik ve serbesiyetçi liderlik tarzını benimsediği bulunmuş, narsizmin üstünlük alt boyutunun otokratik liderlik tarzını ve narsizmin hak iddia etme alt boyutunun, demokratik liderlik tarzını yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Narsist liderlik ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki: Ankara'daki catering işletmelerinde bir uygulama
Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için en önemli sermayenin başında işgörenler gelmektedir. Bu yüzden örgüt içindeki işgören davranışlarının pozitif yönde gerçekleşmesi işletmelerin başarısı ve devamlılığı için gereklidir. Bu noktada örgütsel vatandaşlık davranışları olarak tanımlanan isteğe bağlı zorunlu olmayan davranışlar önem kazanmaktadır. Konu ile ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar, işgörenlerin örgütsel vatandaşlık davranışlarını birçok şeyin etkilediğini öne sürmektedir. Bunlardan birisi de liderliktir. Bu yüzden çeşitli liderlik türleri ve davranışları ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalara rastlamak mümkündür. Ancak narsist liderlik ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkiye yönelik herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, narsist liderlik ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca çalışanların narsist liderlik algılarının ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektedir. Araştırmanın amacına ulaşabilmek için nicel bir çalışma yapılarak Ankara'daki catering işletmelerinde çalışan 324 işgörenden anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve AMOS istatistik programlarından yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları, narsist liderlik ile işgörenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı sergilemesi arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yapılan fark testleri sonucunda çalışanların narsist liderlik algılarının yaş, eğitim ve departman gibi özelliklere göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı; örgütsel vatandaşlık davranışlarının ise departmanlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Cinsiyete göre üniversite öğrencilerinde karanlık üçlü: Hexaco kişilik özelliklerinin yordayıcı rolü
Bu çalışmanın amacı, cinsiyete göre dürüstlük-alçakgönüllük, duyarlılık, dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk ve deneyime açıklık değişkenlerinin, üniversite öğrencilerinin makyavelizm, narsisizm ve psikopati düzeylerini ne derece yordadıklarının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Çağ Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde öğrenim görmekte olan 388 (250 kadın, 138 erkek) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Bu çalışmada "Kişisel Bilgi Formu"nun yanısıra, "Karanlık Üçlü Kişilik Ölçeği" ve "Hexaco Kişilik Ölçeği" olmak üzere toplam 2 ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde çoklu regresyon analizi yöntemi kullanılmış ve tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre dürüstlük, deneyime açıklık, duyarlılık ve uyumluluk değişkenlerinin üniversite öğrencilerinin makyevalizm ve psikopati eğilimlerini anlamlı düzeyde yordadıkları belirlenmiştir. Diğer yandan, üniversite öğrencilerinin narsisizm eğilimlerini yordayan değişkenlerin ise sırasıyla dışadönüklülük, dürüstlük, sorumluluk ve deneyime açıklık olduğu görülmüştür. Bulgular, ayrıca, HEXACO kişilik özelliklerinin yordayıcı rollerinin kadın ve erkek örneklem gruplarına göre de değiştiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular tartışılarak uygulamalara ve gelecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Narsistik kişilik özellikleri ile meslek seçimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Narsisizm kavramı psikolojinin her zaman ilgi gösterdiği ve günümüzde de tartışılan kavramlarından biridir. Bazı uzmanlar tarafından çağın vebası olarak adlandırılan narsisizm, bireyin kendini diğer bireylerden daha üstün gördüğü ve diğer bireyleri kendi çıkarları için kullandığı bencil bir kişilik özelliğidir. Bazı meslekler için bu kişilik özelliğinin baskın olması risk oluşturabilir. Özellikle fedakarlık, adanmışlık, eşduyum gibi özellikler taşıması beklenen bazı meslek gruplarının bencil kişilik yapısına uygun olmadığı, bu kişilerin hem hizmet verdikleri grupları hem de kendilerini mutsuz edeceği öngörülebilir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin narsistik kişilik özellikleri ile meslek seçimi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Çukurova Üniversitesi'nde farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan 235'i kadın 159'u erkek toplam 394 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada, üniversitede sağlık, sosyal ve fen bilimleri alanında öğrenim görmekte olan öğrencilere Kişisel Bilgi Formu ile Narsistik Kişilik Envanteri (NKE) uygulanmıştır. Katılımcıların %39,3'ü sağlık bilimleri alanında, %40,6'sı da sosyal bilimler alanında ve %20,1'i fen bilimleri alanında öğrenim görmektedir. Sağlık bilimlerinde okuyan öğrencilerin narsisizm puan ortalamaları (5,6±3,7), sosyal bilimlerde (6,0±3,6) ve fen bilimleri alanında okuyan öğrencilerin ise (7,0±3,7) olarak saptanmıştır (p=0,018). Narsisizmin alt boyutları seçilen bölümler arasında karşılaştırıldığında sömürücülük (p=0,001) ve üstünlük (p=0,033) alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Öğrencilerin okudukları alt bölümler incelendiğinde diş hekimliği (8,2±2,4), güzel sanatlar (7,7±3,9) ve mühendislik (7,0±3,7) bölümlerinde okuyan öğrencilerin puan ortalamaları birbirleri arasında anlamlı fark göstermez iken bu üç bölümün ortalamaları diğer bölümlere göre (tıp, sağlık meslek yüksek okulu, eğitim ve ilahiyat) anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Tıp, sağlık meslek yüksek okulu, eğitim ve ilahiyat fakültesi puanları arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Üniversite öğrencilerinin narsistik puan ortalamaları ile okudukları sınıf düzeyi karşılaştırıldığında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır (p=0,001). Son sınıfa giden üniversite öğrencileri (6,4±3,3), birinci sınıfa giden öğrencilerden (5,8±3,6) daha yüksek narsisizm puan ortalamasına sahip olduğu (p=0,034) görülmüştür. Öğrencilerin cinsiyeti, okuduğu sınıf, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aile türü ve mesleğe bakış açısı ile narsistik kişilik düzeyi arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar, alan ve meslek grupları ile narsisistik kişilik yapısı arasında bir ilişki olduğunu, mesleğe dair algının ve eğitim ortamlarının narsistik kişilik yapısını beslediğini düşündürmektedir.
Lise öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının kırılgan narsisistik kişilik özellikleriyle ilişkisi
Bu çalışmada lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkların (SMB) kırılgan narsisistik kişilik özellikleriyle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada sosyodemografik ve sosyal medya (SM) kullanım özelliklerinin hem sosyal medya bağımlılığı hem de kırılgan narsisistik kişilik özellikleriyle ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ilindeki lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Elâzığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 7 liseden kolaydan örnekleme yöntemi ile seçilmiş 147'si kız, 162'si erkek toplam 309 öğrenci oluşturmuştur. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SMBÖ)", "Kırılgan Narsisizm Ölçeği (KNÖ)" kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS 25.0 Windows paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre lise öğrencilerinin %72.8'inde SMB saptanmıştır. Kız öğrencilerde erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek oranda SMB saptanmıştır (%81.6 & %64.8, p<.05). Öğrenciler en sık kullandıkları uygulamaların İnstagram, Youtube ve Twitter olarak bildirmiştir. SMBÖ toplam puanın; sosyal medyada geçirilen süre ile pozitif (r=0.41, p<.05), SM kullanmaya başlama yaşı ile negatif (r=-0.17, p<.05) ilişkili olduğu bulunmuştur. SM uygulamaları, bildirim kontrol sıklığı ve kullanım amaçları arasında SMB oranlarında anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur (p<.05). Kırılgan narsisizm ölçeğinden alınan puanlar ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında ilişki saptanmamıştır. SMBÖ toplam puanı ile KNÖ puanı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0.36, p<.05). Sosyal medyada takipçi sayısına önem verdiğini bildirenlerde, sosyal medyayı yeni kişilerle tanışmak, tanınmak, paylaşımlara yorum yazmak/beğenmek amaçlarıyla kullananlarda, bu amaçlarla kullanmayanlara göre daha yüksek KNÖ puanları saptanmıştır. Çalışmamız lise öğrencilerinde SMB ve kırılgan narsisistik kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk çalışmadır. Çalışma sonuçlarımız kırılgan narsisistik kişilik özelliklerinin sosyal medya bağımlılığı ve birtakım sosyal medya kullanım özellikleriyle ilişkili olduğunu göstererek alanyazına önemli katkıda bulunmuştur.
Predicting relationship satisfaction: dark triad personality traits, love attitudes, attachment dimensions
The present study aimed to investigate the role of dark triad personality traits (narcissism, Machiavellianism and psychopathy), love attitudes and attachment dimensions (attachment anxiety and attachment avoidance) on relationship satisfaction. The sample of the study composed of 336 (131 males, 205 female) university students with an age range between 19 to 43 years. The participants completed Experiences in Close Relationships Scale-Revised, Relationship Assessment Scale, Short Dark Triad Questionnaire, and Love Attitudes Scale. Regression analyses were conducted in order to find out the predictors of relationship satisfaction. Results showed that psychopathy, attachment anxiety, and ludus love style negatively predicted relationship satisfaction, whereas attachment avoidance positively predicted relationship satisfaction. Regression analysis suggested that there might be potential mediators, therefore a path analysis was performed to test the proposed model and to examine the associations between dark triad personality characteristics and relationship satisfaction via attachment dimensions and love attitudes. Results revealed significant pathways. Machiavellianism was found to be positive predictor of attachment anxiety, which in turn predicted increased ludus and lessened relationship satisfaction. Results also revealed that narcissism was inversely associated with attachment anxiety; in turn it predicted ludus and relationship satisfaction, respectively. The results were discussed in terms of potential limitations and importance for future research. Keywords: Relationship Satisfaction, Dark Triad, Attachment anxiety, Attachment avoidance, Love Styles, Love Attitudes
Instagram kullanan üniversite öğrencilerinin narsisizm ve özgüven ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, Instagram kullanan üniversite öğrencilerinin narsisizm ve özgüven ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Doğuş Üniversitesi' nde öğrenimine devam eden, 18-24 yaş arası 400 kişi örneklem olarak alınmıştır. Bu öğrencilerin 242' sini kadın (%60.5) ve 158' ini erkek (%39.5) öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Beş Faktör Narsisizm Ölçeği-Kısa Form, Özgüven Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS v.21 istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki korelasyonların hesaplanmasında Pearson korelasyon analizi yürütülmüştür. Gruplar arası karşılaştırmalarda gruplara dağılan katılımcı sayısı arasında büyük farklılıklar olmadığında normal dağılıma uygun olarak, bağımsız örneklem t testi uygulanmış ancak gruplara dağılan katılımcı sayıları arasında büyük farklılıklar olduğunda normal olmayan dağılıma uygun olarak Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin cinsiyetlerine göre Instagram kullanım değişkenlerine ilişkin anlamlı bir fark göstermiştir. Araştırmada elde edilen diğer bulguya göre Instagram kullanan üniversite öğrencilerinin cinsiyetlerine göre Beş Faktör Narsisizm Ölçeği'nden toplam ve alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişki vardır, ancak Özgüven Ölçeği'nde anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Elde edilen bir başka bulguya göre Instagram'da geçirilen süre ile Beş Faktör Narsisizm Ölçeği toplam puan ve alt boyutları olan güvensizlik ile hak iddia etme arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Instagram'da geçirilen süre ile Özgüven Ölçeği'nin alt boyutu olan iç özgüven arasında negatif yönlü anlamlı ilişki vardır. Cinsiyetlerine göre gün içinde Instagram'da geçirilen süreye bakıldığı zaman anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bir başka bulgu ise Instagram'daki insanların hayatlarına özenen üniversite öğrencileri ile Özgüven Ölçeği'nin alt boyutu olan iç özgüven arasında negatif yönlü anlamlılık bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin Instagram'daki gönderileri için beğeni almadıklarında ya da az beğeni aldıklarında verdikleri tepkiye göre Beş Faktör Narsisizm Ölçeği ve alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur ve Özgüven Ölçeği'nin alt boyutu olan iç özgüven arasında bir ilişki olduğu saptanmıştır. Üniversite öğrencilerinden tanımadıkları kişilerden gelen istekleri kabul edenlerin, etmeyenlere göre Beş Faktör Narsisizm Ölçeği'nden ve teşhircilik, manipülatiflik ve sömürücülük alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Instagram sayesinde arkadaşları ve diğer insanlar tarafından fark edilen ve bu durumdan hoşnut olan öğrencilerin Beş Faktör Narsisizm Ölçeği'nden ve alt boyutlarından aldıkları puanlarda anlamlı düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. Üniversite öğrencilerinin Beş Faktör Narsisizm Ölçeği'nden ve alt boyutlarından aldıkları puanlarla, Özgüven Ölçeği'nden ve alt boyutlarından aldıkları toplam puanlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.
Dine inanan kesim ile dine inanmayan kesimin birbirine atfettiği psikopatolojik özellikler
Geçmişten günümüze dine inanan (teizm) ve dine inanmayan (deizm, ateizm) kesimlerin birbirleri hakkındaki önyargılarıyla ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Dine inanmayan düşünce akımlarından olan ateizm ve deizmdir. Ateizm tanrılara, dine inanmayı reddeden bir düşünce akımıdır (Gülcan, 2017). Deistler ise insanların evrene, doğal kanunlara göre hareket etmesine izin veren bir Tanrı'ya inanırlar ama din ve inanışları reddederler (Kara, 2017). Şimdiye kadar yapılan araştırmalar genelde ateistlere karşı olan önyargılarla alakalıdır. Yapılan bir araştırmaya göre ateist olan insanlar daha çok narsisistlik kişilik yapılanmasına sahip insanlar olarak görülmektedirler (Dubendorff, & Luncher, 2017). Ateistlerin teist insanlar hakkındaki kanaatleri ve önyargılarıyla ilgili ise neredeyse hiç araştırma yoktur. Bu çalışmanın amacı, Kişilik Yapıları Ölçeğinde yer alan nevrotiklik kişilik özelliği açısından dindar kesim ile dindar olmayan kesimin birbirlerini ortalamanın üstünde nevrotik görme olasılıklarının araştırılmasıdır. Ayrıca Karanlık Kişilik Envanteri'ne göre ise, dindar olan kesimin dindar olmayan kesimi daha çok narsisist, makyavelist ve psikopati eğilimlerini yüksek olarak değerlendirmeleri beklenmektedir. Dindar olmayan kesimin ise, dindar olan kesimi daha çok narsisist, makyavelist ve psikopati eğilimlerini yüksek olarak değerlendirmeleri beklenmiştir. Bu araştırmada çıkan sonuç ise dindar olan kesim ve dindar olmayan kesim birbirlerine ortalamanın üstünde makyavelist ve psikopat özelliğe sahip kişiler olarak gördüğüdür. Bunun yanısıra dindar kesim ve dindar olmayan kesimin birbirlerini ortalamanın üstünde nevrotik ve narsisist olarak görmediği bulunmuştur. Araştırmanın bu konudaki teorik literatüre katkı yapmasının yanında toplumumuzda teistler ve ateistler arasında var olan hoşgörüsüzlük ve karşılıklı yanlış anlama sorunlarının da çözümüne katkıda bulunacağı umulmaktadır.
Byung-Chul Han'ın şeffaflık toplumu bağlamında narsisistik bir mekân olarak Instagram
Tarihsel süreç boyunca toplumlarda çeşitli değişimler ve dönüşümler meydana gelmiştir. Çağımızın baskın gücü haline gelen dijitalleşme, toplumsal yapıda yarattığı değişimlerle birlikte toplumsal bir kişilik tipini de doğurmuştur. Günümüzde toplumsal sistem tarafından oluşturulan narsisistik kişilik tipinin; özellikle sosyal ağların kullanımıyla yaygınlık kazandığı görülmektedir. Nitekim gençler arasında yüksek kullanım oranına sahip olan Instagram'ın, yeni bir sosyalleşme mekânı görünümü sunarak narsisizmin yaygınlığını etkilediği düşünülmektedir. Bu çalışma; narsisizm düzeyi ile Instagram bağımlılığı düzeyi arasındaki ilişkiyi, yaşadığımız dijital çağı farklı bir bakış açısıyla analiz eden Byung-Chul Han'ın şeffaflık toplumu teorisi ekseninde incelemektedir. Araştırmada, şeffaflık toplumundaki yaygın kişilik tipi olarak narsisist bireyi Byung-Chul Han'ın kavram setiyle analiz etmek ve ilgili alanda sosyolojik literatüre katkı sunmak amaçlanmaktadır. Bu kapsamda üniversite öğrencilerinin narsisizm düzeyi ve Instagram bağımlılığı ile demografik özellikleri (cinsiyet, aylık gönderi sayısı, fotoğraf paylaşım sıklığı, özçekim yapma sıklığı, filtre kullanımı) arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden basit doğrusal korelasyon araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Bingöl Üniversitesi'nde 2023/2024 akademik yılında lisans düzeyinde öğrenimine devam eden 603 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri elde etmek için; Demografik Bilgi Formu, Narsisistik Kişilik Envanteri ve Instagram Bağımlılığı ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin narsisizm düzeyi ve Instagram bağımlılığı arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Narsisizm düzeyi; toplumsal cinsiyet, aylık gönderi sayısı ve fotoğraf paylaşım sıklığına göre farklılaşmaktadır. Öğrencilerin özçekim yapma sıklığı ile narsisizm düzeyi ve Instagram bağımlılığı arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Filtre kullanımı ile narsisizm düzeyi arasında anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Instagram bağımlılığı ve narsisizm ölçeği alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Aynı zamanda, narsisizm düzeyi ve Instagram bağımlılığı alt boyutları arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; Byung-Chul Han'ın günümüz toplumsal yapısını analiz ederken çağın hâkim psikopatolojisi olarak nitelendirdiği narsisistik kişiliğin, Instagram aracılığıyla kendisine bir mekân bulduğu şeklinde değerlendirmek mümkündür. Han'ın şeffaflık toplumu bağlamında tasnifini yaptığı teşhir toplumu, ifşa toplumu, apaçıklık toplumu, enformasyon toplumu, olumluluk toplumu, teklifsizlik toplumu, porno toplumu, ivme toplumu, kontrol toplumu; narsisistik kişiliğin sosyal ağlar aracığıyla toplumsal sistem tarafından nasıl beslendiği ve yaygınlaştığını açıklamaktadır.
Borderline kişilik bozukluğu ile DSM III-R II. eksen küme B kişilik bozuklukları karşılaştırılması ve takip çalışması
Psiyatri Anabilim Dalı'nda 1986-1988 yılları arasında yatarak tedavi gören 738 has tadan DSM III-R tanı kriterlerine göre Küme B kişilik bozukluk ları tanılarını alan 147 hasta ile yapılmıştır. Bu hastalardan 75'i borderline kişilik bozukluğu (BKB) tanısı almıştır. Borderline has talar taburculuk tarihinden yaklaşık iki yıl sonra görüşmeye çağrılarak yeniden değerlendirmişlerdir. Çalışmada, literatürde BKB ile DSM III-R Küme B kişilik bozukluklarını ayırmada yardımcı olabileceği belirtilen demografik, gelişimsel, hospitali- zasyonla ilgili, klinik özellikler ve Eksen I tanıları ile İlgili değişkenlerin retrospeküf olarak karşılaştırılması yapıldı. Sonuçta, BKB'nin Küme B kişilik bozukluklarına kıyasla daha yüksek oranda (%10) yataklı tedavi ünitelerinde bulundukları, daha genç (ortalama yaşları: 26. 2) oldukları, bozukluk başlama yaşının ise daha yüksek (17.2) olduğu, borderline için ayırdedici olduğu bildirilen 7 özellik açısından (57) diğer gruplardan istatis tiksel anlamlılık düzeyinde aynlabildiği, MMPI'da BKB olan er kek hastaların hem antisosyal hem de histrionik kişilik bozuk luğu özelliklerine benzedikleri ve yükselmiş profil gösterdikleri bulunmuştur. Diskriminant analizde 25 değişkene göre dört kişilik bozukluğundaki bireylerden BKB olanların %98.7'sinin ait oldukları gruba doğru olarak sınırlandırıldığı görülmüştür. BKB olan hastaların başlangıç GAS skorları diğer kişilik bo zukluklarına yakın bulunurken, sadece histrionik kişilik bozuk luğu olanlardan daha düşük bulunmuştur ve takipte tanı değişme oranı düşük bulunmuş (%4.44), işlevsellik düzeylerinde de %13.42'lik bir artış görülmüştür. Affektif bozukluk BKB' de diğer kişilik bozukluklarına oranla daha fazla görülmektedir. Bu oran başlangıçta %90.7 iken, takipte %53.5'e düşmüştür. Tüm bulgular genel olarak literatür bilgileri ile uyum göstermektedir.
Narsistik kişilik özellikleri ve mükemmeliyetçiliğin yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma, Narsisizm ve Mükemmeliyetçiliğin Yaşam Doyumuna etkisini incelemeyi hedeflemiştir. Araştırma genel olarak; Kuramsal Açıklamalar, Yöntem, Bulgular ve Tartışma olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Kuramsal Açıklamalar bölümünde narsisizm, mükemmeliyetçilik ve yaşam doyumu kavramları açıklanıp ele alınmış ve teorik çerçeveleri birer birer ortaya konmuştur. Narsisizm daha çok kişilik özelliği ve kişilik bozukluğu şeklinde iki ayrı boyutta incelenmiş bundan ayrı olarak narsisizmle ilgili kendilik psikolojisi gibi kuramlardan bahsedilmiştir. Mükemmeliyetçilik ise alt boyutlar şeklinde incelenmiş ve narsisizm ile olan ilişkisine değinilmiştir. Yaşam doyumu ise bazı kuramlar çerçevesinde ele alınmış ardından hedonik uyum, kişilik, narsisizm ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisine değinilmiştir. Yöntem kısmında araştırmanın yöntemi hakkında bilgi verilirken, bulgular kısmında hukuk fakültesi, tıp fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi öğrencileri olmak üzere toplamda 310 kişiye uygulanan Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (FÇBM), Narsistik Kişilik Envanteri (NKE) ve Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ) anketlerinin sonuçlarından elde edilen bulgular ortaya konmuştur. Tartışma bölümünde ise bu bulguların hipotezler ve daha önceki çalışmalar ile karşılaştırılması yapılmıştır.
Çocuk ve ergenlerde anne-baba tutumu ve bağlanma durumunun algıladıkları benlik saygısı ve çocukluk çağı narsisizmi ile ilişkisi
Bu çalışmada 10 ile 17 yaş arasındaki çocuk ve ergenlerin anne-baba tutumu ve anne-babaya bağlanma durumlarının, algıladıkları benlik saygısı ve çocukluk çağı narsisizmi ile olan ilişkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Ek olarak araştırmacı tara fından seçilen sosyo-demografik değişkenler ve işlevsel yeterlilik verilerine göre araştırma değişkenlerinin ilişkisi incelenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda yürütülen araştırmanın örneklemini İzmir ili içerisinde bulunan bir özel okulda okuyan 10-17 yaş arası 222 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere ''Anne-Baba Tutum Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki Ölçekleri Anketi ve Çocukluk Çağı Narsisizmi Ölçeği'' uygulanmış olup ek olarak ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'' uygulanmıştır. Öğrencilerden sorumlu olan rehber öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerine her öğrenci için ayrı ortak olarak dolduracakları ''İşlevsel Yeterlilik Değerlendirme Formu'' uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda anne babaya güvenli bağlanmanın çocuk ve ergenlerde benlik saygısını yükseltirken, anne babaya korkulu ve saplantılı bağlanmanın ise benlik saygısını azalttığı saptanmıştır. Bununla birlikte güvenli bağlanan çocuk ve ergenlerin benlik saygısı puanlarının güvensiz bağlanan çocuk ve ergenlere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anne-baba tutumu ile bağlanma ilişkisi incelendiğinde anne tutumu ile bağlanma biçimi arasında anlamlı ilişki bulunurken, baba tutumu ile bağlanma biçimi arasında anlamlı ilişki bulunmadığı görülmüştür. Çocukluk çağı narsisizmi ile benlik saygısı ilişkisini incelediğimizde ise narsisizmin benlik saygısını azalttığı saptanmıştır. Anne-baba tutumu ile narsisizm arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bağlanma stilleri ve narsisizm arasındaki ilişki incelendiğinde ise anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Anne tutumu ve baba tutumu demokratik algılayan çocuk ve ergenlerin benlik saygısı puan düzeyleri anne tutumu ve baba tutumu otoriter olarak algılayan çocuklara kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmamızın sonuçları incelendiğinde çocuk ve ergenler üzerinde anne babaların yadsınamaz bir etkisi olduğunu görmekteyiz. Bu durumun, gerek bağlanma durumları gerekse çocukluk çağı narsisizm düzeylerini anne babanın sergilediği tutum ve davranışların şekillendirme etkisi olabileceğini düşündürmektedir. Alan yazında ilgili araştırmalar incelendiğinde araştırma sonuçlarımızda olduğu gibi anne babanın yadsınamaz etkisi olduğu gerçeği ile paralel olduğu görülmektedir.
Çevrimiçi disinhibisyonun narsisizm düzeyleri ve kişilerarası iletişim tarzları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi disinhibisyon düzeylerini narsisistik kişilik özellikleri ve kişilerarası iletişim tarzları açısından incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde İstanbul'da lisans öğrenimlerine devam eden, yaşları 18-36 aralığında değişen (X ̅=22.54, SS=3.61) 265'i kadın (%64) ve 149'u erkek (% 36) olmak üzere, toplam 414 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada, katılımcıların çevrimiçi disinhibisyon seviyelerini belirlemek için Çevrimiçi Disinhibisyon Ölçeği, narsisistik kişilik özelliklerini değerlendirmek için Narsistik Kişilik Envanteri ve kişilerarası iletişim tarzlarını belirlemek amacıyla Kişilerarası Tarz Ölçeğinden faydalanılmıştır. Ayrıca, araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin demografik özellikleri araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında, fark istatistiklerinde t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA); Değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesi için ise Pearson Korelasyon Katsayıları ve Çoklu Doğrusal Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır.
18-45 yaş arası bireylerde düzenli spor yapmanın sporcu kimliği, narsisizm ve empati düzeyleri arasındaki ilişki
Sporun insan sağlığı için sadece fizikî olmak dışında, psikolojik açıdan da önemli derecede etkili olduğu aşikardır. Psikoloji her alanla olduğu gibi, spor alanıyla da yakından ilişkili olmakla birlikte, sporcunun performansına da etki etmektedir. Araştırmamın diğer değişkenleri olan narsisizm ve empati düzeyleri, psikolojiyle spor arasında ilişkisi olabilecek dalları olarak kabul görebilmektedir. Bu araştırma, sporcu kimliğinin narsisizm ve empati düzeyleri arasında ilişki olabileceği varsayımından yola çıkılarak yapılmıştır. Yapılan araştırmada, düzenli spor yapan bireylerin narsisizm ve empati düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, çeşitli spor salonlarında 18-45 yaş arası düzenli spor yapan 203 kişiyle yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Sporcu Kimliği Ölçeği", "Narsisistik Hayranlık Ve Rekabet Ölçeği", "Empati Düzeği Belirleme Ölçeği" Kullanılmıştır. Verilerin Analizi SPSS 24 Programı Kullanılarak Yapılmış, Pearson Analizi, Bağımsız Örneklem T Testi, Varyans Analizi ve Welch Testi'nden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda spor yapmanın, narsisizmle istatiksel olarak zayıf ilişkili olduğu, empati değişkenleriyle ise istatiksel olarak ilişkisinin anlamlı derecede olmadığı belirlenmiştir. Sporda geçirilen seneler arttıkça narsisiszm göstericilerinde düşüş gözlemlenmiştir. Cinsiyet farkına bakıldığında erkeklerin spora katılımının kadınlara oranla daha fazla olduğu belirlenmiştir. Medenî durumun değişkenle istatiksel olarak ilişkisi bulunmamıştır. Bunun yanı sıra maddi durumu yüksek olan bireylerin spora katılımın daha fazla olduğu belirlenmiştir.