Fen bilgisi eğitimi
1,143 theses under this subject heading
Fen bilimleri dersi elektrik enerjisinin dönüşümü konusuna 5E modeli ile temellendirilmiş bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) yaklaşımının 7. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Fen bilimleri dersi "Elektrik Enerjisi" ünitesi "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü" konusunda 5E modeli ile temellendirilmiş Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) yaklaşımına göre hazırlanan öğretim tasarımı uygulamalarının 7. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel veriler bir arada toplanmıştır. Bu bağlamda bu araştırma karma araştırma deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi; 2017-2018 öğretim yılında Mersin ilinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 25 deney, 25 kontrol grubu olmak üzere 50 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Deney grubuna "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü" konusunun öğretilmesinde 5E öğrenme modeli ile temellendirilmiş STEM yaklaşımına göre hazırlanan ders planlarıyla, kontrol grubuna ise mevcut öğretim programının öngördüğü yöntem ve planlarla ders işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak; her iki gruba uygulama öncesi ve sonrası "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü Konusu Başarı Testi" (EEDKBT), "Bilimsel Süreç Becerileri Testi (BSBT)" ve uygulama sonrası deney grubu öğrencilerine yarı yapılandırılmış "STEM Uygulamalarına Yönelik Öğrenci Görüşleri Formu" uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, nitel verileri değerlendirmek için içerik analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; ön-test puanları denk olan grupların; EEDKBT ve BSBT son test puanları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarında uygulanan yöntemlerin etkisi arasındaki farkın ne düzeyde olduğunu belirlemek amacıyla, EEDKBT ve BSBT son test puanları için Cohen's d değerleri hesaplanmış ve sırasıyla 1,27 ve 1,29 olarak bulunmuştur. Hesaplanan Cohen's d değerleri deney grubunda gerçekleştirilen öğretim uygulamalarının büyük (large) etki büyüklüğüne sahip olduğunu göstermektedir. Deney grubu öğrencilerinden elde edilen nitel verilere göre öğrenciler, derse karşı ilgilerinin arttığını, zevk alarak öğrendiklerini ve STEM uygulamalarının diğer derslerde yer almasını istediklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, 5E modeli ile temellendirilmiş STEM yaklaşımına göre hazırlanan öğretim tasarımı uygulamalarının mevcut programın öngördüğü öğretim yöntemine göre öğrencilerin akademik başarılarını arttırmada ve bilimsel süreç becerilerini geliştirmede daha etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: STEM, 5E, akademik başarı, bilimsel süreç becerileri
Fen Bilgisi öğretmenlerinin kariyer motivasyonlarının okul bağlamı değişkenleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada okul bağlamı değişkenlerinin (disiplin sorunları, okul idaresi desteği, veli ilişkileri, iş arkadaşları, değer uyumu, zaman baskısı ve aidiyet duygusu) fen bilgisi öğretmenlerinin kariyer algı ve motivasyona olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma örneklemi, basit tesadüfi örneklem seçimi kapsamında 2018-2019 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Muğla ili 13 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel ortaokullarda görev yapan 151 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. "Kişisel Bilgi Formu", "FIT Choice Ölçeği" ve "Algılanan Okul Ortamı Ölçeği" araştırmada kullanılan ölçme araçlarındandır. Veriler Pearson korelasyon testi, varyans analizi (ANOVA) ve regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, kariyer seçimini fen bilgisi öğretmenliği olarak belirleyen öğretmenlerin kariyer algı ve motivasyonlarının orta düzeyde; kariyer motivasyon ortalamalarının ise algı ortalamalarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin algılanan okul ortamı değişkenlerine ait betimsel analiz bulgularına göre aidiyet ve yönetim desteği alt boyutlarının ortalamalarının en yüksek olduğu, disiplin sorunlarının ise en düşük olduğu görülmüştür. Okul bağlamı değişkenlerinden velilerle olan ilişki alt-boyutunun öğretmen kariyer algı ve motivasyonları ile en yüksek pozitif yönde ilişkide olduğu tespit edilmiştir. Algılanan okul ortamı değişkenlerin, fen bilgisi öğretmenlerin kariyer algılarına ait varyansın %23'ini; kariyer motivasyonlarına ait varyansın ise %42'sini açıklamıştır.
Fen bilimlerinde akademik başarının, internet kullanımının, bağımlılığının ve sanal ortam yalnızlık düzey ilişkilerinin belirlenmesi
Çağımız koşulları gereği internet vazgeçilemez bir hal almış ve hemen hemen herkesin bir dokunuşta ulaşabileceği düzeye gelmiştir. Fakat bu bir dokunuşta erişim kolaylığı da avantajlarının yanında dezavantajları da beraberinde getirmiştir. İşte bu dezavantajlardan biri de internet bağımlılığıdır. Sanal dünya olan bu bağımlılık en çok genç yaştaki insanları etkilemektedir. Dolayısıyla gençlerin internet kullanımına dikkat etmek gerekmektedir. Gençlerin interneti kontrolsüzce kullanması sonucunda kendi aralarında sosyal izolasyon kültürü oluşmuştur. Bu kültürün dijital yerlileri iletişim ihtiyaçlarını da internet üzerinden gidermeye başlamışlardır. Yoğun internet kullanımı ve sanal ağlardan iletişim kurma gayesi bir araya gelince çağımız gençlerini yani dijital yerlilerimiz gerçek hayattan kopmuştur. Bu sanal dünya gençler için bir kaçış kapısı gibi gözükse de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi burada da yalnızlık çekmektedirler. Sanal dünyadaki bu yalnızlığın çaresini yine internette arayan bireyler giderek internet bağımlısı olmaktadırlar. İnternet bağımlısı bireyler için internet bir can simidi gibi görünse de durum hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Artan bağımlılıkla beraber düşen akademik başarı gibi pek çok olumsuz durum gençlerin önüne geçmektedir. Ne var ki günümüz de internete erişmek o kadar kolay hale gelmiştir ki öğrenciler okullarda bile rahatlıkla internete erişim sağlayabilmektedir. Duruma bu açıdan bakıldığında internet karşısında güvende kalmak önem taşımaktadır. Yenilenen eğitim müfredatı ile birlikte her bir kazanımı kapsayacak şekilde bazı yeterlilik alanları eklenmiştir. Yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programına da yeterlilik alanları eklenmiştir. Bunlardan biri de dijital yetkinliktir. Bu yeterlilik alanında öğrencilerin iletişim ve bilgi teknolojilerini doğru, amacına uygun ve üretken bir şekilde kullanmaları hedeflenmektedir. Öğretim programındaki dijital yetkinlik tüm fen bilimleri kazanımları için geçerli olan bir yetenek gibi görülmektedir. Öğretim programında yer alan dijital yetkinlik tıpkı bilgi ve medya okuryazarlığına benzemektedir. Yirmi birinci yüzyıl becerilerinden biri olan bu yetenek, öğrencilerden internet, sanal ağlar, iletişim kanalları gibi araçlarda bilinçli, eleştirel ve üretken bireyler olmasını beklemektedir. İnternet bağımlılığı, sanal ortam yalnızlığı gibi durumlar yetkinlik alanları ve beceriler için birer tehlike olarak gençleri beklemektedir. Bu çalışmanın hedef grubunu 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı bu kademedeki öğrencilerin internet bağımlılığını, sanal ortam yalnızlık düzeylerini, fen bilimleri dersiakademik başarılarını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek ve fen bilimleri dersindeki internet kullanımını saptamaktır Ayrıca öğrencilerin akademik başarıları fen bilimleri karne notu belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler İzmir'in Bornova ilçesindeki devlet okullarından İnternet Bağımlılık Ölçeği, Sanal Ortam Yalnızlığı ve fen bilgisi dersinde internet kullanım amacı bilgi formu ile toplanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi 386 öğrenci olup tarama araştırması niteliğinde nicel bir çalışmadır. Çalışmada yüksek düzeyde internet bağımlısı olarak belirlenen öğrenci sayısı 62'dir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarısının yüksek olduğu ve nispeten sanal yalnızlık çektiği görülmüştür. Fen bilimleri dersinde internet en çok bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak internetin kolayca erişilebilir olması sorunları da beraberinde getirmiştir. İnterneti amacına uygun kullananların dışında sorun teşkil edecek şekilde kullananlarda mevcuttur. Bundan dolayı güvenli ve amacına uygun internet kullanımı için gençleri internetin olumsuz etkileriyle baş başa bırakmamak gerekmektedir. Aksi halde öğrencilere kazandırılmak istenilen dijital yetkinlik konusunda başarısızlık kaçınılmazdır.
EBA platformundaki fen bilimleri ders materyallerinin eğitsel yazılım değerlendirme ölçütlerine göre değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, Eğitim Bilişim Ağı'nda bulunan fen bilimleri ders materyallerinin fen bilimleri öğretmenleri tarafından eğitsel yazılım ölçütlerine göre değerlendirilmesidir. Bu amaçla fen bilimleri öğretmenlerinin EBA platformundaki fen bilimleri ders materyallerine yönelik düşünceleri de çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde Rize ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokul kurumlarında görev yapan 123 fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrenin örneklemi basit rastgele örneklem yöntemlerinden basit seçkisiz örneklem ile belirlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden, betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Ateş (2011) tarafından geliştirilen güvenirliği 0.81 olarak test edilen "Eğitsel Yazılım Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik değişkenlerinin belirlenebilmesi amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. 50 maddeden oluşan Eğitsel Yazılım Değerlendirme Ölçeği, eğitsel özellikler (11 madde), görsel tasarım özellikleri (5 madde), çoklu ortam özellikleri (7 madde), içerik (7 madde), yardım (5 madde), kurulum ve kullanım özellikleri (15 madde) olmak üzere altı kategoriden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak analiz edilmiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerine göre EBA fen bilimleri ders materyallerinin eğitsel yazılım ölçütlerine göre iyi düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın, Eğitim Bilişim Ağı'nın içerik, çoklu ortam, eğitsel ve görsel özellikler ile kullanılabilirlik gibi özelikler bakımından geliştirme ve iyileştirme çalışmalarında bulunan uzmanlara yol göstereceği noktasında önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma sonuçlarının EBA'da bulunan materyallerin daha nitelikli ve etkin hâle getirilmesine imkân tanıması açısından alan yazına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Öğretmenler tarafından EBA'nın nesnel bir değerlendirmeden geçirilerek ihtiyaca uygun düzenlemelerin yapılması sayesinde öğrencilerin platformdan sağlayacağı yararın artacağı öngörülmektedir.
Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri ve bu düzeylerinin cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan fakülte/yüksekokul/enstitü, mezun olunan bölüm, eğitim düzeyi, çalışılan okul türü, öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili ders alma, lisans öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili bir etkinliğe katılma, fen bilgisi ders anlatımında nörofizyolojik öğrenme kuramını kullanma değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Ege bölgesinde bulunan bir ilde devlet/özel ortaokullarda görev yapan Fen bilgisi öğretmenleri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Ege bölgesinde bulunan ilin bir ilçesinde uygun örnekleme yoluyla belirlenen devlet/özel ortaokullarda görev yapan (n=51) Fen bilgisi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Veriler 2019-2020 eğitim öğrenim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Nörofizyolojik Öğrenme Algı Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve anova istatistiksel işlemleri, SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular; Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyojik öğrenme algı düzeylerinin (iyi düzeyde algı) olduğu, "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda en yüksek (çok iyi düzeyde algı), "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutunda en düşük (iyi düzeyde algı), "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut" alt boyutunda ise (iyi düzeyde algı) sonucu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri cinsiyete göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında erkek öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri mesleki kıdemlerine göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında (16-20 yıl) kıdem lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin mezun olunan fakülte/yüksekokul/enstitü türüne göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beyinin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında fen/edebiyat fakültesi lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin mezun olunan bölüme göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında fizik/kimya/biyoloji (fkb bölümü) lehine, "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda ise biyoloji öğretmenliği lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının eğitim düzeyine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının çalışılan okul türüne göre "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda özel okul lehine anlamlı bir fark olduğu, diğer alt boyutlarda anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili ders alma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili bir etkinliğe katılma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının fen bilgisi ders anlatımında nörofizyolojik öğrenme kuramını kullanma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: beyin temelli (nörofizyolojik) öğrenme, nörofizyolojik öğrenme algı, fen bilgisi öğretmeni, fen bilgisi eğitimi, fen bilimleri dersi
Interdisciplinary stem education: Exploring technology and engineering integration in mathematics and science classes
STEM education is one of the trend topics in education in many countries, especially in Turkey. One of the biggest concern in STEM Education is the efficient and meaningful use of technology and engineering. Qualified and tech-savvy teachers are needed for the area as a result of the pedagogy of STEM Education and the interconnectedness of these disciplines. New research and professional development programs are required to be conducted when such post-modern paradigms raise because teachers are being asked to become proficient at new skills and responsibilities and implement these into their practices. This study investigates how STEM teachers implement and integrate technology and engineering, which tools do they use more frequently as a part of their science and mathematics lessons in 5th and 6th-grade topics. The ulterior motive of the study is to explore the effect of integrating technology and engineering in the overall quality of STEM lesson plans. The data obtained from 32 science and mathematics teachers who participated in TÜSİAD STEM Project: a teacher professional development program. The teachers attended four face-to-face STEM workshops, each received one STEM kit with a guide including six STEM lesson plans. During this professional development program, at least one lesson plan was implemented by participant teachers and they gathered together to reflect on their classroom experiences. At the end of the professional development program, teachers created their own authentic lesson plans. These lesson plans were investigated in terms of interdisciplinarity -integrating technology and engineering into science and mathematics classes. Overall, findings demonstrated that the science and mathematics teachers in the professional development program integrates technology and engineering in six different categories. Although, there is no significant difference reported on integrating technology on the quality of STEM lesson plans, engineering integration showed a significant difference in the quality of STEM lesson plans.
Okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının incelenmesi
Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler bilim okuryazarlığını bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu zorunluluğa paralel olarak, okulöncesi eğitimden başlayarak yükseköğretime kadar olan tüm eğitim programlarının temel hedefleri arasında bilim okuryazarı bireyler yetiştirmek yer almaktadır. Bilim okuryazarlığı sadece okul yıllarında değil tüm yaşam boyunca gelişip derinleşmekle birlikte, erken yaşlarda bilime karşı tutumların ve değerlerin bir insanın yetişkin olarak bilim okuryazarlığının gelişimini şekillendireceği ileri sürülmektedir. Bilimin doğası hakkında yeterli düzeyde anlayışa sahip olmak bilim okuryazarlığının en temel bileşenlerindendir. Okulöncesi dönemin bireylerin ve toplumun geleceğini şekillendirmedeki rolü göz önünde bulundurulduğunda, bu dönemde çocuklara bilimin doğasına ilişkin eğitim ortamlarının sunulması bilim okuryazarı bir toplum için ilk adımdır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı bilimin doğasına ilişkin özelliklerin vurgulandığı bir eğitim sürecine katılan okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının gelişimini incelemektir. Çalışma temel nitel bir araştırmadır. Araştırmanın katılımcılarını amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenen Türkiye'nin Orta Batısı'nda bulunan bir şehirdeki devlet ilkokulu bünyesinde bulunan anasınıflarından öğlenci gruba devam eden 8 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların bilimin doğasına ilişkin anlayışlarını belirlemek için bilimin doğasının doğrudan yansıtıcı yaklaşım ile vurgulandığı uygulama öncesi ve sonrasında Young Children's Views of Science (Lederman ve Lederman, 2009) görüşme protokolü ışığında çocuklarla ön ve son görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi yorumlayıcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmiş ve katılımcıların bilim doğasına ilişkin özelliklere yükledikleri anlamlara odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak uygulama öncesinde çocukların bilimin doğasına ilişkin yetersiz anlayışa sahip olduğu, uygulama sonucunda çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarında gelişmeler olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının geliştirilebilir olduğu söylenebilir.
Ciddi oyunların ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersi akademik başarılarına, derse yönelik motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisi
İlkokulun önemli derslerinden biri olan Fen Bilimleri Dersi, okullarda yeterli malzeme ve deney ortamının bulunmaması, bazı deney ve gözlemlerin tehlikeli ya da tekrarlanamaz olması gibi sorunların yanında günümüz çocuklarının günlük hayatlarında teknolojiye ilgi duyarken sınıf ortamında teknolojinin çok fazla kullanılmaması, oyun çağında olan çocukların sürekli formal ders ortamlarıyla karşı karşıya kalması gibi sorunları da barındırmaktadır. Bu sorunlara bağlı olarak, yapılan araştırmalar öğrencilerin fen bilimleri dersindeki akademik başarılarının ve bu dersi öğrenmeye yönelik motivasyonlarının düşük olduğunu göstermektedir. Öğrencilere feni eğlendirerek öğretme yaklaşımlarından bir tanesi eğitsel amaçlı olarak geliştirilen ciddi oyunlardır. Ciddi oyunlar, ilk amacı eğlence olmayan, içerisinde ciddi amaç ve içerik barındıran oyunlardır. Bu araştırmanın amacı, geliştirilen ciddi oyunun öğrencilerin fen dersi akademik başarılarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılarak tasarlanan bu çalışma ön-test, son-test ve kontrol gruplu olarak desenlenmiştir. Çalışmanın örneklemine Eskişehir ilinden seçilen iki farklı ilkokuldan 4-A, 4-B, 4-D, 4-H sınıfları deney grubu olarak; 4-A, 4-E, 4-G, 4-E sınıfları kontrol grubu olarak atanmıştır. Deney grubu 118, kontrol grubu ise 101 öğrenciden oluşmaktadır. Bu bağlamda ilkokul 4. sınıf Fen Bilimleri dersi ünitelerinden "Basit Elektrik Devreleri" ünitesi seçilerek ünite kazanımlarını temel alan "Tünel" isminde bir ciddi oyun geliştirilmiştir. Oyun, Unity 3D programıyla üç boyutlu olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Oyunun uygulanabilirliğini görmek ve fen dersi akademik başarısına, fen öğrenmeye yönelik motivasyona ve problem çözme becerisine katkısını belirleyebilmek için, deney grubunda hazırlanan ciddi oyun kullanılarak dört hafta öğretim yapılmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise ders kitabı ve yardımcı kitaplara dayalı bir öğrenim görmüşlerdir. Veri toplama aracı olarak "Basit Elektrik Devreleri Başarı Testi", "Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS (Statistical Packet for the Social Sciences) programından yararlanılmış, istatistiksel işlem olarak bağımlı gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmacı tarafından geliştirilen ciddi oyunun kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin "Basit Elektrik Devreleri" ünitesindeki akademik başarılarının, kontrol grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarılarına oranla daha fazla artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, hazırlanan ciddi oyunun benzer şekilde deney grubundaki öğrencilerin fen dersine yönelik motivasyonlarının ve problem çözme becerilerinin gelişmesine kontrol grubundaki öğrencilere oranla daha fazla katkı sağladığı sonucuna da ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Fen öğretimi, Ciddi oyun, Dijital oyun, Basit elektrik devreleri.
İlköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji (genetik mühendisliği) farkındalık düzeyleri
Biyoteknoloji, pek çok endüstriyel sektörü değiştirme potansiyeline sahip uygulamaları ile 21. yüzyılın en önemli bilimsel devrimlerinden birisidir. ?Biyoteknoloji? terimi, sorunları çözmek için canlı organizmaların ve/veya biyolojik süreçlerin yardımıyla hammaddelerden ürün elde edilmesini sağlayan metod ve teknikleri tanımlamaktadır. Biyoteknolojinin hızlı gelişimi ve uygulamaları ekonomik, politik, etik ve eğitim gibi farklı alanlarda pek çok tartışmayı da başlatmıştır. Bu nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızın biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle ilgili güçlü bir eğitim altyapısına sahip olan bireyler olarak yetiştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sorumluluk şüphesiz ilköğretimden başlayarak yükseköğretime kadar farklı eğitim seviyelerinde fen eğitimcilerine düşmektedir.Bu çalışmanın amacı ilköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı farkındalıklarını belirlemektir. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji farkındalık düzeylerini belirlemek için tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli 5'li likert tipi bir tutum ölçeği kullanıldı. Biyoteknoloji tutum ölçeğinin geliştirilme süreci üç basamakta yürütüldü. Bu basamaklar; madde havuzunun oluşturulması, uzman görüşlerinin alınması ve geçerlilik-güvenirlik testi aşamalarıdır. 16 madde içeren son ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır ve Cronbach Alpha güvenirlik değeri 0.75 bulunmuştur. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu çalışmanın ikinci aşamasında, tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli tutum ölçeği, biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı tutumu belirlemek için, 2010-2011 yılında Malatya il merkezinde görev yapmakta olan ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi ile seçilen 209 ilköğretim fen bilgisi öğretmenine uygulandı. Çalışma, biyoteknoloji hakkında fen bilgisi öğretmenlerinin tutumlarının cinsiyet, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre değişip değişmediğini açığa çıkaracak biçimde yürütülmüştür. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi ile SPSS kullanılarak analiz edilmiştir.Biyoteknoloji tutum ölçeğinin uygulanması sonucunda elde edilen verilerde, fen bilgisi öğretmenlerinin cinsiyete göre tutumlarında anlamlı bir farklılık belirlenirken, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre tutumda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.
Fen ve teknoloji dersinde tahmin et-gözle-açıkla yöntemi ile desteklenmiş yansıtıcı düşünmeye dayalı etkinlik uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu ara?tırmada, Tahmin Et-Gözle-Açıkla Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Uygulamaların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinliklere göre 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri ? ünitesinde çe?itli öğrenme ürünlerine etkisi incelenmi?tir. Ara?tırmada kontrol gruplu öntest-sontest deseni kullanılmı?tır. Ara?tırmanın çalı?ma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Bağlar ilçesinde bulunan Beyaz Tebe?ir ?lköğretim Okulu 7/A ve 7/B sınıflarına devam eden öğrenciler olu?turmaktadır. Yansız atama ile 7/A sınıfı Deney, 7/B sınıfı ise Kontrol grubu olarak atanmı?tır. Ara?tırma sekiz hafta sürmü?, deney grubunda Tahmin Et-Gözle-Açıkla Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Uygulamaların (TGA formu, öğrenme yazıları, anla?malı öğrenme, amaçlı grup tartı?maları, kendine soru sorma, kendini değerlendirme), kontrol grubunda ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinlikler uygulanmı?tır. Dersler her iki grupta da uygulama öğretmeni tarafından yürütülmü?tür. Ara?tırmada veri toplama aracı olarak; Ba?arı Testi, Madde ve Deği?im Öğrenme Alanına Yönelik Tutum Ölçeği, Bilimsel Süreç Becerileri Testi ve Akademik Risk Alma Ölçeği kullanılmı?tır. Ba?arı testi ve Madde ve Deği?im Öğrenme Alanına Yönelik Tutum Ölçeği ara?tırmacı tarafından geli?tirilmi?tir. Bilimsel süreç becerileri testi Enger & Yager (1998) tarafından geli?tirilmi? ve Koray, Köksal, Özdemir ve Presley (2007) tarafından Türkçeye uyarlanmı?tır. Akademik risk alma ölçeği ise viClifford (1991) tarafından geli?tirilmi? ve Korkmaz (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmı?tır. Ara?tırmadan elde edilen verilerin analizinde ili?kili örneklem t- testi,ili?kisiz örneklem t-testi ve kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmı?tır. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlı farkın bulunduğu durumlarda ortaya çıkan farkın büyüklüğü etki değeri ile incelenmi?tir. Ara?tırma sonucunda, 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinin ?Maddenin Yapısı ve Özellikleri ? ünitesinde Tahmin Et?Gözle?Açıkla (TGA) Yöntemi ?le Desteklenmi? Yansıtıcı Dü?ünmeye Dayalı Etkinliklerin uygulandığı deney grubu ile Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önerilen etkinliklerin uygulandığı kontrol grubukar?ıla?tırıldığında; a) ba?arı puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardırb) kalıcılık puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır c) Madde ve Deği?im öğrenme alanına yönelik tutumları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır.c) bilimsel süreç becerileri arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardırd) akademik risk alma davranı?ları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır ?eklindeki tüm denenceler kabul edilmi?tir. Elde edilen bulgular ilgili literatür ı?ığında tartı?ılmı?tır. Anahtar Sözcükler: TGA Yöntemi, Yansıtıcı Dü?ünme, Fen Öğretimi, Etkinlik Değerlendirme.
Web 2.0 destekli 5E modeline dayanan fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarı, görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı Web 2.0 araçları ile desteklenen fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları, görsel okuryazarlık düzeyleri ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerine olan etkisini incelemektir. Çalışma yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu modele göre desenlenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında yedinci sınıf düzeyinde öğrenim gören 90 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Uygulama 4 hafta sürmüştür. Deney gruplarında web 2.0 araçları ile desteklenen 5E modeline göre fen öğretim planı, kontrol grubunda ise web 2.0 araçlarıyla desteklenmeyen 5E modeline göre fen öğretim planı uygulanmıştır. Araştırmada veriler ön test-son test olarak 'Hücre ve Bölünmeler' başarı testi, görsel okuryazarlık ölçeği ve uzamsal görselleştirme testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda web 2.0 araçları ile desteklenen fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu görülmüştür (p<0,05). Web 2.0 araçları ile desteklenen fen öğretiminin öğrencilerin görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu bulunmuştur (p<0,05). Araştırmanın sonucunda web 2.0 araçları ile desteklenen fen etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarıları, görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerilerine olumlu katkı sağladığı görülmüştür.
ASSURE Öğretim Tasarımı Modeline dayalı çevre derslerinin ortaokul öğrencilerinin çevresel tutumlarına etkisi
Doğadaki tüm canlıların fiziksel, kimyasal, biyolojik, sosyal ve kültürel anlamda birbirleriyle ve doğanın cansız elemanlarıyla etkileşimde bulunduğu yaşam alanına çevre denir. Canlıların çevreleriyle olan bu çok yönlü etkileşimleri yaşamın temellerini oluştururken diğer yandan da bu etkileşimler çevrede bir takım değişimlere neden olur. Günümüzde insanoğlunun içinde yaşadığı çevre ile etkileşimleri ne yazık ki doğada iyi anlamda değişimleri beraberinde getirmemektedir. İnsanoğlunun doğada oluşturduğu bu değişimler doğal dengenin bozulmasına neden olmuş ve nihayetinde günümüzün en büyük sorunlarından biri olan çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Çevre sorunlarının çözümüne yönelik en etkili ve tercih edilen yol ise çevre eğitiminden geçmektedir. Çevre eğitiminin en önemli amacı bireylere "Çevresel Tutum" kazandırmaktır. Çağımızın teknolojik gelişmelerine paralel ve öğrenci ihtiyaçlarını karşılayabilecek, sistematik basamaklar içeren bir öğretim tasarımı öğrenme süreçlerini düzenleyerek öğrencilerin çevresel tutum kazanmalarını sağlayabilir. ASSURE öğretim tasarım modeli ifade edilen tüm durumları içinde barındıran esnek bir öğretim tasarım modelidir. Bu bağlamda yürütülen bu araştırmanın amacı ASSURE öğretim tasarım modeline göre planlanan çevre eğitiminin ortaokul öğrencilerinin çevresel tutumlarına etkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında ASSURE öğretim tasarım modeliyle desteklenen dersler ile 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı'na dayalı olarak uygulanan derslerin öğrencilerin çevresel tutumları üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yaklaşımları içerisinde yer alan ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında deney grubunda yer alan öğrencilerde çevresel tutum açısından anlamlı seviyede olumlu değişimlerin olduğu, kontrol grubunda ise anlamlı değişimlerin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Fen bilimleri dersinde çoklu ortam destekli, canlandırma ve düz anlatım yoluyla öğretimin öğrenci başarısına etkisi
Fen Bilimleri dersinde 7. Sınıf Güneş Sistemi ve Ötesi ünitesinden belirlenen kazanımların öğretiminde canlandırma, çoklu ortam destekli öğretim ve düz anlatım yoluyla öğretimin hangisinin daha etkili olduğunu belirlemek amacıyla yapılan çalışma, Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan A ve B Ortaokullarından rastgele yöntemle belirlenen 6 sınıfta toplam 130 öğrenciden oluşan örneklemle yürütülmüştür. A Ortaokulu'nda çalışmaya katılan 75 öğrencinin 35'i kız, 40'ı erkek, B Ortaokulu'nda çalışmaya katılan 55 öğrencinin 28'i kız, 27'si erkektir. Her iki okuldan rastgele yöntemle seçilen 3'er şubeden sınıflardan 2'si deney grubu olarak birisi de kontrol grubu olarak seçilmiştir. Bu çalışmada yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Böylece her iki okulda birer sınıf canlandırma yoluyla öğretim için, birer sınıf çoklu ortam destekli öğretim için ve yine birer sınıf düz anlatım yoluyla öğretim için seçilmiştir. Ders planları yöntemlere göre hazırlanmış ve uygulama öncesi tüm gruplara ön test uygulanırken, uygulama sonrasında da son test uygulanmış ve analizler yapılmıştır. Grupların başarıları arasında anlamlı farklar olup olmadığı varyans analizi (ANOVA) yöntemiyle hesaplanmıştır. Farklılıkların ayrıntılarını belirlemek için "post hoc" testlerden Scheffe tercih edilmiştir. Buna göre canlandırma yöntemi ile öğrenim gören öğrenciler çoklu ortam ve düz anlatım yöntemiyle öğrenim gören öğrencilerden daha anlamlı derecede, daha yüksek başarılar göstermişlerdir. Çoklu ortam destekli öğrenim gören öğrenciler ise düz anlatım yoluyla öğretim gören öğrencilere göre daha başarılı çıkmışlardır. Bu veriler göstermektedir ki başlangıçta aralarında hazırbulunuşluk farkı olmayan öğrenciler farklı yöntemlerle yapılan öğretimler sonunda farklı seviyelerde öğrenme meydana getirmişlerdir. Bu yöntemlerden en etkili olan canlandırma yöntemiyken en az etkili olan düz anlatımdır ve tüm yöntemlerin etkililik düzeyleri arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlıdır.
Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada çalışma grubunu belirlemek üzere küme örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda 55 öğretmen ve bu öğretmenlerin 1041 öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Ölçeği (Bıkmaz, 2002) ile Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği (Yaşar ve Anagün, 2008) kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Öğrenci grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca öz yeterlik inanç düzeyi ile fen dersine yönelik tutumlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, mesleki kıdemleri, mezun oldukları fakülte türü, görev yaptıkları okul türüne ve öğretmenlik mesleklerini isteyerek yapmalarına göre fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının istatistiksel olarak değişmediği belirlenmiştir. İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Bu kapsamda kız öğrenciler, şehir merkezindeki öğrenciler ve fen ile ilgili mesleği seçmek isteyen öğrencilerin tutum puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca ailelerin gelir düzeyi ve öğrenim durumu yükseldikçe fen bilimleri dersine yönelik tutumları da artmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inanç düzeyleri ile öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi öz yeterlik inancı, fene yönelik tutum, öğrenci tutumu, öğretmen öz yeterliği
Bir fen bilimleri öğretmeninin hayatı boyunca yaşamış olduğu güç odaklı ilişkilerin fen bilimleri öğretimine yansımaları: Foucault perspektifinden bir otoetnografi çalışması
Foucault okul, hastane, tımarhane, hapishane gibi kurumlarda güç ilişkilerinin nasıl şekillendiğini inceleyen bir filozoftur. Olayların Foucault perspektifinden yorumlandığı bu çalışmada otoetnografi yöntemi kullanılarak araştırmacının kendisinin hatıraları veri olarak kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmacı doğumundan bir Fen öğretmeni olarak görev yaptığı mesleki deneyim yıllarına kadar, hayatı boyunca yaşamış olduğu güç ilişkileri ile ilgili hatırlama faaliyetleri yapmış ve bu faaliyetler hayatındaki çeşitli akranlar tarafından kontrol edilmiştir. Üretilen hatırlama metinleri üzerine çeşitli tematik analizler yapılmış ve araştırmacının yaşam kesitlerinde yer alan "ideal öğretmen" ve "ideal öğrenci" modellerinin neler olduğu sorgulanmıştır. Çalışma sonunda "Rol Çeşitliliği Üretimi ve Değişimi, Otoritenin Kendini Saklaması, Fedakârlıklara İzin Verilmemesi, Sermaye ve Dönüşümleri ve Sistemin Adil veya Adalet Getirdiği İnancı" şeklinde beş genel tema çıkartılmıştır. Oluşturulan temalar yorumlandığında, güç ilişkilerinin sadece okul ekseninde oluşup gelişmediği, aslında toplumun genelinde şekillenerek okullarda özelleştiği ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda otorite tarafından toplum, okullar, öğretmenler ve öğrenciler üzerinde sınav özelinde uygulanan güç odaklı ilişkilerin, daha kontrollü bir dille sürdürülmesine olanak veren mekanizmaların işletilmesi önerilmektedir.
Öğretmen adaylarının model ve modelleme ile yaşam becerilerine ait görüşlerinin bilişötesi farkındalıklarıyla arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırma; öğretmen adaylarının "model ve modelleme" ve "yaşam becerileri" hakkındaki görüşleri ile "bilişötesi" farkındalıkları arasındaki ilişkileri tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesi fen bilgisi, sınıf ve okul öncesi branşlarının üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören 416 öğretmen adayıdır. Çalışmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, "Model ve Modelleme" Ölçeği (MMÖ), "Yaşam Becerileri" Ölçeği (YBÖ) ve "Bilişötesi Farkındalık" Envanteri (BFE) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler MANOVA, ANOVA, Çoklu Karşılaştırma Sonuçları (LSD ve Dunnett C), Basit Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler analiz edildiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: •"Model ve Modelleme" Ölçeğine ait fen bilgisi öğretmen adaylarının görüşlerinin sınıf ve okul öncesi öğretmen adaylarına göre daha iyi seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •"Bilişötesi Farkındalık" Envanterine ait sınıf öğretmen adaylarının farkındalıklarının fen ve okul öncesi öğretmen adaylarına göre daha düşük seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •"Bilişötesi Farkındalık" Envanteri alt boyutları "Bilişin Bilgisi" ve "Bilişin Düzenlemesi" alt faktörlerine ait fen ve okul öncesi öğretmen adaylarının farkındalıklarının birbirine denk olduğu, sınıf öğretmeni adaylarına göre daha iyi seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme", "Yaşam Becerileri" ölçeklerine ve "Bilişötesi Farkındalık" envanterine ait görüşlerinin birbiriyle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme" ve "Yaşam Becerileri" ölçeklerine ait görüşleri ve "Bilişötesi" farkındalıkları arasında pozitif yönde orta düzey ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme" ve "Yaşam Becerileri" ölçeklerine ait görülerin "Bilişötesi" farkındalıklarının bir yordayıcı olduğu, aralarında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Yordayıcı değişkenlerden bilişötesi farkındalıklara göre önem sırası "Yaşam Becerileri" ve "Model ve Modelleme" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Model ve modelleme alt faktörü "Çoklu Temsiller Olarak Modeller (ÇTM)" ile yaşam becerileri alt faktörleri "Empati kurma ve öz farkındalık", "Yaratıcı ve eleştirel düşünce", "Karar verme ve problem çözme", "Duygularla ve stresle başa çıkma" bilişötesi farkındalığın alt boyutlarının anlamlı bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Okul öncesi, sınıf ve fen bilgisi öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme" ile "Yaşam becerileri" "Bilişötesinin" bir yordayıcı olduğu, aralarında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yordayıcı değişkenlerden "Bilişötesi Farkındalıklara" göre önem sırası "Yaşam Becerileri" ve "Model ve Modelleme" olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Okul öncesi, sınıf ve fen bilgisi öğretmen adaylarının bilişötesi farkındalıklarını geliştirmek için model ve modelleme ile yaşam becerilerini kullanabileceği uygulamalar yapılarak bilişötesi farkındalık düzeyleri geliştirilebilir.
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Yönelik Tutumları ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İkinci amacı ise demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, görev yaptıkları okulun yeri ve türü) öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumları ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu doğrultuda, nicel metot kapsamında betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile 207 okul öncesi öğretmenine (12 erkek, 195 kadın) ait kişisel bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumlarının ve bilişsel esneklik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler; "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Karşı Tutum Ölçeği" (Pepele Ünal, Akman ve Gelbal, 2010) ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği"dir (Altunkol, 2011). Verilerin dağılımının tespitinde, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanılırken, kategori büyüklüklerindeki dengesizlikler nedeniyle gruplar arasındaki karşılaştırmalarda, Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın bağımlı-bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson korelasyon katsayısı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine karşı tutumları, fen eğitimine karşı tutum alt boyutları (kendini geliştirme, öz yeterlilik) ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet değişkeni için kendini geliştirme alt boyutunda, yaş değişkeni için öz yeterlilik alt boyutunda ve okul türü değişkeni için fen eğitimine karşı toplam tutum ile öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farlılık olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve görev yapılan okulun yeri değişkenlerinde ise anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimine yönelik tutum, kendini geliştirme, öz yeterlilik, bilişsel esneklik, okul öncesi öğretmenleri
Determining photonics education framework for science education: A Delphi study
Photonics is an important science and technology field of the twenty- first century in providing a sustainable future with the green solutions. As the place of photonics and photonic technologies in our daily lives increases, the need for a workforce trained in this field and citizens equipped with knowledge and skills in this field, who can evaluate its benefits and harms, and who can participate in socio-political issues when necessary, will increase. Education plays an important role in meeting this need. For this reason, the aim of this thesis is to investigate how photonics education should be. In order to investigate how photonics education can be delivered most effectively in classroom environments, (1) the subjects and contents related to photonics, (2) skills and attitudes related to photonics and photonic technologies, and (3) effective teaching processes-teaching methods and assessment techniques- were discussed with experts in this field. In the research, interviews were conducted with people who were determined as experts in the field by using the Delphi technique, and then the experts were allowed to reach a consensus with the questionnaire. Field experts consist of 3 sub-groups: educators, scientists in the field of photonics, employees in the photonics sector. The results of the research show that field experts advocate using the nature of science and the history of science in order to emphasize the science dimension of photonics in photonics education, and it would be beneficial to give the topics over daily life examples for the technology dimension. In addition, they suggested that students gain skills such as questioning, scientific and analytical thinking, problem solving and designing photonics experimental setups through laboratory courses, project-based and problem-based methods. They think that evaluations should be process, performance, project or product oriented, and suggest contextual-based and experiment-based questions to accompany these processes. As a result of the research, a Photonics Education Framework was developed by summarizing the findings. In addition, in order to determine the need for photonic literacy and to add additional value to the study, the Photonics Education Framework for Photonics Literacy was created and presented by bringing together studies on science literacy, reviewed literature and the findings of this study.
Sekizinci sınıf fen bilimleri ders kitabında çoklu modsal betimleme kullanımının incelenmesi
Ders kitaplarını zenginleştiren ve öğrencilerin ilgisi, dikkatini çeken çoklu modsal betimlemeler, fen eğitiminin önemli bir parçası haline gelmiş ve literatürdeki birçok çalışmaya da konu olmuştur. Fen bilimleri ders kitapları ve çoklu modsal betimlemeler konusunu içeren bu çalışmalar incelendiğinde bazı ders kitaplarının çalışmalara dâhil edilmediği ve belirli sınıf seviyelerindeki çalışmalarda eksiklik olduğu söylenebilir. Bu araştırma, yeni öğretim programına uygun 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modsal betimlemelerin sayısını tespit etmek; bu modların ünitelere göre dağılımını, ünite kapsamındaki içerik ile ilişkisini, betimsel özelliklerini, diğer modlarla arasındaki bağlantıları ve öğrenme güçlüğüne sebep olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmadaki temel veri toplama kaynağı 2020-2021 eğitim-öğretim yılında MEB tarafından Türkiye geneli ortaokullarda okutulması uygun görülen 8.sınıf fen bilimleri ders kitabıdır. Veri analiz sürecinde öncelikle modsal betimlemeler ile ilgili yapılan çalışmalar incelenerek ders kitaplarında kullanılan resim, fotoğraf, tablo, grafik, diyagram, şema ve matematiksel ifadeler gibi modsal betimlemeler kategorilere ayrılmış, tanımları yapılmış ve doküman analizinde kullanılacak olan modsal betimlemeler seçilmiştir. Daha sonra belirlenen bu modların sayısını, türünü, bağlantısını ve kalitesini değerlendirmek için Gkitzia ve diğerleri (2011) tarafından hazırlanan kriter ve kod listesi yeniden revize edilerek kullanılmıştır. 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modların sayısının ve türlerine, modların betimsel özelliklerine, modların metin ve içerik ile ilişkisine, çoklu modlar arası bağlantıya, öğrenme güçlüğüne neden olabilecek modlara dair bulgular elde edilmiştir. Sonuç olarak 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modların sayısında ve türlerinin dağılımında ünitelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca ders kitabında metin ile kısmen ilişkili ya da ilişkisiz olan modların bulunduğu, metin içeriğinde öğrencileri modlara yönlendirmek amacıyla kullanılan bağlantı ve ifadelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada incelenen fen bilimleri ders kitaplarındaki modlarda tasarım hatası, eksiklik ve açık-anlaşılır olamayan kısımlardan dolayı belirsizlikler belirlenmiş ve bunların da öğrencilerde öğrenme güçlüğü oluşturabileceği ifade edilmiştir.
Fen bilimleri dersinde öğrencilerin öğrenmekte güçlük çektiği bir konunun öğretmen görüşlerine göre belirlenmesi ve yeniden düzenlenmesi
Çalışmada, 2018 fen bilimleri dersi öğretim programında öğrencilerin öğrenmekte güçlük çektiği bir konuyu çevrimiçi görüşmeler aracılığıyla öğretmenlerin görüşlerine göre belirleyip, güncel öğretim yöntemleri temelinde düzenleyerek bir öğretim tasarımı hazırlamak ve bununla birlikte geliştirilen öğretim tasarımının öğretmen görüşlerine dayalı olarak etkililiğini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda durum analizinden, nicel boyutta ise tarama yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümündeki katılımcılarını 8 fen bilimleri öğretmeni, çalışmanın nicel bölümdeki çalışma grubunu ise 112 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada sırasıyla yarı yapılandırılmış 1. ve yarı yapılandırılmış 2. bireysel görüşmelerin analizinde içerik analizi, odak grup görüşmeden elde edilen verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi ile birlikte anahtar kelime analizinden yararlanılmıştır. Süreç içerisinde ilk bireysel görüşmeler ve bu görüşmelerden elde edilen veriler yardımıyla oluşturulan görüş formu aracılığıyla öğretim tasarımı gerçekleştirilecek konu, 6. sınıf düzeyinde sabit süratli hareket olarak belirlenmiştir. İlgili konunun öğretim tasarımı ve ders planları güncel öğretim yöntemlerinin desteği ile tamamlandıktan sonra dokümanların etkililiğinin belirlenmesi amacı ile 1 konu alanı uzmanı, 2 fen bilimleri öğretmeni ve odak grup görüşmeye katılım sağlayan 5 fen bilimleri öğretmeni ile paylaşılmıştır. Çalışmanın son aşaması olan öğretim tasarımlarının öğretmen görüşlerine dayalı olarak etkililiğini belirlemek amacını gerçekleştirmede, araştırmacının hazırlamış olduğu çalışmalar ilk olarak 2 fen bilimleri öğretmeni ve 1 alan uzmanına iletilmiş ve çalışmaların genel anlamda etkili ve süreç içerisinde kullanılabilir oldukları dönütleri alınmıştır. Elde edilen bu dönütlerden sonra 5 fen bilimleri öğretmeni ile odak grup görüşmesi tamamlanmıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin odak grup görüşmede yer alan "tasarım eksiklikleri ve önerilen değişiklikler" alt başlığında çalışmada gördükleri eksiklikleri dile getirmelerinin üzerine "düzeye uygunluk" ta öğretmenlerin ifade ettikleri bu öneriler yardımı ile ilerlemenin faydalı olabileceği görüşleri elde edilmiştir. Odak grup görüşme sonucunda fen bilimleri öğretmenlerimizin tasarımların içeriğe uygun olarak geliştirildiği, öğretim tasarımlarının biçimsel özellikleri ile ilgili herhangi bir problemli durum olmadığı ve çalışmanın kullanılabilir olduğu konusunda hemfikir oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Fen bilimleri öğretmenlerinin karışımlar konusunda pedagojik alan bilgilerinin öğrencilerin fen tutum ve başarılarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı öğretim deneyimlerine sahip fen bilimleri dersi öğretmenlerinin karışımlar konusundaki pedagojik alan bilgilerini incelemektir. Bu çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Yenimahalle ve Keçiören ilçelerindeki 2 okulda görev yapan 3 öğretmen ve eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğretmenler için gönüllülük esasına dayalı olarak araştırmada yer almışlardır. Öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerini belirlemek amacıyla görüşme ve gözlem formları, başarı testi, tutum ve algı anketleri kullanılmıştır. Nicel ve nitel verilerden elde edilen bulgular, öğretmenlerin farklı pedagojik alan bilgilerine sahip olduklarını ve öğretim deneyiminin pedagojik alan bilgisine bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Ayrıca, öğretmenlerin karışımlar konusu bilgilerinin öğrencilerin başarısını artırabilecek seviyede olduğunu, karışımlar konusu pedagojik alan bilgilerinin normal seviyede olduğunu, öğrencilerin karışımlar konusundaki başarıları ile öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arasında bir ilişki olmadığını, pedagojik alan bilgilesi ile fen tutum ve algı arasında bir ilişki olmadığını, öğretmen bilgisi hakkındaki öğrenci algıları ile öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arasında bir ilişki olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar neticesinde öğretmen eğitimine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Pedagojik alan bilgisi, konu alan bilgisi, karışımlar konusu, fen bilimleri dersi, öğretim deneyimi.
Farklı öğretim deneyimine sahip fen öğretmenlerinin asitler ve bazlar konusundaki pedagojik alan bilgilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı öğretim deneyimine sahip fen öğretmenlerinin asitler-bazlar konusundaki pedagojik alan bilgilerinin gelişiminin incelenmesidir. Araştırmada çoklu durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma farklı öğretim deneyimine sahip altı fen öğretmeninin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların seçiminde, asitler-bazlar konusunu en az bir, üç ve on kez anlatmış olma ve çalışmaya katılmada istekli bulunma ölçütleri aranmıştır. Yüz yüze görüşme, video gözlem, pedagojik alan bilgisi değerlendirme formu, ders içi gözlem formu ve akademik takip formu çalışmada kullanılan ölçme araçlarıdır. Ölçme araçlarından elde edilen nicel verilerin güvenirliği istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Nitel verilerden elde edilen bulgularla farklı öğretim deneyimine sahip fen öğretmenlerinin pedagojik alan bilgilerine öğretim deneyimlerinin olumlu bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Mesleğinde deneyimli öğretmenlerin daha az deneyimli öğretmenlere göre asitler-bazlar konusunun öğretiminde pedagojik alan bilgilerinin daha iyi olduğu belirlenmekle birlikte öğretmenlerin çoğunda alan bilgisinin aktarımı ile ilgili sorunlar bulunmaktadır. Özellikle öğrenilmesinde güçlük çekilen konuların sözel, sayısal ve görsel yollarla sunulmasında ortak bir strateji bulunamamıştır. Pedagojik alan bilgisi bileşenlerinden biri olan öğrenciyi bilme ve tanıma konusunda öğretmenlerin önemli bilgi eksiklikleri tespit edilmiştir. Kavram öğretimi için önemli bir değişken olan öğrencilerin ön bilgilerinin ve asitler-bazlar konusundaki kavram yanılgılarının/hatalarının belirlenmesinde öğretmenlerin büyük çoğunluğunun bilgisinin eksik olduğu sonucuna varılmıştır. Deneyimli öğretmenlerin yeni başlayan öğretmenlere göre öğrencileri tanıma ve sınıf içi iletişim becerilerinde daha iyi düzeye sahip oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte, deneyimli öğretmenlerin başarıyı ölçme ve değerlendirmede az deneyimli öğretmenlere göre daha nitelikli materyaller ürettikleri belirlenmiştir. Entelektüel birikimleri yeterli düzeyde olan, duygusal özellikleri ile pozitif öğrenme ortamı oluşturan öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerinin daha gelişmiş ve nitelikli olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre öğretmenin entelektüel niteliği ve duygusal özellikleri pedagojik alan bilgisinin önemli bir bileşeni olduğu belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular neticesinde öğretmen yetiştiren kurumların öğretim programları, alan eğitimi araştırmacıları, öğretmenlerin çalıştığı okul yönetimleri ve eğitim politikasına yön verenler için somut önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Asitler-bazlar, duygusal özellikler, entelektüel birikim, öğretim deneyimi, pedagojik alan bilgisi.
Sınıf öğretmenlerinin yaşamımızdaki elektrik ünitesine yönelik teknolojik pedagojik alan ve içerik bilgilerinin farklı açılardan incelenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin 4.sınıf yaşamımızda ki elektrik ünitesine yönelik Teknolojik Pedagojik Alan ve İçerik bilgileri, Özyeterlilikleri, Tutumları ve Motivasyon içerikli ders işleme durumları incelenmiş ve bunlar arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı "karma yöntem" ve "Açıklayıcı" desen modeli kullanılmıştır. Bu nedenle araştırmacı önce ölçekler yardımıyla nicel verileri "tarama" yöntemiyle, daha sonra bu verileri tamamlamak için nitel verileri "durum çalışması" yöntemiyle toplamış ve daha geçerli ve güvenilir veriler elde edilmiştir. Amaç doğrultusunda; araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen, geçerliği ve güvenirliği yapılan, veri toplama araçlarıyla, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Ankara ili Yenimahalle ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 486 sınıf öğretmeniyle, nitel verileriyse, 31 sınıf öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Nicel verilerin analizi istatistik paket programı aracılığıyla, t-testi, Tek yönlü (One way) Anova ve Tukey Post Hoc testi kullanılarak çözümlenmiş, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki Pearson korelasyon, etki ise regresyon analizi ile test edilmiştir. Nitel verilerin analizi ise Betimsel analiz yöntemiyle yapılmıştır. Araştırma sonucunda; Korelasyon analizlerine göre; Özyeterlilik ile TPAİB arasında, Özyeterlilik ile MIDA arasında, TPAİB ile MIDA arasında, Tutum ile MIDA arasında, Özyeterlilik ile Tutum arasında, TPAİB ile Tutum arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olduğu, Regrasyon analizlerine göre; öğretmenlerin Özyeterlilik düzeyi TPAİB düzeyini, Özyeterlilik düzeyi MIDA düzeyini, TPAİB düzeyi MIDA düzeyini, Tutum düzeyi MIDA düzeyini, Özyeterlilik düzeyi Tutum düzeyini, TPAİB düzeyi Tutum düzeyini arttırdığı, nitel analizlerinde bu sonuçları desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde günümüz çağı bilgi ve teknoloji çağı olması nedeniyle öğretmenlerin ve öğrencilerin bilgiye daha çabuk ulaşmaları ve kalıcı öğrenmenin gerçekleşebilmesi, sınıf öğretmenlerinin Özyeterlik, Tutum ve Motivasyon içerikli ders işleme durumlarının daha iyi bir seviyede olması adına eğitim ortamlarına mutlaka eğitim teknolojilerinin entegre edilip aktif olarak kullanılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Elektrik, karma yöntem araştırması, motivasyon, özyeterlik, teknolojik pedagojik alan bilgisi, tutum.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Tarama yöntemiyle durum tespitinin yapıldığı bu çalışma 2014-2015 akademik yılında Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesinin İlköğretim Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan 1.2.3. ve 4. sınıflarındaki toplam 497 öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki veriler Enochs ve Rings (1990) tarafından geliştirilen daha sonra Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye çevrilen "Fen Bilgisi Öğretimi Öz Yeterlik İnancı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Fen Eğitimi Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik genel tutum puanları cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterirken ölçeğin alt boyutları olan fizik, kimya, biyoloji ve laboratuvara yönelik tutum puanlarında anlamlı farklılık görülememiştir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyine yönelik fen tutumları ise genel tutum puanları ve laboratuvara yönelik tutum alt boyutu puanlarında anlamlı farklılık gösterirken ölçeğin diğer alt boyut puanlarına göre farklılık göstermemiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumlarında başarı düzeyleri ve mezun oldukları lise türü değişkeninin etkili olmadığı bulunmuştur. Bunun yanında öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik öz yeterlik puanları cinsiyet, başarı durumu ve mezun oldukları lise türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Ancak öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkenine göre fen öğretimine yönelik genel öz yeterlik ve sonuç beklentisi alt boyutundan aldıkları puanlar anlamlı farklılık gösterirken ölçeğin kişisel öz yeterlik alt boyutundan alınan puanlarda ise anlamlı farklılık görülememiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlik puanları arasında pozitif yönde anlamlı ama çok düşük doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.