Hemşireler

1,123 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin merhamet yorgunluğu ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi

Hemşirelik merhamet yorgunluğunun en çok yaşandığı mesleklerdendir. Fiziksel, duygusal ve sosyal tükenme semptomları merhamet yorgunluğu yaşayan hemşirelerde ortaya çıkabilmektedir. Araştırma hemşirelerde merhamet yorgunluğu ve tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırma Hatay ili İskenderun ilçesinde bulunan İskenderun Devlet Hastanesinde görev yapan 481 hemşireden örnekleme yöntemine gidilmeden araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllü 339 hemşire üzerinde Mayıs 2018-Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Merhamet Ölçeği ve Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Merhamet ölçeğinden alınabilecek en düşük puan 24 en yüksek puan 120'dir. Tükenmişlik ölçeğinden alınabilecek en düşük puan 21 en yüksek puan 105'tir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, One Way Anova, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, All pairwise, Pearson ve Ki-kare testleri kullanılmıştır. Hemşirelerin %46.6'sı 26-25 yaş arasında, %74'ü kadın ve %56.6'sı evlidir. Hemşirelerin Merhamet Ölçeği toplam puanı 3.77±0.55, Tükenmişlik Ölçeği toplam puanı 3.78±1.10 olarak belirlenmiştir. Merhamet Ölçeği alt boyutlarından umursamazlık ile duygusal tükenme arasında pozitif yönlü orta şiddette anlamlı ilişki olduğu tespit bulunmuştur. Merhamet ve tükenmişlik arasında negatif yönlü zayıf anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Merhamet Ölçeği ve Tükenmişlik Ölçeği ile hemşirelerin yaş, cinsiyet, çocuk sayısı, en uzun yaşanılan bölge, çalışma yılı, mesleği isteyerek seçme, klinikte görevlendirilme şekli, meslekten memnuniyet, hastalarla empati kurma, hastaların acısından etkilenme gibi değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırmamızın sonuçları doğrultusunda hemşirelerin orta düzeyde merhamet yorgunluğu ve tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak hem yönetimsel hem de bireysel açıdan hemşirelerin merhamet yorgunluğu ve tükenmişliklerini önlemeye ve etkili baş etme yöntemleri geliştirmeye yönelik eğitimler planlanması ve uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Merhamet, Merhamet Yorgunluğu, Tükenmişlik.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Öznur Şahin
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemisi sürecinde pandemi kliniğinde en az 1 ay süre ile çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Yöntem: Karşılaştırmalı tanımlayıcı, karşılaştırmalı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak 271 hemşire ile yürütüldü. Veri toplama işlemleri sosyal medya üzerinden katılımcılara online anket gönderilerek 15 Ocak-15 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Üniversite Sağlık Bilimleri Etik Kurulu'ndan etik onay ve katılımcılardan da onam alındı. Veriler, sosyo-demografik veri formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, İş Stresi Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik dilimler, ki kare testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Tüm istatistikler p<.05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi. Bulgular: COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların erkeklerden, çocuğu olan hemşirelerin çocuğu olmayanlardan, haftalık çalışma saati 40 saat üzeri olanların 40 saatten daha az çalışandan, ailesinde COVID-19 tanısı almış olanların olmayanlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği duygusal tükenme puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkeklerin de kadınlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kişisel başarı alt boyut puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların endişe ve ankisyete ölçeği puan ortalamalarının erkeklerden daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<.05). COVID-19 kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve endişe ve anksiyete ile iş stresi ve kişisel başarı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif, endişe ve anksiyete ile duygusal tükenme arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişki bulunmaktadır (p<.05). Sonuç: COVID-19 kliniğinde çalışıp çalışmama durumunun hemşirelerin tükenmişlik, iş stresi, endişe ve anksiyete yaşamalarını etkileyen bir faktör olmadığı belirlendi. Ancak, COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerde kadın olma, çocuk sahibi olma, 40 saat üzeri çalışma, ailesinde COVID-19 tanısının varlığı gibi faktörlerin duygusal tükenme ile endişe ve anksiyete düzeylerini etkilediği belirlendi. Ayrıca COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkek hemşirelerin kişisel başarı düzeylerinin negatif etkilendiği saptandı. Hemşirelerin iş stersi arttıkça ile duygusal dükenme ve duyarsızlaşmanın azaldığı, endişe ve ankisyeteleri arttıkça iş stresi ve duygusal tükenmenin arttığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerin endişe ve ankisyeteleri arttıkça kişisel başarılarının azaldığı saptanmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Hemşireler+7
Hatice Hande Eldemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evde bakılan bireylerin roy adaptasyon modeline temellenen hemşirelik bakımının bakıcıların bakım yüküne etkisi

Bu çalışma, evde bakılan bireylerin Roy Adaptasyon Modeline temellenen hemşirelik bakımının bakıcıların bakım yüküne etkisini belirlemek amacıyla kesitsel ve yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma, Ağustos 2020 - Ağustos 2021 tarihleri arasında Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Evde Bakım Birimden hizmet alan gönüllü yaşlı ve bakım veren bireyler ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 20 müdahale, 20 kontrol grubu yaşlı birey ile 40 bakım veren bireyden oluşmuştur. Her iki grubun yaş, cinsiyet ve algı durumları eşitlenmiştir. Veriler, sosyo-demografik özelliklerini içeren anket formu, Standadize Mini Mental Test, Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği, Roy Adaptasyon Modeli Tanılama ve Hemşirelik Bakım Planı Formu ve Bakım Veren Yükü Envanteri ile toplanmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizi Statistical Package For The Social Sciences 24.0 versiyonu ile değerlendirilmiştir. Anlamlılık p < 0.05 olarak kabul edilmiştir. Normal dağılım göstermeyen değişkenlerimiz, Mann Whitney U Testi, Wilcoxan İşaretli Sıralar Testi ve Ki-kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Kontrol ve müdahale grubundaki yaşlı ve bakım veren bireylerin bireysel özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Müdahale grubu yaşlı bireylerin uygulama öncesi ve sonrasında Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarında ve Standadize Mini Mental Test puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05), kontrol grubunda fark olmadığı (p>0.05) saptanmıştır. Müdahale grubu bakım verenlerin uygulama öncesi ve sonrasında Bakım Veren Yükü Envanteri puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05); kontrol grubunda fark olmadığı (p>0.05) bulunmuştur. Evde bakılan yaşlı bireylerin yaşlılarda bilişsel değişikliğe uyumunu sağlamada RAM'nin etkin olduğu ve bakım vericilerin bakım yükünün azaltılması amaçlı kullanılabilir olduğu saptanmıştır. Daha geniş örneklem gruplarında modelin test edilmesi etkinliğin arttırılması önemli bir gösterge olacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, bakım veren, RAM, hemşire, hemşirelik bakımı

Bakım verenlerBakım verme yüküEvde bakım hizmetleri+7
Dilek Onaran
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin terapötik iletişim becerilerinin manevi bakım yeterliliklerine etkisi

Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin terapötik iletişim becerilerinin manevi bakım yeterliliklerine etkisini incelemek amacıyla yapılan kesitsel, tanımlayıcı/ilişkisel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Döneminde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören, araştırmaya katılmayı kabul eden, veri toplama formlarını eksiksiz dolduran toplam 468 öğrenci (n=468) oluşturmuştur. Veriler, "Sosyodemografik Veri Formu", "Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği" ve "Hemşirelik Öğrencileri için Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği" ile toplanmış, aritmetik ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Kolmogrow Smirnov testleri, Spearman Korelasyon ve parametrik olmayan Benforrini analizleriyle değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21.29±2.45, %62.18'i kadın ve %26.92'si dördüncü sınıf öğrencisidir. Hemşirelik öğrencilerinin %55.13'ü iletişim becerilerini iyi olduğunu, %62'si terapötik/nonterapötik iletişim kavramlarıyla ilgili herhangi bir ders almadıklarını, %50.25'i terapötik/nonterapötik iletişim becerilerini kullanırken zorlanma yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Hemşirelik öğrencilerinin %82.48'i manevi bakım ile ilgili bir eğitim/ders almadığını, %68.2'si manevi bakım vermede kendini yeterli hissetmediğini, öğrencilerin %96.79'u hemşire olarak hastaya/bireye manevi bakım vermenin gerekli olduğunu belirtmiştir. Hemşirelik Öğrencileri İçin Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği alt boyutlarına göre, öğrencilerin ortalama düzey nonterapötik iletişim becerilerine ve yüksek düzey terapötik iletişim becerilerine sahip oldukları, Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puan ve alt boyutlarına göre, öğrencilerin manevi bakım yeterliliklerinin ortalamanın üstünde olduğu ortaya çıkmıştır. Hemşirelik Öğrencileri için Terapötik İletişim Becerileri Ölçeği ile Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği arasındaki ilişkinin incelenmesinde, Nonterapötik İletişim Becerileri Alt Boyutu ile Manevi Bakımın Değerlendirilmesi ve Uygulanması Alt Alanı, Manevi Bakımda Profesyonellik ve Hasta Danışmanlığı Alt Alanı, Hastanın Maneviyatına Karşı Tutumu ve İletişimi Alt Alanı ve Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Terapötik İletişim Becerileri Alt Boyut I ve Terapötik İletişim Becerileri Alt Boyut II ile Manevi Bakımın Değerlendirilmesi ve Uygulanması Alt Alanı, Manevi Bakımda Profesyonellik ve Hasta Danışmanlığı Alt Alanı, Hastanın Maneviyatına Karşı Tutumu ve İletişimi Alt Alanı ve Manevi Bakım Yeterliliği Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirlenen bu ilişkiler istatistiksel olarak da anlamlıdır. Hemşirelik bölümü müfredatına manevi bakım ve terapötik iletişim becerileri ile ilgili ders konulması, öğrencilerin uygulamalı derslerinde manevi bakıma ve terapötik iletişime yönelik örnek vaka çalışmalarının yapılması, önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, İletişim, Terapötik kullanım Hemşirelik bakımı, Maneviyat.

Hasta bakımıHemşirelerHemşirelik+6
Fatmanur Özcan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri

Amaç: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerinin belirlenmesi. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini Kasım 2021 ile Temmuz 2022 yıllarında İstanbul'da bir Vakıf hastanesinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (N=70). Örneklemi oluşturan klinisyen hemşirelere ait veriler, Sosyo- Demografik özellikler formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin (N=70) çoğunluğunun (%54,3, n=38) 22- 44 yaş aralığında olduğu, kadın olduğu (%88,6, n=62), lise-hemşirelik eğitimi olduğu (%48,6, n=34), yakın çevresinin alkol-sigara kullandığı (%92,3, n=70), hastalık öyküsünün olmadığı (%83,3, n=60), ara sıra spor yaptığı (%58, n=40), gelirinin giderinden az olduğu (%48,5, n=33), bekar olduğu (%74,3, n=52), diğer kliniklerde (%50,6, n=17) ve vardiyalı çalıştığı (%45,1, n=37) saptanmıştır. SYBDÖ'nin puan ortalaması 124,457±8,804 olarak orta düzeyde tespit edilmiştir. SYBDÖ alt boyutlarında en yüksek puan ortalaması 25.514±475 ile manevi gelişimde olup en düşük puan ortalaması ise 15.885± 4.57 ile fiziksel aktivitede saptanmıştır. Sonuç ve Öneri: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri en yüksek ortalamanın manevi gelişim olduğu saptanmıştır. Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerini yükseltecek bireysel, kurumsal düzenlemeler önerilir. Anahtar Sözcükler: Klinisyen, Hemşire, Sağlık, Davranış Biçimi

DavranışHemşirelerHemşirelik+5
Özge Ersoy İlhan
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin iş doyumu, Bursa Devlet Hastanesi örneği

Bu araştırma; Bursa Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşirelerin iş doyum düzeylerini belirlemek ve iş doyum düzeylerinin tanımlayıcı özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2012 yılı Aralık ayında Bursa Devlet Hastanesi'nde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü kabul eden 138 hemşireye uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde yüzde ve frekans analizlerinden, iş doyum düzeylerinin belirlenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin tanımlayıcı özelliklerine göre iş doyum düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde t testi, tek yönlü anova ve tukey testlerinden, iş doyum düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkilerin incelenmesinde korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan hemşirelerin, işin kendisi, güvenilirlik, çalışma arkadaşlarıyla ilişkiler boyutuna ilişkin iş doyum düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu, ücret, yükselme, çalışma ortamı ve koşullarına ilişkin iş doyum düzeylerinin düşük olduğu ve gelişme olanakları, yönetim biçimi, yöneticilerle ilişkiler ve genel iş doyum düzeylerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada hemşirelerin cinsiyetlerine, medeni durumlarına, görev yaptıkları birimlere, çalışma sürelerine, görev yaptıkları birimdeki çalışma sürelerine ve çocuk sahibi olma durumlarına göre iş doyumlarında istatistiksel açıdan farklılaşmaların olmadığı, yaşlarına, eğitim düzeylerine, mesleğini severek seçme ve severek yapma durumlarına göre ise iş doyum düzeylerinde farklılaşmaların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hemşirelerin iş doyum düzeylerini belirleyen tüm boyutlar arasında istatistiksel açıdan pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Görev yeri değişkenine göre hemşirelerin beklenti düzeyleri ücret, çalışma ortamı ve koşulları boyutlarında farklılaşmaktadır. Ayrıca görev yeri değişkenine göre, hemşirelerin beklentilerinin karşılanması gelişme olanakları boyutunda farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş doyumu, iş memnuniyeti, hemşire,

Devlet hastaneleriHemşirelerİş doyumu
Dürdane Öztürk
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyleri ile tıbbi hata yapmaya eğilimleri arasındaki ilişki

Başlık: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Düzeyleri ile Tıbbi Hata Yapmaya Eğilimleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. Amaç: Bu araştırma hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyini ve zihinsel yorgunluk düzeyini etkileyen faktörleri belirlemek, zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel desendedir. Araştırma 01.01.2023-15.03.2023 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde çalışan hemşirelerle yapıldı. Araştırmaya katılmaya istekli olan, acil servis ve kliniklerde çalışan hemşireler dahil edildi. Verilerin toplanmasında Birey Tanılama Formu, Zihinsel Yorgunluk Ölçeği ve Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak hemşire/dinlenme odalarında toplandı. Bulgular: Hemşirelerin Zihinsel Yorgunluk Ölçeği puan ortalaması 16,47±7,94 olarak belirlendi. Araştırmaya dahil edilen hemşirenin %72,7'si zihinsel yorgundu. Hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu etkileyen faktörlerin eğitim durumu, gelir durumu, bulunduğu birim ve birimdeki çalışma süresi, mesai dışı uğraş varlığı ve tanılanmış hastalık varlığı olduğu belirlendi. Hemşirelerin Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği toplam puan ortalaması 225,07±19,53 olup bu puana göre hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerinin düşük olduğu saptandı. Hemşirelerin zihinsel yorgunluk düzeyi ile tıbbi hata yapmaya eğilim düzeyleri arasında ilişki olmamasına karşın ilaç ve transfüzyon uygulamalarında hata yapmama eğiliminin zihinsel yorgunluk düzeyini artırdığı belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin çoğunluğu zihinsel yorgundu ve hemşirelerin zihinsel yorgunluğunu eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çalıştığı birim, birimde çalışma süresi, herhangi uğraşın olması ve tanılanmış hastalık varlığının etkilediği bulundu. Zihinsel yorgunluğun tıbbi hata yapmaya eğilimi etkilemediği saptandı.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Semanur Bilgiç
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi

Başlık: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi Amaç: Araştırmanın amacı tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlık durumu algısına etkisini saptamaktır. Yöntem: Araştırma tek merkezli, tek kör, paralel grup, yedi haftalık takip süresi olan randomize ön test-son test tam deneysel tasarımda yapıldı (Clincal Trials: NCT05567146). Çalışma Aksaray il merkezinde bulunan eğitim programları farklı üç lisede (mesleki ve teknik, Anadolu ve fen lisesi) 65 ergen (29'u müdahale, 36'sı kontrol) ile 16 Mayıs 2022- 2 Eylül 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmada müdahale grubuna yedi hafta boyunca oyunlaştırma tekniği uygulandı. Çalışmada SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak intention-to treat (ITT) analizi yapıldı. Bulgular: Müdahale grubunun fiziksel aktivite düzeyi, beslenme davranışı, meyve ve sebze tüketimi değişim süreci toplam ve alt boyut puanı ile sağlık durumunu algılama puanlarındaki değişimin kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Ayrıca müdahale grubundaki ergenlerin su ve soda içme sıklığı ile enerji içeceği içme sıklığının kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi. Yapılan uygulamanın ergenlerin süt ve süt ürünleri içme sıklığı ile meyve suyu, gazlı içecek, çay ve kahve içme sıklığına etkisi olmadığı belirlendi. Sonuç: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışını ve sağlık durumu algısını iyileştirmede; fiziksel aktivite düzeyini, meyve-sebze tüketimini, su ve soda içme sıklığını artırmada ve enerji içeceği içme sıklığını azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, beslenme, ergen, fiziksel aktivite, oyunlaştırma, tele hemşirelik.

BeslenmeBeslenme davranışıErgenler+6
Sevim Uğur
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik terapinin cerrahi yoğun bakım hastalarının yaşam bulgularına etkisi

Bu araştırmanın amacı müzik terapinin cerrahi yoğun bakım hastalarının yaşam bulgularına etkisini incelemektir.Yarı deneysel olarak yapılan araştırma, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) genel cerrahi yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini; YBÜ'de yatışının üzerinden 24 saat geçen, en az bir gün YBÜ'de yatacak, araştırmaya katılmayı kabul eden, 18 yaş ve üzerinde, Glaskow koma skorlamasına göre 5 ve üstü bilinç düzeyine sahip olan hastalar oluşturmuştur. Örneklemini ise; yapılan güç analizi sonrası genel cerrahi YBÜ'ne yatan 202 hasta oluşturmuştur. Veri toplamada, hasta tanıtım formu ve girişim öncesi ve sonrası yaşam bulgularını içeren form kullanılmıştır. Hastalara genel cerrahi YBÜ'ne kabulünün 2. gününde müzik terapi öncesi hasta tanıtım formu ve girişim öncesi yaşam bulguları (nabız, sistolik ve diastolik basınç, oksijen satürasyon değerleri) kayıt formu uygulanmıştır. Uygulanan müzik terapiden sonra hastalara girişim sonrası yaşam bulguları kayıt formu uygulanmıştır. Veriler; tanımlayıcı istatistik ve eşleştirilmiş t testi ile değerlendirilmiştir.Hastaların müzik terapi öncesi yüksek olan nabız, sistolik ve diastolik kan basıncında müzik terapi sonrası düşme; müzik terapi öncesi düşük olan oksijen saturasyonda ise müzik terapi sonrası yükselme bulunmuştur. Bu sonuçlar müzik terapinin etkinliğini göstermektedir.Anahtar kelimeler: YBÜ, Müzik terapi, Yaşam bulguları, Hasta, Hemşirelik

CerrahiDiastolHastalar+5
Bilsev Araç
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin yenidoğan sarılığı ve tedavisi ile ilgili bilgi düzeyleri

Yenidoğan sarılığı, yenidoğanlarda bilirubin metabolizmasında ortaya çıkan değişiklikler ve bilirubin yapımının artması (hiperbilirubinemi)'dır. Hiperbilirubinemide erken tanı ve tedavide gerçekleşmediğinde bilirubin ensefalopatisi oluşabilmektedir. Bu durum yenidoğan sarılığının en ciddi ve ağır komplikasyonudur. Bu nedenle yenidoğan hemşireleri yenidoğan sarılığının tanı ve tedavisini bilmelidir. Bu çalışma ile Yenidoğan Yoğun Bakım (YYB) hemşirelerinin yenidoğan sarılığı ve tedavisi ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel olup, Ocak - Haziran 2019 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesindeki bir il ve ilçelerinde bulunan sekiz hastanede yer alan YYB ünitelerinde çalışan YYB hemşireleri (F=88) ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise örneklem seçim kriterlerine uyan, çalışmaya katılmayı kabul eden (f=66) YYB hemşireleri oluşturmuştur. Araştırmada veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "YYB Hemşirelerinin Yenidoğan Sarılığı ve Tedavisi ile İlgili Bilgi Düzeylerini Belirleme Formu" ile toplanmıştır. Bu bilgi formu 40 maddeden oluşmuş, formdan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 40'tır. İstatistiksel analizler SPSS (Version 22.0) paket programı ile yapılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler kullanılmış, istatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan YYB hemşirelerinin yaş ortalamaları 23,38±6,50 olup, %62,1'i yenidoğan sarılığı ile ilgili hizmetiçi eğitim almamış, yenidoğan sarılığı ve tedavisine yönelik bilgi düzeyi puan ortalamalarının 29,7±3,63 olduğu görülmüştür. Hemşirelerin toplam çalışma süresi, YYB ünitesinde çalışma süresi ve yenidoğan sarılığı ile ilgili hizmetiçi eğitim alma durumuna göre bilgi düzeyi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptandı (p<0,05). YYB ünitesinde çalışan hemşirelerin yenidoğan sarılığı ve tedavisi ile ilgili bilgi düzeyleri orta düzeyin üzerindedir. Fakat istendik düzeyde değildir. YYB hemşirelerine konu ile ilgili hizmetiçi eğitimlerin verilmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Yenidoğan sarılığı, Yenidoğan sarılığı bilgi düzeyi

Bebek-yenidoğmuş hastalıklarıBebeklerHemşireler+6
Hacer Delibaş
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisi

Fiziksel aktivite düzeyinin iyi olmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığa olumlu etkilerinin olduğu açık bir şekilde bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, HİTÜ Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 212 hemşire (147 kadın ve 65 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli izinler çalışma öncesinde alınmıştır. Verilerin toplanması amacıyla, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Deneklerin demografik verilerinin toplanması için ise kişisel bilgi formu kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğun test edilmesi için Shapiro-Wilk testi uygulanmış, normal dağılıma uygun olmadıkları görüldüğünden, parametrik olmayan testler kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında MannWhitney U testinden, ikiden fazla grupların karşılaştırılması için ise Kruskal-Wallis H testinden faydalanılmıştır. Gruplar arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Tüm istatistiklerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Gerekli durumlarda Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, tükenmişlik düzeyi ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında ise pozitif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, hemşirelerin 112 hemşirenin inaktif ve 53 hemşirenin minimal aktif kategoride yer aldıkları ve bunun da %77,8'lik bölümü oluşturduğu görülmüştür. SF-36 puanlarına göre; BKİ kategorisi, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu ve mesleki tecrübe değişkenlerine göre fiziksel fonksiyon puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Deneklerin tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından elde ettikleri puanların; medeni hal, BKİ kategorisi, mesleği isteyerek seçme durumu, kıdem yılı ve görev yeri değişkenlerine göre anlamlı farkların olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, hemşirelerin çalışma koşullarının yoğun olduğu, fiziksel aktivite düzeylerinin istenilen düzeyde olmadığı, kıdem yılı arttıkça tükenmişlik ve yaşam kalitesi düzeylerinin kötüleştiği bulunmuştur.

Fiziksel aktiviteHemşirelerHemşirelik+5
Yasemen Aydın
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde gestasyonel diabetes mellitus tanısı alan gebelerin doğum öncesi bakım beklentileri ve memnuniyet düzeyleri

Bu araştırma, COVID-19 pandemisinde gestasyonel diabetes mellitus (GDM) tanısı alan gebelerin doğum öncesi bakım (DÖB) beklentileri ve memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini 55 GDM tanısı alan gebe oluşturdu. Veriler, 17.05.2021-01.09.2021 tarihleri arasında araştırmacılar tarafından oluşturulan Katılımcı Bilgi Formu, Doğum Öncesi Bakım Memnuniyeti ve Hasta Beklentileri ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde Independent Sample-t test, ANOVA test, Mann-Whitney Utest, Kruskal-Wallis H test ve spearman korelasyon katsayısı kullanıldı. Sağlık hizmetinin kalitesini bakım memnuniyeti artışı ile değerlendirebilmek mümkündür. Araştırmada Doğum Öncesi Bakım Memnuniyeti ve Hasta Beklentileri değerlendirildiğinde; genel beklenti puan ortalaması 21,04±4,60, genel memnuniyet puan ortalaması 53,16±16,97 bulundu. Sonuç olarak; COVID-19 pandemisinde GDM tanısı alan gebelerin yeterli sayıda DÖB hizmeti aldığı, DÖB hizmeti almalarını yaş, eğitim düzeyi, yaşanılan bölge, aile tipi, eşin yaşı, eşin eğitim düzeyi, gelir düzeyi gibi durumların etkilenmediği tespit edildi. Ancak gebelerin COVID-19 pandemisi kaynaklı gebe okulu eğitiminden mahrum kaldığı sonucuna ulaşıldı. Doğum öncesi bakım memnuniyeti ve hasta beklentileri puan ortalamalarının yüksek olduğu belirlendi.

COVID 19Diabet-gebelik sırasındaDiabetes mellitus+6
Hülya Çiçek Acar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyetleri

Ebeveynlere, çocuklarının hastanede yatışı sırasında sağlanan hemşirelik desteği, hemşirelik uygulamasının hayati bir bileşenidir. Hemşireler hastanede çocuğu yatan ebeveynlere destek olduklarında, ebeveynlerin hastanede kalma sürecini daha iyi yönettiği, sağlık bakım memnuniyet düzeylerinde artış olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyinin ebeveyn memnuniyeti ile ilişkisinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, Aralık 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, bir eğitim ve araştırma hastanesi genel çocuk servislerinde çocuğu yatan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ebeveynler (f=143) ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşire Ebeveyn Destek Ölçeği (HEDÖ)" ve "PedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği (PedsQL-SBMÖ)" ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, Cronbach's Alpha, bağımsız gruplarda t-testi (student t-test); tek yönlü varyans analizi (ANOVA) Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan ebeveynlerin yaş ortalamaları 32,30∓6,16 olup, ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamalarının sırasıyla; 64,16±20,75; 55,22±24,22 olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin yaşlarına göre HEDÖ kaliteli bakım verme desteği alt boyutundan aldıkları puan ortancaları ve ebeveynlerin öğrenim durumuna göre PedsQL-SBMÖ teknik beceri alt boyutundan aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Araştırmaya katılan çocukların akut ya da kronik hastalığa sahip olma durumuna göre HEDÖ toplam puan ortancaları ile alt boyutlarından aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamaları arasındaki ilişki yüksek düzeydedir (r=0,755; p<0,001). Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin hemşire ebeveyn destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyet düzeyleri orta düzeydedir. Ebeveynlerin hemşirelerden aldıkları destek düzeylerinin ve ebeveyn sağlık bakım memnuniyetinin istendik düzeyde olması için konu ile ilgili hizmet içi eğitimlerin verilmesi gereklidir.

Algılanan destekAna-babaHasta bakımı+7
Gülay Öztaş Sarı
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin ani bebek ölüm sendromu ve güvenli uyku konusundaki bilgi düzeyleri

Ani Bebek Ölüm Sendromu (ABÖS), "kapsamlı bir olay soruşturması, klinik öykü ve otopsi sonrasında açıklanamayan bir nedenle bir yaşından küçük bebeklerin ani ve beklenmedik bir şekilde ölümü"dür. ABÖS risk faktörlerinin azaltılması için güvenli bir uyku ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğe, ailesine doğrudan bakım ve danışmanlık hizmeti veren hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışma ile hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Mart-Temmuz 2021 tarihleri arasında Orta Karadeniz Bölgesindeki bir il merkezi ve ilçelerinde bulunan Aile Sağlığı Merkezleri'nde çalışan, örneklem seçim kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 115 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler "Hemşirelere İlişkin Tanıtıcı Özellik Formu" ve "Bebeklerde Ani Bebek Ölüm Sendromu (ABÖS) ve Güvenli Uyku Konusunda Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu" ile toplanmıştır. Otuz maddeden oluşan bilgi formundan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 30'dur. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin %93,9'unun ABÖS'ü, %80,0'ının güvenli uykuyu duyduğu, %76,5'inin ABÖS ile ilgili herhangi bir eğitim almadığı görülmüştür. Hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeyi puan ortalamalarının 19,59±3,36 ile ortalamanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Araştırmadaki hemşirelerin medeni durumuna, sahip olduğu çocuk sayısı ve öğrenim durumuna göre ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeyi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmaya katılan hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeyleri ortalamanın üzerindedir ancak istendik düzeyde değildir. Hemşirelere APA önerileri kapsamında ABÖS ve güvenli uyku konusu ile ilgili hizmet içi eğitimin verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ani bebek ölüm sendromu, bilgi düzeyi, güvenli uyku, hemşire

Ani bebek ölümüBebek sağlığıBebek ölümleri+6
Dilara Aydın Tozlu
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

40 yaş üstü kadınlarda noktürinin yaşam kalitesi ve depresyona etkisi

Bu tanımlayıcı tipteki çalışmada 40 yaş üzeri kadınlarda noktürinin yaşam kalitesi ve depresyon üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 01.07.2021-01.09.2021 tarihleri arasında Ankara Çayyolu 1 Nolu ASM'ye başvuran 40 yaş üstü 251 kadın ile tamamlandı. Araştırmanın verileri sosyodemografik bilgi formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği (WHOQOL-BREF) ve Beck Depresyon Ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde Shaphiro-Wilk, Ki Kare, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman Korelasyon testleri yapıldı. Araştırmaya katılan kadınlarda noktüri prevalansı %60,6 olarak belirlendi. Kadınların noktüri epizoduna ilişkin WHOQOL-BREF ölçeği psikolojik sağlık alt boyut puan ortalaması hariç, tüm alt boyut puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük bulundu (p<0,05). Noktürisi olan kadınlarda Beck Depresyon Ölçek (BDÖ) puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Sonuç olarak kadınlarda noktürinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği ve depresyon riskini arttırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kavramlar: Depresyon, Hemşire, Kadın, Noktüri, Yaşam Kalitesi

DepresyonHemşirelerHemşirelik+3
Meryem Vural Şahin
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bebek dostu hastanelerde çalışan çocuk hemşirelerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri

Annelerin, anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi eksikleri anne sütüyle beslenen bebek sayısında azalmalara sebep olduğundan doğum sonrası emzirmenin ilk bir saat içinde başlatılması ve anneye doğru emzirme tekniklerinin öğretilmesi önemlidir. Bu nedenle hemşireler annelerin emzirme davranışlarını olumlu yönde etkilemeli, emzirmeyi yönetmeli, desteklemeli, yetersizlik hisseden anneleri belirlemeli, onlara çözüm aramalı ve annelerin bebeklerini ilk altı ay sadece anne sütü ile beslemesini sağlamalıdır. Hemşirelerin bu rollerini gerçekleştirebilmesi için anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri yeterli olmalıdır. Bu çalışma ile çocuk hemşirelerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel olup, Ocak -Haziran 2022 tarihleri arasında Orta Karadeniz Bölgesindeki bir il merkezi ve ilçelerinde bulunan, bebek dostu hastanelerde çalışan 166 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler "Hemşire tanımlayıcı bilgi formu" ve "Anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirleme formu" ile toplanmıştır. Kırk maddeden oluşan formdan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 40'tır. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, tanımlayıcı bilgi formundan elde edilen veriler, sayı ve yüzde (%), anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirleme formundan elde edilen veriler ortalama±standart sapma ile raporlanmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, bağımsız ikiden fazla grup için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Hemşirelerin %51,8'i 26-35 yaş aralığında, %97'si kadın, %69,3'ü lisans mezunu, %42,8'i 1-5 yıl arasında çalışmakta olup, %26,5'i anne sütü ve emzirme danışmanlığı ile ilgili herhangi bir eğitim almamıştır. Hemşirelerin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyi puan ortalamaları 29,92±2,85 ile ortalamanın üzerindedir. Çalışmada 16 yıl ve üzeri çalışan hemşirelerin bilgi düzeylerinin 1-5 yıl çalışan hemşirelerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmaya katılan hemşirelerin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri ortalamanın üzerindedir. Bebek dostu hastanelerde çalışan hemşirelerin tam bir bilgi donanımına sahip olması gerektiği düşünülürse, hemşirelerin bilgi düzeyleri istenilen düzeyde değildir. Hemşirelere anne sütü ve emzirme danışmanlığı ile ilgili hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kavramlar: Anne sütü, bebek dostu hastane, emzirme, hemşire, bilgi düzeyi Bilim Kodu: 1032.8

Anne sütüBebek dostuBebekler+7
Cansu Baloğlu
Hitit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatri hemşirelerinin etik duyarlılığı ile merhamet yorgunluğu arasındaki ilişki

Pediatri hemşirelerinin bakım hizmeti verdikleri çocukların tedavi sürecinde, karşılaşılan etik sorunları tanıması ve sorunların çözümünde etik kararlar alabilme becerisine sahip olması etik duyarlılıklarının yüksek olmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan çocuklara verilen bakım hizmeti sırasında hemşirelerin yaşadığı önemli duygulardan biri merhamettir. Hemşirelerin hissettiği merhamet duygusu zamanla ve süre uzadıkça negatif etki ve sonuçları olan merhamet yorgunluğuna dönüşebilmektedir. Bu çalışma ile pediatri hemşirelerinin etik duyarlılığı ile merhamet yorgunluğu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Söz konusu amaç kapsamında etik duyarlılık ve merhamet yorgunluğunu etkileyen çeşitli faktörler ortaya konulmuştur. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Kasım 2021 – Mayıs 2022 tarihleri arasında Çorum il ve ilçelerinde pediatri kliniklerinde çalışmakta olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 110 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Ahlaki Duyarlılık Anketi (ADA)" ve "Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği (MY-KÖ)" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki sayısal verilerin karşılaştırılmasında Bağımsız (İlişkisiz) Örneklemler T-Testi (Independent Samples T-Test), bağımsız ikiden fazla grup arasındaki sayısal verilerin karşılaştırılmasında Tek Faktörlü Varyans Analizi (One-Way Anova), toplam puanlar arasındaki korelasyon analizi için Pearson Korelasyon Katsayısı testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Hemşirelerin ADA ve MY-KÖ toplam puanlarının sırasıyla, 70,5±17,7 ve 86,8±13,9 olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, hemşirelikte çalışma yılı, aylık nöbet sayısı, çalışılan birim, meslek değiştirme isteği, etik eğitimi alma durumu, etik duyarlılık kavramının tanımını bilme durumu, merhamet yorgunluğu kavramının tanımını bilme durumuna göre etik duyarlılık düzeyleri anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). Hemşirelerin pediatri kliniğinde çalışma yılı, çalışılan kurum, mesleğe yönelik sevgi, mesleğin isteyerek seçilmesine göre etik duyarlılık düzeyleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Hemşirelerin cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, pediatri kliniğinde çalışma yılı, aylık nöbet sayısı, çalışılan birim, mesleğe yönelik sevgi, mesleğin isteyerek seçilmesi, meslek değiştirme isteği, etik eğitimi alma durumu, etik duyarlılık kavramının tanımını bilme durumu, merhamet yorgunluğu kavramının tanımını bilme durumuna göre merhamet yorgunluğu düzeyleri anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). Hemşirelerin yaş grubu, çalışma yılı ve çalışılan kuruma göre merhamet yorgunlukları anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Hemşirelerin etik duyarlılık puanları ile merhamet yorgunluğu puanları arasında düşük düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki vardır (r=-0.193, p<0,05). Sonuç olarak pediatri hemşirelerinin etik duyarlılık ve merhamet yorgunluğu düzeyleri yüksek tespit edilmiştir. Hemşirelerin etik duyarlılıkları arttıkça merhamet yorgunlukları da artmaktadır. Etik duyarlılık ve merhamet yorgunluğunun mesleki ve kişisel etki ve sonuçları noktasında hemşirelerin farkındalıklarının artırılarak merhamet yorgunluğu yaşayan hemşirelere yönelik psikolojik danışmanlık desteğinin sağlanması önerilmektedir.

AhlakEtikEtik duyarlılık+6
Tuğba Özdemir
Hitit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir hastanede çalışan 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisi

Bu çalışmada, 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, Mart 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 40 yaş üstü hemşireler, örneklemini ise184 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze yapılan anket veri toplama yöntemiyle Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQoL-Bref), Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği ve Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği (HİYKO) kullanılarak toplanmıştır.Menopoz semptomları değerlendirme ölçeğine göre katılımcılar, psikolojik şikayetler alt boyutundan 6.38±2.75 puan, somatik şikayetler alt boyutundan 11.57±4.33 puan, ürolojik şikayetler alt boyutundan 5.85±3.41 puan ve MSDÖ toplamından 23.78±9.54 puan almışlardır. Hemşirelerin menopozal semptomlarının şiddetinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Katılımcılar hemşirelik iş yaşam kalitesi ölçeğine göreiş çalışma ortamı alt boyutundan 27.75±6.72 puan, yönetici ile ilişkiler alt boyutundan 16.49±3.04 puan, iş koşulları alt boyutundan 30.37±3.09 puan, iş algısı alt boyutundan 24.96±4.40 puan, destek hizmetler alt boyutundan 13.85±3.08 puan ve ölçeğin toplamından 113.43±16.01 puan almışlardır. Hemşirelerin menopoz semptomlarının orta düzeyde olduğu, menopoz semptomlarının hemşirelerin iş yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir.

Belirti ve semptomlarHastane hemşireleriHemşireler+7
Nurşen Çekici
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

40 yaş üstü kadınların menopoza ilişkin tutumlarının somatizasyon belirtileri ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu tanımlayıcı çalışmada 40 yaş üstü kadınların menopoza ilişkin tutumlarının somatizasyon belirtilerine ve yaşam kalitesine etkisi belirlendi. Veriler 01.12.2022-01.03.2023 tarihleri arasında Ankara'da bir ASM'ye başvuran 40 yaş üstü 232 kadından Sosyo-demografik Bilgi Formu, Menopoza İlişkin Tutum Ölçeği, Somatizasyon Ölçeği, Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplandı. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Independent Sample t Test, Mann Whitney U ve Korelasyon ile analiz edildi. Çalışmamızda kadınların %43.1'i 50-59 yaş arasındadır, %19,8'i menopozdadır, kadınların %38.8'i 45-49 yaş arasında menopoza girmiştir, % 69.8'i menopoza doğal yollarla girmiştir. Menopoza İlişkin Tutum Ölçeğinden 51.93±14.36 puan, Somatizasyon Ölçeğinden 12.15±5.85 puan almışlardır. Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği'ne göre kadınların en şiddetli yaşadığı semptomlar fiziksel semptomlar (3.90±1.32), en hafif düzeyde yaşadığı ise psikososyal semptomlar (3.36±1.38) dır. Menopoza İlişkin Tutum Ölçeği ile Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği arasında negatif yönde, düşük düzeyde ilişki vardır (p<0.05). Somatizasyon Ölçeği ile Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği arasında pozitif yönde, düşük düzeyde ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Menopoz dönemindeki kadınların yaşam kalitesinin yükseltilmesi için menopoz semptomlarının yanı sıra somaizasyon belirtilerinin de değerlendirilmesi önerilir. Anahtar Kavramlar: Menopoz, Kadın, Hemşire, Yaşam kalitesi, Somatizasyon Bilim Kodu:1082

HemşirelerHemşirelikKadınlar+3
Emel Keyinci
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin hasta transferine ilişkin düşünce ve deneyimleri

Araştırma, yoğun bakım hemşirelerinin hasta transferine ilişkin düşünce ve deneyimlerinin değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan çalışma nitel araştırma tasarımlarından birisi olan fenomelojik olarak yapıldı. Bu çalışma, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 18 yoğun bakım hemşiresi ile yapıldı. Çalışmanın verileri Ağustos - Eylül 2021 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan ve %5 hata payı ile çalışmaya katılmaya gönüllü olan 18 hasta çalışmanın örneklemini oluşturdu. Hemşirelere ilişkin bilgiler; hemşirelerinin tanıtıcı bilgi formu ve yoğun bakım hemşirelerinin hasta transferine ilişkin düşünce ve deneyimlerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından literatürden yararlanarak geliştirilen görüşme formu ile birebir derinlemesine yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, içerik analizi yöntemi kullanıldı. Araştırmanın bulguları sayı, yüzdelik ve temalar olarak verildi. Çalışmaya katılan yoğun bakım hemşirelere göre; transfer öncesi hastanın nakil edileceği birimlerle haber verilmeli ve eksiksiz iletişim kurulmalıdır. Hastanın transfer kararı verilmeden, hasta takip edildiği birimden ayrılmadan önce hastaya eşlik edecek malzeme ekipmanların işlevi, çalışabilirliği, şarj ömürlerine dikkat edilmelidir. Transfer öncesi doğru yapılmış protokoller, iletişim, dökümantasyon ve uygun malzeme seçimi ile hastaların transferi zamanı birçok sorunların önüne geçilebilir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Kritik hasta transferi, Yoğun bakım üniteleri, Yoğun bakım

Fiziksel tespitHasta güvenliğiHasta nakli+6
Feride Terzi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin empatik eğilim düzeylerinin fiziksel tespite yönelik tutum ve uygulamaları üzerine etkisi

Çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin empatik eğilim düzeylerinin fiziksel tespite yönelik tutum ve uygulamalarına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayacı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Çekirge Devlet Hastanesi erişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışmakta olan hemşireler oluşturdu (n=123). Araştırmada örneklem seçimi yapılmayarak evrene ulaşılması hedeflendi. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 105 hemşire ile araştırma tamamlandı. Çalışmanın verileri, hemşirelerin sosyodemografik özelliklerini, çalışma özelliklerini ve fiziksel tespit ile ilişkili verileri içeren "Hemşire Bilgi Formu", "Hemşirelerin Fiziksel Tespit Edici Kullanımına İlişkin Bilgi Düzeyi, Tutum ve Uygulamaları Ölçeği" ve "Empatik Eğilim Ölçeği" ile toplandı. Verilerin analizi, SPSS versiyon 21 kullanılarak yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerde normal dağılıma sahip sürekli değişkenlerde ortalama ve standart sapma, normal dağılıma sahip olmayan sürekli değişkenler için ise ortanca, minimum maximum değerleri incelendi. Kategorik değişkenlerde sayı ve yüzde kullanıldı. Çalışmamızın bulgularında, yoğun bakım hemşirelerinin fiziksel tespite yönelik tutum puan ortalaması 31,1±5,9, uygulama puan ortalaması 36,6±3,8 ve empatik eğilim puan ortalaması 69,0±9,7 olarak bulundu. Bulundukları birimde çalışmaktan memnun olmayanların ve fiziksel tespit uygulaması öncesinde hasta ailesinden izin belgesi alanların tutum ölçeği puan ortalaması anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Bulundukları birimde çalışmaktan memnun olan hemşirelerin uygulama puan ortalamaları anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,05). Fiziksel tespit konusunda eğitim alan hemşirelerin eğitim almayanlara göre uygulama puan ortalamalarının anlamlı olarak yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Fiziksel tespit uygulama nedeninde hekim isteminin olması ve tespite karar veren kişinin hekim olması ile uygulama puanı arasında anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak, hemşirelerin fiziksel tespite yönelik tutumları olumlu, uygulamalarının yüksek olduğu ve empatik eğilimlerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Yoğun bakım hemşirelerinin empatik eğilim düzeyleri ile fiziksel tespite yönelik tutum ve uygulamaları arasında ilişki bulunamadı. Anahtar Sözcükler: Yoğun Bakım, Hemşire, Fiziksel Tespit, Empatik Eğilim

EmpatiFiziksel tespitHemşireler+4
Şuheda Gün
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin cerrahi sonrası hızlandırılmış iyileşme uygulamalarına ilişkin yaklaşımlarının belirlenmesi

Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin ameliyat sonrası hızlandırılmış iyileşme uygulamalarına ilişkin yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte olup, Kasım 2021 – Mart 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma, Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde okuyan 199 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, COVİD-19 pandemi kurallarına uyarak, "Cerrahi Sonrası Hızlandırılmış İyileşme Uygulamalarına İlişkin Yaklaşımlar Anketi" kullanılarak Google Formlar üzerinde toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 24 istatistik paket programında yapılmıştır. Verileri değerlendirmek için ortalamalar, yüzdelik dağılımlar, Mann-Whitney U, Ki-Kare testleri ve çapraz tablolar kullanılmıştır. Katılımcıların %76,9'u (n=153) kadın, %62,3'ün (n=124) genel akademik not ortalaması 3,00-4,00 arası, %78,4'ü (n=156) Nitelikli Liseden mezunu olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan anket sorularının genel doğru yanıtlanma düzeyi %62,17 olarak belirlenmiştir. Genel akademik not ortalaması yüksek olan ve Fen/Anadolu lisesinden mezun olan öğrencilerin doğru cevap ortalamasının daha yüksek olduğu görülmüştür. En yüksek bilinirliğe sahip olan sorular "Erken Mobilizasyon" ve "Ağrı Yönetimi" bileşenlere ait, en düşük bilinirliğe sahip olan sorular ise "Sonda ve Dren Kullanımı", "Erken Mobilizasyon" ve "Hipotermi" bileşenlere ait olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların cinsiyet, genel akademik not ortalaması ve okudukları lise grupları ile cevapların ERAS'a uyumlu olması ve olmaması arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerinin cevapları ERAS uygulamalarına uygunluğu orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Hemşire öğrencilerin kanıta dayalı uygulamalarla ilgili farkındalığını oluşturmak için, ders programı dışında farklı etkinliklerin/programların yürütülmesini önermekteyiz.

ERAS protokolüHemşirelerHemşirelik+2
Jasmına Hoxha
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin COVID-19 geçirme durumlarına göre damgalanma, anksiyete ve bilgece farkındalık düzeylerinin mesleki yaşantılarına etkisi

Bu araştırma hemşirelerin COVID-19 geçirme durumlarına göre damgalanma, anksiyete ve bilgece farkındalık düzeylerinin mesleki yaşantılarına etkisini belirleme amacıyla yapıldı. Bu araştırma Tanımlayıcı-Karşılaştırma çalışmasıdır. Çalışma 15/05/2021 – 30/08/2021 tarihleri arasında Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahili ve Cerrahi Kliniklerde çalışan dahil etme kriterlerine uygun 252 hemşire ile gerçekleştirildi. Araştırmadaki veriler, Sosyodemografik bilgiler, COVID-19 ile ilgili sorular ve COVID-19 Pandemisin Mesleki Yaşantıya Etkisi Envanteri (MYEE) bölümlerinden oluşan bir anket formu ve Koranavirüs Anksiyete Ölçeği (CAS; coronavirus anxiety scale), Toronto Bilgece Farkındalık Ölçeği (TBFÖ) kullanılarak toplandı. Elde edilen veriler Statistical Package for Social Science for Windows (SPSS) 23 programında yüzdelik dağılımlar, ortalamalar, Mann-Whitney U testi, ki-kare testi, t testi, Anova testi, kolerasyon ve lineer regresyon analizleri kullanılarak değerlendirildi. İstatiksel anlamlılık sınırı p<0,05 olarak kabul edildi. Çalışmaya katılan COVID-19 geçiren hemşirelerin %77'si, geçirmeyen hemşirelerin %66,2' si pandemi kliniği/ Yoğun Bakım Ünitesi (YBÜ)'nde çalışmıştır. COVID-19 geçiren hemşirelerin %69'unun, geçirmeyenlerin % 61,2' sinin ayrımcı davranışa maruz kaldığı belirlendi. Yaş ile COVID-19 geçiren hemşirelerin MYEE toplam puanları arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki saptandı (p<0,05). Çalışılan birim ile COVID-19 geçirmeyen hemşirelerin CAS toplam puanları arasında anlamlı bir farklılık saptandı (p<0,05). TBFÖ toplam puan ile COVID-19 geçirmeyen hemşirelerin MYEE toplam puanları arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edildi (p<0,05). CAS toplam puan ile COVID-19 geçiren hemşirelerin MYEE toplam puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki saptandı (p<0,05). Sonuç olarak, hemşirelerin COVID-19 pandemi sürecinde anksiyete, damgalanma ve pandemiye ilişkin zorluklar yaşadığı bulunmuştur. Bu durum hemşirelerin mesleki yaşamlarını etkilemiştir.

AnksiyeteCOVID 19Damgalama+5
Gamze Bulut
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerde çalışma ve dinlenme zamanları arasında kalp hızı değişkenliğinin karşılaştırılması

Amaç Vücudun fonksiyonel görevlerinin düzenlenmesinde otonomik sinir sisteminin önemli etkileri vardır. Otonomik sinir sistemi birbirinin çalışmasını dengeleyen sempatik ve parasempatik sinir sisteminden oluşur. Nöbet sistemi ile çalışan sağlık personelinde gündüz stres ve gece uykusuzluk nedeniyle bu otonomi bozulmaktadır. Özellikle nöbet geceleri baskın olması gereken parasempatik sistem baskılanmakta ve sonuçta vücutta stres ortamı oluşmaktadır. 24 saatlik elektrokardiyografi(EKG)-holter ile ölçülen kalp hızı değişkenliği sempatik ve parasempatik sistemin çalışmasını gösteren kolay ve girişimsel olmayan bir yöntemdir. Bu çalışmada nöbet ve istirahat olmak üzere 2 farklı günde yoğun bakım hemşirelerinin EKG Holter kaydını alarak aradaki kalp hızı değişkenliği farkını ölçmeyi planladık. Böylelikle nöbetlerinin vücudun çalışması üzerine oluşturduğu olumsuz durumları ve arttırdığı riskleri göstermeyi amaçladık. Yöntem Çalışmaya Dumlupınar Üniversitesi Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitelerinde çalışan 51 hemşire dâhil edildi. Yoğun bakımda çalışan hemşireler vardiya sistemine göre çalışmaktadırlar. Nöbet günlerinde 24 saatlik (09.00-09.00) vardiya uygulanmakta ve nöbet ertesi günlerde ise nöbet izni kullanmaktadırlar. Bu çalışma hemşirelerin 24 saatlik hafta sonu vardiyası ve izin günlerinde istirahatteki 24 saatlik zaman diliminde yapıldı. Yirmidört saatlik vardiya günü çalışma grubunu ve istirahat günü ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Bu holter kayıtlarından ise kalp hızı değişkenliği parametleri olan 5 adet zaman alanı ve 7 adet frekans alanı değerleri elde edildi. Bulgular Kalp hızı parametreleri olan ortalama kalp hızı ve minimum kalp hızı değerleri nöbet günü lehine değeri anlamlı yüksek olacak şekilde saptandı. Toplam ortalama NN, gündüz ortalama NN ve gece ortalama NN değerleri ise istirahat günü lehine değeri yüksek olacak şekilde anlamlı çıkmıştır. Yirmidört saatlik kalp hızı değişkenliği parametrelerinden SDNN, SDANN, pNN50, TP, VLF, rMSSD, HF ve HFnu parasempatik sistemin indirekt belirteçleridir ve istirahat günü nöbet gününe kıyasla anlamlı olarak yüksek çıkmıştır. LFnu ve LF/HF oranı ise sempatik sistemin indirekt belirteçleri olup nöbet gününde istirahat gününe göre yüksek saptanmıştır. Gündüz vakti ve gece vakti kalp hızı değişkenliği parametreleri kıyaslandığında ise nöbet gününde istirahat gününe göre sempatik baskınlık görüldü. Ayrıca kalp hızı parametreleri 24 saat bazında kıyaslandığında ise nöbet günü sempatik sistemin, istirahat gününe nazaran daha yüksek olduğu görüldü. İstirahat ve nöbet günlerinin her ikisinde de gündüzleri geceye göre sempatik baskınlık olduğu izlendi. Nöbet gecelerinde sempatik baskınlığın oluşmasının, istirahat gecelerine nazaran daha erken saatlerde başladığı görüldü. Sonuç Sonuç olarak nöbet günlerinde sempatik aktivasyon artmaktadır. Bu etki 24 saaat boyunca devam etmektedir. Nöbet ya da istirahat gününden bağımsız olarak gündüz sempatik baskınlık, geceye göre daha fazla olmaktadır. Bu da sirkadiyen etkinin olduğunun göstergesi olarak yorumlandı. Ayrıca nöbet günlerinde geceleri sempatik etkinin başlama zamanının, istirahat gününe nazaran daha erken başlaması ise kortizol salınım zamanının daha erken başlamasıyla ilişkili olabileceği düşünüldü. Çalışmanın önemli kısıtlılıklarından biri katılımcı sayısının az olmasıdır ve daha ideal sonuçlar için geniş katılımcı grupları ile yapılacak çalışmalara ve yeni verilere gereksinim vardır. Anahtar kelimeler: Kalp hızı değişkenliği, otonom sinir sistemi, nöbet ve istirahat zamanı, yoğun bakım hemşiresi

DinlenmeHemşirelerHemşirelik araştırmaları+6
Mehmet Özgeyik
Kütahya Dumlupınar University
2017
00

Related subjects