Fertility

87 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 enfeksiyonu geçirme durumunun genç erişkinlerin çocuk sahibi olma isteğine etkisinin değerlendirilmesi

'den günümüze kadar geçen iki buçuk yılın sonunda dünya geneline yayılmış altı yüz yetmiş milyonu aşkın tanımlanmış olgu ve altı milyon yedi yüz bine ulaşan ölüm sayısı ile insanlığın son yüzyılda yaşadığı en ciddi salgın hastalık olarak değerlendirilmektedir. Hızlı bulaşması, yüksek ölüm oranları, etkili tedavilerin olmaması ve büyük karantina önlemleri gibi sonuçlarla küresel bir sağlık acil durumu olup sağlık sisteminde büyük aksamalara sebep olmuştur ve yetişkinlerin gebelik planlama davranışlarını da değiştirmiştir. Çalışmamızda 18-35 yaş arasın genç bireylerin Covid-19 pandemisi etkisiyle veya geçirilen Covid-19 enfeksiyonu sonrası gebelik planı/çocuk sahibi olma isteklerindeki değişimin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamıza Covid-19 enfeksiyonunu geçirmiş olan ve hiç geçirmemiş olan iki ayrı grup şeklinde toplamda 236 birey dahil edilmiştir. Veriler araştırmacının hazırladığı kişisel bilgi formu, koronavirüs anksiyete ölçeği kullanılarak e-anket yolu ile toplanmıştır. Araştırmamızda katılımcıların geçirilen enfeksiyon ya da pandemi nedenli baktığımızda yarısının gebelik planının etkilenmediği saptandı. Katılımcıların çoğunun kontrasepsiyon kullanma nedeninin aile planlaması olduğu saptandı. Katılımcıların çoğunun Covid-19 enfeksiyonu sonrası kullanılan korunma yöntemini değiştirmeyip aynı yöntemle devam ettiği saptandı. Katılımcıların geçirilen Covid-19 enfeksiyonu sonrası erkeklerde çocuk sahibi olma durumunun etkilendiğini, kadınlarda çocuk sahibi olma durumunun ise etkilenmediğini düşündüğü saptandı. Katılımcıların geçirilen Covid-19 enfeksiyonunun kişilerin çocuk sahibi olma durumuna etkisi ile ilgili bilgiye çevresinden ulaştığı saptandı. Katılımcılardan kendi veya eşi Covid-19 aşısı yaptırmayanların Covid-19 enfeksiyonunun erkek üreme fonksiyonlarına etkisi olacağını düşündüğü saptandı. Çalışmamızda eşi Covid-19 aşısı yaptıranların gebelik düşüncesinin etkilendiği saptandı. Bulgularımız literatür ile desteklenerek tartışılmış olup pandemi döneminde bireylerin gebelik planı sahibi olma düşüncesinin ve Covid-19 enfeksiyonunun üreme fonksiyonları üzerindeki etkisinin incelenmesi ile araştırmacılara ışık tutmaktadır. Araştırmanın kısıtlılıkları göz önünde bulundurularak daha yüksek katılımcı sayısı ile yüz yüze yapılacak çalışmalara ve topluma genelleyebilmek için çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Covid-19, fertilite, infertilite, gebelik planı, Covid-19 aşısı, doğurganlık, ebeveyn

Ana-babaAşılamaAşılar+5
Şule Karahan
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınsılık ve cinsel mitlerin açıklanamayan infertiliteye etkileri

Bu araştırmada herhangi organik bir bozukluğu olmamasına rağmen çocuk sahibi olamayan, açıklanamayan infertilite olarak tanımlanan bozuklukta; infertil kadınların psişik yapılanmalarının zeminini ortaya koymanın yanı sıra, kadınlık, annelik ve çocuk sahibi olma arzusunun ve kuşaklararası kız çocuğuna kadınsılık iletiminin, annelik arzusu ve annelik-kadınsılık ilişkisinin psikanalitik bakış açısıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmadaki uygulamalar, 50 fertil kadına Medipol Hastanesi'nde Çocuk Bölümü'nde ve 50 infertilite tanısı almış kadına Ankara Medicana ve Medical Park Hastanesi'nde yapılmıştır. İnfertilite tanısı alan kadın hastalara BEM Cinsiyet Envanteri ve Cinsel Mitleri Değerlendirme Formu kullanılarak kadınsılık erkeksilik düzeyleri ve cinsel mitlere inanma düzeyleri incelenmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle birlikte normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov-Smirnov dağılım testi kullanıldı. Niceliksel verilerin gruplar arası karşılaştırılmasında; iki grup durumunda, Mann Whitney U testi, üçlü ve daha fazla grup durumunda, Kruskal Wallis testi, gruplar arası ikili farklılığın tespiti için Bonferroni metodu, ölçek güvenilirliği için Cronbach's Alpha analizi kullanılmıştır. Anket bulguları sonucunda infertil ve fertil kadınların cinsel mitlere inanma düzeyleri ile kadınsılık/erkeksilik stereotiplerle özdeşim eğilimi ve cinsel mite inanma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamış; kadınsı ve erkeksi stereotiplerle özdeşim eğilimi arasında anlamlı bir farklılık bulunmuş; infertil kadınların fertil kadınlardan erkeksi stereotiplerle özdeşim eğilimi düzeyinin, fertil kadınların ise infertil kadınlardan kadınsı stereotiplerle özdeşim eğilimi düzeyinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

Cinsel mitFertiliteKadınsı+3
Betül Çubuk
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kanatlı türü yumurta sarısı içeren sulandırıcılar ile dondurulan sazan (cyprinus carpio) spermasının çözüm sonu kalitesi ve fertilizasyon yeteneğinin araştırılması

Yumurta sarısı, özellikle memeli türlerinin spermasının kriyoprezervasyonu amacıyla kullanılan sulandırıcıların en yaygın kriyoprotektif bileşenlerden biridir. Bununla birlikte yumurta sarılarının balık spermasının dondurulmasındaki etkinliği ile ilgili olarak bilgi eksikliği bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışma, farklı kanatlı türlerine (ördek, kaz ve tavuk ait yumurta sarılarının kriyoprezervasyon işlemini takiben pullu sazan (Cyprinus carpio) spermasının çözüm sonu kalitesi ve fertilizasyonu üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması amacıyla yürütülmüştür. Sukroz tabanlı sulandırıcı ile dilüe (1:10) edilen sperm örnekleri; %10, %15, %20 oranlarında farklı kanatlı yumurta sarıları ile takviye edilmiştir. Kontrol grubuna ait sperm örnekleri sadece yumurta sarısı içermeyen sukroz tabanlı sulandırıcı ile dilüe edilmiştir. Dilüsyonu takiben sperma,+4°C'de 10 dakika ekilibre edilerek 0,25 mL payetlere çekilip sıvı azot (LN2) yüzeyinin 3 cm üzerinde 10 dk süre ile dondurulup sıvı azaot (LN2) içerisine aktarılmıştır. Sperma 35⁰C'de 30 saniye su banyosunda çözdürüldü ve 1x105 spermatozoa/yumurta oranı kullanılarak fertilizasyon işlemi gerçekleştirildi. Çalışma sonuçlarına göre, sukroz tabanlı sulandırıcıya ördek yumurta sarısı ilave edilmesi kontrol grubuna göre çözdürme sonrası progresif motilite (%), progresif motilite süresi (s), canlılık oranı (%) ve döl verimini (%) geliştirmiştir (p<0.05). Elde edilen çalışma sonuçları, pullu sazan spermasının dondurularak saklanmasında sukroz tabanlı sulandırıcıda, tavuk yumurta sarısı yerine alternatif olarak ördek yumurta sarısının kullanılabileceğini göstermiştir.

FertiliteKriyoprezervasyonSperm
Hasan Avlar
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve mekân bağlamında Suriyeli sığınmacılarda doğurganlık analizi: Mersin örneği

Bu çalışma Mersin kent merkezinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların doğurganlık özelliklerini belirlemeye yönelik olarak yapılmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların sosyoekonomik özellikleri ve doğurganlıkları arasındaki ilişki, Suriye ve Türkiye gibi farklı mekânlarda yaşamanın göçle bağlantısı kurularak mekân değişikliğinin Suriyeli sığınmacıların doğurganlıkları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Göç ve doğurganlık üzerine ayrı ayrı çalışmalar literatürde ziyadesiyle yer almasına rağmen göç ve doğurganlık arasındaki ilişki pek incelenmemiştir. Bu amaçla 302 Suriyeli sığınmacı kadına Demografik, Sosyoekonomik ve Sağlık-Doğurganlık özelliklerinden oluşan 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerde SPPS ile çeşitli analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen önemli bulgulara göre eğitim seviyelerinin düşüklüğü, olumsuz ekonomik koşullar, gebeliği engelleyici yöntemlerin pek kullanılmaması ve din gibi faktörlerin kadınların doğurganlıklarını pozitif yönde etkilediğidir. Yine Suriyeli kadınlar arasında çocuk yaşta evlilikler oldukça yaygın görülmekte ve bu da Suriyeli kadınlar arasında doğurganlığın oldukça yüksek olmasına yol açmaktadır. Ayrıca elde edilen bulgulara göre her 10 kadından 4'ü Türkiye'de doğum yapmış bulunmaktadır.

FertiliteGöçlerGöçmenler+3
Vedat Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Essays on the components of demographic change in Turkey: An application of decomposition methods

This dissertation aims to examine the components of demographic change in Turkey using decomposition methods. Trends in mortality, fertility, and population growth are separated into their components for exploring the effect of age and socioeconomic factors to the demographic change over time. This study consists of two main chapters in essay type on the decomposition of mortality measures and decomposition of fertility and population growth measures. In the first essay, long-term mortality trends are decomposed using direct and indirect mortality estimates based on demographic surveys and censuses. In addition, data sets of Turkish Demographic and Health Surveys conducted in 1993 and 2013 are used to examine the impact of social factors on mortality changes after 1990. The analysis has shown that the long-term mortality improvement was due to reductions in mortality rather than age structure. The greatest contribution to this decrease was the improvement in infant mortality rates. After 1990s, mortality levels have converged in all sub-population groups, although there was a significant disparity in age patterns of mortality. Fertility and population growth measures are analyzed in the second essay. Fertility decompositions are conducted by using data sets of Turkish Demographic and Health Surveys conducted in 1993, 2003 and 2013; while indirect estimates from secondary data sources are used to decompose crude rate of natural increase. Decomposition analysis has shown that the effect of increasing age at marriage and fertility postponement was evident in the study period. In addition, fertility variation between population groups persisted, and educational level was the most significant socioeconomic factor contributing to fertility change. Although Turkey's demographic transition is nearly completed, divergences in demographic conditions persist across sub-population groups. Some of the socioeconomic factors contributing to this divergence are discussed in this study. However, it should be taken into account that cultural and ideational factors also contribute to demographic divergence. Considering the results of this study in terms of the course of demographic change in Turkey, it can be predicted that, the completion of demographic transition in all population groups is anticipated to produce further declines in fertility, which, along with decreasing mortality, will lead to population aging.

Decomposition analysisDecomposition methodDemography+5
Dilek Torun Alaca
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Adolescent fertility among Syrian refugee women in Turkey: A comparative study

The aim of this thesis is to examine the determinants of adolescent fertility of ever- married Syrian migrant women living in Turkey in comparison with their counterparts in the host community. Data used in the thesis was obtained from the 2018 Turkey Demographic Health Survey (2018 TDHS) which included both national and Syrian migrant samples. Descriptive and multivariate analyses for both of the samples, namely logistic regression, were applied to explore the determinants of adolescent fertility composed of four groups of variables: socio-economic, regional, marriage- and fertility- related characteristics. To reveal the variation of determinants between generations, analyses were carried out separately for the age groups of 20-49 and 20-24. The analysis results show that, women in the 20-24 age groups are more prone to teenage fertility than other age groups in Turkey and Syrian migrants. Also, 20-year-olds were more prone to adolescent fertility among the 20-24 age group of Syrian immigrants. For both groups, educational levels of women and their spouses have the greatest impact on women's early motherhood compared to other variables, and this result is in line with the results of the previous relevant studies in the literature. In addition, the rural place of residence during childhood of woman is among the important factors that accelerate adolescent fertility among the Syrian group of ages 20-24. For both Syrian migrant women and women in Turkey, it was revealed that women who did not work before marriage, had a large age difference with their spouses, and who had their first menstrual period at an early age were more likely to give birth in their adolescence period. While the presence of a consanguineous relationship with the spouse was a significant predictor of adolescent fertility in both groups of women aged 20-49, no significant association was observed for the new generation (20-24 age group). Also, based on the evidence of this thesis, it is critical to put in place sound and sustainable policies in order to lower high adolescent fertility rate of Syrian immigrant women in Turkey. Key words: fertility, adolescent, Syrian , Turkey, refugee

AdolescentsFertilityEmigrants+2
Işıl Elif Arslan
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Fertility heterogeneity in Turkey: Fertility trajectory clusters through birth cohorts

The decline in fertility, rapid urbanization and the increase in women's education levels in Turkey are simultaneous transformations. The coexistence and mutual interaction of these transformations is the focal point for the interpretation of fertility trajectories in Turkey. This thesis explores Turkey's heterogeneous fertility structure by examining the fertility trajectories of women between 1944 and 1978 cohorts. Using six waves (1993, 1998, 2003, 2008, 2013, 2018) of the Turkey Demographic and Health Survey data, sequence analysis was employed to calculate fertility trajectories and form clusters from these trajectories. The background similarities of women in the same fertility trajectory cluster were investigated with distance analysis, calculated predicted probabilities of cluster membership from multinomial logistic regression results. Results show that the total time spent with 5 or more children decreased significantly, the time spent childless in the reproductive zone has been extended and spacing has increased, particularly between second and third births. Over time, types of fertility trajectory clusters remained similar (and named with respect to their tempo and quantum of fertility as; "one child-norm", "two children-norm", "three children-norm", "four children-norm" and "five or more children-norm"). The emergence of the same heterogeneous fertility trajectories for each cohort confirmed that fertility is heterogeneous in Turkey. The heterogeneous structure of one child-norm cluster in the younger cohorts indicates an absence of a transition to childlessness from this cluster. The two children-norm dominates the fertility behavior. For three children-norm cluster, the fact that a subgroup that spent a longer time with two children in the most recent period can be an indication of the evolution of this fertility behavior into two children-norm. Women in one child-norm and two children-norm clusters were found to be highly similar to each other compared to their cohort. Greater spacing between births or even stopping after the first child became a preferred option among educated women who grew up in cities. For women who grew up in rural areas and uneducated women, the transition to lower fertility behaviors continues.

FertilityHeterogeneousGenerations+2
Faruk Keskin
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnsan granüloza hücresi mitokondriyon fonksiyonu ile AMH ve östrojen ilişkisi

Anti-Müllerian Hormon (AMH) ve östrojen, insan ovaryan folikülogenezinde esansiyel hormonlardır. AMH ve östrojeni, granüloza hücreleri üretmektedir. İnsan granüloza hücrelerindeki mitokondriyonların oosit kalitesi için önemli olduğu bilinmektedir. Çalışmamızın amacı granüloza hücresi mitokondriyon fonksiyonunun AMH ve östrojen üretimi ile ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışmaya dahil edilen infertilite tedavisi gören yirmi kadının folikül sıvılarından granüloza hücreleri izole edilmiştir. Çalışmada insan granüloza hücre hattı HGL5, AMH ve östrojen düzeyleri normal olan hastalara ait granüloza hücreleri ve AMH ve östrojen düzeyleri düşük olan hastalara ait granüloza hücreleri kullanılmıştır. İmmunfloresan işaretleme (JC-1 katyonik boyası) ile granüloza hücresi mitokondriyonlarının membran potansiyeli ölçülmüştür ve mitokondriyonların morfolojik özellikleri elektron mikroskobu ile gösterilmiştir. İstatistiksel analiz için Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için toplam tip-1 hata düzeyi %5 olarak belirlenmiştir. İmmünfloresan işaretlemelerinde AMH ve östrojen değerleri normal olan kadınların granüloza hücrelerinin mitokondriyonlarının JC-1 değeri, AMH ve östrojen değerleri düşük olan kadınların granüloza hücrelerinin mitokondriyonlarının JC-1 değerinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.016). AMH ve östrojen düzeyi düşük olan grubun sitoplazmasında C şeklinde, yüzük şeklinde, şapkalı ve şişmiş mitokondriyonlar izlenmiştir. Çalışmamızda mitokondriyon aktivitesi ile serum AMH ve östrojen düzeyi arasında korelasyon bulunmuştur. AMH ve östrojen düzeyi düşük olan grupta mitokondriyal membran potansiyeli düşük ve mitokondriyon morfolojisi bozuk olarak gözlenmiştir.

Antimüllerian hormonFertiliteGranüloza hücreleri+2
Deniz Ekin Erbaş
Hacettepe University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sıçan over dokusu vitrifikasyonunda plateletten zengin plazma (PRP) eklenmiş dondurma solüsyonunun etkilerinin histolojik olarak incelenmesi

Kanser veya kanser dışı nedenlerle gonadotoksik tedavi alacak özellikle prepubertal çağdaki hastalar ve fertilite arzusunu ertelemek isteyenlerde doğurganlığın korunabilmesi günümüz şartlarında mümkündür. Gelişen tedavi protokolleri ile bazı kanserlerde kür sağlanmakta ancak alınan kemoterapötik ilaçlar ve/veya radyoterapi sonrası ovaryan disfonksiyon kaçınılmaz olmaktadır. Fertilitenin korunması için oosit ve embriyo kriyoprezervasyonu gibi yöntemler seçenekler arasında bulunmaktadır ancak bu işlemlerde önceden stimülasyon protokollerine ihtiyaç duyulmaktadır. Hızlıca kemoradyoterapi başlanması gereken hastalarda ovaryan stimülasyon işlemlerine vakit kalmamaktadır. Söz konusu durumlarda ovaryan kriyoprezervasyon alternatif bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Günümüzde over doku kriyoprezervasyonu sonucu sağlıklı gebelikler bildirilmiştir. Over doku kriyoprezervasyonu işleminin başarılı örnekleri literatürde mevcut olmakla birlikte hala deneysel çalışma olarak nitelendirilmekte ve prosedürlerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Kriyoprezervasyon ve kriyoprotektan ajanlardan kaynaklanan hücresel hasarın azaltılmasında çeşitli maddeler denenmiş ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Kriyohasarı azaltmak amacıyla plateletten zengin plazmanın kullanılabilirliği çalışmamıza konu olmuştur. Plateletten zengin plazma (PRP), plateletlerin yoğunlaştırılmasıyla elde edilen bir kan ürünüdür. İçeriğindeki zengin büyüme faktörleri sayesinde rejeneratif tıpta oldukça fazla kullanım alanı bulmuştur. Besiyerlerine eklenen hücresel fonksiyonlarda destekleyici görev gören fetal sığır serumunun (FBS) alternatifi olarak PRP kullanılması ile hayvansal maddelerin veya enfeksiyöz patojenlerin geçişi elimine edilmektedir. Ayrıca PRP'nin otolog kullanılması nedeniyle immün reaksiyon ihtimali azalmaktadır. Kriyoprezervasyon tekniklerinin geliştirilmesi adına literatürde ilk defa sıçan bütün over doku kriyoprezervasyon işleminde vitrifikasyon solüsyonuna PRP eklenerek dokular dondurulmuştur. Dokular kontrol (Grup 1), vitrifikasyon solüsyonuna PRP eklenerek dondurulan PRP eklenmiş (Grup 2) ve vitrifikasyon solüsyonuna FBS eklenerek dondurulan PRP eklenmemiş (Grup3) olarak gruplandırıldı. Çözme sonrası dokular histokimyasal, immünhistokimyasal ve immünfloresan boyama yöntemleri ile boyanarak incelendi. Histokimyasal boyama yöntemi ile HE, PAS ve Mallory Trikrom boyamaları yapıldı. İmmünfloresan boyama yötemiyle kaspaz 3 ekspresyonuna ve TUNEL analizine bakıldı. İmmünhistokimyasal boyama yöntemiyle konneksin 43, Bax, Bcl-2 ve kaspaz 3 ekspresyonu incelendi ve TUNEL analizi yapıldı. Sonuçta kontrol grubu ile karşılaştırıldığında gerek Grup 2'de gerekse Grup 3'te vitrifikasyona bağlı dejenerasyonların olduğu görülmüştür. Ancak Grup 2'de PRP'yi aktive etmek için kullanılan CaCl2'ün vitrifikasyonun zararlı etkilerini agreve ederek over dokusunda görülen dejenerasyonu arttırdığı ve PRP'nin muhtemel olumlu etkilerini önlediği tespit edilmiştir. Her iki deney grubunda da primordiyal foliküllerin korunmuş olduğu ancak foliküler gelişimin ileri aşamasındaki foliküllerde dejenerasyonun artmış olduğu dikkati çekti. Elde edilen bulgular ışığında sıçan over dokusu kriyoprezervasyonunun bütün over dokusu yerine kortikal parçalar halinde yapılması, PRP aktivasyonu için CaCl2 yerine başka metodların uygulanması, vitrifikasyon solusyonlarına CaCl2 eklenmemesi, PRP'nin kriyoprezervasyondaki muhtemel yararlı etkilerinin gösterilmesi ve standardizasyonunun sağlanması için CaCl2 ile aktive edilmemiş PRP'nin hem vitrifikasyon hem de yavaş dondurma yönteminde uygulanarak sonuçlarının analiz edilmesi gerektiği kanaatine vardık.

Dondurarak saklamaFertiliteHayvan deneyleri+4
Aylin Gökhan
Ege University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Saanen ırkı keçilerde pou1f1 geni polimorfizmi ve verim özellikleri ile ilişkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Saanen ırkı keçilerde POU1F1 geni polimorfizmi ve genotipler ile süt verimi ve bileşenleri, doğumda oğlak sayısı, oğlak doğum ağırlığı ve sütten kesim ağırlığı arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. İki farklı sürüden (Bornova ve Manisa) toplam 108 baş keçi, materyal olarak kullanılmıştır. POU1F1 geni altıncı ekzon ve 3' flanking bölgesindeki polimorfizm, PstI ve AluI restriksiyon enzimleri ile PCR-RFLP ve DNA dizi analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. POU1F1 geni, AluI ve PstI lokuslarında 2 allel, 3 genotip belirlenmiştir. TT, TC ve CC genotip frekansları PstI lokusunda sırasıyla %64.8, %31.5 ve %3.7, AluI lokusunda ise %54.6, %31.5 ve %13.9 olarak saptanmıştır. Bornova ve Manisa sürülerinde her iki lokusta T allel frekansı (AluI için sırasıyla 0.56 ve 0.88, PstI için sırasıyla 0.80 ve 0.81) yüksek olarak gözlenmiştir. POU1F1/AluI ve POU1F1/PstI lokusları bakımından sürüler Hardy-Weinberg dengesinde bulunmuştur (p>0.05). POU1F1/AluI için genotipler ile laktasyon süt verimi, doğumda oğlak sayısı, POU1F1/PstI için ise oğlak doğum ağırlığı arasında önemli ilişki bulunmuştur (p<0.05). POU1F1/AluI; TC ve CC genotiplerinin laktasyon süt verimi ve doğumda oğlak sayısının TT genotipinden yüksek olduğu gözlenmiştir. POU1F1/PstI; CC genotipinin oğlak doğum ağırlığı diğer genotiplerden daha yüksek bulunmuştur. Yapılan çalışma sonucunda keçilerde POU1F1 geninin üreme, büyüme, süt verimi ve bileşenleri gibi özellikler için moleküler marker olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

FertiliteGenetikPolimorfizm-genetik+3
Raziye Işık
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadında ovülasyon izlem yöntemlerine ilişkin bilgi ve uygulamaların değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Doğurganlık bilinci kapsamında fertil dönemlerin bilinmesi, istenmeyen gebeliklerin önlenmesi ya da gebe kalınması konusunda çiftlere yardımcı olur. Çiftlerin ovulasyon izlem yöntemlerini ne kadar ve nasıl bildikleri konusunda hemşirelerin/ ebelerin bilgi sahibi olması onların verdikleri danışmanlık ve eğitici rollerini kullanırlarken önemli bir kaynak olup bireylerin bu yöntemleri etkin kullanmalarını sağlayacaktır. Bu çalışma Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Doğum polikliniklerine başvuran kadınların ovülasyon izlem yöntemlerine ilişkin bilgi ve uygulama durumlarını saptamak amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya katılmayı kabul eden kadınlara araştırmacı tarafından literatür taranarak hazırlanan anket formu yüz-yüze görüşme tekniği ile uygulandı. Veri toplama öncesi kurum izinleri ve kadınlardan bilgilendirilmiş sözlü onam alındı. Veriler SPSS (20.0 versiyon) istatistik programı ile analiz edilmiştir. Bulgular ve Sonuç: Çalışmamızda ki kadınların yaş ortalaması, 28,1 ± 6,0 olup, %45,1 (n=333)' inin ilköğretim mezunu olduğu saptandı. Kadınların %60,1 (n=445)'inin ovülasyon izlem yöntemlerne ilişkin bilgisinin olduğu belirlenmiş olup en fazla olarakta %44,1'inin (n=414) takvim yöntemini bildikleri saptandı. Araştırmaya dahil olan kadınların %48,2'si (n=357) ovulasyon izlem yöntemlerinden en az bir tanesini kullandıkları yine en fazla kullandıkları yöntemin takvim yöntemi %93,2 (n=333) olduğu belirlendi. Anahtar Sözcükler: Ovülasyon izlem yöntemleri, Doğurganlık bilinci, Fertil günler, Danışmanlık rolü, Hemşire

DanışmanlıkFertiliteHemşirelik+3
Tuba Güner Emül
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnfertilite tutumunun aşı tereddüdü ve fertilite farkındalığı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma infertilite tutumunun, aşı tereddüdü ve fertilite farkındalığı ile ilişkisinin incelenmek amacıyla yapıldı. Kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini Kilis Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca Devlet Hastanesi'ne başvuran 18-49 yaş arası 431 kadın oluşturdu. Araştırmanın verileri Birey Tanıtım Formu, İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği, Fertilite Farkındalık Ölçeği ve Aşı Tereddüdü Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle Şubat 2024- Şubat 2025 tarihleri arasında elde edildi. Araştırmada elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences for Windows 25.0 kullanılarak analiz edildi. Verilerin doğrulanmasında ve raporlamada ve DataBeeg 1.0 programı kullanıldı. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, min-maks değerleri, ortalama, standart sapma), t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Kurulan modeller doğrultusunda çoklu regresyon analizi uygulandı. Sonuçlar yorumlanırken %95 güven düzeyinde ve anlamlılık <0.05 düzeyinde değerlendirildi. Katılımcıların İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalaması 27.19±7.52; Aşı Tereddüdü Ölçeği puan ortalaması 32.26±5.83; Fertilite Farkındalık Ölçeği puan ortalaması ise 64.22±10.31 olarak bulundu. Yaş, kilo, eğitim düzeyi, çalışma durumu, sosyal güvence, bazı obstetrik özellikler, kronik ve psikolojik hastalıkların tüm ölçeklerin puan ortalamaları üzerinde anlamlı düzeyde fark oluşturduğu belirlendi. Aylık gelirin İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği ile Fertilite Farkındalık Ölçeği puan ortalaması; yaşanılan yer ve medeni halin İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği puan ortalaması üzerinde anlamlı düzeyde fark oluşturduğu belirlendi. İnfertiliteye Yönelik Tutum Ölçeği puanı ile Aşı Tereddüdü Ölçeği puanı ve Fertilite Farkındalık Ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir korelasyon saptanmıştır. Sonuç olarak kadınlarda infertiliteye yönelik tutum iyileştikçe aşı tereddüdü düzeyi artmakta ve fertilite farkındalık düzeyi azalmaktadır.

Aşı tereddüdüAşılamaAşılar+4
Bengü Sena Altun
Balıkesir University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Genç kadınlarda fertilite sağlığı bilgisinin fertilite ve çocuk doğurmaya yönelik tutumları yordama durumunun incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı genç kadınlarda fertilite sağlığı bilgisinin fertilite ve çocuk doğurmaya yönelik tutumları yordama durumunu incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın evreni, WhatsApp üzerinden ulaşılan 20-30 yaş aralığındaki genç kadınlardan oluşmaktadır. Yapılan güç analizi hesaplanmasında örneklem sayısı 270 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri 01.03.2024-30.06.2024 tarihleri arasında toplanmış olup 300 kadın ile araştırma tamamlanmıştır. Veriler Google Forms aracılığı ile 'Kişisel Bilgi Formu', 'Fertilite ve Çocuk Doğurmaya Yönelik Tutum Ölçeği (FÇDYTÖ)' ve 'Fertilite Sağlığı Bilgi Ölçeği (FSBÖ)' kullanılarak online olarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri Statistical Package for Social Sciences (IBM SPSS) (23.0) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: FSBÖ toplam puanı ile FÇDYTÖ toplam puanı (r:0.533, p<0.05) arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Fertilite sağlığı bilgisi, FÇDYTÖ toplam puanının %28,2'sini yordamıştır (R2:0.282). Fertilite sağlığı bilgisi yüksek olan kadınların FÇDYTÖ toplam puanını %0.533'kez artırmıştır (β=-0.533). FSBÖ toplam puanı ile FÇDYTÖ alt boyutları olan Gelecek İçin Doğurganlığın Önemi (r:0,395, p<0,05) ve Çocuk Sahibi Olmanın Getirebileceği Sınırlamalar (r: 0,410, p<0,05) arasında pozitif yönde, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiş olup Kadınsal Kimlik (r: 0,029, p>:0,05) arasında pozitif yönde, çok zayıf düzeyde ve anlamsız bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda kadınların fertilite sağlığı bilgisinin yükselmesiyle fertilite ve çocuk doğurmaya yönelik tutumların arttığı görülmüştür. Kadınların fertilite ve çocuk doğurmaya yönelik tutumlarını geliştirebilmeleri için adölesan dönem itibariyle yaş dönemlerine uygun olacak şekilde fertilite sağlığı bilgisinin arttırılmasına yönelik verilecek olan eğitimlerin önemli olacağı düşünülmektedir.

Fertilite
Gamze Verim Alaşık
Pamukkale University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının fertilitenin korunmasına yönelik bilgi ve görüşleri

Amaç: Bu araştırma sağlık çalışanlarının fertilitenin korunmasına ilişkin bilgi ve görüşlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Analitik-kesitsel olarak yapılan araştırma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi (Kadın Doğum Servisi, Tıbbi Onkoloji Servisi ve Üroloji Servisi),T.C. Sağlık Bakanlığı Aydın İl Sağlık Müdürlüğü Atatürk Devlet Hastanesi (Üroloji Servisi ve Tıbbi Onkoloji Servisi), T.C. Sağlık Bakanlığı Aydın İl Sağlık Müdürlüğü Aydın Devlet Hastanesi (Üroloji Servisi), T.C. Sağlık Bakanlığı Aydın İl Sağlık Müdürlüğü Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde (poliklinikler, doğum ve kadın hastalıkları acil servisi, doğum salonu, obstetri servisi, doğum ve kadın hastalıkları ameliyathanesi, jinekoloji servisi) görev yapan 146 hemşire, 50 ebe ve 74 hekim ile yürütüldü. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan soru formu ile 1 Kasım 2022-1 Haziran 2023 tarihleri arasında toplandı. Verilerin değerlendirmesinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının %70'inin fertilitenin korunmasına yönelik yeterli bilgi puanına sahip olduğu saptandı. Yeterli bilgi puanı ile meslek, çalışılan birim ve fertilitenin korunması ile ilgili eğitim almış olanlar arasında anlamlı fark olduğu belirlendi. Cinsiyet ve yaş ile yeterli bilgi puanına sahip olma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. Katılımcıların %51,1'i fertilitenin koruma seçenekleri konusunda rollerini, %48,5'i hastalarını fertilite koruma işlemleri için nereye sevk edeceğini bilmediğini ifade etti. Katılımcıların %70'i kanser tedavisi gören ve fertilite kaybı açısından risk altındaki hastalarla fertilite koruma yöntemlerini tartışmanın gerekliliğine katılma konusunda kararsızdı. Sağlık çalışanlarının mesleği ve fertilitenin korunmasına yönelik daha önce eğitim almış olması ile fertilitenin korunmasına yönelik görüşleri arasında anlamlı fark saptandı. Yaş durumu ile sağlık çalışanlarının fertilitenin korunmasına yönelik görüşleri arasında anlamlı fark olmadığı belirlendi. Sonuç: Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ışığında katılımcıların fertilitenin korunmasına yönelik yeterli bilgi puanına sahip olduğu görüldü. Bilgi puanlarını en çok meslek ve eğitim alma durumunun etkilediği belirlendi. Sağlık çalışanlarının çoğunluğunun fertilitenin korunmasına yönelik görüş sorularına fertilitenin korunmasını destekleyen yönde cevap verdikleri görüldü. Sağlık çalışanlarının fertilitenin korunmasına yönelik görüşlerini meslek ve eğitim alma durumlarının etkilediği saptandı.

AydınBilgi düzeyiFertilite+6
Çiğdem Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile Sağlığı Merkezi'ne gelen doğurgan yaştaki kadınların aile planlaması yöntemleri konusunda bilgi düzeyi ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı Bağcılar 20 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'ne herhangi bir nedenle başvuran doğurgan yaştaki kadınların aile planlaması konusunda bilgi düzeyini öğrenmek ve bu konudaki davranış şekillerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma evrenini Bağcılar 20 No'lu Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 15-49 yaş doğurgan yaştaki 7838 kadın oluşturmaktadır. Bu evrenden araştırma projemizle ilgili hesapladığımız örneklem büyüklüğü olan 200 doğurgan kadına 50 sorudan oluşan anket formumuz yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Bu çalışma, aile sağlığı merkezine gelen doğurgan yaştaki kadınların aile planlaması yöntemleri konusunda bilgi düzeyi ve davranışlarının değerlendirilmesini belirlemek amacı ile kesitsel olarak yapılmıştır Bulgular: Aile Sağlığı Merkezi'ne müracaat eden kadınların bilgi ve davranış önermelerine verdikleri cevapların dağılımlarına baktığımızda, doğru cevap verme oranlarının %28.0-%85.5 aralığında değiştiği görülmektedir. Bilgi önermelerine eğitim düzeyi lise ve üstü olanların, ortaokul ve altı olanlara göre daha yüksek oranda doğru cevap verdikleri görülmektedir. Düşük ekonomik düzeyde olanlar daha yüksek oranda doğru yanıt vermiştir. Bu önermelerin hepsinde çalışan kadınlar daha yüksek oranda doğru yanıt vermişlerdir. Evlenme yaşı 30 ve üzeri olan kadınlar daha yüksek oranda doğru yanıt vermiştir. Bu önermelere modern yöntem kullananların daha yüksek oranda doğru yanıt verdiği görülmüştür. Sonuçlar: Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda, Aile Sağlığı Merkezi'ne müracaat eden kadınların bilgi ve davranış önermelerine verdikleri cevapların dağılımlarına baktığımızda, doğru cevap verme oranlarının %28.0-%85.5 aralığında değiştiği görülmektedir. Bu da aile planlaması konusunda kadınlarımızın bilgilendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Herhangi bir modern/geleneksel aile planlaması yönteminin kişiye uygun olup olmadığının belirlenmesi açısından sağlık kuruluşuna danışılması ve aile planlaması danışmanlığı alınması gerektiği noktasında, konu ile ilişkili olan Aile Sağlığı Merkezi gibi ailelere ilk adımda ulaşabilecek birimlerin, ailelerle sıkı iletişimde olması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: aile sağlığı, aile planlaması, doğum kontrolü, kadın, bilgi

Aile planlamasıAile sağlığı merkeziBilgi düzeyi+4
Ömür Vardarlı
Demiroğlu Bilim University
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Water, island and fecundity in comparative mythology

The general objective of 'Water, Island and Fecundity in Comparative Mythology' is to discover the correspondance between the elements affecting creation in the beginning: 'water, island and fecundity.' By discussing and analyzing various myths, epics, sacred writings and narrations around the world, the interrrelatedness among those aspects is to be examined. In relation to all birth symbols of fecundity and water forming a basis for the rise of patches of dry lands, a pattern of common deduction, 'the fecund characteristics of water giving rise to islands or earth an island', is to be reached. This work aims to examine the problem of creation on water, fecundity and earth level hence it is made up of three main sections; the first of which interrogates the fecund aspects of specific natural forms as mountains, mounds, plants and animals and feminine manifestation in symbols; the second discusses the fecund characteristics of 'water' functioning as a life-bearer and the last chapter questioning the steps, symbols and the function of 'island' as a primordial mound that is made up of a handful of slime, mud or sand which is to be found at the bottom of fecund water. The reseach hypothesis focuses on "the role that water plays as the fecund element in giving rise to an amount of mud, earth, or slime later expansing into an 'island'. The outcome of this work is to assemble all the major creation myths which assert that the primordial mound/mountain or that of a land had risen out of the primordial waters. Keywords: Water, Fecundity, Island, Cosmogony, Creation.

IslandsFertilityCosmogonic+3
Yasemin Usta Demirlikan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Factors affecting utilization of family planning services among women in child bearing age (15-49) in Hargeisa Somaliland

Despite the great benefits of family planning services at individual level and the community as a whole, the rate of family planning utilization is low in Somaliland and like the other sub-Saharan countries Somaliland has high burden of unintended pregnancy, unsafe abortion and maternal mortality rate. Besides nothing much is known about the factors influencing the utilization of family planning services therefore this study was aimed to asses' factors influencing utilization of family planning services among women in reproductive age in the capital city of Somaliland, Hargeisa. The study found that Family planning was previously underutilized among women in Hargeisa Somaliland, with just 23.9 percent utilizing it, and the percentage is now much lower, with only 22.5 percent of women using it presently. Nonetheless, just 22.2 percent of respondents stated they want to utilize family planning programs in the future, owing to the fact that the majority of women 27.4 percent expressed a desire to have more children, and their partners may not accept it 18.9 percent. therefore, the overall family planning utilization among women in Hargeisa Somaliland is low and women's utilization of family planning services is influenced by their degree of education, residence place (urban or rural), and what they do for a living. Lack of partner acceptance, myths and strong cultural believes also negatively associate with the low utilization of family planning services among women in Hargeisa Somaliland. Keywords: Family planning, Contraceptives, Women, Utilizations, Somaliland

Family planningContraceptionFertility+5
Sagal Yussuf Adam
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Holstein ve simmental ineklerde ilk laktasyonda süt verimi, pike çıkma-pikte kalma süreleri ve süt verimi persistensleri ile üreme performanslarının karşılaştırılması

Bu çalışmada Karacabey ilçesinde bulunan Sevkar hayvancılıkta 2016-2019 arasında doğup yetiştirilen ve 2018-2020 arasında buzağılayan 222 baş Holstein ve 80 baş Simmental sığıra ait süt ve döl verimi özellikleri incelenmiştir. Holstein ve Simmental sığırların süt verimi özelliklerinden 305 gün süt verimi, pike çıkma-pikte kalma süreleri, pik süt verimi ve persistenslerine ait genel ortalamalar sırasıyla 9690,02±154,80 kg ve 8934,01±193,24 kg, 55,84±1,20 gün ve 54,16±1,49 gün, 36,85±0,53 kg ve 32,86±o,66 kg ve 5,23±0,31 ve 6,37±0,39 olarak hesaplanmıştır. Döl verimi de ilk gebelik için tohumlama sayısı, ilk gebelik yaşı, servis periyodu, 2. gebelik için tohumlama sayısı, 2. gebelik yaşı ve iki gebelik arası sürelere ait genel ortalamalar sırasıyla 1,82 ve 1,88 adet, 16,05 ay ve 15,18 ay, 73,19 gün ve 65,05 gün, 2,94 ve 2,55 adet, 32,03 ay ve 28,57 ay ve 15,75 ay ve 13,39 ay olarak bulunmuştur. İncelenen özelliklere göre iki ırkının arasında 305-gün süt verimi, pike çıkma- pikte kalma süreleri ve persistensleri ırk, laktasyon sayısı ile ırk ve laktasyon sayısı arasında istatistik olarak önemsiz (P>0,05) bulunmuştur. Pik süt verimi ise ırk ve laktasyon sayısı önemli (P<0,05), ırk ve laktasyon arasındaysa önemsiz (P>0,05) bulunmuştur. Döl verimi özelliklerini bakıldığında ilk gebelik yaşı, servis periyodu, gebelik için tohumlama Sayısı, 2 gebelik yaşı ve iki gebelik arası süre çok önemli (P<0,01), ilk gebelik için tohumlama sayısı ise iki ırk arasında ortalamalar yönünden aradaki fark anlamlı bulunmamıştır (P>0,05).

FertiliteHolştayn sığırıLaktasyon+3
Mohamed Yusuf Omar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Effect of maternal parity on offspring's milk and reproductive performance, disease incidence of calf period, and longevity in holstein cows

Present information on the maternal parity influences on reproductive and milk production parameters is ambiguous and less information is available on maternal parity effects on the calf duration disease incidence and longevity. The present study aimed to investigate the influence of parity on the calf duration diseases incidence, milk yield and reproductive parameters, and longevity of offspring in Holstein dairy cows. Data were retrieved from a commercial dairy farm present at Karacabey-Bursa state in Turkey. All the data was organized and subjected to statistical analysis, and correlations were established between all first lactation production parameters (peak yield, days to peak yield, 100-d yield, and 305-d yield), reproduction (age at first insemination, number of inseminations), and longevity of the dams and their heifers. In all parity calves, the incidence of calf duration diseases averaged 16.8%, and the rate reduced as mother parity increased (p<0.01). Age at first insemination, number of inseminations gestation length as a heifer, and peak milk yield, time to peak yield, 100-d milk yield, 305-d milk yield during the first lactation of all parity heifers averaged 481-d, 1.67, 274-d, 46.06 L, 67.50-d, 3611.93 L and 9588.47 L respectively. Non-significant (p>0.05) effect of the parity was found on all these heifer's reproduction and first lactation milk production parameters. A non-significant correlation established for reproduction and milk production studied parameters of the dams and heifers. Longevity averaged 32.43, 27.93, and 26.57 months for first, second, and third parity dams offspring respectively, but results remained non-significant (p>0.05) for all parity. Non-significant (p>0.05) correlation was found between maternal longevity and the longevity of offspring. Among culling reasons investigated, reproductive diseases were the primary culling reason (28.9%), followed by low production (8.4%), mastitis and udder problems (4.8%), foot problems (6.0%), and abomasum displacement (3.6%), and we found a significant (p<0.01) positive correlation between culling reasons of dams and heifers. It can be concluded that maternal parity influences the calf duration health diseases, longevity, and extra care should be paid to the first two parity calves, but for better reproductive and production performance during the first lactation, higher emphasis on growth and breeding decisions is suggestive.

Maternal ageCalvesFertility+5
Roshan Rıaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğurganlık çağındaki kadınlarda servikal kanser ve hpv enfeksiyonuna yönelik farkındalık ölçeği'nin Türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirlik çalışması

Araştırma, doğurganlık çağındaki (15-49 yaş) kadınlarda ''Servikal Kanser ve HPV Enfeksiyonuna Yönelik Farkındalık Ölçeği''nin Türkçeye uyarlayarak geçerlilik ve güvenilirliğinin belirlenmesi amacıyla metodolojik olarak yapılmıştır.Araştırma Gaziantep İli Büyükşehir Belediye sınırları içinde yer alan Şehitkâmil ya da Şahinbey ilçesinde doğurganlık çağındaki kadınların sayısının en fazla olduğu üç aile sağlığı merkezinde (Şahinbey Binevler ASM, Şehitkamil Merkez 4 Nolu ASM ve Şahinbey Kavaklık Rotary Klüp ASM) 5Ocak - 25 Haziran 2014 tarihleri arasında yapılmıştır.''Servikal Kanser ve HPV Enfeksiyonuna Yönelik Farkındalık Ölçeği'' 36 maddeden oluşmaktadır. Bu araştırmada örnekleme ölçeğin madde sayısının 10 katının alınarak doğurganlık çağındaki 360 kadın alınmıştır. Veri toplama aracı olarak, anket formu ile ''Servikal Kanser ve HPV Enfeksiyonuna Yönelik Farkındalık Ölçeği'' (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.91) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 18 ve Lisrel 8.0 bilgisayar programında hesaplandı.Şahinbey Kavaklık Rotary Klüp Aile Sağlığı Merkezi'nde doğurganlık çağındaki 36 kadına 10 Aralık-25 Aralık 2013 tarihlerinde ön uygulama yapıldı. '' Servikal Kanser ve HPV Enfeksiyonuna Yönelik Farkındalık Ölçeği' nin'' doğrulayıcı faktör analizi sonuçları RMSEA; 0.095, GFI;0.90, AGFI; 0.83, SRMR; 0.07, CFI; 0.94, IFI; 0.94, NFI; 0.92, NNFI;0.91, 2 /df = 4.25 olarak bulunmuştur.İç tutarlılık analizlerinde, ilk bölümde kullanılan KR 21 güvenirlik katsayısı 0.60 bulundu. İkinci bölümde Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0.61 olarak bulunmuştur.Sonuç olarak, Türkçe'ye uyarlanan Servikal Kanser ve HPV EnfeksiyonunaYönelik Farkındalık Ölçeği' nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda geçerlilik ve güvenilirliliği çalışılan bu ölçeğinfarklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki ve bölgelerdeki gruplarda uygulanarak değişmezliğinin araştırılması önerilmektedir.

Cerrahi-kadın doğumFertiliteGüvenilirlik ve geçerlilik+6
Emine Özdemir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen Şam (damascus) keçilerinde döl ve süt verimi özellikleri üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güzelyurt Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen Damascus (Şam) süt keçilerinde yürütülmüştür. Deneme materyali keçilerde, doğumda oğlak verimi ortalaması, doğan oğlak teke altı keçiye göre % 111. 1, doğan oğlak doğuran keçiye göre % 135.1 olarak bulunmuştur. Farklı yaş grupları, doğumda oğlak verimini, Z testine göre önemli oranda etkilemiştir (P<0.05). Sütten kesimde oğlak verimi ortalaması, sütten kesilen oğlak teke altı keçiye göre % 102.2, sütten kesilen oğlak doğuran keçiye göre % 124.3 olarak bulunmuştur. Tüm sürüde kısırlık oram ise %15.5 olarak saptanmıştır. En düşük kısırlık oranına 6< yaşlılar (% 7.6), en yüksek kısırlık oranına ise 2 yaşlı (% 28.5) analar sahip olmuştur. Ortalama doğum oranı, doğuran keçi gebe keçiye göre % 97.3 olarak bulunmuştur. En yüksek çoğuzluk oranına 5 yaşlılarda (% 57.2) rastlanırken, en düşük çoğuzluğa 2 yaşlılarda (% 20) rastlanmıştır. Tüm sürünün genel çoğuzluk oranı ise % 32.4 olarak bulunmuştur. Farklı yaş gruplarında doğumda yaşama gücüne % 100 oranında rastlanırken, sütten kesimde yaşama gücü ortalaması % 92.0'a düşmüştür. Laktasyon suresi üzerine yaşın etkisi, yapılan varyans analizine göre önemsiz çıkarken (P>0.05), laktasyon süt verimi (ortalama 282.21 kg) ve günlük ortalama süt verimi (ortalama 1.06 kg) üzerine yaşın önemli etki yaptığı saptanmıştır (P<0.05). Doğum ağırlığı üzerine sadece doğum tipi ve ana yaşı önemli etki yaparken (P<0.05), sütten kesim ağırlığı üzerine ise sadece cinsiyet (P<0.01), doğum tipi (P<0.05) ve yaş (P<0.01 ) önemli etki yapmıştır. Anahtar Kelimeler: Damascus, Döl, Süt, Canlı Ağırlık.

FertiliteKeçilerKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+2
Salih Abbasoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Melez sütçü keçilerde vücut kondüsyon puanı ile canlı ağırlık ve döl verimi arasındaki ilişkilerin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, Alman Alaca x Kıl melezi hayvanlarda (%75 Alman Alaca Asil + %25 Kıl Keçi) vücut kondüsyon puanlaması yapılarak bunun bazı karakterlerle ilişkileri araştırılmıştır. Dört fizyolojik dönem için canlı ağırlık ortalama değerleri sırasıyla 50.20, 55.5 1, 52. 10 ve 53.91 kg olarak bulunmuştur. Birinci ve ikinci gözlemci bakımından kondüsyon puanı ortalamaları 4 fizyolojik dönemde sırasıyla 2.65, 2.83, 2.06 ve 2.63; 2.72, 2.92, 2.11 ve 2.63 olarak gerçekleşmiştir. Teke katımı ve gebelik döneminde CA ve kondüsyon puanı arasındaki ilişki her iki gözlemci bakımından önemli (p<0.01), doğum için; birinci gözlemci bakımından önemli (p<0.05), İkinci gözlemci bakımından önemsiz (p>0.05), sütten kesimde ise her iki gözlemci bakımından önemli (p<0.01) bulunmuştur. Döl verimi ve KP arasındaki ilişki incelendiğinde Birinci gözlemci bakımından sadece Doğumdaki ilişki istatistiki açıdan önemli (p<0.05), ikinci gözlemci bakımından ise doğum ve sütten kesimde önemli (p<0.05) bulunmuştur. Yaş grupları bazında oğlak sayılan ve keçi canlı ağırlıkları arasındaki ilişki incelendiğinde en yüksek oğlaklama oranı 3 ve 5 yaşlı keçilerde (1.75), en düşük oğlaklama oranı ise 2 yaşlı keçilerde (1.10), kondüsyon puanı grupları bazında ise her iki gözlemci bakımından 3.5 kondüsyona sahip keçilerde döl verimi en yüksek düzeyde bulunmuştur (1.80 ve 2.0). Anahtar Kelimeler: Vücut Kondüsyon Puanı, Canlı Ağırlık, Döl Verimi, Alman Alaca Asil Keçi, Kıl keçi.

Canlı ağırlıkFertiliteKeçiler+1
Mevlüt Dinler
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcaklık stresinin döl verim kriterleri üzerine etkisi ve süt verimi ile ilişkileri açısından sürü kayıtlarının değerlendirilmesi üzerine bir çalışma

Sıcaklık stresi süt sığırcılığı işletmelerinde önemli bir problemdir. Sıcaklık stresi, süt veriminde düşme, üreme ile sağlık problemlerinde artış ve ekonomik kayıplarla sonuçlanır. Süt verimi hayvanın genetik ve çevre interaksijonunun bir sonucudur. Belirli bir ırkın süt verimi, özellikle tropikal çevre şartlarında ya da ekosistemlerde iklim ile bu iklimin etki ettiği yem kalite ve miktarı, hastalık ve parazitlerin varlığı ve de besleme, sıcaklık ve sağlık kısıtlamalarım iyileştiren teknolojinin kullanılması ile etkileşir. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği'nde yetiştirilen Siyah Alaca (SA), İsrail Siyah Alaca (İSA) ve Kilis tipi GSK sığır ırkları ve bunların melezlerine ait 30 yıllık periyottaki (1973-2003) kayıtlar kullanılmıştır. Çalışmada, 3683 doğum, 7813 çiftleşme ve 2321 de süt verim kaydı değerlendirilerek, Çukurova Bölgesi için yaz aylarında artan çevre sıcaklığı ve yüksek oransal nem olması durumunda strese giren hayvanların döl ve süt verimlerindeki değişim analiz edilerek sonuçlar tartışılmıştır. SA'ların ilkine çiftleştirme yaşı, ilkine buzağılama yaşı ve servis periyodu sırasıyla 594±6, 895±6 ve 135±3 gün olduğu hesaplanmıştır. Buzağılama aralığı, gebelik süresi, damızlıkta kullanma süresi sırasıyla 404±3 gün, 277±0 gün, 1003±41 gün olarak saptanmıştır. Laktasyon süresi, laktasyon süt verimi, düzeltilmiş 305 gün süt verimi ve kuruda kalma süresi ortalama değerleri sırasıyla 299±2 gün, 4917±50 kg, 4885±46 kg ve 77±2 gün olarak tespit edilmiştir. Çukurova Bölgesi'ndeki Siyah Alaca'larda servis periyodu, buzağılama aralığı, laktasyon süresi, laktasyon süt verimi, düzeltilmiş 305 gün süt verimi ve kuruda kalma süresi için buzağılama ayına göre aralarındaki farkın istatistiki olarak önemli (P<0.01) olduğu tespit edilmiştir. İlkine çiftleşme yaşı için de istatistiki farkın önemli (PO.05) olduğu belirlenmiştir. Fakat diğer özellikler için gruplar arası fark istatistiki olarak önemsizdir. Anahtar Kelimeler: Sıcaklık stresi, süt sığırcılığı, döl verimi, süt verimi.

FertiliteSüt sığırcılığıSüt verimi+1
Hüseyin Üçeş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Oreochromis (Cichlidae) türlerinde sentetik androjen hormonu kullanılarak ve melezleme ile erkek döl elde edilmesi üzerine bir araştırma

34 SUMMARY This study has been carried out to produce monosex ( male) individuals for controlling the over population and increasing the total production. The atudy has been carried out as two part. Hormone treatment which waa the first one was carried out in the time period of 15.8.1991 and 30.5.1991 at Laboratories of Faculty of Fisheries and Fisheries Research Station of Agricultural Faculty. In this part, newly hatched larvae of Q. aureus which were smaller than 11 mm were used. They were stocked as 55 individuals in 10 aquarium ( 62x30x30 cm) and fed hormone treated feed in different concentration ( 0, 20, 25, 30, 35, 40, 45, 50, 55, 60, 65 mg hormone /kg feed). The androgen hormone used this part was a domestic product called sustanon. This part continued 45 days. Second part of the study was carried out in the time period of 1.5.1992 and 15.11.1992. In this part, 0. aureus males and females were crossed with 0. ni lot icus males and females. Hybrids produced by these ways were stocked with two replication each containing 50 individuals in concentrate tanks. The results and conclusions of this study can be summarize as follows: 1. In the first part, during the first 45 days of the research, high mortalities changing from 69 % to 83.6% were observed in some groups, in which the reasons were unknown. For this reason, statistical analysis were not done. But, this hormone were concluded as being unsuitable for this aim. But, it is also a reality that androgens are very effective for eex reversing. 2. In the second part, male 0. aureus and female fi- ni loticus were crossed and 93% of male fry obtained as a result. It is an expected result. It waa concluded that 0. aureus and 0. ni loticus are prominent species for producing35 male tilapia fry. 3. Two groups which ons of them obtained by crossing male 0. aureus with female 0. ni loticus, another one female 0_. aureus with male 0. ni lot i cue were compared in terms of growth as length and body weight and first group were found significantly different ( P< 0.05). It wae concluded that, all male tilapia should be used for commercial fish culture. 4. It is known fact that crossing in between two species does not give the same results all times. Because, the biological mechanisms of the sexuality are under effects uf many controlling factors such as the differences of species and varaities, enviroment etc. These mechanisms of this phenomenon should be investigated in detail for more success in this subject.

CichlidaeCichlidaeErkekler+6
Tülay Altun
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00

Related subjects