Economic geography

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yüksekova (Hakkari) ilçesinde jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişki

Nüfus artışına paralel olarak artan tüketim oranı, doğadaki kaynakların da hızla tüketilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da doğada sınırlı bulunan kaynakların tüketiminde sürdürülebilirlik ilkesini gözetmeyi zorunlu hale getirmektedir. Nitekim artan nüfus ve gelişen teknoloji, üretim-tüketim kalıplarını da değiştirmektedir. Buna bağlı olarak insan-doğa ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Doğal alanların kullanımı ile birlikte arazi kullanımında yaşanan değişimler, etkin bir arazi kullanım planlamasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu noktada bahsi geçen arazi kullanımı kavramı, kişilerin gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla doğaya yönelmelerini ve doğal kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmalarını ifade etmektedir. Bu tez çalışması Hakkâri iline bağlı Yüksekova ilçesindeki jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişkinin belirlenmesini konu edinmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ise Yüksekova ilçesinin fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini detaylı bir şekilde saptayarak bu özelliklerin arazi kullanımı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmada nitel (doküman inceleme) ve nicel (CBS analizleri) verilerden yararlanılarak karma yöntem kullanılmıştır. Yüksekova ilçesindeki arazi kullanımına büyük ölçüde fiziki şartların etkilediğini görmektedir. İnceleme sahasının merkezinde bulunan ovanın bulunduğu alan morfolojik özellikler bakımından daha sade bir topoğrafya oluştururken, ovanın etrafı oldukça dağlık ve engebelidir. Çalışma sahasının jeomorfolojik durumuna bağlı olarak nüfus, yerleşme, tarım, sanayi, ticaret, hayvancılık faaliyetleri ağırlıklı olarak iç kesimlerde buna karşılık madencilik, ormancılık gibi faaliyetler ise güney kesimlerde yayılış göstermiştir. Kuzey kesimlerinde ise topoğrafyanın elverişsizliği beşeri ve ekonomik faaliyetleri sınırlandırmıştır.

Ekonomik coğrafyaFiziki coğrafya
Cemal Şimşek
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.

Ekonomik coğrafyaHayvancılıkHayvancılık+5
Numan Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İktisadi kalkınmada coğrafyanın rolü

Bu çalışmanın amacı iktisadi kalkınmada coğrafyanın rolünün ne olduğunu belirlemeye çalışmaktır. Coğrafi özelliklerinden dolayı nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ülkelerin, akarsu ve nehir kaynaklarına sahip ülkelerin, göreli daha soğuk iklim koşullarına sahip ülkelerin iktisadi olarak daha kalkınmış olup olmadığını sorgulamak bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışmada temel önkoşullar nüfus yoğunluğu, iklim, nehir ve akarsu gibi taşıma avantajları sağlayan coğrafi özelliklerin, iktisadi kalkınmada önemli bir etken olduğu varsayımına dayanmaktadır. Nüfus yoğunluğunun yüksek olması, birlikte yaşama pratiklerini artırırken aynı zamanda yenilikçi düşüncelerin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Bu durum iktisadi kalkınmada pozitif etki meydana getirmektedir. Benzer şekilde akarsu ve nehir kaynaklarının fazla olması, ülke içi ve ülke dışı ucuz taşıma maliyetleri açısından avantaj sağlamaktadır. Bu durum da ulaşım avantajları sağlayarak iktisadi kalkınmaya pozitif etki etmektedir. Ayrıca iklimin insan doğası ve davranışları üzerinde etkili olduğuna ilişkin tezlere dayanarak da sıcaklığın iktisadi kalkınma üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Çalışmada, coğrafya ve kalkınma arasındaki bu ilişkileri incelemek üzere panel veri analizi yapılmıştır.

Coğrafi özelliklerCoğrafyaEkonomik coğrafya+3
Muhamed Sabri Doğan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hocalar ilçesinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

İnceleme sahası olarak Afyonkarahisar ili Hocalar ilçesinin seçildiği bu çalışmada sahanın beşeri ve ekonomik coğrafya özellikleri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma konumuzu oluşturan Hocalar ilçesi Ege Bölgesinin İç Batı Anadolu Bölümünde yer almaktadır.Hocalar ilçesi Afyonkarahisar il merkezine 100 km uzaklıktadır. İl merkezinin güneybatısında kurulmuş olup; güneyinde Denizli'nin Çivril ilçesi, doğusunda Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesi, kuzeydoğusunda Afyonkarahisar'ın Sinanpaşa ilçesi, güneybatısında Uşak'ın Sivaslı ilçesi, kuzeybatısında Uşak'ın Banaz ilçesi ile çevrilidir.Hocalar ilçesi yönetim açısından 1990 yılına kadar Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesine bağlı kalmıştır. 20.05.1990 tarihinde 20523 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3644 sayılı kanun ile ilçe statüsü kazanmış, 21.08.1991 tarihinde ilçe olmuştur.Hocalar ilçesinin yüzölçümü 524 km²'dir. İdari bakımdan ilçe merkezine bağlı 1'i kasaba, 14'ü köy yerleşmesi olmak üzere toplam 15 yerleşim birimi bulunmaktadır. Hocalar ilçe merkezinde 3 mahalle bulunmaktadır. Köyler toplu dokulu olmakla beraber, Yeşilhisar Kasabası önceleri toplu dokulu iken günümüzde vadi boyunca uzanmıştır. 2009 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre Hocalar ilçe merkezi nüfusu 2317 kişi, kır nüfusu 8974 kişi, sahanın toplam nüfusu 11291 kişidir.Hocalar'ın denizden ortalama yüksekliği 1090 m'dir. İlçe sınırları dâhilinden Hamam Çayına dökülen Gömü Deresi geçmektedir. Sahadaki bazı dereler ise Yeşilhisar kasabasından geçerek batıya doğru yönelir ve Banaz Çayı'na dökülürler.Hocalar'ın temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Hocalar İlçe merkezi olduktan sonra hizmet sektöründe gelişme yaşanmıştır. Sanayi sitesi bulunmamakla beraber tamirci atölyeleri konutların zemin katında faaliyet göstermektedir.Anahtar kelimeler: Nüfus, İklim, Tarım, Eğitim, Hocalar, Göç

Afyonkarahisar-HocalarBeşeri coğrafyaCoğrafi özellikler+1
Hüseyin Tunca
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Bu eserde İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde yer alan Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) idari sınırları dâhilindeki sahanın Beşeri ve Ekonomik Coğrafya özellikleri araştırılmıştır. Toplam 2.682 km² yüzölçümüne sahip bu alandaki nüfus ve yerleşme sayısı XIX ve XX. yüzyıllarda Osmanlı'nın kontrol ve himayesinden çıkan Kırım, Kafkasya ve Balkanlar'dan yapılan göçlerle artmıştır. Bu artış da gerek kırsal ve gerekse kentsel alanda ekonomik açıdan hızla kalkınmayı sağlamıştır. Coğrafi konumu nedeniyle 1892'de İstanbul demiryolunun geçmesi ve ardından da Cer Atölyesi'nin kurulmasıyla Eskişehir kenti, ticaret ve sanayi açısından hareketlenmeye başlamıştır. Cumhuriyet devrinde uçak bakım, şeker, tuğla-kiremit, basma, çimento, bisküvi gibi sanayi yatırımları ile daha da gelişerek ülkenin en gelişmiş kentlerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu hızlı gelişme; gecekondulaşma, çarpık kentleşme yeşil alanların tahribi ve trafik tıkanıklığı gibi birtakım olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. Kentteki hızlı büyüme ve gelişmeye karşın kırsal kesimde ise tarımda makineleşme, miras yoluyla toprakların bölünmesi, işsizlik, daha iyi yaşam isteği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanamaması gibi nedenlerle daha çok şehre yapılan göçlerle nüfus sürekli azalmaktadır. 6 Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası'nın getirdiği ekstra yaptırımlar nedeniyle 1950'den itibaren sürekli kan kaybeden kırsal nüfusun yakın gelecekte daha da gerilemesi beklenmektedir. Her şeye rağmen bugün ülkenin önemli bir ticaret, eğitim, sanayi ve tarımsal üretim alanlarından biri olan sahanın gelecekte daha da gelişmeye aday bir yer olduğunu söylemek mümkündür. Ancak beşeri ve ekonomik coğrafya açısından tespit edilen birtakım sorunlara karşı alınacak tedbirler, hem inceleme alanının daha da gelişmesine, hem de ülke kaynaklarının yerinde kullanılmasına katkı sağlayacaktır. İşte bu çalışmada da sahanın mevcut durumunun coğrafi metodolojiye uygun bir şekilde tespiti amaçlanmıştır. Çalışma, beşeri faaliyetlerin fiziki coğrafya şartlarından bağımsız olamayacağı düşüncesinden hareketle, doğal çevre özellikleri üzerine inşa edilmiştir. Buna göre üç bölümden oluşan çalışmanın I. Bölüm'ünde Doğal Çevre Özellikleri, II. Bölüm'ünde Beşeri Coğrafya Özellikleri, III. Bölüm'ünde ise Ekonomik Coğrafya Özellikleri irdelenmiştir. Son olarak da karşılaşılan sorunlar ve alınması gereken önlemlere Sonuç ve Öneriler kısmında değinilerek araştırma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Eskişehir, Odunpazarı, Tepebaşı

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerEkonomik coğrafya+2
Hüseyin Şahbaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gediz ilçesinin ekonomik coğrafyası

Gediz İlçesi; Kütahya İlinin 91 km. güney batısında, İç Anadolu ile Batı Anadolu arasında bir geçit üzerindedir. Coğrafi olarak ilçe yüksek dalgalı bir plato üzerinde kurulmuştur. İlçenin en önemli yer şekilleri "Murat Dağı ve Şaphane Dağı" olarak bilinmektedir. İlçenin kuzeyinde Hisarcık ve Emet, Güneyinde Uşak ve Banaz bulunmaktadır. İlçenin doğusunda Çavdarhisar, Aslanapa ile Altıntaş yer almakta, batısında ise Şaphane ile Simav yer almaktadır. Gediz ilçesi coğrafi olarak Gediz çevresine göre daha alçak düzeyde olduğu için iklim çevreye göre daha ılımlı bir karakter göstermekte olup, ilçe Akdeniz ve karasal iklim arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Genel olarak ilçe alanının büyük bir kesimi dağlık gür ve geniş ormanlarla kaplıdır. Gediz' de ilk yerleşim yaklaşık M.Ö. 1000-700 yıllarında başlamış olup, ilçenin ilk sakinleri Frigyalılar olarak bilinmektedir. Gediz İlçesinin Ekonomik Coğrafyası, başlıklı bu çalışma; "Gediz İlçesinin doğal ve beşeri özelliklerinin İlçedeki sosyal ve ekonomik yapı üzerindeki etkilerini coğrafi bakımdan irdelemeye" yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda geçmişten günümüze bölgede doğa-insan etkileşiminin nasıl geliştiği, nüfus ve yerleşmenin ne şekilde dağıldığı ve bu dağılıma sebep olan nedenler araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada kırsal ve kentsel yerleşim yerlerindeki sorunları incelenmeye ve bu sorunlara çözüm yolları aranmaya çalışılmıştır. İlçe merkezi ve çevresinde yer alan yerleşim yerlerindeki farklı dağılım ve nüfus hareketleri ve demografik özellikler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ilçenin arızalı yer şekillerine sahip olması, dağlık alanların ve engebeli arazilerin çok olması nedeniyle bu arazilerin daha rasyonel ve verimli nasıl kullanılması gerektiği araştırılarak, bu bağlamda tarımsal alanlar için hangi faaliyetlerin daha uygun olacağı konusunda fikirler geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmaya yönelik olarak öncelikle araştırma sahasındaki beşeri faaliyetler üzerinde etkili olan doğal ortamlar incelenmiş, daha sonra araştırma sahasındaki nüfus artış ve azalışları, yerleşme çeşitleri ve ekonomik faaliyetleri etkileyen diğer sebepler irdelenmiş ve elde edilen bu bulgular araştırmamıza dahil edilmiştir. Bu bağlamda araştırmamızın hedeflerine ulaşılabilmesi için araştırma sahası ziyaret edilerek, araştırma sahasında bulunan kişi ve kurumlarla görüşmeler yapılarak sorunların kaynağı belirlenmeye çalışılmıştır. Görüşme ve mülakatlar sonucu elde edilen bilgiler literatürle ilişkilendirilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca "YÖK Ulusal Tez Merkezi, Üniversite ve Şehir Kütüphanesinde" araştırma yapılarak konu ile ilgili kütüphane katalogları taranmış ve araştırma sahası ile ilgili olan veriler çalışma kapsamında değerlendirilmiştir.

Coğrafi özelliklerEkonomiEkonomik coğrafya+2
Ali Ulutürk
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Emet (Kütahya) ilçe merkezinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Araştırma sahası olan Emet ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü sınırları içerisinde yer almaktadır. İdari yönetim biçimi ilçe merkezi şeklindedir. İlçe merkezinin ortalama yükselti değeri 896 m. kadardır. 2020 yılında, ilçe merkezi nüfusu, 11362 kişiden oluşuyordu. Nüfusun eğitim düzeyi oldukça iyi durumdadır. Sahada 2015-2020 yılları arasında belirgin göç hareketleri yaşanmıştır. Özellikle büyükşehirlere doğru yönelim söz konusudur. İlçe merkezi eski bir yerleşim alanıdır. Bu nedenle tarihi çağlar boyunca farklı isimlerle nitelendirilmiştir. Konut tipleri son yıllarda çağdaşlaşma eğilimi göstermektedir. Bunlardan bazıları, sivil mimari özelliği gösteren eski tip meskenlerdir. İlçe merkezi, Kütahya İli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararıyla 2014 yılında 'sit alanı' olarak belirlenmiştir. İlçe merkezinde, tarımsal faaliyetler ve hayvancılık pek yaygın olmamakla birlikte daha çok küçükbaş hayvan yetiştiriciliği tercih edilmektedir. Tarım ürünleri olarak arpa ve buğday üretimi yaygındır. Ulaşım, sadece karayolu kullanılarak gerçekleşmektedir. İlçe otogarından, belirli saatlerde Gediz, Tavşanlı ve Kütahya iline dolmuş ve otobüs seferleri düzenlenmektedir. Turizm faaliyetleri genel olarak termal turizm olarak işlevsellik kazanmıştır. Konaklama hizmeti veren apart, pansiyon, otel niteliği taşıyan tesisler mevcuttur. İlçe merkezi yakınında bor madenine ait rezerv sahaları bulunmaktadır. Halen söz konusu madenin işletmesi Eti Maden tarafından yapılmaktadır. Burada yaşayan nüfus için maden işletmesi eskiden beri önemli bir geçim kaynağı durumundadır.

Beşeri coğrafyaCoğrafyaEkonomik coğrafya+1
Sami Cerit
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni ekonomik coğrafya yaklaşımında beşeri sermayenin bölgesel ekonomik büyümeye etkisi: Ampirik bir analiz

Yeni Ekonomik Coğrafya, bölgeler arası iktisadi farkları açıklarken mekânsal özellikleri de göz önünde bulunduran ve artan getiri ekonomileri ile eksik rekabet koşullarını da analize dahil ederek ekonomik yığılmaların nedenlerini tespit etmeye çalışan bir disiplindir. 1990'lı yılların başında Krugman öncülüğünde literatüre girmiş bu kavram, özellikle 2000'li yılların başlarında etki alanını arttırmış ve 2009 Dünya Kalkınma Raporu'nun ana konusu olmuştur. Bununla birlikte, değişen üretim süreçlerinde emek faktörünün rolünün sadece kas gücünden arınması ve bilgi, yetenek ve birikimlerini üretime dönüştürme kabiliyetinin ön plana çıkmasıyla beraber, beşeri sermaye konusu da literatürdeki etki alanını git gide arttırmaktadır. Bu kapsamda, tezin konusunu Yeni Ekonomik Coğrafya çerçevesinde, beşeri sermayenin bölgelerin büyümesi üzerindeki etkisi oluşturmaktadır. Tezde, Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması'na göre Düzey 2 bölgeleri olarak tanımlanmış 26 alt bölgeye dair 2007-2015 yıl aralığını kapsayan bir veri seti kullanılmıştır. Veriler, TÜİK bölgesel veri kaynağından temin edilmiştir. Söz konusu inceleme panel veri yöntemi kullanılarak tamamlanmıştır. Tezin ilk bölümünde, Yeni Ekonomik Coğrafya Teorisi tanıtılmış ve bu teoriyi temel alan çeşitli coğrafya modellerine yer verilmiştir. İkinci bölümde beşeri sermaye kavramından ve Dünya Bankası tarafından hazırlanan Beşeri Sermaye Endeksi'nden bahsedilmiştir. Ampirik analizin yer aldığı üçüncü bölümde, Türkiye Düzey 2 bölgeleri için GSYH değerlerini etkileyen değişkenler belirlenmeye çalışılmıştır. Buna göre, GSYH ile lise mezunu oranı, kentleşme oranı ve ücretler genel seviyesi ile anlamlı ve pozitif ilişki içerisinde, işsizlik oranı ve dummy değişkeni olarak kullanılan yaşam endeksi ile anlamlı ve negatif ilişki içerisinde olduğu görülmüştür.

Beşeri sermayeBölgesel kalkınmaEkonomi politikaları+2
Ayça Gizem Ballı
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Urla'da (İzmir) ikinci konutların turizm coğrafyası yaklaşımıyla değerlendirilmesi

İkinci konutların etkileri, mekânsal dağılışları, uluslararası boyutu ve turizmde değerlendirilmesi farklı bilim dallarının araştırma konusu olmuştur. Coğrafyacıların da son dönemlerde konuyla ilgili çalışmaları mevcuttur. Bu araştırma, ikinci konutların sayıca fazla olduğu, günümüzde ise fonksiyonel ve mekânsal birtakım değişmelerin yaşandığı İzmir'in Urla ilçesinde gerçekleştirilmiştir. İzmir'in batısında, Ege Bölgesi'nin en büyük yarımadası olan Urla Yarımadası'nın ise merkezinde yer alan Urla, İzmir'in 30 ilçesinden biridir. İzmir kent merkezine 35 km. uzaklıktaki ilçenin doğusunda Güzelbahçe ve Seferihisar, batısında Çeşme, kuzeybatısında Karaburun ilçeleri, kuzeyinde ve güneyinde ise Ege Denizi yer alır. Urla'nın nüfusu 2015 yılı itibariyle 60.750 kişidir. İzmir'in ilçeleri arasında nüfus büyüklüğü bakımından 19. sıradadır. Araştırma, Urla'da ikinci konutların gelişimi ve coğrafi dağılışı, ikinci konut yer seçiminde Urla'nın tercih edilmesinin nedenleri, ikinci konutların ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri, kullanım durumları ve turizmde değerlendirilmesinde ikinci konut sahiplerinin düşünceleri konularına odaklanmaktadır. Nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı araştırmanın ilk aşamasında 220 ikinci konut sahibine 35 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Ardından, 15 katılımcı ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Nitel veri toplama aşamasında, konutlarını turizmde değerlendirmek isteyen ve istemeyen konut sahiplerinin motivasyonlarını öğrenmek amaçlanmıştır. Bazı sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla (Airbnb ve Couchsurfing) konutlarını ziyaretçilerin kullanımına açmış olan kişiler de görüşmelere dâhil edilmiştir. Anketlerin analizi, ilgili istatistik programları aracılığıyla gerçekleştirilirken, görüşmelerden elde edilen yanıtlara içerik analizi yapılmıştır. Bulgular ile ilgili betimsel tablolar ve grafikler hazırlanarak, faktör analizi, ki-kare testi (X²) ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. İlgili analizlerin yapılmasının sebebi çeşitli değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı ilişkilerin ve farklılaşmaların olup olmadığını açıklamaktır. Ankete katılanların büyük çoğunluğu (189 kişi) İzmir'de yaşamaktadır. Urla'nın tercih edilmesine ilişkin yapılan faktör analizi sonucunda, Urla'nın doğal çekicilikleri, fiziki yakınlık, sosyal ve ekonomik faktörler başlıkları altında değerlendirebileceğimiz 3 temel faktör ortaya çıkmıştır. Katılımcıların yarısına yakını (%43,5), ikinci konutlarına 16 yıl ve daha fazla süredir sahiptir ve katılımcıların yarıdan fazlası (%66,7) yıl boyunca 4-6 ay süreyle ikinci konutlarını kullandıklarını belirtmiştir. Konutlarını 3 aydan az kullanan katılımcıların oranı ise %25,1 olarak belirlenmiştir. Haziran (%91,9), Temmuz (%98,1) ve Ağustos (%96,7) ayları ikinci konutların en çok kullanıldığı aylardır. İkinci konutlarını kullanmadıkları dönemde turizmde değerlendirmek isteyenlerin sayısı 32 (%14,8)'dir. İkinci konutların Urla'ya etkileri konusunda, ekonomik konular (Urla Belediyesi'ne gelir kaynağı olması, yerel halka istihdam sağlaması, yerel ürünlere talebin artması) olumlu etkiler olarak öne çıkarken, tarım alanlarının daralması, doğal bitki örtüsünün zarar görmesi ve kalabalıklaşma olumsuz etkiler olarak katılımcıların odaklandığı problemler olmuştur. Görüşmeler sonucunda, "konutumu turistlerin kullanıma açmak isterim" yanıtını veren katılımcıların en temel motivasyonları yeni insanlar ve yeni kültürler tanımak, yeni arkadaşlıklar ve dostluklar edinmek, bunları yaparken Urla'yı ve İzmir'i, o kentte yaşayan ve bölgenin kültürünü yakından bilen insanlar tarafından tanıtmaktır. Konutlarını turizme açma fikrine olumsuz yanıt veren katılımcıların temel gerekçeleri evimiz paylaşım için uygun değil, bize zor yetiyor ve eşyalarımı başkalarının kullanması beni rahatsız eder düşüncesi olmuştur.

Beşeri coğrafyaEkonomik coğrafyaTurizm coğrafyası+2
Volkan Zoğal
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kütahya kentinin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişiminde Dumlupınar Üniversitesinin etkileri

Kökeni 12. yüzyıl Orta Çağ Avrupası'na dayanan üniversite kurumu 1800'lü yıllara gelindiğinde farklı bir bağlama oturmuştur. Kabaca söylemek gerekirse 1200-1800 yılları arasında eğitim fonksiyonu ön plana çıkan üniversite, bu dönemden itibaren araştırma misyonu bağlamında ele alınmaya başlanmıştır. Ulusların modernleşme macerası içinde önemli bir kurum olan üniversite, her ülkede farklı bir hikâyenin parçası olmuştur. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında kalkınma probleminin gündeme gelmesi ile üniversite, kalkınma stratejilerinin bir aracı haline dönüşmeye başlamıştır. Bu bağlamda 1970 sonrasında, üniversitenin sosyal ve ekonomik etkileri ile ilgili çalışmaların sayısında artış yaşanmıştır. Türkiye'de ise 1990'lı yıllarda üniversitenin çevresine olan etkileri ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Son 20 yılda kalkınma çabası içindeki küçük ve orta ölçekli kentlere üniversite kurulması ile yapılan çalışmaların sayısı da artmıştır. Söz konusu çalışmalarda genellikle üniversitenin harcama ve istihdam gibi etkilerine odaklanılmıştır. Ancak üniversite, bulunduğu kentteki ulaşım, demografik yapı, konut piyasası ve zamansal gelişim gibi birçok unsur üzerinde etkilidir. Bu çalışmanın temel amacı Dumlupınar Üniversitesi'nin, harcama ve istihdama ek olarak Kütahya'daki diğer mekânsal bileşenler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Öğrenci ve personelin büyük çoğunluğunun Kütahya kent merkezinde bulunduğu için çalışmanın mekânsal ölçeği Kütahya kent merkezi olarak belirlenmiştir. Yapılan alan çalışması ve toplanan verilerin değerlendirilmesi sonucunda 1992 yılında kurulan Dumlupınar Üniversitesi'nin Kütahya'da önemli bir harcama kaynağı ve işveren durumunda olduğu anlaşılmıştır. 2015 yılında Dumlupınar Üniversitesi, öğrenci ve personelinin oluşturduğu doğrudan ve dolaylı harcama miktarı yoluyla yaklaşık 330 milyon TL'dir (115.790.000$). İstihdam anlamında ise 1.754'ü doğrudan, 3.890'ı dolaylı olmak üzere toplam 5.644 kişiye istihdam sağlamıştır. Üniversitenin Kütahya'da bulunması kentin iç göç yapısında değişimler yaratmıştır. Öğrenci personel ve bunlara bağlı olarak Kütahya'ya göç etmiş kişi sayısı ise 42.743 olarak hesaplanmıştır. Bu rakamın büyük çoğunluğu 18-24 yaş arası öğrencilerden oluşmaktadır. Bu durum kentteki demografik yapıda değişimler yaratmıştır. Öğrenci ve personelin kentteki varlığı dolayısıyla kentin konut piyasasında niceliksel ve niteliksel değişimler yaşanmıştır. Yeni mahallelerin ortaya çıkması ile beraber kent yatay olarak gelişirken aynı zamanda az odalı ve küçük metrekareli konutların sayısında artış yaşanmıştır. Kütahya'ya göç eden öğrenci ve personel şehir içi ve şehirler arası sistemini de etkilemiştir. Şehir içi ulaşımda otobüs ve güzergâh sayısı üniversiteye bağlı olarak artarken şehirler arası ulaşımda yolcu sayısının artışına paralel Varan, Kamil Koç, Metro gibi otobüs firmaları da Kütahya'da şube açmıştır. Birçok Anadolu kentinin temel problemi olan sosyal ve kültürel aktivite eksikliği konusunda da üniversitenin Kütahya'da bulunması bu alandaki açığı kapatmada önemli bir faktördür. Sonuç olarak orta ölçekli bir kent olan Kütahya'da üniversitenin kurulması ile beraber birçok kentsel unsurda gelişmeler yaşanmıştır.

Beşeri coğrafyaDumlupınar ÜniversitesiEkonomik coğrafya+6
Mehmet Ali Toprak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The interplay of the global and the local: The socio-economic development of the towel and bathrobe cluster of Denizli

This study scrutinizes the main socio-economic factors that facilitated the development of the towel and bathrobe sector in the western Anatolian city Denizli. The city experienced a great volume of economic development in accordance with the global trends after 1980. Since then, its efforts to adapt to the changes in the international market through export-orientation have resulted in success. In facilitating this adaptation, the city has drawn upon its local historical and social characteristics, and a certain pool of production know-how that has come to accumulated in the region for more than two thousand years. In that sense, it emerges as a successful example of a region which industrialized rapidly and strongly around its indigenous textile industry, and by specializing in a certain branch, with the help of the cluster model of economic development. To this end, the city developed its textile sector around a local capital aiming at industrialization for export through a production motivated by buyer-driven networks. The city achieved this success through an effective strategy by clustering, in addition to adopting strong measures of local competitiveness in the global economy. This analysis of the cultural and socio-economic factors of Denizli from a political economy perspective helps to achieve several objectives with respect to the social science literature: first of all, it conducts an investigation into the contemporary political economy of Turkey. Second, it clarifies some of the manifestations of the intersections between local and global economic processes in the context of modern global capitalism.

BathrobeDenizliEconomic integration+7
Gizem Kezban Çakmak
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

İstanbul metropolünün çeperinde bir uydu sanayi kasabasının doğuşu ve gelişimi: Çerkezköy

This study examines the transformation process of Çerkezköy, a small town in Tekirdağ province, into an industrial city from the 1970s to the present day as a result of the decentralization of the manufacturing industry in İstanbul. In the study, why Istanbul industry chose Çerkezköy for settlement and how the industrial zone and urban space developed is explained by examining the spatial strategies of the state institutions, the industrialists, and the local actors. The theoretical framework of the study was formed by using two different literatures: First, that of industrial decentralization and second, that of local entrepreneurialism. The main body of the data used in the study is comprised of news and articles from local newspaper archives, documents from The Çerkezköy Industrialists? Association archive, and information obtained from in-depth interviews. As the result of the study, it was found that local initiatives developed by different actors in different periods have played a determining role in Çerkezköy?s becoming one of the biggest industrial zones in Turkey. These local initiatives, backing the support of the central state authorities, have led to rapid industrialization and urban growth in the district. Within this period, while the industrial corporations, the headquarters of which are generally located in Istanbul, were making profits, the peasants who were dispossessed by those industrialists, the workers, most of whom left their hometowns and settled down in Çerkezköy, and also all the living things that were exposed to the intense environmental pollution have paid the heavy cost for the industrial and urban growth.

Economic historyEconomic geographyIndustrial geography+7
Muzaffer Kaya
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The economic landscape of Bagratid Armenia and foundations of Byzantium's Eastward expansion (949-1045)

The Armenian Bagratid Kingdom operated as a prominent political, religious, and economic force in Eastern Anatolia between 884 and 1045. This thesis, focusing on the aforementioned period, is structured into two main sections. The first section investigates the sources of the region's prosperity by focusing on the Bagratid Kingdom, other Armenian principalities, and Arab emirates. Topics covered include the economic geography, topographical features, natural resources, production, and commercial routes and centers used for exports. The second section examines Byzantine expansion eastward, beginning with the capture of the city of Theodosiopolis in 949 and continuing through the annexations of Taron, Tayk, Vaspurakan, and Ani. It also seeks to answer the question of whether there was an economic motive behind Byzantine expansion. Even though the economic and commercial potential to exploit was not the primary factor, internal rebellions during Basil II's reign had significantly weakened central authority and impacted the empire economically. The primary rationale behind the annexation of Armenian territories and the resettlement of Armenians into the interior of Anatolia was to balance the power of local aristocratic families. This policy probably aimed to indirectly prevent potential future aristocratic rebellions and to indirectly mitigate economic strain on the empire that would be caused by such rebellions. Considering the circumstances before 1071, such actions should be evaluated as a politically prudent and beneficial move for the Byzantine Empire in terms of cost-benefit analysis.

Military historyEconomic geographyOld Age history+1
Hakan Berke Erkan
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Küme oluşum ve gelişim sürecinde belirleyiciler: İstanbul mobilya sektörü örneği

Kümelenme yaklaşımı, temeli 1900'lu yıllara Marshall'ın yığılma ekonomilerine dayanan, 1990'lı yıllarda ise, M. Porter tarafından popülarize edilen, ulusal, bölgesel ve yerel rekabetçiliği arttıran bir kalkınma aracıdır. Değişen küresel örgütlenme, ekonomik kalkınma için kamu odaklı geleneksel yaklaşımlar yerine yerel avantajlar ve tüm aktörlerin katılımını ve işbirliğini ön plana çıkartan araçları gerekli kılmaktadır. Literatürde yöntemsel ve öncelikle rekabet avantajı yüksek kümelerin seçilmesine yönelik eleştirilere karşın, kümelerin başarı hikâyelerinin yaygınlaşması ve ulusal politikaların içine adapte edilebilir esnek yapısı, karar vericiler için kümelenmeyi tercih edilen bir araç haline getirmektedir. Sektörlerin bilişsel ve teknolojik altyapıları geliştirilerek yapısal dönüşümün sağlanması, bölgesel eşitsizliklerin dengelenmesi ve kent makroformunun reorganizasyonu, kümelenmenin yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde kullanım amaçlarını oluşturmaktadır. Kümelenme, kamu politikaları tarafından stratejik olarak kullanılan bir araç olsa da kümeler mekân ve sektörün içsel dinamiklerini kullanarak kendiliğinden gelişen/oluşan yapılanmalardır. Bu nedenle mevcut sektörel yığılmalar kümelerin geliştirilmesi için önemli bir potansiyele sahiptir. Nitekim yığılmaları ve kümeleri ayrıştıran unsur tüm aktörler arası kuvvetli ilişkiler ve stratejik işbirlikleridir. Bu tezin amacı; yığılmaların kümelere dönüşüm sürecinde, mekânsal yakınlığın yanısıra, işbirliği ve yenilikçiliği öne çıkartan bir araç olan kümelenmenin gelişiminde mekân, aktör ve ilişkilerin belirleyiciliğinin araştırılmasıdır. Küme kavramının tanımından yola çıkılarak kümelerin içsel dinamikleri incelenmiştir. Özellikle ulusal literatürde sınırlı olan mikro düzeydeki kümelenme çalışmalarına ve geleneksel üretim sektörleri ağırlıklı İstanbul sanayinin dönüşüm sürecine katkı sağlaması amaçlanmıştır. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde konu ve tez çalışma yöntemi genel hatları ile tanıtılmıştır. İkinci bölümde; kümelerin oluşumu ve gelişimi geniş bir perspektifle ele alınarak yığılma ekonomilerinden kümelenmeye geçiş ve bu süreçteki kuramsal yaklaşımlar, kümelenmenin belirleyicileri ve mekânsal düzeylere göre etkilerini kapsayan kuramsal arka plan aktarılmıştır. Üçüncü bölümde dünya örnekleri ve Türkiye'de kümelenme politikaları incelenmiştir. Dördüncü bölüm; örnek alan çalışmasının çerçevesi ve yönteminin ardından bulguların tartışıldığı bölümdür. Sonuç ve önerilerin anlatıldığı beşinci bölümde, örnek alan bulgularının kuramsal çerçeve ışığında yorumlanarak, Dudullu mobilya kümesinde mekân-aktör ve ilişkilere bağlı belirleyicileri ortaya konmaktadır. Dudullu mobilya kümesinin ilişkilerinin kuvvetlendirilmesi ve eksik aktörlerin tamamlanmasına yönelik öneriler, İstanbul'un gelişim öngörülerine paralel olarak geliştirilmiştir. Aktörlerle derinlemesine görüşmeler ve anket yöntemi ile bilgi toplanan tezde Dudullu mobilya kümesinde üretimi olan farklı ölçeklerdeki firmalar ve lider oyuncular ile görüşülmüştür. İstanbul Sanayi Odası, sektör temsilcisi ve meslek örgütü ile yapılan görüşmeler de yöntemin bir parçasıdır. Bu incelemelerin, metropoliten alanda yer seçen, yerel dinamikleri kullanarak kendiliğinden gelişen, geleneksel üretim kalıplarına sahip ve İstanbul sanayi yapısını temsil eden bir sektör üzerinde yapılması, araştırma sonuçlarının önemini arttırmakta ve küme gelişimi hakkında ipuçlarını oluşturmaktadır. Mekân, aktör ve ilişkilerin etkileşimlerinin farklı boyutlarının ele alındığı tez kapsamında oluşturulan hipotezleri kanıtlamaya yönelik tedarik, fason üretim ve bütünleyici aktör ilişkilerinin mekânsal örüntüsü ve kümenin eksik aktörleri belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; mekânsal yakınlık ile kuvvetlenen ilişkiler, diğer yakınlık türlerinin oluşumunda tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. Yerel ilişkilerin, işbirliğine olanak sağlayan birleştirici yapısının yanısıra, teknoloji aktarımı ve tasarım yaratımında uluslararası ilişkilerin önemi ortaya çıkmaktadır. Farklı mekânsal düzeydeki ilişkiler kümeye sermaye ve bilgi aktarımını sağlamaktadır. Ayrıca mekânsal örüntünün yaygınlaşması ile ilişki kuran firmaların ölçekleri büyümektedir. Dudullu mobilya kümesinin eksik oyuncuları, yenilik yaratımını destekleyen aktörler, kamu ve meslek kuruluşlarıdır. Aktörler arası iletişimin kurulamamış olması gerek Ar-Ge, tasarım gerekse yetenekli işgücünün sektöre geçişini engellemektedir. Tasarım odaklı bir sektör olarak yenilik yaratımı için gerekli kültür ve girişimciliğe sahip bir bölgede yer almasına karşın, firmalar ve yenilik yaratımını destekleyen aktörler arası ilişkilerin zayıf olması kümenin rekabetçiliğini düşürmektedir. Literatürde de küme aktörleri arasında önemi vurgulanan kamu kuruluşları, aktör veya düzenleyici olarak yer almamakta, kümeye özgü yerel kurumsal yaklaşımlar bulunmamaktadır. Firmaların birlikte hareket edebilmesini sağlayan formel işbirliğinin aktörler arasında oluşmaması araştırmanın diğer önemli bulgusudur. Eksik aktör ve ilişkiler işbirliği oluşumunu engellemektedir. Bu sonuçlar kapsamında Dudullu mobilya kümesi için sonraki çalışmalara ışık tutacak öneriler geliştirilmiştir. Tez sonuçları, İstanbul'un KOBİ'lerden oluşan geleneksel imalat ağırlıklı sanayi yapısının dönüşümünde ise, kümelenmeye dayalı kolektif, yenilikçi ve çok aktörlü bir yapının ön plana çıkması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Ulusal ve bölgesel kalkınmanın yanısıra, kent makroformunun reorganizasyonu için birleştirici kurumsal aktörler ve teşvik mekanizmalarının oluşturulması dönüşüm sürecini destekleyecektir.

Ekonomik coğrafyaKümeleme yöntemi
Burcu Müderrisoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of agglomeration economies and their economic impacts in Turkey through the lens of new economic geography approach

The new economic geography approach bringing spatial aspect to the economic analysis has gained importance as a theory based on agglomeration economies and concentration. Determination of agglomeration economies and externalities in regional level provides vital information for developing region-specific policies. The purpose of this study is to analyze the presence of agglomeration economies in Turkish manufacturing industry and their economic effects. The study covers NUTSI and NUTSII level regions of Turkey. The data covering the period between the years 2003- 2008 is obtained from the Annual Business Statistics by TÜ?K (Turkish Statistics Institute) in accordance with NACE Rev. 1.1 classification. As the analysis method, the static panel data analysis method is employed. As a result of the analysis, the types of agglomeration economies and their effects on economic growth are determined both regional level and country-wide for Turkey. The result that localization economies and the Marshallian externalities are powerful all across Turkey is obtained. Additionally, urbanization economies, which appear as the increase of industrial diversity, are observed to have a negative effect on economic growth. Keywords: New Economic Geography, Agglomeration Economics, ManufacturingJEL Codes: C23, L60, R12

EconomyEconomic geographyEconomic effect+3
Gamze Kargın Akkoç
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Neoliberal yönetişim aracı olarak teknoparklar: İTÜ ARIKENT örneği

Processes of neoliberalization in Turkey witness the gradual transformation of the character of university-industry partnerships. The enactment of Technology Development Zones Law in 2001 brought those relations in a whole new level where previously dispersed, irregular, informal practices of commercialization of knowledge and research were collected under a somewhat regulatory framework materialized in the form of technoparks. Therefore, university campuses all around the country started to be occupied by various companies of commercial or academic origins. Moreover, various institutions of the state also found a new field of involvement with higher education. These new conditions not only intensified already complex relations between state institutions, academicians and companies but also further blurred the lines between positions of these actors. Within this novel context of neoliberal governance which is still in the making, this study scrutinizes the contradictions of this system through a case study on İTÜ ARIKENT that was conducted in 2010-2011. Contrary to the larger trend in the related literature which takes these spaces for granted as practical measurable solutions for catching up with the late train of modernity, this study took a critical stance. It employs the historical analysis of neoliberalism in Turkey coupled with the assemblage of various theoretical approaches to explain the positions and interactions of the actors involved. In that regard, ARIKENT was chosen to demonstrate the part of numerous historical and spatial dynamics from different scales coupled with the discussion of the circumstances of her various stakeholders that are entangled into each other in competitive and collaborative modalities.

Science and technology policiesEconomic geographyNeo-liberalism+3
Ziya Batuhan Eper
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Jeoekonomi ve Türkiye'nin jeoekonomisi

Jeoekonomi yeni bir bilim dalı olarak Soğuk Savaş sonrası yeniden biçimlenen devletlerarası ekonomik ve siyasal ilişkileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu bilim ayrıca ulus devletlerin değişen koşullar altında kendilerini yeniden tanımlamalarına ve yeni dünya düzeninde kendilerine yer kapma savaşımına rehberlik etmektedir. Jeoekonomi ulus devletlerin ortaya çıkmasından sonra devletler arası ilişkiler dizgesini ve dış politika uygulamalarını yorumlamayı amaçlayan görüşler evriminin şimdilik son halkasıdır. Yöntem olarak, politikadan çok ekonomiye, teknolojiye ve coğrafyaya önem vermektedir.Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konumu, tarihsel ve kültürel geçmişi ve komşu ülkelerle olan ilişkileri, ona geniş bir coğrafyada ekonomik alan yaratma fırsatı vermektedir. Jeoekonomi de Türkiye'nin ekonomik alan yaratabilmesi ve ekonomik ilişkilerini geliştirebilmesi için uygulanması gereken politika olmalıdır. Bu nedenle jeoekonomiyi bir bilim dalı olarak ele almak ve Türkiye'nin tarihsel coğrafyasını ve bu coğrafyadaki ekonomik ilişkilerini incelemek büyük önem taşımaktadır.Bu araştırmada, öncelikle ?Jeoekonomi? bilimsel açıdan tanımlanmış, Türkiye için önemi belirtilmiş ve uygulanabilir politikalar için bilimsel temeller oluşturmak amacıyla tarihsel jeoekonomik alan incelenmiştir.

Coğrafi özelliklerEkonomik bütünleşmeEkonomik coğrafya+3
Şükrü İnan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
20
DoctorateOpen AccessEN

Mekansal ekonomi üzerine ampirik makaleler

Intra-industry trade (IIT) approach is widely believed to entail low transitional adjustment costs in relative production factors. First chapter of thesis examines labor adjustment costs of EU industries with trade relation of NAFTA on industry-level via the perspective of IIT over 36 months period. Results have shown that high economic performance and dominant free trade approach impact trade blocks positively but a financial turmoil cripples IIT by lowering bilateral trade amounts. Second chapter aims to capture marginal IIT levels of trade of industry sectors in 25 developing countries with 34 developed countries and compare its adjustment costs pattern. Evaluating MIIT patterns in diversifying adjustment costs is main approach for examining the correlation between trade liberalization and adjustment costs. Dual index application with newly introduced graphical resolution, Trade Concentration Space (TCS) are crucial for robust results of developing countries by identifying industries as contracting, neutral and expanding via trade liberalization process. Third chapter focuses on the geographical region determinants as a weight matrix. The main motive is here to move beyond singular two-fold relations and aim to confine the effect of IIT on job turnover while monitoring the rest of relevant variables by using newly introduced weight matrix. A spatial two-stage least squares model (S2SLS) is applied for measuring MIIT relation between regional trade pattern and labor market adjustment costs. In first stage, Euclidean distance spatial model is applied to calculate regional weights in EU-28 and in second stage the distinctive impact of variables have shown in empirical results.

Economic geographyLeast squares methodArticle+2
Mert Gül
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dobrogea (Dobruca - Romanya) Türk yer adlarına toponomik bakış

Yer adlarını yapı, anlam ve köken bakımından açıklamaya çalışan bilim dalına (toponimi/toponomi) yer adları bilimi denir. Yer adları üzerine yapılan araştırmalar, dilbilim, coğrafya, tarih, etnografya, sosyoloji, arkeoloji, ekonomi vb. gibi çok çeşitli alanlarda bilimsel araştırmanın sonuçlarından yararlanır. Bu nedenle, toponimi, farklı disiplinlerin kesiştiği noktada olduğu için bir sınır araştırma alanı olarak görülmelidir. Dobrucanın toponomisi, bu bölgenin tarihinin izlerini taşır. Ortak bir süreklilik arz eden Osmanlı mirasının tek süreklilik arz eden izi olarak kabul edilir. Çalışmamda coğrafi açıdan Dobrucadaki Türkçe yer ismine yaklaştım. Bununla birlikte, yer adları, analiz edilmeden önce belgelenmeleri gerekir. Topografya haritalar başta olmak üzere saha çalışması, arşiv, kütüphane ve belgesel araştırmalar kullanılarak Türk kökenli yer adları tespit edilmiştir.

Beşeri coğrafyaCoğrafi adlarCoğrafi özellikler+5
Mihaela Cıubotarıu
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticaret hacminin gelişiminde rol üstlenen dünyanın başlıca ticaret merkezlerinin geçmişten günümüze değerlendirmesi

Farklı coğrafyalarda farklı doğal kaynaklar, farklı üretim tarzları, farklı arz ve talep özellikleri bulunabilir bu farklılıklar zaman içerisinde üretimde de çeşitliliği doğurmaktadır. Küreselleşme denilen olgunun da etkisiyle dünya ticaretinin zaman içerisinde yaşadığı değişiklik bu birbirinden farklı coğrafyalarda arz ve talep edilen birbirinden farklı mal ve hizmetlerin değişimini sağlamakta yani ekonomik coğrafya, küreselleşme ve dünya ticareti kendilerine has bir sistem oluşturmaktadır.Bu çalışmada, dünya ticaret hacminin zaman içerisinde artışına katkısı olan belli başlı merkezler kronolojik ve coğrafi gelişim dikkate alınarak incelenmiştir. Ayrıca bu merkezler incelenirken küreselleşmenin 21. yüzyılda nasıl kendine has bir ekonomik coğrafya yarattığı ve dünya ticaretinin bu ekonomik coğrafyadan nasıl etkilendiği de göz önünde bulundurulmuştur.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ekonomik coğrafya, küreselleşme ve dış ticaret konuları teorik bağlamda anlatılmıştır. İkinci bölümde dünya ticaretinin doğuşu, gelişimi, bugünkü durumu hakkında açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise tarihteki ticaret yolları ve dünya ticaret hacminin gelişiminde rol üstlenen belli başlı ticaret merkezlerinden bazıları değerlendirilmiştir.Çalışma boyunca karşılaşılan en büyük zorluk, ekonomik coğrafya konusunda Türkçe literatürde çok az sayıda kaynak bulunmuş olmasıdır. Ayrıca ticaret merkezleri incelenirken bunlar hakkında gerekli bilgilere ulaşmak konusunda da kaynak sıkıntısı yaşanmıştır. Yaptığımız çalışmanın daha sonra yapılacak olan çalışmalara yol göstermesi ümidini taşımaktayız.

CoğrafyaEkonomik coğrafyaKüreselleşme+4
Rüya Ataklı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İmalat sanayinde dijital dönüşüm: Gaziantep örneği

İnsanlık tarihinde meydana gelen tüm teknolojik değişimler ve yaşanan tüm sanayi devrimleri toplum, ekonomi ve firmalar üzerinde mutlaka iz bırakmıştır. Artan dijitalleşme ile beraber firmalar, ulusal ve uluslararası piyasada var olabilmek için rekabet stratejilerinde değişikliğe gitmek zorundadırlar. Tüm bunlara ek olarak Endüstri 4.0 ile birlikte gelişen teknolojiler pazar performansı, rekabet stratejisi ve üretimde önemli etkiler sağlamaktadır. Bu araştırmada, Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 4 imalat sektörü (tıbbi cihazların imalatı, tekstil, kimya, makine) Endüstri 4.0 teknolojilerinin kullanımı, farkındalığı, kullanımında karşılaşılan problemler ve faydaların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yapıldığı Gaziantep şehrinde genellikle tekstil sektörüne bağlı olarak kimya ve makine sektörlerinin de geliştiği tespit edilmiştir. Teknolojik değişimle yaratılan devrim, ekonominin her kesiminde özellikle imalat sektöründe yeni üretim biçimlerinin ve araçlarının ortaya çıkmasıyla kendini göstermektedir. Bu teknolojik değişimin izlerini özellikle emek-yoğun sanayinin yoğunlaştığı bir üretim alanında görmek amacıyla bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme metodu kullanılmış ve Gaziantep'te faaliyet gösteren 4 imalat sektöründen (tıbbi cihazların imalatı, tekstil, makine, kimya) yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde Gaziantep imalat sanayisinde tıbbi cihazların imalatı haricinde ciddi manada Endüstri 4.0 teknolojileri kullanımı ile ilgili eksiklikler görülmektedir. Başta finansman ile ilgili problemlerle birlikte birçok problem dijital teknolojilerin kullanımına engel olmaktadır.

Bilgisayar destekli otomasyonEkonomik coğrafyaEndüstri 4.0+6
Ozan Sezen
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cibuti tarımının coğrafi analizi

Cibuti nüfusunun %70'i kentsel alanlarda yaşarken, geri kalan %30'luk kısmı ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ülkede ekilebilir arazinin varlığının az olmasından kaynaklı olarak tarımsal faaliyetler daha çok hayvan otlatıcılığına dayanmaktadır. Kırsalda yaşayan toplulukların ekonomik ihtiyaçlarının ve hayvansal üretim miktarının iyileştirilmesi için suya erişim imkânlarının iyileştirilmesi temel önceliktir. Yeraltı su kaynakları yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Bu durumun avantaja dönüştürülmesi için yetkili birimlerin yüzey suyunu toplamaya daha fazla odaklanması gerekmektedir. Cibuti Cumhuriyeti Devleti'nin mevcut ekilebilir arazisinin yüz ölçümü %1'lik bir orana denk gelmektedir. Tarımsal faaliyetler için kullanılan bu alan yaklaşık 600 hektara denk gelmektedir. Bu sınırlı alanda üretim, ülke nüfusunun ihtiyaçlarının yalnızca %10'unu karşılayabilmektedir. Dolayısıyla Cibuti'nin tarımsal kaynakları sınırlıdır, başta coğrafi koşullar olmak üzere birçok engelleyici faktör bulunmaktadır. Tarım hem gıda güvenliği hem de devletin egemenliği için stratejik bir faaliyet olmasının yanı sıra bir istihdam ve zenginlik kaynağı durumundadır. Küresel ısınmadan dolayı meydana gelen iklim değişikliği ve kuraklıkların bu derece yoğunlaşması, küresel gıda ticaretini ve küresel gıda krizini etkilemektedir. Bu bağlamda Cibuti'nin de tarımını iyileştirmek ve gerçekleşebilecek olan küresel krizler için yiyecek depolamak amacıyla önlemler alması gerekmektedir. Halkının büyük çoğunluğu yoksul olan Cibuti'de muhtemel gıda krizleri için alınacak önlemlerin planlarının hızla yapılması gerekmektedir. Yeni bir salgının ne zaman patlak vereceği, bir sonraki savaşın ne zaman başlayacağı, yeni bir krizin ne zaman ortaya çıkacağı bilinmediğinden, gıda arzını artırmak için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. İnsan yaşamının sona ermesine neden olan kıtlık ve diğer felaketlerin önlenmesi hayati önem taşımaktadır, tarımın tüm yönleriyle gelişmesi bütün bu sorunların önlenmesinde kilit rol oynamaktadır.

Beşeri coğrafyaCibutiCoğrafi özellikler+5
Ayanleh Ayeh Daher
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dünya ekonomisinde bütünleşme ve çok uluslu şirketler ilişkisinin ekonomik coğrafya açısından değerlendirilmesi

1980 sonrasında yaşanan bütünleşme sürecine rağmen, dünya genelinde iktisadi faaliyetlerin giderek daha fazla belirli merkezlerde toplandığı görülmektedir. Dünya ekonomisi merkez ve çevre biçiminde bir yapı sergilemekte ve iktisadi faaliyetler dünya çapında eşit dağılmamaktadır. İktisadi faaliyetlerin belirli bölgelerde yığılması olgusu iktisadi araştırmalarda ekonomik coğrafyayı göz önüne almayı gerekli kılmaktadır. Ekonomik coğrafya temel olarak iktisadi faaliyetin mekânsal dağılımının ne olduğu sorusuyla ilgilenmektedir. Son yıllarda mekânsal konulara artan ilginin temel kaynağı ise Yeni Ekonomik Coğrafya olarak adlandırılan araştırma programıdır. Yeni Ekonomik Coğrafya yaklaşımıyla birlikte mekânsal konular üzerinde kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir. Bunun yanında, ana akım dışında kalan heteredoks coğrafya yaklaşımları da mevcuttur.Bu çalışmanın temel amacı dünya ekonomisinde yaşanan bütünleşme sürecinin mekânsal yansımalarını, süreç içerisinde çokuluslu şirketlerin rolünü ve şirketlerin yerleşim yeri tercihlerini etkileyen faktörleri ekonomik coğrafya yaklaşımlarıyla araştırmaktır. Çalışmamız iki ana bölümden meydana gelmiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan bütünleşme süreçlerinin mekânsal yansımalarını ve çokuluslu şirketlerin son dönemlerde artan rolü ilk bölümün konusunu oluşturmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde, iktisadi faaliyetlerin eşitsiz coğrafi dağılımının nedenleri ve çokuluslu şirketlerin yerleşim yeri tercihlerindeki rolü hem teorik hem de deneysel olarak incelenmiştir. Deneysel analizden elde edilen sonuçlar genel olarak Yeni Ekonomik Coğrafya modelinin çıkarsamalarıyla uyumluluk göstermiştir. Ancak, deneysel tahminlerin farklı bir teorik perspektiften de sorgulanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada kapitalist dünya ekonomisinin her döneminde neyin nasıl üretileceğinin kararının sermayenin birikmek ve yeniden birikmek için gerekli kâr arayışları doğrultusunda gerçekleştiği, 1970 sonrası dönemde ise sermayenin çokuluslu şirketler olarak somutlaştığı ve küreselleşen dünya pazarında üretim kararlarının çokuluslu şirketlerin kâr maksimizasyonu hesapları ve buna yönelik stratejileri çerçevesinde belirlenmekte olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Yeni Ekonomik Coğrafya, Yerel Piyasa Etkisi, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Çokuluslu Şirketler, Mekânsal Düzenleme

BütünleşmeCoğrafyaEkonomi+6
Selim Çakmaklı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Aliağa Çayı Havzasında (Arguvan-Malatya) kır yerleşmelerinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Aliağa Çayı havzası, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde, Malatya ili sınırları içerisinde Arguvan ilçesinde yer almaktadır. Havzanın kuzeyinde Çatalan Dağları, güneyinde Karakaya Baraj Gölü, batısında Yazıhan ve Hekimhan ilçelerine ait yerleşmeler, doğusunda ise Arapgir ilçesi yer almaktadır. Araştırma sahasında ilk nüfus bilgilerine, Osmanlı döneminde rastlanılmıştır. Havza Cumhuriyet sonrası nüfus hareketliliği fazla olan dinamik bir yapı göstermektedir. Bu dinamik nüfus yapısını önce yüksek doğum oranları şekillendirirken, daha sonra ise göçler nüfus seyrini önemli oranlarda değiştirmiştir. Aliağa Çayı havzasında nüfusun gelişimine bakacak olursak; ilk yerleşme bilgilerine 1560 yılında rastlanılmaktadır. Bu dönemde 4 yerleşme bulunurken, nüfus miktarının artmasına bağlı olarak yerleşmeler çoğalmış ve havzada günümüzde 14 yerleşme bulunmaktadır. 1935'den 1970 yılına kadar yüksek doğum oranlarına bağlı olarak nüfus artış gösterirken, 1970 yılından 2000'li yıllara kadar kırdan kente gerçekleşen göç hareketlerinin etkisiyle sürekli olarak bir azalma meydana gelmiştir. 2007 yılından sonra ise değişken özellikler göstermektedir. Havzada ilk yerleşme bilgisi ve yerleşmelerin ne zaman kurulduğu ile ilgili bilgi ve bulguların tarihi milattan önceye dayanmaktadır. İsaköy, Karahüyük ve Morhamam'da elde edilen örneklerde yerleşme tarihinin ilkçağlara dayandığını göstermektedir. Havza sınırı içerisindeki yerleşmeler köy ve köy altı yerleşme birimleri ile ikamet etme süresine göre daimi ve geçici yerleşmelerden oluşmaktadır. Kırsal yerleşme özelliği gösterdiği için, sahanın geçim kaynakları tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. Tarım faaliyetleri arasında kuru tarım metoduyla tahıl tarımı ön plana çıkmaktadır.

Aliağa Çayı HavzasıBeşeri coğrafyaCoğrafi özellikler+7
Fatma Apaydın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects