Physical endurance
62 theses under this subject heading
Havalı tabanca atıcılarında gövde, skapula ve omuz kuşağı kaslarının enduransının performans üzerine etkisi
Havalı tabanca atıcılığı; kapalı atış poligonlarında yapılan, hedef tabelasına hassas ve doğru atış yapılmasını gerektiren olimpik bir spordur. Havalı tabanca atıcısının en temel hedefi yüksek skor elde etmek amacıyla postüral stabilizasyonunu üst düzeye çıkarmak ve korumaktır. Uzun müsabaka periyodu; sporcularda postür ve üst ekstremite kontrolünün sağlanabilmesi için kassal yorgunluğun mümkün olduğunca geç ortaya çıkmasını gerektirmektedir. Bu amaçla çalışmamız, havalı tabanca sporcularının atış performanslarının; gövde, skapula çevresi ve omuz kuşağı kaslarının enduransları ile olan ilişkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışma, 18-45 yaş arasındaki 28 havalı tabanca atıcısı ile gerçekleştirildi. Omuz kuşağı enduransı Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Stabilite Testi ve Üst Ekstremite Y Denge Testi, gövde enduransı Yüzüstü Köprü Testi ve Yan Köprü Endurans Testi, skapular bölgenin enduransı ise Skapular Kas Endurans Testi ile değerlendirildi. Elde edilen veriler doğrultusunda atış performansı ile test parametrelerinin ilişkisi incelendi. Parametrik verilerde ilişkinin incelenmesi için Pearson korelasyon testi, non-parametrik verilerde ise Spearman korelasyon testi kullanıldı. İstatistiksel olarak anlamlı bulunan değişkenlerde lineer regresyon analizi kullanıldı. Dominant ve dominant olmayan taraflar arasındaki farklılıkları incelemek için Paired Sample t-test ve Wilcoxon testi kullanıldı. Çalışmanın sonucunda, atış performansı ile skapular kas endurans testi arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu (p=0,03, r=0,65). Ancak gövde ve omuz kuşağı kas enduransını değerlendiren testler ile atış performansı arasında anlamlı bir ilişki görülmedi (p>0,05). Skapular kas endurans testinin her bir birim artışına karşılık atış skorunun ise 0,375 puan arttığı gözlendi. Elde edilen sonuçlara göre skapular kas enduransının artırılması skapulotorasik eklemi ve glenohumeral eklemi daha stabil hale getireceği için salınımları azaltarak atış performansını artırabilir. Bu sebeple havalı tabanca atıcılarında skapula çevresi kaslara yönelik oluşturulacak egzersiz programlarının sporcuların atış performansına fayda sağlayabileceği düşünülmektedir.
Multipl skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi
Bu çalışmadaki amaç Multipl Skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi değerlendirilerek MS'li bireylerde alt ekstremite duyu değişikliklerinin, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkili olup olmadığını belirlemektir. Dahil edilme kriterlerine uygun Expanded Disability Status Scale (EDSS) puanı 3 ile 5.5 arasında bağımsız yürüyebilen 19'u kadın, 10'u erkek 29 MS'li birey çalışmaya alındı. Parametrelerin değerlendirmesinde; hafif dokunma duyusu için Semmes-Weinstein Monofilament Testi (SWMT), vibrasyon duyusu için 128 Hz diapozon, kas kuvveti için Digital Handheld Dinamamotre (DHD), çekirdek bölge kaslarının endursansı için stabilize edici basınç biofeedback cihazı, statik denge için Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TADT), dinamik denge için Y Denge Testi (YDT), yürüyüş için ayak izi yöntemi, düşme için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) kullanıldı. Hafif dokunma duyusunun sırt ekstansörleri (r=0,378), abdominaller (r=0,416), quadriceps femoris (r=0,382), tibialis anterior (r=0,374) ve tibialis posterior (r=0,496) kasları ile, yürüyüş parametrelerinden adım uzunluğu (r=0,397), çift adım uzunluğu (r=0,377), kadans (r=0,529) ile ve dinamik denge (r=0,442) ile ilişki bulundu (p<0,05). Nondominant ekstremitede ayak arka lateralinin hafif dokunma duyusu ile düşme riski arasında ilişki bulundu (r= -0,386, p<0,05). Dominant ekstremite lateral malleol vibrasyon duyusu ile dinamik denge öne uzanma pozisyonu arasında ilişki bulundu (r= 0,380, p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=0,403) dinamik dengeyi, abdominaller statik (r=0,470) ve dinamik dengeyi (r=0,430) etkilediği bulundu (p<0,05). Alt ekstremitede değerlendirilen kaslar statik [Gluteus maksimus (r=0,522), kalça fleksörleri (r=0,421), hamstring (r=0,473)] ve dinamik dengeyi [Kalça fleksörleri(r=-0,423), quadriceps femoris (r=-0,384)] etkilemektedir (p<0,05). Alt ektremitede değerlendirilen kasların çift adım uzunluğu [Sırt ekstansörleri (r=0,391), gluteus maksimus (r=0,406), hamstring(0,410), kalça fleksörleri (0,371)], yürüyüş hızı [Abdominaller(r=-0,548), kalça fleksörleri(-0,547), gluteus maksimus(-0,660), hamstring (-0,517)], adım genişliği [Hamstring (0,471)] gibi yürüyüş parametrelerini etkilemektedir (p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=-0,420), kalça fleksörleri (r=-0,379), gluteus maksimus (r=-0,447) ve hamstring (r=-0,406) kas kuvvetinin düşme riskini ile ilişkisi vardır (p<0,05). Hafif dokunma ve vibrasyon duyusunun düşme, TADT ve yürüyüşü anlamlı olarak etkilemediği bulundu (p>0,05). Hafif dokunma duyusunun YDT'yi pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulundu (p<0,05). Taban altı duyusunun denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkilerinden dolayı değerlendirilmesi ihmal edilmemeli, fonksiyonel ve günlük yaşam aktivitelerinde daha güvenli hareket edebilmesi için denge probleminin sebebi ve dengeyi olumsuz etkileyen faktörler bilinmeli ve MS'li bireylerin rehabilitasyon programını kombine şekilde planlanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Denge, duyu, Multipl skleroz, yürüyüş.
Farklı formatlarda oynatılan dar alan oyunlarının performans ve psikofizyolojik cevaplar üzerine etkilerinin incelenmesi
Yapılan araştırmada, farklı formatlarda oynatılan dar alan oyunlarının futbolcularda performans ve psikofizyolojik yanıtlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, neden–sonuç ilişkisini ortaya koymaya yönelik olarak iki gruplu ön test–son test yarı deneysel desenle yürütülmüştür. Çalışma grubunu, Ankara Batıkent Kartal Spor Kulübü'nde aktif olarak futbol oynayan 16 erkek sporcu (X̄ yaş = 14,88±0,84 yıl) oluşturmuştur. Katılımcılar, aralıklı (n=8) ve sürekli (n=8) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Uygulama süreci dört hafta boyunca, haftada iki antrenman seansı olacak şekilde toplam sekiz dar alan oyunu oturumundan oluşmuştur. Her hafta bir oturum 2v2, diğeri ise 4v4 dar alan oyunları şeklinde planlanmıştır. Futbolculara uygulama öncesinde ve sonrasında ölçümler yapılmıştır. Değerlendirmeye alınan parametreler arasında ayak reaksiyon süresi, 20 m sürat testi, toplu ve topsuz zigzag testi, RAST testi, Yo-Yo IRT1 testi ve VO₂maks ölçümleri yer almıştır. Bu ölçümlerin analizi için bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Uygulamalar esnasındaysa futbolcuların kalp atım hızları, laktat düzeyleri, algılanan zorluk dereceleri ve fiziksel aktiviteden keyif alma düzeyleri ölçülmüştür. Grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalarda Mixed ANOVA testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre reaksiyon süresi, 20 m sürat testi, topla ve topsuz zigzag testi, RAST testi, VO₂maks ölçümlerinde her iki grupta da anlamlı düzeyde gelişim gözlenmiştir (p<0,05). Ancak gruplar arası karşılaştırmalarda anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Dar alan oyunları sırasında ölçülen ortalama kalp atım hızı, kalp atım hızının maksimal kalp atım hızı yüzdesi, zirve kalp atım hızı, zirve kalp atım hızının maksimal kalp atım hızı yüzdesi, algılanan zorluk derecesi ve laktat değerlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p<0,05). Bulgular hem aralıklı hem de sürekli formatlarda oynatılan dar alan oyunlarının futbolcuların performans gelişimine önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Antrenman planlamalarında kullanılacak dar alan oyun ve formatının, hedeflenen performans bileşenlerine uygun olarak seçilmesinin; sporcuların performans ve psikofizyolojik gelişim süreçlerini optimize etmede önemli bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır.
Statik germe ve köpük silindir egzersizlerinin kassal dayanıklılık üzerine akut etkilerinin incelenmesi
Köpük Silindir ve miyofasyal gevşetme uygulama yöntemleri günümüzde sportif aktiviteler öncesi ısınmalarda ve aktivite sonrasında çokça uygulanan, bu yöntemler geliştirilmeye ve araştırılmaya açık yöntemlerdir. Bu çalışmanın amacı; quadriceps kas grubuna uygulanan statik germe ve köpük silindir uygulamalarının kassal dayanıklılık tekrar performansına olan akut etkilerini incelemektir. Çalışmaya, 18-32 yaş aralığında, 21 gönüllü erkek bireyler katılmıştır. Çalışma çapraz deney desenine göre gerçekleştirilmiştir. Çalışma 4 seansta gerçekleşmiştir. İlk seansta sabah katılımcıların boy, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi ölçümleri gerçekleşmiştir. Daha sonra katılımcılar rastgele olarak 3 gruba ayrılmışlardır; 1. grup statik germe grubu (SG), 2. grup köpük silindir grubu (KS) ve 3. grup kontrol grubudur (KG). Daha sonraki 3 seansta katılımcılar grup değiştirerek çalışmaya devam edilmiştir. Seans değişimlerinde katılımcılara 48 saat dinlenme verilmiştir. Seanslara başlamadan önce katılımcıların 1 tekrar maksimal ağırlıkları belirlenmiştir . Katılımcıların kassal dayanıklılık performansları leg extension makinesinde tekrar testi ile belirlenmiştir. Katılımcılar kassal dayanıklılık testini 1 tekrar maksimal ağırlıklarının %70 şiddeti ile gerçekleştirmişlerdir. Statik germe ve köpük silindir egzersizleri ön test ve son test arasıda 3 set ve her set 30 saniye olacak şekilde uygulanmıştır. Setler arasında katılımcılara 30 saniye dinlenme verilmiştir Katılımcıların ön test ve son testte yapabildikleri en fazla tekrar sayısı istatistiksel analizlerde kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Friedman ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre statik germe uygulaması sonrası tekrar sayılarında anlamlı azalma olduğu (p<0,05), köpük silindir uygulaması sonrasın da ise istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak quadriceps kas grubu üzerine 3 set 30 saniye gerçekleştirilen statik germe egzersizlerinin quadriceps kassal dayanıklılık performansını olumsuz etkilediği ancak köpük silindir egzersizlerinin kassal dayanıklılık performansını olumlu etkilediği bulunmuştur. Bu nedenle kassal dayanıklılık performansı öncesi köpük silindir egzersizlerinin gerçekleştirilmesi önerilebilir.
Elit oryantiring sporcularının müsabaka esnasındaki performans hataları ile NON-invaziv kardiyak aktiviteleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Oryantiring, farklı arazi koşulları içeren haritada konumlanmış hedeflerin en hızlı ve en kısa sürede doğru sıralama ile bulunmasını gerektiren bir doğa sporudur. Oryantiring, sporcunun hedefe ulaşacağı en iyi rotayı bulmaya çalışırken fiziksel ve bilişsel yeterliği gerekli kılan çok yönlü bir dayanıklılık sporudur. Bu gibi sporlar, fiziksel ve zihinsel yüklenmenin kombinasyonu kardiyovasküler yanıtı önemli bir şekilde etkilemektedir. Ancak özellikle Oryantiring sporcularının müsabaka esnasındaki psikofizyolojik durumları ile yapılan performans hataları arasındaki ilişkiyi inceleyen herhangi bir çalışma bilgimiz dahilinde yoktur. Dolayısı ile bu tez çalışmasının amacı, elit oryantiring sporcularının müsabaka esnasında yapılan hata öncesi, esnası ve sonrası kardiyak aktivitelerinin değişip değişmediğini non-invaziv bir yöntem ile araştırmaktır. Çalışmaya, 18-40 yaş aralığında 40 (17 kadın + 23 erkek) elit oryantiring sporcusu gönüllü olarak katıldı. Veriler, Polar H10 göğüs bandı ve Polar V800 nabız monitörü ile yarışma boyunca kaydedildi. Elde edilen veriler, çevrimdışı analizler için Kubios HRV Premium yazılımı ile KAHD değerleri zaman ekseni, frekans ekseni ve doğrusal olmayan eksen olmak üzere toplam 3 eksende değerlendirildi. Çalışmaya katılan sporcuların, kalp atım hızı ve stres indeksi değerlerinde hata esnası ve sonrasında anlamlı farklılık bulundu (p<,05). Ayrıca KAHD'nin r-MSSD ve SDNN değerlerinde, yarışma esnasında yapılan hataların öncesi ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<,05). Veriler varyans analizi ile gruplar arası karşılaştırmalarda cinsiyet değişkenine göre kategorize edildiğinde, KAHD değerlerinden LF/HF, LF, HF ve SD1/SD2 için erkek sporcular lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<,05). Sonuç olarak elit seviyede oryantiring sporu yapan sporcuların müsabaka esnasında yapmış oldukları hatalar bazı psikofizyolojik değişimler oluşturabilir ve bu durumun sporcuların performanslarını etkileyebileceği söylenebilir. Bu doğrultuda cinsiyet değişkeninden elde edilen bulgulara göre özellikle kadın oryantiring sporcularının yapılan hatalardan sonra daha olumsuz etkilendikleri görülmektedir. Oryantiringte performans geliştirmeyi hedefleyen antrenörler, antrenmanları sırasında KAHD'yi izlemenin sporcuların performanslarının hangi bölümlerinde ne gibi psikofizyolojik değişimler yaşadıklarını daha iyi anlamalarına olanak sağlayabilir. Gelecekteki araştırmalar, KAHD çalışmaları gerçekleştirirken sporcuların bireysel farklılıklarını (örn; kişilik, cinsiyet v.b.) dikkate almalıdır.
Kılıç epe ve flöre dallarında üst düzeyde spor yapan bayan ve erkek eskrimcilerin temel biyomotor dayanıklılık ve vücut yağ yüzdelerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı; Üst düzeyde spor yapan bayan ve erkek eskrimcilerin temel biyomotor, dayanıklılık, reaksiyon zamanı ve vücut yağ yüzdelerinin araştırılmasıdır.Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı ve Eskrim Federasyonu tarafından 2010 yılı içersinde düzenlenen Türkiye Şampiyonalarına epe, flöre ve kılıç dallarında katılan yıldız ve genç eskrimciler çalışma evreni olarak belirlendi. 2010 Yılı Nisan ve Mayıs aylarında düzenlenen şampiyonalara katılan Yıldızlar kategorisinde 60'ı yıldız (24 kız, 36 erkek) ve 60'ı genç (34 kız, 26 erkek) olmak üzere 120 sporcu çalışma grubu olarak belirlendi. Çalışmaya gönüllü olarak kılıç dalında 41 (23 kız, 18 erkek), epe dalında 43 (18 kız, 25 erkek) ve flöre dalında 36 (17 kız, 19 erkek) denek gönüllü olarak katıldı. Araştırma kapsamında bayan ve erkek eskrimcilerin temel biyomotor, dayanıklılık, reaksiyon zamanı ve vücut yağ yüzdeleri belirlemeye yönelik ölçümler alındı. Biyomotor testler için deneklerin; 20 metre Koşu, Uzan Eriş Testi, Dinamik çabukluk testi, Sağ- Sol El Kavrama Testi, Dikey Sıçrama, Durarak Uzun Atlama ölçümleri alındı. Deneklerin dayanıklılıklarını belirlemek için shuttle-run testi uygulandı. Sport Expert marka MPS-501 (multi purpose system) aleti ile deneklerin reaksiyon süreleri belirlendi. Deneklerin vücut yağ yüzdelerini belirlemek için Pazu (Biseps), Arka kol (Triseps), Kürek kemiği altı (Sub-Skapula) ve Kalça üstü (Supra-Illiak) bölgelerinden antropometrik ölçümler alındı. Vücut Yağ yüzdelerini hesaplamada Durnin Womersley formülü uygulandı. İstatik yöntem olarak iki grup arasındaki farklılıkları belirlemede ? =0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi, eskrim dalları arasındaki farklılıkları belirlemede tek yönlü varyans analizi, eskrim dalı-cinsiyet-yaş grubuna bağlı farklılıkları belirlemede ise ? =0.05 anlamlılık düzeyinde çift yönlü varyans analizi uygulandı. Varyans testlerinde önemli bulunan farklılıklar için ise ikinci seviye testi olarak Tukey's HSD testi uygulandı.Test sonuçları; Yıldız-Genç, Kız-Erkek ve Eskrim Dalı (Kılıç, Epe, Flöre) faktörlerine bağlı olarak grupların temel biyomotor (P<0.05), dayanıklılık (P<0.05), reaksiyon zamanı (P<0.05)ve vücut yağ yüzdeleri arasında (P<0.05) önemli farklar olduğunu gösterdi.Bu çalışmadan elde edilen bulgular; yaş, cinsiyet ve çalışma süresinin eskrimcilerin temel biyomotor, dayanıklılık, reaksiyon zamanı ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Eskrim, Epe, Flöre, Kılıç, Dayanıklılık, Vücut Yağ Yüzdesi, Reaksiyon Zamanı
10 haftalık antrenmanın ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan öğrencilerin kuvvet, dayanıklılık ve esneklik düzeyleri üzerine etkisinin araştırılması
ÖZETErcan, Ü. 10 Haftalık Antrenmanın İlköğretim Küçükler Kategorisinde Futbol Oynayan Öğrencilerin Kuvvet, Dayanıklılık ve Esneklik Düzeyleri Üzerine Etkisinin Araştırılması, Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi. Kütahya, 2012. Bu çalışmanın amacı; on haftalık çalışmanın ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan 10-12 yaş grubu çocukların şınav, mekik, patlayıcı kuvvetleri, dayanıklılıkları ve esneklikleri üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır.Bu araştırmada Yalova Çınarcık İlçesi Hüdaverdi Aydın İlköğretim Okulu ve ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan 5.ve 6. sınıflarda okuyan 11-12 yaşındaki erkek çocuklar çalışma evreni olarak belirlenmiştir. Örneklem grubu olarak Hüdaverdi Aydın İlköğretim Okulu'nda okuyan 11 ve 12 yaş grubu erkek çocuklar üzerinde uygulanmıştır. Çalışma kapsamında Beden Eğitimi öğretmenlerinden oluşan 3 kişilik ekiple hafta içinde her günde spor salonunda, birinci gün yaş, boy, kilo, uzan, eriş testi, şınav ve mekik ölçümleri, ikinci gün dikey sıçrama ve uzun atlama, üçüncü gün de mekik koşusu ölçümleri alındı. İstatistiksel olarak tekrarlı ölçümler arasında bir fark bulunup bulunmadığını belirlemede ?=0.05 olarak alındı. Tekrarlı ölçümlerde t testi kullanıldı.Test sonuçları boy, şınav, mekik, durarak uzun atlama, mekik koşusu ve esnekliliğe ait tekrarlı ölçümler arasındaki farkın anlamlı olduğunu gösterdi. Dikey sıçrama ve vücut ağırlığı 1. ve 2. ölçümleri arasındaki fark bulunmasına rağmen, bu farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Futbol, Aerobik Kapasite, Dayanıklılık.
Milli plaj voleybolcuların antropometrik özellikleri ile sıçrama kuvveti, çabukluk ve dayanıklılıklarının araştırılması
Bu araştırmada; Milli Plaj Voleybolcuların Antropometrik Özellikleri İle Sıçrama Kuvveti, Çabukluk Ve Dayanıklılıklarının Araştırılması amaçlanmıştır. Milli Plaj Voleybolu takımında oynayanlara ölçüm yapılabilmesi için öncelikli olarak Türkiye Voleybol Federasyonundan izin alındıktan sonra ilgili milli takım antrenörlerinden de izin alınarak ölçümler tamamlanmıştır. Ölçümler 2012-2013 sezonunda değişik bölgelerde kamp yapan milli sporcuların bulundukları yerlerde yapılmıştır. Sporculara çalışma ile ilgili bilgi verilmiş sonrada gönüllü olarak katılmaları talep edilmiştir. Ölçüm aşamasında bazı sporcular ayrılmış bu sporculara ait dereceler değerlendirmeye alınmamıştır. Sporcular hakkında önce demografik bilgiler toplanmıştır. Sonrada ölçüm olarak; Temel Motor Testler, Uzunluk Ölçümleri, Genişlik Ölçümleri, Çevre Ölçümleri ve Vücut Yağ Yüzdelerini hesaplamak için deri kıvrımları ölçülmüştür. İstatistik test olarak kadın ve erkek sporcuların bakılan ölçüm özellikleri bakımından ?=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi uygulanmıştır. Test sonuçları kadın ve erkek sporcuların Temel Motor Test dereceleri (P<0.05), Uzunluk Ölçümleri (P<0.05),, Genişlik Ölçümleri (P<0.05), Çevre Ölçümleri (P<0.05) ve Vücut Yağ Yüzdelerini (P<0.05) arasındaki farkların önemli olduğunu gösterdi. Anahtar Kelimeler: Plaj Voleybolu, Motor Testler, Atropometri.
Sağlık bilimleri öğrencilerinde vücut kitle indeksinin denge, gövde kas enduransı, fonksiyonel mobilite ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi
Dünya sağlık örgütüne göre vücut kitle indeksinin (VKİ) 25 kg/m2'nin üzerinde olması obezite olarak tanımlanmaktadır. Obezite, vücutta aşırı yağ depolanması ile ortaya çıkan, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilen bir enerji metabolizması bozukluğudur. Dünya sağlık örgütü tarafından obezite, vücuttaki yağ miktarının insan sağlığını olumsuz etkileyecek düzeyde artışı olarak tanımlanmaktadır. Obezite; metabolik sendrom, tip 2 diyabet, serebrovasküler hastalık, koroner kalp hastalığı, uyku apne sendromu, gastroözefajiyal reflü hastalığı, safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, immün sistem disfonksiyonu, poliskistik over sendromu, cilt hastalıkları, psiko-sosyal komplikasyonlar, osteoartrit, disk hernisi, kronik sırt ve bel ağrısı gibi çeşitli vücut sistemlerini ilgilendiren hastalıklarla ilişkili bulunmakta ve bu hastalıklara yol açabilmektedir. Bu çalışma sağlık bilimleri öğrencilerinde vücut kitle indeksinin denge, gövde kas enduransı, fonksiyonel mobilite ve fiziksel aktivite düzeyine etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitim görmekte olan 53'ü kadın (%72,6) ve 20'si erkek (%27,4) olmak üzere toplam 73 üniversite öğrencisi katıldı. Katılımcılar demografik bilgileri kaydedildikten sonra VKİ değerlerine göre zayıf, normal kilolu, hafif kilolu ve obez olarak dört gruba ayrıldı. Çalışmaya katılan tüm öğrencilere, denge değerlendirmesi için Biodex Balance System cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testleri, gövde ekstansör ve fleksör kas enduranslarını değerlendirmek için sırasıyla Biering-Sorensen testi ve Kraus-Weber testi uygulandı. Çalışmaya katılan tüm öğrencilerin fonksiyonel mobiliteleri 5 kez otur kalk ve 10 sn, 30 sn, 60 sn süreli otur kalk testleri ile, fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi – Kısa Form (IPAQ-kısa form) ile değerlendirildi. İstatistiksel analizlerin uygulanmasında IBM SPSS Statistics 26 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Tüm gruplara ait veri gruplarının normal dağılım özellikleri Shapiro-Wilk testi ile incelendi. Normal dağılım gösteren verilerin karşılaştırılmasında One Way Anova testi kullanıldı ve anlamlı fark bulunan değişkenler için farkın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmede post hoc test olarak Tukey HSD testi kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen verilerin karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis testi kullanıldı ve anlamlı fark bulunan değişkenlerin hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla dört grup için ikişer karşılaştırmalar şeklinde Mann Whitney U testi kullanıldı. Hem Tukey HSD testinde hem de Mann Whitney U testinde p değeri için bonferroni düzeltmesi uygulandı ve 6 farklı ikili karşılaştırma olmasından dolayı anlamlılık değeri 0,0083 olarak kabul edildi. Postural stabilite testi, stabilite limitleri testi ve dengenin duyusal entegrasyonu testi sonuçları bakımından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05) ve tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile postural stabilite testi, stabilite limitleri testi ve dengenin duyusal entegrasyonu testi sonuçları arasında anlamlı korelasyon görülmedi (p>0,05). Gövde kas enduransı testlerinin sonuçlarına göre obez grubun, zayıf ve normal kilolu gruplara kıyasla hem gövde ekstansör kas enduransı hem de gövde fleksör kas enduransının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0,001; p<0,001; p=0,002; p=0,003) ve tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile Biering-Sorensen testi ve Kraus-Weber testi skorları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon bulundu (r=-0,477 p<0,001; r=-0,487 p<0,001). 5 kez otur kalk testi ve 10 sn, 30 sn ve 60 sn süreli otur kalk testleri sonuçları bakımından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05) ve tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile 5 kez otur kalk testi ve 10 sn, 30 sn ve 60 sn süreli otur kalk testleri sonuçları arasında anlamlı korelasyon görülmedi (p>0,05). IPAQ-kısa form'a ait yürüme aktivitesi, orta şiddetli fiziksel aktivite, şiddetli fiziksel aktivite ve total skor değişkenlerine ait sonuçlarda gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). IPAQ-kısa form'a ait oturma (sedanter süre) değişkeni bakımından normal kilolu ve obez grupların, zayıf gruba kıyasla sedanter olarak daha fazla süre geçirdikleri görüldü (p=0,004; p=0,004). Tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile IPAQ-kısa form'a ait yürüme, orta şiddetli fiziksel aktivite ve total skor değişkenleri arasında anlamlı korelasyon görülmezken (p>0,05), VKİ değerleri ile şiddetli fiziksel aktivite değişkeni arasında pozitif yönde zayıf düzeyde, oturma (sedanter süre) değişkeni arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon bulundu (r=0,272 p=0,028; r=0,411 p=0,001). Çalışmamızın sonucunda, sağlık bilimleri öğrencilerinde vücut kitle indeksi değeri fazla olan obez grubun, zayıf ve normal kilolu gruba kıyasla gövde ekstansör ve gövde fleksör kas enduransı test skorlarının daha düşük olduğu ve VKİ değerleri ile gövde ekstansör ve gövde fleksör kas enduransı arasında negatif yönde bir ilişki olduğu gösterildi. Obez ve normal kilolu grupların zayıf gruba kıyasla sedanter olarak daha fazla süre geçirdikleri ve VKİ değerleri ile IPAQ-kısa form'a ait şiddetli fiziksel aktivite ve sedanter süre arasında pozitif yönde ilişki olduğu gösterildi. Denge, fonksiyonel mobilite ve fiziksel aktivite düzeyleri bakımından gruplar arasında anlamlı fark olmadığı gösterildi. Vücut kitle indeksi değerleri ile denge, fonksiyonel mobilite ve IPAQ'a ait yürüme aktivitesi, orta şiddetli fiziksel aktivite ve total skor değişkenleri arasında anlamlı ilişki olmadığı gösterildi.
Sağlıklı genç bireylerde gövde bölgesi kas kuvveti ve dayanıklılığının fonksiyonel parametrelerle ilişkisinin incelenmesi
"Core" bölgesindeki kasların kuvvetinin ve enduransının düşük olması, omurganın pasif yapıları üzerinde aşırı bir fizyolojik strese neden olmakta ve bu durum da vücudun diğer yapıları boyunca ağrı oluşturabilmekte ve fonksiyonel performansı azaltabilmektedir. Bu çalışmanın amacı genç bireylerde "core" kasları kuvvetinin ve enduransının fonksiyonel parametrelerle ilişkisinin incelenmesidir. Gövde bölgesi kas kuvveti ve enduransının fonksiyonel parametrelerle ilişkisinin incelenmesi amacıyla çalışmaya yaş ortalaması 21,04±1,691 yıl olan 123 sağlıklı genç birey dahil edilmiştir. Çalışmada bireylerin demografik bilgileri, "core" kasları endurans ve kuvvet değerlendirmeleri, performansı değerlendiren fonksiyonel parametreler, duygu durumu, yaşam kalitesi, fiziksel aktivite düzeyi kaydedilmiştir. "Core" kasları kuvvet değerlendirmesi için modifiye push-ups testi, sit-ups testi kullanıldı. "Core" bölgesi endurans değerlendirmeleri için lateral köprü testi, Sorenson testi, gövde fleksörleri endurans testleri kullanıldı. Performansı inceleyen fonksiyonel parametrelerin değerlendirmesi için otur uzan testi, M.Quadriceps Femoris esneklik testi, dikey sıçrama testi, bilateral çömelme (Squat) testi, basamak inme testi, tek bacak üzerinde öne zıplama testi kullanılmışltır. Duygu durumu Beck Depresyon Anketi ile yaşam kalitesi Kısa Form 36 (SF 36) ile fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ile değerlendirilmiştir. İstatiksel analiz sonucunda "core" kuvvet testlerinden modifiye push-ups testinin esneklik testleri hariç performans testleri ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür (r=0,188-0,508 p<0,05). "Core"endurans testlerinin performans testlerinden dikey sıçrama testi, bilateral çömelme (Squat) testi, basamak inme testi ile pozitif yönde anlamlı olarak ilişkili olduğu görülmüştür (r=0,166-0,385 p<0,05). "Core" enduransı ve yaşam kalitesi arasında bir ilişki görülmezken "core" kuvvet testi olan modifiye push-ups testi ile yaşam kalitesi arasında pozitif yönde anlamlı zayıf bir ilişki bulunmuştur (r=0,183-0,250 p<0,05). "Core" bölgesi endurans testleri ve modifiye push-ups testi ile fiziksel aktivite arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,257-0,324 p<0,05). Çalışmamızın sonucunda "core" kaslarının kuvvet ve enduransı fonksiyonel parametreler arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Fonksiyonel parametrelerin artırılmasında "core" kaslarının kuvvet ve enduransına yönelik egzersizlerin göz önüne alınması gerektiğini düşünmekteyiz.
Engelli bireylere bakım verenlerde algılanan bakım verme yükü ve fonksiyonellik parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, engelli bireylere bakım verenlerin bakım verme yüklerini fizyoterapi ve rehabilitasyona özgü değerlendirme yöntemleriyle incelemektir. Çalışmamız gözlemsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Çalışmamızda T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Kırşehir ili Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezinde kalmakta olan engelli bireylere bakım veren bakım personelleri değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan çalışmada olguların sosyo-demografik bilgileri kaydedilmiştir, esneklikleri Otur-Uzan testi ile, enduransları Sorensen Testi (ST) ve Yan Lateral Köprü Testi (YLKT) ile, kas kuvvetleri el dinamometresi ile, sağlıkla ilgili yaşam kaliteleri Nottingham Sağlık Profili (NSP) ölçeği ile, depresyon düzeyleri BECK Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile, algılanan bakım verme yükü Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ) ile, mesleki doyumları Minnesota İş Doyumu Ölçeği (MİDÖ) ile, ağrıları Visüel Ağrı Skalası (VAS) ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya 70 bakım veren birey dâhil edilmiştir. Bunlardan 25'i kadın 45'i erkektir. Bakım veren bireyler haftalık 40 ile 56 saat arasında hizmet vermektedirler. Bakım verenlerin tamamının günlük hizmet verdiği engelli sayısı 12'dir. Çalışma kapsamında bakım verme yükü ile kas kuvveti, medeni durum, eğitim yılı, MİDÖ arasında yapılan istatistiksel analiz sonucunda anlamlı ilişkilerin çıkmadığı görülmüştür (p>0.05). Cinsiyet ile kas kuvveti, ST, YLKT, NSP ve VAS arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Yaş ile VAS arasında pozitif yönde anlamlı derecede korelasyon olduğu görülmüştür (p<0.05). Bakım veren bireylerin bakım verme yılı ile VAS arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir (p<0.05). Kas kuvveti ile NSP ve VAS arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur (p<0.05). NSP ile BDÖ ve BVYÖ arasında pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). BDÖ ile MİDÖ arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulunmuşken, BDÖ ile VAS arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Bu bulgular doğrultusunda, bakım verme yüküne etki eden pek çok parametre olduğu, kişinin fiziksel kapasitesinin algılanan yüke etki ettiği sonucuna varılmıştır.
Profesyonel futbolcularda aerobik dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, profesyonel futbolcularda aerobik dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkisini incelemek için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, tarama ve bağıntısal olarak 2019-2020 Türkiye profesyonel futbol sezonu için Temmuz-Ağustos 2019 tarihlerinde hazırlık kampında olan 391 profesyonel futbolcu ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, saha testi olan Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Tesi Seviye-1 ve Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ile toplanmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS 22 paket programı ile, verilerin normallik testi Kolmogorov Smirnov ile, bağımsız örneklemleri t testi ile veriler arasındak ilişki Pearson Korelasyon Testi ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan profesyonel futbolculardan süper ligde oynayanların, MaxVO2 ortalamaları ve zihinsel dayanıklılık ortalamalarının 1. lig, 2. lig ve 3. ligde oynayan futbolculara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan tüm futbolcuların mevkilere göre dağılımında, merkez orta saha oyuncularının MaxVO2 ortalamalarının ve zihinsel dayanıklılık ortalamalarının diğer mevkilere göre yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, profesyonel futbolcularda aerobik dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu, MaxVO2 düzeyi arttıkça zihinsel dayanıklılık durumunun da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Aerobik dayanıklılık, MaxVO2, Profesyonel futbolcu, Zihinsel dayanıklılık.
Futbolda sınırlı alan oyun antrenmanları ile azaltım antrenmanlarının maç performansı ve fizyolojik parametreler üzerine etkisi
Amaç: Futbolda 7 haftalık hazırlık döneminde uygulanacak olan anaerobik eşik şiddetinde oyun antrenmanları sonrası, 1 haftalık taper (azaltım) antrenmanlarının futbolcuların aerobik dayanıklılık seviyeleri ve katettikleri koşu mesafeleri incelenmektedir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde okuyan yaşları (ort 22±2 yıl) olan amatör liglerde futbol oynamış, henüz aktif futbol oynamayan 25 futbolcu katılmıştır. Sakatlık, antrenman takipsizliği ve kendi isteğiyle bırakma gibi nedenlerden dolayı bu çalışma 15 sporcuyla tamamlanmıştır. Çalışmaya katılan gönüllüler, 1 sezon kadar futbola ara vermiş, en az 5 yıl futbol oynamış futbolculardan seçildi. Çalışmanın başında anaerobik eşik ve futbola özgü dayanıklılık testleri yapılmıştır. 1 hafta ön hazırlık, 7 hafta aşırı antrenman, 2 hafta azaltım antrenmanı olmak üzere 9 haftalık antrenman programı uygulanmıştır. 7 haftalık antrenman yükleri hesaplanmış ve antrenman yükleri giderek artan şekilde dizayn edilmiştir. Azaltım antrenman döneminde antrenman yükleri, antrenman şiddeti düşürülmeden kapsam azaltılarak uygulanıştır. Bu antrenman döneminde aşırı antrenman dönemi öncesi, aşırı yüklenme sonrası ve azaltım antrenmanı sonrasında futbol maçı oynatılmış hem teknik beceriler hem de müsabaka koşu mesafeleri analiz edilmiştir. Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre aşırı antrenman dönemi sonrasında uygulanan azaltım antrenmanları sonrasında düşük ve orta şiddette koşu hızlarında ve total kat edilen mesafelerde, futbola özgü dayanıklılık (Yo-yo Aralıklı Toparlanma Level 1Testi) seviyelerinde bir artış olduğu gözlenmiştir. Sonuçlar: Yüksek şiddette antrenmanlar sonrası azaltım antrenmanı uygulaması teknik becerilerde ve koşu mesafeleri yanısıra futbola özgü dayanıklılık seviyelerinde artışa sebep olmaktadır. Bu veriler futbolda azaltım antrenman uygulamasının antrenörler için hem performans artışı hem de sürantrenmanın riskinin önlenmesi açısından önemli bir yöntem olabileceğini gösterir. Anahtar kelimeler: Azaltım Antrenmanı, Futbola Özgü Dayanıklılık, Sınırlı Alanda Oyun Antrenmanı, Hızlanma, Yavaşlama.
Kistik fibrozisli hastalarda üst ekstremite kas kuvveti ile fonksiyonel kapasite, kassal endurans ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki
Kistik Fibrozisli Hastalarda Üst Ekstremite Kas Kuvveti ile Fonksiyonel Kapasite, Kassal Endurans ve Yaşam kalitesi Arasındaki İlişki. Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2017. Bu çalışma, kistik fibrozisli hastalarda üst ekstremite kas kuvveti ile fonksiyonel kapasite, kassal endurans ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi araştırmak için yapıldı. Çalışmaya 15'i kız 14'ü erkek, 6 yaş ve üzerinde olan toplam 29 hasta katıldı. Bireyler üst ekstremite kas kuvveti, solunum fonksiyon testi, kassal endurans, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi yönünden değerlendirildi. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında; omuz abdüktörleri kas kuvveti ile kassal endurans arasında orta şiddette ilişki (r: 0,462 p<0,05), biceps kas kuvveti ile kassal endurans arasında orta şiddette ilişki (r:0,402 p<0,05), el kavrama kuvveti (sol) ile kassal endurans arasında hafif şiddette ilişki (r: 0,381 p<0,05), el kavrama kuvveti (sağ) ile kassal endurans arasında orta şiddette ilişki (r:0,456 p<0,05) olduğu saptandı. Biceps kas kuvvetinin FEV1(%) ,FVC(%) ve PEF(L) değerleri ile hafif şiddetli bir ilişkisi (r1:0,388 r2:0,398 r3:0,392 p<0,05) olduğu ve diğer kas kuvvetleriyle bir ilişkisi olmadığı tespit edildi. Yaşam kalitesinin yeme bozukluğu bölümü puanı ile biceps kas kuvveti arasında hafif şiddetli bir ilişki olduğu (r:0,381 p<0,05), üst ekstremite kas kuvveti ile 6 dakika yürüme testi yüzdesi arasında ilişki olmadığı tespit edildi (p>0,05). Sonuç olarak, kistik fibrozisli hastalarda üst ekstremite kas kuvvetinin azaldığı ve fizyoterapistlerin kuvvetlendirme eğitimi verirken üst ekstremite kas kuvvetini de dikkate alması gerektiği bununda akciğer fonksiyonları ve yaşam kalitesini etkileyeceği görüşündeyiz.
Futbolda lig sıralamasına göre antrenman yüklerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, 2017-2018 sezonunda 11 hafta boyunca lig şampiyonu ve lig sonuncu olan takımların haftalık içsel ve dışsal yüklerini karşılaştırmak ve bu takımların benzer pozisyonlarında oynayan oyuncuların antrenman yüklerini değerlendirmektir.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 2017-2018 sezonunda Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Spor Toto Gelişim Elit U19 Liginde müsabakalara katılan Altınordu ve Manisaspor futbol takımları katılmıştır. Bu çalışmadaki katılımcı sayısı, 10 oyuncu Altınordudan ve 10 oyuncu Manisaspordan olmak üzere toplamda 20 futbolcudur. Çalışmadaki oyuncular pozisyonlarına göre 8 savunma, 6 orta saha, 6 forvet olarak sınıflandırılmıştır. Kaleciler çalışmaya dahil edilmemişlerdir. Çalışma öncesinde antropometrik ve YIRT 1 testi yapılmıştır. İçsel ve dışsal yüklere ait veriler ligin 2. yarısının son 11 haftası boyunca toplanmıştır. İçsel yük hesaplama metodu olan RPE ile Sportif Kulüp Yönetimi isimli telefon aplikasyonu kullanarak her bir antrenman veya müsabaka için hesaplama yapılmıştır. Haftalık içsel yükler, günlük antrenman yüklerinin toplamıyla elde edilmiştir. Dışsal antrenman yükü, oynanan her resmi müsabakada GPS birimleri kullanılarak gerçekleştirilen orta, yüksek ve sprint şiddetli koşu mesafelerinin toplamı değerlendirilmiştir.Bulgular: İstatistiksel analiz sonuçlarına göre Altınordulu oyuncuların YIRT1 testi performansı, haftalık ortalama RPE, resmi müsabakalardaki ortalama orta, yüksek ve sprint şiddetli koşu mesafeleri toplamı, antrenman monotonluğu ve savunma, orta saha ve hücum oyuncularının antrenman yükleri Manisasporlu oyuncularla karşılaştırıldığında anlamlı bir şekilde daha yüksektir (p<0,05). Ayrıca Altınordulu oyuncuların vücut yağ yüzdesinin Manisasporlu oyunculardan istatistiksel olarak anlamlı daha düşük olduğu bulunmuştur (p<0,05).Sonuçlar: RPE ve GPS, antrenman yükü takibinde etkili yöntemlerdir. Ligte başarılı olan takımların içsel ve dışsal yükleri başarısız takımlardan daha yüksektir.Anahtar Kelimeler: Futbol, Antrenman Yükü, İçsel Yük, Dışsal Yük, RPE, GPS, Orta, Yüksek ve Sprint Şiddetli Koşu Mesafesi, Lig Sıralaması, Futbola Özgü Dayanıklılık.
Sporcularda kas yaralanma sıklığının MLCK geni ile ilişkisi
Amaç: Bu çalışma, sportif aktiviteler sırasında gerçekleşen kas yaralanması sıklığında, bireylerin genetik yapılarının etkileri incelendi. Bu amaçla, kasılma mekanizmasında etkili MLCK genindeki polimorfizmler ile kişilerin kas yaralanma geçmişi verilerinin incelenmesi hedeflendi. Sık kas hasarı yaşayan sporcuların, belirli bir genetik profili varsa, antrenman stratejilerinin ona göre düzenlenmesi konusunda literatüre katkı sağlanması amaçlandı. Gereç ve yöntem: Bu çalışmaya 18-65 yaş arası, en az iki yıllık antrenman geçmişi olan, 30 kadın 67 erkek olmak üzere 97 gönüllü sporcu katıldı. Gen analizleri için kan örneği alınarak, kas yaralanma sıklığı anketi uygulandı. Katılımcılar, bir sezonda ve tüm spor hayatı boyunca sık/az kas yaralanması yaşayanlar, güç sporu yapanlar ve dayanıklılık sporu yapanlar olarak gruplandırıldı. Analizler sonucunda belirlenen genotipler ile gruplar arasındaki ilişkilere bakıldı. Bulgular: Bu çalışmada C37885A gen bölgesi için, CC genotipine sahip güç sporcularının bir sezondaki kas hasarı yaşama sıklığı, AA ve TT genotipine göre anlamlı derecede daha az bulundu. Aynı gruptaki AA genotipine sahip sporcularda ise sakatlık sıklığının diğerlerine oranla daha fazla olduğu görüldü. Sonuçlar: Bu çalışma farklı genotiplerin, kişilerin kas hasarı sıklığındaki etkisini ortaya koymada öncü bir çalışma olmuştur. Sık kas yaralanması açısından CC aleline sahip sporcuların daha avantajlı, AA aleline sahip sporcuların daha dezavantajlı olduğu söylenebilir. Antrenörler, bu bulgular ile sporcularının genetik özelliklerine bakarak, spor yaralanmalarından korunma stratejilerinin geliştirebilirler. Anahtar kelimeler: MLCK geni, dayanıklılık, güç, kas yaralanma sıklığı, spor.
Futbolda maç içerisindeki bir takım performans parametreleri ile yüklenme göstergelerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı; futbolda antrenman yükü belirlemek için kullanılan dört mmol/L laktat koşu hızına sabitlenmiş anaerobik eşik(DMLKHSAE), üç mmol/L laktat seviyesine denk gelen koşu hızı(ÜMLSKH) ve Yo-Yo Toparlanma Testi Seviye 1 den Regresyon ile elde edilen maksimal aerobik hız(YOYO1RMAH) parametrelerinin, maç içerisinde kat edilen toplam relatif mesafe(MKETRM), yüksek şiddette kat edilen relatif mesafe(YŞKERM) ve maç içerisindeki maksimal sprint hızı(MMSH) parametreleri ile olan ilişkisinin belirlenmesidir. Bununla birlikte YOYO1RMAH ile Yo-Yo Toparlanma Seviye 1 Testinden son hız ile kestirilen MAH hesabı(YOYOMAH) parametreleri arasındaki ilişkinin de incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya Türkiye 1. Futbol liginde oynayan 19 gönüllü futbolcu katılmıştır. Futbolculara Yo-Yo Dayanıklılık Seviye 1 Testi ve Modifiye Mekik Testi yapılmış ve ardından takip eden 5 hazırlık maçı boyunca verileri GPS sistemiyle kaydedilmiştir. Elde edilen veriler Sperman Korelasyon Testi ile incelenmiştir. Bulgular: YOYO1RMAH parametresi ile MYŞKERM parametresi arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur(r=0,74-p<0,05). Bununla birlikte DMLKHSAE verisi ile MKETRM parametresi arasında istatistiksel olarak orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edilirken, ÜMLSKH verisi ile istatistiksel olarak yüksek anlamlı ilişki tespit edilmiştir(r=0,69-p<0,05/r=0,72-p<0,05). Son olarak YOYO1RMAH parametresi ile YOYOMAH parametresi arasında çok yüksek anlamlı ilişki tespit edilmiştir(r=0,92-p<0,05). Diğer verilerde her hangi bir anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Sonuç: Bu çalışmanın sonunda dayanıklılık periyotlamasında MKETRM açısından gelişmesi gereken futbolcuları submaksimal göstergelerle, YŞKERM açısından gelişmesi gereken futbolcuların ise maksimal aerobik koşu hızı parametresi ile antrene edilmesi gerekliliğin söylenebileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Sabitlenmiş Anaerobik Eşik Seviyesi, Maksimal Aerobik Koşu Hızı, Futbol, Yo-Yo Dayanıklılık Testi Seviye 1
12-13 yaş grubu futbolcular için uygun saha ölçülerinin araştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, 12-13 yaş grubu futbolcuların maç sırasında kat ettikleri mesafeler, kalp atım frekansları ve beceri değişimlerine göre uygun saha ölçülerinin araştırılarak, bu yaş grubu futbolcular için uygun saha boyutlarının belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, İzmir U-13 liginde futbol oynayan toplam 40 erkek futbolcu katıldı. Futbol yaşı (3.651.31), boy (1579.68 cm), kilo (46.418.46 kg). Çalışmadaki müsabakalar aynı oyunculardan kurulu takımlar ile karşılıklı olarak ilk önce büyük boyutlardaki sahada (105x68 m), ikinci olarak orta boyutlardaki sahada (91x56 m), son olarak da küçük boyutlardaki sahada (73x46 m) 3 müsabaka şeklinde oynandı. Maç sırasındaki kalp atım frekansları ve koşu mesafeleri uydu konumlandırma (GPS) sistemi ile belirlendi. Teknik becerilerin analizi bilgisayarlı maç analiz yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan futbolcuların kalp atım frekansı ortalamalarının saha değişkenine göre grup ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır (F=1,078; p=0,344). Büyük boyut saha, orta boyut saha ve küçük boyut saha ilk yarı ile ikinci yarı arasındaki farklar sırası ile, 178±8/174±9, 177±8/176±8, 175±10/173±10 KA/dk dır. Koşu mesafesi analizi sonucunda büyük boyut sahadaki KMT (Kat edilen mesafe toplamı) 6767,2±542,4m, orta boyut sahadaki KMT 6217,5±515,2m den yüksek bulunmuştur. Büyük boyut sahadaki KMT, küçük boyut sahadaki KMT 5816,5±513,8m den yüksek bulunmuştur. İlk yarı ve ikinci yarı toplam koşu mesafeleri yüzde olarak aldığımızda büyük boyut sahada, ilk yarı ile ikinci yarı arasında %8,48 düşüş, orta boyut sahada %4,63 düşüş ve küçük boyut sahada % 4,28 düşüş görülmüştür. Toplam olumlu teknik beceri sayılarına baktığımızda, araştırmaya katılan futbolcuların TOTBS ( Toplam Olumlu Teknik Başarı Sayısı ) ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (F=4,205; p=0,017). Büyük boyut sahadaki TOTBS 52±42 , küçük sahadaki TOTBS 34±22 den yüksek bulunmuştur. Orta boyut sahada TOTBS 36±22 ile küçük boyut saha ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. ). Büyük boyut sahada maçın ikinci yarısında TOTBS %26,6 düşmüştür. Orta boyut sahada maçın ikinci yarısı TOTBS %20 düşüş göstermiştir. Küçük boyut sahada maçın ikinci yarısı TOTBS %38 düşmüştür. Sonuç: Genel olarak bu çalışmadaki sonuçlar, Türkiye'deki 12-13 yaş çocukların büyük boyut sahada futbol maçı oynamaları yorgunluk belirtileri olan, maçın ikinci yarısındaki fizyolojik düşüşler ve teknik becerideki düşüş yüzdesi çocuklarda büyük boyut sahada, orta boyut ve küçük boyut sahaya göre daha fazla yorulur hipotezini desteklemektedir. Çocuk futbolcuların büyük boyut sahada maç oynamaları fizyolojik ve teknik becerinde ikinci yarıda ilk yarıya oranla büyük düşüş göstermektedir. Saha ölçüsünün küçültülmesi bu düşüş oranını azaltmaktadır. Saha ölçüsünün daha da küçültülmesi futbolun taktik anlayışını bozmaktadır. Anahtar Kelimeler : Futbol, futbol sahası, kalp atımı, koşu mesafesi, teknik beceri.
Dört farklı yüzme tekniğinin solunum kas kuvveti, dayanıklılığı ve yorgunluğuna akut etkileri
Çalışmanın amacı dört farklı yüzme stilinin solunum kas kuvvetine, yorgunluğuna ve dayanıklılığına akut etkilerini belirlemektir. Bu amaç ile 18 genç müsabık yüzücü çalışmaya denek olarak dahil edilmiştir. Yüzücülere öncelikle yüzme performansı sergilenmeyen bir kontrol uygulaması uygulanmış ve bu uygulamadan başlangıç değerleri tespit edilmiştir. Kontrol uygulaması ardından randomize olarak (uygulama kartı çekerek) dört farklı (serbest, sırt üstü, kelebek, kurbağalama) yüzme stili 50 mt sprint şeklinde uygulanarak uygulama sonrasında solunum kas kuvveti, yorgunluğu ve dayanıklılığı parametrelerini elde etmek için ölçümler yapılmıştır. Elde edilen veriler Repeated Measures One Way ANOVA testi ve LSD düzeltmesi ile analiz edilmiştir. Dört farklı yüzme stilinin uygulandığı yüzme performansının solunum kas kuvvetini ve dayanıklılığını azalttığı, solunum kas yorgunluğunu arttırdığı tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca serbest ve özellikle de kelebek stil yüzme performanslarının ölçülen parametrelerdeki olumsuz etkilerinin diğer stillere oranla daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak dört farklı yüzme stilinin solunum kas kuvveti, yorgunluğu ve dayanıklılığını olumsuz etkilediği, özellikle de kelebek stilinin solunum kaslarına olumsuz etkisinin daha fazla olduğu söylenebilir.
Kadın futsal oyuncularında hazırlık ve müsabaka sezonu dayanıklılık performansının belirlenmesi
Kadın futsal oyuncularında hazırlık ve müsabaka döneminde (8 haftalık süreç) dayanıklılık özelliğinin belirlenmesi amacı ile yapılan çalışmamıza Düzce Üniversitesi Kadın Futsal Takımı sporcularından (antrenman yaşı 5.14±0.86yıl, yaş 21.28±1.38yıl, boy 163.28±4.87cm, vücut ağırlığı 54.30±5.33kg) 14'ü gönüllü olarak katılmıştır. Sporcuların vücut kompozisyonlarını belirleyebilmek için boy, kilo ve Beden Kitle İndeksi (BKI), aerobik kapasitelerini belirleyebilmek için Yo-yo aralıklı toparlanma testi 1 (Yo-yo Intermediate Recovery Test 1 - YIRT1), anaerobik kapasitelerini belirleyebilmek için tekrarlı sprint testi (Repeated Sprint Ability - RSA) ve laktat konsantrasyonlarını belirleyebilmek için ise parmak ucundan laktat ölçümü yapılmıştır. Testler esnasındaki kalp atım seviyelerinin tespit edilebilmesi için ise Polar V800 cihazı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirme için SPSS paket programından yararlanılmıştır. Kadın futsal oyuncularında hazırlık sezonunda Vücut ağırlığı, BKI, %yağ oranı, maksimal oksijen tüketimi (MaxVO2), katedilen mesafe, YIRT1 sonrası laktat, yorgunluk zamanı, yorgunluk indeksi, toparlanma nabzı ve RSA sonrası laktat değerleri ön testte sırasıyla; 54.30±5.33kg, 20.38±2.04kg/cm2, 17.52±3.57%, 40.36±1.16ml/kg/dk, 471.42±138.72m, 11.22±1.60mmol, 1.50±0.77sn, 8.15±2.79%, 132.07±10.00atım/dk, 11.87±1.59mmol, son testte ise sırasıyla 52.06±5.38kg, 19.53±2.05kg/cm2, 15.65±4.08%, 41.60±1.14ml/kg/dk, 620.00±136.55m, 13.76±1.88mmol, 0.88±0.41sn, 5.92±2.98%, 122.64±8.22atım/dk, 13.35±1.28mmol olarak tespit edilmiştir. Çalışmamız sonucunda kadın futsal oyuncularının performansları değerlendirildiğinde hazırlık döneminde yapılan testlerden elde edilen veriler ile müsabaka döneminde yapılan testlerden elde edilen veriler arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.01). Spearman korelasyon testi sonuçlarına göre Laktat ile toparlanma zamanı arasında p<0.05, toparlanma nabzı arasında p<0.01 düzeyinde, MaxVO2 ile toparlanma zamanı arasında p<0.01, yorgunluk indeksi arasında p<0.05 düzeyinde anlamlılık olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı şekilde toparlanma zamanı ile yorgunluk indeksi arasında p<0.05, en iyi zaman arasında p<0.01 düzeyinde anlamlılık olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Dayanıklılık, Futsal, Laktat, Tekrarlı Sprint, Yo-Yo aralıklı toparlanma testi
Ek besin maddesi olarak kullanılan incirin futbolcularda dayanıklılığa olan etkisinin incelenmesi
Bu çalışma Ek Besin Maddesi Olarak Kullanılan İncirin Futbolcularda Dayanıklılığa Olan Etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Aydın Yıldızspor Kulübü futbol takımı (n=20) ve Aydın Acarlar Belediye Spor Kulübü futbol takımından (n=20) toplam (n=40) gönüllü futbolcu oluşturmaktadır. Futbolcuların dayanıklılık özelliklerine belirlemek için Yo-Yo aralıklı Toparlanma Testi 1 (YIRT1) ve Tekrarlı Sprint Testi (RSA) ölçümlerinden yararlanılmıştır. Futbolcuların laktat seviyelerini ve kan glikoz düzeylerini belirlemek için Laktat Scout ve Accutrend Glukometre cihazı aletinden yararlanılmıştır. Futbolcuların ölçümleri Adnan Menderes Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu sahası ve spor salonunda gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS (18.0) programında yapılmıştır. Grupların ilk ve son test ortalamalarını karşılaştırmak için Non-Parametric testlerden Wilcoxon Sign Ranked (paired) testi uygulanmıştır (p<0.05). Grupların ön ve son testlerini karşılaştırmak için Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. İstatistiksel ölçümler sonucuna göre çalışma ve kontrol grupları arasında Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Testi (YIRT1), Tekrarlı Sprint Sürati (RSA), kan laktat seviyelerinde, kan glikoz seviyelerinde ve VO2maks düzeylerinde ön ve son test sonucu istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0.01). Sonuç olarak yapılan bu çalışmada; Ek Besin Maddesi Olarak Kullanılan Kuru İncirin futbolcularda aerobik ve anaerobik dayanıklılık performansını olumlu yönde arttırdığı, kan laktik asit birikimini geciktirdiği, kan şeker düzeyinin düşürüldüğü, maksimal oksijen alım miktarını yükselttiği kanaati oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: İncir, Futbol, Beslenme, Dayanıklılık
Yo-yo dayanıklılık test verileri ile anaerobik eşik koşu hızı performansının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı Yo-Yo Aralıklı Dayanıklılık Testi Seviye 1 den elde edilen performans parametreleri ile Modifiye Mekik Testinden elde edilen AneKHız parametresi arasındaki ilişkiyi sorgulamaktır. Çalışmaya Gençlerbirliği Spor Kulübünün U19 Takımında oynayan boy uzunlukları 178,33 ± 6,24cm, vücut ağırlıkları 72,17 ± 5,47kg, Vücut Yağ Yüzdeleri 9,00 ± 1,52% ve yaşları 18,00 ± 0,00 olan 12 futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Deneklerin öncelikle boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve V.Y.Y ölçümleri yapılmıştır. Daha sonra Yo-Yo Aralıklı Dayanıklılık Testi Seviye 1 uygulanmış, ardından bir sonraki haftanın aynı günü ve aynı saati Modifiye Mekik Testi Uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17.0 paket programında değerlendirilmiştir. Değerlendirme Sperman Korelasyon Testi ile yapılmıştır. Yapılan Değerlendirmede IRT1VO2max ile MMKAEH arasında istatistiksel olarak yüksek anlamlı ilişki tespit edilmiştir(r=0,86),(p<0,05). Benzer bir şekilde Yo-Yo Aralıklı Dayanıklılık Testi Seviye 1 den elde edilen Koşu Mesafesi ile MMKAEH arasında istatistiksel olarak yüksek anlamlı ilişki tespit edilmiştir(r=0,86),(p<0,05). Son olarak MMKAEH ile IRT1KAHmaks verileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir(r=0,36),(p>0,05). Bütün bu veriler göz önünde bulundurulduğunda Yo-Yo Aralıklı Dayanıklılık Testi Seviye 1 den elde edilen performans parametreleri Modifiye Mekik Testinden elde edilen AneKHız parametresinin yerine güvenilir bir şekilde kullanılabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yo-Yo Testi, Modifiye Mekik Testi, Anaerobik Eşik Koşu Hızı, VO2max
Spor salonunda çalışan vücut geliştirme ile ilgilenen spor hocalarının beslenme ve takviye destek ürün tüketim durumlarının saptanması
Bu çalışma, Aralık 2013 – Şubat 2014 tarihleri arasında, özel bir spor kulübünde, vücut geliştirme sporu yapan 20 yaş üstü spor hocaları, beslenme durumları ve takviye destek ürün kullanımlarının saptanması; benzer sosyoekonomik düzeydeki sporcuların, beslenme alışkanlıklarını belirleyerek, eksikliklerin giderilmesi yönünde öneriler yapılmasını sağlamak amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışma yüz yüze anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Anket uygulaması ile sporcuların, sosyodemografik durumu, sağlık durumu, besin tüketim miktarları ve üç gün içinde tükettikleri tüm besinlerin kayıtları sorgulanmıştır. Spor hocalarının %92‟si sporcu destek ürünleri kullanmaktadır. Sporcu destek ürünü kullanan sporculardan %100‟ü protein tozu, %31.5‟i amino asit, %17.4‟ü glutamin, %15.2‟si L-carnitin, %13‟ü BCAA, %8.7‟si CLA, %7.6‟sı kafein, %6.5‟i nitrik oksit, %4.3‟ü arjinin, %3.3‟ü kreatin, %3.3‟ü ise steroid ve benzeri ürünler kullandıklarını söylemiştir. Katılımcılardan %88‟inin takviye destek ürün kullanımında kendilerinden destek aldığını belirtmişlerdir. Günlük yumurta tüketimi ile kas kütlesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Günlük protein tozu tüketimi miktarlarına göre sporcuların kas kütlesi ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç olarak sporculara beslenme konusunda gerekli bilgilendirme yapılmalı ve kullanılan destek ürünlerin kullanımında hakkında, beslenme uzmanından bilgi ve öneriler alınmalıdır. Anahtar kelimeler: Supleman (takviye destek ürün), vücut geliştirme, kas kütle
Futbolda uzun süre uygulanan revize 2x2 dar alan oyununun futbolcuların dayanıklılık ve mekanik değişkenlerine etkisi
Literatürde birçok dar alan oyunu kullanılmasına rağmen Hoff ve ark. geliştirmiş olduğu ve VO2 MAX gelişimi hedefleyen %90-95 maksimal yüklenme şiddetinde 3 set 4X4 dk. yüklenme prensibine göre hazırlanmış dar alan oyunları (DAO) ile ilgili sınırlı sayıda bilgi bulunmaktadır. Yıldız tarafından geliştirilen 3 set 4X4 dk. prensibine uygun DAO'nun akut olarak Hoff ve ark. belirlemiş olduğu yüklenme şiddetine benzer yüklenme şiddetini ortaya çıkardığı belirtilmiştir. Bununla beraber bu DAO kronik olarak futbolcuların dayanıklılık performansları üzerine etkisi henüz gösterilememiştir. Bu çalışmanın amacı Hoff ve ark. geliştirdiği 3 set 4x4 dk. ve %90-95 yüklenme şiddeti prensibine göre düzenlenmiş ve Yıldız tarafından güncellenmiş 2x2 dar alan oyununun genç futbolcuların dayanıklılık performansı üzerine olan etkisi araştırmaktır. Çalışmaya Afyon Afjet Spor U-19 takımından 16 erkek futbol oyuncu (Yaş: 18,43±0,619 (yıl), Boy: 180,68±4,542 cm, Vücut Ağırlığı: 72,00±6,397) katılmıştır. Katılımcılar rastgele yöntemle Revize 2x2 DAO (deney grubu, n=8) ve Klasik 2x2 DAO (kontrol grubu, n=8) gruplarına ayrılmıştır. Tüm katılımcıların ön test dayanıklılık parametreleri Yo-Yo 1 dayanıklılık testi ve müsabaka içi kinematik ve fizyolojik değerleri ölçülerek değerlendirilmiştir. Gruplar haftada 2 gün, 24 dk. belirtilen DAO'ları çalışmışlardır. Son test olarak ön testlerde uygulanan ölçüm parametreleri aynı protokol yöntemi ile tekrar edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 22.0 veri analiz programı kullanılmıştır. Analizler öncesi verilerin normal dağılımına Kolmogorov-Smirnov testiyle bakılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler kullanılmıştır. Bu bağlamda grup içi ön test ve son test sonuçları eşleştirilmiş t test yöntemi ile değerlendirilmiştir. Gruplar arası farkın belirlenmesi amacıyla bağımsız değişken t testi ve grup zaman etkileşiminin belirlenmesi için tekrarlı ölçümler ANOVA testleri uygulanmıştır. Ölçümlerin iç tutarlılık düzeyleri sınıf içi korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Anlamlılık düzeyi ise 0,05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca etki büyüklükleri Cohen d yöntemi ile gösterilmiştir. Çalışma sonunda grup içi ön-test son-test karşılaştırmalarda Yo-Yo dayanıklılık değerleri (3002,50±440,71 karşın 3312,50±252,97 m. , p<0,05, cohen d= 0,086) müsabaka içi kat edilen koşu mesafesi (9323,25±693,91 karşın 10383,25±1115,312 m., p<0,05, cohen d= 1,14 ), atak sayısı ( 24,75±6,431 karşın 27.25±7,815, p<0,038, cohen d= 0,54), 0.00-13.99 km/saat hız alanında kat edilen mesafe( 7187,00±439,131 karşın 7432,88±532,454 m., p<0,036, cohen d= 0,50), 14.00-19.99 km/saat hız alanında kat edilen mesafe ( 1552,50±278,883 karşın 1800,00±443,336 m., p<0,021, cohen d= 0,66), 20.00-49.99 km/saat hız alanında kat edilen mesafe ( 587,25±355,765 karşın 1150,25±486,771 m., p<0,004, cohen d= 1,32 ) değerleri deney grubunda anlamlı olarak artarken, kontrol grubunda anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Gruplar arası ön test verilerinin karşılaştırılmasında herhangi bir anlamlı bir farklılık tespit edilmemişken, gruplar arası son test verilerinin karşılaştırılmasında Yo-Yo dayanıklılık değerleri (3312,50±252,97 karşın 2857,50±593,24 m., p<0,046, cohen d= 0,99), müsabaka içi kat edilen koşu mesafesi (10383,25±1115,31 karşın 9317,13±559,94 m., p<0,030, cohen d= 1,20) ve 20.00-49.99 km/saat hız alanında kat edilen mesafe (1150,25±486,770 karşın 572,13±140,198 m., p<0,005, cohen d= 1,61) değerlerini deney grubu lehine anlamlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak U-19 grubu futbolcularda 4 hafta süreyle haftada 2 gün uygulanan Revize 2x2 DAO'nun futbolcuların fizyolojik değerlerinde anlamlı bir değişim olmadan dayanıklılık kapasitelerinde Klasik 2x2 DAO'na göre daha fazla gelişime yol açtığı tespit edilmiştir. DAO'ların futbolcuların motivasyonlarını yükseltici özelliğinin yanında teknik ve taktik çalışmaları da içermesi göz önünde bulundurulduğunda futbol antrenmanlarında dayanıklılık performansının geliştirilmesinde Revize 2x2 DAO'nun kullanılması önerilmektedir.