Giysi tasarımı
99 theses under this subject heading
Sürdürülebilir moda döngüsünde moda tasarımcısının rolü
Sürdürülebilirlik kavramı, günümüzde birçok alana etki eden ve oldukça tartışılan bir kavramdır. Sürdürülebilirlik kavramının önemini görmek ve son yıllarda artan değerini anlayabilmek için günümüzdeki çevresel, ekonomik ve sosyolojik sorunlara bakmak gerekimektedir Yaşadığımız dünyanın giderek artan çevre sorunları, doğal kaynakların karşı karşıya olduğu tehlikeler ve diğer olumsuz gelişmelere bağlı olarak tüm alanlarda olduğu gibi moda ve tekstil tasarımı alanları da etkilenmiştir. Bulgular tekstil ve moda endüstrisinin çevreyi olumsuz yönde etkileyen endüstrilerden biri olduğu yönündedir. Sürdürülebilir kalkınmanın tartışıldığı eşitlik, çevrebilim ve ekonomi konularının yanı sıra sürdürülebilir kalkınmada moda tasarımcısının rolü de araştırılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada sürdürülebilirlik konusuna moda tasarımcısının nasıl eğilmesi gerektiği, moda tasarımcısının rolünün ne olacağı ve konuya katkılarının neler olabileceği tartışılmaktadır. Çalışma dâhilinde, konuya ilişkin görüşlerine başvurulan kişiler arasında, Türkiye'de yaşayan yedi akademisyen ve İngiltere'de yaşayan bir moda tasarımcısı bulunmaktadır; bu kişiler konuyla ilgili güncel ve yetkin çalışmaları bulunan isimler arasından seçilmiştir. Görüşme yapılan kişilerin sürdürülebilir moda döngüsünde moda tasarımcısının rolüne dair algıları, yaklaşımları ve önermeleri aktarılmış ve çalışma konuya ilişkin alanyazın ile desteklenmiştir.
Türkiye' deki hazır giyim firmalarının moda tahmin yöntemlerinin araştırılması
Moda tahmini, günümüz hazır giyim sektöründe, firmalara rekabet gücü sağlayan önemli bir etken olması yanında, firmalarda çalışan tasarımcılar için de bir tasarım kaynağı ve yol gösterici olma özelliğindedir. Türkiye'deki hazır giyim firmalarının, moda tahminine yaklaşımları, kullandıkları yöntemler ve moda tahminin tasarım sürecine etkisi bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma Türkiye'deki hazır giyim firmalarında çalışmakta olan tasarımcılarla yürütülmüştür. Araştırma evrenine dâhil olan hazır giyim firmalarında çalışan on iki tasarımcıyla, moda tahmini ile ilgili yüz yüze görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerden elde edilen veriler, nitel araştırma modelinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Türkiye'deki hazır giyim firmalarının uluslararası, güncel moda tahmin verilerine, eğilim takip firmaları, fuarlar, dergiler v.b. aracılığı ile ulaştıkları ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki hazır giyim firmaları, elde ettikleri bu verileri, firmaların müşteri kitlesi, pazar verileri, sürekli ürettikleri temel ürünler gibi etkenlerin verileri aracılığı ile yorumlamakta ve Türkiye pazarı için, daha kısa vadeli, ürün hedefli, ikinci bir moda tahmini yapılmaktadır. Bu süreçte tasarımcının tecrübesi ve konuyla ilgili sezgileri önemli olmaktadır.
Gençlik altkültürlerinin giyime etkileri
Modern toplum çok sayıda altkültür içerecek biçimde gelişmiş, kendilerine oluşturdukları alternatif kültürel biçim içerisinde yaşayan gençlik altkültürleri egemen değerlere yönelik protestolarının bir kısmını giyim göstergeleri aracılığıyla gerçekleştirmişlerdir. Gençlik altkültürlerine red ve protestolarını gösterebilecekleri bir zemin oluşturan giyim göstergeleri, uğradıkları yapıbozumunun ardından yeniden tanımlanarak simgeleşmiştir. Böylece nesnelerin işlevleri dönüştürülmüş, gençlik altkültürlerinin gösterilenlerini ilettikleri bir iletişim aracı olmuşlardır. Öte yandan kapitalist iktisadi sistemin bir sonucu olarak kültür endüstrisi doğmuş, kültür endüstrisinin önemli bir kolu olan moda endüstrisi altkültürel üretimleri kendisine ilham kaynağı kabul etmiştir. Araştırmada moda tasarımcılarının ele alınan gençlik altkültürlerinden yola çıkarak hazırlanmış oldukları koleksiyonlar, söz konusu gençlik altkültürlerinin görselleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak moda endüstrisinin bu altkültürel değerleri kullanırken radikal anlamlarından kopardığı görülmüştür. Gençlik altkültürleri birer anti-modacı iken, moda endüstrisinin elinde birer ana akım moda trendine dönüşmüştür.
Sanatsal bir obje olarak düğme ve tasarımsal kullanımı
Sanat, insanın farkında olarak veya olmayarak somut olan düşünce ve duyguyu farklı malzeme veya objeyle esere dönüştürerek, özgün bakış açısını açığa çıkardığı bir alandır. Sanatın tarihi sürecine bakıldığında işlevsel birçok nesnenin sanatsala dönüştürülerek sanata konu edildiği görülmektedir. Giyimin önemli küçük parçası olan düğme de keşfedildiği ve üretilmeye başlandığı dönemden bu zamana kadar birçok sanatsal ve kavramsal çalışmalara konu edilmiş hem hammaddesi hem de kullanımındaki farklılığıyla sürdürülebilirliği olan bir araç ve süs eşyası olduğunu kanıtlamıştır. İnsanlar yaşadığı dönemler içerisinde inançlar ve yüklenilen anlamlarla düğmeyi sanatsala dönüştürmeyi başarmışlardır. Bu tezde düğmeyi konu alan sanatçıların ve tasarımcıların düğmeyi sanatsala dönüştürmeleri incelenmiştir. Bu çalışmada betimleyici yöntem tarama modeli kullanılmıştır. Konuyla en yakın kaynaklar taranarak faydalanılmıştır. Çalışmanın amacı; düğmenin çeşitliliğinin ve tasarımsal kullanımı ile zengin ve özgün bir obje olduğunun farkındalığını uyandırmaktır. Günlük yaşantımızda kullanılan nesnelerin zamanın ve algıların değişmesiyle sanat akımlarında sanatçıların nesneleri sanatsala dönüşümü ele alınmıştır. İnsanın kendi sanat ve tasarımını ifade edebileceği taşınabilir tuvali olarak taşıyabileceği düğmeye yeni bir bilinçli farkındalık kazandırılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanatsal Obje, Düğme, Tasarım
Üç boyutlu yazıcı ile üretilen yüzeyler ve bu yüzeylerin giysi üretimi açısından değerlendirilmesi
Üç boyutlu baskı, teknolojinin ilerlemesi ile birlikte ortaya çıkan katmanlı üretim yöntemi ve üç boyutlu obje imalatı yapabilen yenilikçi bir teknolojidir. Çağın ilerlemesi ve gelişmesi ile üretim yöntemlerinde yeni teknolojiler keşfedilmiş ve üç boyutlu baskı teknolojisi de bu üretim sistemlerinden biri olmuştur. Zaman ilerledikçe üç boyutlu yazıcılar üretilmeye ve yaygınlaşmaya başlayarak çeşitli sektörlerde kullanılır hâle gelmiştir. 3D yazıcılar iş gücünün ve zaman kayıplarının önemli derecede giderilmesinde rol oynamış, üretimde farklı cihazlara olan ihtiyacı en aza indirgemiştir. Birçok sektörde kullanıldığı gibi tekstil ve moda tasarımı alanında da kendine yer edinen bu teknoloji özgün, geleceğe dönük, sanatsal açıdan güçlü tasarımların oluşmasında, birçok tasarımcının çağın ötesinde bir düşünce tarzı benimsemesinde rol oynamıştır. Tasarım alanında gelişme sağlayan bu teknoloji giysilerin yanı sıra tamamlayıcı aksesuarların da üretiminde yer almış, yeni tasarımcıların fikirlerini hayata geçirmelerine imkân sağlamıştır. Üç boyutlu yazıcı teknolojisi bünyesinde çok çeşitli üretim yöntemi barındırdığı gibi farklı ve çeşitli hammadde seçeneklerine sahip olması ve zaman veya mekân farketmeksizin çalışabilme imkânı sunması ile üretimde yüksek performans sağlamaktadır. Bu çalışmada üç boyutlu baskı teknolojisi kullanılarak işlevsel özelliği olan giysi üretimi yapılmış, elde edilen bilgiler görseller yardımıyla sunulmuştur. Üç boyutlu yazıcı ile yazdırılmış yüzeylerden 4 adet işlevsel özellik (karanlıkta parlama, parça eklenebilme, hareket mekanizması) kazandırılmış giysi elde edilmiştir. Çalışmada, Creality Ender 3 V2 3B yazıcı, Esun marka PLA+ filament çeşitleri kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: 3D Teknolojisi, 3D Yüzey Üretimi, Giysi
Teogonik mitlerin çağdaş moda tasarımında yorumlanma biçimleri
Yunan dilinde "söz", "öykü" anlamında kullanılan "mit" güçlü bir dinsel hikâye olarak anılır. Tanrıların, kahramanların yaşadıkları olağanüstü maceraları, yaratılışı, evrenin izah edilemeyen düzenini anlamlandırmak için var olmuştur. Mitoloji ise bunların hepsini kapsayarak inceleyen bir disiplindir. Mitoloji sanat aracılığıyla fazlaca disiplin alanında esin kaynağı olmuştur. Moda olgusu içinde de sıklıkla başvurulan mitoloji, pek çok tasarımında kendine yer bularak bilinçli bir tavırla yeniden canlanmış ve kimi zaman örtük göndermelere karşılık bulan görünümlerle tasarımların görsel karakterini oluşturmuş, mitolojinin moda tasarımındaki esin alanları ve mitoloji çerçevesinde anlatım biçimi olarak ortaya çıkan biçimsel ifadeler, geçmiş ve günümüz moda tasarımcılarının koleksiyon örneklemiyle ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışma yedi bölümden oluşmuştur. Çalışmanın birinci bölümü giriş bölümüdür. Çalışmanın ikinci bölümde mit ve mitoloji kavramları ele alınmıştır. Mitlerin kökenleri, sınıflandırılması ve işlevlerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde mitolojinin farklı sanat disiplinleriyle ilişkileri irdelenmiştir. Bu bilgilerin sonucunda dördüncü bölümde çalışmanın ana konusu mitoloji ve moda tasarımı ilişkisi farklı moda tasarımcılarından örnekler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Beşinci bölümde çalışmanın yöntemi açıklanmış, altıncı bölümde Antik Yunan ve Roma mitolojisinde yer alan kadın tanrıçalarından esinlenerek oluşturulan giysi tasarımlarının betimlemeleri yapılmıştır. Çalışmanın son bölümündeyse sonuç ve öneriler bulunmaktadır.
Employing smart technology in theatrical costume design
This thesis is about smart technologies and innovative fabrics represented in theatrical costume design in the modern era. After giving information on costume design and smart textiles as a theoretical framework, the applied part of the study is presented as the author's own models for costume design using smart technology. Thus, in the thesis, certain questions were tried to be answered by considering these issues. Throughout the study, the author realized the difficulty of obtaining smart textiles, both because of the very high prices and trying to find the places where they are sold. So, the author designed and produced the textiles and costumes on her own by way of the necessary electronic equipment, namely the microcontroller, a set of LEDs and inflatable clothes, which are used in two different performances. It is understood, as a result, that smart theatrical costumes could help to form an entertaining show with a captivating and almost magical atmosphere, where, for example, the colors are used to express the psychological state of the theatrical performer, and the inflatable costumes enable the actors to reach impossible shapes and sizes. Costume design using modern technologies opens the doors for new theatrical performances that could not be held in the past. Keywords: theatrical costume design, smart technology, theater, fashion design
Geleneksel kispet ustalığı ve kispet'in moda ve tekstil tasarımında uygulanması
Bu çalışma, Türk güreş tarihinde geleneksel hale gelen kispet ve kispet ustalığının usta-çırak ilişkisi ile sürdürülebilirliği, mesleğin son temsilcilerinden Unesco Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edilen İrfan Şahin'in hayatı, mesleği icra edişi ve yetiştirdiği son ustalar ile ilgili araştırmalar yapılacaktır. Bu geleneğe bağlı olarak kispet dikiminde kullanılan malzemeler, desenler ve işlemelerin moda tasarımında farklı kıyafetlerde uygulanabilirliği üzerine çalışmalar yapılacaktır. Araştırma, Türk Kültürünün zenginlikleri arasında yer alan Geleneksel Kispet Ustalığı, öne çıkan objesi Kispet ve Kispet yapımının tarihsel süreçteki gelişmelerini kapsamaktadır. Türk Kültürü içinde kendine has ritüelleriyle yerini alan Geleneksel Kispet Ustalığı ve Kispet yapımı incelenmiştir. Kispet yapımında kullanılan malzemenin özellik ve gelişimi, ustaların yetişmesi tarihsel süreç içinde değerlendirilmiştir. Araştırmada konuyla ilgili yazılı ve dijital kaynaklar taranmış, saha çalışmaları yapılarak geleneksel öğreti yöntemleriyle yetişmiş kispet ustalarıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. İnsanlık tarihinin en eski sporlarından olan güreş, ilk çağlardan itibaren savunma, spor, oyun ve eğlence amacıyla yapılarak günümüze kadar gelmiştir. Geleneksel güreşlerimizden Aba, Şalvar (Don) ve Karakucak güreşleri yanında "yağlı güreş" de kendine has kurallarıyla yerini almıştır. Geleneksel sporumuz yağlı güreşi diğerlerinden ayıran önemli farklılıklardan birisi, pehlivanlar tarafından müsabakalarda giyilen ve "Kispet" adı verilen özel kıyafettir. Yağlı güreşlerin öne çıkan bir öğesi olarak Kispet, malzeme seçimi ve yapım aşamalarında özel ustalık gerektiren, geleneksel öğreti yöntemleriyle usta çırak ilişkisi içinde kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar yaşatılan maddi kültür öğelerimizdendir. Kispet dikimi günümüzde unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar içerisinde yer almaktadır. Kispet ustalığı da bu zanaata gönül veren birkaç usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Usta-çırak ilişkisi içerisinde geleneksel öğreti yöntemleriyle dikilen kispet, nesilden nesile yaşatılmakta ve gelecek kuşaklara emanet edilerek sürdürülmektedir. Kispetin Türk kültüründe sürdürülebilirliği bağlamında kendine has malzeme, süsleme ve dikiş teknikleriyle Moda Tasarımında farklı giysi ve aksesuarlar tasarlanarak Türk Kültürünün tanıtımına katkı sağlaması önerilmektedir.
Mardin ve çevresinde dövme geleneği ve giysi tasarımlarına uygulanabilirliği
İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan dövme, is, çivit, öd, anne sütü gibi maddelerinin kullanılması ile elde edilen karışımın deri altına iğneler ile işlenmesine denir. Dövmeyi Mardin ve çevresinde kadınlar ve kızlar bedenlerinde dini ve kültürel bir simge olarak taşımışlardır. Yörede dövmeyi, bedenin bir nevi ruhunun aynası olarak görmüşlerdir. Vücuda işlenen dövmeler süslenme, nazar, tılsım, bereket ve güzellik getirdiğine inanılmaktadır. Tez çalışması 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada dövme işaretlerinin (tamga, damga) tarihsel değerlendirilmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarda, Orhun Yazıtları başta olmak üzere, Özgün, Turfan yazmalarındaki yazıtlara ve Uyuk Arjan Yazıtlarındaki işaretler Çağatay ve Nogay Türklerine ait para üzerindeki Türk Tamgaları, Göbeklitepe (Şanlıurfa) tapınaklarındaki dikili taşlar üzerindeki semboller ile Mardin ve çevresindeki dövmelerin bazı işaretlerin bu yazıtlardaki işaretler ile benzerlikleri araştırılmıştır. İkinci aşamada, Mardin ve çevresinde geleneksel yöntemlerle yapılan dövme sanatı ve motiflerini ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Dövme motiflerin tanımları ve uygulandığı uzuvlara göre yüzdeki dövmeler, eldeki dövmeler, ayak ve vücudun görünmeyen yerlerdeki dövmeler olarak sınıflandırılmıştır. Bu aşamada, geleneksel yöntemlerle yapılan dövmeler ile günümüz moderitesiyle yapılan dövmelerdeki değişim ve dönüşümlerindeki farklılıklar incelenmiştir. Ayrıca bu aşamada, kaynak kişilerle yapılan görüşmelerde bir dizi anket çalışması yapılmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Son aşamada ise, dövme sanatınınım giyilebilir tasarımlara uygulanabilirliği belirlenmiş ve yeni tasarım modelleri geliştirmiştir. Tasarımda geleneksel yöntemlerle yapılan dövme/dek motiflerinin genel görünümünden esinlenilmiştir. Dövmenin uygulandığı bölge ve dövme motifinin özgünlüğüne bağlı kalınarak makine nakışı ve dijital baskı tasarımları uygulanmıştır.
Bitkisel boyalarla (kökboya, cehri, çivit otu, fındıkkabuğu) boyanan alaca ve şile bezinin giysi tasarımında kullanılması
Doğal boyalarla boyanan pamuklu el dokuması kumaşların tekstil yüzeylerine uygulanmasıdır. Bu uygulamalar esnasında giysilerin günlük hayatta kullanım nitelikleri, malzemeye ulaşılma kolaylığı, insan sağlığına uygunluğu göz önünde bulundurulmuştur. Aynı zamanda boyanan kumaşların giyim kuşam alanında kullanımına yönelik araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmada boyaması yapılan pamuklu kumaşlar ( şile bezi, alaca dokuma ) ışık haslığı, yıkanma, kuru ve yaş sürtmeye derecesi ve ph karşı renk haslığı testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Cehri (Rhamnus tinctoria), çivit otu (Isatis tinctoria), fındık (Corylus avellana), kök boya (rubia tinctorum) bitkileri kullanılarak elde edilen boyalar ile yapılan boyamalar sonucunda, kumaşların ışık, ph, yıkama ve sürtme renk haslıklarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Boyanan kumaşlardan tasarlanan gömlekler 2 erkek ve 3 kadın canlı model üzerinde gösterilmiştir. Tasarımın güncel olarak yorumlanması, modaya uygunluğu ve genç kuşakların dikkatini çekerek kullanılabilir olması amaçlanmıştır.
Ankara ili Çamlıdere ilçesinde maddi kültür unsurları
.Sözlü ve maddi kültür, bir toplumun sosyal ve kültürel ilişkilerini anlamak için nesneleri merkezine alarak onları hangi maddelerden, hangi yöntem veya teknik ile kim ya da kimler tarafından yapılıp kullanıldıklarına vurgu yapar. Nesneler aracılığıyla bir toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarını anlamaya ve yorumlamaya çalışan maddi kültür, sosyoloji, tarih, sanat tarihi, arkeoloji gibi birçok bilimlerin içinde yer almaktadır. Dünya milletlerini ekonomi ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşmaya ve bir bütün olmaya götüren küreselleşme. Günümüzde küreselleşme ile berber teknolojinin gelişmesine paralel olarak sanayileşme artmış ve kentleşme süreci de hızlanmıştır. Bu durum toplumların emsal ürünlere ihtiyaç duymasını sağlar, toplumların tek tipleşmesi nedeniyle pek çok kültürel unsurların unutulmasına neden olmaktadır. Yaşam biçimlerinin ve toplumsal hayatın değişimi, kültürün her alanında etkili olmakla birlikte, yoğun emek ve iş gücü gerektiren maddi kültür unsurları içinde yer alan el sanatları büyük oranda etkilenmiştir. Bu çalışmada Ankara ili Çamlıdere ilçesinde üretimi yapılan maddi kültür ve sözlü kültür unsurları araştırılmıştır. Anadolu'nun birçok il ve ilçesinde görüldüğü gibi Ankara'nın ilçeleri içinde yerini alan Kızılcahamam, Çamlıdere ve çevresinde de ev, mutfak, giyim, hayvan, ahır, samanlık donatıları gibi günlük ihtiyaçları karşılarken ortaya çıkan ürünler günümüzde bölgenin kültürünü yansıtmaktadır. Bu unsurlarının günümüzde kullanılmadığı, üretimlilerinin yapılmadığı ve bu nedenle unutulmaya yüz tutmuş bu değerimizin kayıt altına alınması ve kültürümüzün günümüz giyimine taşıyarak gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ankara, Çamlıdere, Ev Donatıları, Giyim Donatıları, Kültür, Maddi Kültür, Sözlü Kültür
Türk mitolojisindeki hayvan imgelerinin günümüz giysi tasarımlarına uyarlanması
Mitoloji ilk insanın inandığı kutsal bildiği değerler sistemi ve bu sistemin biçimlenmiş ve metne dökülmüş şeklidir.Kısacası mitoloji kozmik bilgilerin sembolik bir üslupla takdimi, gizli bilimlerin ve dillerin ifade edilmesidir. Bütün bunlara, bir bütün hâlinde Türk mitolojik sisteminde ve sistemin yansıması olan halk edebiyatı ve folklor türlerinde rastlanmaktadır (Bayat, 2005, s.14). Türk mitolojisin de özellikle İslamiyet sonrası hayvan figürleri anlam değişikliğine uğramış ve birçoğu kullanılmamaya başlanmıştır. Geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türkler, hem dini inançları hem de etkilendikleri diğer uygarlıklar doğrultusunda hayvan figürlerine kendi yorumlarını katmışlardır. Türk toplumunun tarihinde çok tanrılı dinler, şamanizm gibi inanışlar ve göçebe olmasının vermiş olduğu zengin bir kültür birikimi vardır. Bu zenginlik, değişimleri de beraberinde getirmiştir. Şamanizm'in etkili olduğu dönemde güç simgesi olarak kullanılan hayvanlar zaman içinde ve inançlar doğrultusunda değişimler gösterdiği, ya da hiç değişmediği örnekler görülmektedir. Geyik, kurt, ayı, kartal, kuş, tilki gibi gerçek hayvanlar Türklerde kült olarak kullanılmışken, ejderha, zümrüdü anka, grifon, sfenks gibi gerçek üstü hayvanlar da ifade biçimi olarak etkili olmuşlardır (Yıldırım, 2016, s.3). Araştırmanın genel amacı Türk mitolojisindeki hayvan imgelerinin genel özellikleri ile değerlendirilmesi, imge, renk ve kompozisyon özellikleri araştırma sonuçlarına göre modern giysi tasarımları üzerinde uygulanmasıdır.
Gelenekselden beslenme anlayışına bir örnek Dr. Gönül Paksoy
Tasarımlarda geleneksel öğelerin kullanılması gelenekten geleceğe aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Bu tasarımları en güzel şekilde icra edenlerden olan Dr. Gönül Paksoy, moda trendleri arasında, dar sınırlar içinde olmayan, toplumda statü sahibi kişilere ürün ve hizmetler sunar. Bu ürünler, giyilebilir, özgün kıyafet tasarımları ve atıksız mutfak gibi gelenekten beslenerek oluşturulur. Onun tasarımları simgesel ve işlevsel, tasarım değeri açısından son derece önemli ve iletişim dili oluşturmaya çalışan tasarımcılara kıymetli örnekler sunar. Ayrıca geleneksel öğelerin yaratıcılık ve giysi tasarımına kattığı değeri göstermek gelenekselden beslenmeye dikkat çekmek açısından önemlidir. Örtünme, insanoğlunun iklim şartlarından korunma ihtiyacı ile doğmuştur. İnsanoğlu bunun için önce yaprakları kullanmaya başlamışlardır. İnsanların zamanla kendilerini geliştirmesi, ihtiyaçları ve örtünme için kullandıkları eşyalarla paralel olarak değişim ve gelişim gösteren bir faaliyetler bütünü olmuştur. Örtünme önceleri zorunlu bir ihtiyaçken zamanla giyinme gibi bir zevke dönüşmüştür. Giyimin gelişimi, toplumları ve kültürleri kendi içinde, alt ve üst tabakalar olarak birbirinden ayırmaya yardımcı olurken tasarım kavramını da meydana getirmiştir. Böylece giyinme, zamana, yere ve kültüre göre değişkenlik gösteren komplike bir yapıya dönüşmüştür. Kıyafetin giyinmeye dönüşmesiyle de bu kavramın içine duygu, zevk ve anlayış girmiştir. Böylece sanat değeri taşıyan tasarımların önü açılmıştır. Bu çalışmada giyim kuşamın gelişim seyri, sürdürülebilirliği, eski ve yeninin birleşiminden oluşan yeni tasarımlar ele alınmış; bu tasarımlara hayat veren önemli isimlerden Dr. Gönül Paksoy'un hayatı, tasarımlarında kullandığı malzemeler ve onların kullanım şekilleri, kitapları, sergileri, aldığı ödüller incelenmiştir.
2017 – 2018 yayın sezonunda Türk televizyon drama dizilerinde kullanılan giysi ve kostüm tasarımlarının Türkiye'de kadın modasına yansımaları
Günümüzde görsel kültürü besleyen ve yayan en önemli araçlardan biri haline gelen televizyon, görsel kültürün gücünden yararlanarak sunduğu "kurmaca dünya" ile insanları etki alanına almıştır. Popüler kültürü yayan ve hızlı tüketimi benimseten televizyon günümüzde bu misyonunu diziler ile daha da pekiştirmiştir. Dizilerde yaratılan kurgulanmış hikayeler ile izleyiciler, sunulan popüler kültür ürünlerini benimsemiş ve gerçekliğini kabul etme eğilimine girmişlerdir. Bu da popüler kültürün oluşturduğu yeni bir moda pazarı sonucu moda tasarımının geldiği yeni boyutları gözlemlememize olanak vermiştir. Bu çalışmada görsel kültürün etkisi ile hayranlarına moda akımı olarak ulaşan dizi sektörünün kapitalizmin etkisi ile yarattığı yeni moda pazarlama sektörü üzerinde bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Televizyon dizileri, moda trendleri, sanal medya.
Jeanne Lanvin örneği üzerinden bayan ve çocuk giyim koleksiyon önerileri
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar geçen zaman diliminde giysi; insanları soğuktan koruyan, sert ve zorlu iklim koşullarına bağlı olarak insanın dayanma gücünü arttıran bir örtünme, korunma unsuru iken zamanla kültürel değişimler, teknoloji alanındaki gelişmeler, değişen ekonomik koşullar doğrultusunda insanoğlunun birey olarak kendisini ifade edebilmesinde önemli bir unsur olarak gelişme göstermiştir. Günümüzde giyim olgusu insanlar için sadece örtünme veya dış etkenlerden korunma şeklinde düşünülen bir olgu olsaydı kişiye ait sadece birkaç parça giyim eşyası olacaktı. Ancak insanlar karakter, zevk, kendilerini dış dünyaya karşı ifade etme biçimi, sosyal ve ekonomik statü açısından birbirlerinden ayrılmak amacı ile giysiyi kullanmışlardır. Tarihsel devinim boyunca gerçekleşen ilerleme içerisinde giyim olgusu öncelikli olarak bireyin belli bir gruba, sınıfa ait olduğunu göstermesi ve vurgulaması için materyal, renk, doku, kumaş, aksesuar, desen açısından çeşitlendirilmiş ve tasarlanmıştır. Giyim tarihi incelendiği zaman, insanoğlunun içerisinde yaşadığı toplumun, ait olduğu kültürün, ayak bastığı coğrafyanın örtünme ile giyinme eylemi arasında bulunan ilişkiyi yakından etkilediği fark edilebilmektedir. Moda olgusunun oluşum ve gelişimi; modanın giyim sektörü içerisinde yer bulması toplumlardaki estetik bir duyarlılığın ilerlemesi ile orantılıdır. Toplum içerisinde ortaya çıkan ticari, siyasi, kültürel anlamdaki eylemler, sanatsal düşünce yapıları, çevresel faktörler, teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler ve gelişmeler, bireylerin kendi içlerinde ve ilişkilerindeki etkenler modaya yön vermekte ve böylece moda toplumsal bir olgu haline gelmektedir. Moda hızlı bir devinim halindedir. Çünkü moda, toplumda meydana gelen, herhangi bir alanda ortaya çıkan değişimler, insanlar arasında oluşan düşünce farklılıkları, o andaki olay ve durumlara karşı etki- tepki gibi sebeplerden etkilenmeye ve şekil değiştirmeye uygun bir kavram ve oluşumdur. Moda tarihinin anlamı, günümüz dünyasında 'tasarım' kavramının nasıl ortaya çıktığı ve hangi aşamalardan geçtiği ile ilişkilidir. Çünkü 20. Yüzyıldan itibaren moda dünyasında 'tasarımcı' tek yönlü açıdan bakılarak sadece giysileri hayal eden ve diken bir birey değil; içerisinde yaşadığımız dünyanın kavramlarını inşa eden bir üretici konumunda bulunmaktadır. Giysilerimizi hayal eden ve terziliğini yapan kişilerin bir terzi olmaktan çok nasıl dünyanın en büyük sektörlerinden birinin yüzü haline geldikleri sorusunun cevabına ulaşabilmek için ise yapılan araştırmalar ve tespitler doğrultusunda Avrupa' da tanınmış ve gelişme göstermiş tasarımcı- terzi- modacı niteliğini taşıyan Jeanne Lanvin dikkat çekmektedir. Kurulduğu ilk günden günümüze kadar en uzun süreli ve aralıksız bir şekilde aktif olarak varlığını sürdüren moda evlerinden biri olan Lanvin markasının kurucusu Jeanne Lanvin, moda ve giyim sektöründe yenilikler ve tasarımlar ortaya koymuş; moda tasarım dünyasına giysi tasarımı, aksesuar tasarımı ve tekstil tasarımı açısından farklı ve dikkat çekici bir boyut getirerek haute couture dünyasına da katkıda bulunmuştur. Lanvin kızından ilham alarak 'Anne- Kız' elbiseleri tasarlamıştır ve bunlara ek olarak kıyafetleri aksesuarla zenginleştirmiştir. Bu giysi tasarım biçimini markasına uyarlayarak özgün olmak adına dikkat çekmiştir. Yaşadığı dönemde bu tasarım fikri ve uygulama yöntemleri ile giysi moda sektöründe özgün bir konuma sahip olmuştur. Tasarımlarını oluştururken geleneksel olandan kopmamış; ürünlerini güncel olan gelişmeler ile birleştirerek tasarlamış ve kullanıcıya sunmuştur. Bu çalışma moda ve tekstil tasarımı öğrencileri için özgünlük ve tasarımda farklılık ortaya koymak, yaratıcılığın geçmiş, şuan ve gelecekle birlikte harmanlanması, farklı fikirlerden beslenmek bakımından olumlu katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada amaç; literatür taramasının sonucunda elde edinilen bilgi ve analizler ışığında tekstil ve moda eğilimlerinde geleceğe yönelik tasarım ve uyarlamaların doğru ve net tespitini yapabilmek olarak düşünülmektedir. İncelenen konu ile ilgili yeterli Türkçe kaynak ve veri bulunmamasından dolayı yabancı dildeki kaynaklardan Jeanne Lanvin örneği üzerinden gidilerek incelemeler ve bu incelemeler doğrultusunda uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca araştırmada ilgili branşlardaki tasarım eğitimi programları ve öğrenciler için Türkçe kaynak oluşturulması planlanmıştır.
60 yaş üstü kadınların sütyen kullanırken karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik örnek model geliştirme
Araştırmanın amacı, 60 yaş üstü kadınların sütyen kullanırken karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik örnek bir model geliştirmedir. Yaşlı insan sayısı gün geçtikçe arttığından iç giyim ihtiyacı da aynı oranda artış göstermektedir. İç giyim ürünlerinin de özellikle yaşlı kadınlar tarafından hem vücuda form vermesi hem de rahat olması aranan özelliklerdendir. Araştırmanın amacı doğrultusunda, kadınların beklentileri dikkate alınarak kullanılabilir bir sütyen oluşturulması amaçlanmıştır. Bu araştırma, 60 yaş üstü kadınların sütyen kullanırken karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik yaşadıkları rahatsızlıkları belirlemek amacıyla deneme modeline dayalı yarı deneme araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket önce uzman görüşüne sunulmuş, alınan öneriler doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılarak 20 kişilik bir gruba pilot uygulama yapıldıktan sonra ankete son şekli verilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2011 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Marmara bölgesindeki 60 yaş üstü kadınlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Marmara bölgesinden Edirne, Tekirdağ, Kırklareli illerinden tesadüfî olarak seçilen 200 kişiden oluşmaktadır. Uygulanan anketten elde edilen verilerin değerlendirilmesinde
Moda tasarımında animasyona dayalı figür varyasyonları çalışma materyali oluşturma
Hazır giyim sektöründe tasarımın, üç boyutlu bir ürüne dönüştürülme sürecinin ilk basamağını, resimleme işlemi (moda illüstrasyonu) oluşturur. Moda illüstrasyonunun teknik, estetik ve görsellik açısından albenisi olmalıdır. Bu nedenle, moda tasarımcısının eğitiminin büyük kısmı moda illüstrasyonu hazırlama ve çizim teknikleri üzerinedir. Tasarım eğitimi almadıkları halde sektörde modelist olarak çalışan veya moda tasarımı alanı ile ilgilenmek isteyen bir çok kişinin fikirlerini ifade etmesine yardımcı olacak, işlem sürecini kısaltarak kolaylaştıracak bir çalışma materyalinin geliştirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, Giyim ve Moda Sektöründe, moda illüstrasyonu ve moda figürü hazırlama tekniklerinin irdelenmesi ve moda tasarımında kullanılacak üç boyutlu görüntülerden moda figürü ve varyasyonları oluşturarak bu alanda çalışmakta olan veya çalışmak isteyenlere bireysel öğrenmeyi destekleyen yardımcı bir araç sunmaktır. Problem, amaç, alt amaçlar, moda tasarımında kullanılan teknik terimlerin ve kavramların anlamları açıklanmıştır. Devamında kavramsal çerçeve ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Moda illüstrasyonunun tanımı, tarihçesi (yıllara göre gelişim/değişim süreci), moda illüstrasyonunda kullanılan araç/gereçler, çizim ve boyama teknikleri, insan figürü çizim teknikleri, moda figürü hazırlama teknikleri ele alınıp örnek görsellerle konular desteklenmiştir. Moda figüründe kullanılan pozlar (duruşlar) irdelenmiş, kulanılan pozların kullanım tercihleri ve nedenlerine yer verilmiştir. Doğal insan figürü çizimleri ile moda figürü çizimleri karşılaştırılmış ve aralarındaki farklar vurgulanmıştır. Kullanılan yöntem, evren ve örneklemlere yer verilmiştir. Örnekleme alınan 3D programı için 10 kişiden oluşan uzman bir grubun görüşleri alınarak, modelin hangi program aracılığı ile gerçekleştirileceğine karar verilmiştir. 3Ds Max programı aracılığı ile çalışmada kullanılmak üzere, istenilen ölçü ve niteliklerde hedeflenen moda figürü (kadın) geliştirilmiştir. Geliştirilen moda figürüne istenilen niteliklerde farklı pozlar verdirilmiş ve modelin kendi etrafında 360 derecelik dönüşleri film olarak kaydedilmiştir. DVD?ye aktarılan animasyonlar çalışma materyali olarak adlandırılmıştır. Bulgular ve yorumlar kısmında, geliştirilen çalışma materyalinin etkinliğini test etmek amacı ile bir grup gönüllüye materyal kullandırılarak moda figürü giydirme etkinliği gerçekleştirilmiş ve çıkan sonuçlar gözlemlenerek değerlendirilmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Elde edilen veriler ve örneklem grubunun görüşleri değerlendirilmiş, sonrasında yapılması planlanan çalışmalara ışık olması açısından bir takım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Moda İllüstrasyonu, Moda Figürü, 3D Figür
Türkiye'de vücut dövme (tattoo) sanatı ve uygulamalarının mevcut durumunun belirlenmesi
İnsanoğlunun güzelleşme isteği ya da güzelliğini koruma isteği yeni değildir. İnsanoğlu tarih boyunca kendini güzelleştirmek ve farklı kılmak için sürekli arayış içinde olmuştur. Dövme uygulaması da bu arayış çabalarından birisidir. Günümüzde geleneksel anlamını hemen hemen yitirmekte olan dövme, profesyonel bir ruhla giderek yaygınlaşmaktadır. Geleneksel ve tinsel kaygılarla yapılan, yaptırılan dövme eski kalıbından sıyılarak, sanat olarak algılanmaya başlamıştır. Dövme, deri tarafından tamamıyla yok edilemeyen, boya maddelerinin, alt deri yüzeyine kadar işlenmesidir. Alt deriye ulaşmak için kullanılan makine, sivri ucuyla ciltte küçük delikler ve yarıklar oluşturur. Açılan bu delikler ve yarıklara, makine yardımıyla boya maddesi enjekte edilir. Dünya da çok yaygın bir uygulama alanı bulan dövme, ülkemizde de her geçen gün popülerite kazanarak büyümektedir. Bu düşünceden yola çıkarak Türkiye?de ki uygulamalarının mevcut durumu araştırılarak, değerlendirilmiştir. Araştırma, Türkiye?nin üç büyük şehri ve bir tatil köyünde yapılmıştır. Söz konusu yerleşim yerlerinde, 553 dövme uygulaması yaptıran ve 69 dövme uygulaması yapan kişiye anket uygulanarak yapılmıştır. Aynı zamanda, 69 uygulama salonunda gözlem yapılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilerek değerlendirilmiş, tablo ve grafikler halinde sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrutusunda yorumlar yapılmıştır. Araştırma sonucunda; çoğunlukla gençlerin estetik ve kendini ifade etme amacıyla dövme yaptırdıkları ortaya çıkmıştır. En fazla tercih edilen dövme motifi; yazı ve simge, dövme renginin de siyah renk olduğu görülmektedir. Dövme uygulayıcılarının, dövme uygulamaları ile ilgili özel eğitim almadıkları ve hijyen anlayışlarının farklı olduğu görülmektedir. Dövme ile ilgili herhangi bir yönetmenlik, düzenleme ve denetimin olmadığı da bu araştırma sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları değerlendirilerek ve dövmenin Türkiye?deki mevcut durumu göz önüne alınarak, dövme sanatı ve uygulamaları için gereken standartlar, yönetmelik, kanunlar ve eğitim hakkında bir takım öneriler sunulmuştur.
Ankara ili üniversite öğrencileri koku profilinin belirlenmesi
Koku duyusu subjektif bir duygu olması nedeniyle diğer duyular kadar incelenememiş ve koku alma iletilerinin yorumlanma işlemi henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Ancak koku iletilerinin ya doğrudan ya da talamus ile dolaylı yoldan beyne iletildiği bilinmektedir. Yollardan biri koku alma korteksinden geçerken diğeri de limbik sistemden geçer. Limbik sistemin duyusal iletiyi aldığı ve yorumladığına inanılır. Koku yollarından biri koku alma korteksinde sonlanırken, diğeri duyusal iletilerin yorumlandığı limbik sisteme ulaşır. Yine de bilim insanlarının koku almanın doğasını karakterize edebilecek bilgi birikimi yok denecek kadar azdır. Bu nedenle koku beğeni profilinin bireyler arasındaki farkların ötesinde toplumlar arasındaki farkların bile ortaya konulması son derece önem taşımaktadır. Bu çalışmada; Türkiye örneklemi için öznel bildirimler ile EEG verilerini anlamlandırmak, cinsiyet değişkenini göz önünde bulundurarak ortak bir payda oluşturmak ve toplumdaki koku beğeni profilini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada, koklama ve kokular hakkında detaylı hiçbir bilgiye sahip olmayan, naif denekler seçilmiştir. 18 - 28 yaş arasındaki 84'ü kadın 71'i erkek olmak üzere toplam 155 üniversite öğrencisinden oluşan denekler öznel duyusal değerlendirmeye katılmıştır. Katılan öğrenciler arasından tesadüfi olarak seçilmiş; 18 - 28 yaş arasındaki 18 sağlak kız öğrenci ve 18 sağlak erkek öğrenci olmak üzere toplam 36 üniversite öğrencisinin EEG ölçümleri alınmıştır. Araştırmanın koku panelini farklı koku ailelerinden seçilmiş toplam 13 hoş koku; portakal çiçeği, yasemin, şeftali, aldehit, misk, vanilya, sandal ağacı, çimen, amber, bergamot, çam, gül ve paçuli oluşturmaktadır. Araştırmada, katılımcıların demografik özellikleri ve kokuları koklayarak oluşturdukları öznel bildirimleri ve koklama esnasındaki EEG verileri irdelenerek, Ankara İli Üniversite Gençlerinin Koku Profili ortaya konulmuş ve ulaşılan sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
20. yüzyıl kadın modasında elbise formlarının değişimi üzerine kronolojik bir araştırma
Modanın önemli gelişmelerin olduğu 20. yüzyılda kadın elbise formlarının değişim sürecinin kronolojik olarak incelenmesinin amaçlandığı çalışmada; Araştırma kapsamında, yerli ve yabancı, basılı ve online kaynaklar taranmış, Vogue dergisinin resmî web sitesinden 1900 – 2000 yılları arasındaki yüzyıllık döneme ait kadın giysi fotoğraflarına ulaşılmıştır. 1978 yılına kadar ağırlıklı olarak Vogue dergisinin Mart ve Ağustos sayılarından birer elbise görseli seçilmiş fakat zamanla derginin aylık baskı sayısı azaldığı için 1978-2000 yılları arasındaki görsel örnekleri bire düşürülmüştür. Böylece 1978 yılına kadar 10 yıllık periyot 20 giysi görseli ile temsil edilecek şekilde sınıflandırılırken son 22 yıl için bir adet giysi görseli ile sınıflandırma tamamlanmış ve 178 adet elbise görseli araştırmanın materyalini oluşturmuştur. Söz konusu periyotlardaki kadın giysi görsellerinin dönemlere özgü siluet, yaka ve kol formlarının biçimsel çizimleri yapılmış, dönemin sanatsal, kültürel ve ekonomik yapısıyla ilişkilendirilerek tasarım özellikleri ve değişim süreci baskın olan özellikleriyle birlikte açıklanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada kadın giysilerinden seçilerek formları incelenmek üzere ele alınan elbisenin, geleneksel olarak kadınlar tarafından giyilen ve gövdeyi örterken bacakların üzerine sarkan bir giysi türü olmakla birlikte herhangi bir uzunlukta etek içeren, bazen tek bazen ise iki parçadan oluşan, resmi veya gündelik olarak tercih edilen ve farklı dikiş teknikleriyle şekillendirilebilen bir giyim ürünü olduğu söylenebilmektedir. Giysilerin kronolojik değerlendirilmesinde, çok çeşitli siluet formları arasından araştırmada kullanılacak 8 siluet formu belirlenmiş, alan literatüründe yer alan temel kol ve yaka formları ile uzun, kısa ve truvakar kol boyu dikkate alınmıştır. 20. Yüzyılda elbise formları on yıllık periyotlarla karşılaştırılmış; H siluetin yüz yıllık dönemde baskın bir biçimde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. 1940 ve 1950'li yıllarda daha zarif ve kadınsı görüntüsüyle Kum Saati siluet görülürken, S ve X siluet ise daha spesifik bir formu temsil ettiği için sadece kendi dönemlerini yansıtarak 1900'lü ve 1950'li yıllarda baskın olarak kendisini göstermiştir. A ve V siluetlerin ise hazırlanmış olan tablolarda zaman dilimlerinin içerisine karışarak biraz daha geri planda kalan formlar olmuşlardır. Yüzyıl içinde çoğunlukla beden üzerinden şekillenen oyuntulu yaka kullanılırken en çok tercih edilen kol formunun ise uzun takma kol olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dönemsel siyasi olaylardan, sanayinin ve teknolojinin ilerlemesi ile endüstrileşmeden ve bunların doğurduğu rekabet ortamlarından dengelerin değişmesi ile modanın çok fazla etkilendiği ve yaşanan savaşlar sırasında tarafların giyim öğelerinin moda trendlerinde ani bir hızla yer aldığı, kimi zaman mikro, kimi zaman ise makro trendlerle modanın elbise formlarını siluet, yaka, kol ve süsleme detaylarıyla şekillendirildiği ve zaman zaman kendini yenileyerek tekrarladığı görülmüştür.
Otizmli çocuklar için modifiyeli giysi uygulamaları
Bu çalışma ile otizmli çocukların giyinme/giydirilme sırasında, giysilerle ilgili yaşadıkları problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin giderilmesi için ebeveynlere giysi modifikasyon tekniklerini uygulayabilme becerisi kazandırmak hedeflenmiştir. Modifiyeli giysilerle otizmli çocukların bağımsız giyinmelerini kolaylaştırmak böylece ebeveyn desteğini azaltmak ve güncel modayı yansıtan, işlevsel, ergonomik, konforlu giysi kullanmalarına katkı sağlamak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de yaşayan otizmli çocuk anneleri amaçlı örneklemini ise İstanbul'da ikamet eden, Tohum Otizm Vakfı, Otistik Çocuk Eğitim Merkezleri (OÇEM), MEB'e bağlı özel eğitim sınıflarında, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde eğitim gören 6-12 yaş aralığında otizmli çocuğu olan ve araştırmaya gönüllü katılmayı kabul eden 10 anne/ebeveyn oluşturmuştur. Otizmli çocukların giyinme/giydirilme problemlerinin çözümüne odaklı olduğu için bir vaka/durum çalışmasıdır. Çalışmada annelere, otizmli çocuklarının giyinme becerilerini kolaylaştıracak modifiyeli giysiler hazırlamalarına katkı sağlayacak fotoğraflı ve aşamalı giysi modifikasyon tekniklerini anlatan bir kılavuz hazırlanmıştır. Kılavuzun tasarımı ve içerdiği uygulamalar sebebiyle "tasarım tabanlı araştırma modeli" kullanılmıştır. Otizmli çocukların giyinme/giydirilme problemlerinin çözümü gerektiğinden her çocuğun modifiyeli giysi gereksinimi de ayrıdır. Çevrimiçi ebeveyn anketiyle toplanan verilere göre her bir çocuğun ihtiyaçları özel olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle çalışmada, Tim Brown'un "İnovatif Alan Yaklaşımı" ve "Kullanıcı Merkezli Tasarım" modelleri tercih edilmiştir. Araştırmada, giysi modifikasyon uygulamaları kılavuzunda kullanılan tekniklerin belirlenmesi, ebeveynlere ve otizmli çocuklara katkılarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi için iki farklı çevrimiçi anket uygulanmıştır. Bu amaçla ilk olarak, içerik belirlenmesi için hazırlanan anket uygulanmış ve içerik analizi yapılmıştır. Böylece hangi giysi grubuna hangi tekniklerin uygulanacağı belirlenmiştir. İkinci olarak, hazırlanan kılavuz dijital ortamda e-kılavuz formatına dönüştürülmüş, annelerin e-kılavuza erişimini kolaylaştırmak ve bilgi akışını hızlandırmak için kare kod oluşturulmuştur. E-kılavuz ebeveynlerin incelemesine sunulmuş, sonrasında uygulanan çevrimiçi anket ile kılavuzdaki uygulamaların otizmli çocuklara ve ebeveynlere katkısı olup olmadığı ölçülmüş değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, hazırlanan "Giysi Modifikasyon Uygulamaları Kılavuzu" nun katılımcılar tarafından otizmli çocuklarının ve ebeveynlerinin giyinme/ giydirilme esnasında giysilerde yaşadıkları problemlerin çözümüne katkı sağlayacağını belirttikleri gözlenmiştir.
Diyaliz hastalarının giysi problemlerine yönelik tasarım önerileri
Temel ihtiyaçlardan biri olarak kabul edilen giyinmenin günümüzdeki amacı vücudu korumanın ötesinde, kişisel tatmin, kültür yansıtma, sosyal-statü, modaya uyum sağlama, farklı olma gibi birçok anlamı içerisinde barındıran bir olgu haline gelmiştir. Giyim, kişilerin kimliğini ortaya koymasının yanında, tasarımıyla farklı ihtiyaçlara sahip bireyler için, kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulan bir alandır. Kronik hemodiyaliz hastaları da böbrek nakli oluncaya kadar bu tedavi sürecinin devam etmesi durumuyla karşılaşmaktadırlar. Bu gerçeklikten ve ihtiyaçlardan yola çıkılarak yapılan bu araştırmanın amacı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik giysi gereksinimi olan, hemodiyaliz işlemi gören hastaların bu işlem sırasında kalıcı damar yolu girişi ile yaşadığı problemlere çözüm getirmek için giysi tasarım önerileri geliştirmek, tedavi süreçlerini daha rahat geçirebilecekleri fonksiyonel, ergonomik ve estetik model özelliklerine sahip kullanıcı odaklı giysi tasarımları oluşturmaktır. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşmak için açıklayıcı karma yöntem kullanılmıştır. İki aşamalı olan açıklayıcı yöntem gerçekleştirilirken; birinci yöntem nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli seçilmiştir. İlk aşamada 30 kişiye pilot anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan bu pilot çalışma sonucunda elde edilen Cronbach Alphasına bakılmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik saptandıktan sonra 96 hemodiyaliz tedavisi gören bireylere anket uygulanmıştır. Bu anket uygulaması sonucunda çapraz ve frekans tablolar ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda tasarım kritikleri oluşturulmuştur. Araştırmanın ikinci yönteminde ise tarama modeli ile ulaşılan bulgulardan yararlanılarak nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kısmına geçilmiştir. Oluşturulan kritiklerdeki sorunları gidermeye yönelik fonksiyonel, ergonomik ve kullanıcı odaklı giysi tasarım önerileri geliştirilmiştir. Tasarım önerileri kadınlar için 4 adet erkekler için 3 adet, hem erkek hem kadın (unisex) hastaların kullanabileceği 1 adet olmak üzere toplamda 8 adet tasarım önerisi hazırlanmıştır. Anket sonucunda en fazla manşet, yaka, kol genişliğinden ve yardımcı malzemelerden memnun olmadıkları ve giyside damar girişinin olduğu bölgelerin açılıp kapanabilir olmasını istedikleri belirlenmiştir. Tedavi sürecinde farklı nedenler sonucunda damar yolunun yeri değiştirilmesi durumunda mevcut giysilerinin bu değişime cevap veremediği yönünde bulguların olduğu ve özellikle boyun ve kasık da açılan damar yolunda tedavi sırasında mahremiyet ile ilgili sıkıntılar yaşandığı görülmüştür. Yaşanılan bu problemler göz önüne alınarak tasarım önerileri geliştirilmiştir.
Z kuşağı giysi satın alma davranışları ve kullanıcı odaklı giysi tasarımı hakkında görüşlerinin incelenmesi
Literature göre 2000 yılından itibaren doğanlar Z kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Z kuşağının dijital çağda büyümüş olmaları nedeni ile önceki kuşaklardan farklılıkları oluşacağı öngörülmekte, dijital ortamın sanal alışverişte yaygın olarak kullanılması kullanıcı odaklı tasarımları da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu araştırmada Z kuşağının giysi kullanım alışkanlıklarına, giysi satın alma davranışlarına, kullanıcı odaklı tasarıma yönelik görüşlerinin alınması ve Z kuşağı yaş gruplarının görüşlerine ilişkin benzerliklerin ve farklılıkların ortaya koyularak geleceğe bir projeksiyon tutulması hedeflenmektedir. Araştırmanın başlangıcında kuşak kavramı, kuşaklar, gelişim dönemleri, dijital çağ ve özellikleri, tüketicilerin satın alma davranışları ve kullanıcı odaklı tasarım kavramı konularına ilişkin literatür taraması yapılıp, ilgili araştırmalar incelenmiştir. Amaca ulaşmak için nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi 4 gruba uygulanmış, ölçme aracı olarak bir görüşme formu hazırlanıp pandeminin risk oluşturması nedeniyle çevrimiçi ortamda bir odak grup görüşmesi yapılmıştır. Çalışma grupları kartopu yöntemi ile oluşturulmuştur. Kıyaslama yapabilmek ve daha doğru bilgiler elde edebilmek adına gruplar içerisinde cinsiyet eşitliği sağlanmış, eğitim durumuna bağlı 4 ayrı grupta (ilköğretim, ortaöğretim, lise ve üniversite) görüşme uygulanmıştır. Öncesinde görüşme formu iki kişilik gruplara uygulanarak pilot bir çalışma uygulanmıştır. Ulaşılan veriler tablolara aktarılmış, katılımcıların çarpıcı görüşlerine yer verilerek veri analizleri yorumlanmıştır. Elde edilen veriler gruplar arasında ilişkilendirilip tartışılmıştır. Sonuç olarak Z kuşağının giysi kullanım alışkanlıklarına ilişkin; dijital platformları etkin bir şekilde kullandıkları, giysi değiştirmeye gerek duyulmayacak aktivitelere çoğunlukla sahip oldukları, ikili ilişkilere ve aktivitelerine dayalı olarak anlam yükledikleri giysileri olduğu, Z kuşağının giysi satın alma davranışlarına ilişkin; sıklıkla giyim eşyası satın aldıkları, satın aldıkları giysiden çoğunlukla memnun oldukları, giysi üzerinde bir değişiklik yapmak istemedikleri, yaş küçüldükçe alışverişte tercih edilen yerlerin sayısının azaldığı, giysi alışverişinde etkilenilen unsurların sayısı yaş büyüdükçe arttığı, dijital platformlara bağlı unsurlardan lise yaş grubunun daha fazla etkilendiği, Z kuşağının kullanıcı odaklı tasarım kavramına ilişkin; çoğunluğunun bilgisi olmadığı fakat farkındalıkları olduğu, bu nedenle doğru tanımlayabildikleri ve tercih ettikleri, sanal ortamda kendi giysilerini tasarlamak istedikleri ve sanal prova odasını kullanmayı tercih ettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Z kuşağının daha iyi anlaşılabilmesi için araştırma konusu önerileri geliştirilmiştir.
Abiye kumaş yapılarının model ve kalıp tasarımına etkileri
Son yıllarda hızla gelişen ve büyüyen hazır giyim üretiminde artan rekabet koşulları nedeniyle hammaddenin ve zamanın verimli kullanılması büyük önem kazanmıştır. Hazır giyim sektöründe ana ve yardımcı malzemenin verimliliği, zamanında üretim yapılması işletmeler için büyük önem taşımaktadır. Hazır giyim sektöründe kalıpların düzgün çıkarılmaması, eksik olması, model odasında tasarımın planlanamaması ve kalıpların kontrol edilmeden kesime gitmesi vb. nedenler, dolaylı ve dolaysız malzeme kayıplarına yol açmaktadır. Bu durum da işletmelerde malzeme ve zamandan tasarruf sağlayacak önlemler alınması gerekmektedir.Bu nedenlerle, bu araştırma abiye giysi üretiminde kullanılan kumaş yapılarının model ve kalıp tasarımına etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, abiye modeline uygun kumaşı seçmek, kumaşa uygun kalıbı hazırlamak, abiyeden beklenen özellikleri sağlamak, insan bedenine daha uygun kalıp ve kumaş tasarımını sağlamak açılarından önemlidir.Araştırmada kumaşların yapısal özelliklerinin model ve kalıp tasarımı üzerindeki etkilerini, kumaş türlerine göre kalıplar arasındaki farklılıklarını ortaya çıkarmak için amaca en uygun hizmet etmesi nedeniyle deneysel yöntem seçilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini hazır giyim sektöründe kullanılan abiye kumaş çeşitleri oluşturmaktadır. Abiye sektöründe çok sık kullanılan, saten kumaş türlerinden farklı yapı, ağırlık gibi özellik gösteren üç farklı tür saten kumaş çeşidi örneklemi oluşturmaktadır.Veri toplamak amacıyla kumaş çeşitleri belirlenmiş, yapısal özellikleri araştırılmış, bu kumaş çeşitlerine uygun olarak 1 adet model belirlenmiş ve üretilmiştir.Üretilen ürünlerin yerde ölçüm sonuçlarını temel kalıp ölçüleriyle kıyaslamak amacıyla Model Ölçüm Formu hazırlanmış ve uygulanmıştır. Elde edilen bulgular aynı formda temel kalıp ölçüleriyle kıyaslanmıştır. Modele Göre Ölçüm Formu hazırlanmış, daha sonra ürünün 38 beden cansız manken üzerinde ölçümü yapılmış, elde edilen veriler bu forma kaydedilmiş ve temel kalıp ölçüleriyle kıyaslanarak +/- sapmalar belirlenmiştir. Bir diğer veri toplama aracı olarak model özelliklerinin, kumaş, görünümü vb. özelliklerin ölçülmesi amacıyla Model Gözlem Formu hazırlanmış ve 38 beden cansız mankene giydirilen ürün üzerinde model ve kumaş özellikleri dikkate alınarak gözlem yapılmıştır.Araştırmada saten kumaş türlerinin ayrı ayrı karşılaştırılması sonucu elde edilen bulgulara göre; kumaşın yapısal özelliklerine bağlı olarak kalıp üzerinde değişiklikler yapılması gerektiği, saten kumaş türlerinin karışımındaki esneme oranı ne olursa olsun düz boy iplik esneme oranı, enine esneme oranı ve verev sarkma oranının birbirinden farklı olduğu, abiye giysi üretimi için farklı yapıdaki kumaş özelliklerinin kalıp üzerinde farklı etkiler bıraktığı sonucuna ulaşılmıştır. Kumaş türlerinin ağırlıkları, kalınlığı, inceliği gibi kumaşın yapısal özellikleri model üzerinde farklı sarkma, çekme, toplama gibi özellikler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar kelime: Kumaş, Model Tasarımı, Kalıp Tasarımı, Saten, Abiye