Güçlendirme

117 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Aile Merkezli Güçlendirme Modeli'nin besin alerjisi olan çocukların yaşam kalitesine ve ebeveyn öz yeterliğine etkisi

Giriş ve Amaç: Besin alerjisi olan çocuk ve ebeveynleri yaşadıkları zorluklar nedeniyle eğitim ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle bu araştırma, besin alerjisi olan çocuklar ve ebeveynlerine Aile Merkezli Güçlendirme Modeli uygulanarak, modelin besin alerjisi olan çocukların yaşam kalitesine ve ebeveynlerin öz yeterliğine etkisini belirlemek amacı ile yürütüldü. Gereç ve Yöntemler: Eğitim-kontrol gruplarında ön-test ve son-test randomize kontrollü deneysel tasarımda yürütülen araştırma Ağustos 2022- Mayıs 2023 tarihleri arasında Edirne İli Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniği'nde 64 ebeveyn (eğitim=31, kontrol=33) ile yürütüldü (n=64). Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Ebeveynler İçin Besin Alerjisi Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Besin Alerjisi Hayat Kalitesi Ölçeği - Ebeveyn Formu" ile toplandı. Eğitim grubundaki ebeveynlere Aile Merkezli Güçlendirme Model'inin 4 adımı (1.adım; eğitim oturumu, 2. adım: öz yeterlik geliştirme, 3. adım: eğitime katılım yoluyla benlik saygısını arttırma, 4. adım: değerlendirme süreci) uygulandı. Eğitim grubuna ilk oturumdan hemen önce ve 4. adımdan 1 ay sonra, kontrol grubuna ise 1 ay ara ile ön test son test veri toplama araçları uygulandı. Bulgular: Eğitim grubundaki ebeveynlerin eğitim sonrası öz yeterlik düzeylerinin (87,53±6,94) eğitim öncesine (76,06±12,14) göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (p=0,000). Kontrol grubundaki ebeveynlerin ön-test ve son-test öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı fark yoktu (p=0,318). Eğitim grubundaki çocukların, eğitim sonrası yaşam kalitesi düzeyleri (2,31±1,51) eğitim öncesine (2,96±1,56) göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu (p=0,004). Kontrol grubundaki çocukların ön-test ve son-test yaşam kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark yoktu (p=0,395). Eğitim grubundaki ebeveynlerin eğitim sonrası besin alerjisi öz yeterlik düzeyleri arttıkça, çocuğun Besin Kaygısı, Sosyal ve Diyet Sınırlılıkları yaşam kalitesinin arttığı bulundu. Sonuç: Eğitim grubundaki ebeveynlerin eğitim sonrası öz yeterlik düzeyleri toplam ve tüm alt boyutlarda arttı. Eğitim grubundaki çocukların eğitim sonrası yaşam kaliteleri toplam ve tüm alt boyutlarda arttı. Aile Merkezli Güçlendirme Modeli" nin besin alerjisi olan çocukların yaşam kalitesini ve ebeveyn öz yeterliğini arttırmada etkili olduğu bulundu. Besin alerjisi olan çocuk ve ebeveynleri ile yapılacak çalışmalarda "Aile Merkezli Güçlendirme Modeli" nin kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Aile merkezli güçlendirme modeli, besin alerjisi, çocuk, öz yeterlik, yaşam kalitesi

Aile merkezli bakımBesin alerjisiGüçlendirme+3
Seval Korkmaz
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne girişimcilerin motivasyonları, yaşam doyumları, girişimcilik deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, anne girişimcilerin girişimcilik serüvenlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırmanın fenomenoloji (olgubilim) araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Anne girişimciliği konusu, kadın girişimciliği altında yeni bir olgu olduğundan ve Türkiye'de daha önce benzer bir konuda araştırma yapılmadığı için nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Araştırmaya konu olan fenomen, anne girişimci olmak olduğu için, araştırma evrenini anne girişimciler oluşturmuştur. Girişimini kurduğunda bakmakla yükümlü olduğu, ilkokul çağında (0-10 yaş arası) en az bir çocuğu olan anne girişimciler araştırma evrenini oluşturmuştur. Çeşitli platformlardan 22 anne girişimciye ulaşılmış ve bire bir görüşmeler yapılmıştır. Anne girişimcilere, girişimcilik ve annelik ile ilgili düşünceleri, girişimcilik motivasyonlarının neler olduğu, girişimleri için aldıkları destekler, girişimleri sonrasında karşılaştıkları problemler, girişimlerinin hayatlarını nasıl etkilediği, başarı ve büyüme kriterleri ve bilişim teknolojilerinin özellikle sosyal medyanın girişimlerini nasıl etkilediği ile ilgili sorular yöneltilmiştir. Bu çalışma çok sayıda sonuç ortaya koymuştur. Anne girişimcilerin annelik ile ilgili bireysel ve toplumsal olarak adlandırılan iki ana kategori altında sınıflandırılan söylemleri incelendiğinde bireysel boyut altında "Yeni bakış açıcı kazanmak" en çok tekrarlan kod olurken, toplumsal kategori altında "Sorumluluk" ve "Öncelik" öne çıkmıştır. Kadınların anne girişimci olma motivasyonları beş temel grup altında toplanmıştır: "Kişisel Nedenler", "Ailevi Nedenler", "Sosyal Nedenler", "Kurumsal Çalışma Hayatı" ve "Yeni İş". Tüm motivasyon faktörleri incelendiğinde, "Ailevi Nedenler" altında yer alan çocuk ile ilgilenebilme isteğinin "Kişisel Nedenler" altında yer alan çalışma isteği faktörünün ardından ikinci sırada yer aldığı görülmüştür. Anne girişimciliği sayesinde, kadınlar üretken olmaya devam ederek, çocuklarından da uzak kalmamayı hedeflemişlerdir. Sosyal medyanın girişimlerini kurarken çok önemli bir rol oynadığı, pazarlama için bütçe ayırmadan, sosyal medyanın olanaklarını kullanarak, birçok kişiye ulaşma şansı elde ettikleri, sanal ortamda kendi dükkânlarını açma fırsatı yakaladıkları gözlenmiştir. Araştırma, kadın girişimcilikte annelik olgusunun girişimleri nasıl etkilediği ile ilgili bulgular sunarak girişimcilik literatürüne; annelik ile ilgili bulgular sunarak da annelik literatürüne katkıda bulunmuştur.

AnnelerDeneyimGirişimciler+7
Meliha Çalışır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Pandora'nın kutusundaki umudu günyüzüne çıkarmak: Çocukluğunda ensest saldırıya maruz bırakılmış kadınların feminist sosyal hizmet perspektifiyle kendilerini toparlama gücü ve stratejileri

Ensest saldırı ve kendini toparlama gücünün, güçlenme ve feminist sosyal hizmet kesişiminde irdelendiği, keşfe dayanan bu retrospektif araştırmada, meseleye dair patoloji ve uyumun ötesinde bir anlayış geliştirilmeye çalışılmıştır. Araştırmada, ensest saldırı, kan, mekân, bakım, güven bağı odağında ve rızadan bağımsız ele alınırken, kendini toparlama gücü ise alanyazındaki bilginin bütünleştirilmesi ile çok boyutlu bir şekilde kavramsallaştırılmıştır. Görüşme platformu, amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılarak araştırmaya katılmaya onam veren 15 kadın tarafından belirlenirken, derinlemesine görüşmelerden elde edilen anlatılar refleksif tematik analiz yönteminin yol göstericiliğinde çözümlenmiştir. Analizde anlatılar, ensest saldırının dört önemli unsuru olan sistem, fail, tanıklar ve maruz bırakılanın, eşitsiz güç ilişkileri, baskıcı ve tahakküme dayalı cinsiyet rejimi ve aileci ideoloji içerisinde görünür olabileceği şekilde ortaya konulmuştur. Sonuç olarak ensest saldırıda kendini toparlama gücü, "Öznel Güçlenme Boyutu", "Eleştirel Bilinçlilik Boyutu", "Dirençlilik ve Sistemi Aşma Boyutu" ve "Kolektif, Dayanışmacı ve Dönüştürücü Eylemlilik Boyutu" olmak üzere dört boyutlu bir örüntü geliştirilerek sistematize edilmiştir. Anlatılardaki güvenliği tehdit edici unsurlar Lena Dominelli'nin "Çok Boyutlu Güç Modeli" bağlamında ortaya konulurken, öznelerin kendilerini toparlamalarına dair kullandıkları stratejiler ise, öznel, potansiyel ve kolektif güç stratejileri kategorizasyonunda ele alınmıştır. Araştırma sonuçları, ensest saldırıda kendini toparlama gücünün hayatta kalmanın ötesinde "feminist bir kendini toparlama gücü" olmasına işaret etmektedir. Etkin öznelerin, özel olanın politik olduğu eleştirel bilinçliliği ile, kendi inşa ettikleri kimlikliklerindeki dönüşümü, sistemi dönüştürmede bir direniş gücü olarak kullandıkları anlaşılmaktadır. Pandora'nın Kutusu'nun patriyarka tarafından üretildiği, kadınlara verildiği ve sonrasında yine kadınların suçlu ilan edildiği bir rejimde, sistem kadınların inanırlıklarını sorgularken, kadınların kendilerine olan inançlarını dayanışmacı bir eylemlilikle umuda dönüştürmeleri, bu araştırma ile somutlaşmaktadır. Araştırmanın sonuçları, öznelerin önerileri ile de birleştirilerek, proaktif ve reaktif öneriler olarak sosyal hizmet politika ve uygulamasının, feminist perspektifle, baskı karşıtı, güçlenme ve hak odaklı değişim göstermesine yol açacak şekilde yapılandırılmıştır.

Cinsel istismarEnsestGüçlendirme+3
Türküler Erdost
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanlarının çocuklarla çalışmalara dair "eleştirel iyi uygulama" hakkındaki görüşleri: Bir niteliksel araştırma

Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de çeşitli zamanlarda, alanlarda ve örgütlerde çocuklarla sosyal hizmet uygulamaları yürüten sosyal hizmet uzmanlarının uygulama deneyimleri üzerinden özenli ve ustalıklı uygulamaları görünür kılmaya katkıda bulunmaktır. Uygulama örneklerinde güç ilişkilerini sorgulamak, eleştirel sosyal hizmet uygulamaları ve eleştirel iyi uygulamaya dair tartışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır. 23 sosyal hizmet uzmanıyla yapılan derinlemesine görüşmeler MAXQDA Analytics Pro yazılımı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları çocuklarla eleştirel sosyal hizmet uygulamalarında sosyal hizmet uzmanının öne çıkan özelliklerinin; sorumluluk alma, kendi güçlü yönlerini harekete geçirme, çocuğun güçlenmesine özenle eşlik etme, süreci kolaylaştırma ve eleştirel bilinci güçlendirme olduğuna işaret etmiştir. Sosyal hizmet uzmanının bir değişim eşlikçisi olarak eleştirel sorgulama eyleminin, harekete geçme eyleminin ve bazı kişisel yaşantılarının eleştirel iyi uygulama açısından önemi görülmüştür. Çocuklarla eleştirel sosyal hizmet uygulamalarını güçlendirme sürecinde ise sosyal hizmet uzmanının değişim tahayyülü başta olmak üzere değişim için belirleyici olan bazı konuların (kullanılan dil, çocuk algısı, gündem oluşturma, dünya olayları ve ideolojilerin etkisi) önemi anlaşılmıştır. Ayrıca çocuklarla sosyal hizmet alanında karar verme ve kaynakları dağıtma gücü olanların, sosyal hizmet uzmanının bağlı olduğu örgütün ve kendisinin çocuğun güçlenmesine destek konusunda gözden geçirmesi ve gözetmesi gereken pek çok konu olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın çocuklarla çalışan sosyal hizmet uzmanlarının uygulama deneyimlerini görünür kılmaya ve çocukların güçlenmesine destek olmaya yönelik eleştirel sosyal hizmet uygulamalarının gelişmesine ve eleştirel iyi uygulamaların çoğalmasına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Eleştirel iyi uygulamaGüçlendirmeSosyal hizmet uzmanları+2
Emrah Kırımsoy
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

LGBTİ bireylere yönelik güçlendirme politikaları Türkiye'deki yerel yönetimlerin incelenmesi Şişli Belediyesi örneği

Türkiye'de LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) bireylerin sosyolojik, kültürel, politik sorunlarının incelenmesi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığın LGBTİ bireylerin yaşamlarında yarattığı sosyo-kültürel ve ekonomik sorunlara ve Yerel Yönetimlerin hizmet uygulamalarının önemini belirtmeye ilişkin bilgiler içermektedir. LGBTİ bireylerin ekonomik temelli istihdam, sağlık, eğitim, kişisel güvenlik, gelir yoksunu, barınma, toplumsal hayata katılım, sosyal güvenlik, aile ve yaşlılık gibi farklı sosyal politika alanlarında karşılaştıkları farklı türlerdeki ayrımcılığa ve sorunlara dikkat çekmektedir. Bu sorunları ortadan kaldırmak için de desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın farklı durumları hukuki sistemin bu ayrımcılık biçimlerini ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Yerel Yönetimlerin yükümlülükleri gözden geçirerek ortaya çıkan sorunları aşmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıktan beslenerek ortaya çıkan homofobi, transfobi ve nefret suçları gibi tepkiler üzerinde yerel yönetimlerin LGBTİ bireylerin yaşamlarındaki yansımasına bakılarak çalışmalar yapılmıştır. Çalışmada 12 LGBTİ birey ile yaşam öyküsü / anlatıların aktarıldığı yüz yüze derinlemesine görüşme (in-dept interview) tekniği ile görüşülmüş olup, daha sonra bu görüşmeler anlatı analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: LGBTİ, Güçlendirme Politikaları, Yerel Yönetimler

Cinsel yönelimlerCinsiyetGüçlendirme+4
Hülya Haşhaş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Seismic performance assessment of a post tensioned box girder viaduct

In the 1999 Marmara earthquakes (Kocaeli and Düzce earthquakes), some of the existing bridges and viaducts were completely or partially destroyed and the earthquake performance of the existing bridges and viaducts began to be questioned. Evaluating the seismic performance of existing structures is one of the most important preliminary steps before seismic retrofitting of structures, as well as a way to validate the analysis and design specifications. The subject of this study is the seismic performance evaluation of the Molla Gürani Viaduct, located in front of the Elmalı Dam on the TEM (O-2 highway) in Istanbul, according to the Turkey Bridge Earthquake Code published in 2020 and its annexes. First of all, all kinds of information, documents, projects, reports and test results related to the viaduct were examined, analyzed and tried to be verified. It has been tried to obtain healthy information about the current situation of the viaduct by making visual inspections in the region where the viaduct is located. The seismic performance assesment of the existing viaduct were made with the Nonlinear Time History Analysis method described in TBEC 2020. The three dimensional model of the viaduct was prepared using the SAP2000 software. The moment-curvature relationship of the sections were determined with the XTRACT section analysis program, using the axial loads obtained from the non-linear static analysis results performed under non-seismic loads. The cracked section stiffnesses and other section properties were modified before dynamic analyses. Due to the large stirrup spacing in the columns, unconfined concrete properties were used in the moment-curvature analyses. The bending cracked section stiffnesses of each column were calculated separately and included in the model. The nonlinear behavior has been tried to be characterized by the acceptance of lumped plastic hinges. For each of the pier columns, 2 plastic hinges in both directions are defined in the foundation-column junction area and just below the 1.4 m solid part at the top end of the columns. The Nonlinear Time History analyses was carried out using 7 earthquake records selected by considering earthquake magnitudes, fault distances, source mechanisms and local ground conditions compatible with DD1 and DD2a earthquake ground motion levels defined in TBEC-2020 Chapter 2. Selected ground motion records are scaled according to TBEC-2020 Section 2.5. As a result of the existing situation analysis of the viaduct, it has been observed that the deformations occurring in the elastomeric bearings in the longitudinal and transverse directions for the DD-1 Earthquake Ground Motion Level are higher than the values allowed in the TBEC-2020 section 5.4.5.1. The fact that the superstructure is continuous and that it is anchored to the abutment by tie bars eliminates the possibility of falling off the support in the longitudinal direction. As a result of possible ruptures that may occur because of high deformations in elastomeric bearings, elastomeric bearings may not fulfill their function. In this case, the viaduct superstructure beams are likely to be free in the transverse direction and may pound each others under the effects of earthquakes, despite the 1.50 m gap between them. In the seismic performance evaluation analyses of the viaduct, it has been determined that the shear keys on the abutments do not have the capacity to meet the earthquake loads. In the observations made in the field, it is seen that macro cracks are formed in the shear keys on the abutments. Limiting elastomeric bearings deformation and strengthening shear keys before a possible Istanbul earthquake in the Molla Gürani viaduct are among the some of the most important precautions to be taken immediately before an earthquake. Key words: Earthquake, Post-tensioned, Rectangular Hollow Section, Retrofit

EarthquakeStrengtheningBox girder+1
Emir Arslanboğan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geri dönüşümlü agregadan üretilmiş tam ölçekli kolonların yangın etkisi altındaki deprem performansı

Artan endüstrileşme dikkate alındığında, sınırlı doğal kaynakların etkin kullanımı yenilenebilir enerji konusunu gündeme getirmiştir. Yapı mühendisliği perspektifinden bakıldığında, yapılar deprem, kentsel dönüşüm vb. nedenlerle yıkıldığında ekonomi ve çevre için ağır bir yük olan atık malzemeler ortaya çıkmaktadır. Örneğin, atık miktarı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için 2003 yılında 170 milyon ton, Kanada için 2008 yılında 17.3 milyon ton olarak rapor edilmiştir [Cree vd, 2013]. Ülkemizde ise 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun"un yürürlüğe girmesi ile kentsel dönüşüm projeleri kapsamında önümüzdeki 20 yıl içinde yaklaşık 6.5 milyon konutun yıkılarak yeniden inşaası planlanmakta ve sonuç olarak yaklaşık 500 milyon ton yıkıntı atığının ortaya çıkması beklenmektedir [www.csb.gov.tr]. Atıkların çevre ve insan sağlığı için bir risk oluşturmadan, yerel ekonomi için değer kazandıracak bir girdiye dönüştürülmesini amaçlayan atık yönetim planlarının oluşturulması, temel bir milli politika haline gelmektedir. Son yıllarda, ABD, Japonya ve Avrupa Birliği'nin de içinde olduğu endüstrileşmiş ülkeler, yapı malzemelerinde karbon ayak izinin azaltılması gibi sürdürülebilirlik temasına dayanan nedenlerle, inşaat ve yıkıntı atıklarının beton yapımında kullanımı konusundaki çalışmaları teşvik etmektedirler. Bu yüzden gelecek yıllarda, yeni binaların yapımında inşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüştürülerek kullanımı ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi açısından önemli bir alan haline gelecektir. Türkiye'de de atık yönetimi, giderek artan bir şekilde çevre koruma politikaları arasında ağırlıklı bir öneme sahip olmaktadır. Yürürlüğe giren "İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Değerlendirilmesi" projesi inşaat ve yıkıntı atıklarından kaynaklanacak olan çevre sorunlarının giderilmesi, kısıtlı depolama sorununa katkı sağlanması ve bu atıkların ekonomik faydaya dönüştürülmesini amaçlamaktadır [Resmi Gazete 12.01.2013-28586]. Son yıllarda yapılan çalışmalar, inşaat ve yıkıntı atığı betonun geri dönüştürülmesi ile elde edilen agreganın (GDA) yeniden beton üretiminde kullanımı ile ilgili standartlar oluşmasını sağlamıştır [EN 1262, BS 8500-2, DIN 4226-100]. İlgili standartlar, GDA'nın yapısal betonda kullanımını içermemektedir, ancak, GDA'nın kullanımının yaygınlaşmasına katkıda bulunmaktadır. Literatürde, GDA ile üretilmiş betonların, doğal agregalar (DA) ile üretilmiş betonlarla benzer performansa sahip olabileceklerini ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır. Ancak, GDA'nın sürdürülebilir şekilde kullanımı konusunda da zemin hazırlamak önemlidir. Bir yapının servis ömrü boyunca deprem ve yangın geçirme riski bulunmaktadır. 2015 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan rapora göre, 2010-2015 yılları arasında İstanbul'da meydana gelen yapısal yangın sayısı yaklaşık 60.000'dir. Benzer durumlar dünyanın birçok ülkesinde de görülmektedir [Hall, 2001]. Yangınların büyük çoğunluğunda, yapı elemanlarının beton, yapı çeliği gibi malzemelerinde bozulmalar ve termal genişlemelere bağlı olarak yapısal hasarlar gözlenmekte ve bu değişiklikler yapıların deprem performansını olumsuz yönde etkilemektedir. Kısa dönem içerisinde kullanılmaya başlaması ekonomik ve çevreye olacak olan katkısı dolayısıyla büyük bir kazanım olacak olan GDA ile inşaa edilen yapıların yangın güvenliği ve dayanımı konusunda literatürde yeralan çalışmalar çok sınırlı sayıdadır. Bu durum, GDA ile inşaa edilen yapıyı kullananların can güvenliğini ve yapısal elemanların hasar görmeden güvenli şekilde çalışmaya devam etmesini riske atabilecektir. Ülkemiz, dünyanın en aktif faylarından birisi olan Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde yer almaktadır ve her yıl irili ufaklı çok sayıda deprem meydana gelmektedir. Bu nedenle, GDA kullanılarak imal edilmiş olan yapılarda can güvenliğinin sağlanması için, her yangından sonra yapısal hasarın tespit edilmesi ve hasar tespiti safhasında, yapının kalıcı performansının gerçekçi bir şekilde belirlenmesi, yapının tamir edilmesi, güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Tezin amacı, literatürde daha önce az sayıda araştırmaya konu olmuş olan, GDA ile üretilen, depremde birincil derecede öneme sahip betonarme kolonların yangın sonrası deprem davranışını deneysel olarak ortaya koymak ve yangın sonrası hasar tespiti esnasında yapının onarım, güçlendirme veya yıkılıp yeniden yapılması işlemlerinden en güvenli ve ekonomik olanının tespit edilmesine katkı sunmaktır.

DepremDeprem mühendisliğiGüçlendirme+2
Göktuğ Ünal
İstanbul Technical University · Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İnmeli hastalara bakım verenin güçlendirilmesi için yapılan hemşirelik girişimlerinin bakım verenin bakım gücüne etkisi: META-analiz çalışması

Bu çalışmanın amacı, inmeli hastasına bakım verenlerin güçlendirilmesi için yapılan hemşirelik girişimlerinin etkisini inceleyen randomize kontrollü çalışmaları, sistematik inceleme ve meta-analiz yöntemi ile değerlendirmektir. Yedi araştırma sorusu belirlenerek MEDLINE (OVID), WoS, Scopus, ScienceDirect, THE COCHRANE LIBRARY, ClinicalTrials.gov, ProQuest, PubMed, SOBİAD Atıf Dizini, TR Dizin, Ulusal Tez Merkezi, AHRQ veri tabanları taranmıştır. "Stroke", "caregiver", "nursing interventions", "empowerment" kelimeleri taranarak 2556 çalışmadan, 16'sı sistematik inceleme, 15'i meta-analize alınmıştır. Çalışmaların etki büyüklüğü (EB) Hedges'g istatistiği, heterojenitesi I2, metodolojik kalitesi JBI'nın RKÇ'ler için geliştirilen eleştirel değerlendirme aracı ile değerlendirilmiştir. Altı çalışmanın kalitesi yüksek, 10 çalışmanın kalitesi orta düzeydedir. Hemşirelik girişimlerinin bakım verenin yaşam kalitesini yükseltmede (n=7; Hedges'g EB=0.905; p=0.041; %95 GA; 0.030-1.420; I2=%92.3), bakım bilgisini artırmada (n=2; Hedges' g EB=1.444; p<0.001; %95 GA; 0.761-2.126; I2=%73.1), sosyal destek sağlanmasında (n=4; Hedges'g EB=0.592; p=0.041; %95 GA; 0.025-1.159; I2=%86.3), bakım yükü (n=11; Hedges'g EB=-0.465; p=0.001; %95 GA; -0.783-(-0.193); I2=%73.8) ve depresyon belirtilerini azaltmada (n=4; Hedges'g EB=-0.229; p=0.034; %95 GA; -0.441-(-0.017); I2=%10.0) etkili iken baş etme stratejisini geliştirmede (n=4; Hedges'g EB=-0.088; p=0.799; %95 GA; -0.765-0.580); I2=%89.6) ve stresi azaltmada (n=3; Hedges'g EB=-0.442; p=0.651; %95 GA; -2.357- 1.473); I2=%97.3) etkili olmadığı belirlenmiştir. Çalışmaların sistematik inceleme ve meta-analizi sonucunda hemşirelik girişimleri, bakım verenin yaşam kalitesini yükseltmede ve bakım bilgisini artmasında kuvvetli etki, sosyal destek sağlanmasında orta etki, bakım yükü ve depresyon belirtilerinin azaltmasında zayıf etki göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bakım veren, bakım verme, güçlendirme, inme, meta-analiz

Bakım verenlerBakım verme yüküGüçlendirme+3
Funda Veren
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gruplarla sosyal hizmet uygulaması ile şiddet gören kadınların güçlendirilmesi

Pek çok müracaatçı grubu ile gerçekleştirilen gruplarla sosyal hizmet uygulaması şiddet gören kadınların güçlendirilmesi açısından da önemli bir yere sahiptir. Ankara ilinde iki Kadın Sığınma Evi (KSE)'nde yapılan bu araştırmada da gruplarla sosyal hizmet uygulaması ile şiddet gören güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada niteliksel ve niceliksel araştırma tekniklerinin birlikle yer aldığı karma yönteme başvurulmuştur. Öncelikli olarak iki KSE' de kalan 32 kadın ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme (DG) yapılmıştır. DG'lerin tematik ve betimsel analizi sonrasında kadınların şiddet deneyimlerine ilişkin dokuz tematik alan belirlenmiştir. Bunlar şiddet yaşantısı, şiddete maruz kalma nedenleri, şiddet ortamında kalma nedenleri, şiddetle baş etme yolları, şiddetin etkileri, güçlü yanlar, KSE ile ilgili görüşler, KSE sonrası planlar ve şiddetle mücadele önerileridir. Daha sonra iki KSE' den birinde kalan 11 kadın ile içeriği ve süresi DG' lerden elde edilen bulgular ve kadınların çalışmak istedikleri konular baz alınarak 13 hafta süren eklektik grup çalışması (GÇ) yapılmıştır. GÇ' nin gelişimi ve etkinliğine dair bulgular süreçte yapılan gözlemler ve çalışma sonunda verilen Grup Çalışması Değerlendirme Formu (GÇDF) ile ortaya konulmuştur. Ayrıca GÇ'nin nicel açıdan etkinliğinin değerlendirilmesi için grup çalışması öncesi ve sonrası iki KSE' de kalan kadınlara Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) GÇ öncesi ve sonrası verilmiştir. Yapılan grup içi ve gruplar arası karşılaştırmalarda toplam KOÖ ve YPDÖ ile alt ölçeklerde ön test ve son test puanları arasında anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Araştırmanın bütün aşamalarında elde edilen nitel, gözlemsel ve nicel bulgular ayrı ayrı ve birleştirilerek tartışılmış, daha sonra yapılacak araştırmalara ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Aile içi şiddetGrup odaklı sosyal hizmetGüçlendirme+4
Muradiye Oral
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Women's empowerment and infant mortality in Rwanda: The period of 2005-2015 health sector policies

The women's empowerment is an important social determinant for describing women's abilities and capacities in society. Over past decades the various research has focused on the relationship between infant mortality and health aspects while neglecting the possible social aspects and related effects on infant mortality. This study aims to fill the gap in research on the impacts of women's empowerment and health policy on infant mortality in Rwanda, as well as to discover the relationship between two components, and various variables include bio-demographic, socio-economic, environmental, media exposure, health care, and nutrient deficiency variables that accompany infant mortality, health policy, and women's empowerment. The data source used in this study come from three main standards Rwanda Demographic and Health Surveys (RDHS 2005/2010 and 2015).Principle Component Analysis was used to create women's empowerment index. In the study, binary logistic regression analysis was used as the analysis method. In the first two models, the independent effects of women empowerment and health policy period variables were examined, and in the third model, the effects of these two main explanatory variables were examined under the control of all variables related to bio-demographic, socio-economic, environmental, media use, health care, and nutritional deficiency. The findings of the study discovered the impacts of women's empowerment and health policy on infant mortality. It was found that women's empowerment reduced infant mortality by 1.47 times, and the health policy that started to be implemented in 2005 was 2.34 times. The study includes important findings on the effects of bio-demographic, socio-economic, environmental, media use, healthcare, and nutritional variables on infant mortality in Rwanda.

Infant mortalityEmpowermentWomen+3
Glorıa Nıbogore
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın yoksulluğunun güçlendirme yaklaşımı odağında incelenmesi

Bu araştırma ile en genel anlamıyla yoksul kadınların bazı genel özellikleri, yoksullukla bağlantılı deneyim ve görüşleri ile yoksullukla baş etme ve güç durumlarından yola çıkarak bir model önerisinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup, Mart 2019-Mayıs 2019 tarihleri arasında Ankara ili Altındağ, Mamak ve Keçiören İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarından sosyal yardım alan, araştırmaya katılmayı kabul eden 150 kadın ile araştırmacı tarafından oluşturulan "Görüşme Formu" kullanılarak yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Araştırmaya katılan yoksul kadınlar genç yetişkin dönemde ve ilkokul mezunu, evli, en az bir çocuk sahibi, daha önce çalışmamış ve hâlihazırda çalışmayan, geçimini devletten aldığı yardımlarla sağlayan ve borcu bulunan kadınlardır. Katılımcılar yoksulluğu en çok ihtiyacını karşılayamamak olarak tanımlarken, yoksulluğun nedenini ise işsizlik olarak belirtmişlerdir. Genel olarak kadınların yoksul olma nedenini, çocuklarına bakmak zorunda olmaları nedeniyle çalışamamaları olarak ifade etmişlerdir. Katılımcılar, kadınların yoksulluktan erkeklere göre daha çok etkilendiğini düşünmekle birlikte, bunun nedenini kadınların erkeğe bağımlılığı olarak açıklamaktadırlar. Yoksullukla baş etmek için en çok sosyal yardım kuruluşlarına başvurduklarını, ancak bu kuruluşlardan aldıkları yardımların geçimlerini sağlamaya yetmediğini ifade etmişlerdir. Katılımcılar güçlü yanlarını iyi bir anne ve eş olmak olarak açıklarken, güçsüz yanlarını ise kendilerine güvensizlikleri olarak belirtmişlerdir. Yaşamda en çok bir eve sahip olmayı istemekte ve yoksulluğun çözümüne yönelik devletten sosyal yardım miktarının arttırılmasını talep etmektedirler. Sonuç olarak, kadın yoksulluğu ile ilgili sosyal politikalar geliştirilirken, kurumsal hizmet mekanizmalarının yeniden gözden geçirilerek, yoksul kadınları güçlendirme ix temelindeki koruyucu ve önleyici proje ve programlara yer verilmesi ile yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının da söz konusu politikalar içerisinde yer almasının önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma bulguları kapsamında da yoksul kadınlara sunulan sosyal yardımlara ilişkin kurumsal hizmet mekanizmalarının yeniden yapılandırılmasını temel alan bir model önerisi geliştirilmiştir.

GüçlendirmeKadınlarSosyal hizmetler+2
Melike Yalçın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Servis sorumlu hemşirelerine uygulanan güçlendirme programının güçlendirme hemşirelik uygulamaları üzerinde kontrol ve hasta güvenliği kültürüne etkisi

Bu çalışmada, servis sorumlu hemşirelerine uygulanan hasta güvenliği kültürü geliştirmeye dayalı güçlendirme programının, hemşirelerin güçlendirme, hemşirelik uygulamaları üzerinde kontrol ve hasta güvenliği kültürü algılarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma ön deneysel tasarım olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 38 servis sorumlu hemşiresi ve bu servis sorumlu hemşireleri ile birlikte çalışan, toplam 174 servis hemşiresi oluşturmuştur. Çalışmada, hasta güvenliği kültürü geliştirmeye dayalı güçlendirme programı servis sorumlu hemşirelerine 14 saat teorik eğitim, 12 saat grup çalışması ve 8 saat bireysel çalışma şeklinde uygulanmıştır. Çalışmanın verileri, servis sorumlu hemşilerinden; Tanıtıcı Bilgiler Formu, Yapısal Güçlendirme Ölçeği, Psikolojik Güçlendirme Ölçeği, Hemşirelik Uygulamaları Üzerinde Kontrol Ölçeği ve Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi ile toplanmıştır. Servis hemşirelerinden ise; Tanıtıcı Bilgiler Formu ve Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tekrarlı ölçümlerde Varyans Analizi, Friedman Analizi, bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Servis sorumlu hemşirelerinin, Yapısal Güçlendirme Ölçeği toplam ve alt boyutlarından formal, informal güç, Psikolojik Güçlendirme Ölçeği anlamlılık ve yetkinlik alt boyut ve Hemşirelik Uygulamaları Üzerinde Kontrol Ölçeği puan ortalamaları programın uygulanmasından sonra yapılan 3. değerlendirmede istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi alt boyutu olan hastane birimleri içinde takım çalışması pozitif cevap yüzde ortalaması 3. değerlendirmede anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Güçlendirme programı sonrası hem servis sorumlu hemşireleri hem de servis hemşirelerinin olay raporlama sayısında istatistiksel olarak anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Çalışmada servis sorumlu hemşirelerine uygulanan hasta güvenliği kültürü geliştirmeye dayalı güçlendirme programının hemşirelerin yapısal ve psikolojik olarak güçlendirilmesinde, uygulamalar üzerinde kontrol sahibi olmasında etkili olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, bu tür güçlendirme programlarının düzenli olarak her sağlık bakım kurumunda ve tüm hemşireleri kapsayacak şekilde uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, güçlendirme programı, hasta güvenliği kültürü, servis sorumlu hemşiresi

AnketlerGüçlendirmeHasta güvenliği+6
Ayşegül Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dikkatin belleği güçlendirici etkisinde duygusal uyarılmanın rolünün incelenmesi

Kodlama sırasında dikkatin bölünmesinin bellek üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu bilinmektedir. Dikkatin belleği güçlendirici etkisi (attentional boost effect, Swallow ve Jiang, 2010) bu bulgulara bir istisnadır. Bu etkiye göre bölünmüş dikkat görevinde, hedefle birlikte sunulan uyaranlar, çeldirici ile birlikte sunulanlardan daha iyi hatırlanır. Hedefin tespiti ile bellekte gözlenen artışın, uyarılmadan kaynaklanmadığı gösterilmiştir (Swallow ve Jiang, 2010; 2012). Ancak bu çalışmalarda uyarılma, duygusal bağlamda ele alınmamıştır. Duygusal uyarılmanın, dikkat ve bellek üzerinde çelişkili etkilerinin olduğu bilinmektedir. Mather ve Sutherland (2011), uyarılmanın neden bazen dikkat ve belleği bozarken bazen de iyileştirdiğini uyarılmaya dayalı rekabet (arousal biased competition) teorisi ile açıklamışlardır. Bu çalışmanın amacı dikkatin belleği güçlendirici etkisinde duygusal uyarılmanın rolünün, uyarılmaya dayalı rekabet teorisi kapsamında incelenmesidir. Dikkatin belleği güçlendirmesi paradigmasında sunulan hedef ve çeldirici uyaranların, uyarılma düzeyleri bakımından rekabete neden olmasının bellek üzerindeki bu güçlendirici etkiyi bozabileceği öne sürülmüş ve test edilmiştir. Deneylerde düşük ve yüksek uyarılma düzeyine sahip olma özellikleri temelinde, şematik yüzler (deney 1), gerçek yüz ifadeleri (deney 2) ve duygusal nitelikli fotoğraflar (deney 3) hedef / çeldirici uyaran olarak kullanılmıştır. Şematik yüzler (deney 1) kullanıldığında dikkatin belleği güçlendirici etkisinin bozulmadığı ancak gerçek yüz (deney 2) ve duygusal nitelikli uyarıcı resimler (deney 3) kullanıldığında bu etkinin ortadan kalktığı bulunmuştur. Şematik yüzlerin kullanıldığı ve dikkatin belleği güçlendirici etkisinin gözlendiği ilk deneyde bu etki duygudan bağımsız ortaya çıkmıştır. İkinci ve üçüncü deneyde de duygusal uyarılmanın etkisinin olmadığı görülmüştür. Sonuçlar, dikkatin belleği güçlendirici etkisinde duygusal uyarılmanın bir etkisinin olmadığına işaret etmektedir. Şematik ya da gerçek uyaran kullanmaya bağlı olarak dikkatin belleği güçlendirici etkisinde gözlenen farklılaşmanın ise gerçek uyaranların algısal yükünün daha fazla olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Açık bellekBellekBellek gelişimi+6
Gülin Kaça
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The strengths of individuals alcohol addiction andevaluation of perceptions on strengthening

This is a phenomenological qualitative study conducted to investigate the experiences of individuals with alcohol dependence in the process of addiction, abstinence and strengthening. The population of the study consisted of individuals with alcohol dependence problem who continued to abstinence for at least 1 year over the age of 18 who continued to Istanbul Alcoholics Association Anonymous. The study was completed with a total of 9 people, 8 male and 1 female, who have been sober for at least one year and accepted to participate in the study. The research data were obtained through the semi-structured interviews conducted with the Identifying Information Form and the Semi-Structured Interview Questionnaire containing the descriptive information of the participants. In the analysis of the data obtained from the Semi- Structured Interview Questions, Interpretative Phenomenological Analysis was used. As a result of the study, the perceptions and experiences of the strengths and empowerment factors that affect the determination of alcohol dependence and alcohol withdrawal from the individuals' perspectives were determined. When the findings obtained from the themes and sub-themes are evaluated, it is a great power to continue AA, to participate in the activities and to be in solidarity. Factors that strengthen individuals after abstinence are that they have regained their lives, have become at peace with themselves and their social environment, strengthening selfefficacy levels, increasing subjective well-being levels, and increasing social support. It has been determined that sobering is an important capital that should not be lost for these individuals. Keywords;Individuals with alcohol dependence; empowerment; power; nursing; alcoholics anonymous; phenomenological study

Alcohol dependentsAlcohol drinkingAlcoholism+3
Elif Kaytan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Beta talasemi majörlü çocukların güçlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada, 12-18 yaş arası Beta Talasemi Majörlü çocukların hastalık sürecine ilişkin problemleri tanımlanarak, bireyselleştirilmiş güçlendirme eğitimleri ile güçlendirilmeleri amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma, karma tipte bir çalışmadır. Birinci aşama, Beta Talasemi Majörlü çocukların hastalık sürecine ilişkin problem ve gereksinimlerinin belirlenmesi olup; fenomenolojik yöntem kullanılmıştır. İkinci aşamada ise, nitel yöntemle tanımlanan hastalık sürecine ait gereksinim duyulan konuların, güçlendirme modeli kapsamında ele alınmasıdır. Bu gereksinimlere yönelik eğitimin verilmesi ve bireyselleştirilmiş güçlendirme eğitiminin etkinliğinin incelenmesinde nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 12-18 yaş arası Beta Talasemi Majörlü 15 çocuk oluşturmuştur. Veriler, bireysel görüşmelerle toplanmıştır. Verilerin toplanma sürecinde, "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Beta Talasemi Majörlü Çocukların Gereksinimlerini Belirleme Soru Formu" kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada yer alan katılımcıların yaş ortalaması 15.46±0.42'dir. Çocuklarla yapılan görüşmede tedavi süreci, aile süreci ve sosyal hayat olmak üzere üç tema yer almıştır. Beta Talasemi Majörlü çocukların altısı hastalığın genetik geçişli olduğunu bilmediğini, eritrosit transfüzyonundan bir kaç gün önce yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi sağlık problemeri yaşadığını ve bu problemleri nasıl yöneteceğini bilemediğini ifade etmiştir. Çocukların 12'sinin demir şelasyon tedavisini ve tümünün de destek tedavisini düzenli olarak kullanmadığı saptanmıştır. Tedavinin yan etkilerini, hastalığın kesin tedavisini ve gelecekteki tedavilerin neler olduğunu bilmedikleri ve beslenme ilkelerine dikkat etmedikleri görülmüştür. Çocukların Beta Talasemi Majör'ün tedavi sürecinin yan etkilerinden dolayı kendilerini mutsuz, üzgün, sinirli, kızgın ve kötü hissettikleri, gelecek kaygısı yaşadıkları saptanmıştır. Bakım sürecinde öncelikli sorumluluğu annelerin üstlendiği görülmüştür. Yanısıra, ailelerin çocuklarına karşı aşırı korumacı tutum sergiledikleri, ekonomik olarak zorlandıkları saptanmıştır. Çocukların ise, hastalığı arkadaşlarından sakladıkları, öğretmenlerine detaylı hastalık bilgisi vermedikleri belirlenmiştir. Benzer şekilde, hastalığın akademik başarılarını ve günlük yaşamlarını etkilediği saptanmıştır. Çocukların ön test gereksinim belirleme soru formu toplam puan ortalaması 30.73±2.38 iken, birinci son testin ilk uygulamasında toplam puan ortalaması 48±3.50 ve ikinci son testin uygulamasında toplam puan ortalaması 47.86±3.52'dir. Sonuç: Yapılan çalışmanın sonucunda, çocukların hastalık bilgisi, tedavi süreci, anne/baba ilişkisi ve sosyal hayata yönelik gereksinimleri olduğu belirlenmiştir. Bu gereksinimler doğrultusunda verilen bireyselleştirilmiş eğitimin, çocukların güçlendirilmesinde etkili olduğu son test puan ortalamaları ile saptanmıştır.

Bireyselleştirilmiş öğretim yöntemiGüçlendirmeTalasemi+2
Atiye Karakul
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici hemşirelerin hemşireleri güçlendirmeye yönelik görüşlerinin incelenmesi

Amaç: Gücün yönetici hemşirelerce nasıl kullanıldığı ve güçlendirme sürecinde yönetici hemşirelerin algı ve deneyimlerinin nasıl olduğunun ortaya çıkarılması önemlidir. Çalışmanın amacı; yönetici hemşirelerin hemşireleri güçlendirmeye yönelik görüşlerini incelemektir. Yöntem: Nitel araştırma yöntemlerinden yorumlayıcı fenomenoloji araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Yönetimi'ne bağlı 20 yönetici hemşire oluşturmuştur. Veriler Nisan 2017 tarihinde odak grup görüşmesi yöntemiyle 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi için yapılan içerik analizinde ve verilerin kavramlaştırılması ve temaların ortaya çıkarılması sağlanmıştır. Tematik kodlama yaparken iç tutarlılık ve dış tutarlılık göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmanın yürütüldüğü hastanenin yönetiminden, üniversitenin etik kurulundan ve araştırmaya katılan yönetici hemşirelerden yazılı izin alınmıştır. Bulgular: Yönetici hemşirelerin hemşirelere daha çok mesleki gelişim ve ilerleme fırsatı sunarak yapısak güçlendirmeyi destekledikleri, bununla beraber iş motivasyonunu artırmak için kaynak, bilgi ve destek sağladıkları saptanmıştır. Ayrıca yapısal güçlendirme adına yönetici hemşirelerde yasal güçsüzlük ve örgütsel güçsüzlük algısı ortaya çıkmıştır. Yönetici hemşirelerin psikolojik güçlendirmesine yönelik bulgularda anlamlılık boyutunda mesleki güçsüzlük algısı mesleki güçlendirme algısından daha ön plana çıkmıştır. Ayrıca yönetici hemşirelerin psikolojik güçlendirmenin yeterlilik ve özerklik boyutlarında da çalışan hemşireleri yeterli güçlendirmediği, yetki sınırlamasının olduğu ve yönetime katmada yetersiz oldukları görülmüştür. Yönetici hemşirelerin hasta güvenliği ve performans değerlendirmede çalışanları yeterli güçlendirmediği ortaya çıkmıştır. Sonuç: Yönetici hemşirelerin çalışan hemşireleri psikolojik ve yapısal güçlendirmeye yönelik girişimlerinin olduğu fakat bu girişimlerin güçlendirme adına yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Etkili güçlendirmenin yapılabilmesi için yönetici hemşirelerin de daha bağımsız kararlar alması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yönetici hemşireler; güçlendirme; yapısal güçlendirme; psikolojik güçlendirme

GüçlendirmeHemşirelerHemşirelik+3
Dilek Ertürk
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde otago egzersizlerinin fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık ve güçlendirme üzerindeki etkisinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın temel amacı; yaşlı bireylerde uygulanan otago egzersizlerin fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık ve güçlendirme üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Bu araştırma randomize kontrollü deneysel olarak Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde Eylül 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; veri toplama süresi boyunca Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan 65 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. G-Power istatistik analizine göre %95 güvenirlikte %80 teorik power ile her bir grupta 36 olmak üzere toplam 72 hasta ile çalışılması hedeflenmiştir. Ancak otago grubundaki bir hastanın ameliyat nedeni ile çalışmadan ayrılması sonucu 71 hasta ile çalışma tamamlanmıştır. Bu araştırmada örneklem kapsamına alınacak bireylerin egzersiz uygulamasını etkileyebileceği düşünülerek tabakalı randomizasyon için yaş ve cinsiyet ölçüt olarak kullanılmıştır. Otago egzersizleri eğitiminde hastalara eğitim süresince; araştırmacı öncülüğünde gösterip yaptırma tekniği kullanılarak Otago egzersizleri uygulanmış ve el kitapçığı verilmiştir. Araştırmada plasebo etkisini dışlamak ve etik sorun oluşmasını engellemek için yürüyüş grubuna yürüme programı uygulanmıştır. Yürüyüş grubundaki yaşlılara yürüme programı araştırmacı tarafından bir kere gösterilmiş olup bireylere eğitim ve takip kitapçığı verilmiştir. Çalışmada veri toplama formları olarak; Hasta Tanılama Formu, Edmonton Kırılganlık Ölçeği, Berg Denge Ölçeği, 30 saniye Otur-Kalk Testi, Altı dakika yürüme testi, Yaşlılar için Düşme Davranışları (FaB) Ölçeği, Güçlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Otago grubunun yaş ortalaması 74,6±5,9 iken yürüyüş grubunun yaş ortalaması 75,8 ±4,5 dir. Otago grubundaki bireylerin %74,3'ü kadın, %25,7'si erkek ve yürüyüş grubunun %75'i kadın ve %25'i erkektir (p=0,576). Her bir gruptaki tekrarlı ölçüm değerleri için değişim yüzdeleri hesaplanarak gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Kırılganlık ölçeği için gruplar arasında değişim yüzde değerleri farkı araştırıldığında, %95 önem düzeyinde 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Yürüyüş grubu medyanı 0 (%) olarak bulunurken otago grubunun medyanı -50(%) olarak bulunmuştur. Berg denge ölçeği için ise %95 önem düzeyinde 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Yürüyüş grubu medyanı 0 (%) iken otago grubu medyanı 13,6 (%) olarak bulunmuştur. Otur-kalk testi için ise %95 önem düzeyinde 0 Ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,023). Yürüyüş grubu medyanı 22,2 (%) iken otago grubu medyanı 33,3 (%) olarak bulunmuştur. Yürüme testi için ise %95 önem düzeyinde hiçbir grup için anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri değişim yüzdesinde; yürüyüş grubu medyanı 15,8 (%) iken otago grubu medyanı 17,5 (%) olarak bulunmuştur. Düşme davranışları ölçeği için ise %95 önem düzeyinde 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,003). Yürüyüş grubu medyanı 19,6 (%) iken otago grubu medyanı 15,4 (%) olarak bulunmuştur. Güçlendirme ölçeği için ise %95 önem düzeyinde 0 Ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Yürüyüş grubu medyanı -16,7 (%) iken Otago grubu medyanı -27,8 (%) olarak bulunmuştur. Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlar ve bulgular doğrultusunda, otago egzersizlerin fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık ve güçlendirme üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, otago egzersizleri, fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık, güçlendirme, hemşirelik

DengeDüşme kazalarıEgzersiz+6
Parınaz Jahanpeyma
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Betonarme kirişlerdeki hasarların akustik yöntemlerle nicel değerlendirilmesi

Bu çalışmanın ana amacı, güçlendirilmiş betonarme elemanlarda artan yükleme altında hasar oluşum ve gelişim mekanizmasının eşzamanlı ve gerçekçi bir şekilde belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, tahribatsız test metotları arasında AE tekniği seçilmiştir. Bu teknik çerçevesinde, AE parametre analizi, AE sentri fonksiyonu ve AE-SiGMA (Akustik Emisyon- Moment Tansör Analizi için Basitleştirilmiş Green Fonksiyonları) analiz metodları kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, 1 adet referans eleman, 1 adet düz şerit şeklinde uygulanan CFRP şeritli kesmeye karşı güçlendirilmiş deney elemanı ve 2 adet ⨆ şeklinde CFRP şeritli kesmeye karşı güçlendirilmiş uygulanan deney elemanı farklı şerit genişliklerine ve aralıklarına sahip olmak üzere, toplamda 4 adet deney elemanı test edilmiştir. Deney elemanı olarak betonarme konsol T kiriş seçilmiştir. Çalışma iki ana kısımda yürütülmüştür. İlk kısım güçlendirilmiş betonarme elemanların tersinir tekrarlı yük altında yüklenmesi ve incelenen noktalarca yük-deplasman ilişkilerinin ve şekil değiştirme değerlerinin deneysel olarak belirlenmesidir. İkincisi yürütülen deneysel çalışmaya paralel eş zamanlı olarak AE ölçümlerinin yapılması ve hasar mekanizmalarının gerçekçi olarak görüntülenmesidir. Kullanılan akustik metotlar AE-SiGMA ve sentri tekniği çalışma kapsamında ilk defa güçlendirilmiş elemanlara uygulanmışlardır. Bu iki kısımdan elde edilen sonuçlar karşılaştırılmış ve güvenilir tutarlılıkla rasyonel bulgulara ulaşılmıştır.

Akustik emisyon yöntemiFRP malzemelerGüçlendirme
Mehmet Efe Selman
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Onkolojik sorunu olan çocukların ebeveynlerine uygulanan aile merkezli güçlendirme programının etkililiğini değerlendirme: Randomize kontrollü çalışma

Araştırma, onkolojik sorunu olan çocukların ebeveynlerine uygulanan aile merkezli güçlendirme modeli (AMGM)'ne temellendirilmiş web tabanlı eğitim programı (WTEP)'nın etkisini belirlemek amacıyla paralel grup, randomize kontrollü tek kör deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında 527 ebeveyn ile Ocak 2021- Aralık 2021 tarihleri arasında "Kanser Hastalarına Bakım Veren Aile Bireylerinin Bakım Yeteneğini Değerlendirme Ölçeği (KHBVABBYDÖ)" 'nin Türkçe formunun dil uyarlaması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. AMGM'ye temellendirilmiş WTEP'nin etkisinin değerlendirildiği ikinci aşaması ise Mayıs 2022- Kasım 2022 tarihleri arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği'nde gerçekleştirilmiştir. Blok randomizasyon ile belirlenen toplam 76 ebeveyn (38 girişim 38 kontol) araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Ebeveyn-Çocuk Bilgi Formu, KHBVABYDÖ, Genel Öz yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği (DAS) kullanılarak toplanmıştır. Geliştirilen web sitesi, DISCERN ölçüm aracıyla 13 uzman tarafından içeriğin kalitesi, WAMMI ölçüm aracıyla girişim grubundaki ebeveynler tarafından kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Girişim grubuna sekiz hafta AMGM'ye temellendirilmiş WTEP uygulanmıştır. Kontrol grubundaki ebeveynler rutin bakım almaya devam etmiştir. Verilerin analizinde ilk aşamada yapı geçerliği için doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılarak uyum indeksleri incelenmiş, yakınsak ve ıraksak geçerlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğine ilişkin, güvenirlik kat sayısı olan cronbach alfa katsayısı, madde-toplam korelasyon katsayısı, test-tekrar test pearson korelasyon katsayısı (r) ve bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. İkinci aşamada ise normal dağılımın belirlenmesinde Kolmogorov-Smirnov testinden yararlanılmıştır. Ayrıca grupların homojen dağılımını değerlendirmek için Pearson kikare ve Fisher Exact ki-kare, iki grup ortalamalarının farkı için bağımsız örneklem t-testi (Independent Sample T Test) kullanılmıştır. Girişim ve kontrol gruplarına ait tekrarlanan ölçümler arasındaki fark tekrarlanan ölçümlerde varyans analizi (Repeated Measures testi) ile belirlenmiştir. Veriler SPSS 26.0 ve LISREL 8.80 paket programlarında değerlendirilmiştir. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Girişim ve kontrol grubundaki ebeveynlerin tanıtıcı özellikleri bakımından istatistiksel olarak benzer olduğu belirlenmiştir (p>0,05). Birinci aşamada geçerlik, güvenirlik ve madde analizine ilişkin bulgular, onkolojik sorunu olan bireylere bakım veren aile bireylerinin bakım yeteneklerini ölçmek için geçerli ve güvenilir sonuçlar ortaya koymuştur. İkinci aşamada ise girişimden sonra ebeveynlerin ikinci ölçüm (T2) ve üçüncü ölçüm (T3) KHBVABYDÖ, GÖYÖ'den aldıkları puan ortalamalarının arttığı, RBSÖ ve DASÖ'den aldıkları T2 ve T3 puanlarının azaldığı belirlenmiştir. Gruplar arası karşılaştırma yapıldığında ise bu farkın statistiksel olarak anlamlı oduğu bulunmuştur ( p<0.001). Sonuç olarak; AMGM'ye temellendirilmiş WTEP onkolojik sorunu olan çocukların ebeveynlerinin bakım yeteneklerini geliştimede, öz yeterlilik ve benlik saygısını artırmada, depresyon, anksiyete, stres düzeylerini azaltmada etkili bir yöntemdir. Ebeveynlerin güçlendirilmesi için bakım yeteneklerinin değerlendirilmesi, gereksinimleri doğrultusunda AMGM'ye temellendirilmiş eğitim verilmesi önerilmektedir.

AileAile merkezli bakımGüvenilirlik ve geçerlilik+7
Derya Akdeniz Uysal
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Güçlendirici liderliğin örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisi: Pozitif psikolojik sermayenin aracı rolü

Bu çalışmanın amacı, Niğde ili merkez ilçede görev yapan resmi ilköğretim okulu öğretmenlerinin; okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışlarına, öğretmenlerin örgütsel yaratıcılıklarına ve pozitif psikolojik sermayelerine ilişkin algı düzeylerini belirlemek, okul müdürlerinin güçlendirici liderlik, öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık ve pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak ve güçlendirici liderliğin örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisinde pozitif psikolojik sermayenin aracı rol üstlenip üstlenmediğini belirlemektir. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmanın evrenini 2020/2021 eğitim öğretim yılında Niğde ili merkez ilçede bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapmakta olan öğretmenler; örneklemi ise 20 ilkokul, 19 ortaokul olmak üzere 39 ilköğretim okullarından yansız örnekleme yoluyla seçilen 462 öğretmen oluşturmaktadır. Kullanılan veri toplama aracı olarak araştırmada; "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Yaratıcılık Ölçeği", "Güçlendirici Liderlik Ölçeği" ve "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, tek yönlü varyans analizi, ortalama, LSD, Pearson Momentler çarpımı korelasyonu, tTesti kullanılmıştır. Ayrıca güçlendirici liderliğin örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisinde, pozitif psikolojik sermayenin aracılık rolünü belirlemek amacıyla, yapısal eşitlik modellemesiyle yol analizi yapılmıştır. Sobel testi aracılık rolünün anlamlılığını belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Öğretmenlerin okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları algılarıyla, öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık algıları ve pozitif psikolojik sermaye algıları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Güçlendirici liderliğin, örgütsel yaratıcılık üzerindeki etkisinde pozitif psikolojik sermayenin tam aracılık rolü olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin örgütsel yaratıcılık davranışı ortaya koymasında okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları göstermesinin ve öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin gelişmiş olmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç doğrultusunda okul müdürlerinin güçlendirici liderlik davranışları sergileyerek öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye düzeylerini arttıracağı ve bunun da okullarda yaratıcılığın ortaya çıkmasına olanak sağlayacağı için okullarda güçlendirici liderliğin vurgulanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Güçlendirme, Güçlendirici Liderlik, Yaratıcılık, Örgütsel Yaratıcılık, Pozitif Psikoloji, Pozitif Psikolojik Sermaye,

GüçlendirmeLiderlerLiderlik+5
Emine Yılmaz Topakoğlu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arhavi ve hopa devlet hastanelerinde örgüt iklimi, sağlık çalışanlarının güçlendirme algısının belirlenmesi

Amacı; Artvin Arhavi ve Hopa Devlet Hastaneleri çalışanlarının personel güçlendirme algısı ile örgütsel iklim arasındaki ilişkinin varlığını belirlemeye yönelik olan bu çalışma, keşfedici araştırma yöntemi izlenerek tanımlayıcı araştırma modelinde yapılmak üzere planlandı. Bu çalışmada veriler Robert Stringer tarafından geliştirilen Örgüt İklimi Ölçeği ve Spreitzer tarafından geliştirilen Personel Güçlendirme Algısını Ölçeği aracılığı ile toplandı. Elde edilen veriler SPSS 13,0 paket programında tanımlayıcı istatistiklerin (frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzdelik) yanı sıra faktör, basit doğrusal regresyon ve Pearson Korelasyon testi ile analiz edildi. Çalışmada; çalışanların örgüt iklimi algısı genel ortalaması 2.79±0.42 ve personel güçlendirme algı ortalaması ise 1.93±0.63 olarak bulundu. Çalışanların örgüt iklimi ve personel güçlendirme algıları arasında pozitif yönlü bir ilişkinin (r=0.293, p<0.01 ) olduğu ve personel güçlendirmenin örgüt iklimi üzerindeki etkisinin birimde 0.195 puan olduğu belirlendi. Çalışma verilerinin analizi sonucunda, Arhavi ve Hopa Devlet Hastaneleri çalışanlarının örgüt iklimi algılarının orta düzeyde, personel güçlendirme algılarının ise düşük düzeyde olduğu saptandı. Çalışanların personel güçlendirme ile örgüt iklimi arasında pozitif yönlü ve doğrusal bir ilişkinin olduğu ancak, personel güçlendirmenin örgüt iklimi üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı görüldü

Artvin-ArhaviArtvin-HopaGüçlendirme+5
Sevgi Gamze Türkuğur Köse
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Epoksi reçine ile yapılan doğal taş güçlendirme kalitesinin incelenmesi

Ülkemiz sahip olduğu rezervler ile doğal taş madenciliği alanında avantajlı ülkeler arasındadır. Doğal taş ihracatımız toplam maden ihracatının yarıdan fazlasını karşılar. Doğal taş madenciliği taşın ocaktan blok olarak çıkarılması ile başlayan ve bu blokların yarı mamul olarak işlenmesini içeren bir süreçtir. Sürdürülebilirlik açısından hem blok üretiminde hem de blokların kesilerek levha haline getirilmesi sürecinde maksimum verim ve minimum atık hedeflenir. Blok verimi ve bir bloktan alınacak levha verimi tamamen doğal taşın jeolojik (yapısal) özelliklerine bağlıdır. Açık süreksizlik düzlemleri ocakta blok verimini kontrol ederken, kapalı süreksizlik düzlemleri ise bloktan alınacak levha verimini kontrol eder. Bu çalışmada kapalı süreksizlik düzlemleri içeren blokların file ve naylon ile kaplandıktan sonra negatif basınç altında epoksi reçineye doyurularak (bohçalama) yapılan güçlendirmenin kalitesi ölçülmüştür. Bu güçlendirme, bohçalama ile sağlamlaştırmış blokların katrakta kesilip levha haline getirilmesi ve levha haline getirilmiş taşın bir yüzeyinin yeniden epoksi reçine ve file ile güçlendirme süreçlerini içerir. Güçlendirmenin kalitesi, fabrika ortamında bohçalama ile güçlendirilmiş ve sonrasında bir yüzeyi epoksi ve file ile sağlamlaştırılmış 2 cm kalınlığındaki dört kireçtaşında fiziko-mekanik testler ile ölçülmüştür. Güçlendirme yapılan doğal taşların gözeneklik değerleri ve su emme değerleri %50-70 oranında azalmıştır. Yoğunlukları ve aşınma miktarlarında belirgin bir değişiklik olmamıştır. Güçlendirmenin en belirgin etkisi basma, çekme ve eğilme dayanımlarında olmuştur. Güçlendirme sonrası doğal taşların basma dayanımlarında % 200-250, çekme dayanımlarında % 220-350 ve eğilme dayanımlarında % 250-400 oranında artış olmuştur.

Doğal taşlarEpoksi reçineGüçlendirme+2
Arif Mutlu
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın sporcuların sosyal hizmet gereksinimlerinin güçlendirme yaklaşımı temelinde belirlenmesi: Spor sosyal hizmeti odağında nitel bir araştırma

Spor, sağlığa yararları bakımından hayatı kaliteli yaşamamızı sağlayan bir güçtür. Özellikle risk altındaki bireylerin yaşamında bir güçlendirme aracı olsa da sporcular için stres yaratan ve iyilik halini olumsuz etkileyen bir deneyim olabilmektedir. Bazı sporcular rekabetin getirdiği baskı nedeniyle çeşitli psikososyal sorunlar yaşama açısından risk altındadırlar. Bu bağlamda toplumsal cinsiyetin yeniden üretildiği spor alanında üst düzey performans gösteren kadınların yaşadıkları zorlukların bütüncül olarak değerlendirilmesi ve sorunlarına uygun müdahale yaklaşımı benimsenmesi önemlidir. Güçlendirme odaklı feminist yaklaşım kadın sporculara yönelik sosyal hizmet müdahaleleri için önemli bir temele sahiptir. Bu çalışmanın temel amacı, kadın sporcuları güçsüzleştiren psikososyal risk faktörlerini belirleyerek bu sporcularla sosyal hizmet müdahalelerinin gerekliliğini güçlendirme odaklı feminist yaklaşım odağında keşfetmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak atletizm ve hentbol kadın süper lig ve birinci ligde yarışan 20 sporcu ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde Maxqda 2022 ve veri analiz yöntemi olarak tematik analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kadın sporcuların sporu kariyer olarak benimsemelerine bağlı biyopsikososyal değişimlerin ve sporda var olabilmek için verdikleri mücadelenin onları güçlendirme ve güçsüzleştirme bağlamında önemli olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak bu araştırma, spor ortamında kadın refahının artırılması için sosyal hizmet müdahalelerinin önemli olduğunu göstermesi ve bu müdahalelere kanıt temeli oluşturması açısından önemlidir. Anahtar kelimeler: Güçlendirme odaklı Feminist Yaklaşımı, Kadın Sporcu, Spor Sosyal Hizmeti, Toplumsal Cinsiyet

FeminizmGüçlendirmeKadınlar+4
Pelin Pilgir
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal alanda kız çocuklarının sporla güçlendirilmesi: Eziler köyü örneği

Spor, hem sağlık yönünden fayda sağlayarak yaşam kalitesini arttıran bir güç, hem de dezavantajlı bireylerin yaşamında da bir güçlendirme aracıdır. Kent merkezleri dışında sportif imkanların kısıtlı olduğu daha küçük ölçekli yerleşim yerlerinde özellikle köylerde kız çocuklarının spor yapma imkanının incelenmesi, sporcuların yaşadıkları zorlukların değerlendirilmesi ve sorunlarına uygun çözümler getirilmesi önemlidir. Bu tez, sporun köylerde yaşayan kız çocukları üzerindeki güçlendirici etkisine odaklanmaktadır. Tezin ana konusu, Denizli Güney ilçesi, Eziler köyünde yaşayan sporcu kız çocuklarının spor yoluyla güçlenmesini engelleyen etkenleri, spor yoluyla güçlenmeyi kolaylaştıran etkenleri, spor yoluyla hangi yönlerden güçlendiklerini ve sporcu kız çocuklarının güçlü kadın algısının ne olduğunu belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak Eziler köyünde yaşayan, en az 5 yıl lisanslı olarak çim hokeyi ve kriket sporu yapan, 14-17 yaş aralığındaki 9 sporcu kız çocuğu ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde Maxqda 2022 ve veri analiz yöntemi olarak tematik analiz kullanılmıştır. Araştırma bulguları neticesinde, köyde yaşayan kız çocuklarının spor yoluyla güçlenmelerinin önündeki engellerin daha çok aile ve çevre kaynaklı olduğu, beden eğitimi öğretmeninin spora teşvik eden ve onların gelişimine güçlenmesine etki eden en önemli aktör olduğu, sporcu kız çocuklarının hayatlarını olumlu yönde değiştirdiği, sporun psikolojik, sosyal, kültürel, bilişsel ve ekonomik yönlerden kız çocuklarının güçlenmelerine katkıda bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu araştırma, sporun kadınların güçlenmesinde önemli bir araç olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Denizli-GüneyGüçlendirmeKöyler+5
Kayhan Turan
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects