Food safety

115 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de gıdalarda taklit ve tağşiş uygulamalarının değerlendirilmesi: Ankara ili araştırması

Bu çalışma, Türkiye'de gıda sektöründe taklit ve tağşiş uygulamalarını, mevzuat ve uygulama boyutları açısından derinlemesine analiz etmek, tüketicilerin ve gıda işletmecilerinin bu konuda sahip oldukları bilinç düzeylerini, tutumlarını ve davranışlarını değerlendirmek ve bu bağlamda etkili politika önerileri geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, taklit ve tağşişe yönelik yasal düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, mevcut durum ve uygulamalar ele alınmış ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın denetim faaliyetleri ile kamuoyu bilgilendirme süreçlerinin etkileri değerlendirilmiştir. Tezin temel materyalini, Ankara ilinde yaşayan tüketiciler ve gıda işletmecileri ile yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler oluşturmuştur. Ankara ilini temsil edecek ilçeler gayeli olarak belirlenmiştir. İlçelerin belirlenmesinde örnekleme birimi olarak nüfus yoğunluğu alınmıştır. Nüfusun en yoğun olduğu Ankara'nın ilçelerinden Çankaya ve Keçiören ilçeleri sosyoekonomik farklılıklar gözetilerek gayeli olarak seçilmiştir. Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi kullanılarak toplam 150 tüketici ile görüşülmüştür. Gıda işletmecileri için, Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyu duyurularında taklit ve tağşişe en fazla konu olan ürün grupları arasında ilk iki sırada yer alan et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler arasından oransal bir örneklem seçilmiştir. Bu doğrultuda, Ankara ilindeki süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren 40, et ve et ürünleri sektöründe ise 30 işletmeci ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre, tüketicilerin %76'sı Türkiye'deki gıda işletmelerinin ulusal ve uluslararası mevzuat kurallarına uygun hareket etmediğini düşünmektedir. Ayrıca, tüketicilerin %39,3'ü piyasada satılan gıdaların yeterli düzeyde resmi otoriteler tarafından kontrol edilmediğini, %55,4'ü ise taklit ve tağşiş yapanlara uygulanan cezaların yetersiz olduğunu ifade etmiştir. Buna ek olarak, tüketicilerin %70,0'ı, 7255 sayılı Kanun kapsamında taklit ve tağşiş yaptığı tespit edilen gıda işletmecilerinin beş yıldan on yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilme cezasının, gıda maddelerinde yapılan hilelerin önlenmesinde önemli bir etkisi olacağına inanmaktadır. Gıda işletmecilerinin %45,7'si denetimlerden kısmen memnun olduklarını belirtmiş, %64,3'ü ise işletmelerinde meydana gelen olumsuzlukların Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmasını doğru bulmamaktadır. Ayrıca, gıda işletmecilerinin %47,1'i, uygulamakla yükümlü oldukları 7255 sayılı Kanun'dan haberdar olmadıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra, işletmecilerin %54,3'ü, bu Kanun'un bir yeniliği olarak taklit ve tağşiş yapan firmalara yıllık gayri safi gelirlerinin %1'i kadar ceza verilmesini doğru bulduklarını dile getirmiştir. Araştırma neticesinde ortaya çıkan önemli bir sonuç da, gıdalarda taklit ve tağşiş konusundaki yasal zorunluluklar hakkında gıda işletmecilerinin bilgi eksikliğinin olmasıdır. Bu eksikliğin temel nedeni, ilgili kurumların gerekli çalışmaları yapmamasıdır.

Gıda güvenliğiGıda kontrolüGıda mühendisliği+3
Soner Türkmen
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketime hazır ambalajlanmış sebze salatalarının mikrobiyal kalitesinin değerlendirilmesi

Bitkisel ve hayvansal kaynaklı gıda ürünleri, taze veya işlenmiş olarak insanların tüketimine sunulmaktadır. Tüketiciler; besleyici değeri yüksek, sağlıklı ve güvenilir gıdalar içerisinde yer alan sebze ürünlerini daha fazla tercih etmektedirler. Sebze ürünleri içerisinde yer alan salatalar; endüstriyel olarak bazı özel tesislerde hazırlanan ve ambalajlanmış şekilde tüketime sunulan gıda ürünleridir. Paketlenmiş sebze salatalarının minimum düzeyde işlenmiş olması ve çiğ olarak tüketilmesi mikrobiyolojik açıdan büyük risk oluşturmaktadır. Dolayısıyla yapılan yüksek lisans tez çalışmasında, farklı süpermarketlerde satışa sunulan ambalajlanmış sebze salatalarının, mikrobiyolojik kalitesinin belirlenmesi, bu tür çiğ tüketilen bir gıda çeşidinin insan sağlığı bakımından taşıyabileceği risklerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yapılan tez çalışmasında, Isparta'da bulunan farklı süpermarketlerde, ambalajlanmış halde satışa sunulan sebze salatalarının mikrobiyal kalitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Farklı süpermarketlerden satın alınan 16 adet ambalajlanmış sebze salata örneklerinde toplam mezofil aerob bakteri, toplam maya-küf, psikrofilik bakteri, koliform, fekal koliform, E. coli ve E. coli O157:H7 mikroorganizmaların varlığı ve düzeyleri araştırılmıştır. İncelenen örneklerin pH değer aralığı 4.86-5.92 olarak bulunmuştur. Yapılan mikrobiyolojik analiz sonuçlarında; toplam mezofil aerob bakteri değerleri 1,42-4,36 log kob/g düzeylerinde, toplam maya ve küf değerleri 0-3,16 log kob/g düzeylerinde ve psikrofilik bakterilerin değer aralığı 1,26-3,56 log kob/g düzeylerinde bulunmuştur. Koliform bakteri analizleri sonucunda ise gaz oluşumu ve renk dönüşümü gözlenmediği için ambalajlanmış sebze salata örneklerinde koliform varlığı tespit edilmemiştir. Fekal koliform, E. coli ve E. coli O157:H7 yapılan analizler sonucunda tespit edilmemiştir.

Gıda güvenliği
Büşra Tufan
Süleyman Demirel University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin gıda güvenliği hakkında farkındalığının ölçülmesi: Siirt ili örneği

Bu çalışmadaki amacımız Siirt ilinde yaşayan tüketicilerin gıda güvenliği hakkında bilgi düzeylerini ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma yönteminden faydalanılarak veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Bu araştırma gıda güvenliği konusunda 18 yaş ve üzeri kişiler aracılığıyla google form sitesinden belirlenen link üzerinden paylaşılmıştır. Çalışma kapsamında literatürden faydalanılarak oluşturulan çoktan seçmeli sorular sorulmuştur. Anket demografik özellikler ve gıda güvenliği olmak üzere iki kısımdan ve 27 sorudan oluşmaktadır. Çalışma sırasında %62,3'ü kadın ve %37,7'si erkek olmak üzere 401 tüketiciye ulaşılmıştır. Ankete katılanların %97'si çalışmaya katılmayı kabul etmiş ve anket sorularını yanıtlamıştır. Katılımcıların %43,4'ü 25-34 yaş aralığındadır ve yaklaşık yarısı kamu çalışanıdır. Gıda güvenliği tanımına ilişkin cevaplar değişkenlik göstermiştir. Ankete katılanların %84,79'u gıda güvenliğinin birincil üretimden başladığını belirtirken, %58,45'i internet ve sosyal medyaya daha fazla güvendiğini ifade etmiştir. Siirt ilinden katılanların %45'i gıda güvenliğinin geçmişe göre azaldığını düşünmekte, %51,3'ü ise gıdanın üretim ve satış yerlerinde insan sağlığına dikkat edilmediğini belirtmektedir. Katılımcıların %52,7'si, gıda üretiminin her aşamasında risk faktörleri bulunduğunu düşünmektedir. Katılımcıların %69,6'sı kusurlu ürünlerle karşılaştığında şikâyette bulunduğunu ifade ederken, şikâyet yolunu tercih etmeyen Siirt'ten katılan katılımcıların %42,2'si sonuçsuz kalacağını düşünmektedir. Siirt'ten katılanların %79,1'i Alo 174 gıda hattını bilmektedir. Ancak, %66,2'si "Radura" ibaresinin anlamını bilmemektedir. Siirt ilinden katılanların %55,56'sı izlenebilirlik sorusuna doğru yanıt vermiştir. Bu sorulara verilen cevaplar SPSS 2020 paket programı kullanılarak analiz edilip, özet hale getirilmiştir. Tüketicilerin gıda güvenliği bilinç düzeyleri ile sosyoekonomik özellikleri arasındaki ilişki olabileceği varsayımından hareketle kikare (X2) testi uygulanmıştır. Çalışmanın evrenini 2023-2024 yılları içinde Siirt ili genelinde seçilmiş tüketiciler oluşturmaktadır.

Gıda güvenliği
Şükran Özer
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin gıda güvenilirliği, sağlıklı beslenme bilgi, tutum ve davranışları ile kantinden gıda tüketim tercihlerinin incelenmesi

Gıda, fizyolojik ihtiyaçların başında gelmekte olup insan yaşamı için vazgeçilmezdir. Doğada bulunan tüm canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için gıdayı tedarik etmek ve beslenmek zorundadır. Özellikle gelişim çağında bulunan ortaokul öğrencileri için beslenme ayrı bir önem taşımakta ve bu dönemde beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında okul vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bu nedenle okullarda bulunan kantinlerde sunulan gıdaların güvenilir ve besleyici olması çok önemlidir. Bu araştırma; ortaokul öğrencilerinin gıda güvenilirliği ve sağlıklı beslenmeye ilişkin bilgi, tutum ve davranışları ile kantinlerden satın almayı tercih ettikleri gıdaları ve tüketim sıklıklarını saptamak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini; Ankara il merkezi içerisinde yer alan Çankaya, Yenimahalle ve Altındağ ilçelerinde bulunan ortaokullarda 5, 6, 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören 632 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri; öğrencilerin demografik bilgilerinin yanı sıra, Besin Güvenliği Davranış Ölçeği, Beslenme Tutum Ölçeği ve Beslenme Davranış Ölçeği'nden oluşan araştırma formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, sayı ve yüzde dağılımlar, ki-kare analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırma testi (LSD) testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonuçlarına göre öğrencilerin gıda güvenilirliği davranışları cinsiyet ve sınıflar arasında anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0,05). Kızlar ile yedinci sınıf öğrencilerinin gıda güvenilirliği davranışları diğerlerine göre daha olumludur. Beslenme tutumları açısından bu farklılık yalnızca sınıflar arasında görülmektedir (p<0,05). Beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı beslenme tutumları diğerlerine göre daha olumludur. Öğrencilerin beslenme davranışları da cinsiyet ve sınıflar arasında anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0,05). Kızlar ile beşinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı beslenme davranışları diğerlerine göre daha olumludur. Kantinlerde satılan gıdalar ve öğrencilerin bu gıdaları tüketim sıklıkları incelendiğinde; sağlığa faydalı olan gıdaların kantinlerde satışının ve tüketiminin çok fazla olmadığı; sağlığa zararlı olan gıdaların satışı yasak olmasına rağmen kantinlerde satışının yapıldığı ancak tüketim sıklıklarının diğerlerine göre daha az olduğu; kantinlerde satışı şartlı uygun olan gıdaların ise kantinlerde en çok tüketilen/satılan ürün grubu olduğu görülmektedir. Su en sık tüketilen gıdaların başında gelmekte olup öğrencilerin sağlığa zararlı gıdaları tüketim sıklıkları sosyoekonomik düzey yükseldikçe azalmaktadır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıGıda güvenliğiGıda tüketimi+7
Hanife Ayan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili sınırları içinde satışa sunulan sebze örneklerinde Escherichia coli'nin real-time PCR yöntemi ile Shiga benzeri toksin genleri varlığı bakımından incelenmesi

Bu çalışmada, İstanbul ilindeki çeşitli semt pazarlarında satışa sunulan havuç, salatalık, domates, marul, maydanoz ve ıspanak örneklerinin her birinden 30' ar tane olmak üzere satın alınarak patojen Esherichia (E.) coli taraması yapıldı. Araştırmada toplam 180 sebze örneği kullanıldı. Tüm örneklerde ilk önce E. coli varlığı kültürel mikrobiyolojik metotlarla incelendi. E. coli üreyen sebze örneklerinde, iki farklı yöntem ile stx1, stx2 ve eae genleri varlığı incelendi. DNA izolasyonları; Eurofins GeneSpin DNA İzolasyon Kit prosedürüne göre ve kolonilerin sulandırılması yöntemi ile yapıldı. Kültür bazlı mikrobiyolojik yöntemle E. coli üremesi; ıspanakta % 93.3, marulda % 93.3, maydanozda % 86.6, havuçta % 43.3, salatalıkta % 33.3 ve domateste % 13.3 oranında saptandı. Real-Time PCR taraması sonunda stx1, stx2 ve eae genlerinin varlığı ve bu alanda yapılan literatür bilgileri dikkate alınarak STEC O157:H7 havuç ve marulda; STEC O26:H11 ve STEC O111:NM havuçta; STEC O119:H16 havuç, marul, salatalık ve maydanozda; STEC O157:NM marulda ve EPEC O119, EPEC O111:H2, EPEC O26:NM havuç, salatalık, domates, marul, maydanoz ve ıspanak örneklerinde olduğu tespit edilmiştir.Sonuç olarak; İstanbul ili sınırları içinde satışa sunulan sebze örneklerinde yapılan incelemede, kültür bazlı yöntem ve Real Time PCR ile doğrulama sonucunda; E. coli' nin varlığı ve bu E. coli' lerin patojen stx1, stx2 ve eae genlerini taşıdığı tespit edilerek, halk sağlığını tehdit ettiği sonucuna varılmıştır.

Gerçek zamanGıda güvenliğiGıda mikrobiyolojisi+2
Burçin Turan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır bebek mamalarında ve bebekler tarafından tüketilen tahıl bazlı gıdalarda ESBL dirençli enterobacteriaceae ve cronobacter spp. araştırılması

Genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (ESBL) üreten Enterobacteriaceae suşları antimikrobiyal tedaviye yanıtın ertelenmesi ya da yanıt verilmemesine neden olmakta ve enfeksiyona bağlı morbidite ve mortalite riski artmaktadır. Bebek mamaları ve bebek maması yapımında kullanılan tahıl-bazlı gıdalar Cronobacter spp ve diğer Enterobacteriaceae üyeleri ile kontamine olduklarında ciddi tehdit oluşturmaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan toplam 115 adet örnekte (40 adet hazır bebek maması, 60 adet tahıl-bazlı gıda ve 15 adet süt tozu) ESBL dirençli Cronobacter spp. ve diğer Enterobacteriaceae varlıklarının fenotipik yöntemlerle araştırılması amaçlandı. VRBGA agarda gelişen Enterobacteriaceae kolonilerine oksidaz testi uygulandı. Oksidaz negatif sonuç veren izolatlar konfirmasyon için BCP glikoz agara geçildi. Konfirmasyonu yapılan enterik izolatların Vitek® MS cihazı ile tanımlanması yapıldı. ESBL şüpheli izolatlar CLSI (2013) talimatları takip edilerek, seftazidim (CAZ), sefotaksim (CTX), sefpodoksim (CPD) diskleri ile tarandı, bu disklerin klavulanatlı (CLA) türdeşleri kullanılarak disk difüzyon konfirmasyonu yapıldı. Antibiyogram doğrulaması ve MİK değeri tespiti için Merlin Micronaut-S beta-lactamase VII kiti kullanıldı. Spektrometre cihazı ile alınan okumalar otomatik olarak Sifin yazılımı ile analiz edildi. . Yapılan değerlendirme sonucunda, ithal bebek mamaları ve süt tozu örneklerinde bakteriyel üreme görülmedi. Ancak, yerli bebek mamalarında Pantoea agglomerans , tahıl-bazlı gıda örneklerinde Cronobacter sakazakii ve diğer enterobakterlerden Pantoea agglomerans, Enterobacter aerogenes , Enterobacter cloacae/asburiae, Klebsiella oxytoca ve Leclercia adecarboxylata tespit edildi. Bu çalışmada, fenotipik analiz sonuçlarına göre Cronobacter sakazakii izolatlar arasında ESBL üreten saptanmazken, diğer enterik bakterilerden yerli bebek mamalarında %10, pirinç ununda %10, ve irmikte %5 oranlarında ESBL direnci olduğu görüldü. Anahtar sözcükler: ESBL, Enterobacteriaceae, Cronobacter spp., Bebek Maması.

Bebek mamalarıGıda güvenliğiGıda mikrobiyolojisi
Pınar Cava Gümüş
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbulda satışa sunulan bazı gıdalarda sorbik asit ve benzoik asit miktarının araştırılması

Günümüzde gıdaların korunması, güvenliğinin sağlanması ve raf ömrünün uzatılmasına yönelik çalışmalara olan ilgi yoğunlaşmaya başlamıştır. Kimyasal koruyuculardan olan sorbik asit ve benzoik asit de gıdaların mikrobiyal bozulmalarını önleyerek, koruyucu gıda katkı maddesi olarak gıdanın raf ömrünü uzatmaktadır. Fakat bu koruyucuların vücutta birikmesi ile ürtikeryal reaksiyonlar, astım, çocuklarda hiperaktivite ve hormon dengesi bozulması gibi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bu tez çalışmasında; İstanbul piyasasında satışa sunulan farklı firmalara ait yaş pasta, endüstriyel ve geleneksel domates salçası, endüstriyel ve geleneksel biber salçası, ketçap, mayonez, bitkisel margarin ve gazlı içecekte sorbik asit ve benzoik asit miktarları yüksek performanslı sıvı kromotografi (HPLC) cihazı kullanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Türk Gıda Kodeksi 'Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği'nde belirlenmiş olan maksimum değerler ile karşılaştırılmıştır. Tespit edilen sorbik asit ve benzoik asit miktarlarının ise gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sorbik asit miktarı; yaş pastada 0.00-456,08 mg/kg; geleneksel domates salçasında 0.00-1820,31 mg/kg; geleneksel biber salçasında 0.00-1071,92 mg/kg; ketçapta 0.00-227,27 mg/kg; mayonezde 0.00-892,46 mg/kg; bitkisel margarinde 0.00-1279,89 mg/kg; gazlı içecekte 0.00-169,36 mg/kg arasında bulunurken endüstriyel domates salçası ve endüstriyel biber salçasında sorbik aside hiç rastlanmamıştır. Benzoik asit miktarı; yaş pastada 0.00-47,42 mg/kg; geleneksel domates salçasında 0.00-2417,65 mg/kg; endüstriyel domates salçasında 0.00-22,28 /kg; geleneksel biber salçasında 0.00-4613,84 mg/kg; ketçapta 0.00-838,09 mg/kg; gazlı içecekte 0.00-176,47 mg/kg arasında bulunurken endüstriyel biber salçası, mayonez ve bitkisel margarinde benzoik aside hiç rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: sorbik asit, benzoik asit, HPLC, gıda katkı maddesi, gıda güvenliği

Benzoik asitGıda güvenliğiGıda katkı maddeleri+2
Merve Karataşlı
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hadoop ve mapreduce teknolojisi aracılığıyla gıda-tabanlı mobil uygulamaları için bir arama hizmeti

Özet. Son zamanlarda güvenli gıda tüketimi ve e-sağlık üzerine birçok mobil uygulama geliştirilmiştir. Sağlık bilinciyle hareket eden kullanıcılar, özellikle zararlı gıda ve katkı maddelerinden kaçınarak güvenli gıda tüketimi için bu tür uygulamaları son derece önemsemektedirler. Ancak bu tür uygulamaları destekleyen yapılandırılmış veya yapılandırılmamış verileri içeren kapsamlı bir veritabanı eksikliği bulunmaktadır. Bu makalede mobil uygulamalar için sağlıklı bir gıda tüketimi arama hizmeti sunan Hadoop ve MapReduce (MR) yaklaşımından yararlanan Mobile Apps Search Sevice (MSS) önerilmektedir. MSS, gıda ve gıda katkı maddeleri alanına yönelik hizmet sunmakta ve mobil kullanıcıların sorgularını ele alarak bilgi sunma hizmetini kapsamaktadır. MSS herhangi bir mobil uygulama arkasındaki bir işlem olarak çalışabilir. Çünkü MSS, bir arama motoru ile aynı mantıkla çalışır; mobil uygulamalarda tıklamalarla oluşan sorgulara yanıt aramak adına nihai kullanım için bağlantılı bilgileri kataloglar ve web kaynakları üzerinde ilerler. MSS'in tasarım ve geliştirmesi, sistem mimarisi, sorgu anlayışı, Hadoop-MapReduce Ortamında ve Action Script kullanımı ile vurgulanmaktadır. Makalenin içinde, bir örnek olay incelemesi ile MSS'in genel özellikleri ve mevcut faydaları ortaya konulmuştur.

Büyük veriGıda güvenliğiGıda kontrolü+2
Mehmet Akif Çifçi
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ev hanımlarının gıda güvenliği ve beslenme konusu hakkındaki bilgi düzeylerinin incelenmesi

Gıda güvenliği canlı yaşamı için vazgeçilmez bir olgu olmakla birlikte gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Gıda güvenliği sağlık uygulaması gereken temel prensipleri içermek zorundadır. Gıda tedarik zincirinin en temel bilgilerinin insan sağlığı açısından öneminin bilinmesi toplumsal ve evrensel bir önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada Beylikdüzü Kalkan sokakta oturan 100 (yüz) ev hanımının Gıda güvenliği konusundaki bilgilerinin, gıdalarda bulunan bakterilerin, besin seçiminde, ürün satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaların neler olduğu konusunda bilgileri sorgulanarak çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında veriler 100 Ev Hanımı üzerinde değerlendirilmiştir. %32'si bakterilerle kontamine olmasından dolayı yaşanan gıda zehirlenmelerinin çok yaygın olduğunu düşünmektedir. Tüketicilerin %23'ü gıdalarda bulunan yapay renklerden çok endişeli oldukları belirlenmiştir. Tüketicilerin %40'ı gıdalarda bulunan bakterilerden son derece endişe duydukları belirlenmiştir. Kişilerin %94'ü yemeğe başlamadan önce her zaman ellerini yıkadıkları %44'ü ürün satın alırken doğaya zarar verme derecesinde onlar için önemli olduğunu ve %68'i ürün satın alırken lezzetli olmasının çok önemli olduğu belirlenmiştir. Kişilerin %87'si Gıda paketlerinde organik ifadesine baktıkları belirlenmiştir. İstatistiksel değerler tüketicilerin gıda satış ve tüketim yerlerinde, gıda güvenirliği açısından ne derece güvenilir bulduklarına ait istatistiklerin analizinde Ki Kare analiz testi kullanılmıştır. Bu analiz testine göre, restoranlar, 24 saat açık yerler ve kantinlerin analizleri belirlenmiş olup sonuçta, anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimler: Beslenme, Ev Hanımları, Gıda Güvenliği.

BeslenmeBilgi düzeyiEv kadınları+2
Rüveyde Kahraman
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tarım sektörünün sürdürülebilir gıda güvencesi açısından değerlendirilmesi: Veri zarflama analizi

Tarım sektörü, insanoğlunun beslenme gibi temel gereksinimini karşılama özelliğinden dolayı önem arz etmektedir. Artan dünya nüfusu insanoğlunun beslenme problemini gündeme getirmiş, bu durum tarım sektöründe yaşanan modern girdi kullanımı, teknolojik gelişme ve makineleşme ile aşılmaya çalışılmıştır. Bu süreç tarımsal üretimde yüksek verimlilik artışları sağlamakla birlikte, beraberinde çevresel sorunlar ve sağlıklı gıdaya erişim sorunlarını da getirmiştir. Yaşanan gelişmelerin gıdaya yönelik olumsuz etkilerinin azaltılması için gıda güvencesi konusu gündeme gelmiştir. Gıda güvencesi, insanların yaşamları için gerekli olan besin ve gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya sürekli erişebilmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada Türk Tarım sektörünü gıda güvencesi açısından değerlendirmek amacıyla öncelikle tarımsal ürünlerdeki kendi kendine yeterlilik incelenmiştir. Daha sonra ülke nüfusunun yıllık kalori gereksinimleri hesaplanmış ve tarımsal üretimin kalori gereksinimini karşılama oranları bulunmuştur. Nihai olarak da Veri Zarflama Analizi yöntemi kullanılarak OECD ülkeleri içinde Türkiye'nin sürdürülebilir gıda güvencesi açısından göreli etkinliği incelenmiştir. Çalışmanın bulgularına bakıldığında, Türkiye'nin gıdanın bulunabilirliği açısından iyi konumda bulunmasına rağmen, erişilebilirlik açısından sorunlar yaşadığını göstermektedir.

Gıda güvenliğiSürdürülebilir tarımSürdürülebilirlik+2
Sinem Soyhan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin gıda güvenliği ve gıda neofobisinin sakatat satın alma niyetine etkisi

Araştırma, gıda güvenliği bilincinin ve gıda neofobisinin tüketicilerin sakatat satın alma niyetine etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Gıda güvenliği, tüketicilerin gıda ürünlerini satın alma durumunda en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkarken, gıda neofobisi ise yeni ve alışılmadık gıda ürünlerine karşı duyulan korku veya kaygıyı ifade eden bir kavramdır. Araştırmada, sakatatın besin değeri ve sağlık yararları dikkate alınarak, tüketicilerin bu tür ürünlere yönelik tutumları ve satın alma niyetleri incelenmiştir. Veriler Türkiye'nin yedi bölgesinden çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Toplamda 587 katılımcının yanıtları IBM SPSS 26 programında analiz yapılmıştır. Değişkenler ile demografik faktörler arasındaki farkları görmek amacıyla T-testi analizi, bağımsız değişkenler ve bağımlı değişken arasındaki ilişkiyi saptamak için korelasyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Gıda güvenliği ve gıda neofobisinin sakatat satın alma niyetine etkileri analiz etmek için ise regresyon yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarında, tüketicilerin yaşadıkları bölge ile gıda neofobisi arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Gıda neofobisi, gıda güvenliği bilinci ölçeği alt boyutu olan etiket okuma-besin değeri boyutu ve üretim-tüketim tarihi-uygun koşullarda tüketim boyutu ile sakatat satın alma niyeti alt boyutu olan algılanan davranışsal kontrol boyutu arasında anlamlı bir ilişki görülmüştür. Ve regresyon analizi sonucunda ise gıda güvenliği bilinci ile sakatat satın alma niyeti arasında pozitif yönlü bir etki ortaya çıkmıştır. Analiz sonuçları dikkate alınarak özellikle üreticilere, sonrasında ise tüketicilere bilinçlendirmek amacıyla öneriler sunulmuştur.

Gıda güvenliğiNeofobiSakatat+1
Elif Tunç Sancak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 geçiren ve geçirmeyen bireylerin gıda güvenliği algıları, satın alma davranışları ve hijyen uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; COVID-19 geçiren ve geçirmeyen bireylerin gıda güvenliği algıları, satın alma davranışları ve hijyen uygulamalarını değerlendirmektir. Çalışma, COVID-19 pandemisi nedeniyle çeşitli iletişim kanalları yoluyla dağıtılan anket ile online olarak yürütülmüştür. COVID-19 geçirmiş 760 ve COVID-19 geçirmemiş 1633 olmak üzere 18-65 yaş arası toplam 2393 katılımcıyla gerçekleştirilen bu araştırmada, katılımcılara demografik bilgiler, gıda güvenliği endişesi, hijyen uygulamaları, satın alma davranışları, gıda güvenliği bilgisi ve COVID-19 korkusu olmak üzere altı bölümlük bir anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre COVID-19 geçirmeyenlerin %32,9'u ve COVID-19 geçirenlerin %18,4'ü gıda güvenliği konusunda endişeliyim ifadesine kesinlikle katılıyorum cevabını vermiştir (χ2=57.477; p<0.001). COVID-19 geçirmeyenlerin COVID-19 geçirenlere kıyasla gıda güvenliği ile ilgili konularda daha yüksek endişelere sahip olduğu ve çeşitli hijyen uygulamalarını daha yüksek oranda benimsemiş olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca COVID-19 geçirenlerin gıda güvenliği ile ilgili endişeleri ve çeşitli hijyen uygulamalarını benimseme oranları COVID-19 geçirdikten sonra artış göstermiştir. İki grubun satın alma davranışlarındaki değişiklikler ve gıda güvenliği bilgileri benzer bulunurken, katılımcıların COVID-19 ve gıda güvenliği konusunda eksik veya yanlış bilgilere sahip oldukları gözlemlenmiştir. Sonuç olarak bu tür halk sağlığı problemlerinde bireylerin benimsedikleri uygulamalar, endişe ve bilgi düzeylerinden etkilenmektedir ve bireylerin bu konuda doğru bilgilere ulaşması önemlidir. Bu nedenle sağlık risklerini azaltacak önlemler ve gıda güvenliği konularında daha fazla eğitime ihtiyaç vardır.

COVID 19Gıda güvenliğiHijyen+3
Rabia Büşra Işın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de üretilen kedi köpek mamalarının ağır metallerin varlığı yönünden incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de üretilen balıklı-balıksız kedi ve köpek mamalarındaki iz elementler ile toksik elementlerin tespiti, yönetmeliklerde ve kılavuzlarda tavsiye edilen en yüksek limitlerle karşılaştırılmasıdır. Bununla birlikte mamalarının balıklı ve balıksız olma durumunun hayvanın ihtiyaç duyduğu mineraller ile toksik elementlerin varlığına etkisinin incelemesi de amaçlanmaktadır. Araştırmanın kapsamı Türkiye'de üretilmiş olan, 2023 Eylül ayında internet satış sitelerinde satışta olan, içeriği bakımından balıklı-balıksız olarak gruplandırılabilen ticari kuru kedi ve köpek mamalarından oluşmaktadır. Çalışmamız %95 güven aralığındadır. Bunun için popülasyonda beklenen frekans yüzdesi (p) %5±6 olarak hesaplanarak toplam 13 farklı markadan 28 balıklı, 34 balıksız toplam 62 mama incelenmiştir. Araştırmamızın zaman, mamaların menşei, tür ve fiyat açısından sınırlılıkları vardır. Balıklı ve balıksız mamalarda on dokuz adet elementin seviyeleri İndüktif eşleşmiş plazma-Optik Emisyon Spektroskopisi (ICP-OES) cihazı kullanılarak ölçülmüştür. Mamalar ayrıca standart-premium; kedi maması-köpek maması; kuzu-dana-tavuk-pirinç olarak da gruplandırılarak gruplar arasında istatistiksel karşılaştırılmalar yapılmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS versiyon 21 yazılımı kullanılmıştır. Kobalt (Co), cıva (Hg) ve arsenik (As) seviyeleri cihaz ölçüm limitlerinin altında kalmıştır. Premium mamalarda kurşun (Pb) tespit edilememiştir. Bu çalışmada tavsiye edilen maksimum limitlerin üzerinde çıkan elementler balıklı mamalarda krom (Cr), bakır (Cu), çinko (Zn), selenyum (Se); balıksız mamalarda ise mangan (Mn), demir (Fe), alüminyum (Al) ve Pb [ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) maksimum tolere edilebilir limit (MTL)'den düşük, ancak Avrupa Konseyi (EC) MTL'den yüksek] olarak tespit edilmiştir. Balıklı-balıksız mamalarda gruplar arasında Mn, Al ve nikel (Ni) için anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,04). Standart- premium mamalarda gruplar arasında magnezyum (Mg), Mn ve stronsiyum (Sr) için anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,02). Kedi-köpek mamalarında gruplar arasına Cu ve Sr için anlamlı farklılık bulunmaktadır (p≤0,04). Mamalarda Fe, Cu, Zn, Se gibi elementlerin ve Al ve Pb gibi toksik elementlerin seviyelerinin tavsiye edilen maksimum limitleri aşmış olmasının daha detaylı incelenmesi ve ileride yapılacak olan çalışmalarda daha hassas ölçüm aralığına sahip cihazların kullanılması önerilmektedir. Gelecekteki çalışmalarda kedi ve köpek için belirli yaş ve fizyolojik durum modellemeleri yapılarak maruz kalma değerlendirilmesinin ve hedef tehlike katsayısı ve toplam hedef tehlike katsayısı belirlenerek sağlık riski değerlendirmesi yapılması önerilmektedir.

Gıda güvenliğiKedi mamasıKöpek mamaları+1
Tuğba Tuğçe Gündoğan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gastronomi ve Mutfak Sanatları öğrencilerinin gıda israfı ve gıda güvenliği hakkında görüşleri: İstanbul ili örneği

Artan nüfus ile birlikte paralellik gösteren gıda üretimi her geçen dönemde artış eğilimini de beraberinde getirmiştir. Üretilen gıdaların belirli bir oranı birçok nedene bağlı olarak kayıplara sebep olabilmektedir. Üretilen gıdaların üçte biri isaf edilmektedir. Son yıllarda artan küresel ısınma ve kaynakların tükenme eğilimine girmesi ile gıda israfı önüne geçilmesi gereken bir sorun olarak görülmeye başlanmıştır. İsrafın önüne geçilebilmesi için bireylerin gıda israfına yönelik görüşleri incelenmiştir. Katılımcılara demografik özelliklerine, gıda güvenliği ve gıda israfına yönelik bilgi düzeylerini ortaya çıkartacak soruların yanı sıra gıda israfına yönelik davranışlarını ortaya çıkartacak sorular sorulmuştur. Gastronomi öğrencilerinin gıda güvenliği ve gıda israfına yönelik bilgi düzeyleri ve bu konudaki davranışlarının aynı olup olmadığı ortaya konmuştur. Bu çalışmada gıda israfının tanımı, israfa uğrayan gıdanın miktarı, sebepleri, gastronomi ve mutfak sanatları öğrencilerinin bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve israfa yönelik çözümlerine yönelik önlemler verilmiştir.

GastronomiGastronomi eğitimiGıda güvenliği+3
Oğulcan Alıntaş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of food import on Somali economic growth

This study investigates the relationship between food import and economic growth in Somalia over the period 2010Q1-2021Q1. The research employs data from the World Bank, which covers key macroeconomic indicators and food import statistics. The analysis is conducted using SPSS version 24, employing appropriate statistical techniques to assess the significance of the relationship. The study reveals a positive and significant impact of food import on Somali economic growth. By examining the time series data, this research identifies the crucial role played by food import in driving economic growth in Somalia. The findings emphasize the importance of assessing the impact of external factors, such as food import, on a nation's economic development. The study contributes to the existing literature by providing empirical evidence on the relationship between food import and economic growth in Somalia. The positive significance of food import implies that strategic policies aimed at enhancing the efficiency and sustainability of food imports can have a substantial impact on the country's economic growth trajectory. These results have significant policy implications for Somalia, as they highlight the need for effective strategies and measures to enhance the food import sector. Policymakers and stakeholders can utilize these findings to develop and implement policies that foster a conducive environment for food import, ensuring a sustainable and positive impact on economic growth. Overall, this research underscores the importance of analysing the impact of food import on economic growth in the specific context of Somalia. It provides insights into the potential benefits of prioritizing and strengthening the food import sector as a catalyst for economic development, thereby informing policymakers, researchers, and other stakeholders in their decision-making processes.

External deficitEconomic growthEconomic effect+7
Abdınur Jıbrıl Alı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Politics of food security: Foreign agro investments

Food is one of the primary needs of human beings, if not the most important one. History witnessed numerous conflicts, wars, catastrophes derived from food. Therefore, food is power and the natural subject of politics and international relations. In mid-20th century, over-population and problem of feeding this increasing population became obvious. In order to increase the food production and solve hunger problem, a major leap called Green Revolution has started. In a result agricultural production significantly increased world-wide in a few decades. Even though, increasing food production provides hope to feed ever-increasing world population, major food crises display that supply is not adequate for hunger problem. Major food crises and hunger problems present a new concept to politics and international relations; food security which is a complex phenomenon that has many dimensions. Especially after the 2008 food crisis, foreign agro investments gained more importance and interest in foreign agricultural land boomed. It is estimated that almost eighty million hectares of land is subjected to foreign agro investments. However, when the recent trends, situation and implications of projects are analysed it appears that foreign agro investments turn into a powerful tool for neo-colonial land grabbing.

SecurityFood safetyFood products+7
Onur Çelik
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu beslenme sistemleri çalışanlarına yönelik besin güvenliği eğitiminin çalışanların besin güvenliği bilgi düzeyleri ve davranışları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, toplu beslenme sistemleri çalışanlarına yönelik farklı türde eğitim yöntemleri ile verilen besin güvenliği eğitiminin ve eğitim tekrarının çalışanların hijyen ve besin güvenliği bilgi düzeyi ve davranışları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışma 3 farklı toplu beslenme hizmeti yapan kuruluşun çalışanlarına farklı eğitim yöntemleri uygulanarak ve verilen eğitim 2 ay süre ile 3 kez tekrarlanarak yürütülmüştür. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası çalışanların bilgi düzeyleri ve tutumları anket yöntemiyle ölçülmüştür. Çalışmada katılımcıların demografik özellikleri olarak yaş, eğitim durumu, gıda sektöründe çalışma yılı ve daha önce gıda güvenliği eğitimi alma durumlarına yer verilmiştir. Katılımcılara uygulanan ankette yer alan besin güvenliği davranışına yönelik sorular "besin güvenliği ve hijyeni", "personel hijyeni", "çapraz bulaşma", "besin hijyeni" alt başlıklarına göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Besin güvenliği bilgisinin değerlendirildiği anket soruları ise "besin kaynaklı patojenler ve besin zehirlenmesi", "besin çözdürme, pişirme, yeniden ısıtma ve soğutma", "kişisel hijyen ve çapraz bulaşma", "güvenli besin depolama" alt başlıklarına ayrılarak incelenmiştir. Bu sorulara verilen doğru cevap sayıları neticesinde puanlama yapılmıştır. Üç farklı eğitim yönteminin karşılaştırıldığı durumlarda "Kruskal-Wallis Testi", 2 ay ara ile verilen eğitimlerin eğitim sonrası verilerinin karşılaştırılmasında "tekrarlı ölçümlerde varyans analizi" kullanılmıştır. Farklı eğitim türlerinin ve eğitim tekrarının besin güvenliği bilgi düzeyi ve davranışları üzerine etkisini gösteren bulgular sonucunda hem eğitim türleri hem eğitim tekrarı açısından anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Sonuçlar besin güvenliği eğitiminin besin güvenliği bilgi düzeyi ve davranışlar üzerinde olumlu gelişmelere neden olduğunu fakat bilgi ve davranışların eğitim tekrarı ile kalıcı olacağını göstermektedir. Anahtar kelimeler; Besin güvenliği, eğitim, hijyen, toplu beslenme çalışanları

BeslenmeBeslenme incelemeleriGıda güvenliği+6
Tuğba Nur İnalkaç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İn vitro koşullarda yetiştirilen biberde eksojen kalsiyum uygulamasının kuraklık stresi zararlarını azaltma üzerine etkisi

Çalışmada kullanılan Capsicum annum L. özellikle gıda ve ilaç sanayiindeki kullanımlarıyla ülke ekonomisi için önemli bir türdür. Hilvan ve İnan (Capsicum annuum L.) biber çeşitlerine ait tohumlar % 3 sakkaroz ile % 0,7 agar ilave edilmiş MS temel besi ortamına ekilmiştir. Kuraklık stresi oluşturmak için Polietilen glikol (3 g.L-1 PEG) ve/veya farklı konsantrasyonlarda kalsiyum (330 mg.L-1 CaCl) uygulanmıştır. 16 saat aydınlık/8 saat karanlık fotoperiyot, 25±2 0C sıcaklık ve % 45 nem koşullarında bitki büyütme odasında çimlenme ve fide gelişimine bırakılmıştır. 5. hafta sonunda fideler tesadüfî bloklar deneme desenine göre hasat edilerek fidelerde morfolojik ölçümler yapılmış (kök-sürgün uzunluğu, taze ve kuru ağırlığı) ve fizyolojik-biyokimyasal analizler (fotosentetik pigment madde, toplam protein, toplam fenolik madde, MDA, prolin miktarları ve antioksidan aktiviteleri) gerçekleştirilmiştir. Kuraklık stresinin her iki bitki çeşidini negatif yönde etkilediği, eksojen kalsiyum uygulamalarıyla bu etkinin hafiflediği tespit edilmiştir. Özellikle düşük konsantrasyonlu eksojen kalsiyum uygulamalarının su eksikliği koşullarında bitki yetiştirmede kullanılabileceğini düşündürmektedir.

Abiyotik faktörlerCapsicum annuumEksojen hormon+5
Nurevşan Gündoğdu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmelerinde çalışan mutfak personelinin hijyen, gıda güvenliği bilgi ve uygulama düzeylerinin belirlenmesi: Ayvalık örneği

Gıda güvenliği ve hijyen yiyecek ve içecek üretimi yapan her kurum için hayati öneme sahip kavramlardır. Bu kavram yiyecek-içecek ürünlerinin sağlıklı, temiz, hijyenik, kısaca insan sağlığına zarar veren tüm etkenlerden arındırılmış bir şekilde tedarik edilmesi, depolanması, saklanması, üretimi ve sunulması ile ilişkilidir. Dolayısı ile ürünlerin sunulduğu tüketiciler de gıda güvenliği ve hijyen uygulamalarına önem vermekte ve bu durum tercihlerini etkileyebilmektedir. Gıda güvenliğini ve hijyeni sağlamak aynı zamanda bu konuda bilgili ve doğru uygulama yapabilen çalışanlarla mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı otel mutfağı çalışanlarının gıda güvenliği ve hijyene yönelik bilgi düzeyleri ile uygulama düzeylerini belirlemektir. Bu amaçla veriler Ayvalık'taki otellerin mutfağında çalışan 336 kişiden elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, mutfak çalışanlarının gıda güvenliği ve hijyene yönelik bilgisinin iyi düzeyde olduğu, aynı zamanda gıda güvenliği ve hijyene yönelik uygulamalarını, bazı uygulama eksikleri olsa da, sıklıkla gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca gıda güvenliği ve hijyen uygulamalarında gıda güvenliği ve hijyen ile ilgili eğitim almış olmanın, meslekte çalışma süresinin ve pozisyonun farklılıklara neden olduğu belirlenmiştir.

Gıda güvenliğiHijyenKonaklama işletmeleri+5
Mağfur Sedat Aydoğan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda güvenliği ve gıda güvencesi konusunda tüketici algısının belirlenmesi

Günümüz gelişen teknolojiler ve sosyal durumlar tüketicilerin gıda satın alma durumlarını değiştirmiştir. Ülkemizdeki tüketicilerin satın alma davranışları ve gıda güvenliği hakkında bilgilerinin düzeyini belirleyebilmek için tüketicilerime anket düzenlenmiştir. 18 yaş ve üzeri olan tüketicilere yönelik olan bu çalışma, 1200 kişiye Google Forms üzerinden hazırlanan bu anket link aracılığı ile ulaştırılmış ve sonuçları internet üzerinden alınmıştır. Analizinde IBM SPSS programından yararlanılmıştır. Tüketicilerin gıda ürünü satın alırken %70,5 ürün içeriğine dikkat ettiği tespit edilmiştir. Tüketicilerin %63,3 gıda satın alırken indirim günlerinden etkilendiği, %66,5 uygun fiyatlı ürünlerden etkilendiği belirlenmiştir. %68 oranındaki tüketicilerin indirimli ürünleri tercih ettiği tespit edilmiştir. Tüketicilerimizin gıda satın alımı sırasında satıcıların eldiven takma durumları sorulduğunda %52,1 oranında bazı satıcıların eldiven taktığı belirtilmiş ve %56,7 oranındaki tüketicimiz eldiven takan satıcılarının bazılarının ürün dışında başka yerlere temas ettiklerini belirtmiştir. Güvenli gıda için fazladan ödeme yapmayı %84,8 oranındaki tüketicimiz kabul etmiştir. Tüketicilerin %80,3 oranında gıda güvenliği tanımını bildiğini belirtmiştir. Gıda güvenliği tanımını sorduğumuzda ise %71 oranında doğru yanıt vermişlerdir. Tüketicilere gıda güvenliği hakkında bilgi edindikleri kaynakları sorduğumuzda ise %61,7 oranında bilimsel yazılardan bilgi edindikleri tespit edilmiştir. Tüketicilerimizin gıda konusu hakkında en güvendikleri araç olarak %70,7 konu uzmanları ve %59,7 bilimsel yazı ve kitap olduğunu belirtmişlerdir. Günümüz gıdaların geçmişe göre daha güvenli olup olmadığı hakkındaki düşüncelerini sorduğumuzda ise %50,3 oranındaki tüketicimiz daha güvenli olduğunu belirtmiştir. Tüketicilerimizin gıda güvenliği hakkında bilgi düzeyleri yüksek olsa bile bazı konularda eksik bilgileri mevcuttur. Bunların bilgilendirilmesi devlet tarafından gerek broşürler gerekse reklamlarla tüketicilere iletilmelidir.

Gıda güvencesiGıda güvenliğiRisk değerlendirmesi+1
Nilda Battal
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between food security and selected health related indicators

Several measures of food insecurity, whether at the household or at the national level, have been introduced during the past two or three decades. Some concentrate on the determinants of food security while other emphasize more the consequences of food insecurity. This study will discuss the status of food security in relation with health related variables The study will consist of two parts. The first part will be a systematic review which will gather articles related to food security and health status, health risks, health resources and healthcare using different search portals like PubMed, Web of Science, Ebscohost and Scopus. After a proper literature review, only articles that are related to this study will be chosen for this systemic review purpose. The second part of the study will look at the relationship between food security and health status, health risks, health resources and healthcare use of OECD and partner countries. The food security scores of the Global Food Security Index (GFSI) open to public and introduced by the Economist Intelligence Unit (EIU) will be used as a dependable variable and the independent variables will be taken from the OECD health database which will be health status (life expectation at birth, life expectation at 65, infant mortality rates, potential years of life lost, deaths from cancer, suicide rates), health risks (Daily smokers, alcohol consumption, overweight or obese population, lack of social support), health resources (health spending, pharmacetical spending, doctors per 1000 population, nurses per 1000 population, health expenditures), healthcare use (doctors consultations, CT exams, MR exams, Ceserean, Infant vaccination rates, lenght of hospital stay, hospital dischagre, healthcare utilization), and Gross Domestic Product (GDP), and Gross National Income. The results of this study can have a significant impact on the decisions of the authorities in choosing an effective approach to food security and will also be a new idea for future research. The outcomes showed that the strongest connection and positive effect of food security on 3 health response variables of life expectancy at birth, GDP and GNI. Also, the increase in food security causes a relatively strong decrease in variables pharmaceutical spending and infant mortality rates. GDP and GNI per capita have a direct positive correlation with food security in OECD and partner countries. Food support for low-income and homeless people, food subsidies and food tax reductions could help reduce food security and health care costs. The results of this study can have a significant impact on the decisions of the authorities in choosing an effective approach to food security and will also be an introduction for future research.

Food securityFood safetyRisk+6
Seyed Mohammad Mortazavı
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda çalışanlarının bilgi, tutum ve davranışlarının gıda güvenliği açısından değerlendirilmesi: Adana ili örneği

Bu tez çalışmasında gıda çalışanlarının bilgi, tutum ve davranışlarının gıda güvenliği açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket çalışması Adana'da faaliyet gösteren restoran, kafe-pastane, fast food işletmesi, otel restoranı, toplu yemek üretim yeri/catering gibi işletmelerin mutfak ve servis departmanlarında çalışan 18 yaş ve üstü gıda çalışanları ile yapılmıştır. Anket çalışması 411 katılımcı ile Mart-Mayıs 2023 tarihleri arasında 125 adedi elektronik ortamda oluşturulan anket yoluyla, 286 adedi ise yüz yüze yapılan anket formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) version 24.0 paket veri programı kullanılarak bilgisayar ortamında yapılmıştır. Gıda çalışanlarının gıda güvenliği konusundaki bilgi düzeyi incelenmiş ve araştırma sonucuna göre katılımcıların bilgi düzeyinin %75.39 ve yüksek olduğu saptanmıştır. Katılımcıların gıda güvenliği bilgisinin ölçüldüğü anket formunda en fazla doğru cevabı (%94.01) kişisel hijyen ile ilgili sorular olurken, en düşük doğru cevabı (%36,97) ise gıda kaynaklı patojenlerle ilgili olan sorular olmuştur. Yapılan analiz sonuçlarına göre gıda çalışanlarının bilgi düzeyi gıda güvenliğindeki davranışların %8'inini, gıda çalışanlarının tutumunun gıda güvenliğindeki davranışların %2'sini açıkladığı görülmüştür. Yapılan araştırma sonucuna göre gıda çalışanlarının gıda güvenliğiyle ilgili bilgi düzeylerinin işletme tipine göre anlamlı farklılık göstermediği ancak gıda güvenliğiyle ilgili tutumlarının ve davranışlarının işletme tipine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Gıda çalışanlarının gıda güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve davranışları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizine göre gıda çalışanlarının bilgi, tutum ve davranışları arasında pozitif yönlü düşük düzeyli anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05).

AdanaBilgiBilgi düzeyi+6
Merve Ayan
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin algılarına göre tarımsal kooperatiflerin güvenilir gıdaya erişimdeki rolü

Çalışmanın amacı tüketicilerin tarımsal kooperatifler hakkındaki bilgisi ve algısının ortaya konulmasıdır. Araştırma, keşfedici ve kesitsel bir araştırma niteliğindedir. Araştırmada tarımsal kooperatifler ve güvenilir gıda ile ilgili yazın incelenmiş, Adana ve Mersin illerinde bulunan, gıda tüketicileri arasından kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 150 katılımcıya anket tekniği uygulanarak toplanan veriler analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde keşfedici faktör analizi (KFA), bağımsız t-testi ve tek yön ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma ile tüketicilerin tarımsal kooperatifler hakkında bilgi seviyesinin ne olduğu, güvenilir gıda kavramı hakkında bilgi seviyesinin ne olduğu, tarımsal kooperatifler hakkında düşüncelerinin neler olduğu, tüketicilerin güvenilir gıda konusunda düşüncelerinin neler olduğu gibi soruların cevabını bulmak amaçlanmıştır.

Gıda egemenliğiGıda güvenliğiTarım kooperatifleri+2
Onur Cevdet Altun
Toros University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik perspektifinde Türkiye'nin Avrupa Birliğindeki gıda güvenliğinde yeri

Girişimcilik perspektifinde değerlendirilmek ve Türkiye'nin gıda güvenliğinde Avrupa Birliğindeki yerini araştırmak amacıyla Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan TÜİK verileri yıllar bazında elde edilerek Avrupa birliği ülkeleri ile karşılaştırılmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinin gıda güvenliği verileri uluslararası platformda yer alan Eurostat, Europages, OECD, Statista ve Worldmeters'ten elektronik ortamda elde edilmiştir. Elde edilen verilerle ülkelerin ithalat ve ihracat verileri karşılaştırılarak gıda harcaması ve gıda güvenliği verileri elde edilmiştir. Gıda ürünleri sektörlere ayrılarak gıda harcaması içindeki payı hesaplanmıştır. Kümeleme analizi yapılarak ülkelerin yer aldığı kümeler belirlenmiş ve aynı kümede yer alan ülkelerin gıda verileri karşılaştırılmıştır. Analizde kullanılan verilerin uygunluğunu test etmek için Anova testi yapılmıştır.

Avrupa BirliğiGirişimcilikGıda güvenliği+4
Vugar Davıdov
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Related subjects