Visually impaired

109 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Görme yetersizliği olan öğrencilerin hayallerinin öğretmen ve ebeveyn beklentileri açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmada amaç, program geliştirme sürecinde bir ihtiyaç analizi olarak öğrenci hayallerinden, öğretmen ve ebeveyn beklentilerinden yararlanarak görme yetersizliği olan öğrencilerin hayallerini, aile ve öğretmen beklentileri çerçevesinde incelemektir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde tasarlanan bu çalışma "durum çalışması" deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Siirt ilinde ilkokul-ortaokul-lise kademelerinde öğrenim gören 27 görme yetersizliği olan öğrenci, görme yetersizliği olan öğrencilerle çalışan 20 okul rehber öğretmeni ve 20 sınıf rehber öğretmeni, 34 görme yetersizliği olan öğrenci ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formları öğrenciler, ebeveynler ve öğretmenler için üç ayrı form şeklinde hazırlanmıştır. Araştırmada veriler öğrenciler ile doğrudan görüşme yapılarak, öğretmen ve ebeveynlere ise görüşme formu doldurtularak elde edilmiştir. Görüşme formlarından elde edilen veriler içerik analiziyle kod, kategori ve temalar belirlenerek analiz edilmiştir. Sonuç olarak; öğretmenlerin ve ebeveynlerin beklentileri ile öğrencilerin hayallerinin birbirlerini tamamladıkları; öğretmenlerden ve ebeveynlerden az bir kısmının ise öğrencilerin hayalleri; yetersizliklerden, çevresel faktörlerden, toplumun bakış açısı gibi sebeplerden gerçekleştiremeyecekleri düşüncesinde oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Görme yetersizliği olan öğrenci, Hayal, Ebeveyn, Öğretmen

EbeveynlerGörme engellilerHayal gücü+2
Merve Demirhan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

2000'ler Türk sinemasında engelli kadınların alımlanması: Temsil, öznellik, kapsayıcılık

Bu tez, 2000'ler Türk sinemasında engelli kadın temsillerinin engellilik deneyimi olan kadınlar tarafından nasıl alımlandığına, engelli kadınların bu temsilleri yorumlarken ne gibi söylemlerle ilişkilendiklerine ve bu temsillere ne gibi duygusal tepkiler verdiklerine odaklanmıştır. Çalışma, temel olarak "Engelli kadınlar, engelli kadın temsilleri içeren filmleri nasıl alımlamakta ve engelli kadın temsillerine ne gibi düşünsel ve duygusal yanıtlar vermektedir?" sorusunu yanıtlamaya çalışmıştır. Çalışmanın örneklemi Neredesin Firuze (Ezel Akay, 2004), Vizontele Tuuba (Yılmaz Erdoğan, 2004), Beyza'nın Kadınları (Mustafa Altıoklar, 2006), Sadece Sen (Hakan Yonat, 2013), Benim Dünyam (Uğur Yücel, 2018), Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok (Onur Ünlü, 2022), Demir Kadın Neslican (Özgür Bakar 2022) filmlerinden oluşmuştur. Çalışmanın teorik yaklaşımı, Feminist Engellilik Çalışmaları ve Kültürel Çalışmalar yazınları içerisindeki kimlik, öznellik, beden, temsil, aktif izleyici üzerine tartışmalar tarafından biçimlendirilmiştir. Araştırma verileri, Ekim 2023 – Mart 2024 tarihleri arasında görme, bedensel ve mental engelli sekiz kadın katılımcı ile uygulanan derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Veriler, Janet Staiger'ın tarihsel materyalist yaklaşımını takip edilerek deneyimsel ve tarihsel bir bağlamda analiz edilmiştir. Tarihsel olarak kurulmuş aktif izleyiciler olarak engelli kadınların görüşlerine ve engellilik çalışmalarının sunduğu eleştirel perspektife dayanılarak engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı uygulamalrı teşvik edecek anlamların neler olabileceği keşfedilmeye çalışılmıştır. Bulgular, kadınların temsilleri büyük ölçüde kendi deneyimleri ile ilişki içerisinde yorumladıklarını göstermiştir. Çoğunluğu engelliliği sosyal bariyerlerle ilişki içerisinde anlayan katılımcılar, filmleri bağımsız yaşam, sosyal katılım, faillik nosyonlarıyla ilişki içerisinde yorumlamıştır. Bu yorumsal çerçevede, incelenen filmlerde engelli kadınların yetersizlik, muhtaçlık ve bağımlılıkla ilişkilendirildiği, engelliliğin araçsallaştırıldığı, abartılı ve yüzeysel olarak resmedildiği, engelli kişilerin temsillerinde deneyimledikleri fiziksel ve sosyal baskıların dışarıda bırakıldığı ve güzelliğin engelli kadını normalleştirme aracı olarak kullanıldığı düşünülmüştür. Engelli kadınların görüşlerini dahil etmek, temsili olumlu/olumsuz ikileminin ötesinde ayrıntılı bir şekilde analiz etmeyi mümkün kılmıştır. Bu çalışma, engellilik ve engelli kadınlarla ilgili daha kapsayıcı politika ve pratikleri teşvik edecek temsillerin inşa edilmesi için içerik üretim ve performans süreçlerine engelli insanların görüş ve deneyimlerinin dahil edilmesini önermektedir.

Bedensel engellilerGörme engellilerSosyal temsiller+3
Merve Alçayır
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist sosyal hizmet perspektifinden fiziksel engelli kadınların annelik deneyimleri

Araştırmanın amacı, fiziksel engelli kadınların annelik deneyimlerinin keşfedilmesidir. Araştırma, Şubat 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada, feminist metodoloji temel alınmıştır. Araştırmanın öznelerine kriter örnekleme ve kartopu örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Araştırmanın öznelerini 0-18 yaş arası çocuğa sahip olan fiziksel engelli (ortopedik, görme ve işitme) kadınlar oluşturmaktadır. Araştırma, ortopedik engelli 6 kadın, görme engelli 7 kadın, işitme ve konuşma engelli 8 kadın olmak üzere toplam 21 kadının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öznelerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanan veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde NVIVO 12+ nitel veri analizi yazılımı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, anne olan fiziksel engelli kadınlar sağlamcı bir toplumda engelli olmaktan ve ataerkil bir toplumda kadın olmaktan kaynaklanan baskıları kesişimsel bir şekilde deneyimlemektedirler. Annelik sürecinde fiziksel engelli kadınlar doğum bakım hizmetlerinin erişilebilir şekilde sunulmaması, kamusal alanların engelli kadınların gereksinimlerine göre düzenlenmemiş olması, bebek bakım ekipmanlarının evrensel tasarım ilkesine göre tasarlanmaması sebebiyle annelik pratiklerini gerçekleştirirken güçlükler yaşamaktadırlar. Öte yandan engelli kadın olarak annelik rolü yeterliliği üzerinden toplumsal baskılarla karşılaşmaktadırlar. Süreç içerisinde kadınların karşı karşıya kaldıkları baskıların ortadan kaldırılabilmesi için gerekli olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetler yetersiz kalmakta, kadınlar kendi baş etme stratejileri ile güçlenmeye çabalamaktadırlar. Dayanışma, kadınların yaşadıkları güçlüklerle baş edebilmeleri ve öznel annelik deneyimlerini inşa edebilmeleri için önemli bir pratik olmaktadır. Araştırma, anne olan engelli kadınların güçlenmelerine katkı sağlayacak olan sosyal politikalar ve sosyal hizmetlere yönelik olarak feminist sosyal hizmet odağında önerilerle sonlandırılmıştır.

Anne deneyimiAnnelikBedensel engelliler+6
Dilara Keser
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören çocuklarda el yazısı kinematiğine ve kalem tutma pozisyonuna etki eden faktörlerin incelenerek tipik gelişim gösteren yaşıtları ile karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, az gören çocuklarda el yazısıyla ilişkili ince motor beceri, somatoduyusal algı, görsel motor organizasyon, el yazısı kinematiği ve kalem tutma pozisyonlarını inceleyerek tipik gelişim gösteren yaşıtları ile karşılaştırmaktır. Çalışmaya 7-12 yaş aralığında 18 az gören ve 18 tipik gelişim gösteren çocuk alınmıştır. Kognitif faktörlerin değerlendirilmesinde Dinamik Ergoterapi Kognitif Değerlendirmesi-Çocuk test bataryasının "Görsel Motor Yapılandırma" testi, duyusal faktör için Ayres Güney Kaliforniya Duyu Bütünlüğü Testleri'nin "Somatoduyusal Algı" testi, motor yeterliliğin değerlendirilmesi için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi 2. Versiyonu Kısa Formu'nun "İnce Motor Keskinlik" ve "İnce Motor İntegrasyon" testleri, 9 Delikli Peg Testi ve Jamar Hidrolik El Dinamometresi ve Pinchmetre kullanıldı. El yazısı kinematik analizi grafik tablet ile kaydedilerek MovAlyzeR yazılımıyla analiz edildi. Kalem tutma pozisyonunun değerlendirilmesinde Schneck tarafından geliştirilen kavrama pozisyonları kullanıldı. Çalışmanın sonucunda kognitif, duyusal faktörler ve motor yeterliliğin belirli parametreleri için tipik gelişim gösteren çocukların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Yazının kinematik analizi sonuçları için; yazı yazmaya başlangıç zamanları, her bir segmenti tamamlama süreleri, harflerin horizontal ve segment boyutları, normalize edilmiş ivmesel değişim ortalamalarının tipik gelişim gösteren çocukların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kalem tutma pozisyonları için iki grup arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (x²=0,725, p>0,05). Çalışma sonucunda elde ettiğimiz bilgiler, yetersiz görsel uyaran nedeniyle az gören çocukların kognitif, duyu ve motor becerileri ve el yazısı kinematiklerinin tipik gelişim gösteren yaşıtlarından farklı olduğunu göstermektedir. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulguların, az gören çocuklar ile çalışacak fizyoterapistlere yol gösterici olacağını düşünüyoruz.

BilişDuyusal bütünleşmeEl yazısı+5
Zeynep Güven
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli bireylerin erişilebilir teknolojik araç kullanım düzeylerinin yaşam doyumlarına katkısı hakkında görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, erişilebilir teknolojik araç kullanım düzeylerinin görme engelli bireylerin yaşam doyumlarına katkısının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ilindeki kartopu örnekleme çeşitlerinden amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş 7'si erkek, 6'sı kız olmak üzere 13 yetişkin dönemindeki görme engelli birey oluşturmaktadır. Bu araştırmada katılımcıların konuya ilişkin görüşlerinin tespit edilmesi için yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme yöntemi ve yaşam doyum ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızda uyguladığımız; araştırma yöntemi, karma model yöntemine göre tasarlanmış durum çalışmasıdır. Bu modelde nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılır. Nitel araştırma yönteminde, görüşme, gözlem ve döküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemleri kullanılarak olaylar doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir şekilde ortaya konulmaktadır. Yapılan görüşmelerin sonucu elde edilen görüşme metinlerinin analizinde içerik analizi kullanılarak, içerik analizi çeşitlerinden de "kategorisel analiz" gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel veri analizinde kategorizasyondan yararlanılarak iki verinin bulguları birbiri ile karşılaştırılmıştır. Engel durumlarından dolayı bireyler, özel ve kamusal alanda; eğitim eksikliği, destek ve ekipman eksikliği, önyargılar gibi fiziksel, çevresel ve toplumsal birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu durumların görme engelli bireylerde yetersizlik, korku ve bunalıma sebep olmaması, içe kapanık bir kişiliğe dönüşmemesi için eğitim ve destek büyük önem arz etmektedir. Ayrıca bir insana bağlı yaşamak, ayrımcılık ve toplumsal önyargılar görme engelli bireylerin yaşam doyumu düzeylerini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzlukları azaltmak ve görme engelli bireylerin hayata kolay uyum sağlayabilmesi ve bir insana bağlı olarak yaşama durumunun onlara verdiği psikolojik yükten kurtulması adına, teknoloji ve onun insana sağladığı kolaylaştırıcı aletler devreye girmektedir. Bu sıkıntılar erişilebilir teknolojik araçlar sayesinde bir bakıma aşılmıştır. Araştırmanın sonucunda; görme engelli bireylerin yaşam doyum düzeyleri ve yaşam doyum düzeylerine katkı sağlayan erişilebilir teknolojik araçlar ve bu araçlara duyulan ihtiyaçlar, yeterlilikleri, ulaşılabilirlikleri ve yaşanan sorunların belirlendiği söylenebilir. Toplum, özel kurumlar ve devlet olarak yapılabilecekler hakkında önerilerde bulunulmuş ve bu alanda literatüre katkı sunması açısından önemli bir çalışma olması umulmuştur. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Görme Engelli, Erişilebilirlik, Teknolojik araçlar, Yaşam Doyumu

ErişilebilirlikGörme engellilerTeknoloji kullanımı+1
Serap Çifcibaşı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grafik tasarım sorunu olarak görme engellilere yönelik karton ambalaj tasarımında estetik ve işlevsellik algısı üzerine uygulamalar

Bu tezin çıkış noktası, göremeyen bireylere yönelik dokunsal yöntemlerle üretilecek ambalaj tasarımlarının işlevsellik ve estetik algısını irdeleme fikrine dayalıdır. Bu nedenle, tasarımların merkezine yerleşen görme duyusunun yerine, daha çok dokunma duyusu ile meseleye yaklaşılmıştır. Bu bağlamda hedef, görsel iletişimi sağlayan tek duyu hakimiyetinin yanına, dokunma duyusunu ekleyerek grafik tasarımca çözümler üretebilmektir. Dokunsal tasarımların hedef kitlesi görme engelli bireylerle sınırlandırılmış ve görme engelli olmanın tanımı üzerinde durulmuştur. Bu bilgiler, görme engelli bireylerin gereksinimleri doğrultusunda yapılacak ambalaj tasarımı uygulamalarının işlevsellik ve estetik düzenlemeler üzerine düşünsel sorguların temelini oluşturur. Bunun içinde öncelikle, göremeyen bireylerin temel ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı üç sektör (sağlık sektörü, gıda sektörü, kozmetik sektörü) belirlenmiştir. Bu sektörlere ait tasarlanan karton ambalajların, tasarım niteliklerinin ve basım tekniklerinin yanısıra dokunsal yapıyı olanaklı kılan teknik yoldan üretilebilirlikleri de incelenmiştir. Belirlenen bu sektörlere yönelik tasarım uygulamalarında işlevsellik, estetik, okunabilirlik, sürdürülebilirlik ve fikir üretme gibi tasarım süreçlerinin açılımları, bu tezin oluşmasına kılavuzluk etmiştir. Böylece tüm bu bütünlüklü açıklamalar içerisinde görme engellilere yönelik tasarımda çözümcü yaklaşımların nedenleri ve sonuçları açıklanabilmiştir. Ayrıca ulusal ve uluslararası tasarım örnekleri bu tezin yapılanmasında referans alınmıştır. Tüm bu teknik ve kuramsal bilgi doğrultusunda sektörlere ait ambalajlar tasarlanarak; temel nitelikleri ve uygulamaları 'Altı Nokta Körler Derneği (İstanbul Şubesi)' ve 'Emirgan Altı Nokta Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi' ndaki görme engelli bireylere sunulmuş ve test olarak çözümün doğruluğu denetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarım, Ambalaj Tasarımı, İşlevsellik, Estetik, Dokunsal Tasarım, Görme Engelli olmak.

Ambalaj tasarımAmbalajlamaDokunsal algılama+5
Pelin Hayta
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Engelli bireyler için erişilebilir üniversite kampüs alanlarının tasarım stratejilerinin geliştirilmesi: İstanbul Teknik Üniversitesi kampüs örneği

Engelli bireylerin engellere takılmadan bağımsız gerçekleştirebildikleri kentsel hareketlilikler, bir toplumun tüm üyelerinin entegrasyonu için oldukça önemli olmaktadır. Yapılaşmış çevrede, engelli bireyin hareketliliklerini kısıtlayan pek çok engel bulunmaktadır. Bu nedenle engelli bireyler, kentsel alanlara kolay erişememektedir. Çözümlerin geliştirilmesi ve engellerin verimli biçimde ortadan kaldırılması için engelli bireylerin kentsel hareketlilikte karşılaştıkları tüm engellerin tanımlanması gereklidir. Tez kapsamında engelli bireylerin kent içindeki ve kampüs içindeki erişilebilirlikleri irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, engelli üniversite öğrencilerinin kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında karşılaştıkları fiziksel ve sosyal engellerin engelli öğrencilerin kendi tecrübelerine dayanarak analiz edilmesi, bunlara yönelik ilkeler ve stratejiler geliştirilmesi olmuştur. Çalışmada aynı zamanda, kentsel yaşamda ve kampüs yaşamında engelli öğrencilerin görünür olmalarının toplumsal farkındalık ve erişilebilir tasarımın bir araya gelmesi ile mümkün olacağı vurgulanarak bu alanda yapılacak çalışmalara katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, engelli üniversite öğrencilerinin kent içindeki, İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsleri arasındaki ve İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile, engelli bireylerin kent içindeki ve üniversite kampüsü içindeki ihtiyaçları belirlenmiş, bu doğrultuda stratejiler geliştirilmiştir. Çalışmada, engelli bireylerin kent içi erişilebilirliklerini arttırmaları ve kentsel yaşama aktif biçimde katılmaları için gerekli olan sosyal ve fiziksel önlemler irdelenmiştir. Engelli birey ve yapılaşmış çevre ilişkisinin sosyolojik boyutunun tasarıma etkisinin irdelenmesi gerektiği yaklaşımıyla engelli bireylerin karşılaştıkları tüm fiziksel ve sosyal engeller bir arada belirlenmiştir. Bu yaklaşım, tez çalışmasının özgünlüğünü oluşturmaktadır. Tez çalışması, üç aşama üzerine kurgulanmıştır. Birinci aşamada, literatür taraması; ikinci aşamada, tümevarım yaklaşımıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunlarını ortaya koyan anket ve derinlemesine mülakat çalışmaları; üçüncü aşamada, üç farklı düzeyde saha çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzeyinde, kentin çeşitli noktalarından İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü'ne toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; ikinci düzeyinde, İTÜ Kampüsleri arasındaki toplu taşıma ve yaya erişilebilirlik analizleri; üçüncü düzeyinde ise İTÜ Ayazağa Kampüsü içindeki yaya erişilebilirlik analizleri yapılmıştır. Bu analizler ile İTÜ Ayazağa Kampüsü'nün kent içindeki erişilebilirlik düzeyleri tespit edilmiştir. Birinci aşama olan literatür taraması, gözleme dayalı araştırmalar ile sistematik bir araştırma olarak yapılmıştır. Kritik engellilik teorisi, literatür çalışmasında ana çerçeveyi oluşturmuştur. Tümevarım yaklaşımıyla gerçeklikleri betimleme ve anlama çalışmasıyla engelli bireylerin günlük kentsel yaşamdaki sorunları ortaya konmuştur. İkinci aşamada, İstanbul'da yükseköğrenim öğrencisi olan 100 engelli birey ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, veri analizleri ve gözlemler ile yorumlama gerçekleştirilmiştir. Yapılmış olan anket çalışması; temel bilgiler, kentsel yaşam ve kampüs yaşamı olarak 3 bölümü kapsamaktadır. Bu anket çalışması sonucunda, engelli öğrencilerin kentsel ve kampüs yaşamındaki, sosyal ve fiziksel erişilebilirlik durumları tespit edilmiştir. Anketler doğrultusunda, doğuştan ve sonradan engelli olan bireylerin kentsel yaşama katılım sıklıkları ve biçimleri, kent içi ve kampüs içindeki ihtiyaçları ve beklentileri irdelenmiştir. İkinci aşamanın derinlemesine mülakat çalışması bölümünde; kent içindeki ve kampüs içindeki tüm fiziksel, sosyal engellerin ve ihtiyaçların belirlenmesi, çalışmanın üçüncü aşaması olan saha çalışmalarının altlıkları olan matrislerin oluşturulması ve tasarım stratejilerinin geliştirilmesi için İTÜ öğrencisi ve/veya çalışanı olan 10 engelli birey ile gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamanın birinci düzey ve ikinci düzey erişilebilirlik analizlerinin çalışma altlığı olan matris, derinlemesine mülakat çalışmasına katılan engelli bireylerin belirlemiş oldukları erişilebilirlik kriterlerine ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Üçüncü düzey erişilebilirlik analizinin çalışma altlığı olan matris ise, Londra Planlama Danışma Komitesi tarafından belirlenen 5C Yürünebilirlik Kriterleri'ne ve literatürdeki erişilebilirlik kriterlerine dayanarak oluşturulmuştur. Kent içi erişilebilirlikteki ilk engeli, kent içi ulaşımdaki sorunların oluşturduğu görülmüştür. Yaya yolları genişlikleri, kaldırım yükseklikleri, yaya yolu üzerinde hatalı konumlandırılan kentsel mobilyalar, araç park etme durumları ve bilgilendirme yetersizlikleri, engelli bireylerin yaya ulaşımlarında engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Araca inme-binme esnasında araç ve platform arasındaki mesafe, araç biniş merdivenin rıht yüksekliklerinin fazla olması, araç içindeki yetersiz alanlar ve araç içi bilgilendirmenin yetersizliği, toplu taşıma aracı içerisinde engel oluşturan unsurlar olmaktadır. Kullanımda en çok zorluk yaşanan toplu taşıma aracı minibüs, en rahat kullanılan toplu taşıma aracı metro olarak tespit edilmiştir. Kampüsler arasındaki erişilebilirlik düzeylerinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, İTÜ'nün kent içerisindeki kampüsleri arasında güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu durum, aynı üniversitenin farklı kampüslerinde eğitim gören öğrenciler arasında tam entegrasyonun sağlanmasını engellemektedir. İTÜ Ayazağa Kampüsü yaya erişilebilirlik düzeyinin belirlenmesi için yapılmış olan saha çalışmasında, kampüsün farklı fonksiyon alanları arasında, engelli bireyler için optimum düzeyde güçlü bir erişilebilirliğin olmadığı ortaya çıkmıştır. Kampüsün yoğun kullanılan ve birçok fonksiyonu barındıran bölümlerinde erişilebilirliği arttırmak ile ilgili uygulamaların olduğu görülmekte iken kampüsün çeperlerine gidildikçe, fonksiyonların ve birimlerin azaldığı, arazi eğiminin giderek artmasının da etkisiyle erişilebilirliğin sağlanmadığı görülmektedir. Kentsel tasarım ile tüm kent kullanıcıları için demokratik eşit yaşam alanları yaratılabilir. Herkes için tam erişilebilirliği sağlamak için, erişilebilirlik kriterleri ve evrensel tasarım ilkeleri ulaşıma ve tüm kentsel mekânlara adapte edilmelidir. Erişilebilir kent ve erişilebilir kampüs, herkese eşit olanaklar sağlayarak kullanıcı merkezli çevreler ve sosyal adalet yaratmaktadır. Engelli bireylerin kent ve kampüs içinde bağımsız hareketliliklerini sağlamak için tüm kentsel tasarım uygulamaları, engelli bireyler için erişilebilirlik kriterleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Çalışmanın bulguları, engellilik ve erişilebilirlikle ilgili çalışmalar yapan akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarına ve uygulamalarda önemli role sahip olan yerel yönetimlere rehber niteliğini taşımaktadır.

Bedensel engellilerGörme engellilerKentsel tasarım+2
Berfu Güley Gören
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessAR

المكفوفون ودورهم في بناء الحضارة الإسلامية

There are many different meanings of (palm - Alkaf) in the language and terminology, and with this diversity, it revolves in its meaning and structure. The meaning depending on geography and region meanings. The meanings of the word revolves around the prevention, it is the sight of the blind, has been prevented from seeing, the real blind is the blindness of vision, not the blindness of sight. How many blind people have surpassed other visionaries in various fields? Hence, this research, in which I wanted to demonstrate the truth that is hidden to many people, is that real blindness is the blindness of insight, not blindness of vision. By tracking the movement of the blind in the history of the Islamic state many of the blind have contributions that can't be denied. They have vital roles in many sciences and arts in literature, language, poetry, rhetoric, jurisprudence, interpretation, Hadith, and transport and mental sciences. The history of the Islamic state bears witness to the superiority of these blind people Throughout history superiority confirms that loss of sight grant from God - the Almighty – If this person invested his companions, and did not stand in front idly, and here the researcher wanted through this research to stand on those contributions and achievements line had blind letters of light throughout history. Experiencing them with its high prestige and status, and talk began this message definition to stop and its derivatives by standing on the linguistic and terminological meaning, then bent by talking about synonyms of blindness, and the statement of minutes differences between those synonyms, and the verses of Quran also presented for the blind and blindness. Then the role of Islamic states throughout the eras of Islam has been presented on how they protected the right of blind peoples. Our Prophet also peace be upon him cared so much about the blind people and the way to support others. The study of the role of blind people in the Islamic civilization played a role in the religious, social, economic, and scientific role of the blind, and then on the role of the blind in the Islamic civilization. Their contributions to the science of transport and mental, and their learning and education, and then the research presented many points on the blind who were famous in certain sciences, the classical blind poets, and the classical writers, scholars, modernists, linguists, and scholars, interpreters.

Hemn Nawzad Ahmed Ahmed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli öğrenciler için Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde kullanılan materyallere yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılı güz ve bahar döneminde Uşak ilindeki liselerde eğitim ve öğretim gören görme engelli 9 öğrenci ve aynı öğretim yılında Uşak ilindeki liselerde görev yapmakta olan ve görme engelli öğrenciler çalışmış olan toplam 9 Türk Dili ve Edebiyat Bölümü mezun öğretmenler katılmışlardır. Uşak ilinde toplam 9 öğretmen araştırmamıza dâhil olmasının nedeni olarak bu eğitimcilerin meslek hayatlarında görme engelli öğrencilerle çalışmış olmaları dolayısıyla seçilmişlerdir. Araştırma alanımızdaki mesleki deneyimleri bize katkı sağlanacağı ve ışık tutacağı açısından önemli görülmüştür. Araştırmaya katılan öğrencilerin sayısının 9 ile sınırlı olmasının nedeni ise Uşak ilinde araştırma döneminde toplam 9 görme öğrencinin öğrenim görmesi neden olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı "Liselerde görme engelli öğrenciler için Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde kullanılan materyallere yönelik öğrenci ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi" şeklinde olup araştırmada bir demografik bilgi formu, altı değerlendirme formu ve on dört yarı yapılandırılmış açık uçlu soru sorulmuştur. Araştırmaya katılan deneklerin lisede Türk Dili ve Edebiyatı dersinde kullanılan işitsel materyallere yönelik uygulanan ölçek sorularının verilen cevaplara baktığımızda; araştırmaya katılan öğretmenlerin ve öğrencilerin değerlendirmelerine göre işitsel materyallerin yeterliliğinin düşük olarak ifade ettikleri görülmüştür. Ayrıca araştırmaya katılan hem öğretmenler hem de öğrenciler yarı yapılandırmış sorulara yönelik verdikleri yanıtları ve ölçeğe verdikleri yanıtları desteklemiş yani işitsel materyalleri yetersiz değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan deneklerin lisede Türk Dili ve Edebiyatı dersinde kullanılan yazılım materyallere yönelik uygulanan ölçek sorularının araştırmaya katılan öğretmenlerin ve öğrenciler yazılım materyallerin yetersiz bulmuşlardır. Bunun yanında araştırmaya katılan iki grup da yarı yapılandırmış sorulara yönelik verdikleri yanıtları ölçeğe verdikleri yanıtları destekler nitelik olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan deneklerin lisede Türk Dili ve Edebiyatı dersinde kullanılan basılı materyallere yönelik uygulanan ölçek sorularının verilen cevaplara göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin ve öğrencilerin değerlendirmelerine göre basılı materyallerin yeterli olmadığını ifade ettikleri ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan hem öğretmen hem de öğrenciler yarı yapılandırmış sorulara yönelik verdikleri yanıtları değerlendirmesi de düşük olduğu görülmekte dolayısıyla ölçeğe verdikleri yanıtları yarı yapılandırmış sorulara verdikleri desteklediklerini yani basılı materyalleri yetersiz olarak değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır.

Eğitim araçlarıGörme engellilerTürk dili ve edebiyatı+3
Ayşe Nur Erdoğan Başaran
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli ergenlerde benlik algısı ile psikiyatrik belirtiler arasındaki ilişki

Bu araştırmada temel olarak aynı yaş grubundaki görme engelli ergenlerin ve engel sahibi olmayan ergenlerin, benlik algılarındaki farklılıklara, psikiyatrik belirtileri arasındaki farklılıklara ve benlik algısının psikiyatrik belirtileri ne derece etkilediği incelenmiştir. Örneklem grubunu 10-16 yaş aralığında görme engeli olan 30 ve görme engeli olmayan 29 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama amacıyla Sosyodemografik Veri Formu, Harter Benlik Algısı Ölçeği, Belirti Tarama Testi (SCL-90) kullanılmıştır. SPSS 25.0 istatistik programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada görme engeli olan ve olmayan ergenler arasında psikolojik belirti düzeylerinin ve benlik algısı düzeylerinin farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca görme engeli olan bireylerde demografik özellikler göre psikolojik belirti ile benlik algısı düzeylerinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. SCL-90- R ölçeği alt boyutlarından obsesif-kompulsif, kişilerarası duyarlılık ve depresyon düzeyleri ile genel-öz düzeyleri arasında doğrusal bir ilişki varlığı bulunmuştur. Görme engelli bireylerde fobik kaygılar arttıkça sosyal kabul düzeylerinin azaldığı bulunmuştur. Genel semptom ortalaması ile genel-öz değer düzeylerinin ilişkili olduğu ve ergenlerde psikolojik semptomların artmasına bağlı olarak genel-öz değer düzeylerinin de arttığı bulunmuştur. Bu çalışma bulguları dikkate alınarak bireylerde engel valığının psikolojik belirti ve benlik algısı düzeylerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Görme engelinin ergenlerde psikolojik semptomların artması durumunda benlik algısı ile ilgili farklılıkların ortaya çıktığı ortaya konulmuştur. Görme engeli olan bireylerin psikolojik durumlarının normal bireylerden farklı olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergen, Görme Engeli, Benlik Algısı, Psikiyatrik Belirti

Benlik algısıErgenlerGörme engelliler+3
Özge Özcan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören çoklu engelli çocukların postür, yürüyüş, denge ve fiziksel performanslarının katılıma olan etkisinin incelenmesi

Çalışmamızın amacı, az gören çoklu engelli çocukların postür, yürüyüş, denge ve fiziksel performanslarının katılım durumlarına etkisinin belirlenmesiydi. Bu kapsamda dahil edilme kriterlerine uygun 6-14 yaş aralığındaki 18 çoklu engelli ve 18 tipik gelişim gösteren çocuk değerlendirildi. Postür değerlendirmesinde "New York Postür Analizi Yöntemi", denge değerlendirmesinde "Gövde Kontrolü Ölçüm Skalası", fiziksel performans değerlendirmesinde ise "İki Dakika Yürüme Testi" kullanılmıştır. Yürüyüş değerlendirmelerinde "GAITRite Bilgisayarlı Yürüyüş Yolu" cihazı kullanıldı. Yürüyüş analizi çoklu engelli grupta hem sesli hem de taktil uyaran ile iki farklı şekilde değerlendirildi. Katılım değerlendirmelerinde çocukların ailelerinin doldurduğu "Çocuk ve Adölesan Katılım Anketi" kullanıldı. Çoklu engel grubu, tipik gelişim grubu ile kıyaslandığında: postür (Z=-4,065, p<0,001) denge, fiziksel performans (Z=-4,904, p<0,001), yürüyüş ve katılım değerlendirmesi sonuçlarının tipik gelişim grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Çoklu engelli çocukların her iki yürüyüş analizi parametrelerinde yaşıtlarına göre daha yavaş yürüme hızına, kısa adım uzunluğuna ve artmış adım genişliğine sahip oldukları belirlendi. Bu çocukların çoğu yürüyüş parametresi değişim katsayısı, tipik gelişimli yaşıtlarına kıyasla daha büyük değerlere sahipti. Çoklu engelli çocukların postür (r=0,44, p=0,034), yürüyüş, denge, fiziksel performans (r=0,699, p=0,001) değerlendirmelerinin toplumsal katılım puanları ile korelasyonları incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı ilişkiye sahip oldukları görüldü (p<0,05). Bu ilişki üzerinde, çoklu engelli çocukların duyusal ve zihinsel engelleri sebebiyle geliştirdikleri kompansatuar mekanizmaların etkisinin olabileceği belirlendi. Çalışmamızın sonuçlarının, fizyoterapistlerin çoklu engelli çocukların değerlendirme ve tedavi yaklaşımlarında yol gösterici olabileceğini düşünüyoruz.

DuruşEngelli kişilerGörme+4
Buse Büşra Şanlı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Görme engellilerle baskı karşıtı uygulama: Kesişimsel perspektif temelinde niteliksel bir araştırma

Bu çalışma, görme engelli bireylerin karşılaştıkları baskıları ve baskılar ile bağlantılı yaşam deneyimlerini kesişimsellik temelinde anlamak amacıyla yapılmıştır. Eşitlik ve sosyal adalet değerleri üzerine inşa edilmiş olan baskı karşıtı uygulamanın kuramsal ilkelerinden hareketle gerçekleştirilen araştırmada 'engellilik' ile 'cinsiyet', 'yaş', 'cinsel yönelim/cinsiyet kimliği', 'din/inanç' ve 'etnik köken' olguları arasındaki kesişimlere odaklanılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 23 görme engelli birey ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Veriler Maxqda yazılımı kullanılarak tematik olarak analiz edilmiştir. Bulgular görme engelli bireylerin karşılaştıkları kesişimsel baskıların kişilerarası, toplumsal ve yapısal eksenlerde içiçe geçen, çok katmanlı ve dinamik özelliklere sahip olduğunu ve görme engelli bireylerin yaşamlarını çok yönlü olarak etkilediğini göstermektedir. Söz konusu çok katmanlı ve dinamik yapı değersizleştirme, dışlama, kısıtlama ve rahatsızlık verme gibi kişilerarası ilişkiler ile bağlantılı konular, toplumsal düzeydeki algılar ve varsayımlar ile kurumsal süreç ve mekanizmalara yayılan bir çerçeve sunmaktadır. Ayrıca, baskıların ve baskılar ile ilgili yaşam deneyimlerinin kesişim alanlarına özgü boyutlarını açığa çıkarmaktadır. Araştırmanın sonuçları sosyal hizmet eğitimi ve uygulaması, mevzuat ve politikalar, kurumsal yapılar, iş birliği mekanizmaları ve toplumsal farkındalık konularında çok yönlü yaklaşımların ve bakış açılarının önemine işaret etmektedir.

Baskı karşıtı uygulamaEngellilikGörme engelliler+2
Kibar Seyhun Sarı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The phenomenon of disability perception in blindness

The present study aimed to investigate the perception differences of blind people about their blindness, the determining factors of those differences and their possible consequences. For this purpose a qualitative survey was conducted on 36 blind participants, 22 men and 14 women. The findings revealed 5 perception levels from affirmer participants to normalizers. It is found out that, while affirmers and partial affirmers view blindness as a part of their identity, a difference and are not eager for a possible cure, for negative perceivers and normalizers, blindness is certainly a deficiency and is the main causes of their troubles in their lives. Independent living skills and equal interrelation with both blind and sighted people were observed as the most determining factor of perception of disability. The role of schools for blind had dualistic effects. While they provided independence skills, they had inhibitory effects in the lives of the participants. The impact of sight degree, family atmosphere, employment area, technology and blind related NGO's as facilitator or inhibitory factors were also discussed. The findings showed that people with more positive blindness perception had more active roles on both blind related and other NGO areas.

Body imageSelf perceptionDisabled persons+6
Engin Yılmaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.

Bedensel engelli çocuklarBedensel engellilerGörme engelliler+2
Yasin Coşkun
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzaj tasarımında sanatın görme engelli kullanıcılara yönelik değerlendirilmesi

Toplum sadece fiziksel, bilişsel ya da psikolojik olarak tam yeterliliğe sahip bireylerden oluşmamaktadır. Herkes yaşamının bir bölümünde bazı sağlık problemi ile karşılaşabilir ya da kısıtlıklarla mücadele etmek durumunda kalabilir. Engellilik genetik veya çevresel faktörler sonucunda bireylerin fiziksel, bilişsel, psikolojik ve sosyal işlevlerinden birini ya da birkaçını kısmen veya tamamen yerine getirememe durumudur. Bu çalışma kapsamında da görme engelli kullanıcılara yönelik bir tasarım anlayışı geliştirilmeye çalışılmıştır. Görme engelli kullanıcılar da herhangi bir engelle karşılaşmadan sosyalleşme, toplumla kaynaşma, doğa ile iç içe olma gibi fırsatlar sunan fiziki çevreye minimum düzeyde fiziksel güç harcayarak ve bağımsız bir şekilde ulaşabilme hakkına sahiptir. Herkes için tasarım kullanılarak oluşturulan kentsel mekanların daha erişilebilir, konforlu, kullanıcı odaklı, güvenli ve yaşanılabilir olması sağlanabilmektedir. Ancak doğru bir tasarımla engeller kaldırılabilir. Bu noktada da bazı destekleyici kavramlardan yararlanılmaktadır. Bunlardan biri de insanı duygusal ve psikolojik olarak doyuran, estetik algılarına karşılan veren, bilgilendiren bazen de sorgulatan, kimi durumlarda da eğitici ve tedavi edici olabilen sanattır. Tasarıma sanatın dahil edilmesiyle mekânların sosyal, kültürel, ekonomik ve estetik değeri arttırılabilmektedir. Böylelikle insanları içine çeken ve duyusal tatmin sağlayan kentsel mekanlar tasarlanabilmektedir. Bu kapsamda da teorik bir alt yapı oluşturması amacıyla görme engelliliğin nasıl tanımlandığı ve sınıflandırıldığı, görme engelli bireylerin çevrelerini nasıl algıladıkları üzerinde durulmuştur. Sanat kavramının hayatlarındaki yeri, tasarımda sanata yer verildiği takdirde nasıl ve ne ölçüde etkilenecekleri Türkiye'den ve Dünya'dan birtakım örnekler üzerinden irdelenmeye çalışmıştır. Sanatın dahil edildiği tasarım uygulamalarının görme engelli kullanıcıların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda nasıl geliştirilebileceği konusunda da öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.

EngellilikGörme engellilerPeyzaj tasarımı+2
Ezgi Kayar
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Herediter retina distrofili olgularda görsel algı rehabilitasyonunun fonksiyonel görmeye etkisi

Herediter retina distrofileri (HRD) ilerleyici görme kaybına neden olan genetik hastalıklardır. Özellikle çocukluk çağı az görme nedenleri arasında önemli bir yer işgal ederler. Çocukluk çağında başlayan görme kaybı yaş ile birlikte artar ve bu kişiler artan görme kayıpları ile birlikte başkalarına bağımlı bireyler haline gelirler. Yetişkinlik çağında da toplumun sosyal ve iş gücü kayıplarına neden olur ailelerine, topluma ve en önemlisi kendilerine hastalık yükü oluştururlar. Son yıllarda nöroplastisite ve deneyim ile öğrenme kavramının gelişimi herediter retina hastalıklarında rehabilitasyonun işlevsel görmeyi arttırabileceğini göstermiştir. Deneyim ile öğrenme beynin algılama, düşünme, hareket etme, hatırlama ve planlama stratejilerini geliştirmesinde görme korteksi ve diğer duyular ile çevreden aldığı sürekli uyaranları kullanması demektir. Yaşanan deneyimler yeni snaps oluşumuna, snapsların yapısal ve fonksiyonel olarak değişimine neden olur. Rehabilitasyonun hedefi adaptasyon çabalarının ve sensorimotor kompanzasyon becerilerinin hastanın ihtiyaçlarına en uygun ve en üst düzeyde gerçekleşmesini sağlamaktır. Çalışmamızın amacı HRD/Kon Distrofisi (KD) nedeni ile az gören kişilerin görsel becerilerini ve işlevsel görmelerini arttırmak, engellilik düzeyini azaltan ve toplumsal üretime katılmayı arttıran görme rehabilitasyon yaklaşımlarının geliştirilmesi için bir başlangıç oluşturmaktır. HRD li hastalarda işlevsel görme ve yaşam kalitesi ve engellilik oranlarına etkisi ile ilgili uluslararası çok az çalışma vardır ve ülkemizde ise bu konuda hiçbir çalışma bulunmamaktadır. Az görme rehabilitasyonu uygulamalarının göz hekimi bakış açısı ile gözden geçirilmesi ve etkinliklerinin değerlendirilmesi hastaya özel rehabilitasyon programlarının oluşturulmasına ve sonuçlarının bilimsel değerlendirilmesine önemli katkıda bulunacaktır. Çalışmamızın evrenini Ankara Üniversitesi Göz hastalıkları kliniği az görme rehabilitasyonu ve görme araştırmaları merkezinde kayıtlı bulunan 180 hasta oluşturmaktadır. %80 güç ve %5 hata payı ile örneklem genişliği 16 hasta olarak hesaplanmıştır ve KD nadir hastalık grubunda olduğu için hastaların rehabilitasyon öncesi değerleri kontrol grubu olarak kullanılmıştır. Proje kapsamında rehabilitasyon uygulanacak hasta sayısı kadar (16 hasta) kişi evrene dahil olan hastalar arasından randomize olarak seçilmiştir. Seçilen hasta grubunun KD olduğunu doğrulamak için Elektroretinografi (ERG) kullanılmıştır. Görme keskinliği, refraktif değer ölçümü, ön segment, fundus, göz hareketleri muayenelerine ek olarak kontrast sensitivite, Mikroperimetri, MVPT_4 testi (Görsel algılama becerileri testi) ve NVFQ-25 az görenler yaşam kalitesi ölçeği, MNRead okuma testi uygulanmıştır. Rehabilitasyon uygulamalarında manuel yöntemler ve bu konuda en çok kullanılan dijital cihaz olan Bernell Vision Trainer (OTSP1SO ve OTSP1) kullanılmıştır. Tüm hastalara ICF.kodlaması uygulanmıştır. Sonuç: Görsel rehabilitasyon uygulamaları işlevsel görme düzeylerinde ve görsel becerilerin geliştirilmesinde etkili olmuş ve yaşam kalitesinde artış sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Herediter retina Distrofileri, Kon distrofisi, Nöroplastisite, görme rehabilitasyonu, algısal öğrenme, az görme, yaşam kalitesi, ICF

GörmeGörme algısıGörme bozuklukları+7
Hatice Semrin Timlioğlu İper
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Az gören çocuklarda denge koordinasyon ve kuvvetlendirme eğitiminin yürüyüş, mobilite ve postür üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, az gören çocuklarda denge koordinasyon ve kuvvetlendirme eğitiminin yürüyüş, mobilite ve postür üzerine etkilerinin incelemek ve değerlendirmektir. Çalışmaya toplamda 22 az gören birey dahil edildi. Bireyler randomize olarak Kontrol (n=12) ve Tedavi (n=10) grubu olarak ikiye ayrıldı. Tedavi grubuna 8 hafta boyunca haftada 3 gün; ısınma (10dk), soğuma (5 dk), denge (20dk), koordinasyon (20 dk) ve kuvvetlendirme (20dk) eğitimi verildi. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmadı. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve 8 haftanın sonunda yapıldı. Değerlendirmelerde; Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik 2 Testi Kısa Formu (BOT2-KF), New York Postür Analizi, Manuel kas kuvveti değerlendirilmesi, BTS G-Walk Yürüme Analizi, Bağımsız Mobilite Anketi (BMA) kullanıldı. Grup içi BOT2-KF tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırmasında toplam skorlarında anlamlı artış görüldü (p<0.05). Grupların tedavi sonrası karşılaştırmalarında anlamlı fark görülmedi (p>0.05). BTS G-Walk Yürüme Analizine göre grupların tedavi sonrası bulguları karşılaştırıldığında iki grup arasında hiçbir değerde anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Bireylerin tedavi öncesi ve sonrası değişim değerlerinin gruplar arası karşılaştırılmasında sol adım uzunluğu değerinde tedavi grubu yönünde anlamlı iyileşme görüldü (p<0.05). Bireylerin pelvis hareket parametreleri incelendiğinde tedavi grubunda sağ taraf propulsiyon hareketinde tedavi öncesine göre tedavi sonrası anlamlı iyileşme tespit edildi (p<0.05). Grupların gruplar arası bulguları karşılaştırıldığında tedavi öncesi ve sonrasında tüm parametrelerde gruplar arası anlamlı fark yoktu (p>0.05). Manuel kas testi sonuçlarına göre tedavi sonrası değerlendirmelerde grup içi karşılaştırmalarda her iki grupta kas kuvveti açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). Gruplar arasında da gövde, alt ekstremite ve üst ekstremite kas kuvvetleri açışından istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardı (p>0.05) Bağımsız Mobilite Anketi (BMA) sonuçlarında göre kontrol grubu ve tedavi grubunun tedavi sonrası grup içi ve gruplar arası bulguları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Bireylerin mobilizasyon sırasında hissettikleri zorluk seviyesinin ölçüldüğünde iki grupta da hissedilen zorluk şiddetinin azaldığı ancak bu azalışın tedavi grubunda daha fazla olduğu görüldü. New York Postür Değerlendirme sonuçlarına göre grupların tedavi öncesi ve sonrası grup içi ve gruplar arası bulguları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark görüldü (p<0.05). Çalışmamız sonucunda az gören çocuklarda görülen yürüyüş, mobilite ve postür problemlerine yönelik yaptığımız denge, koordinasyon ve kuvvetlendirme eğitiminin yürüyüş, mobilite ve postür üzerinde iyileştirici yönde etkileri olduğu belirlendi.

DengeDuruşGörme bozuklukları+5
Server Erdoğmuş
Pamukkale University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi

Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.

Bedensel engellilerBüyükşehir belediyeleriElektronik belediyecilik+5
Ali Rıza Tunçay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The relation between visual impairment and the earliest autobiographical memories in young adults

Autobiographical memory is a memory system that consists of personal experiences and personal information about an individual's life. Therefore, it performs the function of self-representation and is directly related to self-understanding. The purpose of this study is to address the effects of a condition that affects identity: blindness. Blindness, as a chronic disease, integrates with the self and can affect different aspects of memories. For example, blindness is associated with reduced visual imagery, one of the main components of autobiographical memory. Therefore, this study focuses on the relationship between visual impairment in adults and features of autobiographical memories. This study investigates the onset of childhood amnesia and the phenomenological features of these autobiographical memories. In this context, the participants were asked about their earliest childhood memories. In addition, the participants were asked about their most important memories and used as a control event. On the other hand, the formation of the cognitive self was found to be associated with two achievements: self-recognition in the mirror and the use of personal pronouns. Visual impairment limits or blocks visual input and modulates language development. Due to this low/lack of experience, so participants' visual or verbal style of processing dominance was measured. When we consider these three interrelated concepts (blindness, self, and autobiographical memory) together, it can be argued that low visual experience affects memories through deferred personal development.

Young adultVision disordersVisually impaired+2
Rabia Koç Demircan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Görme engelli kadınlarda menstrual kap kullanımı: Yarı deneysel bir çalışma

Bu araştırma menstrual kabın, görme engelli kadınlar tarafından kullanılabilir bir ürün olup olmadığını belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini Engelli Kadın Derneği ve Altı Nokta Körler Derneği Manisa Şubesi'ne üye olan kadınlar oluşturdu. Örneklem sayısı G Power version 3.1'de 21 olarak hesaplandı. Katılımcılara menstrual kap kullanımı sözel olarak ve maket üzerinde anlatıldıktan sonra kullanmaları için kap verildi. Kadınlar, kabın kabul edilebilirliğini, kullanıcı deneyimlerini ve devamlılığını değerlendirmek için 6 ay boyunca izlendi. Veriler, tanımlayıcı istatistikler, Cochran Q testi, McNemar Testi, tek yönlü varyans analizi ve Wilcoxon Signed Rank testi ile değerlendirildi. Görme engelli kadınların %76,0'ının üniversite mezunu olduğu, %88,0'ının çalıştığı ve %56,0'ının daha önce menstrual kabı duyduğu bulundu. Katılımcıların ilk izlemde %72'sinin, üçüncü izlemde %95,8'inin adet kanamasının olduğu her gün kabı kullandığı belirlendi. Menstrual kabı yerleştirme sorunlarının izlemlere paralel olarak %60,0'dan %4,8'e gerilediği, çıkarma sorunlarının %40,0'dan %9,4'e düştüğü ve bu düşüşün sadece yerleştirme sorunları için anlamlı olduğu saptandı (p<0,05). Kadınların %52,0'ı ilk izlemde, %23,8'i son izlemde menstrual kanın kaptan sızdığını belirtti. Kabın sızdırma durumunda izlemler arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptandı (p>0,05). Kap kullanımının, %38,0 katılımcının hijyen ürünlerine harcadıkları parayı azalttığı, %28,6'sının adet sırasında kötü koku sorununu ortadan kaldırdığı ve %23,8'ine adet olduğunu unutturduğu belirlendi. Katılımcılar, kap öncesinde kullandıkları pedlerden memnuniyetlerine 4.92±2.08, menstrual kaba 8.95±0.97 puan verdi. Menstrual kap ve ped memnuniyet puanları arasında anlamlı bir farklılık saptandı (p<0,05). Araştırmada, menstrual kabın kullanımına ait sorunların kullanım süresi arttıkça azaldığı ve görme engelli kadınlar tarafından kullanılabilir bir ürün olduğu saptandı.

Engelli kişilerGenital hijyenGörme engelliler+4
Tuğba Dündar
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli sporcuların spora katılım motivasyonları ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışma, görme engelli sporcuların spora katılım motivasyonları ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Materyal ve Metot: Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini aktif spor yapan görme engelli sporcular oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 18 yaş ve üstü olan 359 sporcu oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgiler Formu, Engelli Bireylerde Spora Katılım Motivasyonu Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normallik sınamaları Kolmogorov-Smirnov testi ile basıklık çarpıklık değerlerine göre değerlendirilmiştir. Normal dağılmayan verilerde iki kategorinin karşılaştırılmasında Mann Whitney U, üç veya daha fazla kategori karşılaştırmasında ise Kruskal-Wallis H testi uygulanmıştır. Bulgular: Elde edilen bulgulardan yola çıkılarak demografik değişkenlerden görme engelli sporcuların cinsiyet, eğitim düzeyi, engellilik süresi, haftada spor yapma sıklığı ve toplam spor deneyim değişkenlerinde istatistiksel yönden anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca araştırma bulgularına göre, görme engelli bireylerin spora katılım motivasyonları ile psikolojik iyi oluş düzeyleri arasaında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyde bir korelasyon bulunmaktadır (r = 0.40). Sonuç: Görme engelli sporcuların spora katılım motivasyonları arttıkça, psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettikleri tespit edilmiştir.

Görme engellilerMotivasyonPsikolojik iyi oluş+1
Muhammed Çıplak
İnönü University · Institute of Health Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi genel eğitim sınıfına devam eden görmeyen çocuğa geometrik şekillerin öğretim sürecinin incelenmesi: Bir durum çalışması

Amaç: Bu araştırmanın amacı, okul öncesi genel eğitim sınıfına devam eden görmeyen bir çocuğa geometrik şekil kavramlarının öğretiminde yaşanan sorunların ve ihtiyaçların derinlemesine bir şekilde incelenerek bu sorunların ve ihtiyaçların ortaya koyulmasıdır. Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu X okulunda okul öncesi genel eğitim sınıfına devam eden görmeyen bir çocuk ve ona eğitim veren bir öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada çoklu bilgi kaynaklarını işe koşularak derinlemesine bir inceleme gerçekleştirmek amacıyla öğretmen demografik bilgi formu, öğrenci demografik bilgi formu, performans belirleme formu, görüşme, gözlem (yapılandırılmış ve yapılandırılmamış), araştırmacı günlüğü, ölçüt bağımlı ölçü aracı ve dokümanlardan elde edilen verilerden yararlanılmıştır. Bu veriler, içerik analiziyle analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada okul öncesi genel eğitim sınıfına devam eden görmeyen çocuğun eğitim aldığı sınıfta geometrik şekillerin öğretim sürecine ilişkin öğretim öncesi hazırlık, giriş etkinlikleri, etkinliğe geçiş, gelişme etkinlikleri, sonuç etkinlikleri, uyarlamalar ve sınıf / davranış yönetimine yönelik bulgular elde edilmiştir. Geometrik şekillerin öğretim sürecinde hazırlıkla ilgili sorunlar, görmeyen çocuğun istenmeyen davranışları, gören çocukların istenmeyen davranışları, materyalle ilgili sorunlar, öğretimle ilgili sorunlar, görmeyen çocuğun dâhil edilmesiyle ilgili sorunlar, görmeyen çocuğun gelişimsel sorunları, güvenlikle ilgili sorunlar, sınıf yönetimiyle ilgili sorunlar, öğretmenin yeterlilik düzeyi ve mitleri, değerlendirmeyle ilgili sorunlar, hizmet öncesi eğitimdeki sorunlar ve görmeyen çocuğun ailesiyle ilgili sorunlara yönelik pek çok farklı sorunun olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte görmeyen çocukla bağlantılı olarak materyalle ilgili ihtiyaçlar, öğretimsel ihtiyaçlar, görmeyen çocuğun ailesinin ve öğretmenin ihtiyaçları olmak üzere çeşitli ihtiyaçların olduğu saptanmıştır. Araştırmanın yapılandırılmış gözlem verilerinden ise uygun materyal kullanımı, materyallerin erişim durumu, materyallerin dayanıklılığı, materyallerin uygunluğu, fiziksel düzenleme, oturma düzeni, sınıf mevcudu, öğretime giriş, öğretim süreci ve öğretim sonrasına yönelik bulgular elde edilmiştir. Son olarak görmeyen çocuğun geometrik şekillere ilişkin bilgi düzeyinin veri toplama öncesi ve sonrası aynı olduğu bulunmuştur. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda geometrik şekillerin genel olarak gören ve görmeyen çocukları kapsayacak şekilde anlatıldığı ancak çoğunlukla görmeyen çocuk açısından olmak üzere pek çok farklı sorun ve ihtiyaç ile karşılaşılmıştır. Karşılaşan sorunların kaynağının daha çok öğretmenin bilgi eksikliği, ihtiyaçların ise genel olarak öğretmenin bilgisinin yetersiz olması ve materyal kaynaklı olduğu değerlendirilmiştir. Bu sebeple özellikle öğretmen ve diğer paydaşlar için bilgilendirme ve materyal temelli öneriler ön plana çıkmıştır. Son olarak görmeyen çocuğun geometrik şekiller özelinde veri toplama öncesi ve veri toplama sonrası bilgi düzeyi incelendiğinde her iki durumda da belli başlı öğrenme ihtiyaçlarının olduğu sonucuna varılmıştır.

Geometrik şekillerGörme engellilerOkul öncesi eğitim+4
Ali Kurt
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring hand gestures among visually impaired and sighted users over remote control devices

With the emerging of touch-less human-computer interaction techniques, mid-air hand gestures have been widely used to create communication between users and devices, taking into account the inclusive design approach. As the visual world grows on digitization, tremendous research is being conducted on disadvantaged users, especially visually impaired users. However, many of these studies do not focus on the inclusive design approach. This thesis has been written to define usability and accessibility of gestures with an inclusive design approach, taking into account the problems faced by visually impaired people. In-depth interviews were conducted with visually impaired and visually impaired users and their gesture preferences were compared. 9 action commands were given to 5 visually impaired and 5 visually impaired participants to interact on their own computers. Findings show that there is a wide variety of gestures participants prefer according to their interaction habits. This preference model shows that graphical user interface elements have an effect on gesture preferences for visually impaired users, and that physical environment such as touch also has an impact on the gesture preferences of visually impaired users. In addition, the research only investigates mid-air gestures and interviews were conducted remotely due to the COVID-19 outbreak.

Visually impairedGestureInclusiveness+3
Berivan Atik
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli öğrenci annelerinin yılmazlık özelliklerinin incelenmesi: İstanbul ili örneği

Araştırmanın amacı, ilköğretim görme engelli öğrencilerin annelerinin yılmazlık özeliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Giriş, Kurumsal Açıklamalar, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Sonuç Tartışma ve Öneriler şeklindedir.Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Türkan Sabancı Görme Engelliler İlköğretim Okulu ve Sarıyer'e bağlı "Veysel Vardar Görme Engelliler İlköğretim Okulunda" öğrenim gören öğrencilerin annelerine uygulanmıştır. Araştırma 305 anne üzerinde yürütülmüştür.Araştırmada anket ve "Anne Yılmazlık Ölçeği uygulanmıştır. Anne Yılmazlık Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır.Yapılan ankette, araştırma grubunu oluşturan annelerin demografik özelliklerini (yaş, eğitim durumu, algılanan gelir düzeyi, çocuğun cinsiyeti, çocuğun ikinci bir engelinin olup olmaması, ailede başka bir engellinin bulunup bulunmaması, anne-babanın birlikte olup olmaması) betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, sonra ölçeğin toplam puanları için aritmetik ortalama () ve standart sapma (ss) değerleri saptanmıştır. Öte yandan, karşılaştırma analizleri için yeterli dağılımın oluşmadığı değişkenler için anlamlı birleştirmelerle gruplar birleştirilmiştir. Örneklem içerisinde normal dağılım özelliği göstermeyen gruplar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar içinse parametrik analiz teknikleri kullanılmıştır.iiAnne Yılmazlık Ölçeğinin orijinali Kaner ve Bayraklı (2010) tarafından zihin engelli çocukları olan anneler için geliştirilmiştir ve orijinalinde ölçeğin sekiz alt boyutu bulunmaktadır. Bu alt boyutlar; İyimserlik-Yaşama Bağlılık, Mücadelecilik, ÖzYetkinlik, Sosyal Destek, Başarıya-Amaca Güdülenme, Yeniliklere Açık Olma, Riskleri Öngörme, Sosyal Yeterlik'tir. Orijinal ölçeğin geliştirilmesi sürecinde görme engelli çocuk anneleri olmadığından ölçeğin faktör yapısına sadık kalarak bu grup için geçerlik ve güvenirlik işlemleri de gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ölçeğin Cronbach's alpha katsayısı αT=.95 olarak; yarılama yöntemi ile de Guttman ve Spearman değerleri de G=,91; S=,91 olarak hesaplanmıştır. Öte yandan Pearson korelasyonu ile yapılan analizlerde madde- toplam ve madde-kalan korelasyonları anlamlı ve bağımsız grup t testi ile yapılan (alt- üst %27) analizlerde maddelerin ve faktörlerin ayırt edici olduğu saptanmış ayrıca faktörler arasında korelasyonların anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yine güvenirlik için ölçek üç hafta arayla aynı gruba uygulanmış ve test-tekrar test korelasyon katsayısı da pozitif yönde anlamlı bulunmuştur (rmin=.965; rmax=.997; p<,001). Elde edilen bu bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu kanıtlar niteliktedir.Araştırmanın bulgularına göre, görme engelli çocuğa sahip annelerin yılmazlık düzeylerini etkileyen faktörler için özellikle gelir düzeyi ve ailede başka bir engelli olmasının etkililiği söz konusudur. Diğer taraftan, cinsiyet ve yaş faktörlerinin ebeveynin sürekli kaygı ve yaşam doyumları üzerinde etki sahibi olmadığı saptanmıştır. Katılımcı annelerin 106'sı ailede başka bir engellinin daha bulunduğunu, 180'i ise(%62,9) ailede başka bir engellinin daha bulunmadığını ifade etmişlerdir ve başka bir engellinin varlığı annenin yılmazlık düzeyini olulmsuz etkilediği anlaşılmaktadır. Annelerin yılmazlık düzeylerini etkileyen gelir düzeyi ve sosyal destek göz önünde bulundurularak onlara gerekli desteğin sağlanaması ve bireysel gelişimleri adına eğitim programlarının varlığı önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Yılmazlık, Anne Yılmazlık, Görme Engellilik, Özel Eğitim

Ana-baba tutumuAnnelerEngelli kişiler+4
Fatma Taşdemir
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects