Günlük yaşam
160 theses under this subject heading
1950-1960 dönemi iktisat politikalarının toplumsal hayata etkileri
Türkiye 1945 yılından itibaren önemli bir dönüşüm içerisine girer. Çok partili hayata geçilir, Amerika ile yakınlaşılır ve dış yardımlar alınarak daha liberal ekonomi politikaları takip edilmeye başlanır. 1950 yılında yapılan genel seçimlerle iktidara gelen Demokrat Parti (DP) döneminde bu liberalleşme eğilimleri artarak devam eder. Modernleşmenin temel dayanakları olan ekonomik ve siyasi liberalleşme ile birlikte toplumsal alanda da önemli dönüşümler yaşanır. İthalatın serbestleşmesiyle birlikte Batı'dan gelen yeni ürünler piyasaları doldururken, kanaatkâr ve tasarrufçu tüketim anlayışı yerini gösterişçi ve lüks tüketime bırakmaya başlar. Tezin temel sorunsalı, DP döneminde yaşanan bu ekonomik dönüşümü, kurumlarda ve devlet istatistiklerinde yaptığı rakamsal ve bürokratik değişimler açısından değil, sıradan insanların gündelik yaşamlarında yarattığı etkileri açısından ortaya koymaktır. Toplumsal dönüşümü anlamlandırmada onların neler tükettikleri, tüketim nesnelerine ulaşma koşulları ve alım güçleri önemli bilgiler sunar. Bu bağlamda tezin odaklandığı noktalardan biri üretim ve üretim ilişkilerinden ziyade tüketim ve tüketim kültürüdür. Konu, Adnan Menderes'in değişimine bizzat elleriyle katkıda bulunduğu, yaşanan değişimden en çok etkilenen kentlerden olduğu için İstanbul özelinde çalışılmıştır. Tez, İstanbul'da ekonomik ve siyasi liberalleşme ile birlikte kent ve kır yapısının, nüfus hareketlerinin, konut, ulaşım, eğlence ve yeme kültürünün, boş zaman etkinliklerinin değişimini ortaya koymaktadır.
Sosyal medya ve sosyal hayat: İstanbul ve Roma'da üniversite öğrencileri arasında çapraz durum çalışması
This study has been designed to explore the changes in social life of university students both online and in daily life due to the developments and wide usage of social media. Moreover, it was particularly chosen to be a comparative case study to examine whether the context affects these changes and to make the study more comprehensive. The study focused on issues such as relationships and communication with family, friends (close, far, romantic) and formal contacts on social media, privacy, the sharing culture and changes in daily life due to using social media. The study aims to contribute to the understanding of social change and transformation especially in social life brought about by using social media. The study was conducted as a comparative case study in which students from different departments of various public and private universities in Istanbul and Rome took part. Participants were chosen from undergraduate and graduate students who were between the ages of twenty to thirty and active users on at least one social media platform or application. Data were collected through semi-structured interviews with students. The findings of the study indicated that social media has different effects on various kind of relationships. Sharing is seen as a habitual, automatic, collective action. Sharing is believed to have evolved into 'showing' and serves different purposes. Tough they may be ground for serious debates and news, social media platforms are also spaces to have fun and to hang out. One important function of social media is the fact that it works like an archive which is easy to reach for users. Its positive and negative effects on daily life are observed to be almost equal. Privacy is still important, however, for certain platforms or content publicity can be preferred. The results in the two cases of the study were found to be very similar, there were only a small number of minor differences.
İnternet ve sosyal ağlar dolayımlı gündelik yaşam pratikleri: üniversite gençliği üzerine bir alan araştırması (Anadolu Üniversitesi özelinde Fen Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İletişim Bilimleri Fakültesi ve Porsuk Meslek Yüksekokulu örnekleri)
Bu çalışmada, internet ve sosyal dolayımlı gündelik yaşam pratikleri tartışmaya açılmıştır. Geçmişten günümüze, internet teknolojilerinin göstermiş olduğu gelişmeler ele alınarak; yeni teknolojilerin olumlu ve olumsuz özellikleri irdelenmiştir. Enformasyonel kapitalizm ile birlikte, bilgi teknolojilerinin güdümünde işleyen gündelik yaşam içerisinde; internet teknolojilerinin ne gibi etkileri olduğu tartışılmıştır. Kuramsal tartışmalar ve çalışmanın amaç soruları doğrultusunda belirli tematik kategoriler oluşturulmuştur. Bu kategoriler, Anadolu Üniversitesi'nden örneklem olarak seçilen öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerin bulgularına göre değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: İnternet, sosyal ağlar, gündelik yaşam, gençlik kültürü
Yeni muhafazakâr orta sınıf, din ve gündelik hayat: Kayseri MÜSİAD örneği
Din olgusunun sosyal yansımalarıyla ele alınması toplumun sosyal ve kültürel yapısının anlaşılabilmesi için bir gerekliliktir. Bu olgunun ve ilişkili olduğu yapıların ekonomi alanıyla kesiştiği noktalar da ele alınmaya değer özel bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma "Yeni Muhafazakâr Orta Sınıf" kavramsallaştırmasıyla ele aldığımız dindar sermaye sahiplerinin gündelik pratiklerinde ve ekonomik tutumlarında inandıkları ilkelerin ve piyasa şartlarının ne ölçüde etkin olduğuna odaklanmaktadır. Bu aktörlerin bulundukları konumun daha iyi anlaşılabilmesi için Weber'in ekonomi ve din ilişkisine dair yaptığı belirlemeler, bu belirlemelere –özellikle Ülgener tarafından- yöneltilen eleştiriler ve İslâmi ilkelere göre organize edilen ekonomik yaklaşımların ortaya çıkış süreçleri ele alınmaktadır. Bu hat izlenerek Anadolu sermayesinin Türkiye'deki etkinliği ve MÜSİAD'ın bu süreçte üstlendiği rol üzerinde durulmaktadır. Dindar sermaye sahiplerinin söz sahibi olmak istedikleri alanlara nasıl dâhil oldukları, bu süreçte alanları nasıl dönüştürdükleri ve kendilerinin nasıl dönüşümler yaşadıkları MÜSİAD Kayseri Şubesi örneği üzerinden Bourdieu'nün kavramlarıyla ele alınmaktadır. Anahtar Sözcükler: Yeni Muhafazâkar Orta Sınıf, Din, Gündelik Hayat, Ekonomi,Kayseri, MÜSİAD, Pierre Bourdieu
Dijital uzamda yaşamak: Twitter'da gündelik hayat
Basit ama basit olduğu kadar da açıklanması güç olan gündelik hayat, makinaların ve elektriğin ortaya çıkışıyla birlikte modernizmle de bağlantılı olarak farklılaşmış, zaman ve uzam nitelikleri ve bölümlenmeleri değişikliğe uğramıştır. Yeni medya araçları ve bu araçların dolayımıyla içerisine girilen dijital ağlar gündelik hayatımızın merkezinde yer almaya başlamış, aynı zamanda dijital uzamda bir gündelik yaşam pratiği oluşmasına neden olmuştur. Kullanıcıların makineler aracılığıyla içerisine dahil olduğu bir ağ olan Twitter'da, orada gerçekleşen yaşam, zaman, uzam, ritim gibi kavramlar değişikliğe uğramıştır. Bu çalışma dijital uzamda gündelik hayatın nasıl kurulduğuna odaklanmaktadır. Twitter, kullanıcının gündelik yaşam pratiklerini ağın içerisinde gerçekleştirdiği ve makinalar aracılığıyla bu ağa dahil olduğu bir dijital uzamdır. Bu uzamın gündelik yaşam pratiklerini keşfetmek amacıyla öncelikle Twitter'da, sosyal ağ analizi metoduyla 10 kişilik bir örneklem belirlenmiş ve bu örneklemin ürettiği içerik dijital etnografi metoduyla katılımlı olarak gözlemlenerek gündelik hayat sosyolojisi bağlamında analiz edilmiştir. Kendine ait bir ritim oluşturduğu gözlemlenen Twitter'da bir nevi dijital mahalle ortamı oluşmaktadır. Twitter'daki gündelik hayatta da taktikler üretilerek stratejilerin alaşağı edilmeye çalışıldığı, üretim ve tüketim biçimleri olarak ritmik pratikler eylendiği gözlemlenmiştir. Birbirine benzeyen insanların birbirinin takipçisi olma eğiliminin görüldüğü Twitter'da hayali bir cemaate içerik üretildiği, bazı durumlarda reel zamana bağlı kalındığı, bazı durumlarda da zamanın dönüştürüldüğü görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Twitter, Gündelik Hayat, Dijital Uzam, Sosyal Ağlar, Dijital Etnografi
Aşiret sisteminde dönüşüm-aşiretin kentte aldığı yeni şekiller-Batman örneği
"Aşiret Sisteminde Dönüşüm -Aşiretin Kentte Aldığı Yeni Şekiller- Batman Örneği" başlıklı bu çalışma, Batman il merkezinde ikamet eden aşiret mensuplarının modernleşme ve kentleşme süreciyle nasıl bir değişim geçirdiklerini anlamak amacıyla gerçekleştirilen nitel bir araştırmadır. Aşiretlerin günümüz kent hayatında nasıl bir görünüme sahip olduklarını anlamak için öncelikle aşiretin geçmişte neye benzediği anlaşılmaya çalışılmış ve bu yöredeki aşiret terminolojisi çerçevesinde, aşiret sisteminin "ideal bir tip"i oluşturulmaya çalışılmıştır. Böylece aşiretin tarihsel süreç içerisinde toplumsal olayları yönlendirmedeki etkisi, değişen şartlara karşıkendini konumlandırması ve sosyolojik açıdan bu kavramanın önemi üzerinde durulmuştur. Aynı çerçevede, bu yapının merkezileşme/modernleşme sürecinden ne şekilde etkilendiği de, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki toprak ile ilgili düzenlemeler, iskân politikası ve Tanzimat ile başlayan idarî/siyasî merkezileşme politikaları üzerinden kısaca değerlendirilmiştir. Araştırmanın teorik kısmında ayrıca kentin, kentleşme sürecinin ve kentliliğin sanayileşmeyle birlikte kazandıklarımodern biçimlerinin, tüm kentlilik ve diğer hayat biçimleri aleyhine evrenselleştiği ve diğerlerini sonlandırma sürecinde olduğu düşüncesinin hakim olduğu bir literatür içerisinde, diğer hayat biçimlerinin de varlığını "bir biçimde" sürdürdüğü ve kentliliğe tek bir "biçimin" model teşkil edemeyeceği düşüncesinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Araştırma alanından edinilen verilerin değerlendirilerek, aşiretin dönüşümünün toplumsal, siyasal, ekonomik ve dinsel görünümleri, özellikle gündelik hayata yansıyan boyutları üzerinden bir analize tabi tutulmuştur. Klasik/modernleşmeci sosyal bilim anlayışı, aşiretin, geleneksel zamanlara ait bir toplumsal biçim olduğu ve modern zamanlarda herhangi bir yerinin olmadığıyönündedir. Oysa araştırmamız, aşiretin yaşanan toplumsal ve küresel değişimlerden bağımsız olarak klasik örgütsel yapılanmasını sürdüremediğini; ancak geleneksel dünyayla iç içe geçmiş bulunan değer ve ilişkilerinin de yerini, modern değer ve ilişkilere bırakmadığını göstermiştir. Her iki dünyanın değer ve ilişkileri yan yana VIII yaşanmakta, bazen çatışma halinde ama bazen de uyumlulaşarak sürdürülmektedir. İnsanlar, bir yandan modern bir aidiyet biçimi olan modern ideolojilere kendini nispet etmekte, ama aynı zamanda geleneksel bir aidiyet biçimi olan "aşiret" aidiyetini de sürdürebilmektedirler. Kuşkusuz eğitim, yaş, cinsiyet, kentte kalış süresi gibi değişkenlerin yanı sıra, benimsenen modern ideoloji de aşirete aidiyeti belirleyebilmektedir. Anahtar Sözcükler: Aşiret, kentleşme, modernleşme, gelenek, töre, gündelik hayat
Sınıf öğretmeni adaylarının günlük hayatta nükleer konusu ile ilgili kavramsal anlayışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının günlük hayatta nükleer konusu (GHNK) ile ilgili kavram yanılgılarını belirlemek ve "cinsiyet", "sınıf" ve "GHNK bilgi kaynağı" değişkenlerinin sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili kavramsal anlayışlarına etkisini incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim yılı güz döneminde Dumlupınar Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören 250 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle oluşturulmuştur. Çalışmada sınıf öğretmen adaylarının günlük hayatta nükleer konusu ile ilgili kavram yanılgılarını belirlemek için üç aşamalı bir tanı testi geliştirilmiştir. Günlük hayatta nükleer konusu tanı testinin (GHNKTT) geliştirilmesinde betimsel analizlerden istifade edilmiştir. GHNKTT'den elde edilen verilerin analizinde ise betimsel istatistiksel değerler, bağımsız örneklemler için t-testi ve bağımsız örneklemler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmanın bulguları, sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili birçok eksik ve yanlış düşünce ve inanışa sahip olduklarını ortaya koymuştur. Tespit edilen kavram yanılgılarının büyük çoğunluğu litarürde ilgili çalışmalarda tespit edilmiş bulgularla benzerlik göstermiştir. Tespit edilen bazı kavram yanılgılarına ilgili literatürde rastlanmadığı için bu çalışmaya ait olduğu düşünülmektedir. Sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili kavramsal anlayışlarında "cinsiyet" ve "GHNK bilgi kaynakları" değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisin olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan sınıf öğretmeni adaylarının GHNK ile ilgili kavramsal anlayışlarına sınıf değişkeninin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu görülmüşür. Analiz sonuçları dördüncü sınıf sınıf öğretmeni adaylarının diğer sınıflardaki sınıf öğretmeni adaylarınına göre, günlük hayatta nükleer konusunda bilimsel açıdan daha doğru bir kavramsal anlayışa sahip olduklarını göstermiştir. Bunlara ek olarak GHNKTT'inde, emin olma derecesi (ED) olarak adlandırılan üçüncü aşama hesaba katıldığında tespit edilen kavram yanılgılarının sayısında bir azalma görülmüştür. Bundan dolayı, üç aşamalı çoktan seçmeli tanı testlerinin (KTT) iki aşamalı çoktan seçmeli tanı testlerinden daha seçici ve belirleyici olduğu söylenebilir.
Geride kalan kadının gözünden göç deneyimi: Halfeti örneği
Bu çalışma, yurtdışına göç eden erkeklerin geri bıraktıkları kadınların günlük deneyimleri üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların göç sürecini nasıl deneyimlediğine, karşılaştıkları zorluklara, göç deneyimine bağlı olarak değişen kadınlık ve erkeklik algılarına, toplumsal cinsiyete bağlı aile içi iş bölümüne bakışlarına dair hazırlanan görüşme formu doğrultusunda sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz ve tematik kodlama ile birlikte işlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucu görüşme yapılan 14 kadının günlük deneyimlerine dayanmaktadır. Çalışma sonucunda göç sürecinin gelişimi, karar alımda kadının dahil edilmesi gibi faktörler değişkenlik gösterse de sonraki süreçlerde gelişen manzaralar benzerlik göstermiştir. Şöyle ki; göç sonrasında hane tipinin değişip/ değişmemesi, kadının kamusal alana çıkışı, eril tahakkümün görünmez eli olarak söylenti ve dedikodular kadının sıkıntı çektiği en temel başlıklara örnek mahiyetindedir. Kadının geride kalmışlık, bırakılmışlıklarına karşın geliştirdikleri stratejiler çalışmanın ilgilendiği bir diğer konudur. Çalışmada kadınların toplumdaki eril tahakküme karşı kimliklerini yeniden yapılandırmak zorunda oldukları görülmüştür. Sonuç itibariyle yaşanan göç sonucunda rıza gösterse de göstermese de mağdur olan kadın olmaktadır. Cinselliği bastırılmış, duygusallığın yok olduğu, toplumsal baskının her daim hissedildiği evlilik bir tecrit hücresine dönüşmüştür. Bu kadar psikolojik vakanın yaşanırlığı da bir tesadüf olmaktan çıkmıştır.
Kültürlerarası iletişim ve mekan: Bir gündelik deneyim alanı olarak sürsürü mahallesi
Bu tez, gündelik hayat ve mekan arasındaki ilişkiyi kültürlerarası kültürlerarası iletişim bağlamında ele almaktadır. Çalışmanın temel sorusu, kültürün nasıl inşa edildiği ve aralarındaki ilişkilerin nasıl kurulduğuyla ilgilidir. Bu soruya yanıt verebilmek için, görgül bir kültürlerarası iletişim neticesinde, gündelik kültür söyleminde kimliğe dair simgesel sınırların nasıl belirlendiği ve bu belirlenen sınırlar ile kültürel anlamlar üzerinde bulunan söylemsel durumlar araştırılmıştır. Bunun sonucunda, farklı etnisitelerin bir arada yaşam sürdüğü çokkültürlü bir mahalle olan Sürsürü mahallesinde etnografik bir alan araştırması yapılmış, kültürel topluluklarla ilgili iletişim etnografileri ve kültür söylemleri hakkında niteliksel bir veri oluşturulmaya çalışılmıştır. Alan araştırmasında 30 kişiyle derinlemesine mülakat yapılmıştır. Ayrıca gözleme dayalı çalışmalar da gerçekleştirilmiştir. Tezin bulgu ve sonuçlarına göre oluşan kültürel ayrımlar, hem kültürlerarası sınırı belirlemekte hem de kültürel kimliği, benimsenen ve dışarıda bırakılan kültürel özellikler vasıtasıyla oluşturmaktadır. Kültürlerarası ilişkiler, kimlik bilincinin oluşmasıyla ilgili önemli bir rol üstlenmektedir. Kültürel kimliğin sabit bir özü yoktur, kültürlerarası ilişkiye bağlı olarak gelişen bir unsurdur. Kimlik, hem kültürel farklılıkların yoğun bir şekilde oluşmasından diğer yandan bu farklılıkların kurduğu ayrımlar bakımından yumuşatılmasından ve kaldırılmasından kaynaklanmaktadır.
Grupla mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarının öğrencilerin günlük yaşama dayalı problem çözme becerileri üzerindeki etkisi
Robotik, bilgisayar, yazılım, otomasyon ve kontrol, uzay, elektrik elektronik gibi birçok disiplinin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkmış ortak çalışma alanıdır. Gelişen teknoloji ve eğitim politikaları hali hazırda var olan öğretim programlarını şekillendirmektedir. Robotik eğitimi öğrencilerin algoritmik düşüncesine dayanır. Öğrenciler gerçek hayattaki teknolojik sorunları daha rahat çözebilirler, öğrencilerin düşünme ve problem çözme becerileri artar. Bu çalışmanın amacı grupla yapılan mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarının, ortaokul öğrencilerin günlük yaşama dayalı problem çözme becerileri üzerindeki etkisini araştırmak ve ayrıca öğrencilerin bu konudaki görüşlerini incelemektir. Zengin bilgiye sahip olduğu düşünülen durumların derinlemesine incelenmesi için amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın vi çalışma grubunu, 2019- 2020 eğitim-öğretim yılında Bilişim Teknolojileri dersini alan 11 kız, 32 erkek toplam 43 ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada karma yöntem deseni kullanılmış olup nitel araştırma yöntemi olarak biçimlendirici değerlendirme, nicel kısmında ise zayıf deneysel desende tek gruplu öntest-sontest olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma kısmında Pekbay (2017) tarafından geliştirilen "Günlük Yaşama Dayalı Problem Çözme Becerisi Testi" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Nitel araştırma kısmında, araştırmacı gözlem notları kullanılmıştır. Öğrencilerin mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarına karşı görüşlerini belirlemek amacı ile gönüllü 12 öğrenci ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Örneklem Wilcoxon İşaretli Sıralar Testinden yararlanılmış ve p=0,001 , p<0,05 olduğundan anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cohen's d ile etki büyüklüğü hesaplanan etki büyüklüğü değeri d=-3,62, r=0,87 olarak hesaplanmış ve grupla mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalrının öğrencinin günlük yaşama dayalı problem çözme becerisi üzerinde büyük ölçüde etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nitel kısmında elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin mühendislik tasarım temelli robotik uygulamalarından zevk aldıklarını, grupla çalışmayı eğlenceli bulduklarını, akran öğretiminin gerçekleştiğini ve robotik uygulamalarının günlük hayatlarına olumlu katkılarının olduğunu belirtmişlerdir.
Süruri'nin tarihlerinde sosyal arka plan
İnsanlık tarihi boyunca insanoğlu günlük hayatta karşılaştığı önemli önemsiz pek çok olayı kaydetme, başkalarına anlatma gayreti içinde olmuştur. Bunlar ilk olarak mağaralara çizilen resimlerle başlamış; yazının bulunup gelişmesiyle bu arzu, kitaplar halinde kendini göstermiştir. Osmanlı İmparatorluğunda bu istek doğrultusunda, saraylarda vak'anüvisler bulundurulmuş, bu görevi resmi bir şekilde ifa etmeleri sağlanmıştır. Saray dışında ise birçok şair ve seyyah; gönüllü olarak yaşadıkları dönemlerin önemli olaylarını, geleneklerini, kültürlerini daha sayılamayacak birçok meseleyi eserlerinde işlemişlerdir. 18. yüzyılda yaşayan, şahitlik ettiği pek çok olaya tarih düşürmesiyle meşhur olan müverrih Sürûrî iki binden fazla tarih manzumesi yazmıştır. Bu tarihler, resmi tarihin dışında bir bakış açısıyla yazıldığı için dönemini aydınlatması bakımından büyük öneme haizdir. Bizim bu tezimizde Sürûrî'nin tarihleri incelenip, o dönemin toplumsal hayatı, an'aneleri ve gelenekleri bu tarih manzumelerinden yola çıkarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tarih düşürme, Sürûrî, günlük hayat, gelenek
Hac ibadetinin bireysel yaşayıştaki rolü
Bu çalışmanın amacı, Din Psikolojisinin faydalandığı metot ve tekniklerden olan mülakat tekniğini kullanarak hac ibadetinin bireysel yaşayışa etkilerini incelemektir.Hac ibadeti, din tarafından kutsal kabul edilen yerleri belirli zamanlarda ziyaret etmek ve bu yerlerde sembolik bazı ritüelleri yerine getirmektir. Hac, bütün dinlerde yer alan bir ibadettir. Tarih boyunca insanlar, bazı yerleri ulûhiyetin yoğunluk kazandığı merkezler olarak görmüşler ve kutsallık atfetmişler, burada yapılan ibadetlerle bireysel bir arınma ve öze dönüş yaşayacaklarına inanmışlardır.Çalışmamızın birinci bölümünde araştırmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Öncelikle din ve dindarlığın boyutları tartışılmış, inanç-ibadet ilişkisine değinilmiş ve dinlerdeki hac ibadeti hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Bunların akabinde, İslâm dininde yer alan hac ibadetindeki uygulamaların sembolik anlatımlarına yer verilmiş, son olarak da bu ibadet esnasında bireyin yaşadığı psikolojik süreçlerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, araştırma süreci ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise 50 hacıyla yapılan mülakattan elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde, hac ibadeti boyunca edinilen bu yeni tecrübenin, bireyin hayatı için ?hacdan önce ve sonra? şeklinde özetlenebilecek bir dönüm noktası olabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hac, İbadet, Din Psikolojisi, Bireysel Yaşayış
Süryaniliğin kadınların gündelik hayatlarına kültürel yansımaları: Mardin Midyat örneği
Bu çalışmanın örneklemini Mardin Midyat'ta yaşamlarını sürdüren Süryani kadınları oluşturmaktadır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın metodolojisinde yer alan araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları ve yöntemi ele alınmıştır. İkinci bölümü kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturmaktadır. Kültür tanımından yola çıkılarak Süryani kültürüne değinilmekte Süryanilerin etnik kökeninden, kullandıkları dillerinden, tarihçelerinin üzerinde durulmaktadır. Kuramsal çerçeve ekseninde ise, sosyoloji temeline dayalı marxizmin, sembolik etkileşimciliğin, etnografik yaklaşımın ve asıl temel kısım olan Garfinkel'in etnometodolojinin gündelik hayata bakış açısına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Süryaniliğin kadınların gündelik hayatlarına kültürel yansımasının ele alındığı Süryaniliğin ibadet ve inanç esaslarına, doğum, evlilik, ölüm ritüellerine, bayram ve kutsal günlerine ve sadece erkeklere özgü sanatsal faaliyetlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümü araştırmanın bulguları ve tartışma ekseninde katılımcı kadınlarla yapılan görüşmelerden yola çıkılarak oluşturulan 'Tercih Edilen Evlenme Biçimi', 'Evlenme Yaşı', 'Evlenme Kararı', 'Boşanmaya Bakış Açısı', 'Ailede Karaların Alınış Biçimi', Çocuk Sahibi Olmada Cinsiyetin Önemi', Evlenme Kararında Mezhebin Önemi', 'Evlenme Töreninin Dini Boyutu', 'Kilisede Kadının Konumu', Eğitim Durumunun Kadının Toplumsal Konumuna Etkisi', 'Kadınların Siyasi Perspektif Oluşturma Süreci', 'Kadının Ekonomik Olarak Eşine Bağımlılığı' soruları çerçevesinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Beşinci ve son bölümü ise çalışmanın tüm değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç kısmı oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Süryani Kültürü, Gündelik Hayat, Süryaniliğin Kadınların Gündelik Hayatlarına Yansıması.
Ortaöğretim öğrencilerinin modern fizik konularını günlük hayata transfer düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim on birinci sınıf öğrencilerinin fizik dersi kapsamındaki modern fizik ünitesindeki konularını günlük hayata transfer edebilme düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Betimsel tarama şeklinde desenlenen araştırmanın örneklemini küme örneklemi yöntemiyle seçilen 314 on birinci sınıf öğrencisiyle oluşturulmuştur. Araştırmada verilerin toplanması için Modern Fizik Başarı Testi (MFBT) ve Modern Fizik Transfer Testi (MFTT) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler nicel ve nitel olarak ele alınmış, nicel kısımda öğrencilerin başarı testi ve transfer testi puanları arasındaki ilişkiye bakılmış, nitel kısımda ise öğrencilerin modern fizik konularını günlük hayata transfer edebilme düzeyleri belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulguların analizleri sonucunda öğrencilerin başarı testi ve transfer testinde aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, anlamlı ve zayıf düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırma kapsamında transfer düzeyleri sıfır transfer, eksik transfer ve tam transfer olarak kategorize edilmiştir. On birinci sınıf öğrencilerin modern fizik konularının günlük hayata tam transfer seviyelerinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. On birinci sınıf öğrencilerinde en fazla tam transfer seviyesi olan konular"fotoelektrik olay" ve "kara cisim ışıması" olurken, en az tam transfer seviyesinin olduğu konular ise"madde dalgaları" ve "pauli dışarlama ilkesi" konuları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırma da öğrencilerde konulara göre sıfır transfer ve eksik transferler seviyelerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Modern fizik, fizik eğitimi, bilgi transferi, ortaöğretim
Savunmasız yaşlı anketi Türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalışması
Bu çalışma "Savunmasız Yaşlı Anketi"nin Türkçe formunun geçerlilik ve güvenilirliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Metodolojik araştırma türüne uygun olarak planlanıp gerçekleştirilen araştırmada SYA-13 Türkçe'ye uyarlanarak dil geçerliliği değerlendirilmiş ve gerekli düzenlemelerle ölçeğe son hali verilmiştir. Ölçek, Ocak-Nisan 2017 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon polikliniğine başvuran 74 yaş ve üstü 242 hastaya uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak; Sosyo-demografik form, Savunmasız Yaşlı Anketi, Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, ile Lawton&Brody Enstrümantal Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Yaşlıların sosyodemografik ve klinik özellikleri ortalama, sayı ve yüzde ile değerlendirilmiştir. Geçerlilik analizinde; Dil geçerliliği için çeviri-geri çeviri yapılmış, içerik geçerliliğinde uzman görüşleri Kendall iyi uyuşum katsayısı ile analiz edilmiştir (Kendall's = 0.435, p>0.05). Ölçeğin yapı geçerliliğinde açımlayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Güvenilirlik için tanımlayıcı istatistikler, Cronbach alfa iç tutarlılık güvenilirlik katsayısı ve ölçekler arası ilişkinin değerlendirilmesinde Ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0.85, ölçek maddelerinin Cronbach alfa değerleri 0.82 - 0.85 arasında bulunmuştur. Ölçeğin madde analizi sonuçlarında, ölçeğin maddeleri arasındaki korelasyonların hepsi anlamlı düzeyde yüksektir. Yapılan analizde madde-toplam test korelasyon değerleri 0.33 ile 0.72 arasında değişmektedir. Ayrıca araştırmada örneklem uygunluğunu gösteren Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) analizi uygulanmıştır. İstatiksel analizlerde p < 0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Sonuç olarak ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik değerlerinin yeterince yüksek olduğu ve Türk toplumunda yaşlı bireylerin değerlendirilmesi amacıyla kullanılabileceği belirlenmiştir.
Suriyeli göçmen kadınların gündelik hayat deneyimleri ve kentte var olma mücadeleleri: Gaziantep örneği
Bu çalışmanın amacı, Gaziantep'e zorunlu göçle gelen Suriyeli kadın göçmenlerin gündelik hayat deneyimlerini ve kentte var olma mücadelelerini incelemektir. Bu bağlamda araştırmanın sorusunu, zorunlu göçü yaşayan kadınların diğer göçmen gruplardan nasıl daha olumsuz etkilendikleri oluşturmaktadır. Bu olumsuz etkilenmeye rağmen zorunlu göç sürecinde kadın deneyimi yeterince görünür değildir. Bu araştırmada ise kadınların deneyimleri görünür kılınmaya çalışılmıştır. Çalışmada Suriye'den Gaziantep'e gelen farklı etnisite, yaş ve gelir grubundaki 38 kadınla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmam, Suriyeli kadınların zorunlu göç sürecinde toplumsal cinsiyet, göçmenlik konumu ve milliyetleri dolayısıyla üçlü bir dışlanmayla karşı karşıya olduklarına işaret etmektedir. Buna rağmen, kadınların göç sürecinde her zaman mağdur olarak anlaşılmamaları gerektiği, gündelik hayatlarının devamı için, zayıf direniş taktikleri geliştirdikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriyeli Kadın, Gündelik hayat, Deneyim, Direniş
Dokuzuncu sınıf fizik dersinde ısı ve sıcaklık ünitesinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesine yönelik bir durum çalışması
Canlıların yapısından başlayıp, canlılığın devam edebilmesi için fen bilimlerini araştırmak yıllardır insanlar için büyük bir ihtiyaç olmuştur. Hayatımızı anlamlandırmamız için gerekli olan fen bilimlerinin öğretiminde ise günlük yaşamla bağlantı kurmak oldukça önemlidir. Bu noktadan yola çıkarak araştırmanın genel amacı iki farklı anadolu lisesinde ısı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci içinde günlük yaşamla ilişkilendirilmesinin ve öğretim süreci sonunda değerlendirilmesinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma öğretmen ve öğrenci olmak üzere iki ayrı boyutta ele alınmıştır. Karma yöntem araştırması olarak desenlenen bu çalışmada bulgular ağırlıklı olarak nitel verilerin analizinden elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu ise ikinci planda kalmıştır. Araştırma kapsamında 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarıyılında Adana ili merkez ilçelerinde yer alan 20 anadolu lisesi içerisinden aşırı-aykırı durum örneklemesi yolu ile başarı düzeyi yüksek ve düşük olarak iki farklı anadolu lisesi belirlenmiş ve bu iki liseden rastgele birer dokuzuncu sınıf seçilmiştir. Seçilen dokuzuncu sınıfların öğrencileri ve bu sınıfların fizik öğretmenleri araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Isı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci boyunca başarı düzeyi yüksek olan lisede 8, başarı düzeyi düşük olan lisede ise 7 ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati gözlem yapılmıştır. Ünitenin bitiminde öğrencilere Aytekin (2010) tarafından geliştirilen GHIS (Günlük Hayatta Isı ve Sıcaklık) Testi uygulandıktan sonra başarı düzeyi yüksek olan liseden 9, başarı düzeyi düşük olan liseden ise 7 öğrenci olmak üzere toplam 16 gönüllü öğrenci ve iki fizik öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde t testi kullanılırken, nitel verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın öğrencilerle ilgili olan boyutunda, dokuzuncu sınıflarda ısı-sıcaklık ünitesi bittikten sonra uygulanan GHIS testi sonucuna göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin diğer lise öğrencilerine göre hal değişimi, genleşme, ısı, ısı aktarımı ve enerji iletim yolları konu ve kavramlarında anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Öğrencilerin neden ısı-sıcaklık ünitesini öğrendiklerine dair görüşleri incelendiğinde ise başarı düzeyi yüksek olan lisede öğrencilerin üniteyi genel kültür düzeylerine katkı sağlaması nedeniyle, başarı düzeyi düşük olan lisede ise öğrencilerin zorunluluk nedeniyle öğrendikleri belirlenmiştir. Öğrenciler günlük yaşamdan en fazla hal değişimine yönelik örnekler verirken, fizik dersi öğretim programı kapsamında öğretilmesi gereken ısı, iç enerji, öz ısı, ısı sığası, enerji iletim hızı, sıvılarda genleşme, gazlarda genleşme ve büzülme gibi kavram ve terimlere yönelik günlük yaşam örneği verememişlerdir. Isı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarında fizik öğretmenlerinin de derslerinde günlük yaşamdan örnekler sunmadıkları gözlemlenmiştir. Buna karşın derslerde örneklendirilen ısı iletimi, termal denge, enerji tasarrufu gibi kavramlarda ise çok az öğrencinin örnek vermesi bazı kavramları öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendirmede sıkıntı yaşadıklarını göstermektedir. Her iki lise ayrı ayrı ele alındığında görüşme bulgularına göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin, başarı düzeyi düşük olan lise öğrencilerine göre daha az sayıda ancak daha kapsamlı ve açıklamalı günlük yaşam örnekleri sunduğu görülmektedir. Günlük yaşamdan meslekleri ısı-sıcaklık ünitesi ile ilişkilendirme konusunda iki lise öğrencilerinin de başarılarının neredeyse eşit düzeyde olduğu ve en çok meteoroloji uzmanları ile ünitenin ilişkilendirildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin diğer derslerle üniteyi ilişkilendirme konusunda ise en çok kimya olmak üzere sırasıyla biyoloji, matematik ve coğrafya derslerinden yararlandıkları belirlenmiştir. Isı-sıcaklık konusunda günlük yaşamda en çok sağlık sorunu olmak üzere hava durumu ve hal değişimi kaynaklı sorunlar yaşadıklarını belirten öğrencilerin sadece yarısına yakınının, yaşanan sorunların çözüm yönteminde doğru bilgiyi kullanabilmesi elde edilen önemli bir bulgudur. Genel olarak ısı-sıcaklık ünitesini kolay olarak değerlendiren öğrenciler öğrenme süreçlerinde öğretmen ve teknolojinin önemine vurgu yaparak, ünitenin daha çok günlük yaşama indirgenmesi için çeşitli önerilerde bulunmuşlardır. Araştırmanın öğretmen boyutunda ise başarı düzeyi yüksek olan lise öğretmeninin diğer öğretmene göre derslerinde günlük yaşam örneklerine daha fazla yer verdiği saptanmıştır. Ancak öğretmenlerin ikisinin de ısı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarına yönelik derslerde günlük yaşam örnekleri sunmadıkları gözlemlenmiştir. Öğretmenler derslerinde günlük yaşam örneği sunarken ders kitabından ve kendi tecrübelerinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin üniteyi günlük yaşamla ilişkilendirmek için matematik ve fen bilimleri dersinden yararlandıkları, ancak bu derslerin dışında hiçbir dersten yararlanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Başarı düzeyi düşük olan lisede öğretim sürecinde disiplin ve ders geçme koşulları nedeniyle bazı sorunlar yaşanmışken, diğer lisede ise en büyük sorun zaman sıkıntısı olarak belirlenmiştir. İki öğretmen de öğrencilerin ısı-sıcaklık ünitesinde günlük yaşam bilgilerinin ölçülmesine yönelik ölçme ve değerlendirme yapmadıklarını belirtmiştir. Ancak üniteye yönelik başarı düzeyi yüksek olan lisedeki öğretmen, öğrencileri biçimlendirici ve düzey belirleyici değerlendirmeye tabi tutarken; diğer lise öğretmeni sadece düzey belirleyici değerlendirme kullandığını ve değerlendirme yaparken öğrencilerin okul ve sınıf kurallarına uyma durumunu da göz önünde bulundurduğunu vurgulamıştır. Ayrıca öğretmenler üniteyi işlerken karşılaştıkları sorunların çözümüne paralel doğrultuda bazı önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak, farklı anadolu liselerinde dokuzuncu sınıf öğrencilerinin ısı-sıcaklık ünitesini günlük yaşamla ilişkilendirmelerinde öğretmen faktörünün yanı sıra öğretim süreci ve ölçme-değerlendirme yöntemlerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır.
Çerkes kültüründe gündelik hayat ve kadın
Gündelik hayat kavramı bireylerin karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan ve sürekli olarak tekrar eden gündelik hayat pratiklerini ifade etmek için kullanılmaktadır. Gündelik hayatın sosyolojisi yapıldığında ise, sürekli olarak tekrar edilen, sıradanlaşan, bilindik hayatın ardında saklanan sosyal gerçekliği ortaya çıkarmak hedeflenmektedir. Hayatın olağan akışı içerisinde fark edemediğimiz ancak sosyoloji gözlüğünü taktığımızda anlamlandırıp, yorumlayabildiğimiz her şey bizlere toplumsal veriler sunmaktadır. Bu veriler; toplumsal davranışlar, eylemler, mekanlar, nesneler, işaretler, semboller ve dil gibi öğeleri içeren, hem gündelik hayatın bir parçası olup hem de yaşanılan toplumun kültürüne dair karineler sunan önemli göstergelerdir. Bu araştırmanın amacı ise, Gündelik hayatta Çerkes kültürünün nasıl inşa edildiğinin ortaya koyulmasıdır. Gündelik hayat içerisinde Çerkes kültürünün nasıl inşa edildiğini, bu inşa sürecinin önemli bir öznesi olan kadının konumunu, kendilerini nasıl tanımladıklarını, yer duygularını, dini mensubiyetlerini, gündelik hayat pratiklerinde oluşturdukları sosyal ve kültürel değerler sistemini ne şekilde yaşadıklarını ve bunu nasıl aktardıklarını ortaya çıkarmak araştırmanın diğer amaçları arasındadır. Buradan yola çıkarak araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Kahramanmaraş ilinde ve Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesine bağlı Kamışçık ve Büyükçamurlu köylerinde yaşayan 20 Çerkes kadınla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen bulgular çerçevesinde temalar oluşturularak betimsel bir analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın en temel bulgusu, Çerkes kadınların gündelik hayat içerisinde Çerkes kültürüne ait geleneksel unsurları kısmi olarak devam ettirdiği ve bu unsurların zaman içerisinde kültürel çözülmeye uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.
Hemiplejik hastalarda unilateral ve bilateral ayak-ayak bileği ortezinin denge, yürüyüş, performans ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkilerinin araştırılması
Çalışmamızın amacı, hemiplejik hastalarda unilateral ve bilateral ayak-ayak Bileği ortezi (AFO)'nin denge, yürüyüş, performans ve günlük yaşam aktiviteleri üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya yaş ortalaması 59,16±12,99 yıl olan, Brunnstrom evrelemesinde alt ekstremite evre 3 ve üstü olan, koopere 38 birey dahil edildi. Bireyler bilateral ve unilateral AFO'lu olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Gruplar, tedavi öncesi AFO'lu ve 6 hafta sonra tedavi sonrası AFO'lu olarak değerlendirildi. Tüm hastalarda 6 haftalık süre boyunca AFO kullanımıyla birlikte aldıkları konvansiyonel tedaviye devam edildi. Bireylerde; statik dengeyi ölçmek için Tek Ayak Üzerinde Durma Testi, dinamik dengeyi değerlendirmek için Berg Denge Ölçeği (BDS) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), yürüme hızını ölçmek için 10 Metre Yürüme Testi (10MYT), yürüme mesafesini değerlendirmek için 1 Dakika Yürüme Testi (1DYT) ve günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığı ölçmek için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) kullanıldı. Elde edilen veriler sonucunda, grupların kendi içindeki tedavi öncesi ve tedavi sonrası değerlendirmelerine bakıldığında, statik ve dinamik dengede, yürüyüş hızı ve yürüme mesafesinde ve fonksiyonel bağımsızlıkta tedavi sonrası lehine iyileşmeler gözlendi (p<0,001). Bu parametreler açısından unilateral ve bilateral AFO'lu olarak gruplar karşılaştırıldığında ise, grupların benzer olduğu görüldü (p>0,05). Sonuç olarak, hemiplejik hastalarda denge, yürüyüş, performans ve günlük yaşam aktiviteleri açısından unilateral AFO ile bilateral AFO kullanımının aynı etkilere sahip olduğu belirlendi. Statik AFO kullanılarak yürüyüş simetrisi açısından değerlendirilmelerin yapıldığı ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Ortez, Ayak-Ayak Bileği Ortezi, Bilateral, AFO.
5E öğrenme modeline dayalı STEM etkinliklerinin 10. sınıf öğrencilerinin girişimcilik becerilerine, konuları günlük hayatla ilişkilendirme düzeylerine ve kimya dersine yönelik motivasyonlarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada karışımların ayrılması ünitesine göre hazırlanan 5E öğrenme modeline dayalı stem etkinliklerinin 10. sınıf öğrencilerinin girişimcilik becerilerine, konuları günlük hayatla ilişkilendirme düzeylerine ve kimya dersine yönelik motivasyonlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada öntest-sontest eşleştirilmemiş, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya 20 deney grubu 19 kontrol grubu olmak üzere 39, 10. Sınıf öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında nicel veri toplama araçları olarak Eskicioğlu & Alpat (2017), tarafından geliştirilen kimya motivasyon ölçeği, Aydın (2015), tarafından geliştirilen meslek liseli öğrenciler için geliştirilmiş girişimcilik özelliklerinin belirlenmesi anketi ve araştırmacı tarafından hazırlanmış karışımlar konusu günlük yaşam becerileri testi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapirowilk testi ile analiz edilmiştir. Veriler normal dağılım gösterdiği için verilerin analizinde parametrik testler olan bağımsız gruplar t-testi ve bağımlı gruplar t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin meslek liseleri için girişimcilik becerileri anketinin geneli ve alt boyutlarından elde ettikleri öntest ve sontest puan ortalamaları incelendiğinde; anketin genelinden ve alt boyutlarından elde ettikleri öntest ve sontest puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Kimya motivasyon ölçeğinin geneli ve alt boyutlarından elde ettikleri puanların ortalamaları incelendiğinde yine; öntest ve sontest puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Son olarak karışımlar konusu günlük yaşam becerileri testinden elde ettikleri öntest ve sontest puan ortalamaları arasındaki fark incelendiğinde istatiksel olarak deney grubu lehine anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin sonuçları incelendiğinde öğrencilerin meslek liseleri için girişimcilik becerileri anketinin geneli ve alt boyutlarından; kimya motivasyon ölçeğinin geneli ve alt boyutlarından ve karışımlar konusu günlük yaşam becerileri testinden elde ettikleri öntest ve sontest puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Deney ve kontrol gurubu öğrencilerinin sontest puanları karşılaştırıldığında ise; sadece karışımlar konusu günlük yaşam becerileri testinden elde ettikleri sontest puan ortalamaları arasında deney grubu lehine istatsitiksel olarak farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: STEM, kimya, motivasyon, girişimcilik, günlük yaşam becerileri
Erkeklik söylemleri ve ötekileştirilenlerin gündelik pratikleri
Bu çalışma erkeklik söylemlerinin gündelik hayat pratikleri içinde nasıl inşa edildiğine dair yapılan bir araştırmanın sonucunda ortaya çıkmıştır. Öncelikle toplumsal cinsiyet çalışmaları üzerine kuramsal yaklaşımlar incelenmiştir. Toplumsal cinsiyet çalışmalarının başat sorunsalı olan gündelik davranış kodlarının oluşmasında biyolojik ve kültürel yaklaşımlar ele alınmıştır. Erkeklik çalışmalarının sosyolojinin içinden ve toplumsal cinsiyet tartışmalarından nasıl ortaya çıktığı çalışılmıştır. Kuramsal tartışmaların izleğinde bir hegemonya olarak erkeklik söyleminin nasıl üretildiğini karşılaştırmalı olarak ele alan bu çalışmanın olgusal araştırma kısmında farklı erkeklik söylemlerinin anaakım ve anaakım dışında nasıl belirdiği üzerinde durulmuştur. Normatif beklentiler, kültürel kodların gündelik hayata uygulanması ve anaakım erkekliğin söylemsel analizi üzerinden gündelik pratikler irdelenmiştir. Sosyolojik kimliklerin, toplumsal hayatta bazı göstergelerle ve imgelerle desteklendiği yaptığımız derinlemesine görüşmeler üzerinden analizlerle incelenmiştir. Türkiye'de ve dünyada erkeklik alanı görece yeni bir sosyolojik çalışma nesnesidir. Anaakım erkeklik rollerine göre hareket edenler ve hareket etmeyenler olarak incelediğimiz söylem öbekleri benzerlikler ve farklılıklar göstermiştir. Erkeklik rolleri, farklı alt-kültürlerin oluşumu, kimlik inşası ve erkeklik söyleminin yaygınlığı öne çıkan sosyolojik bulgulardır. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi, Erkeklik Çalışmaları, Gündelik Hayat Çalışmaları, Habitus, Hegemonya, Söylem Analizi
Ötekileştirilme, sömürü ve gündelik hayat taktikleri bağlamında göçmenler: Düzce örneği
Türkiye özellikle 2011 yılından itibaren yaşadıkları iç savaş nedeniyle ülkelerini terk eden Suriye ve Irak kökenli mültecilerin ve yaşadıkları ekonomik sıkıntılar ve siyasî istikrarsızlıklar nedeniyle göç eden İran, Afganistan ve Pakistan kökenli kimselerin sığındıkları bir ülke olmuş ve dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Ankara ve İstanbul gibi metropol kentlere yakın olan Düzce ilinde tarım, hayvancılık, sanayi, inşaat ve hizmet sektöründe çalışacak iş gücü açığı bulunması, bu şehri iç göçlerin yanı sıra Suriye, Irak ve Afganistan kaynaklı dış göçlerin de yöneldiği ve göçmenlerin çalışmak ve ikamet etmek için tercih ettiği bir yer haline getirmiştir. Göç alan diğer yerler gibi Düzce'ye gelen göçmenler de sığınma amacıyla veya çalışma niyetiyle ya da Avrupa'ya geçmek için geçici olarak kalma gayesiyle gelebilmektedirler. Amaçları ne olursa olsun bu göçmenler hayatlarını devam ettirebilmek için çalışmak zorunda kalmakta ve genellikle enformel sektörlerde vasıfsız olarak, emek yoğun ve düşük ücretli işlerde çalışarak emek sömürüsüne ve ötekileştirilmeye maruz kalmaktadırlar. Bu çalışma, Türkiye'nin kuzey batısında yer alan Düzce iline sığınma amaçlı göç eden geçici koruma altındaki Suriyeli göçmen erkeklere, uluslararası koruma altında olan Iraklı göçmen erkeklere ve çalışma amaçlı ya da sığınma amaçlı düzenli/düzensiz olarak gelen Afgan göçmen erkeklere ötekileştirme, sömürü ve gündelik hayat taktikleri bağlamında odaklanmaktadır. Bu şekilde bir taraftan Düzce'deki sığınmacı erkeklerin iş bulma sırasında, çalışma hayatlarında ve gündelik hayatlarında yaşadıkları ötekileştirilme ve sömürü ortaya çıkartılırken, diğer taraftan da yaşadıkları zorluklar karşısında onların hayata tutunma taktiklerine, gündelik hayat sosyolojisi kuramları çerçevesinde bakılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda Lefebvre'nin gündelik hayat teorisi, De Certau'nun "gündelik hayatın keşfi"ndeki strateji ve taktik kavramları ve sembolik etkileşimci yaklaşım kuramcılarının görüşleri, yeni toplumsal normlara ve günlük yaşama dair adetlere muhatap kalan düzenli/düzensiz sığınmacıların durumu yorumlanırken dikkate alınmıştır. Ayrıca bulunduğu ve hayatını sürdürdüğü yeri muhtelif sebeplerle terk edip yabancısı olduğu bir mekânda ve ortamda yaşamak durumunda kalan insanları göç etmeye sevk eden sebepler üzerinde durulmuş, göç kararı vermek, göç hareketine dâhil olmak ve varılan yerde yeni bir hayat kurmak sürecinde sığınmacıları etkileyen etmenler ve sığınmacıların karşı karşıya kaldığı tehditler ve fırsatlar tespit edilmeye çalışılmış ve bunlar karşısında sığınmacıların kullandığı taktikler anlatılmıştır.
Antep kadınının kamusal alan deneyimi ve gündelik hayatını inşa etme biçimleri
Elinizdeki çalışma Antep kadınının gündelik hayatını kurgusal düzlemde nasıl gerçekleştirdiğini ve bu kurgusal sürecin hangi aşamalardan geçtiğini ortaya çıkarmak amacı taşımaktadır. Yapılan literatür taramasında etnografik bir biçimde ele alınan kadın çalışmalarının azlığı dikkat çekicidir. "Kadın adına" konuşmanın kadın çalışmalarında gözle görülür fazlalığı, kadının meramını anlatmasını neredeyse olanaksız kıldığını, dolayısıyla da okuyucuya bu alanda yapılan çalışmaların elitist bir çerçeveye yerleştirildiğini düşündürtmektedir. Bu durum ise sözü edilen kadın sorununun çözümüne sağlayacağı katkının sınırlı olmasına sebep olmaktadır. Elinizdeki çalışma kadının gündelik hayatını kendi zihin dünyasına göre kurguladığını, bir anlamda kendine kurgusal gerçeklikler oluşturduğunu ve bu kurguya sıkı sıkıya sarıldığını, yine kadının kendi anlatımlarıyla aktarmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada kadının gündelik hayat deneyimleri gözlenmiş, kadınla aynı deneyimler paylaşılmaya çalışılmış ve kadının konuşması sağlanmıştır. Elde edilen bulgularda ise kadının pasif değil aksine aktif bir direniş sergilediği, gerçekliklerini kurgulamasıyla kendine özgü bir direnç pratiği geliştirdiği görülmektedir. Kadınlar ataerkil ve geleneksel bir yapı içerisinde kendi tasavvurları ile farklı bir dünya kurmuş ve bu dünyada kendi kuralları, kendi yaşayış tarzları, kendilerine özgü dilleri ve kendi kimlikleri ile bir yaşam sürmektedir. Toplumun kadına atfettiği roller, toplumsal yapının kadın için oluşturduğu kimlik kadını sanıldığı kadar pasifize etmemiş aksine kadını mücadeleci hale getirerek daha güçlü kılmıştır. Gündelik hayatın gerçeklerine kurgusal anlamlar yükleyen kadın bir anlamda akıp giden zamana ve kuralların tümüne karşı inanılmaz bir direniş örneği sergilemektedir. Çalışma içerisinde her şeye boyun eğen pasif kadın simgesine değil güçlü kadın olgusuna ve onun direnç pratiklerine rastlayacaksınız.
Kamusal gündelik yaşamın estetize edilmesinde "sokak fotoğrafının" rolü
Bu çalışma kamusal gündelik yaşamı estetize etme konusunda sokak fotoğrafının işlevini ortaya koymayı; bu bağlamda kamusal gündelik yaşam ve estetik kavramının "sokak fotoğrafı" perspektifinde değerlendirilip bu kavramın nasıl estetize edildiğini derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada kamusal gündelik yaşamı estetize etme konusunda sokak fotoğrafının işlevine yönelik sokak fotoğrafçılarının görüşlerinin belirlenebilmesi ve kamusal gündelik yaşam ve estetik kavramının "sokak fotoğrafı" perspektifinde değerlendirilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın araştırmanın grubu amaçsal örnekleme yoluyla tespit edilmiştir. Amaçsal örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemi sokak fotoğrafçılığı yapan kişilere ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu 18 açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Küresel değişimler ve kırılmalar ışığında ortaya çıkan kamusal alan, gündelik yaşam ve sokak fotoğrafı kavramları, insanlığın var oluşundan bu yana gündemde olan estetik kavramıyla bir araya gelerek araştırmamızın konusunu oluşturmuştur. Bu işi bizzat yapan fotoğrafçılarla yapılan görüşmeler bizi kamusal gündelik yaşamın estetize edilmesinde sokak fotoğrafının önemli bir işlev üstlendiği sonucuna götürmüştür. İnsanlığın gündelik yaşamının büyük bir kısmını birlikte geçirdikleri alanlar oluşturmuştur. Sokak fotoğrafının konusu da bu alanlarda geçen hikâyeler olmuştur. Üretilen imajlar, sıradan gibi görünen alanların, sıradan gibi görünen gündelik yaşam pratiklerinin, estetik bir bakış açısıyla yaklaşıldığında kentlere ve kamusal alanlara daha estetik görünme bağlamında katkılar sağlamıştır. Dünya'dan ve Türkiye'den birçok ünlü sokak fotoğrafçısı bu amaca hizmet eder bir biçimde kamusal gündelik yaşamın estetize edilmesinde kilit roller oynamıştır.