Muhasebe standartları
160 theses under this subject heading
Kiralama işlemlerinin UMS 17 ve UFRS 16 standartlarına göre karşılaştırılmalı olarak incelenmesi ve şirketlerin finansal durumuna etkisi
Kiralama işlemi ile ilgili standartlar, küresel finans piyasalarında şeffaflık, hesap verilebilirlik, güvenirlik ve etkinliğin sağlanmasında uluslararası standartların geliştirilmesini misyon edinmiş olan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından yayınlamaktadır. UMSK, mevcut durumda uygulamada olan UMS17 Kiralama İşlemleri standardının yerini alacak olan UFRS16 Kiralama İşlemleri standardını 13 Ocak 2016'da yayınlamıştır. Bu doktora tez çalışmasının amacı, UMS17 ile yeni UFRS 16 standartlarını kiracı ve kiraya veren açısından karşılaştırmalı olarak ele alarak benzerlikler ve farklılıklarını incelemek, ihtiyaca uygunluğunun artıp artmadığını araştırmak ve yeni standardın finansal tablolar üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, BIST'te işlem gören (mali kuruluş hariç) ve faaliyet kiralama sözleşmelerini bilanço dışında (dipnot olarak)gösteren şirketlerin dipnotları incelenmiş ve UMS 17 ile UFRS 16'nın karşılaştırılmasına ilişkin finansal tablo kalemlerine finansal rasyo hesaplamaları yapılmıştır. Yapılan hesaplamalardan sonra elde edilen verilerin karşılaştırılmasına ilişkin olarak SPSS programı kullanılarak istatistik analiz ve testler uygulanmıştır. Çalışma sonucu elde edilen bulgulara göre, UFRS 16'nın; şirketlerin kiralamayı raporlama tercihine, kullanma yoğunluğuna ve faaliyette bulunulan sektöre göre farklı olmakla birlikte, kiralamayı kullanan tüm şirketler üzerinde önemli etkilere yol açtığı görülmüştür. Sektör bazında değerlendirdiğimizde ise özellikle imalat sektöründe, şirket bilançolarının gerçek görüntüsüne kavuşacağı, mevcut durumdan daha gerçekçi ve daha objektif bir görüntüye sahip olacağı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: UFRS 16, UMS 17, Faaliyet Kiralama İşlemleri, Kira Aktifleştirme.
Enflasyon muhasebesinin TMS/TFRS, BOBİ FRS, MSUGT/VUK açısından karşılaştırmalı incelenmesi ve örnek uygulama
Finansal raporların karşılaştırılabilirliği ve güvenirliliği, işletme yönetiminin, ortakların, yatırımcıların ve diğer finansal tablo kullanıcılarının daha doğru kararlar almalarına yardımcı olmaktadır. Ancak enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde finansal tablolardaki tutarlar gerçeği yansıtamadığı için anlamsızlaşmakta, güvenilir finansal bilgiden uzaklaşmakta ve finansal tabloların karşılaştırabilir olma özelliği kaybolmaktadır. Dünyada 1980'li yıllarda yüksek enflasyonun ekonomik hayatın bir parçası haline gelmesiyle birlikte, tarihi maliyetlere dayalı muhasebe ilkeleri artık işletmelerin mali durumunun doğru olarak yansıtmamaya başlamıştır. Bununla birlikte, raporlama döneminde enflasyonun etkisini sunulan rakamlara yansıtacak bir yola ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmada, MSUGT/VUK kapsamında enflasyon muhasebesi düzenlemeleri ile TMS-29 ve BOBİ FRS Bölüm-25 "Yüksek Enflasyonlu Dönemlerde Finansal Raporlama" standartları temel konularda karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve her bir düzenleme çerçevesinde örnek uygulama yapılmıştır. TMS-29 ve BOBİ FRS Bölüm 25 birbiri ile uyumlu olmasına rağmen MSUGT/VUK ile standartlar, amaç, kapsam, genel fiyat endeksi, düzeltilecek finansal tablolar, borçlanma maliyetleri ve karşılaştırmalı finansal bilgiler konularında farklı düzenlemeler içerdiği tespit edilmiştir. Örnek uygulama sonucunda ise, standartlar kapsamında kar veya zarar tablosunun düzeltilmesi işletmenin faaliyet sonuçlarını olumlu etkilediği; düzeltme işleminde kullanılacak genel fiyat endeksinin (TÜFE) farklı olması ve bazı parasal olmayan kalemlerin cari ölçüm birimi (gerçeğe uygun değer ve yeniden değerleme modeli) ile ifade edilmesi ise düzeltilmiş toplam aktif tutarının mevcut sisteme göre düzeltilmiş toplam aktif tutarından daha düşük çıkmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
MSUGT, BOBİ FRS ve TMS/TFRS'nin ölçme/değerleme ve raporlama esaslarına göre analizi
İşletmelerin farklı ülkelerde faaliyet göstermesi, muhasebe uygulamalarının da bulunduğu ülke mevzuatlarına göre hazırlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Farklı mevzuatlara göre hazırlanan muhasebe sistemleri ve finansal tablolar, finansal tablo kullanıcılarının, işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yayımlanan uluslararası finansal raporlama standartları ile bütün dünyada ülke uygulamalarında yeknesaklığı sağlanması, Kobiler için de özel bazı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Kobiler için, ihtiyaçlarına uygun, tam setin genel yapısından ayrılmadan onlara özgün daha yalın bir standart yayımlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda KGK tarafından 2014 yılında yerel finansal raporlama standardı çıkarılması için çalışmalara başlamış, yapılan bu çalışmalar 2017 yılında sonuçlanmıştır. 29 Temmuz 2017 tarihli 30138 sayılı resmi gazetede Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS), AB 34 numaralı direktifiyle uyumlu bir şekilde hazırlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Muhasebede yer alan ölçme/değerleme ve raporlama uygulamalarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından karşılaştırmalı olarak inceleyip uygulamada oluşabilecek benzerliklerin ve farklılıkların varlığını ortaya koymaktır.
Azerbaycan ve Türkiye muhasebe sistemlerinin karşılaştırmalı analizi
Muhasebe bir bilgi sistemidir ve bu sistemde önemli olan faaliyet sonuçlarının sağlıklı ve güvenilir bir şekilde muhasebeleştirilmesi, mali tablolardaki bilgilerin gerçek durumu yansıtması ve aynı zamanda bu tabloların karşılaştırabilme niteliği taşımasıdır.Azerbaycan Muhasebe sisteminin temeli eski Sovyetler Birliğinin sistemine dayanmaktadır. Fakat 1991 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra Azerbaycan Cumhuriyeti'nde uygulanmakta olan muhasebe sistemi ?Muhasebe Sistemi Hakkında? Azerbaycan Cumhuriyetinin Kanununa dayanmaktadır. Bu nedenle küresel muhasebe sistemine uyumlaştırma işlemleri başlatılmıştır. Her alanda gelişmekte olan ülkenin muhasebe sisteminin de uluslararası standartlara cevap verecek hale getirilmesi zorunlu hale gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, Azerbaycan'da uygulanmakta olan muhasebe sistemini Türkiye muhasebe sistemi ile karşılaştırarak analiz edip muhasebe sistemlerinin olumlu ve olumsuz yönlerini belirlemek olarak ifade edilebilir.Yapılan çalışmada, her iki ülkenin muhasebe sisteminin tarihçesi, hesap planı, finansal tabloları ve ülke muhasebe standartları incelenmiş, karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Muhasebe Sistemi, Türkiye Muhasebe Sistemi, Hesaplar Planı.
Aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanması ve faaliyet sonuçlarına etkisinin incelenmesi
Sermaye piyasalarında aracılık faaliyetlerinde bulunan aracı kurumlar finansal raporlama esasları olarak Uluslararası Muhasebe Standartlarını benimsemiştir. Aracı kurumların faaliyet sonuçlarının raporlanması açısından değerlendirildiğinde bu durum geleneksel gelir tablosu uygulaması yerine kapsamlı gelir tablosu uygulamasına geçildiğini göstermektedir. Kapsamlı gelir tablosu uygulaması, dönem içinde raporlanan gelir ve gider kalemlerine ek olarak öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların da gelir tablosuna ilave edilmesini gerektirmektedir. Bu uygulama aracı kurumların finansal performansını daha geniş bir bakış açısı ile değerlendirmeye imkan tanımaktadır. Kapsamlı gelir tablosu, dönem karı ya da zararı kalemine öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların ilave edilmesi ile hesaplanan toplam kapsamlı gelir kalemi ile son bulmaktadır.Bu çalışmada, sermaye piyasalarının önemli oyuncularından biri olan aracı kurumların dönem karı ya da zararı kalemi ile toplam kapsamlı gelir kalemleri karşılaştırılarak kalemler arasındaki değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, aracı kurumlar ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, aracı kurumların muhasebe sistemleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde gelir kavramı ve kapsamlı gelir kavramları ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanmasına ilişkin uygulama örneğine yer verilmiş sonuçları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aracı Kurumlar, Uluslararası Muhasebe Standartları, Toplam Kapsamlı Gelir, Kapsamlı Gelir Tablosu.
KOBİ TFRS setinin muhasebe meslek mensupları tarafından uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Dünya ekonomisinin her geçen gün daha fazla küreselleşmesiyle birlikte faaliyet gösteren işletmelerin farklı muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları istenmeyen bir durum oluşturmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak ve muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması için muhasebede standartlaşmaya gidilmesi amacıyla birçok ülkede çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde UFRS tüm yönleriyle uygulanmaktadır. Avrupa Birliği, hisse senetleri borsada işlem gören firmaların finansal tablolarını 2005 yılı itibariyle UFRS'ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Türkiye de AB'ye üye olma sürecinde olan bir ülke olduğu için muhasebe sistemini UFRS'ye göre hazırlamakta ve uygulamaktadır.KOBİ'ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası arenadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun neticesinde KOBİ'ler için ayrı bir standartlaşmaya gidilmesi fikri ortaya çıkmıştır. 9 Temmuz 2009 tarihi itibariyle KOBİ'ler için muhasebe standartları yayınlanmış olup uygulama tarihi ülkelerin tercihine bırakılmıştır. KOBİ TFRS'nin, Türkiye'de faaliyette bulunan KOBİ'ler için küresel arenada anlaşılabilir finansal tablo üretilmesini sağlayacağı ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayarak denetimi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.KOBİ'ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve muhasebe meslek mensuplarının en çok muhatap olduğu firmalar KOBİ'lerdir. Bu çalışma, muhasebe uygulamalarının mevcut durumu, UFRS'lerin bugünkü durumu ve KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğine ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan meslek mensuplarının bakış açılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, muhasebe mesleği ve mesleğin gelişmesi ile ilgili etkenler, KOBİ'ler ve ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin önemi, UFRS'lerin tanımı, gerekliliği, Dünya'da UFRS uygulamaları ve Türkiye'deki uygulamalara etkileri ve KOBİ TFRS setinin hazırlanması ile tam setten farklılıkları ele alınmıştır. KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğinin ölçülmesi amacıyla Kütahya SMM Odası'na bağlı meslek mensuplarına mevcut durum, UFRS ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak düşünceleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ TFRS, KOBİ TFRS'nin Uygulanabilirliği, Muhasebe Mesleği, Muhasebe Meslek Mensupları.
KOBİ'ler için Türkiye finansal raporlama standartları: Bankaların görüşleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda, küreselleşme, teknolojik gelişmeler, internet ve elektronik ticaret, bilgi yönetimi gibi konular dünyada yaşanan en önemli gelişmelerdir. Bu gelişmeler sonucunda, işletmelerin uluslararası faaliyetlerinin artması ve sermayenin de küreselleşmesiyle birlikte, aynı dilde konuşma ihtiyacı doğmuş ve bu durum birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Karşılaşılan sorunların önüne geçmek ve ortak bir muhasebe dili geliştirmek amacıyla birçok ülkenin katılımıyla UMS (IAS) ve UFRS (IFRS) yayınlanmıştır. UFRS?ler; muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması ve tüm kesimler tarafından anlaşılabilir muhasebe bilgisi üretilmesini sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği (AB), hisse senetleri borsada işlem gören firmaların konsolide finansal tablolarını 2005 yılından itibaren UFRS?ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. AB?ye üye olma sürecinde olan ülkemiz de muhasebe sistemini AB doğrultusunda hazırlamakta ve uygulamaktadır. UFRS?lerin bütün dünyada ilgi görmesi ve ülke uygulamalarında tekdüzeliği sağlaması sebebiyle KOBİ?ler için de özel bazı çalışmaların yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Nitekim KOBİ?ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası alandaki önemleri de gün geçtikçe artmaktadır. Nihayetinde, 2009 yılında KOBİ?ler için muhasebe standartları yayınlanmış ve uygulama tarihleri ülkelerin tercihine bırakılmıştır. Böylece bütün dünyada KOBİ?ler de aynı standartları uygulayacak ve düzenleyecekleri finansal tablolar kıyaslanabilir olacaktır. Bunun da güven unsurunu artıracağı ve ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Ülkemizdeki KOBİ?ler için muhasebe bilgisi daha çok, devlete ödenen verginin hesaplanması, kredi kuruluşlarından kaynak temini ve işletme yöneticilerine bilgi sağlaması amacıyla kullanılmaktadır. En önemli kullanım alanı ise kredi kuruluşlarından kaynak teminidir. Ülkemizde KOBİ?lerin en sık muhatap olduğu kredi kuruluşları ise bankalardır. Bu çalışma, ülkemizdeki mevcut muhasebe uygulamalarının durumu, KOBİ TFRS?lerin uygulanabilirliği ve uygulanması durumunda ortaya çıkacak olası etkilere ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan bankaların görüşlerini almak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, KOBİ?ler, KOBİ?lerin ülke ekonomileri için önemi, avantaj ve dezavantajları ile yaşadıkları sorunlar, bankalar, Türk bankacılık sistemi, Türk bankacılığının gelişimi ve KOBİ ? Banka ilişkisi ile bu ilişkide muhasebenin rolü ve önemi ele alınmıştır. Kayseri?de faaliyet gösteren bankalara, mevcut durum ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak görüşleri alınmıştır.
Muhasebe standartlarında ihtiyatlılık ilkesi ve finansal sürdürülebilirlik ilişkisi: BİST uygulamaları
Bu tez çalışması ile 2005-2019 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST)'da kesintisiz olarak işlem gören işletmelere ait 15 yıllık veriler yıllık bazda incelenmiş ve bu verilerden hareketle işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri ile finansal sürdürülebilirlikleri arasında bir ilişki olup olmadığı test edilmiştir. Finansal sürdürülebilirlik bağlamında TMS/TFRS'lere göre raporlama yapan işletmelerin uzun vadede dönem kârı ve kapsamlı kâr rakamları ile dönem sonu hisse senedi fiyatları ele alınmıştır. İşletmelerin ihtiyatlılık düzeylerinin hesaplanmasında Givoly ve Hayn (2000) tarafından geliştirilen "Negatif Tahakkuklar Yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma ile işletmelerin finansal durum tabloları, nakit akış tabloları ve kâr/zarar ve diğer kapsamlı gelir tablolarından faydalanılarak elden edilen veriler panel veri istatistiksel analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri negatif olarak arttıkça, uzun dönemde işletmelerin toplam kapsamlı kârı ve dönem sonu hisse senedi fiyatlarının arttığı, dönem kârlarının ise azaldığı tespit edilmiştir.
Türkiye muhasebe standartlarının (TMS) Türk sigortacılık sektörü üzerindeki etkileri
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye Muhasebe Standartlarının (TMS) Türk sigorta sektörü üzerindeki etkilerinin analiz edilmesidir. Çalışmada öncelikle, muhasebe standartları ve sigorta sektörüne yönelik genel kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Sigorta sektörüyle ilgili muhasebe standartları genel olarak açıklanmıştır. Türk finansal sistemi içerisinde çok önemli bir yere sahip olan sigortacılık sektörünün tanımı, önemi, türleri, işlevleri, temel ilkeleri ve finansal tabloları üzerinde durularak, finansal analizlerden ve oranlarından bahsedilmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, 2003-2017 yılları arasında hayat dışı branşlarda faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin sektöre özgü 20 adet temel finansal oranının ortalamaları alınarak, yıllar itibariyle karşılaştırılmalı olarak hesaplanmıştır. Daha sonra bu oranlarda, TMS öncesi (2003-2007) ve sonrası (2007-2017) dönemler istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiş ve anlamlılık düzeyleri test edilmiştir. Çalışmada istatistiksel veri analizi yöntemi olarak, finansal oran analizi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Veriler SPSS 20.0 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, sigorta sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin 13 adet finansal oranında TMS öncesi ve sonrası dönemler arasında ve sektörel bazda belirli anlamlılık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir.
Muhasebe ve raporlama standartları kapsamında muhasebe politikalarının belirleyicileri ırak bankacılık sektöründe bir uygulama
Dünya genelinde paranın hakimi ve satıcısı finansal kurumlardır. Devletlerin izin verdiği şekillerde ve sınırlar içinde paraya yön veren finansal kurumların başında ise bankalar gelmektedir. Bankalar sadece kuruldukları ülkede faaliyet yürütseler de uluslararası yatırımcıların takibi altındadırlar. Bankaların faaliyetlerinin, topladıkları mevduatın, karlarının açıklandığı finansal raporlar çok sayıda paydaşın gözetimi altındadır. Bu nedenledir ki söz konusu tabloların içerdiği bilgiler mutlak doğru ve güvenilir olmak zorundadır. Aksi taktirde paydaşlar ve yatırımcılar söz konusu bankalara yatırım konusunda çekimser kalacaktır. Ticari işletmelerin yasal zorunluluk olarak düzenledikleri finansal tabloların ülkeler arası uygulamaların faklı olması sonucu her ülkede farklı şekil ve içerikte düzenlenmesinin uluslararası yatırım yapan kişi ve kuruluşlar için karmaşık bir duruma sebep olmaması adına uluslararası muhasebe ve finansal tablo standartları oluşturulmuştur. Bu yolla tabloların şekil ve içerik yönünden tek tip olması sağlanmış inceleyen herkesin aynı sonucu elde ederek aynı yorumda bulunması sağlanır. Bankalar doğru bilgiye en çok gereksinim duyulan kuruluşlardır. Her anlamda güven sağlanması kurallara uygun düzenlenen mali tablolarla mümkündür. Bu bağlamda araştırmanın konusu Irak bankalarının uluslararası finansal raporlama standartlarının uygulanması öncesi ve sonrası raporların ifade ettiği durumların belirlenmesidir. Bu doğrultuda ilk kısımda banka kavramı, bankaya ilişkin diğer unsurlar, Irak özelinde bankalara ilişkin bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde uluslararası raporlama standartlarına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde Irak bankalarında uluslararası finansal raporlama standartları uygulaması incelenerek uluslararası finansal raporlama standartları öncesi ile mali tablo verileri karşılaştırılmıştır. Konuya ilişkin sonuç bölümünde ise tespitlere yer verilmiştir.
Marka değerinin finansal modellerle ölçülmesi ve ölçülen marka değerinin TMS 38 maddi olmayan duran varlıklar standardına göre muhasebeleştirilmesi
Dünya ticaretinin küresel bir boyut kazanması ile birlikte son yıllarda ticari faaliyetlerde birçok gelişme meydana gelmiştir. Yaşanan gelişmelerle birlikte şirketlerin markaları da büyük önem kazanmıştır. Markaların önem kazanmasıyla birlikte şirketlerin mali tablolarında raporlanabilmesi amacıyla marka değerlemesi gereksinimi giderek artmıştır. Markaların alınıp satılmaya başlanması, şirket birleşmelerine konu olması, marka değerinin nasıl hesaplanacağı konusundaki belirsizlikleri gündeme taşımıştır. Bu bağlamda marka değerinin nasıl hesaplanacağı hususunda bir takım modeller geliştirilmiştir. Önceden geliştirilen bu modellerin her birinin kendine özgü hesaplama teknikleri ve birbirinden farklı parametreleri bulunmaktadır. İlgili literatür incelenerek her modelin pozitif ve negatif yönleri belirlenmiştir. Şirketlerin marka değerlerini mali tablolarında göstermeleri kendilerine avantaj sağlamaktadır. Aktif varlıkların gücünü artıran marka değerleri, şirketlerin bilançolarında maddi olmayan duran varlıklar içerisinde yer alarak kimi zaman duran varlıklardan daha fazla değere sahip olabilmektedir. Şirketlerin varlık değerini hayli artıran marka değerleri Türkiye Muhasebe Standartları gereğince sadece satın alma ya da birleşme söz konusu olduğu durumlarda şirketlerin mali tablolarında gösterilebilmektedir. Şirketlerin kendi bünyelerinde yarattıkları marka değerinin mali tablolarda gösterilmesine Türkiye Muhasebe Standartları izin vermemektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada, marka kavramının her geçen gün öneminin daha fazla arttığını vurgulayarak, marka değerlemesinin finansal olarak nasıl hesaplanacağı ve hesaplanan marka değerinin mali tablolarda nasıl gösterilebileceğini ifade etmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda ulusal ve uluslararası arenada marka değerlemesi için kullanılan modeller ifade edilerek bu modellerin pozitif ve negatif yönleri belirtilmiştir. Marka değerlemesi için birden fazla model olmasından dolayı bu modeller içerisinden Dünyada ve Türkiye'de en çok kullanılan, verileri elde etme ve sayısal sonuçlar verebilmesi açısından da tercih edilen, Hirose Modeli ve Sermaye Piyasalarını Esas Alan Marka Değerleme Modeli kullanılmıştır. Gıda ve haberleşme sektöründe olmak üzere ayrı sektörlerde faaliyet gösteren iki şirketin marka değerlemesi uygulaması yapılmıştır. Uygulamada, gıda sektöründe faaliyet gösteren Ülker Bisküvi Sanayi AŞ ile haberleşme sektöründe faaliyet gösteren Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ'ye ait veriler kullanılmıştır. Veriler Kamu Aydınlatma Platformu'ndan (KAP) elde edilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda hesaplanan marka değerlerinin şirketlerin mali tablolarında hangi şartlarda ve nasıl gösterilebileceği ifade edilmiştir.
Canlı varlık sınıfının muhasebeleştirilmesi ve değerlemesinin tekdüzen, BOBI FRS-7 ve TMS-41 kapsamında bir örnek uygulama yardımıyla açıklanması
Bu çalışmanın amacı, canlı varlıkların muhasebeleştirilmesi ve değerlemesinde Tekdüzen Muhasebe Sistemi, TMS-41 ve BOBİ FRS-7 Tarımsal Faaliyetler çerçevesinin benzerliklerini ve farklılıklarını açıklamak ve bu benzerlik ve farklılıkları varsayıma dayalı etlik piliç üretimi yapan bir işletme örneği üzerinde sayısal veriler ile ortaya koymaktır. Bu üç sistem arasındaki en önemli fark canlı varlıkların ölçümü hususunda ortaya çıkmaktadır. Buna göre, TMS-41'de canlı varlıkların ölçümü, gerçeğe uygun değer yöntemini ilkesine dayalı iken, BOBİ FRS-7'de canlı varlıkların ölçümünde bir muhasebe politikası olarak gerçeğe uygun değer yöntemi veya maliyet yöntemlerinden biri kullanılabilmektedir. Tekdüzen muhasebe sisteminde ise, canlı varlıklar maliyet bedeli ile değerlenmekte ancak maliyet bedelinin tespit edilemediği durumlarda emsal bedeli ile değerlemeye tabi tutulmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, TDMS'de canlı varlıkların, ilk madde ve malzeme maliyetlerinin ve hasılatın hesaplanmasında vade farkları ayrıştırılmamakta ve canlı varlıklar maliyet bedeli üzerinden ölçülmektedir. Bu yüzden TDMS'de canlı varlıklara ait ilk kayda alma ve değerleme dönemlerindeki değer artış veya azalışlar dikkate alınmadığı için diğer sistemlere göre dönem karının daha fazla çıktığı tespit edilmiştir. Faaliyet sonuçları TMS ve BOBİ FRS setine göre karşılaştırıldığında ise, BOBİ FRS setinde canlı varlıkların, ilk madde ve malzeme maliyetlerinin ve hasılatın hesaplanmasında vade farklarının bir yıldan daha kısa olması nedeniyle vade farkının ayrıştırılmaması ve bu vade farklarının maliyet veya hasılata dahil edilmesi dönem karının TMS'ye göre daha fazla çıkmasında etkili olmuştur.
Stoklar ve maddi duran varlıklara ilişkin muhasebe standartlarının işletmelerce açıklanan muhasebe bilgi düzeyine etkisi; Türkiye'deki işletmeler üzerine bir uygulama
Küreselleşen dünyada, farklı ülkelerde faaliyet gösteren firmaların ticari ve ekonomik ilişkilerinin giderek artması, hem ülkeleri hem de firmaları birbirine yakınlaştırmaktadır. Firmalar faaliyette bulundukları ülkelerde kendi iç dinamiklerinin etkisiyle oluşturdukları muhasebe sistemlerine uygun bir şekilde muhasebe kayıtlarını tutmak zorundadırlar. Gerek firmalar gerekse işletme ile ilgilenen yatırımcı, paydaş ve kamu kuruluşları muhasebeleştirme sürecinde oluşan bilgileri kullanarak kararlar alabilmektedir. Artan rekabet ve küreselleşme ortamında, farklı ülkelerde farklı kurallara göre finansal raporların hazırlanması, bu tabloların karşılaştırılmasında sıkıntılara yol açmaktadır. Bu nedenle finansal tabloların uyumlaştırılması doğrultusunda Uluslararası Muhasebe Standartları'nın kullanımı bir zorunluluk haline gelmiştir. Bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de 2005 yılı itibariyle Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) tabi işletmelerin Uluslararası Muhasebe Standartları'na uyumlu şekilde muhasebeleştirme ve raporlama işlemlerinin yapılması zorunlu kılınmıştır. 2013 yılı itibariyle de SPK'ya tabi işletmelerin yanında belirli büyüklükteki birçok işletmeye Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikle yasal defterlerini ve finansal tablolarını standartların öngördüğü şekilde hazırlama mükellefiyeti getirilmiştir. Bu çalışmada, SPK'ya kayıtlı firmaların 2005 öncesi uymak zorunda olduğu muhasebe mevzuatı ile 2005 sonrası uymak zorunda oldukları uluslararası muhasebe standartları ile uyumlu Türk Muhasebe Standartlarına göre hazırladıkları faaliyet raporlarında açıkladıkları bilgi düzeyi karşılaştırılarak, Uluslararası Muhasebe Standartları'nın firmalarca açıklanan muhasebe bilgi düzeyine etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın odak noktasını maddi duran varlıklar ve stoklar standardı oluşturmaktadır. SPK'ya kayıtlı 100 firmanın 2003, 2007 ve 2012 yıllarına ait faaliyet raporları bu iki standart açısından analiz edilmiştir. Faaliyet raporlarından elde edilen verilerden hareketle ölçülen açıklanan muhasebe bilgi düzeyi çoklu regresyon yöntemiyle analiz edilmiştir. Firmaların Uluslararası Muhasebe Standartları ile uyumlu TMS'lerin yayınladığı 2005 sonrası yıllık faaliyet raporlarında açıkladıkları muhasebe bilgi düzeyinde artış olduğunu gösteren analiz sonuçları, UMS'ların firmaların açıkladığı bilgi düzeyine etkisi olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası muhasebe standartları, maddi duran varlıklar ve stoklar standardı, açıklanan muhasebe bilgi düzeyi
Investigating of accounting transactions in cattle breeding businesses in the light of uniform accounting system and Turkey Accounting Standart no. 41: A case of 100-cow business
Particularly in the period from 2000s to the present day, agricultural businesses has began to evolve into the modern businesses rather than being family-owned companies. Modernization of the businesses has led to the current Uniform Accounting System to become inadequate. Therefore, on 31.12.2015, Turkey Accounting Standarts No. 41 Agricultural Activities Standart (TAS-41) was introduced in our country to cover the later period. But, the regulations of Turkish Commercial Law relating to bookkeeping obilation compatible with Turkey Accounting Standarts has been started since 2011. With Turkey Accounting Standarts the changes in accounting systems have occured and the deficiencies of uniform accounting system has been tried to resolve. One of these changes was realized in the area of agricultural activities standart. In this study, it is given the explanations and examples about the measurement, valuation and accounting of live animal which are subjest to agricultural activities in Uniform Accounting System and Turkey Accounting Standarts. The production of calf, feed and milk in cattle breeding businesses which are the main subject of the study is described, and it has been demonstreated the differences between two accounting system by giving the accounting records and financial statements of these transactions in a 100-cow business. After accounting records, the profit was higher in the accounting records which are compatible with Turkey Accounting System than in the accounting records compatible with Uniform Accounting System. Keywords: TAS-41, Agricultural Activities, Living Being, Cattle Breeding.
Akreditiflerin TMS ve BOBİ FRS kapsamında muhasebeleştirilmesi
Uluslararası ticarette en çok kullanılan ödeme yöntemlerinden biri akreditif olup, akreditifte hem ithalatçı hem de ihracatçı karşılıklı olarak güvence altına alınmaktadır. Akreditif işlemlerinde ihracatçı ve ithalatçı yapılan sözleşmeler ile birbirlerini tanımadan ticaretlerini gerçekleştirmektedirler. Akreditifle ilgili olarak Uluslararası Ticaret Odası tarafından yayımlanan Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları akreditifin işleyişini düzenlemektedir. Düzenlenen bu kurallar dünyada hemen hemen tüm ülkeler tarafından kabul görmüş olup, uluslararası ticaret işlemlerinde önemli bir güvence sağlamaktadır. Akreditif, pek çok ülke yasalarınca düzenlendiği gibi ülkemiz yasalarınca da kabul görüp düzenlenmiştir. Akreditif esasen bir teminat olup, sevk edilen malın miktarının belirlenmesi ve bedelinin ödenmesi için gerekli şekil ve şartları içinde barındırmaktadır. Türü ne olursa olsun tüm akreditif işlemleri muhasebe ilkelerine ve uluslararası muhasebe standartlarınca belirlenen kanun ve kurallara uygun olarak yapılmalıdır. Yapılan bu tez çalışmasının birinci bölümünde akreditife yer verilmiş olup, akreditifin tanımı ve önemi, akreditif çeşitleri, akreditif sırasında kullanılacak bilgi ve belgeler, akreditifin aşamaları, akreditifin avantaj ve dezavantajları anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Uluslararası Muhasebe Standartları, ülkemizce bu muhasebe standartlarından yararlanılarak oluşturulan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulayamayan işletmelere yönelik Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS)'nın tanımı ve mevzuatları ile TMS ve BOBİ FRS arasındaki farklar anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise TMS ve BOBİ FRS kapsamında yapılan akreditif işleminin muhasebeleştirilmesi ile akreditife yönelik ithalat ve ihracat işlemlerinin muhasebeleştirilmesi anlatılmıştır.
Türkiye'de faizsiz finans muhasebe standartlarının katılım bankacılığı yatırım enstrümanları ile ilişkisi
Günümüz dünyasında katılım bankaları ve katılım bankacılığı faizsiz finans ürünlerinin önemi yadsınamayacak bir boyuta gelmiştir. Hem Türkiye'de hem de dünyada katılım bankaları artmakta ve katılım bankalarına olan ilginin sadece Müslüman toplumlarda değil, Müslüman olmayan toplumlarda da tercih edildiği görülmektedir. Katılım bankaları, faizsiz finans anlayışına sahip işletmeler olmasından dolayı konvansiyonel bankalarda olduğu gibi faiz merkezli bankacılık sisteminden farklı bir yaklaşım sunmaktadır. Katılım bankacılığı, faizsiz finans ilkeleri ve temel yaklaşımı olan "paylaşımcılık" anlayışına dayanmaktadır. Önemi ve popülaritesi artan katılım bankaları tıpkı konvansiyonel bankalarda olduğu gibi finansal işlemlerinde dikkate aldığı Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'dır. Bununla beraber günümüzde üzerine çalışmalar yapılan ve daha da geliştirilmeye çalışılan Faizsiz Finans Muhasebe Standartları karşımıza çıkmaktadır. Dünyada ortak muhasebe dili oluşmasını sağlayan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları çerçevesinde hazırlanan Faizsiz Finans Muhasebe Standartları katılım bankalarının finansal faaliyetlerinde bir çerçeve görevi üstlenmektedir. Bu noktada çalışmada hem Türkiye'de hem dünyada sayıları gittikçe artan katılım bankaları ele alınıp Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankaları incelenmiş ve Faizsiz Finans Muhasebe Standartları ile ilişkisi açıklanmıştır.
TMS/TFRS ve muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların muhasebeleştirilmesi
Muhasebe alanında elde edilen verilerin güvenilir, doğru, gerçeğe uygun ve anlamlı olması gerekmektedir. Muhasebe verilerinin söz konusu niteliklere sahip olması açısından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu şekilde oluşturulan Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda ekonomi alanında hızlı bir gelişme gösteren ve işletmelerin sahip olmaya başladığı kripto para ile ilgili işlemlerin muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde muhasebeye ne şekilde aktarılması gerektiği hususu gündeme taşınmıştır. Gelişen teknoloji ve ekonomi dünyasında Türkiye'de ve dünyada hızla bilinme düzeyi artan kripto paraların kullanımı sürekli artış gösterir duruma gelmiştir. Kripto para birimlerine yönelik yasal düzenlemeler her ülkede henüz mevcut değildir, fakat bu para birimleri genel olarak para kavramına bakış açısını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Bu durumda geleceğe yönelik kripto para birimlerinin yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürebilecekleri öngörülmektedir. Gün geçtikçe popülerliği artan kripto para birimleri bazı devletlerin bu konuda endişe duymasına yol açmıştır. Bunun sebebi, kripto para birimleri kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin nasıl muhasebeleştirileceğini belirlemenin güç olmasıdır. Günümüz itibariyle Türkiye'de kripto paraların muhasebeleştirilmesine ilişkin yasal bir düzenlemede henüz bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların nasıl muhasebeleştirilebileceğini tespit etmektir. Bu amaçla Kayseri ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının kripto paralara ve kripto paraların muhasebeleştirilmesine yönelik görüşleri anket ve görüşme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen nicel verilerin analizi SPSS, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi ise MAXQDA programları kullanılarak yapılmış ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kripto paraların resmi olarak kabul görmesi durumunda nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.
Varlıklarda değer düşüklüğünün Türkiye muhasebe standartlarına göre raporlanması: BİST 30 şirketleri üzerine bir uygulama
Uluslararası işletmeler ve yatırımcılar için ortak bir dil olması amacıyla oluşturulan IMS/IFRS, işletmelerin finansal tablolarını belirli kurallar çerçevesinde oluşturulmasını sağlayarak daha kolay anlaşılmasını sağlamaktadır. Bu amaçla oluşturulan TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü Standardı işletmelerin sahip olduğu varlıkların gerçekte olması gereken değerden daha fazla veya daha az değerle raporlanması engelleyerek işletmelerin sahip oldukları varlıklar hakkında daha doğru bilgi vermelerini sağlamaktadır. Bu tezde, TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü Standardı kapsamına işletmelerin sahip olduğu varlıklarındaki değer düşüklüğünün nasıl belirlendiği, değer düşüklüğünün belirlenmesinde kullanılan geri kazanılabilir değerin nasıl hesaplandığı ve değer düşüklüğü olan varlıkların nasıl muhasebeleştirildiği açıklanmıştır. Ayrıca standart kapsamında başkaca öneme sahip olan şerefiye ve yatırım amaçlı gayrimenkuller ayrıca ele alınarak incelenmiştir. Tezin araştırma kısmında ise BİST 30 Endeksi'nde Finans Sektörü dışında kalan işletmelerin 2013 – 2018 yılları arasındaki finansal tabloları incelenmiştir. Çalışma kapsamına giren işletmelerin, TMS 36 kapsamında bulunan varlıklarında meydana gelen değer düşüklükleri ve her yıl yapmak zorunda oldukları değer düşüklüğü testleri sonucunda, yapmış oldukları açıklamalar incelenmiştir. İşletmelerin standart gereği yapmaları gereken açıklamalar belirlenerek, işletmelerin hangi açıklamaları yaptıkları tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, işletmelerin değer düşüklüğü açıklamalarının doğruluğunun yıllar itibariyle artış gösterdiği görülmüştür.
Lojistik maliyetlerin muhasebeleştirilmesi ve bir uygulama örneği
Askeri kökenli bir kavram olan lojistik, 1905 yılında "ordu" kelimesiyle birlikte kullanılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra sivil hayatta da kullanılmaya başlanan lojistik, 1963 yılında işletme literatürüne girmiştir. Lojistik, kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak için hammadde ve malzemelerin üretim noktasından tüketim noktasına kadar ulaşmasının etkin bir şekilde planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi faaliyetlerini kapsar. Lojistik faaliyetlerin başlıca amacı; müşteri hizmetlerinin kaliteli olması, kaynak ve yatırımların doğru kullanılarak rekabet avantajı sağlamasıdır. Lojistik faaliyetleri müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkararak satış ve karlılığın arttırılması için taşıma, depolama, elleçleme, paketleme, katma değerli işlemler, muayene ve gözetim hizmetleri, gümrüklemeden oluşan fonsiyonların en etkin şekilde kullanılması gerekmektedir. Lojistik maliyetler, ürünün üretim noktasından tüketim noktasına kadar yapılan tüm işlere yönelik oluşan maliyetlerdir. Lojistik maliyetlerin, toplam maliyetler içindeki payı günden güne artmakta olup işletme açısından önemli ve doğru kararların alınmasında yardımcı olur. Bu sırada oluşan maliyet unsurları ise müşteri hizmetleri maliyeti, stok bulundurma maliyetleri, taşıma maliyetleri, depolama maliyetleri, üretim planlaması maliyetleri, sipariş süreci ve bilgi sistemleri maliyetleri, birim miktar maliyetleri, sigorta maliyetleri, gümrükleme maliyetleri şeklindedir. Maliyet Hesapları, Tekdüzen Hesap Planı'nın 7 nolu hesap grubunda incelenmektedir. 7A seçeneğinde lojistik işletmeler açısından lojistik maliyetler 74 Hizmet Üretim Maliyeti hesabında ele alınmaktadır. Lojistik maliyet unsurları yönetim muhasebesi kapsamında 8 nolu hesap kalemiyle muhasebeleştirilmektedir. Lojistik Maliyetlerin Muhasebeleştirilmesi, Türk Muhasebe Standartlarına göre ise "TMS 2 Stoklar", "TMS 16 Maddi Duran Varlıklar", "TMS 23 Borçlanma Maliyetleri", "TMS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme", "TMS 21 Kur Değişiminin Etkileri" ve "TMS 17 Kiralama İşlemleri" Standartlarıyla açıklanmaktadır.
İşletme stoklarının Türkiye Muhasebe Standartlarına göre raporlanması: Bist 50 şirketleri üzerinde bir uygulama
Uluslararası ticaret ve finansal raporlamada ortak bir dil oluşturmak amacıyla Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları, işletmelerin finansal raporlamalarını ortak dil çerçevesinde oluşturulmasını sağlayarak kullanıcılar tarafından daha kolay analiz edilmesini sağlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan Türkiye Muhasebe Standardı 2 Stoklar Standardı işletmelerin bulundurduğu stokların gider olarak nasıl değerlendirilebileceğini ve bu stoklara ait maliyetlerin nasıl hesaplanabileceğini açıklamakta olup stok maliyetlerini net gerçekleşebilir değere göre ne şekilde belirlenip gider olarak kaydedilebileceğini açıklamaktadır. Bu tezde, Türkiye Muhasebe Standardı 2 Stoklar Standardı kapsamında işletmelerin bulundurdukları stokların, gider olarak nasıl hesaplandığı ,stoklara ait maliyetlerin hangi yöntemler ile hesaplanabileceği ve bu hesaplamalar sonucunda nasıl muhasebeleştirildiği açıklanmıştır. Bununla birlikte standart kapsamında başlıca önemi olan net gerçekleştirilebilir değer konusu incelenmiştir. Tezin araştırma kısmında Borsa İstanbul 50 Endeksi'nde Finans Sektörü dışında bulunan işletmelerin 2016 – 2020 yıllarındaki finansal tabloları incelenmiştir. Çalışma kapsamındaki işletmelerin, TMS 2 kapsamında her yıl yapmak zorunda oldukları değerleme çalışmaları sonucunda, yapmış oldukları açıklamalar analiz edilmiştir. İşletmelerin standart gereği yapmaları gereken açıklamalar saptanarak, işletmelerin hangi açıklamaları yaptıkları incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, işletmelerin stoklar standardı kapsamında yapmak zorunda oldukları açıklamalara yıllar itibariyle daha fazla yer verdikleri saptanmıştır.
Muhasebe sistemi genel uygulama tebliğine göre hazırlanan finansal tabloların BOBİ FRS ve KÜMİ FRS taslağına uyumlu olarak dönüştürülmesi
1992 yılında yürürlüğe giren muhasebe sistemi uygulama genel tebliği ile Türkiye'de muhasebe sistemi açısından belirli bir standart oluşturulmuştur. 1994 yılında fiilen uygulaması başlayan Tek Düzen Hesap Planı ise finansal tablo kullanıcıları için ortak bir dil sağlamıştır. Fakat uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarının oluşması ile ülkeler arası muhasebe sistemi açısından farklılıklar oluşmuştur. Belirli ölçek üzerindeki işletmeler uluslararası muhasebe ve finansal raporlama standartlarını uygularken, teknolojisinin gelişmesi ile sınır ötesi ticaret artmış ve farklı ölçekteki işletmelerde uluslararası ticaret hayatında rol almaya başlamıştır. Bundan dolayı 2017 yılında Büyük ve Orta Boy İşletmeler için finansal raporlama standartları yayınlanmıştır. Öte yandan Küçük ve Mikro İşletmeler için finansal raporlama standartları taslağı ise 2019 yılında yayınlanmış ve yakın süre içerisinde uygulamaya başlanması beklenmektedir. Bu çalışmada Finansal Raporlama Standartları hesap planı ile Tek Düzen Hesap Planı farklılıkları karşılaştırılmış ve vergi mevzuatı açısından incelenmiştir. Öte yandan Muhasebe Sistemi Uygulama genel tebliğinde yer alan hükümlere göre hazırlanan finansal tabloların BOBİ FRS ve KÜMİ FRS Taslağına göre dönüştürülmesi örneklenmiştir.
Bağımsız denetim raporunun ilgililerine sağladığı fayda ve bunlar üzerindeki rolü
Dünya'da en genel kabul gören denetim, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve muhasebe standartlarına uygun olarak yapılan ve finansal tablo denetimini de içeren muhasebe denetimidir. Bağımsız dış denetim, şirketlerin finansal tablolarının doğruluk ve güvenilirliğini saptamak açısından son derece önemlidir. Avrupa Birliği bünyesinde yaşanan uyum ve genişleme süreci yanında, küresel muhasebe ve denetim standartlarına yöneliş ve yakınsama eğilimi, uluslararası muhasebe ve denetim standartları ile bağımsız denetimi daha da ön plana çıkarmıştır. Ayrıca, muhasebe ve denetim standartlarının hem küresel hem de sektörel (kamu ve özel) bazda uyumlaştırılması açısından önemli bir gelişmedir. Diğer yandan, bağımsız denetim raporu denetim sürecinin sonucudur ve denetçiyle mali tablolar kullanıcısı arasındaki iletişimin önemli bir aracıdır. Denetçi raporunun güvenilirliği ve faydası, içerdiği bilgilerin geçerliliği finansal tablo kullanıcıları tarafından karar alırken zaman zaman sorgulanmıştır. Diğer taraftan, bağımsız denetim raporunun faydası, denetim raporu kullanıcıları tarafından, karar verirken denetçinin görüşlerini faydalı ve önemli olarak dikkate almışlardır. Bu tez çalışmasının amacı, finansal tablo kullanıcıları açısından bağımsız denetimin önemi ve gerekliliği ile Türk Ticaret Kanunu'nun denetime getirdiği yeniliklerin ortaya konulmasıdır.
Yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS yakınsama sürecinin yeminli mali müşavirler ve vergi denetim elemanlarının görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: İzmir ilinde bir uygulama
Ülkemizdeki yerel muhasebe uygulamaları ile Türkiye Muhasebe ve Raporlama Standartları arasında bulunan uyum sorunlarının giderilebilmesinin yakınsama sürecinin başlaması ile çözülebileceği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı vergi matrahının tespitine yönelik düzenlenen finansal raporların kontrol ve mali denetimini sağlayan vergi denetim elemanları ve yeminli mali müşavirlerin, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki uyum sorunları hakkındaki bakış açılarının belirlenmesi, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki farklılıklara neden olan faktörlerin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin getirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, vergi denetim elamanları ve yeminli mali müşavirlere yönelik geliştirilen yeni bir ölçekle anket uygulanmış ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sorunsalı İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı ile gerçekleştirilen mülakatla da değerlendirilmiştir. Anket uygulamasının sonucunda, finansal bilgi sunma amacında ve hedef kitlesindeki farklılık, şeffaflık ve denetim farklılıkları ile değerleme ölçülerindeki farklılığın karşılaştırılabilirliğe etkisinin yerel muhasebe uygulamaları ile standartların yakınsamasını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS'lerin uyumsuz olduğunu ve uyumlaştırılması gerektiğini düşünmelerinde yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin tümünde, katılımcıların öğrenim durumu ve vergi mevzuatındaki güncel gelişmeleri takip etme düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak yaş ve mesleki unvan açısından anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Mülakat sonucunda üretilen finansal raporlardaki bilgilerin dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırılabilir olmasının önemi ortaya çıkmıştır. Bağımsız denetim için vergi temelli finansal tabloların standartlarla yakınlaştırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Finansal kiralama işlemlerinin tek düzen muhasebe sistemine ve Türk muhasebe standartlarına göre düzenlemelerinin uygulamalı karşılaştırılması
Bilindiği üzere finansal kiralama varlığın mülkiyetinin kiralayanda, kullanım hakkının ise kiracıda olduğu uzun vadeli bir yatırım aracı olarak tanımlanabilmektedir. İşte bu özelliğinden dolayı finansal kiralamanın muhasebeleştirilmesinde çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Gerek vergi mevzuatında gerekse Türkiye muhasebe standartlarında yapılan yeni düzenlemelerle finansal kiralamanın muhasebeleştirilmesinde ortaya çıkan sorunlar giderilmeye çalışılmıştır. Fakat yapılan düzenlemeler sistemler arasında tam bir uyum sağlama noktasında eksik kalmıştır.İşte bu çalışmada finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesi Tek Düzen Muhasebe Sistemi, Türkiye Muhasebe Standartları, Vergi Mevzuatı çerçevesinde ele alınıp, yukarıda belirtilen sistemler bünyesinde eski ve yeni düzenlemeler arasında karşılaştırmalar yapılarak aralarındaki farklılıklar ortaya koyulacaktır.