Hastaneler-devlet

Bu konu başlığı altında 78 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ ili Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliğine bağlı hastanelerde dış kaynak kullanımı: Çorlu Devlet Hastanesi örneği

Sağlık hizmeti üreten hastaneler, çok farklı faaliyet organizasyonlarını bünyelerinde bulunduran günümüzün en karmaşık işletmelerindendir. Bu faaliyetler, sağlık hizmetleri ve sağlık hizmetlerini destekleyen diğer hizmetler olmak üzere iki ana başlıkta toplanmaktadır. Koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerine odaklanan hastaneler dış kaynak kullanımı stratejisi ile diğer hizmetleri alanında uzmanlaşmış işletmelerden tedarik etmektedirler. Bu durum hastanelere, rekabet ortamında büyük avantaj sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, devlet hastanelerinin dış kaynak kullanımı yoluyla sağladığı temizlik, güvenlik, yemekhane, veri hazırlama, laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerinin mali açıdan değerlendirmesini yapmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Çorlu Devlet Hastanesi örneklem olarak seçilmiştir. Tanımlayıcı tipte araştırma modelinin kullanıldığı çalışmada, finansal analizler için gerekli olan verilere Tek Düzen Muhasebe Sistemi (TDMS) üzerinden erişilmiştir. Çalışma sonucunda, dış kaynak kullanımı yoluyla sağlanan hizmetlerin ulaştığı finansal büyüklük, aylara ve yıllara göre artış ve azalışlar, hastanenin gelir ve gider kalemleri ortaya konulmuştur.

Dış kaynaklardan yararlanmaHastanelerHastaneler-devlet+3
Adnan Baç
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi amacıyla planlandı. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında İstanbul'da bir kamu hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 145 sağlık personeliyle yürütüldü. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Veri toplama aracı olarak, Kişisel bilgi formu, Basınç Ülserini Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (BÜÖBDÖ) ve Basınç Ülserini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) kullanıldı. İstatiksel analiz için NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatiksel metodlar, Shapiro-Wilk testi, Student-t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı ve p<0,05 istatiktiksel olarak anlamlı kabul edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 34,4±7,78 yıl olup, %82,1' i kadın ve %73,1'i lisans mezunu idi. %75,2'sinin daha önce basınç ülseri açılan hastaya bakım verdiği belirlendi. BÜÖBDÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik bilgi düzeyinin yetersiz olduğu, eğitim durumu ve çalışılan görev gibi durumların BÜÖBDÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği belirlendi. BÜÖYTÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik tutumlarının olumlu olduğu, katılımcıların cinsiyet, çalışılan görev, risk değerlendirme, basınç ülseri açılan hastaya bakım verme ve okul eğitimi dışında alınan eğitim gibi durumların BÜÖYTÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği saptandı. Katılımcıların BÜÖBDÖ ile BÜÖYTÖ toplamından aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişki bulundu. Sonuç olarak araştırma bulguları, sağlık personellerinin basınç ülserini önlemeye ilişkin tutumlarının olumlu, bilgi düzeylerinin ise yetersiz olduğunu ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, sağlık çalışanı, tutum, bilgi, hemşirelik bakımı

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHastaneler+6
Burak Çağrı Ağçay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki sözleşmeli idarecilerin iş doyum düzeyleri: Ankara ili örneği

Gerek kamu kesiminde gerek özel sektörde farklı statülerde çalışan kişilerin iş doyum düzeylerini ölçmek, var olan mevcut durumu iyileştirmek ve iş performansını yükseltmek açısından önem arz etmektedir. Literatürde bu konuyla ilgili pek çok çalışmaya rastlanmakla birlikte aynı zamanda sağlık sektöründe çalışarak sağlık hizmeti sunan veya bu sektörde idarecilik yapan çeşitli unvanlardaki sağlık çalışanlarınında iş doyum seviyelerini ölçmek için çeşitli çalışmaların yapıldığıda görülmüştür. Ülkemizde kamu kesiminde sözleşmeli şekilde personel istihdamı eskiye dayansa da sözleşmeli şekilde idareci istihdamı oldukça yenidir. 2018 yılında Cumburbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından üst düzey kamu yöneticilerininde sözleşmeli olarak istihdamının önü açılmış olsa da bu uygulama Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlanmasında 2011 yılından beri bulunmaktadır. Çalışmamızda, gelecek yıllarda kamu yönetimi sistemimizde yaygınlaşma ihtimali bulunan sözleşmeli idarecilik kavramı ve sözleşmeli idarecilerin iş doyum seviyeleri ile bu kişilerin iş doyum seviyelerine etki eden demografik değişkenler Sağlık Bakanlığı özelinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde iş doyumu kavramı, ikinci bölümde ise ülkemizdeki sözleşmeli personel kavramı ve uygulaması ile bunun hukuki dayanakları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde de yapılan alan araştırmasıyla ilgili ön bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan Ankara İlindeki hastanelerde sözleşmeli idareci olarak görev yapanların iş doyum düzeylerini tespit etmek üzere yapılan anketin bulguları değerlendirilmiştir. Ankete dahil olan katılımcıların iş doyum seviyesini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmış ve bu anket Ankara İlinde Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde başhekim, başhekim yardımcısı, idari ve mali işler müdürü, destek ve kalite hizmetleri müdürü, sağlık bakım hizmetleri müdürü ve müdür yardımcısı unvanlarında sözleşmeli olarak görev yapan idareciler üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre elde edilen verilerden, cinsiyet, medeni durum, yaş, aylık gelir, unvan, görev yapılan kurum türü, idarecilik"te görev aldıkları süre gibi faktörlerle, iş doyum düzeyi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenerek aralarındaki ilişki açığa çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda iş performansının ve verimliliğin artırılmasına yönelik olarak bu ilişkiler çerçevesinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İş Doyumu, Sözleşmeli Personel, Sözleşmeli Yöneticilik

AnkaraHastanelerHastaneler-devlet+4
Cihan Sağlam
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin farklılıkların yönetimi hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi: Bir kamu hastanesi örneği

Farklılık olgusunun anlamlandırılması gerek bireysel gerekse toplumsal ölçekte hayati bir öneme sahip olmakla beraber çok yönlü bir değerlendirmeyi de beraberinde gerektirmektedir. Bir avantaj ya da olumsuz bir etken olarak görülebileceği farklı alanlarda ve farklı ölçeklerde bu türlü bir değerlendirmenin yapılması oldukça dikkatli ve analitik bir sistem gerektirmektedir. Farklılıklardan doğan durumların yönetimi sürecindeki modeller ve bu modeller doğrultusunda olası stratejilerin belirlenmesi, yine farklılıklardan kaynaklı olumsuz etkilerin giderilmesi veya bir avantaja dönüştürülmesine ilişkin yönetsel çalışmalar günümüzde değerlendirilmektedir. Farklılıklar, avantajları ya da olumsuz etkileri ile insan ilişkileri gibi gündelik hayatı etkilediği gibi profesyonel iş hayatını da etkilemektedir. Çalışmanın odak noktası olan sağlık kurumlarındaki hem hizmet alanlar hem de çalışanlar açısından olası farklılıkların belirlenip bu farklılıkları kurum içi hizmet yapısına ne gibi etkilerde bulunduğunu ve bu etkilerin kurumun işleyişine olan yansımalarının ele alınması sağlık sistemindeki bazı aksaklıkların tespiti ve giderilmesi için hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmada; öncelikle farklılık kavramı incelendikten sonra, farklılığa neden olan cinsiyet ve yaş gibi iç boyutlar; kişilik, kültür gibi dış boyutlar ile örgütsel rol ve statü, çalışma biçimi gibi örgütsel boyutlar ele alınarak, farklılık yönetiminin tarihsel gelişimi ile farklılık yönetimindeki modeller ve farklılığa ilişkin stratejiler üzerine literatür araştırması yapılmıştır. Sonrasında, kamu kurumlarında çalışan sağlık personelinin demografik yapıları ve farklılık algıları arasında ilişkinin olup olmadığının saptanması amaçlanarak yüz yüze görüşme tekniği ile anket çalışmasını içeren bir inceleme yapılmıştır. İş bölümü ve uzmanlaşmanın en yüksek olduğu işletmeler olan hastanelerin diğer işletmelerden farklı olması ve daha önce sağlık sektöründe çalışan farklı meslek mensuplarını kapsayan farklılıklar yönetimi üzerine yapılmış bir çalışmanın olmaması, bu çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda gerekli izinler alınarak İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ele alınarak; yaş, eğitim düzeyi, medeni hal, cinsiyet vb. sınıflandırmalar tabanından sağlık kurumlarında çalışan sağlık personelinin farklılık algıları üzerine etkilerinden hareketle ölçümleme ve incelemeler gerçekleştirilmiştir. Anket çalışması, 1414 olan araştırma evreni için 302 adet tabakalı örneklem belirlenmiş ve 381 kişiye uygulanarak genelleme yapılmıştır. Ölçekteki ifadeler, 5'li Likert tipi ölçeğinde olup 1'den (hiç/kesinlikle katılmıyorum) 5'e (daima/kesinlikle katılıyorum) doğru sıralanmıştır ve ölçeğin güvenilirlik analizine göre genel ortalamasının 3.790, güvenirlik katsayısının 0,849 olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile Kolmogorov-Smirnov dağılım testi kullanılmıştır. Çalışma ekibi içinde istenmeyen farklılıklar konusunda elde edilen bulgular incelendiğinde, %45.4 kişilik, %25.2 cinsel tercih ve %21'inin diğer nedenler olduğu görülmüştür. Sosyal yaşamda istenmeyen farklılıklar da bu sonuçlara paraleldir. Araştırma sonucunda mevcut demografik değişkenlerin farklılıkların algısı konusunda ciddi boyutlarda bir fark meydana getirmediği gözlemlenmiştir. Araştırmalar ile belirlenen ve hem çalışma ekibi içinde hem de sosyal yaşamda istenmeyen mevcut farklılıkların, alınacak kararlar ve geliştirilecek stratejiler ile işlevsellik kazandırılarak faydaya dönüştürülmesi mümkündür. Kişisel yargı ve tutumların en aza indirgendiği, hoşgörünün yüksek olduğu, kişisel farklılıkların faydaya dönüştürüldüğü koşullar hem sağlık sistemi hem de sağlık hizmetinde iyileşmeye olanak sağlamaktadır. Araştırma her ne kadar kendi örneklem sayısını içererek tüm sağlık sektörünü kapsamasa da, bu konuda yapılan ilk araştırma olduğu için bulgular açısından oldukça önemlidir ve sağlık sistemi ve hizmetinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Farklılık, Farklılık yönetimi, Sağlık personeli.

Farklılıkların yönetimiHastanelerHastaneler-devlet+3
Elif Arslan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu ve özel hastanede yatan hastaların hastane yiyecek hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin karşılaştırılması

daha sonra doldurulacaktır

BeslenmeBeslenme hizmetleriHasta memnuniyeti+4
Büşra Atmaca
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anamur Devlet Hastanesi'nde görev yapan sağlık personelinin probiyotik ürünler hakkındaki bilgi düzeylerinin saptanması ve bu ürünleri tüketme durumları

Bu çalışma Mersin ilinin Anamur ilçesinde bulunan Anamur Devlet Hastanesi'nde çalışan 156 kadın ve 54 erkek, her yaş ve her meslek grubuna ait 210 sağlık personeli ile yürütülmüştür. Tanımlayıcı olarak planlanan araştırmada veriler Mayıs - Haziran 2018 tarihleri arasında uygulanan anketlerle elde edilmiştir. Bu kapsamda; sağlık personelinin sosyo-demografik durumları, ağırlık, boy, genel beslenme alışkanlıkları, hastalık durumları, probiyotik tüketme durumları, probiyotik tüketim sıklıkları ve probiyotikler hakkındaki bilgi düzeyleri saptanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulguların istatistiksel analizleri için SPSS 20 programı kullanılmıştır. Bireylerden elde edilen verilerin ortalama, standart sapma, sayı ve yüzde değerleri saptanmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde ki-kare test analizi kullanılmıştır. P değerinin 0,05'ten küçük olduğu durumlarda gruplar arası fark anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular değerlendirildiğinde sağlık personelinin %98,1'inin probiyotik besinleri bildiği sonucuna ulaşılmıştır. Probiyotik besinleri bilen personel sayısında kadınların daha fazla (%74,3) olduğu tespit edilmiştir ama probiyotik besinleri bilme durumu ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Lisans (%41,7) ve ön lisans (%35,9) eğitimi almış olan sağlık personelinin probiyotik besinler hakkında daha çok bilgiye sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca probiyotik besinleri bilme durumu ile öğrenim durumu arasında da anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Probiyotik katkılı besinleri ise sağlık personelinin sadece %20'sinin tükettiği saptanmıştır. Probiyotik katkılı besinleri tüketen bireylerin cinsiyetine bakıldığında da kadınların (%85,7) daha çok tükettikleri sonucuna varılmıştır. Lisans eğitimi almış (%57,1) olan sağlık personelinin probiyotik katkılı besinleri daha çok tükettikleri belirlenmiştir. Probiyotik katkılı besinleri tüketme durumu ile öğrenim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca probiyotik katkılı besinleri tüketme durumu ile BKI arasında da anlamlı bir ilişki bulunduğu saptanmıştır (p<0,05).

Bilgi düzeyiHastanelerHastaneler-devlet+4
Eda Altundiş
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 18-35 yaş aralığındaki bölge kadınlarının son 5 yıllık D vitamini düzeyinin saptanması

Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine Başvuran 18-35 Yaş Aralığındaki Bölge Kadınlarının Son 5 Yıllık D Vitamini Düzeyinin Saptanması. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Biyokimya Anabilim Dalı, Veteriner Programı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2018. Sunulan bu tez ile Van ilinde beş yıllık bir sürede çeşitli sağlık nedenleriyle Van Eğitim ve Araştırma hastanesine gelen bayan hastaların temelde Vitamin D düzeyleri olmak üzere onunla bağlantılı Ca, Mg ve K düzeylerini saptamak amaçlanmıştır. Çalışmanın insan materyalini 2012-2016 yılları arasında Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran ve serum D vitamin analizleri yapılmış olan 18-35 yaş aralığındaki bayan hastalar oluşturdu. Her yıl için 20 hasta, toplam 100 hasta, gerekli izinleri alınıp araştırmaya dâhil edildi. 2012-2015 yıllları arasındaki istenilen analiz sonuçları arşivden alınırken, 2016 yılında ise yine 20 bayanın kan örnekleri bizzat alınıp, D vitamini, kalsiyum, potasyum ve magnezyum değerleri tayin edildi. Roche marka Cobas otoanalizörü kullanarak analizler yapıldı. 2012 ile 2016 yılında 5 yılık süre yılında bu parametrelerin ortalama değerleri sırasıyla Vitamin D için 7.88±8.23 – 11.90±10.88 - 10.67±10.39 – 12.68±13.76 – 15.98±15.72 ng/ml. Kalsiyum için 9.33±0.96 – 9.64±0.54 – 9.38±1.03 – 8.84±1.03 – 9.53±0.62 mg/dl, Magnezyum için 2.05±0.20 – 2.12±0.17 -2.03±0.14 – 1.93±0.22 – 2.00±0.26 mg/dl iken potasyum için 4.11±0.34 - 4.22±0.43 – 4.03±0.44 -4.10±0.47 – 4.18±0.36 mmol/l olarak saptandı. Çeşitli tıp otoriteleri tarafından 50 nmol /l (20-30 ng/ml) den fazla serum vitamin D düzeyi yeterli olarak kabul edildiğinden, klinik D vitamini eksikliğinde düzey 25 nmol/ l (10ng/ml)' den düşük olduğunda ortaya çıkmaktadır. İncelenen tüm yıllarda saptanan vitamin D düzeyleri eksiklik sınırları içinde olup Van ilinde kadınlarda ciddi eksiklikler bulunmuştur. Yöresel temelde kapalı olarak giyilen giysiler, gün ışığından faydalanma süresinin azlığı ve yetersiz beslenme eksiklik nedenleri olabilir. Diğer parametrelerde ciddi bir eksiklik tesbit edilmemiştir. Sonuç olarak Van ilinde yıllara dayanan bir çalışma olarak bu eser önem arzetmektedir. Daha detaylı Vitamin D seviye tesbiti çalışmalarının yapılması, bölgesel çalışmalara ağırlık verilerek, genç-yaşlı nüfüsta saptanacak eksik vitamin değerlerine karşı çeşitli kuruluşlar nezdinde, özellikle temel bazı gıdalar belirlenecek oranlarda takviye yapılması önerilmelidir. Anahtar Kelimeler: D Vitamini, Kadın, Kolekalsiferol, Kalsiyum, Magnezyum, Potasyum

HastanelerHastaneler-devletKadınlar+7
Ümit Güneş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bingöl Devlet Hastanesi'nde 2017 yılında tedavi olan geriatri hastalarında anemi durumunun değerlendirilmesi

Bingöl'de geriatrik hasta popülasyonunda anemi sıklığının belirlenmesi amaçlandı. Aneminin sosyodemografik özelliklerden ve hastanede tedavi olma biçimi gibi faktörlerden nasıl etkilendiğininin belirlenmesi, anemi belirlenen kişilerde aneminin morfolojik, yaş gruplarına göre ve anemi ağırlık düzeyine göre değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışma Bingöl Devlet Hastanesi'ne başvuran geriatri hastalarında geriye dönük olarak yapıldı. Hastalar DSÖ kriterlerine göre erkeklerde hemoglobinin 13 gr/dl, kadınların ise 12gr/dl altında olması anemi kabul edilerek değerlendirildi. Yatan ve ayakta tedavi olan hastaların, kadın ve erkek hastaların anemi sıklığı belirlendi. Anemili hastalar morfolojik olarak sınıflandırıldı. Anemik hastalar ağır, orta ve hafif düzeyde anemi şeklinde gruplara ayrıldı. Ayrıca anemili geriatri hastaları 65-74 yaş, 75-84 yaş ve 85 yaş ve üzeri gruplara ayrılarak incelendi. Sonuçların değerlendirilmesinde Minitap paket istatistik programı ve excelden yararlanıldı. Çalışmaya dahil edilen toplam hasta sayısı 11621 bireydi. Bunların 6292'si kadın, 5329'u erkekti. Yatarak tedavi görenler 2142 (%18.43), poliklinikte muayene olanlar 9479 (%81.57) kişiden oluşuyordu. Genel anemi sıklığı %24.71 bulundu. Anemi sıklığı kadınlarda %21.72, erkeklerde ise %28.25 olarak bulundu. Yatan hastalarda anemi sıklığı %46.51, ayakta tedavi gören hastalarda anemi sıklığı %19.79 olarak tespit edildi. En yüksek anemi sıklığı yatarak tedavi gören erkek hastalarda (%47.97) tespit edildi. Yatarak tedavi olan kadınlarda da %44.70 sıklıkta anemi bulundu. Ayakta muayene olan geriatrik erkeklerde %22.57 kadınlarda ise %17.62 anemi sıklığı belirlendi. Anemili hastalardan toplam 205 kişide (%7.15) ağır, 563 kişide (%19.62) orta, 2101 kişide (%73.23) hafif düzey anemi bulundu. Geriatrik anemili hastalarda genel morfolojik değerlendirmede 619 kişide (%21.59) mikrositer, 2129 kişide (%74.21) normositer, 121 kişide (%4.22) makrositer tipte anemi bulundu. Yaş arttıkça anemi oranında artma saptandı. Yaş gruplarında en fazla anemi oranı 85 yaş üstü erkek yatan hastalarda %67.35 olarak bulundu. Geriatrik hastalarda anemi erkek hastalarda daha fazla idi. Yatan hastalarda anemi ayakta tedavi gören hastalardan daha fazla idi. Geriatri hastalarında aneminin değerlendirmesi yapıldı. Bu çalışma yaşlılarda aneminin tespiti ve düzeltilmesine yönelik halk sağlığı programlarının yapılmasına katkı sağlayabilir. Geriatrik popülasyonda etyolojiye yönelik daha geniş anemi çalışmalarına ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Anemi, durum değerlendirmesi, geriatri hastaları

AnemiBingölGeriatri+3
Emine Aydın Bayat
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarında mesleki tükenmişlik düzeyi ile stres ilişkisi(Osmaniye Devlet Hastanesi ve İl Halk Sağlığı laboratuvarı örneklemi)

Bu araştırmanın temel amacı, sağlık sektörünün temel yapı taşlarından biri olan sağlık çalışanların mesleki tükenmişlik düzeyi ve stres ilişkileri belirlenip, arasındaki ilişki incelenmiştir. Buna ek olarak çalışmaya katılan sağlık çalışanların demografik özellikleri de mesleki tükenme ve stres kavramının incelenmesi ikincil amaç olarak belirlenmiştir.

HastanelerHastaneler-devletOsmaniye+3
Songül Sinem Bolat
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Covid-19 salgın sürecinde ilgili kamu-özel sektör hastanelerinin performansının değerlendirilmesi

COVID-19 salgın sürecinde hastanelerin performans yönetimi kurumların başarısında oldukça önemlidir. Bu sebeple, yöneticiler kurumlarının performansını artırmak için gayret göstermektedirler.Kurumsal performansa etki eden faktörler arasında personelin örgütsel bağlılığı, iş tatmini, algılanan kurumsal performans düzeyleri bulunmaktadır. Bu tezdeilk olarak bireysel çerçevede, Covid-19 salgın sürecinde kamu-özel hastanelerde çalışanların örgütselbağlılıkve iş tatmindüzeylerinin, çalışanların algıladıkları kurumsal performans yönetimi düzeylerine göre etkileri incelenmiştir. Kurumsal performans kapsamında hastanelerin kalite, verimlilik ve algılanan kurumsal performans düzeyleri değerlendirilmiştir. Bu bağlamda hastanelerin yatak kapasiteleri, doluluk oranları ve kamu-özel hastane olma durumları kontrol değişkeni olarak analize dahil edilmiştir. Çalışmanın örneklemi iki kamu ve iki özel hastaneden oluşmuştur. Anket yöntemi ile elde edilen veriler SPSS v.25 programında ikili gruplar için Bağımsız Örneklem T Testi, üçve daha fazla gruplar için Tek YönlüVaryans Analizi (ANOVA) testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmacı tarafından oluşturulan Araştırma Model'ini ve hipotezleri doğrulamak için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bu tezin amacı, kurumsal performans değerlendirmelerinde insan kaynakları potansiyeli etkisine odaklanarak; algılanan kurumsal performans yönetiminin örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ülkemizde sağlık hizmetlerinde insan kaynağının algılanan kurumsal performans ile örgütsel bağlılık ve personel iş tatmininin üzerindeki etkilerini inceleyen çalışma sayısı oldukça az olup bu kapsamda etkilerinvarlığının ve hangi yönde olduğunun araştırılması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma ile literatüre bu alanla ilgili katkı yapılması amaçlanmaktadır.

COVID 19HastanelerHastaneler-devlet+5
Lubna Al Khalıssı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İki yüz ve üzeri yataklı b grubu kamu hastanelerinin verimliliklerinin değerlendirilmesi

Verimlilik en az çaba veya maliyet ile en fazla sonuca ulaşma kapasitesi olarak ifade edilmektedir. Verimliliğin ölçülmesi, girdilerin en az kayıp ile kapasitelerinin nerdeyse tamamının çıktıya dönüştürülmesini sağlamaktadır. Sağlık Bakanlığının amaçlarından biri de, hastanelerin verimliliğinin iyileştirmesine odaklanmaktır. Bu çalışmada 200 ve üzeri yataklı 44 B grubu kamu hastanesinin, 2013 ve 2016 yıllarındaki verimliliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın girdi ve çıktı değişkenleri olarak, hastanelerin mali ve hizmet sunumu verileri kullanılmıştır. Verimlilikler dört farklı modelde (M1-M4), Veri Zarflama Analizi temel modellerinden, girdi odaklı ve ölçeğe göre sabit getirili modelle analiz edilmiştir. Ayrıca normalliğin belirlenmesinde Shapiro-Wilk ve diğer karşılaştırmaların istatistiksel olarak anlamlılığının analizinde Wilcoxon, Kruskal-Wallis ve Friedman testleri kullanılmıştır. Hastanelerin değerlendirilmesi sonucunda, 2013 yılında verimli olan hastane yüzdesi %50,0 ile %79,5 arasında değişmiştir. Buna karşın, 2016 yılında verimli olan hastane yüzdeleri de %34,1 ile %70,5 arasında değişmiştir. Yıllar itibariyle yapılan değerlendirmede, 2016 yılı verimli olan hastane sayıları ve verimlilik puanları ortalamalarının 2013 yılına göre M1, M3 ve M4'de azaldığı, buna karşın M2'de 2016 yılında 2013 yılına göre hem verimli olan hastane sayısının hem de verimlilik puanları ortalamalarının arttığı tespit edilmiştir. Ancak her iki durum için verimlilik puanaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Her iki yılda (2013 ve 2016) hastanelerin verimli olabilmesi için en fazla değiştirilmesi gereken değişkenlerin, M1 ve M3'de "Emek Dışı Sabit Giderler, Diğer Sabit Giderler" değişkeni ve M2 ve M4'de ise "Toplam Kapalı Alan (m2)" değişkeni olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada da uygulanan, sadece mali değişkenler veya hizmet sunumu değişkenleriyle oluşturulan modellerin sonuçlarının karşılaştırılmasıyla, modeller arasında ortaya çıkan farklılıklar hastanelerin durumlarını değerlendirmek için farklı açılımlar getirmekte ve bu açılımların sonuçlarına göre farklı müdahale alanları ortaya konabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kamu hastaneleri, verimlilik, veri zarflama analizi (VZA)

HastanelerHastaneler-devletVeri zarflama analizi+3
Hüseyin Özbay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kamu hastanesi sağlık çalışanlarında duygusal emek düzeyi ve etkileyen faktörler

Araştırma ile İzmir ilinde bulunan bir kamu hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeyleri ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Analitik bir çalışma olan araştırmanın verileri 01.02.2017-01.04.2017 arasında toplanmıştır. Araştırmaya 304 sağlık çalışanı katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması için sosyo-demografik özellikler soru formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeylerinin yüzeyel rol yapma ve doğal duygular boyutlarında yaş değişkenine göre istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Duygusal emek alt boyutu olan yüzeyel rol yapma ile mesleki yıl ortalaması değişkeni arasında da istatiksel bakımdan anlamlı farklılık görülmüştür. Ancak diğer alt boyutlar olan derinden rol yapma ve doğal duygular arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sağlık çalışanlarının memnuniyet düzeyleri ile duygusal emekleri arasında ise anlamlı fark bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının duygusal emek düzeyleri ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiye dair bulgular incelendiğinde tükenmişlik düzeyleri ile duygusal emekleri arasında anlamlı fark tespit edilmiştir.

Duygusal emekEbelerHastaneler+3
Oya Özbay
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

İzmir'deki hastanelerde işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin değerlendirilmesi

GİRİŞ - AMAÇ Son yıllarda işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) alanında hızlı değişiklikler olmuştur. Sağlık çalışanları için İSİG, diğer çalışanlardan farklı özellikler arz etmektedir. Sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğu "çok tehlikeli işler" sınıfında bulunan hastanelerde görev yapmaktadır. Amerikan İş Güvenliği ve Sağlığı Ulusal Enstitüsü tarafından biyolojik ve psiko-sosyal riskler başta olma üzere hastanelerde beş başlık altında 94 risk belirlenmiştir. Ülkemizde son yıllarda bu risklere yönelik sağlık çalışanlarının İSİG hizmetlerini almasını destekleyen düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Özel sağlık kuruluşları için İş Kanunu bağlayıcılığını korumakta iken 2012 yılında çıkan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kamu ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşlar için hükümler içermektedir. Çalışmanın amacı; İzmir'de yataklı tedavi kurumlarında çalışan sağlık çalışanlarına yönelik İSİG hizmetlerinin durumunu saptamak, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile diğer mevzuat hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek, İSİG hizmeti sunarken yaşanan sıkıntıları ve eksiklikleri ortaya çıkarmak, İSİG konusunda geliştirilmeye müsait alanları tespit etmektir. GEREÇ - YÖNTEM Çalışmanın evreni, İzmir'deki 56 yataklı tedavi kurumudur. Çalışmaya tüm evren alınmış olup ayrıca örneklem seçilmemiştir. Çalışma iki ayrı bölümden oluşmaktadır. 1.Niceliksel ve 2.Niteliksel. Çalışmanın niceliksel bölümü kesitsel tipte planlanmıştır. Niteliksel bölüm, niceliksel bölümden elde edilen sonuçları açıklamak üzere planlanmış ve gömülü kuram yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama Mayıs 2015 ve Eylül 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. BULGULAR Araştırma evrenindeki toplam 56 hastanenin 49'u çalışmaya katılmıştır. İSİG hizmetleri, her bir hizmete ayrı puan verilerek hesaplanan İSİG puanı aracılığıyla 100 puan üzerinden toplu olarak değerlendirilmiştir. Bu hastanelerin İSİG puan ortalamaları 75,8±10,5 bulunmuştur. 26 hastane ortalamanın altında kalmış ve yetersiz olarak değerlendirilmiştir. Ortalamanın üstünde puanı olan hastane sayısı ise 23'tür. Çalışmadaki en iyi hastane 97,9 puan alırken, en düşük puanlı hastane ise 50,3 almıştır. İSİG puanı; özel hastanelerde, hastanede yetkili sendika olmadığı ve SKS harici akreditasyon çalışması olduğu durumlarda daha yüksek bulunmuştur. Korelasyon analizinde İSİG puanı ile hastane yaşı (hizmet süresi), taşeron çalışan oranı ve sayısı, çalışanların bildirdiği fiziksel şiddet hızı ve çalışanların bildirdiği sözel şiddet hızı arasında negatif korelasyon, İSİG hizmeti sunma süresi arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. TARTIŞMA Lojistik regresyon analizi sonucu İSİG hizmetlerini etkileyen en önemli değişken olarak hastanenin mülkiyet tipi (kamu/özel) bulunmuştur. Kamu hastaneleri İSİG hizmet sunumunda özel sektöre göre daha kötü durumdadır. Niteliksel çalışma bulguları bu farklılığın, olası nedenlerini; 1) İSİG mevzuatının kamuya uyumlu olmaması, kamuda gereksiz bürokrasinin olması ve ihalelerin sorunlu olması, 2) Kamuda İSİG profesyoneli istihdamının yetersiz ve sorunlu olması, 3)Kamuda İSİG hizmetlerinin denetiminin yetersiz olması şeklinde ortaya koymuştur. Hizmet sunumunda yaşanan diğer sorunlar ise; 1) İşveren/yönetim desteği yetersizliği, 2) İşyeri hekimlerinin İSİG hizmet sunumuna katılımı yetersizliği, başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanlarının İSİG hizmeti alımında isteksiz olması, 3) Eğitimlerin yer-zaman-içerik olarak geliştirilmesi gerekliliği 4)Kalite birimlerinin halen hastanelerde İSİG konusunda en etkin birim konumunda olması, 5) İş kazası ve kesici delici alet yaralanmaları bildiriminde eksiklikler, olarak sıralanmıştır. SONUÇ Daha geniş bir çerçeveden baktığımız zaman sorunların çözümünde devlete; hem bir işveren olması, hem de düzenleme ve denetleme görevinden dolayı iş düşmektedir.

HastanelerHastaneler-devletSağlık personeli+4
Umut Otlu
Ege University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik (E) reçete uygulamasının hasta ve hasta yakınları tarafından algı ve memnuniyetlerinin değerlendirilmesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği

Günümüz dünyasında bilişim teknolojisi baş döndürücü değişim ve gelişim göstermektedir. Sağlık hizmetlerinde bilişim teknolojisine ihtiyaç gün geçtikçe ivmelenerek artmakta olup, bilişim teknolojisinin desteği olmadan işlevsel bir sağlık hizmetinin verilmesi mümkün görülmemektedir. Sağlık hizmetlerinde kendine yer bulan ve sağlıkta inovasyon örneği olarak kabul gören uygulamaların başında elektronik (e) reçete uygulaması da gelmektedir. Amacı; Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinden poliklinik hizmeti alan hasta ve hasta yakınlarının elektronik reçete uygulamasının algı ve memnuniyetlerini belirlemeye yönelik olan bu çalışma, kesitsel ve tanımlayıcı araştırma modelinde yapılmak üzere planlandı. Çalışmanın verileri, literatür taraması yapıldıktan sonra araştırmacı tarafından oluşturulan soru seti aracılığı ile toplandı. Soru seti toplam 386 katılımcıya uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programına aktarılarak tüm değişkenlerin katılımcılar tarafından aynı düzeyde algılanıp algılanmadığını ve değişkenlerin arasındaki ilişkilerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için faktör ve iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alfa) analizleri yapıldı. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenlerin analizinde Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis testleri kullanıldı. Sonuçlar ortalama, standart sapma, min-max, sıklık ve yüzde olarak ifade edilerek p< 0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı olarak kabul edildi. Sonuç; uygulamanın hekim, eczacı ve geri ödeme merkezi açısından izlem, kontrol, değerlendirme, geri bildirim ve denetleme kolaylığı sağladığı, uygulamanın yanlış ilaç alımını, israfı, reçete üzerinde yapılacak olan usulsüzlükleri ve tahrifatı önlediği. Hasta ve yakınlarının, elektronik reçete uygulamasını gerekli ve çağımızın modern uygulamalarından biri olarak değerlendirdikleri, uygulamayı destekledikleri ve uygulamadan yüksek düzeyde memnun oldukları anlaşıldı.

Elektronik reçeteHasta memnuniyetiHasta yakınları+7
Hava Yolcu
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arhavi ve hopa devlet hastanelerinde örgüt iklimi, sağlık çalışanlarının güçlendirme algısının belirlenmesi

Amacı; Artvin Arhavi ve Hopa Devlet Hastaneleri çalışanlarının personel güçlendirme algısı ile örgütsel iklim arasındaki ilişkinin varlığını belirlemeye yönelik olan bu çalışma, keşfedici araştırma yöntemi izlenerek tanımlayıcı araştırma modelinde yapılmak üzere planlandı. Bu çalışmada veriler Robert Stringer tarafından geliştirilen Örgüt İklimi Ölçeği ve Spreitzer tarafından geliştirilen Personel Güçlendirme Algısını Ölçeği aracılığı ile toplandı. Elde edilen veriler SPSS 13,0 paket programında tanımlayıcı istatistiklerin (frekans, aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzdelik) yanı sıra faktör, basit doğrusal regresyon ve Pearson Korelasyon testi ile analiz edildi. Çalışmada; çalışanların örgüt iklimi algısı genel ortalaması 2.79±0.42 ve personel güçlendirme algı ortalaması ise 1.93±0.63 olarak bulundu. Çalışanların örgüt iklimi ve personel güçlendirme algıları arasında pozitif yönlü bir ilişkinin (r=0.293, p<0.01 ) olduğu ve personel güçlendirmenin örgüt iklimi üzerindeki etkisinin birimde 0.195 puan olduğu belirlendi. Çalışma verilerinin analizi sonucunda, Arhavi ve Hopa Devlet Hastaneleri çalışanlarının örgüt iklimi algılarının orta düzeyde, personel güçlendirme algılarının ise düşük düzeyde olduğu saptandı. Çalışanların personel güçlendirme ile örgüt iklimi arasında pozitif yönlü ve doğrusal bir ilişkinin olduğu ancak, personel güçlendirmenin örgüt iklimi üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı görüldü

Artvin-ArhaviArtvin-HopaGüçlendirme+5
Sevgi Gamze Türkuğur Köse
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıbbi atık yönetiminde sağlık çalışanlarının rolü : Bir devlet hastanesi örneği

Amaç: Bu araştırma; Trabzon İli Ortahisar ilçesindeki Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon hastanesindeki sağlık çalışanlarının tıbbi atık yönetimindeki bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Aralık 2016-Ocak 2017'de Trabzon Yavuz Selim Kemik Hastalıkları ve Rehabilitasyon Hastanesinde çalışan sağlık çalışanları (n=248 kişi) oluşmaktadır. Araştırmanın yapıldığı tarihlerde aktif çalışan, raporlu-izinli-red edenler dışında 196 personele ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler ve personelin tıbbi atıklar ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını içeren sorulardan oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Bulgular: Sağlık çalışanların %74.0'ı (145 kişi) kadın, %26.0'ı (51 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 39.31±5.67 (min:22, max:56)'dir. Sağlık çalışanların %93.3'ü atıklar konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu, %98.4'ü atıkların kaynağında ayrıştırılmasını önemsediğini ifade etmiştir. Sonuç: Bu araştırmada kadın sağlık çalışanlar"atık yönetim ilkeleri, evsel atıkların hangi renk torbalara atıldığı, belirli aralıklarla atıklar konusunda hizmet içi eğitim verilmesinin önemine inandığı" konularında erkek sağlık çalışanlarına göre bilgi düzeyleri daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Sağlık çalışanları, Tıbbi atık, Tıbbi atık yönetimi

Atık yönetimiHastanelerHastaneler-devlet+3
Semra Şişman Elevli
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rize İli Devlet Hastanesinde çalışan sağlık personelinin iş sağlığı güvenliği kültürünün araştırılması

İş kazaları çalışma yaşamının en önemli sorun alanlarından biridir. Güvenlik kültürü, iş kazalarının önlenmesi konusunda iş güvenliği literatüründe son yıllarda üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı, güvenlik kültürünün çalışanların güvenli davranışları üzerine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın Rize İli Devlet Hastanesinde Çalışan 162 kişi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, frekans dağılımı, güvenirlik analizi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre çalışanların güvenlik kültürü algısı çalışanların güvenli davranışları üzerinde anlamlı bir etkide bulunmaktadır. Elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda, işyerinde sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasında, güvenlik kültürünün sağlanması ve geliştirilmesinin anahtar bir rol oynadığı görülmektedir.

Güvenlik kültürüHastaneler-devletRize+3
Hızır Çelik
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kamu hastanesinde çalışanların psikolojik sağlamlık düzeylerinin iş motivasyonu ve iş stresi düzeylerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, bir kamu hastanesinde çalışanların psikolojik sağlamlık düzeylerinin iş motivasyonu ve iş stresi düzeylerine etkisini araştırmaktır. Çalışmanın evrenini İstanbul ili Maltepe ilçesinde bulunan Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Hastane yönetimi ile görüşülerek araştırma evreni sayısının 692 olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Araştırmanın örneklemi ise sistematik örnekleme ile belirlenen sağlık çalışanları içerisinden çalışmaya katılmayı kabul eden 295 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Verilerin elde edilmesinde araştırmacı tarafından oluşturulan Sosyo-Demografik Bilgi Formu, İş Motivasyon Ölçeği (İMÖ), Algılanan İş Stresi Ölçeği (AİSÖ) ve Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CDPSÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS-22 programı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde frekans, ortalama, bağımsız gruplar için t testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. İş motivasyonu ile psikolojik sağlamlık düzeyi arasında, iş stresi ile psikolojik sağlamlık düzeyi arasında ve iş stresi ile iş motivasyonu düzeyi arasında anlamlıilişkinin olduğu bulunmuştur. Diğer yandan çalışanlarının psikolojik sağlamlık düzeylerinin, iş motivasyonu ve iş stres düzeylerine etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Hastane yönetimlerinin sağlık personelinin yaşadığı sorunları belirlemesi sağlık çalışanlarının çalışma ortamının düzenlenmesi, yeterli sayıda sağlık çalışanının bulunması ve adaletli bir şekilde vardiyaların düzenlenmesi gereklidir.

HastanelerHastaneler-devletMotivasyon+5
Sündüz Muhsinoğlu
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin stres düzeylerinin iş motivasyonlarına etkisinin değerlendirilmesi

Bir kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin stres düzeylerinin iş motivasyonuna etkisinin incelendiği bu çalışma 2022 yılında Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın türü kesitsel araştırmadır. Kartal Koşuyolu Kalp Hastanesinde toplam 449 hemşire görev yapmaktadır. Örneklem büyüklüğü hesaplanarak en az 225 kişiye ulaşılması hedeflenmiştir. Katılımcılar basit rastgele örneklem seçimi yöntemi seçilerek belirlenmiştir.Araştırmada ilk önce belirlenen 225 kişi arasında araştırmaya katılmayı kabul etmeyen veya izin vb nedenlerle ulaşılamayanların yerine yine aynı örneklem seçim yöntemi uygulanmaya devam edilerek eksikler tamamlanmıştır. Araştırmada veri toplanırken 3 bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Anket formunun ilk bölümünde tanımlayıcı kişisel bilgiler soruları, ikinci bölümünde iş motivasyonu ölçeği, üçüncü bölümünde ise algılanan stres ölçeği kullanılmıştır. Anketler, araştırma katılımcılarıyla birebir görüşülerek ve onayları alınarak yapılmıştır. Yüz yüze görüşmede katılımcıların anlamadığı sorular açıklanmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin %80,4'ünün kadın, %19,5'inin erkek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğunu kadın hemşireler oluşturmaktadır. Bu araştırmada hemşirelerin %84,44'ü mesleğini öğrencilere önermemekte iken yalnızca %15,55'i mesleğini öğrencilere önermektedir. Araştırmaya göre kadın hemşireler erkek hemşirelere göre daha motive bulunmuştur. Araştırmada ileri yaş grubundaki hemşireler genç hemşirelere göre daha motive bulunmuştur. Bunun sebebinin çağ farkı veya genç hemşirelerin hayattaki beklentilerinin daha farklı olması düşünülmektedir. Araştırmada hemşirelerin haftalık çalışma saatlerinin yüksek olması, hafta sonu çalışıyor olmaları, gece nöbeti tutuyor olmaları ve aldıkları ücretin yetersiz olması motivasyonlarını düşürmektedir sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya göre hemşirelerin çalıştıkları birim de motivasyon düzeylerini etkilemektedir. Araştırma sonucunda hemşirelerin aylık mesai saatlerinin azaltılması, gece nöbetleri ve hafta sonu nöbetlerinin azaltılması, maaşlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Çalıştıkları birimlerde mutlu olmayan hemşirelerin çalıştıkları birimler değiştirilmelidir.

Hastaneler-devletHemşirelerHemşirelik+4
Hanife Özkul
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki bağlılık ve kurumsal itibar ilişkisi: Kamu hastanesinde bir uygulama

Bu çalışmada, kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılıkları ve kurumsal itibar algıları arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 234 hemşireye anket yöntemi uygulanarak veriler elde edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmış; devamında ise güvenilirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Veri analizinin son aşamasında ise ilişki ölçüm testlerinde korelasyon analizi etki ölçüm testlerinde regresyon analizleri gerçekleştirilerek bulgular yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda mesleki bağlılık ile kurumsal itibar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca mesleki bağlılık düzeyinin kurumsal itibar algısını pozitif yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Mesleki bağlılığın alt boyutlarından olan çaba gösterme istekliliği ile hedef ve değerlere inancın, kurumsal itibar algısını pozitif yönde etkilediği, ancak meslek üyeliğini sürdürme istekliliğinin, kurumsal itibar algısı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar, Mesleki Bağlılık

BağlılıkHastanelerHastaneler-devlet+2
Hesna Sun Ceylan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk hukuku açısından bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesi

Bu çalışmada uygulamada sıklıkla karşılaşılmaya başlanan bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesi incelenmektedir. Sözleşme hasta, hekim ve özel hastane üçgeninde meydana gelen akdi ilişkilerden oluşmaktadır. Taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüne ışık tutması amacıyla sözleşmenin taraflarının aralarındaki ilişki, ilişkilerin hukuki nitelikleri, tarafların akdi yükümlülükleri ve sona erme halleri öğretide yer alan görüşler ve yargı kararları ile birlikte ele alınmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Hasta, Hekim, Özel Hastane İşletmecisi, Sözleşme, Hukuki Nitelik, Yükümlülük, Yükümlülüklerin İhlali.

Hasta kabulHastalarHastaneler+6
Tuğçe Kılıçgil Çiçek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara Şehir Hastanesinde klinik branşlarda çalışan doktorların, şiddete maruz kalma durumlarının ve şiddete karşı çözüm önerilerinin değerlendirilmesi

Giriş: Sağlıkta şiddet ülkemizde ve tüm dünyada giderek artan ve tüm sağlık personeli üzerinde olumsuz etki yaratan bir durumdur. Türkiye'de birçok il ile ilgili bu konuyu inceleyen makaleler olduğu halde Türkiye'nin ve orta doğunun sağlık başkenti olan Ankara ile ilgili güncel çalışma mevcut değildir. Bu çalışmanın amacı Ankara ve Türkiye'nin en büyük hastanesi olan Ankara Şehir Hastanesi'nde çalışan hekimlerin bu konu hakkındaki deneyimlerini irdelemek ve çözüm önerileri hakkındaki görüşlerini araştırmaktır. Materyal ve Metot: Çalışma, Eylül 2019 ve Ocak 2020 tarihleri arasında Ankara Şehir Hastanesi'nde çalışan doktorlara anket dağıtılarak yapılan kesitsel bir çalışmadır.308 anket formu çalışmaya dahil edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hekimlerin, ortanca yaşı 29 (ÇAA:9 ),ortanca çalışma süresi 4 yıl (ÇAA:10),kadın cinsiyet oranı %62,3,cerrahi birimlerde çalışan hekim oranı %31,4 idi. Ankete Katılan hekimlerin %85,1'i sözlü, fiziksel veya fiziksel ve sözel şiddete uğradığını belirtmiştir. Şiddete uğrayan ve uğramayan hekimlerin özellikleri karşılaştırıldığında yaş, çalışma süresi, cinsiyet ve çalışılan bölüm bakımından benzer oldukları saptanmıştır. Bulgularımıza göre, günde 50'den fazla hasta bakan hekimlerin şiddete uğrama oranı daha yüksektir (p:0,02). Şiddetin en sık nedeni beklemeye tahammülsüzlük olarak görülmüştür. Çalışmamızda şiddete uğrayan hekimlerin büyük kısmı (%46,6) herhangi bir şikayette bulunmamıştır. Bunun en önemli nedeni sonuç alınacağına inanılmaması olarak gösterilmiştir. (%30,8). Sağlıkta şiddetin artmasındaki en büyük nedeni sağlık politikaları olarak görülmektedir (%88,8). Şiddetin önlenmesi için yapılacak en önemli adım hukuki önlemlerin alınması olarak görülmektedir (%93,8). Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızı, ülkemizde yapılan diğer literatür verileri ile karşılaştırdığımızda, çalışmamızda doktorların maruz kaldığı şiddet oranı daha yüksek bulunmuştur. Bu durum şiddet oranlarının gittikçe arttığını göstermektedir. Doktorların görüşüne göre oluşan bu durumun en fazla sebebi sağlık politikaları olarak görülmektedir. (%88,8) Çözüm olarak da atılacak en önemli adım, hukuki önlemlerin yeterince alınması olarak görülmektedir(%93,8). Çalışmamız Ankara Şehir Hastanesinde bu konuda ilk çalışma olma özelliğine sahiptir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Hekim, Ankara Şehir Hastanesi

AnkaraDoktorlarHastaneler-devlet+2
Nuray Pehlivan Barış
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara Şehir Hastanesi evde sağlık birimine kayıtlı hastaların uygunsuz ilaç kullanımı açısından değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Yaşadığımız yüzyılın en önemli demografik olgusu nüfusun yaşlanmasıdır. Yaşlanma ile beraber organ fonksiyonları azalmakta ve beraberinde kronik hastalıklarda artış olmaktadır. Bu durum yaşlılarda çoklu ilaç kullanımını beraberinde gerektirmektedir. Yaşlı hastalarda potansiyel olarak uygunsuz olabilecek ilaçların kullanımını belirleme ve değerlendirme önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Ankara Şehir Hastanesi Evde Sağlık Birimi'ne kayıtlı 65 yaş ve üstü hastalarda çoklu ilaç kullanımının tespit edilmesi, ilaçların 2015 AGS Beers Kriterleri ve 2019 AGS Beers kriterlerine göre uygun olup olmadığının belirlenmesi, iki versiyon arasında klinik açıdan anlamlı farklılıkların olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız tanımlayıcı özellikleri olan retrospektif tipte bir çalışmadır. Evreni Ankara Şehir Hastanesi Evde Sağlık Birimi'ne kayıtlı 65 yaş ve üstü tüm hastalar oluşturmaktadır. Çalışmamız için oluşturulan veri toplama şablonu hasta dosyalarına bakılarak doldurulmuştur. 01.09.2019 – 01.11.2019 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Ankara Şehir Hastanesi Evde Sağlık Birimi'ne kayıtlı 659 hasta dosyası taranmıştır. Çalışmamızdaki katılımcılardan bazıları vefat ve hasta dosyasındaki bilgilerin eksik olması gibi nedenlerle çalışma dışında bırakılmış olup toplam 493 hastaya ait veriler analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirme için elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya 354'ü (%71,8) kadın 493 hasta dahil edildi. Yaş ortalaması 83,74 ± 7,68'di. Hastaların tanılı hastalık sayısı ortalaması 4,77±1,80 olup en sık görülen hastalıklar, hipertansiyon, yaygın anksiyete bozukluğu, diabetes mellitus idi. 490 hastanın kullandığı en az bir ilacı olup ilaç sayısı ortalaması 7,02±2,87 idi. En sık kullanılan ilaç grupları sinir sistemi ve kalp damar sistemi ilaçlarıydı. Hastaların 306'sında (%62,4) polifarmasi, 91'inde (%18,6) aşırı polifarmasi saptandı. Potansiyel UİK durumu 2015 ve 2019 Beers kriterlerine göre 211 hastada saptandı. 2015 Beers Kriterlerine göre 358, 2019 Beers Kriterlerine göre 383 etken maddede UİK durumu belirlendi. Her iki versiyona göre en sık uygunsuzluk antipsikotik olan ketiapinde saptandı. Polifarmasi görülen hastalarda her iki versiyona göre de UİK sıklığı daha fazlaydı. Sonuç: Polifarmasiyle orantılı bir şekilde hastalar arasında UİK durumu da yarıya yakın bir oranda fazla olup polifarmasi varlığı UİK durumu sıklığını artırmaktadır. 2015 ve 2019 AGS Beers Kriterlerinin UİK durumunu saptama açısından hasta sayıları eşit olmasına rağmen, 2019 versiyonunda daha fazla etken maddede uygunsuzluk saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Polifarmasi, Beers Kriterleri, Uygunsuz İlaç Kullanımı, Evde Sağlık

Akılcı ilaç kullanımıAnkaraHastaneler-devlet+3
Şuayip Enes Arslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kilis Devlet Hastanesine başvuran ve anti HCV pozitif saptanan hastalarda HCV RNA ve genotip dağılımının araştırılması

Bu araştırmada Kilis Devlet Hastanesine başvuran ve anti HCV pozitif saptanan hastalarda HCV RNA ve genotip dağılımının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Kilis Devlet Hastanesi'ne başvurup hepatit panelleri istemiyle kan örneği alınan ve anti-HCV pozitif tespit edilen 104 hastanın serumları toplanarak çalışılıncaya kadar -80°C de saklanmıştır. Anti HCV'leri ELISA yöntemiyle (Architect i2000, Abbott, Almanya) pozitif saptanan numunelerde Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji laboratuvarında HCV RNA araştırıldı. HCV RNA pozitif saptanan 61 örnekte üretici firmanın önerileri doğrultusunda, (Qiagen, Hilden Almanya) genotip çalışıldı. Altmış bir örneğin üçünde belirgin bir genotip saptanamadı. Genotip saptanan 58 hastanın 31'i (%53.4) kadın, 27'si (%46.6) erkek olup, 27'sinin (%46.6) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 31'inin (%53.4) ise yabancı Uyruklu olduğu görüldü. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 27 kişide etkin olarak Tip 1b (%40.7), yabancı uyruklu 31 kişide ise en fazla görülen genotipin Tip 4 (%64.5) olduğu saptandı. Genotip dağılımının cinsiyet ile anlamlı bir farklılığı olmadığı saptandı. Baskın tipler olan Tip 1 ve Tip 4'ün ileri yaşlarda daha yüksek oranlarda olduğu görüldü. Çalışmada elde edilen bulgular, yabancı uyruklularda Tip 4 ve Tip 5'in daha fazla olduğunu göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında ise Tip 1b'nin sık olduğu görülmektedir. Bu da, bölgedeki mültecilerin hastalığı kendi ülkelerinden getirdiğini düşündürmektedir. Çalışmamız, yabancı uyruklu kişilerdeki genotip dağılımını göstermesi açısından önemlidir. Yine tedavi rejimlerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarında daha dikkatli planlanmasının gerekliliğini gözler önüne sermektedir.

GenotipHastanelerHastaneler-devlet+4
Yunus Aldanma
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
10

İlgili konular